
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bir süre önce mitoloji ile ilgili bir podcast geleceğini söylemiştim.
İşte o gün bugündür arkadaşlar.
Bugün mitolojik karakterlerden en ilgimi çekeni Medusa'dan bahsedeceğim.
Fakat bunu yaparken sanmayın ki Merve sadece Medusa'dan bahsedip geçecek.
Onun mitolojik hikayesini anlatacağım ve kapatacağım.
Asla. Beni tanıyanlar artık anlatışıma aşina diye düşünüyorum.
Ve hep birlikte az sonra daldan dala konacağız.
Mitolojiden gireceğiz.
Covid-19, Freud, efsane filmler, nazardan ve kem gözden ve hatta töre cinayetlerinin ataerkil transformasyonundan.
Bahsetmeyi planlıyorum. Yani planı böyle yaptım ama nasıl bu işin içinden çıkacağım evin onu bilmiyorum.
Hadi o zaman hazırsanız başlayalım.
Şimdi ben neden Medusa'yı seçtim?
Öncelikle bunu anlatayım size.
Çünkü ben küçükken annemin iş yerinin adı Medusa'ydı.
Ehaliyle sordum anne Medusa ne demek falan diye.
Annem de anlatmıştı.
O zaman zaten çok ilgimi çekmişti.
Derken... Didim'le bir tatile gitmiştik.
Orada Apollo'nun tapınağındaki o Medusa'yı gördüm.
O hüzünlü bakışlarını hiç unutmadım.
Böyle hafızama kazınmış görüntülerden birisi.
Derken Caravaggio'nun resimleriyle tanıştım ve en sevdiğim resimlerinden birisi tabii ki de Medusa oldu.
O hayret dolu bakışları çok hoşuma gidiyor.
Ve son olarak şunu söylemek istiyorum.
Marka takıntım asla yoktur.
Ama Versace'nin o Medusa'da logosu var ya bayılıyorum diyebilirim.
Bu kadar sebep varken tabii ki de Medusa'yı seçmem.
Çok normal gördüğünüz gibi. O zaman hızlı bir giriş yapalım.
Öncelikle Medusa'nın anne ve babası kimdir?
Ondan bahsedelim. İkisi de ilk deniz tanrılarından ve kardeş.
Forkis ve Keton. Şimdi kardeş dedim şaşırmış olabilirsiniz.
Mitolojide el ses ilişki çok normal.
Ve bunların beraberliğinden Gorgonlar olarak bilinen üç kız kardeş meydana geliyor.
Bunlardan sadece birisi ölümlü.
Bilin bakalım kim? Tabii ki de Medusa.
Şimdi Gorgo Yunanca'da berbat, lanetli anlamına geliyor.
Medusa'nın laneti bence olağanüstü güzelliğiydi diye düşünüyorum.
Ne de olsa Afrodit'in akrabası.
Şimdi Medusa kendini tanrılara adamak isteyen genç ve güzel bir kız dediğim gibi ve tanrıça Atena'nın tapınağında rahibe olmaya karar veriyor.
Kendi de tanrılara adar derken aslında bundan kastım şu bekaret yemin etmek.
Yani burada aslında adak konumunda olan kadının bakire olması gerekiyor.
Yani biliyorsunuz tanrılar bakire kurban tercih ederler.
Misal Aztekleri hatırlayın insan kurban ederlerdi ve genelde bakire kızları tercih ederlerdi kurban olarak.
Zaten ilk insan ritüellerine baktığınız zaman hep insan kurban ediliyordu ve sonradan gökyüzünden bu koç ilme durumu olduktan sonra yani boğa çağından koç çağına geçildikten sonra hayvan kurbanlığına
başlandı. Neyse bu ayrı bir mevzu.
Şimdi bakire Medusa kendini Zeus'un has kızı olan Athena'nın tapınağına rahibe olarak adıyor.
Yani cinselliğinden feragat ediyor arkadaşlar.
Burada bir de Athena'nın aşikitosu var.
Kim o? Poseidon.
Denizlerin tanrısı Poseidon.
Poseidon da bu arada Zeus'un erkek kardeşi.
Bu arada bu Athena ve Poseidon ikisi de...
Olimpik tanrı. Yani hiyerarşinin en üst segmenti gibi düşünebilirsiniz.
