
Atasun Optik Hakkında detaylı bilgi almak için: Tıklayın
Sanal Güneş Gözlüğünü Denemek için: Tıklayın
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri için: Tıklayın
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Bu bölüm "Atasun Optik" hakkında reklam içerir*
Transkript
Atasun Opti'nin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konudan bahsedeceğim.
Sevgimizi ifade edebilmek, sevgi dilimizi çözebilmek, eşimizin, dostumuzun, sevgilimizin, ailemizin sevgi dillerini anlamak ve ona göre davranmak.
Yani sevgi iletişiminde başarılı olmaktan bahsedeceğim.
Bunu konuşacağız. 5 Sevgi Dili diye bir kitap var zaten biliyorsunuzdur.
Ben de yıllar yıllar önce okumuştum ve çok sevmiştim.
Gary Chapman'ın kitabı. Kendisi evlilik ve ilişki danışmanı.
Aynı zamanda işte bu konuda radyo yayınları yapıyor.
Bu kitabı da milyonlarca sattı zaten.
Şimdi bu konu nereden çıktı Merve demiş olabilirsiniz.
Hani geçenlerde bir podcastımda annem sevgisini gösterme engelli demiştim hatırlıyorsunuz.
Bu arada annem o bölümü hala dinlememiş belli ki.
Çünkü dinlese şey olur yani ne oldu ya fotoğrafın gitti.
Beni engeller.
Sevgisini gösterme engellini bırak beni engeller.
Annem biraz kindar sürpriz yumurtadır.
Ne diyordum ya benim annem de böyle diyenler oldu.
İşte sevginin böyle eşin böyle dostun böyle hani sevgisini gösteremiyor diyenler çok oldu.
Ben de düşündüm ki böyle bir konuya gerçekten çok ihtiyacımız var.
Çünkü eğer sevgi iletişimini öğrenebilirsek hayatımızın çok daha güzel olacağına inanıyorum.
Bazen sevilmek de yetmiyor arkadaşlar.
Çünkü nasıl sevilmek istediğimiz de önemli bir yerde.
Hani seviliyorsun da nasıl seviliyorsun.
Seni deliler gibi seviyorum.
Daha ne istiyorsun anlamadığım kadın ya da adam diyenlere sevgi dilini tavsiye ediyorum.
Neden? Çünkü ilişkilerdeki bağımızı güçlendirmek için, iletişimimizi kolaylaştırmak için bu dili bilmemiz gerekiyor.
Lafı fazla uzatmadan hadi başlayalım.
Şimdi size sorsam sevgi nedir desem eminim çoğunuz emektir diyeceksiniz.
Serbi boylu mal yazmalım.
Bence de emek. Kesinlikle katılıyorum.
Hatta Sezen Aksu'nun çok sevdiğim bir parçası var.
Bükülüm bükülüm. Hani orada diyor ya ele geçmez istediğin.
Uğruna savaş vermediysen diyor.
Çok seviyorum o şarkıyı. Tabii ki savaşacağız.
Tabii ki emek vereceğiz ama doğru emek vermemiz gerekiyor.
Doğru bir savaşta bulunmamız gerekiyor.
İşte bu beş sevgi dilini anlatma sebebim bu.
Doğru bir çaba sarf etmemiz.
Elma ağacı dikip armut beklememek.
Sevdim bu sözümü. Şimdi o zaman hazırsanız sevgi depolarımızı doldurmaya başlayalım.
Yani şu hazırsanız başlayalım demek istemiyorum.
Çünkü geçen arabada kendimi dinliyorum.
İşte diyorum ki hazırsanız başlıyorum.
Abi nasıl hazır olacağım yani ne yapmamı istiyorsun?
Nasıl bir hazırlık yapılabilir podcast dinlerken?
Gerçi beni kağıt kalemle dinleyenler var biliyorum ama ne bileyim komik geldi.
Neyse hazırsanız başlıyorum.
Bu sevgi dilini şöyle düşünün arkadaşlar.
Şimdi çoğumuz doğduğumuz ailenin dilini konuşuyoruz.
Ana dilimiz o. Hani birinci dilimiz Türkçe değil mi?
Ailemize göre söylüyorum. Sonra başka diller öğrenmeye çalışıyoruz ve ikinci bir dilimiz oluyor.
Ama yine de en iyi konuştuğumuz dil ana dilimiz.
En iyi anladığımız da o. İkinci öğrendiğimiz dili de ne kadar sık kullanırsak...
Günlük hayatın içerisinde o kadar hakim oluyoruz, o kadar iyi anlıyoruz ve bir süre sonra bu dili konuşurken de artık kendimizi oldukça rahat hissetmeye başlıyoruz.
Ama eğer sadece kendi ana dilimi konuşursam başka bir dil konuşan biriyle karşılaşınca ne oluyor?
İletişimim o kadar da iyi olmuyor, kopuk oluyor değil mi?
Tarzlanca konuşmaya çalışıyorum.
El kol hareketleriyle kendimi ifade etmeye çalışıyorum, zorlanıyorum falan böyle terler akıyor alnımdan.
O yüzden iletişimi kuracağım kişinin dilini bilmem gerekiyor değil mi?
Diline hakim olmam gerekiyor ve herkesin ana dili başka.
Kimi Çince konuşuyor, kimi İspanyolca, İngilizce, Almanca, Türkçe bir sürü dil var dünyada.
İşte sevgi konusu da böyle.
Sevgide de 5 farklı dil var diyor Gary Chapman.
Eğer bu 5 sevgi dilini bilirsek karşımızdaki insanla oldukça etkili bir sevgi kontağı kurabiliriz.
Mesela ben aşkımı Çince ifade etsem karşımdaki adam da Alman olsa olur mu?
Soruyorum size bu adam beni anlamayacak.
Ben de işte elimi kolumu oynatacağım bir şeyler yapacağım.
O aşktan hiçbir şey olmayacak yani.
O yüzden onun sevgi dilini bilmem çok önemli.
Onun dilini bilmem önemli. Ve her dilin farklı farklı lehçeleri var.
O yüzden bu sevgi dillerinin de beş dili var.
Ama onları ifade ediş şeklimizin de lehçeleri var.
Onları da değineceğim az sonra. Yani sevgimizi ifade etmenin pek çok yolu olduğunu söylemeye çalışıyorum.
Şimdi önce çocuklukla başlayalım.
Erken çocukluk dönemimize gidiyoruz.
Hepimiz kendimize has bir sevgililiği geliştirdik o dönemde.
Duygusal bir kalıbımız oldu.
Kimimiz çok duygusal olduk.
Kimimiz çok güvensiz hissettik kendimizi özgüvensiz.
Kimimiz çok sevildiğimizi, istendiğimizi anladığımız için, onaylandığımızı anladığımız için güzel bir şekilde büyüdük.
Hani Instagram'da bir söz paylaşmıştım.
Ailesiyle ilişkisi iyi olanlar bu hayatta çiçek gibi açıyor.
Diğerleri de duvara çarpa çarpa kendi yolunu bulana kadar bir ömrü tüketiyor.
Geçiyor. Coğrafya kadar doğduğumuz evde gerçekten kaderimiz diye.
