
Terappin Hakkında detaylı bilgi almak ve indirmek için: www.terappin.com
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir*
Transkript
Terapinin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün yine çok istenen konulardan biriyle karşınızdayım.
Hani Nuri Bilge Ceylan'ın bir filmi var ya Kış Uykusu diye.
Orada Nihal Aydın'a şöyle bir söz söylüyordu.
Seninle cebelleşeceğim diye bütün güzel huylarım değişti demişti.
Bence filmin en çarpıcı repliklerinden biri buydu.
Bugün o cebelleştiğimiz insanları konuşalım istiyorum.
Narsistleri konuşacağız, narsisizmi konuşacağız.
Bu konu o kadar çok istendi ki artık şöyle düşünmeye başladım.
Bence aramızda çok fazla narsist kurbanı var.
O yüzden bu bölüm narsistleri tanıma rehberi arkadaşlar.
Bir de şunu fark ettim.
Böyle azıcık biri kendini beğendiği zaman hani onu gözlemlediğimiz zaman hemen damgayı yapıştırıyoruz.
İşte bu narsist kibirli kendini beğenmiş.
Tamam okey böyle anlamları var ama narsist öyle hani çok...
Basite indirgeyebileceğimiz bir şey değil.
Zaten anlattıkça göreceksiniz.
Şimdi o zaman hikayenin en başına gidelim.
Mitolojiden başlayalım.
Benim Old ve Gold takipçilerim tabii ki bu mitolojik hikayeyi bilir.
Bir podcastta anlatmıştım ama yeni gelenler için tekrar anlatacağım.
Narsisizmin adı mitolojiden geliyor.
Yunan mitolojisindeki Narkisos karakterinden adını alıyor.
Bugün Narsisizm dediğimiz, bu arada Narsizm diyesim geliyor ya.
Narsisizm diyemiyorum.
Yanlış söylersem kusura bakma.
Bu ruhsal problemi adını veren kişi mitolojideki Narkisos karakteri.
Aman tanrım mitolojiyi 30 bin tane karakter ver şimdi beynimiz yanacak demiş olabilirsiniz.
Hayır oldukça basite indirgeyerek anlatacağım arkadaşlar merak etmeyin.
Mitoloji deyince herkesin bir gözü korkuyor çünkü.
Neden? Çünkü çapkın Zeus'un maceraları hiç bitmiyor.
Şimdi Zeus'u hepimiz biliyoruz.
Baş tanrı. Onun bir karısı var Hera.
Zeus sürekli karısına ihanet ediyor.
Hera da hep onun böyle peşinde koşup duruyor yakalamak için ihanetlerini.
Hatta Zeus Hera'yı oyalaması için onun yanına bir su perisi olan Echo'yu gönderiyor.
Hera da genelde zaten durumu anlar.
İşte yine bir gün Zeus çapkınlık turuna çıkıyor.
Hera'nın yanına da onu oyalaması için bu su perisi olan Echo'yu gönderiyor.
Hera oyalandığını anlıyor ve Eko'yu cezalandırıyor, onu lanetliyor.
Ve artık Eko gerçekten Eko'ya dönüşüyor.
Yani yankıya dönüşüyor.
Hani böyle bir kuyunun içine bağırırsınız, sesiniz size geri döner, yankılanır ya Eko deriz ona.
Müzik şargonunda Eko'dur bu.
Adını da Yunan mitolojisindeki bu su perisinden alıyor.
Neyse Eko lanetleniyor ve artık sadece karşısındakinin son sözlerini tekrar edebilen birine dönüşüyor.
Narsisizme adını veren Narkisos'a dönecek olursak daha ilk doğduğu zaman bir kehanet söyleniyor onun hakkında.
Bir kahin annesinin yanına gelip diyor ki Narkisos hakkında oğlunun ömrü...
Kendini bilmediği sürece uzun olacaktır diyor.
İşte bu kehanetten yıllar yıllar sonra Narkisos büyüyor.
Genç bir delikanlı oluyor.
Ama o kadar yakışıklı ki onu gören böyle gözlerini alamıyor.
Ve bu onun adeta laneti oluyor.
Güzelliği, yakışıklılığı.
Ve Narkisos hiç kimsenin aşkına karşılık vermiyor.
İşte aşkına karşılık vermediği kişilerden biri de Eko.
Yani Superisi. Echo bir gün Narcissus'u ormanda ağlanırken görüyor ve adeta vuruluyor ona.
İlk görüşte aşk ve Narcissus ağacın arkasından birinin onu gözetlediğini hemen anlıyor ve...
Kim var orada diye sesleniyor ama Echo lanetlendiğinden dolayı Narcos'un sadece son söylediği sözleri söyleyebiliyor ve ona geri söylüyor söylediklerini.
Orada, orada diye yankı şeklinde bir cevap geliyor Narcos'a.
Sonra Narcos'a doğru kollarını açarak koşuyor ama Narcos onu rahat bırakmasını istiyor.
Hani ondan uzaklaşıyor, aşkına karşılık vermiyor ve Echo...
Narcissus'u bir türlü aklından çıkaramıyor.
Yani kara sevda gibi bir şey.
O kadar acı çekiyor ki aşkı yüzünden maalesef hayatını kaybediyor.
Ve zavallı Eko'nun ardında sadece kemikleri kalakalıyor.
Ve kemikleri de zamanla kayalara dönüşüyor.
Sesi ise kayalardaki yankılara dönüşüyor.
Ve Eko'nun düştüğü bu hali gören Olimpos tanrıları Narcissus'u cezalandırmaya karar veriyor.
Narkisos yine bir gün avlanmaya çıkıyor.
Çok yoruluyor. Nehrin kıyısına gidiyor.
Tam böyle su içmek için nehre eğiliyor ve o anda suda kendi yansımasını görüyor.
Tıpkı bir ayna gibi ve o an gerçekten donak alıyor.
Gözlerini sudan ayıramaz oluyor.
Çünkü sudaki yansımasına yani kendisine delicesine aşık oluyor.
Yemeden içmeden kesiliyor ve günden güne erimeye başlıyor.
Ve en sonunda Narkisos.
Kendine kavuşmak isterken Kendi aşkına suya düşerek boğuluyor.
Ve Narkisos'u arayanlar onun bedeninin yerine dünyanın en güzel çiçeklerinden birini buluyorlar.
Nergis çiçeği. Narkisos'un çiçeğidir Nergis çiçeği.
Nergis'i ben de çok seviyorum kokusunu.
Yani muhteşem bir güzelliği var ama buna rağmen aynı zamanda da zehirli biliyorsunuz.
Ve güzelliği simgeleyen çiçeklerden biridir.
İlkbaharda böyle donmuş toprağa yararak çıkar.
Baharın simgesidir, aşkın simgesidir, güzelliğin simgesidir.
Ve adını da... Mitolojideki Narcissus karakterinden alır.
İşte hikayesi böyle arkadaşlar.
Peki nedir bu narsisizm?
Psikoloji literatüründe 1800'lü yılların sonunda karşımıza çıkıyor.
Epey de bir geçmişi var gördüğünüz gibi.
İlk defa insan cinselliğini inceleyen hatta eş cinsellik üzerine ilk İngilizce tıp dersi kitabını yazan kişidir.
İngiliz doktor Henry Ellis bu konudan bahsediyor.
Bu mitolojik öyküyle ilişkilendiren kişi de zaten o.
