
Dermalex hakkında detaylı bilgi almak için: https://ty.gl/dermalex_dermalexo_iryfk Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com *Bu bölüm "Dermalex" hakkında reklam içerir*
Transkript
Dermalex Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün öz saygı üzerine konuşacağız arkadaşlar.
Kendini değerli hissetmenin psikolojisini konuşacağız.
Öncelikle öz saygı nedir?
Buradan başlayalım. TDK'ye göre insanın kendine duyduğu saygı, onur...
Haysiyet, izzeti, nefis olarak açıklanıyor öz saygı.
Ama saygı deyince ilk olarak saygı kendimize olan saygıdır değil mi?
Değerli olduğumuzu bilmektir ve tabii başkalarının da değerli olduğunu bilmektir sadece ben değil.
Öz saygının bir diğer adı da benlik saygısı.
Kendi kendimizi değerlendirerek bir sonuca ulaşıyoruz.
Kendi kendimizin onayından geçiyoruz.
Hani ben diyorum ya kendi barkodunuzu kendiniz basın diye.
Aynı onun gibi ve sonuçta kendimize bir değer veriyoruz.
içiyoruz. Kendi nazarımızda yapıyoruz bunu ve o değerin miktarını kim belirliyor?
Biz değil mi? Neden öz saygı bu kadar önemli?
Çünkü ben hem bir bireyim hem de ben bu toplumun bir parçasıyım.
Ben birey olarak o toplumun tuğlalarından biriysem eğer benim de sağlam olmam gerekiyor değil mi?
Önce benim kendimle kurmuş olduğum ilişkim sağlam ve sağlıklı olacak ki ait olduğum topluma da kendi değerimi katabileyim değil mi?
Kendi değerimle bir değer katabileyim.
Zaten benim kendime olan saygım başkalarının da bana saygı duymasını sağlayan faktör.
Öz saygı olmadan saygı oluşturmamız mümkün değil arkadaşlar.
Peki öz saygı kazanmaya nerede başlıyoruz?
Tabii ki doğduğumuz ailede başlıyoruz.
Çünkü bizi yetiştirenler, her kimse onların bize olan tutumlarıyla başlıyor bu süreç.
Az sonra derinlere ineceğiz arkadaşlar.
Şimdi denizin üstünde böyle sırt üstü yatıyoruz.
Bu benlik saygısı neden bu kadar önemli?
Çünkü insan ilişkilerimizi etkiliyor.
Dolayısıyla başarımızı etkiliyor hayatımızda.
Öz saygısı yüksek olan bireylerin kişiler arası ilişkilerde daha toleranslı oldukları, daha bağımsız davranabildikleri, fiziksel sağlıklarının çok daha iyi durumda olduğu.
Grup etkileşimlerinin daha fazla olduğu, yaşamı daha daha anlamlı buldukları, daha iyi öğrenci oldukları, daha az kaygılı ve depresif oldukları, iş yaşamında ise bağımsızlığına değer veren, yarışmaya
açık ve başarılı olmayı istedikleri gözlemlenmiş.
Bizim zaman yönetimimiz, bedenimize bakma şeklimiz, kendimize özel zaman ayırabilmemiz, kendimize bir kitap seçmemiz, bir film seçmemiz bile aslında öz saygımızın işaretlerinden.
Öz saygı zaten dışarıdan da...
görünen bir şey. Kendimize bakışımız, öz bakımımız, sporumuz, giyimimiz, kuşamımız bunlar da aslında kişinin kendine verdiği değeri ve özeni gösteriyor bence.
Bir arkadaşım var senelerdir spor yapıyor, vücut çalışıyor ve haliyle çok katı bir beslenme rutini var.
Hatta az önce bana çılgın bir detoks tarifi atmış.
Kendine böyle detokslar yapıyor.
Ve geçen bir ay boyunca çok zor bir program uyguladı.
Dedim ki hani o yediklerini falan görünce ya dedim nasıl yapıyorsun bütün Bakın bunları nasıl kendine özeniyorsun sen bu kadar?
Hani bir söz var ya hani sevmiyordunuz bu hayatı?
Detoksuları falan yapılmış.
Bana dedi ki çünkü dedi kendime öz saygım var.
Kendime değer veriyorum.
Bedenimi seviyorum. O yüzden dedi ben bu bedene iyi bakmak zorundayım.
Ne kadar geç yaşlanırsam bu beden ne kadar uzun süre beni taşırsa o kadar iyi benim için dedi.
O kadar haklı ki aslında.
Ve cildine de o kadar güzel bakıyor ki.
Erkek ve benden güzel cildi var.
Abartmıyorum. Ve arada birbirimize ürün atıyoruz.
Kanki bunu alalım bu falan diye.
Merve bize dağıt.