Cidden de öyle. Yani ailesi tarafından yeterince sevilen ve bunu hisseden çocuklar birinci sevgi dilini konuşup anlıyorlar.
Yani ana dillerini. Ama tam tersi olan çocuklar ana dillerini konuşsalar bile eksik, yanlış, tarzlanca, az kelime dağarcıyla konuşmaya çalışıyorlar.
Ve onlar için hayat oldukça zor oluyor.
İlişkileri çok zor oluyor.
Çünkü ana dilini bile tam olarak ifade edemiyor, konuşamıyor.
Ya da biriyle aşk yaşıyorsunuz, sizin ana dilinizi konuşarak ona aşkınızı ifade ediyorsunuz ama verdiğiniz mesaj karşı tarafa asla iletilmiyor.
Neden? Çünkü sevgilinizin ana dili çok başka.
Yani siz sabaha kadar aşk mesajı atın, hediyeler alın, gönlünü yapın, fiziksel temastan hiç kaçınmayın.
Sonuç yine de tınn olacaktır.
Psikologlar dikkat ettiyseniz genelde sevildiğimizi hissetmenin bu hayattaki en önemli duygusal ihtiyaçlarımızdan biri olduğunu vurguluyorlar.
Sevgisiz bir ferhat o dağları delebilir miydi soruyorum size.
Mecnun çöllere düşer miydi?
Yani yüreğimizde sevgi yoksa...
O dağları, o çölleri aşamayız.
Bir küçük su birikintisinde boğulup gideriz değil mi?
Mevlana'nın aşk, sevgi en büyük simyadır dediğini hatırlayın.
Yani ölümsüzlüğün sırrıdır dediğini anlatmıştım sizlere.
Sevgi deyince sadece aşk meşk anlatmayacağım bugün.
Yani bu podcast'ı ebeveynler de dinlemelik ki çocukların da sevgi diline geleceğiz az sonra.
Daha sağlıklı bireyler yetiştirebilmek için bir adım atmış olalım istiyorum.
Bir keresinde bir arkadaşım bana şöyle söylemişti.
Merve sevgiyle halledemeyeceğimiz hiçbir şey yok demişti.
Belki size çok basit bir cümle gibi geldi bu ama bence çok haklı.
Çünkü bir çocuk gerçekten sevildiğini hissederse, sevgi depoları dolarsa normal bir gelişim gösterir.
Ama o yaramaz dediğimiz veya işte sorunlu dediğimiz çocukların aslında sevgi depoları boş diyor Gary Chapman.
Yani bu duygusal gereksinimimiz çocukluktan ömrümüzün sonuna kadar devam ediyor.
Aklıma şu an... öyle bir geçer zamanki dizisi vardı ya orada Mete'nin evi yaktığı bir sahne vardı.
Yani Aras Bulut'un Oscar'lık performansı hatırlarsınız.
Eve benzin döküp yakıyordu ya ve o sırada babasıyla yüzleşti o sahne.
Birazdan ölümle buluşacağız Ali Kaptan.
Hatırladınız mı bu sahneyi?
Orada diyordu ya niye sevmedin beni diyordu ya niye?
Her şeyim bu kadar boş.
Bu kadar anlamsız olduğu dünyada sevgiden değerli ne olabilirdi baba diye sormuştu.
Ne ağlamıştım o sahnede ya ne kadar anlamlıydı.
O yüzden çocuklukta sevgi gerçekten çok önemli.
Bu arada sevgi deyince aşkla karıştırıyoruz genelde bunu.
Mesela bazı çiftler diyorlar ya eğlendikten sonra aşkımız bitti.
Yok öyle bir şey. Yani aşık olma deneyimi aslında geçici yani geçici bir ihtiyacı karşılıyor.
Sevgi için duyulan duygusal ihtiyacımızı gideriyor aşk.
Ve evet geçici bir şey aşk.
Ömrü kısa. Bizi önce zirveye çıkartıyor.
Sonra oradan pop işimize bir tekme hop aşağı atıyor bizi.
Ve bazen bunu bir tekmeyle yapıyor.
Bazen de... Yani hafif bir kızak yolculuğuyla yapıyoruz biz bunu.
Ve o zirveden aşağı indiğimizde bizi kim karşılıyor bilin bakalım.
Sevgi ihtiyacımız evet orada bize el sallıyor.
Belki de çocukken tahsis edemediğimiz o anamızdan babamızdan alacaklısı olduğumuz o yakasına yapıştığımız sevgi ihtiyacımız bizi aşağıda karşılıyor.
Çünkü neden? Hepimiz ilk önce onunla tanıştık.
Bebekken aşk mı biliyorduk?
Sevgi biliyorduk. Önce sevgiyi öğrendik sonra aşkı öğrendik ve özümüze geri dönüyoruz sevgiye.
Neden? Çünkü gözümüzdeki perde kalkıyor aşkın ömrü kısa.
Ve bence uzun evliliğin sırrı aşk değil sevgi.
Çünkü evlilik yakınlık ve sevgi için duyduğumuz o gereksinimi karşılamak üzere tasarlanmıştır diyor ilişki uzmanı Gary Chapman.
Ve bir psikolog var Dorothy Tenvo.
Aşık olmak üzerine kapsamlı bir inceleme yapıyor arkadaşlar.
Ve çok sayıda çifti inceliyor.
Vardığı sonuç ise şu.
Aşkın ömrü iki sene diyor.
Çok korkunç. Eninde sonunda o gökyüzünden aşağı iniyoruz.
Ayağımızı kara toprağa basıyoruz.
Yani karşımızdakinin gerçek yüzünü görüyoruz.
Beğendiğimiz bedenlere, hayalimizdeki ruhları koyup adına aşk diyoruz ama değil.
Babam bana hep şöyle söylerdi.
Umarım aşık olduğun kişiyle değil sevdiğin biriyle evlenirsin.
Halbuki yani aşıkken kafayı yediğimi görmedi ama böyle bir tespitte bulunmuştu.
Sanırım haklı. Çünkü aşkın geçici olduğunu anlamış olsa gerek.
İşte ilişkide de evlilikte de iki sene geçtiği zaman fabrika ayarlarımıza yavaş yavaş dönmeye başlıyoruz.
Ve sonra diyoruz ki para bitti, aşk bitti, herkes evine gitti.
O yüzden aşk ile sevgiyi bence karıştırmamak lazım.
Doktor Peck aşk ile sevgiyi şöyle ayırmış arkadaşlar.
Birincisi aşık olmak tabii ki irademiz dışında oluyor.
Yani bilinçli bir seçim değil bu.
Hatta bir film izlemiştim adını hatırlamıyorum.
Kadın böyle hüngür hüngür ağlıyor.
Ve adama diyordu ki keşke sana aşık olabilseydim.
Yani aynen o hesap. Yapabileceğimiz bir şey yok.
Elimizde değil. Yani aşk bizim irademizin dışında gelişen bir şey.
Bazen hiç olmadık bir yerde, hiç olmayacak bir insana aşık olabiliyoruz irademizin dışında.
İkincisi aşık olmak asla gerçek sevgi değildir.
Neden? Çünkü çaba göstermeden yaşanır.
Ama sevgide emek vardır değil mi?
