
Altıntaş Online hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: https://www.altintasonline.com/
%20 İndirim Kodu: ortamlarda20
* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB
* Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Altıntaş Online" hakkında reklam içerir*
Transkript
Altıntaş Online'ın sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün uzun zamandır heyecanla beklediğiniz bir konuyla karşınızdayım.
Ezel'in bugüne değil kısmet.
Sonraki hayatımda gel dediği şeyi konuşacağız.
Renkarnasyondan bahsedeceğiz.
Konu çok uzun, derin, meşakkatli.
Hemen başlamak istiyorum. Öncelikle renkarnasyon nedir?
Nereden çıkmıştır? Semavi dinlerin olaya bakışı nedir?
Şöyle bir bakalım. Geçen bir anket yapmıştım Instagram'da.
Renkarnasyona inanıyor musunuz diye sordum.
%21 evet, %33 hayır, %46 bilemiyorum Altan demiş.
Bakalım bu podcast sonrası fikirleriniz ne olacak?
Bu arada Amerika'da halkın %25'i reenkarnasyona inandığını söylemiş.
Şimdi... Kemerlerinizi takın uçuşa geçiyoruz.
Renkarnasyon ne demek?
Buradan başlayalım. Kısaca insanların işte öldükten sonra yeniden doğacaklarına inanmaları diye açıklayabilirim.
Enkarne yani ete kemiğe bürünüp dirilme ve re'nin birleşimi.
Re yani re geri alma geri gelme tekrar hani İngilizceden aklınıza gelsin.
İşte bu ikisinin birleşimi re enkarnasyon.
Yani tekrar dirilip geri gelme anlamına geliyor.
Bir insanın ruhu ve bedeniyle başka bir şekle bürünerek tekrar doğması, dünyaya geri gelmesi korkunç bir şey bence bu.
Yani kişinin ruhunun yeni bedenlerde tekrar tekrar bedenlenmesi inanışı.
Türkçe'de reinkarnasyonu ruh göçü deniliyor veya yeniden doğuş deniliyor.
Arapça'da da tenasüh deniliyor ama tenasühle reinkarnasyon arasında bir fark var.
Bunu da bilmemiz gerekiyor. Şöyle açıklayayım.
Şimdi tenasühde kişinin yeniden bedenlenmesinin altyapısında bir ceza ve ödül sistemi var.
Yani sen yaptıklarının bedelini yeniden bedenlendiğin zaman ödersin.
Şöyle ödersin.
Belki dünyaya bir hayvan olarak da gelebilirsin.
Eğer ki iyi bir insansan tabii ki...
Durum değişecektir. Yani temelde ne var?
Bir ödül veya bir ceza seni bekliyor.
Ama renkarnasyonda durum böyle değil.
Ruhsal bir tekamül var burada.
Sen yeniden bedenlene bedenlene ruhsal bir olgunluğa erişmeye çalışıyorsun.
Yeniden dünyaya gelişinin sebebi de gelişmen için aslında.
Yani sen daha iyi bir versiyonla ulaşabilmen için renkarne oluyorsun.
Bu aslında şu da demek bir noktada.
Kör bir kadere mahkum değilsin abi renkarnasyonda.
Kader senin elinde. Kendi kaderinin iplerini eline almışsın.
Burada aslında işte o semavi dinlerle bir çatışmaya giriyor.
Ona da geleceğiz az sonra. Tenasür kelimesinin sözlük anlamı da ruhun şekil değiştirmesi.
Şimdi her ikisinde de insan ruhu başka bir insanın bedenine işte bitkilere veya cansız varlıklara girebilir.
Ama reenkarnasyonda dediğim gibi olay ruhsal tekamül.
O yüzden bir kere insan olan kişinin yeniden bedenlenirken hayvan olamayacağı yani o tekamül sürecinde geri gidemeyeceği düşünülüyor.
Çünkü insan olmak demek varlığın en üst mertebesi olarak kabul ediliyor.
Tenasühte öyle değil.
Dediğim gibi ceza olayı var.
O yüzden hayvan olarak da doğabilirsiniz.
Hayvanları da aşağılamasalarmış iyiymiş ya.
Bunlar hep hümanizmin getirileri aslında.
Aslında getirileri mi desem götürleri mi?
Yani insanız ya böyle her şey bir tepeden bakma.
Dünyada benim etrafımda dönüyor ya.
Her şey de benim için yaratıldı.
Hayvanlar da kimmiş ya?
Böyle bir gıcık oluyorum bunlara.
Hani bir söz var ya eğer hayvanların dini olsaydı şeytanı insan şeklinde hayal ederlerdi diye.
kaşe, mühür. Neyse dönüyorum reenkarnasyona.
Şimdi arkadaşlar önceki yaşantınızdaki karmik eylemlerinizin sonucuna göre bedenleniyorsunuz bu inanışa göre.
Ay ne saçma Merve içim şişti üf diyorsanız dünyada bir milyar kişi buna inanıyor.
Hiç öyle azımsayacağınız bir olay değil.
Ve bu yeniden doğuş olayı sürekli sürekli tekrar ediyor.
Ölüp ölüp yeniden yeniden bedenlenip geri geliyorsunuz.
Buna da Samsara deniliyor arkadaşlar.
Deep Note Samsara belgeselini izleyin.
Daha önce önerdim hatırlamıyorum.
Hayatın doğuşu, olgunlaşması, ölümü ve yeniden doğuşu üzerine bir belgesel.
Gerçi buna belgesel demek de ne bileyim ayıp olur.
Şiir gibi görsel bir şölen diyeyim ben.
Dünya üzerindeki varlığınızı sorgulamak istiyorsanız bu belgeseli izleyin derim.
Kapatıyorum parantezimi.
Samsara sonsuz döngü dedim.
Samsara inanışına göre bir kişinin yeniden doğduğu beden önceki yaşamlarındaki eylemlerine yani karmasına bağlıdır.
Kısacası ne ekersen onu biçersin.
Yani önceki yaşantında iyi eylemlerde bulunduysan sonraki hayatında iyi bir bedende doğacaksın.
Kötülük yaptıysan da seni kötü bir beden bekliyor.
Peki Merve bu Samsara'dan yani bu dünyaya yeniden yeniden doğup durmaktan kurtuluş yok mu dediğinizi duyar gibiyim.
Var tabi olmaz olur mu?
Bu arada Buda podcast'imi de mutlaka dinleyin derim.
Samsara'dan kurtulan Buda'nın hayatını anlatıyorum.
Samsara'dan çıkışın tek yolu Nirvana arkadaşlar.
Varsa Nirvana'ya ulaşabilecek bir baba yiğit bekleriz efendim.
Ya Nirvana ya da Moksha ile tam bir aydınlanma yaşamanız gerekiyor.
O neydi kız diyorsanız ben de bilmiyorum.
Bir gün anlarsam size de anlatırım inşallah.
Öbür taraftan gelebilirsem yeniden bedenlenip geleceğim.
İşte ahlaksal açıdan reinkarnasyon aslında sonsuz bir ilerleyişin bir ruhsal evrimin ifadesi arkadaşlar.
