
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün size bir soru sorarak bu yayını açmak istiyorum.
Sorum şu olacak. Şimdi diyelim ki Alaaddin'in sihirli lambası masalını herkes biliyor arkadaşlar.
O masal gerçek olmuş ve elinize bir lamba geçmiş.
Lambayı ovuşturdunuz, içinden de bir cin çıktı.
Bu cinden ne dilekte bulunurdunuz diyeceğim ama şimdi Türklerin çoğu şunu diyecek.
Ya ne dileği iki nas bir felak okurum.
Yaratıcılığımız bu. Yani cin çıkıyor ve size diyor ki sahip dile benden ne dilersen.
Sen orada nasıl okuyorsun?
Neyse ben kendi cevabıma geçeyim.
Ben bu cinden şunu dilerdim.
Bu arada cinin parası yok onu söylemeyi unutmuşum.
Esas olay bu arkadaşlar.
Fakir cin gelen, çünkü hani Türkiye'desiniz ya malum dolar 10 lira olmuş, cin de fakir yani benden diyor para isteme çünkü hani dolar 10 lira olmuş.
Türk cini gelen.
Siz ne dilerdiniz bundan?
Ben kendi adıma derdim ki benim ömrümü uzat ama böyle sağlıklı sıhhatli bir ömür ver bana derdim.
Tabi Jennifer Lopez gibi kalmak şartıyla.
Şimdi bugün size ikinci bir ömür vaat etmeye geldim arkadaşlar.
Şaka değil gerçek yani bugün size dev bir hizmet sunuyorum bu podcast ile.
Ya kendimi yüzler...
Şuraya beş kavanoz bal satan Balcı Ekrem gibi hissediyorum şu an.
Arkadaşlar tamam konumuzu geçelim artık.
Ay çok güldüm yine. Bugün bana her gün defalarca sorduğunuz o kutsal sorunun cevabını vermek için bu podcast'i çekiyorum.
Her gün bana şöyle mesajlar geliyor.
Merve her gün sabahın dördünde beşinde kalkıp nasıl kitap okuyabiliyorsun?
Hiç mi enerjin düşmüyor?
Gördüğünüz gibi enerjim düşmüyor arkadaşlar.
Ya da geçen biri şey demiş.
Merve sen insomnia hastası mısın?
Yani uyku bozukluğun mu var?
Yok uyku bozukluğun falan da yok.
Yani istesem uyurum. 8'e 9'a kadar normal insanlar gibi uyuyabiliyorum.
Şimdi bana sorduğunuz bütün soruları derledim.
Hepsinin cevabını vereceğim arkadaşlar.
En çok sorulan soru şu.
Merve kargalarla beraber her sabah nasıl uyanmayı başarıyorsun?
Şimdi bunu cevabını vereceğim ama bunu gerçekten yapabileceğinizi asla zannetmiyorum arkadaşlar.
Şimdi ben size büyük sırrımı açıklıyorum nasıl uyandığımı.
Şöyle cep telefonuma giriyorum arkadaşlar.
Oraya işte sabah 4 veya 5 yazıyorum ve kalkıyorum.
Yani sır bu arkadaşlar sır yok.
Alarmı kuruyorsunuz ve...
Kalkıyorsunuz. Bu podcast bu kadar iyi günler diyormuşum.
Şimdi arkadaşlar mevzuyu ben açıkçası çok da ciddiye almamışım bugüne kadar.
O kadar çok mesaj geldi ki artık dedim ki tamam tamam anlatıyorum sakin olun.
Şimdi ben bunu neden bu kadar erteledim onu da söyleyeyim.
Çünkü bu olay benim için artık yeme, içme, diş fırçalama bunlar kadar normal bir süreç haline geldiği için ne anlatacağım ki ben kafasıyla yaklaşıyordum ama gördüm ki çok fazla soru var arkadaşlar.
Bugün bu sabah 4-5 gibi kalkmanın bütün artıları ve bütün eksilerini sizler için anlatmaya çalışacağım.
Şimdi arkadaşlar olaylar şöyle gelişti.
Ben eskisi kadar kitap okuyamadığımı ve eskisi kadar kendime vakit ayıramadığımı düşündüğüm çok yoğun bir dönemden geçiyorum.
Bundan dolayı da inanılmaz mutsuz olduğumu çok net hatırlıyorum.
Çünkü ben kendime vakit ayıramazsam çok üzülen bir insanım, bunu çok takan bir insanım.
Bunu şöyle düşünün, sevgilisiyle görüşemeyince böyle kriz geçiren tipler oluyor ya, aynı onun gibiydim yani kendime yoksulluk krizi geçiriyorum öyle söyleyeyim.
Bir gün bir kitap okumasam ya da bir gün kendime bir şey katacak bir şey yapmazsam belgeseldir vesairedir bir filmdir yani ya da işte bir şeyler yazıp çizmektir.