Biz de cildimize iyi bakalım.
bakalım ışıl ışıl olalım diyenler size İsveç'in en çok tercih edilen formülü olan Dermalex'i gönül rahatlığıyla önerebilirim arkadaşlar.
Serum severler orada mısınız?
Peki ama neden Dermalex?
Bir kere ürünlerinin içeriği temiz.
Renklendirici ve alkol içermiyor.
Benim için en önemli detaylardan birisi makyaj altı bazı olarak kullanılabiliyor olması.
Gündüz ve gece ayrı veya birlikte kullanabiliyorsunuz ve anında etki gösteren ürünler bunlar.
Ambalajları çok tatlı zaten renkleri.
Havayla temas etmeyecek şekilde üretildiği için bu da ürünlerin etkisini yükselten bir şey.
Merve cildimin neme çok ihtiyacı var diyorsanız ama uzun süren bir nem olsun anında geçmesin diyorsanız B vitamini nemlendirici serum aradığınız ürün olabilir.
Çünkü içinde pantenol ve üçlü hyaluronik asit kombinasyonu var.
Hyaluronik bunu da hiç söyleyemem.
Ama anladınız siz. Hyaluronik.
Cildiniz neme doyuyor arkadaşlar bu hyaluronik asit sayesinde.
Hem ince kırışıklıklarınızın görünümünü azaltıyor.
Düzenli kullanımda tabii. Hem de cildinizi dolgunlaştırıyor.
Merve cildim ışıl ışıl olsun diyorsanız tabii ki C vitamini.
C vitamini aydınlatıcı serumu deneyebilirsiniz.
Dermalex C vitamininin için.
serinde bulunan Ascorbyl Glucoside cildinizi nemlendiriyor ve ışıltı veriyor.
Doğal bir antioksidan görevi görüyor.
Bu etki nemlendirme için süper bir bileşen olan hyaluronik asit kombinasyonuyla da daha da artıyor.
Şöyle bir düşünün arkadaşlar neden makyaj yapıyoruz?
Ben açıkçası cilt tonumu eşitlemek için yapıyorum.
Öyle kusurlu bir cildim yok ama renk eşitsizliğini sevmiyorum.
O yüzden C vitamini aydınlatıcı serum eşit ve aydınlık bir cilt tonu vaat ediyor bize.
Burada hemen bir parantez açmak istiyorum.
Vitaminlerin genelde yüzdesi üzerinden kampanyalar görüyoruz değil mi çoğu yerde?
Örneğin saf C vitamini %12 olmasına rağmen hava ve ışık ile temas ettiği zaman ne oluyor?
Hızlıca oksido... olabilen bir ürün değil mi?
Dolayısıyla etkisi düşüyor.
Serumların etkinliği içerisindeki yüzdesinden ziyade formuna ve ciltteki emilme oranına bağlı arkadaşlar.
İşte az önce bahsettiğim Ascorbyl Glucoside tam da bu emilme vazifesinde yardımcı olan bir form.
Dermalex B ve C vitamini serumlarının etkisi bu yüzden çok güçlü ve etkili.
Siz de cildinizin doğal ışıltısını ortaya çıkarmak isterseniz makyajsız da güzellik mümkünmüş diyebileceğim.
Dermalex serumlarına hemen bir göz atın derim.
Açıklamalara hemen bir link bırakıyorum.
Makyajsız güzellik için Dermalex.
Hadi devam edelim. Şimdi size bir soru.
Kendi kendimizi dışarıdan bir kontrol mekanizması olmadan dizginliğe biliyor muyuz arkadaşlar?
İrademiz, karar verme olgunluğumuz ne durumda?
Neden bunları soruyorum? Çünkü bunlar da bizim öz saygımızın işaretleri.
Kendimizi yeterince tanıyor muyuz?
İlkelerimizin, duygu ve davranışlarımızın farkında mıyız?
Neden? Çünkü ancak bu şekilde biz kendimize nasıl saygı duyacağımızı anlarız değil mi?
Bunları bilmeden bunu da bilemeyiz.
Eğer biz sık sık verdiğimiz sözlerden dönüyorsak, özellikle de kendimize verdiğimiz sözlerden dönüyorsak.
Hatta şu an Instagram'da hep birlikte şekersiz 21 güne başladık takipçilerimle.
İlk başta dedim ki kimler katılmak ister?
Baya bir kişi katılım yaptı.
İşte %60'lık bir oran.
Sonra başladık ve %30'u yolda eğlendi.
İşte bana dondurma... fotoğrafı falan atıyorlar.
Merve ben yenik düştüm. Niye ya?
Kendimize söz vermiştik.
Niye bunu yaptık? Buradaki olay bakın şeker yememek değil.
Biz irade kontrolü yapıyoruz.
Nefis terbiyesi yapmaya çalışıyoruz.