Patolojik kendi kendine odaklanma diye açıklıyor akıl hastalığı olarak tanımlamış narsesizmi.
1898'lerde hatta yoğun otoerotizm veya kişinin kendi cinsel bedeniyle meşgul olma.
Bu durumları betimlerken narsisizm işte bu Yunan miti üzerinden tanımlamış.
Ondan sonra işte bu konuyla ilgili araştırmalar başlıyor.
Çok detaya girmek istemiyorum böyle akademik şeylerden bahsedip sizi sıkmayacağım ama ilk defa psikanalitik bir makalede 1911'de yayınlanmış.
Bu makalede de narsisizm kişinin benliğini tensel olarak sevmesi.
diye geçiyor. Kibir ve kendine hayranlık olarak ele alınıyor.
Sonra zaten Freud durur mu?
Hemen bu meseleyi el atıyor.
Hatta kitabı da var okumak isterseniz narsisizm üzerine.
Yani bugün anlatacaklarım yine bu işin uzmanlarından olacak.
Şimdi narsisizmin en önemli unsurları kibir, kendini beğenmişlik, azamet ve gösterişçilik ve narsisizmde kişi kendi bireysel tecrübelerini, bendiğini
Fiziksel özelliklerine, kendi davranış ve isteklerine buraya dikkat, kendi amaçlarına, kendi ihtiyaçlarına, kendi kusursuzluğuna ve üstünlüğüne yoğunlaşır.
Dikkat ettiyseniz hep...
Kendi dedim. Narsisizm de bu zaten.
Hatta Cambridge Sosyoloji Sözlüğü'nde şöyle geçiyor.
Tüketim toplumunun ve batının teşhircilik takıntısının bir neticesi olarak geçer narsisizm.
Gerçekten üzerine düşünülesi bir açıklama bence bu.
Ruh bilimcileri de bunu farklı şekillerde tanımlıyor kavramsal olarak.
Genel olarak şöyle söyleyebilirim.
Hani bulunmaz Hint kumaşı mısın be kardeşim deriz ya.
Aynen o hesap. Narsesizm üstün ve eşi bulunmaz birisi olduğuna inanmak.
İşte beğenilme gereksinim ama uçlarda.
Ve tabii ki empati yapamamak.
Yani bunlar belirli bir kişilik bozukluğu olarak tanımlanıyor.
Ve düşünsenize hani böyle biriyle yaşıyorsunuz evinizin içinde.
Ya da hatta ona aşık olduğunuzu düşünün.
Gerçekten narsist kurbanları bunun bedelini çok ağır ödeyen insanlar.
Hatta geçen bir arkadaşımla tam olarak bunu konuşuyorduk.
Kendisi ağır bir patolojik narsist kurbanı.
Üstünden seneler geçti ilişkisinin ama ona rağmen hala o ilişkinin enkazını taşıyor maalesef üzerinde.
Geçen de bir uzman psikolog diyordu ki bir narsist kurbanı senelerce kendine gelemez.
Gerçekten öyle hani bizzat şahidim arkadaşından.
O kadar güzel bir kız ki bu arada ama adam onu o kadar dibe çektik ya öyle bir değersizleştirmiş ki onu.
Öz güvenini kaybetmişti.
Ben de dedim ki hani bu böyle olmayacak.
Hemen terapiye başlıyorsun.
Terapini önerdim. Bu arada bunu reklam zannedeceksiniz ama gerçekten önerdim.
Çoğu arkadaşıma da öneriyorum.
Hatta geçen sabah ilk seansını almış ve oldukça da memnun kalmış.
Yorumlara bakarak seçtim dedi.
Terapini artık hepiniz biliyorsunuz arkadaşlar online bir terapi platformu.
Terapinde 300'e yakın uzman klinik psikolog var ve 6 farklı kategoride hizmet veriyorlar.
İhtiyacınız neyse çocuk psikolojisi olur, ergen psikolojisi, yetişkin psikolojisi, aile ve çift terapisi, cinsel terapi, sınav kaygısı artık ihtiyacınız neyse.
Merve ben tam olarak hangi psikoloğu uzmanlık alanını seçeceğime karar veremeyebilirim diyenler.
Terapinde başlangıç testi var.
Onu yapmanız yeterli.
Zaten size en uygun psikoloğu o şekilde sunuyorlar.
Uygulama içerisinde çevrim içi olan psikologlar göreceksiniz.
Onlara anlık istek göndererek ihtiyacınız halinde 7-24 seans gerçekleştirebiliyorsunuz.
Ve bu gerçekten benim en sevdiğim özelliği.
Hani 7-24 psikoloğunuz elinizin altında.
Gerçekten müthiş bir şey. Çünkü bazen insanın öyle zamanları oluyor ki hatta öyle anları oluyor ki.
Birine ihtiyaç duyuyorsunuz ve bu biri arkadaş da olmayabiliyor.
Hani bana bir uzman destek olsun.
Acaba bir psikolog olsa bana ne söylerdi dediğiniz anlar vardır ya.
İşte o anlarda terapin gerçekten ilaç gibi.
Bu sistemi kuranlara buradan teşekkür ediyorum.
Bir de seans bittikten sonra uygulama üstünden psikoloğunuzla ücretsiz ve sınırsız olarak mesajlaşabiliyorsunuz.
Ve dediğim gibi seçeceğiniz psikoloğa yapılan danışan yorumlarını da okuyabiliyorsunuz.
Gerçekten yönlendirici ve yararlı oluyor.
Bir de yine en sevdiğim özelliklerinden biri belki o an dağılmış bir durumda olabilirsiniz.
Hani belki hunharca ağlıyordunuz 5 dakika önce.
Yani kamera açacak bir durumda değilsiniz.
Benim ilk görüşmem böyle olduğu için.
O yüzden gülüyorum.
Kamera açmamıştım.
Neyse balon gözlerle.
Yani ister görüntülü ister kapalı kamerayla hatta anonim bir isimle de seans yapılabiliyor.
Gerçekten şahane. Beni dinleyen ünlüler varsa aranızda duyurulur.
Mobil uygulamadan ya da bilgisayarınızdan görüşme yapabiliyorsunuz.
Merve terapi fiyatlarından haberin var mı?
Alıp başını gitmiş diyenler.
Terapinde psikologlar kendi seans ücretlerini kendileri belirliyorlar.
O yüzden tüm bütçelere uygun oldukça geniş yelpazeye sahip bir fiyat politikaları var.
Ve tabii ki bize özel indirim kodumuz da var.
Tüm kullanıcılara özel ilk seans için OSB15 kodu ile ilk terapi seansınız %15 indirimli arkadaşlar.
Daha önce deneyen takipçilerimden çok güzel dönüşler aldım.
O yüzden şimdi tekrar canı gönülden sizlere terapini öneriyorum.
Açıklamalardaki linke tıklayarak detaylara ulaşabilirsiniz.
Hadi devam edelim. Peki Merve narsisizmin nedenleri nelerdir?
Freud'a göre açıklayacak olursak bebek yani yine çocukluğumuza gideceğiz.
Henüz bir sevgi nesnesinin olmadığı dönemlerde bebekler kendi bedeninin sevgi nesnesi olarak ve doyum sağlama aracı olarak kullanıyor.
Ve kişi bir kere zevk aldığı o doyumdan tabii ki vazgeçmek istemiyor.
Freud'a göre narsisizm bir sevgi nesnesi seçme biçimi.
