
Cambly hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: cambly.biz/6masal İndirim Kodu: 6masal
* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com * *Bu bölüm "Cambly"hakkında reklam içerir*
Transkript
Merhaba arkadaşlar. Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Açılışımı şöyle bir değiştireyim dedim.
Sıkıldım ya. Herkese merhaba.
Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Yani iki senedir aynı şeyi söylediğimi fark ettim.
Temcid pilavı gibi. Temcid demişken temcid de Ramazan'da sahurda yenilen bir pilav arkadaşlar.
Neden sahurda yenilen pilava böyle bir isim vermişler?
Çünkü pilav yapmak zor olduğu için hani sahurda kalkıp...
Kimse pilavla uğraşmak istemediği için.
Akşamdan yapılıyor. Sahurda da yeniliyormuş.
Böyle de bir ismi varmış. Niye bunu anlattım?
İnanın bilmiyorum. Her şeyi açıklama gereği hissediyorum.
Şimdi bugün ne konuşacağız?
Öncelikle şunu belirteyim.
Lütfen bu bölümü çocuklarınızla dinlemeyin.
Çünkü bu bölümde masalların arka planına bakacağız.
Yani karanlık dünyasına.
Aslında bu masallar da temcid pilavı gibi yani yıllardır önümüze konuluyor.
Pamuk Prenses, Hansel ve Gretel, Kırmızı Başlıklı Kız, Kül Kedisi, Rapunzel bu masallar hepimizi büyüttü ama bunların bir karanlık dünyası var, arka planı var.
Bugün onlara değineceğim.
Masallar arkadaşlar mittir, sözlü edebiyattır, halk edebiyatıdır.
O yüzden kadim ve arkayık öğeler içerir ve masallar tahmin ettiğimizin çok ötesinde bir önem arz ediyor.
Neden? Çünkü...
Bir ulusun toplumsal, kültürel ve prehistorik değişiminin takibini bu masallardan yapabiliyoruz.
Örnek ver Merve dediğinizi duyar gibiyim.
Şöyle ki az sonra detaylı anlatacağım zaten ama şöyle söyleyeyim.
Mitos'tan Logos'a geçtikten sonra artık bunu biliyorsunuz arkadaşlar.
Her podcast'ta değinmeye çalışıyorum.
Yani ana erkeği yıkılıp ata erkeği geldikten sonra Merve burada bir problem yaşıyor.
Bunu sürekli dile getiriyorum.
Feminist damarlarım kabarıyor bunu söylerken.
Masallarda arkadaşlar ana erkek temelere rastlıyoruz.
Hatta o değişimi gözlemleyebiliyoruz.
Az sonra göreceksiniz bunu cepte tutun.
Şimdi masal nedir?
Önce oradan başlayalım. Masal aslında Arapça meselden geliyormuş arkadaşlar.
İngilizcesi de fable zaten.
Sözde geçen manası da düz yazı biçiminde söylenmiş.
Dinsel ve büyüsel inançlardan ve törelerden bağımsız.
Bütünüyle düş ürünü olan, gerçeklerle ilgisi bulunmayan, olağanüstü olay ve motiflerle bezenmiş.
Kısa birçoğu anonim olan anlatı türüdür.
Şimdi masalın aslında Hindistan topraklarında doğduğu düşünülüyor.
İşte Yunanistan ve Çin'de de olabilir ama genelde Hindistan vurgusu var.
Ama masal dediğimiz zaman tüm dünyada aklımıza gelen bir isim var.
O da Grimm kardeşler.
Çünkü sistemli olarak bu konuda ilk araştırmayı yapan Wilhelm Grimm arkadaşlar.
Ve 19. yüzyıldan sonra bu işi zaten çok ciddiye alan araştırmacılar ortaya çıkıyor.
Daha sonra tabii ki Freud da bu işe el atıyor.
Ve masalları Freud ne diye açıklamış?
Hadi tahmin edin. Bence tahmin etmeniz hiç zor değil.
Ne diyor biliyor musunuz? Bastırılmış isteklerin düş biçiminde ortaya çıkışı demiş masallar için.
Şimdi de şöyle dediğinize eminim.
Abi ne istekmiş ya bastıra bastıra bitiremedik Freud'a göre.
Bir kere de şaşırt be adam.
Yani bu masal yorumunu aynen böyle söyledim.
Merve Freud ne demek istiyor?
Şimdi şöyle ki masallarda ve efsanelerde rüyadakilerle aynı psikolojik anlamlar içeren motifler ortaya çıkarılmaya çalışılıyor.
Yani pis işe mevcut dünya görüşümüzü, kişisel isteklerimizi ve özlemlerimizi yeniden şekillendirme eğiliminde olduğu için ve bu durum tam olarak nerede gerçekleşiyor arkadaşlar?
Rüyalarımızda. İşte bu sayede bilinç dışımız rüyayı travmatik bilgi ve benzerlerinden korumak için ne yapıyor?
