
Sensodyne Promine Çocuklar Hakkında detaylı bilgi almak için: Tıklayın
* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Sensodyne" hakkında reklam içerir*
Transkript
Sensodin Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün mutlu bir çocukluğu konuşalım istedim.
Eğer bir ebeveynseniz nasıl mutlu bir çocuk yetiştirirsiniz?
Bundan bahsetmeye çalışacağım.
Spinoza'nın dediği gibi herkes kalıcı ve gerçek bir mutluluk ister.
Ve bence çocukluğu mutlu geçmiş olan kişiler çok şanslılar.
Onlar hayata 1-0 önde başlayanlar bana göre.
Hep yetişkinlerin mutluluğu konuşuluyor fark ettiyseniz.
Biz de bu kanalda yetişkinlerin mutluluğunu konuştuk.
Halbuki çocukların mutluluğu da çok önemli.
Sağlıklı bir toplum açısından.
Onlar bizim geleceğimiz bir nesil ağaç diker.
Sonra gelenler o ağaçların gölgesi.
İstifade eder.
O yüzden çok önemli. Yani çocukların mutluluğu, onların pozitif psikolojileri hem bizim geleceğimiz açısından hem gelecek nesiller için çok çok önemli.
Sue Atkins diyor ki tatil planlarımızın süresi bile çocuğumuzun büyüyünce olmasını istediğimiz insanı planlamaya ayırdığımız süreden daha fazla demiş.
Çok çarpıcı. Burada planlanan şey onun işi gücü değil.
İşte çocuğum ileride şu olsun.
Bu değil. Onun nasıl bir insan olacağı bundan bahsediyor.
Mutlu, özgüveni yüksek, aklı başında çocuklar yetiştirmek istiyorsanız yapacağınız ilk şey onunla kaliteli zaman geçirebilmek diyor uzmanlar.
Onun gözlerinin içine bakarak onu dinlemek ve onunla konuşmak.
Bunlar çok önemli. Bu uzun vadeli ebeveyn çocuk ilişkisi için atacağınız En en en önemli adımlar.
Ben demiyorum uzmanların ortak beyanları.
Bir de ben çok korkarım böyle konularda ahkam kesmekten.
Hep aklıma Alice Miller geliyor.
Hani kadın efsane kitaplar yazdı.
Herkesi böyle... Tokatladı çocukluk travmaları falan diye.
Kendi oğlu Martin Miller ona yaptıkları adam kitabını yazdı.
Travmalarının annesiyle yaşadıklarının çocuğuyla hiçbir şekilde duygusal bağ kurmamış bir anne Alice Miller.
Ve hayatı zaten trajedi Alice Miller'ın.
Holocaust'tan kaçıyor işte savaş travmaları falan var.
Evlendiği adam oğluna şiddet uyguluyor hiç sesi çıkmıyor.
Ama dünyaya böyle çocukluk travmalarını anlatan bir psikanalist olarak tanıttı kendini.
Ebeveyn kaynaklı çocuk istismarını anlattı.
Kanalımda zaten... podcastı var.
Çok önceden de bahsetmiştim bundan.
Çocukluk travmaları bölümü dinlemek isterseniz.
Şimdi size bir soru.
Kendinizi nasıl bir ebeveyn olarak görüyorsunuz?
Eğer olmadıysanız da gelecekteki ebeveynliğinizi hayal ederek soruyorum bunu.
Sizce siz nasıl bir ebeveynsiniz ve nasıl bir ebeveyn olurdunuz?
Özgüvenli ve enerjik bir ebeveynseniz sizdeki ışık tabii ki ailenize de yansıyacaktır.
Çünkü olumlu böyle pozitif ebeveynler kendilerine inanırlar, hayattan zevk alırlar, gülerler, iyimserdirler, heveslidirler, yaşama hevesleri vardır en önemlisi ve onların
etrafında olmak gerçekten çok eğlencelidir.
Yani iyi hissettirir size kendinizi.
Aile hayatında bir sorun çıktığı zaman, bir zorlukla karşılaştıkları zaman bunlara değil de bunları nasıl çözebileceklerine odaklanırlar.
Olumsuz ebeveynler ise kendilerinden emin olmadıkları gibi sürekli endişe ve panik halindedirler.
Kaygılıdırlar, gergindirler, kaşları daima çatıktır, böyle aşırı stres içindedirler.
Ve enerjileri yoktur, yaşama hevesleri yoktur, motivasyonları düşüktür.
Yani böyle insanların etrafında olmak gerçekten hiç eğlenceli değildir değil mi?
Ebeveyniniz ise eğer, bu daha büyük bir sorun, bütün ailenin keyfini kaçırırlar.
Her ailede vardır böyle bir...
her aile demeyeyim de çoğu ailede böyle bir kişi var onlar için böyle aile hayatı tahammül edilmesi gereken bir sorun gibidir arkadaşlar hani geçen dedim ya bir evde anne mutluysa
herkes mutludur diye özellikle mutsuz bir anne ile büyüdüyseniz gerçekten çok zor küçücük bir çocuksunuz böyle Çırpınırsınız ya o kadını mutlu edebilmek için.
Sonra başaramayınca herhalde dersiniz sorunu benim.
Yani ben doğduğum için herhalde pişman.
Benim varlığımdan dolayı mutsuz.
Öyle düşünür çocuklar.
Her şeyi kendilerine mal ederler.
Bazıları evet o çocuğu doğurduğu için bin pişmandır zaten.
Bunu belli eder ve hatta laflarıyla da bunu söyler.
Keşke herkes anne baba olmasa ya.
Umay'la yaşamda ebeveynlik eğitimi vardı.
Ah dedim ya keşke tüm Türkiye böyle bir eğitim alsa.