Bunları yapmazsam çok mutsuz oluyorum.
Belki bu bir hastalıktır bilmiyorum arkadaşlar ama böyle bir insanım.
Neyse 2018 yılının Kasım ayıydı çok net hatırlıyorum.
Nereden hatırlıyorsun diyeceksiniz.
Çünkü benim doğum günüme çok az bir zaman kalmıştı ve ben kendime hiç kimsenin bana hediye edemeyeceği kadar güzel bir armağan vermek istedim.
Tabii ki bu manevi bir şey olacaktı.
Bugün yine 22 Kasım benim doğum günüm ve ben sabah 4-5 gibi kalkmalarımın 4.
senesine giriyorum arkadaşlar.
Peki bu süreç nasıl başladı biraz ondan bahsetmek istiyorum.
İşte tam böyle bir arayış içerisindeydim ve karşıma YouTube'da Barış Özcan'ın bir videosu çıktı arkadaşlar.
40 sabah erken kalk zinciri kırma diye bir video.
Bu arada bazen bana soruyorsunuz Merve kimi takip edelim diye.
Tabii ki de Barış Özcan'ı önereceğim arkadaşlar.
Kendisi benim çok saygı duyduğum isimlerden birisi.
Ben onun bu videosunu izledikten sonra bir karar aldım.
Dedim ki ben de yapacağım. Ben de 40 sabah erken kalkabilirim diye düşündüm.
Ama burası çok ömerle dikkat edin.
Şimdi en başta dalga geçtim.
Alarm kuruyorum kalkıyorum işte işin sırrı bu diye.
Gerçekten şu an işin sırrını size söyleyeceğim arkadaşlar.
Şimdi en başta dedim ya ben bir şeyin yoksunluğunu çekiyordum.
Ve bir şeye karşı çok büyük bir tutku...
Tutkum var. Öğrenme tutkusu ve bu hayat boyu devam edeceğine emin olduğum bir tutku.
Şimdi burada bir es verip size bir soru sormak istiyorum.
Diyelim ki birine deliller gibi aşıksınız ve size diyor ki benimle görüşebilmek için sabah 4-5 gibi kalkman gerekiyor.
Kalkar mısınız? Kalkmaz mısınız?
Eminim %90'ınız kalkarım dedi.
Çünkü aşk dediğiniz şey fedakarlık isteyen bir şey.
Eğer siz o yataktan kalkamıyorsanız...
Bunun sebebi yapmak istediğiniz şeye yeterince tutku duymamanızdır.
Aşık olmamanızdır.
Çünkü aşık olmadığınız biri tarafından o yataktan kaldırılamazsınız.
Yani işin sırrı tutku arkadaşlar.
Tutkuyla bağlı olduğunuz bir şey olması gerekiyor.
Hani kendini bil diye bir podcast yapmıştım ve orada size bir soru sormuştum.
Bir yerden size miras kaldı diyelim ve ömür boyu çalışmak zorunda değilsiniz.
Para akıyor böyle oluk oluk korkunç zengin olmuşsunuz.
O an ne yaparsınız?
Yani o an bile yapmaya devam edeceğiniz şey nedir diye sormuştum.
İşte gerçek tutkunuzu bu şekilde bulabilirsiniz.
Bana mesela trilyonlar verin çok çok çok zengin olsam ben yine giderim kitap okurum fotoğraf çekerim dünyayı da gezmek isterim böyle bir insanım.
O yüzden en önemli sır bu.
Gerçek tutkunuzu bulabilmeniz.
Fakat bu noktada şöyle bir durum da var arkadaşlar.
Bir şeyi çok istemek de önemli.
Şimdi burada bir parantez açıp şunu söylemek istiyorum.
Ben bunu belki 10 yıl daha yapacağım.
Belki 20 yıl şu an bilemiyorum.
Ama devam etmeyi düşünüyorum.
Belki bazılarınız kısa süreli yapmak istiyordur bunu.
Kısa süreli bir hedefi vardır.
Ona ulaşmaya çalışıyordur. Bu noktada da kendimden örnek vereceğim size.
Ben üniversitede istemediğim bir bölüm okuyordum.
Uluslararası hukuk. Ve dedim ki...
Ben bırakıyorum. Hazırlık aşamasındaydım.
Okulu bıraktım. Sonra dedim ki ben hiçbir şey yapmayacağım.
Bu sene böyle kendime izin veriyorum dedim ama en yakın arkadaşlarımdan birisi deliler gibi böyle ÖSS'ye hazırlanıyor.
Öğrenci seçme ve yerleştirme sınavına arkadaşlar.
Ve bana şey dedi dönüp Merve sen de hazırlansana falan dedi.
Ben de Allah'tan başvurmuştum sene başında ama hiç çalışmıyorum.
Girersem de öylesine gireceğim takılmalık.
Dedim ki sen manyak mısın?
