
Hasbro ile geniş kutu oyunları yelpazesi sayesinde kutu oyunlarının sadece eğlenceli bir aktivite değil, aynı zamanda unutulmaz anılar yaratmanın harika bir yolu olduğunu keşfediyoruz.
Aile bağlarını güçlendiren, arkadaşlarla kahkaha dolu anlar yaşatan ve hayatımıza değer katan bu oyunlarla keyifli anlar biriktirmenin nasıl bir etki yarattığını dinlerken siz de kendi oyun anılarınızı hatırlayacak, belki de yeni favori oyununuzu keşfedeceksiniz!
Hasbro hakkında detaylı bilgi için: Tıklayın
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Hasbro " hakkında reklam içerir
Transkript
Hasbro kutu oyunları sponsorluğunda Ortamlarda Satılacak Bilgi başlıyor.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün ne konuşacağız?
Arkadaşlar, son dönemlerde çok sık duyduğumuz bir kelime var.
Manifest. Manifest ediyorum.
777. Aldım, kabul ettim, gargara yaptım, yuttu.
Şimdi arkadaşlar manifest çok kısaca şu demek hedeflerimizi isteklerimizi evrenin simyansıyla uyumlu bir hale sokabilmek.
Manifesting aslında yeni bir kavram değil, binlerce yıldır dünyanın dört bir yanındaki kadim gelenekler tarafından uygulanıyor sadece başka isimlerle.
Ama en sade tanımıyla manifesting denilen şey dünyamızı şekillendirmek için bir dizi ilke uygulayarak evrenle iş birliği yapabileceğimizi savunan bir şey arkadaşlar.
Buradaki amaç düşüncelerimizi, duygularımızı ve eylemlerimizi değiştirmek için bir hedef belirliyoruz ve kendi hayatımızın mimarı haline geliyoruz öyle söyleyeyim.
Düşüncelerimiz, duygularımız ve enerjimiz vasıtasıyla istediğimiz şeyleri hayatımıza çekme süreci diyebiliriz bunun için.
Einstein'ın şöyle bir sözü var.
Bir şey harekete geçene kadar hiçbir şey olmaz.
Bir şey titreştiği an evrendeki tüm elektronlar onunla birlikte yankılanır.
Her şey birbiriyle bağlantılıdır diyor Einstein.
Ama Einstein şu an yaşasa derdi ki kardeşim beni niye manifestinize ortak ediyorsunuz?
Benim ne alakam var bunlardan?
Gerçekten bunu dert hepimize valla tombağımıza atar üstümüze.
Şimdi arkadaşlar her şeye de Einstein'ı karıştırıyorlar.
İşte kuantumcular, manifestingciler.
Ama güzel oluyor şimdi yalan söylemeyeyim.
Einstein işin içine girince daha inandırıcı oluyor.
Ay sinirim bozuldu.
Bu arada olup takipçilerim hatırlayacak çekim yasası mıydı ya?
Bir bölümüm var benim. Orada şey diyorum işte arkadaşıma manifest ettim mi diyorum.
Çekim yasası falan diyorum.
Bana diyor ki yüce Rabbinden isteyeceksin.
Neyin manifesti?
Aklıma o geldi. Geçen biri de şey diyordu.
Bu sekülerlerinin uydurduğu bir şey.
Duaya manifest diyorsunuz.
Bir düşünmedim diyeyim.
Şimdi arkadaşlar manifest'te şöyle bir şey var.
Evrenin temelli yasalarıyla uyum gösteriyorlar.
Hani manifest işiyle ilgilenenler.
Yani evrenin enerji frekanslarından oluştuğunu bizim de böyle bir enerji alanı içinde etkin bir rolümüz olduğunu ve manifestasyon denilen şeyle bu enerji alanını aslında doğru kullanarak
istekleri gerçekleştirebileceğimizi söylüyorlar.
Nasıl bir anda ciddileştim değil mi arkadaşlar?
Güldüğüme bakmayın manifeste inanıyorum arkadaşlar ama adına manifest mi denir başka bir şey mi denir bilmiyorum bunu daha önce de söylemiştim.
Benim bilmeden yaptığım şeylerin adı manifest oluyormuş gerçekten bilmeden yapıyordum.
7-7 falan demiyorum ama böyle yürekten edilen doğaların kabulü gibi geliyor bana bu.
Yani aslında bir nevi çekim yasası arkadaşlar bu.
Hatta isteklerimi nasıl gerçekleştiririm?
Rezonans kanunu diye bir bölümüm var.
Bu bölümden sonra onu da bir dinleyin derim.
Yani bir şeyi manifest ettiğiniz zaman aslında çekim yasasını hayatınıza davet etmeye başlıyorsunuz.
Ve manifestin savunduğu şey şu.
Her birimizin kendi gerçekliğimizi yaratma potansiyeli var.
Ve hayatta neye odaklanırsanız ona doğru ilerlersiniz.
Çünkü temelinde düşüncelerimiz var.
Olumlu, pozitif düşündüğümüz zaman bunları çekiyoruz.
Kötü düşündüğümüz zaman kötüyü çekiyoruz.
Merve bunu eskilerde söylüyordu.
Evet arkadaşlar ağzını hayra aç.
