
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Bugünkü konumuz Pablo Picasso olacak ama ben onu anlatmaya başlamadan önce onunla ilgili çok sevdiğim bir hikayeyle açmak istiyorum bu yayını.
Hikaye şöyle arkadaşlar Picasso bir kafede oturmuş kahvesini içiyor ve bir yandan da önündeki peçeteye boş durmamak için çünkü çok üretken bir adam resim çiziyor.
ve kafesini bitirdikten sonra usulca o peçeteyi alıyor katlıyor ve tam çöpe atacakken karşısında onu izleyen bir kadın var kadın koşarak Picasso'nun yanına geliyor diyor ki acaba o resmi çöpe
atmasanız da bana verseniz diyor sonra biraz utanıyor kadın nezaketen diyor ki tabii ki parasıyla diyor Picasso da diyor ki hay hay 20 bin dolar Kadın tabii şok geçiriyor.
Ne 20 bin dolar mı?
Ama 2 dakikada çizdiğiniz diyor.
2 dakikada çizdiğiniz resim için benden 20 bin dolar mı istiyorsunuz?
Picasso da diyor ki hayır hanımefendi ben o resmi 60 yılda çizdim diyor.
Neden bu konuyla açılış yaptım?
Çünkü Türkiye'de Picasso deyince hala hatırlayanlarınız olacaktır.
Hatta hiç bilmeyen insanlar bile Picasso'yu belki bu şekilde öğrendiler o dönem.
Kenan Evren Picasso'nun resimlerine bakıp bunu ben de yaparım demişti.
Hatta bunu ben de yaparım dediği tablosu geçenlerde 179 milyon dolara satıldı.
Cezayir Kadınları isimli tablosu.
Bunu da böyle bir hatırlatmak istedim.
şöyle bir açılış yapalım önce çocukluğundan bahsetmek istiyorum Picasso nasıl bir çocuktu öyle başlayalım daha sonra gençliği vs.
derken bütün hayatından bildiğim her şeyi size anlatmaya çalışacağım şimdi Picasso nasıl bir çocuktu doğumundan başlayalım doğduğu zaman ilk doğduğu zaman ölü doğduğu düşünülüyor hatta hiç nefes almıyor
falan ağlamıyor ve annesi tabi bir anda panik oluyor kadın ve daha sonra amcası diyor ki hayır yaşıyor sakin olun falan diye ki amcası hayatında büyük bir rol oynamıştır Picasso'nun nasıl bir rol?
Tamamen duygusal arkadaşlar.
Amcası çok işte parasal konuda Picasso'ya destek oluyor daha sonrasında.
Aslında ismi Pablo Diogo devamı var ama devamını kesinlikle söyleyemem.
Çok uzun bir ismi var Picasso'nun.
Baya baya uzun ve neden bu kadar uzun isim koydular?
O da şundan dolayı İspanya'nın Malaga şehrinde doğuyor Picasso ve Malaga şehrinde şöyle bir inanış var.
Bir çocuğa ne kadar uzun isim verirseniz ona göre yeteneği artar diye düşünüyorlar ki bu bence gerçekleşiyor daha sonra enteresan bir şekilde.
Picasso oldukça geç yürümüş ve geç de konuşmuş biraz ve ilk söylediği kelime 2 yaşındayken ilk söylediği kelime kalem olmuş.
Babası kent müzesinde görevli aynı zamanda bir devlet memuru aynı zamanda da resim öğretmeni ama biraz memur zihniyetli bir adam zaten ileride anlayacaksınız neden olduğunu.
Annesi çok güçlü çok hırslı bir kadın onu nereden anlayacaksınız çünkü ona bir gün diyor ki oğlum asker olursan general ol.
Din adamı olursan yani rahip olursan da papaz ol diyor zaten inançlı bir aileler.
Papaz ol diyor. Yani çok beklenti yüksek anlatabiliyor muyum?
Hatta daha sonra Picasso bu sözü tekrar ederek ileriki yaşantısında annem bana bunu bunu demişti ama ben ressam olmadım.
Picasso oldum diyor adam.
Biraz narsistlik var mı?
Evet var. Hak ediyor mu?
Kesinlikle. Ama anne baba ilişkilerine baktığımızda babayla bir tık daha yakın olduğunu söyleyebilirim.
Babası Picasso'nun hayatında çok önemli bir figür.
Neden derseniz daha ufacıkken babası kendi fırçalarını veriyor, kendi boyalarını veriyor.
Hep böyle önüne bir resim koymuş yani adam ve hatta bir gün babası diyor ki oğlum hadi güvercin çiz.
Daha çok küçük ama Picasso. Öyle bir güvercin çiziyor ki bu arada güvercinleri var babasının artık görerek resmettiğini biliyoruz ama baya baya böyle gerçekçi bir resim çiziyor ve babası şok oluyor.
O anda zaten yeteneğini anladığı o an çok önemli bir andır.
Hayatını etkileyen şeyleri anlatıyorum size.
Picasso'nun kız kardeşi Conchita isminde bir kız kardeşi var.
Ve bu kız çok küçük yaşta difteri hastalığından dolayı ölüyor.
O ölüm döşeğindeyken Picasso zaten o sıralarda da resim yapıyor.
Tanrı'ya yalvarıyor diyor ki eğer kardeşim iyileşirse.