Ebeveynlik ehliyeti ne kadar önemli.
Bir de şaşmaz bir gerçek var ki siz ne yapıyorsanız çocuğunuz da bir şekilde aynasını yapıyor.
Bunu unutmayın. Bir arkadaşım var çok titiz.
Yere böyle bir şey düşse hemen siler süpürür.
Duramaz yani böyle o şekilde asla.
Kızı var 2,5 yaşında da.
Mama sandalyesinden iniyor.
Bakıyor böyle yere bir şeyler dökmüş.
Hemen ıslak mendil alıyor koşar.
Annesi çok süslü. O da süsleniyor.
Annesini kitap okurken görüyor.
O da böyle okumaya çalışıyor.
Kitap alıp yanına gidiyor oturuyor.
Hani bana da oku. Anne baba çok sakin çocuk da aşırı sakin.
Yani aslında böyle çocuğunuza ne yaptırmak istiyorsanız önce siz yapsanız o da zaten göre göre yapmak isteyecektir, özenecektir.
Çocuğum dişlerini fırçalamıyor en çok duyduğum ebeveyn şikayetlerinden biri.
Siz bence dişinizi böyle onun önünde her gece her sabah fırçalarsanız eminim o da sizi göre göre heves edecektir.
Sonra ileride dişim çürüdü diye mutsuz olmaz.
Süt dişlerinin yerine nasıl olsa kalıcı dişler gelecek.
Bu konuyu önemsememezlik yapmayın lütfen.
Çünkü çocuklarda çürük problemi en fazla görülen sağlık problemlerinin başında geliyor.
Çocukların ağız ve diş sağlığını korumak da aslında onların geleceğine yapacağınız en önemli yatırımlardan biri.
En doğru içerikli ürünleri seçerek minik gülüşleri korumamız gerekiyor.
Yıllardır diş hekimlerinin önerdiği marka Sensody'nin Promine çocuklar için markasıyla artık 0-2, 3-5 ve 6 yaş üzeri çocuklar için yeni diş macunu ve diş fırçaları
var. Bu arada sanılanın aksine çocukların kesinlikle yetişkinlerle aynı diş macununu kullanmaması gerekiyor.
Sensodyn Promine zaten bunun için var.
Bu seri her yaş grubundaki çocukların ağız bakım ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak diş hekimleriyle birlikte özel olarak geliştirildi ve etkisi klinik olarak kanıtlandı.
Diş macunları yaş grubuna göre içermiş olduğu florür miktarıyla çocukların hassas diş minelerini güçlendiriyor ve çürüklere karşı gün boyu koruma sağlıyor.
Türk Pedodonti Derneği'nin florürle ilgili yapmış olduğu açıklamada da çocuklar için mutlaka yaşa göre belirli bir oranda florür içeren macun kullanılması gerekiyor.
Bir de çocuklar için tabi ki macunun tadı da çok önemli.
Bu macunlar çocuklara özel tatlı nane tadıyla geliştirilmiş.
Diş fırçaları ise çocuklara diş fırçalamayı teşvik edecek şekilde çok eğlenceli karakterlerle donatılmış.
Fırça kılları her yaş grubunun diş yapısına özel olarak geliştirilmiş ve esnek başlık teknolojisi sayesinde diş etlerine ve diş minelerine yapılacak fazla baskıyı absorbe etmeye yarıyor.
Bu özellik hassas diş ve diş etlerinin korunması için yenilikçi bir teknoloji.
Siz de yeni Sensodyn Pro Mine çocuklar için ürünleri ile minik gülüşleri koruma altına alın.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Sensodyn Pro Mine çocuklar için ürünlerini hemen inceleyebilirsiniz.
Hadi devam edelim. Şimdi size başka bir soru soracağım.
Değerleriniz ne arkadaşlar?
Bunu sorsam ne derdiniz?
Değerlerimiz şu aslında bizim davranışlarımızın altında yatan sebeplerimizin başında gelen şey değerlerimiz.
Bizi bir şey yapmaya iten böyle yaptığımızın doğru ya da yanlış olduğuna karar vermemizi sağlayan şey değerlerimiz.
Bizim için kıymetli olan her şey.
Bizim kendi değer sistemimizin ürünü.
Eğer değerlerimizi netleştirirsek bunları da çocuklarımıza öğretmemiz çok kolaylaşır.
Bu değerler işte merhamet olabilir, namus olabilir, saygı olabilir, din olabilir, ahlak olabilir, adalet olabilir, aile bağları, güven, dürüstlük, hoşgörü birçok şey olabilir.
Bizi biz yapan şeyler ne?
Sizi siz yapan şeyler ne diye sorsam ne dersiniz?
Bunları bir tanımlayalım ama tabii ki hepimizin öncelikli değeri farklı.
Çünkü baskın alanımız farklı değil mi hepimizin?
Dolayısıyla çocuğunuza neyi aktarmak istediğinizin yani değerlerinizin farkında olursanız daha tutarlı bir hayat sürersiniz birlikte.
Bir de anne baba olduğumuz zaman kendi anne babalarımızın ebeveynlik özelliklerini alabiliyoruz.
Yani istesek de istemesek de alabiliyoruz.
Çünkü bizde onlar büyüttü.
Yani bir yerden çıkmaları çok normal.
Yorulduğumuzda özellikle böyle baskı altında kaldığımızda içimizden otomatik ebeveynler çıkabiliyor.
Yani büyürken siz çocukken büyürken maruz kaldığınız ebeveynlik tarzı neyse sizin çocuğunuz olduğu zaman da Bir yerde ortaya çıkıyor yani.
Hiç istemediğiniz halde bazen kendinizi anneniz ve babanız gibi bulabiliyorsunuz.
Böyle bazen bağırırken ben şimdi anneme benzedim ya da işte babama benzedim.
