
Şimdi Cambly'nin yıl dönümüne özel %60 fiyat avantajıyla ayda 249TL’den itibaren İngilizcene yatırımın tam zamanı!
Üstelik bu Cumaya kadar 12 aylık abone olduğunda EKSTRA 3 HAFTA İngilizce dersi hediye! Ayrıca Özel+ ve Pro aboneliklerde, kendine en uygun eğitmeni keşfetmen için 4 bonus ders de hediye.
Kodu kullan ve şimdi abone ol:KOD: ORTAMLARDACAMBLY
LİNK: TIKLAYIN
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Tchibo" hakkında reklam içerir
Transkript
Kimberly, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine spritüel bir konuyla geldim.
Bu konuları konuşmayı da anlatmayı da çok seviyorum biliyorsunuz.
Şimdi bugün ne konuşacağız arkadaşlar?
Şamanik güç hayvanlarını anlatacağım size.
O ne demek Merve? İlk kez duydum diyenler için şamanik güç hayvanları ya da totem hayvanları, ruh hayvanları da diyoruz bunlara.
Şamanik geleneklerde kişinin ruhsal rehberi, koruyucusu ya da öğretmeni olarak kabul edilen hayvanlar.
Şimdi şamanik inançlara göre her insanın doğuştan ya da belirli bir yaşam döneminde yanında olan bir veya birden fazla hayvansal ruh rehberi var.
Bu hayvanların kişiye koruma sağladığına, böyle işte ruhsal ve enerjik bir düzeyde korumadan bahsediyorum, sezgi ve bilgelik aktardığına, içsel güç ve cesaret verdiğine inanılıyor ve tabii Hayat
dersleri öğrettiğine inanılıyor.
Peki bizler bu güç hayvanlarımızı nasıl buluruz Merve?
Şimdi inanışa göre şöyle arkadaşlar.
İşte geleneksel olarak güç hayvanı şamanik yolculuk adı verilen bir meditasyonla ya da rüyalarımızda ortaya çıkıyormuş.
Ama modern pratikte bakacak olursak rüyalarınızı bir düşünün.
Rüyalarda size böyle sıkça görünen hayvanlar hangileri?
Ya da çocukluğunuzdan beri kendinizi böyle çok yakın hissettiğiniz hayvanlar hangileri?
O hayvanla ilgili yaşanan ve tekrar eden semboller de olabilir arkadaşlar.
Az sonra buralara gireceğiz ama şöyle kısa bir girizgah yaptık.
Şu an aklıma çok eskiden okuduğum bir kitap geldi beni etkilemişti.
Bir Çift Yürek diye bir kitap eminim çoğunuz okumuşsunuzdur.
Çok eski bir kitaptır Marla Morgan'ın.
Amerikalı bir kadın işte Avustralya'ya gidiyor orada aborjinlerle bir zaman geçiriyor.
Sonra işte müthiş bir ruhsal yolculuk yaşıyor falan.
Yani orada yaşananlar gerçek miydi diye çok düşündüm arkadaşlar.
Çünkü benim için yani benim için derken modern insan olarak değerlendireceksem kendimi modern insanın bence çok çok uzağında hani gerçeküstü bir deneyimdi diyebilirim.
Hatta okuduktan sonra acaba ben gerçekten insan mıyım ya falan diye sorguladığımı hatırlıyorum.
Çünkü o kadar doğadan kopuk yaşıyoruz ki yani o kadar özümüzden ayrı düşmüşüz ki bence.
Yani kitaptaki o aborjinler kendilerine gerçek insanlar diyorlardı hatırladığım kadarıyla.
Ve sanırım haklılardı.
Çünkü hayvanlarla, doğayla müthiş bir iletişimleri vardı.
Bunlarla hiç böyle iletişimlerini koparmadan hayatlarını sürdürüyorlardı.
Ve bu modern dünyanın böyle saçma sapan kaygıları bu insanlarda yoktu.
İnsan sevgisi, doğa sevgisi, işte birlik, beraberlik bu duygularını yitirmemiş insanlar bunlar.
Hani baktığınız zaman ilkel insan dersiniz ama kim ilkel abi hani tartışılır.
Hani bir olmak diyoruz ya hep arkadaşlar.
Hani dini, spritüel açıdan bakarsak.
Yani ayrı olanın hani geri özüne dönmesi.
Tek bir kaynağa dönüş, işte tanrıya ulaşmanın en yüksek hallerinden biri.
Bir olmak diyoruz. Bu tasavvufta da var, Hinduizm'de de var, Hristiyanlıkta, kadim öğretilerde de var.
İşte modern insan bence bunu kaybetti.
Doğayla, hayvanlarla olan o bir olma, hemhal olma halini, özünü kaybetti diye düşünüyorum.
Kendisiyle olan bağ koptu.
Buna ben de dahilim. Bir zamanlar hani insanlar biliyorsunuz ormanın sesini okuyordu, rüzgarlarla konuşuyordu, hayvanların dilini biliyordu.
Ama sonra... Betonlarla işte ekranlarla gürültüyle biz bu dili unuttuk.
Bizler artık doğayla değil algoritmalarla uyum içerisindeyiz.
Kuş sesleriyle değil bildirim sesleriyle yaşıyoruz hayatımızı.
İşte şamanik kültürde doğa kutsal bir ortağıydı insanın.
Hayvanlar ruhsal rehberleriydi.
Oysa bizler dünyada var olan her canlının özelliklerini benliğimizde taşıyoruz.
Bu öğretiye göre altını çizerim.
Merve ne anlatıyorsun bize deli saçması şeyler diyenler çıkabilir.
Ben size şamanik öğretilerden bahsediyorum.
Geçmişinizi bir araştırın arkadaşlar tek tanrılı din öncesi.
Şimdi sadece bu şamanlar da yok.
Yani Celt mitolojisine de karşımıza çıkıyor.
Druidler de doğa kutsaldır ve hayvanlar bilge öğretmenlerdir.
Onlara göre de Amerikan yerlilerinde de var bu arada.
Sibirya şamanlarında, aborjinlerde ve daha pek çok kültürde karşımıza çıkan bir şey.
Şimdi şamanizmde...
Erk hayvanı denilen hayvan koruyucu ruh anlamında arkadaşlar.
Şamanlar her insanın doğarken bir erk hayvanıyla doğduğuna inanıyorlar.
Bu sonradan da edinilebiliyor.
Ama doğuştan var diye düşünüyorlar.
Bu da şu anlama geliyor. Kişinin bu hayatta hangi nitelikleri öne çıkıyor?
