
Vodafone Hakkında detaylı bilgi almak için:
https://www.vodafone.com.tr/kampanyalar/vodafoneda-paran-degerli?cid=awa-io-voice-bnr-mass-vfm-braawa-reach-mass-1222
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
*
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi*
*
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
*Bu bölüm "Vodafone" hakkında reklam içerir*
Transkript
Vodafone'un sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün sizlere para yönetiminden bahsetmek istiyorum.
Malum önümüzde bir yeni yıl var bizi bekleyen.
Bu yeni yılda nasıl daha güzel para biriktiririz neler yapabiliriz bunlara değinmek istedim.
Ama bir saniye korkmayın panik olmayın.
Çünkü para yönetimi deyince hemen böyle çok ağır finans konularına gireceğim falan zannedebilirsiniz.
Hayır para yönetimini özellikle genç arkadaşlarımızın anlayabileceği şekilde anlatacağım.
Finansal yönetim konusu.
Bu konuyu finansal yönetim konusunda 1926'da basılmış olan ve hala dünyanın en çok okunan kitaplarından biri olan Babil'in En Zengin Adamı kitabından esinlenerek çekmeye karar
verdim. Buradan öğrendiğim kadim 7 bilgiyi sizlerle paylaşıyor olacağım.
Kadim bilgiler ama günümüzde hala geçerli.
Bunun sebebini de yazarı şöyle açıklıyor.
Gençlik öğüt alacak yaşa geldiğinde...
Ona verilen geçmiş yılların bilgeliğidir.
Ama genellikle gençlik yaşlılığın yalnızca geçmiş günlerin bilgeliğini bildiğini zanneder.
Onun için yararlanamaz diyor.
Oysa unutmayın ki bugün parlayan güneş babanız doğduğu gün parlayan güneşle aynı ve en son torununuz bu dünyadan gittiğinde hala aynı güneş parlıyor olacak diyor.
O yüzden bugün artık Babil'e geri dönüyoruz.
Neden? Çünkü Babil aslında bugün bildiğimiz ve anladığımız finans dünyasının temel prensiplerinin oluştuğu yer arkadaşlar.
O yüzden yazar kurgu karakterler yaratarak onları Babil'e uygun görmüş.
O zaman şu sözde açılışı yapalım.
Zenginlik insanın enerji sarf ettiği her yerde artar.
Şimdi amacımız şu yazarın deyimiyle cüzdanı zayıf olan kişilerin maddi konuları daha iyi anlaması için tavsiyeler vermek.
Finansal başarı, parayı nasıl evde tutarız ve paramızı nasıl katlarız, geleceğimizi nasıl garanti altına alırız bunları anlatacağım sizlere.
Şimdi kitapta Arkad isimli bir adam var.
Zaten Babil'in en zengin adamı da bu oluyor.
Hatta o kadar zengin ki kral bile devlet hazinesiyle ilgili işlerde ona başvuruyor.
Arkad çok zengin oluyor.
Ama onunla aynı şartlarda okumuş olan çocukluk arkadaşları Bansir ve Kobi resmen aç kalmamak için yaşıyorlar.
Böyle kıt kanaat geçiniyorlar.
Sonra bir gün arkatı görüyorlar ve bunları alıyor bir telaş.
Diyorlar ki ya her şeyimiz aynı iken nasıl oldu da o zengin oldu?
Biz böyle kaldık.
Nedir ki bunun sırrı? Bence çoğumuzun böyle bir arkadaşı vardır.
Aynı işaretlerde büyüdüğümüz hatta aynı okullarda okuduğumuz veya aynı işi yaptığımız ama bizden fersah fersah ötede olan biri ve kendi kendimize sorarız.
Abi neden ben değildi o böyle oldu?
Şans faktörü dışında ne olabilir diye sorarız kendimize.
İşte Arkad'ın arkadaşlarını sorduğu gibi.
Şimdi arkadan arkadaşlarından biri Bansir dedim.
Bu at arabası ustası ve evli.
Diğeri de Kobi. Bu adam da lir çalan bir müzisyen.
Bu iki arkadaştan Bansir bir gün bir rüya görüyor.
Rüyasında böyle korkunç zengin olmuş.
Ama uyandığı zaman o kadar mutsuz oluyor ki böyle işini bile yapamaz bir duruma geliyor.
Sonra ikisi oturup bunu tartışmaya başlıyorlar.
Diyorlar ki neden bu kadar çalıştığımız halde gümüşümüz ve altınımız yok bizim?
Bu kadar çalışıp çabalıyoruz neden diye soruyorlar.
Merve ya bu hikayenin Babil'de geçtiğine eminsin değil mi?
Dediniz şu anda. Neyse Kobi diyor ki ya ben bunları hiç düşünmemiştim bu zamana kadar diyor.
Bazen içinde olduğumuz şartlara öylesine uyum sağlarız ki unuturuz sorgulamayı ve bir süre sonra ko-pilota geçer hayatlarımız.
Yaşama telaşından sormayı unuttuğumuz bazı sorular vardır.
Tıpkı bu arkadaşların sorduğu gibi.
Bansir diyor ki her gün şafaktan gün batımına dek çalışıyorum.
Bir insanın yapabileceği en iyi at arabalarını yapmak için uğraştım senelerce.
Bazen biz de en iyisini yaparız, işimizde en iyisi oluruz ama yine de olmaz değil mi?
