
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Merhabalar ben Merve. Uzun zamandır bir podcast yapmayı planlıyordum ama kısmet bugüneymiş.
Aslında çok spontane gelişti bütün olaylar.
Kafamda çok farklı konular varken ilk konumu şekersiz 21 gün olarak belirledim.
Bunun sebebinden bahsetmek istiyorum.
Cumartesi günü bir kitap okuyordum ve kitapta bir kadın sigarayı bırakmak için mücadele ediyor vs.
ama bırakamıyor. Daha sonra bir arkadaşı diyor ki sen çok gururlu bir kadınsın, çok onurlu bir kadınsın.
Eğer bırakamıyorsa herkese bütün sevdiklerine bir mektup yaz.
Ve bu mektupla de ki işte ben sigarayı bırakacağım şu şu gün.
Eğer elimde sigara görürseniz işte bana kızın ya da işte bir şey bir şey yani.
Aslında olay kızmaları değil.
Tamamen o sigarayı görüp yani kafalarındaki o kadının imajının silinmesi.
Dediğim gibi kadın çok onurlu bir kadın.
Ve hayatında böyle deliler gibi sevdiği de bir adam var.
İlk başta ona bir mektup yazıyor.
İşte ben sigarayı bırakacağım.
Elimde sigara görürsem vesaire vesaire diye.
Ve kadın gerçekten sigarayı bırakıyor.
Sırf onurlu ve gururlu olduğu için, gururuna yediremeyeceği için sigara içmiyor.
Ben de dedim ya bu şey diye geçiyor bu arada.
Otorite baskısı olarak geçiyor.
Yani insanlar sizi görüyor, gözlemliyor ve bir gurur yapıyorsunuz.
Bir baskı oluşuyor üzerinizde.
Ben de işte uzun zamandır bir diyet planlaması içerisindeyim.
Her zaman bu arada diyet planlaması içerisindeyim.
Biliyorsunuz kadınların her zaman 5 kilo fazlası olur.
Ve karantinada böyle yine hepimiz kilo aldık vesaire derken dedim ki ben de dedim böyle bir şey yapayım ama nereden yapsam falan diye düşünürken bir anda Instagram'a girdim ve şey yazdım.
Arkadaşlar şekersiz 21 gün yapalım mı hep beraber diye.
Ben böyle bir tane, bir iki tane böyle çok iradeli, sağlam iradeli arkadaşlarım var.
Onların geri dönüş yapmasını beklerken böyle 30-40 kişi falan yazdı.
Hadi işte beraber yapalım falan.
Hep beraber bir gaza geldik.
Neyse bugün pazartesi ben başladım bu arada.
İşte spor yaptım bilmem ne.
Bu arada if yapıyorum.
İşte aralıklı oruç. Ama baktım bu saat oldu ama hiç kimse yazmadı.
Sanırım şöyle oldu. Pazartesi günü herkes Nutella ile gününü açtı.
Ama işte ben hayatıma devam ediyorum.
Şekersiz 21 gün diye.
Neyse kalan sağlar bizimdir diyerek devam ediyorum o zaman.
Şimdi nedir bu şekersiz 21 gün?
Öncelikle ondan bahsedeyim.
Ve neden 21 gün?
Şimdi hepinizin kulağını aşina almıştır.
21 gün meselesi diye bir mesele var.
Fakat olayın aslı o değil arkadaşlar.
Çok üzgünüm. 21 gün tamamen bir uydurma.
Londra Üniversitesi bunu araştırıyor ve bir alışkanlığın oturabilmesi için en az 66 gün gerekiyor yani 12 hafta gerekiyor.
66 ila 254 gün gerekiyor bir alışkanlığın oturabilmesi için.
Bu tecrübeyle sabit bu arada.
Ben 2018'in Kasım ayından beri sabah 5'te kalkıyorum.
5-5,5 arası kalkıyorum kitap okumak için.
İlk başta bana işte deli misin bu saatte kalkılır mı falan dediler.
Bununla ilgili bir podcast gelecek çok anlatmayacağım.
Şu anda da 3. seneme girdim.
Hiç fire vermiyorum. İşte bayram seyran dışında fire vermiyorum.
Tatile gittiğim zamanlar dışında.
Kalkmaya devam ediyorum. İlk başta 40 gün diye başladım.
40 sabah erken kalk diye başladım.
Sonra bir baktım o 40 gün 80 gün oldu bilmem ne derken.
Ben alışmışım yani ve bunu içsel bir motivasyona dönüştürmeye başarmışım.
Ve hayatıma da entegre ettim bu arada.
Bu arada çok da mutluyum bunu yaptığım için.
21 gün yapsaydım kalıcı olur muydu diye düşünüyorum.