Hayır devamı sandığınız gibi değil.
O sonradan ilave.
Onun doğruluğunu deneyen var mı?
Bayırda bilmiyorum. Ama ağzımızı hayra açmamız konusunda atalarımızla hemfikirim.
Bir de arkadaşlar kötüyü çekme yavrum derdi eskiler bilirsiniz.
Bence bu da doğru.
Bir de şom ağzını açma derim ben sürekli.
Ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat etmek lazım.
Manifestin özünde gördüğünüz gibi düşünce yapımız var.
Olumlu düşünceler var. Çünkü düşüncelerimizin hayatımızın gidişatını etkilediğini düşünüyorlar.
Merve sen ne diyorsun bu konulara derseniz.
Az önce dediğim gibi yani bu bana göre yürekten edilen doğanın kabulü gibi bir şey.
Ya da işte beddanın kabulü gibi bir şey de olabilir.
Hayatımda neyi yürekten ne dediysem bir şekilde.
Onu çektim. Kötüler de dahil.
Yani en basiti işte bir mağazanın önünden geçiyorum.
Bir ürün görüyorum. Aa diyorum ne kadar güzelmiş.
Keşke bunu ben tanıtsam.
Böyle canlı gönülden istediğim bir şey o.
Bir hafta geçmiyor aradan iş teklifi geliyor.
Yani bunu belki 15 kere falan yaşamışımdır ki anlatmıştım daha önceki bölümlerde.
Yani benim hayatımda böyle çok sık yaşadığım bir şey bu.
Ama dikkat ettim.
Hep böyle işle alakalı falan işte maddi şeyleri çekebiliyorum.
Ama manevilerde pek başarılı olduğumu düşünmüyorum.
Ki en önemlisi bence bu.
Acaba niye? Hani bilen varsa...
Beni bir yeşillendirsin ya. Hani üstüme manifest alın arkadaşlar bir şey yapın ya.
Yılbaşında masanın altında 12 tane üzüm yemedim diye mi bunlar başıma geliyor.
Neyse bir şeyin olacağı varsa o üzümlerle ne yaparsanız yapın olmuyor.
Bir de kendimi avutma tarzım var.
O da şöyle artık dostuz söyleyebilirim.
Diyorum ki Merve bir şey oluyorsa bir hayır.
Olmuyorsa bin hayır ara diyorum.
Gerçekten bu söz bana niyeyse çok büyük teselli veriyor.
Az önce de arkadaşıma dedim ben. Merve Merve bu olmadı dedim.
Dedim canım benim üzülme dedim.
Olmuyorsa bin hayır arayacağız.
Daha güzel olacak falan dedim.
Gerçekten böyle artık züğür tesellisi mi dersiniz?
Ne dersiniz bilmiyorum. Şimdi arkadaşlar hayatta neye odaklanırız?
Mevlana'nın şu sözü gibi diyor ya.
Dikenlik olursun diyor. Yani manifeste göre eğer böyle çok sabit, çok negatif fikirleriniz, düşünceleriniz varsa yani hayatınızı değiştirebileceğinize inanmıyorsanız aşağı yukarı zaten deneyimleyeceğiniz
şey bu olacaktır. Manifeste göre diyorum.
Enerjiniz zaten onun önüne doğru akacaktır.
Hayatınızda sadece engelleri ve sınırları göreceksinizdir.
Eğer böyle bir düşünce yapınız varsa.
Manifest etmek demek dünyaya bakış açınızı yeniden yaratmak demek arkadaşlar.
Pozitif bir düşünce yapısıyla olumlu deneyimleri çekebilmek demek.
Çünkü manifest ederken hedeflerinizi evrenin simyansıyla uyumlu bir hale getiriyorsunuz.
Yepyeni bir gerçeklik yaratıyorsunuz.
Yepyeni bir zihin yapısı yaratıyorsunuz.
Daha olumlu, daha pozitif.
Arkadaşlar hazır mısınız?
Orhan Gencebayın girişi gibi hissettim.
Şu batsın bu dünyada var diye.
Sevgili olu bir dünya için.
Ay bugün çok keyifliyim ben.
Niye acaba arkadaşımın doğum günü var belki ondan.
Arkadaşlar düşüncelerinizin frekansını yükseltip olumlu bir enerji alanı oluşturuyorsunuz.
Ama sadece düşünmek de olmuyor bu.
Hissetmek de çok önemli burada.
Gerçekten o istediğiniz şey olmuş gibi hissetmeniz lazım.
O heyecanı yaşamanız lazım.
Hani emlakçılar bu ara çok şikayet ediyormuş ya.
İşte millet gelip ev görüyormuş.
Böyle deli dehşet evler çok pahalı.
Ama diyorlarmış ki almayacağız.
Niye geldin kardeşim o zaman?
Manifest etmeye geldin.
Yıkım karşından.
Emlakçılara sabır diliyorum.
Bu manifest işleri sizi çok yordu.
Ve araba satıcıları.
Gerçekten arkadaşlar o istediğiniz şey olmuş gibi hissetmeniz lazım.
O yüzden insanlar gidip ev görüyorlar.
İşte arabalara biniyorlar.