Bu da öyle bir an. Ve her gün diyor tanrıların değerli çabalarımı fark edeceğini düşündüm.
Bana büyük zenginlikler bağışlayacaklarını umdum.
Ama maalesef olmadı.
Neden emeklerimin adil bir karşılığını alamadım?
Altını olanlar için bol olan o güzel şeylerden biz neden hak ettiğimiz kadarını alamadık diyor.
İşte olaylar bu sorgulamalarla başlıyor.
Derken Babil'in en zengin adamı olan eski arkadaşları Arkad'ı görüyorlar ve ondan fikir almak için hemen yanına gidiyorlar.
Arkad hem çok zengin bir adam hem de eli çok açık çok cömert bir adam.
Ve buna rağmen de bu cömertliğine rağmen zenginliği her yıl katlanarak artmış.
Parası harcamalarından daha hızlı artan adamlardan ve çoğu insan ona şanslı adam gözüyle bakıyor.
Peki sadece şans mı?
Sadece şanslı olduğu için mi sizce en iyi kıyafetleri giyip en nadir yemekleri yiyebiliyor?
Neyse gidiyorlar arkatın yanına diyorlar ki bizi aynı öğretmenler yetiştirdi.
Aynı okullarda okuduk.
Sen bizden çok zeki bir adam da değildin.
Ailemizin ekonomik şartları da aynıydı.
Sen bizden daha onurlu ve daha şerefli biri de değilsin.
Sen bizden çok daha fazla da çalışmadın.
Abi hepimiz aynıydık.
Sana ne oldu da aldın yürüdün böyle.
Arkatta durur mu yapıştırıyor cevabı.
Diyor ki gençliğimizden beri sadece ve sadece kendinizi idame ettirmenin ötesinde bir para kazanamadıysanız.
E bir durun da bir nedenini bir sorgulayın diyor.
Çünkü diyor siz zenginliği inşa etmenin kurallarını öğrenmediniz buna dikkat bile etmediniz.
Kader dediğiniz şey vefasızdır.
Kimseye kalıcı bir şey getirmez.
Kazanılmamış altınları verdiği her adamın sonunu da getirir diyor.
Buraya dikkat kazanılmamış altın diyor.
Sizin olmayan altın tepeden inen servetten bahsediyor baba parası gibi.
Bütün aldıklarını kısa sürede harcayan adamlar yaratır ve en sonunda bu adamlardan geriye sadece ve sadece arzularını, zevklerini asla tatmin edemeyen adamlar
kalır. Kaderin iyi davrandığı bazı insanlar da cimrileşir.
Bütün varlığını elinde tutar, sahip olduğunu harcamaya bile korkar.
Neden? Çünkü yerine yenisini koyma yetisi yok.
Bundan yoksun olduklarını bildikleri için bu cimrilikteler.
Sürekli hırsızlık ve felaket korkuları onların ömürlerini yer bitirir diyor Arkad.
Ben diyor öyle uzakta durup başkalarının hayattan zevk almasını hasetle seyredenlerden biri olmamaya karar verdim ve gençliğimde şunu fark ettim diyor.
Zaman diye bir şey var ve herkesin fazlasıyla sahip olduğu tek şey zaman.
Hepiniz zengin olmak için gereken zamanın elinizden kayıp gitmesin.
izin verdiniz ve şu anda da söyleniyorsunuz diyor.
Öğretmenimiz demişti ki iki farklı öğrenme türü var.
Biri öğrendiğimiz ve bildiğimiz şeyler ve diğeri de bilmediğimiz şeyleri bulmamız için gerekli olan eğitim.
Ben de diyor nasıl zengin olabileceğimi öğrenmeye karar verdim diyor.
Ya gerçekten bu nokta beni çok düşündürdü.
Kendi kendime şu soruyu sordum.
Okullarda dedim neden erken yaştan itibaren böyle finansal okur yazarlık gibi şeyler bize öğretilmiyor.
ev ekonomisi falan dışında.
Neden öğretilmiyor bunlar?
Sonra bu soruyu kendime sorunca aklıma bir belgesel geldi.
Zeitgeist belgeseli. Çünkü öğrenmemizi istemiyorlar muhabbeti.
Bilemiyorum Altan. Ama hadi okullarda bu eğitim verilmiyor.
O zaman neden kendimizi öğrenmeye çalışmıyoruz?
Yani bir sürü finansal okuryazarlık kursu var online.
Bir dolu kitap var. Hiç anlamam diyen insana bile o kadar güzel anlatıyorlar ki.
Hatta geçen gün bununla ilgili böyle bir şeyler izliyordum.
Bir ekonomist dedi ki günde bir saat Neden bu konulara ayırmıyorsunuz?
Ne kaybedersiniz dedi. Finansal okuryazarlıktan bahsediyorum.
Aksine kazanırsınız dedi.
Doğru söylüyor dedim. Hadi bakalım gaza gelindi.
Bu arada Netflix'te Money Explained diye bir belgesel var izlerseniz söylemiş olayım.
Ben anlamam demeyin ben de öyle diyorum.
Hiç de ilgimi çekmiyor finans konuları, ekonomi konuları ama izliyorum kendimi zorluyorum.
Hatta bundan 3-4 sene önce falan coin olayına bile çok öcü gibi bakan biriydim.
Borsaymış, coinmiş hiç yani ama şu an hiç o kafada değilim.
