
Cambly Hakkında detaylı bilgi almak ve %60 indirimden faydalanmak için linke tıklayın: https://cambly.biz/Osb60
Kod: Osb60
*
Cambly Kids Hakkında detaylı bilgi almak ve %60 indirimden faydalanmak için linke tıklayın: https://cambly.biz/Osb6
Kod: Osb6
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Cambly" hakkında reklam içerir*
Transkript
Anadini İngilizce olan deneyimli eğitmenlerle ister birebir ister grup derslerine katılabileceğiniz online bir eğitim uygulaması olan Cambly'e bugün başta en büyük yatırımı geleceğine yap.
OSB 60 kodu ile tam %60 indirimle ilk ve son kez ayda sadece 199 TL'ye abone ol.
Ayrıca ilk dersin ücretsiz.
Bugün kendin için bir adım at.
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yakında herkesin merak edeceği ve peşine düşeceği gizemli bir hikayeden bahsedeceğim sizlere.
Yılanların Şahı.
Şahmaran'ı konuşacağız. Hep Yunan mitolojisi anlatacak değiliz.
Biraz Anadolu'ya girelim dedim. Tabi sadece Şahmaran değil yani yılanın kutsal kitaplardaki yeri, dünyanın mitolojisindeki önemine kadar çok geniş çapla ele almaya çalışacağım konuyu.
O zaman hadi başlayalım.
Öncelikle nereden başlıyoruz? Tabi ki de 12 hayvanlı Türk takvimimizden başlıyoruz.
Bu takvimde yılan 6.
hayvan olarak yer alıyor arkadaşlar ve bu takvime göre biliyorsunuzdur her hayvan bir yılı gösteriyor.
Atıyorum işte tavşan yılı geldiği zaman o yıl tavşanı özelliklerine göre şekilleniyor.
Öyle inanıyorlar. Maymun yılı demek.
Hilebazlığın artması demek.
Eğlencenin artması demek.
Yılan yılı korku demekmiş mesela.
2001 yılı yılan yılıymış.
Bu senede 2023 koyun yılına girmişiz.
Hakkımızda hayırlısı diyelim arkadaşlar.
Şimdi Orta Asya Türkleri için yılan şifadır.
Şanstır. Saadet demektir.
Şifa dediğimi bilmiyormuş.
Dikkat ettiniz mi? Sağlık sektöründe amblemlerde ağaca sarılmış bir yılan görürüz.
Ya da işte kadehe sarılmış. bir yılan görürüz.
O ağaç dalı aslında asadır arkadaşlar.
Ağaca sarılı bir yılan, asaya sarılı bir yılan.
Hayat ve yenilenme anlamına geliyor.
Neden? Çünkü yılan nasıl bir hayvan?
Deri değiştiren değil mi? Yani dolayısıyla yenilenen bir hayvan.
Yani yeniden doğan, yeniden doğuş, ölümsüzlük timsali bir yerde.
Gılgamış Podcast'ımı hatırlayın.
Tıpkı böyle ağaç gibi ağacın da kökü hem yerin altındadır hem yerin üstündedir.
İkisiyle de bir bağlantısı vardır.
Yılan da öyle. Yani bu şu demek aslında her iki alemle de bağlantısı var.
Yeraltı ve gerüstü.
Dolayısıyla ne oluyor? Bir noktada yılan ölümsüzlük timsali demek oluyor.
Yunan mitolojisinde Hekim Tanrı'nın sembolü de Yunanlı bir asa.
Asklepios yani Hekim Tanrı'nın adı bile aslında Yunan'dan geliyor.
Yunanca Askalabos yılan anlamında.
Ve aynı zamanda Şamanizm'de de Şaman'ın koruyucu hayvanıdır Yunan.
Kutsaldır. Ben bunun Hermes'in asası gibi olduğunu düşünüyorum.
Gönül üstüne çıkıyor.
Şaman da öyledir. Her ikisi de şifacıdır.
Peki Merve madem yılan bu kadar kutsaldı bu kadar önemliydi.
Neden insanın cennetten kovulmasının suçlusu ilan edildi dediniz mi?
Bence dediniz. O yılan hikayesi Tevrat'ta var zaten.
Kur'an'da şeytan var yılanın yerine.
Geleceğim oralara az sonra. O zaman önce nereye gidiyoruz?
Antik Mısır'a gidiyoruz.
Kendi kuyruğunu yiyen yılan yani Ouroboros yılanından bahsedeceğim.
Bu sembolün kökeni arkadaşlar M.Ö.
14. yüzyıla kadar gidiyor ve ilk kez Tutankhamon'un mezarında karşımıza çıkıyor.
Şimdilerde genelde dövmelerde görüyoruz bunu.
Dinsel sembolizmi de yüksektir.
Yani kendi kuyruğunu ağzına almış ve daire oluşturan yılan sembolü.
Kendini yaratmak anlamında hatta böyle sonun başlangıcı demektir.
Yani sonsuzluğu, bölünmezliği, yeniden doğuşu simgeler.