Ruh o son evrim noktasına yani kesin huzura kavuştuğu zaman bedenden bedene geçerek sürdürdüğü o arayışı sona eriyor.
Huzur mezarda. Demesem olmazdı.
Şimdi şu anda karşımda böyle bir yaşlı bir Müslüman dede olsa bana bunu söylerdi.
Gerçi ona gelemezdik ya.
Renkarnasyonu nasıl anlatacağım? Ağzıma ıslak terlik de vururdu.
Dağıldım yine. Şimdi renkarnasyon kafamızda oturdu bence.
Peki nereden çıktı bu renkarnasyon ona bakalım.
Çok eski bir inanış aslında.
Daha önce Maya Uygarlı Podcast'i yapmıştım.
O dönemde bile var. Mısır, Kelt, Maya, İnka gibi birçok geçmiş uygarlıkta var.
Tabii farklı varyasyonlarla görüyoruz.
M.Ö. başlıyor yani.
Antik Yunan'da büyük matematikçi, filozof Pisagor.
Bu da her taşın altından çıkıyor sağ olsun.
Bütün böyle ezoterik bilgilerin içerisinde Pisagor var.
Ve şaşırmayacağınız bir isim daha.
Platon tabii ki. İkisinin de benimsediği bir inanış.
Aristoteles'in ise şiddetle karşı çıkıp burun kıvırdığı bir şey.
Renkarnasyon. Bu da şey böyle. Karşıyım her şeye.
Karşıyım var mı Aristoteles?
Pisagor zaten simyacılık bölümünde anlatmıştım size.
M.Ö. 6.
yüzyılda Antik Yunan'da yaşadı.
Daha önce Mısır'a gittiğini söylemiştim ve bayağı gizemli bir adam olduğunu anlatmıştım size.
Pisagor'a göre ruh...
Bu dünyada sürekli dolaşır ve her defasında başka bir bedene girer.
Şimdi bence onun neden vejetaryen olduğunu anladınız.
Çünkü ruh insandan insana veya insandan hayvana geçebilir diye düşünülüyor ki Pisagor tarihte bildiğimiz ilk vejetaryen.
Hatta bu sebeple 18.
yüzyıla kadar Avrupa'da et yemeyenler için vejetaryen değil Pisagoryen deniliyordu arkadaşlar bundan dolayı.
Platon'a göre de olay şöyle.
Önceden iddialar aleminde ilahlarla birlikte bulunan ruh ya da...
Can, yeryüzünde doğmakla o alemden fiziksel aleme düşmüş bir yaratık konumunda.
Platon'un ruh göçü kavramına göre ruhlar tekamül düzeylerine bağlı olarak bedenin ölümünden sonra ya idealar alemine dahil oluyorlar ya da gerçekten tekamül düzeyine
erişinceye kadar yeryüzünde yeniden yeniden bedenlenip duruyorlar.
Yani Platon'a ve Pythagoras'a göre kısaca ruh ölümsüzdür diyebilirim.
Hatta Phaidon aldı eserinde Sokrat'ın ağzından.
Platon şöyle diyor. Yeniden yaşamak.
Eminim böyle bir şey var.
Bu ölüden çıkan bir yaşam diyor.
Aristoteles de diyor ki nasıl yapacağız abla onu be?
Celal Şengör sesiyle.
Bayılıyorum Celal Şengör'ün o sözüne.
Aristoteles diyor ki saçmalama kanka diyor.
İnsan varlığı beden ve ruhun birleşimiyle oluşan bir bütün.
Dolayısıyla beden ölünce ruh da ölür.
Ruhun sahibi bedendir diyor.
Antik Yunan'da durum böyle.
Tarihçi Heredot'a göre Yunan uygarlığındaki ruh göçü inanışının kökleri eski Mısır'da saklıdır.
Yunanistan'da 6. ve 8.
yüzyıllar arasında yaygınlaşıyor bu inanış.
Mısır'dan ve uzak doğulardan batıya ulaşan renkarnasyon inancı ne oluyor?
Tek tanrılı semavi dinlerde asla hoş karşılanmıyor.
Neden? Çünkü ahiret inancını ortadan kaldırıyor.
Yani tüm hesaplar öte alemde değil bu alemde görülüyor ve herkes kendi kaderinin mimarı reenkarnasyona göre.
O zaman ne oluyor otomatikman bir yaratıcı fikri ortadan kalkmış oluyor.
Ama Kur'an'da diyor ki Onlardan birine ölüm gelince Rabbim beni terk ettiğin dünyaya geri çevir.
Belki yapmayıp noksan bıraktığımı tamamlar.
İyi işler işlerim der.
Hayır bu onun kendi sözüdür.
Diriltilecekleri güne kadar arkalarında bir engel vardır.
İşte bu ayetlerden aslında anlayacağımız üzere ölenin ruhuna El Fatiha geri dönüş asla yok.
Çünkü İslamiyet'te öldükten sonra dünyada yapılanların bedeli.
Bir şekilde ödeniyor ya ceza olarak ya mükafat olarak.
Cennet cehennem. Öyle vay efendim ödenmemiş borçlarım vardı ben bir geri bedenleneyim de hayır hasenat işleyeyim.
Yok. Ama tasavvufta var.
Bazı Orta Doğu dinlerinde var.
Dürzilikte, Nusayrilikte var.
Nusayliler zaten Arap Alevileri, Şii inancının bir kolu aynı zamanda.
Hatay ve Suriye bölgesinde Nusayliler yoğun ki renkarnasyona inananlar.
Türkiye'de en çok Hatay, Mersin ve Adana'da en çok o bölgelerden çıkıyor.
Az sonra geleceğiz oraya. Roma dönemine baktığımız zaman Mitracılar'da görüyoruz bu renkarnasyon inancını.
Yahudilerin işte ezoterik öğretileri Kabala'da var.
Orta çağda gnostik mezheplerde görünüyor ve Şamanizm'de yine buna benzer yakın inanışlar olduğunu görüyoruz.
Ama bu renkarnasyon inanışı hepsinde aynı değil.
Yani çeşit çeşit farklılıklar gösteriyor.
Onları da değineceğim az sonra.
Ama en yoğun olarak Hindular ve Budistler'de görülüyor bu inanç.
Bu arada tasavvuf demişken hani daha önce Simurg podcast'ı yapmıştım.
Orada size bir eserden bahsetmiştim.
Hatırlarsanız İranlı bir şair, mistik bir yazar.
Feridüddin Attar'ın Mantıkı Tutayr adlı eserinden bahsetmiştim.
Orada da Simurg vardı. Simurg yani Zümrüdü Anka.
Zümrüt diyorum dikkat artık flashback yapmıyorum anladınız siz.
Zümrüdü Anka yani Simurg zaten yeniden doğuşun simgesi.
Tanrı'nın simgesi yani ölümsüzlüğün, reinkarnasyonun, spritüel aydınlanmanın simgesi.
Hatta kuyruğunu ısıran yılandan bahsetmiştim bir bölümde o da aynı şekilde.