Hangi özelliklerini çalıştırıyor?
Örnek ver Merve. Mesela eğer ruhunuz güçlüyse arkadaşlar erk gücü kendiliğinden görünür.
Yani ruhsal güç. Yani bu hayvanlar aslında bizim karakterimizde baskın olan yönlerimizi temsil ediyor.
Anlatabildim mi? Karakterinize baskın olan yönlerinizi temsil eden hayvanlar var.
Ve zaman içinde farklı ruhsal ihtiyaçlarımıza göre başka erk hayvanlarıyla da bağlantı kurabiliyoruz bu inanışa göre.
Ve bu yeni gelen hayvan da bize içsel güçlerimizi hatırlatarak yön gösteriyor.
Şimdi şamanlar trans halinde yapmış oldukları ruhsal yolculuklarda yalnızca o hayvanı temsil etmiyor arkadaşlar.
Eğer şamanizmi böyle biraz biliyorsanız ne dediğimi şu an anlamışsınızdır.
O hayvanın doğasına bürünürler şamanlar işte gerek hareketleriyle.
gerek sesiyle, sezgileriyle tıpkı o hayvanınkine benzer bir hale gelirler.
Ve bu geçiş sürecini böyle basit bir taklit gibi düşünmeyin arkadaşlar.
Tam anlamıyla ruhsal bir birleşme halinden bahsediyorum.
Bu arada şamanizme de çok ilgim var.
Hatta eğer bulabilirsem çok eski bir fotoğrafım var.
Kütüphaneden böyle şamanizmle ilgili olan bir sürü kitap almış ve onların üzerinde uyuyakalmışım.
Öyle bir fotoğrafım vardı.
Bulursam koyacağım tabii ki yüzümü kapatarak.
Şimdi arkadaşlar belki anlatırım size şamanizmle ilgili bir bölüm.
de düşünüyorum ama nasıl anlatacağım yani çok ağır çok yoğun bir konu onu nasıl kompakt bir hale getireceğim onu düşünüyorum ama muhtemelen anlatacağım.
Şimdi arkadaşlar dediğim gibi şamanlar tam anlamıyla ruhsal bir birleşme hali yaşıyorlar o hayvanla.
Çünkü o hayvanın dünyasını sadece böyle gözlemlemekte kalmıyorlar.
Onu içsel olarak da yaşıyorlar ve deneyimliyorlar.
İşte böyle bir birleşme ancak insanın iç doğasıyla dış dünyadaki o doğayla bağlantı kurmasıyla ve denge kurmasıyla mümkün değil mi?
Aranızda yoga yapanlar varsa yoga duruşlarında da böyle belli başlı hayvan isimleri vardır.
Neden var? Yine aslında benzer bir şeyler dolayı o hayvanın doğasından gelen bir niteliği insan bedenine ve zihnine taşımak için var.
Mesela işte aşağı bakan köpek duruşu, kobra duruşu, kurbağa duruşu, kedi duruşu, inek duruşu, kaplumbağa, kartal, aslan, tavus kuşu duruşu, fil nefesi gibi böyle isimleri var.
Yoga yapanlar aşina.
Şimdi arkadaşlar şamanizmde bir sembol var.
Tıp çarkı sembolü.
Bu başı ve sonu olmayan bir daire.
Tamam mı? Kuzey ve Güney Amerika'nın yerli halkları için bu eski bir sembol tıp çarkı sembolü ve ruhsal yaşamın ayrılmaz bir parçası gibi.
Şimdi bu tıp çarkında kuzey, güney, doğup ve batı var arkadaşlar.
Bu yönler var ve her yön geleneksel olarak bir element, bir renk ve bir mevsime tekabül ediyor.
Şimdi bunlar aynı zamanda yaşam döngüsü aşamaları arkadaşlar ve benliğin yönleriyle de ilişkilendiriliyor tıp çarkı.
Kısaca şöyle. Rüzgar, kış demek.
Güney, su ve yaz demek.
Batı, sonbahar, toprak.
Doğu, ateş ve ilkbahar.
Şimdi Toltec geleneğinde hayat dört eleman tarafından yaratılmıştır.
Bunlar ateş, su, hava ve toprak.
Tahta demeyeceğim. Ve bu elementlerin her biri birlikte çalışır.
Her birinin de bedenimizde bir temsili vardır.
Mesela ateş elementini ele alacak olursak.
Ateş elementi vücutta içsel ısı yani metabolizmamız.
Ateş ne iş görüyor?
Yaşamımızı harekete geçiriyor.
Tıpkı neye benziyor bu?
Güneşin dünyaya can vermesi gibi değil mi?
Bedenimizin ateşi de aslında bedenin çalışmasını sağlıyor.
Bu böyle ama aşırı olunca ne oluyor arkadaşlar?
Ateş elementi. Ateş çok fazla olunca çok öfkeli.
Eksik olunca da çok durgun olabiliyoruz.
Suya bakacak olursak su vücudumuzdaki işte kan, lenf, hücre içi sıvılar yani duygular arkadaşlar.
Duyguların akışı, arınma ve sezgi.
Yani su demek sezgisel bilgeliktir.
Duygusal bağlantılar demektir.
Bedenin su akışı bozulursa ne olur?
Hem fiziksel hem duygusal blokajlar yaşarız.
Havaya bakacak olursak vücudumuzun nefesi, oksijen dolaşımı, zihinsel açıklık anlamına geliyor.
Ruhsal düzeyde bu neyin karşılığı derseniz?
İletişim, düşünce değil mi?
Hava eşittir zihinsel açıklık.
Şimdi burada denge bozulursa ne oluyor?
Oksijensiz kalan kişiye ne oluyor arkadaşlar?
O oluyor. Kısa bir süre bile kalsa zihnimiz bulanıklaşıyor.
Oksijene en çok ihtiyaç duyan organımız hangisi?
Beyinimiz. Şimdi beyne oksijen az gidince hasar görüyor değil mi?
Beyin hasar diye bir şey oluşuyor.
Ve son olarak toprak bedenin yapısal taşı.
Kemikler, deri, bağ dokuları değil mi?
Bunlar toprağın kökleri gibi düşünün arkadaşlar.
Toprak elementi ne yapıyor?
Bizi dünyaya bağlıyor.
Bağlamda düşünecek olursak.
İşte kemikler, kaslar bunlar zarar görünce ne oluyor?
Dengimizi kaybediyoruz. Belki işte yürüme yetimizi, hareketimizi kaybediyoruz.
Yani yaşamdaki sağlam duruş.
