
Cambly Hakkında detaylı bilgi almak ve %60 indirimden faydalanmak için linke tıklayın: https://cambly.biz/Osb60
Kod: Osb60
*
Cambly Kids Hakkında detaylı bilgi almak ve %60 indirimden faydalanmak için linke tıklayın: https://cambly.biz/Osb6
Kod: Osb6
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Cambly" hakkında reklam içerir*
Transkript
Anadini İngilizce olan deneyimli eğitmenlerle ister birebir ister grup derslerine katılabileceğiniz online bir eğitim uygulaması olan Cambly'e bugün başta en büyük yatırımı geleceğine yap.
OSB60 kodu ile tam %60 indirimle ilk ve son kez ayda sadece 199 TL'ye abone ol.
Ayrıca ilk dersin ücretsiz.
Bugün kendin için bir adım at.
Herkese merhaba.
Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün karar vermek üzerine konuşalım istiyorum.
Haftaya malum yeni yıl geliyor.
Benden böyle bir bölüm istediniz.
Merve buna çok ihtiyacımız var şu an dediniz.
E hadi o zaman yüzük kardeşliğine geçen şu cümleyle açılışımızı yapalım.
Karar vermemiz gereken tek şey bize verilen zamanla.
Ne yapacağımızdır? Bir de size şunu sormuştum hatırlıyorsanız.
Yeni yıl sizin için ne ifade ediyor arkadaşlar demiştim.
Çoğunuz yeni başlangıçlar dediğiniz umut da çok geldi cevaplar arasında.
Benim için de gerçekten böyle yeni başlangıç bir heyecan aşılıyor bana nedense.
Sanki böyle bir defteri komple doldurmuşum da o defterin sonuna gelmişim ve bu arada o benim için müthiş bir andır o defterin dolduğu an.
Sonra o defteri kapatıp yepyeni tertemiz güzel bir defter açmışımdır.
Öyle bir his uyandırıyor bende yeni yıl.
Yeni yıl güzel bir şey ya. Umut demek.
Benim için de umut demek. Ve bunu özellikle Covid döneminde insanlarda böyle yakınen gözlemledim diyebilirim.
Geçen senemizi hatırlayın ya.
Böyle yeni yıla girerken herkesin temennisi aynı değil miydi?
Ne olur bu karantinalar bitsin, kapanmalar bitsin, insanlar sağlığına kavuşsun, artık kimse ölmesin bunları diliyorduk.
Hakikaten o bir buçuk sene neler yaşadık yani mental olarak çöktük çoğumuz ama en önemlisi neyi anladık?
Sevdiklerimizin kıymetini anladık ve hatta birbirimize aslında ne kadar ihtiyacımız olduğunu anladık diyebilirim.
Ve tabii ki doğaya ne kadar zarar verdiğimizi de görmüş olduk.
Covid bence bize çok şey öğretti.
Hani diyorlar ya hastalıklar bize bir şey öğretmek için de gelebilir bazen.
Yani Covid de bizi böyle döve döve o kadar çok şey öğretti ki bizi bambaşka birine dönüştürdü belki.
Ve o dönem daha başlamadan aldığım bir sürü karar vardı ve o sene hayata geçirmeyi planlıyordum ama pandemi çıkınca olmadı.
Yani zamanında atmak isteyip atamadığımız adımlarımız yani aldığımız ama asla hayata geçiremediğimiz.
O kararlarımız. Bakıyoruz böyle hayat geçiyor, zaman zaten çok acımasız, ileriye doğru koşuyor böyle dörtün ala.
Aldığımız kararları uygulayamadığımızı gördüğümüz her an üzerimizde çok büyük bir yük oluşturuyor.
Öf amma pesimist konuştum.
Ama bir saniye hiç üzülmeyin.
Çünkü hayatınızda değişiklik yapabilecek güce sahip olan tek kişi bilin bakalım kim?
Sizsiniz tabii ki hani gazapizm endişeye mahal yok diyor ya aynı onun gibi.
Kararlar almak ve onları böyle iradeyle uygulamak bu ikisi var ya böyle hayatınızı gerçekten kökünden değiştirecek şeyler.
Çünkü insan eninde sonunda verdiği kararlardan ibarettir.
Attığımız ve atamadığımız adımları bu noktada bir düşünelim derim.
Peki nedir bu karar dedikleri şey Merve tam olarak ve neden bu kadar önemli?
Şöyle ki sözlük anlamıyla bakarsak ki sözlük anlamı çok güzel bence.
Sonunda şüphelerin...
Tartışmaların son bulduğu, seçilen yolun uygulanmaya başladığı mantıksal sürecin nihai ürünüdür.
Karar verme ne yapacağımızı bilmediğimiz zaman yaptığımız şeydir.
Yani en basit anlamıyla tabir edecek olursam seçeneklerden birinin tercihidir karar vermek.
Bu kadar da önemli işte iyi de neden bu kadar zor karar vermemiz çünkü evet şunu biliyoruz aldığımız güzel kararları yeni yılda uygulayabilsek cidden sonuçlar muazzam olacak bunun hepimiz farkındayız
ama bilin bakalım neyimiz yok aksiyon aksiyon alamıyoruz zorlanıyoruz ya bir de şu var hayatımızı değiştirmek istiyoruz tamam da yani bir taraftan da gördüklerimiz yaşadıklarımız
bizi öyle bir hırpalıyor ki seçenekler çok beklentilerimiz çok yüksek.