Bir hareketinizle böyle sadece kendinizin anlayabileceği bir şey bu.
Ebeveynliğinize etkilen dış etkenlerden biri zaten sizin yetiştirilme tarzınız arkadaşlar.
Siz nasıl yetiştirildiyseniz.
nasıl bir ebeveynlik gördüyseniz işte hoşgörülü mü otoriter mi sinirli mi sabırsız mı nasıl bir anne babayla büyüdünüz bunlar çok önemli bunlar sizin ebeveynliğinizi etkileyen şeyler zaten o yüzden kendinizi
böyle suçlayıp durmayın Kendinizi de bazen böyle bulacaksınız.
Bu çok normal. Otomatik ebeveynler çıkıyor içimizden bir yerlerden.
Ve tabii ki kişiliğimiz nasıl bir kişiliğimiz varsa bu bizim ebeveynliğimizin yapı taşlarından biri olacak.
Henüz anne baba olmadıysanız nasıl bir insansınız?
Yumuşak başlı, sabırlı, olumlu.
Yani insanlar sizi nasıl tanımlıyorlar?
Bunlar sizin ebeveynliğinizi oluşturacak ileride.
Çocuğunuza yapacağınız ebeveynlik kişiliğinizle tamamen paralel.
mizacı hareketli olabilir talepkar bir çocuk olabilir çok sakin olabilir ya da çok gergin çok öfkeli bir çocuğa sahip olacaksınız belki çocuğunuz nasılsa kişilikte bir şekilde ona göre şekil
alıyor tabi çok sakin birinin ebeveyn olduktan sonra içinden şeytan çıktığını görebilirsiniz yani çocuğu düz duvara tırmanırken ne yapsın Çocuk insanı çok değiştiriyor gerçekten.
Bir insan bence ebeveyn olduktan sonra ve önce bambaşka.
Milat gibi bir şey çocuk sahibi olmak ve bu noktada tabii ki rol modelleriniz de önemli.
Hayat tarzınız çok önemli, öncelikleriniz çok önemli.
Mesela sizin için eğitim çok önemliyse, spor çok önemliyse, zenginlik ve lüks ya da dini değerler hangisi önemliyse o çocuk da ona göre yetişecek.
Çünkü siz yetiştiriyorsunuz ve zaten dikkat ettiyseniz sporcu bir ailenin çocuğu da sporcu oluyor.
Mesela İbrahim Kutlay değil mi?
Oğlu da basketbolla uğraşıyor diye hatırlıyorum.
Müzisyen bir anne babanın çocuğu aynı şekilde.
Kitap yazan işte edebiyatta uğraşan biri varsa aileden de çıkması.
İşte Bener ailesi mesela ilk aklıma gelen Erhan Bener işte Benerler onlar da öyle.
Bilim insanıysa işte Celal Şengör ve oğlu mesela çocuğu da öyle oluyor.
Geçen öğretmen bir arkadaşım var bu konuları konuşuyorduk ve bana dedi ki Merve aile neyse.
Çocuk da o dedi. Daha ötesine gitme dedi.
Ben böyle kala kaldım. Çay içiyordum böyle üpleterek.
Ne falan diye böyle kaldım.
Niye bu kadar şaşırdıysam.
Yani biz dedi veli toplantısı yapmadan zaten biliyoruz.
Yani nasıl bir şey gelecek ben biliyorum zaten dedi.
Çocuğa bakarak anlayabiliyorum dedi.
Tabii istisnalar kaydeyi bozar ama.
Benim annem hep şey der.
Bazen bir alimden bir zalim de var.
Bir zalimden de bir alim doğabilir.
O da olabilir yani. Şimdi 1940'larda okullarda en temel 7 disiplin sorunu neymiş biliyor musunuz?
Sakız çiğnemek, çok masum, hatalı davranmak, koridorlarda koşmak, gürültü yapmak, uygunsuz kıyafetler giymek, çöpü çöp kutusuna atmamak.
Kurban olayım 1940'ların çocuklarına.
Şimdi gelin görün.
90'larda bunun yerini uyuşturucu ve alkol kullanmak, işte hırsızlık, öfke kontrolsüzlüğü bunları almış.
Şimdi zaten söylemiyorum bile.
Öğretmenlere buradan sabır diliyorum.
Bazen çocuğunuz sizin istediğiniz gibi davranmadığı zaman hani ben nerede hata yaptım sorun bende mi acaba diye düşünüyorsunuz ya böyle saçınızda başınızda yolduğunuz bir an var.
Kendinize bu kadar yüklenmeyin.
Çünkü bugünün çocukları çok farklı.
Bugünün çocukları medeniyet tarihinde bu kadar büyük bir kültürel geçişe maruz kaldılar ve bu şekilde büyümüş tek nesil.
Yani sizin büyüdüğünüz dünyayla onların dünyası kesinlikle aynı değil.
Bugünün çocuklarının can sıkıntısına bile tahammülleri yok.
Ya bizde şey derlerdi canım sıkılıyor sıkı can iyidir ha diye böyle saçma bir espri yaparlardı.
Bizde böyle kalırdık. Ya böyle büyüdük biz.
Şimdiki çocuklar hep canları sıkılıyor sürekli canım sıkıldı sürekli böyleler.
Yani sıkıntının hayatın bir parçası olabileceğini bile düşünmüyorlar.
Halbuki can sıkıntısı çok önemli bir şey.
Yani bazı şeylerde başa çıkması için o çocuğun gereken bir beceri canının sıkıntısı.
kılması lazım geçenlerde Gülse Birsel'i dinliyordum Küçükken evde o kadar canı sıkılıyormuş ki babasının daktilesiyle böyle kendi kendine bir şeyler yazmaya çalışıyormuş falan.