Anlamaya çalışıyorum, öğrenmeye çalışıyorum.
O yüzden ben anlamam deyip geçmeyelim.
Anlamaya çalışalım. Evet Arkad'ın ilk yaptığı da bu olmuş arkadaşlar.
Peki o kimden böyle bir eğitim almış?
Olay Babililer zamanında geçtiği için finansal okuryazarlık eğitimi olacak değil.
Bilgiyi bir adama sormuş tabii ki.
Bana da anlat demiş nasıl varlığımı arttırabilirim, senin gibi nasıl olabilirim demiş.
Bu adam da yaşlı bir adam.
Burada yazar aslında şunu kastediyor.
Yaşlıların yani tecrübeli insanların bilgisinden muhakkak faydalanın demek istiyor.
Artık ne işte meşgul olacaksınız?
Sizden önce bunu deneyimleyen kişilere mutlaka sorun.
Bu yaşlı adamın adı da algamış arkadaşlar ve diyor ki ilk kural şu kazancınızın bir kısmının size kalmasını sağlayın.
Ya bu çok basit değil mi bu söylediğim öyle çılgın kurallar bekliyordunuz.
Hayır bugün anlatacaklarım o kadar basit ki podcast bitince bence şaşıracaksınız.
Bu kadar basit miydi ya diyeceksiniz.
Bu arada bu anlattıklarım böyle birebir uygulayıp cidden hayatını değiştiren insanlar olmuş.
Keşke daha önce bilseydim bunları diyenler var.
O yüzden paramızın değerini bilmek üzerine de bir bölüm olacak bu.
Paramızın değerini bilmek demişken Türkiye'de 25 milyon kişi bunu çok iyi biliyor.
Merve kim onlar? Tabii ki Vodafone'lular arkadaşlar.
Vodafone'da paranız değerli.
Nasıl mı? Şöyle birkaç örnek vereyim.
Mesela bu aralar artan tarife ücretleri gibi bir dert var biliyorsunuz.
Ama Vodafone'da 12 ay kalma sözü veriyorsunuz ve sabit fiyat garantisiyle artan fiyatlardan hiç etkilenmiyorsunuz.
Bir de şöyle bir fırsatınız var.
Hani böyle en olmadık zamanlarda internetimiz biter ya.
Vodafone'da çeviriyorsunuz çarkı ve 20 GB'a kadar hediye internet kazanıyorsunuz.
Merve ben sosyal medyada vakit geçirmeyi çok seviyorum.
O yüzden de internetim hep bitiyor diyorsanız eğer Vodafone Red'de YouTube...
Instagram ve daha fazlası internetinizden yemiyor.
Ayrıca Vodafone'lular yanımda uygulamasından Bana Ne Var'a girerek kendilerine özel bu pek çok avantajı keşfediyor.
Yani kısacası Vodafone'lu olmak için sebep çok.
Siz de paranızın değerini bilen bir operatör kullanmak istiyorsanız Vodafone mağazalarındaki QR kodu okutarak veya Vodafone.com.tr'yi ziyaret ederek size özel avantajlı tekliflerle hemen Vodafone
'lu olabilirsiniz. Çünkü en başta dediğim gibi Vodafone'da paran değerli.
Hadi devam edelim. O zaman ilk kuralı tekrar anımsayalım.
Kazancınızın bir kısmını Kendinize bırakın diyor Algamış.
Ne demek istiyor? Şöyle düşünün.
Kendiniz dışında o maaşı aldıktan sonra her şeye para ödüyorsunuz ya.
Pazara, markete, giyime, kuşama, yemeğe, kiraya ve daha birçok şeye.
Ama bu masrafların içerisinde kendiniz yoksunuz fark ettiyseniz.
Şimdi diyeceksiniz ki zaten aldığım maaşın hepsi benim ya.
Ne alakası var? Hayır.
Algamış diyor ki seni işe alan patronun sana kıyafetlerini verse, ayakkabını vesaireni verse.
Aynı şey değil. Değil mi abi diyor yani patronun sana veriyor sen de gidip bunları almıyor musun diyor.
Sen diyor burada bir kölesin farkında mısın diyor.
Valla bunu beni baya düşündürdü.
Sen diyor kendin dışında herkese her şeye para ödeyen bir kölesin diyor adama.
Arkada Arkad şok.
Kazandığının diyor onda birini kendine saklasaydın 10 yılda elinde ne kadar para olurdu bir düşünsene diyor.
Arkad o anda mavi ekran veriyor.
Bir yılda kazandığım kadar diyebiliyor Arkad sadece.
Yani maaşınızı aldıktan sonra önce kendinize ödeme yapın.
Kendinize bir miktar para ayırın.
Buraya dikkat. Kıyafetinize falan artık neye para harcıyorsanız ekstra ekstra harcıyoruz ya kendinize ayırdığınızdan çok olmamalı diyor.
Ayakkabı mı alıyorsun? Kendini ayırdığından çok para verme ona diyor.
Çünkü biriktirdiğiniz her altın para aslında sizin için çalışan bir köle diyor.
Her bakır parada senin için çalışabilecek bir köle çocuğu diyor.
Bu tanımı sevmedim ama antik zamanlar diye kullanıyorum.
O yüzden eğer zengin olursan biriktirdiğin senin için kazanmaya devam etmeli diyor ki sen bolluğa kavuşabilesin.