Sansürlüyor. Yani bizler uyanıkken bu tür istek ve arzularımız kabul edilemez.
Rüyada açığa çıkar.
Yani bir isteğin bir arzun varsa diyor rüyada açığa çıkacaktır o.
İşte masallar da bu tür isteklerin dile gelişidir.
Yani Freud diyor ki rüyalarınız...
İsteklerinizin gerçekleşmesi arzusu üzerinedir.
Bilinçaltına bastırdığımız o isteklerimizin işte masallar da böyledir.
Freud dışında baktığımız zaman Jung da hatta 20.
yüzyıl psikologlarının önemli bir kısmı da ben burada Jung'u çok önemli buluyorum çünkü tam onun sahası ama 20.
yüzyıl psikologlarının önemli bir kısmı da Bu masallarda işlenen öğeleri insanın evrensel arzu ve korkularının ifadesi olarak yorumluyorlar.
Hatta aklıma gelmişken Jung ekolünden çok önemli bir isim Clarissa Estes Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabı eminim duymuşsunuzdur.
Bu kitabı bütün kadınlar okumalı ama baştan uyarmak istiyorum çok ağır bir kitap.
Çok zordur okuması çünkü akademik bir dille yazılmış.
Yani en azından temel psikanaliz bilmeniz gerekiyor okumak için.
Ben bu kitabı 20 günde falan okumuştum.
Zaten yazarın isteği buydu yani ön sözde sanırım öyle bir şey söylemişti.
Hani sindire sindire okuyun çok uzun bir süreye yayın diye.
Ben de böyle kırklı yaşlara geldiğim zaman tekrar okumayı planlıyorum.
Şimdi Grimm kardeşlere geri dönüyoruz ve en meşhur masallar onlara ait olduğu için bugün çokça anacağız onları.
Ama dediğim gibi lütfen bu bölümü çocuklarınızla dinlemeyin.
Emer ve çocuklarımıza bir şey yok mu?
Bizde podcast var da onlara ne var?
Şimdi Nisan ara tatili geliyor.
Sizin için güzel haberlerim var.
Çünkü Cambly Kids'de şu an yılın en büyük indirimi başladı.
Tam %60 oranında bir indirim ve sınırlı sayıda kişi için geçerli.
Çocuğum İngilizceyi ana dili gibi öğrensin, konuşsun, temeli sağlam olsun diyen ebeveynler için doğru adres Cambly Kids.
Bu platformda biliyorsunuz ki ana dili İngilizce olan öğretmenler var.
Onlarla İngilizce seviyesine göre çocuğunuz online pratikler yapabiliyor.
Derslerin süresi 30 dakika.
Yani çocuğunuz sıkılmaz korkmayın.
4-15 yaş arası bir çocuğunuz varsa ve geleceğine kalıcı bir yatırım yapmak isterseniz aşağı bırakacağım linkten.
Bize özel kodumuz 6MASAL.
Bu kodla hemen bu fırsattan yararlanabilirsiniz.
Hadi devam edelim. Ne demiştik Grim Kardeşler?
Grim Kardeşler'in masallarının orijinallerine baktığımız zaman çok ağır cezalar görüyoruz.
Mesela Kür Kedisi masalında kesilen başparmaklar.
Rapunzel'de oyulan gözler.
Yani suçların mutlaka böyle...
ağır şekilde cezalandırıldığını görüyoruz.
Çok didaktik ve korkunç masallar aslında ve suçsuz yere verilen ölüm cezaları var.
İşte evden kovulma var, hayvanlara eziyet, ateşlerde yakılma, ormanlara terk edilme, kötü kötü üvey anneler, yalanlar, dolanlar, hırsızlık, şiddet, korku, intihar ne ararsanız
var ama Grimm kardeşler bence şu anda yaşasalardı asla bu işten ekmek yiyemezlerdi.
Pedagoglar ayağa kalkardı diye düşünüyorum.
Şimdi O zaman ilk masalımızla başlıyoruz.
Walt Disney'e Oscar ödülü kazandıran masal Pamuk Prenses.
1812'de Grimm kardeşlerin derlediği bu masal yüzyıllardır hala en sevilen masalardan.
Şimdi... Öncelikle Rudy Waller olayını anlatmak istiyorum.
Bu masalda çok adı geçen bir isim.
O yüzden paylaşmak istiyorum. Bu masalın ilk oluşumu hakkında bence bunu bilmeniz gerekiyor.
Hani az önce demiştim ya bastırılmış bireysel arzularımız.
İşte Rudy Waller oldukça zengin bir adam ve fantezi dünyası çok geniş.
Seks anlamında. Bir gün Grimm kardeşlerden kendisi için pornografik bir hikaye yazmalarını istiyor.
Grimm kardeşler de düşünüyor taşınıyor ve Freya'nın kendisi mitolojik bir tanrıçadır.
Aşk ve cinsellik tanrıçası Freya'nın hikayesinden etkilenerek pamuk prensesi yaratıyorlar ve yazıyorlar.