O heyecanı yaşamamız gerekiyormuş.
Yani bu manifest için gereken bir şey.
Bir de imajinasyon yapmamız lazım.
İşte atıyorum bir araba hayaliniz var.
Onu zihninizde canlandırıyorsunuz.
Ona böyle gerçekten binmiş gibi hayal ediyorsunuz.
Her ayrıntısıyla. Tamamen böyle kalpten inanarak bunu yapmanız lazım gerçekten olmuş gibi.
O hissi yaşamanız gerekiyor.
Evet bazılarına çok deli saçması görünüyor bu anlattıklarım farkındayım ama elçiye zeval olmaz.
Manifestin 5 temel kavramı var arkadaşlar.
Bunları bilsek zaten işin özünü kavruyoruz.
Birincisi az önce anlattığım gibi o enerji frekanslarıyla uyum içinde olmak.
Düşüncelerimizle, duygularımızla frekansımızı yükseltmek ve istediğimiz şeyi çekebilmek.
İkincisi düşünce gücümüz arkadaşlar.
Yani burada olumlu düşünmeyi kastediyorum.
Üçüncüsü çekim yasası.
Dördüncüsü sadece düşünce değil.
İnanç yani o şeyi gerçekten yürekten hissetmek, imajinasyon yapmak.
Beşincisi de sanki o şey gerçekten olmuş gibi şükür etmek, minnet duymak.
Yani hayal gücü artı düşünce yapısı artı niyet artı eylem eşittir manifest edilen hedef arkadaşlar.
Merve sen onu bunu geç ben nasıl manifest yapacağım bana bunu söyle basitçe diyorsanız.
Şimdi arkadaşlar önce hayal gücüyle görmek buradan başlıyoruz.
Mesela işte bir mum yakıyorsunuz ve yalnız başınıza tamamen iç sesinize kulak verebileceğiniz rahat bir ortam oluşturuyorsunuz.
Şu anda nerede olduğunuzu Nerede olmak istediğinizi düşünüyorsunuz.
Hayatınızda değişmesini istediğiniz şeyleri düşünüyorsunuz.
Merve ben çok sınırsız hayaller kuruyorum.
Kendimi durduramıyorum diyorsanız olsun arkadaşlar büyük hayaller de kurabilirsiniz.
Nasıl olsa olmayacaklarmış.
Kendinizi sınırlandırmayın.
Şimdi bu aşamada zaten nasılı düşünmememiz gerekiyor.
Ama konunuzun bir çerçevesi olması gerekiyor.
Yani tam olarak ne istiyorsunuz?
Düşüncelerinizin öyle uçuş uçuş olmaması lazım.
Atıyorum finansal başarımı istiyorsunuz.
Aşk mı? Özgüven mi?
Sağlık mı? İç huzur mu?
Ya da işte daha büyük bir amaca hizmet etmek mi?
Nedir hedefiniz?
Buna odaklanmanız gerekiyor.
Ama tek tek ne istiyorsanız odaklanıyorsunuz.
Aşk ayrı, finans ayrı tek tek.
İsterleştirmek istediğiniz şeyi zihninizle görselleştiriyorsunuz.
Ve o şeyin gerçekleştiğini hayal ediyorsunuz arkadaşlar.
Dediğim gibi bütün detaylarıyla hayal etmeniz gerekiyor.
Hatta o anlarda ne hissettiniz?
Burununuza gelen kokuya kadar düşünmeniz gerekiyor.
İşte coşku hissediyorum, gurur, heyecan, şükran onu hissetmeniz gerekiyor.
Zaten bunları hayal ederken böyle bir içiniz kıpır kıpır oluyordur yani.
Hislerinize bakın, hislerinizi bir gözlemleyin.
O hayaliniz olduğunda ailenizin, arkadaşlarınızın, sevdiklerinizin tepkisini hayal edin.
Yani demek istediğim şu, hedefiniz gerçekleşmiş olsaydı nasıl hissederdiniz?
Neler görürdünüz, neler duyardınız?
En basit haliyle bu.
Şimdi bugün madem konumuz manifest, ben de size bir manifest taktiği vermek istiyorum arkadaşlar.
Madem hayallerimizi, hedeflerimizi, isteklerimizi nasıl hayata çekebileceğimizi konuşuyoruz.
Bu manifest etme işini Monopoly ve Tabu gibi kutu oyunlarıyla çok daha eğlenceli bir hale getirebilirsiniz.
Merve kutu oyunlarıyla manifest mi olur demeyin.
Hem de nasıl olur arkadaşlar. Monopoly manifesti var mesela.
Daha önce hiç duymamıştım diyorsanız çok normal.
Çünkü bunu şu anda ben uydurdum.
Peki nasıl yapacağız?
Şöyle diyelim hayalinizde büyük bir servet var arkadaşlar.
İlk adımı Monopoly masasında atabilirsiniz.
Oyun başladığında bankerden o kağıtları alıyorsunuz ya o paraları kendinizi orada bir zengin hissedin arkadaşlar.
Hedefe giden yolda goyu geçerken o motivasyonu tam anlamıyla kalbinizde hissedin ve manifest için ne demiştik önce vizyon sonra strateji gerekiyor.
