
Lovebombing / Gashlighting / Ghosting / Duygusal Manipülasyon
12 Şubat 2025 · 40 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Unutmayın, sevgi kutlanmayı hak eder vePandora'da her hikâye bir mücevherle başlar.
Sevgililer Günü’nde sevginizi kalpten bir hediye ile taçlandırmak isterseniz,Pandora’nın yeni koleksiyonunu keşfetmek içintıklayınız.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri:https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Pandora" hakkında reklam içerir
Transkript
Pandora Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün aşk meşk meselelerinde son dönemlerde çok sık karşımıza çıkan psikolojik işkence çeşitleriyle karşınızdayım arkadaşlar.
Lovebombing, Gaslighting ve Ghosting'i konuşacağız.
Bu arada 14 Şubat'ta da bir bölüm gelecek arkadaşlar.
Onu da kaçırmayın derim Cuma günü.
Şimdi öncelikle Lovebombing ile başlayalım.
Lovebombing yani sevgi bombardımanı manipülasyona dayalı duygusal bir istismar çeşididir arkadaşlar.
Mesela diyelim ki biriyle tanıştınız ve bir anda size böyle abartılı sevgi sözleri, işte gösterişli hareketler, şaşalı jestler yapıyor.
Bunu neden yapıyor bu manipülasyonu uygulayacak olan kişi?
Sizin üzerinizde kontrol ve güç kazanabilmek için yani sizi kendine daha sıkı bir şekilde bağlayabilmek için.
Bunu sırf kendi çıkarına hizmet olsun diye yapıyor.
Çok ben merkezci. Yani karşı tarafı böyle tedirgin eden bir tarafı var.
Yani önce sizi inanılmaz bir aşka ve sevgiye boğuyor.
Hatta işte hayatımın aşkını buldum herhalde diye düşünürken sonra sizi uçurumdan aşağı atıyor ve neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz.
Ne oldu ya fotoğrafın gitti.
Şimdi size aşka boğan kişi bir bakmışsınız sizi aşağılıyor arkadaşlar.
Sizi kontrol etmeye çalışıyor.
Üzerinizde inanılmaz bir tahakküm kurmaya çalışıyor.
Sizi dostlarınızdan, ailelerinizden koparıp daha da böyle yalnızlaştırıp iyice kendine bağımlı etmeye çalışıyor.
Ve sizin ondan ilgi görmeye mahkum olduğunuzu düşünüyor.
Şimdi biz bu manipülasyonu yapanları nasıl tanıyacağız?
Bir kere her şey çok hızlı gitsin istiyorlar arkadaşlar.
Yani sizi tam anlamıyla tanımadan çok hızlı bir şekilde adım atıyorlar.
Mesela tanışıyorsunuz ilk haftadan evlilik planları yapmaya başlıyorlar.
Yani bu bile mümkün.
Sizin ne istediğinizi, duygularınızı görmezden gelerek sizi tam anlamıyla tanımadan bir ilişkiye atlayabiliyorlar.
Siz hiç istememenize rağmen size kendinizi borçlu hissettirecek jestler yapabiliyorlar.
İşte pahalı hediyeler, pahalı tatiller.
Yani bir rahatsız olursunuz ya hani bu insan bana niye bu kadar jest yapıyor acaba dersiniz.
İçinizde şöyle habis bir duygu uyanır gibi olur ama ondan sonra şöyle diyebilirsiniz.
Ya bu insan da bana bu kadar çok şey yaptı benim şimdi çekip gitmem hoş olmaz nankörlük gibi olur belki diyebilirsiniz.
Sürekli bir iltifat halindedirler yok işte senin gibisini görmedim.
Yok sadece seninle olmak istiyorum.
Sen dünyanın en güzel kadınısın.
Sen dünyanın en muhteşem adamısın.
Yani böyle iltifat yağmuruna tutulursunuz.
Ben neymişim ya dersiniz.
Gece gündüz arar sorar gün içinde hiç boş bırakmaz.
Günaydınlar iyi geceler havalarda uçuşur.
Hani bak hep aklımdasın canım hesabı.
Sizden böyle geleceğe dair bir garanti bekleyebilir.
Böyle sanki sizinle cidden gelecek planları yapıyor gibi hissedersiniz.
İşte canım bu yaz şuraya gidelim mi?
Yani yaza daha aylar vardır.
Hani bak yazın da seninleyim hesabı.
Ya böyle işte seninle ciddi düşünüyorumlar, gelecek düşünüyorumlar.
Sen benim kaderimsin, işte ruh ikizimsin, ikiz alevimsin.
Sizin ilginiz böyle azıcık başka bir şeye kaysa sinirlenebilirler.
Çünkü ilgi daima onlarda olmalı.
Talepleri asla bitmez.
İlgilenilmek isterler. Böyle azıcık uzaklaşalım ya.
Şöyle bir ayrı kalalım. Bir önümüzü görelim.
Çok mu hızlı gidiyoruz? Bu ilişkiden bir emin mi olsak?
Şöyle bir uzaktan birbirimize baksak derseniz.
Eyvahlar olsun. Yani size vicdan azabı çektirirler.
Huzursuzluk çıkarırlar.
Neredeydin? Ne yapıyordun?
Yani bu aslında sevgi görünümlü bir manipülasyon taktiği fark ettiyseniz arkadaşlar.
Sevgi görünümlü altını çizelim çünkü gerçek sevgi bu değil.
Dediğim gibi yani işin içinde sizi kontrol etme isteği var karşı tarafın ve bunu yapanlar genelde kontrolcü insanlar ve narsistler.
Amaçları sizi böyle hızlı bir şekilde duygusal bir bağımlılık içine sokmak ve bütün kontrolünüzü ele geçirmek.
Peki bu love bombing mağdurları ne oluyor bu ilişki bittikten sonra?
Bir kere kendilerini duygusal olarak çok tükenmiş bir halde bulabiliyorlar.
Yani zaten bu öyle bir manipülasyondur ki sonunda duygusal sağlığınız çok büyük bir zarara uğrayabilir arkadaşlar.
Yani ya bir daha hiç kimseye güvenmeyeceğim derken bulabilirsiniz kendinizi.
Çünkü gerçekten büyük bir sevgi bombardımanından bahsediyorum.
Yani sizi bulutların üstüne çıkarıyorlar ve oradan aşağı atıyorlar düşünsenize.
Ondan sonra işte çok bağımlı çok kırılgan hissediyorlar.
Biliyorsunuz o ilişkiden sonra.
E Merve ya aklımıza bir şey takıldı.
Şimdi bunların yaptığı şeyler gerçekten çok güzel.
Kim istemez ki böyle bir sevgi bombardımanına tutulmak değil mi?