Tamam mı? Toprak. Ama aşırı toprak elementi ne yapıyor?
Durağanlık, inanççılık getirebiliyor.
Eksikliği ise köksüzlük yaratabiliyor.
İşte evini oradan oraya taşıyorsun.
Köksüzlük, güvensizlik yaratabiliyor değil mi?
Kadim bilgeliğe göre anlatıyorum şu anda.
Toltec bilgiliğine göre bu dört element birlikte çalışıyor arkadaşlar.
Ateş, su, hava ve toprak.
Dört element birlikte çalışıyor.
Bedeni, ruhu ve zihni bir bütün olarak dengede tutuyor bunlar.
Ateş ne yapıyor dedik hareket ettiriyor.
Su taşıyor ve temizliyor.
Hava fikir ve nefes getiriyor.
Toprak ise tutunma ve var olma hissi sağlıyor.
Şimdi nasıl ki doğada elementlerin dengesi bozulunca büyük afetler yaşıyoruz.
İnsanın da iç dünyasında bu elementlerin dengesizliği bedensel ve ruhsal dengesizliklere neden oluyor diyorlar.
Şimdi bence burçlar daha anlamlı geldi size element bazında düşününce.
Mesela ateş grubuna bakın koç aslan yaydı ve bunlar işte tutkulu derler enerjik cesur yaratıcı.
Hava grubuna baktığın zaman aklı temsil eder.
İkizler, terazi, kova.
Bunlar zihni temsil ediyor.
İletişimci, sosyal, meraklı grup değil mi?
Su grubuna baktığımız zaman işte akrep, yengeç, balık.
Bunlar duygusal, sezgisel, derinlik anlamına giriyor.
Ben akrebin biliyorsunuz ve...
Toprak grubu gerçekçi, sağlamcı, üretken ve sabırlı.
Kimdir toprak grubu? Boğa, Başak ve Oğlak.
Astrolojiye göre her elementin kendine has bir yaşama bakış açısı var arkadaşlar ve kişinin burcu işte bu az önce bahsetmiş olduğum elementlerin enerjisini taşıyor.
Şimdi az önceki tıp çarkına dönecek olursak bunların hayvanlarla ne gibi bir alakası var?
Mesela kuşların ve uçan böceklerin çoğu hava elementine ait.
İki veya dört ayaklı canlılar dünyanın bir parçası yani toprağa aitler.
Okyanus hayvanları suya, sürüngenler ise genelde ateşle ilişkilendiriliyor.
Sıcak çöl ikliminde yaşadıkları için hava elementine bakalım mesela.
Ne dedik? Düşünce, iletişim, dil, akıl yürütme değil mi?
Mersimi kış, rengi beyaz ve kar gibi dedik.
Berrak görüş, zihinsel netlik dedik.
Mesela Kartal ve Şahin.
Keskin görüş, yüksekten bakabilme yetişse değil mi?
Serçe, dikkat detayları fark edebilme.
Yarasa, karanlıkta yol bulabilme.
Mesela bu hayvanlar bize aslında hayatın karmaşık yönlerini anlama, netlik kazanma ve yön bulma konusunda rehberlik edebilirler bu saydığım hayvanlar.
Ateşe bakacak olursak ateş ruhun elementi olarak kabul ediliyor.
Tıp çarkında doğuyu ve kırmızıyı temsil ediyor.
Doğan güneşle, baharın gelişiyle ve yeni başlangıçlarla ilişkili.
Ateş enerjidir, içsel kıvılcımdır, yıkıcı gibi görünse de aslında bir orman yangının sonrası bile toprakta ne oluyor arkadaşlar?
Yeni yeni filizlenen tohumlar çıkıyor değil mi?
Yani yeniden doğuştur, anka kuşudur ateş.
Küllerinden doğmaktır, dönüşümdür.
İçsel güçle yeniden doğuştur.
O yüzden mesela ritüellerde mum yakıyorlar ya da hıdrellezde işte.
Çünkü ateş nedir? Enerjiyi arındırıyor değil mi inanca göre?
Eskiyi bırakmak. Yakmak yeniye bir sayfa açmaktır.
Bu noktada mesela bir hayvan yılan ateş hayvanı.
Çok korkulur ama kadim geleneklerde yılan şifadır arkadaşlar.
Yani tıbbın sembolü bile yılan hatırlayacak olursanız.
Suya bakacak olursak okyanuslar uçsuz bucaksız değil mi böyle gergicler falan.
Gizemli arkadaşlar okyanuslar.
Neden? Ayın bile yüzeyinin %100'ünü biliyoruz bugün.
Mars'ın diğer gezegenlerin yüzeylerini de büyük ölçüde gördük.
Ama okyanus tabanlarının daha %25'ini falan biliyoruz.
Çok çok derin alanlara gidilemiyor.
Mariana Çıkırı'na inebilen kaç kişi var değil mi?
Ama uzaya giden astronot sayısı eminim daha fazladır.
Okyanuslar, işte gelgitler ne gibi arkadaşlar?
Duygularımız gibi değişiyor su grubu.
İçimizde de aslında o okyanusların tabanı gibi.
Belki de ne potansiyeller saklı değil mi bilinmeyen derinlerde bir yerlerde.
Suda yaşayan hayvanlarla ortaklık kurarak kendi potansiyelimizin derinliklerine dalmayı öğrenebiliriz bu şamanik öğretilere göre.
Ve son olarak toprak yani dünya sonbahar ve hasat zamanı yani ektiğini biçme zamanı.
Ders ve deneyim alma zamanı aynı zamanda öğretmenlik ve yetişkinliği temsil ediyor.
Mesela fil arkadaşlar nedir?
Fil hafızadır değil mi?
Ailedir, dayanıklılıktır, geyik zarafettir, hassasiyettir, içsel bir yön tayin edebilmektir.
Ya da bir karıncaya baktığımız zaman ondan planlamayı öğrenebiliriz.
Küçük küçük eylemlerin aslında ne kadar büyük olduğunu anlayabiliriz.
Ve vücudumuzda bulunan elementlerin biliyorsunuz aynısı toprakta da var.
Şimdi yavaş yavaş hayvanlara geçiyorum arkadaşlar.
Öncelikle tukan kuşu size ne hatırlatıyor?
Hani böyle iri, kavisli, siyah bir gagası var, parlak renkleri var, işte kırmızı, turuncu ve sarı tonları.
Cambly'i hatırlatıyor.
Uzun zamandır beklediğiniz o müjdeli haberle geldim.