Canı sıkıldığı için böyle böyle yapmış yani.
Bu şekilde başa çıkmış ve sonuç ileride ne oldu?
Türkiye'nin en komik dizisini yazdı.
Yazarlıkta kariyer yaptı.
Bayılıyorum Gülse Birser'e.
Harika bir kadın. Yani çocuğunuzun canı sıkılsın ya.
İzin verin buna. İzin verin ki onlar da yaratıcılığını geliştirsin.
O boşlukta böyle bir ilgi alanlarına gitsin, keşfetsin, bir şeyler yapsın, baş etme becerisi.
Bir de şu var.
Siz can sıkıntısıyla nasıl baş ediyorsunuz?
Yani çünkü çocuklarınızın rol modeli sizsiniz.
Eğer canınız sıkıldığında ne bileyim açıp...
kitap okuyorsanız çocuk onu da görecektir.
Canınız sıkılınca böyle çık çık çık Instagram bilmem ne buralarda takılıyorsanız sosyal medyadan çıkmıyorsunuz.
Ha bire böyle telefonun içine düşecek gibiyseniz çocuk da gidip aynısını yapacak.
Ona kızmaya hakkınız var mı?
Yok. Yani siz neyseniz onun çocuk da öyle olacak.
Kaygılı bir ebeveynseniz bu çocuğunuza aktarılacak ileride.
Kibarsanız sıcakkanlı saygılı biriyseniz muhtemelen o da öyle olacak.
Kaba ve saldırgansanız özellikle ergenlik döneminde Onlar da bu şekilde davranacaklar.
Yani siz ne iseniz çocuğunuz sizin aynanız.
Otoritenizi belirtmekten onlara sınırlar koymaktan da çekinmeyin arkadaşlar.
Sınırlar çok önemli bir çocuk için.
Yani sınırlar bir çocuğun ileride sağlıklı sosyal ilişkiler kurması için çok gerekli bir şey.
Yani dolayısıyla ilerideki mutluluğunu da etkileyecek bu.
Sınır koymamak bir çocukta sizin hiç bilmediğiniz bir yere navigasyonsuz gitmeniz gibi bir etki yaratıyor.
Yolunu kaybeder.
Sınır koyulmamış bir çocuk yolunu kaybeder.
Koyarken lütfen net ve tutarlı olun.
Biliyorum çok zor. Çok çok zor.
Yani bugün izin verdiğiniz şeye yarın eğer gidip izin verirseniz o çocuğun kafası karışacaktır.
Ve sınırlarınızı ihlal etmeye kalkacaktır.
Sınır koyulmayan çocuklar yetişkin olduğu zaman ne düşünüyorlar biliyor musunuz?
Ben her şeyi yapabilirim ya. Her şeyi yapabilirim.
Bana her şey hak. Kendine her şeyi hak görecektir.
Sınır ve kural tanımayan çocuklar daha sonra okulda uyum sorunu yaşıyorlar.
Kuralları dinlemiyorlar.
Arkadaşlarıyla kavga ediyorlar.
Hep böyle kendi bildiklerini okumaya çalışıyorlar.
Yenildikleri zaman tahammül edemiyorlar.
Sıra varsa sırayı beklemiyorlar.
Çünkü her şey onlara hak.
Yani nerede nasıl davranacağını bilmez.
Misafirliğe gidersiniz bütün çekmeceleri talan eder.
Cinnet geçirirsiniz. Sınır koymamışsınız.
Bilmiyor ki. Sonuçta ne olacak?
mutsuz bir çocuk olacak. Yani bunu istiyorsanız sınır koymayın.
Maslow'un meşhur ihtiyaçlar piramidini biliyorsunuz ve Maslow'a göre ancak aşağı seviyelerdeki o fiziksel ve duygusal refahla ilgili olan ihtiyaçlarımız Karşılandığı zaman biz yukarı seviyelere
çıkabiliyoruz. Bağımsızlık, sorumluluk ya da işte kendimizi gerçekleştirmek gibi ihtiyaçlarımızı önce fiziksel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra düşünebiliyoruz değil mi?
Ve duygusal refah ihtiyaçlarımız karşılandığı zaman.
İşte bu piramide çocukların ihtiyaçlarına göre uyarlayacak olursak çocukların yaşadıkları yerde başkalarının yanında rahat, kendilerinden hoşnut olmaları için belli başlı ihtiyaçlarının karşılanması
gerekiyor. Birincisi fizyolojik ihtiyaçlar.
Yeme, içme, uyku, barınma bu gereksinimlerinin karşılanması gerekiyor.
İkincisi emniyet ihtiyaçları yani güvenlikleri.
Temel bir korunma duygusuna ihtiyaçları var çocukların.
Bir istikrara ihtiyaçları var.
Kendisine duygusal ve fiziksel olarak zarar verebilecek şeylere karşı kendini emniyette hissetme ihtiyacı var.
Üçüncüsü duygusal ihtiyaçları, çocuğunuz sevildiğini, sosyal bir gruba ait olabileceğini hissetmeli.
Bu onun için çok önemli.
Dördüncüsü değer ihtiyaçları, çocuğunuzun öz saygısının gelişmesi için.
Bir grupta tanındığını, değer gördüğünü bilmesi gerekiyor.
Başka çocukların grubuna katılarak bir adım atıyor bu konuda değer ihtiyaçlarını karşılamak için.
İstenildiğini bilip rahat olmak için kendini kabul edilmiş hissetmeli, anlaşıldığını hissetmeli.
Bu da önemli. Beşincisi ise bilişsel ihtiyaçlar.
Çocuğunuz kendine ve çevresindekilere dair bilgi edinerek, bunları işleyerek, öğrenerek, bilerek, anlayarak zihinsel becerilerini geliştirir.