Gerçekten bir daha hiç resim yapmayacağım işte çocuk yani çocukça ettiği bir dua ama kardeşi maalesef ki ölüyor ama Picasso'nun yani içinden çıkamadığı bir şey o hani resim yapmak zorunda anlatabiliyor
muyum? Bu bir keyfi bir şey değil yani bu çoğu ressamda vardır içten gelen bir şey yazma dürtüsü gibi onda da resim yapma dürtüsü var buna karşı koyamıyor resim yapmaya devam ediyor ve
ama çok umutsuz ve çok üzgün.
Annesi bunu fark ediyor ve diyor ki annesine anne benim yüzümden oldu.
Bunu zaten çok uzun yıllar aşamamış Picasso.
O kardeşinin ölümünden kendini mesul tutma durumunu çok uzun yıllar aşamıyor.
Ve annesi karşısına alıp diyor ki oğlum Tanrı seni cezalandırmadı.
Sana bir lütuf verdi.
Lütfen resme devam et diyor.
Çünkü gerçekten çok fark ediliyor.
Yani Picasso'nun resim sanatıyla bir gün ünleneceğini ailesi de fark ediyor.
Ve 13 yaşına geldiği zaman babası artık fark ediyor oğlunun bir deha olduğunu görüyor ve adam fırçasını tuvalini her şeyini bırakıyor Picasso'nun önüne koyuyor ve diyor ki
Tamam artık ben yapmıyorum.
Çünkü boynuzun kulağa geçme durumu var.
Tıpkı bu Leonardo da Vinci'nin ustası ve Rocio'yu geçmesi gibi.
Gelelim gençlik dönemine.
14 yaşındayken Picasso işte genel eve gidiyor.
İlk bakirliğini orada hani kaybediyor diyeyim.
Ve bir hayat kadınıyla beraber oluyor.
Daha sonra işte beraber olduktan sonra kadına diyor ki geç şuraya senin resmini çizeceğim.
Daha 14 yaşında ve yaptığı şeye bakın yani.
Adam zaten belliymiş yani.
2 yaşında kalem diyen bir adamdan bahsediyorum.
Ve 15 yaşına geldiği zaman da Barcelona'da babasının resim öğretmenliği yaptığı koleje giriyor.
Yani koleje kabul ediliyor.
Ama şimdi buraya girmek gerçekten çok zor.
Çünkü burada okuyanlar zaten Picasso'dan yaşça büyük.
Ve buraya girmek için bir sınav gerekiyor.
Bu sınav da üç aşamalı bir sınav.
Yani burada işte baskı kullanıyorlar, desen kullanıyorlar, canlı model çizmesi gerekiyor.
Ve diyorlar ki sınav için sana bir ay veriyoruz.
Bir ay mühletin var. Yaptın yaptın.
Ve Picasso bir gün içerisinde yapıyor.
Tabi hayranlıkla bu koleje kabul ediliyor.
Bu akademiden sonra gittiği akademide de hocasıyla bir çatışma halinde.
Çünkü hocası sürekli diyor ki iyi bir ressam olmak istiyorsan eski işte ustaları taklit edeceksin bilmem ne.
Bir taklitçilik var akademide ve buna karşı geliyor Picasso.
Özgün olmak istediğini söylüyor ve özgün olmak istediğini söylediği için zaten sürekli çatışıyorlar.
Okula gitmiyor, çok disiplinsiz.
Sürekli diyor ki başkalarının söylediğini çizmek istemiyorum.
Ben özgün olmak istiyorum.
falan diyor babası diyor ki oğlum işte akademide kal akademiyi bırakma orada öğretmen olursun memur ol kafasında yani ama Picasso'da bu yok çünkü Picasso'da ne var biliyor musunuz kendine bunu yakıştıramıyor
yani akademide öğretmen olmayı bile kendisine yakıştıramayan bir adam yani içinde o dehanın olduğunun farkında ve babasına diyor ki benim okula ihtiyacım yok Bak bak bak alfa okula
ihtiyacım yok. Sonra diyor ki bir gün çok büyük bir ressam olacağım ve bunu da kendi yöntemimle yapacağım diyor babasına.
Ve daha sonra bunu başarıyor.
Kübizm'i işte Kübizm'in babası olarak biliyoruz Picasso'yu.
Hemen Kübizm demişken onunla ilgili de bir podcast yaptım.
Kübizm nedir ne değildir, sentetik Kübizm, analitik Kübizm.
Picasso'nun sanatını daha yakından tanımak isteyenler için ayrı bir podcast yaptım.
Onu dinleyebilirsiniz. Bu adam neler yapmış derseniz.
Hemen burada şunu söylemek istiyorum.
Şimdi Türkiye'de Picasso dedilince akla hemen şey geliyor.
İşte adam işte yok üçgen surat yapmış, dikdörtgen bilmem ne.
Gerçekten bunu çok duyuyorum yani.
Burada bir Kenan Evren kafası var.
Yani bu Picasso eserlerini yorumlarken herkeste bir Kenan Evren kafası oluşuyor.
Bunu ben de yaparım. Onu siz de yapabilir misiniz?
O tartışılır. Çünkü ki bizim dediğimiz şey içinde o kadar basite böyle indirgenecek bir durum yok.
Çünkü orada analitik bir zeka gerekiyor.
Mesela figürlerin bakış açısı sizin baktığınız yöne göre değişiyor vs.
Bunlar hep analitik zeka ile yapılmış şeyler.