Ve bunlar ölümsüz arkadaşlar.
Ama Medusa galiba ölümlü bir kızcağız.
Athena zekayı temsil ediyor.
Yani bunu şöyle düşünebilirsiniz aslında.
Tensel zevklerden arınmış böyle sapyoseksüel bir tanrıça.
Zekayı temsil ediyor. Savaşı ve sanatı da temsil ediyor.
Poseidon da deniz tanrısı.
Şimdi buraya kadar okeysek olaylar şöyle gerçekleşiyor.
Medusa, Athena'nın tapınağında dediğim gibi rahibelik yapıyor.
Ama şöyle bir sorun var.
Medusa'nın saçları böyle bukle bukle, çok güzel saçları var.
Kahkahası böyle içe eriten cinsten ve aşırı güzel bir ölümlü.
Ve Athena'nın sevdiceği deniz tanrısı Poseidon, Medusa'ya göz koyuyor arkadaşlar, meftun oluyor.
Ama dediğim gibi Medusa ölümlü ve statü olarak çok düşük bir pozisyonda.
Poseidon hem Athena ile beraber hem kayınpederi baş tanrı Zeus düşünebiliyor musunuz?
Aman tanrım hem de kardeşi zaten.
Bir de yani adam ölümsüz ve deniz tanrısı.
Neyse Medusa'nın peşinden koşuyor koşuyor ama kız istemiyor ve yüz vermiyor.
Hatta yüz vermediği gibi tapınaktan bir koruma talep ediyor ama nafile.
Ve ve ve Bakire Medusa tanrıça Atena'nın tapınağında onun sevgilisi Poseidon denizlerin tanrısı Poseidon tarafından tecavüze uğruyor.
Peki sonra ne oluyor? Bu durumda ne olması gerekiyor?
Athena tabii ki deliye dönüyor bu olayı duyunca.
Ama şundan dolayı değil.
Vah vah vah genç bir kıza tecavüz edildi.
Bu değil kesinlikle. Kocasının ve kendisinin o iktidarının sarsılmasından korktuğu için.
Çünkü güya tapınağının kutsallığını ihlal etmiş bunlar.
Yani burada tecavüz edene değil de tecavüze uğrayana ceza kesiliyor.
Ne kadar tanıdık bir senaryo değil mi?
Ve gecenin yarısı mini etekle ne işin vardı demediği kalmış.
Sonra Athena Medusa'yı zaten deliler gibi kıskanıyor.
Burada kadın kadının düşmanıdır olayı var ya bu tam olarak bu.
Hem kendisinden daha güzel olduğu için hem de ezeli düşmanı Afrodit'in akrabası olduğu için bunlar oluyor.
Aslında şöyle bir durum var.
Medusa ile Afrodit birbirlerinin alter egoları gibi düşünebilirsiniz.
Yani Freud'ça söylersek Eros ve Thanatos durumu.
Aşk, cinsellik, güzellik, yaratıcılık, sevgi bunlar demek bunların karşılığı.
Medusa Thanatos'un temsili yani Eros'un tam tersi daha yıkıcı tüm yıkıcı dürtüler ölüm gibi yani yaşam ve ölüm gibi düşünebilirsiniz Eros ve Thanatos.
Ve sonuç olarak Athena hiç suçu günahı olmayan Medusa'yı lanetliyor.
Yani tecavüze uğrayan lanetleniyor.
Olaya bakın delireceğim yani.
Ve o çok kıskandığı o bukle bukle saçlarını yılana dönüştürüyor.
Neden yılan? Neden yılana dönüştürüyor?
Başka bir şey değil. Çünkü yılan iffetsizliğin sembolü arkadaşlar.
Onu onun bedeninde şu duruma getiriyor.
Bakın bu bakire yeminini bozdu.
Yani bunu göstermek için lanetliyor ve onu bir sembolleştiriyor onun vücuduna.
Bakışlarını lanetliyor ki ona her bakan erkek taşa dönüşsün diye.
Ve en enteresan laneti bence tamam saçını yılan yaptığı bakışlarını her baktığı adamı taşa çevirmesini sağladı ama Onu bir ölümlüyken ölümsüze çevirdi Athena.
Burada bir durup düşündüm.
Dedim ki ölümsüz olmak bir lanet midir?