Yani kim öyle güzel sözler, jestler, ilgiler, alakalar istemez değil mi arkadaşlar?
Çoğumuz isteriz. Ama buradaki olan şu.
Evet karşı taraf gerçekten samimi olabilir duygularında.
Bu zaten harika.
Ama buradaki niyet kötü arkadaşlar.
Yani bunu bir taktik olarak yapmaları kötü.
Lovebombing güzel ama içinde manipülasyon yoksa güzel.
Anlatabildim mi? Çıkar yoksa güzel.
Ve genelde bunu yapanlar narsistik ve asosyal kişilik özellikleri yüksek olanlar.
Yani bu manipülasyona daha yatkın olanlarmış.
Bu arada bu sadece aşk ilişkilerinde değil aile içinde de görülebiliyor arkadaşlar.
İşte istismar eden, şiddet uygulayan taraf bu lovebombing yapan taraf.
Anneniz olabilir, babanız olabilir, kardeşiniz olabilir, abiniz ablanız olabilir her kimse.
Bu davranışlarının ardından işte...
Sizi ne kadar sevdiğini söyler, size hediyeler alır, jestler yapar ki tekrar sizin güveninizi kazanıp tekrar sizin üzerinizde güç sahibi olacak.
Gücü ele geçirdikten sonra muhtemelen yine aynısını yapacak.
Hatta arkadaşlar özellikle boşanan çiftlerde anne ya da babanın çocuğu kendi safına çekmek için işte onu hediyelere, tatillere boğması, çok yoğun bir sevgiye maruz bırakması
bu da bir love bombing. Şunun tekrar altını çiziyorum.
Burada saf bir sevgiden bahsetmiyorum.
Yanlış anlamayın. Yani sırf o çocuk beni daha çok sevsin.
Diğer ebeveyn yaralansın.
Onu o kadar sevmesin. Amaç bu.
Ve çocuğu işte habire övüyor, göklere çıkarıyor.
Yani onun o masum...
O saf duygularıyla oynuyor.
Anlatabildim mi? Bu da ebeveynlikteki Love Bombing.
Peki Love Bombing sonrasında neler yaşanıyor?
Şimdi bunun evreleri var.
İlk evrede dediğim gibi sizi göklere çıkarıyor partileriniz.
Ondan sonra sizi oradan aşağı atıyor.
İşte bir anda aramıyor, sormuyor.
Bir anda ilgiyi alakayı kesiyor.
Asla eskisi gibi davranmıyor.
Hani belki yine böyle el içinde sizi övüyor olabilir ama...
Tenhada insanların duymadığı yerde sizi hakaret edebiliyor.
Sosyal medyada bakıyorsunuz çiçekler, böcekler, aşk medyeleri size ama gerçek hayatta öyle bir şey yok.
Peki neden böyle yapıyor?
Çünkü sosyal değer kazanacak.
El alemden puan toplaması gerekiyor.
Aldığı hediyeleri, yaptığı jestleri emin olun daha sonra yani sizinle işi bittikten sonra size karşı bir silah olarak kullanacak.
Cevap vermediğinizde ya da buluşma talebini reddettiğinizde ufak çaplı bir sinir krizi geçirebilirler.
Her tartışmada sizi haksız çıkarmaya çalışıp dünya yıkılsa sizden dolayı olduğunu düşünmenize yol açabilirler.
Ve sadece ve sadece onunla takılmanız için etrafınızda sizi seven kim varsa sizi onlardan uzak tutmaya çalışabilirler.
Yani bu öyle bir şey ki arkadaşlar.
Önce sizi kendine tamamen bağımlı bir hale getiriyor.
Yani şunu bile diyorsunuz ya ben daha önce hiç böyle sevinmemiştim diyorsunuz.
Sonra bir anda sizi yoksunluk krizine sokuyor.
Yani bir anda bambaşka bir profille karşı karşıya kalıyorsunuz.
İlk başta sizi seven çiçekleri boğan adam şimdi size hakaretler ediyor.
E tabi düşünüyorsunuz niye böyle oldu diye.
Herkesin aynı belirtiler görülmez arkadaşlar ama bunlar yaygın belirtiler.
O yüzden dikkat edin daima sınırlarınız olsun ki o sınırlar sizi koruyacak.
Bu insanlar sınırlarınızı ihlal etmelerine izin vermeyin.
Yani sizin de kendinize ait bir dünyanız var.
Kendi hobileriniz, kendi arkadaşlarınız, kendi işiniz, gücünüz değil mi?
Ama bu manipülasyoncular ister ki o dünyanın merkezinde bir tek ben olayım.
Bütün dünyam ben olayım.
Hayatının her yerini ben doldurayım.
Tek işin, gücün, en yakın arkadaşın, her şeyin ben olayım.
Buna izin vermeyin arkadaşlar.
Adı üstünde. Hayat arkadaşı, hayat yoldaşı.
Hiç kimse evlenirken işte kendime hayatımın merkezini buldum ya demiyordur herhalde değil mi?
İlişki yaşadığımız insanlar bu hayatı birlikte yürüdüğümüz yol arkadaşı yani hayat eşlikçimiz.
Onun da kendine ait bir dünyası var bizim de var.
Şimdi sağlıklı bir ilişki iki tamamlanmış bireyin altını çizerim tamamlanmış bireyin yan yana yürüdüğü bir yolculuktur.
Eğer birini hayatımızın merkezine koyarsak sadece onun varlığıyla mutlu oluruz ve yokluğuyla da çok mutlu oluruz.
Çok eksik çok yok olmuş gibi hissederiz değil mi?
Seninleyken çok güzelim çok iyiyim ama sensiz de ben yine benim ve ben yine var olabilirim demek lazım.
Sensizken ben hiçim değil.
Birbirimize yaslanmadan omuz omuza durmak arkadaşlar en güzeli.
Çünkü birine yaslanınca o insan çekildiği anda bir anda yere kapaklanıyoruz değil mi?
Yara bere içinde kalıyoruz. İşte bu bağımlı ve kırılgan bir ilişki demek.
Halbuki şöyle omuz omuza durursak.
Her ikimiz de kendi ayaklarımızın üzerinde kendi dengemizde duruyoruz değil mi?
Destek olmak için birbirimize dayanmıyoruz.
Sadece ve sadece varlığımızla ona güç veriyoruz omuz omuza durduğumuzda.
Ve omzumuzu yasladığınız kişi çekildiği anda yere düşmüyorsunuz.
Yani evet o omuzumuzda bir eksiklik hissediyorsunuz.
Burada bir boşluk var diyorsunuz ama yine de yolunuza devam edebiliyorsunuz çok yara almadan.
Yani birine yaslanmayın arkadaşlar.
Omuz omuza durun.