Tıpkı böyle bir anka kuşu gibi simyancılığın da simgesi olmuştur.
Çok sevdiğim, çok anlamlı bulduğum bir dönüşüm sembolüdür.
Nietzsche'den dolayı belki bilemiyorum yani onun yüklediği anlamlar çok özeldi.
Ne diyordu Zerdüşt?
Her şey gider, her şey geri gelir.
Sonrasızca döner varlık çarkı, her şey ölür.
Her şey yine çiçeklenir, sonrasızca sürer, varlık yılı diyordu.
Peki neden Tutankamon'un mezarında kullanılmış?
Çünkü başlangıcın ve sonun temsilidir.
Yani yılandan zaten daha önce bahsetmiştim.
Medusa Podcast'ımda Gılgamış'ta Göbekli Tepe'de uzun uzun bahsettiğimi hatırlıyorum.
O bölümleri mutlaka dinleyin derim.
Doğum ve ölüm arkadaşlar.
Yaşamın iki zıtlığı değil mi?
Yink ve yank gibi.
Hep vardır bu işte Eros ve Thanatos dere zıttıklar var değil mi sürekli?
Ve bu zıttıkların ahengi simyacılar için de ölümsüzlüktür.
Başlangıcım sonunda.
Sonum başlangıcımda gibi bir alt metin var burada.
Yavaş yavaş şahmarana doğru gidiyoruz arkadaşlar.
Ouroboros yani kendi kuyruğunu yiyen yılan felsefesinin temelinde bir dönüşüm var.
Gördüğünüz gibi anka gibi.
Eğer yeniden doğmak istiyorsan kendi kendini yok etmeyi.
Göze almalısın. Hani kendi küllerimden doğdum deriz ya o anka kuşundan geliyor zaten.
Anka kuşu yani zümrüdü anka efsaneye göre bilge ağacını dallarında yaşar ve her şeyi bilen bir kuş olduğu söylenir.
Yanarak kül olur, ölür ve sonra kendi küllerinden yeniden doğar.
Özelliği budur. Yalnız anka kuşunun yaşadığı yere dikkat ettiniz mi?
Bilge ağacının dalları.
Cambly Kids ile 4-15 yaş aralığındaki çocuklar tamamı ana dili İngilizce olan en kaliteli eğitmenlerle birlikte İngilizceyi kalıcı olarak öğreniyorlar.
Şu anda Cambly Kids'de yılın en büyük indirimi var.
OSB 6 kodu ile %60 indirimden faydalanın.
Çocuğunuza özgüvenli İngilizce konuşma becerisi hediye edin.
Yılan aynı zamanda Sümerlilerden biri üremenin sembolü arkadaşlar.
Anne karnına dönüşü çağrıştırıyor.
Üst paleolitik ve neolitik dönemlerdeki tanrıça ve kadın figürlerine bakın.
Orada göreceğiniz böyle spiral ve yılan benzeri şekiller olacak.
Yine doğum ve üremeyi sembolüyle temsil ediyorlar.
Çatalhöyük'te yapılan kazılarda yine işte buluntular var.
Orada da Tanrıçan'ın göbeğinde böyle spiral şeklinde duran bir yılan var.
Yine aynı şekilde üremeyi ve doğumu temsil ediyor.
Evet ısınma turlarını bitirdiğimize göre o zaman artık yavaş yavaş Şahmaran'a geçiş yapabiliriz.
Şahmeran diyenler de var ama ben Şahmaran demeyi daha çok seviyorum.
Farsçadan geliyor. Şahı Maran.
Mar zaten yılan demek.
Şah da yönetici anlamında.
Yılanların şahı.
Şahmaran efsanesi arkadaşlar aynı zamanda camaspname olarak da biliniyor.
Camasp kim Merve? Şimdi Camasp efsanelere göre Hekim Daniel'ın oğludur arkadaşlar.
Ve Camasp da çok iyi bir hekimdir.
Bakın yılan şifa demiştim az önce paralel gidiyoruz yine.
Ve hikayenin kaynağı Binbir Gece Masalları 2.
Murat döneminde 1429'da mesnevi biçiminde yazılıyor bu.
Fakat arkadaşlar bu hikayenin çok farklı varyasyonları var.
Ama benim ilgimi en çok celbeden kısmı şudur.
Asabı Keyf ile olan bağlantısı yani yedi uyurlar diyoruz ya Esabı Keyf de deniliyor.
Ben biraz bahsetmek istiyorum hızlıca.
Şöyle ki mitolojik tanrılara yani işte çok tanrılı dönem diyoruz ya o inanışın ivme kaybettiği dönemde tek tanrılı dinlere geçiş.
7 Hristiyan genç tek tanrıya inandıkları için eziyet görüyor arkadaşlar.
Hristiyanlığın ilk başlarında eziyet görmüşler ya insanlar.
Ve bu 7 genç bu mağarada 309 yıl boyunca uyumuşlar.
7 uyuyanlar buradan geliyor.