Peki Merve insanlar neden böyle bir şeye inanma isteği duyuyorlar?
Bence çok saçma diyorsanız.
Çünkü insanız abi ve ölüm karşısında çok çaresiziz, çok endişeliyiz, korkuyoruz.
Bir de en önemli sebeplerden biri şu.
Adalet istiyoruz ya.
Çünkü insanların bir kısmı zenginlik içinde yüzerken, bütün hayatı bolluk ve bereket içinde geçerken, bütün güzellikler ona bahsedilirken.
Bazıları hiç hak etmediğini düşündüğü bir hayat yaşıyor maalesef.
O yüzden bütün bunların bu kaderin adaletsizliğini yenme isteği aslında bir noktada bu.
Yani ölüm korkusunu yenme ve ölümsüz olma arayışının sebebi aslında bu diyebiliriz.
Yani kim istemez yeni hayatında böyle prens prenses olacağını düşünmeyi.
Hatta geçen gün şey dedim reenkarnasyona podcast yapacağım dedim.
Takipçilerim bunu duyunca şey dediler hemen ya bu bölüme kim sponsor olacak çok merak ediyorum.
Hatta kendi kendilerine böyle yaratıcı reklam önerileriyle gelmişler.
Bazılarına gerçekten çok güldüm.
Birisi şey demiş. Siz de bir sonraki hayatınızda krallar ve kraliçeler gibi yaşamak istiyorsanız OSB Kral yazıp 22-22'ye yollayın ve avantajları kaçırmayın.
Öteki tarafta şık ve güzel görünmek istemez misiniz?
Hem de %20 indirimle hemen altınızı alın.
Orada da ilgi odağı siz olun yazmış.
Bakın bu gerçekten doğru olmuş.
Size özel %20 indirim var şu anda.
Altıntaş Online'da açıklamalardaki kodla hemen bu indirimden faydalanabilirsiniz.
Altıntaş Online bu sektörde yarım asırı devirmiş köklü bir altın ve mücevherat markası.
Buradan aldığınız ürünler kullandığınız süre boyunca ömür boyu garantili.
Tüm bakım ve tamiri ücretsiz.
Merve ben sonraki hayatımı falan bekleyemem oldukça sabırsız biriyim diyorsanız online web sitesinden yapacağınız tüm alışverişler 16.30'a kadar kargolanıyor.
Hem de aynı gün sigortalı kargoyla ve jet hızıyla gönderim yapıyorlar.
Mağazalarında ve online web sitelerinde 5000'den fazla ürün çeşidi var.
Ben bir altın tutkunu olarak gerçekten bakarken kayboldum.
Favorilerimi söylemek istiyorum.
Doç ve Ataşlı Yıldız Altın Kolye.
Süzme balık. Sırtı altın zincir.
Mat karo altın yüzük.
O neydi öyle? Ve yıldız dizisi yüzük.
Erkekler içinde kordon altın bileklik, black altın bileklik ve yeşil piton.
Oh my god diyorum. Çok fazla ürün var arkadaşlar.
Ayrıca kişiye özel tasarımları da var.
Altıntaş online'ın ürünlerini incelemek isterseniz hemen açıklamalara bir link bırakıyorum.
Bakın bakın gözünüz gönlünüz açılsın.
Hadi devam edelim. Şimdi bu renkarnasyon fikri kişisel inançlar ve manevi düşünceler üzerinde çok önemli bir etkiye sahip.
Bazı insanlar fobilerinin, hobilerinin, yeteneklerinin ve işte zihin yapılarının hep böyle önceki hayatlarından kalma tortular, izler olduğunu düşünüyorlar.
Renkarnasyon insanları daha önceki o ruhsal tecrübeleriyle bağlantı kurmaya, kendilerini daha iyi anlamaya çalışmaya ve tabii ki kişisel gelişimler üzerine daha fazla kafa
yormaya çalışıyor. odaklanmaya teşvik eden bir şey.
Merve bu daha önceki ruhsal tecrübeleriyle bu insanlar nasıl bağlantı kuruyorlar ki demiş olabilirsiniz.
Hipnozla mesela bir sürü yöntemi var.
Hipnoz biliyorsunuz psikanalizde kullanılan çok önemli bir teknik.
Ve buna göre insan bilincinde olmadığı zihinsel bir sürece sahiptir.
Ve psikanalizle bu şuur altında bulunan anılarımızın, düşüncelerimizin, bilgilerimizin bir şekilde bilinç alanına çıkarılması hedefleniyor.
Yani bilinç altının bilince taşınması diyebiliriz.
Hatta da eğer kişinin birden çok hayatı olmuşsa yani renkarnasyona inanıyorsa ve böyle hayatları olduysa diğer hayatlarını da hipnoz sayesinde hatırlayabileceği düşünülüyor.
Hipnozun tarihi çok eski.
M.Ö. 5000'lere kadar gidiyor.
Eski Mısır'a kadar gittiği düşünülüyor.
Öyle bir geçmişi var. Ki hipnoz adı da Yunan mitolojisine uyku tanrısıdır.
Hipnoz gece ile karanlığın oğludur.
Kardeşi de ölümdür Yunan mitolojisine göre.
Uyku için hani ölümün kardeşidir derler ya hatta yarı ölümdür derler.
Bence hipnozun adı çok anlamlı.
Hatta unutmadan hipnozun oğlu da Matrix'ten anımsayacaksınız.
Morpheus'tur yani rüyalar tanrısı.
Ama hipnoz deyince muhtemelen aklımıza ilk gelen isim tabii ki Freud.
Yani Freud, nevrotik hastalarında böyle bastırılmış hatıraları, yaşantıları anımsamaları için hipnozu kullanıyordu.
Belki çok spritüel gelecek size ama bir zamanlar narkoz diye bir şey yoktu.
Ve Amerika'da dişçilerin çoğu hipnoz yöntemini kullanarak diş çekiyorlardı.
Ve çok çeşitli sahalarda kullanılmıştır zaten.
Mesela kriminolojide kullanılmıştır.
Çünkü bazen böyle adli vakalarda tanıklar ve mağdurlar...
...detaylarını tam net bir şekilde hatırlayamıyorlar.
O zaman hipnoza başvuruluyormuş.
İşte tarih boyunca böyle mistik dini törenlerde...
...hastalıkların iyileştirilmesinde ve çeşitli çeşitli yerlerde hipnoza başvuruluyor.
Renkarnasyonda da faydalanılıyor.
Tabii sadece hipnozdan değil rüya incelemeleri, belli kaçıcı ilaçlar...
...ve soruşturma yöntemleri de kullanılıyormuş.
Hipnozu, renkarnasyonun varlığını kanıtlamak için çok öne sürenler var...
...ama bilimsel bir ispat metodu değil tabii ki.
Peki Merve rüya dedin.
Rüya ile renkarnasyon arasındaki bağ nedir?
Hipnozu açıkladık. Şimdi rüya deyince yine akıllara ilk gelen isim kim?
