
Terappin Hakkında detaylı bilgi almak ve indirmek için: http://www.terappin.com/
OSB20 koduyla ilk terapi seansın %20 indirimli
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Terappin" hakkında reklam içerir*
Transkript
Terapinin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine bir psikoloji bölümüyle karşınızdayım.
Çok seviyorum psikoloji bölümlerini.
Bugün... Kurban, kurtarıcı, zorba psikolojisini konuşacağız.
Öncelikle kurban psikolojisiyle başlamak istiyorum.
Yani kronik mağduriyet hissi.
Yine çok hızlı bir giriş yaptın Merve.
Çünkü çok uzun konu.
Oyalanmak istemiyorum. Şimdi hayatta başımıza gelen her şeyden başkalarını sorumlu tutmamız arkadaşlar.
Kronik mağduriyet hissi yani kurban psikolojisi.
Yani böyle sanki hayatımızda kendimize figüran muamelesi yapmamız.
Olaylar karşısında pasif edilgen kalışımız.
Kendi hayatımızda...
Borsa çökmüş. Enflasyon nirvana yapmış.
Alım gücünüz sıfıra yaklaşmış ve siz diyorsunuz ki dış güçler.
Onlardan dolayı oldu.
Bu budur yani. Sürekli bir serzeniştesiniz.
Sürekli başkalarını suçluyorsunuz.
O parmağınız hep başkalarını gösteriyor.
Olanlarda hiç kendi payınız yokmuş gibi davranıyorsunuz.
Annenizi suçluyorsunuz.
Babanızı suçluyorsunuz. Hep başkaları suçlu.
Bu hayatta her kötü şey sizi buluyor.
Hep bir mağduriyet hissi var.
Sürekli bir kaderini suçlama, insanları suçlama, asla kendinizi değil başkalarını.
Kısaca zavallı ben psikolojisi bu.
Kendine acıma, hayatta sorumluluk almamış, aşırı korumacı büyütülmüş kişilerin yaptığı şey genelde bu.
Tek başına bir şey yapamayan, hep böyle bir koltuk değneği arayan kendini, hep kurtarıcı bekleyenler.
Bu işte hani Cinderella masalı podcastı yapmıştık ya.
Cinderella masalının sindirellası gibi düşünün.
Bir de kurtarıcılar var arkadaşlar.
Bunu da konuşacağız ve zorbayı da konuşacağız.
Geçen hani demiştim ya bir arkadaşımla konuşuyorduk ve bana dedi ki ben artık hiç kimsenin kurtarıcısı olmak istemiyorum.
Hani kurtarıcı rolü oynamaktan yoruldum demişti.
Bir podcastta bahsetmiştim.
Aynısı sende de var bırak artık bunu dedi.
Düşündüm gerçekten haklı.
Sonra işte bana bu konuya podcast çekebilmem için öneri bir kitap gönderdi.
Yani bu bölümü onun sayesinde yaptım.
Diane Zimbrow'un Kurban Tuzağından Kurtulma kitabı.
Bugün anlatacaklarım yine bu işin uzmanlarının söylemleri olacak.
Umarım hangi rolde olduğumuzu görüp böyle bir silkelenip uyanırız ben de dahil.
Şimdi kurbanı anlattım zaten ara ara böyle geniş geniş açılımlar yapacağız az sonra.
Peki kurtarıcı ne?
Kurtarıcı... Kurban için üzüntü ve endişe duyan, onu o girdaptan böyle çekip almak isteyen kişi arkadaşlar.
Herkese yardım etmeye çalışan, zulmü durdurmaya çalışan kişi.
Süpermen, açılım ben onun acılarına son verecek kişiyim diyen kişi.
Ama o da aslında kendi sorunlarıyla başa çıkamamış ve başkalarına yardım ederek kendini rahatlatmaya çalışan kişi.
Benim annem mesela evin içi böyle yangın yeriyken hep böyle el aleme koşardı bahsetmişimdir belki.
Hala da öyle. Yani tam bir kurban.
Kurtarıcı pozisyonda ve artık kurtarıcı olmak istemiyorum dedi geçen gün.
Cinderella masanın prensi gibisin dedim anneme hatta.
Kurtarıcı neden kurtarıcı oluyor?
Çünkü ailesi ona çok fazla sorumluluk yüklüyor çocuğunun omuzlarına.
Kurban da tam tersiydi. Kurban da aile çocuğa hiçbir şekilde sorumluluk vermiyor ve aşırı korumacı bir şekilde büyütüyor.
Kurtarıcı da ise...
Aile çocuğunun omuzlarına öyle bir sorumluluk yüklüyor ki yani ebeveynine ebeveynlik yapanlar bu kategoride arkadaşlar.
Anne ve babanın tüm yükü o çocuğun üzerinde psikolojik yükler de dahil ve bu arada kurtarıcılar aslında diğer insanlar tarafından ihtiyaç duyulmak isterler.
Onların ona olan ihtiyaçlarıyla ayakta dururlar.
Onların kendine bağımlı olmasını istediği için onları bir şekilde kontrol etmeye çalışırlar.
Emer ve ben her help mi diyene koşuyorum diyenler, ben acaba kurtarıcı mıyım diyenler çıkacaktır şimdi aranızdan.
Yoksa yardımsever miyim?
Çünkü böyle bir ayrım yapmak durumundayız.
Eğer karşınızdaki insanın yapabilecek durumu, yapabilecek gücü ve imkanı varken yapmayıp sizden yardım istiyorsa ve siz bunu bile bile buna koşarsanız, Üstelik böyle
sizin hani tonla derdiniz varken derdiniz başınızdan aşkın siz başkalarına koşuyorsanız kendinizi ikinci plana atıyorsanız hatta aileniz de dahil buna yani el alemciyseniz öyle söyleyeyim
ve sizden talep edilmediği halde bile yardımı soyunuyorsanız insanlara sizden bir şey istenmiyor ona rağmen dur ben sana iş bakayım dur ben bunu hallederim dur şöyle yapayım.
Yani böyleyseniz eğer sizden yardım talep edilmediği halde yardımı soyunuyorsanız bence buradan ayırt edebilirsiniz.
diye düşünüyorum yani evinizin içi yangın yerirken siz el aleme koşuyorsanız siz çok güzel ve kurtarıcısınız diyebilirim bir de zorba var arkadaşlar bu drama üçgeninde suçlayıcı da deniliyor yer yer bu da
kurbanın üzerinde kontrol sağlayan öfkeli saldırgan suçlayıcı ve yargılayıcı kişi yani hani dedim ya en başta kurban Sindirella'nın ta kendisi demiştim.
Kurtarıcı, Sindirella masalındaki prens dedik.
Şimdi de Zorba'dan bahsediyorum.
Bu da tabii ki masalımızın kötü karakteri, kahramanı.
Kim? Üvey anne. Yani masalımızdaki, hayat masalımızdaki kötü kahramanlar Zorba'larımız arkadaşlar.
Zorba neden Zorba?
Çünkü kendi sorunlarıyla baş edemiyor ve bunları çözmekle çok başarısız.
O yüzden korkuları var.
İçinde yaşadığı korkular bunları öfke olarak yansıtıyor.
Uygularını ifade edemiyor. İnsanları suçluyor bu yüzden.
Kurban, kurtarıcı ve zorba.
Bunlar psikolojide karpman drama üçgeni olarak geçiyor.
Ve hayatımızın her alanında yaşadığımız insan ilişkilerimizde görülebilecek bir şey.
Ve bu üçgen şöyle işliyor arkadaşlar.