7 yalnız dikkatinizi çekerim.
Sayıların gizemi podcast'ımı lütfen dinleyin.
7 yanımsayın. Ve bu mağara Mersin'in Tarsus ilçesindeki 7 uyurlar mağarası.
Valla yılan mılan Tarsus Mersin demişken kendini yılana sokturarak intihar eden Kleopatra'da ölmeden önce aşkıyla Mersin'de buluşmuştu.
Bunu zaten anlatmıştım Kleopatra podcast'ımda.
Mersin çok önemli bir yer tarihi açıdan ama ben...
Bence çok değeri biliniyor mu? Hayır.
Hazreti İsa'nın 12 havarisinden biri Paulus.
O da Mersin Tarsusu'dur.
Ve Tarsus o zamanlar tabi Roma İmparatorluğu'na dahil.
Aziz Paulus da en başta işte Hristiyanlara zulmeden biri.
Ve bir anda sadık bir havari pozisyonuna geçiyor.
Karşı tarafa geçiyor. Neyse yedi uyuyanlar da işte Hristiyan ve zulüm görüyorlar.
Bu mağaraya sığınıyorlar. Yüzlerce yıl uyuyorlar.
İnanış böyle. Ve bu rivayet de aslında yeniden doğuş arkadaşlar.
Yani yılan gibi 300 yıldan fazla bir mağarada uyuyup sonra...
Uyanmaları hani yılanlar da uyur kış uykusuna yatar burumasyon diyoruz buna.
Yeniden doğuş gibi aslında bir mağaradan çıkış.
İşte bu yedi uyuyanlardan birinin adı Yemliha ve onun işte şahmaran olduğu düşünülüyor.
Böyle de bir rivayet var. Neden bu kadar çeşitli çeşitli şekillerde karşımıza çıkıyor?
Çünkü efsanelerde var, yazılı anlatımı var, sözlü anlatımı var.
O yüzden çok çeşitli şekillerde görüyoruz.
Ve insan başlı, yılan gövdeli, işte yerin yedi kat altında yaşayan güzel bir varlık, bir kadın şahmaran.
Genel olarak söyleyecek olursak hani o...
tak buluştukları nokta. Mitolojiye bakıyoruz.
Yunan mitolojisine Medusa var.
Onu uzun uzun anlatmıştım.
Hatta oradan töre cinayetlerine falan değinmiştim.
O podcast'ı mutlaka dinleyin derim.
Yılan saçlı güzel kadın ve hazin sonu.
Şahmaran da belden aşağısı yılan, belden yukarısı insan şeklinde.
Yani yarı insan, yarı melez bir varlık.
İnsan gibi konuşuyor.
Bir mağaradan ve kuyudan inilen bir yerin altında yaşıyor ve dediğim gibi yedi kat altında yaşadığı düşünülüyor.
Kendine ait bir sarayı var, bir bahçesi var, bir diyarı var.
İnsanların yöneticisinin ve aynı zamanda bedeninin şifalı olduğuna inanılıyor.
Bakın yine şifa var yalan ya.
Ve aynı zamanda birçok gizli bilginin sahibi olduğu düşünülüyor.
Çok iyi bir hikaye anlatıcısı olduğu düşünülüyor.
Mitik, efsanevi bir yaratık arkadaşlar.
Şahmaran Anadolu'da çok önemli bir simgedir.
Yani Mardin'e gittiğinizde böyle çok sık karşınıza çıkar şahmaran motifi.
Tarsus'ta şahmaran kalesi, şahmaran hamamı, şahmaran heykeli.
Hep böyle şahmaran vardır.
Siirt'te şahmaran mağarası vardır.
Iğdır'da şahmaran. Şahmaran tepesi vardır.
Tarsus'tan tutun Artvin'e kadar çoğu yerde karşımıza çıkıyor bizim topraklarımızda.
Neden? Çünkü muhtemelen Anadolu'daki o ana tanrıça kültü vardı ya.
Onunla daha sonra böyle Anadolu'ya gelen Türklerin kendi mitolojileriyle Şahmaran'ı özdeşleştirmiş olmalarından dolayı.
Şahmaran aynı zamanda sırların koruyucusu dedim.
Öyle görülüyor dedim. Özellikle de Doğu Anadolu'da.
Çok gizemli, çok mistik bir varlık.
O yüzden benim çok ilgimi çekmiştir.
Çocukluğumdan beri hep söylerim.
Şimdi o zaman Şahmara'nın 2.
Murat'a takdim edilen Binbir Gece Masallarından tercüme edilen hikayesiyle açılışımızı yapalım.
Yani Camasname'den bahsedeceğim sizlere.
Bu hikayede dediğim gibi Hekim Daniel peygamberin oğlu Camasp'ın Şahmara'nın yanında geçirdiği günler anlatılıyor arkadaşlar.
Bu arada ülkemizde de 1993 yılında yönetmenliğini Zülfü İlvaneli'nin yaptığı ve şahmaran rolünde tabii ki başkası olamazdı.
