
James Dyson hakkında detaylı bilgi almak için: Link
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
*
*Bu bölüm Dyson hakkında reklam içerir*
Transkript
Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün...
pes etmeme konusu üzerine konuşmak istedim.
Neden? Çünkü çok yakın bir zamanda öğrenciler ağır bir sınav atlattılar.
Kiminin iyi geçti, kiminin kötü ama bana gelen mesajlarda böyle o kadar pesimist ve pes etmiş gençle karşılaştım ki hatta aralarında böyle tekrar hazırlanmak istemiyorum diyenler de vardı.
Hem onlar için bir podcast yapmak istedim hem de belki dedim hayatının bir evresinde böyle tam da pes etme noktasına gelen birileri vardır diye düşündüm.
Bugün sizlere anlatacağım hayat hikayesi hem çok etkileyici bulduğum hem de çok ilham verici bulduğum bir mucite ait olacak.
Şimdi öncelikle bir soruyla başlamak istiyorum.
Soru sormayı çok seviyorum sizlere.
Çok istediğiniz, böyle hayalini kurduğunuz bir şey için kaç kez başarısız olup kaç kez tekrar denerdiniz?
Şöyle bir sorun kendinize.
Bir mi? On mu?
Hadi yüz olsun. Peki 5127 kez dener miydiniz?
Yanlış duymadınız. 5127 dedim.
Yok ya asla o kadar denemezdim diyorsanız evinizde bulunan torbasız elektrikli süpürgelerinize şöyle bir bakın.
Çünkü şimdi anlatacağım mucit torbasız elektrik süpürgesi yapabilmek için tam 5 yıl yani 1825 gün uğraştı ve 5127.
denemesinde bunu başardı ve asla pes etmedi.
Hani Edison diyor ya hayattaki başarısızlıkların çoğu pes ettiklerinde başarıya ne kadar yakın olduklarını fark etmeyen insanlardır diye.
O da defalarca deneyenlerden ama en sonunda başaranlardan birisi.
Bence başarının bir formülü varsa eğer bunun büyük bir çoğunluğu pes etmemektir diye düşünüyorum.
Bu sabah bu işte Spiderman, X-Men, Iron Man bunların yaratıcısı Stanley var ya onunla ilgili bir yazı okuyordum.
O da aynı görüşte hatta demiş ki başarının %1'i şans, %1'i yetenek, %98'i ise asla pes etmemektir.
İşte başarının formülü budur demiş.
İşte pes etmemek bu kadar önemli.
Zaten James Tyson eşittir pes etmemek.
Yani onu bazı kelimelerle ifade edecek olsaydım.
Proaktif kişilik derdim, inovasyon derdim, sorun çözücü, yeni ürün geliştirici.
Teknoloji odaklı ve gündelik hayatı kolaylaştıran icatlar derdim.
Bu arada böyle gündelik hayatımızda artık sıradan hale gelmiş eşyalarımız var.
İşte çamaşır makinesi olsun, elektrik süpürgesi, bulaşık makinesi vs.
vs. bir sürü şey var. Yani bu eşyalarımızın nasıl bulunduğunu biliyor musunuz?
Madem böyle icatlardan bahsedeceğiz ve uzay çağındayız.
Gençler de bu konulara çok meraklı.
O zaman size NASA sayesinde hayatımıza girmiş olan teknolojilerden bahsedeyim biraz.
Birçok teknoloji ve inovasyon ürünü aslında astronotların uzayın çekim şartlarına nasıl ayak uydurabilecekleri konusunda kafayı örerken ortaya çıkmış.
Ben de geçenlerde astronot Andre Kuyper var ya Türkiye'ye gelmişti.
Onun bir programını izliyordum.
Orada dedi ki yani uzayda bir bisküvi bile yiyemezsiniz çünkü kırıntılar her yere saçılır darmadağın olur dedi.
O yüzden biz böyle ambalajlı, paketli, dondurulmuş gıdaları tercih ediyoruz dedi.
Zaten NASA sayesinde bu paketli ve ambalajlı gıdalar geliştirildi diyebiliriz.
Çünkü astronotların yiyecekleri işte temiz olsun, güvenli olsun diye paketleniyor uzaya giderken.