Altıncısı kendini gerçekleştirme.
Son olarak çocuğunuz kendini gerçekleştirmeye ya da kişiliğini oturtmaya ihtiyaç duyar.
Çocuklar kendini gerçekleştirebilmek için önce ne yapar?
Kendilerini tanımak isterler değil mi?
Kim olduklarını, neyde iyi olduklarını öğrenmeleri gerekir ve potansiyellerini en üst seviyeye çıkartabilmek için bunların gerçekleşmesi gerekir.
Bütün çocukların ihtiyacı olan en önemli şey koşulsuz sevgi.
Peki koşulsuz sevgiyi çok duyuyoruz ama ne demektir bu tam olarak?
Şudur çocuğunuzu yaptığı her şeyi göz ardı edecek kadar yürekten sevmek.
Tüm hatalarına rağmen sevmek.
Koşulsuz, şartsız, karşılık beklemeden sevmek.
Çocuğunuza vereceğiniz en güzel hediyelerden biri Ona kendini sevmeyi öğretmektir ve bunu öğretmenin bir yolu da onu koşulsuz sevmektir.
Şimdiki kişiliğimiz biliyorsunuz ki çocukken hayatımızda otorite olan figürlerin bize olan o koşulsuz sevgilerini gösterme biçimlerinin sonucu.
Sizin kendinizi görme biçiminiz ebeveynlerinizden, ailenizden, öğretmenlerinizden ve etkisi altında kaldığınız diğer insanlardan almış olduğunuz mesajların sonucu.
O yüzden Çocuklarınıza nasıl bir mesaj ilettiğinizin farkında olun.
Ve yine en önemlisi tabii ki o çocuğun gerçekten sevildiğini hissetmesi.
Çünkü bu onun öz saygısını, öz güvenini geliştirecek en önemli şeylerden biri.
Bol bol sevin, bol bol ilgi gösterin.
Yok şımarırmış, yok bilmem neymiş.
Şımarsa ne olur? Yani sevildiği için böyle çok kötü bir şey yapan bir çocuk gördünüz mü?
Beni çok sevdiler, ben çok kötü bir insan oldum.
Ben görmedim. Gerçekten sevildiğini hisseden çocuklar güçlü bir güvenlik hissi geliştirirler.
Ve dikkat edin en sağlıklı yetişkinler ebeveynlerinden samimi ve koşulsuz bir sevgi görerek büyüyen insanlar.
O insanlar başkalarına da sevgilerini açıkça ifade edebiliyorlar.
Sevginin azıyla yetinen çocuklar ileride başkalarının ilgisine ve azıcık sevgisine bile kölesi oluyorlar maalesef.
Merve, çocuğuma nasıl sevgi gösterebilirim, bunu nasıl hissettirebilirim diyenler 5 sevgi dili bölümümü mutlaka dinleyin.
Sevgi ve ilgi göstermenin 5 yolu var arkadaşlar.
Birincisi onaylama sözleri.
Seni seviyorum, seninle gurur duyuyorum.
Bunu söyleyebilin, çekinmeyin bundan.
Hatta çocuğunuza gidin şunu sorun.
Seni sevdiğimi nereden biliyorsun?
Bunu sorun bakalım nasıl bir cevap verecek?
Şöyle derse size zaten her zaman söylüyorsun anne derse onun sevgi dili onay kelimeleridir ya da baba derse.
Eğer bana hep böyle sarılıp öpüyorsun derse sevgi dili fiziksel temastır.
İşte bana harika yemekler yapıyorsun, ödevlerime yardım ediyorsun, oyuncaklarımı tamir ediyorsun falan derse sevgi dili hizmet hareketleridir.
Bana hep istediklerimi alıyorsun, hediyeler alıyorsun derse sevgi dili...
Budur. Muhtemelen o da size böyle kendince bir şeyler yapıp vermeye çalışıyordur.
Hediye vermeye çalışıyordur.
Ya da size gelip işte anneciğim seni çok seviyorum.
Sürekli böyle sevgi kelimeleri kullanıyordur.
Onun sevgi dili budur. Oradan da anlayabilirsiniz.
Ya da sürekli sarılıyordur, öpüyordur.
Beklentisi de budur.
Sevgi dili budur. Beni sev, beni öp.
Bak ben sana böyle sevgi gösteriyorum.
Bunları görmeye çalışın.
Kaliteli zaman geçiriyoruz birlikte derse, oyun oynuyoruz derse onun sevgi dili budur.
Sevgi dilini bilmek gerçekten çok...
önemli. Bir başka önemli detay mutlaka ama mutlaka okul müsameresine gidin.
Oyuncaklarını beraber tamir edin hediye alın ama her zaman değil arada alacak kadar yani şaşırtacak kadar olsun bu hediye alımları.
Kaliteli zaman geçirin diye uzmanlar biliyorsunuz günde bir saat bile olsa onunla konuşun sohbet edin ama sohbet edin derken ders verme gibi değil.
Normal konuşun empatiyle dinleyin onu içten bir şekilde ona kulak verdiğinizi bilsin.
Onlara saygı gösterin bu çok önemli saygı gösterin ki.
O da saygılı bir birey olabilsin.
Eğer saygı bekliyorsanız onlara da saygı gösterin.
Çünkü onlara saygısız davranmanız kendilerini keşfetme potansiyeline sınırlar.
Çocukların kimliklerini oluşturmalarına engel olur ve öz saygılarını, öz güvenlerini zedelemiş olursunuz.
Duygularını doğru bir şekilde anlayıp ifade etmelerinin önüne geçersiniz.
O yüzden çocuğunuza saygılı olun.
Çocuğunuzu üzen olayın kendisiyle değil de o olaydan sonra yaşadığı travmayla başarılı olabilirsiniz.