Bir de şöyle bir durum var.
Picasso dediğimiz adam klasik döneme ait resimler gibi resimler de yapabiliyor.
Yani her türlü resmi yapabilen bir adam.
Olay şu ki tamam biz diyelim ki kübist işte geometrik çizdik.
Geometrik bir şeyler çiziktirdik pardon.
Peki biz klasik dönem resmi gibi resim yapabiliyor muyuz?
Yapamayız. Çoğumuz yapamayız.
Bu adam Velazquez tablosu işte Goya'yı taklit ediyor bilmem ne yapabiliyor yani.
Picasso bir seçenek olarak kübizimi seçiyor.
Yani bu çok önemli bir detay.
Adam her şeyi yapabiliyor ama tercih etmiyor.
Adam yenilik aradığı için bir kübizime yönelme var burada.
Bir akım yaratma.
Hani başlangıçtan beri diyor ya ben Picasso olacağım ve oluyor.
Bu şekilde oluyor. Eğer herkesi taklit ederek bir yerlere geleneceğinin farkından yani sıradanlığa karşı bir adam ki bir sanatı bir sanatını tekerrür etmez.
Hep böyle farklıdır. Hep değişik.
Hep yenilik arayan bir insan.
Bir de şöyle bir şey var. Hemen bunu belirtmek istiyorum.
İşte dedim ya 179 milyon dolara tablosu satıldı.
Buna da bakıp millet diyor ki Bu tablolara bu kadar hangi salak para veriyor hangi salak değil hangi zengin dememiz gerekiyor.
Çünkü bu tabloların bir borsa senedi borsa hissesi gibi işte bir altın gibi meta bir değeri var.
Bunlar alınıp satılabiliyor.
Mesela aldığınız tabloyu 179 milyon dolar aldığınız tabloyu bir sonraki sene.
200 milyon dolara satarsınız.
Yani zenginler de bunu bir yatırım aracı olarak gördüğü için evlerine alıyorlar.
Zannetmeyin ki hepsi böyle bir aman tanrım sanat aşkıyla yanıp tutuşuyorlar falan.
Ondan değil yani adamlar evin içinde hem diyorlar görsel bir şey olsun hem bir Picasso'nun değeri var.
Belki yaptığı resmi beğenmeyebilirsiniz ama Picasso'nun bir marka değeri var.
O peçeteye çizdiği şeyi de o kadın alsaydı inanın onu çok yüksek bir rakama satabilirdi.
Neden? Çünkü Picasso yaptı.
Tıpkı şey gibi markalara verilen değer.
ne bileyim işte Coco Chanel mesela.
Neden bu kadar pahalı?
Kadın öldü gitti yani. Çünkü bir marka değeri oluşturdu.
Bu işte. Picasso'nun da bir marka değeri var.
Nerede kalmıştı? İnanın hatırlamıyorum.
Devam ediyorum. Hiç bilmiyorum şu an nerede kaldım.
Daha sonra akademiden akademiyi terk ediyor.
Paris'e gidiyor. Paris'e gittiğinde de yanında çok yakın bir arkadaşı var.
Adı da Casemegas arkadaşının adı.
Beraber Paris'e gidiyor. Bu sırada da 1899 yılları ve o sırada zaten İspanya Amerika Savaşı var sıkıntılı bir dönem zaten bu arada İspanya Amerika Savaşı demişken
bunun sebebi lanet emperyalistler kahvelerine ucuz şeker atabilsin diye Küba için çıkan savaştan bahsediyorum bu arada yeri gelmişken hemen söyleyeyim Netflix'te Küba ile ilgili bir belgesel var 10 bölümden oluşuyor
Küba'yı kurtarmaktı galiba adı İzlerseniz bu savaşın detaylarını görebilirsiniz.
Emperyalizmi ve işte Küba, İspanya, Amerika neler olmuş onları görmek için tavsiye edebilirim.
Bu dönemde gidiyorlar 1899 yıllarında savaş var ama çok mu umurlarında?
Hayır. Bunlar işte hayatımızı yaşayalım falan kafasındalar Fransa'da.
Ama şöyle bir durum var. Fransa'da çok fazla yani Paris'te çok fazla İspanyol ressam var ve zebil gibi ressam var.
Neden? Çünkü Paris o sıralarda sanat başkenti gibi bir şey yani.
Gerçekten zor Sadece o dönemde biraz Picasso bir açlık, bir sefalet, bir yoksulluk yaşıyor.
Çünkü onun dışında size şunu söyleyemem.
Picasso çok sefalet çekti.
Diğerleri gibi şöyle süründü falan diyemem.
Bu adam her zaman zengindi.
Ve bir önceki podcast'ımda bahsetmiştim.
Picasso gelmiş geçmiş en zengin ressamlardan birisidir.
Trilyonerdi yani yaşadığı dönemde.
Tabii daha sonra uzun oluyor. Neyse bu Casagamas'la beraber kankisi.
Gidiyorlar Paris'e. Orada Casagamas...
tane kıza aşık oluyor.
Bu kız da Picasso'yla Casagamas'a o da ressam.
Modellik yapan kızlardan birisi.
Kıza aşık oluyor ve kız buna karşılık vermiyor.
Yani daha doğrusu şöyle beraber oluyorlar ama beraber olamıyorlar.
Çünkü Casagamas iktidarsız yani kıza göre.