Tekrar ediyorum yaslanmayın.
Omuz omuza durun. Peki lav bambinçiler ne ister?
Gel bana yaslan hayatım derler.
Yani omuz omuza durmak istemezler.
Neden? Çünkü sizin o çekildiği anda yere düşmenizi ve yine onun uzattığı elle ayağa kalkmanızı isterler ki tekrar üzerinizde güç sahibi olabilsinler.
Şimdi arkadaşlar psikiyatri alanında lav bambing için Flört şiddeti deniliyor.
Neden böyle diyorlar?
Çünkü çok ağır duygusal bir hasara sebep oluyor.
Depresyona ve kaygı bozukluğuna yol açabilecek kadar yoğun bir manipülasyona maruz kalıyoruz.
Hani Melike Şahin'in Canın Beni Çekti parçası var ya ne diyordu orada?
Bal damlar ağzından amma laflar yaptın.
Her yanım bin iltifat.
Toyken yerdim ben bunları.
Hummalı. kür oyunları sende değil kabahat bu ne cilve bu ne işte azcık nefes al bir soluklan çetin ceviz çerbetli mayam toz pembene kanamam toz
pembene kanamam dikkat bence tam bir labbambing şarkısı arkadaşlar Yani toz pembesine kanmamak lazım onların.
Ayrıca yerse benle kuytuya gel diyor ya onu da dememek lazım.
Lol. Şimdi arkadaşlar bu La Bambing'in adı nereden geliyor?
Bunu da anlatmazsam çatlarım.
Şimdi Koreli bir tarikat lideri var.
Hani Moon tarikatı duymuşsunuzdur.
Kurucusu Sun Myung Moon kendini Mesih ilan ediyor ki klişe arkadaşlar.
Kendini Mesih ilan etmek.
1954'te kurmuş olduğu bir kilise var.
Unification Church Kilisesi.
Birleşme Kilisesi. Sesim de git gide gidiyor bu arada.
Şimdi bu tarikat hem dini hem siyasi liderleri kendi çatısı altında birleşmeyi hedefliyor.
Ama bu aslında otoritesini sağlama almak için yapmış olduğu bir şey.
Gazeteler, televizyon kanalları, bankalar ve sanayi şirketleri kurarak büyük bir ekonomik imparatorluk oluşturuyor.
Bu tarikata katılanlar için Korece bilmek zorunlu gibi bir şey arkadaşlar.
Yani resmi olmasa da zorunlu.
Çünkü Sammyangmuk Kore'nin kutsal bir ülke olduğunu ve tanrı.
Dili olarak Korecenin öğrenilmesi gerektiğini savunuyor.
Gerçi şu an K-pop grupları sayesinde gençler çılgınca Korece öğreniyor arkadaşlar.
Şimdi Moon tarikatı ile La Bambing'in ne alakası var?
Moon tarikatının üyeleri ki bunlara Moonies deniliyor.
Mooniesler La Bambing manipülasyonuna maruz kalarak tarikate bağlanıyorlar.
Yani çok yoğun bir sevgi gösterisi var orada yeni katılanlara karşı işte çok ilgi ve sevgi var.
Neden böyle yapıyorlar?
Çünkü tarikata iyice bağlansınlar diye.
Yani tarikat insanları bu şekilde manipüle ediyor.
Ondan sonra işte biz bir aileyiz diyerek aidiyet hissi vermeye çalışıyor.
Sürekli hediyeler, davetler, özel etkinlikler.
Yani kişi ne kadar itaatkar ve ne kadar bağlı olursa o kadar çok sevgi ve ilgi görüyor diyebiliriz.
Eğer tarikata aykırı düşünceler geliştirirse hemen ne yapıyorlar?
İşte bu sevgiden, bu ilgiden mahrum bırakıyorlar onu.
Yani insanları sevgi, değer ve ilgi açlık...
Karanlık bir manipülasyona maruz bırakıyorlar ki çoğu tarikat böyle manipülatif ilişkiler üzerine kurulu.
Bunlar hep taktik arkadaşlar ki nihayetinde sözde dünya barışı ve sevgi üzerine kurulan bu tarikatın sevgiyi örtülü bir silahlandırmaya çevirdiğini görüyoruz.
Sonra zaten çok çirkin iddialarla gündeme geldiler.
Olay bu arkadaşlar. La Bambit de Moon tarikatının alakası bu.
Peki Merve biz nasıl korunabiliriz bu insanlardan?
Şöyle yalnız kalmayı öğrenerek arkadaşlar sürekli bir ilişki bir aşk arayışında olmayarak.
Yani burada seçici olmamayı kastediyorum.
Biri olsun da kim olursa olsun dememek.
Nefes alsın yeter. Duygusal olarak yaralı iken henüz böyle aşk acısı çekerken koşarak bir ilişkiye başlamayarak.
Azıcık yavaşlayarak arkadaşlar karşınızdaki insanı bir gözlemleyerek.
Daha ilişkinin en başındayken sensiz yaşayamam hayatımın aşkısın hiç kimseyi böyle sevmedim ya diyen insandan da bir şüphelenin arkadaş değil mi?
Merve sen hiç Love Bombing yaşadın mı?
Yaşadım arkadaşlar. Hem de en alasını yaşadım.
Love Bombing ötesiydi yani.
Peki sonra ne oldu?
Benimki manipülasyonsuz olanından çıktı.
Yıldırım aşkı diyelim öyleymiş yani.
Şimdi arkadaşlar şu da var.
Bir ilişki rayına oturduktan sonra tabii ki öyle eskisi kadar çiçek böcek olunmuyor.
Şimdi birbirimizi kandırmayalım.
Böyle azıcık bir rahatlama geliyor bir süre sonra ki bu bence normal.
Artık çünkü sevginizin, aşkınızın, varlığınızın birbirinize verilecek en güzel hediye olduğunu anladığınız o evre.
Başka bir şeye pek gerek kalmıyor.
Yani bununla şunu...
Love Bombing sonrası hani değersizleştirilme var ya yok sayılmak, görülmemek, bulutların üzerinden atılmak bunu karıştırmayalım.
Love Bombing'de hissettiğiniz şey zaten çok habis bir duygu arkadaşlar ama diğeri öyle değil.
O artık böyle ilişkinin rutine girişi, rayına oturuşu.
Ama yine dikkat ederseniz sevgi, saygı, aşk bunlar devam ediyor.
Aslında ilişkiler dünyasında öğrendiğimiz bu yeni kavramlar bize biraz olsun gerçekleri unutturuyor.
Ama asıl gerçek şu ki sevginin samimi ve doğal hali de hala bir yerlerde mevcut arkadaşlar.
İşte tam bu noktada o mevcut sevgiyi kutlamanın en güzel yollarından biri de hediyeleşmek.
