
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün...
Bu çağda yapılması en zor şeylerden birinden bahsetmek istiyorum.
Odaklanmak tabii ki ve konsantre olmak.
Yani bir nevi zihinsel kavrayışın en yüksek noktaya çıkması diyebiliriz.
Bütün dikkatimizi bir yere yöneltmek, yaptığımız işlere yoğunlaşabilmek ve dış etkilerden tamamen arınabilmek gerçekten mucize gibi geliyor şu an kulağıma.
Çünkü sürekli odaklanma sorunu yaşadığımı fark ediyorum son zamanlarda.
Hadi gelin şöyle konuya kısaca bir göz atalım.
Aslında bu mesele...
geçmişte de varmış. Yani yeni bir şey değil bu.
Fakat artık dikkat dağıtıcıların böyle nirvanasıyla karşı karşıya izleyebilirim.
Çünkü eskiden işte sokak gürültüsüymüş, kapı gıcırtısı, köpek havlaması, birilerinin zile basması gibi oldukça basit şeyler insanların dikkatini dağıtıyorken şu anda akıllı cep telefonlarımız sağ olsun dikkat dağıtma
konusunda. Bir de hani önceleri şey varmış ya böyle izolatörler, izolasyon kaskı diye bir şey var.
Hatta ahşaptan bir kask düşünün.
Böyle oksijen tüpüyle nefes alıyorsun.
Ve taktığınız zaman aynı böyle minyonlar var ya onlara benziyorsunuz.
Şu anda da ses kesici kulaklıklardan tutun odaklanma gurularına kadar.
Bu olayın da bir endüstrisi oluşmuş durumda.
Mesela şu an beni dinleyenlerin bir kısmının aynı zamanda Instagram'da birilerini stalkladığına yemin edebilirim ama ispatlayamam.
Lütfen sadece bana odaklanır mısınız?
Şurada bir şey anlatmaya çalışıyorum.
Şimdi önce dikkat süresinden bahsedeceğim ki zaten bu çok önemli.
Çünkü eğer bir hedefimiz varsa bu hedefe ulaşırken dikkatimizi bir noktada ne kadar uzun süre toplayabileceğimiz...
Bence en büyük handikaplardan birisi modern zamanda.
Bir işe odaklanma süremiz ve sabrımız o işi yaparken aldığımız keyifle de paralel gidiyor.
Yani akışta olup olmamakla alakalı.
Hatta bununla ilgili bir podcast yapmıştım.
Akış podcastımı dinleyebilirsiniz.
Şimdi çok hoşuma giden ve Harvard'da yapılan bir deneyden bahsetmek istiyorum sizlere.
Görünmez goril deneyi.
Bu deney 1999'da yapılmış ve algı sınırlamaları konusunda çok iyi bir örnek teşkil ediyor.
Ama en önemli... Birisi de insanların etraflarındaki dünyaya karşı genellikle ne kadar kör olduklarını gösteren Nobel ödüllü bir deney bu.
Bu deneyi Instagram'ıma koyarım bakarsınız.
Şöyle ki size 30 saniyelik bir video izletiyorlar ve bu videoda birbirlerine böyle topla pas atan öğrenciler var.
Bu öğrencilerin yarısı siyah gömlekli yarısı beyaz gömlekli.
Size diyorlar ki beyaz gömleklilerin birbirlerine topla işte kaç tane pas attığını saymaya çalışın diyorlar.
Ve siz saymaya çalışırken o arada oradan...
bir goril geçiyor ama izleyenler o pas atışlarını sayarken o gorili kesinlikle görmüyorlar.
Hatta %50'si görmemiş gorili.
İşte bu bir deney ve bu deney bize şunu gösteriyor.
Çevremizde olup bitenlerin çoğunu kaçırıyoruz ve kaçırdığımız şeylerin farkında bile değiliz.