Zorba yani suçlayıcı kurban üzerinde bir otorite kuruyor.
Kurban zorbanın otoritesi karşısında çok yoğun bir efor sarf ediyor kendini tüketene kadar.
Kurtarıcı da kurbana bu şekilde destek vermeye çalışıyor, yardım etmeye çalışıyor.
Onu hani zorbadan kurtarmaya çalışıyor.
Bu roller değişebiliyor. Bunlar çok geçirgen.
Hatta bazen her şey yolunda bile gözükebilir bir ailede baktığınız zaman.
Böyle bir üçgen vardır ama her şey yolunda gözükür.
Neden? Çünkü kurban kendine bir koltuk değneği bulmuştur.
Hayatının sorumluluğunu bir başkasına yüklemiştir.
Oh demiştir arkasına yaslanmıştır.
Kurtarıcı da kahramanlık yapacağı o kurbanı bulmuştur.
Onun pozisyonunu bulmuştur.
Zorba da bir şekilde o öfkesini deşarj edebilecek bir şeyler bulmuştur.
Yani bu aileye dışarıdan baktığınızda Hani bir kız vardı ya bedenim sağ sağ ama ruhum.
Aynen öyle bir sağlık bu.
beklentilerini karşılamazsanız siz kurtarıcılara sesleniyorum ne olur biliyor musunuz?
O zaman o kurban sizi öyle bir suçlamaya başlar ki siz bir zamanlar kurtarıcısı olduğunuz bu kurban tarafından alaşağı edilirsiniz.
Neye uğradığınızı şaşırırsınız.
Ve siz böyle kendinizi savundukça o sizi daha da suçlar, daha da üstünüze gelir.
Eğer siz bir kurtarıcıysanız ve kahramanlıklar ettiğiniz, yardımlar ettiğiniz o kurban tarafından yeterince takdir görmediyseniz çünkü siz bunları bir yerde de takdir görmek için yapıyorsunuz.
Bu sefer siz o kurbanı suçlarsınız.
İşte ben sana şunu şunu yaptım da bunu aldım da işte şöyle koştum da yardım ettim bilmem ne bilmem ne.
Yani bu böyle kısır bir döngü bir oyun.
Ben bu oyunu bozarım demek lazım.
Bu da şey gibi oldu. Ben Tatar Ramazan.
Ben bu oyunu bozarım.
Keşke bir podcast ile çözebilsek.
O yüzden iyi ki canım psikologlar, psikiyatrlar iyi ki varsınız.
Bu kurban oyununu biz nasıl öğreniyoruz?
Tabii ki ailemizden öğreniyoruz en başta.
Diane Zimbrow diyor ki kurban oyunu çocuklara üç yolla öğretilir.
Peki ama nasıl?
Şöyle şimdi birinci yolu bizim...
Ailemizi doğrudan örnek almamız.
Biliyorsunuz çocuklar ne görüyorsa onun aynısını taklit ediyor.
O şekilde hayata geçiriyor. Eğer anne ya da babanız ya da her ikisi kurban pozisyonundaysa siz büyürken biz de zaten bununla büyüdüğümüz için bunu direkt öğreniyoruz.
İkinci yolu çocuk zaten ebeveyni tarafından direkt kurban pozisyonunda olması için programlanmış oluyor.
Üçüncü yoluysa kurban davranışı artık çocuğun böyle kimliğinin kalıcı bir parçası olana kadar ebeveyni tarafından destekleniyor.
Ne demek istiyorsun Merve?
Örnek ver. Şimdi şöyle mesela aşırı korumacı bir anneniz var.
Siz bir erkek çocuğusunuz diyelim.
Çocukluğunuza gidiyoruz. Kendinizi kurban gibi hissediyorsunuz.
Anneniz çok korumacı çünkü.
Kendi başınıza hareket etmek gibi bir imkanınız.
Yok. Sizin tüm sorumluluklarınızı sizin adınıza o üstlenmiş.
Ayakkabınıza kadar o bağlıyor.
Çantalarınızı o taşıyor. Sizin yapabileceğiniz şeylerin hepsini zaten anneniz babanız yapıyor.
Bir arkadaşınızla tartışıyorsunuz hemen devreye giriyor.
Sizi riske atacak şeyleri hep engelliyor.
Siz hiçbir şey görmeden yaşıyorsunuz.
Kendi hakkınızı savunamıyorsunuz.
Annenize babanıza koşup ağlıyorsunuz.
Çünkü onlar sizin buraya dikkat kurtarıcınız.
Belirli yaşa kadar zaten bu doğal ama sonra hani o kurtarıcı sonra doğal değil.
Bir yerde başımızın çaresine bakmamız gerekiyor değil mi?
Bu süreklilik arz ederse sıkıntı olabilir.
Yani o kurban rolü pekişirse sorun çıkabilir.
Tabii ki ağlayan bir çocuk annesine koşar ama bu hayatın ileriki safhalarında olmamalı.
Hani kendi hakkını kendi aramalı değil mi?
Şu an aklıma şey geldi.
Hani İbrahim Tatlıses'le Yıldız Silbe'nin bir atışması vardı ya son dönem yine gündeme geldi.
İbrahim Tatlıses diyor ya, beni dövdüler dediğinde seni dıt elinden aldım.
Hatırladınız mı? Yıldız Tilmi orada bir kurban pozisyonunda.
Tatlıses de kendini böyle bir kurtarıcı ilan etmiş fark ettiyseniz.
Böyle kendisine ihtiyaç duyulması hoşuna gitmiş.
Tipik bir kurtarıcı özelliğidir o.
Neyse işte aile içerisinde kurban olmayı öğrenen çocuk, okul hayatında da zalimleri kendisine çeken.
Bir mıknatısa dönüşüyor.
Peki ama neden?
Çünkü bu oyunu sürdürmesi gerekiyor.
Burası çok omelli. Her gün eve ağlayan böyle şişmiş gözlerle gelecek.
Anne bana bunu yaptılar bana şunu yaptılar diye ağlayacak.
Kurtarıcı annesinden o hep bildiği hep gördüğü o acıma duygusunu bekleyecek.
Annesi de onu işte acıdıkça her gün her gün acıdıkça o kurban rolündeki çocuğun o duyguları pekişecek pekişecek.
İyice oturmaya başlıyor bakın artık o kurban rolü.
Sonra bu olanları...
Baba görecek. Erkek dediğim böyle mi olur diyecek belki.
Hanım evladı mısın? Senin elin armut mu topluyordu?
Sana biri şiddet uygularken diyecek.
Sözel şiddet gösterecek belki o çocuğuna.
Belki fiziksel bilmiyorum çünkü baba burada zorba ölünde şu an anlattığım örnekte oğlunun böyle işte şımarık korkak bir hanım evladı olmasından korkacak babası bakın korku var burada o korku duygusunu
bastıracak zorba dikkat kabul etmeyecek bunu gizlemek isterken o korkularını bunu öfke ve şiddetle ifade edecek.
Bunu gören anne ne yapacak?
Daha fazla kurtarıcı pozisyonuna geçecek.
Sonra arkadaşlar aradan yıllar geçecek belki bu rolleri oynayarak bu aile.
Baba bir gün gelecek sizin durumunuza bakıp bakıp annenize diyecek ki Bunu sen bu hale getirdin.
Senin yüzünden bu çocuk böyle ezik oldu diyecek.
Ve sonra ne olacak? Roller değişecek.
Çünkü baba artık annenin karşısında.
Anneye bağırıyor. Anneden acısını çıkarıyor bir şeylerin.