3 ay kalmış. Ben nasıl dedim yapayım yani.
Sonra eve gittim anneme söyledim anne dedim ben böyle bir şey düşünüyorum ama sen ne diyorsun o da dedi ki sen yaparsın dedim ki dershaneye bile gitmedim hani şurada 3 ay kalmış nasıl yapayım kadın nasıl yapacağım yani yaparsın
sen dedi. Şimdi orada bu psikolojide hani beklenti etkisi dediğimiz bir etki var ya onu mu yaşadım bilmiyorum herhalde öyle bir tribe girdim ve yaparım ya dedim insanlar bana bu kadar güveniyor demek ki bende bir şey gördüler.
Oturdum bir program çıkardım ve dedim ki 3 ay kendimi eve hapsedeceğim.
Hiç kimseyle görüşmeyeceğim ve ben bu sınavı kazanacağım arkadaş.
Hemen oturdum bir program çıkardım.
Sonra dedim ki bir fedakarlık yapman gerekiyor.
Dışarı çıkmayacaksın ve çok fazla uyumayacaksın.
Ve gerçekten 3 ay hiç kimseyle görüşmedim.
Ve sabah 4'te kalkıyordum arkadaşlar.
Gece 12'ye kadar test çözüyordum.
Artık test çözmekten hani Jim Carrey'in bir filmi var 23 numara diye.
Lütfen şu an google'latır mısınız onu?
O abişteki benim.
Her yer test yani.
Hani herif manyak gibi 23 yazıyor ya.
Her yer test. Duvarlar, masalar, evin her yeri.
Neyse sonuç olarak kazandım arkadaşlar.
Ama kazandın da ne oldu diyeceksiniz.
Bilin bakalım ne oldu.
Baba beni göndermedi.
Ankara'da okudum. Baba beni dinliyorsan sana hala çok kızgınım.
Neyse bağışladım seni.
Kendini affet podcastimden sonra seni bağışlayıp affetme kararı aldım buradan söylüyorum.
Bunu da bana geçen gün annem hatırlattı.
Böyle konuşuyorduk. Anne dedim hani kırk sabah erken kalk.
Podcast'ı yapacağım dedim. O da dedi ki sen zaten üniversiteyi de öyle kazandın.
Onu da anlat dedi. Aa dedim doğru söylüyorsun.
Unutmuşum ben bunu tamamen.
Geçen de üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım var Melike diye.
Onunla konuşuyoruz. Bana dedi ki Merve sen zaten vizelere filanlere de böyle manyak gibi 3'te 4'te kalkıyordun dedi.
Yani öyle derece yaptım arkadaşlar.
Söylemesi ayıp. Yani şunu demek istiyorum hani ben tamam 5-10 yıl yapacağım bu sabah erken kalkmayı belki 20 yıl bilemem ama bunu kısa bir sürelik de yapabilirsiniz ya da dersiniz ki ben bu sene üniversite sınavına çalışacağım
ve bir sene ben saat 4'te kalkacağım ya bir sene ya ölmezsiniz bunu yapabilirsiniz diye düşünüyorum ya da işte deyin ki ben dil öğrenmek istiyorum ve bunun için işte 6 ay ayırıyorum kendime gibi gibi gibi ama
somut bir hedef koyun kendinize soyut değil bakın somut ona yazın kağıda bir süre yazın.
bir şey belirleyin yani ve yola çıkın böyle hindi gibi düşünüp durmayın arkadaşlar acaba yarın saat 5'te kalkabilir miyim yoksa alarmımı 5.45'e bir kursam hayır bence
6.30 daha uygun yani böyle yaparsanız asla kalkamazsınız lütfen alçak bilincinizin o sesini kısın arkadaşlar ve bu podcast'ı dinleyenlere sesleniyorum hemen başlayın hemen başlayın Şimdi
arkadaşlar şunu da söylemek istiyorum bazıları diyor ki biz tez yazmak için kalkıyoruz ama yazamıyoruz olmuyor.
Şimdi bana deseniz ki Merve kalk tezini yazacaksın yüksek lisans tezini ki benim iğrençti konum.
Hayatta kalkmam o yataktan bakın tutkulu olduğunuz şeyi bulun yani illa böyle işte ay yarım kalmıştı şu işimi yapayım falan.
Bu değil ya bu kendinize ayıracağınız özel bir zaman dilimi olsun.
Gerçekleştiremediğiniz içinizde bir tutku var ve yapamadığınız şeyler olursa daha bingo bir şey olur ama.
Atıyorum işte benim üniversite sınavım gibiyse o da okey anlatabildim mi?
Hani o da bir senelik bir hedef yapılabilir bir şey.
Şimdi ben sizden gelen bütün soruları tek tek yazdım.
Onların hepsine cevap vereceğim bu podcastin sonunda ama sizi uyarmam gereken mevzular var arkadaşlar sağlığınız açısından.