Şu anda bilim adamları bunun üzerinde çalışıyor vs.
Kesinlikle gerçekten ölümsüz olmak falan istemezdim.
Bununla ilgili de podcast gelecek. Bu arada Adem ve Havva hikayesini hatırlamanızı istiyorum.
Oradaki yılan muhabbetini hatırlayın.
Ve Gılgamış destanında da ben bir yılandan bahsetmiştim.
Onları da dinlerseniz böyle bir yılan kafanızda oturacaktır diye düşünüyorum.
Bence bu hikayede bir tek yılan var o da Athena değil mi arkadaşlar?
Adaletini seveyim dünya olaya bak kadın tecavüze uğruyor ve kadına ceza kesiyorlar.
Neyse Medusa lanetleniyor canavar oluyor bilmem ne falan saçları yılan oluyor yetmiyor o da yetmiyor.
Sürgün ediliyor yok diyorlar bu da yetmedi biz bunu en iyisi öldürelim diyorlar.
O sıralarda da Kral Polidektes diye bir adam var işte gidiyor Zeus'un oğlu var yarı tanrı.
Ve Atena'nın da üvey kardeşi Perseus.
Perseus'tan yardım istiyor Kral Polidektes.
Diyor ki kurban olayım bu Medusa'yı öldür.
Tabi Athena da aynı istek ve niyette hemen kardeşine koşuyor.
Bu arada bu Medusa'yı katledecek adam kim derseniz onu da biraz hikayesi enteresan bahsetmek istiyorum.
Perseus. Perseus kim?
Dediğim gibi Athena'nın üvey kardeşi Zeus'un oğlu.
Bunun bir dedesi var arkadaşlar.
Perseus'un bir dedesi var.
Adı da Akrisios. Bir gün bir kahine gidiyor bu Akrisios.
Diyor ki yahu diyor benim bir oğlum olmayacak mı diyor.
Şomazlı kahinde buna diyor ki.
Yok ya diyor senin Daneye var ya kızın diyor.
Onun diyor ondan bir oğlan torunun olacak senin diyor.
O da diyor zaten seni öldürecek sonra diyor.
Tabi Akrisius'u alıyor bir ölüm korkusu.
Hemen koşarak gidiyor kızı Daneye'ye alıyor.
Tunç'tan bir odaya kapatıyor.
Dikkat ediniz Tunç'tan bir odaya kapatıyor.
Ama ne oluyor? Çapkız Zeus durur mu?
Kızın Tunç'tan odasına bir altın damlası olarak yağmur gibi yağıyor.
Ve Daneye ile beraber olmayı başarıyor.
Ve bonus Perseus doğuyor.
Tabii Akrisios şok.
Bunları duyunca zalim dede torunu Perseus ve kızı alıyor.
Kızı da neye alıyor? Bir sandığa kitliyor hop denize atıyor.
Peki bu anne oğlu kim kurtardı derseniz?
Tabii ki de kahraman Zeus kurtarıyor arkadaşlar.
Ben bunu niye anlattım?
Çünkü Medusa'nın...
İlle de kellesini isterim diyen Kral Polidektes neden bunu Perseus'tan istiyor hiç düşündünüz mü?
Şimdi bu konuda farklı görüşler var ama ya Polidektes Perseus'un annesi Danae'ye göz koymuş.
Yani Perseus'u da bir engel olarak görüyor.
Ona böyle zorlu bir görev veriyor ki gidişin olsun da dönüşün olmasın inşallah diye.
Yani bu senaryoda bir Nuri Alço viskisi ve hapı eksik demek istiyorum.
Neyse Perseus da böyle artistlik peşinde tabii.
Hani rüştünü ispatlayacak ya ben hallederim ya falan.
Bir de Athena da gelip yardım istiyor.
Kardeşim yardım et falan diye.
Bu iyice havalanıyor ve tabii ki de yollara düşüyor.
Şimdi burada hemen bir es vermek istiyorum ve size şunu sormak istiyorum.
Sizce? Athena neden olimpik bir tanrı iken erkek kardeşi Perseus'tan böyle bir talepte bulunuyor?
Yani niye kendi halletmiyor bu işi?
Böyle hikaye buram buram erkek hegemonyası kokuyor değil mi?
