
Samsung Galaxy Z Flip4 Hakkında detaylı bilgi almak için: https://shop.samsung.com/tr/galaxy-z-flip4/
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Renginizi Seçmek İçin: https://www.instagram.com/s/aGlnaGxpZ2h0OjE3OTY1OTYyNzM2OTg4Mjky?story_media_id=2968088827796912623&igshid=YmMyMTA2M2Y=
*
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
*Bu bölüm "Samsung Galaxy" hakkında reklam içerir*
Transkript
Samsung Galaxy Z Flip 4'ün katkılarıyla hazırlanan, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bu bölümü bir soruyla açmak istiyorum.
En sevdiğiniz rengi soracağım size.
Çünkü en sevdiğiniz rengin içinde aslında kişiliğinize dair ipuçları olabilir.
Bugün renklerden konuşacağız.
Renklerin psikolojisinden, renk terapisinden ve renklerin üzerimizdeki etkilerinden.
Hangi rengi daha çok sevdiğimizle psikolojimiz arasındaki bağlantıdan bahsedeceğim.
Renklerin zihinsel ve duygusal anlamları ve daha pek çok şeyden bahsedeceğim.
Şimdi bu podcast'a başlamadan önce sizden...
3 renk seçmenizi istiyorum çünkü bu podcastın içerisinde renkleri anlatırken bu seçtiğiniz 3 renkle ilgili lütfen sıralamaya dikkat bu arada işte birinci sırada şu renk ikinci sırada bunu seçtim üçüncü
sırada bunu seçtim diye aklınızda bunu tutun veya yazın çünkü bu seçtiğiniz renklere göre kişiliğiniz ve psikolojinizle alakalı bir takım şeyler söylüyor olacağım renk terapisine böyle ucundan kıyısından
değinmeye çalışacağım o yüzden dediğim gibi seçtiğiniz 3 rengi lütfen hiç düşünmeden çok hızlıca şu an seçin ve unutmayın.
Seçebileceğiniz renkleri söylüyorum.
Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, pembe, mavi, malaca verte kayan bir mavi, turkuaz mavisi veya mor.
Şimdi bu saydığım renklerden sırayla 3 renk seçmenizi istiyorum.
Dediğim gibi çok düşünmeyin.
Her rengi anlatırken psikolojisine de ufak ufak değiniyor olacağım.
Hadi başlayalım. Bence bu podcast bittiği zaman muhtemelen içinde yaşadığımız dünyaya ne kadar yabancı olduğumuzu fark edeceğiz.
Çünkü çevremize baktığımız zaman renklerle kaplı, doğanın yeşiliği, göğün mavisi, kıyafetlerimiz, evimiz, cidden her tarafımız renklerle örülü.
Böyle bir dünyada yaşıyoruz, rengarenk bir dünyada.
Ama böyle pek de yakından tanımadığımız bir dünya bence renklerin dünyası.
Jack London'un bir kitabında şöyle bir cümle vardı arkadaşlar.
Çiçekler hep varsa...
Kim ne yapsın onları diye yazmıştı.
Hangi kitabı hatırlamıyorum ama.
Çok hoşuma gitmişti ya.
Belki de bu yüzden gördüğümüzü önemsemiyoruz.
Çünkü hep oradalar, hep varlar ya.
O yüzden zaten varlar deyip geçip gidiyoruz önlerinden.
Ama düşünsenize dünyadan tüm renkler bir anda çekilse nasıl oluruz?
Yani kocaman bir boşluğa düşeriz.
O yüzden bu renk meselesi önemli.
Tıpkı ses gibi. Hani sesler de böyle şifa aracı olarak kullanılıyor ya.
Renklerin de o şekilde kullanıldığı bir alan var.
Buna da renk terapisi.
Şimdi en baştan başlayacak olursak renk deyince aklımıza ne geliyor?
Direkt iki isim geliyor.
Bunlardan biri bilim insanı Isaac Newton.
Diğeri de edebiyatçı Goethe.
Tamam Newton'ı anladık fizikçi.
Zaten ışığın kırılma özelliğini işte beyaz ışığın yedi temel renkten oluştuğunu falan buldu.
Keşfetli bir deney esnasında.
Okey ama Goethe ne mana demiş olabilirsiniz.
Şöyle ki Newton ilk kez 17.
yüzyılda bu olayı keşfetti.
Gökkuşağının renklerini bir deney esnasında gördü.
Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve moru gördü.
Peki Göthe'nin bu işle ne alakası var?
Şimdi Newton'ın renk dünyasına böyle çok matematiksel bir yaklaşımı var.
Fizikçi olmasından mütevellit olduğunu düşünüyorum.
Ama Göthe edebiyatçı zaten Göthe'nin olmadığı masa yok.
O böyle renklere daha ruhsal ve sezgisel bir açıdan bakıyor.
Zaten onun mistik bir tarafı da vardır hep.
Goethe'ye göre renkler, ışığın ve karanlığın karşılıklı etkileşiminden doğan hayat kaynakları.
Adam tam edebiyatçı kafasıyla yaklaşıyor ve Newton'un çalışmalarını canlılıktan uzak, mekanik ve...
Çok statik buluyor. Ama olsun yani Newton'un analitik gözlemleri, Goethe'nin bu duygusal yaklaşımları renklerin o insan ruhunun üzerindeki etkilerini gösteren, bugün de bile geçerli olan o renklerin teorisinin
temellerini oluşturuyor diyebiliriz.
Yani renk deyince aklımıza bu iki isim mutlaka gelmeli.
Bu arada günümüzde kullanılan spektrum her ikisinin de spektrumundan farklı böyle daha eşit miktarda soğuk ve sıcak renklerden oluşuyor.
Yani demem o ki böyle daha tamamlayıcılık ilkesine bağlı bir spektrum var şu anda.
Tamamlayıcılık ilkesi ne Merve?
O da şu binlerce yıllık Taoizm felsefesinin temel kurallarından biri bu önemli bir şey tamamlayıcılık.
Ying ve Yang kesin duymuşsunuzdur ama ilk kez duyanlar için Ying ve Yang da şu demek Çinliler hayatın iki ana güç üzerine kurulu olduğuna inanıyorlar ve bu güçler birbirlerinin karşıtı
olsalar bile birbirlerinin düşmanı değiller.
Ying ve Yang o sembolü de çok severim bu iki güç Ying dediğimiz magenta, kırmızı, turuncu ve sarı yani dişilik, genişlik, gece ve soğuğu temsil ediyor Ying.
Yang ise yeşil, turkuaz, mavi ve mor erkekliği temsil eder Yang.
Daralmayı, gündüzü ve sıcağı sembolize eder.
Peki bunların renklerle ne alakası var Ying ve Yang'ın?
O da şöyle bu tamamlayıcılık ilkesi dediğim şeyi renklere uyarlayabilmemiz için elimizdeki bu renklerin Çift sayıda olması gerekiyor.
Yani her renk aslında karşıtıyla beraber yer almalı.
Ying ve yang için söylediğimiz şu sözü lütfen anımsayın.
Ne diyoruz? Her iyinin içinde bir kötü, her kötünün içinde de bir iyi vardır değil mi?
Ying ve yang felsefesi.
Bayılıyorum bu felsefeye.
Ve bunu renklere uyguladığımız zaman her rengin kendine özgü pozitif ve mutlaka negatif yönleri vardır.
Örnek ver Merve. Mesela kırmızı renk insana enerji verir değil mi?
Enerjik bir tarafı vardır.
Ama keder verici bir tarafı da vardır.
Negatif bir tarafı da vardır.
Ya da canlılığınızı enerjinizi artırmak için uzun süre böyle hayatınızın her alanında kırmızı kullandınız diyelim.
Ama kırmızının tamamlayıcısı olan turkuazı ihmal ettiğiniz bir yerlerde işte o zaman kendinizi çok bitkin ve çok yorgun hissedebilirsiniz.
İşte bu dediğim biraz renk terapisine giriyor.
Ki renk terapisi dediğim olay zaten asırlar önce de varmış.
Mısır, Babil, Asur bunların hekimleri renkleri böyle helioterapi sanatı adı altında helio diyorum.
Güneşin o sağlığa olan etkisini fark etmişler belli ki.
Tedavi amacıyla zaten kullanmışlardır.
Hatta tıbbın babası sayılan Hipokrat bu olaya böyle çok değişik bir açıdan bakan ilk hekimdir arkadaşlar.
Nedir bu değişik olay?
Şöyle yaratılış doktrini diye bir eser.
Bu doktrine göre insanların sahip oldukları dört temel kişilik özelliği var Hipokrat'a göre söylüyorum ki onlar da dört elementle temsil ediliyor.
Ateş, toprak, su ve hava tahta dermişim.
Belirli renklerle sembolize ediliyor ve bir hastaya teşhis konulurken saçlarındaki, tenindeki, gözlerindeki renk değişimine bakılıyor Hipokrat zamanında.