Etrafımızdaki dünya bizim neye dikkat ettiğimize göre şekilleniyor bir yerde bu deneye göre.
Bir de gerçek hayatta önümüzden geçen gorilleri düşününce tabi insan üzülmüyor değil.
Şimdi çoğumuzun ortak sorunlarından bir de bence Aynı anda birkaç işi birden yapmaya çalışmamız.
İşte tez yazarken film izlemeye çalışan çılgınlar bile gördüm ben ve buna çoklu görev diyoruz.
Yani bu çoklu görev zaten bilgisayar dünyasına ait bir terim ama bunu şöyle düşünün.
Bilgisayarda bile 30 tane ekran açtığımız zaman işte aralarda geçiş falan yapıyoruz.
Bazen ekran donabiliyor.
Beynimiz nasıl mavi ekran vermesin soruyorum size.
Yani nasıl odaklanırızın yanıtı da aslında burada saklı.
Biz bilgisayar değiliz.
Sadece tek bir programa odaklanmalıyız.
Tabi Facebook, Instagram, Twitter, Whatsapp gibi böyle bir sürü dikkat dağıtan şey varken bu ne mümkün diyorum bazen kendi kendime.
Hatta geçen şunu düşünürken yakaladım kendimi.
Böyle kütüphanemin önünden geçiyordum ve Nietzsche'nin kitaplarıyla böyle bir göz göze geldim.
Bir sürü kitabı var daha okumam gereken.
Sonra dedim ki acaba dedim Nietzsche şu anda yaşasaydı gerçekten sosyal medyadan kendini arıtabilir miydi?
Pençesine düşmeden kurtulabilir miydi diye düşünmeden edemedim.
Bence benim fikrim böyle.
O dönemdeki insanlar yani ünlü düşünürlerin büyük büyük yazarların çıktığı bir dönem var ya.
O dönem içerisindeki insanların üretkenliğinin sebebi bence çok fazla dikkat dağıtıcının.
olmamasıydı. Yani işte televizyon yok, sosyal medya diye bir şey yok.
Bütün gün işte yazabiliyor, çizebiliyor, aklını bir yere verebiliyor.
Bilmiyorum ben böyle düşünüyorum.
Siz ne düşünüyorsunuz acaba? Bir de şu var, sosyal medya kullanımımız 2009'dan sonra daha fazla arttı.
Bunun sebebi de Facebook'un 2009'da like butonunu icat etmesi.
Bu korkunç bir olay oldu çünkü bu like butonu çıktıktan sonra diğer uygulamalara da sıçradı.
İşte Instagram bilmem ne hepsine bir like geldi.
Ama asıl Sorun bunlar da değil.
Asıl sorun kendimizmişiz.
Yani bunu araştırmalar da ispatladı.
Dikkat dağıtan şeyler sorun evet ama asıl sorun kendi zihnimizmiş.
Dikkatimizi dağıtan şeylerin yarısını biz başlatıyormuşuz.
Yani içinde bulunduğumuz o andan çıkmak istiyormuşuz.
Neden? Çünkü kendimizi kötü hissettiğimiz her an orada rahatlayacağımızı düşünüyoruz.
Kafamızı dağıtabileceğimizi zannediyoruz ve soluğu sosyal medyada alıyoruz.
Peki biz odaklanma yetimizi mi kaybettik sosyal medya yüzünden?
Hayır. Bu yeti kaybedilmedi.
Sadece köreldi.
İşte bunu düzeltmemiz gerekiyor.
Bazı insanlar bu yüzden meditasyon yapıyor.
Bence en iyisi bu. Ben yapmıyorum ama yapmam gerekiyor.
Bazı insanlar da ilaç kullanıyorlar.
İşte Aderal gibi ilaçlara başvuruyorlar.
Ve bu ilaçları kullananlar başta tabii ki kendilerini iyi hissediyorlar ama sonrasında ilaca bağımlılık geliştirebiliyorlarmış ki Amerika'da bu çok yaygın bir kullanıma sahip.