Bunu hep söylüyorum. Kendi kendimizle bir mücadele halindeyiz ve kendimizi yenmeye çalışıyoruz.
Aslında tek amacımız şeker yememek değildi burada.
O yüzden benle kalanlara, iradeyle son gaz devam edenlere buradan teşekkür ediyorum.
Bayılıyorum size. Bugün 13.
günümüz. Az kaldı.
Okçular Tepe'yi terk ettiler.
6 Mayıs'ta son.
Ne diyordum? Kendimize verdiğimiz sözleri tutuyor muyuz?
Yoksa kendi kendimizi kandırıyor muyuz arkadaşlar?
Kendimize karşı yalancı konumuna düşüyor muyuz?
Dikkat! Bu da öz saygımızı etkileyen faktörlerdendi.
Nerede, nasıl davranacağını bilmeyen insanlar vardır.
Onlara pek saygı duyulmaz değil mi arkadaşlar?
Çünkü öz saygılarının olmadığı intibasını uyandırırlar bizler de içten içe.
Ve o insanlar için şöyle düşünürüz.
Ya bu adamın ya da bu kadının kendine has ilke...
ve değerleri yok. Ve ne olur?
Otomatikman negatif değil mi?
Gözümüzde negatife düşerler.
Ve tabii öz saygı öz güvenle ilişkilidir.
Ama lütfen öz güveni, işte şımarıklık, tavan ego, hadsizlik bunlarla karıştırmayalım.
Öz güven böyle bir şey değil. Öz saygı da şu demek değil.
Kendime narsistlik derecede saplantılıyım.
Böyle bir şey değil. Öz saygı genel olarak yine bizim kendi kişiliğimize karşı geliştirmiş olduğumuz olumlu tutum arkadaşlar.
Bizim kültürümüzde bir sürü deyim var, bir sürü atasözü var öz saygı üzerine.
Mesela ben canımı sokakta bulmadım derler eskiler değil mi?
Ne demek bu? Sağlığına değer verme değil mi?
Ya da işte can bostanda bitmez derler.
Bakın yine kendi özüne değer verme var.
Ben bunu gururuma yediremiyorum deriz değil mi?
Sık sık bunu söyleriz. Ne demek istiyorum?
Benim ilkelerim, benim değerlerim burada çiğneniyor demek istiyorum.
Ben bunu kaldıramam diyorum.
Seninki can da benimki patlıcan mı diyorum.
Ne demek istiyorum? Kendime değer veriyorum.
Senin canın kıymeti de benimki değil mi?
Kendini bil derlerdi eskiden değil mi büyükler?
Büyüklerimiz de Sokrates'miş mübarek.
Yani bilinçli ol diyor.
Oturduğunu kalktığını bil. Hareketlerine dikkat et anlamında değil mi?
Hani dedim ya az önce öz saygısı olan insan nerede nasıl davranacağını çok iyi bilir.
Aa bir de şu var. Gel denilen yere gitmeyi ara eyleme.
Gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme.
Yani diyor ki davet edilmeyen yere icabet edilmez diyor.
bir öz saygıdır. Eğer biz saygı duyulan biri olmak istiyorsak önce saygı duymamız gerekiyor değil mi?
Kendime nasıl davranılmasını istiyorsam karşı tarafa da öyle davranmam gerekiyor.
Öz saygı bizim kök değerlerimizden biri.
Temel insani ihtiyaçlarımızdan biri.
Şimdi şöyle bir düşünelim. Biz kendimizi başarılı ve mutlu olma hakkına sahip olan biri gibi görüyor muyuz arkadaşlar?
Kendinizi değerli hissediyor musunuz?
Kendinizi nelere layık görüyorsunuz?
Aklınıza güveniyor musunuz?
Bunları iş düşündünüz mü? Bunlara bir cevap veririm.
Ben hayatın zorluklarıyla başa çıkma kabiliyetine sahibim.
Kendime bu konuda güveniyorum diyebiliyor musunuz?
Geçen gün arkadaşıma sürekli şunu derken buldum kendime.
Sen buna layık değilsin.
Bunu söylüyorum. Kendine bunun yapılmasına nasıl izin verdin?
Ama çıldırıyorum yani.
Sen diyorum mutlulukların en güzelini hak ediyorsun.
Lütfen silkelen kendi değerinin farkına var diyorum.
Kendine gel. Bakın işte bunu Bize bir başkasının değil kendi kendimize söylememiz lazım.
Bunun farkında olmamız lazım ama içimizden söyleyeceğiz hissederek ki zaten öyle olduğumuzu bilerek değil mi?
Mesela arkadaşlar biriyle görüşüyorsunuz yeni bir ilişki adam ya da kadın her neyse size öyle bir davranıyor ki yani çöp muamelesi yapıyor ve sizi aşk kırıntılarıyla böyle beslemeye çalışıyor.