Hatta İbn-i Sina'nın da Tıbbın Esasları diye bir kitabı var.
Burada da renk tedavisi konusunda çok önemli belgelerden biri kabul ediliyor İbn-i Sina'nın bu eseri.
Ve bu eserinde İbn-i Sina solunum sistemiyle dört element arasında bir bağ kuruyor arkadaşlar.
Hava, toprak, su ve ateşin sembolik renkleriyle nefes alma düzenimiz arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarıyor.
Misal toprağın soluması yavaştır, ateşin soluması hızlıdır diyor İbn-i Sina ve bazı araştırmaları sonucunda şunu da söylüyor.
Mavi renk diyor kan dolaşımını yavaşlatır, kırmızı renk ise hızlandırır ve evet doğru.
Geleneksel Çin tıbbına baktığımız zaman yine renklerden çok faydalandıklarını görüyoruz.
Onlar da insanı her biri ayrı bir renkle temsil edilen 12 parçaya ayırıyorlar.
Geleneksel Çin tıbbında böyle.
Mesela diyelim ki gözünüzde bir kırmızı.
Kırmızılık oluşmuş. Trohoma başlangıcı bu geleneksel Çin tıbbına göre.
Gözlere kan oturması.
Bakın kırmızılık var gözlerde.
Bu dolaşım bozukluğunun işareti.
Eğer göz bebeklerinizde bir renk değişimi varsa bu böbrek sorununa işaret.
Ya da gözlerinizin akında bir renk değişimi varsa ciğer sorunu.
Göz kapağınızdaki kararmalarında mide sorunu olabileceğini söylüyor geleneksel Çin tıbbı.
Şöyle de bir şey var, renk psikolojisinin en büyük sorunu renklerin toplumlara göre ayrı ayrı şeyler ifade etmesi ve bu da toplumların yaşadığı doğa şartlarından tutun inançları, kültürleri her şeyden kaynaklanıyor
olabiliyor. Mesela soğuk bölge insanları genelde mavi, mor ve yeşil renklerini seviyorlar.
Bakın bunun altına imzamı atarım o derece.
Çünkü ben yaz mevsimi hiç sevmiyorum.
Hep söylüyorum ben sonbaharcıyım, ayazcıyım.
Ve en sevdiğim renkler de yine soğuk bölge insanlarının sevdiği renkler.
Saray moru, işte yeşil.
Bayılıyorum bu renklere ve eğer doğduğum yeri seçme şansım olsa büyük ihtimalle böyle İskoçya falan olsun isterdim.
Ve İzmirliyim ama Karadeniz'i çok seviyorum.
Gelelim sıcak bölge insanlarına.
Onların seçtiği renkler de genelde kırmızı, turuncu ve sarı.
Bunlara daha çok düşkünlermiş.
İnanç bakımından baktığımız zamansa mesela sarı renk hem Hristiyanlarca hem de Çinlilerce kutsal sayılan bir renk.
Hatta Hindu gelinleri bekaretlerinin son 6 gününde eskimiş böyle sarı renkli bir elbise giyerler.
Neden? Çünkü böylece kötü ruhların o kuracakları aileden uzak duracağına inanıyorlar.
Hatta evlilik törenlerinde hem gelin sarı giyiyor hem de o evliliği gerçekleştirecek olan nikah memuru mu desem artık ne?
O görevli de sarı giyiyor.
Yani Hindistan için renkler zaten çok önemli bunu biliyorsunuz.
Hatta kutsal holi kutlamaları bile var.
Çok güzel. Her yıl milyonlarca turist sırf bu renkli festival için Hindistan'a gidiyor.
O holi bayramları için. Keşke böyle izlerken diyorum ki bizde de olsa.
Çünkü çok eğlenceli.
Renk savaşı yapıyorlar. Herkes böyle sokaklarda birbirini ıslatıp üzerlerine renkli bir toz atıyorlar.
Buna da gulal deniliyor bu renkli toza.
Ve genelde böyle Şubat sonu, Mart başı falan kutluyorlar.
Peki bunun olayı ne Merve?
Holi bayramı dediğimiz şey aslında şu.
Holi kelimesi Holika'dan geliyor arkadaşlar.
Holika'da Kral Hiranyakaşipu'nun şeytani kız kardeşi ve bu kız Tanrı Vişnu'nun yardımıyla yakılıyor bu şeytani kız kardeş.
Vişnu da Hint Pantheon'un en önemli üç tanrısından biri.
Yani sadece Yunanların Olimposu ve Panteonu yok Hintlerin de var.
Holi kanın yakılmasını niye kutluyorlar Merve diye düşünmüş olabilirsiniz.
O da şöyle kendi içlerindeki aslında o kötülüğün öldürülmesini kutluyorlar.
O yüzden o renk bayramı yapılıyor.
Bir de bu Holi Festivali sırasında insanlar birbirine şu cümleyi söylüyorlar.
Yani kafana takma Holi demek bu çok tatlı.
Ama Holi'nin tamam renk bayramı okey her şey çok güzel ama en sevdiğim tarafı da şu.
Hindistan'da biliyorsunuz kas sistemi diye bir şey var.
Hala da kalkmış değil. Kalktığını iddia etselerdi devam ediyor bazı kesimlerde.
İşte bu bayram esnasında kas sistemi, sosyal sınıflar, dini sınıflar falan hep ortadan kalkıyor.
Herkes bir bütün oluyor.
Bu çok güzel bir şey. Neyse ne diyorduk kültürlere göre renklerden bahsediyorduk.
Hindistan için sarı çok önemli demiştim.
Mesela Hindu dini olan Brahmanizm'de altın sarısı çok kutsal.
Size desem ki bu da. Bu da deyince aklınıza ne renk geldi?
Direkt böyle altın sarısı bir adam geldi değil mi?
Oturan bir adam. Sarı geldi yani.
Bu da ruhsal bilgeliği böyle yüceltecek konuşmalar yaparken sarı giyiyormuş.
Ama nefret ettiği bir renk varmış.
O da mor. Kırmızıyı hatırlattığı için mordan hoşlanmıyormuş.
Hatta kitabında da şöyle der.
Üstün insan giysilerini mor renkle süslemez.
Tamam abi kesin bana diyor.
Bu arada kanalımda çok detaylı bir Buda podcastı var dinlemek isteyenler için.
İslam dinine baktığımız zaman malumunuz yeşil değil mi?
Bizde kutsiyete atfedilmiş bir renk.
Hatta Osmanlı tarihini incelediğimizde o lale devrinin rengi insanı rahatlatan böyle psikolojik huzura yaklaştıran yeşildi değil mi?
Yeşil ve mavinin tonlarında toplanmıştı.
Kanuni dönemine baktığımız zamansa kanuni Sultan Süleyman diyeceği aklıma bir renk geliyor.
Kırmızı, kırmızı hakimiyeti var o dönemde.
Neden? Çünkü lale devri neydi?
Böyle hafiften bir suç zamanı değil mi?
Lale devri, barış zamanı gibi.
Ama kanuni dönemine baktığımız zaman adam fetihden fetihe koşuyor.
Böyle bir padişah var. Kırmızı hareket, aktiflik bunlar gerekiyor.
Kırmızı o dönemin rengi.
Kim bilir belki bu onların ruh halini yansıtıyor bile olabilir.
Bilinçli bir seçim olduğunu tabii ki düşünmüyorum.
Peki sanatçılar bu renkler konusunda ne düşünüyorlardı?
Renk deyince sanatçılara tabii ki pas geçmeyeceğiz.
Mesela bazı ressamların direkt böyle onlarla özdeşleşen renkleri var.
Picasso deyince benim aklıma iki renk geliyor.
Mavi ve pembe. Nedenini merak edenler Picasso bölümüm var onu dinleyebilirler.
Pembe deyince benim aklıma direkt Fikret Muhalla geliyor.
Sarı deyince Van Gogh geliyor ve tabii mavi deyince onun o güzel mavisi.
Bu arada kanalımda Van Gogh podcastı da var dinlemek isteyenler için.
Yeşil deyince Sezan geliyor.
Siyah deyince Malevich geliyor.
Geliyor da geliyor aklıma ilk gelenler bunlar.
Yani resim sanadığı için renklerin ne kadar önemli olduğunu...
Anlatmama gerek yok görüyorsunuz.
Çünkü renkler sanatçının o duygularını evrensel bir dile dönüştürmesine yarayan bir araç.
Ve renklerin psikolojisi dediğim anda benim aklıma otomatikman o Van Gogh geliyor.
Yani onun podcastinde anlattıklarımı anımsayın.
Hani demiştim ya ilk dönemleri çok karanlık böyle işte patates yiyenler tablosu falan vardı.
Karanlık böyle siyah kömür gibi renkler kullanıyor.
O ilk dönemleri karanlık dönemleri.
Ama daha sonra paletinin rengi nasıl değişiyor değil mi?