Bu yaklaşımla tüm gıda endüstrisini değiştiriyor.
Yani uzay teknolojilerine baktığınız zaman gündelik hayata çok sirayet ettiğini gördüğümüz şeyler var.
Bebek maması bile buna dahil.
Yani tek bir üründen çok zengin bir besin içeriği elde edebilmek için bu bebek mamaları geliştiriliyor.
Ya da itfaiyecilerin giydiği o ısıya dayanıklı koruyucu giysiler var ya motor sporlarında da kullanılır.
Onlar da o kıyafet teknolojisi de NASA'ya ait.
Bunun dışında UV filtreli güneş gözlüklerini o filtreleme özelliği ya da evlerimizde kullandığımız ısı yalıtımı, su arıtma sistemlerimiz.
Hafızalı köpük dediğimiz mesela işte vücut şeklimizi alan yataklar ya da ayak şeklimizi alan spor ayakkabılar var ya bunlar hafızalı köpükten yapılıyor.
İşte böbrek diyaliz makinesi olsun dizüstü bilgisayarlar, protezler, LED teknolojisi ki bunların NASA tarafından kullanılması LED teknolojilerinin tıbbi cihazları da geliştirilmiştir.
Bilgisayar mouse'larımız, kablosuz kulaklıklarımız bu kablosuz kulaklıklar da astronotlar böyle elini kolunu rahat kullanabilsin diye kablolara dolaşmasın diye geliştirilmiştir.
Daha sonra bize de geldi.
Bunun dışında cep telefonu kameralarımız ve bonus şarjlı el süpürgelerimiz.
Bu şarjlı el süpürgeleri ilk başta ayda örnek toplamak için ortaya çıkıyor.
Daha sonra şarjlı el süpürgeleri üretilirken bu fikirden yola çıkılıyor.
Yani altyapısında bu var.
Aydaki örnek toplama meselesi benim çok hoşuma gitmişti.
Zaten süpürge deyince artık böyle aklımıza gelen direkt bence Dyson oluyor.
Ve onu icat eden.
James Dyson. Hadi onun ilham veren hayat hikayesine doğru kısa bir yolculuğa çıkalım.
Sir James Dyson bir mucit, aynı zamanda hayırsever bir girişimci.
Hayatını böyle yeni teknolojilerin uygulanması yoluyla sorunları çözmeye ki az sonra anlatacağım örnek tam bir sorun çözücü olduğunu göreceksiniz.
Ürünler geliştirmeye adayan bir mucit.
James Dyson 1978'de bir gün evini temizliyor ve o esnada elektrikli süpürgesinin emiş gücünün azaldığını fark ediyor.
Ve şunu demiyor. Hemen gidip daha kuvvetli emiş gücü olan bir makine satın almalıyım.
Bunu demiyor tabii ki.
Acaba nasıl daha farklı bir elektrik süpürgesi yapabilirim diye araştırmaya başlıyor.
Demiştim ya proaktif kişilik diye.
Daha sonra elektrik süpürgelerinin içerisindeki o toz torbaları var ya bunların makinenin emiş gücünü azalttığını fark ediyor.
Ve o esnada aklına bir fikir geliyor.
Acaba torbasız bir elektrik süpürgesi Olabilir mi?
Yapılabilir mi? Bunu düşünüyor.
Ve Sir James Dyson zaten Royal College of Arts'ta mobilya tasarımcılığı okumuş ve iç tasarımı okumuş.
Henüz daha öğrenciyken zaten bir şeyler tasarlamaya başlıyor.
Ve bunlardan en önemlisi yüksek hızla çıkartma gemisi.
Sea truck dediğimiz bir şey var.
Yüksek hızlı bir deniz aracıdır bu.
Bunu tasarlıyor. Daha sonra çimleri ezmeyen bir el arabası icat ediyor.
Gündelik hayatta kullandığımız şeyleri de icat ediyor.
Ve dikkat ettiyseniz hep böyle farklı farklı şeyler.
Sonra evinin yakınında gidiyor küçük bir atölye kuruyor ve torbasız elektrikli süpürge üzerinde çalışmaya başlıyor.
Tam 5 yıl bunun üzerinde çalışıyor.
Sabır ve sebat budur.