Siz daha çoğunu versin diye beklerken her şeye okey oluyorsunuz en azına okey oluyorsunuz.
Neden peki? Yani neden?
Niye bunu kendinize layık görüyorsunuz?
Bu mu sizin değeriniz ya?
Hani o gel desin geleyim git desin gideyim.
Var mı böyle bir şey? O ne verirse ben ona okeyim.
Onunla yetinirim. E soru da sormayın.
Neden abi? Niye ben kendime bunu yapıyorum?
Hiç sordunuz mu kendinize?
Bir insanın bize nasıl davrandığını biz kendimiz belirliyoruz arkadaşlar.
Bize değer vermeyenlere değer vererek lütfen kendi değerimizi düşürmeyelim.
Duyuyor musun beni? Arkadaşım sana sesleniyorum.
Neden? Çünkü bir de buradan söyleyeyim dedim.
Aslında bazen kendi değerimizle biliyoruz da aşk insanı bir takım gafletlere düşürebiliyor.
Hatırlatma butonu Merve.
Şimdi arkadaşlar bir insanın kendini mutlu olmaya layık görmesi çok önemli.
Çünkü öz saygının temelinde bu var.
Az önce dedim ya kendinizi mutlu olmaya layık görüyor musunuz?
Dolayısıyla hareketlerimiz bizim öz saygımızı.
doğrudan etkileyen şeyler.
Bunu biraz açalım. Kendi aklımıza, kendi kararlarımıza güvenirsek ne olur arkadaşlar?
Düşünerek hareket ederiz değil mi hayatımızda?
Düşünme yetimiz üzerine çalışmamız ne işe yarar?
Faaliyetlerimize uygun bir bilinç kazandırır değil mi bize?
Ve bu da eşittir hayatımızı olumlu etkiler.
Zihnimizdeki o özgüveni kuvvetlendirir.
Zihnimize, aklımıza güvenmezsek muhtemelen zihinsel açıdan pasif kalırız ve faaliyetlerimiz hakkında ihtiyacımız olandan daha az bir bilince sahip oluruz.
Zorluklar karşısında daha az dayanıklı oluruz.
Eğer hareketlerim beni hayal kırıklığına uğratırsa ya da acı veren sonuçlar doğurursa aklıma hemen derim ki aman tanrım aklıma inanmamakta haklıymışım gibi bir düşünce gelir.
Ama benim öz saygım yüksekse ne olur?
Zorluklar karşısında gel abi derim sen de gel daha dayanıklı olurum.
Öz saygım düşükse pes ettim derim.
Tamam benden gelen bu kadar.
Elimden geleni de ardıma koyarım.
Nereden biliyorsun Merve?
Bir araç. Aşırma var arkadaşlar.
Katılımcılardan öz saygısı yüksek olanların öz saygısı düşük olanlara nazaran verilen görevlere çok daha uzun süre devam ettiği gözlemlenmiş.
Azimle, sebatla devam etmişler.
E zaten arkadaşlar bir işe azimle devam edersen benim başarma ihtimali yükselecektir değil mi?
Etmezsem de tam tersi.
Her iki durumda da kendimi nasıl görüyorsam benim bu görüşüm güçlenecektir.
Ben kendimi nasıl görüyorum? Ben kendime saygılı davranırsam diğer insanların da aşk ilişkilerinize dahi Bana öyle davranmasını isterim değil mi?
Ben kendime kıymet veriyorum.
Lütfen. Sen de bana kıymet ver gibi bir şey.
Onların da buna uygun bir şekilde karşılık verme ihtimalini arttırırım.
Kendime olan olumlu davranışlarımla değil mi arkadaşlar?
Ha ola ki böyle bana hiç değer vermeyen biri çıktı karşıma.
O zaman derim ki bir dakika arkadaşım sen ne yapıyorsun?
Pardon sen bana böyle davranamazsın deriz ve sileriz değil mi?
O konu orada kapanır. Devamı gelmez eğer benim öz saygım varsa.
Derim ki sen bana böyle davranamazsın.
Bir de arkadaşım güle güle hoşça kal.
Kendime saygım yoksa benim bana...
Her türlü hadsizliği yapın.
Her türlü nezaketsizliği gösterin.
Sömürün beni. Derim ki olabilir ya.
Doğal. Okey. Sıkıntı yok.
Değil mi arkadaşlar? Olay bu.
Yani hepsini sineye çekerim.
Karşımdaki insan da bunu görünce şey mi diyecek?
Ay ne kadar tatlı bir insan.
Ne kadar minnoşko.
Öyle mi diyecek? Hayır.
Eziyor musun kendini? Al ben daha çok seni eziyorum.