Bir çaba vardır. Aşkta...
O olsa yeter deriz.
Yani nefes alsın yeter gibi oldu bu da ama öyle.
Üçüncüsü de aşık olan kişi karşı tarafın gelişimine yardımcı olmak adına bir şey yapmaz, bir çaba göstermez.
Yani işte ay sana aşık oldum bu da senin hayrına hadi bakalım köfte hor demeyiz.
Ben varım çünkü orada bencillik var.
Ben kendi yalnızlığıma son vermek istiyorum.
Seni o yüzden sevdim. Yani ben seni elde etmek için çabalıyorum.
Bak ben varım yine hep ben, ben, ben.
Benim mutluluğum var ortada.
Benim en yüksek hayrım var.
Yani sen gelişmişsin, gelişmemişsin.
Bana ne umurumda değil. Mesele benim abi aşkta.
Duygusal bir saplanta, bir batak aşk.
Sonra oradan çıktığımız zaman üstümüz başımız çamur içinde kalıyor.
Kendimize soruyoruz. Ya bunları ben mi yaptım?
Bütün bunları yapmış olamam mı?
Ben miydim? Yani kendimi tanıyamadım diyoruz.
Ama ne olursa olsun aşk dünyanın en güzel duygularından biri.
Hep söylüyorum. Çünkü insan kendini en iyi aşıkken tanıyor bence.
Şimdi uzun bir girizgahtan sonra artık sevgi dillerimize geçiyorum.
Birinci sevgi diliyle başlıyoruz.
Birinci sevgi dilimiz onay sözleri arkadaşlar.
Kral Süleyman der ki dil yaşamın ve ölümün gücüne sahiptir.
O kadar önemli. Ve birinci sevgi dili sevgiyi duygusal olarak ifade etmemizin yolu.
Gary Chapman diyor ki pek çok çift birbirlerini sözlü olarak onaylamanın gücünün farkında değil.
Sözlü onayın çok güçlü bir şey olduğunu söylüyor.
Sözlü iftifatlarımız veya takdir sözlerimiz çok önemli.
Mesela bugün çok güzelsin.
Yani bunu söylediğimiz zaman bir şey eksilmiyor bizden.
Bu elbise sana ne kadar yakışmış.
İşte bu yemeği senin kadar güzel yapan biri daha yok.
Bu güneş gözlükleri yüzüne ne kadar yakışmış.
Ya sana baktım etrafıma güneş saçıldı, içim açıldı bu ne güzellik.
Sayede güne güzel bakıyorum deyin.
Bu da Atasun Opti'nin yeni reklam filminin parçası.
Çok hoşuma gitti böyle sürekli söyleyip duruyorum.
Güneş çıktı bak bak bak bak gözlüğünü tak.
Güne güzel bakmanızı sağlayacak güneş gözlükleri şimdi Atasun'da.
Üstelik her bütçeye uygun fiyatlarla sizleri bekliyor.
Kaçırmayın derim. Ben bir güneş gözlüğü müdavimiyim arkadaşlar.
Bu hayatta... Tek vazgeçemeyeceğim aksesuarım güneş gözlüklerimdir.
Yaz, kış daima takıyorum.
Hem gözlerimi hem göz çevremi korumak için, güneşin zararlı ışınlarından kırışmamak için, rüzgardan, tozdan gözlerimi koruyorum.
Ya Merve ben de çok seviyorum güneş gözlüklerini ama bazı modellerde tereddüt ediyorum.
Acaba bana yakışır mı?
Bende nasıl durur diyorsanız.
Atosun Optik'te onun da çözümü var.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten hem Atosun Optik'in birbirinden güzel ve uygun fiyatlı güneş gözlüklerini inceleyebilir.
Hem de sanal deneme yapabilirsiniz arkadaşlar.
Sanal deneme özelliğiyle artık denemek istediğiniz güneş gözlüğünü online olarak yüzünüzde görebiliyorsunuz.
Sadece bir video çekip sisteme yükleyebilirsiniz.
Beklemeniz yeterli. Tabii ki gizlilik esası var burada.
Ben sanırım bütün mağazayı denemiş olabilirim.
Harika bir uygulama gerçekten bu sanal deneme.
Atasun Optik'te birbirinden ünlü dünya markası güneş gözlükleri sizi bekliyor arkadaşlar.
Burberry, Gucci, Prada, Michael Kors, Ray-Ban, Armani ve daha sayamadığım pek çok marka Atasun'da.
O zaman güne güzel bakmak isteyenleri açıklamalara bırakmış olduğum linke davet ediyorum.
Ve devam ediyorum. Ona güzel sözler söyleyin dedik değil mi?
Cesaret verici sözler söyleyin.
Ama bundan kasıt yani sizin kendi istediklerinizi karşı tarafa empoze etmeye çalışmak değil.
Karşınızdakinin gizli bir potansiyeli vardır.
Onu cesaretlendirerek açığa çıkmasını sağlayabilirsiniz.
Atıyorum işte sevgiliniz müthiş poğaçalar yapıyor, pastalar yapıyor.
Teşvik edin onu. Hadi deyin bir şeflik kursuna yazıl deyin.
İşte hadi bu işini geliştir deyin.
Bir şeyler söyleyin, cesaret verin.
Yani sahip olduğu bir yetenek varsa artık o yetenek neyse sizin gördüğünüz ve onun da yaptığı bir şey.
Adım atma cesareti yoksa karşınızdaki insanın ona bir cesaret verin.
Bu sevgiliniz olur, anneniz olur, babanız olur.
Sevgililiğini konuştuk. Onun için herkesi kapsıyor.
Bir de bu cesaret mevzusunda bir şeye değinmek istiyorum.
Erkekler sevgililerine veya eşlerine kilo vermeleri için baskı yapıyorlar.
Sonra da diyorlar ki ama ben sana cesaret veriyorum.
Hayır abi sen onu kınıyorsun.
Sen onu yargılıyorsun. Gururunu kırıyorsun.
Yapmayın şunu. O kadın zayıflamayı kendi istemediği sürece senin sözlerinin hiçbir anlamı yok.
Sadece bir vaaz verme olarak kalacak söylediğin sözler.
Eğer sevgiliniz diyorsa ki hayatım acaba biraz zayıflasam mı, spora mı başlasam, diyete mi başlasam diyorsa zaten harekete geçmiştir o.
O zaman alın yürüyün. Deyin ki ilk kandayım bizim seninle sırt sırta verip yani sen aklına koyduğun her şeyi yaparsın deyin.
Çünkü senin inanılmaz bir gücün var ve sevgin de var.
Var değil mi? Motivasyoncu bir çocuk.
Çok zor değil onun gibi olmak.
Yani sana önem veriyorum.
Senin yanındayım. Senin için ne yapabilirim?
Bunu iletin karşı tarafa.
Yargılarınızı değil. Birinci sevgi dilimizin lehçelerinden bir diğeri sevecen sözler arkadaşlar.
Bazen aynı cümle söyleyiş tarzımıza göre iki ayrı anlam taşıyor biliyorsunuz.
Çünkü dilimiz başka söylüyor.
Yüz ifademiz başka.
Zaten karşı taraf sesimizin tonuna yüklediğimiz o gizli anlamı direkt seziyor.