Yüksek kıyasıya bir rekabet var ve hayatımızın her alanında bu mevcut.
Müthiş okullardan mezun oluyorsunuz iş bulamıyorsunuz.
KPSS deseniz tam bir çıkmaz sokak olmuş o da zaten.
Yani önceden babamızın annemizin normal maaşlarıyla çalışıp aldıkları evler şimdi bizim için böyle bir hayale doğru gidiyor ve bunu görmek çok üzücü.
Önceden lise mezunu olanlar bile öğretmen olmuş bu ülkede.
1978 Ecevit döneminde bunlar yaşanmış.
Ben daha yumurtada vitamindim yoktum dünyada.
Lise mezunları 45 günlük kursla öğretmen olmuş.
Ve kendi arkadaşıma bakıyorum 5-6 sene KPSS'ye hazırlandı kurslara gitti.
Dünyanın parasını döktü.
Neden? Yani o kadar üzülüyorum ki bunları düşündüğüm zaman.
Yeni atandı da ama atanamayada bilirdi.
Bu arada sakın ola ki o dönemin lisesi.
Lise mezunlarını azımsadığımı zannetmeyin öğretmen oldular dedim diye.
Çünkü o dönemin lise mezunlarıyla şu an mezunların hiçbir alakası yok.
Veya işte köy enstitüsü mezunları.
Bizim üniversiteden mezun olduğumuz halimizden bile belki çok daha ilerideler.
Bir de o dönem mecburiyet var açık var şimdi ise fazlalık var çünkü adım başı üniversite var zibilyon tane mezun var iş yok istihdam yok yani köşe başı üniversite açıyorlar.
Önceden üniversite sayısı bir elin on parmağını geçmiyordu ve o dönemlerde mezun olanlar hatta ilk mezunlar bu ülkenin kendi alanlarında en önemli isimleri olmayı başarmış isimler en iyisi oldular.
Boşuna değil dünyada en çok üniversitesi olan ülke Hindistan bu arada.
Biz de 17. sıradayız diye hatırlıyorum.
Hindistan'dan sonra da Amerika geliyor.
Ama en prestijli okullar tabii ki Amerika'da sonra İngiltere'de ve Almanya'da.
Adım başı üniversite gerçekten bilmiyorum.
Çok tartışmaya açık bir konu.
Yazın bana Instagram'dan siz ne düşünüyorsunuz?
Ben açılmasın demiyorum.
Sadece kontrolsüzce şuursuzca sonunu düşünmeden ve başka amaçlarla açılmasın demek istiyorum.
Ay yine çenem düştü ya.
Ne diyordum nereye geldim?
Ne diyordum? Rekabet çok fazla diyordum.
Oradan geldim herhalde. İş imkanı gitgide azalıyor.
Yaşam koşulları gitgide zorlaşıyor.
Ve böyle zamanlarda insanın karar verme yetesi donup kalıyor ister istemez.
Ve bu şeyleri değiştirmek istiyoruz.
Kararlar almak istiyoruz ama nereden başlayacağımızı bilemiyoruz.
Ne yapabiliriz?
Hani Barack Obama diyor ya değişim için beklediğimiz biziz.
Aradığımız değişiklik.
Biziz diyor. Keşke bunu okullarda bize öğretselerdi zamanında.
Zamanı nasıl yönetiriz?
Nasıl etkili düşünürüz?
Gerçekten Milli Eğitim Bakanı olsam bunları yaparım ya emin olun.
Bir önceki bölümde dedim ya finans yönetimi insanlara bunu öğretirim çocuklara.
Doğru zamanda harekete nasıl geçeriz?
Nasıl etkili kararlar veririz?
Nasıl etkili düşünürüz?
Ama ne yapıyorlar? Bunlar yok.
Bizden beklenen şey hep full performans.
Neyse boş verelim bunları.
Ben bayağı dolmuşum.
Değişim için önce kendimize yapıştırdığımız o kötü etiketleri sökmemiz gerekiyor.
Ben yeteneksizim, ben tembelim, ben iradesizim, yok bilmem neyim.
Bunları gerçekten söyledikçe bir şeyi yüz kere söylersen olur derler ya eskiler.
Bunları içten içe kabulleniyoruz.
Ama madem ki yeni bir sayfa açmaya niyetlendik bunları da yazalım o deftere.
Karar veren kişi biziz.
Değişimi başlatacak olan biziz.
Kurtarıcı da biziz. Bir başkası asla değil ve olmayacak.
O yüzden şu olumsuz etiketlerimizi lütfen tespit edelim.
Atıyorum işte yeni yılda daha sağlıklı olmaya karar verdim diyorsunuz.
10-15 kilo vereceğim diyorsunuz.
Sonra içinizden diyorsunuz ki ben iradesizim abi veremem ki.
Demeseniz bile o etiket artık ruhunuzda işlemiş.
Nasıl aksiyon almayı planlıyorsunuz ki onunla?