Bilin bakalım Freud. Her yerden Freud çıkıyor.
Freud'a göre rüyalarımız konusunu gerçek hayattan alıyor.
Ona göre rüyalar günün artığıdır arkadaşlar.
Arzularımızı yerine getirme düzeneğidir rüyalarımız.
Ve yaşamla ilgili bir kaygımız varsa onun da üstesinden gelme biçimidir.
O yüzden rüyalarda görülenler ya bastırılmış istek ya da bastırılmış duygularımız ve yaşadığımız olaylarla ilgilidir diyor Freud.
Renkarnasyona inananlar da şöyle söylüyorlar.
Eğer böyle anlam veremediğiniz rüyalarınız varsa sürekli tekrar eden aslında onlar önceki hayatınızdan izlerdir diye düşünüyorlar.
Yine bilimsel bir ispat yok tabii ki rüya çünkü nasıl ispatlayacağız?
Ve halüsinasyon var.
Halüsinasyon ve renkarnasyon ilişkisi bunu da açıklamak istiyorum.
Şimdi halüsinasyon bir duyu organını uyarıcı bir nesne ya da uyarıcı herhangi başka bir sebep olmadan hissedilen bir duygunun varlığına inanma durumu arkadaşlar.
Ve halüsinasyon esnasında hastalar işittiklerine, gördüklerine ya da hissettiklerine tamamen inanma eğilimi gösteriyorlar.
Bu arada halüsinasyon sadece bir şeyler görmek değil, işitme ve hissetmeyle de olabilir.
Olmayan şeyler duyma, gaipten sesler, işte durduk yerde böyle aşırı aşırı duygu yoğunluğuna girme gibi bir şeyler olabilir ki normal insanlar da halüsinasyon görebilir.
İlle de böyle ruhsal bir problemim var aman tanrım deliriyor muyum?
Değil. Halüsinasyonla renkarnasyonun ne alakası var dediyseniz halüsinasyonun da yine önceki yaşamdan izler olduğunu söylüyor renkarnasyona inananlar.
Şimdi renkarnasyon gördüğünüz gibi somut gerçeklikten ziyade rüya, halüsinasyon ve hipnoz gibi uygulamalarla ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.
Şimdi arkadaşlar artık karmadan bahsetmek istiyorum.
İyice bu kısmı açmam gerekiyor.
Çünkü dediğim gibi renkarnasyonun temelinde karma var.
Aslında karma düşüncesi...
19. yüzyıla kadar Batılılar için böyle oldukça yabancı bir düşünce ama 19.
yüzyıla baktığımız zaman ortaya bir cemiyet çıkıyor.
Teosofi cemiyeti arkadaşlar ve bunlar tarafından aslında Batı dünyasına tanıtılıyor diyebilirim.
Bu teosofistlerin en ünlüsü Madame Blavatsky'i belki duymuşsunuzdur.
Çok gizemli bulduğum bir kadın benim.
Batıda karma düşüncesini kişisel kaderden toplumsal olaylara kadar her alanda yayan ilk kişilerdendir.
şu demek. Ne ekersen onu biçersin.
Bıldır yediği hurmalar bu yıl.
Kısaca o demek.
Ben ona şey diyordum ya.
Bıldırcın hurmalar diyordum.
Hayır öyle değilmiş. Bıldır yediği hurmalar demekmiş.
Bıldır da geçen yıl anlamına geliyor.
Bir yıl önce. Bunu söylemesem çatlardım.
O zaman karma için ne diyoruz?
Bıldır yediği hurmalar bu yıl.
Böyle bir prensibi var karma'nın.
Çok mutlak, çok katı, ahlaki bir sistem.
Buna göre şöyle...
Kişiler bu dünyada yaptıklarının karşılığını yeniden bedenlenerek yine bu dünyada görür ve dolayısıyla bu sistem reenkarnasyonla beraber çalışıyor.
Ve Blavatsky'e göre karma evrenin nihai yasasıdır ve doğanın bütün yasalarının kökenidir.
O kadar önemli. Karma varlığın fiziksel, zihinsel ve ruhsal planlarında sebep ile sonucu bilgece ve eşitlikle düzenleyen görünmez ve bilinmez yasasıdır.
tepkiyi sebebine bağlayan sebep ve sonuç bağdır.
Hatta karma gezegenler, ırklar, milletler, aileler ve bireyler üzerinde etkilidir.
Bunlar teosofiye göre.
Teosofiye göre aynı zamanda evrendeki bütün olaylar karmanın kurallarıyla yürür arkadaşlar.
Hatta Blavatsky karma için der ki buraya dikkat büyük toplumsal kötülükler, sınıf ayrımları, cinsiyet ayrımcılığı, emek ve sermayenin eşitsiz paylaşımı gibi toplumsal veya ulusal
olguların Hepsi karma yasasının sonucudur.
Bireylerin karmalarının toplamı, bireylerin bağlı olduğu ulusun karmasını, ulusların karmalarının toplamı dünya karmasını oluşturur demiş.
Ve dünyada görülen kötülükler evrenseldir demiş.
Ne bireye ne ulusa özgüdür, evrenseldir.
Karma yasası değişmez ve haklı biçimde insanların birbirlerine bağımlı olan ilişkileri üzerinde işler demiş.
Blavatsky teosofistlerin karma yasasını şöyle açıklıyor evrendeki fiziksel ve ahlaki bozulmaları az önce dediğim gibi tekrar eski dengesine getiren bir yasa olarak ifade ediyor
karmayı ve onlara göre zaten iyi ve denge yani harmoni bir olduğu gibi kötü ve dengesizlik yani disharmony dediğimiz şey aynı şeydir ve Blavatsky'e göre bütün acılar dengesizliğin
sonucudur. İnsanlara eylemlerinin karşılığını bir şekilde verir.
Kişi her şeyin karşılığını aldığı için sebep olduğu bütün acıların bedelini öder, ürettiği bütün mutluluğun ve dengenin de ödülünü alır.
Harry'i öldür, ödülünü al.
Beni anlayanlar anladı bu esprimi.
Yani karma sistemi kısaca insanın davranışına bağımlı çalışan bir sistemdir.
İnsanoğlu doğanın kanunlarına uyumlu bir şekilde hareket ederse okey ama etmezse de başına gelecekler.
Kendi tarafından belirleniyor.
Kendi ödülünü ve cezasını insan kendi belirliyor.
Bu bölümü bence eski sevgililerinize atın.
Her şeyin bedelini ödeyeceksin kanka.
Başına bunlar gelecekmiş.
Şimdi teosofi düşüncesine tövbe etme, bağışlanma falan yok.
Hata yapan o hatanın bedelini öder.
Ve evrenin bu yapılan yanlış eylemle bozulan bir uyumu var ya tekrar sağlanması gerekiyor.
O yüzden bedelini ödeyeceksin kanka.
Böyle bir anlayış var. Her kötü eylem ve düşüncemiz gelecek enkarnasyonlarda karşılığını bulur.
Bir de Blavatsky sıradan insanların geçmiş hayatları ve enkarnasyonları hakkında herhangi bir bilgi sahibi olamayacaklarını da söylemiş.