Dünyalar güzeli Türkan'ım Şoray'ım bayılıyorum ona.
Türkan Şoray'ın oynadığı bir Türk filmi var arkadaşlar.
Meraklılarına duyurulur.
Gelelim Şahmara'nın hikayesine.
Cem Sap adlı bir genç var.
Geçimini böyle odunculuk yaparak sağlıyor.
Oldukça fakir bir ailenin oğlu.
Babası o daha çok küçükken vefat etmiş.
Annesiyle birlikte yaşıyor.
Bir gün Cem Sap arkadaşlarıyla ormana odun toplamaya gidiyor.
Ve o esnada içi böyle bal dolu bir kuyu keşfediyor.
Hemen o kuyu arkadaşlarına gösteriyor.
Ve arkadaşlarından biri diyor ki eğer diyor o kuyudaki balı satarsak çok para kazanabiliriz.
Tabi hemen gidip o kuyudaki balı topluyor.
Toplamaya başlıyorlar. En son kuyunun dibinde çok az bir bal kalıyor.
Ona ulaşamıyorlar. Cemsap'a diyorlar ki seni biz iple aşağı sarkıtalım.
Sen o balı topla yukarı çekelim diyorlar.
Cemsap tamam diyor. Cemsap'ı iple aşağı sarkıtıyorlar ama daha sonra geri çekmiyorlar.
Onu öylece kuyunun dibinde bırakıp kaçıyor arkadaşları.
Neden? Çünkü diyorlar ki eğer yukarı çekersek paramızın yarısını alır.
Ortak olur paramıza diye düşünüyorlar.
Ve Cemsap bir daha o kuyunun dibinden asla çıkamayacağını düşünüp ağlamaya başlıyor nasıl olsa öleceğim diyor öleceğini düşünerek beklemeye başlıyor derken birden kuyunun dibinden bir akrep böyle toprağa
yararak çıkıyor Bu arada akrep yeniden doğum ve ölümün temsilidir.
Hem astrolojide hani akrep burcu bu anlama gelir.
Hem de simgesel olarak akrepten Cemsap çok korkuyor tabii.
Küçücük kuyunun dibinde ondan uzağa sinmeye çalışıyor.
Ama birden bir fark ediyor ki akrebin çıktığı delikten böyle bir ışık huzmesi yayılıyor.
Bunu görüyor ve merak ediyor.
Çakısıyla gidiyor o deliği yavaş yavaş kazmaya başlıyor.
O kadar çok kazıyor ki en sonunda.
delikten geçecek hale geliyor ve kendini o delikten geçtiği zaman bambaşka bir dünyanın içerisinde buluyor.
Bu bana nedense böyle Alice Harikalar diyarını hatırlatıyor.
Hani Alice de böyle merak edip tavşan deliğinden içeri girmişti ve sonra hayatı baştan sona değişmişti.
Bambaşka bir dünyaya adım atmıştı ya.
İşte Matrix podcastinde de anlatmıştım.
Beyaz tavşanı takip edin hikayesi.
Burada da bir Matrix yok mu ya?
Matrix de latince de rahim demektir.
Yani yeniden doğuş demektir.
Cemsap da akrebin açtığı o delikten içeri giriyor ve hayat Zatı sonsuza kadar değişiyor.
Başka bir dünyanın kapıları aralanıyor.
Aslında Camsap'ın gördüğü dünyada böyle Alice'in gördüğü gibi dış dünyadan çok farklı bir yere geldiğini fark ediyor kuyunun dibinde.
Çünkü her yer yemyeşil, masmavi göller, süt gibi bembeyaz ırmaklar ve demiştim ki 7 kat altında bakın 7 kat alt kuyu orada.
İşte ırmaklar akıyor, envai çeşit çiçekler var tuhaf tuhaf hiç ismini bile bilmediği.
Çok ihtişamlı bir saray görüyor.
Bir an diyor ki herhalde öldüm ve cennete gittim.
bunu düşünmeye başlıyor ve Camsap o sarayın bahçesinde böyle çok görkemli som altından bir taht görüyor o tahtı gördükten sonra Çok meraklanıyor ve saraya yaklaşmak istiyor.
Ama bir bakıyor tam saraya yaklaşacak etraf yılanlarla dolu korkuyor geri adım atıyor ve tam o sırada çok uzaktan çok güzel bir kadın sesi işitiyor.
Korkma sana zarar vermezler diyen bir ses geliyor.
Sesin geldiği yerine doğru baktığı zaman yarısı insan yarısı yılan olan bir yaratık görüyor ve bu yaratığın kırk bacağı var.
Dikkat edin kırk sayılar her zaman önemlidir.
Bu bacakların hepsi de yılandan arkadaşlar.
Camsap bunu görünce tabii ki korkudan düşüp bayılıyor.
Ayıldığı zaman bir bakıyor muhteşem bir sofrada.
Şahmaran onu sofrasına davet ediyor.
Sofrada bir tek kuş sütü eksik ve Şahmaran kendini bu genç delikanlıya tanıtıyor.