Ve artık söylediğimiz şeyin de bir anlamı kalmıyor.
Acımızı, kızgınlığımızı, kırgınlığımızı bile bazen sevgi diliyle ifade edelim diyor Gary Chapman.
Mesela atıyorum çocuğunuz evde bir saksıyı devirdi.
Her yer bir anda toprak oldu.
Siz de böyle işten gelmişsiniz.
Yorgun argın onu temizlediniz.
Can hıraş böyle kantar içinde kaldınız.
Sinirlendiniz. O da size asla yardım etmedi.
İyice köpürdünüz.
Bunu yapmak yerine şöyle diyebilirsiniz diyor.
Bana yardım etmediğin için hayal kırıklığına uğradım, incindim diyebilirsiniz.
Yani duygularımızı dürüst ve samimi bir tavırla karşı tarafa iletelim.
Orada senin kızgınlığının hiçbir anlamı yok.
Hani sana pozitif bir dönüşü olmayacak onun.
Aslında bu cümlede yargılama ve kınama yok fark ettiyseniz.
Duygularımı paylaşıyorum. Bana yardım etmediğin için hayal kırıklığına uğradım, incindim.
Değil mi? Burada bir yargı ve kınama yok.
Duygularımı paylaştım. Ve şifalanmaya çalışıyorum.
Acımı tartışma fırsatı sunuyorum karşı tarafa değil mi?
Güzelce. Bunu bütün ilişkilerinize uyarlamaya çalışın diyor.
Antik zamanlarda bir bilge yumuşak bir yanıt öfkeyi uzaklaştırır demiş.
Karşımızda hiddetli böyle öfkeden köpürmüş bir sevdiğimiz varsa nazik ve yumuşak davranırsak o da bir şekilde sakinleşecektir.
Ama olur da biz de cinnet geçirirsek ne olacak?
Üçüncü Dünya Savaşı çıkacak ne gerek var?
Bu da size hani taş atana gül atın demem gibi bir şey oldu ama demek istediği zaten bu.
Daima nazik ve yumuşak olun, yumuşak konuşun.
Ama şöyle de bir şey var hani Nuri Bilge Ceylan diyordu ya bir ortamda mütevazı olmaya kalkarsanız saygı hemen azalmaya başlar hissedersiniz bunu diye.
Ben bunu çok yaşadım doğru söylüyor ne yazık ki Türkiye'de böyle.
Neyse geriye dönelim ilişki uzmanımıza.
Anlayış ve uzlaşma. Yani kendiniz de haklı olabilirsiniz okey ama bunu sevecenlikle açıklayın haklı olsanız bile.
Ya düşünsenize siz bana bağırıp çağırıyorsunuz karşımda ve ben Zeki Müren gibi davranıyorum ne yapabilirsiniz?
Ellerimi kavuşturmuşum.
Evet efendim, evet falan diyorum.
Ne yapabilirsin ki yani o kibarlığa karşı, o naifliğe karşı hiçbir şey yapamazsın.
Ve arkadaşlar affedici olmak, kin tutmamak en önemlisi.
Çünkü sevgi hataların kaydını tutmaz.
Yani her insanın hatası olur.
Hepimiz birilerini incitiriz, hepimizi inciniriz belki farkında olmadan.
Ama geçmişi silebilir miyiz?
Hayır silemeyiz. Sadece şunu yapabiliriz.
Yanlışa yanlış deriz oturup ikimiz beraber ve anlaşabiliriz.
Yani size karşı eğer bir hata yapıldıysa ve özür dilendiyse bir bedel ödendiyse iki seçeneğiniz vardır.
Ya affedersiniz ya da...
Adalet arayışına girersiniz.
Bedelini ödeyeceksin kanka falan dersiniz.
Yani kendinizi hakim onu suçlu yaparsanız hiçbir şey düzelmez hayatınızda.
Yakınlığınız da bozulur.
O yüzden affetmek sevmenin bir yoludur der Gary Chapman.
Kindar sürpriz yumurtalığı bırakın.
Affetmek bir duygu değil, bir tahayüttür diyor Gary Chapman.
O yüzden bugün geçmişin başarısızlıklarından kurtulmuş olarak yaşamayı seçmeniz gerekiyor.
Karşı taraf hata yapmış olabilir çünkü o da bir insan.
Başarısız olmuş olabilir, o da bir insan.
Ama geçmişin başarısızlıklarıyla yapabileceğimiz en iyi şey onların tarih olmasına izin vermemiz.
Çünkü dününüz yüzünden bugününüzü mahvetmek hiçbir şey kazandırmayacak size.
Bir diğer mesele alçak gönüllü sözler.
Eşinizden dostunuzdan bir talepte bulunurken lütfen bunu ayı gibi söylemeyin.
Yani bunu lafı dolandırmayacağım ayı gibi demek istiyorum.
Atıyorum işte çocuk doğduğundan beri hiç kek yapmadın.
E tabi köprüyü geçene kadar ayıya dayı demişsin bilmem ne.
Bunu demek yerine mesela eşinizden kek istiyorsunuz.
Bunu anlatmaya çalışıyorum. Şöyle deseniz.
Hayatım sen önceden ne kadar güzel kekler yapardın.
Ya canım çekti. Müsait olduğun bir zaman yapar mısın?
Deseniz ne olur ya?
O kadın size 10 tepsi kek yapmazsa ben de adımı değiştiririm.
Yani şunu demek istiyorum.
Arzularımızı ifade ediş şeklimize lütfen dikkat edelim.
Çünkü karşımızda bazen 3 yaşında bir çocuk varmış muamelesi yapıyoruz.
Bazen sevgilimize hükmeden bir ebeveyni gibi, anası babası gibi davranıyoruz.
Veya işte bir tiran gibi davranmaya çalışıyoruz.
Bunları yapmayalım. Kendini yetenekli, kendini iyi hissettirmesini sağlayarak bir talepte bulunalım.
Aklıma şey geldi. Gibi dizisindeki övgü bölümü var ya onu izleyin.
Öyle davranın.
Yani ne isteyeceksek kısaca rica ederek isteyelim ama gerçekten Türkiye'de işte teşekkür etmek rica etmek vesaire bunlar çok bilinmiyor ya.
Bir keresinde böyle dolmuştan ineceğim ve dönüp şey dedim dolmuş şoförüne teşekkür ederim dedim hani ineceğim yere geldim ya adam böyle uzaylı gibi baktı bana çok şaşırdı.
Dedim ne oldu bir sorun mu var?
Dedi ki bize hiç kimse teşekkür etmez.
Mesela ben de ona çok şaşırmıştım bunu duyunca.
Ne var yani teşekkür etsek ne olacak ki?
O insanın günü güzelleşecek.
Maksimum olacağı şey bu.
Bir tanıdığımın eşi.
Bana su ver, işte bana şunu getir, gömleğimi ütüle, pantolonumu yıka gibi böyle emir kipli, ricasız cümleler kuruyordu.
Ve kadın boşandı adamdan.
Yani bu olayı hafife almayın.
Gerçekten gurur kırıcı. Size yapıldığını düşünsenize beyler.