Siz ne yapacaksınız? Siz az önce kurbandınız değil mi?
Şimdi siz annenizin kurtarıcısınız arkadaşlar.
Eminim aranızda bunu yaşayan çok kişi vardır.
Hatta şu an bu ben diyenler de vardır eminim.
İşte ailemizde böyle işte kurtarıcılar, zalimler.
büyüdüğümüz zaman. Bu hepimizin hayatında yok bu arada.
Bazı insanlar oldukça sağlıklı bir ailede büyüyor.
Ne mutsuz size ne kadar şanslısınız.
Yani bu tarz ailelerde büyüyenler ileriki hayatlarında bu çok iyi bildikleri sahneleri yaşayabilecekleri yerlere öyle kişilere çekiliyorlar.
Biz eğer kurbansak o ailede kurtarıcımızı arıyoruz arkadaşlar ilişkilerimizde.
Ama kurtarıcı ararken bir zalimin eline düşmeyeceğimiz ne malum değil mi?
Sonra Levent Yüksel'den zalim parçasını...
ses dinleyip ağlıyoruz.
Seyret perişan halimi.
Bende akşam olmakta.
Dostlar seyrenmiş.
Beyhude lafla vakit doğmakta.
Avarı oldum.
Serseri oldum. Terkidi yerde.
Zalım. Senin Allah'ın yok mu?
Ya Sezen Aksu ne şarkı yazmış ya çok seviyorum ben bu şarkıyı.
Bu podcast'ı da o zaman bu şarkının son satırı için çekiyorum arkadaşlar.
Hani diyor ya yağdı saçlarıma genç yaşımda lapa lapa kar.
Bunu dememek için zalimleri tanıyalım.
Bakın bir zalim var bir de zalim var.
O onun üst versiyonu.
Eğer bir kurbansanız sizi kurban edecek zorbaları ve sizi mağduriyetinizden kurtaracak olan kurtarıcıyı mıknatıs gibi kendinize çekiyorsunuz ve hiç farkında olmadan bunu yapıyorsunuz.
Ya da kurtarıcıysanız eğer gidip sürekli problemli insanlara çekiliyorsunuz.
Yaşandı arkadaşlar, tecrübe konuşuyor.
Merve biz de yaşadık ve hala yaşıyoruz.
Hayatımıza hep kurbanları zorbaları çekiyoruz diyenler ya da artık benim gibi böyle kurtarıcılıktan sıkılanlar.
Ben Tatar Ramazan ben bu oyunu bozarım diyorsanız ne yapacağız?
Tabii ki bir uzmandan bir psikologdan destek almamız en önemlisi.
Ya şimdi ben nasıl kendime gidip en uygun psikoloğu bulayım?
Yani kalkayım da terapiye gideyim öyle bir zamanım mı var Merve?
Dediniz duyuyorum.
Bir de bütçe meselesi var diyenler.
Bizim terapinimiz var artık bizim diyorum çünkü terapin uygulamasını o kadar çok sevdiniz ki harika geri dönüşler ve teşekkürler aldım.
İşte Merve senin sayende çok tatlı bir psikoloğum oldu diyenler kendimi çok iyi hissediyorum diyenler gerçekten çok sevindim bunun için.
Terapin biliyorsunuz ki online bir terapi platformu ve bu platformda 300'e yakın uzman klinik psikolog var.
6 farklı kategoride bizlere destek oluyorlar.
Çocuk, ergen, yetişkin psikolojisi, aile ve çiftçiler.
terapisi, cinsel terapi, sınav kaygısı artık ihtiyacınız neyse arkadaşlar daha önce hiç terapi almadım diyorsanız eğer Terapin uygulamasına girdiğinizde hemen girişte mini bir test var arkadaşlar.
O soruları cevapladıktan sonra sistem zaten size en uygun psikoloğu seçiyor.
Hemen onunla online bir randevu oluşturabiliyorsunuz.
Yani evinizin konforunda ne zaman isterseniz 7-24 online böyle çevrim içi psikologlar oluyor.
Gecenin yarısı bile hemen seans yapabiliyorsunuz.
Ne zaman ihtiyacınız varsa dediğim gibi artık geceleri o yorganı kafaya çekip ağlamak yok.
Yani kendinizi kötü hissettiğiniz an terapinde...
7-24 online çevrimiçi psikologlar bize destek olmak için bekliyorlar.
Ve terapindeki psikologlar kendi seans ücretlerini kendileri belirlediği için her bütçeye uygun geniş bir fiyat yelpazeleri var.
Bir de psikologların danışanlarının yorumlarına bakabilirsiniz arkadaşlar.
Kendinize en yakın hissettiğinizi o şekilde de seçebilirsiniz.
Kamera açmak zorunda mıyız Merve?
Hayır arkadaşlar kapalı kamera da kullanabiliyorsunuz.
Hatta anonim isimle de terapi alabilirsiniz ve görüşme bittikten sonra psikologunuzla mesajlaşabiliyorsunuz.
Uygulama üzerinden sınırsız ve bonus bize özel bir indirim koduyla geldim tabii ki.
İlk terapi seansınızı %20 indirimle almak için kodumuz OSB20.
Açıklamalara bir link bırakıyorum.
Sizler de terapinin uygulamasını bu link üzerinden detaylı olarak inceleyebilirsiniz.
Ne diyorduk bir mıknatıs gibi kurbanları, zorbaları neden hayatımıza çekiyoruz demiştik.
Dayan'ın şöyle bir sözü var buraya dikkat çok ömerli.
Diyor ki bilincinizde ne olup bittiğini hayatınıza çektiğiniz insanlara bakarak anlayabilirsiniz.
Hayatınızda eğer çok fazla kurban varsa bir kurtarıcı olduğunuza emin olabilirsiniz.
Eğer büyüdüğünüz ailede alkolik, bağımlı biri varsa veya işte ilgiye, bakıma muhtaç bir aile bireyi, belki yaşlı bir bireyi, belki engelli bir kardeşiniz olabilir ya da abiniz, böyle
bir bireyle yaşadıysanız, yani dikkatleri üzerine çeken biri ya da ilgilenilmesi gereken biri varsa sizin dışınızda o ailede, o zaman siz bu ailede ister istemez İkinci veya üçüncü plana atılırsınız.
Hatta bir süre sonra artık siz de kendinizi ikinci veya üçüncü sıraya koymaya başlarsınız.
Neden? Çünkü sizin de o özel ilgiye muhtaç olan ya da alkolik olan aile bireyinizle ilgilenmeniz gerekecektir.
Dikkatinizi ona vermeniz gerekecektir.
Sonra büyüyünce bir bakarsınız arkadaşlar.
kurtarıcı olmuşsunuz. Eğer alkolik bir anne babanız varsa herkes o ailedeki o alkolüye karşı çok hassas, çok duyarlı davranmak durumundadır ve o ailedeki herkes için o alkolü bir sorun teşkil
eder. Yani onun tepesi atmasın.
Aman kavga çıkmasın Ali Rıza Bey ağzımızın tadı bozulmasın diye her şeyi alttan alırsınız.
Daha küçücük bir çocukken bunu öğrenirsiniz.
O krizi yönetmeye daha küçücük yaşlarda başlarsınız.
Neden? Çünkü zorundasınızdır.
Aksi takdirde bir şekilde aile bireylerinden biri zarar görebilir.
Annenizi korumaya çalışıyor olabilirsiniz ya da kardeşleriniz.
Bu arada illa alkolik olmasa bile hani alkolik gibi davranan biri de olabilir.