Ve Blavatsky'e göre yine insanlık şu an 4.
dönemin 5. ırkı içerisindedir ve insanlık 7.
döneminin 7. ırkıydır.
Son bulacaktır. Hatırlarsanız bu simyacılıkta ve mayalarda da vardı.
Ve hatta Matrix Podcast'ımda da size bundan bahsetmiştim.
Renkarnasyon düşüncesi ilkel insanların inançlarında bile var.
Çok eski. Yani en az dinler kadar eski gördüğünüz gibi.
Hatta Upanishad'lar olarak bilinen en eski kutsal Hindu metinlerine göre ruhun öldükten sonra cennete ya da cehenneme gitmesi yalnızca dünyaya geri dönmeden önce geçici
bir konaklamadır. Panişatlara göre ve Hinduizm insanın bir önceki hayatından getirdiği sorumluluklar ve erdemler dengesiyle doğduğuna dair karma ile beraber gelmiştir.
Renkarnasyon Hindu düşüncesine karma doktrini ile Budizm'den geçiyor.
Peki Merve eski Mısır'da renkarnasyon nasıldı?
Şöyle ki Firavunlar'da da bu inanç var.
Yani tam olarak aynı diyemem ama benzer işler diyebiliriz.
Firavunlar da biliyorsunuz ölü bedenlerinin mumyalanmasını talep etmişlerdir.
Ve kendi ruhlarının böyle başka bedenlerde dünyaya geri döneceğine inanmışlardır.
O yüzden işte böyle kıymetli eşyalarını mezarlarına kendileriyle beraber koyduruyorlar.
Mısır inançlarını anlatan bir ölüler kitabı var bilmiyorum biliyor musunuz?
Buna göre Mısır dininin inanç esaslarından biri yeniden doğuş arkadaşlar.
Ruhun yeryüzündeki hayatı, ölümden sonraki temizlenişi.
Uluhiyetle en son birleşmeye kadar yeni bir tecrübe için yeryüzüne tekrar dönüştür.
Hatta Heredot Mısırlılar için der ki onlar insan ruhunun ölümsüz olduğunu, ölümden sonra ruhun o anda doğmakta olan başka bir mahluka göçtüğü doktrininden ilk bahsedenlerdir
demiştir Mısırlılar için.
Ve ruhun yeryüzü, deniz ve bütün havanın, bütün mahlukatın hayatını yaşadıktan sonra yeniden insan bedenine girdiğini ve bu seyahatlerinde 3000 sene sürdüğünü
söylerler demiş Herodot.
Böyle bir şey Mısır'da da böyle bir inanış var.
Hinduizme baktığımız zaman Hinduizmin dini kitaplarından vedalara göre iyilerin gittiği bir cennetle kötü ve günahkar kişilerin gittiği bir cehennem inancı var.
Yeniden doğuş inancına göre bir dinsiz kişi eğer uslanır ve inanırsa cezasını bitirip cehennemden kurtulabilir buna göre.
Ama şu da olabilir diyelim ki siz müthiş iyi dindar bir insansınız.
Bu hayatta sınanıyor.
olabilirsiniz. İslam'daki şey gibi Allah sevdiği kulunu sınarmış inancı gibi.
Sonraları işte bu inanç değişiyor ve doğumların ebedi dönüşümünün yani Samsara ile sona erebileceği inancı geliyor.
Bu Rahmanizme göre baktığımız zaman eğer bir insan bilgi ve hırsından kurtulabilirse Tekrar doğmaktan kurtulabilir.
Budizm ve Hinduizm gibi dinlerde biliyorsunuz ki çile ve ızdırap çekme durumu var.
Bunların da ruhu olgunlaştırıp bir şekilde nirvanaya ulaştırabileceğine inanıyorlar.
Bir de bu reenkarnasyon ve tenasüf inancının böyle Hindistan gibi kas sisteminin olduğu, fakirliğin had safhada olduğu bir yerde olması size de çok anlamlı gelmedi mi?
Çünkü zengin doğduysan zenginsin, fakir doğduysan ölene dek fakirsin.
Öyle sınıflar arası geçiş falan yok.
Çok katı bir sistem var.
var Hindistan'da. Volkan Konak'ın şeyi gibi alnıma yazdı kader silemedim ağladım ağladım hiç gülemedim şarkısı gibi.
Ya ben bunu böyle düz söylerken çok zorlanıyorum.
Şu an Volkan Konak gibi söyledim içimden alnıma yazdı kader diyemedim.
Yani adamlar alnına yazılmış kaderleri var.
Belki de demişler ki abi ben bu hayatta çok çektim.
Belki böyle yeniden dünyaya gelirsem çok daha iyi bir bedenle çok daha iyi bir hayat yaşarım.
En iyisi şimdi ses isimli çıkarmayayım böyle fakir fakir oturayım demiş olabilirler.
Bir de genelde böyle milletin önceki hayatına bakarsanız hani reinkarnasyon oldum diyenler.
Reinkarnasyon oldum ne ya? Ya bunlar hep böyle kral oluyor.
Kraliçe, prens, prenses falan oluyor.
Biri de çıkıp demiyor ki ya ben önceki hayatımda ne bileyim tarlada hıyardım, soğandım desenize böyle bir şey hiç duymadım.
Hep prens oluyorsunuz çok enteresan.
Gelelim Taoizme.
Taoizm dünyanın en kadim dinlerinden birisi.
Bu arada Platon ve Aristoteles'i de etkilemiştir.
Antik Çin'de ortaya çıkıyor.
Temeli de Lao Tzu'ya dayanıyor.
Lao Tzu'nun Dao De Jing eserine dayanıyor.
M.Ö. 6. yüzyıllarda başlıyor.
İşte bu önemli metinde diyor ki doğum başlangıç değildir.
Ölüm de bir son değildir.
Varoluş sınırsız, sonsuzdur.
Bir başlangıç noktası olmayan süreklilik söz konusudur.
Sınırı olmayan varoluş varlık uzayıdır.
Başlangıç noktası olmayan süreklilik zamandır.
Doğumda vardır, ölümde.
Biri dışarı doğru olan sonuçtur, diğeri içeriye doğru olan sonuçtur.
Böylece biçimini görmeksizin ilahi olanın kapısından bir içeri bir dışarı geçilir diyor bu mültinde.
Çok ilgi çekici geldi bu sözler bana.
Yani o ilgi çekici bu ilgi çekici bu podcast bitmeyecek bence.
Böyle biraz hızlanmak istiyorum.
Renkarnasyon inancının temel prensiplerine değinelim.
Şimdi birincisi evrensel yasa arkadaşlar.
Yani bütün evrende geçerli olan yasa yani renkarnasyon bir tekamül aracı olarak evrensel bir yasa olarak görülüyor.
Tekamül etmekte olan her varlık madde içinde deneyim ve görgüsünü arttırmak için çeşitli bedenler ve kimlikler içinde sayısız kereler.
Maddesel alemlerde doğarlar.