O zaman kararlarımızın önüne set çeken bu etiketleri tespit edelim.
Yani kendimize yakıştırdığımız o olumsuz etiketler ne?
Eğer bunlar olmasaydı biz nasıl biri olurduk?
Bunları hayal edelim.
Peki biz gerçekten o etiketin yükünü taşımayı hak ediyor muyuz?
Size ilk kim bunları aşıladı?
Bir düşünün hepsini de bir yazın bir kağıda ve bunları hayatınızdan söküp atmanın yollarını...
düşünün gelelim karar vermenin önündeki bir başka bariyere tabi ki ertelemek buna özel bir podcast yapmıştım erteleme hastalığı ve çözümleri diye o yüzden çok detaya girmeyeceğim ondan bir doz
alın derim ertelemek tüm fırsatların Katili, çağın vebası, böyle mehter marşı gibi ne ilerleyebiliyoruz ne geri gidebiliyoruz, ne huzur bulabiliyoruz.
Ya onun yüzünden motivasyon falan kalmıyor içimize.
Benim için ertelediğim şeyler hani böyle bilgisayarda baba bir program açık kalır da siz böyle ön planda bir şeyler yapmaya çalışırken farkında değilsiniz.
Bilgisayar kasar eskiler yapıyordum.
Bilgisayar kasıp yavaşlar çünkü arkada o çalışıyordur farkında değilsinizdir aynen öyle yani halledemediğim her şey omuzlarımda öyle ağır bir yük bırakıyor ki hatta dün yakın bir arkadaşıma dedim ki
senin şu özelliğini almak istiyorum keşke dedim böyle otomatik yükleme olsa.
Senin özelliğini bana yükleseler.
Çünkü hiç ertelemez.
Böyle anında elindeki işi halleder.
Ondan sonra o keyfine bakar.
Ama ben öyle değilim. Darmadağın çalışan biriyim zaten.
Konuşurken daldan dala atlamamdan anlıyorsunuzdur.
Ve müthiş bir erteleyiciyim.
En sevmediğim huyum.
Nefret ediyorum bu özelliğimden.
Önceden daha beterdim.
Şimdi böyle bir tık daha iyiyim diyebilirim.
Bir tık mükemmelliyetçi olmamdan dolayı erteleme yapanlardanım.
Yani en iyiyi ararken...
İyi kaybedenlerdenim.
İşte karar vermemizin önündeki en büyük engellerden biri de bu.
Ertelemek ve mükemmelliyetçi olmak.
Yeni yılda aldığınız kararları lütfen ertelemeyin.
Bırakın ya mükemmel olmasın.
Mükemmelin canı cehenneme.
Hatta en sevdiğim filmden yine bir replik gelsin hiçbir zaman halimden memnun olmayayım hiçbir zaman kusursuz olmayayım kurtar beni Tyler kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar
beni bunu farkındalık defterinizin alıntı kısmına yazın bence şimdi.
Muhtemelen ben yazmışımdır diye düşünüyorum.
Ya mükemmel diye bir şey yok arkadaşlar.
Eğer olsa bile gerçekten çok sıkıcı olmaz mıydı?
Bizi biz yapan aslında o karakter özelliklerimiz değil mi?
Farklılıklarımız. O aslında bir böyle insanı heyecanlandırıyor.
Ama düşünsene mükemmel, kusursuz.
Hatta bir öğretmenimin dediği geldi aklıma şu anda.
Yıllar önce İngilizce öğretmenim demişti ki ben kusursuz suratlı insanlardan hiç hoşlanmıyorum dedi.
Canım sıkılır dedi bak bak dedi.
O ne öyle dedi. nasıl ya falan olmuştum şimdi anlıyorum belki de bunu kastetti bilemiyorum aklıma geldi gitgide herkes birbirine benziyor zaten yani öyle bir zaman diliminde öyle çarpıcı bir açıklama ki O
zaman ertelemeyi ne yapıyoruz?
Hop iptal ediyoruz. Sanki bu kadar kolaymış gibi.
Yeni yılda aldığımız kararları uygulayabilmemiz için öncelikle erteleme işini halletmemiz gerekiyor.
Ne bileyim daha erken uyanmak mı istiyorsunuz?
Daha sağlıklı beslenmek mi istiyorsunuz?
Daha çok kitap okumak mı istiyorsunuz?
İş değiştirmek mi? Dil öğrenmek mi?
O zaman ertelemeyin.
Aksiyon alın. Cambly Kids ile 4-15 yaş aralığındaki çocuklar tamamı ana dili İngilizce olan en kaliteli eğitmenlerle birlikte İngilizceyi kalıcı olarak öğreniyorlar.
Şu anda Cambly Kids'de yılın en büyük indirimi var.
OSB 6 kodu ile %60 indirimden faydalanın.
Çocuğunuza özgüvenli İngilizce konuşma becerisi hediye edin.
Ertelemenin ilaçlarından biri de irade kasımız.
Bu irade kasımızı güçlendirmemiz gerekiyor.
Hatta irade yönetimi diye de bir bölüm yapmıştım dinlemek isterseniz.
Neden erteliyoruz?
Neden iradesiziz?