Bu arada tukanlar Latin Amerika kökenli, canlı renkli ve büyük gagalı kuşlardır.
Genellikle böyle neşeli, sıcak, iletişim dolu bir izlenim verirler.
Bu da zaten Cambly'nin dil öğrenme temasıyla çok örtüşüyor.
190'dan fazla ülkede milyonlarca kişi tarafından güvenilen global bir marka olan Cambly'nin yıl dönümü geldi arkadaşlar.
Dünyanın dört bir yanından milyonlarca öğrencinin göstermiş olduğu gelişimi kutlamak istiyorum ben de bugün Cambly ile birlikte.
Siz de bu serüvene bir yerden başlamak istiyorsanız işte bugün başlamak için en iyi zaman Cambly'nin yıl dönümünün özel fırsatlarını kaçırmayın derim.
12 aylık aboneliklerde bir aylıklara göre %60 daha iyi bir fiyat var.
Artı bu cuma gününe kadar 12 aylık abone olursanız...
Ekstra 3 hafta hediyeniz olacak ve ayda 249 TL'den başlayan fiyatlarla ayrıca 4 bonus dersle özel veya pro planlarda kendine en uygun eğitmenleri
keşfedebilirsin. Ortamlarda Cambly kodunu kullanarak bugün abone olun derim arkadaşlar.
Acele edin kaçırmayın.
Detayları açıklamalardaki linke bırakıyorum kodumuzla birlikte.
Hadi şimdi devam edelim.
Şimdi yavaş yavaş hayvanlara geçiyorum arkadaşlar.
Bunlar için meditasyonlar var.
Mesela şöyle bir meditasyon.
Ayaklarınız toprağa basacak şekilde bir sandalyede oturun.
Gözlerinizi kapatın.
30 dakika boyunca gözleriniz kapalı ruh hayvanınızı zihninizde canlandırmaya çalışın.
Niye gülüyorum şu anda? Çünkü...
Geçen hafta pazar günü ağlattı beldeydim ve bunu yapmaya çalıştım.
Ve Fenerbahçe'nin kutlaması vardı.
Nasıl yapacağım? İnsanlar coşmuş orada.
Tezahüratlar havada uçuşuyor ve benim tek aklıma gelen şey sarı kanarya.
Başka bir şey değil.
Buradan Fenerbahçe'mizi tebrik etmek istiyorum bir Beşiktaşlı olarak.
Avrupa'nın en büyüğü Fenerbahçe olduğu basketbol alanında.
Asın bayrakları diyorum ve devam ediyorum.
Şimdi ne dedik meditasyon olur arkadaşlar.
Benim gibi bir macera yaşamamak için daha sakin yerleri tercih edin.
Düşünsenize mangal yakıyorlar ya tarafta atletli amcalar.
Arkadaşlar bu bölümü kesmeyeceğim.
Çünkü az önce story attım instagrama.
Güldüğüm kısmı koydum ne olur silme demişsiniz.
Tamam silmiyorum. Ama linç gelecek yani buradan eminim.
Gülüşün sinirimi bozuyor.
Konsantrasyonumu bozdun.
Çok güldüğün için seni dinlemeyi bırakıyoruz.
Neyse devam edelim.
Şimdi ne yapıyoruz arkadaşlar?
Gözlerinizi kapatıyorsunuz ve 30 dakika boyunca gözleriniz kapalı bir halde ruh hayvanınızı zihninizde canlandırmaya çalışıyorsunuz.
Meditasyon olur, görselleştirme olur.
Ve zihninizde o hayvanın gözlerinin içine baktığınızı düşünün.
Onun gözleriyle gördüğünüzü düşünün.
Ve o hayvanın bilincinde seyahat ediyormuşsunuz gibi düşünün.
Şimdi bu meditasyon bittikten sonra da deneyimlerinizi yazmanız gerekiyor.
Şimdi burada önemli bir detay var.
O da şu. Bu hayvanlar sizin için ne temsil ediyor?
Bakın başkaları için değil sizin için o hayvan ne temsil ediyor?
Bunlar bizim kendi içimizde geliştirmek istediğimiz özelliklere sahip olan 3 hayvan tamam mı?
Bu ruh hayvanlarını atıyorum.
Mesela. Hayatınızda büyük bir değişiklik yapmak istiyorsunuz.
Bunun için bir mücadele halindesiniz.
Ya da dönüşüm için mesela kelebeğin gücüne başvurabilirsiniz.
Yok benim cesarete ihtiyacım var diyorsanız güçlü bir avcı hayvandan destek alabilirsiniz.
İşte aslan olur, leopar olur ilk aklıma gelenler.
Yuva yapmak için bir serçeden destek alabilirsiniz gibi gibi gibi.
O zaman şimdi hayvanlara geçelim artık.
Karıncayla başlayalım. Karınca bence çok büyüleyici bir canlı.
Burada bir parantez açıp artık Ağustos böceğini de konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü biz hep karıncayı haklı zannettik bugüne kadar.
Çünkü çalışkandı, biriktiriyordu, hesaplıydı.
Ama Ağustos böceği tembeldi değil mi?
Sorumsuzdu. Ama bilmediğimiz bir şey var.
Ağustos böceği ömrünün çoğunu yerin altında karanlıkta geçiriyor.
Ve yeryüzüne çıktığında zaten ömrü o kadar kısa ki belki birkaç hafta falan yaşıyor.
O kısacık zamanda ne kış düşünecek ne de yaz değil mi?
Sadece şarkı söyleyecek.
Çünkü onun kaderi bu arkadaşlar.
Var oldukça şarkı söyleyecek.
Belki de o yüzden hep onu hafife aldık.
Ama Ağustos böceği aslında bize çok güzel bir şey anlatıyor.
Hayat sadece çalışmaktan ibaret değildir ey karınca.
Bazen bir melodiye, bazen bir nefese, bazen bir ana değer vermek gerekir.
Çünkü herkesin yükü farklıdır.
Herkesin hikayesi ayrıdır.
Karınca da diyor ki Tarkan'ın şarkısı var ya yalnız taştan duvar olmaz bunu yaz bir yere.
Şimdi arkadaşlar karınca bir elin nesi var iki elin sesi var bence bu.
Direkt iş birliği işte organizasyon bir olursak başarırız bilince hatta sosyalizm bence karınca.
Karıncalar biliyorsunuz bireysel çıkarları için değil, kolonileri için yani onların toplumu için çalışırlar.
Herkesin bir görevi vardır ve bu görevler kişisel isteklerle değil ihtiyaca göre dağıtılır.