Bu böyledir yani. Diyecek ki ya sen kendine değer vermiyorsun ki ben sana niye değer vereyim değil mi?
İşten içe. Bunu düşünecek ve hissedecek.
Sizi ezmeye çalışacak. Ben de diyeceğim.
bu insana kendine davrandığı gibi davranayım.
Ne olacak ki? Zaten kendine acıması yok.
Yani kısaca öz saygının değeri sadece kendinizi daha iyi hissetmemizi değil ayrıca daha iyi yaşamamızı sağlamasından geliyor.
Çok değerli. Öz saygı bizim iş hayatımızı, insan ilişkilerimizi Hatta kiminle nasıl biriyle evleneceğimize kadar belirleyen bir şey.
Sağlıklı öz saygıyla başarılı ve mutlu olma kapasitemiz arasında pozitif bir korelasyon var.
İşte bu kadar önemli. Sağlıklı öz saygı nedir?
Açalım. Akılcılıktır arkadaşlar.
Gerçekçilik. Olaylara olduğu gibi bakabilme.
Hani kendinize bir kılıf uydurmaya çalışmıyorsunuz.
Gerçek neyse onu görüyorsunuz.
Karşınızdaki insanda dahil.
Sezgisellik, yaratıcılık, bağımsızlık.
Esneklik, hataları kabul edebilme ve düzeltme isteği, suçu başkalarına atmamak hatalarımızdan dolayı.
Cömertlik, yardımseverlik bunlarla ilişkilidir öz saygı.
Zayıf öz saygı ise bunların tam tersidir.
Mantıksızlık, gerçeklere gözlerini kapatmak, esnek olmamak, yeni olan tanıdık olmayan şeylere karşı korku hissetmek, her şeye boyun eğmek, isyankarlık, savunmacılık, bir şey söylüyorsun hemen savunmaya geçiyor.
Aşırı uyusallık, aşırı kontrolcü davranışlar sergilemek.
ve diğerlerine karşı korku ya da düşmanlık beslemek.
Yüksek öz saygıda şu vardır.
Değerli ve zahmetli hedefler vardır.
Bunların zorluğunu biliriz ve teşvini ararız kendi içimizde.
Ve hedeflerimize ulaştıkça öz saygımız beslenir.
Düşük öz saygıda ise tanıdık ve zahmetsiz olanın güvenini istemek vardır.
Kendini alışılmışa, konfor alanına hapsetmek de zayıf bir öz saygıya hizmet ediyor.
Dikkat edin. Öz saygımız ne kadar yüksekse iş hayatında tabii ki kişisel hayatımızda da karşılaştığımız zorluklarla başa çıkma donanımımız o kadar yüksek oluyor.
Yani bir başarısızlığın ardından hemen yıkılmıyoruz, toparlanıyoruz.
Hadi bakalım baştan başlıyoruz bu hikayeye diyebiliyoruz.
Beckett'ın çok sevdiğim bir sözü var arkadaşlar.
Der ki hep denedin, hep yenildin.
Olsun, yine dene, yine yenil.
daha güzel yeni diyor.
Geçen gün kendi kendimi böyle demoralize ettiğimi farkettiğim an içimde bir yerlerde bu ses yankılandı.
Vazgeçmemem gerektiğini hatırlatan bir söz bana bu.
Öz saygımız ne kadar yüksek olursa benliğimizin zenginliğini yansıtarak kendimizi ifade etme dürtümüz o kadar güçlü olur.
Ve öz saygımız ne kadar düşükse kendimizi hemen kanıtlamaya çalışırız ya da mekanik ve bilinçsiz bir şekilde yaşayarak kendimizi unutmak isteriz.
Ve öz saygımız ne kadar yüksek olursa iletişimimiz de bir o kadar açık ve dürüst olur arkadaşlar.
Çünkü düşüncelerimizin değerli olduğuna inanırız.
Öz saygımız ne kadar düşükse kendi düşüncelerimiz hakkındaki şüphelerimiz artar ve karşı tarafın tepkisi hakkındaki duygularımız, kaygılarımızla hareket ederiz.
Ona göre kendimizi ayarlarız.
Kendimizi iletişime kapatma ihtimalimiz de o kadar fazla olacaktır.
Öz saygı düştükçe bu oluyor.
Ben ne düşünüyorum diye düşünmüyoruz.
Ben düşüncelerimi ifade edersem acaba el alem ne der?
Karşı taraf beni sevecek mi?
Benim hakkımda ne düşünecek diye düşünmekten kendimizi doğru düzgün ifade edemeyiz.
Öz saygınız yüksekse muhtemelen etrafınızdaki insanlar da böyledir.
Çünkü birbirine benzeyen insanlar biliyorsunuz kendilerini birbirlerine yakın hissederler.
Zehirli ilişkiler yerine besleyici ilişkiler kurmak istersiniz.