Monopoli ile bu çok daha eğlenceli bir hale geliyor.
Ben tabu oynamayı seviyorum diyenler ben de gerçekten tabuya bayılıyorum ve bir şeyi manifest ederken hani böyle net bir ifade gerekiyor ya bu çok önemli.
aslında bir şeyi net ifade etmenin türlü türlü yollarını öğretiyor bize.
Hayal gücümüzü genişletiyor.
İletişim yeteneklerimizi geliştiriyor.
Her şeyi geçtim arkadaşlar.
Bu kutu oyunlarını oynarken harika anılar biriktiriyoruz.
Gülüyoruz, eğleniyoruz.
Ailemizle, arkadaşlarımızla çok kaliteli zamanlar geçiriyoruz.
Bundan güzel bir şey olamaz bence.
Hayatta asıl kıymetli olan şeyler bence bu güzel anılar.
Güzel anılar biriktirebilmek.
Hasbro'nun kutu oyunları bunun için var.
Ve anılar... kutuya dahil arkadaşlar.
Hasbro kutu oyunlarını daha detaylı incelemek için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum ve devam ediyorum.
Şimdi arkadaşlar bir de manifest için görselleştirme panosu diye bir şey var.
Bunu duymuşsunuzdur. Böyle tek tek hayalinizdeki şeyleri buluyorsunuz.
Bence en basit yöntemi de bu.
İşte ev olur, araba olur, aşk olur, sağlık, spor ne istiyorsunuz?
Bir ülkeye seyahat etmek ya da bir ülkede yaşamak her neyse.
Onların çıktısını alıyorsunuz.
Tek tek bir panoya yapıştırıyorsunuz bunları.
Ve duvarınızda asıyorsunuz.
Sürekli gözünüzün önünde olması gerekiyor.
Ya da telefon ekranınıza bunları böyle bir pano yapabilirsiniz, koyabilirsiniz.
Olay gözünüzün önünde olması.
Bunu yapıp gerçekten hepsi oldu diyenler gördüm.
Bilmiyorum ne kadar doğru ama doğru da olabilir.
Şimdi arkadaşlar burada hedeflerinizle ilgili yani manifest olayında eski hikayelerinizi bir düşünmenizi istiyorum.
Yani yorucu sizi tüketen zihinsel alışkanlıklarınız olabilir ya da sınırlayıcı inançlarınız olabilir.
Bunları bir keşfedelim. Kendinize şu soruları sorun.
Benim bu hedeflerimle ilgili iç hikayem ne?
Kendime hangi hikayeleri anlatıyorum?
Kafamın içinde neler dönüyor?
Hangi noktalarda kendimi tutuyorum?
Ne gibi yeni hikayeler hayal edebilirim?
Bunları düşünün arkadaşlar. Düşüncelerimi hedeflerimle nasıl uyumlu hale getirebilirim?
Arkadaşlar Toronto Queen's Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma var.
Buna göre ortalama bir kişinin aklından günde...
Yaklaşık 6500 düşünce geçiyormuş.
İnanabiliyor musunuz? Yani aslında bu da manifest etmek için iyi bir fırsat.
Yani o düşünceleri olumluya çevirebilirsek.
Beynimiz gerçek ile hayal arasındaki farkı bilmiyor.
Sadece kendine söyleneni biliyor.
Daha önce bunu konuşmuştuk. O yüzden o düşüncelere dikkat etmeniz gerekiyor diyorlar.
Mesela gün içinde sohbetlerinize dikkat edin arkadaşlar.
Çok mu olumsuz konuşuyorsunuz?
Böyle bir yakalamaya çalışın sohbetlerinizde.
Ben yapamam. Yapmayacağım.
Yapmamalıyım. Asla.
Bunlar size tanıdık geldi mi arkadaşlar?
Eğer cevabınız evetse sizin manifestinginiz nanay.
Onu düzeltmeniz lazım.
Ne diyelim Merve bunları söylemeyip de?
Mesela arkadaşlar yüksek maaşlı bir iş bulmak isterdim.
İstiyorum, istemeliyim.
Asla düşük maaşlı bir işte çalışamam demeyin.
Yetenekli biriyim ve istediğim kadarını ve daha fazlasını ödeyen bir işe layığım.
Öyle dememiz gerekiyormuş. Yani öyleyim ifadesini kullanmamız önemli.
Olumsuz konuşmuyoruz.
Bir de yüksek sesle söylememiz daha etkili oluyormuş.
Ama benden size tavsiye bence evde tek başınıza yüksek sesle söyleyin.
Dışarıda düşünsenize. Ben bu şelayı falan diye böyle.
Hak ediyorum. Şimdi ben belediyenin hoparlörlerine çıkarmışım.
Arkadaşlar yazmak da çok etkili oluyormuş manifest için.
Yazın o niyetlerinizi.
Niyetiniz üzerine her gün düşünün ve yazın.
Çünkü yazmak ne işe yarıyor bu noktada?
Odağınızı korumaya yardımcı oluyor.
Ve her zaman dediğim gibi sadece niyet edip patates gibi oturmuyoruz arkadaşlar.
Proaktif oluyoruz, eyleme geçiyoruz.
Nasıl geçeceğiz eyleme?