Çok zannetmiyorum kalıcı olacağını.
Şimdi biz çekersiz 21 günü çaktırmayalım.
21 gün olarak kendimizce öyle konuşalım yani.
Devam edelim 21 gün.
Belki daha sonra bunun işte 66 güne vesaire hayatına yaymak isteyenler olacaktır diye düşünüyorum.
Ben daha önce de şekersiz 21 gün yaptım.
Bu 21 gün içerisinde de 3,5 kilo verdim ve gerçekten hiç zorlanmadım.
Şekeri hayatımdan çıkarırken hiç zorlanmadım.
Çünkü zaten meyve var vesaire var.
Hiç gerek yok yani. Şimdi bu şekerden kastettiğim şey aslında işte bu küp şekermiş, çikolataymış, çaya attığımız şekerlermiş vesaire.
Bunlar değil aslında tam olarak.
Tabii ki onları da kapsıyor.
Aslında onları kapsıyor ama bir de...
Hareketlenmiş gıda dediğimiz bu çok kötü gıdalar var.
Ve bu karantina döneminde hepimiz gerçekten çok çok kötü besleniyoruz.
Böyle gerçekten güzel beslenenlere saygı duyuyorum ve önlerinde eğiliyorum.
Çünkü çok zor. Yani insanlar bu yeme içme gücüsü nereden geliyor bu kadar fazla?
Çünkü psikolojimiz bozuldu.
Herkes evde ve kendini yeme içmeye verdi diye düşünüyorum.
O diğer sağlam iradelilere de gerçekten tebrik ediyorum.
Şimdi şöyle arkadaşlar, mesela markete gittiğiniz zaman herhangi bir paketli gıda aldınız.
Arkasında okuyor musunuz mesela?
Orada şeker dışında, yani şeker yazmıyor artık adamlar ki siz çok ayıkmayın diye.
İşte mısır şurubu yazabiliyor, fruktoz yazabiliyor, akça ağaç şurubu yazabiliyor, esmer pirinç şurubu yazabiliyor, galaktoz yazabiliyor.
Bunun bir sürü bir sürü varyasyonları var.
Yani şeker yazmamak için takla atıyor adamlar.
Bunlara kanmayın. Yani mutlaka aldığınız ürünlerin arkasını mutlaka mutlaka okuyun.
Onun dışında çaya şeker atan çok fazla insan var biliyorum ve hatta ben çayı şekersiz içmeye başladıktan sonra gerçekten şekerli çay bana çok iğrenç gelmeye başladı.
İlk başta evet alışamıyorsunuz vesaire bir sıkıntı yaşıyorsunuz ama daha sonra diyorsunuz ki ya ben bu çayı nasıl şekerli içiyormuşum falan moduna giriyorsunuz.
Lütfen deneyin çayı şekersiz içmekle başlayın bu işe.
Çünkü o çok sinsi bir şeker yani günde 10 bardak çay içen bir adam ne kadar şeker aldığını fark etmeyebiliyor.
zaman doktor diyor ki çok mu tatlı tüketiyorsun?
Hayır ya diyor. Aslında içtiği çayı unutuyor adam.
O çayın içindeki şeker inanılmaz kilo aldıran bir şeker zaten.
Bir arkadaşımdan biliyorum sırf onu bırakarak çok çok bayağı bir kilo verdi yani.
Şimdi şöyle eğer diyorsanız ki ben bilimsel bir şey arıyorum işte bu şekerle ilgili kendimi ikna etmek için.
Onun içinde size Dead Sugar diye bir belgesel var.
Netflix'te yok sanırım ama mutlaka bunu izleyin.
Youtube'da vardı galiba Dead Sugar belgeselin adı ve Food Inch.
Bu Netflix'in yayınlamış olduğu bir belgesel.
Gerçekten yediğimiz şeylerin arkasında neler var onları görebiliyorsunuz ve gerçekten mide bulandırıcı şeyler var, görseller var.
ikna olurum diyorsanız bunu izleyin ama Dead Sugar'ı mutlaka izleyin.
Biraz o belgeselden bahsetmek istiyorum.
Belgeselde bir adam, çok sağlıklı beslenen bir adam, kız arkadaşıyla aynı şekilde besleniyor.
Diyor ki ben şekeri denemek istiyorum.
Yani şekerin vücudumuza yaptığı şeyleri bilimsel olarak bu arada denemek istiyorum diyor ve kendine bir gün belirliyor.
Diyor ki şu kadar gün boyunca ben şekerli şeyler tüketeceğim.
Bu arada tatlı falan diye düşünmeyin.
İşte sabah yediği mısır gevreği vesaire, hamburger, İşte McDonald's da gidiyor o hamburger ekmeğin içine bile şeker.