Yani tecavüze uğramış mağdur kadının cezalandırılması yetmiyor.
Toplumdan dışlanması, damgalanması yetmiyor.
Daha da fazlası isteniyor.
Canı isteniyor, kanı isteniyor.
Bu neye benziyor?
Yani töre cinayetleri gibi aynı.
Töre dediğimiz şey aslında halkın hukuku değil mi?
Yani toplum tarafından kabul görmüş sosyal normlar.
Peki töre deyince akıllara ne geliyor insanların?
Namus cinayetleri.
Namus belası kime atfediliyor peki?
Tabii ki de kadınlara. Hani bir önceki podcastimde Afgan yazar Khaled Hosseini'den bahsetmiştim.
Bin muhteşem güneş kitabını okuyun diye.
Hani Afganistan'da kadın olmak nasıldır?
Başlığı altında. Burada bir söz geçiyor.
Çok hoşuma gidiyor o sözü. Diyordu ki bir erkeğin suçlayan parmağı daima mutlaka bir kadını gösterir.
O kadar doğru bir söz ki bu.
Yani mitlerden günümüze ne değişmiş Allah aşkına bir bakın.
Hiçbir şey. Zaten mitler varoluştan itibaren bu geçmişi günümüze taşıyan kültürel aktarımlardır.
Yani bu mitte de gördüğünüz zaten ataerkil toplumu yapısında.
Cinayetin nasıl meşrulaştırıldığını gördünüz değil mi?
Ve kadın bedenin üzerindeki o tahakküme, o erkek hegomonyasına, mütecavize değil de mağdur olana ceza kesilmesine hala tanıksınız değil mi?
Ve hatta cinayeti azmettiren kadının yani Athena'nın mağduriyyi, medusayı nasıl alçalttığını da gördünüz.
Burada hemen bir parantez açıp şunu söylemek istiyorum.
2004 senesinde akrabası tarafından tecavüze uğrayıp hamile kaldığı için öldürülen Gül Dünya Tören aklınıza geldi mi?
Şöyle cinayetlerinin sembolü olan o kadıncağız.
Gelsin çünkü ben onu hiç unutmadım.
Siz de unutmayın. Dönelim mitolojik hadisemize.
İşte Medusa'yı öldürmek için oğlan kardeşi Perseus yola düşüyor.
Atena'nın oğlan kardeşi. Git oğlum namusumuzu temizle hesabı.
Bir de böyle adama malzeme desteği falan sağlanıyor.
Babası Zeus'tan keskin uçlu bir kılıç.
Hades'ten görünmezlik miferi alıyor.
Hermes'ten kanatlı sandaletlerini alıyor.
Athena'dan da aynalı kalkanını alıyor.
Ve yola düşüyor. Yani burada töre cinayetlerini destekleyen akrabalar gibidir.
Aynı anlattığım şeyler. Hiçbir farkı yok bence bunların.
Neyse Perseus Medusa'nın yanına gittiğinde onu uyurken buluyor.
En masum hali uyurken. Ve o fark etmeden doğrudan yüzüne değil de Athena'nın verdiği o aynalı kalkan var ya.
Oradan yansımasına bakarak usulca yanına sokuluyor.
Ve olanca gücüyle Medusa'nın başını gövdesinden ayırıyor.
Ve kesik başı alıp heybesine koyuyor.
Şimdi sırf bu sahne için bile izleyebileceğiniz bir film önermek istiyorum.
Titanların Savaşı zaten çoğunuz izlemişsinizdir.
Burada Perseus'ta Medusa'nın sahneleri çok etkileyici.
Sürekli şu replik dönüğünü.
Sakın gözlerine bakma, sakın gözlerine bakma hani taş olursun.
Gözler yerde, gözler yerde sürekli.
Natalia Vodyanova taşının herkesi taşa çevirdiği o sahne.
Yani Medusa için en iyi kastı seçmiş adamlar diye düşünüyorum.
Peki şunu soracağım. Siz şunu hiç düşündünüz mü?
Ya bu Medusa neden hep erkekleri taşa çeviriyor?
Bu soruya Nevzat Kaya hocamız çok güzel cevap vermiş.
Diyor ki çünkü diyor erkek bedeni sadece işine yarayanı rasyonalize etmeye çalışır.