O zaman ilk kural şu maaşımızı aldıktan sonra önce kendimize bir miktar para ayırarak tasarruf yapmamız gerekiyor.
Maaşınızın %10'u demiş siz onu artık kendinize göre ayarlayabilirsiniz.
Ama eğer kredi borcunuz vesaire başka borçlarınız varsa diyor en önce o borçlarınızı ödeyin borçlar bittikten sonra bu dediğimi yapın diyor.
Burada bir söz vardı çok sevdim diyor ki zenginlik de bir ağaç gibi küçük bir tohumdan büyüyor.
Bu tohumu ne kadar erken ekersen ağacın da...
O kadar çabuk büyümeye başlar diyor.
Onu düzenli birikimle beslersen en yakın zamanda gölgesinde keyif sürebileceğin bir hale gelecektir diyor.
Daha sonra Arkad Algamış'ın bu tavsiyesini bir sene boyunca uyguluyor.
Sonra Algamış bir sene sonra soruyor.
Ne yaptın diyor. Paramı diyor dediğin gibi biriktirdim ve bu birikimimi bir tuğla ustasına verdim.
Bana diyor uzak yerlere gittiği zaman böyle nadir kuyumlardan alıp getirecek.
Sonra onları yüksek fiyata satıp parayı da bölüşeceğiz diyor.
Çok masum. Lol.
Algamış da diyor ki her aptal ders alarak öğrenir.
Neden diyor bir tuğla ustasının kuyumlar hakkındaki bilgisine güvendin diyor.
Doğru söylüyor. Sen diyor fırıncıya gidip yıldızlar hakkında bir soru sorar mısın?
Yıldızlar için bir gökbilimciye gitmez misin diyor.
Birikimlerinin üstüne git bir bardak soğuk su iç evladım artık diyor.
Gelecek sefer kuyumlarla ilgili bir bilgi almak istersen.
Kuyumcuya gidersin artık diyor.
Koyunlarla ilgili bir şey öğrenmek istiyorsan da çobana gidersin diyor.
O zaman ne yapıyoruz?
Yatırımımızı yapacağımız şey her neyse bir uzmanına danışıyoruz.
Yok emmimin oğlu böyle dedi.
Bizim bir biraderimiz var kayınçoğumuz var o da şöyle dedi diyerek herkesin kayığına binmiyoruz.
İşi gerçekten bilen insanlara danışmamızı söylüyor.
O alandaki uzmanlara gidin diyor.
Ve algamış diyor ki buraya dikkat.
Tavsiye bedava verilen bir şey olsa da.
Ne konuda kimden tavsiye aldığınıza dikkat edin.
Birikimleri konusunda bu konuda tecrübesi olmayan birinden tavsiye alan biri bunun bedelini aldığı fikirlerin yanlışlığına birikimlerini kurban ederek öğrenir diyor.
Çok doğru. Neyse Arkad ilk dersini böylelikle alıyor.
Cidden de dolandırılıyor ama pes etmiyor.
Tekrar bir sene boyunca maaşının %10'unu biriktiriyor.
Sonra bu birikimini kalkan yapan bir ustaya teslim ediyor.
Agar diye birisi bronz alması için ona veriyor.
Bu agar denen usta da ona 4 ayda bir faiz ödüyor.
Arkatta bu faizden gelen parayla güzelce böyle zevk sefa yapıyor.
Lüks lüks yaşıyor hatta eşek almayı falan planlıyor.
E şimdiki zaman araba.
Agam işte bunu duyunca diyor ki sen diyor birikimlerinin çocuklarını nasıl yersin?
Ben sana...
Önce şunu söylemedim mi?
Git bir altın al, altın köle ordusu al demedim mi?
Şimdi diyor senin için ne çalışacak, hangi köle çalışacak diyor.
Burada köle altın oluyor, para oluyor.
Bu da böyle bir ders arkadaşlar.
Birikimlerinizin çocuklarını yemeyin faizden bahsediyor.
Aradan iki sene geçiyor yine karşılaşıyorlar.
Arkad diyor ki bir zenginliğim var ve bu zenginliğimle daha da fazla para kazanıyorum.
Ve kazandığım para da...
Daha fazla para kazanıyor diyor.
Arkad artık işi çözmüş.
Kazandığından daha azıyla yaşamayı öğrenmiş en azından bir süreliğine.
Sonra kendi alanlarında tavsiye verebilecek insanlara fikir danışmayı öğrenmiş.
Ve en sonunda da altınının kendisi için çalışmasını sağlamayı öğrenmiş.
Yani kısacası...
Parayı kendine ayırmayı onu tutmayı ve kullanmayı öğrenebilmiş.
Sonra bu zengin adam algamış ona bir iş teklif ediyor.
Gel diyor benim evlatlarım çok akılsız sen Nipur'a benimle gel ve benim mülklerimi orada idare et.
Sen artık diyor ne yapacağını çözdün bu işi öğrendin.
Seni diyor ortağım yapayım mal varlığım da sana kalsın ben öldükten sonra diyor.
Tabii bunu duyan arkadaşları hemen diyorlar ki o ne kadar şanslısın.
O da diyor ki benim şansımın tek nedeni daha onunla tanışmadan zengin olma isteğine sahip olmam.
Dört yıl boyunca ben zaten kendimi kanıtladım.