Tekrar tekrar doğma tam bir ilahi yasadır.
Bu birinci temel prensibimiz arkadaşlar.
Varlığın esası özü olan ruh çeşitli elbiseler giyiyormuş gibi tekamülü boyunca muhtelif bedenlere bürünür deniliyor.
Cinsiyet, milliyet, ırk, genel hayat düzeni gibi hususlar bunların hepsi varlık enkarne olmadan önce bir düzen altına alınır ve buna genel hayat planı denilir.
Dediğim gibi herkes kendi kaderinin mimarıdır.
Tekrar tekrar doğmak bir kefaret değil, bir ceza değildir.
Ve her maddi ortam belirli bir tekamül öğretimine vasıtalık eder.
Bunlar hep reenkarnasyon inancının temel prensipleri arkadaşlar.
Tekrar doğuş artık doğmayacak bir liyakata ulaşana kadar devam eder.
Ve bu zorlu sınavı veren kişi artık zorunlu olarak dünyaya doğmaktan kurtulur.
Yine kendi isterse tabii kendi arzusuyla yeniden doğabiliyor ama zorunluluğu kalkıyor dediğim gibi.
Ve kişi her defasında daha önce edindiği bilgi ve tecrübeleri sıfırlayarak dünyaya tekrar geliyor.
Ama dediğim gibi bu hipnozda falan ortaya çıkıyor diyorlar.
Hatta dejavunun bile reenkarnasyondan kaynaklandığını söyleyenler var.
Rüyaları zaten anlattım.
İşte sıfırlanan bu tecrübelerimiz böyle bir yerlerden ara ara sızıyor diyebilirim.
Yani kısaca beynimize format atılıyor ama ruhun belleğinde her şey kayıtlı arkadaşlar.
Oradan da bir şekilde sızdığı düşünülüyor.
Hatta renkarnasyon inancı olanlar bir çocuğun böyle ilk konuştuğu cümleler vardır ya onu çok önemserler, kayıt altına alırlar.
Onun da işte renkarnasyonla ilgili olduğunu düşünüyorlar.
Çünkü yeniden dünyaya gelişti.
Her şeyin hatırlandığını ve çocuk konuşmayı öğreninceye kadar da bunları unuttuğunu düşünüyorlar.
O yüzden dediğim gibi bir çocuğun ilk konuşması çok önemli reenkarnasyona inananlar için.
Bu arada tekamül tekamül diyorum ama tekamül de şu şekilde ilerliyor.
Atom, bitki, hayvan ve insan olarak gidiyor ve dediğim gibi en üst mertebe insan.
Gelelim bir başka mevzuya.
Çok fazla mevzu var bu reenkarnasyonda.
Rehber varlıklar. Bunların da reenkarnasyon yoluyla olgunlaşmış insanlar olduğu düşünülüyor rehber varlıkların.
Ve bu rehber varlıklarla medyumlar aracılığıyla bağlantı kuruluyormuş.
Rehberler de daha önce böyle dünyaya gelip gelip gidip olgunlaşmış insanlar veya başka bir varlık belki bir inek bile olabilir bilemiyorum altan.
Hipnozda veya yogada böyle trans halindeyken insanlar ondan ilham alıyorlarmış diyelim.
Rehber ruh ama sıradan bir ruh değil.
Ruh ama sıradan bir ruh değil.
Bunlar medyumlara yardım ediyor.
Renkarnasyonun temel prensiplerinden biri de tekamül.
Sürekli tekamül diyorum burası önemli.
ruhun ızdırap çekerek olgunlaştığını düşünüyorlar.
Yani dünya aslında şöyle düşünebilirsiniz anaokulundan başlayarak ilk, orta, lise, üniversite gibi basamakları bulunan bir okul ve ruh bu okulların hepsini bitirmek zorunda.
Bazen okulu yarım bırakanlar oluyor veya okuldan atılanlar oluyor.
Şimdi gelelim renkarnasyonun dayanak noktalarına.
Burası önemli çünkü argümanları kutsal kitaplarda arayanlar da var.
Hani bu konuda bir şeyler var mı Merve demiş olabilirsiniz.
Çeşitli dinlerde renkarnasyon fikrine biraz değinmek istiyorum.
Renkarnasyon fikrinin kökleri Doğu dinlerinde arkadaşlar.
Çünkü en başta Vedalar olmak üzere Upanishadlar.
Tibet'in Ölüler kitabı.
Bu kitabı da arkadaşımla aldım.
Hala okuyamadım. Bir de Bhagavad Gita.
Bunlarda da ruhun bir bedenden diğer bedene geçiş fikrini görüyoruz.
Bir de Orta Asya'da reinkarnasyon fikri özellikle dini liderler için söz konusu.
Örnek ver Merve.
Tabii ki Dalai Lama.
Dünya kurulduğu günden beri var Dalai Lama.
Her sene bir tane çıkıyor. En son 14.ye yetiştim ben.
Sonra bilmiyorum geldi mi. Tibet'in ruhani lideri.
Tibet'te 7 yıl diye bir film vardı ya.
İzlemediyseniz mutlaka izleyin.
Brad Pitt'in o dikenli tel sahnesi, kamptan kaçmaya çalışma performansı.
Yani özgürlük arzusu deyince hemen aklıma o geliyor nedense.
Bu arada bu filmden sonra Brad Pitt'in Çin'e girmesi yasaklanmıştı ve bu filmde de Dalai Lama var.
O gördüğünüz gibi her yerde ve her zaman var.
Çünkü Tibet inancında Dalai Lama'nın daha önce yaşamış bir başka Dalai Lama'nın renkarnasyonu olduğu fikri var.
Yani günümüzde gördüğümüz Dalai Lama kendisinden çok önce ölen Dalai Lama'nın renkarnasyonunun sonucu olarak dünyaya gelmiş.
Ve bunu kendisine sordukları zaman ölüm sadece elbiselerin değişmesidir yiyen gibi bir açıklama yapmış.
Bu arada bu kişinin Dalai Lama olduğunu nasıl anlamışlar Merve diyorsanız?
Keanu Reeves'ın lepiska saçlarıyla böyle arıza endam eylediği bir film var.
Küçük Buda diye bir film.
Hiç güzel film değil ama hani izlerseniz orada seçilmiş kişi olduğunu düşündükleri çocuğu böyle bir odaya sokuyorlar ve ölen liderlerini kişisel eşyaların önüne koyuyorlar.
Tarağı, aynısı, bir sürü zımbırtısı var hayattayken kullandığı şeyler.
Çocuk zaten o kişinin renkarnası olduğu için gidiyor o özel eşyayı buluyor onca şeyin arasından.
Ha diyorlar bu oymuş demek ki.
Yani bu şekilde seçiliyor çok da zor değil.
Yine aklım... Ama gelmişken hemen bir kitap önermek istiyorum.
Siddhartha kitabı çok severim.
Bu zizin felsefesini merak edenler için harika bir eserdir.
Ben ne diyordum? Nerede kalmıştım?
Yine serbest tutuşa geçtim.