Yani doğa da bizi rasyonalize etmeye çalışıyor.
Sadece siz onu edemezsiniz diyor.
Rasyonel bilimle her şeyi çözersiniz belki ama doğaya, doğa anaya verilen o zararın, o bozulan dengenin bedeli ağır olur diyor.
Yani mitler de aslında sadece mit değil.
Yani bunlardan çıkartılacak dersler var.
Mesela o değil. Odipus hikayesini anımsayın.
Hani bu Freud'un bu mitten yola çıkarak hatta bu sendroma bir isim vermiş.
Odipus kompleksi. Bunun kaynağı aslında mitolojik.
Ona da biraz değinelim.
Burada babasını öldürüp annesiyle evlenen Odipus'un hikayesi.
Hani Delphi kahinine gidiyor ve kahin Odipus'a diyor ki.
Seni diyor iğrenç bir gelecek bekliyor.
Annenle birlikte olacaksın diyor.
Ve tabii ki Oedipus bunu duyunca deliye dönüyor ve şehri terk ediyor.
Yani ne yapıyor aslında Oedipus?
Kaderinden kaçıyor bunu yaşamamak için.
Sonra Tebai şehrine geliyor ve burada...
Sphinx isimli bir canavarın olduğunu duyuyor.
Ve bu Sphinx'in yolculara bir bilmece sorduğunu, bilmeceyi bilemeyenleri de parçaladığını duyuyor.
Tabii ki de Oedipus şehri Sphinx'den kurtarmayı başarıyor.
Çünkü bilmeceyi tek çözen kişi o.
Neyse kurtarıyor. Daha sonra da bu arada Sphinx de tıpkı Medusa gibi.
Yani gorgo, yıkımın kötü şansın alameti, şeytansı, kitonya.
Peki bu Oedipus sonra ne yapıyor?
Şehre giriyor ve bilmeden...
Hem babasını öldürüyor.
Delphi kahinin dediği çıkıyor.
Babanı öldüreceksin ve annenle evleneceksin demişti.
Yani Oedipus gördüğünüz gibi kaderinden kaçamadı.
Aslında buradaki anne kim?
Anne buradaki anne doğa ana.
Yani burada verilen bu midde verilen mesaj şu.
Ne yaparsan yap kaderinden kaçamazsın.
Yani annenden kaçamazsın.
Yani doğa anadan. Doğanın dengesi bozuldu gördüğünüz gibi.
Zaten sonrasında da korkunç bir veba çıkıyor.
Yani hiçbir zaman doğa ananın o dengeleme çabasından kaçış yok.
Zaten şöyle oluyor Medusa'nın başı kesildikten sonra Athena o başı alıp kendi kalkanını applike ediyor.
Ki bu da aslında şunu gösteriyor bize.
Olimpik tanrılar bile doğadan korkuyorlar ve onun önünde bir saygıyla eğilme durumu var.
Çünkü kalkanını applike ederek...
Doğanın o kitonyen dengesini koruyor kendince.
Yani kısaca şunu demek istiyorum.
Doğa ile olan ilişkimizi bu şekilde idam ettirirsek, simbiyotik bir şekilde idam ettiremezsek Medusa'nın gözünü hiçbir yansıması artık kör etmez, edemez yani.
Bu şekilde devam edersek Covid-19 belki yanımıza kar bile kalır ileriki zamanlarda.
Şimdi dönelim Medusa'ya.
Bu arada şunu da belirtmek istiyorum.
Hatta filmde de o sahneyi göreceksiniz Titanların Savaşı'nda.
Medusa'yı öldürmeye geliyor ya Perseus.
Orada böyle Medusa şuf bir kahkaha atıyor.
Aslında o şu demek olabilir.
Athena Medusa'yı canavara çevirdi ama Kıskançlığı sadece fiziki olaraktı.
Ruhi olarak değil.
Yani onu canavara çevirip çirkinleştirdi.
Okey istediğini elde etti ama neyi unuttu?
Medusa'nın ruhunu unuttu.
Yani onun ruhu aynı kaldı.
O gülüşü, o kahkası, içi, yüreği aynı kaldı.
Hatta bununla ilgili post yapısalca feminist eksenli bir kitap da var.
Medusa'nın Kahkası kitabı.