Ve öz saygısı yüksek olan insanların yanında.
Eğer siz de öyleyseniz, sizin de kendinize olan saygınız yüksekse kendinizi hepinizde gibi hissedersiniz.
Rahat olursunuz. saygılı olan biriyseniz öz saygısı eksik olan birine aşık olmanız çok zor arkadaşlar.
Ona romantik bir çekim duymanız.
Yani oldu ki böyle bir şey oldu.
Gördüğünüz anda onun o davranışlarını direkt soğursunuz.
Oradan bile anlayabilirsiniz.
Bu arada öz saygısı düşük olan kişiler kendilerine böyle insanları ararlar.
Yani kendileri gibi insanlar ararlar ve ilişkilerin en başarısızı da bu toksik olan bu iki insan arasında yaşanandır.
Her iki taraf da kendini değersiz görüyor çünkü.
İki uçurum birlikte. bir daha yaratamaz değil mi?
Kendine saygısı olan biri karşısına çıkan herkese yaftalamaz.
Hemen haklarında olumsuz düşüncelere kapılmaz.
Onları böyle bir tehdit gibi algılamaz hayatında.
Herkesten bir aşağılanma, bir reddedilme, ihanet beklentisi içine girmez.
Böyle otomatik beklentilere girmeyiz.
Eğer benim Kim olduğuma saygım yoksa ve bu olduğum kişiden memnun değilsem, benim giderilmemiş ihtiyaçlarım varsa yani ben duygusal bir yoksulluk içindeysem ne olacak?
Başkalarını bir onaylama ve onaylanma kaynağım olarak göreceğim değil mi?
Hayran kalacağım insanları aramayacağım.
Ben gideceğim, beni kınayacak, beni eleştirecek.
Yani bununla böyle insanları arayacağım.
Benim dünyaya yansıttığım fake profilimden etkilenecek insanları arayışa çıkacağım.
Gerçeklerin peşinde değilim bakın.
Az önce söyledim ya. Hani hep deriz ya kendini sevmeyen başkalarını da sevmez diye.
Neden peki böyle söylüyoruz?
Çünkü ben kendimi olduğum gibi kabul etmemişim.
Kendimi olduğum gibi sevmemişim ki.
Senin bana olan sevgini ben nasıl kabul edeceğim?
Hatta ben sana nasıl inanacağım?
Ben kendi içimde bile kendimi sevilmeye layık biri gibi görmüyorum ki.
Sen neden beni sevesin?
Değil mi? Bakın bu düşünceler içinde olan biri karşısındaki insanı da tüketir.
Çünkü ondan böyle hep bir sevgi ispatı ister.
Sürekli ikna edilmesi gerekir.
Yani siz de sonunda zaten tükenirsiniz.
Çok yorucu bir ilişkidir bu.
Ve ben sevmeyi de bilmem eğer böyle birisem.
İçsel güven duygumun temelleri yoktur.
İçten içe acı çekmeye layık biri gibi düşünürüm kendimi.
Ben mutluluğu kendime hak...
Görmem. O yüzden ben giderim.
Nerede beni terk edecek insan var?
Hayatımı bana dar edecek biri var.
Giderim onu bulurum. Bana yakışan budur derim çünkü içten içe.
Ya da giderim belki gerçekten karşıma beni mutlu edecek biri çıkar.
Ondan böyle aşırı aşırı bir güven talep ederim.
Nerede kaldın? Neden mesajıma cevap vermedin?
Neden bana görüldü attın? Neden böyle düşündü?
Acaba ne düşünüyor? Niye beni aramadı?
Kimdi acaba yanındakiler?
Bütün gün aramadığı kesin bir şey.
Hatlar karıştırıyor ve kesin bitti şu anda.
Sen benim hayatımın aşkısın.
Asla ayrılmayalım. Bakın. Hadi hemen evlenelim.
Yani mantıksız derecede bir güvensizlik var ve mantıksız derecede bir sahiplenmecelik çıktı içimden gördünüz mü?
Küçük tartışmaları, olayları inanılmaz büyütüyorum.
Bağımlı ve baskın davranıp kontrol etmeye çalışıyorum eğer öz saygım azsa.
Ve diyorum ki içten içe ya nasıl olsa bu beni terk edecek en iyisi ben onu terk edeyim ona aman vermeden.
Kendimi her defasında sabote ederken buluyorum.
Neden? Çünkü içten içe benim mutlu olmaya hakkım yok.
Kendimi öyle... Ne yapıyorum?
Kendime engel oluyorum.
Ama belki de farkında değilim ne yaptığımı.
Nasıl? Tanıdık geldi mi bu senaryo?
İşte bu öz saygı eksikliği arkadaşlar.
Benliğimiz bizim neredeyse kaderimizdir.