Çünkü Rubens'i tanıyor, Japon baskılarını...
görüyor. Hayatının inişleri ve çıkışları hepsi Van Gogh'un resimlerine yansıyor bir şekilde.
Paletine yansıyor. Ve böyle resimlerine baktığımız zaman o boyanın kabalığını görüyoruz.
Nasıl kaba kullandığını bazı yerlerde.
Bazen çok hırçın kullandığını görüyoruz.
Renklerin o sıcak ve soğuk ilişkilerinin verdiği o psikolojik hazdı çok güzel bir şekilde görüyoruz Van Gogh'un tablolarında ve bence onun başarısının sırrı da bu zaten.
Hatta Van Gogh şöyle der.
Ben kırmızı ve yeşille İnsana dehşet veren ihtirasları tasvir etmek istedimler.
Ve sadece psikoloji camiasında bu renklerin karşılığı yok.
Bilimsel olarak da pek çok araştırılmış ve ispatlanmış şey var ki bunlardan birisi şu.
Biz pek çok değişik rengi aynı anda algılayabiliyoruz.
Ve bunlar bizim bu duygu merkezimizi hipotalamus vasıtasıyla dolaylı yoldan etki ediyor.
Zaten bu bilimsel olarak ispatlanmış bir şey.
Her birimizin renklere karşı tepkisi bambaşka.
Mesela mavi dediğim zaman birine çok huzur verebilir ama bir başkasına çok soğuk ve çok itici bir renk gibi gelebilir.
Tabii ki bunların kökeninde psikolojimiz var.
Bir de insanların bu renk seçimlerini etkileyen ögeler, karakter yapıları, hayat koşulları ve hatta bilinçaltında bastırılmış olan istekleriymiş.
Bunu duyunca çok şaşırmıştım.
Ve bu konuda aslında renkler vasıtasıyla bizim iç dünyamızı gözler önüne seriyor.
Bununla ilgili birçok psikolojik...
Test yöntemi geliştirilmiş. Size en başta dedim ya üç renk tutun diye sırasını unutmayın diye.
Az sonra oralara da geleceğim.
Bu seçmiş olduğunuz renklerin psikolojinizle ne alakası olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Tabii ki kendim değil renk terapistlerinin söylediği şeyleri anlatacağım sizlere.
Bu arada psikoloji demişken tabii ki yung çiçeğimden bahsetmeden geçeceğimi sandıysanız yanılıyorsunuz.
Yung renklerle de ilgilenmiş arkadaşlar.
Yani renklerin o sembolik bir anlamı olduğunu zaten başından beri düşünüyor yung.
Hani az önce demiştik ya yingi ve yangdan bahsetmiştim.
Yung bu yang ilkesini animus, yin ilkesini de anima olarak adlandırıyor.
Hatta hastalarına diyor ki bana diyor tablolar yapın.
Rastgele tablolar yapın.
Böylece onların o bilinç altında gizlenmiş duygularını renklerle...
ne şekilde ifade ettiklerine bakıyor.
Bir de bir renk testi var çok önemli.
Lüscher renk testi diye bir test bu.
Max Lüscher'in geliştirmiş olduğu bir şey ve burada renklerin duygusal değerleri olduğuna inanıyor Lüscher ve insanların renk seçimlerinin aslında onların kişilik aynaları olduğunda ileri sürmüş çok ciddi
bir iddia. Mesela Lüscher'e göre birinin kırmızıyı çok sevmesi onun aslında çok güçlü, çok girişken, kendine çok güvenen bir yapısı olduğunu gösteriyormuş.
Bence olabilir bu çünkü kırmızı giyen insanlar için ben de öyle düşünüyorum.
Kırmızı çok dikkat çekici bir renktir ya.
Hani saklanmak isteyen insanlar siyah giyer.
Kırmızı dikkat çekmek isteyenlerin rengidir gibi geliyor.
Kendine güvenen bir insan dikkat çekmek ister.
Hatta Lücher diyor ki kendini böyle toplumdan izole etmek isteyen insanlar daha böyle çekingen olan insanlar genelde kırmızıdan nefret eder diyor.
Bu arada bu podcast öncesi ben Instagram'dan size ufak bir yoklama yaptım.
Renkli çözümleme kartlarından koydum ve dedim ki...
renk seçin arkadaşlar. En az seçilen renk kırmızı oldu.
Turuncu ve lacivert de çok az geldi.
En çok mor geldi.
Çok enteresan. Demek ki dedim, dinleyicilerim de benim gibi.
Nedenini az sonra anlayacaksınız.
Mor ne alaka? Bence artık tek tek renkleri anlatmaya başlayayım.
Renginizi seçin.
Dediğim gibi kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, pembe, mor ve lacivert.
Bunlardan seçin arkadaşlar.
Ben önce kırmızıyla başlamak istiyorum.
Kırmızıyı çok uzun uzadıya anlatacağım çünkü önemli bir renk.
Ve bence kırmızı dediğim anda bile aklınıza şu an bu rengi düşürdüm.
Enerji hissettiğinizi düşünüyorum içinizde.
Gerçekten bir harekete...
Geçme isteği uyandıran bir renk.
Bir action kırmızı benim için.
Ve kırmızı genelde böyle faaliyetin çok yüksek olduğu alanlarda kullanılıyor dikkat ettiyseniz.
Ama bir doktorun bekleme odasında kırmızı falan göremezsiniz.
Kliniklerde göremezsiniz.
Çünkü insana huzursuzluk veren bir tarafı da vardır.
Kışkırtıcı bir renk çünkü. Saldırgan bir renk.
Önce şöyle yapalım.
Bence kırmızıyla ilgili bilgiler vereyim.
Sonra psikolojimiz üzerindeki etkilerinden bahsedeyim.
Kırmızı deyince genelde nerede görüyoruz?
Fast food restoranlarında çok sık görüyoruz.
Neden? Çünkü iştah açıcı bir renk.
O yüzden mutfağınızda falan kırmızı kullanmayın derim.
Dikkat çekmesi istenen bu satış noktalarında falan gıda sektöründe kırmızı çok sık kullanılıyor.
Şöyle bir hafızanıza getirin.
Hamburger markalarını, kola markalarını, nogolarını düşünün.
Ne renk? Kırmızı.
Ya da gazetelerin logoları çoğu kırmızıdır dikkat ettiyseniz.
Neden? Çünkü en dikkat çekici renk olduğu için veya siyasi partilerin emblemlerinde kırmızı çok kullanılır.
Aynı sebepten ülke bayraklarının %45'i kırmızıdır.
Kırmızı dediğim gibi çok kullanılıyor ve adrenalin yükselten, kan basıncını yükselten, tansiyonu yükselten etkileri de var ve bu yüzden aşkın rengidir.
Peki Merve, fast foodçular neden her yerde kırmızı kullanmayı tercih ediyor?
Çünkü adı üstünde fast food yiyin.
gidin hızlıca gidin action o yüzden istemiyorlar hemen iyi kalkın istiyorlar yani rengin dezavantajını avantaja çevirmek diye ben buna derim çünkü kırmızı insan psikolojisinde baskı
yaratan bir renk ve bu renge böyle çok fazla maruz kaldığınız zaman agresifleşmeniz mümkün o yüzden eğer sakin bir işte uğraşıyorsunuz bunu çok tercih etmeyin derim bir de şöyle bir durum var kırmızı
evet çok dikkat çekiyor ama uzaklaştıkça kırmızıdan onun gücü de azalıyor.
Mesela uzak mesafelerde en çok fark edilen renk kırmızı değil, mavi.
O yüzden o polis arabaların üzerindeki ışıklar kırmızı ve mavi.
Kırmızı yakınındakiler fark edebilsin diye, mavi uzaktakiler fark edebilsin diye.
Hatta Van Gogh'un Gece Kahvesi diye bir resmi var.
Onun için şöyle diyor, bir kahvenin duvarlarını Öyle kırmızı ve öyle bir yeşile boyamak gerekir ki insan burada rahatça katil olabilsin.
Çünkü dediğim gibi kırmızı aynı zamanda şiddetin ve nefretin de rengidir.
İspanya boğa güreşleri geldi aklıma.
Tabii burada kırmızının tonu da önemli arkadaşlar.
Eğer böyle tam kan kırmızıysa insanın iç tepkilerini ortaya çıkarabilir.
Açık kırmızı olursa güven verir, hakimiyet duygusu uyandırabilir.
Yani tonları da önemli burada.
Bizim bayrağımızın rengi mesela kırmızı.
Bazı milletler için yurdu...
Severlik duygularını da kamçılayan bir renk kırmızı.
Peki tarihte nasılmış?
Şöyle eski Yunanlar'da mesela kırmızı eril bir renk ve savaş tanrısı Ares'le özdeşleştirilmiş bir renk.