Hem bu sağlık mevzusunda değineceğim hem de sorduğunuz sorularla bunu birleştirmeye çalışacağım.
Şimdi arkadaşlar Russell Foster diye bir adam var.
Bu adam uykunun nörobilimi hakkında çalışıyor ve TEDx'de de konuşma yaptı izleyebilirsiniz.
Bu adam diyor ki arkadaşlar ortalama bir insanın yaşamının %26'sı uyuyarak geçer diyor.
Yani diyelim ki siz 90 yaşına kadar yaşadınız o zaman 32 yılınız çöp uykuda gidiyor diyor.
Bunu duyanlar zaten koşarak düşünsenize 32 yıl uyumuşsunuz.
Yani ben bu konuşmanın başını duysam tamam mı?
Zaten direkt kalkarım yani 4-5 gibi ama bir dakika adam diyor ki pek çoğunuz diyor uykuyu önemsemiyorsunuz.
Şimdi ben sizin bu fikrinizi değiştireceğim diyor ve gerçekten uyumayan insanların başına neler geleceğini çok kabus gibi anlatmış sağ olsun.
Bir an ben bile şey dedim. Ulan uyusam mı acaba falan dedim kendi kendime sonra dedim hayır ya kaç yıl yaşayacaksın nereden biliyorsun gerizekalı dedim kendi kendime.
Neyse arkadaşlar uyumazsak neler olur az uyursak bunlardan bahsedeceğim size Russell Foster eşliğinde.
Şimdi şöyle arkadaşlar 16.
yüzyıla baktığımız zaman adamlar uyumayı seviyor.
Mesela Shakespeare demiş ki derin uykunun tadını çıkartın kardeşim tam Shakespeare'lik bir söz.
Ama 20. yüzyıla baktığımız zaman Edison çıkıyor ve diyor ki Uyku vakit kaybıdır ve mağarada yaşadığımız günlerden bir mirastır diyor.
Olabilir mi? Ben Edison'cuyum arkadaş.
Romantik Shakespeare'iniz sizin olsun demek istiyorum.
Şimdi Foster diyor ki arkadaşlar uykuya dair cehaletiniz çok büyük.
Çünkü şunu düşünüyorsunuz.
Uyku boş bir zaman kaybıdır.
Bu şekilde görülüyor. Artık 20.
yüzyılda evet artık böyle görülüyor.
Ve uyurken hiçbir şey yapmadığınız için uykuya bir zaman kaybı gözüyle bakıyorsunuz diyor.
Şimdi arkadaşlar diyor ki neden uyumamız gerekiyor?
Çünkü beyninizin işlemesi için, hafızanızın güçlenmesi için ve vücudunuzun yenilenmesi için bu gerekiyor diyor.
Mesela beynimiz bir görevi öğrendikten sonra eğer uykunuzu alamazsanız o görevi öğrenme yeteneği paramparça olur diyor.
Yani uyku eşittir, hafıza güçlendirme demiş arkadaşlar.
Ve büyük sorunlara çözüm bulmak için gece uykusunun çok önemli olduğunu söylüyor.
Ve aynı zamanda gece uykusunun yaratıcılığınızı acayip derecede geliştirdiğini söylemiş arkadaşlar.
Bir de bir araştırma yapıyorlar.
1950'lerde insanlar yaklaşık geceleri 8 saat uyuyorlarmış arkadaşlar.
Ama günümüzde bu süre 1,5-2 saat daha az.
Yani 6 saat falan uyuyorlar.
Ve diyor ki tam beyin performansı için 9 saat uyumanız gerekiyor diyor.
Yani benim beynim tam performans gösteremiyor şu anda.
O yüzden üzgünüm arkadaşlar.
Bir de bizi herhalde daha çok korkutmak için bu Çernobil'deki kazaya örnek verdi.
Uzay Meki Challenger'ın o trajik kazasına örnek verdi.
Ve bunlara uzun vardiyalı çalışan kişilerin uykusuzluğunun sebebi olduğunu söyledi.
Olabilir mi? Olabilir.
Doğrudur yani çünkü uykusuzluk her şeyi yaptırır adama.
Daha bu kadarı yetmediyse bir de diyor ki arkadaşlar genel olarak uykusuz insanlar çok kötü kararlar alırlar hayatlarında.
Düşüncesizlikleri artar, hafızaları zayıflar diyor.
Bilemiyorum adam nörobilimle uğraşıyor yani ben şimdi ona...
kafa tutacak değilim. Bilimin karşısında böyle şapka çıkarıp eğilirim yani.
Ve şunu da eklemiş.
Bütün gün diyor yani uykusuz insanlar bütün gün kafein alıyorlar.