Çünkü biyolojimiz böyle.
Beynimiz konfor alanına bayılıyor abi yani onu görünce hata veriyor.
Kaçmak istiyor.
Neden? Çünkü beynimiz karar alma sürecinde ne yapıyor?
Hem mantıklı düşünen kısımdan hem...
Duygusal düşünen kısımdan hem de dürtüsel düşünen kısımdan gelen bilgileri analiz ediyor, gözden geçiriyor.
Ya soruyorum size siz beyin olsanız ne yaparsınız bu durumda?
Beynimizin mantıklı düşünen bir kısmı var.
Prefrontal korteksimiz konuşamadım.
Bu kısım uzun vadeli iyiliğimizi düşünüyor, planlar yapıyor ve bu planlara göre gitmeyi tercih ediyor, hareket etmeyi tercih ediyor.
Duygusal ve dürtüsel olan kısım yani limbik sistem ne yapıyor?
Ya diyor kardeş diyor kısa vadeli haz yok mu versene bir doz alayım diyor.
Limbik sistem beynimizin ergeni ya.
Neden? Çünkü hep böyle has peşinde duygularıyla hareket etmenin peşinde sıkıcı bir şey mi oldu?
Rahatsız edici bir şey. Hemen oradan vın turizm ve dürtüleri peşinden koşuyor ama onsuz da olmuyor işte.
Limbik sistem olmasa biz belki hayatta kalamayız.
Çünkü o bizi tehlikelerden kaçmamız için hatta...
acılardan bile bizi korumaya çalışan bir sistem ben seviyorum limbiyi ama her ikisi de şart karar verme aşamasında hem o limbik sistem devreye giriyor ve her şeyi tehdit olarak algılıyor
çünkü rahatsız olacak keyfi kaçacak kaç diyor sana kulağına sürekli fısıldıyor boşver abicim diyor niye kendini zora sokuyorsun ne gerek var diyor gel topuklayalım şuradan kaçalım diyor beynimizde zavallı ne yapsın onu dinliyor
hayatta kalmam için bu gerekiyor sanırım diyor limbik sistem onu öyle güzel kandırıyor ki sonra ne oluyor diyorum ki instagramdan arkadaşlar hadi gelin şekersiz 21 gün beslenelim işte paketli gıda yemeyelim sağlıklı beslenelim
falan diyorum instagramdan oley diyorsunuz baya katılıyorsunuz aradan bir hafta geçiyor şöyle mesajlar alıyorum önünde koca bir dilim pasta başaramadım Merve yenildim ben elendim
siz yolunuza devam edin Mesaj bu.
Ya 500 kişi başlıyoruz.
Sağlıklı beslenmeye bir gazla.
Sonra 50 kişiye düşüyoruz.
En son 5 kişi falan kalıyoruz.
Resmen yaprak dökümü.
Geçen bir takipçim paylaştım.
Gördünüz mü? 17 kilo vermiş.
Vücut yapmış. Gözlerimize inanamadık.
Hatta yalan söylüyor ya falan diyenler oldu.
Hayır. Gayet doğru söylüyor.
Ben fotoğrafı görünce Bahçeli'ye bağladım zaten.
İşte cesaret, işte fazilet, işte feraset, işte fedakarlık, işte adam gibi adamlık.
O yüzden beynimizde iki cambaz var ve biliyorsunuz ki iki cambaz bir ipte oynamaz.
Ya bunu deyince de aklıma ne geldi?
Karakan vardı ya kabuskerim.
Şu anda da aklıma gelmezsin ya.
Karakağan en büyük cehennemden çıkan çılgın Türk.
Hakikaten nerede onlar ya?
Bilen var mı? Bilen varsa beni bir yeşillendirsin.
Şimdi başlamayı çok uzun zamandır ertelediğiniz o şeyi düşünmenizi istiyorum.
Sizi engelleyen şeyler neler?
Neyi bekliyorsunuz tam olarak?
Peki o gemi hiç gelmezse limanda bekleyen İsmail abilere sesleniyorum buradan.
Ne yapacaksınız o zaman?
Beklemeye devam edecek misiniz aksiyon almak için?
Peki kendinizi sürekli şunları söylerken buluyor musunuz arkadaşlar?
Hiç içimden gelmiyor ya.
Bence şimdi doğru zaman değil.
Bunun bir zamanı var ama şu an değil.
Bahanelerin arkasına sığınanlar.
Oradan bir çıkabilir misin? Size bir şey söyleyeceğim.
Motivasyon dediğiniz şey sizi yarı yolda bırakabilir.
Boşverin onun keyfini beklemeyi.
O zaman ne yapalım Merve?
Şöyle yapabiliriz. Uzun zamandır ertelediğimiz şey her neyse onu bir tespit edelim.
Bir kağıda yazalım ve yol almak için bir yol haritası çizelim.
E Merve ben karar veriyorum ama yarı yolda pes ediyorum geri dönüyorum diyenler yalnız değilsiniz arkadaşlar.
Çünkü insanların %80'i yeni yıl planları yapar kararlar alır ve daha Şubat bile gelmeden bırakır bu açıklanmış bilimsel bir veri.
Neden? Çünkü arkadaşlar olumsuz duygular.