Hani zorbadan bahsediyorum.
Babanız çok şiddete meyilidir.
Annenize şiddet... uyguluyordur gibi gibi yani böyle düşünün.
Yani siz duygusal ya da fiziksel bir zarar görmemek için o alkoliyi hep alttan alırsınız.
Sizin duygusal ihtiyaçlarınız göz ardı edilir.
Öncelik hep o alkoliktir ya da bakıma muhtaç biri vardır evinizde işte Alzheimer bir aile bireyi olabilir zihinsel engelli bir kardeş dediğim gibi.
Sonra yetişkin olursunuz ve sürekli kriz çıkma ihtimali olan her şeyi düşünmek zorunda kalacağınız çok fazla sorumlu hissettiğiniz o ilişkiler içerisinde bulursunuz kendinizi.
Babanız eğer bir alkolikse zaten tanıdığınız zaten bildiğiniz o örüntüye yeniden koşarsınız, dönersiniz.
Bunu hiç bilmeden yapıyoruz arkadaşlar.
İnsanlar hayatlarında daha önce deneyimledikleri örüntüleri tekrar yaratmaya eğilimlidirler ve bence şu an çoğunuz bu dediğimi eliniz ağzınızda şaşkın bir ifadeyle dinliyorsunuz.
Şimdi evlendiğiniz adamlara, kadınlara bakın, sevdiğiniz insanları düşünün bu dediklerimden sonra.
Eğer kaoslu bir ailede büyüdüyseniz siz zaten o kaosa bağımlı hale geliyorsunuz.
Çünkü artık tanıdığınız örüntü bu ve bu tanıdığınız örüntüyü yani o kaosu hayatınıza çekiyorsunuz.
Çok yolunda giden sakin bir ilişki bulduğunuz zaman canınız sıkılıyor çünkü siz kaosa alışkınsınız.
Hep bir sonraki o kötü olayın ne zaman olacağını...
Onların senaryosunu yaşıyorsunuz.
Çok güzel ilişkiniz var.
İlişkiyi bozuyorsunuz ya.
Bu kadar iyi olamaz ya diye ilişkinizi bozuyorsunuz.
Çünkü dediğim gibi kaosa alışmış bünye.
Ya da diyorsunuz ki biz kesin ayrılırız ya.
Bu adam bu kadar iyi olamaz bu kadın.
Böyle bir kafaya giriyorsunuz. Hep bir korku, hep bir endişe.
Her şey iyi giderken bile korkunç, dehşet bir kaygı, huzurlu, sakin anların bile tadını çıkaramıyoruz.
Çünkü neden? Hep kötüyü bekliyoruz.
Hayatımızda bu var. Kötüyü bekleme, kötü senaryolar.
Tıpkı o ailedeki o alkoliğin huzurlu bir akşamı mahvettiği, o berbat ettiği günler gibi değil mi bu söylediklerim?
Ve böyle ailelerde, büyüyenlerde ne oluyor biliyor musunuz?
Yakınlık korkusu oluyor. Çünkü yakın ilişki kurdukları tek an o...
O kavga anıydı.
O evde o kaos ve kavga anında yakınlaşılıyordu.
Gerçek samimiyet diye bir şey yoktu.
O yüzden yetişkin olduğumuz zaman kavga ve kaos dışında yakınlık kurmayı bilmiyoruz arkadaşlar.
Böyle ailede büyüyenleri söylüyorum.
Ya da işte o adamları o kadınları hayatlarımıza çekiyoruz.
Kaos yaratacak kadınları adamları.
Ya da dediğim gibi düzgün bir ilişki bulduğumuz zaman aa diyoruz kaos yok olması gerekiyor.
Kötü senaryolar yazıyoruz.
O işi mahvediyoruz ilişkimize.
Yakınlık hissini canını yakan bir şey.
gibi algılayanlar da var. Hep bu yaşadıklarından dolayı.
Bir de böyle bir ailede ne var biliyor musunuz?
Belirsizlik var. Kimse o akşam ne yaşanacağını bilmiyor.
Yani arkadaşımı eve getireyim dersiniz.
Korkarsınız. Ya yine annem intihar etmeye kalkarsa ya da işte babam yine içip içip bir yerlerde sızmışsa ya da işte Alzheimer babaannem sokağa çıkıp kaybolduysa.
Yani o ailedeki ilgi özel olarak kimdeyse siz bunu daha iyi bilirsiniz arkadaşlar.
İşlevsiz bir aile dinaminden bahsediyorum ve çatışmalar hep çocuklar Özümsüz kalır.
Akşam evde 3.
Dünya Savaşı çıkar. Polisler gelir camlar kırılır sabah kahvaltısında hiçbir şey olmamış gibi davranırlar.
Süt liman çocuk der ki ne oluyor ya çocuğun kafası karışır.
Çocuk duygularını bastırır ve ilerideki o kompülsif davranışların sebebi de bazen bu olabiliyormuş.
Çok fazla yiyerek çocuklar duygularını bastırmaya çalışırlar.
İşte boğazdan mideye bastırmak bu en yaygını.
Kilo sorunu olanlar buraya dikkat.
Çocuk üzüldüğü zaman hayal kırıklığına uğradığında korktuğu zaman böyle bir aile ortamında tıka basa yiyor olabilir.
Bu şekilde kendini uyuşturuyor çocuklar.
Neden? Çünkü duygularıyla bağını koparma yolu bu.
Yemek yemek, uyuşmak istiyor.
Yani bağımlılık davranışlarımızın temelinde bunlar olabiliyor.
Küçükken evet yemekle bastırıyoruz belki ama ileride niye dönüşüyor bu?
Belki alkol, belki uyuşturucu bağımlılığı da olabiliyor.
O duyguları hayatımız boyunca bastırmanın bir yolunu arıyoruz.
İşte terapiler bu yüzden var zaten.
Bir de o çocuktan ailede olan ailede kalır.
Dışarıya belli etme.
Bu deniyor değil mi? Maske takması isteniyor.
Rol yapması isteniyor.
Hani kendileri sabah kalkıp rol yapıyorlar her şey süt liman.
Çocuktan da bunu bekliyorlar.
E çocuğun içinde fırtınalar kopuyor abi.
Dışarıya çocuk sahte bir benlik yaratıyor.
Bir maske takıyor. Çocuk daha ya.
Bu kadar hissi bastırmanın yolu ne olacak yani?
O çocuk alkol alacak hali yok.
Ne yapıyor? Yiyor o da. Bağımlılıkla neticelenebiliyor işte böyle şeyler.
Kurtarıcıyım ben Merve ya.
Dediyseniz şu an kurtarıcının içinde de kurban bilinci var arkadaşlar.
Kurtarıcı, ailenin sorunlarını çözmenin kendi sorumluluğu olduğunu düşünen o küçük çocuk, az önce anlattığım çocuk.
Etrafındaki herkese bakıyor, yardımına koşuyor.
Neden bunu yapıyor? Çünkü sen kendini kurban gibi hissetmemek için bir başka kurbanı kurtarmaya çalışıyorsun.
Olay bu. Gidiyorsun, hep kendinden böyle biraz daha güçsüz, daha böyle yardıma muhtaç insanları buluyorsun.
İşte eş bağımlılık dediğimiz şey de böyle gelişiyor.
Eş bağımlılık da şu demek, belki duymuşsunuzdur.
Benim kendi istek ve ihtiyaçlarım var ya hayatta hepimizin istek ve ihtiyaçları var.
Bunları ben ortadan kaldırıyorum.