Hristiyanlık dönemine baktığımız zaman Hazreti İsa'nın ve Hristiyan şehitlerin kurbanlarının kanını simgeleyen bir renk.
Antik Roma'da gelinler kırmızı gelinlik giyiyorlarmış.
Batı Asya toplumlarında ise gelin kırmızı ve pembe renklerle simgeleniyor.
Pembe evlenmeden önceki gelini simgeliyor.
Kırmızı ise evlendikten sonraki gelin.
Türkler için de kırmızının önemi çok büyük, Türk'ün gözü aldadır derler ya, o kadar işlemiş içimize kırmızı.
Kırmızının tonlarına kızıl deriz, al deriz.
Çünkü neden? Türk kültüründe kızıl güneyin rengidir.
Ve Türklerin en eski inanışlarına baktığımız zaman al ruhu veya al ateşi adı verilen bir ateş tanrısı görüyoruz.
Veya hami dediğimiz koruyucu bir ruhun varlığı olarak biliniyor.
Türkler bu sebepten dolayı en eski devirlerden beri al bayrak.
kullanıyorlar arkadaşlar. Aslında yeni bir şey değil.
Ve bizim için manevi ve milli bir değeri var Albayrak'ın.
Kaşgarlı Mahmut'un bir beyti var bununla ilgili.
Ağdı Kızıl Bayrak.
Togdu kara toprak diyor.
Bakın yine kızıl bayrak var.
Yine kırmızı. Dede Korkut hikayelerine baktığımız zaman Oğuzlar'da güveylik adı verilen hani gelin güvey olma diyoruz ya oradaki güvey damat demek.
Oğuzlar'daki güveylik yani damatlık elbise kırmızıymış arkadaşlar.
Kırmızı kaftandan. Gelinlikse al duvaktan.
Yani o duvakları gelinlerin al.
Biz de hala al duvak takıyoruz.
Neden? Bu yüzyıllarca süre gelen bir gelenek çünkü.
Kına gecelerinde neden kırmızı kaftan giyiyor gelinler?
Bunların hiçbiri tesadüf değil.
Gelelim sağlık üzerindeki etkisine.
Sanırım en uzun anlattığım renk kırmızı olacak.
Göte kırmızının insana güç verdiğini söylüyor arkadaşlar.
Yani kırmızı vücut salgısını harekete geçiriyor.
Koklama, görme, tat alma ve dokunma duyularımızı tetikliyor.
O yüzden söylememe bile gerek yok.
Bence en seksi renk olmasının sebebi bu kadar uyarıcı bir etkisi olmasından mütevellit.
Yeni bir başlangıç, yeni bir hayat isteğini de dile getiren bir renk.
Hani dedik ya her rengin işte bir kötü, bir iyi özelliği var, negatif ve pozitif.
Pozitiflere yükselen özellikleri diyoruz.
Kırmızının yükselen özelliklerine baktığımız zaman tabii ki de harekete geçme, insanlara bu enerjiyi vermesi, devamlılık, güç ve azim bunlar pozitif basan yönleri.
Negatifi ise saldırganlık demiştim az önce.
Felçli hastaların tedavisinde bile kırmızı kullanılmış farklı zamanında.
Anemi, nezle, zatüre gibi hastalıkların hafifletilmesinde de kullanılmış.
Yani kısaca kırmızı renk vücudumuzun ayakta kalması için gereken enerjiyi yani o ruhsal yönü devreye sokmamızı sağlıyor.
Eğer soğuk algınlığınız varsa kırmızı şeyler giyin diyor renk terapistleri ama ateşiniz varsa tabii ki de giymeyin demişler.
Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına arkadaşlar.
En başta demiştim ya üç renk seçin ve sıralama yapın bunu da unutmayın diye.
Seçtiğiniz ilk renk arkadaşlar sizin nasıl biri olduğunuz hakkında olacak.
Yani temel kişiliğiniz gerçek benliğinizi yansıtan renk ve özelliklerini anlatacağım.
İlk sırada kırmızıyı seçtiyseniz bu sizin kendinize güvenen biri olduğunuzu gösteriyormuş.
Yönetilmekten hoşlanmayan yönetici lider bir kişilik olduğunuz hatta ateşli bir önder bile diyebilirim bunun için.
Böyle bir ruha sahipsiniz.
Lider ruhu var. Başarmak ve hedefe ulaşmak sizin için öncelik.
Ama hayattaki en büyük inancınız öyle strateji yapayım, plan yapayım falan değil.
İçimde bir güç var, benim azmim var.
O çocuk gibi sen kafana koyduğun her şeyi yapabilirsin.
Osunuz siz. Yani karakter olarak oldukça aktif birisiniz.
Ama dengeyi sağlama konusunda böyle biraz sıkıntılarınız var.
O da şundan dolayı çok yoğun duygularınıza birazcık böyle mantık sosu eklemeniz gerekiyor olabilirmiş.
Eğer Merve ben birinci sırada kırmızı seçmedim ama ikinci sırada seçtim diyorsanız burayı iyi dinleyin çünkü ikinci sıradaki seçimleriniz şimdiki hayatınızda arkadaşlar yani fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan
analiziniz demek. İkinci sıradaki renkler ona göre dinleyin.
Derinlerde kalmış olan böyle bilinçaltı ihtiyaçlarınız, eksiklikleriniz ve esasen zayıflıklarınızı da yansıtan renk, ikinci renk seçtiğiniz.
Ayrıca hayattaki temel hedefleriniz.
İkinci sırada kırmızıyı seçtiyseniz bu şu demek oluyor renk terapistlerine göre.
Kendinizi her anlamda aşk olur, iş olur, her anlamda yormaya ve tüketmeye çok yatkın biri olabilirsiniz.
Ve hayattaki en büyük handikaplarınızdan biri sabretmek.
Bunu bilmiyor olabilirsiniz. Bir de sevgi, sıcaklık ve arkadaşlık duygularınızı çok fazla belli etmiyorsunuz.
Bunlar sizin olumsuz özellikleriniz.
İkinci renk buydu arkadaşlar.
Gelelim üçüncü sırada kırmızı seçenlere.
Bu arada üçüncü sıradaki renklerimiz bizim hedeflerimize ulaşmak için izlememiz gereken strateji diyebilirim.
Ümidimiz diyebilirim. Böyle yorumlayın.
Eğer üçüncü sırada kırmızı rengi seçtiyseniz bu şu demek oluyor.
hemen harekete geçmeniz gerekiyor arkadaşlar yani ruhunuzun derinliklerinde böyle kalıcı ve ayakları yere basan bir şey yaratma isteği olabilir bu bir yuva kurmak olabilir yeni bir iş
hayatına atılmak olabilir ama dediğim gibi ayakları yere basan bir şey yapmak istiyorsunuz ama aksiyon alamıyorsunuz o yüzden hemen bunları yapasınız var ama bilin bakalım ne yok içinizde o güç yok bitkinsiniz
dediğim gibi ayaklarınız yere basmıyor ve harekete geçme enerjisinden yoksunsunuz biraz da hayalperest bir tarafınız olabilir diyor şimdi başka bir renge geçiyorum sarı şöyle genel olarak bahsedecek
olursam ressamlar cephesinden baktığımız zaman sarı çalışma zevki ve güven duygusu veren bir renk arkadaşlar sevilen de bir renk picasso sarı için der ki kimi ressamlar vardır güneşi sarı bir leke haline
getirir kimi ressamlar vardır ki sarı bir lekeyi güneş haline getirir der mesela benim podcast kapağım sarı neden Çünkü bir kere her rengin bir şekli var arkadaşlar.
Kırmızının şekli kare mesela.
Karenin çağrışımı da eğilmezlik ve güç.
Sarının şekli ise üçgen.
En tepede birleşen o iki kenar çizgisi var ya bu dikkat ve bilgeliği temsil ediyor arkadaşlar.
Aynı zamanda güneşin rengi sıcak bir renk.
Bu da umut aşılıyor insanlara.
Açık görüştülük, ilham, entelektüellik gibi anlamlara geldiği için sarı koydum.
Ve tabii ki tamamlayıcı rengine mor.
Az sonra moru detaylı olarak anlatacağım ama ben neden çok seviyorum?
Çünkü standartlara meydan okuyan bir renk, kendine has tarzı olan bir renk, özgürlüğün ve asaletin rengi tıpkı Samsung Galaxy Z Flip 4 gibi.
Z Flip 4 akıllı telefonlara bakış açımızı değiştiriyor, standartlara meydan okuyor ve bizi özgürleştiriyor.
Kendine has tarzı olanları teknolojisiyle taçlandırıyor adeta.
Peki bütün bunları nasıl yapıyor?
Samsung Galaxy Z Flip 4'ün katlanabilir, göz alıcı bir tasarımı var ve katlandığı zaman avucunuzun içine bile sığabiliyor.
Avucunuzun içine sığan dev bir teknoloji hayal edin.