Yola çıktığımızda başımıza gelenler.
Hani bir yola çıktığınızda böyle başlangıçta çok heyecanlısınızdır.
Sonra aradan saatler geçer.
O yol bir bitmez size tat vermez olur.
Bir sıkılırsınız, yorulursunuz.
Başlangıçtaki o heyecanlı insan gider.
Ve hemen gideceğiniz yere varasınız gelir.
Hedonik adaptasyon yaşarsınız ve bu çok normal.
İnsanız, makine değiliz.
Duygulardan yapılmışız.
Atıyorum üniversite sınavına hazırlanıyorsun.
Tam bir sene nasıl aynı tempoda ve şevkle ilerleyeceksin gerçekten çok zor.
Ve o yolda seni caydırmak isteyen kötü arkadaşların olacak.
Belki toksik sevgililerin olacak.
Belki ailevi sorunların olacak.
O zaman bunun geçici bir duygu dalgalanması olduğunu ve denizin elbet durulacağını bil.
Canını sıkıp sorumluluktan kaçma.
Kendime de söylüyorum ben de kaçıyorum bazen.
Aslında çoğu bölümü kendim için de çekiyorum arkadaşlar.
Karar verdiğim yoldan sapınca da öyle bir vicdan azabı hissediyorum.
Öyle bir suçluluk hissediyorum ki.
Ama sonra diyorum ki tamam Merve bunlar çok normal.
Bazen aksilikler olabilir ama her zaman yola devam etmelisin.
Ne diyorduk arkadaşlar? İncileri ipe dizmeye devam edeceğiz.
O yüzden denize açıldığımız zaman elbette o deniz her zaman durgun olmayacak.
Bazen kara gözden kaybolacak.
Etraf sislerle dolacak.
Dalgalar çıkacak karşımıza dev dalgalar.
O zaman neyi hatırlayayım biliyor musunuz?
Truman'u hatırlayın Truman Show.
Denizdeki o mücadele sahnesini şu an hatırlamanızı istiyorum.
Pes etmemesini ve kararlı olmasını hatırlayın derim.
O zaman şimdi.
Geçen sene aldığımız kararları neden gerçekleştiremediğimizi?
Düşünmemizi istiyorum yani o süreçte neler yaşadık hangi duygular bizi yolumuzdan alıkoydu bunu bir tespit etmemizi istiyorum.
Şöyle kısaca toplamak istiyorum bir şeyleri değiştirebilmek için ihtiyacımız olan tek şey sizsiniz dedim.
Kimseye sırtımızı dayamıyoruz dedim kurtarıcı rolü beklemeyelim kurtarıcı daima kendimiz olalım ve ertelemeyi acilen bırakmamız lazım dedim.
Yani ne yapabiliriz böyle küçük küçük ertelediğimiz şeylerden başlayabiliriz halletmeye ki o zaman büyükleri yapmak için de bir şey.
Şansımız olur. İlham perisi ve motivasyon asla beklemiyoruz.
Bu da önemli. Ve psikolojimi nasıl iyileştiririm bölümünde anlattığım inci dizisini yapabilirsiniz.
Her ne yapıyorsak devamlılığını sağlayalım demiştik ya.
Hani Gaye Suakyol'un bir şarkısında şey diyor ya istikrarlı hayal hakikattir diyor.
Ben onu istikrarlı hayat hakikattir diye söylüyorum.
Ama en sonunda şey diyor ya salla be hayat rock'n'roll'dur diyor.
Limbik sistem. Orada benim de bir yoldan çıkasım geliyor.
Bir de karar verme ve uygulama yolunda hava durumu kadar değişen duygularımız var arkadaşlar.
Buna da dikkat. Dediğim gibi Truman Show'u hatırlayın.
Neden? Çünkü biz kısa mesafe koşmak istemiyoruz.
Değişim dediğimiz şey bu değil arkadaşlar.
Değişim dediğimiz şey bir maraton koşusu gibi.
Neden öyle diyorsun Merve?
Çünkü 2500 sene önce Pers İmparatorluğu Atina'yı ele geçirmek istediği zaman Atinalıların onlara karşı koyacak bir durumu yoktu arkadaşlar ve savaş başladığında Atina ordusu
Atina'nın 40 kilometre ötesinde bir bölgede konumlandı bütün halk kaçtı gitti zaten ve bu bölgenin adı da Maraton neden biliyor musunuz Maraton bu bölgenin adı çünkü Atinalıların bu savaşta tarih
bir şekilde yüzlerine güldü ve Persleri yendiler savaşı kazandılar ve bu müjdeli haberi Atina halkına bildirmek üzere yola çıkan ulak asker sevincinden tam 40 kilometre
aralıksız koştu.
Ve insanoğlu belki de o gün şunu fark etti.
Bir insan hiç durmadan aralıksız koşabilir.
O yüzden değişim dediğimiz şey bir maraton koşusu ve bizler de o ulak asker gibi koşmalıyız belki de.
Yolumuza tabii ki engeller çıkacak, taşlar çıkacak ama ona rağmen o koşuyu bırakmamalıyız.
2023 kararlarınızda lütfen bu maraton koşucusunu anımsayın.