Ve 5127.
denemesinde dünyanın ilk torbasız ve yüksek emiş gücüne sahip elektrikli süpürgesini bulmayı başarıyor.
Bu süreç hakkında James Dyson diyor ki bir mucidin fikrinden vazgeçmesi sayısız kez gerçekleşmiş bir şeydir.
Doğru. 15. prototipimi yaptığımda 3.
çocuğum doğmuştu. 2627.
de ise ben ve eşim gerçekten kuruşları sayıyorduk.
3.727'de ise eşim ek gelir için sanat dersleri veriyordu.
Gördüğünüz gibi hiç kolay bir süreç değil ve daha sonrasına baktığımız zaman 1993'de pazara girene kadar tam 15 yıl bu ürünü iyileştirmek için çalışıyordu Aysel.
Ve büyük emeklerle hazırladığı G-Force'u yani torbasız elektrikli süpürgesini Japonya'ya satmayı sonunda başarıyor.
Bu arada G-Force'un da bu ortaya çıkışının bir hikayesi var.
Şöyle ki hani az önce uzay teknolojilerinden bahsettik işte şarjlı ev süpürgesi aslında ayda örnek toplamaktan yola çıkılarak küçük ölçekte evlerimize sokuldu dedik ya.
Biraz Dyson'ın da hikayesini ben buna benzetiyorum.
Şöyle ki hatta Da Vinci podcastinde bahsetmiştik ya işte prensiplerini anlatmıştık bakmakla görmek arasındaki farklardan bahsetmiştik.
Dyson tam o kategoriye uyan bir kişilik zaten mucit olduğu için çok normal ama bu G-Force'u bulma aşamasında tabii ki de mühendislik içgüdüleri de devreye giriyor.
Şöyle ki bir gün Sir Dyson böyle yerel bir kereste fabrikasına gidiyor.
Orada... Talaş'ın büyük endüstriyel siklonlar tarafından havadan nasıl uzaklaştırıldığını fark ediyor.
Görüyor bunu. Ve o sırada dediğim gibi mühendislik üçgidüsü devreye giriyor.
Acaba diyor bu daha küçük bir ölçekte işe yarayabilir mi?
Bunu düşünmeye başlıyor. Hemen gidiyor bir karton prototip oluşturuyor ve bunu makinesine bağlıyor.
Harika değil evet ama yine de tozu çektiğini fark ediyor bu şekilde bile.
İşte 15 yıl sonra 1993'te piyasaya sürdüğü GeForce'un hikayesi böyleydi.
Sayısız deneme var arkasında, sayısız prototip, sayısız emek.
GeForce daha sonra bir de tasarım ödülü almayı başarıyor.
Keşke aynısından yine yapsalar böyle parlak pembe bir süpürge.
Çok cool bence.
Dyson aynı yıl 93'te kendi adını taşıyan yani Dyson adını taşıyan yeni bir model üretmek için İngiltere'de çalışmalara başlıyor.
Kendi araştırma merkezini kuruyor, fabrikasını kuruyor.
Burada da... sigara dumanı ve mikroskobik toz taneleri gibi böyle çok ince partikülleri toplayabilen bir cihaz geliştiriyor.
Dyson, Root, Cyclone işte bu sistem sayesinde de geleneksel toz torbaları tarihe karışıyor.
Bu buluştan sonra zaten Birleşik Devletler pazar raflarındaki yerini de alıyor.
Hatta o güne kadar en çok satan elektrik süpürgesi modeli olmayı da başarıyor.
Gördüğünüz gibi Dyson eşittir gündelik hayatta problem çözme fikri ayrıca inovasyon ve tasarım.
Bir de güzel olan yanı şu ki bunları yapıp böyle köşesine çekilmemiş mi?
Başardım tamam okey.
Böyle bir şey olmamış. Her yıl hala çok ciddi R&D yatırımları yapıyor.
9000'in üzerinde patente sahip Dyson.
Ve sürekli sürekli yeni ürünler geliştiriliyor burada.
Ve bu R&D merkezleri tam bir okul gibi çalışıyor.
Dyson Mühendislik ve Teknoloji Enstitüsü.
Bir de geçen hafta hani bu sürdürülebilirlik, karbon ayak izi mevzularından bahsetmiştik ya.