Çantanıza, cebinize kolayca sığıyor, çok rahat bir kullanımı var ve boyutlarıyla sizi özgür kılmayı başarıyor.
Ve asla modası geçmeyecek 4 farklı renk seçeneği var.
Bora Purple, Graphite, Pink Gold ve Blue.
En çarpıcı detaylarından biri de tabii ki FlexCam özelliği.
Selfie çekerken, kalabalık arkadaş grubunuzu çekerken veya vlog çekerken ellerinizi serbest bırakabiliyorsunuz, özgürsünüz.
Çünkü Z Flip 4 katlanabilir bir akıllı telefon olduğu için hiçbir destek vermeden, hiçbir aparat yardım olmadan dik durabiliyor.
Katlanmış haliyle bile.
Doğrudan kapak ekranından selfie çekebiliyorsunuz, mesajlara bile cevap verebiliyorsunuz.
Samsung Galaxy Z Flip 4 ile siz de katlanabilir tarafa geçin ve hayatınızı ikiye katlayın.
Hadi devam edelim. Nerede kalmıştık?
Sarı diyorduk. Sarı uzun zaman seyredildiği zaman kanın damarlarda daha muntazam akmasını sağlıyormuş.
Amma ve lakin...
Tarihsel açıdan baktığımız zaman biraz böyle çelişkili bir renk diyebilirim.
Çünkü Hristiyanlarca kutsal kabul edilen, Çinliler tarafından çok sevilen bir renk olmasına rağmen Orta Çağ Avrupa'sında sarı lanetlilerin rengidir.
Çünkü neden? Bulaşıcı hastalıkların sembolüdür, karantinanın rengidir.
Ama şöyle de bir güzel tarafı var.
Altın rengi olmasından dolayı sarı zenginliği temsil eder.
O yüzden Çin imparatorları kutsal günde altın sarısı giyerler arkadaşlar.
Bu da da aynı şekilde az önce bahsettim.
Aynı zamanda trafik işaretlerini de çok sık görüyoruz.
Neden? Çünkü çok dikkat çekici bir renk.
Bir de taksilerin rengi sarıdır çünkü bir yerde de geçiciliği temsil eder.
Şimdi gelelim birinci sırada sarı rengi seçen arkadaşlara.
Bunlar akılcılarmış ve hayata böyle hep akıl, mantık ve nedensellik çerçevesinde bu gözle bakıyorlarmış.
Bir de dış dünyaya hükmetme eğilimleri ağırmış sarı seçenlerin.
Gerçekten bir arkadaşıma sordum tam öyle yani sarıyı seçti.
O yüzden işler istediği gibi gitmezse sarı rengi seçenler ilk sırada.
Yine bu rengi seçenler sorumluluk ve otorite gerektiren bir konuma çok rahatlıkla gelebilirlermiş.
Eğer ikinci sırada sarı seçtiyseniz geleneksel fikirlerden böyle biraz sıyrılmanız gerekiyor.
Sizin hayattaki handikapınız bu olabilirmiş.
Bir de enerjinizi 30 yere dağıtmayın.
Baltayı tek bir yere vurmanız gerekiyor.
İkinci sırada sarıyı seçenlere sesleniyorum.
Çünkü bu sebepten dolayı işleriniz hep yarım kalıyor olabilir.
Yani 30 parçaya bölünüyorsunuz sonunda bir bakıyorsunuz hiçbir şey yok.
Eğer üçüncü sırada sarı rengi seçtiyseniz bu da ufkunuzu açmak ve genişletmek için belirli eğitimlerden geçmeniz gerektiğini gösteriyor olabilirmiş.
Ama bunu en ince ayrıntısına kadar tasarlamanız gerekiyormuş ve entelektüel bilginizi arttırmanız gerekiyormuş.
Çünkü kişiliğinizin değerli yönlerini böyle bir tık öne çıkartmanız gerekiyor olabilirmiş üçüncü sırada seçenler.
Önce merak ettiğiniz kısmı şöyle bir anlatayım dedim.
Şimdi devam etmek istiyorum.
Türk kültüründe sarıdan bahsedeceğim.
Türk kültüründe de sarı önemli bir renk.
Çünkü merkezi hakimiyet ve güç demek arkadaşlar.
Sarı zaten bizde altın sarısı, sırma rengi olarak ifade ediliyor.
Ve Türk sarısına altın sarısı denir bu yüzden.
Bir de sarı renkle ilgili yapılmış deneyler var arkadaşlar.
Bir Kanadalı profesörün bir araştırması var bununla ilgili.
Bu adam bütün sınıfları okuldaki farklı renklere boyuyor ve görüyor ki sarıya boyadığı sınıftaki öğrenciler daha uyumlu ve daha başarılı bunu tespit ediyor.
Bir başka araştırma da şu.
Beyin hastalığına yakalanmış bir kadına böyle sırayla çeşitli renklerde elbiseler giydiriyorlar.
Beyin hastası olduğu için hareketleri de uyuşuk böyle yavaşlamış bir kadın.
Bir zaman görüyorlar ki o uyuşma hali çözülüyor.
Yürüyüşleri daha böyle bir tık normale dönüyor.
Ve kadının beyin sarsıntısı varmış düşünün.
Sarı rengin etkisine bakın. Bir başka araştırma da şu.
Halter kaldıranlara böyle kırmızı bir zeminde halter kaldırmaları isteniyor.
Çok zorlanıyorlar kaldırırken ama zemin sarı olduğu zaman daha kolay kaldırdıklarını tespit ediyorlar.
Gerçekten enteresan. O zaman sarı mevzusunu Cemal Süreyya'nın dizeleriyle kapatmak istiyorum.
Ne diyordu Cemal Süreyya?
Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim.
O yüzden sarı eşittir, sonbahar benim için.
Sarı candır, sarı osb'dir.
Valla biraz hızlanmamız gerekiyor, bölüm bitmeyecek.
Daha bir sürü bir sürü renk var.
Neyse maviye geçiyorum. Mavi, spektrumun en soğuk renklerinden.
Sakinlik, güven ve sadakat demek mavi.
Yetenek ve görev bilincinin rengi ve şifanın rengi tabii ki.
Eğer birinci sırada maviyi seçtiyseniz, bu arada turkuaz değil, direkt mavi renkten bahsediyorum.
Hatta böyle laciverte çalan bir mavi.
Bu sizin böyle yapınız gereği son derece nazik, yumuşak, barışçı biri olabileceğinizi gösteriyor.
Tabii böyle içe dönük, pasif bir kişilik özelliğiniz de olabilir.
Sürekli varlığına anlam arayışı arayanların rengi bu.
Sözünüze inanılır, çok güvenilir biriymişsiniz ve çevrenize huzur, güven, barış havası yayıyorsunuz.
Sizin yanınızda kendilerini çok böyle emniyette, çok rahat ve konforlu hissediyorlar.
Ama şöyle bir handikapınız var.
Çok fazla içinize kapanık olma durumunuz var.
Ve siz bir düzen manyağı da olabilirmişsiniz.
Hayır Merve ben ikinci sırada maviyi seçtim diyorsanız bu da şu demek sizin gücünüzün sırrı kırmızı sevenlerin tam aksine sessizliğinizde ve bilgeliğinizde saklı olabilir.
Çünkü çok sakin böyle biraz melankoliye yatkın bir haliniz olabilir.
Duygularınızı çok fazla dışa vurmuyormuşsunuz ve başarılı olmak istiyorsanız eğer kendinizi ifade etmeyi öğrenmeniz gerekiyormuş.
Eğer üçüncü sırada mavi dediyseniz bu da şu demek oluyor.
Ruhsal ve düşünsel konularda çok uzun süre takılıp kalıyor olabilirsiniz.
Saatlerce düşünüyor olabilirsiniz.
Biraz daha böyle günlük hayata dönmeniz gerekiyor olabilir.
Sürekli dünyanın kötülüğünden dem vuruyor da olabilirsiniz.
Korkuyor olabilirsiniz dünyanın kötülüğünden.
Biraz daha böyle günlük hayatın içine gelmeniz gerekiyor.
Yani o kafanızdaki şeylerden çıkın, o korkulardan, düşüncelerden.
Zaten mavinin şekli heksegram, altı köşeli yıldız, derinlik ve sakinlik demek.
Ressamlar böyle maviyi daha çok soğukluk ve derinlik etkisi verebilmek için kullanıyor.
Toplumsal açıdan dinsel inançları güçlendirdiği düşünülen bir renk.
Hatta pek çok kültürde mavi dürüstlüğün de sembolü.
Türkler için zaten çok önemli bir renk.
Özellikle Turkuaz mavisi.
Bu Türklere özel bir mavi biliyorsunuz.
Ve Osmanlı'da mavinin tonları çok kullanılmıştır.
Hatta Selçuklu döneminde de yüksek mevkidekiler böyle gök mavisi giyerler.
Bir de nazar boncuğumuz mavi zaten.