Ve adam tamamen sağlıksızlaşmaya başlıyor.
Enerjisi gitmeye başlıyor.
Gün içerisinde uyuklamaya başlıyor vesaire.
Şekerin yaptığı bütün o kötücülü şeyleri, enerjiyi görebiliyorsunuz.
Vücuda verdiği hasarı görebiliyorsunuz adamın üzerinden birebir.
Ve ben o belgeseli izledikten sonra dedim ki bu ne ya?
Biz neyi nasıl besleniyormuşuz falan dedim.
Ki şöyle oldu.
Dediğim gibi sabah 5'te kalkıyorum ama bu karantinadan dolayı çok kötü besleniyorum.
Kalkarken aşırı aşırı zorlanmaya başladım.
Enerjim yok, uyanamıyorum.
Böyle yataktan sürünerek çıkıyorum ki çok mutlu uyanıyordum sabahları.
Ama yok, dedim ki bunun tamamen şekerle alakası var yani.
O yüzden kesmeye karar verdim.
Yani tamamen kilo verme amaçlı olarak düşünmeyin.
Kilo vermek de tabii ki bonus olacak.
Onun dışında şimdi şöyle...
Ne yiyebilirim, ne yapabilirim vs.
bunları soranlar oldu. Bir kere dediğim gibi çayı şekersiz içeceksiniz.
Bu zaten bir süre sonra alışacağınız bir şey.
Bu 21 günde oturur arkadaşlar.
Bu kolay bir şey ama çok zor şeyler dediğim gibi 66 gününe başlıyormuş.
Su içebilirsiniz, maden suyu içebilirsiniz, detoks suları yapabilirsiniz, naneli, salatalıklı vs.
Bitki çayları içebilirsiniz, meyve çayları içebilirsiniz ya da kendiniz meyve suyu sıkabilirsiniz.
Ondan sonra yoğurtlarınıza böyle güzel meyveler, tarçınlar koyabilirsiniz.
Bunlar yapılabilecek şeyler, çok zor şeyler değil.
Balık tüketin, taze et tüketin, sebzeler tüketin.
Bu arada ben if de yapıyorum arkadaşlar.
İf bu arada çok çok çok böyle bir revaçta son birkaç senedir çok görüyorum.
İf şu, aralıklı oruç diye geçiyor.
Çok uzun süreler aç kalıyorsunuz ve vücudunuz yağ yatmaya başlıyor.
Gerçekten bunu da denedim ve çok başarılı bir şey olduğunu düşünüyorum.
Hatta geçen Hülya Koçyiğit'in bir şeyine denk geldim Instagram'da.
En son diyor saat öğlen 2'de yemek yemeyi bırakıyorum gibi bir şeydi herhalde.
Millet böyle deli misin sen ben işte akşam ara oyun yapıyorum o saatte bilmem ne falan diye.
Kadına çıkışmışlar aslında sağlıklı bir şey kadının yaptığı ama herkesin yapabileceği bir şey değil.
Onun dışında bir doktor dinlemiştim.
Adam yıllardır iş yapıyormuş ama tek öğün olarak yapıyor.
Yani adam sabah kalkıyor mesela 7'de.
Öğlen 3'e kadar 4'e kadar falan hiçbir şey yemiyor.
Sadece işte sudur.
hiçbir kalori içermeyen, yağ içermeyen şeyler tüketiyor.
Su, bilmem ne, kahve, şekersiz.
Bunları tüketiyor. Ama öğlen 3 gibi falan ilk yemeğini yiyor ve konuyu kapatıyor arkadaşlar.
Bir saat içinde ne yiyorsa yiyor ve olayı kapatıyor.
Yani orada her şeyi yiyebiliyor.
Bir saat açlık penceresi diye bir şey var.
Ve adam gerçekten çok sağlığına etki ettiğini söylüyor.
Bir de şöyle bir şeye denk geldim.
Biliyorsunuzdur bu... Serdar Kuzuloğlu'nun Zihnimin Kırılmaları diye bir podcast var.
Muhteşem bir podcast serisi bu arada dinlemek isterseniz.
Orada şöyle bir şey...
Dikkatimi çekti. Serdar Kuzuloğlu diyor ki işte ben ne zamandır simit yemiyorum ya falan.
Ama o kadar içlenmiş ki simit yemiyorum falan diye.
Dedim ki niye yemiyor yani.
Meğersem adam if yapıyormuş aralıklı oruç.
Ya bu kadar da değil dedim.
Yani simit istiyor ve yiyemiyor.
Bu değil ya. Hani bu kadar olmamalı diye düşünüyorum.
Yani hayata bir kere geliyoruz. Bu kadar zorlamaya gerek var mı diye düşündüm o anda.