Dyson bunu da çok önemsiyor.
Bu benim çok hoşuma gidiyor. Umarım bize de örnek olur çünkü 2013 yılında James Dyson, Dyson Farming diye bir şey kurdu.
Bu da İngiltere tarımında verimliliği ve sürdürülebilirliği artıran ticari bir tarım işletmesi Dyson Farming.
Ne yapıyorlar burada? Düşük çevresel etkiye sahip lezzetli yüksek kaliteli yiyecekler yaratmaya çalışıyorlar ve bunun yanı sıra uzun vadede biyolojik çeşitliliği önemsiyorlar ve çiftçilikte
yeniliğe teşvik eden, toprağın koruyucusu olmaya odaklanan bir tarım işletmesi Dyson Farming.
Şimdi gelelim bu podcastın en heyecan veren kısmına.
Dyson biliyorsunuz bir aile şirketi ve bünyesinde 6 bin mühendis ve bilim insanı da dahil olmak üzere küresel olarak doğrudan 14 binden fazla kişiyi istihdam ediyor.
Bizi ilgilendiren kısma geliyorum.
Dyson Vakfı tasarım ve mühendislik öğrencilerine açık olan ve yılda bir kez düzenlenen uluslararası tasarım yarışması düzenliyor arkadaşlar.
Biraz Dyson Vakfı'ndan da bahsetmek istiyorum.
Şöyle ki kampüs duvarlarının ötesinde aday mühendisleri güçlendirmek, Mühendisliği eğitimle desteklemek, tıbbi araştırmalara yatırım yapmak ve Dyson'ın faaliyet
gösterdiği yerel toplulukları geliştirmek için uluslararası bir hayır kurumu olarak çalışıyor burası.
James Dyson ödülü yeni nesil mühendisleri ve gerçek problemlere karşı yaratıcı fikri olan herkesi destekleyen ilham veren bir tasarım ödülü.
Mucitlerin fikirlerini gerçek hayata uyarlayabilmeleri için Önemli kariyer fırsatları sunulacak.
Uluslararası ve sürdürülebilirlik alanlarında çok iddialı projeler değerlendirmeye alınacak.
Fikirlerimi tüm dünya duysun istiyorum diyorsanız gerçekten çok iyi bir fırsat.
Bu arada size önceki senelerde kazanan bazı projelerden de örnekler vermek istiyorum ki Bu yarışmanın amacıyla alakalı daha net bir fikriniz oluşsun.
Mesela benim en ilgimi çekenlerden birisi 2020 James Tyson ödülünün uluslararası kazananıydı The Blue Box projesi.
İcat eden kişi henüz 23 yaşında.
Buluşu da şu evde idrar örneği kullanılarak meme kanseri tespit edilebiliyor.
Gerçekten muhteşem. Yine 2020'de ilk sürdürülebilirlik ödülünün kazananı da atık mahsulden yapılmış yeni bir maddeyle UV ışığını yenilenebilir enerjiye dönüştürüyor.
Geleneksel güneş panellerinden daha fazla güneş enerjisini yenilenebilir enerjiye dönüştürme potansiyeline sahip bir proje bu.
Bunun dışında geri dönüşüm için plastik maddeleri tanımlama, bıçak yaralanmalarında aşırı kan kaybını önleme ve evde tıbbi teşhislerin iyileştirilmesi gibi projeler çıktı bu yarışmada.
Bir de benim ilgimi celbedenlerden birisi 2014'ün uluslararası kazananıydı.
Onun buluşu da şöyle yeni doğan bakımı için daha iyileştirilmiş koşullar sunan bir küvüs ki zaten bu tüm bağımsız testleri başarıyla geçiyor.
Şu anda 3 Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti yatırım ortaklığında kullanılıyor bu küvüs ve şimdiye kadar 20'den fazla çocuğun hayatına dokundu 2014'te bulunan bu buluş.
Bir de 2017'de Amerika Birleşik Devletleri ulusal ikincisi.
El yıkamayı teşvik eden renkli bir sabun kalemi SOA Pen buluşunu ticarileştirdi ve Forbes 30 yaş altı 30 isim listesi gibi prestijli bir sayfada yerini aldı.