Hinduizme bakalım. Dünyanın en eski dini ve kutsal metinlerinde reinkarnasyon çok geçiyor.
Ve şöyle kişiler farklı bedenlemelerden kazanmış oldukları tecrübeler vasıtasıyla kademeli olarak ruhunu geliştiriyor.
Ve en son doruğa yani nirvana'ya ulaşıyor ve ruhu azat oluyor.
Artık böyle hiçbir eksiklik.
hissetmiyor. Bütün arzu ve istekleri tamamlanıyor.
Budizm'de ise Hint dinlerinde ortak olan karma ve tenasüh inancı var.
Karma ne ektiysen onu biçersin demiştim.
Tenasühde de hayvan olarak da dünyaya gelinebilir.
Hani ödül ceza sistemi demiştik ya.
Ancak sadece insan olarak gelindiği zaman Tenasühtan kurtulup Nirvana'ya ulaşma şansınız olabilir Budizm'e göre.
Bir de Cainizm var arkadaşlar duymuşsunuzdur belki.
Cainizm'e göre ki Hindistan'da görülen dini bir felsefedir.
Buna göre ruhlar öldükten sonra Ay'a giderler.
Ay'ın büyüme sürecinde oyda kalırlar.
Ay küçülürken tekrar yağmur şeklinde yeryüzüne inerek eski hayatlarına yaptıklarının neticesine göre bitki veya hayvan olurlar.
Karmadan kurtulmak en büyük hedefleridir Cainilerin.
O yüzden dünyadaki tüm kötü eylemlerden uzak durarak derin düşüncelerle dolu böyle tefekkür dolu bir hayat sürerler.
Çileciler diyebilirim Cainiler için.
Yahudilik literatürler reenkarnasyonu için böyle deliller aradığımız zaman Tevrat'ta geçen birkaç ayet karşımıza çıkıyor.
Kabala'nın önemli metinlerinden biri olan Sefer Habahir'de geçen ifadelerle karşılaşıyoruz.
Tevrat'ta Eyüp peygamberin Dünya hayatına çıplak olarak gelip tekrar geldiği ortama geri döneceğini belirtmesi, Tanrı Yehova'nın Yeremia'ya anne karnında şekil vermeden önce seni tanıdığım
ifadesi, Kabala'daki eğer bir adam maddi ve manevi bakımdan kuvvetli olur ve buna rağmen cimrilik yaparsa veya bilgisini cahil kimselere vermekten kaçınırsa, kadın şekline dönüştürülmek suretiyle
canlandırılacaktır denmesi, dikkat ettiniz mi kadın olmak bir ceza verme şekli lol.
En başta dediğim gibi tek tanrılı dinler karşı renkarnasyona.
Bir de Adem'in önce Nuh sonra İbrahim ve sonra Musa peygamber olduğuna inananlar var renkarnasyonla.
İnisiyeti görgütler içerisinde buna inananlar var.
Esenilerde ve Kabala'da ruh göçüne inanç var.
Yani dediğim gibi Hristiyanlığa baktığımız zaman Aziz Agustinius'un şu sözleri karşımıza çıkıyor.
Yani renkarnasyona argüman arayanlar tarafından bu sözleri çok sıkça kullanılmıştır.
Söyle bana Tanrım, söyle bana, çocukluğum, daha önce yaşamış olduğum.
Önceki ölümümle ayrılmış olduğum bir neslin devamı mıdır?
Bu yaşamdan önce neredeydim ey tanrım?
Başka bir bedende mi? diye sormuş Aziz Agustinius.
Hristiyanlığın ilk zamanlarında reenkarnasyona böyle daha sıcak bakıldığını görüyoruz.
Sonradan çok sert bir tutumla karşılaşmışlar.
Bir de Gnosticizm var.
Pek çok geleneği ve dini içinde barındıran eklektik bir mistik felsefedir Gnosticizm.
Özellikle Mısır, Anadolu ve Ürdün civarında yaşayanlar arasında benimsenen bir felsefe.
Renkarnasyonu kabul ediyorlar. Ruh ölümsüzdür diyorlar.
Dünyayı da bir gelişim yeri olarak görüyorlar.
Ve son olarak İslamiyet'e geldim.
Tabii ki İslamiyet'te renkarnasyona sıcak bakılmıyor.
Ama tenasühü savunanların delil olarak gösterdikleri bir takım ayetler var.
Mesela şöyle. Allah'ı nasıl inkar edersiniz ki?
Ölü idiniz sizleri diriltti.
Sonra sizleri yine öldürecek.
Sonra yine diriltecek.
Sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.
Bu birinci. Veya aranızda ölümü takdir eden bizi.
ve bizim önümüze geçilmez.
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışla tekrar var edelim diye böyle yapıyoruz denir.
Vaka suresi 61. ayet.
İşte bu ayetler renkarnasyona böyle argüman olarak gösterilse de tabii ki İslamiyet sıcak bakmıyor ama bizde Yaşar Nuri Öztürk Hoca rahmetle sıcak bakıyordu.
Bazı din alimleri de bu olaya sıcak bakıyor diyebilirim.
Bu işin tüm dünyada en iyi bilinen uzmanından bahsetmek istiyorum sizlere.
Ian Stevenson arkadaşlar 1960 yılında başlıyor çalışmalarına.
Ondan önce de tabii çalışmalar var ama en çok o ünlü bu alanda.
Psikiyatr ve tıp doktoru 40 sene boyunca renkarnasyon üzerinde çalışıyor.
Annesi de Teosofi'ye çok ilgili bir kadın ve araştırmaları şu şekilde başlıyor.
Neden herkesin böyle farklı farklı hastalıkları var?
Çevremi kalıtımsal mı yoksa bir tür hafıza aktarımı mı var diye sormaya başlıyor.
Ve bir makalesinde geçmiş yaşamlarını anımsadığını iddia eden 44 insan vakasını inceliyor.
Daha sonra hızını alamıyor Hindistan'a gidiyor.
Orada daha çok vakaya rastlıyor ve hepsini yazıyor inceliyor.
Afrika'dan Alaska'ya kadar gidiyor ve 3000 vaka incelemiştir.
Yani o yüzden en güvenilir kişi bu konuda o diyebilirim.
Mesela Sri Lanka'da yeni doğmuş bir kız bir otobüsün veya işte banyonun yanına götürüldüğü zaman hemen böyle çığlık çığlığa bağırmaya başlıyormuş ve ağlıyormuş.
Sonra büyüyor ve konuşmaya başlıyor bu kız ve diyor ki ben 9 yaşındayken bir otobüsteydim ve otobüsü su bastı bir çeltik tarlasına çarpmıştı.
Orada boğularak öldüm diyor.
Sonra işte gerçekten araştırma yapıyorlar ve böyle bir olayın yaşandığını görüyorlar.
Çeltik tarlasında 9 yaşında bir kız.
Bu şekilde ölmüş. Stevens'ın başka bir çalışmasında da doğum lekelerini ve kusurlarını inceliyor arkadaşlar.
Yine böyle geçmiş yaşantısını anımsadığını iddia edenler de.