Daha sonra kız diyor ki ben seni istemiyorum çünkü sen iktidarsızsın.
Yani cinsel anlamda söylüyor bunu.
Ve kız bunu reddediyor.
Casagamas bunu kaldıramıyor.
hem kıza aşık hem reddedilmiş kız başkalarıyla görüşüyor falan filan derken o sıralarda Picasso bir İspanya'ya gidiyor ve Casagamas Paris'te kızla buluşuyorlar ve böyle kalabalık bir ortam
var Casagamas silahını çıkarıyor tam kıza ateş edecekken sanırım vazgeçiyor bilmiyorum orasını kafasına sıkıyor silahla ve çok kötü bir ölüm yani çok Korkunç bir ölüm.
Bu şekilde intihar ediyor.
Ve Picasso daha sonra Paris'e dönüyor.
Gerçekten büyük bir travma yaşıyor bunun üzerine.
Daha sonra yani bunu anlattım.
Çünkü bu Picasso için çok önemli bir dönem.
Neden? Çünkü Picasso'nun mavi dönemi dediğimiz yaz tuttuğu bir dönem var.
Ama şöyle de bir durum var. Mavi Picasso'nun en sevdiği renkmiş.
Yani çalışırken falan mavi tulum giydiği söylenene geliyor.
Bilmiyorum doğru mu? Küçükken de en sevdiği renk.
Büyüdüğünde de hep bir mavi aşkı varmış.
Ama bu yaz dönemi.
ile beraber arkadaşının ölümüyle beraber tamamen mavi tonlarda yapmış olduğu tablolar var hep mavi ve mavinin varyasyonları ben en çok da bu tablolarını seviyorum bilmiyorum ya
orada duygu geçiyor insanın o tablolarında belki ondandır onları çok severim yani şunu demek istiyorum eğer bir Picasso resmine rastlarsanız yani ortamlarda satılacak bilgi biliyorsunuz
podcast'ın adı mavi tonlardaysa bunu bilin ki bu Picasso'nun gençlik dönemlerine ait ve bu 1899 sonrası o döneme ait ve arkadaşını kaybettikten sonra o yasla beraber
yapmış olduğu yaklaşık 3 sene süren bir dönemine tekabül ediyor bunu bilmenizi gerekiyor bence.
Yine hatırlamışken ortamlarda satılacak bir bilgi olarak şunu söyleyeyim.
Picasso arkadaşının ölümüne sebebiyet veren bu kızda arkadaşı hemen öldükten sonra bir cinsel beraberlik yaşıyor.
Çok pişman olsa da ömür boyu görüşmeye devam ediyorlar arkadaş olarak.
Hatta bu kadınla ilgili şöyle bir detay da var.
Picasso'nun çok önemli tablolarından birisi Avignonlu kızlar.
Burada Avignon caddesindeki fahişeleri resmetmiş bir genel evde.
Beş tane kadının resmi var bu tablonun içerisinde.
Beş figür var. Bu beş figürden birisi de Casagamas'ın ölümüne sebep olan kadın.
Yani Picasso'nun daha sonra birlikte olduğu kadın.
Onun da resmi var bu tablonun içerisinde.
Bu resimde ne var derseniz bu resimde kendilerini incelemeleri için müşterilerine sunan 5 fahişeyi gösteriyor Picasso ve bu resim yapıldıktan sonra burada işte sivri uçlu üçgen göğüsler, çıkıntılı
bacaklar, işte kadınların yüzlerine bakıyorsunuz Afrika maskları gibi ve bunu yaptıktan sonra Picasso'ya yani en ateşli destekçileri bile sen ne yaptın falan deyip karşı çıkıyorlar hatta bir
delinin eseri diye nitelendirenler bile oluyor.
Şimdi mavi dönemine tekrar geri dönmek istiyorum neler yaşandı bu dönemde.
Paris'e gittiği zaman dil bilmiyor dediğim gibi bir yoksulluk çekiyor.
Zaten gurbette İspanya'dan gelmiş Paris'e biraz dışlanıyor biraz hırpalanıyor.
Bir de çok önemli bir şey var.
Adam o kadar acı dolu ki o anda belki de.
O sıralarda aslında yani arkadaşı ölmeden önce müşterileri sipariş yapmaya başlamıştı Picasso.
Ama bu döneme girdikten sonra müşterilere sipariş yapmayı bırakıyor.
Ve yalnızca kendi beğeneceği resimler yapmaya başlıyor.
Biraz daha böyle... içine dönüyor diyebilirim hatta bu mavi dönemdeki resimleri böyle incelediğiniz zaman figürlerin size bakmadığını görürsünüz hep başka yerlere bakarlar hep bir kederlidirler burada da aslında bu içe dönüşün
nasıl geliştiğini görebiliyorsunuz mavi dönemde insanlar sizinle irtibat kurmuyor yani bakışlarıyla Bir de şöyle bir durum var.
Picasso bunları yaptığı dönemde hiç müşteri bulamıyor adam.
Ama çok ısrarcı hala.
Mavi dönemde ısrarcı.
Bir de çalıştığı sanat simsarı var.
Adam Picasso'nun tablolarını pazarlamaya çalışıyor.
Picasso'ya geliyor diyor. Yeter artık hani mavi çizme satamıyorum.
Ama Picasso hayır ısrarla devam ediyor.
Bu sanat simsarı da Picasso'nun sözleşmesini iptal ediyor bu durumdan sonra.