Ben yılanların şahı Şahmaran.
İnsanlardan çok uzakta, işte burada yaşıyorum.
İnsanlar benim yerimi hiç bilmez.
Eğer bilselerdi bana zarar verirlerdi.
O yüzden hep saklanıyorum diyor.
Ve Şahmaran sırlara vakıftır demiştim.
Cam Sabah diyor ki, sonumun senin elinden olacağını çok iyi biliyorum.
Ama kaderime karşı gelemiyorum.
Sen... Benim kaderimsin diyor.
Camsap hiçbir şey anlamıyor tabii bu söylediklerinden.
Gel zaman git zaman şahmaran ona kendi hikayesini anlatmaya başlıyor yavaş yavaş.
İşte bu hikayeye göre Şahmaran şeytanla birlikte cennetten kovulmuştur.
Ancak dünya onun yaşamasına uygun bir yer olmadığı için Tanrı onu cezasını çekmesi için yer altına göndermiştir.
Bir de ona ölümsüzlük cezası vermiştir.
Bu hikayenin burasını yine çok sorguladım.
Yani ölümsüzlük çok tanrılı dinlerde Yunan mitolojisinde Olimpos tanrılarına bahşedilmiştir.
Ama bu hikaye tek tanrılı dönemde yazılıyor ve ölümsüzlük bir ceza olarak karşımıza çıkıyor.
Buraya dikkat. Günler geçtikçe Şahmaran ve Camsap daha da yakınlaşıyorlar ve Şahmaran kendi kaderini yani onu bekleyen sonu bildiği için Camsap'a yavaş yavaş işte kendi bildiği bütün gizli ilimleri öğretmeye başlıyor.
Ona bitkilerden ilaç yapmayı öğretiyor.
Hastalıklara nasıl şifa verebileceğini öğretiyor.
Camsap burada aslında çok mutlu ama annesini çok özlüyor ve dış dünyayı çok özlüyor.
Ve bir gün bu özleme o kadar ağır basıyor ki oradan gitmek istiyor.
Şahmaran ise başına gelecekleri bildiği için ilk başta onu göndermek istemiyor.
Ama görüyor ki Camsap günden güne eriyor, yok oluyor.
Şahmaran ona kıyamıyor sevdiği için.
Git diyor, git.
Ama sakın ola ki yerimi hiç kimseye söyleme diyor.
Ve gitmeden önce Camsap'a eğer ölürsem diyor yapman gereken şeyler bunlar bunlar anlatmaya başlıyor.
Bunları niye anlatıyor? Çünkü sonunu biliyor zaten.
Camsap dünyaya çıkıyor ve kendi dünyasında şunu görüyor ki ülkenin padişahı amansız bir hastalığa yakalanmış.
Ve kahinler diyorlar ki bu hastalığın tek çözümü şahmaran.
Şahmaranı bulmamız gerekiyor diyorlar.
Ama şahmaranın yerini dünyada bilen hiç kimse...
Kimse yok camsat dışında onu ne gören ne duyan var kahinlerde diyor ki her kim ki şahmaranı görürse suya girdiği anda derisi pul pul dökülecektir oradan anlarız diyor ve ülkenin
padişahı herkesin tek tek hamama götürülmesini emrediyor.
İşte zorla hamama götürülen Camsap'ın derisi pul pul dökülmeye başlayınca hemen ona işkence yapmaya başlıyorlar.
Şahmaranın yerini söyle diyorlar.
Çok direniyor söylemek istemiyor en sonunda ama bedeni bitkin düşüyor ve Şahmaranın yerini söylemek durumunda kalıyor.
Şahmaranı hemen bulup öldürüyorlar arkadaşlar ama öldürdükten sonra ne yapacaklarını bilmiyorlar.
Yani padişahı nasıl iyileştireceklerini bilmedikleri için Camsap'a muhtaç oluyorlar.
Bu arada Şahmaranın ölmesini isteyen bir vezir var.
Çok mutlu o sırada. Camsap bu şifanın nasıl olacağını bir tek kendisinin bildiğini söylüyor.
Çünkü Şahmaran ölmeden önce ona anlatmıştı.
Şahmaran'ın bedenini üçe ayırmalarını istiyor.
Kuyruk gövde ve baş olacak şekilde.
Kuyruğunu kaynatıyor ve veziri içiriyor.
Bu kısım zehirli.
Vezir ölüyor. Vezirin amacı zaten padişahı öldürüp yerine geçmekti.
Gövdesinin suyunu padişaha içiriyor.
Padişah bir anda iyileşiyor ve baş kısmının suyunu Şahmaran kendisinin içmesi gerektiğini söylemişti.
Kendi içiyor ve Şahmaran'ın bütün ilimi bildiği bütün gizli öğretiler ve ölümsüzlüğü artık Camsap'a geçiyor.
Camsap da bu ilimle ülkenin en iyi hekimi olmayı başarıyor.