Freya'nın mitolojik hikayesi de şöyle kısaca.
Bu tanrıçaya dört tane cüce muhteşem bir kole yapıyor.
Ve tanrıça bu koleyi görünce böyle çıldırıyor gollum gibi ona sahip olmak istiyor.
Ama bunun bir şartı var. Dört cüce diyor ki bizimle bir gece geçirmen lazım yani bu koleyi istiyorsan.
Şimdi bu hikaye cepte arkadaşlar.
Bir de üstüne ne koyuyorlar son olarak?
Dante'nin ilahi komedyasını.
İşte cennet, cehennem, araf temaları var ya onları da ekliyorlar.
Hop ortaya karışık bir şey çıkıyor.
Tabii hikayenin en başta adı Pamuk Prenses değil.
Maria, Sofia, Margarita diye gidiyor böyle yedi ölümcül günah diye bir şey.
Neyse adama hikayeyi veriyorlar.
Adam çok beğeniyor.
Fantazilerini güzelce karşılıyor.
Ama sonra bu hikayenin çocuklarla da okunabilecek bir versiyonunu talep ediyor.
Ama şöyle bir talep bu.
Diyor ki masalda benim o cinsel haz aldığım yerler aynen kalsın.
Çünkü ben yetişkinlerin de haz almasını istiyorum masal okurken çocuklarına.
Çocuklar zaten anlamayacağı için onlar da okuyup böyle hop hayaller dünyasına dalsın diyor.
Bu aynı şey gibi şirinler komünizm propagandası yapıyor.
Abi ben izlerken hiç öyle düşünmemiştim.
Sonradan bir ayıktım ha olabilir mi acaba?
Ne bileyim ben küçücük çocuk komünizmi ne bilsin.
Şimdi bu masalda en başta ne var?
Yedi cüceler var değil mi? Bu yedi cüce ne?
Yedi cüce Dante'nin ilahi komedyasındaki o cennete girmeden önce aranılması gereken yedi günah.
Aklıma şu an Charlie'nin çikolata fabrikası geldi.
Orada da o çocuklar yedi ölümcül günahı temsil ediyordu.
Kitabı da vardır okumak isterseniz.
Buradaki yedi cüce.
Öfke, açgözlülük, kıskançlık, oburluk, şehvet, gurur, tembellik bunların temsili yani yedi ölümcül günah.
Ve Grimm kardeşler hikayenin ilk versiyonunda cücelere bu yedi günahın ismini veriyorlar ki zaten bunu Waller istiyor.
Günahkar olmaktan haz duyan bir beyefendi Waller.
Pamuk Prenses hatırlarsanız...
Ormanda kayboluyordu.
Sonra cücelerin evini keşfediyordu.
İzinsiz bir şekilde içeri giriyordu.
Ve cüceler evde yoktu ama masada ne vardı?
Yedi tabak. Ve Pamuk Prenses o yedi tabaktan yemek yedi değil mi?
Tatlarına baktı. Yani ne yapmış oldu?
Yedi günahında tadına baktı.
Ooo şey Blade Kambanyosu sahnesi buraya.
O şarkıyı koyamıyorum.
Telif yiyeceğiz. Ama arkada onu dinleyeyim bence.
Yani yedi günahın tadına bakıyor.
Sonra hikayenin çocuk versiyonunda bu yedi günahın adı değişiyor.
Cücelerin adı işte tembel, obur ve öfkeli dışında değiştiriliyor.
Sanki şirinlerde de böyle şirinler vardı.
Şimdi Pamuk Prenses'teki...
Örtük mesajlara gelelim.
Dişil arzu ve istekleri çok yoğun olan üvey anne pamuk prensese korse hediye ediyordu.
Neden? Onu öldürmek istiyordu.
Neden korse? Çünkü çocukluktan dişiliğe geçişin sembolü korse orada.
Sonra zehirli bir tarak görüyoruz.
Tarak da doğurganlığın, bereketin, yağmurun sembolü.
Sonra ne oluyor? Kırmızı elma.
Kırmızı elma nedir? Kandır.
Kırmızı erotizmdir.
Yaşamdır. Kan ve erotizm.
Yani bu kısma az sonra başka bir perspektiften bakacağız zaten.
Kırmızı elma önemli. Yani cinsel hazdın sembolü.
Adem'le Havva'yı hatırlayın.
Yasak meyveyi hatırlayın.
Vitolojide de Venus'un meyvesidir bu arada.
Kırmızı elma eşittir günah diyebiliriz.
Kur'an'da işte Adem'le Havva'ya dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın deniliyor.
İncele baktığımız zaman işte Tanrı doğuda Adem'de bir bahçe dikti.
Yarattığı Adem'i oraya koydu.
Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaçlar yetiştirdi.
Bahçenin ortasında yaşam ağacı ile iyi ile kötüyü bilme ağacı vardı.
Tanrı ona istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin dedi.
Ama ne dedi? İyi ile kötüyü bilme ağacı.
Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün dedi.
Tevrat'ta da aynı şekilde hatta der ki Tevrat'ta o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak.
İyi ile kötüyü bilerek tanrı gibi olacaksınız der.
E Merve sen meyve dedin elma demedin derseniz evet zaten öyle bir şey yok.
Meyve diye geçiyor elma diye bir şey yok.
Ama mitolojide elma var direkt.
Herakles'in işte 12 görevinden biri hatta.
O da şöyle Herakles'e elmayı alıp gelme görevi veriliyor.
Herakles de dünyanın ucunda güneşin battığı yerde.
Atlas'ın gök kubbeyi taşıdığı yerde bulunan bir bahçedeki ağaçtan elma alıp gelme görevi veriliyor.
Burası akşam kızlarının bahçesi, cennet gibi bir yer.
Herakles burada bu bahçeyi koruyan yüzbaşlı ejderle savaşıyor ve 3 elma almayı başarıyor.
Hani masalların sonunda gökten 3 elma düşmüş denir ya o geldi şu an aklıma.
Dönüyoruz Pamuk Prenses işte korse dedik tarak dedik vesaire dedik hep böyle dişil silahlar yoluyla öldürülmeye çalışılıyor.
Çünkü büyüme, güzelleşme yani bir kadınlık statüsüne erişme üvey annenin ne yapıyor?
Gücünü azaltıyor. Ergenliğe adım atacakken yani cinselliğini keşfedecekken ne oluyor?
Hep böyle başına enteresan işler geliyor.
Korseyle, kırmızı elmayla, zehirli tarakla öldürülmeye çalışılıyor.
Yani aslında bunlar onu böyle çekici yapacak şeyler baktığınız zaman.
Hiç de çocuksu değil. Şimdi bu masalın daha daha derinliklerine inelim.
Buradaki üvey anne yani kötü cadı prototipine değinmek istiyorum ama öncesinde şunu anımsayın.
Şimdi Pamuk Prenses'in öz annesi çok masum, dört dörtlük bir kadın gibi anlatılıyor bu masalda.
Hatta işte çocukları olmuyordu, Pamuk Prenses'i doğururken ölüyor falan.
Bu ne demek? Yani bakire Meryem gibi cinsellik falan yok.
Tertemiz, pürüpak, masum ama cinsellik devreye girip gebe kalınca ne oluyor?
Ölüyor. Masallarda genelde böyle anneler görürsünüz.
Çocuk doğurduktan sonra ölen anneler.
Orayı bir düşünün derim. Sonra ne oluyor işte baba gidiyor fanfatel olarak adlandırabileceğimiz bir kadın tarafından baştan çıkarılıyor ve evleniyor.
Biz ona cadı diyoruz masallarda gördüğümüz bu kadını.
Ha bu arada unutmadan bir kadın tarafından baştan çıkarılan günahsız krallar görüyorsunuz.
Kim o adam aslında? Adem olabilir mi?
Neyse üvey anne işte kötü bir cadı.
Aynası var işte o ayna büyücülükle özdeşleştiriliyor zaten.
Pamuk prenses böyle saf masum el değmemiş bir bakire.
Şimdi arkadaşlar ayın evrelerini anımsamanızı istiyorum.
Bu evreler şunları temsil ediyor.
Büyüyen ay bakireliktir bu ve kız çocuğu pamuk prenses bu.
Dolunay doğurgan kadındır.
Bu pamuk prensesin öz annesi.
Kanaması olan yani adet gören kadın görüyoruz.
Bir de küçülen ay. Menopoz yani cadı dönemi yaşlı kadının temsili.
Pamuk büyüyen ay hilal, bakire ve dolunaya geçmesi yani doğurganlığı engellenmek isteniyor burada.
Kan kırmızısı zaten erosun temsilidir arkadaşlar cinselliğin ve ana erkilin temsilidir.
Neden? Çünkü mavinin tam zıttı değil mi?
Mavi ata erkildir.
Bakın İngilizce moon bu da buradan geliyor.
Monat, mens latince, aybaşı, adet kanaması, mens dönemi buradan geliyor.
Ayın evreleri, kadınlığın evrelerinden geliyor.
Ve ay takvimi 13'tür arkadaşlar.
Güneş takvimi 12 aya sıkıştırılır.
13 neden uğursuz?
Çünkü pagan ay takvimi.
Ata erki transformasyonu bakın buradaki.
Yani güneş aydınlık, ay karanlık.
Güneş babadır, ay annedir.
Hatta Uyuyan Güzel masalını hatırlayın arkadaşlar.
Orada işte prensesin doğumuna 12 peri geliyordu.
13. peri de diyordu ki neden beni davet etmediniz?
Olay çıkarıyordu ve o kötü cadıydı 13.
peri. İşte 12 güneş takvimi, 13'te lunar takvimi, ay takvimi.
Lunardan solara geçiş değil mi?
Masallarda o kötü cadı hep öldürülür 13.
cadı ve bunlar çok arkayık unsurlardır.