Ve Picasso eserlerini satamaz duruma giriyor.
Ne oluyor? İşte eskicide böyle saçma sapan çerçevecilerde falan Picasso'nun resimleri satılmak için uğraşılıyor o dönem.
Bu dönem için biraz yoksulluk çekti diyebilirim Picasso için.
Bir de şöyle bir durum var. Bu dönemin önemi ne peki?
Yani sanat simsarı ona sırt çeviriyor.
Hayır diyor mavi yapacağım ısrarla.
İşte burada aslında taklitçilikten uzaklaşıyor tamamen ve kendi içine dönüyor.
Aslında kötü olaylar yaşadı.
Evet ama bu iyi bir hadiseye sonuç verdi diye düşünüyorum ben.
Belki kendini bulamayacaktı ve bu bir vesile oldu diye düşünüyorum ben.
Bu arada Picasso hep gel git yaşıyor.
İspanya'ya gidiyor, Paris'e geliyor.
Bir gel git dönemi, istikrarsız bir dönem yani.
Sonrasında ise bir kadınla tanışıyor.
Bu kadın önemli bir kadın. Hatta Picasso'nun kadınları çok önemli daha doğrusu.
Adam aşksız yaşayamıyor.
Aşk adamı diyebilirim. Yani sanatını aşkla besleyenlerden.
Fernando Oliver ile sevgili olduktan sonra Picasso mavi döneminden çıkmaya başlıyor yavaş yavaş.
Bu dönemde de böyle sirk resimleri falan yaptığını görürsünüz.
Medrano sirki diye bir sirk var.
Sırf sırf oraya gidiyorlar.
İlk zamanlardaki kadar böyle yalnız yoksul resimler görmüyorsunuz.
Daha böyle bir değişim olduğunu gözlemleyebiliyorsunuz.
Yani maviden pembe dönem dediğimiz bir dönemi var Picasso'nun.
Pembe dönemine aşk dönemi gibi.
Tabii bu radikal bir geçiş değil.
O kadar radikal değil. Sadece tonlarda dediğim gibi bir pembeye kayma var.
Kahverengiye yumuşatsıma var renkleri ama bir önceki mavi döneminde hep böyle çaresiz, yoksuz, umutsuz insanları çiziyordu ya artık bunları sürekli sirke gittiği için o sirkteki
yerler sirkteki insanları çizmeye başlıyor.
Yani yoksulların, fakirlerin yerine kimler geliyor?
Hokkabazlar, soytarılar, akrobatlar geliyor.
Yani Picasso'da böyle bir şey görürseniz tablosu bilin ki pembe dönemine ait pembe tonlarında ve varyasyonlarında ve soytarılar akrobatlar bir sirk resmi varsa bu bilin ki Fernande ile olan
ilişkisinin başlamış olduğu pembe döneme ait diyebilirsiniz şimdi burada aslında çok sert bir geçiş yok dediğim gibi ama yine insanlar mutsuz yine çaresiz yani yine böyle gülümsemeyen
insanlar göreceksiniz yine böyle iç burkan resimler görürsünüz bu dönemde Hani şey vardır ya böyle ağlayan palyaço resimleri bizi üzer.
Ben çok üzülürüm onlara bakınca.
Varyasyonu gibi düşünebilirsiniz.
Yani evet ışıltılı bir sahne, sirk ama çizdiği insanlara bakıyorsunuz.
Hep mutsuz, sirkle çalışıyorlar ama mutsuz insanlar.
O gösteri eğlence dünyasının insanlarının farklı bir yüzünü gösteriyor burada size.
Hep böyle melankolik, hep bir hüzün, hep bir dram.
Ama bu dönemin sonuna doğru resimlerinin daha böyle pembeleşmeye başladığını görürsünüz.
Bu da onun yavaş yavaş bu moddan da çıktığını gösteriyor.
Baktığınız zaman evet Picasso çoğu akıma dahil olmuş ama en son dediğim gibi mavi dönemi var pembe dönemi var ve pembe dönemini de ne için bırakıyor?
Kübizm için bırakıyor. 1907'de artık kübizm için pembe döneminden de vazgeçiyor.
Tıpkı bir kadın için başka bir kadına gitmesi gibi düşünebilirsiniz.
Hep Picasso birileri için birilerini bırakmış vazgeçmiş bir adam.
Sanatı da aynı şekilde. Yani ben sanatıyla o adamın aşkını çok paralel görüyorum.
Onlardan bahsedeceğim az sonra.
Şimdi kübizimi zaten anlattığım bir podcast var detaylı olarak.
Şu an kübizimden bahsetmeyeceğim.
Onu dinlemek isteyenler dinleyebilir.
Şu an artık gıybet time demek istiyorum.
Artık biraz gıybet ve dedikodu zamanı.
Picasso demişken neyi bilmemiz gerekiyor?
Evet sanatı okey ama bu adamın aşkları da çok önemli demiştim.
Fernande ile başlatmıştım aşklarını.
Fernande onu mavi döneminden çıkardı.
Pembe dönemine usul usul soktu.
Fernande'den sonra Eva diye bir kadınla beraber oluyor.
Sanırım yanılmıyorsam Fernande'nin yakın arkadaşıydı ve birbirlerine misilleme yapmak için bu ilişki başladı diye hatırlıyorum.