Burada aslında bütün bu dediklerim yani bu eril bakış açısı eleştirilmiş, dişiliğin gücü vurgulanmış.
İşte dediğim gibi Medusa da bu sebeple kahkahasını atmaya devam ediyor.
Çünkü onun içi aynı dışı başka.
Şimdi parantezi kapatıp hop bir flashback yapıyoruz.
Perseus'un zafer anına geri dönüyoruz.
Perseus ne yaptı? Medusa'nın kafasını kesti.
Kesti de ne oldu derseniz şu oldu.
Medusa uğradığı tecavüzden dolayı hamile kalmıştı.
Ve başı kesilince o akan kanlardan ki bu töresel bağlamda bozulan bekaret yemininin bir göstergesidir.
Yani kana kan intikam alınmıştır.
Ve kesik başının o sol tarafındaki kan öldürücü bir zehir içeriyor.
Sağ tarafındaki kansa ölüyü diriltecek güçte bir ilaca sahip.
Aslında Medusa gördüğünüz gibi mucizevi bir yaratık.
Bu anlattıklarımdan aklınıza hemen Şahmaran hikayesi geldi değil mi?
Bu Anadolu mitolojisi figürü.
Şahmaran yani yılanların şahı.
Adana, Tarsus, Mardin'de yaşayanlar bunu sıkça görüyordur zaten.
Ya bir de bu Şahmaran'ın berbat ötesi bir Türk filmi de var arkadaşlar.
Yani tek iyi olan yanı başrolde Türkan'ım Şoray'ımın olması başka da bir şey değil.
Neyse bu Şahmaran da işte öldükten sonra yılan bedeni üçe bölünüyordu hatırlarsanız.
Bu etin suyunu içenlerden vezir ölüyordu.
Padişah iyileşiyordu.
Şahmaran'ın aşkı Cem Sap da onun bilgeliğine vakıf oluyordu.
Böyle bir hikayesi vardı. Bir de Şahmaran'ı insanlar Anadolu'da evlerine asıyorlar.
Halılara işleniyor, camlara işleniyor.
O kadar çok yaygın bir figür ki Mardin'de ben çok sıklıkla görmüştüm.
Çünkü evlerini Şahmaran'ın kötülüklerden koruduğunu.
düşünüyor insanlar. Hatta işte eve misafir gittiniz diyelim.
Bir şahmaran figürü var duvarda.
Siz girer girmez şahmaranın kuyruğunu görüyorsanız eğer siz düşmansınız.
Girer girmez şahmaranın başına baktıysanız eğer dostsunuz.
Yani dost başa düşman ayağı hesabı arkadaşlar.
Neyse kapatalım parantezi.
Medusa'ya geri dönüyorum. Medusa'nın başı kesildikten sonra şahmaran gibi olmuyor maalesef.
Kesik başından hamile olduğu için çocukları doğuyor.
İşte onlardan birisi de Pegasus.
Evet bu meşhur kanatlı at Pegasus.
Tecavüzcü baba zaten Poseidon'un sembollerinden birisi de at zaten.
Pegasus annesinin kesik başından doğuyor.
Zaten ölümsüz bir at kanatlı at.
Doğar doğmaz tanrılar diyarına uçtuğunu düşünüyor ve hatta Zeus'un yıldırımlarını getirme görevi görüyor.
Şimdi malum uçak firmasıyla seyahat edenlerin aklına hep bu hikaye gelecektir eminim.
Acaba tanrılar diyarına mı gidiyoruz Zeus'un yıldırımlarını getirmeye falan diye.
İşte Pegasus doğduktan sonra...
Perseus onun sırtına biniyor ve dönüş yoluna doğru yola çıkıyorlar beraber.
Hatta yolda işte bakire bir kızı deniz canavarlarının elinden kurtarıyor falan.
Adı da Andromedya'ydı galiba.
Onu da alıp işte evine götürüyor beraber yaşamak için.
Yani tecavüze uğrayan mağdur kızı öldürüp bakire kızın canını kurtarması çok ironik değil mi sizce de?
Neyse en sonunda Perseus Medusa'nın başıyla saraya dönmeyi başarıyor.
Tabii kendisini kim bekliyor?
Annesine göz koyan kral Polydektes onu beklemekte.
Kral tabii bunu görünce bir şok olmuştur.