Yani narsisistik ya da anaklitik yani bağlanmaya dair bir şekilde oluyor.
Narsisistik nesne seçimine göre buraya dikkat.
Kendisinin olduğu şeyi, kendisinin bir zamanlar olduğu şeyi, kendisinin olmak istediği şeyi veya bir zamanlar kendisinin bir parçası olmuş şeyi sevebilme
yetisine sahiptir. Ve Freud diyor ki bireyin gelişiminde bir aşk nesnesi elde etmek için cinsel içgüdülerini birleştirdiği bir an gelir ve kendini, kendi vücudunu Aşk
nesnesi olarak alarak başlar buna.
Kendi vücudunu aşk nesnesi olarak almak ne kadar garip değil mi?
Benim çok sevdiğim bir kitap var.
Oldlar Bilir, Dorian Gray'in portresi.
Oscar Wilde'ın hatta kanalımda podcastı da var.
Narsist deyince tabii ki ilk aklıma gelen Dorian Gray oluyor.
İşte uçlarda dedik ya uçlarda olan kişi o.
Aslında narsistlik eğilim hepimizin içinde var ve olması da gerekiyor zaten.
İnsan tabii ki önceliğine kendisini koymalı.
İnsan kendi çıkarlarını gözetmeli değil mi?
Bir tık daha diğer insanlardan bu normal bir şey, sağlıklı bir şey.
Hani ben kendimden önce el aleme düşünüyorsam orada bir sıkıntı vardır bence.
Bu dediğim gibi sağlıklı ama bunu uçlarda yaşamak sıkıntı.
Oralara geleceğiz az sonra. Peki Merve bir narsist nasıl narsist oluyor?
Beni dinleyen ebeveynler lütfen dikkat.
0-7 yaş arasına dikkat edelim çünkü çocuklar o dönemde kendilerini dünyanın merkezi olarak görüyorlar.
Yani herkes onların etrafında pervane oluyor çocuk böyle işte her şeye hakkı olduğunu düşünüyor ki bunlar da çok normal.
Onlar zaten bize muhtaç hani kendi öz bakımlarını yapamazlar temel ihtiyaçlarını karşılayamazlar.
Bizim tabii ki onların imdadına koşmamız lazım onların peşinde dolanmamız lazım ama hani bebek doğduğu zaman hani dediğim gibi ilk sevgi nesnesi kendisi oluyor dedim ya az önce.
o sevgi başkalarına yöneliyor.
Kendinden başkalarına yönelmeye başlıyor.
İşte gidiyor oyuncaklarını seviyor.
Dostlar ediniyor. Kıra işte onları seviyor.
Gitgide o sevgisi kendinden başkalarına yönelmeye başlıyor.
Sevgisinin genişlediğini görüyorsunuz.
Ama narsistin sevgisi böyle değil işte.
O sevgi onda baki kalıyor.
Kendinde kalıyor. Dağılmıyor.
Dengelenmiyor. Kendinde kalıyor.
Hala Tıpkı o çocukluğundaki gibi işte herkes benim etrafımda koşsun, pervane olsun.
Her zaman işte öncelik ben olmalıyım.
İnsanların önceliği her zaman ben olmalıydım.
Benim her şeye hakkım var.
Benim her zaman çıkarlarım gözetilmeli.
Herkes bana hizmet etmeli.
Bakın çocuk gibi konuşuyorum şu anda.
Hani az önce dedim ya. Evet çocuklar belli bir yaşa kadar temel ihtiyaçlarını karşılayamaz.
Bize muhtaçlar. Çevresinden beslenmek zorundalar değil mi?
Destek almak zorundalar bizlerden.
Burada temel ihtiyaç derken şöyle düşünmeyin.
Yediriyorum, içiriyorum, besliyorum.
Bu değil. Sadece bu değil.
Çünkü gerçekten anneliği ve babalığı yedirip içirmekten ibaret zanneden insanlar var maalesef.
Hayır bir çocuğun temeli psikolojik ihtiyaçları da var.
Bunlar da gözetilmeli. Annesinin, babasının onu koruduğunu bilmesi gerekiyor değil mi?
Onu koşulsuz sevdiğini bilmesi gerekiyor.
Onaylanmak istiyor, ilgilenilmek istiyor, sevgi istiyor, şefkat istiyor, fark edilmek istiyor.
Annesinin, babasının gözünde bir fark edilmek istiyor ya.
İhtiyaçlarının giderilmesini istiyor.
Bu sevgi de olur, diğer anlattığım şeyler de olur.
İşte narsistin de olayı bu.
Aynı o çocukluk dönemindekileri yaşıyor.
İşte etrafından beslenmeye çalışıyor.
Onların varlığıyla kendini değerli hissediyor.
Buraya dikkat. Çevresindekiler sayesinde varoluşunu kendine ispatlamaya çalışıyor ve istiyor ki...
Bütün dünya hala onun etrafında dönsün.
Herkes ona pervane olsun, onun çıkarlarına hizmet etsin.
Bunu istiyor, beklentisi bu.
Neden? Eğer çocukken yeterince sevgi ve şefkat göremediysek, temel psikolojik ihtiyaçlarımız karşılanmadıysa maalesef vicdanımız gelişmiyor arkadaşlar ve biz gitgide daha duyarsız,
daha bencil birine dönüşmeye başlıyoruz.
Hayır Merve, ben çocukken her istediğim anında yapılıyordu.
Ben hayır nedir onu bilmiyorum, hiç duymadım.
Sen ağasın, sen paşasın böyle büyütüldüm.
Prensesiyim ben ailemin böyle büyütüldüyseniz eğer ve aileniz siz hiçbir şey yapmadığınız halde başarısız olduğunuz halde bile sürekli sizi pohpohluyorsa sürekli yoktan yere şımartıldığınızı hatırlıyorsanız
gereksiz abartılmışlık varsa.
Yine o çocuk narsist olabiliyor maalesef.
Dediğim gibi burada denge çok önemli.
Çocuk yetiştirirken dengeyi bulmak çok önemli.
Keşke ehliyet verilse diyorlar ya bence çok doğru.
Birinde sevgi yok gördüğünüz gibi.
Birinde de aşırı uçlarda bir sevgi var.
O da sağlıksız.
Yani sevgisiz, şefkatsiz, ihmal edilmiş, aşırı eleştirilmiş, korunmamış, suçlanmış, aşağılanmış böyle büyütülmüş bir çocuk.
Yani büyüdüğü zaman ne bekliyorsunuz?
Nasıl bir çocuk olacak ki o?
O değersizliğini, o yetersizliğini, o özgüvensizliğini maskelemek için uğraşacak ve belki de narsistlik tavırlar sergileyecek değil mi?
Sanki böyle kendine çok değer veren biri gibi dışarıya öyle bir imaj çizecek.
Belki onu aşırı kibirli, egoist zannedeceksiniz.
Evet narsist diyeceksiniz.
Diyecek ki size ben herkesten güzelim, daha iyiyim.
Her şeyin en iyisini ben hak ediyorum.
Özelim. Ayrıcalıklıyım.
Gıcık olacaksınız belki.
Öyle bir imaj çizecek. Ama o bir maske aslında.
Değersizliğini gizlemek için takmış olduğu bir maske.
Ya Scarface filmini hatırlayın.
Hani orada meşhur bir söz vardı ya.
Hatta sol sahnede görüyorduk.