Mesela böyle parmaklara eksik olan bir çocuk diyor ki ben önceki hayatımda elimden vurulduğum için böyle oldum diyor.
Başının yanlarında böyle 3 santim genişliğinde yara izi olan bir çocuk var.
O da işte önceki hayatında kafatası ameliyatı geçirmiş bir adam olduğunu söylüyor.
Ama şöyle de bir şey var hani geçmiş yaşam hatıralarını anımsayanların çoğu ani bir ölüm yaşamış.
İşte cinayete kurban gidenler.
Kaza, intihar ya da işte çok küçükken ölenler gibi.
Yani hayatı böyle ani ve şiddetli bir şekilde sona erenler genelde bunları söylüyor.
Bu arada çoğu araştırmacı bazen bir erkeğin kadın.
Kadının da erkek olarak doğduğuna inanıyor.
Hatta şöyle bir vaka var.
Genç bir kız oturuyor askerlik anılarını anımsadığını söylüyor ve anlatmaya başlıyor.
Hatta bazı erkeklerin böyle kadınsı eğilimlere bazı kadınların da erkeksi eğilimlere sahip olmasını da renkarnasyona bağlayanlar var.
Yanlış bedende doğdum.
Hani gerçekten ben karşı cinse ait hissediyorum gibi diyenler de çok renkarnasyon çalışmalarında.
Bir de Ian Stevens'ın Türkiye'den bir renkarnasyon vakası var.
Onu da anlatmak istiyorum. Gerçekten çok...
Enteresan. 1936 yılında 35 yaşında Adana'da Havuz adlı bir gece kulübü işleten evli Ahmet adında biri var.
İstanbul'dan Adana'ya bir sanatçı getirmek için uçağa biniyor Ahmet ve sanatçıyı alıp uçağa tekrar biniyor Adana'ya geri dönecek.
Fakat 8 Mart 1962'de Türk Hava Yolları uçağı düşüyor.
Toroslara çarpıyor ve 8 yolcu 3 mürettebat ölüyor.
Ahmet'in cesedi de 2-3 gün sonra bulunuyor.
Kardeşi de işte kıyafetlerinden onun otopside.
Kardeşi olduğunu onayladıktan sonra gömülüyor.
Ve bu olaydan bir hafta önce Latife adlı hamile bir kadın rüyasında daha önce hiç tanımadığı ve hiç görmediği bu Ahmet'i görüyor.
Ahmet ona bir hediye veriyor rüyasında.
Aslında aynı yerde yaşıyorlar.
Çok yakın yerlerde yaşamalarına rağmen hiç tanışmamışlar Ahmet ile Latife.
Latife çok fakir bir kadın 15 çocuğu var ve aynı zamanda hamile bu rüyayı gördüğü zaman ve bu uçak kazasından 5 gün sonra Latife doğum yapıyor.
Aradan 2-3 sene geçiyor oğlu Erkan büyüyor ve annesine diyor ki Erkan sen diyor benim annem değilsin ben aslında havuz diye gece kulübünü işleten biriydim uçak düştü öldüm aslında canlıydım
ve donarak öldüm sonradan diyor.
Bu arada bu ayrıntı bilinmiyor.
Ve cesetim de karıştırıldı.
O ben değilim aslında diyor. Cesedi de Ahmet'in kardeşi teşhis etti dediğim gibi uçak düştükten sonra.
Neyse işte Ahmet Delibalta'nın ailesiyle irtibata geçiyorlar.
Ve çocuğa Ahmet Bey'in ailesinin fotoğrafını gösteriyorlar.
Çocuk tek tek aile fertlerinin isimlerini sayıyor.
Hatta apartmana gidince kendi evini direkt buluyor zile basıyor falan.
Sonra işte bu Ahmet Bey iki evlilik yapmış.
Eski eşiyle de o küçük çocuğu görüştürüyorlar.
Eski eşi diyor ki bil bakalım diyor ben kimim.
Çocuk da diyor ki sen Fehime'sin ya.
Korku filmi. Uçaktaki sanatçının adına kadar söylüyor.
İşte sonradan bu küçük çocukta da uçak fobisi olduğu görülüyor.
Oh my god yani sırlar dünyası gibi bir durum.
Ben tırstım gerçekten ne yalan söyleyeyim.
Şu an Seda Sayan'ın ben çorap kadınıyım diyor ya.
Ona benzedim.
Renkarnasyon bir kültürdür.
Ben renkarnasyon kadınıyım.
Sen inanırsın inanmazsın.
Fakir gezersin. Beni ilgilendirmezsin.
Korkudan inanasım geldi.
Peki Merve eğer reinkarnasyon varsa delilleri nelerdir demiş olabilirsiniz.
Şöyleymiş mesela daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gittiniz diyelim.
Aa ben burayı daha önce görmüştüm diyorsanız ve görmüş kadar gerçekten bilgiliyseniz o konu o yer hakkında.
Deja vu diyoruz buna zaten olabilir.
Önceki yaşamdaki şahısları ayrıntılı olarak tanımlayabiliyorsanız.
Geçmişte böyle üzerinizde derin izler bırakan bazı olayların benzeri durumları yaşadığınız zaman tetikleniyorsanız bir şekilde.
Çeşitli çeşitli garip garip hobileriniz varsa ve nedenini bilmediğiniz hobilerse bunlar.
Bedeninizde çeşitli çeşitli izler varsa doğuştan getirdiğiniz izler özellikle.
Küçük yaşta önceki bir hayatınızdan bahsediyorsanız ailenize böyle gayet ciddi ciddi oturup anlatabiliyorsanız.
Bilmediğiniz bir dili öğrenmediğiniz halde konuşabiliyorsanız.
Geçmiş yaşamların vizyonlarını rüyadayken veya yarı dalgın ya da hipnozla görüyorsanız.
Sürekli tekrar eden kabuslar ve rüyalar görüyorsanız.
Nur topu gibi bir renkarnasyonunuz olmuş olabilir arkadaşlar.
Yani inanış bu şekilde.
Bilemiyorum Altan ve kapanışımı Yunus Emre ve Mevlana ile yapmak istiyorum.
Yunus der ki ete kemiğe büründüm.
Yunus olarak göründüm.
Her dem yeni doğarız.
Bizden kim usanası?
Ve Mevlana der ki ben de cansız varlıkken öldüm.
Yetişip gelişen bitki oldum.
Bitkiyken öldüm.
Hayvan biçiminde tezahür ettim.
Hayvanlıktan geçip öldüm.
İnsan oldum. Öyleyse ölmekten korkmak niye?
Hiç daha kötüye dönüştüğüm, alçaldığım görüldü mü?
Evet Altıntaş Online'ın sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalardaki linkten Altıntaş Online'ın birbirinden güzel ürünlerine göz atmayı unutmayın.
Bu cumartesi yeniden bedenlenip yeni bölümümde karşınızda olana kadar hoşçakalın.
Unutmayın ne ekerseniz onu biçersiniz.
Hoşçakalın görüşürüz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