Yani Fernande Picasso'yu kıskandırmaya çalışıyor.
Picasso da gidip onun Kız arkadaşıyla beraber oluyordu.
Eva da bu işte. Eva veremden dolayı ölüyor.
Birinci Dünya Savaşı çıkıyor.
İşte bir sürü olaylar oluyor. O sırada Eva da ölüyor veremden dolayı.
Ve Picasso evet biraz dağılıyor.
Daha sonra aradan bir zaman geçiyor.
Picasso böyle işte kostüm tasarımda yapıyor.
Dekor tasarımları yapıyor aynı zamanda.
Sadece ressam değil çok yönlü bir ressam.
Ve o sırada Olga denilen bir Rus dansçıyla tanışıyor.
Hatta bir arkadaşı Picasso'yu uyarıyor.
Diyor ki işte... bu kadınla çok samimi olma bak evlenirsin gibi bir şey söylüyor Picasso yok ya falan derken gerçekten kadına aşık oluyor ve evleniyorlar Picasso'nun bir oğlu oluyor bu evlilikten fakat Picasso'nun oğlu olduktan
sonra gelenekselce bir yapıya bürünüyor Öyle bir adam değilken bir anda öyle oluyor.
Anneler ve çocukların olduğu tabloları var Picasso'nun.
İşte bu o döneme ait. Genelde de böyle Grek mitolojisinden imgeler var bu resimlerin içerisinde.
Ama ne oluyor çok da uzun sürmüyor evliliği 1920'lerin ortalarında.
Olga ile de ilişkisi bozuluyor ve ayrılıyorlar.
Fakat Picasso Olga'dan boşanmıyor.
Neden? Çünkü diyor ki Fransız hukukuna göre Paris'te yani mal mülk olayı ikiye bölünüyor.
Sırf mal mülkü gitmesin diye adam kadından boşanmıyor.
Boşanmadığı halde o sırada Marie Theresa diye bir kadınla tanışıyor.
Bu Fransız bir kadın. Çok yeni bir ilişkisi başlıyor bununla.
Ve bu kadından da Maya diye bir kızı oluyor.
Ama bu kadın Ceyzi de kiminle aldatıyor?
Dora. Dora Mar. Ben en beğendiğim kadın.
Bu aralarında fotoğrafçı diye mi bilmiyorum.
Doramar'la beraber oluyor.
Marla'da tanışmaları çok enteresan Dora Marla bir kafede tanışıyorlar kadın da harbiden çılgınmış yani kadın bir anda eldivenini çıkarıyor elini masaya koyuyor bıçağı alıyor keskin bir bıçak parmakların arası
tak tak tak vurmaya başlıyor parmakların arasına hani eline girse ölür yani kan kaybından kadın eline batırıyor yanlışlıkla ve kanlar fışkırıyor Picasso o sırada diyor ki aman tanrım bu nasıl bir
kadın falan hemen beraber olmalıyım deyip Dora Marla beraber oluyor böyle bir çılgın bir ilişki şimdi bu Doramar'la beraberken Picasso aslında en önemli tablosunu bence o dönemde yaptı Guernica
tablosu bu tablo beni gerçekten ağlatabilecek nitelikte tablolardan birisi çok derin çok anlamlı ve en sevdiği meseledir Picasso'nun nasıl çıktı bu tablo ortaya nasıl çıktı ondan bahsedeyim
1936'da İspanya'da bir iç savaş çıktı ve milliyetçi kuvvetler Picasso'nun doğduğu şehir Malaga.
Malaga'yı kuşatıyor ve daha sonra da Guernica diye bir köy var.
Burayı işte bombardıman uçakları vuruyor.
Hitler'in uçakları. Vuruyorlar ve hatta bu deneme amaçlı yapıldığı düşünüyor.
Yani Hitler bombalarını burada denedi ve bunun sebebi de İspanya'daki diktatör lider.
Düşünebiliyor musunuz? Böyle bir adam yani Hitler'e izin veriyor kendi memleketini vurması için.
Bu da enteresan bir bilgi.
Daha sonra işte Guernica dediğimiz köyü vuruyorlar ve 1600 kişi falan ölüyor.
Picasso'da bu sırada Picasso'ya bir teklif geliyor.
Paris Uluslararası sergisinde bu İspanyol pavyonu.
var bunun için büyük bir duvar yapılması isteniyor yani büyük bir duvar resmi yapılması isteniyor Picasso'dan Picasso bir kararsız kalıyor çünkü Picasso benim gördüğüm kadarıyla yani okuduğum bu kadar şey okuyoruz
vesaire bunları gördüğüm kadarıyla Picasso apolitik bir çizgide ilerleyen bir adam böyle çok işte milliyetçi falan değil bence bu döneme kadar değildi daha sonrasında belki bu bombardımanın etkisiyle falan
Bu şekle büründü diye düşünüyorum daha sonra bu duyguları kabarmış olabilir Ve tamam diyor hani Guernica Tuvalini yapacağım diyor ve yapmaya başlıyor yaklaşık 3.5 metre 7.5 75 metre civarında
bir tablo çok büyük Hayal edin ne kadar büyük olduğunu Siyah beyaz ve gri tonlarında yapılıyor Dedim ya mavi dönemi var pembe dönemi var böyle bir resim çıkıyor bundan sonra ortaya aslında ne kadar
güzel o koyu tonlamaları kullanması da bir anlamı var.