Sevgililer günü yaklaşıyor malumunuz ve sevginizi göstermek için kalpten bir hediyeyi Ne dersiniz?
Pandora'nın sevgililer gününe özel yeni mücevher koleksiyonu.
Tam da bunun için burada kalpli çarmlardan zarif kolyelere, zarif kolyelerden şık, küpe, bileklik ve yüzük tasarımlarına kadar her biri sevginizi kalpten anlatmanın mükemmel
bir yolu. Pandora'nın mücevherleri ilişkinizdeki anılara ve sevgiye anlam katmak için tasarlandı.
Çünkü her bir parça sadece bir aksesuar değil aynı zamanda bir hikaye.
Eğer siz de bu sevgililer gününde sevginizi kalpten bir hediye ile taçlandırmak isterseniz Pandora'nın yeni koleksiyonunu keşfetmek için aşağı bırakmış olduğum linkten hemen ürünleri inceleyebilirsiniz.
Unutmayın sevgi kutlanmayı hak eder ve Pandora'da her hikaye bir mücevherle başlar.
Şimdi gelelim arkadaşlar bir başka psikolojik manipülasyon yöntemine guest lighting.
Bence bu laban binkten daha beter çünkü sizin gerçeklik algınızı sorgulatacak bir şey.
Karşı taraf sizi sürekli kendinizden şüpheye düşürmeye çalışıyor.
Size kendi algınızı, hafızanızı ve düşüncelerinizi sorgulatıyor.
Ve kurbanının sağlıklı düşünme yetisini zayıflatmaya amaçlıyor.
Mesela diyorsunuz ki ya sen bana geçen gün bunu bunu demiştin.
O da diyor ki hayır ben öyle bir şey demedim.
Sen yanlış hatırlıyorsun. Sen kafanda kurmuşsun kızım ya.
Gaslighting bence bu. Ya da şunları diyor.
Ya ne kadar saçma, ne kadar duygusal tepkiler veriyorsun.
Öf çok hassassın ya.
Sana da bir şey söylenmiyor.
Hep bir drama yaratıyorsun.
Bence sen pek iyi değilsin.
Bir psikoloğa mı gitsen? İyi görünmüyorsun.
Ya ne kadar alıngansın, ne kadar büyüttün ya.
Altı üstü espri yaptık.
Senin şaka anlayışın da yok espri anlayışın ya.
Tamam tamam bundan sonra yapmıyorum.
O eşyanın yerini ben değiştirmedim.
Sen değiştiriyorsun ve hatırlamıyorsun.
Senin kafan mı güzel ya? Nasıl arkadaşlar tanıdık geldi mi?
Şimdi arkadaşlar Dr.
Robin Stern bu konuda uzun süreler çalışmış bir terapist ve...
Genelde gaslighting mağdurlarının kadın olduğunu söylüyor.
Ve bu kadınların oldukça başarılı ve zeki kadınlar olduğunu gözlemlemiş.
Ortak özellikleri ise kendi başarılarının ve kendi zekalarının farkında olmamaları.
Kendilerinden emin olmamaları.
Ve buranın altını çizerim.
Diyor ki sürekli bir onay arayışında olan kadınlardı bunlar.
Kendi yeteneklerine güvenmeyen, kendi dünya algısına güvenmeyen kadınlar.
1944 tarihli Gaslight diye bir film var arkadaşlar.
Filmde Gregory adında karizmatik böyle orta yaşlı bir adamla evlenen genç ve savunmasız bir şarkıcı Paula.
Bunun öyküsü ele alınıyor. Kocası Paula'nın mirasını ele geçirebilmek için onu çıldırtmaya çalışıyor.
İşte eşyalarının yerini değiştiriyor.
Ben yapmadım diyor. Sen değiştirdin diyor.
Unuttun mu diyor. Neler neler yapıyor ki kadın böyle delirdiğini zannetsin diye.
Sonra sürekli işte sen çok hassassın canım.
Aynı kadar narinsin. Hastasın böyle diye diye kadını gerçekten hasta olduğuna inandırıyor.
Şimdi arkadaşlar bu gaslighting olması için şöyle bir şey gerekiyor.
Ortada bir gönüllü mağdur olması gerekiyor ve gaslighting uygulayıcısını idealleştiren işte onun onayını kazanmak için can atan biri olması lazım.
Demek ki bunu yapan kişi amacına ulaşabilsin ve bu hem kimliğe hem benliğe yönelik bir istismar türü.
Ve yine sadece aşkta görülmüyor her türlü ilişkide olabiliyor arkadaşlar.
Ailelerde mesela işte çok dominant olan bir ebeveyn vardır ve diğer aile üyelerini kontrol altında tutabilmek için bunu yapabiliyor.
İşte örnek ver Merve mesela babanızla bir yüzleşme yaşıyorsunuz.
Diyorsunuz ki işte baba sen çocukken bana hiç destek olmadın ne yaparsan yapayım.
Beni hep yetersiz gördün işte hep dövdün hep sövdün bunu söylüyorsunuz.
Ve buna o kadar eminsiniz ki arkadaşlar çünkü ne yaşadığınızı en iyi siz bilirsiniz.
Hayal görmediğinizi biliyorsunuz.
Babanızdan belki böyle bir telafi bekliyorsunuz.
Belki bir özür. Belki bir bağrına basmak.
Bir şey bekliyorsunuz yani.
Ve o size diyor ki saçmalama diyor ya.
Ne kadar abartıyorsun. Sen diyor çok hassas bir çocuktun.
Zaten hep öyleydin yine öylesin.
Hep diyor kafanda kuruyorsun. Ben senin için neler neler yaptım.
Sen hep yanlış hatırlıyorsun diyor.
Ben öyle bir şey yapmadım diyor. Hayal mi görüyorsun oğlum falan diyor.
Yani ne yapıyor arkadaşlar?
Sizin geçmişinizi reddederek sizin hafızanızı manipüle etmeye çalışıyor.
İşte bu tür manipülasyonlar insanın zamanla kendinden şüphe etmesine sebep oluyor.
Olayları ya acaba yanlış mı hatırlıyorum?
İnanmasına sebep olabiliyor.
Çok tehlikeli bir şey. Ve gaslighting ancak bunu size uygulayan kişinin dediklerine inandığınız zaman işte onun hakkınızda iyi düşünmesine ihtiyaç duyduğunuz zaman işe yarar onun tarafından.
Ve sorun şu ki gaslighting çok sinsidir arkadaşlar.
Çok zor anlaşılıyor. Yani en kötü korkularınızı tetikliyor karşı taraftaki insan.
En kaygı verici düşüncelerinizi işte anlaşılmaya, takdir edilmeye ve sevilmeye olan o en derin arzu.