Eğer siz de James Dyson ödülüne başvurabilirim, benim de gerçek problemlere karşı çözüm sunan fikirlerim var ve kararlıyım diyorsanız...
Aşağıda açıklamada paylaştığım linkten ödül detaylarını ve nasıl başvurabileceğinizi inceleyebilirsiniz.
Ayrıca ödülle alakalı güncel bilgileri mailing üye olarak düzenli olarak takip edebilirsiniz.
Başvurular 6 Temmuz'da sona erecek.
Her yıl tekrarlanan ödül başvuruları için eğer bu sene geç kaldığınızı düşünüyorsanız seneye tekrar şansınızı deneyebilirsiniz.
Umarım güzelliklere vesile olurum demek istiyorum.
Şimdi gelelim biz nasıl pes etmeyeceğiz kısmına.
Öncelikle insan olduğumuzu hatırlatalım hep kendimize.
Yani bir hedefin peşinde koşarken bazen tökezleyebiliriz, düşebiliriz.
Hatta şöyle düşündüğümüz anlar olması da çok muhtemel.
Bu düşündüğümden daha zor dediğimiz anlar ya da bunu yapıyorum evet ama nereye varacak bu işin sonu dediğimiz anlar.
Ya da neden bu kadar uzun sürdü?
Acaba zamanımı boşa mı harcıyorum olmayacak mı?
Daha kaç kez başarısız olacağım dediğimiz anlar ve bonus acaba vaz mı geçsem dediğimiz anlar.
Aman sakın ha çünkü vazgeçmemek gerçekten bir zihniyettir ve bizim de benimseyebileceğimiz bir zihniyettir bence.
Peki biz nasıl bu düşünce yapısına bürünebiliriz?
Dyson gibi düşünerek yani işler ne kadar sarpa sararsa sarsın.
Israr ederek dedim ya eşiyle beş parasız kaldı.
15. prototipini yaparken 3.
çocuğu doğdu. Eşi ek gelir için ders vermeye başladı.
Yine de vazgeçmedi.
Hatta bu büyüyünce ne olacaksın podcastında demiştim ya.
Komutan Hannibal'ın sözünü hatırlayın.
Ya bir yol bulacağız?
Ya da yapacağız. İşte böyle dünyaya damgasını vurmuş mucitleri, bilim adamlarını böyle arkasındaki felsefeye baktığınız zaman bu vazgeçmeme zihniyetini göreceksiniz.
Çünkü onlar şöyle düşünüyor.
Sorun varsa çözmek vardır diye düşünüyorlar bence.
Biz de böyle düşünelim. Sorun varsa çözüm de vardır diye düşünelim.
Mesela şöyle düşünebilirsiniz.
Atıyorum sınavı kazanamadınız.
Tekrar bir planlama yapabilirsiniz.
Ya da oturup şöyle düşünebilirsiniz.
Şu an yapabileceğim en iyi şey ne?
Ne yapabilirim? Bu konuyla alakalı ne yapabilirim?
Oturun yazın. Planlama yapın.
Yani kısaca zihniyetinizi değiştirin.
Zihniyetimizi bırakmayacağım, pes etmeyi reddediyorum, ısrarcıyım olarak değiştirmemiz gerektiğini söylüyorlar.
Eğer böyle başkalarından ilham alan, motive olan biriyseniz...
Onların nasıl bu problemleri aştığına bir bakın araçlarına.
Hani ben biyografi podcastleri yapmayı çok seviyorum ya.
Bunun altyapısında aslında bu var.
Başkalarının hayatına ilham alan bir karakterim ben.
O yüzden Dyson'ın hayatını çok ilham verici buluyorum.
Yani diyorum ya 5127 kez denemek ne demek?
Demek ki işin sırrı pes etmemek dedim hayatını okuduğum zaman.
Yani başkalarının nasıl vazgeçmediğini düşünebilirsiniz.
Onlar nasıl bırakmadıysa ben de bırakmıyorum diyebilirsiniz.
Bir de şöyle bir çözüm önerim var.
Bir arkadaşınızı tembihleyin mutlaka.
Ben öyle yapıyorum genelde.