Hani bir söz var ya, istek varsa...
bir yol vardır diye o yüzden önemli olan bir şeyleri gerçekten isteyip istemediğiniz o koşuyu koşmak istiyor musunuz istemiyor musunuz ben burada sabaha kadar konuşsam bile bazılarınızın hayatına
gram dokunamayacağımın farkındayım mesela bir arkadaşım vardı yıllardır beynini yedim ne olur kilo ver çünkü sağlığı bozuldu neler yaptım başaramadım ve sonra anladım ki onun içinde
istek yok ama bir podcast ile ilk yaptığım amatör podcast çekersiz 21 gün kaç kişi zayıfladı bilmiyorum yani mesaj atana atana aslında ben bir şey yapmadım siz kararlıydınız siz
istekliydiniz siz değişime niyetlenmiştiniz ve bahanelerinizin arkasında saklanmayı bıraktınız öne çıktınız ve doğru zamanı da beklemediniz hani pazartesidir ya o hep veya yeni yıldır pazartesi aslında bir yeni yıl gibi diyetlerde
falan ama doğru zaman diye bir şey yok bence Her gün bir sonraki günü bekleyerek geçmesin.
Yani doğru zamanı beklemek gerçekten zaman kaybı yaratabiliyor bazen.
O zaman kendimize şu soruyu soralım.
Hayatımızda neyi değiştirmek istiyoruz?
Ya da hayatımızda ne değişse biz daha farklı, daha mutlu ve daha güçlü hissederiz kendimizi.
Neden? Çünkü Alice'in tavşanı diyor ya nereye gideceğini bilmiyorsan.
hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok bir de şöyle bir gerçek var ben burada bıdı bıdı konuşuyorum ama kimse size kendinizden daha akıllıca tavsiye veremez o yüzden potansiyelinizi en iyi tanıyan kişi
sizsiniz ve daima siz olacaksınız ve herkesin potansiyelini bulup onu gerçekleştirmeye ihtiyacı var ve hepimizin potansiyeli bambaşka onu da geçtim herkesin koşulları
aynı değil adam orada hayat derdine düşmüş yaşamayı unutmuş çoluğuna çocuğuna nasıl ekmek götürecek onun derdinde potansiyeli gerçekleştirmeyi bırak düşünmeye zamanı yok yani adaletini seveyim dünya dolmuşum
ben ya dolmuşum bir bölüm yapayım ya hatta geçen paylaşmıştım ya instagramda teomanın bir sözü ben kendimi Potansiyelini kişiliği ölçüsünde gerçekleştirmiş biri olarak görüyorum
diyor. O nasıl güzel bir söz ya.
Potansiyelimi kişiliğim ölçüsünde gerçekleştirdim.
Nerede benim çerçeven böyle yazıp yazıp asasım geldi bunun.
Neden? Çünkü kişinin deneyimleyebileceği şey nihayet kendisi olacak bu hayatta.
O zaman sahneye çıkalım ve hayatımızın sorumluluğunu biz kendimiz elimize alalım.
Ne olacaksa çünkü bizim sayemizde olacak.
Değişecek ve dönüşecek kişi biziz.
Benim verdiğim karar beni ilgilendirir neticesinde çünkü ceremesini de ben çekeceğim, ekmeğini de ben yiyeceğim.
Aldığım her karar ve bu kararlar sonucunda attığım her adım benim geleceğimi şekillendirecek.
O yüzden bunun bilincinde olursak kararlarımızı daha iyi alırız diye düşünüyorum.
Zaten hepimiz yeni yıl öncesi böyle kararlar alıyoruz ama bunları böyle havaya savuruyoruz bence.
Ne yapalım yazalım mesela hatta bir saat gerçekten oturup düşünelim.
Ya Merve bir saat ne yazacağım ben diyorsanız size sorular soracağım arkadaşlar.
Lütfen bu saydıklarıma birden ona kadar bir puan verin.
Bir zaten hiç memnun değilim anlamında.
Onda on numarayım anlamına geliyor.
Soruyorum hazırsanız bunu yazabilirsiniz.
Fiziksel durumunuzdan memnun musunuz?
Birden ona kadar bir puanlama yapmanız gerekiyor.
Duygusal durumunuzdan memnun musunuz?
entelektüel durumunuzdan memnun musunuz finansal durumunuzdan memnun musunuz kariyer durumunuzdan memnun musunuz sosyal durum yani arkadaşlık ilişkileriniz ne durumda bundan memnun musunuz eğer
yaptıysanız arkadaşlar en düşük puanlı çıkanlar en düşük olan neyse sizin acilen ona karar vermeniz gerekiyor orada bir odaklanmanız gerekiyor Bunu bir yapın derim arkadaşlar ben
yaptım gördüm baya bir şey gördüm.
Bir de olumsuz düşüncelerimiz var arkadaşlar kararlarımızı uygulama aşamasında bu da önemli.
Hatta bunun içinde düşüncelerimiz hayatımızı nasıl etkiler diye bir bölüm yapmıştım onu dinleyebilirsiniz.
Yani kendimizi değiştirmek istiyorsak önce olumsuz düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekiyor.