Biriktirme, sahip olma, bireysel zenginlik gibi kavramlar yok.
Tüm kavramları ortak kullanıyorlar.
Kraliçe de aslında sandığımız gibi bir yönetici değil, üreme görevini yenilene getiren bir organizma.
Yani merkezi bir iktidar yok, biyolojik bir rol var burada.
Yani böyle baktığımız zaman herkesin eşit olduğu ve elde edilen her şeyin ortak kullanıldığı bir düzen var.
Sahip olmak, seçmek, işte farklılaşmak gibi böyle insani dürtüleri yok onların.
Herkes eşit çalışıyor, eşit taşıyor, paylaşıyor ve sorgulamıyor.
Sadece görev, yani görev adamı bunlar.
Düzen, görev ve sistem adamı karıncalar.
Karıncalar adamdır. Yani şimdi bu dediğime bile şunu diyecek olan insanlar var.
Çok eril bir dil kullandın.
Sana hiç yakıştıramadım. Karıncalar adamdır dedi.
Yalnız koloninin CEO'su kraliçe.
Bunu belirtmeden geçmeyelim.
Beni bir salın ya. Bir adam vardı ya bıktık ya diyor.
Gerçekten bıktık ya.
Şimdi karıncalar sadece kendi türleriyle değil, diğer böceklerle, bitkilerle her türlü ilişkiye sahipler.
Toprağı havalandırıyorlar, dünyadaki o doğal haşere kontrolünü sağlıyorlar.
Yani karıncalar dünyadan yok olsa gerçekten büyük bir dram yaşarız insanoğlu olarak.
Karıncalar çok çalışkan değil mi?
Bildiğimiz en önemli özelliği bu.
Çalışkanlar her daim hazırlıklıdırlar.
Gelecek planlarını yaparlar ki Ağustos böceği hikayesinden de hatırladığımız üzere.
Peki güç hayvanı olarak nasıl ben bir karıncadan yardım alırım?
Tırnağın varsa kendi başını kaşıyacaksın kardeşim.
Kimsenin kimseye faydası yok.
Eğer bunları demekten ya da duymaktan bıktıysan, kimseden yardım isteyemiyorsan ama artık güçlü bir iş birliği istiyorsan insanlarla, bir organizasyon.
bir sıkı çalışma, azim istiyorsan mesela işte yeni bir proje, yeni bir girişimin başlangıç aşamasındasın ne yapabilirsin?
Gözlerini kapatacaksın ve seninle beraber çalışacak olan herkesi düşüneceksin.
Tıpkı böyle karıncalar gibi bir grup içinde ayakta böyle bir daire oluşturmuşsunuz.
Böyle düşünün, imgeleyin kafanızda.
Bu şekilde bir destek alabilirsiniz.
Şimdi ayıya geçelim arkadaşlar.
Ayı bende böyle direkt güç ve kuvvet çağrışımı yapıyor ki yerli şifacıların bitki tıbbını kendini iyileştirmek için kullanan ayıdan öğrendikleri söylenir arkadaşlar.
Ayılarda aslında bizim gibi alet kullanabiliyor.
Kayıplarına üzülüyorlar.
Yavrularını canları pahasına koruyorlar.
Ve tabii bir de kış uykusuna yatıyorlar.
Enerji tasarrufu yapıyorlar.
O yüzden ayılar eşittir.
Rüya görmeyle ilgili böyle mecazi bir bağlantıya sahip değil mi?
Çünkü bu uzun uyku döneminde bilinçle bilinç dışı arasında bir geçit olan rüya aleminde dolaşıyor gibi algılanıyorlar.
Ve bazı geleneklerde ayının bu derin uyku hali ruhsal boyutlara geçiş ilahi olanla bir bağlantı kurma ve bilinç altının derin bilgeliğiyle yüzleşme anlamına geliyor arkadaşlar.
Ayıdan nasıl ruhsal destek alırız diyorsanız.
Burada malum esprileri yapmayacağım hayır.
Ben zaten alıyorum Merve.
Destek alamıyorum ama köstek alıyorum.
Şimdi burada rüya kuluçka uygulaması var.
Bunu deneyin diyor arkadaşlar. Don Jose Ruiz kendisi bu işe epey kafa yoran isimlerden biri ki Şamanik Güç Hayvanları kitabında bunu önermiş.
Rüya kuluçkası diye bir şey.
Bu da yatmadan önce bir meditasyon yapıyorsunuz arkadaşlar.
Az önce anlattığım gibi hani illa böyle toprağa basacağım vesaire değil.
Yatmadan önce de yapabiliyorsunuz.
Ayıyı imgeliyorsunuz.
Mesela hayatınızda sizi strese sokan...
derin bir dinlenme gerektiren bir durum varsa ayıdan destek isteyebilirsiniz bu şekilde yatmadan önce bir meditasyon yaparak.
Bir de şöyle bir şey var arkadaşlar.
Ben mesela bazı hayvanlardan çok korkuyorum.
Yılan, tövbeler olsun.
Köpek balığı, balina ki bunlardan da acayip korkarım.
Ki Antalya'da çok sık görülmeye başlanmış.
Gitmeyeceğim bu sene kesinlikle düşünmüyorum.
Ya şu an inanmayacaksınız ama ben bunu söylerken telefonuma bir mesaj geldi.
Bir tatil uygulamasından ve beni Antalya'ya çağırıyorlar.
Gerçekten telefonlar dinleniyor herhalde.
Kendimi şu an yaşlı biri gibiyse telefonlar dinleniyor.
Şimdi arkadaşlar ne diyordum?
Köpek balığından korkuyorum, balinadan korkuyorum.
Bir de sırtlandan böyle bir tırsarım.
Aslında tırsmam da o pis bir gülüşü var ya o böyle beni bir irite ediyor yani.
Ama kedilere aşığım.
Çok seviyorum onları ve bana şifa veriyorlar.
Öyle hissediyorum. Köpekleri de çok seviyorum ama kedi bir başka.
Bu şu demekmiş. Yılan, sırtlan, balina falan bunlar neyse işte.
Bunlar neye karşılık geliyor bende?
İşte ben bu alanları düzgün çalıştıramıyormuşum.
Şimdi buna bir bakalım. Yılan ne mesela?
İşte değişim, dönüşüm değil mi?
Kabuk değiştirme. Ben burada bir direnç gösteriye olabilir miyim?
Ki kesinlikle öyle evet direnç gösteriyorum.
Kontrolü bırakmak benim için çok zor hep söylüyorum.
Kant gibi yaşamaktan sıkıldım diyorum biliyorsunuz.