Çünkü görüyor bunu.
Güvendiğiniz, saygı duyduğunuz ya da sevdiğiniz insan kendinden bu kadar emin konuştuğunda özellikle de sözlerinde böyle bir parça doğruluk payı varsa ya da en büyük kaygılarımızdan birini
keşfettiyse ne yapıyoruz?
Ya herhalde doğru mu söylüyor ya?
Ya inanmamak çok zor anlatabiliyor muyum?
Gaslighting yapan kişiyi idealleştirdiğimiz zaman yani onu hayatımızın aşkı işte hayranlık duyduğumuz bir patron ya da harika bir ebeveyn olarak görmek istediğimizde bakın biz görmek
istediğimizde diyorum kendi gerçeklik hissimize bağlı kalmamız gitgide daha da zorlaşıyor.
Bir de arkadaşlar gaslighting uygulayıcısı haklı olmaya ihtiyaç duyar.
Biz de onun onayını almaya ihtiyaç duyarız.
Böyle saçma sapan bir şekilde sürüp gider bu ilişki.
Bunu yapan kişi gerçekten böyle söylediklerini samimiyetle söylüyor da olabilir.
Ya da gerçekten sizi kurtardığını falan düşünüyor olabilir.
Ama şunu unutmayın. Onu böyle davranmaya iten şey aslında kendi ihtiyaçları.
Yani özde kendini güçsüz ve zayıf hissediyor.
Güçlü ve güvende hissedebilmek için kendini kanıtlaması gerekiyor size.
Ve size dayatmış olduğu görüşlerin yine sizin tarafından kabul edilmesi gerekiyor.
Şimdi arkadaşlar size gaslighting'e maruz kalıp kalmadığını Daha iyi anlayabilmeniz için 20 madde sayacağım.
Hazırsanız başlıyoruz.
Şimdi birinci madde şu sürekli olarak kendinizden şüphe edersiniz.
İkinci madde kendinizi günde belki onlarca kere ya ben mi fazla hassasım acaba bende mi sorun var gerçekten öyle demek istememiş olabilir mi?
Beni incitmek gibi bir derdi yoktu belki de ben mi acaba alındım ya falan diye düşünürsünüz.
Üçüncüsü iş yerinde sık sık kafanız karışır ya da işte gün içinde ne yapacağınızı bilemezsiniz.
Dördüncüsü Annenizden, babanızdan, erkek arkadaşınızdan, patronunuzdan işte böyle insanlardan sürekli kendinize özür dilerken bulursunuz.
Beşincisi sık sık yeteri kadar iyi bir kız arkadaş ya da erkek arkadaş ya da iyi bir çalışan, iyi bir arkadaş, iyi bir evlat kim tarafından maruz bırakılıyorsanız.
Belki anneniz, belki patronunuz, belki sevgiliniz, belki arkadaşınız.
Yani yeteri kadar iyi olup olmadığınızı düşünürsünüz o rolde.
Altıncı madde hayatınızda iyiymiş gibi görünen...
şey varken neden daha mutlu olmadığınızı anlamazsınız ya dersiniz her şeyim var ama mutsuzum ama niye mutsuzum 7.
madde sizi neyin harika hissettireceğini değil partnerinizin ne isteyebileceğini daima düşünerek kendinize gidersiniz.
İşte ay o beğenir diye kıyafet alırsınız.
Ya o şunu çok beğenir diye evinize eşya alırsınız.
Yani hep o ön plandadır.
Kişisel alışverişlerinizi bile ona göre yapmaya başlarsınız.
Sekizinci madde sık sık arkadaşlarınıza ve ailenize partnerinizin davranışları için bahaneler uydururken bulursunuz kendinizi.
Ya öyle demek istemedi aslında çok iyi bir insan ama işte falan diye.
Dokuzuncu madde açıklama yapmak ve mazeret uydurmak zorunda.
kalmamak için kendinizi arkadaşlarınız ve ailenizden bilgi saklarken bulursunuz kimselere bir şey söyleyemezsiniz kolay kolay 10.
madde büyük bir terslik olduğunu bilirsiniz ama kendinize bile bunun tam olarak ne olduğunu ifade edemezsiniz 11.
madde size bunu yapan insanın karşısına küçük düşmekten korktuğunuz için siz de artık yalan söylemeye başlarsınız.
12. madde basit kararları bile vermekte zorlanırsınız.
13. madde zararsız görünen bazı sohbet konularını açmadan önce bile düşünürsünüz.
Yani ben bunu söyleyeyim mi söylemeyeyim mi acaba neyle karşılaşacağım diye düşünürsünüz.
14. Mart'ta partneriniz eve gelmeden önce o gün eğer bir şeyi böyle yanlış yaptığınızı düşünüyorsanız ki yapmamışsınızdır muhtemelen o sizi böyle dayattığı için öyle zannediyorsunuz.
Öyle olabileceğiniz şeylerin sürekli böyle zihninizdeki listesini yapıp onun üstünden geçersiniz.
Ya bunu doğru mu yaptım ne yaptım şimdi nasıl hesap vereceğim böyle bir telaş içine girersiniz.
15. Mart'ta eskiden çok farklı bir insan olduğunuzu işte daha özgüvenli daha eğlenmeyi seven daha rahat daha huzurlu biri olduğunuz.
düşünmeye başlamışsınızdır.
16. madde işte partnerinizin sinirleneceğinden korktuğunuz şeyleri ona böyle direkt söylemek zorunda kalmamak için başkaları aracılığıyla belki mesajlar göndermeye başlarsınız.
17. madde hiçbir şeyi doğru yapamıyormuş gibi hissedersiniz.
18. madde çocuklarınız sizi partnerinizden korumaya çalışmaya başlar.
19. madde kendinizi daha önceden iyi anlaştığınız kişilere artık böyle öfkelenirken bulursunuz.
Ve yirmiinci madde. Kendinizi çok çaresiz ve keyifsiz hissedebilirsiniz.
Maddeler kısaca böyle arkadaşlar.
Bir de şu var. Gaslighting aşama aşama ilerliyor.
İlk başta belki çok önemsiz görünebiliyor.
Hani fark bile edilmeyebilir.
Atıyorum sevgiliniz sizi arkadaşlarıyla tanıştıracak.
Ve yolda giderken tekeriniz patladı.
Geç kaldınız. Vardınız gideceğiniz yere.
Tutup size diyor ki ya diyor işte senin derdin zaten beni insanlara küçük düşürmek.
O yüzden geç kaldın değil mi?
Böyle şok içinde kalıyorsunuz.
Gerçekten öyle bir amacınız yok.
Gerçekten tekeriniz patladı.
Yani elinizde olan bir şey değil. Tam içinizden diyeceksiniz ya sen ne biçim bir insansın.