Bir bağımlı olarak karşımdaki insanın istek ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum.
Niye? Ben manyak mıyım?
Neden toksik ilişkimi ısrarla devam ettiriyorum?
Neden bizi böyle leş gibi hissettiren insanlarla o yola devam ediyoruz?
Hiç merak ettiniz mi? İşte sebeplerinden biri de bu arkadaşlar.
Ben onu düzeltirim umudu.
Niye böyle bir umut gidiyoruz? Hayatımızı o kişiye göre şekillendiriyoruz.
Seviyorum işte diyoruz.
Fedakarlık yapıyorum diyorsunuz.
Fedakarlık da aslında adı üstünde feda, kar.
Feda ederek bir şeylerinizi kar elde etmeye çalışıyorsunuz.
O kişi için hayatınızı değiştirmeniz, hep önceliğinizin o kişi olması, ne olursa olsun o ilişkide kesin benim yüzümden oldu ya diyorsanız eğer ya da her olan biteni benim yüzümden oldu, benim
eksikliğimden, benim hatalarımdan dolayı beni aldattı.
diyorsanız mesela. Hep o kişiyi haklı çıkarmaya çalışırmış gibi bahaneler arıyorsanız.
Neden böyle yapıyoruz hiç düşündünüz mü?
Çünkü biz kurtarıcıyız.
Bu kadar basit. Biz bir kurtarıcı olarak bu ilişkide değer görmeyi bekliyoruz.
Merve, benim babam alkolikti ve şu an böyle bir adamla beraberim ya da kadınla diyenler işte anneniz de alkolik olabilir.
Siz aslında çocukken gücünüzün yetmediği, değiştiremediğiniz o ana babayı değiştirmek için girdiğiniz o ilişkiye belki bunu hiç düşündünüz mü?
Ya da tanıdığınız, bildiğiniz şeyi sürdürmek için hayatınız boyunca yaşadığınız, deneyimlediğiniz şeyi...
O oyunu sürdürmek için o ilişkiye girmiş olabilirsiniz.
Çünkü kaosdan başka bir şey görmemişsiniz ki o evde.
Yine kaosta devam etmek istiyorsunuz hayatınıza.
Bu çok normal. O sizin konfor alanınız.
Bunu bilmeden yapıyoruz. İşte kurban ve kurtarıcı böyle eş bağımlı hale geliyor arkadaşlar.
Kurtarıcı kurbanı düzeltmeye çalışıyor.
Bir umudu var. Kurban da kendini böyle daha çaresiz hissediyor kurtarıcısına karşı.
Ve gitgide ne oluyor biliyor musunuz?
Daha da içerliyor ve yani ona karşı bir mahcubiyet de var içerisinde.
Bir öfke oluşuyor ve sonunda ne oluyor?
Bir zorbaya dönüşüyor.
Bir zalime dönüşüyor. Bakın kurban.
Bir zorbaya zalime dönüşüyor.
Ama zorba dediğimiz insan aslında temelde kurban gördüğünüz gibi.
O bastırmış olduğu duygularını o suçluluğunu şiddetle ve öfkeyle size geri püskürtüyor.
Peki bu nasıl bir zorbalık Merve?
Fiziksel olabilir, duygusal, cinsel olabilir, maddiyatını esirgeyebilir sizden.
Sözlü bir şiddet, belki hayatınızda duymadığınız hakaretler, tehditler, iftiralar olabilir.
Size kendinizi suçlu hissettirmeye çalışabilir.
Büyütüp beslediğiniz o yılanın günün birinde sizi sokacağınızı tabii ki düşünmemiştiniz.
Çocukken hiç kimse tarafından sevilmediğini düşünen o kurban rolündeki çocuklar da ileride zorbaya dönüşebiliyor arkadaşlar.
Çünkü o kurban duygusunun çaresizliğinden kaçması gerekiyor.
O yüzden zorba olmayı seçebiliyor.
Şimdi size soruyorum.
Hayatınızda çok fazla kurban oldu mu arkadaşlar?
Eğer olduysa siz kurtarıcının ta kendisisiniz.
Geçen gün bir arkadaşım bana dedi ki bu kurtarıcı rolüm için.
Çünkü insanlar batan bir gemiyle gelip Senin teknene binmek istiyorlar Merve dedi.
Çok doğru bence imza kaşı mühür.
Kurbanlar arkadaşlar kendilerini çaresiz ve kontrolsüz hissettikçe bir bağımlılık batağına düşebiliyor olabilir dedim.
Tekrar ediyorum kurbanlar kendilerini çaresiz ve kontrolsüz hissettikçe bağımlılık batağına düşebiliyor dedim arkadaşlar.
Aa ben alkolik değilim tamam.
Demeyin arkadaşlar neyde ifrata kaçtığınıza bakın hayatınızda belki seks yapmadan duramıyorsunuz seks bağımlısı da olabilirsiniz illa alkol diye görmeyin sigara olur alkol olur kumar olur belki yeme bağımlısısınız belki
alışveriş bağımlısısınız hayatın kontrolünü kaybedenler Alışkanlıklarının da kontrolünü kaybediyor bir noktadan sonra.
Sadece bağımlılar değil komplesif davranışlı olanlar da bir şekilde o kontrolü elinden kaçırmış olabiliyor.
Mesela seks bağımlıları aynı uyuşturucu bağımlıları gibi.
Aslında kendi duygularını örtmek istiyor orada.
Onlardan kaçmak istiyor, saklanmak istiyor.
Kendini orgazm olarak uyuşturmak istiyor.
Yani ne ile kendinizi uyuşturduğunuza bir bakın.
Ne ile ifrata kaçtığınıza dediğim gibi.
John Bradshaw'un bir bağımlılık tanımı var çok hoşuma gitti diyor ki başta sizi mutluluktan havalara uçuran ama sonra kendinizi bağımlı, kontrolden çıkmış ve çaresiz hissetmeye götüren
duygu durum değiştirici olay, deneyim, ilişki ya da madde davranışın amacı duygulardan Kaçmaktır demiş bağımlılık tanımı bu.
Komplisif davranış dedim bir de ona da örnek vermek istiyorum.
Mesela hipokondri arkadaşlar hastalık hastası olabilirsiniz ya da belki işkolik olabilirsiniz.
Bir kurban aslında şuna benziyor.
Kar fırtınasında donan bir adamın paltosuna sarılması gibi arkadaşlar.
Kurbanlar kendilerini yaralayan şeylere tutunarak beslenirler.
Şimdi bu kurbanı biraz daha açmak istiyorum detaylandırmak istiyorum.
Şöyle. Hedefinize ulaşmadan pes eder misiniz arkadaşlar?
Bunun bir cevabını verelim.
İşte okulu yarın bırakabilirsiniz mesela.
Ya da atıyorum yarın çok önemli bir görüşmeniz var.
Ve o akşam böyle zil zuruna sarhoş olacak kadar içer misiniz?
Kendinizi kaybetmeye hazır mısınız sürekli?
Böyle kendi kendinizin düşmanı gibi misiniz?
Yani kendi kendinizi sabote ettiğinizi fark ediyor musunuz zaman zaman?
Sizi yenilgiye uğratan kişinin aslında kendiniz olduğunuzu.
Psijemiz bazen kurban kişiliğimiz için hastalık bile yaratabiliyormuş.
Mesela çok önemli bir sınava gireceksiniz.
Bir anda başınız ağrımaya başlıyor.
Sınavlarınızın iyi geçmemesi için bahane hazırlanıyor aslında orada.