çıkma şekliniz de çok önemli.
Çünkü çocuğunuzun bu tecrübenin uzun vadede üstesinden gelmesinde büyük bir etki yaratacak orada vereceğiniz tepki.
Boşanma, zorbalığa uğrama, okul değiştirme, sevdiği birinin kaybı bu gibi sarsıcı olaylardan sonra çocuklar ekstra sevildiğini hissetmeye ihtiyaç duyabilir.
Esirgemeyin. Söz konusu olay sırasındaki davranışının olumlu yanlarını vurgulamayı unutmayın.
Kendi için iyi şeyler hissetmesin.
Sağlamayı unutmayın.
Ve şurada da bir parantezi açmak istiyorum.
Saygı ve gurur.
Bunlar iki farklı duygusal ifade.
Saygı hayranlık ya da değer verme ama gurur sahip olduklarınız ya da başarılarınız sebebiyle hissettiğiniz zevk ya da tatmindir.
O yüzden çocuğunuzla gurur duymanız demek sahip olduğunuz şeyden tatmin olduğunuz.
Bundan zevk aldığınız anlamına geliyor.
Çocuğunuza saygı duymaksa.
Ona hayran olduğunuz ve kişiliği için değer verdiğiniz anlamını taşıyor.
Bu ayrıma dikkat. Çocuğunuz mutlu bir çocuk olsun istiyorsanız bu 7 saygısızlığı şimdi söyleyeceğim 7 saygısızlığı ona yapmayın.
Birincisi eleştirmek arkadaşlar.
Bu onları ileri götürmez.
Olumsuz ve çoğunlukla yıkıcı bir konuşmadır eleştirme.
Sizi eleştirdiklerini düşünün insanları ne hissedersiniz?
ya da ailenizin. Aynısını onlar hissediyor.
Mesela diyorsunuz ki kalemini beş kere kaybettin.
Kendine bakmaktan aciz misin?
Bebek misin sen? gibi.
Bakın ne kadar yaraladık.
İkincisi suçlamak.
Yani her şeyi onun üstüne atıp böyle kendi sorumluluğunuzu kabul etmemenizden bahsediyorum.
Sizin hiç mi suçunuz yok o olayda?
Bir düşünün. Üçüncüsü habire şikayet etmek.
Yani ondan bir beklentiniz var.
Bu beklentiyi göstermek amacıyla yapılırsa bu şikayetlenme okey.
Ama içinizi dökmek için habire böyle şikayet edip durmayın.
Dördüncüsü dırdır etmek. Yani olmasını istediğiniz bir şey var.
Bunun için sürekli bık bık bık konuşuyorsunuz.
Bunu yapmayın. Beşincisi tehdit etmeniz.
Tabii ki bu çok kötü bir şey. Altıncısı ağır cezalar.
Yedincisi de asiliğini ödüllendirmeniz.
Çocuğunuz kötü bir şey yaptığında sakın onu ödüllendirmeyin.
Ne yapacağız Merve?
Zapt edemiyoruz. Saçımızı başımızı yolasımız geliyor.
Çok haklısınız.
Çocuk büyütmek dünyanın en zor işi.
Layığıyla yapmak isteyenlere zor.
Yoksa yani uyduruktan yaparsanız çok kolay.
Saldım çayıra mevlam kayıra onların işi kolay.
Gerçekten bu işi layığıyla yapmak isteyenler saçını başını yolanlar anlıyorum sizi.
Eleştirinin yerine saygılı ve...
uygun bir övgü koyun.
Yani ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun.
Hep yaptığı kötü şeyleri söylemeyin.
İyi şeyleri de övün. Takdir edin.
Mesela işte aa sen yemekten sonra ellerini yıkadın.
Aferin sana gibi. Ya da işte aa ayakkabılarını kendin bağlayabiliyorsun.
Aferin sana. Hani böyle takdir edin yani.
Arkadaşlarınıza söyleyemeyeceğiniz şeyleri çocuğunuza söylemeyin.
Hakaret etmeyin. Çünkü o da bir insan.
Küçük bir insan yani. Onun da duyguları var.
Küsmeyin çocuğunuza. Bu da çok kötü bir şey.
Küsmek fiziksel bir dayaktan farkı yok aslında.
Ruhsal bir dayak anlamına geliyor çocuklar için.
Dırdır etmek yerine istediğiniz şey hakkında net olun.
Net bir şekilde onlara söyleyin ne istediğinizi.
Destek olun. Gerekirse birlikte yardımlaşarak yapın.
O odayı gerekirse birlikte toplayın dırdır yerine.
Ceza yerine o davranışın mesuliyetini almaya teşvik edin.
Sorumluluğunu almaya. Mesela odanı toplamazsan bugün yüzmeye gitmiyoruz oğlum gibi.
Yapmazsa gerçekten gitmeyin.
Tutarlı olun bu konuda. Sorun her neyse yapacağınız şey o anı kurtarmak olmasın.
Uzun vadeli düşünün. Her gün yaptığınız ve söylediğiniz küçük şeylerle aslında başlı başına bir bireyi yetiştiriyorsunuz.
Bunu aklınızdan çıkarmayın.
Mutlu çocuklarla ilgili yapılan araştırmalar maalesef çok kısıtlı ama yapılan araştırmalara göre 16 yaş mutsuzluk düzeyinin tavan yaptığı bir yaşmış.
Kendimi düşündüm doğru.
16 benim en mutsuz yaşlarımdan biriydi.
Çocukluğum da öyle mutlu geçmedi.
Yani hatırlamıyorum bile. Hafızam komple silinmiş.
Çocukluğumu sorsalar ben... Ben hatırlamıyorum.
Belki vardır yani. 18'den sonra mutluluk düzeyimiz bir tık artıyormuş.