Eşiniz gerçekten taleplerinizi karşılar belki ama bunu sevgisiyle yapmayacaktır emin olabilirsiniz.
Korku, suçluluk ya da başka başka kötü duygularla yapacaktır.
Ve bunlarla sevginin hiçbir alakası yok.
Yani rica edelim, talep etmeyelim demek istiyorum.
Bir de şu var. Lütfen eşinizi, dostunuzu, sevginizi artık neyse milletin yanında saçma sapan eleştirmeyin arkadaşlar.
İnsanları yanında onaylayın, yüceltin.
Eleştirinizi de yapacağınız yer başka bir yerdir.
Yani baş başayken yaparsınız orada değil.
Gelelim ikinci sevgi diline nitelikli beraberlik.
Yani sevdiğiniz kişiye bütün dikkatinizi ve odağınızı vermeniz.
O televizyonu kapatın.
O telefondan başınızı kaldırın ve birbirinizin gözlerinin içine bakın.
Çünkü gerçek bir iletişim için bu gerekiyor.
Mesela bir restorana gittiğiniz zaman evli bir çiftle yeni flört eden bir çifti bence direkt anlıyorsunuzdur.
Geçenlerde ben tam yan masamda böyle evli bir çift iki çocuğu var.
Ya var ya saatlerce hiç konuşmadılar.
İkisi de telefonlarına baktı çocuklar da aynı şekilde.
Dördü birden çık çık çık. Çık çık telefonlarla oynadı ve gittiler.
Çok üzüldüm gerçekten. Çağımızın iletişimi bu olmuş.
Yani artık eşler arasında iletişim yok denecek kadar az.
Belki de vardır bilmiyorum. Bana denk gelenler böyle.
Gördüğü manzaraları anlatıyorum sizlere.
Ama hemen yan masamda yeni flörtleşen bir çift vardı.
Ay kakara kikiri. Yani eminim o evli çift de önceden öyleydi.
Ne değişti abi? Yani niye iletişimi kestiniz ki?
Bu kadar mı önemsiz nitelikli bir beraberlik?
Nitelikli bir beraberlik için böyle ille de birbirimizin gözlerinin içine bakarak işte ay mehtap mum ışığı ne kadar romantik bir gece.
Bunu kastetmiyorum. İlle de böyle birbirimizin gözünün içine bakarak birlikte zaman geçirmek zorunda değilesin.
Ben şunu kastediyorum. Birlikte bir şeyler yapıyoruz ve o anda bütün dikkatimizi karşımızdakine veriyoruz.
Sendeyim abi demek yani. Asıl önemli olan birbirimize odaklanarak zaman geçirmemiz.
Ortak bir uğraşla birlikte zaman geçirmek.
Bu birbirimize ne kadar önem verdiğimizi gösterir.
Birbirimizle olmak. Ne kadar mutlu olduğumuzu gösterir.
Karşı tarafta mutlu olur. Onunla mutlu olmaktan mutlu olduğumuz için.
Ve tabii nitelikli bir sohbet de çok önemli.
Bunun ilk sevgi dili olan onaylayıcı sözlerden farkı şu.
Şimdi onay sözleri söylediklerimiz üzerine odaklanıyordu değil mi?
Ama nitelikli sohbet işittiklerimiz üzerine odaklanıyor arkadaşlar.
Yani dinlemeyi bilmekten bahsediyorum burada.
İkisi ayrı şeyler. Eğer sevgilinizin birinci sevgi dili nitelikli bir beraberlikse onun duygusal olarak sevildiğini hissetmesi için bu tür diyaloglar elzemdir.
Yani kaliteli bir sohbetten kasıt da şu.
İlimlerini, düşüncelerini, duygularını, arzularını dostça ve rahatsız edilmeyecekleri bir ortamda paylaşmaları.
Bu anlayışa dayanan bir diyalogdan bahsediyor Gary Chapman.
Ve anlayışla dinlemek bence bu çok önemli.
Bence bir insanı dinlemek çok kıymetli.
Hep söylüyorum bunu size. Podcast yapmamdan hiç belli olmuyor değil mi?
Böyle düşündüğüm. Yani ama siz de öyle bir dinlediniz ki şimdi yani milyonlarca kişi.
Türkiye'nin bir numarası oldu bu podcast sayenizde.
Bir buçuk senedir zirvedeyim.
Çok teşekkür ediyorum buradan. Gary bize iyi bir dinleyici olmak için ipuçları veriyor.
Birincisi şu göz teması kurun diyor.
Gerçekten göz teması çok önemli.
Çünkü karşımızdaki insana bütün dikkatimizi verdiğimizi göstermenin bir biçimi bu.
Aklıma bir olay geldi üniversitede yaşadığım.
Bir hocamız vardı böyle oldukça psycho.
Herkesin korktuğu işte hiç kimsenin dersinden kolay kolay geçemediği.
Hatta derste kafamıza kalem fırlatan bir hocaydı.
Böyle hocalar var inanın.
Neyse çıkışta işte ders çıkışında dedi ki bana yanıma gel.
Aynen bu şekilde. Emrivaki konuşurdu zaten.
Gittim ama nasıl korkuyorum.
Yani herkes korkuyor bir tek ben değil.
Adam tiran gibi. Gözünün içine bakamıyorum.
Normalde ben çok göz kontağı kurarım konuşurken.
Önem veririm yani. Ama bakamadım korkudan.
Ve bana öyle bir azarladı ki beni.
Bana azarladı. Korkudan hala anlatamıyorum.
Bana azarladı. Neyse işte bana dedi ki gözümün içine bak.
Bakıyorum ama böyle biraz da kafama eğiyorum korktuğum için.
Sonra bir bağırdı. Sadece dedi ezikler dedi karşısındakinin gözlerine bakmaz.
Sen dedi ezik misin? Yani ezik değildim ama o an herhalde baya bir eziklenmişimdir.
O yüzden göz teması deyince direkt bu an geliyor aklıma.
İyi bir dinleyici olmanın birinci kuralı göz teması dedik.
İkinci kuralı karşınızdakini dinlerken başka bir işte meşgul olmayın.
Üçüncüsü duygularını dinleyin karşınızdaki insanın ve duygularını cımbızlayın anlatırken.
Yani onun anlattıklarından onun hislerini cımbızlamaya çalışın.
Mesela deyin ki ya sanırım hayal kırıklığına uğramış gibi hissediyorsun.
Yani onun hislerine böyle bir yardımcı olun, tercüman olmaya çalışın.
Bu ona duygularını size açma fırsatı verecektir.
Dördüncü kuralımız vücut dilini gözlemleyin karşınızdaki insanın.
Elleri mi titriyor, kaşlarını mı çattı, gözlerimi uzaklara dalıyor, ayaklarını mı sallıyor, titretiyor bunlara bir bakın.
Beşincisi lütfen karşınızdaki insanın sözünü kesmeyin.
Hatta bir araştırma yapılmış karşımızdakinin sözünü kesmeden ortalama bir insandan bahsediyorum.
Kendi fikrini beyan etmeden bir insan yalnızca 17 saniye dinleyebiliyormuş.
Sonra tabii lafa girmek istiyor kafası oraya gidiyor.
Ya 17 saniye şaka gibi.
Bir diğer mesele de şu konuşmayı öğrenmek.