Kötülüklere karşı bizi koruduğuna inandığımız mavi renkte bir nazar boncuğu.
Mısır'a baktığımız zaman en önemli tanrılarından biri Aton Mısır tanrısı.
Onun derisinin renginin mavi olduğunu düşünüyorlarmış.
Ve eski bir İngiliz geleneğine göre gelin evlilik töreninde elbisesinin üstünde mavi renkli bir kurdele taşıyor.
Ya da işte mavi safir taşından yapılmış bir yüzük taşıyormuş.
Orta çağ resimlerine baktığımız zaman Meryem Ana'nın giysisine dikkat edin.
Ne renk? Mavi.
Neden? Çünkü mavi gökyüzünün rengi eşittir cennetin rengi değil mi?
Ama diyelim ki çok kullandınız, bir mavi delisi oldunuz.
O zaman da size hüzün verebilme gibi bir durum söz konusu.
Zaten İngilizce'de I am blue diye bir tabir var ya hüzünlüyüm anlamında.
Bir de batıda intiharları azaltmak amacıyla köprülerin korkuluklarını maviye boyuyorlar arkadaşlar.
Çünkü neden? Sakinleştirme etkisi var.
Zaten kırmızıya boyasalar direkt atlar millet.
Bir de beyin epifizini uyarma gibi bir özelliği var.
Bu da yaşama isteğini arttırıyor.
Mavinin çok güzel özellikleri var gördüğünüz gibi.
Zaten dünyanın en popüler renklerinin en başında geliyor.
En sevilen renklerden. Çünkü denizin, gökyüzünün, sessizliğin, huzurun, sonsuzluğun rengi olduğu için bence.
Kırmızının da karşıtı.
Yani kırmızı nasıl böyle tansiyon falan yükseltiyorsa.
Mavi tam tersi İbni Sina'nın dediği gibi.
Bir de iç mimarlar çocuk odalarında.
böyle mavi kullanmayı severler.
Dikkat ettiyseniz öyle kırmızı çocuk odası pek yoktur.
Neden? Çünkü yaramazlıklarını azaltmak için.
Turuncu ve sarı da böyle bir etki yaratıyormuş.
Yani yaramazlık azaltıcı bir etkisi varmış.
Bu arada normal maviden bahsettik.
Hani laciverte çalan ama turkuaz maviyi söylemedim az kalsın unutuyordum.
Eğer Turkuaz rengi birinci sırada seçtiyseniz muhtemelen hayat dolu bir kişiliğiniz olabilirmiş.
Renk terapistleri öyle söylüyor.
Değişik fikir ve tasarımlarınız olabilirmiş.
Bir de olayları böyle akışına bırakan çok panik yapmayan biri olma ihtimaliniz de var.
Bir de kendinizi çok güzel ifade ediyormuşsunuz.
Ama handikaplarınızdan birisi çok fazla hayalperestiniz diyor.
Hayır Merve Turkuaz'ı ben ikinci sırada seçmiştim diyorsanız.
Kendinizi böyle bir tık insanlardan soyutlamanız gerekiyor olabilirmiş.
Çünkü insanlar tarafından kullanılmaya açık olduğunuzu gösteriyor bu.
İç dünyanızda böyle bir tık baş başa kalmanız gerekiyormuş.
Ve tutkularınızı böyle çok aşırıya kaçmadan yaşamalıymışsınız.
Çünkü buna da meyliniz olduğunu söylüyor renk terapistleri.
Eğer üçüncü sırada turkuaz seçtiyseniz ruhsal olarak bir miktar kendinize çekilmeniz gerektiği, içinize dönmeniz gerektiğini söylüyorlar.
Bu sizin gelişmeniz için bir fırsat sunuyormuş sizlere.
Şimdi ara renklere geçiyorum.
Bunlara kısaca ne değineceğim böyle uzun uzun anlatmayacağım.
Ara renk biliyorsunuz ki en az iki ana rengin birbiriyle karıştırılmasıyla elde ediliyor.
İşte sarıyla maviyi karıştırınca yeşil, maviyle kırmızıyı karıştırınca mor, kırmızıyla sarıyı karıştırınca da turuncuyu elde ediyoruz.
Öncelikle hangi ara renkle başlıyorum?
Tabii ki de morla başlıyorum çünkü en sevdiğim renk.
Moru resim sanatında empresyonistler çok kullanmıştır ve esrarengiz böyle mistik bir renktir mor.
Hassas kişilerin en sevdiği renkmiş.
Bunu duyunca biraz şaşırdım açıkçası.
Kırmızının heyecanı ve seksiliğiyle mavinin huzurunun birleşimi.
Kraliyetin rengi biliyorsunuz zenginliği de çağrıştırıyor.
Toplumsal açıdan bakıldığı zaman yaşlılığın sembolü olarak kabul ediliyor.
Buna bir miktar üzüldüm.
Hiç öyle düşünmemiştim çünkü. Kahverengi ve mor benim çok sevdiğim renkler.
Yaşlılığı temsil eden renklermiş.
Eğer mimaride kullanırsanız moru büyüklük ve ihtişam etkisi uyandırıyor.
Ve morun açık tonları işte lavantalar, leylaklar bu tonlar beyinsel faaliyetleri dengeliyor ve arttırıyormuş arkadaşlar.
Özellikle de sanatçıların çalışma ortamlarında bunu çok sık kullanmasının sebebi de bu.
Çünkü ruhsal dünyanın veya işte duygusallığın ön plana çıkmasına etki eden renklerden birisi.
Ve sanatçılara yeni fikirler gelmesi için ilham veren bir renk olduğu düşünülüyor.
Bir de mor beynin arka kısmındaki bezlere etki ettiği için vücuttaki tüm salgı bezleriyle alakalı yani hormonal aktiviteleri de düzenliyor.
Tabii ki her renkte olduğu gibi morun da kötü anlamları var.
Yaz gibi mesela ama yükselen özellikleri itibar, asalet, kendine güven bunları temsil ediyor.
Ruhsal enerjinin, sezginin ve sanatçı kişiliklerinin rengiymiş mor.
Şimdi gelelim eğer benim gibi birinci sırada moru seçtiyseniz karakterinizin temelinde spritüel değerler yer alıyor olabilirmiş.
Yani bilimsel olarak böyle kolayca açıklanamayan mistik şeylere çekilme ihtimaliniz çok yüksek.
Bunlara ilgi duyuyor olabilirsiniz.
Kesinlikle doğru. Diğer insanların şifalanmasında yardımcı olmayı çok önemsiyor olabilirsiniz.
Ağır başlısınız ve kendinizi çok güzel bir şekilde ifade edebiliyorsunuz diyorlar mor rengi seçenler için birinci sırada.
Ve bundan dolayı da duyarlılık gerektiren böyle sanat gerektiren mesleklerle uğraşmanız sizin için daha iyi olabilir diyorlar.
Kötü özellikse şu yani kötü olan şey karakter özelliklerinizi böyle tam olarak layığıyla yerine getiremediğinizi düşünüyor olabilirsiniz diyorlar.
Hayır Merve ben ikinci sırada moru seçtim diyorsanız o da şöyle.
Başı boş ve böyle birbirinden ayrı parçaları toplayıp birleştirmek gibi bir yeteneğiniz var.
Lider otoriter bir yapınız olabilir ama aşırı aşırı özgüvensiniz ve her şeyin altından kalkabileceğinizi düşünüyorsunuz.
Ama ruhsal açıdan biraz tırt olabilirsiniz diyor.
Yani dışarıdan görüldüğü kadar sağlam olmayabilirmişsiniz.
Kendinize böyle bir hedef belirlemeniz gerekiyormuş ve bu hedefin üstüne kararlı bir şekilde.
gitmeniz gerekiyormuş. Yani bu sizin zayıf noktanız arkadaşlar.
Hedef belirleyememeniz ve o hedefe tam gaz koşamamanız olabilirmiş.
Bir de başkalarından da biraz akıl alın.
Hep kendi bildiğinizi okumayın diyorlar.
Hayır üçüncü sırada ben moru seçtim diyenler de doğuştan gelen bir yaratıcılığınız olabilirmiş.
Hatta doğuştan gelen bir şifa yeteneğiniz bile olabilirmiş.
Yani insanlara iyi gelen bir tarafınız var.
İçinizdeki o potansiyeli açığa çıkartmanız gerekiyor olabilir.
Zaten mor meditasyon ve diğer ruhsal faaliyetler için kullanılan bir renk.
Tamamlayıcı rengi dediğim gibi sarı.
Gelelim turuncuya.
Bu renk meseleleriyle uğraşırken şunu fark ettim.
Gardırobumda veya evimde herhangi bir yerde turuncu namına hiçbir şey yok.
Ve çok garibime gitti. Çok da hoşlanmam bu renkten.
Renk terapistleri diyorlar ki hoşlanmadığınız rengin bile altyapısında bir şeyler olabilir.