Ya da işte alerjiniz tutuyor falan.
Yani mutlaka başınıza bir şeyler geliyor.
Ya da sürekli geç kalacak bir durum oluşturuyorsunuz kendinize.
Ay hep geç kalıyorum ya.
Hay aksi. Her zaman bahanelerim var.
Ben sürekli geç kalıyorum ve sana diyorum ki.
Ya sen de hep erken geliyorsun ya bakın buraya dikkat suçu kime attım arkadaşlar size attım değil mi çünkü bir kurban daima Karşı tarafı suçlar kendini değil.
Kurtarıcı tam tersi.
Ay kesin benim yüzümden oldu.
Hayatınızda güç sizde olmazsa hayatınızda kötü giden şeyler için kimi suçlarsınız?
Milleti suçlarsınız değil mi?
İşte bir kurbanın mantığı bu şekilde çalışıyor.
Ya da sürekli sen olmasaydın yavrum ben şunu şunu yapardım.
Belki aya çıkardım diyen analarımız babalarımız.
Bütün kurbanlar aslında zayıf görünmez arkadaşlar.
Dışarıdan çok güçlü görünmeye çalışanlar da vardır.
Böyle bir bakarsınız işte doktordur, iş adamıdır.
Ne şanlı ne şöhretli insanlardır.
Yani şey diye düşünmeyin kurban böyle çok ezik bir profil çiziyor.
Hiç alakası yok. Bunun statüsü yok arkadaşlar.
Çok güzel kendilerini kamufle edebilirler.
Hani bazen böyle kazık kadar olmuş insanlar hala annesini babasını suçlar.
Hani öyle insanlar vardır. Sürekli işte annem bana bunu yapmıştı, babam da bunu yapmıştı.
Yani bir kurbanı dinlerken aslında şey dersiniz.
Ya ne kadar kötü talihli biriymiş.
Hiç bu kadar kötü talihli biri görmemiştim.
Ay bütün şanssızlıklar da onun başına gelmiş dersiniz.
Hayatta bütün aksilikler onu bulmuştur.
Ne biçim anası varmış, ne biçim babası varmış.
Nasıl bir aileye doğmuş. sevgililerinin hepsi çok kötüymüş.
Hep kazık yemiş. Girdiği işlerde aslında çok iyi bir çalışanmış ama ona kötülük yapmışlar.
O aslında çok iyi çalışıyormuş.
Hiç hak etmediği muamelelerle karşılaşmış hayatı boyunca.
Bir de arkadaşlar ellerinden bunu alsanız ne bileyim kötü anası babası var ya sürekli suçladığı kendilerini daha kötü hissederler.
Çünkü ne olacak? Kurban olmayı kaybedecekler.
Yani aile düzelse ne kalacak elinde?
Hiçbir şey. Ve kurban hisseden kişiler sokak hayvanları Karşılarına karşı daha duyarlı olabiliyorlarmış arkadaşlar.
Özellikle de işte yaralı kimsesiz sokak hayvanları terk edilmiş olabilir.
Çünkü onları kendilerine yakın hissediyorlarmış.
Onları kurtarmak isteyebiliyorlarmış.
Bir de kurbanlara böyle yakından baktığınız zaman hayatlarında şunu görürsünüz.
Kendi kendilerine engeller yaratırlar.
Sonra da bu engelleri nasıl zorluklarla aştıklarını böyle ballandıra ballandıra anlatırlar size.
Bir de dediğim gibi kurbanlar acıma duygusunu sevgi olarak algılayabiliyorlar.
Ve dillerinden düşmeyen bir kelime özellikle de çocukken kimse beni sevmiyor bu cümledir.
Ve maalesef intihara meyilli olabilirler ama ölmek için değil kurtarılmak için.
Şimdi kurtarıcıları detaylandıracak olursak eğer sorunlu bir çiftin çocuğuysanız işte anne ve babanız sizi büyütürken işte evliliğini kurtarmak için sizi yaptıysa ya da işte öncesinde sizi yaptıysa veya
sizden dolayı sizi bahane ederek ayrılmamışlarsa ve siz o evlilikte hep böyle bir ara bulucu pozisyonundaysanız kurtarıcı olmanız çok normal.
Kurtarıcılar kendilerini suçlu hissedenlerdir arkadaşlar.
Kurbanla farkı budur.
Kurban başkalarının suçlar, anasını babasını bilmem kimi suçlar.
Kurtarıcı da hep kendisini suçlar.
Artık kendimizi suçlamayı bırakalım diye bu bölümü çekiyorum.
İtiraf.com Şu an kendimi babam ve oğlum filminde hani Çetin Tekindor'un böyle yakasını bağrını yırttığı bir sahne vardı.
Benim yüzümden. Benim yüzümden diye tarlaya koştuğu sahne geldi aklıma.
Ben de o sahnedeki Hümeyra.
Aç bakayım kollarını Hüseyin Efendi.
Bu podcast'ta yetkin dikinciler bence.
Hüseyin Efendi'yi yani kurtarıcıyı yıkıp geçecek umarım.
Bu arada o sahnede çok ağlamıştım ya.
Nasıl bir oyunculuktu. Sinema tarihimizin en can alıcı sahnelerinden biriydi bence.
Yine burnumun direği sızladı.
Duraydım burada açaydım kollarımı.
Bunu demeyi bırakalım artık ya.
Gelin bir sarılalım arkadaşlar.
Kurtarıcılar herkes ona muhtaç olsun diye ailedekileri kurtarır, ortalığı yatıştırır.
Bu yüzden de genelde ailede ikili oynarlar.
Herkese duymak istedikleri şeyleri söylerler.
İşte öfkeyi başka yere çevirmeye çalışırlar.
Kimse kızmasın diye çabalarlar.
Evde kavga çıkmasın diye uğraşırlar.
Ortalık yatıştırıcı kişidir.
İşte alkolik ailelerde her zaman göreve hazır olan kişidir kurtarıcılar.
Alkolik ailelerde kurban rolünü bir türevi oynanır arkadaşlar.
Arkadaşlar ailede baba sıklıkla alkoliktir.
Yani kurban ve zorbadır.
Artık kim alkolikse o ailede.
Ben baba dedim ama siz daha iyi bilirsiniz.
Anne babaya yardım etmeye çalışır.
Ama aslında onun içki içmesini kolaylaştırır anne.
Onun açıklarını kapatır.
Ona içki parası bile verebilir.
Ve çocuklara hiçbir şey yokmuş gibi davranır.
Hani böyle aa her şey süt liman gibi.
Ama anne babanın tepesi atmasın diye sürekli tetiktedir.
Bunu hissedersiniz. Yani onun için ortalığı yatıştırır ailedeki.
İşte anne orada bir kurtarıcı pozisyonu.
Buna duygusal kurtarıcılık diyoruz bu annenin yaptığını.
Alkolik içmeye başladığı zaman genellikle bu kurtarıcı yani anneyi suçlar.
Sonra çocuklar annesini kurtarmaya çalışır.
Araya girer ve derken onlar da kurtarıcı olur.
İşte bu döngü böyle arkadaşlar nesilden nesile aktarılıyor bir şekilde.
O zaman size şunu sorayım.
Sizi aileniz mi büyüttü yoksa hayır abi ben kendi kendimi büyüttüm mü diyorsunuz?
Ben anneme babama annelik babalık yaptım mı diyorsunuz?
Sizinle yeterince ilgili... Elendiler mi yoksa ihmal mi edildiğinizi düşünüyorsunuz?
Hatta şu soruyu da sorayım. Birilerinden kolayca...