Şu zaman uyku. kaçsın uykum kaçsın diyorsunuz diyor akşam olunca da alkole sarılıyorsunuz ki uykum gelsin diye bu sefer uyku kaçtı ya bunu yaptığınız zaman da diyor alkol sizin uykunuzu getirdiğini
zannettiğiniz bir şey ama alkol aslında uyku için biyolojik bir taklittir diyor evet sizi yatıştırır evet belki uyursunuz ama sonuç olarak şu gerçekleşir diyor alkol aldığınız
zaman ve o şekilde uyuduğunuz zaman hafıza güçlendirme ve anımsama sırasında o gerçekleşen Sinirsel bir işlem var ya o sinirsel işlemi bir kısmına zarar vermiş olursunuz diyor.
Bunun dışında kadınlar için çok kötü bir haberim var arkadaşlar.
Diyor ki eğer ki 5 saatten az uyuyorsanız kilo alırsınız diyor.
Ve %50 oranında obez olabilirsiniz diyor.
Aman ha dikkat.
Neden kilo alacağımızı da şöyle açıklamış.
Çünkü diyor açlık hormonu olan bir hormon varmış arkadaşlar.
Grelin hormonu. Bu hormon beyninize diyormuş ki karbonhidrat almalısın, şeker almalısın.
O açlık hormonu oraya gidiyor.
Böyle yoldan çıkarıyor onu.
Siz de gidip şeker ve karbonhidrat alıyorsunuz.
Sonuç olarak obez oluyorsunuz diyor.
Bunun dışında yorgun olacağınız için stresli olacaksınız.
Ve sürekli stres bastırılmış bir bağışıklığa yol açar diyor.
Ve bundan dolayı bağışıklık sisteminiz çökecektir.
Enfeksiyon oranınız fazlalaşacaktır diyor.
Ben onun yalancısıyım arkadaşlar.
Valla bunların hiçbirini yaşamadım.
Anlatacağım birazdan. Ve şunu da söylemiş.
Bu şekilde işte vardiyalı çalışan insanlar falan kansere yakalanma oranları daha yüksekmiş.
Çünkü onlar 5 saatten az uyuyorlar.
Ve bunun dışında da bu artmış stres seviyesi kan dolaşımınıza glikoz kattığı için ve bu glikoz da damar düzeninin böyle baskın bir parçası haline geldiği için glikoza duyarlı
bir hale gelirsiniz diyor.
Ve sonuç olarak. Mis gibi bir tip 2 diabet hastası olursunuz diyor arkadaşlar.
Bunun dışında eğer zihinsel bir hastalığınız varsa bunun daha da alevleneceğini söyledi.
Ve kardiyovasküler hastalıklarınızın daha da artacağını söyledi Foster.
Ve en son dedi ki uyku tanrıdır gidin ona tapının dedi arkadaşlar.
Tapınmak isteyenleri o tarafa alalım.
Şimdi şaka bir yana ben bunları neden anlattım?
Çünkü hani bir uyarı niteliği neydi?
Bilin arkadaşlar böyle etkileri olabiliyormuş.
Şimdi dönelim 2018 yılında neler yaşadım?
O ilk 40 günümden bahsetmek istiyorum ki siz de hani neler yaşayacağınızı bilin.
Nasıl bir süreç bu nasıl işliyor?
Şimdi arkadaşlar ilk başta alarmı kurdum kalktım okey işte saat 4'te falan kalkmıştım ve gerçekten öldüm yani.
Dedim ki lanet olsun ben ne yapıyorum işte alçak bilinç devrede o sırada diyor ki ya git yatsana ya gerizekalı ne yapıyorsun burada.
oturup kendi kendime bunu söyledim.
İtiraf ediyorum. Yani şöyle düşünmeyin arkadaşlar.
Merve yataktan süpermen gibi çıktı ve koşarak kitap okumaya gitti.
Böyle bir şey yaşanmadı.
Şimdi burada artistlik yapmanın lüzumu yok arkadaşlar.
Her şeyi dürüstçe anlatacağım.
İlk bir haftam iğrenç geçti.
Onu söyleyeyim yani. Dörtte kalkıyorum.
Böyle yani uyuklamak üzereyim ve sürekli şunu sorguluyorum.
Ne yapıyorsun ya? Ne yapıyorsun? Git yatsana.
6'da kalkarsın. 7'de kalk.
7'de kalk yarım saat okursun falan.
Ama kendime söz verdim ya.
Diyorum ki yapacaksın bunu.
Yapacaksın. Bütün gün uyukluyorum falan.
Ama hiçbir şekilde yiğitliğe dıt sürdürmüyorum.
Ve daha sonra işte o 40 günü tamamladım arkadaşlar.
Zafer benimdir. Şöyle oldu o 40 gün içerisinde ben 23 kitap okuduğumu fark ettim.
Böyle baba gibi kitaplar yani okumuşum.
Ve hep böyle istediğim ve ertelediğim kitaplardı.
Açıkçası bu bana en büyük motivasyon kaynağı oldu.