Yani masalların içine sızmış.
Hani en başta demiştim ya göreceksiniz diye.
Toplumun izlekleri burada var.
Masallarda böyle bir öpücük diye kurbağayı prense çeviren prensesler var diyoruz.
Bir prens öpücüyle uyanan prensesler vardır.
Nedir bunlar? Peki Merve bu üvey anne veya işte cadı neden kötülük yapıyor gencecik prenseslere?
Bu da atay erke transformasyon arkadaşlar.
Yani kadının kadına yabancılaşması, düşmanlaşması, o üç ayın birbirine düşürülmesi ki Dolunay ana tanrıçanın en şiddetli göstergesidir.
Bu arada Madonna'nın Frozen klibini izleyin.
Orada cadı görünümünde ya.
ayın hareketlerini orada takip edin.
Yani o çok anlamlı bulduğum bir klip benim.
Ata erkeği ideoloji arkadaşlar kadınları araçsal bir malzeme olarak gördüğü için ne yapıyor?
Onları birbirine yabancılaştırıyor ve o üvey analar ata erkeğinin bir uydurmasıdır.
Yani pamuk prensesi kırmızı elmayı veren yaşlı cadı aslında ne veriyor?
Ona regli veriyor. Yani kadınlık veriyor, cinsellik veriyor ve ondan sonra pamuk ne oluyor?
Hop ebedi uykuya dalıyor.
Prens tarafından öpülünce uyanıyor.
Dikkat edin çünkü artık dolunay olarak uyanıyor kadın.
Ve sonra ne oluyor?
Üvey anne ölene de kızgın ayakkabılarla dans etmeye mahkum oluyor.
Aynı boşlukta dans ederek dönerek tüm evreni yanatan kim gibi?
Gaia gibi. Gayya Kimmer ve Hesiodos'a göre her şeyi yaratan, her şeyi kendisinden menkul bir biçimde meydana getiren toprak ana ya da doğa ana.
Hatta olimpik yaratılış efsanesi şöyle başlıyor.
Her şeyden önce toprak ana kaostan ortaya çıktı ve uykusunda oğlu Uranos'u doğurdu.
Dağlardan şefkatle bakarken toprak anaya Onun gizemli gözeneklerine bereketli yağmurlar yağdırdı Uranos ve toprak anada her gözeneğe uygun olarak çimenler, ağaçlar, hayvanlar
ve kuşlar doğurdu bu bereketli yağmurla.
Aynı yağmur nehirlerin akmasına, çukur yerlerin suyla dolarak göl ve denizlerin oluşmasına vesile oldu.
Gördüğünüz gibi en başta Gaia kendi kendine bu oğlu doğurdu, Uranos'u doğurdu, bir baba olmadan doğurdu.
Uranos da bu arada ilk baba ünvanını almıştır gökyüzü anlamında.
Aynı zamanda Varuna ile özdeşleştirilir.
Varuna kim Merve derseniz ari eri üçlü birliğinden biri olan pastoral bir tanrı arkadaşlar.
Neyse bir ara Yunan mitolojisinin başlangıcından başlamayı düşünüyorum sizlere anlatmayı.
Devam ediyorum. Masallardaki kötü cadı yani küçülen ay, yaşlı kadın.
Menopoz döneminde olan kadını temsil ediyor.
Dediğim gibi bu aslında ateerkil bir transformasyonun neticesi.
Ve mitolojideki Hekate'ye tekabül ediyor.
Ay tanrıçaları Artemis eşittir.
Pamuk prenses yani el değmemiş bakire kız.
Vahşi doğanın temsili.
Selene Dolunay zaten doğurgan kadın.
Cinsellik yaşamış, regli olan kadın.
Bu pamuğun elmayı ısırdıktan sonraki hali öz annesi yani.
Hekate'de küçülen ay dedik yani menopoz dönemindeki kadın yaşlı cadı dedik.
Şimdi bakire kız önce anne oluyor.
Sonra yaşlanıyor. Yaşlandıktan sonra da Bilge koca karıya dönüşüyor.
Sonra bu döngü bir şekilde devam ediyor.
Yani yine hilal oluyor, büyüyor, dolunay oluyor, küçülüyor, karanlık ay oluyor.
Yani üvey annenin döngüsü tekrar başa dönüyor.
Hatta buna Lilith bile diyebiliriz.
Kara ay için Lilith diyebiliriz.
Şimdi bu masalın en önemli noktası.
Bu elmayı ısırıp bayılma kısmı Pamuk Prenses'in.
Çünkü elma artık dediğim gibi Pamuk'un Regli döneminin genç kızlığının başlaması, kadınlığa adım atması olarak yorumlanabilir demiştim az önce.
O ısırılmış elma Adem ve Havva'nın cennetten kovulmasının da sembolü.
Cinselliklerini bilmelerinin temsili, arzunun temsili, cinsel birleşmenin temsili ve cinsellik yaşamın doğuşu iken ölümü de.