İşte eğer hedefimiz çok büyükse onu daha böyle minik adımlara bölebiliriz.
Atıyorum işte 30 kilo vereceğim değil de işte ben bu ay 5 kilo vereceğim bunu diyebilirsiniz.
Anca niyet ediyoruz zaten devamı gelmiyor.
Niyetinizi desteklemek için bugün yapabileceğiniz şey ne?
Mesela bu niyeti gerçekleştirmek için en büyük fark yaratacak hedefleri belirleyin arkadaşlar.
Size kim yardımcı olabilir bu noktada?
Kiminle konuşabilirsiniz?
Neler yapabilirsiniz? Bunları adım adım planlayın.
Yani size bu niyet için kim engel olabilir?
Buna kadar düşünün. Sizi kim yolundan saptırabilir?
Ya da işte neler sizi yoldan saptırabilir?
Bunları nasıl aşabilirsiniz?
Kişisel kaynaklarınızı nasıl oluşturabilirsiniz?
İşte bu adımları nasıl rutininizin bir parçası haline getirebilirsiniz?
Bunları düşünün. Ve arkadaşlar.
Spesifik, ölçülebilir, yani ölçülmesi mümkün olan, realistik ve zamana bağlı olan hedeflerimizin olması gerekiyor ki hedeflerimizi çok net belirlemek için bunlara ihtiyaçımız var.
Mesela daha fit olmak istiyorum gibi bir hedef pozitif bir düşünce yapısının hedefi olamaz.
Neden? Çünkü istemek...
Eksiklikle alakalı yani ölçülecek bir şey yok.
Sağlıklı fit ve bedenimle mutluyum gibi bir niyet.
Daha böyle ayakları yere basıyor manifesto göre.
Daha adımlara bölünebiliyor.
İşte misal haftanın üç günü spor yapacağım.
Her gün sağlıklı besleneceğim vesaire vesaire.
Bunun için üç dakika görselleştirme ritüeli yapacağım.
Sağlıklı bir fit beden hayal edeceğim gibi bir şey yapabilirsiniz.
Şöyle besleneceğim böyle yapacağım bir yol haritası oluşturabilirsiniz.
Ama net olması gerekiyor.
Hedeflerinizi yazın arkadaşlar.
Bu manifestleme adımlarından biri.
Göte'nin dediği gibi yapabildiğin veya hayal edebileceğin her şeye başla.
Göte böyle söylüyor. Neden?
Çünkü cesarete deha güç ve sihir dahildir der Göte.
Şimdi arkadaşlar bazen de kendi kendimize engel oluyoruz değil mi?
Kendimize çelme takıyoruz. Henüz hazır olmadığımızı düşünüyoruz.
İşte kendi kendimize engelliyoruz.
Yeterince iyi değilim, yeterince güzel değilim, yeterince işte bla bla bla boşlukları doldurun.
Bunlar aslında bir erteleme taktiği.
Bunu çok iyi biliyorsunuz. Bunlar şehir efsanesi.
Neden? Çünkü böyle bir gün yok arkadaşlar.
Bütün şartların tam anlamıyla çok okey olduğu bir gün gelmeyecek.
Öyle bir gün yok. Neden bunu yapıyoruz?
Çünkü o eleştirel, o yargıcı iç sesimiz manifest ettiğimiz hedeflerimizde uyumlu değil.
O toksik iç sesini duyduğumuzda ben yeterliyim.
dememiz gerekiyor. Hemen olumluya çevirmemiz gerekiyor.
Onu çürütmemiz gerekiyor manifest için.
Evrenle işbirliği demek en yüksek bilinç potansiyelinize ulaşmak oradaki bolluğun farkına varmak ve eyleme geçmek demek arkadaşlar.
Dolayısıyla eski negatif düşünce kalıplarımızı yıkmamız gerekiyor.
Onun için de ne yapıyoruz? Sohbetlerimize bile dikkat ediyoruz.
Oradaki olumsuz sözcükleri yakalıyoruz.
Kendi sarf ettiğimiz. Şimdi arkadaşlar günlük tutun diyorlar manifest için.
için düşüncelerinizi, duygularınızı, ilhamlarınızı yazın diyorlar.
Zaten biliyorsunuz benim böyle bir defterim var.
Her gün işte öğrendiklerimi, izlediklerimi, kalbime dokunan şeylere, kaçta kalktığımı, ne yiyip ne içtiğimi yazdığım kişisel bir gelişim defterim var.
Hatta bir gün yine o deftere böyle yazılar yazıyorken keşke dedim bu defterim herkese ulaşsa, onlar da yazsa, aramızda bir bağ oluşsa demiştim beni dinleyenlerle.
Bundan iki sene önce böyle bir hayal kurmuştum ve farkındalık defterim çıktı arkadaşlar iki sene önce.
Hala da en... En çok satan kişisel gelişim defterlerinden biri.
Yani o kadar yürekten diledim ki bunu.
Hem de en sevdiğim yayın evinden tam istediğim kalitede çıktı defterim.
Yakında 7. baskıya gidiyoruz.
Alın size manifest canlı örneği.
O yüzden günlük tutun diyorlar arkadaşlar manifest için.