Sizi böyle pes ettiğiniz anlarda yakalasın, silkelesin, kendine gel desin ve ayağı kaldırsın.
Tekrar yolunuzda devam etmeniz için vesile olsun.
Bir de pes etmemekten bahsediyoruz.
Ne için pes etmeyeceğiz?
Bir hedefimiz olması gerekiyor değil mi?
Bir hedef belirlememiz gerekiyor.
İşte bu noktada en önemli adımlardan biri o hedefe ulaşmak istemenizin tüm nedenlerinin bir listesini yapmanız.
Çünkü nedenleriniz işler zorlaştığı anda bile sizi hedefiniz için çabalamaya devam etmeye motive edecek.
O yüzden diyorum hedef belirlememiz çok önemli.
Pes etmek istediğinizde hedeflerinizin sizin için ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlamanız için böyle bir liste yapabilirsiniz.
Eğer hedefinize giderken kullanmakta olduğunuz yaklaşım çalışmıyorsa...
Farklı farklı yollar deneyin.
Yani işe yarayan bir yöntem, başka bir teknik bulmaya çalışın ve kendinize şunları söyleyin.
Vazgeçmeyi reddediyorum çünkü tüm olası yolları daha denemedim.
Bu arada Bambu Ağacı Podcast'ımı mutlaka dinleyin.
Şimdi olumsuz düşüncelere sahip olduğunuzu fark ettiğiniz zaman bu düşünceyi şöyle bir anlığına durdurmaya çalışın.
O an tam olarak ne düşünüyorsunuz?
Hani diyorum ya pes etme noktası.
Kafanızda ne var? Nasıl bir olumsuzluk var?
O kötü ses ne diyor?
Onu bir ortaya çıkarın. Ben neden kendimden emin değilim?
Benim neyim eksik?
Ben neden kendimden şüphe ediyorum diye bir düşünün.
Hemen çaresizliğe kapılmayın.
Bir de şunu düşünün.
Ulaşmak istediğiniz şeyin sizin için gerçekten önemi ne?
Yani o hedef neden sizi heyecanlandırıyor?
Sizin için gerçekten uygun mu?
Hep bunu söylüyorum. Uygun değilse boşuna...
Zaten böyle uzun vadede motivasyon sağlayamıyorum diyorsunuz ya bazen bunun sebebi de buymuş.
O hedefin size uygun olmamasından kaynaklı.
Bir de şunu hiç unutmayın en zor zamanlar başarıya giden büyük bir atılımın habercisi olabilir hayatınızda.
Eğer Sir Dyson 5126.
denemesinde bıraksaydı başarısız oldum diyecekti ama bırakmadı 5127.
de başardı. Yani en zor zamanlarda pes edersek yaşadığımız o kötü duygular ve daha nicesi tekrar tekrar tekrar yaşanacak.
O yüzden pes etmemek bu kadar önemli.
Hayatta karşılaştığımız zorlukları, o büyük mücadeleyi pes etmemek istediğimiz şey her neyse onu böyle kocaman büyük bir kaya olarak hayal etmemizi istiyorum.
Eğer vazgeçerseniz sadece o kayanın etrafında dolaşmak için taşın etrafında çalışacaksınız.
İşte bu zorluğu aşmanın en hızlı yolu taşı kırıp içinden geçmek arkadaşlar.
Yani zorluk ne kadar büyük olursa olsun Onu kırmamız bizim için bir zorunluluk olsun.
Neden? Çünkü kazananlar asla pes etmez ve pes edenler asla kazanamaz.
Pes etmemek hayatımızın mihenk taşlarından biri olsun.
Çünkü başarı her gün tekrarlanan o küçük çabalarımızın toplamı değil mi bir yerde?
Ve şunu da asla unutmayalım.
Başarısızlık genellikle başarı gününün şafağından önceki sabahın erken saatlerindeki karanlıktır.
Tıpkı 5127.
denemenin öncesinde yaşananlar gibi.
Aşağı bırakacağım linkten yarışmanın detaylarına ulaşabilirsiniz.
Umarım bu podcastı dinleyen ve başvuran gençlerin hayatının fırsatına ve hayallerine kavuşmasına vesile olabilirim.
Haftaya tekrar görüşmek üzere sakın pes etmeyin.
Hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