The world is yours. Tony Montana'nın ikonik sözü artık bu.
O da çok narsist bir karakterdi hatırlarsanız.
Ve ona aynalık eden insanlar aslında onun narsisizmini besliyordu.
Sonradan sonradan böyle açığa çıkmaya başlamıştı yavaş yavaş.
Biz zaten narsistler için onlara aynalık etmek için varız.
Bence bu da önemli bir detay.
Hani Shakespeare'in Sezar'ında bir replik vardı.
Madem başka bir yerde yansımanı göremiyorsun kendi kendine ben bir ayna olup sana övmeden seni koyacağım gözlerinin önüne henüz kendi bilmediğin yalanlarını diye.
Bir de bu narsistler böyle kendinden üstün gördükleri insanları gözüne kestirir.
Buna da dikkat edin. Çünkü neden?
Kendi değersizliğini kamufle etmek için.
Yine Scarface filmine dönecek olursak Tony Montana'nın o ulaşmaya çalıştığı aşık olduğu Michelle Pfeiffer yani Elvira karakterini hatırlıyor musunuz?
Kadın resmen ateş ediyordu arkadaşlar ve ona ulaşmak için neler neler yapmıştı.
Ama sonra ne yaptı?
Kadını nasıl aşağıladı?
O yemek sahnesinde değil mi?
Kadın da onu aşağıladı da gerçi.
Tipik bir narsistti ya oradaki o çizdiği profil.
Avını böyle elde edene kadar şovunu yaptı.
Dünyayı ayaklarının altına serdi.
Yani narsistler böyledir.
Sizi öyle bir özel hissettirir ki en başlarda.
Dersiniz ki ya ben ne kadar şanslı bir insanım.
Nasıl bir insana denk geldim dersiniz.
Ayaklarınız yerden kesilir.
Uçarsınız sizi uçurur böyle dağın zirvesine çıkarır.
Sonra da oradan arkanıza bir tekme atar.
Yani böyle yavaş yavaş düşürmez sizi.
Hızlı ve ani bir düşüş yaşarsınız.
Neye uğradığınızı şaşırırsınız.
Ve sonra dersiniz ki her insan gibi.
Bu insan başta çok iyiydi hani acaba ben bir kusur işledim de böyle mi oldu diye düşünmeye başlarsınız.
İçiniz içinizi kemirer suçu kendinizde ararsınız.
Çünkü bir narsist zaten asla özür dilemez bunu da bilin.
Hani dilerse de şöyle diler ya işte aslında ben haklıydım da neyse işte hani büyüklük bende kalsın.
Ben özür dilemiş olayım der.
Narsist öyle normal insanlar gibi özür dilemez ve bir narsist zaten hatasını suçunu asla kabul etmez.
Çünkü daima o haklıdır içinde bir yerlerde.
Ama ben sevgilimin narsist olduğunu düşünüyorum.
Arada sırada bana hak veriyor demiş olabilirsiniz.
Neden hak veriyor? Çünkü seni kaybetmek istemiyor.
Çabalıyor ki çıkarları var senden.
Çıkarı bitmemiş o yüzden. Çünkü sen gidersen değeri gidecek.
Onun kibrini kim besleyecek sen gidersen?
O yüzden çıkarları için bazen sizi kaybetmemek için çabalayabilirler.
Ama dediğim gibi kendi çıkarları için bunu yaparlar.
Hani sen çok üzüldüğün için falan değil.
Ve bir narsiste böyle ilişki yaşarken...
Kendinizi o kadar tedirgin, böyle değersiz, ne bileyim böyle paçavra gibi hissedersiniz ya.
Tam böyle adını koyamazsınız.
Ne oluyor ya dersiniz ama bir adını da koyamazsınız.
Sonra aradan çok uzun bir zaman geçer belki.
Çok geç anlarsınız. Çünkü o kadar böyle dengesiz bir ilişki vardır ki ortada.
Tespit edemezsiniz başınıza gelenleri.
Ve bu öyle bir şeydir ki aslında Luna Park'ta gibi olursunuz.
Hani böyle bir gün dünyanın en mutlu insanısınız.
Bir günde... Düşünürsünüz ya bunu bana nasıl dedi bana nasıl böyle bir hakaret etti ya bu adam beni çok seviyordu bu kadın diye düşünmeye başlarsınız.
Nasıl benim kalbimi bu kadar kırabildi diye düşünürsünüz.
Dediğim gibi bir narsistle beraber olmak bir lunaparkta hız trenine binmek gibi inişli çıkışlı.
Yani asla böyle tam anlamıyla kendinizi o ilişkiye bırakamazsınız.
Güvenli bir liman olduğunu düşünemezsiniz.
İçinizde bir yerlerde bir huzursuzluk vardır.
Tamam ya işte ben de bu insanla ömür boyu giderim diyemezsiniz.
O his bir türlü gelmez.
Çünkü sürekli kavga vardır, barışılır, kavga edilir.
Sil baştan aynısı, aynısı, aynısı.
Çünkü narsist sizi yanında tutmak için sizi böyle aşk kırıntılarıyla besler.
Size arada yem atar, geri çekilir.
Ve arada sırada sizi mutlu edebilir, şaşırabilirsiniz.
Onunla da idare etmeye çalışırsanız o süreçte şey düşünürsünüz.
Hani sizi mutlu etti ya birazcık.
Ya beni seviyor herhalde.
Aslında öyle bir şey yok. Yani ilişkinin en başlarında sizi böyle göklere çıkarır.
Ne kadar güzel olduğunuzu söyler.
Ne kadar yakışıklısın der.
Ne kadar değerlisin aman da aman yani.
Sonra söyleyen kişi bir bakmışsınız.
Bir süre sonra şöyle diyor.
E senin de şuran şöyleymiş.
Kaşığının üstünde gözün varmış.
E buranda da şöyle bir kusur varmış.
Kusur arıyor resmen. Ve sizi sürekli kırıyor, paramparça ediyor.
Onun yanından ayrıldıktan sonra kendinizi değersiz hissediyorsunuz ya.
Hani kendi kilo alsa onu görmüyor.
Ama sizi alıp böyle yerden yere vuruyor.
Aşağılıyor sizi. Siz samimi bir ilişki istiyorsunuz.
Ama bir türlü böyle tam anlamıyla o derinliği, o samimiyeti yakalayamıyorsunuz.
Bir şeyler eksik dediğim gibi.
Ne cennetteyim ne cehennemdeyim.
Araftayım diyorsunuz bu ilişkide.
Ve artık yolun sonunu göremiyorsunuz.
Hani böyle sis bombası atılmış gibi yolunuza.
Aslında en başlarda o siste yolunuzu kendiniz bulabilirdiniz.
Ama şimdi onsuz bulamazmışsınız gibi hissediyorsunuz.
Çünkü bir narsist daima kurbanlarını böyle bağımlı insanlardan seçer.
Kendine çok güzel bağlar yani.
Neden? Çünkü ister ki güç...
Hep benim elimde olsun. Bana bağımlı olsun.
Ve sürekli şu tedirginliği yaşarsınız.
Ay şimdi acaba neye kızacak?
Neye laf edecek? Neyi kıskanacak?
Bunları düşünürsünüz. Beni çok kıskanıyor diye düşünebilirsiniz.
Beni çok seviyor canım ya.
Çok kıskanıyor beni.