Ancak bir rivayete göre yılanların şahlarının öldürüldüğünden hala haberleri yoktur.
Şahmara'nın ölümünü öğrendikleri an yer altından dünyaya çıkacak ve onun intikamını insanlardan alacaklardır.
Bir de Şahmara'nın farklı versiyonları var demiştim.
Lokman Hekim ile birlikte anılan var mesela ona da kısaca değineyim.
Lokman Hekim'in babası da hekim ve ölmeden önce karısına diyor ki doğacak çocuğumuz çok bilgili çok iyi bir hekim olacak hatta öyle iyi bir hekim olacak ki dünyada hiç kimse onun yerini dolduramayacak diyor.
Ve kısa bir süre sonra ölüyor.
Oğulları Lokman Hekim doğuyor.
Lokman da büyüyor oduncu oluyor ve bir gün ormanda odun keserken bir initi işitiyor Lokman Hekim.
Yaralı şahmaranı görüyor.
Alt tarafı yılan.
Üst tarafı insan tabii onu görünce çok korkuyor.
Şahmaran diyor ki korkma eğer diyor beni iyileştirirsen sana yardım ederim diyor.
Lokman onu iyileştiriyor ve Şahmaran'ın sarayında 40 gün kalıp dünyaya geri dönüyor.
Derken Şahmaran bir gün Billur suda Tarsus padişahının güzel kızını görüp aşık oluyor.
Yemeden içmeden kesiliyor ve padişahın kızını görebilmek için dünyaya çıkıyor.
Onun gittiği hamama gidiyor ve hamamda fark edildikten sonra göbek taşında şahmaranı öldürüyorlar.
Daha sonra padişahın kızı bir gün amansız bir hastalığa yakalanıyor ve Lokman Hekim onu şahmaranın suyuyla iyileştirmeyi başarıyor.
Baş kısmının suyunu da kendi içiyor ve ölümsüz oluyor derler.
Lokman Hekim o günden sonra...
Tüm çiçeklerin, tüm bitkilerin dile geldiğini ve hangi hastalığa iyi geldiklerini söylediklerini işittiğini söylüyor.
Ve dönemin en iyi hekimi olmayı başarıyor.
Şahmaran hakkında anlatılan efsanelerin hepsinin ortak bir noktası varsa o da ölüm arkadaşlar.
Hepsinde Şahmaran bir şekilde ölüyor.
Ve Anadolu'da anlatılan efsanelerin pek çoğunda insanoğlunun kendi çıkarları için Şahmaran'a ihanet ettiğini görüyoruz.
Bir de bu hikayenin en dikkat çekici yerlerinden birisi yılanların böyle insansız bir dünyada Mutlu mesut yaşarken bir insanın Şahmaran'ı görmesi ve ona ihanet etmesiyle Şahmaran'ın ölümü.
Ama bütün bunlara rağmen Şahmaran böyle yine insanlara yardım etmeye çalışıyor.
İhanete uğrayacağını bildiği halde insanoğluna yardım etmeye çalışıyor.
Mesela yılanların işte onun öldüğünden haberi yok ya duyulmasını istemiyor Şahmaran öldürüldüğünü.
Çünkü insanlardan yılanların intikam alacağını söylüyor.
Hani halk arasında bir söz vardır.
Adana selle, Ceyhan yelle, Tarsus da yılanla yok olacak derler.
Bu Şahmara'nın efsanesinden kaynaklanıyor.
Şahmara'nın cinsiyeti çoğu kaynakta erkek arkadaşlar ama Türk sözlü kültürüne baktığımız zaman dişi olarak tasvir edilmiştir.
Çünkü Türk kültüründe özellikle de İslamiyet öncesi dönemde baktığımız zaman...
Kadın erkekle eşdeğerdi.
Ana tanrıça kültü var bizde.
Türklerin en güçlü tanrısı dişi arkadaşlar.
Yani daha ne söyleyebilirim?
Anadolu'ya bakın. Yani bir eşitlik söz konusuydu.
Neden? Çünkü doğa dişidir değil mi?
Dişi yüklenmiştir ona.
Doğa ana diyoruz. Muhtemelen bundan kaynaklı.
Ama yılan tabii ki Hint kültüründe daha ön planda olan bir hayvan.
Şahmaran da zaten Hint-İran kökenli bir essanedir ama Anadolu kültürüne de oturmuştur.
Bir de şahmaran motiflerine baktığınız zaman onun o süslü bir tacı vardır ya o tacında da ay vardır hilal şeklinde.
Hilal nedir? Zaten doğurganlıktır değil mi?
Hilal gücün sembolüdür.
Doğurganlık gücünün sembolüdür.
Şahmaranın desenlerine dikkat edin.
Böyle doğurgan yumurtaları sembolize eden daireler göreceksiniz bedeninde.
Ve kırmızıdır şahmaran.
Neden? Çünkü kırmızı yani kan rengi nedir?
Yaşamın rengidir. Doğuda mesela genç kızların çeyizine şahmaran desenli bir şeyler koyarlar.