Hatta bir araştırma yapılmış günde zihnimizde 6200 farklı düşünce geziniyormuş ve bilin bakalım bu düşünceler nasıl düşünceler.
Tabii ki olumsuz düşünceler, negatif ve biz bunları isteyerek yapmıyoruz.
Zihnimizin olaylar karşısında düşünmeden verdiği tepkiler bunlar ve bunları biz tespit etmeden, onun üzerine bile düşünmeden hayatımızı bir şekilde devam ediyoruz ve belki de hayatımızı etkileyebiliyor bunlar.
Hatta size bir test yapmıştım Instagram'da hatırlıyorsanız.
Japon bir psikoloğun testiydi, bir profesörün kişilik testi.
Şimdi yeni gelenler için tekrar yapmak istiyorum.
Hazırsanız başlıyoruz.
Ama başlamadan önce küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Aklınıza ilk geleni söylemenizi istiyorum.
Böyle uzun uzun düşünmeyin ve tahmin etmeyi de çalışmayın.
Bunu niye sorduğumu başlıyorum.
Bir gün odanızda oturuyorsunuz ve aniden mavi küçük bir kuş camdan içeri giriyor ve dışarı çıkamıyor.
Yolunu kaybediyor şaşırmış ve kuşu çok seviyorsunuz.
Onu beslemeye karar veriyorsunuz.
Neyse yatıyorsunuz uyuyorsunuz.
Ertesi gün bir kalkıyorsunuz.
O mavi kuşun rengi sapsarı olmuş sarıya dönmüş ve baya şaşırıyorsunuz.
Ertesi gün tekrar yatıp kalktığınızda bakıyorsunuz ki kuş tekrar renk değiştirmiş.
Üçüncü günün sabahında parlak bir kırmızıya dönüşüyor.
Dördüncü gün tamamen siyah oluyor.
Peki beşinci gün uyandığınızda kuşun rengi sizce nedir arkadaşlar?
Ya Merve kuşun rengi değişmedi siyah kaldı mı dediniz?
İlk rengi olan maviye döndü mü dediniz?
Bembeyaz bir kuşa mı döndü dediniz yoksa altın rengi oldu merve mi dediniz bunu bir düşünmenizi istiyorum.
Düşündüyseniz hızlıca.
Bu odanıza giren mavi kuş aslında iyi bir şans sembolü gibi görünüyordu ama aniden renk değiştirdi ve bu mutluluğun uzun sürmeyeceği konusunda endişelenmemize sebep oldu.
İşte bu kuşun yani bu duruma verdiğiniz tepki aslında gerçek hayattaki zorluklara, belirsizliklere, önümüze çıkan engellere verdiğimiz tepkileri gösteriyor.
Birinciyi seçenler ne demiştik birinci için siyah kalıyor demiştik değil mi?
Kuş renk değiştirmedi siyah kaldı dediyseniz eğer siz karamsar birisiniz.
Yani durum bir kez kötüye gittiği zaman diyorsunuz ki tamam abi bir daha düzelmeyecek buradan bu top dönmez diyorsunuz.
Ne yapacağım Merve siyah kuşu seçtim diyorsanız şunu yapabilirsiniz.
Diyebilirsiniz ki ya bu en kötü durumsa o zaman işler daha da kötüye gidemez.
Daha ne olabilir ki maksimum diyebilirsiniz.
Eğer kuşun maviye döndüğünü düşündüyseniz hani ilk rengi mavi diye oraya geri döndüğünü düşünüyorsanız siz ilimser birisiniz.
Hayatın iyi ve kötünün bir karışımı olduğuna inanıyorsunuz ve başınıza bir talihsizlik geldiği zaman onu soğukkanlılıkla kabullenebiliyorsunuz.
Stres ve endişe yapmadan olayları akışına bırakmak gibi bir özelliğiniz var.
Bu da şanssızlık başınıza geldiği zaman hemen mental olarak toparlanmanızı sağlıyor diyebilirim.
Merve'ye kuşun beyaza döndüğünü düşünüyorum diyorsanız sizler de baskı altında oldukça sakin ve oldukça kararlı davranabilen kişiler olabilirsiniz.
Yani en kötü zamanlarınızda bile kaygılanmakla falan vakit kaybetmiyorsunuz.
Kararsızlık diye bir şey sizin lügatınızda yok.
Eğer durumlar çok kötü olursa olaylar çığırından çıkarsa o zaman da gereksiz bir üzüntünün bataklığına gömülmüyorsunuz.
Yani kayıplarınızı bir kenara atıp amacınız için kendinize yeni bir rota seçmek gibi bir özelliğiniz var.
Çokça iradelisiniz ve işlerin hep yolunda gitmesini sağlayan da bu.
Merve kuşun altın rengine döndüğünü düşünüyorum diyorsanız da sizler korkusuz olabilirsiniz.
Baskı ne demek bilmiyorsunuz ve hatta size göre her kötü durum aslında bir fırsat fırsat olarak görüyor olabilirsiniz.
Ve sizin lügatınızda imkansız diye bir şey.
Yoktur demiş Japon psikolog.
Böyle bir test arkadaşlar bu.
Ne kadar pessimistsiniz gördünüz mü bu testte?