Yardım isteyebilir misiniz arkadaşlar yakınlarınızdan?
Ben hayatım boyunca hiç kimseden bırakın yardımı yani borç bile istememişimdir bunu fark ettim.
Kolayca yardım isteyemediğimi fark ettim.
Hep böyle kendim hallederim bir şekilde derim.
En yakınımdan bile çekinirim öyle söyleyeyim annemden bile yardım istemeye çekinirim.
Hatta en yakın arkadaşlarım da biri de aynı şekilde benim gibi kurtarıcı rolünde.
O yüzden böyle zor zamanlarında bile çoğu şeyi böyle hiç kimseye yardım talebinde bulunmadan kendi kendine halletti.
O yükü tek başına sırtlandığını anladım.
Neden? Çünkü ikimiz de kurtarıcı pozisyondayız.
Diyorum ki niye söylemedin?
Sen niye söylemedin? Çünkü aynı şeyleri yaşıyoruz.
Hatta annemin de böyle olduğunu fark ettim.
Hatta bu sabah ona dedim ki anne bizi büyütürken hep şunu duyduğumu hatırlıyorum senden.
Kimseye gebe kalmak istemiyorum.
Yani bu sözle büyüdüm ben.
O yüzden de kafamda bu oturmuş.
Kimseden yardım istememeliyim.
Çünkü annem de istemiyor. Ben bu sözleri duyarak büyüdüm ve annemde de zaten alma verme dengesi yoktu.
Hep böyle kontrolsüzce verir fedakarlık yapardı ve hiçbir şekilde almazdı.
E şimdi pişman ama neye yarar yani yıllardan sonra.
Ama yani yine böyle bir durum oluşsa bence yine yapamaz.
Çünkü o kadar alışmış ki böyle birilerine koşmaya hep böyle verici olmaya o yüzden boşluğa düşer.
Hatta işte anneannemle dedem artık böyle yaşlılıktan hastalanmışlardı.
O zaman annem hep onlara koşmuştu yani sürekli gidip geliyordu böyle şehirler arası.
Bu arada beş kardeşler ama hep annem koşuyordu ve benim sınav dönemimdi böyle bizi bayağı ihmal etmişti.
Bunu da sürekli başına kakıyorum anne sınav dönemimdi falan diye böyle.
Artık alıştı yani. Sonra neyse işte anneannemle dedem vefat ettikten sonra anne büyük bir boşluğa düştü.
Ama yaz kaynaklı bir boşluk değil bu.
Hani o en baştaydı yaz süreci.
Sonra şunu fark ettim ki annem aslında kurtarıcı rolünü kaybetti arkadaşlar.
Hani artık kendi hayatına, kendi ailesine ve kendi sorunlarına bakması, içine dönmesi gerekiyordu.
Ve çok zorlandı tabii ki.
Şimdi söylüyorum diyor ki haklısın Merve.
Ve tüm hayatını böyle başkalarının dertlerine koşarak geçirdi.
Hep bunu söyler pişmanım der.
Tabii ki de kimse anneme...
Merak etme ödül vermedi alkışlanmadı teşekkür bile etmediler.
Hatta bu kurtarıcı rolünden sıyrıldığı zaman hakaretler bile duydu.
Etrafında hiç insan kalmadı pardon kurban kalmadı.
O kurbanların ona olan ilgisini işte ne bileyim muhtaçlığını annem sevgi olarak adetti.
Halbuki çıkardı o ilişki tamamen menfa etti.
Bir de işte anneme geçen sabah dedim ki niye dedim ya hayatımızda olan biten her şeyden kendini sorumlu tutuyorsun.
Yani israfil suru üflese kıyamet kopsa annem der ki ben israfile bir şey dedim kesin o yüzden o suru üfledi yoksa üflemeyecekti.
Her şey ondan sorumlu.
Diyorum ki sen diyorum kurtarıcısın hani bu podcastta önce anneme zaten anlattım.
Anne dedim sen böylesin böylesin doğru diyor doğru söylüyorsun.
Şimdi biraz da zorbadan bahsedelim arkadaşlar.
Kurban aslında kurbanın kendini böyle diğerlerinden aşağıda çaresiz kontrolden çıkmış hissettiği için sağa sola saldıran yönüne zorba diyoruz.
Zorba bu korkuyu öfkeye çevirmiş kişidir.
Kendi sorunları yüzünden herkesi ve her şeyi suçlar ama bunu öfkeyle yapar kurban gibi değil.
O kadar çaresiz hissetmesinin nedeni ise sürekli kendi gücünden bir şeyler veriyor olmasıdır.
Kendi sorumluluğunu kendi üstleneceğine başkasına yükler.
Sonra da istismar edildiğini düşünerek etrafına saldırır.
Yani istismar edilmek veya işte kurban yerine konmak aslında tam olarak onun diğer insanlara yaptığı şeydir.
Ve kendisine bunu yapmaları için diğer insanları bilinçaltında teşvik eder.
Çok açık olarak anlaşılmaz ama başkalarına ona nasıl davranacağını aslında o öğretir.
Çoğunlukla zorbalar çocukken kurban rolünde olan kişilerdir ve o ailede bir yetişkin veya işte daha büyük bir kardeş tarafından zorbalığa maruz kalmış olan kişidir.
Öfke ve kızgınlığını kendinden zayıf olanlardan çıkarma tekniğini öğrenmiştir.
Aslında zayıf birinin kendini güçlü hissetme yolu diyebiliriz zorbalar için.
Mesela öfkesini çocuklarından çıkaran, kendi gücünü kanıtlamaya çalışan bir ebeveyn buna örnek olabilir.
Ya da hayatında böyle pasif gördüğü insanları çekip ondan sonra onlara zorbalık eden insanlar olabilir.
Ve zorba kişiliklerin çoğu genelde böyle hakimiyet kuracakları işte kanun uygulayarak belki zorbalık yapacakları işlerden para kazanmayı seçerler.
Parantez içinde kurtarıcıların çoğu ise yaşam koçu, psikolog, terapist gibi bu tarz mesleklere yönelirler.
Hani insanlara şifa vermek adına bir kurtarıcı misyonu var orada yine.
Zorbalarsa işte polis olabilir, askerlik olabilir.
Genelleme yapmayalım, yönelebilir diyorum.
Örnek ver Merve.
Hemen veriyorum. Mesela terapiye gelen bir çift var.
Onları anlatayım size. Böyle tam kafamızda otursun.
Bu kurban kurtarıcı zorba neymiş?
Terry ve Merlin çifti arkadaşlar.
Terry uzun senelerdir polislik yapıyor.
Çok maço. o bir adam zorba kişilik böyle dışarıdan gördüğünüz zaman güçlü bir karakter boyun eğmez böyle baktığınız zaman öyle bir tip ama yakından tanıdığınız zaman aslında altında böyle çok çaresiz kurban
bir çocuk var ve Terry kadınlara bağımlı olan bir kurban çünkü annesi onu yıllarca böyle suçlu hissettirerek kendi kontrolü altında tutmayı başarmış hani şöyle anneler vardır ya senin için saçımı süpürge
ettim hayatımı feda ettim acılar çektim o babana katlandım diyen annelerden biri Kendini borçlu hissettiriyor karşı tarafa.
Bu şekilde de Terry'i yetişkin hayatının neredeyse tamamında kendisine bağımlı kılıyor annesi.
Terry ve annesi zorba bir babadan çekmişler.
İşte babası eleştirel, baskıcı, bazen şiddet uygulayan bir baba ve eş.