Halbuki öyle bir şey yok. Yani kıskandığı şey sen değilsin.
Seni kontrol etmeye çalışıyor.
Kendi çıkarları için seni kontrol altında tutmaya çalışıyor.
Her şeyine karışıyor ki güç gösterisi yapsın.
Gücün onda olduğunu bil.
Ve seni bir kukla gibi böyle iplerinle tepeden idare etmeye çalışıyor.
Bu arada erkeklerde...
Bir tık daha fazlaymış bu narsisizim.
Ve size böyle küçük bir çocuk muamelesi yapıyor.
İşte ne giyeceğine karışıyor, ne yiyeceğine karışıyor.
Seni kontrol etmeye çalışıyor.
Siz de bunu ilgi alaka zannediyorsunuz.
Ve bir anda korkunç böyle sevgi gösterileri yapıyor.
Sizi hediyelere boyuyor ve bir anda da terk ediyorlar.
Yani sevgisi de çok şiddetli terk etmesi de neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz.
Sonra da olay mahalline...
Geri dönüyorlar sanki bütün bu olanları o yapmamış gibi o kadar kötü sözü o kadar hakareti o söylememiş gibi ne var canım ya bunda diyorlar.
Bu arada geri dönme sebebini de şey zannetmeyin.
Beni çok seviyor ya bensiz yaşayamıyor.
Öyle bir şey yok. Burada tek amacı hala sizin üzerinizdeki etkisini görmek, kontrolünü görmek.
Çünkü tatmin olacak bundan.
Eğer ola ki siz terk ettiyseniz bir narsisti bu sefer o sizi terk etmek için geri döner.
Hani gücün kimde olduğunu sana ispatlayacağım.
Bir de şey derler ya sen de amma abartıyorsun ya.
Bir de bayıl istersen Ferah.
Ne dedim sanki? Ne kadar alınıyorsun, ne kadar duygusalsın.
Halbuki 32 yerinden bıçaklamış sizi.
Ya biraz uzaklaşalım demek istemiştim.
İkimiz için de iyi olur demeye çalıştım.
Hemen yanlış anladın ya.
İnanılmaz iyi manipülasyon yaparlar.
Dikkat. Aslında oradaki olay sizin duygularınızı kontrol etmek.
Hani canı nasıl istiyorsa bir narsist size hakaret edebilir.
Kendine bunu hak görür.
Ve sizin orada durmanızı bekler.
Hani o istediği lafı söylesin.
Siz de onları yutun. Bunu bekliyor.
Çünkü o daima haklıdır arkadaşlar.
Kendine her şeye hak görür.
Zaten bizler onlar için bir eşyalar.
Hani böyle mutfakta sarı bezler vardır ya iş yaparsınız yaparsınız sonra işiniz bitince sıkıp bir kenara koyarsınız.
Bir narsist için biz o sarı beziz.
İşi bitince böyle sıkıp kaldırıp atıyor bir paçavra gibi.
Sonra artık usanırsınız.
Tamam ya lanet olsun artık bitti dersiniz.
Aradan işte bir hafta geçer ya da bir yıl geçsin hadi tekrar mesaj atar ve hiçbir şey olmamış gibi bir mesajdır bu.
Naber canım ya geçerken seni gördüm nasılsın?
Çünkü şu mantıktan arsız.
Ya ben ne yaparsam yapayım hani istediğim küfürü hakareti edebilirim.
Bana geri dönecek zaten hani beni sevecek bu mantıkta.
Olur da geri dönerseniz inanıp ne yaşayacağınızı söyleyeyim.
En başta yine sizi göklere çıkaracak.
Yine böyle ah diyeceksiniz ne kadar şanslıyım.
Sonra yine sizi o göklerden aşağı atacak.
Aynı şeyleri tekrar tekrar yaşayacaksınız.
Ve bir narsist arkadaşlar sadık değildir.
Bunu da bilin. Sürekli kendisine yeni yeni kurbanlar arar.
Neden? Çünkü bir narsistin içinde asla dolmayacak bir boşluk var.
Ve o içindeki boşluğu birileriyle.
Bir şeylerle doldurmaya çalışır ama dolmaz.
Çünkü dipsiz bir kuyuya atılan taşlar gibidir o kurbanları.
Ve ilişkileri bazen sadece cinsellikten ibarettir.
Bu arada beni çocuklarınızla dinliyorsanız lütfen uzaklaşın.
Telefonunuzda maratona çıkın.
Cinsellikten bahsedeceğiz.
Şimdi derin ilişki nedir bilmez narsistler.
Ne aşkta ne arkadaşlıkta.
Hep böyle yüzeysel takılırlar.
Cinselliğe düşkün olabilirler, libidoları yüksek olabilir.
Çünkü seksi bile çıkarları için kullanır bu insanlar.
Sizin üzerinizde kontrol, tahakküm kurmak için seksi kullanırlar, onay almak için.
Ne kadar iyiydim yatakta değil mi diyebilmek için.
Zaten cinsellik narsistler için bir gövde gösterisidir, bir şov alanıdır o yatak onlar için.
Sen onunla seviştiğini zannedersin ama aslında...
O kendi kendine sevişiyor.
Sen yoksun yani yatakta.
En başlarda kendini var gibi hissetmiş olabilirsin.
Neden? Çünkü seni tatmin etmesi gerekiyor.
Böyle parandeler atar. Parande atıyor derken gerçek anlamda değil.
Lafın gelişi. Bir an böyle bir senaryo hayal ettim.
Yatakta parande atan insanlar.
Aaa neyse. Yani buradaki amaç şu.
Seks performansıyla seni kendine bağlamaya çalışır nersist.
Bütün hünerlerini gösterir, elinden geleni yapar.
Ama... Bir süre sonra o muhteşem seks hayatı ne olur biliyor musunuz?
Narsist kontrolü ele geçirdiğini hissettiği an yani der ki ben artık tamam bunu bağladım.
Seni o yatakta aşağılamaya başlar.
Erkekliğine söver, kadınına laf eder.
Kendi orgazm olamaz dönüp der ki senin yüzünden olamadım.
Ya da işte sen de sekste çok başarısızsın ya çok yetersizsin.
İşte sana rağmen hani bir şekilde tatmin oldum işte falan der.
Ya başlarda tat...
Baktığı vücuda kusur bulmaya başlar.
Size kusur bulmaya başlar ve neye uğradığınızı şaşırırsınız.
Seks bittikten sonra hani o kadar iyi olduğunu düşünür ki bir narsist.
Sana sorma gereği bile duymaz zaten.
Nasıldım demez belki.
Çünkü zaten o mükemmeldir.
Sen çok kötüsündür.
Sen yetersizsindir.
Onun mükemmel olabilmesi için senin kötü olman lazım, mükemmel olmaman lazım.
Seksi bile kendine göre kontrol eder.
Hani kendi tatmini olur, sizi tatmin etmez.
Sen zaten dediğim gibi önemsizsin.
Sen onun için bir nesnesin.
Hiçbir önemin yok. O kendisiyle sevişiyor.
Onun fantezileri vardır.
Hani olmazsa olmaz fantezileri vardır.
O olmazsa orgazm olamaz falan.
Sizin de vardır belki ama...
Sizin hiçbir öneminiz yok. Sizin isteklerinizin, sizin ne bileyim fantezi dünyanızın falan onun için hiçbir önemi yoktur.
En başlarda belki olabilir dediğim gibi sonradan.