Aslında bu test yani gördüğünüz gibi olumsuz düşüncelerle de ne derece haşır neşir olduğumuzu bir noktada ortaya koyuyor.
Dönelim kararlarımıza.
Peki Merve iyi bir karar alıp almadığımı ben nasıl anlarım diyorsanız.
İyi karar arkadaşlar bizi bir noktada amacımıza ulaştırabilecek olan kararlardır.
Ve iyi bir kararın ölçütü etkililik, verimlilik.
Uygulanabilirlik ve tamamlanma ile ölçülüyormuş arkadaşlar bir de şu var siz nasıl bir karar vericisiniz bu benim çok hoşuma gitti çünkü çeşit çeşit bunları da söylemek
istiyorum bakalım hangisiymişsiniz şimdi kararsız karar verenler şöyle oluyorlarmış bu insanlar aldıkları kararlardan kesinlikle tatmin olmuyorlarmış ve bu nedenle sürekli sürekli yeni yeni kararlar
alıyorlarmış ve diğer insanların düşüncelerinin etkisine çok sık kalmaya meyillilermiş bir başkası kendi başına karar verenler Yani bağımsızlar dediğimiz grup.
Bunlar da kafalarına göre hareket ediyorlar.
Kendi özelliklerini kazandıkları için yalnız başlarına karar verenler.
Bir başkası mantıklı karar verenler.
Bunlar da böyle aldıkları kararları olumlu ve olumsuz diye tartmaya daha meyillermiş.
Tepkisel karar verenler.
İçlerinden geldiği gibi böyle duygularıyla hareket edenler.
Ve bu çok sıkıntılı bence.
Çok ölçütlü karar verenler var.
Bunlar da tüm alternatifleri kendi bakış açılarına göre sınıflandırıyorlar ve en son bir karara varıyorlar ve karar vermeden önce kıyaslamalar yapmaya çok meyilliler diğer seçenekler arasında.
Çok amaçlı karar verenler bunların ortak bir paydası var.
Birden çok amaca hitap eden kararı seçmeye çalışıyorlar.
Düşüncesizce karar verenler hiç olayın böyle elini boyunu sonunu düşünmeden ince eleyip sık dokunmadan hoppala diye düşüncesizce karar alanlar.
Karar alıp sonrasını en sona bırakanlar mücadele ederek karar verenler bu grupta şöyle sorunu belirliyorlar.
Bu sorunu enine boyuna düşünüyorlar.
Sonra da zamanla o alternatifler arasında boğulmaya başlıyorlar.
Bu ben olabilirim.
Onu okuyan bunu izleyen ve günün sonunda hiçbir şey yok.
Koca bir hiç lol.
Ve bonus planlı karar verenler bunlar da arkadaşlar Bordo bereliler hepinizi buradan alkışlıyorum planlı karar verenler çünkü bu grup duygularıyla mantığını çok iyi harmanlayabiliyor.
Arkadaşlar, Campbell'in sunduğu ortamlarda satılacak bilginin sonuna geldik.
Bize özel indirim kodumuz 2023ortam.
Yeni yılda alacağınız en büyük kararlardan birisi belki İngilizcenizi geliştirmektir.
Ve bu bize özel indirim kodunu aşağı açıklamalara bırakıyor olacağım.
O zaman sizlere en sevdiğim şiirlerden biriyle veda etmek istiyorum.
Robert Frost'un Gidilmeyen Yol şiiri.
Sarı bir ormanda ikiye ayrıldı yolum.
İkisinden birden gidemediğim ve yazık ki tek yolcu olduğum için üzgün uzun uzun baktım görene kadar birinci yolun otlar çalılar arasında kıvrıldığı yere.
Sonra öbürüne gittim.
O kadar iyiydi o da ve belki çimenlik olduğu aşınmak istediğinden gidilmeye daha çok hakkı vardı.
Oysa oradan gelip geçenler iki yolu da eş ölçüde aşındırmıştı hemen hemen.
Ve o sabah ikisi de uzanıyordu birbiri gibi.
Hiçbir adımın karartmadığı yapraklar içinde.
Başka bir güne sakladım yolların ilkini ama bilerek her yolun yeni bir yol getirdiğini merak ettim geri gelecek miyim diye.
İç geçirerek anlatacağım bunu ben.
Nice çağlar sonra bir yerde.
Bir ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben, ben gittim daha az geçirmişinden ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.
2023'te aldığımız kararların hayatımıza güzellikler katmasını diliyorum.
Pazartesi tekrar beraberiz arkadaşlar.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için adresimi aşağıya bırakıyor olacağım ve farkındalık defterime göz atmak isteyenler için de aşağıda bir link sizi bekliyor olacak.
Görüşmek üzere, hoşçakalın, bay bay.
Cambly'de ilk defa tüm ürünlerde geçerli %60 indirimi kaçırmayın.
Cambly'nin %60 indiriminden yararlanmak için OSB60 kodunu, Cambly Kids'in %60 indiriminden yararlanmak için ise OSB6 kodunu kullanarak hemen abone olabilirsiniz.
Sınırlı sayıda kişi için geçerli.
Bu büyük indirimi kaçırmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