Peki ama neden? Çünkü benlik kavramımız bilinçli olarak ya da bilinçaltımızla kendimizi kim ve ne olarak gördüğümüzdür arkadaşlar.
Fiziksel özelliklerinizi en iyi siz bilirsiniz değil mi?
Kendinizle ilgili olan kusurlarınızı en iyi siz bilirsiniz.
Bunu bir düşünün. Ben fiziksel özelliklerimden memnun muyum?
Kendimi bana eksik ve yetersiz hissettiren ne?
Psikolojik durumum ne?
En iyi bunu siz bilirsiniz.
Olanaklarınız ne? Varlığınızın kendinizce bir anlamı var mı?
Güçlü ve zayıf yönlerinizi biliyor musunuz?
Bunlar bizim kendimizi nasıl gördüğümüzü belirleyen şeyler ve kendinizle ilgili olan inancınız her neyse kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi.
Siz... Hayatınızda tekrar tekrar tekrar bunu deneyimleyebilirsiniz.
Karşınıza da hep böyle insanlar çıkar.
Geçen bir arkadaşım karşı taraf için diyor ki bana bunları bunları yaptı işte dert yanıyor.
Dedim ki peki buna kim izin verdi?
Sen o izni vermeseydin...
O sınırlarını aşıp bu hadsizliği sana yapamazdı.
Bütün bunları kaldırabileceğini nereden çıkardı dedim.
Neden sana bunları layık gördü?
Neden öz saygını korumadın?
Kafka ne diyor en yakın arkadaşı Max Brot'la darılınca?
Diyor ki beni üzecek gücü sana verdiğim için kendimden özür dilerim.
O gücü veren biziz arkadaşlar.
Hani laboratuvarda bir canavar yaratan Dr.
Frankenstein biziz. Biz kendimize bu tarz saygısızlıklar yapılmasına izin vermiyoruz.
Dediğim gibi karşı taraf zaten bunu anlıyor.
Bunun diyor kendisine öz saygısı yok.
Size korkunç şeyler yapılıyor.
Siz her defasında affediyorsunuz, affediyorsunuz, boyun eğiyorsunuz.
Sizce o kişi size saygı duyar mı?
Hadi aklımız başımıza geldi diyelim.
Bir süre sonra baş kaldırdık.
Karşımıza geçip şunu sormaz mı?
E sen vakti zamanında neleri neleri yuttun.
Bunu da yutamaz mısın?
Yutamazsan gargara yap der değil mi?
Sen olsan sana saygı duyar mıydın?
İşte cevabını siz kendiniz verin.
Maslow'un ünlü ihtiyaçlar hiyerarşisinde öz saygı, yiyecek ve su gibi temel hayatta kalma ihtiyaçlarının üzerine konulmuş arkadaşlar.
Yani öz saygı temel ihtiyaçlarımızdan hemen sonra geliyor.
O kadar önemli. Ve öz saygının birbiriyle alakalı iki bileşeni var.
öz yeterlilik. Bu bizim hayatın zorlukları karşısında temel güven duygumuz.
İkincisi ise kendini mutlu olmaya değer görmek.
Kendinden emin olmak. Öz yeterlilik şu demek.
Ben aklıma güveniyorum.
Karar verebilirim. Seçim yapabilirim.
Her şeyi kendim halledebilirim.
Seçim ve kararlarım konusunda yeteneğime güveniyorum.
Kendi hayatımın ipleri benim elimde.
Ben hiç kimsenin kuklası değilim.
Yanlış da yapsam benim yanlışımdır, kabulümdür.
Bir şekilde toparlarım. Öz yeterlilik budur.
Kendimden emin olmak demek.
istek ve ihtiyaçlarımı uygun bir şekilde savunabilirim.
Rahatlık, yaşamaya ve mutlu olmaya hakkım var duygusu.
Benim de mutluluğa hakkım var duygusu.
Bu arada arkadaşlar hayır demeyi bilmemekte öz saygı eksikliğine giriyor.
Onun da bölümü var kanalımda dinleyebilirsiniz.
Peki Merve. Bu çocukken mi inşa edilir öz saygı?
Tabii ki çocukluktan başlıyor ve biz olgunlaştıkça gelişiyor ya da azalabiliyor.
Geçmişte belki yoktu.
Şimdi öz saygısı çok yüksek biri olmuş da olabilirsiniz.
Bu değişen bir şey. Hani işte geçmişe bakıp deriz ya ben bunları nasıl kabul etmişim?
Aa nasıl gururuma yedirmişim bunları dediğimiz şeyler var ya.
İşte öz saygımız değişmiş.
Şu anda biz kendimize değer veriyoruz demek ki.
O zaman yaşadıklarımızı kendimize yediremiyoruz.
Bu çok güzel bir şey. Merve, Merve benim çocuğum var.