Ve bazen işte ne kadar süreyle, ne kadar sıklıkla birlikte olacağınızı bile belirlemeye çalışır.
Onu bile kontrol altına almaya çalışır.
Der ki işte haftada beş kere birlikte olacağız.
Siz belki istemezsiniz ama o istiyor yani.
Onun istekleri önemli. Sizin onu yatakta tatmin etmenizi ister.
Çünkü bu sizin görevinizdir ona göre.
Onun hizmetkarı gibi olmalısınız o yatakta.
Benim tatminim peki demiş olabilirsiniz.
Öyle bir şey yok hani. Siz yoksunuz zaten dediğim gibi.
Sizi tartışmıyoruz arkadaşlar. Unutun bunu.
Hani ola ki olmadı, onun istediği gibi sevişmediniz.
Bu sefer de bir narsist öfke nöbeti geçirebilir.
Çünkü sekste şiddete meyledebiliyorlarmış.
En iyisi bendim değil mi der genelde.
Bu arada narsist erkekler kadınları iki kategoriye ayırıyor.
Birincisi rahibeler, ikincisi de affedersiniz.
Eğer sizin üzerinizde sekste dediğim gibi amacına ulaşmışsa o ipleri kontrolü eline almayı başardıysa siz rahibe kategorisine giriyorsunuz.
Yani sizi kontrol etme amacıyla seks yapıyor kendi tatmini için değil.
Hani tatmin oluyordur elbet ama hani o kadar da değil istediği gibi değil.
Ama işte diğer böyle günübirlik ilişki yaşadığı kadınlarla ya da işte Seks işçileriyle diyelim beraber olduğu zaman onları kontrol etme arzusu yok.
O yüzden de daha böyle zevk amaçlı bir birliktelik yaşıyor.
Yani bir narsist sizi sürekli aldatabilir arkadaşlar.
Hatta sizi öyle insanlarla aldatırlar ki inanamazsınız.
Gider en yakın arkadaşınızla, ne bileyim akrabanızla, komşunuzla, hiç olmayacak insanlarla aldatırlar.
Çünkü ahlaki değerleri yoktur.
Dersiniz ki ya dünyada insan mı kalmadı da beni onlarla aldattı dersiniz.
Çünkü o daima en heyecan verici olanı arar.
Ve değersizlik duygusunu kapatmak için dediğim gibi ahlaki değerleri de olmadığı için sürekli kendine yeni yeni kurbanlar avlar.
Bunun kim olduğunun hiçbir önemi yoktur.
Önemli olan odur zaten. Yeni yeni arkadaşlar, yeni yeni partnerler, günübirlik ilişkiler, günübirlik seksler onlar için hiç önemli değil.
Çıkarları için, insanlara yanaştığı için, menfaatleri için.
Ve en başta sizi öyle bir idealize eder ki dersiniz ki ya ben neymişim ya?
Ne kadar iyi bir insanmışım ben dersiniz.
Sizi över, över, över sonra öyle bir söver ki inanamazsınız.
Ve bu insanların yaşam doyumları yoktur arkadaşlar.
Hiçbir şey onu tatmin edemez.
Çünkü dediğim gibi içlerinde...
Kocaman bir boşluk var hiç dolmayan ve başkalarının onu kıskandığını düşünebilir, çekemediğini düşünebilir, sürekli bu paranoyalarla mücadele ediyor olabilir.
Yani hep böyle bir şekilde dikkatleri üzerine çekmek isterler.
Herkesin ona bayıldığını, herkesin ona hayranlık duyduğunu zannedebilirler.
İnanılmaz bir kibirden bahsediyorum ki zaten bu arada gram empati duyguları yok yani öyle bir şey yok.
Ve bazı narsistler dışarıda bir melektir arkadaşlar ama eve geldiği zaman şeytan olurlar.
Bunlar gizli narsistler.
Sırf böyle insanlar onu övsün diye iyilik yaparlar.
Aslında oldukça vicdansızdırlar.
Hani böyle kuzu postuna bürünen kurt gibi düşünün.
Sizin hatalarınızı büyütürler büyütürler ama kendi yaptıklarını asla görmezler.
Sizinle konuşurken hep böyle bir açığınızı yakalamaya çalışır.
Dedektif gibi açığınızı yakalayacak ki ileride yüzünüze vurmak için.
Hani ilk tartışmada şak yüzünüze vurur.
Neye uğradığınızı şaşırırsınız.
Narsistler sizi yaralarınızdan vurmayı çok severler.
Açıklarınızı da sizi vurmayı.
Zaten onlarla diyalog kuramazsınız.
Monolog takılır. Yani siz sohbet ettiğinizi zannedersiniz ama döner dolaşır o sohbeti yine kendisine getirir.
Kendinden bahseder. Sizin ne yaşadığınızı görmez bile.
Merve ben çok korktum terk etmek istiyorum hayatımdaki narsisti diyorsanız eğer.
Şöyle ki narsistler terk edilmekten çok korkuyorlar.
Hani olur da başına böyle bir şey gelirse.
Bir narsistin normal bir tepki zaten beklemeyin.
Yani bunu anladığı zaman yakar, yıkar, iftira atar, intikam almak isteyebilir, çıldırır.
Her şey yapabilir yani.
O yüzden dikkatli olun.
Narsistler toplumun koymuş olduğu kurallara uyumak istemezler.
Çünkü kurallar sıradan insanlar içindir.
Ama onlar özeldir dediğim gibi.
Sırf kendi egolarını tatmin etmek için birilerini böyle etkilemeye çalışırlar farklı farklı şekillerde.
Hani beğenildiğini arzulandığını görmek için yaparlar bunu.
Yeni yeni insanlar kurbanlar lazımdır o yüzden onlara.
Utangaç değillerdir ama şunu da belirtmek istiyorum.
Narsisizmin çeşitleri var.
Az sonra geleceğim onlara. Her şeyleri böyle ulu orta anlatabilirler.
Özellikle de aşk ve seks hayatlarını.
Buluttan nem kapabilirler.
Böyle bazen paranoyaklık derecesinde sizin niyetinizden kuşku duyabilirler.
İşte bana bunu bunu dedi.
Kesin böyle demek istedi. Bana çok iyi davrandı.
Kesin bir sebebi vardır. Yani kişi kendinden bilir işi hesabı.
Yani kısaca öz saygılarını, öz değerlerini sizin o hayranlığınız üzerinden.
inşa etmeye çalışır nersistler.
Başkalarına bağımlıdır bu yüzden.
İnsan bağımlısıdır bunlar.
Ve yanlarında taşıdıkları insanların bazen böyle dikkat çekici biri olmasını isteyebilirler.
Hani kendi değerini el aleme ispatlamak için.
Hani bakın işte ben de böyle biriyle beraberim.
Ne kadar çekici. Hani beni seçti çünkü ben muhteşemim diyebilmek için.
Vefa duyguları yoktur.
Yani yüzeysel ilişkiler kurar insanlarla.
Onlarla böyle uzun soluklu bir yolculuğa maalesef çıkamazsınız.
Bir de böyle biriyle oldu ki evlendiniz.
Boşanmanız da çok zor. Çünkü o bile onlar için bir başarısızlık.
Hani boşanmak onlar için bir başarısızlık.
Evliliği üzerinden bile prim yapan narsistler var.
Hani kendince evliliğe işte aile ilişkilerine bir değer atfediyor ama bizim atfetmemiz değerlerden çok daha farklı.