Bunun sebebi de yaşamın yenilenmesi, bereketlenmesi anlamındadır.
Doğurganlığın artısını demektir.
Bazı hayvanlar ay ile özdeşleştiriyor biçimlerinden dolayı.
Yılan da onlardan birisi zaten.
Yenilenmesi ve ölümsüzlüğü temsil etmesi dolayısıyla.
Hatta pek çok mitte yılanın Tanrı tarafından insana verilen ölümsüzlüğü elde etmesiyle ilgili hikayeler vardır.
Sadece bizde değil. Bir de şu var binlerce yıl boyunca yılan...
Kadın ve büyü sözcükleri bir arada kullanıldı arkadaşlar.
Yılan, kadın ve büyü.
Aydan dolayı. Kadın ve büyü.
Bu arada ay zaten işte hilal, ay ve dolunay.
Bunlar kadınları temsil eder.
Ay başı deriz. İşte kadınların delilendiği dönem.
Neden? Bunlar nereden geliyor?
Hani işte ayın ruh halimize etkisi.
Yani böyle bir rivayet var arkadaşlar.
Kadın, büyü, ay.
Hatta bu anlattıklarımın üstüne gidin Madonna'nın Frozen klibini izleyin iyi gider.
Dönelim yılana.
Yılan Çinliler için de böyle tüm büyü güçlerinin kökeni demektir.
Arapçada baktığımız zaman büyü anlamına gelen kelimeler yılan anlamına gelen kelimeler.
Yani yılan anlamı taşıyan sözcüklerin kökünden türemiştir.
Gelelim şahmaranın boynuzuna.
Neden boynuzu var? Antik kültürde boynuz bereket sembolüdür arkadaşlar.
O yüzden bolluk ifade eder.
Ve boynuzlara sahip tanrıça figürlerini çok sık görüyoruz.
Şamanizme baktığımız zaman şavan davullarının resimlerinde de boynuzlu insanlar vardır.
Neden? Çünkü boynuzlu şamanların en güçlü şaman olduğu düşünülüyor.
Neden en güçlü? Çünkü hem yeraltı hem yerüstü dünyasıyla bağlantı kurabiliyor.
Öyle inanılıyor.
Ve kısır kadınlar kutsal yerlere giderek orada bulunan boynuzlara ip bağlarlar.
Böyle bir ritüel vardır.
Bu şamanlıktan gelir arkadaşlar.
Böyle bir adet. Ve Şahmara'nın da tacının iki yanında boynuzu var.
Dikkat ettiyseniz. Bu da antik ana tanrıça sembollerinden biri.
Yani doğurganlığı temsil ediyor.
Peki neden Şahmara'nın boynunda inciler var Merve?
Çoğu temsilde inci görüyorsunuz boynunda.
İnci de bir kadınlık sembolüdür.
Suya ilişkin kozmolojilerden cinsel bir simgedir.
Sulara ilişkin doğurgan güç demektir inci.
Hatta eski kültürlere ait birçok belgede değerli taşların, yılanların başlarından düştüğü düşünülüyor veya ejderhanın kursağında bulunduğu düşünülüyor.
İncinin de ejderhanın ağzında yer aldığına dair bir sürü figüre rastlıyoruz.
Antik kültürde inci doğumu simgeliyor arkadaşlar.
Ay tanrı çayı sembolize ediyor.
Rahim gibi görülüyor inci.
Hatta Japonya'da ve Çin'de ölümsüzlük ve yeniden doğuşun sağlanması amacıyla ölen kişilerle beraber inci gömülürmüş arkadaşlar.
Bir de din ve büyü arasında böyle gizemli bir güce sahip olduğu inanılıyor.
Bakın Şahmaran'da da bu vardı.
Gizemli bir güç böyle büyü atfedilir ya yılana.
O yüzden Şahmaran'ın boynunda da inci vardır.
Şahmaran motiflerinde göze çarpan bir diğer önemli figür.
Tabii ki çiçekler. Çiçek ve bitki motifinin kökeni de kutsal ağaçlara yani ölümsüzlük otu ve yılan ilişkisine kadar dayanan işte Gılgamış Destanı bölümünde bunu anlatmıştım.
Simgesel anlamlar içeriyor.
Şahmaran resimlerinde çiçek motifleri Lokman Hekim'e bir gönderme de olabilir arkadaşlar.
Hani demiştim ya çiçekler dile gelip işte biz neye şifayız diye söylüyorlar.
Ölümsüzlük önceden ağaçlarla ifade ediliyor ama zamanla ağaçtan çiçeğe geçmiştir ve Orta Asya inanışlarına baktığımız zaman mesela kayın ağacı hayat ağacı olarak karşımıza çıkıyor ki hayat ağacı çok önemli bir ağaçtır.
Altında bir bekçi olarak yılan bulunuyor.
Maniyeist Uygurlar'da 5 hayat 5 ölüm ağacı vardır arkadaşlar.