Değil mi bir yerde? Bunun da sebebi günahın kökü olarak görülüyor.
O yüzden pamuk prensesin o elmayı yemesi yasak olan bir şeye adım atması demek.
Nitekim elmayı yedikten sonra ne oluyor?
Zehirleniyor ve boğuluyor.
Bu da bir ikaz gibi değil mi?
Neden dağ kaldırılıyor peki cüceler tarafından?
İşte Pamuk Prenses ebedi bir uykuya daldıktan sonra cam tabuta koyuyorlar.
Dağın tepesine götürüyorlar.
Bu da kadınla doğanın bir bağlantısı olduğu anlamına geliyor.
Doğa ana tarafından kucaklanması isteniyor Pamuk Prenses'in.
Kurtlarla koşan kadınlar bu arada doğa bağlantısı.
Nitekim de prens onu öpüp ne yapıyor?
Evlenme teklifi ediyor ve bu bağ bir...
şekilde devam ediyor. Ne oluyor?
Pamuğun namusu temizleniyor arkadaşlar adeta.
Eril bir dil var burada bu masalda.
Hiç şaşırmayın. Çoğu masalda bu var.
Yeterince şaşırdıysak sırada Hansel ve Gretel var arkadaşlar.
Yine Grimm kardeşlerin masalı.
Hans zaten Alman ismi.
Tipik bir Alman erkeği.
Gretel de Margarita'dan geliyor.
Onun kısaltması yani inci demek.
İnci ne demek arkadaşlar?
Bakirelik daha önce bunu anlatmıştım.
Bakireliğin temsilidir İnci.
Şimdi bir baba var odunculuk yapıyor ve iki çocuğuyla yaşıyor.
Ve bir üvey anne var ortada.
İşte üvey anneyle beraber baba bir plan yapıyor.
Diyorlar ki biz bu çocuklara bakamıyoruz.
E ne yapalım gidelim ormana bırakalım bunları besleyemedikleri için.
Ya bakar mısınız çok saçma masallar ya bunlar.
Ve biz bunları... Okuyorduk yani okunuyordu bize bunlar gerçekten çok vahşi şeyler bunlar.
Neyse işte ormana bırakıyorlar çocukları.
Neden orman? Çünkü medeniyetten uzak, karanlık değil mi orman bunun temsili?
Bu arada yine dikkatinizi çekelim.
Bu üvey anne var ya üvey annenin çocuğu olmuyor.
Doğurgan değil. O yüzden bakın hep diyorum işte menopozlu kadın doğurgan değil.
Üvey anne cadı. Yine aynı karakterler çıkıyor karşımıza.
Ve pasifize edilmiş, bastırılmış bir erkek figürü var burada.
Bu da baba. Yani aynı Pamuk Prenses'in kral babası gibi.
Hep böyle bir kadın tarafından kandırılıyorlar.
Kötü bir kadın bu doğurgan olmayan.
Çok enteresan. Ve bu masalların sonunda da hem cadı hem de üvey anne bir şekilde işte saf dışı kalıyorlar.
Ne oluyor? Ateerke dönüyoruz yine.
Dikkat. Şimdi hikayeyi biliyorsunuz.
İşte Hansel ile Gretel ormanda kayboluyorlar.
Tam açlıktan bayılacak derken kocaman bir böyle pastadan böyle...
Çörekten çörekten bir ev görüyorlar.
Diyorlar ki hayır yiyemeyiz şu an şekersiz 21 gün yapıyoruz.
Ben kesin böyle yapardım gratel ben o zaman.
Yemiyoruz ama bak şu an şeker tüketmiyoruz.
Çok sıkıcı bir masal olurdu.
Neyse bu ev de işte cadının evi arkadaşlar.
Cadı da çocukları kandırıyor evini alıyor işte o pastadan börekten evi var ya size diyor ben yedireyim içireyim gelin diyor.
Sonra da alıyor Hansel'i bir güzel kafese kapatıyor.
Gretel'e de diyor ki sen de bundan sonra hizmetçimsin köle çalış.
Sonra işte kafese yaklaşmasına izin vermiyor tabii Gretel'in kardeşini kurtarmaması için.
Buradaki o börekten çörekten ev aslında bir bereket timsali.
Bereket anlamında ana tanrıçanın o bitmek bilmeyen o...
Dinlenen bereketinin temsili.
Ana tanrıçanın olduğu yerde açlık yok değil mi?
Bereket var. Ve o açlığı gidermenin de bir bedeli var tabii ki.
Şimdi toprak ana berekettir.
Ne versen sana onun on katını verir.
Doğurgan bir kadın gibidir değil mi?
Zaten bu erkeklerin doğurgan cins karşısında korkmaları, korkuları.
Neden? Çünkü iktidarını elde tutmak istiyor.
Doğurgan kadın çok çocuk demek.
Çok boğaz demek değil mi? Bir yerde bir noktada yani.
Neyse cadı erkek çocuğu yani.