Buraya dikkat. Yıllar boyu balıkların her rüzgar değişikliğindeki davranışlarını bilen ve ağını ona göre atan bir balıkçıya siz şanslı mı dersiniz diyor.
Düşündürücü. Yani fırsat dediğiniz şey.
Kendini beğenmiş bir tanrıçadır ve hazırlıksız olana vaktini harcamaz diyor.
Sanırım en sevdiğim kısımlardan biri buydu.
Çünkü her başarının ardını şansa bağlayanlar var.
Halbuki o noktaya gelene kadar ödenen bedelleri görmüyorlar.
Sonra işte başka biri arkada diyor ki sen de diyor ilk yıl diyor varınıyor onu kaybettin.
Ama demek ki diyor çok azimliymişsin ya ondan böyle zengin olmuşsun diyor.
Buraya da dikkat lütfen.
Arkad diyor ki azim.
Bir insana gerçekten taşıyamayacağı bir deveyi taşımak için güç verebilir mi diyor.
Azim demek kendinize koyduğunuz hedefleri şaşırmadan ona ulaşmak için yolunuza devam edebilmeniz demektir diyor.
Çok anlamlı farkındalık defterime bunu yazdım hatta.
Ne kadar küçük de olsa kendinize koyduğunuz hedefleri sonuçlandırmadan.
Bırakmayın lütfen diyor. Yoksa daha büyük görevler yapabileceğinize dair inancınızı yitirirsiniz diyor.
Hatta burada çok güzel bir örnek vermiş.
Diyor ki eğer kendime 100 gün boyunca köprüyü geçerek şehre gidip orada bir çakıl taşını suya atacağımı hedef koyarsam bunu yaparım.
Ve bunu 7. günde kendime hatırlatmama gerek kalmaz.
Hiçbir zaman yarın gideyim de iki taş atayım aynı şey demem.
Onun yerine adımlarımı tekrar atıp Taşı suya atarım.
20. güne gelince her gün suya bir çakıl taşı atmanın ne faydası var demem.
Bir avuç taşı al at suya bitsin demem.
Yani diyor ki kendinize zor ve gerçekleştiremeyeceğiniz hedefler koymayın.
O zaman kazandığımızın %10'u veya bir kısmını kendimize ayırmaya çalışıyoruz.
Ve bunu düzenli bir şekilde yapmaya çalışıyoruz.
Bir anda değil. Küçük ve güvenli bir getiri her zaman riskten yedir diyor Arkad.
Yüksek faizler sizi kayalara çağıran ve geminizi batıracak sirenlerin sesi olabilir dikkat edin diyor.
Bir de daha fazlasını biriktireyim derken hayatı kaçırmayın diyor.
Harcamaktan korkup da endişeye düşmeyin diyor.
Cimrileşmeyin diyor. Ve gelirinize göre yaşamaya çalışın.
Ayağınızı yorganıza göre uzatmaya çalışın diyor.
Şimdi gelelim Arkad'ın altın değerindeki.
Yedi tavsiyesine, yedi çaresine.
Burada Arkat'ı kral huzuruna çağırıyor ve halkı finans yönetimi için eğitmesini istiyor.
Ve kral Arkat'a soruyor.
Sen diyor nasıl bu kadar zengin oldun?
Başlangıçta senin hiç mi bir şeyin yoktu diyor.
Arkat da diyor ki sadece ve sadece zengin olma arzum vardı diyor.
Tabii onurlu ve şerefli bir şekilde zengin olmaktan bahsediyorum.
Bir zamanlar ben de altın sahibi olmak isteyen fakir bir gençtim ve altını elde edebilmemiştim.
Bilmek için gerekli olan bilgiyi elde ettiğim için zengin olabildim diyor Arkad.
Şimdi zayıf cüzdanımızı nasıl şişmanlatırız?
Bunun için 7 kuraldan 7 çareden bahsedeceğim sizlere.
Birinci çözüm yolunu zaten az önce anlattım.
Arkad burada bir yumurtacıya diyor ki bir sepete her gün 10 yumurta koyup her akşam 9'unu alsan birini sepetle bıraksan ne olur diye soruyor.
Sepet diyor bir süre sonra dolar taşar diyor adam.
Neden? Çünkü her gün aldığımdan bir tane fazla yumurta koymuş oluyorum.
O zaman ilk madde cüzdanımıza koyduğumuz her 10 paranın sadece 9'unu harcıyoruz ve bu bir başlangıç.
Çünkü tasarruf servet inşa etmeye yönelik bir başlangıçtır diyor yazar.
Şimdi sorun kendinize en çok neyi arzuluyorsunuz?
Her gün bütün isteklerinizin gerçekleşmesini mi?
Güzel şeyler mi? Daha iyi kıyafetler mi?
Daha çok dışarılarda yemek yemek mi?
Yani geldiği gibi giden kolay şeyler mi?
Yoksa daha kalıcı olan işte altın, mal, mülk, tüccarlık gibi gelir getiren yatırımlar mı?
İşte cüzdanınızdan çıkan paralar ilk grup şeyi elde etmenizi cüzdanınızın içinde bıraktıklarınızda ikinci gruba erişiminizi sağlayacak.
İkinci çare harcamalarınızı kontrol etmeye çalışın diyor.
Ne demek istiyor? Yaşama alışkanlıklarınızı anlamaya çalışın.
Belki de en kabul edilmiş harcamalar arasında Azaltabileceğiniz ya da çıkarabileceğiniz masraflar vardır.