Ebeveynlerin medeni hali ayrılmış ya da boşanmış olmaları çocukların mutluluğunu etkilemiyormuş.
Tabii nasıl ayrıldığınız çok önemli burada ilişkileriniz.
Hobileri olan çocuklar kendilerini daha iyi hissediyormuş.
Buraya dikkat çocuğunuzun bir hobisi olması için mücadele edin derim.
Özellikle de ergenlikte çok işe yarıyor.
Kötü maddelerden kötü alışkanlıklardan uzak durmasını sağlayan şeylerden biri de çocukların tutunuşu.
Bir dalı olması, hobileri, bir sporla ilgilenmesi bunlar gerçekten bir koruyucu bariyer oluşturuyor.
Çocukların arkadaşlarıyla arasındaki statü arttıkça iyi oluş düzeylerinde bir artış gözlemlenmiş ve çocukların kendilerini iyi hissetmeleri sosyal ilişkilerinde pozitif netice veriyormuş.
Yaş grubuna göre onlara en mutlu eden şeyler sorulduğu zaman şu yanıtları vermişler.
8-9 yaş grubu demiş ki ailem işte hobilerim evcil hayvanlarım 12-13 yaş maddi objeler şaşırdık mı?
Arkadaşlarım yakın ilişkilerim yani.
Evcil hayvanlar 17-18 yaşta yine yakın ilişkilerini söylemiş ve çevresinde işte sevmiş olduğu insanlar başarıları 17-18 yaş ve evcil hayvanlar.
Evcil hayvanlar her zaman çocukları mutlu ediyor.
Mutlu çocuk yetiştirmek için onların başarılı olabileceği alanları keşfedin ve o alanda onları destekleyin.
Her istediğini lütfen almayın çünkü bu bir süre sonra hiçbir şeyden keyif almamalarına sebep oluyor.
Yaptığınızı zannederken aslında çok büyük bir kötülük yapmış oluyorsunuz.
Frank Clark diyor ki bir çocuğun her istediğini vermekle ona can sıkıntısı aşılıyorsunuz diyor.
Başka bir şey yapmıyorsunuz.
Mükemmelliyetçilik yapmayın.
Düzenli bir yaşam sağlayın.
O çocuğun belli rutinleri olsun.
Yatma saati belli olsun.
Yemek saati. Bunlar belli başka şeyler olsun.
Esneklik tabii ki olsun ama sürekli değil.
Ve tabii ki en önemli şeylerden biri.
Siz mutlu olun ki o çocuk da mutlu olsun.
Gerçekten mutsuz bir ebeveyni olan çocuğun ben mutlu olabileceğini düşünmüyorum.
Onlara küçük küçük görevler verin.
Yaşına uygun sorumlulukları olsun.
Her şeyi siz yaparsanız günün sonunda bıkkın, yılgın, sinir harbi geçiren birine dönüşeceksiniz.
O yüzden onlara da görevler verin.
Bırakın ayakkabısını bağlasın.
Bırakın yemek tabaklarını o dizsin.
Çamaşırları da yıkayınca çorapları o eşleştirsin.
Okul çantasını hazırlasın.
Yaşına uygun ne varsa yapsın.
Yemek mi yapacak yapsın.
Bırakın yapsın. Yatağını bile toplattırmadığımız çocuktan ileride diyoruz ki hadi bakalım yaşına uygun davran.
Böyle bir şey var mı? Sen hiç toplattırmamışsın.
Eee 20 yaşına göre niye yatağını?
E sen toplatmadın. Sen ders çalış dedin.
O çocuk ne yapacak ki? Ders çalışmasını bekliyordun sadece.
Oğlum o kızım sadece okul sorumluluklarını yerine getir.
Senden başka hiçbir şey beklemiyoruz.
Eee 20 yaşına gel odanı topla.
E toplamayacak tabii ki.
Öyle bir şey olamaz. Çocukluktan vermemişiz ki onu nasıl yapacak?
İğneyi kendimize, çuvaldızı çocuğa batırmayalım değil mi?
Mesela benim annem işte ben ders çalışayım diye ben yaparım.
Odanı da ben toplarım. Yemeği de ben yaparım.
Evi de ben süpürürüm. Hani sağ olsun böyle yaptı.
Teşekkür ediyorum ama. Sonra ben bir baktım.
Ben yemek yapmayı bile hiçbir şey bilmiyorum ki.
Bilmiyorum düzen falan.
Hiç haberim yok. Ben sadece ders çalışmayı biliyorum.
Sonra bana kızıyordu. Odanı topla.
Nasıl toplayacağım bilmiyorum ki.
Sonradan öğrendik o ayrıdan.
Biraz acılı bir süreç oldu.
Şimdi master chef olduk canım.
Yemek falan her şeyi yapıyoruz.
Sonradan öğreniliyor da biraz zor oluyor.
O yüzden çocukken öğrendik. öğrensek daha iyiymiş bunlara da yaranılmıyor dediniz şu an yaşı büyük olan anneler size de yaranılmıyor ne diyordum çok önemli bir
detay daha var ebeveynlikte lütfen kendinize zaman ayırın olur mu çocuğum oldu diye böyle dünyayla bağlantısını koparan insanlar var bir anda yok oluyorlar yani arkadaşlarınızla görüşün sosyalleşin
eğer yapabiliyorsanız tabi ki çocuksuz bir şekilde Akıl sağlığınızı korumanız için gerçekten bu çok önemli.
Kendinizi mutlu edin ki çocuğunuz da mutlu olsun.
Eğer siz bunları yapmazsanız bir süre sonra o çocuk size yük gibi gelecek.
Hiçbir şey yapamamanızın sorumluluğunu o çocuğa yükleyeceksiniz.