Onu nasıl öz saygı... Saygısı yüksek biri olarak yetiştirebilirim diyorsanız bununla ilgili bir araştırma yapılıyor ve çocuklardaki yüksek öz saygıyla ilişkili 5 durum tespit ediliyor.
Bu araştırmada yüksek öz saygısı olan çocukların büyümüş olduğu evlere bakılıyor, ebeveynlere bakılıyor ve çıkan sonuç şu.
Bunları anlatırken lütfen kendi çocukluğunuzu da düşünün.
Böyle bir atmosferde büyümediyseniz eğer öz saygımızın eksik olması az olması olabilir arkadaşlar.
Bu sonradan yükselen şeyler üzülmeyelim bunun için bunları üzülelim diye anlatmıyorum.
Farkında olalım diye anlatıyorum.
Çünkü farkındalık geldikten sonra değişim sürecimiz başlıyor.
Şimdi bu çocuklar düşüncelerinin, duygularının ve kişiliğinin, değerinin tamamen kabul edildiğini görerek büyüyen çocuklar.
Öz saygısı yüksek olan çocuklar.
İkincisi adil, baskıcı olmayan ve tartışılabilir sınırlar dahilinde hareket imkanıyla büyümüş.
Ve bu çocuklara sınırsız bir özgürlük verilmemiş.
Arkadaşlar çocuklar eşittir, sınırlar diyoruz her zaman.
Çocuklar için sınırlar çok önemli.
3. Bu çocuklar bir insan olarak onurlarına, gururlarına saygı duyuyorlar ve ebeveynlerinin fiziksel, psikolojik şiddetlerine maruz kalmamışlar.
İstekleri makul düzeyde karşılanmış elden geldiğince.
4. Baskın olmayan ve çocuklarının yetenekleri dahilinde makul bir performans talepleri olan ailelere sahipler.
5. Ebeveynlerinin kendilerine olan öz saygıları yüksek.
Yani çocuk böyle bir ortamda büyümüş.
ebeveynleri zaten öz yeterlilik.
Kendinden emin olan insanlar.
Böyle bir model olmuşlar çocuklara.
Peki bizler nasıl öz saygımızı yükseltebiliriz?
Bu içsel olarak yapabileceğimiz bir şey olduğu için kaynağa, kendi özümüze yönelmemiz lazım.
Buna detaylı bir bölüm yapmayı planlıyorum daha sonra.
Çünkü bayağı uzun sürer şimdi anlatsam.
Kısaca neler yapabileceğiz?
Bundan bahsedecek olursak.
Önce kendimizi çok iyi tanımamız gerekiyor.
Zayıf yönlerimizi, güçlü yönlerimizi bilelim.
Bunların üstüne gitmemiz gerekiyor ya da düzeltmemiz gerekiyor.
Kendimizi Kabul için yapıyoruz bunu.
Ben önce kendi kendimi kabul etmem gerekiyor.
Senin beni kabulün değil. Ben kendimi kabul edeceğim.
O yüzden kendimle yüzleşiyorum.
Eksiğim şu, gedeğim şu.
Bunları bunları yapmam lazım diyorum ve yol alıyorum.
Kafanızdan geçen kendinizle ilgili olumsuz düşünceleri yakalayın arkadaşlar.
Bunları olumluya çevirmeye çalışalım.
Atıyorum içinizden diyorsunuz ki ben zaten kimim ki?
Hemen yakalayın o olumsuz düşünceyi.
Ben değerli biriyim deyin.
Ne demek ya ben kimim ki deyin.
Kendi başarınızı lütfen küçümsemeyin.
Geçmişte olur şimdi olur.
Başarılarınızı küçümsemeyin.
Kendinizle gurur duymayı bilin.
Yani ille de başkaları gurur duysun diye beklemeyelim.
Öz bakımımızı ihmal etmeyelim.
Hayır demeyi en kısa zamanda öğrenelim.
Hedeflerimiz olsun bu hayatta.
Yani öylesine haybeye yaşamayalım.
Kişisel gelişimimize önem verelim.
Kendimizi geliştirelim.
Kendimizi milletle değil kendimizle kıyaslayalım.
Hepinizi her zaman dünkü halinizle kıyaslayın.
Mükemmel ilişkiliği acilen bırakmamız gerekiyor.
Kanalımda bununla ilgili bir bölüm var.
Terapi alalım arkadaşlar işin içinden çıkamıyorsak.
O habis duygunun köklerine eğilip kurutalım onu.
Çünkü bu anlattıklarım henüz buzdağının görünen kısmı.
İşte öz saygı bu kadar önemli hayatımızda.
Dermalex Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Dermalex ürünlerini hemen inceleyebilirsiniz.
Hoşçakalın kendinize iyi bakın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