Yılan eskiyi bırakmaktır, dönüşümdür, kabuk değiştirmektir ve evet korktuğum şeyler bunlar.
Sırtlarını düşünecek olursak işte uygunsuz, öteki gölge yönümüzde açımasızlık, aykırılık gibi bir anlamı var.
Şamanik olarak baktığımız zaman belki de Topluma uygun davranma takıntısıyla aşırı kuralcı olabiliyorum.
Yani bu bunu gösteriyor. Toplumdan dışlanma korkusuyla kendini bastırma da olabilir.
Bu da kısmen doğru. Daha önce de bahsetmiştim size.
Ki en sevdiğim parçalardan biri DJ Regard.
Ride it demiştim. Oldlar bilir.
Ne o parçada? Akışına bırak.
Kontrolü kaybet gitsin diyor parçada.
Şimdi köpek balığı dedim. O da derinlerdeki korkularımızla yüzleşmeymiş.
Bence bu da doğru. Kaç kere terapisi değiştirdim.
En sonunda o korkularımla yüzleşme cesaretine yeni eriştim arkadaşlar.
Düşünün seneler sonra o karanlığa bakmaya cesaret edebildim.
Ve görüyorum ki bu terapilerden sonra da ortaya çıkan neticeye bakarak bu üç hayvanı da aslında ben düzgün çalıştıramıyorum.
Düzgün çalıştıramadığım adamları temsil ediyor bu işte yılan, sırtlan, köpek balığı bilmem ne.
Benim için doğru diyebilirim.
Peki düzgün çalıştırdığım alan ne?
Kedi dedim arkadaşlar. Yani sezgi, işte görünmeyeni sezme.
Bu alanda çok yetenekliyimdir.
Övünmek gibi olmasın.
Yalnızlığına barışık olma, işte alanını koruma.
Bir de astrolojik açıdan bakarsak benim haritamda ateş elementi çok eksik arkadaşlar.
Uzman bir astrolog eşliğinde yaptırmış olduğum açılımlara dayanarak söylüyorum.
Ateş elementi eksik.
Yılan neydi? Ateş elementi.
Ateş neydi? Böyle yak, yık, yeniden doğ değil mi?
O cesaret, o... Kabuğundan sıyrılmak, eski kabuğundan yeniye adım atmak.
Bu arada rüyamda hep yılan görüyorum arkadaşlar ve inanılmaz korkuyorum.
Yani arada köpek balığı da gördüğüm oluyor ama yılan çok fazla gördüğüm bir hayvan.
Böyle düşününce gerçekten anlamlı geldi bu olay.
Hatta Seda Sayan gibi gel ulan gel demek istiyorum yılana.
Neyse gelmesin dursun şimdi.
Bu arada bu konuları araştırırken Don Jose Ruiz gibi böyle Türkiye'de acaba var mı bir kaynak dedim.
Karşıma Çetin Çetintaş çıktı ki yoga yapanların iyi bildiği bir isimdir diye düşünüyorum.
O da şöyle demiş arkadaşlar hayvanlardan destek almanın gizemli sanatı diye bir kitabı var.
Orada diyor ki ateş böceği gördüğünde eğer heyecanlanıyorsan, kedi gördüğünde gülümsüyorsan, köpek gördüğünde irkiliyorsan hayvanlara karşı vermiş olduğun bütün bu tepkiler aslında o hayvanın niteliklerinin
sende nasıl çalıştığının bir cevabıdır diyor.
Mesela diyelim ki ateş böceği seni heyecanlandırıyor.
Ateş böceğinin çalıştırdığı konulara bakın diyor.
Bunlar görünmek ve ilhammış arkadaşlar.
Bu da şu demek. Bunlar okey senin hayatında görünmek ve ilham konusunda bir sıkıntı yok.
Hani bunlar düzgün çalışıyor. Ama eğer köpekten korkuyorsan mesela bu sadakat, işte bağlılık, birlikte çalışma konularında denge sağlayamıyor olabilirsin anlamına geliyor.
Yani olay şu ki hayvanların bizde uyandırmış olduğu hislere bakacağız arkadaşlar.
Bunlar bizim hangi niteliklerimizi düzgün çalıştırıp çalıştıramadığımızı gösteriyor.
Az önce dediğim gibi işte yılan, köpek.
balığı sırtlan dedim.
Bunlar benim düzgün çalıştıramadığım alanlar ama sevdiğim hayvanlar işte kedi dedim bir sürü hayvan var sevdiğim az sonra bahsederim onları da.
Onlar da benim düzgün çalışan alanlarım.
İnsanın elementlerinde oluşan dengesizliklerden dolayı her niteliği çalıştıramaması gayet normal.
Buna örnek olarak isteklerini karşılama yolundaki insan sürekli eksiklik hissine kapılır değil mi?
Bu hissede elementlerinin dengesini bozmaya başlar diyor.
Mesela hayatı boyunca yalnız çalışmaya alışmış bir insan düşün.
Her işini kendisi hallediyor.
Böyle bir insanın hayatında köpek ve kurt hayvanları çalışmaz hale gelir.
Zaten her şeyi kendi hallediyor.
Sonuç olarak kişi hem bu hayvanlardan hem de bu hayvanlarla ilgili olan sembollerden farkında bile olmadan itilir.
Kendini uzak tutar diyor. Şu an aklıma çok yakın bir arkadaşım geldi.
Köpeklerden inanılmaz korkuyor.
Sokağa bile çıkamaz, yürüyemez o derece.
Arabasız adım atmıyor.
Ve tam olarak böyle biri her işini kendi halleder.
Seyit Onbaşım benim.
Yalnız daha çok alışmış bir insan.
İşte böyle birinin toprak elementinde bir sorun olabilirmiş arkadaşlar.
Zayıfmış toprağa. Yani bu da şu demek.
Birlikte hareket etme duygusundan uzaklaşmak.
Yani bu kişinin artık böyle hiç kimseyle birlikte hareket etmeye yetecek kadar toprağı yok anlamına geliyor.
Hatta bu kişi ateş elementine çok fazla yüklenmiş.
Hani ben yaparım ben öderim ateş elementi.
Hayatında ateşi çok yükseltmiş toprağı azaltmış.
Anladık değil mi? Hepimiz aslında her hayvanla kadim bir ilişkinin içerisindeyiz.
Ve ilişkilerimiz zayıfladığında ya da koptuğunda hayatımızda hayvanların bize sunmuş olduğu niteliklere olan ilişkilerimizi de kaybederiz diyor.