Bu gerçekten çok iyi oluyormuş.
Toprağa basın diyorlar.
Doğada yürüyüş yapın.
Meditasyon yapın. Merve 3-6-9 diye bir şey duyduk.
O da ne diyenler olacaktır.
Bunu ben de yeni duydum arkadaşlar.
Yani ne manifest teknikleri var.
Yani işin içine girince öğrendim.
Şimdi arkadaşlar 3-6-9 metodu aslında Nikola Tesla'dan geliyor.
Bu arada Tesla'nın da bir bölümü var kanalımda dinlemek isterseniz.
Tesla 3-6-9 rakamlarının derin ve evrensel bir önemi olduğuna inanıyordu.
Tesla bizim bunları böyle şeylerde kullandığımızı duysa manifest falan mezarında ters dönerdi.
Kısaca anlatıyorum arkadaşlar.
Hedefimizi yazıyoruz. Mesela işte diyoruz ki beni destekleyen sevgi dolu bir hayat arkadaşı istiyorum.
Tamam mı? 3 kere.
Öğleden sonra 6 kere ve gece vakti 9 kere tekrar ediyormuşuz.
Ve 45 gün boyunca yazmaya devam ediyormuşuz bunu.
Hatta alarm kuranlar varmış gün içerisinde unutmamak için.
Bunun dışında arkadaşlar dolunay ritüelleri diye bir şey var.
Ben bunların hiçbirini denemedim sadece anlatıyorum.
Dolunayı manifest için böyle bir güç santrali olarak kullanıyorlar.
Çünkü dolunay evrenle bağlantı kurmak ve yeni niyetler belirlemek için son derece güçlü bir fırsattır diyorlar.
Serbest bırakma, arınma.
rahatlama, güçlenme zamanı gibi ayda bir karşılaşılan bir fırsat Dolunay onlar için.
Çünkü Dolunay enerjilerin en yoğun olduğu dönemlerden biri olarak görülüyor.
Peki nasıl yapabiliriz bu Dolunay ritüelini?
Dolunay zamanında kendinizle baş başa kalıyorsunuz ve bir kurt adama döneceksiniz.
Bir manifest mektubu yazıyorsunuz arkadaşlar.
Yani yazabilirsiniz manifest mektubu.
Ya da şöyle bir şey var.
Dolunay enerjisi sonlanmaları ve tamamlanmaları temsil eden bir enerji.
Mesela önümüzdeki Dolunay 5 Şubat'ta arkadaşlar bu ritüeli Dolunay'ın tam olarak gerçekleşmesinden önceki ve sonraki bir buçuk gün içinde yapabilirsiniz.
Mum yakıyorsunuz ondan sonra işte neleri bırakmak istediğinizi, geçmişteki acılarınızı, öfkenizi, veda etmek istediğiniz şeyleri, affetmek istediğiniz şeyleri düşünüyorsunuz ve bırakıyorum
diyorsunuz arkadaşlar. Neleri hayatınıza çekme arzusundaysanız işte onlar için de davet ediyoruz.
Bırakıyorum, davet ediyorum diyorsunuz ve ne için şükrediyorsanız onları da şükrediyorum, minnet duyuyorum diyerek söylüyorsunuz.
Bu böyle bir ritüel kısaca.
Şu an kendimi yine 5 kilo balığı 100 TL'ye satan balcı ekrem gibi hissediyorum.
Başka bir manifest türü var arkadaşlar.
Çakralar aracılığıyla manifest.
Şimdi çakralar vücudumuzdaki enerji merkezlerimiz.
Sanskritçe'de çark ya da disk anlamına gelir çakra.
Vücudumuzda omurgamızın tabanından başımızın tepesine kadar omurgayı hizalayan 8 tane ana çakra var arkadaşlar.
Bunları göremiyoruz, dokunamıyoruz ama uyumlandıkları zaman farkı hissedebileceğimizi söylüyorlar.
Bu hayat gücümüz olan nefesimizin, buna pınar.
Prana deniliyor arkadaşlar. Vücudumuzda bu prananın yani o hayat enerjisinin serbestçe akması anlamına geliyor.
Birçok kültürde vücutta yüzlerce çakra ya da enerji meridyeni olduğuna inanılıyor.
Fakat 8 ana çakra bulunuyor.
Şimdi bunlara ayrı bir bölüm çekeceğim ama kısaca size bir bahsedeyim bu bölümde.
Birincisi kök çakramız.
Muladhara deniliyor arkadaşlar buna.
Rengi kırmızı, güven duygusu, inanç ve kendi kendine yeterlilik duygusuyla bağlantılı kök çakramız.
İkincisi sakral çakra, svadhisthana deniliyor buna.
Turuncu arkadaşlar rengi, yaratıcılık, zevk ve duygularla bağlantılı.
Üçüncüsü solar plexus çakrası, manipura deniliyor buna.
Sarı, özgüven, benlik saygısı ve güven duygusuyla bağlantılı.
Dördüncüsü kalp çakramız, buna anahata deniliyor arkadaşlar.
Rengi yeşil, aşk, şefkat.
affetme ve samimiyetle bağlantılı.
Beşincisi boğaz çakramız.
Rengi mavi iletişim ve manifest etme gücüyle bağlantılı.