Bununla ilgili Netflix'te de bir belgesel vardı bu ilaçlarla alakalı.
Dikkatimizin dağılması aynı zamanda varoluşsal kaygıdan da kaçınmanın bir yoluymuş.
Bu da enteresan gelmişti bana.
Bir de dağınık beyin sendromu dediğimiz bir olay var.
Kesin duymuşsunuzdur. Hani dedim ya en başta aynı anda birçok şeyi yapmaya çalışıyoruz.
Halbuki tek bir şeye odaklanırsak gerçekten verim alabiliriz dedim.
Çünkü neden? Beynimiz bir anda bir işi yapabilecek şekilde donanımlı.
Aynı anda pek çok şeyi yapmaya çalışıyorsak bilissel becerilerimiz de düşüyormuş.
Verimimiz azalıyormuş. Hatta 2007'de yapılan bir araştırma çalışmaların 3 dakikada bir işte e-postaymış, whatsapp mesajıymış, telefon bildirimiymiş bunlarla kesintiye sekteye uğradığını gösteriyor bu bize.
3 dakika ne ya çok çok kötü.
İşte bu şekilde kaybettiğimiz zamanı bir düşünün.
İşte bu zamanın gitmesi yaratıcılığımızı azaltıyor, yorgunluk yapıyor hatta tükenmişlik sendromu yapıyor işlerimizi sürekli erdiriyor.
Ve bize iş yerinde de hatalar yaptırıyor.
50 bin çalışanı olan bir şirkete yılda 1 milyar dolara mal olan zararlar getiriyor bu dikkat dağınıklığı dediğimiz olay.
O kadar büyük bir olay. Peki neler yapabiliriz?
Önce bir işe odaklanamıyorsak bunun nedenini bulmaya çalışmalıymışız.
Yani işi gücü bırakın ve şunu düşünün.
Ben neden odaklanamıyorum abi?
Benim bu odaklanamamamın altyapısında neler var?
Neden zihnim oradan oraya uçuşup duruyor?
Acaba yapmak istemediğim bir şey mi yapmaya çalışıyorsun?
O yüzden mi odaklanamıyorsun?
E tabii ki herkes böyle işini gülerek, eğlenerek yapmıyor.
O konuda haklısınız ama onu da yapmamız gerekiyor para kazanmamız için.
Ama şunu da düşünün. Mesela muhteşem bir film izlerken pür dikkat izliyoruz da...
Mumuz kesiliyor adeta ama iş kitap okumaya geldiğinde çoğu insan odaklanma sorunu yaşadığını söylüyor.
Demek ki yaptığım sadece zeyf kalmakla da paralel bir durum söz konusu.
Ama dediğim gibi işi gücü bırakın ve neden odaklanamadığınızı düşünün.
Öncelikle sosyal medyadan uzaklaşmamız gerekiyor.
Hadi uzaklaşamıyoruz diyelim.
Kendinize bir kota koyun.
Diyin ki ben bu kadar kullanacağım bunu.
Ya da ben bunu da yapamıyorum diyorsanız bir ekran süresi kısıtlaması koyun.
ara ekran süresi takibi yapıyordum.
Aman tanrım. Yani ben girmediğimi zannediyorum.
İşte sosyal medya bilmem o kadar uğraşmadığımı zannederken.
Korkunç bir tabloyla karşılaştım ve dedim ki hep diyorum ya zaman aksiyeten var.
Dedim ki Merve sen ne yapıyorsun?
Kendine gel deyip böyle baya bir kısıtlama koymuştum.
Bir arada bu sabah 5'te kalkanlar o kadar çoktu ki döküldünüz arkadaşlar.
Sabah 5 ekibi nerede? Ben size demiştim bu arada lafı gelmişken onu da söyleyeyim.