Keşke eşimin kafasından geçenleri onun ne düşündüğünü ne hissettiğini bilebilseydim diyen o kadar çok insan var ki.
Ve bu insanlar aslında eşinden yakınlık bekliyor.
Onun sevildiğini hissetmesi için bu yakınlığa ihtiyacı var.
Yani konuşmayı öğrenmenize gerek var.
Çünkü birinci sevgi dili, nitelikli beraberlik, kaliteli sohbet ise onun sevgi deposu eşinin düşüncelerini, eşinin duygularını anlatmasıyla paralel.
O şekilde de olacak. O anlattığı zaman onun sevgi deposu da olacak.
Eğer nitelikli sohbet dilinde yani duygu ve düşüncelerinizi aktarmakta zorlanıyorsanız ne yapabilirsiniz?
Gary Chapman bunun için şöyle diyor.
Evden uzaktayken yani dışarıdayken Gün içinde yaşadığınız olayların notunu tutun, yazın gerekiyorsa.
İşte işe giderken trafikte bir sürücü sizi sıkıştırdığında ne hissettiniz?
Metroda biri sizin yerinizi kaptığı zaman, markette sırada önünüze biri geçtiği zaman, kahve bardağını düşürüp kırdığınız zaman, işte arkadaşınızın bardağı mesela o kırılmış olsun ne hissettiniz?
Patronunuz haberiniz yokken size fazla mesai yazmış olabilir, bir arkadaşınız da gün içerisinde atışmış olabilirsiniz.
Ne hissettiniz? Bunları yazalım, adını koyalım.
İşte kızgın hissettim. Suçlu hissettim, üzgün hissettim gibi bunları çoğaltabilirsiniz.
Bu bir egzersiz.
Günde üç defa yapmanızı öneriyor.
Sonra bu duyguları karşı tarafa aktarmaya çalışacağız.
Olay bu. Yani kendimizi açmak istiyorsak bu bir duygu antrenmanı yapmak gerekiyor.
Şimdi bu konuda bir de kişilik tipleri var arkadaşlar.
Gary Chapman'ın bahsettiği.
Diyor ki iki temel kişilik tipi vardır.
Birincisi... Ölü denizdir.
Yani karşı taraftan alır alır alır ama karşı tarafa hiçbir şey vermez.
Asla konuşmaz. Yol boyunca giderseniz 8 saat 10 saat yolculuk yaparsınız.
Asla ağzından bir kelime çıkmaz.
Böyle de mutlu olduğunu iddia eder.
Bilemiyorum Altan. İkincisi de çağlayan çay.
Yani her şeyi ama her şeyi anlatanlar.
Yani ne görürse ne duyarsa.
Kulağından ne girerse direkt ağzından çıkar bu insanların.
Hatta hiç kimseyi bulamazsa kendi kendine konuşur.
Sonra bu...
Ölü denizle çağlayan çay tanışır ve ne olur bir düşünelim bakalım.
Şimdi bu ölü deniz çok mutlu olur.
Çünkü konuşmasına gerek kalmaz.
Zaten konuşmayı sevmiyor. Oh karşısında böyle bıdı bıdı konuşan, sohbet eden biri var.
Onu dinler gayet. Çağlayan çay da çok mutlu olur.
Çünkü karşısındaki insan onu dinlediğini düşünür.
Halbuki karşısındaki insan konuşmayan bir insan zaten.
Sonra derler ki aman tanrım tam aradığım insanı buldum.
Böyle bir yanılgıya kapılırlar.
Belki evlenirler, sonra aradan yıllar yıllar geçer.
Çağlayan çay bir sabah uyanır ve der ki onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum ya.
Acaba nasıl bir insan? Hiç kendini açmıyor ki bana der.
Ölü denizde der ki keşke biraz sussaydı, biraz gizemli kalsaydı.
Hakkında her şeyi bilmek istemezdim der.
Ama iyi bir haberim var.
Çağlayan çay susmayı öğrenebilir, ölü denizde konuşmayı öğrenebilir.
İnsanızın neticede bunları yapabiliriz.
Peki ne yapabiliriz? Her birimiz o gün başımıza gelen üç şeyi paylaşmak zorundayız.
Böyle bir duygusal antrenman yapabilirsiniz.
Bunlarla ilgili dediğim gibi ne hissettiğinizi konuşabilirsiniz.
Ne hissettiğinizi konuşmak önemli zaten.
Yani günlük bir paylaşım zamanı oluşturabilirsiniz eşinizle.
Bir de tüm bunlara ilave eden nitelikli faaliyet var arkadaşlar.
Mesela şu cümlemi tamamlayın.
Karım veya işte kocam veya sevgilim her neyse tarafından sevildiğimi en çok.
Nokta nokta nokta zaman hissederim.
Ne zaman sevildiğinizi hissediyorsunuz en fazla karşı taraftan.
Şimdi buna birlikte vakit geçirip bir şeyler yaptığımız zaman dediyseniz.
Birinci sevgi diliniz nitelikli zaman olabilir.
Buradaki vurgu beraber olmak, birlikte bir şeyler yapmak.
Yani ne yaptığınız değil, neden yaptığınız önemli o eylemi.
Beraber müzik dinlemek olabilir, pikniğe gitmek olabilir, dans etmek, tatile çıkmak, film izlemek.
Ne bileyim yan yana uzanmak, sohbet etmek, uzun bir yürüyüşe çıkmak, araba yıkamak belki bunları çoğaltabilirsiniz.
Yani en azından biriniz bir şey yapmak ister, diğeri de bunu ister veya istemez ama o istediği için.
için ayak uydurur ve ikinizde bunu neden yaptığınızı çok iyi bilirsiniz beraber olmak için sır birlikte olmak için yani birlikte vakit geçirmek için yaptığınızı bildiğiniz o eylemler çok tatlıdır sonuç
ileriki yıllarda hatıra bankanızdan belki zor zamanlarda çekeceğiniz güzel anılar biriktirmiş olacaksınız bunlar hep sevginin anıları arkadaşlar ve çok kıymetli çünkü insan her şeyi unutabiliyor ama nasıl hissettirildiğini
o anları o anıları unutmuyor değil mi gelelim üçüncü sevgi dilimize Arman, hediye alma bu da bir sevgi dili.
Hediyeler de sevgimizin görsel sembolleri ve bazıları için gerçekten hediye almak çok önemli.
Eğer benim sevgi dilim hediye almaksa arkadaşlar bana alınan hediyeleri ben şöyle görürüm.
Demek ki karşımdaki insan bana olan sevgisini bu hediyelerle ifade ediyor derim.
Dediğim gibi eğer sevgi dilim armağan almaksa armağanları satın alabilirsiniz, bulabilirsiniz, kendiniz yapabilirsiniz.
İlla böyle wow çok büyük paralar harcayıp hediyeler almaktan bahsetmiyorum.
Çünkü hediye elinizde tuttuğunuz zaman aa bak beni düşünmüş diyebileceğiniz bir şey aslında.
Çünkü düşünmediğiniz birine hediye de vermezsiniz.
Bir arkadaşım bana doğum günümde okuduğu bütün kitaplardan böyle altını çizdiği güzel yerleri kendi el yazısıyla bir not defterine yazıp vermişti.