O kitapları koydum dedim ki tamamdır ya.
Ben bunu bir sene yapacağım.
Sonra öyle bir gaza geldim ki herkese şöyle diyorum.
Yastığa bir ömrümü feda edemem tamam mı?
Falan diyorum. İnanılmaz bir gaz halindeyim.
Bir de şey diyorum. Ömür diyorum bir kum saati gibi akıyor.
Ve siz bu süre içerisinde uyuyorsunuz.
Kalkın. Herkesi gaza getirmeye çalışan bir tip.
Kimse gaza gelmedi bu arada.
Gelenler diskalifiye oldu bir hafta sonra.
Şimdi burada bir parantez açıp size bir soru daha sormak istiyorum.
Bir gün doktora gidiyorsunuz ve doktor size diyor ki canım benim sadece 3 ay ömrüm kaldı.
Siz bunu duyduktan sonra hala 12-13 saat uyuyabilir miydiniz?
Öncelikle bunu sormak istiyorum.
Ya da bir gün böyle aksakallı bir dede geliyor elinde de bir kronometre.
Çok şey oldu fütüristik bir şey dizayn oldu bu.
Kronometreyi koyuyor ve bu kronometre senin diyor ömrün ve sen uyurken de işleyecek diyor.
Sen bu süreyi sürekli göreceksin.
Ömründen geri kalan süre.
Ömrün gidiyor tık tık tık tık geri gidiyor.
Kronometrede de bunu görüyorsun. Bunu göre göre 12-13 saat uyuyabilir miydiniz?
Bu sorulara bir cevap verin kendi nezdinizde.
Şimdi devam edelim arkadaşlar. Dediğim gibi ben ilk 40 günümü bu şekilde geçirdim.
Bir baktım motive olmuşum o 23 kitabı gördükten sonra.
Sonra dedim ki 80 günü yapacağım.
80 günü yaptım işte çıktı 120'ye.
120 bitti böyle 40 40 40 gittim arkadaşlar.
Bu süreyi nasıl belirleyeceğinizi anlatacağım size şimdi.
Bazılarınız şimdi sirkadyen saat dediğimiz bir saat dilimi var arkadaşlar.
Hepimizin bünyesinde var bu.
Bazılarınız gece insanıdır ben asla değilim.
Geceleri kafası çalışır bunu anlayabiliyorum.
Benim kesinlikle gece kafam çalışmıyor.
Ben gece ne kitap okurum ne bir şey yaparım.
Benim sirkadyen saatim sabah işte 4, 5, 6, 7, 8 diye gidiyor.
O süreler içerisinde benim kafam çalışıyor ve çok rahatlıkla derin işte analizler, derin düşüncelere dalabildiğim bir saat değil mi?
Bundan da bahsedeceğim sebebinden.
Dediğim gibi herkesin sirkadyen saati var.
Bunun için böyle karalar bağlamayın.
Yani yapamadım ben lanet olsun demeyin.
Ben de gece kalkıp oturamam yani.
Şimdi bu süreyi nasıl ayarladığımızdan bahsedeceğim biraz size.
Bunu kendiniz tespit edeceksiniz.
Ben nasıl tespit ettim? Gece kalktım arkadaşlar 3.45'te kalktım ilk gün.
Baktım çok uykum geliyor ertesi gün.
Dedim ki bu saat olmadı.
Ertesi gün 4'te kalktım.
O da olmadı. 4.15 eh işte 4.30 fena değil.
Ve en son saatimi buldum arkadaşlar.
4 ila 5.30 arasında mutlaka kalkmam gerektiğini fark ettim.
Çünkü o zaman çok aktif çalışıyor kafam.
Hiç uykum gelmiyor. Ertesi güne de bir şeyim olmuyor.
Bunu kendim tespit ettim.
Deneye yanıla deneye yanıla bulacaksın.
Bir de bu saatlerde kalktığınız zaman.
Beyniniz teta ile alfa dediğimiz o dalga boyları var ya onun arasında bir noktada yani daha derin bir öğrenme yeteneğine sahip bir zihinle karşılaşıyormuşsunuz.
Ve bu da tamamen odaklanmış bir zihin demek yani bilgileri sünger gibi emebileceğiniz bir zaman dilimi.
Bu zaten tespit edilmiş yani alfa dalgaları dediğimiz bu 8 ile 13 bandı var ya bu zaten meditasyon yapanlar için en uygun dalga boyudur.
Bu teta dalgası dediğimizde o işte 3.5 ile 8 bandında arası dediğimiz kısım.
Yaratıcılık demek duygusal bağlantı ve sezgi için gerekli olan dalga boyu.
Siz tam bunun ortasında uyanmış oluyorsunuz.
Tecrübeyle sabit arkadaşlar.
Zaten çok ünlü düşünürlerin işte filozofların falan böyle saatlerde kalktığını da biliyoruz.