Okumuş kadın tabii. Hayatım çok özür dilerim diyor.
Çok gerildim diyor. İşte kesinlikle ciddi değildim bilmem ne falan diyor.
Özürler diliyor. Ama siz diyorsunuz ki ya böyle içinizden.
Acaba ben cidden bu insanı küçük düşürmeye mi çalıştım?
Nasıl benim hakkımda bu kanıya vardı ya?
Ben gerçekten böyle bir insan mıyım?
Ben kendimi mi farkında değilim acaba diye düşünmeye başlıyorsunuz.
İşte zehri yuttuğumuz an arkadaşlar.
Derken yavaş yavaş dozu arttırıyor.
Düşüncelerinizi, duygularınızı ele geçirmeye başlıyor.
Zamanla zihninizde konuşan ses o oluyor.
Şimdi burada 3 aşama var arkadaşlar.
Şöyle tabii hepsinden geçeceksiniz diye bir şey yok.
Bazıları tek bir aşamada kalıyor.
Bazıları aşama aşama.
gidiyor. Şimdi birinci aşama inanmama durumu.
Gaslighting yapan kişi bu aşamada size öyle çılgınca bir şey söylüyor ki kulaklarınıza inanamıyorsunuz.
Mesela yolda gidiyorsunuz tamam mı?
Biri gelip size yol tarifini soruyor.
Hani gayet böyle masumane bir şekilde anlatıyorsunuz.
İşte şuradan gidin böyle yapın falan diye.
Gittikten sonra işte size gaslighting yapan kişi diyelim ki sevgiliniz bir anda size dönüp diyor ki o adam ya da işte o kadın size yol tarifini soran kişi için sana kur yaptı.
Açık açık kur yaptı.
Sen Sen de yüz verdin. Sen ne biçim bir insansın ya?
Demek ki insanlarla sen böyle konuşuyorsun.
Bir anda şoka giriyorsunuz.
Çünkü öyle bir şey yok. Espri yaptığını zannediyorsunuz.
İnanamıyorsunuz. Bakın inanmama aşaması.
Dikkat. İkinci aşama kendinizi savunma aşaması.
Şimdi onun haksız olduğuna dair kanıtlar aramaya başlıyorsunuz.
Ve onunla genellikle zihninizde böyle takıntılı bir şekilde tartışıyorsunuz kafanızın içine.
Çaresizce onun onayını almaya çalışıyorsunuz.
Arkadaşlar bir çırpınış var burada ve son aşamada artık depresyon.
Yani artık onunla cebelleşemeyecek kadar ruhsal olarak bitik bir hale geliyorsunuz.
Gaslighting aşamaları bunlar ama dediğim gibi her aşama yaşanacak diye bir şey yok.
Bazen sadece tek bir aşamada da kalabilir ya da ikisi arasında gidip gelebilirsiniz.
Şimdi arkadaşlar gaslighting sonunda öyle bir aşamaya geliyorsunuz ki artık ya ben önceden kimdim nasıl bir insandım her şeyi unutuyorsunuz.
Çok büyük bir terslik var ortada ama bu terslik benden mi kaynaklı acaba diye düşünmeye başlıyorsunuz.
Öz saygınızı öz güveninizi yerle bir edip gidiyor bu insanlar.
Mesela bir örnek vereyim. Kendinize çok yakıştığını düşündüğünüz bir kıyafet giyiyorsunuz.
Ve size diyor ki yandan yağların çıkmış falan gülüyor alay ediyor.
Bildiğiniz alay ediyor sizinle.
Sonra siz tabi çok kırılıyorsunuz çok güceniyorsunuz.
Hani bildiğiniz body shaming yani.
Diyorsunuz ki neden bana bu şekilde davrandın kalbimi kırdın.
Ya sen de çok alıngansın hayatım ya.
Sağlığın için söylüyorum aaa diyor mesela yalan.
Orada diyeceksiniz ki etliyim, mutluyum, mutluyum kardeşim sana ne.
Üzülmeyeceksiniz. Başka bir örnek vereyim.
Erkek ya da kız arkadaşınız sizi aramıyor.
Tam günlerce arayıp sormuyor.
Sonra bir anda elinde işte çiçeklerle çikolatalarla çıkıp geliyor.
Hadi diyor hayatım birlikte tatile gidiyoruz.
Siz de tabii diyorsunuz kardeşim günlerdir neredeydin?
Değil mi? Sormak istiyorsunuz.
Size diyor ki ya saçmalama ya.
Ne var diyor iki üç gün aramadıysan.
Ne kadar normal bir şey. Esas diyor anormal olan sensin ya.
O ne öyle diyor mırç mırç.
Bu saatten sonra öyle ilişki mi yaşayacağız diyor.
Al işte diyor ikimiz için.
Hiçbir plan yapmıştım. Tatil planı yapmıştım.
Her şeyi diyor mahvettin diyor.
Hepsi diyor senin yüzünden. İlişkimizi diyor sen bu hale getirdin.
Sen diyor işte ilgi manyasın.
Bunları söylüyor. Ve bu çarpık bir bakış açısı bunu size dayatmaya çalışıyor.
Bir anda kafanız allak bullak oluyor.
Ya diyorsunuz ya ben ilgi manyağı mıyım neyim.
Allah Allah ya adam da işte tatil almış kadın da.
Ben mi suçluyum acaba falan diye düşünmeye başlıyorsunuz.
Olay bu arkadaşlar. Ve guest writing'de şöyle bir duygu var.
Sen haksızsın.
ben haklıyım. Böyle bir duygu var.
Sizinle belki böyle düpedüz alay ediyor, aşağılıyor az önce anlattığım gibi.
Sonra diyor ki ya sen ne kadar alıngansın.
Sen espriyi de kaldıramıyorsun.
Tamam diyor bir daha yapmam.
E ne yapacağız Merve? Onay arayışımız varsa arkadaşlar şöyle bir dönüp bakacağız.
Yani niye bu kadar onaylanmak istiyoruz?
Bu kadar onay bağımlısı olmamamız lazım.
İdeal bir partner olmadan da bizim işte iyi, becerikli, sevilebilir bir insan olduğunu anlamamız gerekiyor.
Ve tüm benlik algımızın o guest lighting yapan O kişilere bağlı olmadığını anladığımız zaman aslında özgürleşiyoruz.
Bir de karşı tarafın bunu yapması için dediğim gibi iki kişi lazım arkadaşlar.
Yani biri de sizsiniz değil mi?
Siz çekildiğiniz zaman zaten o yıkılıp gidecek.
Tek başına neyin gestaltı yapabilecek değil mi?
Ben artık seninle oynamıyorum diyeceksiniz.