Harcadığınız her kuruşun değerinin %100'ünü değerlendirebilir olun diyor.
Şimdi bir kağıt kalem alın ve harcama yapmak istediğiniz her şeyi o kağıda yazın.
Gerçekten gerekli olanları seçin arkadaşlar.
Gelirinizin onda dokuzuyla mümkün olan harcamaları belirleyin ve gerisinin üzerine çizin.
Neden? Çünkü bunlar tatmin edilmeyen arzularımız o kağıtta gördüklerimizin bir parçası.
Şu da var gerekli olan harcamalarınızla arzularınızı karıştırmayın.
Yani bunu içsel huzur bölümünde de anlatmıştım.
Epic Tetos da bu görüşte demiştim.
Gerekli harcamalar olarak gördüğümüz şeyler tersine bir çaba göstermediğimiz sürece gelirimize göre artış gösterecektir.
En çok değer verdiğiniz arzularınızı daha geçici isteklerinizden ayırmaya çalışın diyor.
O zaman ikinci kural kısaca şu bir bütçe yapın ve gerekli harcamalarınız için yeterince paranızın olmasını sağlayın.
Bakın gerekli harcama diyorum arzularımıza kapılıp yaptığımız alışverişten bahsetmiyorum.
Çünkü ne dedik en başta bu arzular için gelirimizin onda dokuzundan fazlasını kullanmamalıyız.
Gelelim üçüncü çareye.
Arkad diyor ki. Altınınızı katlamaya çalışın.
Bu kısımda artık ilk iki maddeyi halletmişiz ve vakit artık büyüme zamanı.
Yani ekonomik gücümüzü korumak için harcamalarımızı kontrol ediyoruz.
Ve artık varlıklarımızı altın olur, para olur, döviz olur her neyse bunları çalıştırma zamanı, arttırma zamanı üçüncü kural.
Çünkü cüzdanımızdaki para evet ruhumuzu tatmin edebilir ama bu sadece bir başlangıçtır.
Esas olay burada.
Yani bu altın üzerinden kazandık.
Bizim esas servetimizi oluşturabilecek.
Arkad diyor ki altın kendisine karlı bir iş bulan bilge sahibi için özenle çalışır ve sürü gibi çoğalır.
Yani tasarruflarınız büyüyerek refahınızı arttıracaktır diyor.
Altını kendimiz için nasıl çalıştırabiliriz Merve?
Burada yine kendisinden örnek veriyor ama siz bunu günümüze uyarlayın.
Mesaj şu ama buradaki yatırım yapmak ama doğru yatırım.
Diyor ki benim ilk yaptığım yatırımım şanssızdı.
Hepsini kaybettim ama sonra akıllandım.
Ve paramı diyor bir kalkan ustasına malzeme alması için kredi olarak verdim.
Kalkan ustası da ödünç aldığı bu benim paramı kalkanlarını sattıkça bana daha yüksek bir faizde geri verdi diyor.
Her kredi verdiğimde bana vermiş olduğu faizi ben...
Üzerine ekledim diyor. Böylece sadece kapitalim değil kapitalim üzerinden kazandığım parayı da arttırdım diyor.
Ve bir insanın zenginliği cüzdanında taşıdığı para değil.
İnşa edebildiği zenginliktir diyor bu noktada.
Şimdi diyeceksiniz ki ben bir sene boyunca para biriktirdim ama bu parayla ne yapayım?
Çok fazla değil. Belki öğrenciysiniz ve biriktirdiğiniz bir para var.
İşte burada aslında yatırım devreye giriyor.
İlla altın, dolar, borsa vesaire demiyorum.
Kendinize de yatırım yapabilirsiniz.
Eğitim alabilirsiniz o parayla ki bu da ileride kendi gelirinizi arttıracak bir şey olacaktır.
Sizi diğerlerinden öne çıkaracaktır.
Özellikle öğrencilere sesleniyorum.
Buraya az sonra geleceğim ama her kuruşu çalıştırın ve kendi kendilerine üremelerini sağlayın diyor.
Yani üçüncü kural altınınızı altın diyorum ama işte paradır vesairedir her neyse katlamayı öğrenin.
Gelirinizden ayırdığınız %10 zamanı geldiği zaman...
İşin ehli kişilere danışarak yatırıma çevrilmeli diyor.
Sizin için çalışacak bir orada köle lazım onu söylemeye çalışıyor.
Ve burada Arkat'ın yaptığı doğru yatırımla daha çok zenginleştiğini ve bu sayede daha da büyük yatırımlar yaptığını görüyoruz.
Yani üçüncü kuralımız altınımızı paramızı katlamaya çalışmak.
Gelelim dördüncü kurala.
Varlığımızı kayıplara karşı koruyabilmek.
Neden? Çünkü şanssızlık parlayan bir hedef bulmaya bayılır diyor Arkad.
Cüzdanınızdaki altını altın diyorum ama bunu günümüze uyarlıyorum para cüzdanınızdaki parayı kayıplara karşı korumanız gerekiyor diyor.
Yani iyi bir yatırımın ilk prensibi.
Ana paranızın güvende olmasıdır.
Ana paramızı her zaman güvende tutmamız gerekiyor.
Kaybetmemeye çalışmamız gerekiyor.
Riskin bedeli kaybetme ihtimalimizdir bu parayı.