Hani bu eş rolünden ya da işte baba rolünden ya da anne rolünden kendine bir şekilde takdir ve beğeni toplamaya çalışıyor.
O yüzden öyle kolay kolay bırakmaz vazgeçmez evliliğinden.
Bir başarı hikayesidir bu narsistler için her şey.
Dediğim gibi bir çıkar sağlamaya çalışıyor.
Buradan da bir çıkarı var. Hatta çocuklarının böyle çok başarılı, ne bileyim çok güzel falan olmasını ister.
Onlarla çünkü kendine değer katmaya çalışır.
Onlarla övünür, şov yapmaya çalışır.
Hani bakın ben nasıl bir anayım, nasıl bir babayım diyebilmek için.
Love Life filminde şöyle bir replik var.
Birilerinin benim onların başına gelmiş en harika şey olduğumu düşünmesini ve bensiz kalmaya dayanamamasını istiyorum.
Tam bir narsist sözü değil mi?
Hatta aklıma gelmişken Instagram'dan narsististik kişilik bozukluğu temasını işleyen film önerileri vereyim size.
Benim de izleme listemde olan filmler onları paylaşacağım.
Bu konu aslında çok kapsamlı, çok derin.
Yani dediğim gibi kesinlikle uzman bir psikoloğun ya da psikiyatrın teşhis koyacağı bir mevzu bu.
Ben sadece bildiğim kadarıyla okuduğum kadarıyla uzmanların görüşleriyle sizlere bunu aktarmaya çalışıyorum.
Şimdi narsesizmin türlerinden bahsedeceğim arkadaşlar.
Bir normal narsesizm var.
Bu oldukça sağlıklı olan.
Yani yine kişi diğer insanlardan tabii ki takdir beğeni görmek ister ama bu dediğim gibi normaldir.
Uçlardaysa problem var.
Her insan tabii ki diğer insanlardan takdir beğeni görünce mutlu olur.
Burada önemli olan bunu narsisistik bir gereksinimle mi arzuluyoruz?
Bunu soralım kendimize. Benim bu beklentimin altyapısında ne var?
Bunu soralım. Çünkü normal narsisizmde zaten bir özgüven doygunluğu olduğu için kişi eleştirilerle çok rahatlıkla baş edebilir.
Çevresindekilerin görüşünü yine önemser ama bir narsist gibi önemsemez.
Buralarda farklar var.
Yani kendi görüşünden öne insanların görüşlerini koymaz.
Kendisiyle ilgili görüş ve düşünceleri zaten vardır.
Bunlara odaklanır. Yani ya ben işte birileri beni beğensin, işte benimle ilgilensin, beni sevsin istiyorum.
Acaba ben narsist miyim Merve diye düşündüyse.
Hemen tabii ki de öyle düşünmeyin, panik olmayın.
İnsanız bunlar gayet normal şeyler.
Sağlıklı bir dozda dediğim gibi.
Patolojik narsisizm diye bir şey var.
Bunda da kişi kendinden değil, bakın arkadaşlar burada bir ayrım var normal narsisizmle.
Başkalarının onun hakkındaki görüş ve düşüncelerinden beslenir.
Bir taraf kendinden besleniyor.
Bir taraf uçlarda bir şekilde başkalarının onun hakkındaki görüşlerinden ve düşüncelerinden besleniyor.
Hatta muhtaçtır o insanlara.
Normal narsisizmle patolojik narsizmin farkı bu.
Yani hoşlarına gitmeyen, çıkarlarına ters düşen bir durumda normal bir insan gibi bir tepki vermezler patolojik narsistler.
Daha böyle yıkıcı olabilirler, daha ne bileyim saldırgan, öfke nöbeti göçeren, işte kötü kötü şeyler yapan insanlara dönüşebilirler.
Yani bu şekilde de zaten zayıflıklarını örtmeye çalışıyor olabilirler.
Patolojik narsistler kendilerini çok önemser.
Bakın burada bir ayrım var.
Çok ben merkezcidirler.
Kendilerine aşıktırlar.
Hani bildiğimiz narsist tanımı var ya işte çok kibirli kendine aşık diyoruz.
Bu patolojik narsist. Daha doğrusu biz öyle zannediyoruz.
Bunu dediğim gibi kazıdığınız zaman içinden bir değersizlik duygusu çıkıyor.
İşin aslı bu değil. Yani gerçekte kendilerinden nefret ediyorlar.
Kendilerini küçücük görüyorlar.
Ve bu insanlar aşırı derecede kendileriyle meşguller.
Hani dışarıdan baktığınız zaman sosyal ilişkilerini belki çok kuvvetli zannedebilirsiniz.
Ama patolojik narsistler yakın ve derin ilişki bilmezler, yüzeyseldirler.
Sorun çıkar zaten yakın ilişkilerinde çünkü foyaları ortaya çıkar.
Aşağılık duyguları çok fazladır.
Hayranlık duyulmak isterler, aşırı takdir, beğeni görmek isterler, hırsları büyük olabilir.
Büyüklenmeci ve kırılgan narsisizmde ise kibir ve büyüklenmecilik öne çıkar.
Yani büyüklenmeci dediğimiz kibir.
Hatta bazıları bu kibrini alçak gönüllülükle kamufle eder anlamazsınız bile.
Narsisizmi bu boyutunun temelinde sömürücülük var arkadaşlar.
Düşük empati yeteneği işte sömürücülük insanları sömürmeye çalışıyor.
Kıskançlık olabiliyor. Agresyon işte gösterişçilik bunlar hakim olabiliyor.
Kibir adı üstünde ve bu narsisistlik özelliklere sahip olanlar.
Olumlu bir kendilik algısı oluşturuyor kendince ve bunu sürdürebilmesi gerekiyor.
İşte bunun için çaba alıyor.
Arka plandaki çabanın o altyapısında bu var.
Başkalarının hayranlığını elde ederek.
Benliklerini yüceltmeleri gerekiyor.
Çünkü zayıflıklarını ancak bu şekilde kamufle edebilirler.
Ve diğer insanları değersizleştirerek kendilik saygılarını yükseltmeye çalışıyorlar.
Yani biri sizi sürekli aşağılıyorsa böyle zaten o değerli olmak için sizi değersizleştiriyor.
Yeterli olmak için sizi yetersiz hissettiriyor bir narsisse karşınızdaki.
Bu insanlar başkalarının ihtiyaçlarına karşı o kadar duyarsızlardır ki.
Ve şişirilmiş bir kendilik algıları değerleri vardır.
Asla gerçekçi olmayan, ayakları yere basmayan bir kendilik değerleri vardır.
Güce, başarıya, belki güzelliğe yönelik böyle yoğun fantezileri vardır.
Terk edilmekten korktukları için bütün yatırımı o kibirli kendiliğine yaparlar, büyüklenmece kendiliğine yaparlar.
Bu insanlar böyle pek depresif değillerdir zannettiğiniz gibi.
Çünkü o kibiri nasıl devam ettirecek?
Yani kendiliğini koruyan bir savunma mekanizması var bunların.
Ve her an harekete geçmeye hazır.
Yani olur da o mükemmelliyetleri aynalanmazsa hemen o uyarandan kaçarlar zaten.
Ya da o uyarını değersizleştirirler.
Bu sizde olabilirsiniz. Ne oluyor bu şekilde?