Onun kumdan kalesini yıkıp gideceksiniz.
Bir de bunu yapan kişiler sizi nereden vuracaklarını o kadar iyi bilirler ki.
Sizin işte travmalarınızı, acılarınızı işte nereden neye alınacağınızı her şeyi böyle çok güzel analiz ederler.
Size en kötü korkularınızı hatırlatabilirler.
İşte seni bir daha kimse sevmeyecek.
Yapayalnız kalacaksın. Zaten seni kim çeker?
Ya sen ne kadar kilo aldın?
Artık giydiğin de yakışmıyor.
Ama neyse üzülme ya. Verirsin.
Sorun etme. Ya seninle kim uğraşsın ya?
Seninle kim arkadaşlık eder?
Seni kim çekecek? Sen annenle babanla bile anlaşamıyorsun.
Benimle mi anlaşacaksın? Kardeşim bile sana küsmüş.
Zaten problemli olan sensin.
Sorunlu sensin. Ya sen de ne evlenme meraklısı çıktın ya?
Her şey imza. ama kaç saattir telefonuna bakmıyorsun ne demek iş yerinde bakamıyorum bakacaksın ya sen beni mi aldatıyorsun yoksa bakın ve hemen sonrasında hiçbir şey olmamış gibi tamam hayatım ya ben yanlış anlamışım özür dilerim
ya böyle bir yanlış anlaşılma hani böyle anlık bir sıkıntı sanki böyle kısa bir öfke patlaması gibi anlatabiliyor mu ya da çok hani önemsiz bir anlaşmazlık gibi göründüğü için fark etmiyoruz Aman
diyoruz ya olur böyle şeyler.
Yani aslında çok iyi biri ya.
Beni çok seviyor. Beni üzmek istememiştir çünkü beni çok seviyor.
Sürekli bir göz ardı ediyoruz.
Çünkü gönlümüzü almayı da biliyorlar.
Ve bunu yapan insanlar da maalesef kendimizi çok güvende de hissedebiliyoruz.
Ne yaparsa yapsın o emniyet hissinden vazgeçmek istemeyebiliyoruz.
Çünkü çok sahiplenici olabiliyor bu insanlar.
Ve kendimizi şöyle buluyoruz.
Sürekli işte kim haklı kim haksız.
Bunun tartışmasını yaparken buluyoruz.
Sizin nelerden hoşlandınız?
Hoşlandığınızdan çok onun nelerden hoşlandığını önemsemeye başlıyorsunuz.
Ve çoğu zaman bu insanın gerçekleri çarpıttığını görüyorsunuz arkadaşlar.
Her şeyi böyle çok farklı hatırlıyor ya da insanlara çok başka anlatıyor.
Sonra diyorsunuz ya bir dakika öyle bir şey yaşamadık öyle bir şey olmadı.
Niye bunu bu şekilde anlatıyorsun?
Hayır diyor ya böyle yaşadık.
Sen deli misin böyle yaşadık diyor insanlara anlatırken.
Gerçekleri çarpıtma var bakın buraya dikkat edin.
Olaylara bakış açısı tuhaf bu insanların.
Hatta arkadaşlarınıza anlatıyorsunuz.
Başınızdan geçenler işte bana böyle yaptı şöyle yaptı.
Gerçekten size delirmişsiniz gibi bakıyorlar.
Hani ya görmüyor musun bak bu insan sana böyle bir manipülasyon yapıyor dediği halde siz hala yok canım ya çok iyi bir insan demeye devam edebiliyorsunuz.
Onu kontrolcü ve talepkar biri gibi değil de böyle becerikli işte sorumluluk alan biri gibi görmeye çalışıyorsunuz.
Onunla aynı fikirdeyseniz o ilişkinin yürüyeceğini hissediyorsunuz.
Bu çok net arkadaşlar. Ona katılıyorsanız o haklıysa o ilişki yürüyor.
Ya bu insanları size aldatırken yakalasanız bile şöyle der.
Yaz kızım. 200 torba çimento, 20 kamyon çakıl, 15 tane kapı.
Şakir. Aa hoş geldin karıcığım.
30 kamyon ince kum.
Alçak namussuz herif.
Aa ne oldu niye bağırıyorsun?
Rica ediyorum çalışıyorum karıcığım.
Tam bir gaslighting sahnesi değil mi bu ya?
Perren Kutban adama inansa tam olacak.
Arkadaşlar şaka bir yana yani bir durun kim haklı kim haksız bunu sormayı bırakın şu soruyu sorun.
Bana böyle davranılması benim hoşuma gidiyor mu ya bunu sorun.
Doğru olduğunu bildiğiniz konularda lütfen karşı tarafla tartışmayın ve kendinize karşı dürüst olun.
yoğun gaslighting sonrası kurbanlar en basit bir kararı verirken bile 30 kere düşünüyor ya yanlış yaparsam ya bir şey olursa ya bana bir şey dersen sürekli böyle ve kendini hep böyle arka planda görmeye başlıyor bakın başarılı
insan bunlar daha öncesinde yani çalışkan zeki başarılı insanlar ama gaslighting sonrası artık kendini hep arka planda görmeye başlıyor etrafındakilere ya diyor benim hassas bir kişiliğim mi var ben mi alınganım
bende mi problem var diye sormaya başlıyor yanlış bir şey yapmadığı halde kendini böyle Sürekli özür dilerken buluyor.
Yeterince iyi olmadığını düşünüyor sürekli.
Ve karşı tarafla savaşa girmemek için artık kendisi de yalan söylemeye başlıyor.
Ya da komple susuyor arkadaşlar.
Hiçbir şey söylemiyor. Çünkü artık uğraşacak hali kalmıyor.
Unutmayın. Gaslighting yapanın sadece haklı olmak gibi bir derdi yok.
Sizin de onun haklı olduğuna inanmanıza ihtiyacı var.
Bu arada bu Gaslighting'in adı az önce anlatmış olduğum filmden geliyor ya.
Neden Gaslighting deniliyor?
Çünkü arkadaşlar o filmde o adı...
Adam işte gaslighting yapan adam evdeki gaz lambasının ışığını her akşam azar azar kısıyor.
Karısı bunu fark ediyor ve diyor ki ya diyor bu lamba artık sanki eskisi gibi ışık vermiyor bir azaldı gibi diyor.
Ama adam da diyor ki hayır diyor ya sen bence delirmeye başladın ışık aynı diyor saçmalama diyor.
Sonra işte kadın dedektif tutuyor falan olayları çıkıyor.
Olay bu. Sonunda yolumuzu yönümüzü kaybediyoruz.
Çünkü arkadaşlar haritayı çizen kim?
Gaslighting yapan kişi. Sırada ghosting var arkadaşlar.