Hızlıca zengin olacağım deyip böyle saçma sapan yatırımlar yapmayın diyor.
borç verirken geri döneceğinden emin olmadan sakın vermeyin aksi halde hazinenizi başkalarına hediye etmiş olursunuz diyor ve hangi alana yatırım yapacaksanız başınıza
geleceklerden muhakkak haberdar olmaya çalışın hatta bu işi gerçekten bilen insanlarla konuşun dediğim gibi eşinizden dostunuzdan tavsiye almayın yani kısaca ana paranızı sakın ola
ki riske atmayın ve güvenilir yatırımlar yapmaya çalışın Gelelim beşinci çareye yaşadığınız yeri kar edeceğiniz bir yatırıma dönüştürün diyor Arkas.
Burada artık Türkiye'de yaşayanlar için bir tık böyle hayal olabilecek bir yatırım tavsiyesi var.
Kira ödemeyin diyor başınızın üstünde bir çatınız olsun diyor.
Gerekirse kredi çekin ama evinizi alın diyor ve birkaç sene içinde kira öder gibi kendi evinize sahip olun.
Beşinci çareyi hızlı geçmek istiyorum.
Altıncı çare şu geleceğiniz için gelirinizi garantilemeye çalışın.
Yani muhakkak yaşlılığınızı da düşünün diyor.
Çünkü zenginliğin kuralına göre davranan biri.
Dikçe artan bir gelire sahip olur ama geleceğini de düşünmelidir, riske atmamalıdır diyor.
Çünkü yıllar boyu güvende durabilecek bir yatırım ve kaynak yaratacak planlar yapmaya çalışın.
Ev alın, arsa alın yani bir yere yatırım yapın ki yaşlılığınızda rahat edin diyor.
Bunu zaten herkes söylüyor. İşiniz, gücünüz ne kadar yolunda giderse gitsin, geleceğinizi muhakkak düşünmeye çalışın diyor.
Yedinci ve son çare de şu belki de en önemlisi kazanma kapasitenizi arttırın.
Bu en hayati çözümlerden biri.
Arkad diyor ki her başarının temelinde Arzu vardır.
Arzularınızın net ve güçlü olması gerekir.
Yani genelleştirilmiş arzularınız varsa bunlar aslında zayıf isteklerinizdir.
Genelleştirilmiş arzular zayıf isteklerin ötesine geçemez diyor.
Bir adamın zengin olma isteğinin de bir anlamı yoktur.
Ama bir adamın beş parça altına sahip olma arzusu...
Gerçekten elle tutulur bir arzudur.
Yani diyor ki elle tutulur arzularınız olsun daha gerçekçi, daha ayakları yere basan.
İşte o yüzden gerçekleştirilebilme ihtimali olan şeylere yönelin.
Çünkü zenginlik bu şekilde olur.
İlk önce küçük miktarlarla daha sonra büyük miktarlarla daha fazla şey elde edebilirsiniz diyor.
O yüzden arzularınızın net bir tanımı olsun.
Eğer çok fazla, çok karışık ya da yapılabilenin ötesine arzularınız varsa işiniz zor diyor.
Ayakları yere basan hedefler koymanız gerekiyor.
İnsan daha verimli çalışırsa kazanma yetisi de artar diyor.
Hatta Arkad diyor ki birkaç bakır para için çalıştığım günlerde bazı çalışanların...
Aynı işte benden daha çok çalışıp daha fazla ücret aldıklarını fark ettim.
Ve o zaman kendi kendime dedim ki ben neden yapmıyorum?
Ve ben de onlar kadar çalışabilirim.
Kendimi iyice işime verdim.
İyice odaklandım.
Yeteneklerimi arttırdım.
Ve bir gördüm ki daha fazla kazanıyorum diyor.
Burada Emin Çapan'ın şu sözünü hatırladım.
Hatta Instagram'a koymuştum.
Şunu unutmayın. Okulda öğrendiklerinizi öğrenen 10 milyonlar var.
Neden seni değil de seni işe alayım?
Niye sen? Nedir seni eşsiz yapan, diğerlerinden ayıran ne?
diye soruyor ya hatta instagramda anket yaptım siz olsanız kendinizi işe alır mıydınız diye sordum %85'iniz evet demiş %15 hayır daha benim çok eksiğim var daha tam donanımlı bir insan değilim demiş olay bu yani
her ne iş yapacaksak o alanda uzmanlaşmamız eğitimler almamız gerekiyorsa işin bir şekilde erbabı olmamız gerekiyor neden çünkü daha çok bildikçe daha fazla kazanırız
diyor yazar gerçekten bir araştırma yapılmış daha çok kitap okuyanların geliri %20 daha fazlaymış.
En basit örnek bu size verebileceğim.
Benim en sevdiğim kısmı da bu oldu.
Arkad'ın o örneklerinden.
Yani her ne iş yapıyorsak o alanda uzmanlaşmamız gerektiğini söylüyor.
Bunun için de gerekirse varınızı yoğunuzu ortaya koyun diyor.
Hani işin erbabı demişken aklıma geldi.
Bir bölüm yapmıştım ya geçim sıkıntısı diye old takipçiler hatırlar.
Orada bana ev işlerime yardıma gelen Safiye ablamı konuk almıştım.
Ben yine söylüyorum hayatımda İşini bu kadar güzel yapan birini daha bilmiyorum.
Hatta bir keresinde sordum.