Acaba ne var bulamadım ama çıkar bir yerlerden.
Turuncu insan psikolojisini ısıtan bir renk arkadaşlar.
İnsana mutluluk ve sıcaklık hissi veriyormuş.
Neşenin ve keyfin rengiymiş aynı zamanda.
Zaten kırmızı gibi böyle yoğun enerjili bir renkle sarı gibi sıcak bir rengin birleşimiyle ortaya çıkıyor.
Onların etkileşiminden ortaya çıkıyor.
Kırmızının o tahrik edici etkisini bir tık kırıyor diyebiliriz.
Kabına sığmayan insanların rengiymiş turuncu.
Ben hiç öyle biri değilim.
Hani dedim ya mor yaşlıların rengiymiş.
Ben gencim ama içimde bir yaşlı yaşıyor.
Hep söylüyorum. Sanırım o yüzden turuncudan hoşlanmıyorum.
Bilmiyorum. Böyle coşkulu ve dediğim gibi neşeli insanların rengi, iştah arttırıcı bir etkisi de varmış.
Dikkat o yüzden. Bir de metabolizmayı da hızlandırıyor.
Bu rengi seven kadınlar genelde böyle sıcakkanlı...
Dost canlısı insanlarmış.
Erkekler ise daha sabırlıymış turuncuyu seçen erkekler.
Eğer cinsel bir soğukluk hissediyorsanız bedeninizde turuncu size iyi gelebilirmiş.
Yorgun ve neşesizseniz de turuncu yine tabii ki iyi gelecek sizlere.
Çocukların ve gençlerin rengi mor gibi yaşlıların rengi değil lol.
Evet turuncuyu birinci sırada seçenlere sesleniyorum şimdi.
Neşeli, coşkulu ve genellikle çabuk heyecanlanan bir yapıya sahip olmanız muhtemelmiş arkadaş.
Ve gittiğiniz her yerde insanların içine hemen karışabiliyorsunuz.
Çok sosyal, çok konuşkan, böyle insanlara mutluluk ve neşe dağıtan biri olabilirsiniz.
Tek handikapınız kendinizi böyle sürekli kanıtlama peşinde olmanız.
Bir de böyle yaptığınız işleri çok hızlı yaptığınız için o iş bitince siz de tükenebiliyormuşsunuz otomatikman.
Turuncuyu ikinci sırada seçenlerse...
Böyle bir tık daha iç dünyasına dönmesi gereken kişilermiş ve vücuduyla zihni arasında bir denge eksikliği olabilirmiş bu insanların.
Eğer üçüncü sırada turuncu seçtiyseniz yıkıcı olmaktan çok yapıcı olmaya çalışmanız gerekiyormuş.
Çünkü anlık hareketleriniz varmış genelde böyle pek düşünmeden.
O yüzden aldığınız kararlar öyle çok da isabetli olmayabiliyormuş.
Bir de kendinize güveninizi arttırmanız gerekiyormuş.
Daha cesur olmanız gerekiyormuş.
Gelelim yeşile. Benim en sevdiğim ikinci renk buydu ve bunu seçmiştim ikinci olarak.
Ama benim seçtiğim yeşil zümrüt yeşili arkadaşlar.
Yaprak yeşili değil. Zaten salonumun rengi duvarları hatta tavanı bile zümrüt yeşili.
Belki de bu yüzden yalnızca cesurların işidir badana dermişim.
Bu arada badanacı Ünal'ın o boyadığı duvar var ya yeşilli mavili geçişte.
Bitiyorum o duvara. Gerçekten gelip boyasın yani.
Neyse yeşile geçiyorum.
Şimdi yeşil içinde hem maviyi hem de sarıyı barındıran ara bir renk ve bence bir ara renkten çok daha fazlası çok daha ötesi.
Yani ona ara renk demek böyle biraz saygısızlık olmuş gibi oluyor.
Doğayı çağrıştırıyor.
Sessiz, huzur verici bir renk ve tamamlayıcı.
Rengi de kırmızı. İslam inancında da biliyorsunuz yeşilin önemi çok büyük ve aynı zamanda muradın da rengi.
Mesela Anadolu'da aileden biri hacca gidip gelirse kapısını hemen yeşile boyarlar.
Aynı zamanda peygamberlerin rengi olarak kabul ediliyor ve nefsine hakim olmanın iradenin rengidir yeşil.
Hristiyanlarda inancın ve ölümsüzlüğün sembolüdür ve yeşil günümüzde doğanın rengi olarak saygı görüyor, okey seviliyor ama orta çağda bu renk ilkbaharı ve pagan dinlerini anımsattığı için Hristiyanlarca
böyle kaçınılan bir renkmiş.
Çünkü büyük felaketlerin, doğal afetlerin rengi olarak görülüyormuş o zamanlar.
Şimdi de kumar masalarının rengi yani belirsizliğin rengi kumar masalarının.
Ama dediğim gibi İslamiyet'te türbe yeşili diye bir tabir var ya Müslümanların yeşile yüklediği anlam zaten buradan ortaya çıkıyor.
Cennetle de ilintili dini itibar sahibi olanların türbeleri dikkat ettiyseniz hep yeşildir ve yeşil aynı zamanda da dolar arkadaşlar parayı da çağrıştırıyor.
Kısacası yeşil güzel bir renk dikkatin konsantrasyonun iradenin rengi bu rengi sevenlerin sağlam bir iradesi ve başkalarını kontrol etme gibi bir yeteneği olduğu söyleniyor.
birinci sırada seçtiyseniz renk terapistleri diyorlar ki siz ne yöneten ne de yönetilen kişisiniz.
Ne içe kapanık ne de dışa dönük birisiniz.
Dengelisiniz. Her zaman dengede kalıyorsunuz ve hiçbir konuda ifrata kaçmıyorsunuz.
Ve tabii ki doğa aşığı olmanız da muhtemel.
Eğer benim gibi ikinci sırada yeşili seçtiyseniz duygusal açıdan aşırı kırılgan biri olabilirsiniz.
Çok doğru. O yüzden bazı olaylar karşısında kendinizi güvensiz ve hayal kırıklığına uğramış olarak bulabiliyorsunuz.
Ve duygularınız çok dengesiz olabiliyor.
Bir gülüyorsunuz bir ağlıyorsunuz tam ben yani.
Ve kendinizi savunma yeteneğiniz çok az ve bundan dolayı hep korunmaya ihtiyaç duyabilirsiniz.
Ve çoğunlukla duygularınızı dışa vurmadığınız için içinize atıyorsunuz.
Yapmanız gereken şey bunları biraz olsun böyle açıp duygularınızı dışa vurmanız gerekiyormuş.
Eğer yeşili üçüncü sırada seçtiyseniz insanlarla böyle daha çok yakınlaşıp kendinizi daha rahat hissedebileceğiniz anlamlı arkadaşlıklar kurmanız gerekiyor olabilirmiş.
Kendinizi daha iyi bir şekilde ifade etmeyi öğrenmeniz gerekiyormuş ve bazen çok soğuk, çok mesafeli ve çok ciddi bir tavır sergileyebiliyormuşsunuz.
Bir de hayatı aşırı aşırı ciddiye alıp zevkini kaçıran insanlardan olmanızda muhtemelen üçüncü sırada seçenler.
Sırada pembe var, daha doğrusu magenta rengi diye geçiyor.
Bu renk eğitim ve sevgi kavramlarını sembolize ediyor.
Bazı ülkelerde hapishane hücrelerini pembenin tonlarına boyuyorlarmış ki mahkumlar böyle saldırganlaşmasın, sakinleşsin diye.
Ve kırmızıyla morun karışımı biliyorsunuz.
Morun zaten söylediğim iç gözlemi, ruhaniliği böyle mistik bir renk olduğunu söylemiştim.
Kırmızının da enerji olduğunu söylemiştim.
Bunların ikisinin birleşimi olunca özgür ruhların rengi diyebilirim pembe için.
Bu benim seçtiğim üçüncü renkti arkadaşlar.
Evimde de çok sık kullandığım renk.
Büyüme ve kişisel gelişime ilham veren bir renk olduğunu söylüyor terapistler.
Eğer bunu birinci sırada seçtiyseniz siz böyle kibar, iyi kalpli, Anlayışlı biri olabilirsiniz ve çevrenize daima sevgi ve şefkatle yaklaşan biri olmanız da muhtemel.
Hayatın anlamını aşağı yukarı kavramışsınız.
Gerçekten olgun birisiniz ve çevrenizdeki insanların potansiyellerini ortaya çıkarma gibi bir özelliğiniz de olabilir.
Ve bu rengin insanları böyle genelde ortak çalışmayı seven dost canlısı ve samimi insanlarmış.
Sınırsız bir sevgi verme kapasiteniz varmış.
Sevgi ve anlayış gerektiren mesleklerde tam size göre.