Çünkü orada da büyük bir yaz var.
Neden? Savaş. Ve bu Guernica'nın içerisine baktığınız zaman böyle gazete kağıdı gibi bir kağıda rastlarsınız.
Böyle detaylı baktığınız zaman.
Orada da aslında dönemin medyasını ben eleştirdiğini düşünüyorum.
Çünkü şimdi de olduğu gibi susan bir medya söz konusu.
burada işte yaralı bir at var boğa var tepede bir ampul var o kadar çok şey kullanmış ki figür kullanmış ve o kadar çok eleştiriye o kadar çok yoruma açık bir tablo ki zamanında
Picasso'ya çok sorulmuş bu resim çok fazla üne kavuşuyor ve daha sonra zaten bu tablo onun aleyhine dönen tablolardan birisi oluyor çünkü büyük bir etki yaratıyor Picasso'nun bu resmi hatta
burada hemen bir bilgi vermek istiyorum Picasso diyor ki tablolar Eve asılan süsler değildir.
Onlar bir silahtır diyor.
Aşırı doğru. Yani Guernica resminin evde olduğunu düşünüyorum.
Ben ciddi ciddi yani ona bakıp bakıp ağlarım ve hiçbir zaman o savaş aklımdan çıkmaz.
Bu bir silah mıdır? Evet. Çünkü sanatın bir gücü var.
Yani Picasso bunu belirtmek istemiş burada.
Bence çok doğru. Ve bu tablo ile ilgili çok fazla spekülasyonlar var.
Bunu mu demek istedi Picasso?
Bu boğayla şunu mu kastetti?
Yok tepedeki ampul işte neydi?
Her şeyi gören bir göğüs. Göz müydü yoksa savaş çıkınca işte elektrikler kesildi onu mu kastediyor?
Bu Picasso'ya da çok sorula gelmiş ne demek istiyordunuz burada falan diye.
Benim bu Guernica adlı tabloda çok sevdiğim bir detay var.
Bir figürün elinde stigmata işareti var.
Aynısı İspanyol ressam Goya'nın 2 Mayıs tablosunda da var.
O beyaz giymiş ana figür var ya ellerini havaya kaldıran Goya'nın 2 Mayıs tablosunda.
Aynı işaret onun elinde de var dikkatli bakarsanız.
Aslında burada çok güzel bir gönderme yapmış ve Goya'ya bir selam çakmış diyebilirim.
Bu çok hoşuma gidiyor. Bir de bu tablo ile ilgili çok sevdiğim bir detay daha var.
Onu da söyleyeyim. Bu tablo yapıldıktan sonra uluslararası bir sansasyon oluyor tablodan sonra.
Hitler de tabii ki de Picasso'ya düşman oluyor.
Faşistler düşman oluyor. Picasso atölyesinde çalışırken bir anda atölyesini Alman askerleri basıyorlar.
Başlarında bir Alman general var.
Picasso'nun başına dikiliyor ve diyor ki bu resmi siz mi yaptınız Guernica tablosu için?
Picasso da dönüp diyor ki ona hayır.
O resmi siz yaptınız diyor Almanları kastederek ve Hitler'i kastederek.
Verilebilecek en iyi cevabı verdi bence.
Yani faşistlere verebileceği en iyi cevabı verdiğini düşünüyorum.
Tarihe geçecek bir konuşma yaşanmış o anda.
Hem sanatıyla hem de bu sözüyle bence müthiş bir cevap diye düşünüyorum.
Peki bu tablonun hikayesi burada bitti mi?
Hayır. O kadar etkili bir tablo ki daha sonrasında şu olay yaşanıyor.
Amerika Dişişleri Başkanı Colin Powell 2003'te bu Irak'ta savaşmak için gerekçelerini sunmak üzere nereye gitmişti?
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gitti.
Neyse adam tam işte Irak'la nasıl savaşacağını falan anlatacak.
Ama arkada ne var? Guernica tablosu.
Reproduksiyonu var büyük ihtimalle ama orada duruyor.
Ve Colin Powell çok rahatsız oluyor.
Çünkü çok ikonik bir tablo savaşla ilgili.
Adam savaş hikayesi anlatmaya gidiyor.
Ve diyor ki bunu kaldıralım.
Kaldırın bunu. Ve onun isteğiyle kaldırılıyor.
Daha sonra mavi bir fon serildiğini görebilirsiniz yayınlarda.
Picasso'yu şimdi biraz daha böyle irdeleyelim.
Daha yakından tanıyalım istiyorum.
Picasso'nun 9 yıl beraber yaşadığı ve ilham perim dediği Françoise diye bir kadın var.
Bu kadından iki çocuğu oluyor Picasso'nun ve Picasso'yu terk eden kadın olarak biliniyor.
Hatta bu kadın daha sonrasında Jonas Salk ile evleniyor.
O da çocuk felci aşısını bulup dünyaya bedavaya veren adam olarak tarihe geçmiştir.
Çok önemli bir isimdir. İlham Perim demesinin sebebi şu.
Müthiş bir kadın zaten. Ressam kimliği var.
Sanatçı, kostüm tasarımcısı ve çok güçlü bir kadın profili çiziyor.
Gerçekten de öyle bence. Bu kadın Picasso'dan ayrıldıktan yaklaşık 11 yıl sonra bir kitap çıkarıyor.
Picasso ile ilgili. Sanın Picasso ile yaşamak diye bir kitap.