Hansel'i yemek istiyor.
Neden? Çünkü Karadul fantezisi arkadaşlar.
Kadınlar erkeklere yer yok eder fantezisi.
Yani önce besler besler sonra yok eder.
Ata erkelin kadın korkusu dikkat.
Ve soyun devamının erkekler tarafından sağlandığı o ata erkeli toplumlara bir gönderme gibi bu.
Ve cadının insan yemesi de yamyamlığının belirtisi değil mi?
Hem cadı hem yamyam aman tanrım yani vahşiyi ehlileştirilmemiş bir bakire.
Bu mitolojide de vardır ya işte ejderhayı öldüren kahramanlar.
O ejderha aslında ana tanrıçadır yani onun domestika olmamış halidir.
Bakire vahşiliğidir onun.
Size Medusa'yı anlatmıştım ya onun neden öldürüldüğünü bence şimdi daha iyi anladınız.
Ve Hansel ile Gretel aslında bir inisiyasyon hikayesi arkadaşlar.
Bir inci var el değmemiş bakire işte bir erkek var.
Hansel bir erginlenme hikayesi ve Pamuk Prenses'teki gibi cadıyla Gretel aslında birbirlerinin alter egosu arkadaşlar.
Hikayeye dönecek olursak cadı Hansel'i kafese kapatıyor.
Sürekli ona yediriyor yediriyor yediriyor şişmanlasın diye.
Bunun altyapısı ne aslında?
Hani ben tabii çocukken bunu düşünememiştim ama sonradan araştırınca bunu öğrendim ki aslında Hansel'i erkekliğe hazırlıyor.
Yani cinsel birlikteliği hazırlıyor.
Şişmanlamak o aslında. Emer ve Gretel kardeşi değil mi?
Evet kardeşi ama aslında kardeşi değil.
Neden? Çünkü bu üç kadın aslında aynı kişi dediğim gibi.
Anne, yaşlı cadı ve Gretel.
Genç kız, doğurgan kadın ve yaşlı cadı.
Yani Hansel'i kendinden menkul doğurduğunu düşünün.
Hani gayiye dedim ya toprak ana gayiye.
Kendinden menkul Uranus'u doğurdu.
Ve amaç ne burada? Hansel'i neye hazırlıyor?
Aslında kış dönemine yani kıtlık dönemine hazırlıyor.
Kıtlık dönemi için bir parantez açıyorum.
Şimdi toprak ana diyorum ya gayiye.
diyorum. Bu aslında hani toprakta da şöyle bir şey vardır.
Bir kadının işte genç kızlığı, anneliği ve yaşlılığı gibi bu üç farklı dönem toprakta da yer bulmuştur.
Yani mevsimsel değişimlere benzetilebilir.
İlkbaharda işte çiçeklenen, yeşeren toprak kadının gençliği.
Yaz sonunda meyve veren toprak kadının yaşlılığıyla özdeşleştiriyor ve her kışın sonunda yeniden doğuşla birlikte sonsuz bir yenidenmenin filizlerini içinde taşıyor.
Yani arkadaşlar kıtlık dönemi dedim ya.
Ne alaka demiş olabilirsiniz. Şöyle ki cadının itildiği ateş var ya burada.
Bu Nevruz ateşi arkadaşlar.
İlkbahar ateşi. 21 Mart ateşi.
Bu ne? Hani 21 Mart'tan sonra ne oluyor?
Doğa tekrar yenileniyor değil mi?
Yenilenme var. Yine bir döngü var gördüğünüz gibi.
İşte bu da bu oluyor. Peki Hansel'in şişmanlayıp şişmanlamadığını nasıl anlıyordu cadı?
Parmağını kontrol ediyordu değil mi?
Aslında oradaki parmak erkek değil yani penisini kontrol ediyor.
Neden? Çünkü şişmanlayınca yiyecek onu.
Gretel de ne yapıyordu? Gözleri görmeyen cadıyı kandırıyordu.
Onun eline böyle bir dal tutuşturuyordu değil mi?
Hani aynı kaldığını göstermeye çalışıyordu.
Halbuki öyle bir şey yok. Ve masalın sonuna gidelim arkadaşlar.
En sonunda... Gratel cadıyı kafese atıyordu ve yakıyorlardı kadını.
Yani kadının kadına düşman edilişi.
Burada kadının cezasını kim verdi?
Yine kadın verdi. Bakın bu ata ergi transformasyonun babasıdır yani.
Ve cadı avı dönemi hatırlarsanız.
Kadınların cadı diye yakıldığı dönemler.
Kadın tanrısal düzlemden alınıyor ve günahkar pozisyona sokulup ateşlerde yakılıyor.
Baştan çıkaran işte cennetten kovulmanın tek müsebbibi bakın masallarda bunlar işleniyor.
Sonra masalı sonunda da çocuklar evine dönüyor.
Sonra ne oluyor? Üvey anne bir şekilde def ediliyor.