Altıncısı üçüncü göz çakramız.
Rengi indigo mavisi yani lacivertle mor arası bir renk.
Sezgi ve içgörüyle bağlantılı.
Yedincisi Taç çakramız.
Bunun rengi de beyaz ve mor arkadaşlar.
Maneviyat ve amaçla bağlantılı.
Sekizincisi ruh çakrası.
Buna murtanta deniliyor.
Beyaz renk olarak evrenle ruhsal bağlantı noktamız ruh oturağı olarak geçiyor.
Sekizinci çakra bu ruh çakrası.
Çakralar kısaca böyle.
Şimdi çakraların dengesi zaman zaman bozulabiliyor.
Düşüncelerden dolayı işte kötü düşünceler, kötü olaylar, kötü hatıralar ve duyguların yol açtığı sebep.
ağır prana enerjisiyle bozulabiliyor.
Bu durum çakraların aşırı faal ve etkisiz hale gelmesine neden oluyor.
Dolayısıyla da sağlığımızı kötü yönde etkilediği söyleniyor.
Çakrada sıkışmış olan bir enerji varsa fiziksel ve duygusal dengesizliklerle yaşayacağımızı söylüyorlar.
Meditasyon yapanlar, yoga ve görselleştirme çalışmaları yapanlar bunları çok iyi biliyorlar.
Özellikle yoga yapanlar ve meditasyon yapanlar.
Şimdi arkadaşlar çakralarımızın dengelenmesini istiyorsak dediğim gibi bunları yapabiliriz.
Bunun manifest ile olan ilgisi nedir diyorsanız?
Şöyle çakralarımızın dolaşımı serbest ve temizken zihnimiz, bedenimiz ve ruhumuz dengeli bir hale geliyor.
Bu enerji merkezlerinin açık ve uyumlu çalışmasını sağladığımız zaman enerji akışını sürdürebiliyoruz.
Çakralar berrak olduğu zaman enerjimiz, sağlığımız ve iç sesimizin en iyi haline ulaştığını ve manifest etme yeteneğimizin arttığını fark ederiz deniliyor.
Peki Merve nasıl çakralarımızı temizleyip arındırabiliriz?
Şimdi bunun için çok güzel bir çalışma var arkadaşlar.
Şöyle isterseniz gözlerinizi kapatın bunu yaparken şu anda da yapabilirsiniz benimle beraber.
İki ayağınızı yere basıyorsunuz.
Ayakta duruyorsunuz.
Tabii böyle sessiz sakin temiz bir ortam olması gerekiyor.
Gözlerinizi kapatıyorsunuz.
Nefes verirken ayaklarınızdan gümüş köklerin yayıldığını ve dünyanın derinliklerine doğru uzandığını.
Zihninizde bunu canlandırıyorsunuz.
Sonra kökler daha derinlere doğru ilerlerken ağaç köklerine sarılıyor.
Bunu hayal ediyorsunuz.
O gümüş kökler gitgide daha derinlere iniyor.
Taşların arasından geçiyor ve siz dünyaya daha çok bağlanıyorsunuz.
Şimdi başınızın beş parmak üzerinde.
Güzel beyaz bir çiçek olduğunu hayal edin.
Bu çiçeğin yapraklarının açtığını çok güzel bir Nilüfer'e dönüştüğünü hayal edin.
Neden bunu yapıyoruz?
Çünkü bu siz ve evren arasında köprü oluşturan ruh çakranız.
Şimdi dikkatinizi başınızın üzerinde toplayın.
Bin yapraklı beyaz veya mor bir menekşe renkli bir çiçek hayal edin.
Bu sizin tat çakranız.
Çiçeğin tüm yapraklarının Birer birer açılışını görselleştirin zihninizde.
Ve şimdi odağınızı alnınızda toplayın.
Tam burada yaprakları açılan indigo rengi bir çiçek olduğunu görün arkadaşlar.
Yani açıklığa civert bir çiçek hayal edin.
Sonra tüm dikkatinizi boğazınıza verin.
Parlak mavi turkuaz rengi olan bir çiçeğin boğazınızda açtığını.
Zihninizde canlandırın.
Bu sizin boğaz çakranız.
Şimdi biraz daha aşağı iniyoruz.
Kalbimizin çevresinde yeşil bir çiçeğin açmaya başladığını görüyoruz.
Bu sizin kalp çakranız.
Şimdi de göbek ile göğüs kafesinin tabanı arasına doğru gidin.
Burada sarı bir çiçeğin yaprak açtığını hayal edin.
Bu sizin solar plexus çakranız.
Sonra dikkatinizi göbeğinizin altında yoğunlaştırın ve turuncu bir çiçek açtığını görün.
Bu da sizin sakral çakranız.
Son olarak omurganızın dibinde açan kırmızı bir çiçek hayal edin.
İşte bu sizin kök çakranız.
Ve şimdi en tepedeki beyaz Nilüfer'e geri dönün 8.
çakranıza. Tam o noktada evrenden size doğru saf.
Beyaz, parlak, iyileştirici bir ışığın aktığını hayal edin.
Beyaz ışık, beyaz nilüferden taç çakranıza doğru yayılırken derin bir nefes alın.