Sabah 5'te kalkma mucizesi diye bir podcast yapmıştım ya ondan sonra millet gaza geldi böyle ben de 5'te kalkacağım falan diye.
Dedim ki döküleceksiniz ya maksimum bir hafta veriyorum.
Yani maksimum... bir ay falan dayanan oldu.
Onun dışında hiç bozmayan olmadı.
Ta ben bunu Kasım 2021'de başlatmıştım.
O dönem böyle işte hatta bir odaklanma odaları kurduk, bir şeyler yaptık.
Sabah beşte kalkanlarla kitap okuyorduk işte o odalarda falan.
Şu an yok öyle bir şey.
Şu an hiç kimse kalmadı.
Zaten biliyordum böyle olacağını.
Biliyordum böyle olacağını. O çocuğa benzedim.
Neyse sabah 5 ekibine de gönderme yaptığıma göre devam edelim.
Şimdi yapabiliyorsanız sosyal medyanızı komple kapatın diyenler de var tabii.
Orada verirler. İkinci olarak da çalışmak için kendinize kesin tarihli bir süre verin diyorlar.
Çünkü ertelediğimiz işler biliyorsunuz bir pranga gibi böyle boynumuzda asılı duruyor.
Bizi sürüklüyor ağırlığıyla.
Deyin ki ya şu işi ben şu kadar sürede bitireceğim.
Ben mesela diyorum ki 50 sayfa kitap okumadan kapatmayacaksın bu bir kitabı diyorum kendi kendime.
Yapmaya çalışıyorum bunu.
Gerçekten etkili bir yöntem.
Keşke hayatımda da bunu uygulayabilsem.
Kitap okumayı sevdiğim için zorlanmıyorum.
Ama hayatımda çok zorlanıyorum bunları yaparken.
Aslında sorun şu.
Yapmak istediğimiz çok şey var.
Ama zaman kısıtlı.
O zaman yapmak istediklerimizi bir liste haline getirmemiz gerekiyormuş ve önem sırasına göre sıralamamız gerekiyormuş.
Ve o sırayı hallede hallede gitmemiz gerekiyormuş derin bir odaklanma yapabilmek için.
Dediğim gibi kendinize bir süre koyun bu işleri yaparken ve bu süre zarfında da asla sosyal medyaya bakmayalım.
Anda kalalım o işe odaklanalım.
Aynı anda 50 bin tane sekme açmayalım.
Tek bir işe odaklanalım dediğim gibi.
Bu arada şu da önemli bir detay odaklanma sorunları.
şu da var. Çalıştığımız yerin dağınık olması.
Bu da zihnimizi dağıtıyormuş dedikten sonra şu an konuşma yaptığım masada saçılmış kalemler üst üste defterler kitaplarım darmadağınık lol ve aç ve uykusuz da olmamamız gerekiyormuş.
Yapacağımız iş meşakkatliyse de parçalara bölmemiz gerekiyormuş.
Yani her şeyi ay ben bugün her şeyi halletmeye çalışacağım demememiz gerekiyormuş.
Ve son olarak da bir teknikle kapatmak istiyorum bu konuyu.
Pomodoro tekniği kesin duymuşsunuzdur.
Ben bunu ara sıra yapıyorum.
Siz de deneyin. Bu arada pomodoro İtalyanca domates demek.
Yani bu tekniği bulan adamın domates şeklindeki bir sayacı var.
Ondan dolayı adı pomodoro.
Pomodoro. Hatta akıllı telefonlar içinde bir uygulaması olması gerekiyor.
Bu tekniğe göre şöyle çalışıyorsunuz.
25 dakika çalışıyorsunuz.
Tabii gerçekten çalışıyorsunuz elinizde telefon falan almadan.
5 dakika mola veriyorsunuz.
Bu bir pomodoro demek oluyor.
Yani 30 dakika eşittir bir pomodoro oluyor.