Abla dedim ya sen dedim ne kadar işini severek yapıyorsun.
Ondan mı dedim bu kadar tertemiz oluyor evlerimiz dedim.
O kadar iyi iş çıkarıyorsun ki.
O da bana dedi ki hayır dedi sevmesem bile ben en iyisini yapmak zorundayım.
Niye dedim eğer işimi iyi yapmazsam ekonomim bozulur dedi.
Bunu biliyorum. Ben her zaman dedi elimden gelenin en iyisini yaparım.
Yani olay sevmek veya sevmemek değil.
En iyisini yapmak dedi. Ve Safiye ablanın hiç boş günü yok.
Aylar öncesinden randevu alıyorlar düşünün.
Ve fiyatı da bir tık daha yüksek diğerlerinden.
Olay bu işte yani her ne iş yaparsanız yapın en iyisini yapın.
Elimizden geleni ardımıza koymayalım.
Atıyorum ticaretle uğraşıyoruzdur.
Daha iyi malları nasıl daha uyguna alabilirim gibi gibi gibi.
Ya da işte Anthony Gaudi bölümü mü hatırlayın.
Onu diğerlerinden ayıran, dünyanın en iyi mimarlarından biri olmasına vesile olan şeyleri hatırlayın.
Bir sürü mimarlık öğrencisi vardı ama aralarından sadece Gaudi sıyrılıp çıktı o dönem.
Neden? Yani o bölümü dinleyin.
Ya da hayallerini takip edenler diye bir bölüm yapmıştım.
Orada anlattığım Chris Gardner'ın hikayesi vardı.
Sıfırdan zirveye çıkmış bir adam.
Umudunu kaybetme filminin gerçek hikayesini anlatmıştım.
Sadece bir eğitim aldı adam ve hayatı değişti.
Neden? Çünkü zenginlik arzusu vardı.
Yani ilk başta dedi ki arzu var adamın içinde.
O yüzden para kazanma arzusu bürümüştü onu.
Ama şerefli bir yoldan.
Yani kendi güçlerinizi besleyin, daha bilge olun ve daha çok beceri kazanın.
Şimdi bu 7 yasanın dışında şans oyunlarına kumara falan da değinilmiş ve demiş ki kısaca.
Birisi oyun oynadığı zaman kumar oynadığında durum tersine döner.
Kar etme her zaman oyunu kuran kimse onun lehine sonuçlanır.
Oyuncu için daima olumsuzlukla sonuçlanır kumar falan.
Ama çoğu oyuncu oyunu kuranın kar etme oranını ne kadar yüksek kendisinin ne kadar düşük olduğunu bilmediği için devam eder oynamayı diyor.
Kaybetme şansınız kazanma şansınızın 5 katıdır diyor.
Buraya dikkat. Yani diyor ki öyle kumarla falan öz sermaye yapamazsın geldiği gibi gider.
İkinci olarak ne kadar erken başlarsak o kadar iyi.
Kendisi için iyi olacak şeyleri erteleyen biri olmayın.
Ayağınıza gelen fırsatları muhakkak görün, değerlendirin.
Çünkü fırsatlar herkesin eline bir şekilde geçiyor.
Ama iyi şansı çekebilmek için önce o fırsatları görüp yakalamamız gerekiyor, ertelemememiz gerekiyor.
Mesela benim yıllar önce aklıma gelen ama hayata geçiremediğim bir iş vardı.
Şimdi başkaları yapıyor, ben de öyle bakıyorum.
Tren kaçtı Merve diyorum, geçmiş olsun.
Yani iyi şans ancak fırsatları kabul ederek cezbedilebilir diyor Arkad.
Şimdi size bir soru sormak istiyorum.
Bu soruyu da hep soruyorum arkadaşlarıma.
Altın dolu bir çanta mı yoksa bilge kelimelerinin yer aldığı bir kil tablet mi?
Ya da ben bunu şöyle çevireyim.
Müthiş bir zenginlik mi?
Müthiş bir bilgelik mi?
Hangisini seçerdiniz? Arkad'ın cevabı belli.
Bilgelik tabii ki. Neden?
Çünkü paran olması ayrı.
Paranı yönetecek bir bilgeliğinin olması apayrı.
Yani ileride batma ihtimalin var.
Çünkü bilgelik altından çok daha değerli.
Altın dolu torbalarla bilgeliğin değerini ölçemezsiniz diyor.
Bilgeliğiniz yoksa altınınız uçar gider diyor.
Ve son olarak Arkad diyor ki ne kadar çok bilgi sahibi olursak o kadar çok kazanırız.
Sahip olduğunuz becerileri geliştirdikçe karşılığını fazlasıyla alacaksınız diyor.
Vodafone'un sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Siz de şimdi tasarruf yapmanın tam zamanı diyorsanız açıklamalara bıraktığım linke göz atmanız yeterli.
Vodafone'un ayrıcalıklı dünyası sizleri orada bekliyor olacak.
İnstagram adresimi de aşağıya bırakıyorum.
Merve biz de buradayız ve seni dinliyoruz demek isteyenler de bana bu adresten ulaşabilir ve aynı zamanda farkındalık defterimin linki de aşağıda olacak.
O zaman bu cumartesi yeni bir yayınla tekrar karşınızdayım.
Artık cumartesi, pazartesi ve çarşambaları beraberiz.
O zaman cumartesi günü tekrar buluşmak üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