Ve kitap korkunç bir satış yakalıyor.
Sonra Picasso çok sinirleniyor.
O süre içerisinde zaten hiç görüşmemişler.
İki çocuğuyla birden bir daha asla görüşmüyor bu kitaptan sonra aşırı sinirlendiği için.
Picasso böyle bir insan. Yani Picasso hep böyle birileri için birilerini bırakmış.
Aşkla besleniyor dediğim gibi böyle kasırga gibi, tufan gibi bir hayat yaşıyor.
Ve arkasında çok fazla iz bırakıyor, tahribat bırakıyor.
mesela Doramar dediğim fotoğrafçı benim beğendiğim sevgilisi onu terk ediyor Françoise için terk ediyor onu sonra Doramar sinir krizi geçiriyor uzun bir süre kendine gelemiyor sonra Picasso'nun oğlu var hani ilk eşi
var dedim ya ondan olan oğlu Paolo ismi o da babasının şoförlüğünü yapıyor adam hayatı boyunca çok umutsuz silik bir yaşam sürüyor ve bundan sonra alkolik oluyor Picasso'nun oğlu alkolik oluyor
Picasso yüzünden. Daha sonra bu hani dedim ya çocuklarını reddetti kadın kitap yazdı diye.
François Thilot'un çocukları.
Ve daha sonra işte dediğim gibi çocuklarını reddediyor.
Sonra en son karısı var Jacqueline dediğim kadın.
Jacqueline diyor ki babanızın cenazesine gelmeyeceksiniz diyor.
Yasaklıyor falan. Çok Türk vari şeyler bunlar farkındayım ama bunlar yaşanmış.
Sonra işte Marie Theresa diye bir sevgilisi vardı.
O da önemli bir sevgilisidir.
Kendini kesiyor Picasso'dan sonra.
sonra Jacqueline en önemlisi bence bu yani en trajik olanı Jacqueline en son beraber olduğu kadın en uzun süreli o da Picasso'dan sonra kendini vurup öldürüyor yani hep böyle bir tahribat
gördüğünüz gibi hatta bir sonraki kuşak bile etkileniyor işte Paolo dediğim var ya Picasso'nun oğlu Paolo'nun kızı oluyor Marina bu Marina'da bir kitap yazıyor diyor ki benim bu mutsuz çocukluğumun
sebebi tamamen dedem yani büyük babam Bunun adı bitmiyor.
Erkek kardeşi var Pablito.
Bu da peroksit içerek kendini öldürüyor.
İntihar üstüne intihar. Sonra Doromar fotoğrafçı dediğimiz kadın.
En son diyor ki evet sanatçı olarak olağanüstü bir insansın ama ahlaktan söz ediyorsak eğer beş para etmezsin diyor Picasso'ya.
Vuh diyorum yani.
Bunun dışında Picasso ile ilgili bilmemiz gereken bir şey daha var.
Bu da hırsız olarak etiketlendiği söylenile geliyor.
Bu da şöyle bir şey. tarihin en ünlü soygunlarından birisi Mona Lisa tablosu çalındı ya 1911'de burada bir parmağı olduğu düşünülüyor Picasso'nun ama daha sonradan
hiçbir ilintileri olmadığı ortaya çıkıyor bilmiyorum doğru mu adı böyle Mona Lisa tablosunun çalınmasıyla da anılmış hapse girmiş ve çıkmış bundan dolayı bir de unutmadan şunu söyleyeyim Picasso böyle baya hayvan sever bir
adammış hatta köpeği var faresi var kedisi var fare diyorum yalnız dikkat edin maymunu var Ama bunların çok iyi yani bunları çok iyi beslediği de söylenmiyor.
Gidin kendiniz yemek bulun falan kafası yaşıyormuş.
Yani öyle bir hayvan sever. Bugün anlatacaklarım bu kadar.
Aklımdaki her şeyi anlatmaya çalıştım.
Umarım eksik gedik bir şey kalmamıştır.
Eğer kaldıysa da size bunu tekrar tatbik etmek için bir şeyler önereceğim.
Öncelikle bir belgesel önereyim size.
Netgeo'da yayınlandı bu belgesel.
Deha. Belgeselin adı Picasso'nun hayatını anlatıyor.
Biyografik bir belgesel.
Çok beğendim ben. İzleyebilirsiniz.
Çok benzetmişler zaten.
Başrode'de Antonio Banderas oynuyor.
Yani izlemeniz için bir gerekçe size.
Bu belgeseli çok beğendim.
İzleyebilirsiniz. Onun dışında Picasso'nun filmleri var.
Ben izlemedim onları. Belgesel izlediğim için onları izlemedim.
Bir de Sero Taber'in Picasso diye bir kitabı vardı.
Ben yıllar önce okumuştum bu kitabı.
Şu an elimde olmalı için çok üzgünüm.
Ama eğer bulmak istiyorsanız.
Şu an baskısı var mı bilmiyorum ama bu nadir kitapta falan bulabilirsiniz diye düşünüyorum.
Gayet güzel. Serot haberin biyografilerini ben zaten çok severim.
Bugünlük anlatacaklarım bu kadar arkadaşlar.
Şimdilik kendinize iyi bakın. Beni dinleyenler Instagram'da Ortamlarda Satılacak Bilgi hesabımı takip ederse beni kimlerin dinlemiş olduğunu görürüm.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