Sırada merakla beklediğiniz kırmızı başlıklı kız var.
Grimm kardeşlerin en sevilen masallarından biri.
Ben oldum olası korkarım.
O işte babaanne kılığına giren yaşlı kurttan.
Neyse lafı uzatmıyorum. Başlığın yıkırmızı arkadaşlar.
Çok aşikar aslında.
Pamuk Prenses'in elmasıydı.
Aynı nedenden dolayı. Yani yaklaşan renkli.
Blue Çağ kadınla geçiş.
Kırmızı başlıklı kız yani o kırmızı pelerini hiç çıkartmak istemiyor.
Kırmızıya yüklenen anlamları zaten söyledim.
Cinsellik işte ay ile ilintili mens dönemi, kan, kanamanın rengi, kadınlığın rengi, günahın rengi değil mi?
Mavinin tam zıttı demiştik.
Başlığı neden pembe değil de kırmızı diye soranlara bunu söyleyebilirsiniz.
Masallar gördüğünüz gibi aslında bir semboller bütünü.
Devam edelim. Kırmızı başlıklı kıza annesi ne yapıyordu?
Bir süt şişesi veriyordu.
Süt şişesi dikkat.
Ormanın içinden geçerek bu süt şişesini büyükannesine götürme görevi verilmişti pamuk prensese.
Dikkat yine orman var.
Neyse ormanın içinde bir ev kırmızı başlıklı kıza annesi diyor ki yavrum sakın süt şişesini kırma.
Süt şişesi de ne Merve?
Otomatik portakaldaki gibi düşünün bence.
O işte oradaki süt sahnelerini hayal edin.
Neyse sonra işte erkek bir kurtla karşılaşıyor.
Hikayeyi zaten biliyorsunuz.
Bakın yine üç kadın var.
Kızın annesi Dolunay gibi.
Kırmızı başlıklı kız Hilal, bakire.
Bir de ne var arkadaşlar?
Dikkat! Yaşlı babaanne var.
Ve bu yaşlı babaanne kurt oluyor.
Kötücül bir şeye dönüşüyor.
Yani cadı oluyor. Kızı yemeye çalışıyor değil mi?
Burada da aklıma Rahu geliyor hep.
Hint mitolojisinde bu ayı işte güneşi yutan cin ve vücudu olmayan bir ejderha başıyla tasvir ediliyor Rahu genelde.
Semboller bölümünde anlattım hatırlamıyorum ama.
İncil'de de vardır bu işte ejderha doğum yapan kadını yutmak isteyen ejderha vardır.
Ejderha da dediğim gibi yer ve gök temsili hani suların temsilidir.
Su eşittir arkadaşlar ay demektir.
Ay ne demektir? Kadın demektir.
Ejderha İncil'de şeytan olarak tasvir edilir ve cennetten kovulmuştur.
Yani gökteki yerlerini yitirdiler diye geçer ve bu büyük ejderha yani iblis ya da şeytan denen bu büyük ejderha bütün dünyayı saptıran o eski yılan melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı.
Denilir. Yılan da bilmiyorum artık ne hani şahmaranı hatırlayacak olursanız.
Dönüyoruz masala beyin fırtınası.
Şimdi kurdun erkek olduğunu zaten sesinden anlıyoruz.
Kırmızı başlıklı kızı yutmak istiyor.
Büyük annesini yutmak istiyor falan.
Atar ki sistemin kadınları yutuşunun sembolüdür bu.
Yani kurt kızı yoldan saptırdı.
Renkli renkli çiçeklerin olduğu yola işte günaha davet değil mi?
Yoldan çıkış. Ama sonunda ne oldu?
Kız süt şişesini hiç kırmadan babaannesine götürmeyi başardığı için masumiyetini korudu ve eve geri dönmeyi hak etti.
Yani masalın alt metnine bakar mısınız ya?
Merve bizde de hala çarşafta leke arayanlar var.
İlk gece lekesi. O da ne aslında?
Toplumun içindeki kurdu yatıştırıyoruz değil mi?
O kanı göstererek. Hatta çok eski bir film vardı.
Bilmiyorum hatırlıyor musunuz? İsyan diye bir film.
Kadir İnanır'la Melike Zobo başrolde oynuyordu.
Ne zaman izlesem böyle tüylerim diken diken olur.
Toplumun içindeki o kurdu görmek isteyenler, o erkek kurdu bu filmde çok güzel görebilirsiniz.
Bir bölümün daha sonuna geldik.
Cambly Kids'den faydalanmak isteyenler için açıklamalara bir link bırakıyorum.
Bize özel kodumuz 6masal.
Ve bu bölümü çok sevdiğim bir sözle kapatıyorum.
Zaten old but gold takipçiler bu sözü bilirler.
Masallar çocuklar uyusun, büyükler uyansın diye yazılır diyorduk değil mi?
O zaman hiçbir yetişkinin masallarla uyutulmadığı günler diliyorum.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için açıklamalara bir link bırakıyorum.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