Gerçekten hayatımda aldığım...
en özel hediyelerden biridir o.
Parayla alınamaz paha biçilemez bir şey.
Bir de farkındalık defterimin prototipini yapan arkadaşım sağ olsun o da müthiş bir hediyeydi.
Yani şunu demek istiyorum karşınızdaki insanın nelerden hoşlandığını hani maddiyat mı önemli maneviyat mı o hediyeyi kollayın yani ne istiyorsa.
İyi gözlemleyin.
Hediye vermek için böyle ille de özel bir gün beklemeyin.
Eğer ben böyle daha önce bir sürü hediye aldım ama yaprak kımıldamadı diyorsanız karşınızdaki kişinin belli ki sevgi dili zaten bu değil.
Artık yaza girmiş bulunmaktayız.
Ne hediye alabilirim acaba diye düşünenler yaz kıyış hatta ömür boyu kullanılabilecek bir hediye tabii ki de güneş gözlüğü.
Güneş gözlüğü deyince tabii ki de ilk aklımıza gelen Atasun Optik mağazalardaki deneyimli kadrolarıyla gerçekten çok güzel yönlendirme yapıyorlar.
Ve her yüz tipine uygun güneş gözlüğü bulabilirsiniz.
Aklınızda bulunsun. Gelelim dördüncü sevgi dilimize.
Hizmet eylemleri arkadaşlar.
İşte ayakkabıları kaldırmak, yemek yapmak, bebeğinizin altını değiştirmek ki bunu zaten babaların da yapması gerekiyor bence ama yine de söyledim.
Çimleri biçmek, bulaşıkları yıkamak gibi çoğaltabilirsiniz.
Şimdi size bir ipucu vereceğim.
Eşinizin ya da işte sevgilinizin sizin davranışlarınızda en çok eleştirdiği şeye bakın.
Bu onun birinci sevgi dilini gösteriyor arkadaşlar.
Oradan yürüyün çünkü insanlar eşlerini...
En çok kendilerinin en derin duygusal gereksinimlerinin olduğu alanlarda yüksek seksle eleştiriyorlarmış.
Ve eleştiriler sevgi için yalvarmanın etkisiz bir yoludur der Gary Chapman.
Eğer eşiniz sürekli sizi hizmet davranışlarıyla eleştiriyorsa işte bana yardım etmiyorsa onu tek başıma altından kalkamıyorum falan diyorsa onun sevgi dili belli ki hizmet davranışı bu olabilir.
Özellikle de beyler lütfen ama lütfen eşlerinize yardımcı olun çünkü hayat müşterek.
Yani en sinir olduğum şeylerden biri bunu çok duyuyorum ve görüyorum.
Kadın da çalışıyor erkek de çalışıyor ikisi de yorgun argın eve geliyor.
Adam mis gibi duşunu alıyor yatıyor koltuğa açıyor televizyonun maçını izliyor.
Kadın koştur koştur daha üstünü bile çıkartmadan mutfağa koşuyor harıl harıl yemek hazırlamaya çalışıyor.
Sofrayı kuruyor sofrayı topluyor o sırada çocuğu varsa onu eylemeye çalışıyor.
Sonra yiyorlar içiyorlar adam kalkıyor yine televizyonun başına gidiyor yayılıyor o kadın tekrar hadi bakalım sofrayı topluyor.
Topluyor yerleri süpürüyor bulaşıkları yıkıyor.
Sonra geceye yatağa gidiyor yorgun argın.
Sonra adam diyor ki bana kadınlık yapmıyorsun.
Gerçekten cinnet ya siz şaka mısınız?
Kendinizi bir yerine koysanız o eşinizin.
Yerine bir koyun ya bir empati yapın lütfen rica ediyorum.
Yükseldim yine. Bir kere bir tanıdığımız bir kadın vardı hastalandı ve bir hafta kadar hastanede yattı.
Çocuklar işte evin işleri ütüydü bulaşıktı temizlikti eşi ilgilendi hepsiyle.
Ve adam diyor ki intihar edecektim ya sen nasıl bu kadar şeye yetiştin bunca sene diyor.
Bakın yapmayın biraz insaflı olmaya davet ediyorum sizleri beyler.
Gerçekten empati yapmanızı istiyorum.
Çünkü karı koca birlikte işleri halledin ki beraber daha çok vakit geçir.
Bu şekilde. Sırada beşinci sevgi dili var.
Fiziksel temas. Fiziksel temas çok önemli.
Gerçekten çok önemli. 1944'te çok korkunç bir deney yapıldı.
Ben bunu daha önce anlattım. Bilmiyorum.
40 tane yeni doğmuş bebeği iki gruba ayırdılar.
Bir gruba tam bir anne gibi davranıldı.
Hem fiziksel temas hem duygusal temas.
Bütün ihtiyaçları giderildi.
Ama ikinci gruptaki bebeklerle asla fiziksel temasta bulunmadı bakıcıları.
Sadece atlarını değiştirdi ve beslediler.
Göz teması yok. Kucak.
yok ve 4 ay sonra bu bebeklerin yarısı maalesef öldü.
Yani insan sevgisizlikten ölür mü?
Ölür. Bu bebekler ölmeden önce bir vazgeçiş evresine girmişler.
Bakıcılarının ilgilerini çekmeye çalışmaktan işte agucuk gugucuk yapmaktan hareket etmekten bile hatta ağlamaktan bile vazgeçmişler.
Düşünebiliyor musunuz? Ve daha fazla bebek kaybı olmasın diye bu deneyi sonlandırmışlar ve bebekleri normal ailelerin yanına vermişler ama yine de olmamış.
Yani bir müddet sonra yine o geri kalan bebekler maalesef Yani demem o ki dokunulan, temas edilen, sevilen çocuklar, sevildiğini anlayan çocuklar kolay kolay hastalanmıyorlarmış.
Hastalığa karşı bile bir direnç geliştiriyorlarmış.
Ama dokunulmayan çocukların maalesef bağışıklıklarına zayıf olduğunu söylüyorlar.
Ve bu fiziksel temas evlilikte de sevgiyi iletmek için çok güçlü bir araç.
Yani el ele tutuşma, cinsellik, sarılmak, öpüşmek, ne bileyim saçlarını okşamak bunlar hep sevgiyi iletmenin bir takım yolları hatta masaj yapmak bile.
Birinci sevgi dili. Yani o olmadan sevildiklerini asla hissetmiyorlar.
Yadırgamayın. Yani gerçekten her insanın sevgi dili başka.
Çünkü şimdi hemen işte aman erkeklerin sevgi dili kesin bu diyenler olacaktır.
Hayır değil. Yani cinsel ilişkiyi onlar tabii ki kadınlara nazaran bir tık daha yoğun arzuladıkları için birinci sevgi dilleri olarak düşünüyoruz bunu ama değil.
Çünkü erkeğin cinselliğinin kökleri fiziksel biliyorsunuz.
Kadınların ikisi de duygusal.
Yani kadının arzusunun...
temelinde duyguları var genelde.
Eğer bir kadın eşi tarafından sevildiğini, beğenildiğini hissederse o zaman onunla fiziksel bir temas için daha büyük bir arzu hisseder diyor Gary Chapman.