Peki ne yapabiliriz arkadaşlar?
Bilinçaltımızdaki o arketipleri çalıştıracak olan sembolleri günlük hayatımızdaki işte bir nesne olur, bir ses olur, resim hatta bir işaret olarak bulundurabiliriz.
Mesela işte bir kuşun tüyü, güvercenin tüyü falan.
İşte resmi olabilir ya da güverceni hatırlatan bedensel bir duruş.
Bir güvercinin sembolü.
Bunlar içimizdeki bu hayvanın ilgili olduğu konuları yani arketipleri çalıştırır diyor arkadaşlar.
Rüyamıza giren hayvanlar da aslında desteğine ihtiyaç duyduğumuz hayvanlarmış.
Yani ben aslında yılanın desteğine ihtiyacım var böyle baktığım zaman.
Onun sunmuş olduğu o işte anlamlara.
Rüyaya gelen hayvan insanda uyuyan arketipi uyandırmaya çalışıyordur deniliyor.
Şimdi bu durumda ne yapmamız gerekiyor?
O hayvanın hangi elemente tekabül ettiğini bulalım.
Yılan ateş elemenci.
Hangi nitelikleri çalıştırdığını anlamamız gerekiyor.
Sonra da bu hayvana ruhumuzda ve yaşamımızda bilinçli olarak yer açmak için onun sembollerini kullanmaya başlıyoruz.
Bu arada bilmiyorum bu konuyu çalıştığım için mi uzun zamandır hiç farkında olmadan gidip leoparlı bir böyle kocaman bir resim aldım arkadaşlar.
Kırlentlerimi falan Leopar yaptım.
Ne alakası öyle? Leopar'a bir ilgim yoktu ama bir anda böyle bir şey oldu.
Herhalde bu konuya çekildiğim için bilmiyorum.
Neyse iyi bir şey Leopar.
Şimdi ne diyorduk?
Kargadan faydalanabilirsiniz dedim.
Yeni bir işe başlayacaksınız ama başlama enerjisi aktifi olmuyor.
Karga arketifi ama...
Yıllardır yaptığınız bir iş var.
Artık böyle ustalaşmışsınız.
Yeni bir şeyler ortaya koymak istiyorsunuz.
Hani icat boyutunda yeni bir şey ortaya çıkarmak istiyorsunuz.
O zaman diyor yardım alacağınız hayvan karga değil attır diyor.
Neden? Çünkü at sadece ustalarla çalışır demiş.
Bunu bilmiyordum. Yine böyle hali hazırda devam eden bir işte ortaya yeni bir şeyler çıkarmaya ihtiyacınız varsa leyleklerle çalışabilirsiniz denilmiş.
Hatta bazı hayvan arketipleri birlikte çalışmak için çok daha güçlü sonuçlar doğurur diyor.
Şimdi arkadaşlar elementler konusuna tekrar dönecek olursam eğer hayatınızda eylem gerektiren işleri ertelediğinizi fark ettiyseniz kendinize vakit ayıramıyorsanız yeni bir şeylere atılmak istiyorsanız ama atılamıyorsanız
ki bu yeni bir mekanı deneyimlemek bile olabilir.
Kendi benliğinizi ortaya koyamıyorsanız hayatın akışını yakalayamıyorsanız onun gerisinde kalıyorsanız ateş elementinin hayvanlarıyla desteklenebilirsiniz.
Mesela anka kuşu. Ne yapıyor anka kuşu?
Hayatında var olan her şeyi küle dönüştürene kadar yakıyor, yıkıyor, darma duman ediyor değil mi?
Sonra ne yapıyor? Yeniden doğuyor.
Her şeyi yıkıp sıfırdan yeniden başlıyor.
Yeniden doğuş. Şimdi bunu nasıl ve nerede kullanabiliriz?
Artık böyle gerçekten tamamen sonlanıp bitmesini istediğimiz her konuda bu bir ilişki olabilir, iş olabilir, her şey.
Anka kuşu sembolünü kullanabilirsiniz.
Atıyorum. Bir aşk meseleniz var.
Anka kuşunu en basit haliyle nasıl kullanırız?
Telefon ekranınıza koyabilirsiniz ya da o ilişkiyi hatırladıkça anka kuşuna bakabilirsiniz, çizebilirsiniz, düşünebilirsiniz.
Gözünüzün göreceği her alanı anka kuşu sembolüyle donatabilirsiniz.
İşte bilgisayar ekranınıza, çalışma masanıza, ajandanıza gibi gibi gibi.
Anka kuşunun öz saygısı çok yücedir diyor Çetin Taş.
O yüzden kendini zarar veren her şeye son vermek için gerektiği kadar şiddeti uygulayabilecek olan bir cesarete sahiptir demiş.
Yeniden doğmak için önce ölmek gerekir diyelim ve devam edelim.
Bir başka hayvana geçiyoruz.
Ateş elementinden aslan.
Eğer ben deme kısmında bir problem yaşıyorsanız.
Kendinizi göstermeye biraz olsun böyle ön planda tutmaya yönetmeye ihtiyacınız varsa cesaretiniz varsa aslanı kullanabilirsiniz.
Asaletinizin öne çıkmasını istediğiniz konularda güce ihtiyacınız olduğunda aslanı kullanabilirsiniz.
İş hayatınızda, ilişkilerinizde, yaşamınızda...
Kendinizi hangi alanda güçsüz hissediyorsanız aslanı kullanabiliyorsunuz.
Mesela iş yerinde işte o kadar çok çalışıyorsunuz, çabalıyorsunuz ama buna rağmen görülmediğinizi hissediyorsanız aslanı kullanabilirsiniz.
Fakat dikkat edin aslanın diğer ucu da kibirdir arkadaşlar.
Özgüven problemi yaşayan insanlara da karga önerilmiş.
Hani ilk adımı atmakta sorun yaşıyorsanız, özgüven sorunu yaşıyorsanız, değişime direniyorsanız karga kullanabilirsiniz.
Ama kargada dikkat edeceğimiz şey şu.
Karga sadece başlatıyormuş yani o işin sonuyla ilgilenmiyormuş.
İyi mi kötü mü buna bakmıyorum sadece başlatma enerjisi.
Yani karga aslında ilk kıvılcım öyle düşünün.
Gelelim toprağa. Toprak nedir arkadaşlar?
Bir şey ekeriz ve sabırla bekleriz değil mi?
Toprak bereket demektir, sabır demektir, devamlılıktır, köklenmektir ve yaptığın şeyi somut olarak karşılığını görmektir değil mi?