Bu döndü ya falan diye ben bunu gönderdim ama geri geldi.
Neyse kral Medusa'nın başına baktığı anda taşa dönüşüyor.
Oh iyi olmuş dediğinizi duyar gibiyim şu anda.
Ben de aynen öyle dedim. Neyse Perseus ve Athena'ya Medusa'nın başını armağan ediyor.
Al kardeşim kestim sana getirdim diye.
O da bunu alıp kalkanına aplike ediyor.
Medusa'nın başını kalkanına koyuyor yani.
Bu aslında bir nazar boncuğu, nazar muskası görevi görüyor bu baş.
Yani kötü bakışlara karşı.
Yunanca'da buna apotropion denir.
Yani nazardan, talihsizliklerden, kötülüklerden korunmak amacıyla.
Medusa başı, medusa gözü, aslında bunu horusun gözü gibi de düşünebilirsiniz.
Ay gözü, sol göz, horusun gözü deriz ya, sol, kalp gözü.
Aslında manevi anlamda şu demek, vicdanın gözü demek.
Kalp gözünden hiçbir şey kaçmaz ya, vicdanımızın gözü hiç kapanmaz, hep açıktır.
Hatta bu sebeple güneş ve ay horusun gözleri olarak ifade edilir.
Çünkü güneş ve ay hep nöbetleşe, gece gündüz insanların üzerinden hiçbir zaman eksik olmaz.
Yani elem terefişken gözlere şiş arkadaşlar.
Aa bu arada az kalsın unutuyordum.
Bütün bunların Batman'le ne alakası var Merve diyeceksiniz.
O da şöyle. Şimdi Medusa'yı öldüren Perseus'un bir takım yıldızı var.
Yani Perseus takım yıldızı o ismi ona atfedilmiş.
Bunda da 19 tane ana yıldız var.
İşte bu 19 ana yıldızdan birinin adı Arapçada Ra el Gul yani şeytanın başı yani Medusa'nın başı.
Hatta Gul Yabani gibi de çevirebilirsiniz Arapça.
İşte bu yıldız canavar gözü gibi görünüyor.
Yani açılıp kapanıyor canavar gözü gibi görünüyor.
Medusa'nın gözü gibi. Peki Batman'deki Ra's al Ghul karakterini hatırladınız mı?
İşte bu karakterin ismi oradan geliyor.
Neydi bu karakterin felsefesi?
Suç ancak gerçek bir adaletle yok edilebilir.
Adalet ise dengededir.
Peki bütün bu anlattıklarımı düşünerek bu hikayede adalet var mıydı?
Tabii ki de yoktu. Yıllarca Medusa'yı yani tecavüze uğrayanı aşağıladılar.
Tecavüz Eden'i efsaneleştirdiler.
Hatta böyle heykeller var işte Perseus Medusa'nın kesik başını elinde tutuyor.
Sanki Perseus haklıymış gibi gösteriliyor.
Podcast'i sonlandırırken belki mitolojide adalet yerini bulmadı ama sanatta yerini bulmuş gibi görünüyor.
İtalyan bir sanatçı var Luciano Garbati diye.
Yaptığı heykelde Perseus'un elinde Medusa'nın kafasını tuttuğu heykel dedim ya.
Onu tamamen değiştirip Medusa'nın elinde Perseus'un kafasını tuttuğu bir heykel yapmış.
Efsane bir heykel. Koyacağım story'e bakarsanız.
Perseus ile olan savaşı kazanmış bir Medusa bakışı göreceksiniz orada.
Buram buram intikam kokan bir bakış.
Yıllar sonra gelen bir adalet göreceksiniz.
Ve bu podcast'ı çok sevdiğim bir şiirle bitirmiştim.
Sevgili Elçin, sevgi suçinin şiiri, Medusa'nın saçları.
Evet, Medusa'nın saçlarına sahibim ve hepiniz biliyorsunuz neden.
Hayır, sizi öldürmek için değil.
Hayır, sizi korkutmak için de değil.
Yalnızca gizlemek için gözlerinizden benim yara izlerimi.
Kirli arzularınızın açtığı yara izlerine.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için adresim Ortamlarda Satılacak Bilgi.
Merve biz de buradayız ve seni dinliyoruz demek isterseniz böyle bir selam gönderebilirsiniz.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