Ama erkeğin durumu böyle değil.
Fiziksel. Eğer normal zamanda fiziksel temastan hoşlanan biri değilseniz sizin sevgi diliniz bu olmayabilir.
Beşinci sevgi dili olmayabilir.
Şimdi ana dilimizi keşfedelim arkadaşlar.
Birinci sevgi dilimizi bulmaya çalışalım.
Kendinize şu soruyu sormanızı istiyorum.
Eşim tarafından ya da işte sevgilim tarafından en çok ne zaman sevildiğimi hissediyorum?
En çok ne zaman sevildiğinizi hissediyorsunuz?
Eşinizin yaptığı, söylediği ya da yapmayı söylemeyi unuttuğu, ihmal ettiği neler sizi bugüne kadar derinden incitti?
Eğer onun söylediği eleştirel yargılayıcı bir söz sizi derinden yaraladıysa, yıllar geçti ama unutamıyorum şu dediğini dediğiniz bir şey varsa sizin sevgi diliniz onay sözleri olabilir arkadaşlar.
Bir soru daha. Şimdi ilişkinizde şöylece bir geriye doğru bakmanızı istiyorum.
Şunu sorun. Sevgilimden veya eşimden fark etmiyor.
En çok neyi istedim diye sorun kendinize.
Ve eşiniz size en çok neyin dırdırını yaptığınızı söylüyor.
Veya en çok ne rica ediyorsunuz ondan.
En çok rica ettiğiniz şey ne?
Ya da en çok dırdırını yaptığınız şey ne?
Bir de şunu sorun kendinize.
Ben sevgimi nasıl ifade etmeyi tercih ediyorum?
Ne yapıyorum? Ne söylüyorum karşımdaki insana?
Çünkü karşı taraf için yaptığımız şey aslında bize yapılmasını istediğimiz şey.
arkadaşlar. Bir de geçmişe dönüp şu soruyu sorun.
Ben bu adamı veya bu kadını neden sevmiştim?
Hatırlıyor musunuz neden sevdiğinizi?
Yani onun yaptığı bir şey mi söylediği bir şey mi?
Hangi şeyler sizde öyle bir merak uyandırdı ona aşık oldunuz?
Yani siz neden onunla olma arzusu hissetmiştiniz geçmişte?
Ya da şunu sorun.
Benim için ideal bir eş nasıl biridir?
Bunu sorun. Mükemmel bir sevgilim olsaydı eğer şöyle şöyle şöyle olurdu dediğiniz özellikler ne?
Bu aslında siz.
Sevgi dilinizi gösteriyor.
İşte şunu mu diyorsunuz? Beni çok sevsin, saçlarımı okşasın vs.
Bakın hepsinde bir sevgi dili var fark ettiyseniz.
Hatta birden dörde kadar bu sevgi dillerinizi, önceliklerinizi sıralayın.
Birinci sevgi dilinizi yazın sonra dördünü de söyleyin.
Önem sıralamasına göre.
Bu arada sevgi tabii ki tek başına yetmeyebilir.
Tek duygusal ihtiyacımız o değil, onu beslememiz lazım.
Güvende olmak önemli, özgüven önemli.
Önemli olma, önemli hissettirilmek.
Bunlar da bizim ihtiyaçlarımız.
Şimdi... Eğer bir ebeveynseniz çocuğunuzun da bir sevgi dili var onu da çözebilirsiniz.
Mesela sizi sürekli böyle odasına çağırıp ısrarla bir şey göstereceğini söylüyorsa veya ısrarla hadi anne oyun oynayalım baba oyun oynayalım diyorsa demek istediği şu.
Beni gör bana odaklan benimle nitelikli kaliteli bir beraberlik geçir.
Dikkatini bana ver demek istiyor olabilir.
Ya da siz işten gelince böyle kucağınızdan inmiyorsa sürekli öpüp öpüp sarılıyorsa birinci sevgi dili dokunulmak dokunsal temas.
Sizi seviyor. Çünkü sizin de onu kucaklamanızı istiyor olabilir.
Size sürekli böyle resimler yapıyorsa, hediyeler veriyorsa size sevgi dili armağan alma.
Hani bana da hediye al gibi bir şey olabilir.
Size ev işlerinde yardımcı oluyorsa sevgi dili hizmet davranışları olabilir.
Eğer size sürekli böyle metiyeler düzüyorsa, aşkını ilan ediyorsa sevgi dili onay sözleri.
Yani diyor ki beni sevdiğini söyle.
Buna ihtiyacım var.
Sevdiğini söylemene ihtiyacım var.
Bu sevgi dillerini bilmemiz geçmişteki yaraları tedavi etmeye, güvenlik, özgüven ve güven duygumuzu yeniden sağlamaya ya da sağlamaya yardımcı ve destek olabilir.
Sizin sevgi diliniz hangisi?
Onay sözleri mi? Nitelikli beraberlik mi?
Armağan mı? Hizmet davranışları mı?
Fiziksel temas mı? Umarım bu podcast sevgi dilinizi çözmenizde faydalı olmuştur.
Ana dilinizi bulabilmişsinizdir.
Sağlıklı ilişkiler için bence bu beş dili gerçekten öğrenmemiz gerekiyor.
Chapman'a gelen bir danışanın sözleri çok çarpıcı.
Diyor ki ne kadar aptal olduğumu daha yeni anlıyorum.
Aslında eşim bana işindeki sorunlarını anlatırken benden tavsiye istemiyormuş.
Sadece onu anlamamı, dinlememi, ilgi göstermemi, acısını, sıkıntısını ve üzerindeki baskıyı anlayabildiğimi bilmemi istiyormuş.
Onu sevdiğimi ve onun yanında olduğumu görmek istiyormuş diyor.
Bakın ne kadar önemli. İstediği şey tavsiye değil.
Anladığımı bilmekmiş ama ben o kadar tavsiyeyi sıralarken o anda onu anlamaya hiç çalışmadım.
Tek yaptığım ona ne yapması gerektiğini söylemekti.
Tavsiyeler vermekti. Ne kadar aptallık.
Artık eşim yok. Neden yaşarken böyle şeylerin farkına varamıyoruz?
O zaman bütün bunları hiç fark etmemiştim bile.
Gerçekte onu nasıl bir hayal kırıklığına uğrattığımı daha yeni yeni anlıyorum diyor bir danışma.
Çok çarpıcı gelmişti bu bana.
Ve son olarak gerinin şu sözleriyle bitirmek istiyorum.
Bana kalırsa ikinizin de bu kadar mutsuz olmanızın nedeni sevginizi göstermek için.
hiçbir şey yapmıyor olmanız.
Sevginizi gösterin çok geç olmadan.
Sevginizi gösterin ki güneş saçılsın, neşeniz yayılsın, güne güzel bakın.
Atasun Opti'nin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Artık Haziran ayındayız, yaz geldi.
Bu yaz güneşte ışıklar da benim üzerimde olsun diyenler açıklamalara bırakmış olduğum linkten Atasun Opti'nin birbirinden güzel ürünlerini inceleyebilir.
Hoşçakalın, kendinize iyi bakın, bay bay.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