İkinci sırada magentayı seçtiyseniz pembeyi alma verme dengesi dediğimiz olay sizde yok arkadaşlar sıkıntı.
Yani hep karşı tarafa yağdırıp almayı bilmiyorsunuz.
İkinci sırada seçenlere sesleniyorum.
Sürekli eşinize dostunuza böyle başarılı olsunlar aman ben onlara destek olayım falan diye yardım ediyorsunuz.
Kendinizi devamlı ikinci plana atıyorsunuz.
Bu sizin en kötü özelliğiniz olabilir ve en büyük önceliğiniz de ne yapacaksınız birazcık böyle kendinizi öne almayı bilmeniz gerekiyor.
Hayır demeyi bilmeniz gerekiyor en acilinden.
Üçüncü sırada bu rengi seçtiyseniz pembeyi benim üçüncü sıramdaydı.
Hayatın ve ruhsal dünyanızın arasında güzel bir denge kurmayı başarmış olabilirsiniz.
İnsanlık için çok yararlı olabilecek bir enerjiye sahip olabilirsiniz.
Ve bu renk insanın en yüce ve en temel yönü yani özüyle benliğiyle kontakta olduğunu gösteriyormuş.
Ve bu özelliğiniz sayesinde evrensel boyuttaki bir bütünselliğe ulaşma potansiyeliniz de var.
Yani bunun ideal bir sentezini yaratmışsınız o benliğinizde.
Ya da yaratmadıysanız eğer sizin nihai hedefiniz bu olabilir hayatınızda.
Yani ya çok büyük bir gayret içerisindesiniz bunun için ya da çoktan ulaşmış olabilirsiniz diyor renk terapistleri.
Bilemiyorum Altan.
Şimdi şöyle bir şey de var arkadaşlar.
Eğer üçüncü renginiz.
Birinci seçtiğiniz renkle bir şekilde uyum sağlıyorsa nasıl uyum sağlıyor?
Kırmızıyla ne dedik?
Tamamlayıcısı turkuaz dedik.
Morla sarı dedik değil mi?
Maviyle turuncu dedik. Eğer bunlar uyumluysa yani 3 ve 1 uyumluysa o zaman siz gerçek benliğinizde uyum içerisinde yaşayan bir insansınız.
Ve ikinci rengin engellerini aşabilirseniz daha başarılı olabileceğinizi de söylemek isterim.
Örnek ver Merve diyenler için.
Mesela diyelim ki ilk renginiz magenta yani pembe.
İkinci renginiz de mor.
Bunları seçtiniz tamam mı? Üçüncü de hadi yeşil olsun.
Burada bir uyum var mı?
Baktığınız zaman o şeye skalaya var.
Magenta ile yeşil.
Değil mi? Bunlar uyumlu. Ve yaptığınız seçimlerle gelecekle ilgili olan planlarınız temel kişiliğinizle bağlantılı.
Uyum gösteriyorsunuz. Başarıldın olmanız için ne dedik?
İkinci sırada seçtiğiniz renge gidin dedik.
Onun handikapını aşmanız gerekiyor ya.
İkinci rengimiz neydi? Mor değil mi?
İlk başta ne dedik? Majentayı seçmiş pembeyi.
İkinci renk için mor dedim.
Üçte yeşil dedim. İki için ne dedik?
O olumsuzluğu aşmanız gereken şey.
Burada moru seçtiği için morun...
Öyle olumsuz özelliklerini anlatmıştım ya.
Bunları aşması gerekiyor kişinin diyor.
Yani ne demek istiyor?
Kendine güveni yok. İkinci sırada mor olduğu için bunu atlatmanız gerekiyor.
Başarıya giden yol bu.
Bir başka detay da şu.
İkinci renginizin birinci renkle olan uyumuna bakın.
Yani hedefinize ulaşabilecek misiniz?
Ve bu hedef gerçek doğanızla uyumlu mu?
Buna da örnek vereyim. Atıyorum sırasıyla mavi, turkuaz ve sarı seçtiniz diyelim.
İkinci renginiz ne? Turkuaz.
Turkuazı mavi ile uyumlu mu?
Okey gayet uyumlu. Mesleğinizde diyelim ki satış danışmanı olun tamam mı?
Bu durumda daha başarılı olmak için daha yükselmek için ne yapmanız gerekiyor?
Dışa dönük ve atik olmanız gerekiyor.
Çünkü size ne lazım?
Turuncu lazım. Neden?
Çünkü turkuazın tamamlayıcısı turuncu yani mavi ve turkuazın karşısında turuncu gibi var değil mi?
Buna tekabül ediyor. O yüzden size turuncu lazım.
Turuncu eşittir dışa dönük ve atik değil mi?
Canlılık falan demiştim. Üçüncü olarak da şu var arkadaşlar.
Üçüncü renginizin ikincisiyle uyumuna bakmanız gerekiyor.
Bu da hedefe varırken sizi tökezletecek şeyi gösteriyor.
Atıyorum siz bir grafik tasarımcısınız.
Mavi, turkuaz ve kırmızı seçtiğiniz sırasıyla.
Üçüncü renginizde ne oluyor?
Kırmızı. İkinci renginiz turkuaz.
Bunlar uyumlu mu diye bakıyoruz.
Evet oldukça uyumlu değil mi?
Kırmızı ve turkuaz. O yüzden siz hedefinize gayet rahat böyle gidebilirsiniz, varabilirsiniz.
İşte renklerin psikolojisi kısaca böyle arkadaşlar.
Siyah ve beyaz niye yok diye isyan edenler olacaktır.
Niye yok çünkü o terapinin renk çarkında olanları anlattım.
Renkleri anlattım sadece.
Hadi kısaca siyahtan da bahsedeyim.
Siyah batı toplumunda ölüm ve kederi sembolize ediyor arkadaşlar.
Işığı inkar eden bir renk olduğu için ve renk terapisiyle ilgili okuduğum makalelerden birinde şöyle diyordu.
Bu rengin insanları ruhlarındaki ışığı söndürmeye çalışırlar.
Çok çarpıcı ve kimileri de siyahın verdiği o güven.
Duygusunu çok sever ve bırakamaz.
Bence de öyle siyah bir bağımlılık.
Daha çarpıcı olansa şu siyah giyen insanlara genelde en zor gelen şey kendi iç dünyalarını keşfetmekmiş arkadaşlar.
Ve saklanmak isteyenlerin rengiymiş.
Duygularını kamufle etmek isteyenlerin rengi.
Eski uygarlıklarda siyah daima yeraltı tanrılarıyla özdeşleştirilir.
Acının, ölümün, matemin rengidir.
Yani kara toprağın rengidir. Batıda hatta cenazede siyah giyerler biliyorsunuz ama Japonlar cenazelerinde beyaz giyerler.
Siyah karanlığın rengidir ve zaten Kur'an'da da Felak suresinde ne diyor?
Karanlık çöktüğü zaman gecenin şerrinden diyor değil mi?
Yani orada bir karanlık var.
Gelelim beyaza. Beyaz batı dünyasında bizde de aynı şekilde saflık, temizlik değil mi?
Bunları temsil ediyor. Evlenirken beyaz giymenin gerekçesi de bu zaten.
Ama doğuda baktığımız zaman beyaz ölümdür arkadaşlar.
Japonya'da dediğim gibi cenazede beyaz giyerler.
Ama genel olarak dünyada saflık, temizlik, böyle masumiyet bunun rengidir.
Tarafsızlığın rengidir. Türklerde de önemi çok büyük.
Hatta şu sözlerden anlayabilirsiniz.
Alnı ak, yüzü ak, alnının akıyla falan diyor.
Bakın hep bir ak var orada.
Veya ak sakallı dede var mesela.
Niye var abi o dede?
Yani neden kara sakallı dedemiz yok?
Niye hep rüyalarımızdaki dedeler ak sakallı?
Hiç düşündünüz mü? Ben de şu an düşündüm.
Hep Gandalfvari dedeler görüyoruz rüyalarımızda.
Elf gözlerin neler görüyor Legolas?
Elf gözlerinizin güzel renkler görmesini diliyorum arkadaşlar.
Eğer akıllı telefonlarınızla da dünyanızı renklendirmek isterseniz...
Aşağı bırakmış olduğum linkten Samsung Galaxy Z Flip 4'ü inceleyebilirsiniz.
Bir sonraki bölümümüz hemen gelecek.
Bu sefer arayı uzatmayacağım.
Haftada iki bölüm çıkmayı düşünüyorum.
O yüzden bildirimlerinizi açmayı beni hangi platformdan dinliyorsanız şu anda oradan bir artı tuşuna basmayı takip etmeyi unutmayın.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için de adresimi açıklamalara bırakıyor olacağım.
Seni seçtim Pikachu buradayım demek isterseniz bana bu adresten ulaşabilirsiniz.
Kısa bir süre sonra tekrar görüşmek üzere.
Hoşçakalın, renkli kalın arkadaşlar.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