Bununla ilgili ayrı bir podcast yapacağım.
Aslında burada anlatacaktım ama bu podcast çok uzayacak ve daha sorularınıza cevap vermedim.
Şimdi sorularınıza geçmek istiyorum.
İlk sorumuz şu neden her sabah 4-5 gibi story atıyorsunuz?
Bunun sebebi şu arkadaşlar hani dedim ya ben Barış Özcan'ı dinledim ve etkilendim bu yola girdim.
Yani Barış Özcan bu videoyu çekip yayınlamasaydı belki ben bunu görmeyecektim ve belki şu anda bunları yapmıyor olacaktım.
O yüzden dedim ki demek ki bu yaptığımızı bir şekilde insanları da motive edecek pozisyonda yansıtmalıyız.
O yüzden de story atıyorum her sabah ki siz de bana sorma ihtiyacı duydunuz.
Bakın podcast çekiyorum şu anda.
Belki bazılarınız kalkacak, belki üniversiteyi kazanacak ve belki istediği bir tutkusunu gerçekleştirmiş olacak bu sayede.
O yüzden story atıyorum ve onun dışında da zaten 3 yıldır ben aralıksız story attım.
Instagram'a geçmeden önce hep story atıyordum zaten ki ne yaptığımı görebilmek adına.
Yani yıl sonunda şöyle dönüp bakıyorum.
Aslında kişisel bir veri gibi düşünebilirsiniz.
Neler yapmışım? Kalkmadığım bir gün var mı?
Fire vermiş miyim? Aslında biraz kendim için yaptığım bir şey ama diğer insanlara da faydam dokunsun mottosuyla hareket ettiğimi söyleyebilirim.
Bir başka soru gün içinde hiç uykunuz geliyor mu?
Bu soru çok gelmiş. Evet gün içinde uykum gelebiliyor çünkü bazen haylazlık edip 4 saat uyuyayım daha çok kitap okuyayım falan diyorum ama bu çok yanlış bir şey çünkü uykumu alamamış oluyorum.
O yüzden gün içinde uykum gelebiliyor böyle yaptığım zaman.
Bir de şu soruyu çok fazla sormuştunuz.
Öğlen uykusu yapıyor musun şekerleme diye?
Hayır asla yapmıyorum. Bugüne kadar hiç uyumadım arkadaşlar öğlen.
Giderim akşam erken yatarım ama öğlen uykusunu sevmiyorum.
Çok böyle hastaysam falan anca uyurum ama hiç öyle bir şey yaşamadım bugüne kadar.
Başka kalkar kalkmaz kitaplara mı koşuyorsunuz?
Kitap okurken hiç uyuyakaldınız mı?
Kitap okurken hiç uyuyakalmadım.
Evet kalkar kalkmaz kitaplarıma koşuyorum hemen.
Ama öncelikle bir kahve yapıyorum kendime.
Sonra kahvemi alıp oturup kitap okumaya başlıyorum.
Ya da işte belgesel izliyorum ya da spor yapıyorum.
Bunlardan birisi ya da üçünü birden yapıyorum.
Çok erken kalkıp üçünü yaptığım da olmuştu.
Çok güzeldi o zamanlar ama artık podcast çektiğim için yapamıyorum arkadaşlar.
Toplam kaç saat uyuyorsunuz diye sormuşsunuz.
Ya da işte kaçta yatıp kaçta kalkıyorsunuz.
Genelde 11.30 ile 12.00 arasında uyumaya çalışıyorum.
ve genelde de 4 ile 5 buçuk arasında uyanmış oluyorum arkadaşlar yani 5-6 saat falan uyumaya çalışıyorum Peki hiç üşenmiyor musun?
Hayır hiç üşenmiyorum.
Bu sevgilinize kavuşmak gibi bir şey.
Özellikle de muhteşem bir kitap okuyorsam daha böyle bir hevesle kalkıyorum.
Koşarak kalkıyorum yataktan ama çok kötü bir kitap okuyorsam bazen öyle kötü kitaplara denk geliyorum ve lanet olasıca bir huyum var.
Kitapları yarım bırakamıyorum.
Hani bir söz var ya işte karpuzu kestim ve kelek çıktı yine de yer misin?
Yerim abi. O benim keşke öyle olmasam.
İlla bir şey tamamlamam gerekiyor.
Alarmla mı uyanıyorsun demiş birisi.
Evet alarmla uyarıyorum maalesef arkadaşlar ama alarm kurmadan da uyanabiliyorum.
Fakat yine de riske atmak istemiyorum bunu.
Peki hiç şeytan dürtmüyor mu?
Git yat 9'da kalk diye.
Valla bazen dürtüyor ama şeytanı dinlememe karar aldım.
Günde kaç saat kitap okuyorsunuz diye sormuş birisi.
1 ila 3 saat bazen 4 saat de olabiliyor.