O zaman bu konularla ilgili eğer bir sıkıntı yaşıyorsanız toprak hayvanlarından faydalanmanız gerekiyor.
Mesela işte Merve ben başladığım işi tamamlayamıyorum.
Maddi alanda bir varlık sahibi olmakta zorlanıyorum.
bir alanda devamlılık gösteremiyorum, kararlılık gösteremiyorum, tembellik yapıyorum, bir aile sahibi olmak istiyorum, köklenmek istiyorum diyorsan bu alandaki hayvanlarla çalışman gerekiyor.
Mesela kaplumbağa.
Nedir kaplumbağa? Dayanıklılık, irade, yönetim, kontrol ve uzmanlaşmak değil mi?
Korumak. Mesela çok kararsızsanız bunu kullanabilirsiniz.
Başladığınız şeyin devamı gelmiyorsa, süreci yönetemiyorsanız, dayanıklı olmadığınızı düşünüyorsanız bunu kullanabilirsiniz.
Gelelim köpeğe. Şimdi köpek sadakattir değil mi?
Bağlılıktır, kolektif çalışmalardır, harekettir.
Elementi de toprak, dört ayaklı yere basıyor.
Sadakat ve bağlılık gerektiren konularda köpek arketipinden faydalanabilirsiniz arkadaşlar.
Çalışkanlıkta ve azimde ne dedik?
Karınca arketipi dedik.
Özgürlükte, uzaktan gelen güçte, potansiyel kuvvetin kullanımında.
Toprak ve hava elementinden at arketipini kullanabilirsiniz.
Hatta Jose diyor ki arkadaşlar eğer bölgenizde mesela bilincilik dersleri alabileceğiniz bir yer varsa oraya gidin diyor.
Hiçbir şey yapamadınız gidin bir atı besleyin diyor o gün diyor.
Yani bir bağ kurmaya çalışın o hayvanla demiş.
Toprak elementinden olan maymun mesela nedir?
Neşelidir, enerjiktir, çeviktir, oyuncudur değil mi?
Komik bir hayvandır. Hayatınızda mizah eksikse...
Hep böyle çok ciddi bir tavırdaysanız, biraz olsun gülmeye, oyuna ihtiyacınız varsa maymun arketipinden faydalanabilirsiniz.
Ben mesela baykuşları çok seviyorum, çok yakın hissediyorum kendimi.
Hava elementi baykuş nedir?
Bilgeliktir, net düşüncedir.
İşte deneyim, ihtiyat, zeka, anlayıştır değil mi?
Sezgilerdir ve baykuşlar biliyorsunuz antik Yunan'dan beri bilginin bekçisi olarak görülen hayvanlar.
Hatta bilgelik tanrıçası Athena'nın habercisidir, yoldaşıdır.
Çünkü daima ileriye bakan gözleri vardır ve boyunlarını döndürme yetenekleriyle doğaüstü algılama yetenekleri var.
Bazıları pek sevmez, uğursuz derler ama en başta dediğim gibi o hayvanın senin için ne ifade ettiği önemli olan bu.
Baykuş benim için işte sezgilerin gücü demek.
Eğer böyle sezgilerimle alakalı bir güce ihtiyacım varsa ondan faydalanabilirim.
Bu konuda arkadaşlar bence Çetin Çetintaş'ın kitabı iyi.
Gayet yol gösterici özellikle meditasyon alanında açıklayıcı olduğunu düşünüyorum.
Faydalanabilirsiniz. Ya da Don Jose Ruiz'in Şaman İlk Güç Hayvanları kitabı da olabilir.
Bu konu benim ilgimi çekti.
Sizlerle de paylaşmak istedim.
Dediğim gibi seçtiğiniz hayvanın size yaratmış olduğu hisler önemli.
Benim için harika olan bir hayvanı siz böyle çok itici bir hayvan olarak görebilirsiniz.
O yüzden meditasyon yaparken bu detayı lütfen gözden kaçırmayın.
Mesela ben dün susamurunu düşündüm.
Hani böyle suyun içinde eşler birbirini kaybetmemek için el ele tutuşuyor ya susamurlarında çok hoşuma gidiyor.
Hatta öyle uyuyorlar. Bana çok tatlı geldi.
Onu düşündüm. Nedense aklıma o geldi.
Biraz araştırdım. Susamurları çok iyi anne ve babalarmış.
İşte eğlencelilermiş.
Çok çevik avcalarmış.
Ve ömür boyu tek eşlilermiş.
Tabii farklı farklı türleri var arkadaşlar.
Ama susamuru arketipini sevdim.
Aa bir de unutmadan benim bu köpek balığı korkum var dedim ya oldular bilir.
Jose Ruiz diyor ki arkadaşlar bazı köpek balıkları oksijenli suyu solungaçlarından pompalayabilmeleri için dinlenmeden yüzmeleri gerekiyor, devam etmeleri gerekiyor.
Ve çoğu köpek balığı göğüs yüzgeçlerinin şeklinden dolayı geriye doğru yüzemiyormuş arkadaşlar.
Yeni öğrendim bunu. Şimdi bunda yararlı bir metaforik öğreti var diyor.
Hayatımızda bazen bir sonraki aşamaya doğru ilerlememizi durdurabilecek bir şekilde pişmanlıklar yaşarız.
Geçmiş acıların üzerinde derin derin düşünerek sık sık geçmişimize takılıp kalırız.
İşte bu olduğunda köpek balığının öğretilerinin bizi ileriye her zaman yeni sulara ve daha iyi denizlere yönlendirmesine izin verebiliriz.
Bugün anlatacaklarım bu kadar arkadaşlar.
Don Jose Ruiz'in dediği gibi içimizde kullanılmayan.
Potansiyel hayaller, hayal edilen manzaralar ve hikayelerden oluşan bir okyanus var.
Cambly Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Sizi Instagram'da bu bölümün gönderi postunun altına erk hayvanlarınızı yazmaya davet ediyorum.
Ve tabii o hayvanın sizde uyandırmış olduğu hissi de yazın arkadaşlar.
Onu seçme nedeniniz ne?
Onu da bekliyorum. Don Ruiz'in dediği gibi öğrenmeye istekliysek tüm hayvanların bizlere öğreteceği bir şeyler vardır.
Kendinize iyi bakın. Cambly kodumuzu tekrar hatırlatmak istiyorum.
Ortamlarda Cambly arkadaşlar.
Açıklamalara da bu kodu bırakıyorum.
Cambly'nin yıl dönümü fırsatlarını kaçırmayın derim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