Her bir çakranızı birer birer aydınlatan bu ışığı takip edin.
Ve iyileştirici enerjinin her bir çakraya yavaşça inerek hücrelerinize nüfus ettiğini hissedin.
Işık bir diğer çakraya akmadan her bir çakrada çoğalıyor, birikiyor ve genişliyor.
Bunu hayal edin o ışık vücudumuzdaki hayat enerji noktalarıyla karşılaştığında artık ihtiyacınız olmayan veya size hizmet etmeyen her şeyi çözüp temizliyor ve yumuşak bir şekilde
süzülüyor. Uyanın.
Gelelim şimdi şey yapmaya çalıştım böyle meditasyon sesiyle konuşmaya çalıştım arkadaşlar.
Eski sesime hemen dönüyorum.
Şimdi gelelim bir başka manifesting yöntemine.
Şükretmeyi öğrenme.
Ben buna okeyim. Şimdi sahip olduklarımızın kıymetini bilmek çok önemli.
Bu yolculuktaki çok önemli bir adım.
Şükretmek arkadaşlar pozitif bir düşünce yapısına sahip olmamızı sağlıyor.
Penn Üniversitesi araştırmacıları şükür günlüğü tutmanın sağlığınızı ve bakış açınızı olumlu yönde geliştirdiğini söylüyor.
Mesela dediğim gibi bir şükür günlüğü tutabilirsiniz.
Her gün şükür ettiğiniz minnet duyduğunuz şeyleri yazabilirsiniz.
Her günün sonunda şükür ettiğiniz 3 şeyi yazabilirsiniz.
Büyük ya da küçük hiç fark etmez.
Geçen biri şöyle dedi arkadaşlar.
Çok şükür dedi kendime ve dostlarıma ayıracak kadar bir zamanım var.
Çalışmaktan arta kalan zamanlarımı onlar için harcayabiliyorum dedi.
Günümü dedi istediğim gibi planlayabiliyorum.
İşte boş zamanlarım olduğunda yataktan istediğim zaman kalkabiliyorum.
İstediğim zaman yemeğim. yiyebiliyorum.
Bunlar da o kadar güzel şeyler ki.
Yani bu benim çok hoşuma gitti.
Hem bunu fark etmesi hem de buna minnet duyması.
Bilmiyorum bence çok güzel. Ben de geçen gün kendi kendime şey dedim.
Hani işte bugüne kadar hep böyle iyi insanlarla yolum kesişmiş dedim.
Bunun için şükrettim. Hatta dostluk bölümünü çekiyordum.
Orada dedim ya işte benim arkadaşlarım şöyle böyle diye.
Onları derken fark ettim. Sonra podcast'ı kapattıktan sonra gerçekten bunun için şükrettim arkadaşlar.
Yani bugüne kadar gerçekten hep böyle iyi insanlarla yolum kesişmiş.
Bu o kadar önemli bir şey ki.
Tabii kötüler de oldu arkadaşlar ama %90 hep iyiydi.
Ben bardağın dolu tarafını görüyorum.
Hani diyorlar ya büyüklerimiz Allah iyi insanlarla karşılaştırır.
Bu o kadar güzel bir dua ki arkadaşlar o kadar güzel bir söz ki manifest için şükür ve minnet çok önemli manifest olmasa bile bence şükür etmek çok güzel bir şey size daha sonra kuantum
manifesting diye bir şey var bunu anlatacağım ayrı bir bölümde bir de arkadaşlar bu bilinçli farkındalık denilen şey var ya son zamanlarda çok duyuyoruz mindfulness denilen şey o olay da çok önemli manifest olayında çünkü odakta
kalmamız işte derin bir değişim için dikkatimizi tam olarak vermemiz gerekiyor.
Bu noktada da bu devreye giriyor.
Neden? Çünkü işler planladığımız gibi gitmediği zaman iç sesimizin daha sevecen, daha şefkatli ve daha az yargılayıcı olmasını bilinçli farkındalık yoluyla kontrol edebiliriz.
Arkadaşlar unutmayın eyleme geçmek manifestin sihirli anahtarı ve manifest denilen şey inançla alakalı şüphe ile alakası yok.
Kısaca manifeste göre düşüncelerimiz geleceğimizin.
Bugün ne ekersek yarın onu biçeceğiz.
Konuyu çok çok kısaca anlatmaya çalıştım ama devamı gelecek arkadaşlar.
Bugün şöyle kısaca bir değindim.
Siz manifestlar yapıyor musunuz?
Gerçekleşenler var mı?
Instagram'da bu bölümün gönderi postunun altına yorumlarınızı bekliyorum.
Bir bölümün daha sonuna geldik ve bu bölümü Göte'nin şu sözleriyle kapatmak istiyorum.
Göte der ki yapabildiğin veya hayal edebileceğin her şeye başla.
Cesarete, deha, güç.
Ve sihir dahildir.
Hasbro kutu oyunları Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalardaki linkten muhteşem anılar biriktirebileceğiniz Hasbro kutu oyunlarını inceleyebilirsiniz.
Kendinize iyi bakın. Bu çarşamba yepyeni bir bölümle tekrar görüşmek üzere.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