Ben buna ne oldu ya fotoğrafın gitti diyorum.
Şimdi arkadaşlar bu günümüz ilişkilerine çok sık yaşanan bir şey.
Karşı taraf bir ilişki yaşadığınızı zannettiğiniz insan bir anda hiçbir açıklama yapmadan sizinle iletişimini kesiyor.
Mesajlarınıza dönmüyor. Aramalarınızı açmıyor.
Belki de sizi engelliyor her yerden.
Ghostluyor sizi yani. Hayalet gibi bir anda ortadan kayboluyor.
Siz de cevapsız sorularınızla özgüveninize denenmiş bir halde maalesef öylece ortada kalıyorsunuz.
Ya ben mi bir şey yaptım? Ne yaptım?
Niye böyle oldu diye düşünüp duruyorsunuz.
Yarım kalıyorsunuz. Şimdi ghosting terimi ilk olarak 2006'da Urban Dictionary'de yayınlanıyor ve arkadaşlara haber vermeden ortadan kaybolmak planlarını iptal etme eylemi olarak tanımlanıyor.
Bu eylemi yapan kişilere ghoster deniliyor arkadaşlar.
Maruz kalana da ghosty deniliyor.
Sonradan Cambridge sözlüğe de girmiş bu terim.
Modern ilişki biçimlerinin sonlanmasında ortaya çıkan yeni bir durumu anlatmakta kullanılmış ve sözlükteki karşılığı şu.
Biriyle olan tüm iletişimi keserek bir ilişki...
Aniden bitirmenin yolu böyle tanımlanıyor.
Şimdi genelde sosyal medya üzerinden tanışanlar bunu uyguluyorlar.
Dipnot çıkma teklifi lütfen geri gelsin.
Şimdi bazı insanlar ayrılık sürecini çok zorlayıcı buluyorlar ve bu süreçleri deneyimlemekten kaçınıyorlar.
İşte hayal kırıklığına uğramak veya ayrılığa dair bir açıklama yapmak istemiyorlar.
Bunun yerine ne yapıyorlar? Partnerle temastan kaçınıyorlar.
Bu daha çok işlerine geliyor. Hatta bazıları sadece böyle sizi her yerden engellemekle kalmıyor.
Sizin ona ulaşabileceğiniz neresi varsa kim varsa onları da engelliyor.
Böylece onun hayatında hiçbir zaman var olmamış gibi oluyorsunuz.
Bir hayalete dönüşüyorsunuz.
Yani bir tür kaçınma yoluyla ilişkiyi sonlandırma biçimi.
Peki neden? Yani neden böyle yapıyorlar?
Toksik ilişki olabilir, ilişkiyi sürdürmeye yönelik bir ilgi kaybı yaşanmış olabilir, sizi can sıkıcı buluyor olabilir, kendini korumak istiyor olabilir, sınırlarınızı aştığınızı düşünmüş olabilir, sizden
daha iyi alternatiflerinin olduğunu düşünebilir, güvenlik sıkıntısı çekiyor olabilir, bunlardan dolayı olabilir.
Eğer ilişki daha uzun süreliyse yani bir tık daha böyle fazla emek varsa yavaş yavaş uzaklaşma daha sık görülebiliyormuş arkadaşlar.
Ghostlamaktan ziyade böyle yavaş yavaş iletişimini koparıyor.
Şimdi ghostlanan kişiler kendilerine hiçbir açıklama yapılmadığı için bu olaya maruz kaldıktan sonra tabii önceki olaylara bağlı olarak bir takım şeyleri yorumlamaya çalışıyorlar.
İpuçları yakalamaya çalışıyorlar.
Bir varsayım ortaya atmaya çalışıyorlar ki bir sebep bulsunlar değil mi?
Niye bu insan benden ayrıldı diye.
Bir de arkadaşlar. Bir çalışma gösteriyor ki ghosting yapanlar genelde kaçınmalı bağlanma stiline sahiplenmiş.
Buna mağdur olanlar ise hani kurban pozisyonda olanlarsa kaygılı bağlananlar.
Bu kaçıngan bağlanma, kaygılı bağlanma çok önemli.
Bu konuyla ilgili de bir bölümüm var.
Aşkı bulmanın bilimsel yolları bu bölümü de dinleyebilirsiniz.
Şimdi ghostlanan kişilerin ne hissettiğini zaten söylememe gerek yok sanırım.
Bir arkadaşımın başına gelmişti arkadaşlar.
Üstelik tam da böyle ghosting yapan kişiyle buluşmaya gidiyordu.
Yoldaydı yani. Bir bakıyor bir anda gerçekten WhatsApp profil resmi gitmiş.
Instagram'a bakıyor engellenmiş.
Her yerden engellemiş ve inanılmaz üzülmüştü.
Sadece aşk ilişkilerinde yapılmıyor arkadaşlar bu.
Arkadaşlık ilişkilerinde, iş hayatında her yerde karşılaşabilirsiniz.
Bu arada ghostilerin ilerleyen süreçlerde ghoster olmaya meyilli oldukları da gözlemlenmiş.
Bir de ghosterların karanlık güçlü olarak adlandırılan kişilik özelliklerine daha yatkın olduğu söyleniyor arkadaşlar.
Yani narsisiz...
Makevelizm ve psikopati.
Çevrim içi platformlarda daha az enerji harcayarak daha çok insan tarafından beğenilme ve bu uygulamalarda çeşitli taktiklerle ilişki başlatabilme narsistlerin ve makyajistlerin
çevrim içi uygulamalarını daha sık kullanmalarının temel nedenlerinden biri diyor uzmanlar.
Aman dikkat. Arkadaşlar romantik partneriniz olduğunu ya da olacağını sandığınız kişi size böyle sürekli görüldü atıp duruyorsa habire böyle planlar yapılıp o planlar bir türlü gerçek.
İptal oluyorsa ya adını koymayalım takılalım böyle böyle iyiyiz diyorsa size kendiyle ilgili öyle çok detaylı bilgi vermiyorsa ghostlanmamız yakın olabilir.
Bu insanlar ne yakınlık kurmayı bilir ne sorumluluk almayı ilişki sorumluluğu ne de ayrılmayı bilir arkadaşlar.
O yüzden değmez böyle insanlar için kendinizi paralıyorsanız eğer.
Bir varmış bir yokmuş deyip bitirin arkadaşlar o masalı.
Umarım bitirebilirsiniz. Bugünlük anlatacaklarım bu kadar.
Umarım bunların hiçbirine maruz kalmamışsınızdır ve kalmazsınız.
14 Şubat sevgililer gününde ghostlanmamanız dileğimle arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Pandora Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalardaki linkten Pandora'nın yeni koleksiyonunu keşfedebilirsiniz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