Depresif duygulardan kurtuluyorlar.
Kırılgan narsisizmde böyle de bir çeşidi var.
Büyüklenmeci az önce anlattığım kibirli narsisizm dedik ya.
Bunun karşıtı gibi düşünün kırılgan narsisizmi.
Burada yine işte eleştiriye tahammül edememek var.
Aşırı hassasiyet eleştiriye karşı.
Çekingenlik var. Çok enteresan.
Haksızlığa uğrayıp acı çektiğini düşünmek var.
İlişkilerinde ve kendileriyle ilgili çok yüksek beklentileri olabilir.
Ve bu insanlar başkalarının verdiği tepkiye karşı aşırı hassasiyet gösterebilir.
İlgi merkeze olmaktan çekinebilir.
Bakın normal anlattığım narsistlerle biraz farklı değil mi?
Utangaç olabilir. Ama aslında kırılgan narsistizmin arka planında bir büyüklenmecilik var yine bir kibir var.
Bundan dolayı olan bir utanç olabilir.
Öz saygılarını düzenlemek için bu insanlar başkalarının onayına çok yoğun bir şekilde ihtiyaç duyabilirler.
Ve tehdit edici sosyal ilişkilerden kaçınabilirler.
Kendilerini çok kötü bir şekilde eleştirebilirler.
Başkalarını yüceltip onları idealize edebilirler.
Merve bu anlattığın narsistlere hiç uymuyor ya demiş olabilirsiniz.
Neden beni yüceltip hani idealize ediyor kendini aşağılıyor demiş olabilirsiniz.
Çünkü sizin mükemmelliyetinizin ışığında sizi idealize etti ya sizi mükemmel görüyor ya.
Sizin ışığınızda aslında o kendini tatmin ediyor öyle düşünün.
Grandioz ile yani büyüklenmece hani kibirli narsist dedik ya.
Bunların ortak noktası her ikisi de kendisiyle ilgili yüksek beklentiye sahip.
Yani kırılgan narsist de böyle, büyüklenmece narsist de böyle.
Kendileriyle ilgili yüksek yüksek beklentileri var.
Yine bir hayranlık uyandırma arzusu var her ikisinde de.
Ama şöyle bir ayrım var arkadaşlar.
Kendi iç dünyasında yaşıyor.
Belki dışarıya yansıtmıyor. Fantezi dünyasında o çok büyük bir insan.
Anlatabildim mi? Bir de kırılgalı olanlar başkalarıyla kurduğu ilişkilerde böyle daha onlara muhtaç.
Yani daha onay bağımlısı.
Kendi kendine çünkü yeterli gelmiyor.
O yüzden insanlarla ilişkilerine çok daha fazla odaklı yaşar kırılganlar sizler.
Bir de bu narsisizmin boyutları var.
1988'de bir araştırma yapılıyor ve 7 boyutu ortaya konmuş.
Birincisi otorite boyutu.
Bunlar işte özgüven, liderlik, iddialılık, hakimiyet böyle kişilik özelliklerine sahip.
İkincisi teşhircilik.
Bunlar da böyle dürtülerini kontrol edememe.
Aşırı gösteriş, teşhircilik, dışa dönüklük ve sürekli bir heyecan arayanlar.
Üçüncüsü kendine yeterlilik boyutu.
Bu da işte ben bağımsızım ya ben her şeyi yaparım zaten işte ben çok özgüvenliyim, çok iddialıyım.
Başarı çabaları çok fazla.
Dördüncüsü sömürücülük boyutu.
Bu da başkalarına ilgi duymama.
Hoşgörüsüz olma, düşman olma, uyumsuzluk.
Beşincisi kendini beğenme.
İşte bu da fiziksel görüntüsüyle kendini çok çekici ilan etme.
Herkes de beni çok beğeniyor öyle olduğunu düşünmesi.
Altıncısı üstünlük boyutu.
Bu zaten yüksek ego, yüksek özgüven hani gereksiz.
Sosyal statüye inanılmaz çok önem verme.
Yedincisi de hak iddia etme.
İnsanlara böyle kaba saba davranma, baskınlık kurmaya çalışma insanların üzerinde, tolerans göstermemek, güç ihtiyacı.
Şimdi ben bunlarla neyi kastettim bunu örnekleyeyim.
Mesela otorite boyutu dedim ya buradaki narsist aslında iktidarı ele geçiriyor ve kendi kontrolünde olan insanları sömürüyor arkadaşlar.
Ve otorite boyutu gelişmiş olan narsistlerin sosyal ilişkilerine yakından baktığınız zaman kendinden daha alt sınıf gördüklerine karşı böyle düşmanca bir tavır takındıklarını görürsünüz.
Ama kendisinden üst gördüğü insanlara daha böyle bir ılımlı yaklaşır bu boyuttakiler.
Mesela hak iddia eden narsistler dedim ya bu da her şeyden böyle bir kar elde etmek ister.
Daima ayrıcalığı hak ettiğini düşünür.
Mesela bir işe girer ilk girişinde daha müdür maaşı bekler.
Kendi önemlerini o kadar abartırlar ki yani çevresindeki insanların başarılarını, onların sahip olduğu şeyleri çok görürler onlara.
Hani benim hakkım var gibilerinden.
Ama kendisinin daima bütün bunlara hakkı olduğunu düşünür.
Tepeden bakar insanlara.
İşte ben daha zekiyim.
Ben daha iyi okullarda okudum.
Neden ben ondan daha az kazanıyorum?
Benim hakkım var buna der içten içe.
Halbuki o çalışan kişi de onun kadar zekidir.
Yani şartlar eşittir ama o kendini daha farklı görür.
Her arzularının bir şekilde karşılık bulmasını bekler.
Bulmazsa öfke nöbeti geçirir.
Çünkü hakkı vardır. Hakkı vardır o kadınla birlikte olmaya, o adamla beraber olmaya.
Niye başkaları olsun ki?
Çıldırır, cinnet geçirir.
Atıyorum maaşını beğenmez, daha yüksek bir maaş ister.
Reddedilirse çıldırır.
Çünkü o daima en iyisini hak eder.
Bu podcast'ımı Eric Fromm'un Sevgi ve Şiddetin Kaynağı adlı eserinde geçen bir narsist hikayesiyle kapatıyorum.
Bir gün bir yazar yolda bir arkadaşıyla karşılaşır ve ona uzun süre kendisinden bahsettikten sonra şimdiye kadar kendimden çok söz ettim, şimdi de biraz senden söz edelim der.
Son kitabımı nasıl buldun diye sorar.
Ve çok sevdiğim bir film vardır, Şeytanın Avukatı.
Orada şeytan rolündeki Al Pacino der ki, kibir...
En sevdiğim günahtır.
Kibirli narsist insanları tanıma rehberiydi bu bölüm.
Umarım hepinize faydalı olmuştur.
Terapinin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Eğer siz de bir narsist kurbanıysanız ya da kendiniz öyle olduğunuzu düşünüyorsanız açıklamalara bırakmış olduğum linkten Hemen online bir terapi eşliğinde uzmanlardan destek alabilirsiniz.
Terapinde şimdi tüm kullanıcılara özel ilk seans için OSB15 kodu ile ilk terapi seansınız %15 indirimli arkadaşlar açıklamalara bırakmış olduğum linkten terapinin detaylarına ulaşabilirsiniz.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için de adresim yine aşağıda olacak.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