İbranilerde işte meşe ve serve ağacına böyle tanrısal özellikler atfedilmiştir vakti zamanında.
Araplar zaten serve ağacına seceretül hayye yani yılan ağacı derler.
Çünkü servenin bulunduğu yerde yılanların da olduğu söylenir.
Serve ağacı da böyle yastıkış ölmemesi sebebiyle yani hayat ağacı gibi görünüyor.
Ölümsüzlüğü temsil ediyor. İslam'da hurma ağacı zaten kutsal biliyorsunuz.
Cennete özgü sayıldığı için.
Nar ağacı tanrıça afroditle özdeşleştirilmiştir.
O yüzden ebedi gençlik anlamı vardır.
Sonradan Hristiyanlık. Nar Meryem Ana'dan dolayı doğurganlığın bereketin simgesi olmuştur.
Bizde de yeni gelinler evlerine girmeden böyle narı yere atıp parçalarlar ya öyle bir ritüelimiz vardır.
Bu da doğurganlık bereket saçılsın anlamında yapılıyor.
Peki incir ne Merve dediğinizi duyar gibiyim.
Ocağıma incir ağacı diktin diyoruz ya.
Diyoruz ama neden diyoruz bunu?
Halbuki incir Buda'nın ağacı ve simgelerinden biridir.
Kudrettir, ölümsüzlük ve bilginin sembolüdür.
Öyle söylenir. İncir ağacına böyle denmesinin sebebi işte ocağıma incir ağacı diktim falan diyoruz ya.
Eğer ki evinizin yakınında bir incir ağacı varsa incir ağacı böyle derinliklerdeki sulara ulaşmak için her türlü kuvvete karşı koyan bir ağaçtır.
Yani o suya bir şekilde ulaşır.
Gerekirse evinizi... Başınıza yıkar betonunu deler.
Evinize korkunç zararlar verebilir.
O yüzden ocağıma incir ağacı diktim derler.
Dönelim şahmarana. Şimdi şahmaran resminin asıldığı evin yılanlardan korunacağı düşünülüyor arkadaşlar.
O yüzden doğuda falan çok fazla şahmaran resmi var.
Peki şahmaranın kuyruğu neden ejderha şeklinde hiç dikkat ettiniz mi?
Aslında şahmaran resimlerinde hem eril hem dişi löge aynı anda kullanılır.
Yani ejderha kuyruk erkek ama surat kadındır.
Çift cinsiyeti bünyesinde barındırıyor Şahmaran.
Tıpkı Ying ve Yang örneği gibi.
Bir de ilksel tanrıların çift cinsiyetle olduğu düşünülür arkadaşlar.
Bir de Şahmaran'ın resimlerinde dikkat ettiyseniz 6 tane ayağı vardır Şahmaran'ın.
Neden 6 ayaklı?
Çünkü Ebced hesabına göre sayı değeri 6 olan Vav değil mi?
Vav'a tekabül ediyor. Vav ne?
İslam'ın 6 şartı.
Kul olmak manasına gelir Vav.
Allah'ın vahit isminin bir olduğunun ifadesidir ve aynı zamanda anne karnındaki cenini de simgeler.
Yani şekline bakın babın cenin gibidir.
Bir de altı sayısı Venüs gezegeninin sayısıdır.
Yani aşk ve evlilik doğurganlık demektir.
O yüzden Şahmara'nın altı ayağı doğum ve ölümü.
Hatta ölümsüzlüğü arayışın bir temsili olabilir.
Şahmara'nın hikayesi kısaca böyleydi arkadaşlar.
Ayrıca Kenan Özer'in yönettiği bir belgesel var.
2012'de TRT belgesel ödülü ulusal amatör kategoride en iyi film ödülünü kazanmıştı.
Merak edenler bir göze atsın derim.
Böyle belgeselde yaşlılarla röportajlar falan yapılıyor.
Şahmara'nın hikayesini bilenler anlatmışlar.
Orada Lokman Hekim'in böyle ölümsüzlüğe çare bulmasını anlatan yaşlı bir amca vardı.
Bir de çoban vardı bir tane. Onlar favorim.
Bir podcast'ın daha sonuna.
geldik. Bugün Anadolu mitolojisinin en güzel ve en özel doğaüstü varlığı Şahmaran'dan bahsettim sizlere.
O zaman Şahmaran'ın bereketi ve bolluğu iyi kalpliliği sizlerle olsun.
Bu çarşamba Stanley Kubrick podcastıyla karşınızda olacağım arkadaşlar.
O bölümü de kaçırmayın derim.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için de adresim aşağıda açıklamalarda olacak.
Çarşamba günü tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay. Cambly'de ilk defa tüm ürünlerde geçerli %60 indirimi kaçırmayın.
Cambly'nin %60 indiriminden yararlanmak için OSB60 kodunu, Cambly Kids'in %60 indiriminden yararlanmak için ise OSB6 kodunu kullanarak hemen abone olabilirsiniz.
Sınırlı sayıda kişi için geçerli.
Bu büyük indirimi kaçırmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