Toplamda 4 pomodoroyu tamamladığınız zaman 25 dakikalık bir mola verme hakkınız oluyor.
Günde 16 pomodoro yapanlara da helal olsun kardeş diyoruz.
Bir de unutmadan şunu eklemek istiyorum.
Haftada 3 gün günde yarım saat böyle hafif bir tempo ile yürüdüğünüz zaman işte öğrenmeniz, odaklanmanız, soyut düşünme gibi yetenekleriniz %15 oranında artıyormuş.
Bir de eğer böyle yoğun düşünce gerektiren işlerle uğraşıyorsanız seçebileceğiniz en kötü zaman aralığını da söyleyeyim size.
Gece yarısıyla sabah 6 arası maalesef.
Ben buna katılmıyorum. Evet araştırmalar bunu gösteriyor ama ben sabah 5'te kalkıp böyle işte bir şeyler yapmaya başladığım zaman acayip derecede odaklanıyorum.
Bunu söyleyebilirim. Fakat şuna katılıyorum hani öğleden sonra çöküşü olarak adlandırılan saat 2 ile 4 arası var ya kötü bir zaman aralığı diyorlar hani odaklanmak için.
Bunun nedeni de şu öğle yemeğinden sonra vücut ısısının böyle hızla düşmesi.
Bundan dolayı olduğunu söylüyorlar.
Bir rehavet çöker ya insana böyle öğleden sonra ben onu yaşıyorum odaklanamıyorum mesela.
E ne yapacağız Merve hangi saat diliminde odaklanacağız diyorsanız da en iyi zaman aralığının kuşluk vakti ile öğle vakti arası olduğunu söyleyenler var.
Öğleden sonra 4 ile akşam 10 arası iyi bir odaklanma oluyormuş.
Bir de odaklanma mevzusu deyince aklınıza Einstein gelsin.
Ne zaman böyle aynı anda iki iş yapmaya çalışırsanız bunu hatırlayın.
Bir gün aile dostlarından birisi banyoda böyle tıraş olurken Einstein'ı görüyor.
Ve bir bakıyor sadece banyo sabunu kullanıyor.
Öyle tıraş köpüğü falan yok.
Merak ediyor. Tıraş olmak için neden sadece hani banyo sabunu kullanıyorsunuz diyor Einstein'a.
Einstein da ona şöyle bir cevap veriyor.
Çünkü iki sabun.
Zihnimi meşgul ediyor diyor.
Bence çok anlamlı. Yani düşüncelerimi sadece yaptığım icraatlara yöneltiyorum demektir bu.
Aklınıza gelsin. Son olarak umarım herkes odaklanmayı başarabilir.
Ama Eric Fromm'un dedikleri de çok çarpıcı bu konuyla ilgili.
Onu sözleriyle kapatalım.
Diyor ki odaklanmanın bu kadar ender görülen bir olgu olmasının sebebi insanların iradelerini tek bir şeye yöneltememelerinden kaynaklanıyor.
Odaklanmaya değer hiçbir şey yok.
Çünkü tutkuyla peşine düşülen bir amaç yok.
İnsanlar odaklanmaktan korkuyorlar çünkü bir kişiye bir fikre bir olaya dikkatlerini fazlaca verirlerse kendilerini yitirmekten endişeleniyor insanlar diyor Eric Brown.
Ve en çarpıcı kısmı da şu ki benlikleri ne kadar zayıfsa benliklerinin dışında bir şeye odaklanma edimi için de kendilerini kaybetme korkuları da...
O kadar büyük oluyor diyor Eric Romm.
Öyle ölmeyiz hüze at diyerek kapanışımızı yapalım.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için adresimi aşağıya bırakıyor olacağım.
Merve biz de buradayız ve seni dinliyoruz demek isteyenler bana bu adresten ulaşabilirler.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Fikrinizden yayına, format, kayıt, kurgu
ve büyüme süreçlerinde Podcast BPT yanınızda.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