Ben gezemiyorum, ben tuzam arkadaşlarımı göremiyorum.
Üstümü başımı yırtacağım, darlandım artık.
Niye? Çünkü sürekli 7-24 çocuktasın.
E tabii ki kafayı yersin.
Yani lütfen buradan eşlere de sesleniyorum.
Çocuğa kim bakıyorsa lütfen diğer ebeveynin nefes almasına müsaade edin.
O çocuğa bir gün siz bakın diğer kim bakıyorsa artık o çocuğa o da bir dolaşsın geçsin nefes alsın.
Lütfen bunu yapın.
Evliliğinizin kötüye gitmesini istemiyorsanız eğer.
Zaten çocuklar bir gün yuvadan uçup gittiklerinde siz yine kendinizle baş başa kalacaksınız.
Yani sadece ebeveyn kimliğinizle kalmayın.
Kendinizi ihmal etmeyin.
Unutmayın. İnsan olduğunuzu unutmayın.
Uçakta bile ne diyorlar? Önce o oksijen maskesini kendinize takın diyorlar değil mi?
Sonra çocuğunuza diyorlar.
Siz nefes almazsanız o çocuk da alamaz.
Yani sizin hayatın iniş çıkışlarıyla mücadele etme şekliniz çocuğunuzu da etkiliyor.
Hayatla mücadele şeklinde bir rol model oluşturuyorsunuz her anlamda.
O yüzden bir ebeveyn olarak her gün yapmanız gereken en temel şeyleri şöyle toparlayacak olursam.
Lütfen sevgi dolu bir insan olun.
Sabırlı olun. Bunlar çok önemli.
Sarılın, öpün, koklayın.
ve ilgi gösterin. Bir çocuğa verilecek en güzel şey koşulsuz sevgi.
Rol model olduğunuzu bilerek hareket edin.
Sağlıklı sınırlar koyun.
Çocuğunuzun hayatına dahil olun.
Onunla zaman geçirin.
Bir saat bile olsa. O bir saati sadece ve sadece ona ayırın.
Yeter. Baş başa yemek yiyin, oyun oynayın, sohbet edin, yemek yapın, güzel bir film izleyin, beraber kitap okuyun, yürüyüşe çıkın ve lütfen tutarlı olun.
Onların böyle yavaş yavaş bağımsız olmasına, yaşına uygun bir şekilde bağımsızlaşmalarına izin verin.
Yaşına uygun görevler verin.
Dinleyin onları. Dinledikten sonra cevap verin, konuşun.
Saygı gösterin. Mahremiyetine, kişisel alanına saygı gösterin.
Her zaman dürüst olun çocuğunuza ve insanlara karşı da dürüst olun ki çocuk sizi baz aldığı için, rol model aldığı için o da yalancı birine dönüşmesin.
Asla yalan söylemeyin çocuğunuza ve çocuğunuzun yanında hiç kimseye.
Ve şimdi söyleyeceğim cümleleri söylemekten çekinmeyin.
Ne olursa olsun seni çok seviyorum.
Sen çok özelsin benim için.
Ailemizin bir parçası olduğun için.
Seni bu dünyaya getirdiğim için çok şanslıyım.
Seninle gurur duyuyorum. Unutmayın çocuğunuzun kendisiyle gurur duymasını sağlayan başarılarının büyüklüğü değil gösterdiği çabadır.
Herkes hata yapar, hatalar bizim başka neler yapabileceğimizi öğretmenin bir yoludur bize.
Senin yanında olmak çok eğlenceli değil, sizin onunla zaman geçirmekten ne kadar hoşlandığınızı bilsin.
Bu onları çok mutlu ediyor.
Bir şey anlattığı zaman daha çok anlat.
Seni dinlemeye bayılıyorum deyin.
Hani kestirip atmayın. Hımm okey öyle mi olmuş?
Ay ne kadar güzel demeyin.
Bu yani sohbeti bitiren bir şey bu.
O sohbeti devam ettirmeye çalışın.
Deyin ki hani seni dinlemeye bayılıyorum dedik ya.
Bu onun dünyasında neye karşılık geliyor biliyor musunuz?
Hani benim hayatımda olan bitene ilgi duyuyor annem babam.
Ne kadar sevindirici bir şey onun için bu.
Tanıştığın insanlara karşı kibar ol deyin, şefkatli ol, yardımsever ol deyin.
Kendini başkalarının yerine koymayı öğretin ona, empati kurmayı.
Neden mutlu bir çocukluk bu kadar önemli biliyor musunuz?
Çünkü olumlu, pozitif bir çocukluk eşittir, öz saygısı gelişmiş bir birey ve mutluluk demek.
Yani bu çocuklar ileride öyle kolay kolay depresyona yakalanmıyor.
Daha güçlü bir ruh halleri oluyor.
Anksiyeteleri daha az oluyor.
Ve çok geniş...
Kapsamlı bir araştırma yapılmış.
Bunun sonucuna göre çocuklukta ebeveynleriyle ilgili olumlu hatıraları olan yetişkinlerin fiziksel sağlıklarının çok daha iyi olduğu gözlemlenmiş.
Depresyona ve kronik hastalıklara yakalanma riskleri daha düşükmüş.
O yüzden olumlu çocukluk geçirenler ileride daha öz şefkatli oluyorlar.
Öz yeterlilik konusunda çok daha iyi oluyorlar.
Çocuklar bizim geleceğimiz.
Çocuklar bizim kıymetlilerimiz.
Gandhi'nin dediği gibi eğer bu dünyada gerçek barışı öğreteceksek ve eğer savaşa karşı gerçek bir savaş vereceksek işe önce çocuklarla başlamamız gerekir.
Sansoni'nin Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bu çarşamba tekrar görüşeceğiz.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