Ama adamın iradesini de buradan yine tebrik ediyorum yani.
Mesela bir simit bile yiyemeyecek kadar kendini böyle kota koymuş yani.
ne kadar iradeli olduğunu gördüm.
Zaten iradesine hayran olduğum insanlardan birisi.
Neyse o konuya girmeyelim, çok uzatmayacağım.
Onun dışında ben şöyle bir karar aldım.
Bu aralar yine karantinada olduğumuzdan dolayı çok fazla sosyal medyaya girdiğimi fark ettim.
Bu iPhone'da görebiliyorsunuz işte.
Instagram'a kaç saat girmişim bilmem ne bilmem her şeyi görebiliyorsunuz.
Bu arada ben yani YouTube'a çok fazla giriyorum.
Ama tamamen bilgi amaçlı yani böyle şey değil yani saçma sapan şeyler izlememiş bir zaman.
Ama hani çok vaktimin gittiğini fark ettiğim bir uygulama Instagram mesela.
Kendinizi saçma sapan bir şekilde millete stalklarken bulabilirsiniz.
Biliyorsunuz ki hiç tarzım değil.
Milletin hayatına bir burnumu sokayım falan filan.
Ama gerçekten bir can sıkıntısı mıdır nedir böyle saçma sapan şeyler yaptığımı fark ettim.
Ve gerçekten zaman benim için hayattaki en önemli şeylerdenmiş.
Hatta sabah kalkmamın sebebi de bu.
Ve bunu saçma sapan bir şekilde harcamak bana böyle çok acıttı, canımı acıttı.
Ve dedim ki ben bu 21 gün boyunca Instagram'mış bilmem neymiş girmeyeceğim.
Hatta Instagram'ı kapatmayı düşündüm.
Ama şimdi 21 gün işte 30 kişi geldi dedim ya onlarla beraber devam edeceğim.
edeceğim yolumu. O yüzden kapatmıyorum bir motivasyon olması için.
Ama bunu denemek de istiyorum.
Hani instagramsız, sosyal medyasız bir hayatı denemek istiyorum.
Dediğim gibi bu 21 gün boyunca sosyal medya kullanımımı azaltmaya karar verdim.
Günde bir saat spor yapma kararı aldım.
Kardiyo yapma kararı aldım yani.
Ve spor yaparken arkadaşlar yine bir araştırmaya dayalı bir şey söyleyeceğim.
Eğer film izlemeyi falan çok seviyorsanız ya da dizi izlemeyi sevdiğiniz bir dizi varsa özellikle spor yaparken Bunu izleyebilirsiniz.
Tabii ki ben eliptik bisiklet üzerinde yaptığım için gayet kolaylıkla izleyebiliyorum.
Bu arada ben belgesel hastasıyım insanım.
Belgesel serisine başladım mesela.
Hem spor yapıyorum hem belgesel izliyorum.
Gerçekten iki iş bir arada muazzam bir şey.
Onun dışında her gün 100 tane squat yapma kararı aldım.
Yaptım bugün. Bir belgesel izledim.
Bir spor yaptım.
Ve bir kitaptan da en az 50 sayfa aldım.
100 sayfada olabilir. Okumayı planlıyorum gün içerisinde.
Yani 21 günden ziyade bir de bunları yapmak istiyorum.
Bir de podcast dinlemek istiyorum.
Çok sevdiğim podcastler var.
Onları dinliyorum. Bu şekilde geçireceğim ben bu 21 günümü.
Bu arada 21 gün içerisinde ekmek alışkanlığınızı da değiştirebilirsiniz.
Ekmek yerine ceviz yiyebilirsiniz.
Biliyorum çok kötü geldi kulağınıza şu an.
Ne ceviz mi falan dediğinizi duyar gibiyim.
Evet arkadaşlar ceviz yiyebilirsiniz.
Çünkü gerçekten ceviz çok faydalı ve tok tutan bir şey.
Ama tabii ki ekmeğin yerine uzun yıllardır böyle çılgınlar gibi ekmek yiyen bir insana da gidip hadi ceviz ye dersem tabii ki dönüş kötü olabilir.
Ama lütfen deneyin.
Ben de böyle ya iğrenç falan demiştim ama.
Alıştım ya. Ceviz yemeye alışıyorsunuz ve gerçekten sonra ekmek ihtiyacı duymuyorsunuz.
Ekmeği de hayatınızdan çıkarın.
Biraz Canan Karatay gibi konuştum farkındayım ama sonra ben lahmacun yerken falan yakalanıyormuşum.
Neyse işte böyle arkadaşlar.
İlk podcastim böyle.
Şu anda sonlandırıyorum.
Umarım hepiniz başarırız.
21 gün sonra görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