Değişebiliyor arkadaşlar uyanma saatime ve kitabın zorluğuna bağlı.
Hiç ek gıda takviye kullanıyor musun diye sormuş bir arkadaşımız.
Hayır hiçbir zaman öyle bir şey kullanmadım hayatım boyunca.
Afyonun nasıl patlıyor çok mu kahve içiyorsun diye sormuş birisi.
Şöyle çok fazla kahve içmiyorum mutlaka bir tane içiyorum sabahları.
İkinciye hiçbir zaman çıkmadım ve gün içerisinde de toplam iki tane kahve içiyorum.
Onun dışında hiç içmiyorum hatta akşam saatlerinde uykumu kaçıracağını bildiğim için asla içmiyorum.
Öyle çok kafeyi bombardımanına tutulan biri de değilim.
Bir başka çok gelen soru da şu, hiç mi ara vermiyorsun?
Hayır hiç ara vermiyorum.
Yani 365 gün içerisinde...
Toplam 15 günlük gibi bir mola veriyorum.
Bu da zorunlu olarak. Yani bu da olmasa hiçbir şekilde vermem.
Bayram oluyor işte kalabalık oluyoruz vs.
Ben kalkamıyorum. Yani uygun bir ortam olmuyor sırada.
Ya da yaz tatilinde böyle çaki gibi kalkıp oturamam yani.
O yüzden mecburum.
Mecbur olduğum için kalkamıyorum o 15 gün.
Yoksa o tatili de vermem kendime.
Zaten hafta sonları da kalkıyorum.
Cumartesi, pazar. Hiç öyle ay bugün pazar yatayım falan yok.
Öyle bir şey yok. Çünkü fire verirseniz devamı gelir.
Bunu da söylemiştim. Ya bugün de yatayım neyse yarın kalkarım derseniz o iş bitmiştir arkadaşlar.
Barış Özcan'ın dediği gibi zinciri kırmayacak.
Bir başka soru vardiyalı çalışıyorum doktorum yapabilir miyim?
Arkadaşlar vardiyalı çalışanlara ben önermiyorum açıkçası zaten o dediğim adam da önermiyor.
Çünkü zaten yeterince uykunuzu alamıyorsunuz ve zaten gece gündüz karmaşası yaşayan bir bedene sahipsiniz.
O yüzden hani bence yapmayın derim yine de siz bilirsiniz.
Anneler de çok sormuş yapalım mı diye.
Şöyle çocuğunuzun eğer uyku düzeni oturduysa yani çocuğunuz 2,5-3 yaşını geçtiyse yapabilirsiniz bir sorun olacağını zannetmiyorum.
Evet arkadaşlar Nihat Hatipoğlu'yla Huzura Doğru programının sonuna gelmiş bulunmaktayız.
Bu ne ya kendimi gerçekten Nihat Hatipoğlu gibi hissettim.
Evet arkadaşlar bu sorulara cevap verdim ama daha böyle çılgın sorularım var.
Nihat Atipoğlu'na gelen garip sorular gibi sormak istiyorum diyorsanız.
Instagram adresim ortamlarda satılacak bilgi.
Merve biz de buradayız ve seni dinliyoruz.
Hatta sabah 5'te kalkıp hep birlikte güneşi selamlayalım mı demek için bana bu adresten ulaşabilirsiniz arkadaşlar.
Bu arada şaka bir yana gerçekten takipçilerimden sabah 4-5 gibi kalkıp böyle bana mesaj atanlar oluyor.
Merve biz de kalktık kitap okuyoruz diye.
İnanılmaz mutluluk verici bir şey bu.
Ve umarım bu podcast'tan sonra bu erken kalkma muhabbeti iyice yayılır ve hep beraber kalkarız arkadaşlar.
Bu şey var diye bütün dünya buna inansa.
Hani böyle saçma bir Türk filmi vardı.
İnsanlar el ele tutuşup bir şeyler yapıyorlar da acayip yapmacık.
Hayalim de o canlandı diye bilmiyorum.
Düşünsenize böyle sabah 5'te kalkanlarla el ele tutuşup böyle bir şey yapıyoruz.
Ben bunu neden hayal ettim bilmiyorum.
Hayal dünyam çok geniş.
Ve şu an bunu imgeledim ya.
İnanabiliyor musunuz? Takipçilerimle ben el ele tutuşmuşum.
Ve sabah beşte güneşi selamlıyoruz.
Bütün dünya buna inansın.
Vallahi inandınız mı bilmiyorum.
Ben size inanmak istiyorum.
Neden? Çünkü o kadar zor bir şey değil.
Ben yaptıysam neden siz yapabilmeyesiniz?
Bu ne demekse. Ben yaptıysam siz de yapabilirsiniz arkadaşlar.
Ben şimdi yatmaya gidiyorum.
Çünkü yarın yine kargalarla randevum var arkadaşlar.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın bay bay. Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