O yüzden ana oğul sürekli böyle tetiktelermiş.
Yani kendilerini korumaya çalışmışlar zorba babadan.
Terry çoğunlukla annesinin kurtarıcısı olmaya çalışıyor arkadaşlar.
Ama babası artık ona yöneldiği zaman.
kendini kurban pozisyonunda buluyor yani babasının şiddete ona yöneldiği zaman babasından o kadar nefret etmesine rağmen yine o zorbanın rolünü üstleniyor kendisi zorba oluyor bakın o kurbandı zorbaya
dönüştü teri Küçükken okulun zorbası teri oluyor ve büyüyünce de bay kendini beğenmiş oluyor.
Maço rolü yüzünden kadınlar teriye oldukça ilgi duyuyorlar.
İşte onun çok güçlü biri olduğunu düşünüyorlar.
Çok güvenilir biri olduğunu falan düşünüyorlar.
Ve kurban kadınların teriye çekilme sebebi de tam olarak bu.
Çünkü tıpkı annesine yaptığı gibi hayattaki misyonu kurtarıcılık arkadaşlar.
O yüzden kurbanları ağına düşürmeyi başarıyor.
Zorba kişiliğini göstermiyor.
Ne zaman o zorba kişiliğini gösterirse tabii ki de sorun çıkıyor.
Terry ile Merlin ilk tanıştığı dönem zaten kurban üçgenine yoğun bir şekilde saplanmış kalmışlar.
Şimdi şöyle o sıralar yani ilk tanıştıkları zamanlar Terry ilk eşinden boşanmış bir enkaz halinde ihanete uğramış.
Gidecek bir yeri yok, evi yok.
Merlin de ona kurtarıcılık yapıyor.
Gel diyor bizim evde kal diyor.
İşte sevgisini veriyor, çamaşırlarını yıkıyor.
Günlerce onun için bir daire arıyor.
Neden? Çünkü Merlin bir kurtarıcı arkadaşlar.
Kurtarıcıların en büyük ihtiyacı...
ihtiyaç duyulmak ve Merlin zafer duygusu yaşıyor.
Terry artık onun bir prensi, beyaz atlı bir prens derken işte aşık oluyorlar, evleniyorlar ve Merlin'in misyonu evlenince otomatikman tamamlanıyor.
Hani kurtarıcı misyonu tamamlanıyor ve var olma sebebi aniden yok oluyor ve roller burada değişmeye başlıyor.
Terry'nin artık ona ihtiyacı kalmıyor.
Ve bunun kalmadığını hissedince Merlin kurtarıcı rolünden kurbana geçiş yapıyor.
Hani dedim ya geçişler oluyor diye.
Ve Terry gece yarılarına kadar çalışıyor.
Evde olmuyor. Merlin gitgide Terry'den uzaklaşıyor.
Ve Terry kendini böyle terk edilmiş hissetmeye başlıyor.
Ve o duygunun ağırlığıyla bakın bir duygu var içerisinde öfke var.
Bunların ağırlığıyla bunları ifade edemiyor.
Zorba rolüne geçiş yapıyor.
Terry ona zorbalık yaptıkça artık yatak odasında da Merlin ondan uzaklaşmaya başlıyor.
Ve Terry öfkesini artık Merlin'in çocuklarından çıkarmaya başlıyor.
Onlara hakaretler ediyor. Buradaki nüans şu.
Zorbanın dışarıdan görünen o sert yüzünün altında bir kurban yatıyor arkadaşlar.
Ve kurtarıcının dışarıdan görünen ben her şeyi hallederim halinin altında da bir kurban yatıyor.
Bu roller başkalarının zayıflığından güç almak için yapılan teşebbüsler arkadaşlar.
Bu üçgendeki herkes başkalarının zayıflığından simbiyotik bir şekilde besleniyor gördüğünüz gibi.
Terry kendisini boğan o zayıflık duygusundan kaçabilmek için zorbalık yapıyor bir güç arayışına giriyor.
Şimdi burada bir parantez açayım.
Hani en başta şey dedim ya kurban rolünde olan bir çocuk işte eve geldiği zaman okulda işte ona nasıl zorbalıklar yapıldığını anlatıp gider annesine ağlar demiştim.
Ebeveynlerinden onu kurtarmasını bekler demiştim ya.
Zorba ise okuldan eve geldiği zaman Okuldaki çocukları nasıl dövdüğünü onlara nasıl zulmettiğini anlatır ailesine büyük bir gururla.
Ve kurtarıcı olan çocuklar da bugün arkadaşımı dövüyorlardı ben araya girdim falan der onu kurtardım der.
Kurtarıcı dünyadaki tüm mağdurları kurtarmak ister.
Şimdi zorba çocuk gücü hakimiyet kurmakla ve kontrol sağlamakla karıştırır.
Kurtarıcı çocuk sevgiyi acımayla karıştırır dedik.
Terry'nin hikayesine dönecek olursak Terry doğmadan önce Annesi ilk bebeğini kaybediyor ve o çocuğunun yerine koyabilmek için hemen akabinde tereyi doğuruyor ama o çocuğunun yerini
dolduramıyor bir türlü ve bunu da maalesef.
Terry'e hissettiriyor. Terry hep böyle annesinin sevgisi için çabalıyor.
Annesi sürekli acı çekiyor.
Çok cefakar bir kadın.
Yassı bir kadın. O rolden hiç çıkmıyor.
Sürekli ağlıyor. Yani acısına tutunuyor.
Acısını bırakmak istemiyor.
Bir tane daha evladım var demiyor.
Çünkü annesi kurban pozisyonuna dikkat.
Ve annesinin bilinç altında hayattaki rolünün acı çekmek olduğu gibi bir düşünce var.
Terry de daha ufacıkken annesinin sevgisini kazanmasının tek yolunun acıma ve acı çekme olduğu sonucuna varıyor arkadaşlar.
Böylece ne oluyor? Annesinin sevgisine kavuşabilmek için...
ona kendisine acıyacağı durumlar yaratmaya başlıyor.
Burası çok ömerli. Terry babasına sataşıyor.
Onu kızdırıyor. Babası onu dövdükçe annesi ona acıyor ve annesi onu kurtarıyor.
Bakın böyle pozisyonlar yaratıyor.
Terry için artık bu annesinden sevgi görmenin tek yolu arkadaşlar.
Annesinin ona acıması hani bazı çocuk düşer kendini yaralar sürekli kasıtlı bilerek yapar.
Niye? İşte sevilmesinin tek yolu budur mesela.
Ve bu örüntüyü alıp yetişkin hayatına taşıyor Terry.
İlk eşinin kendine Merlin de ona acıyor arkadaşlar.
Burada Terry dediğim gibi bir kurban.
Merlin ise kurtarıcı.
Merlin ona acıdı. Yardım etti.
Evlendiler ve Terry acımayla sevgiyi karıştırdı.
Buraya dikkat. Ve aralarında biri kurban biri kurtarıcı değil mi?
Bu ilişki başladı. İnsanlar böyle dev bir mıknatıs gibi aslında bilinçaltında neye ihtiyaç duyuyorlarsa o kişileri onları hayatlarına çekiyorlar.
Ve Terry'nin tek bildiği sevgi ve ilgi gösterme yolu neydi?
Az önce söyledik acımak değil mi?
Birinin acı çekmesi. Çünkü normalde hissedemediği o şefkat duygusunu bu şekilde gösterebiliyor.
Derken Merlin bir trafik kazansı geçiriyor.
Bir mıknatıs gibi çekiyor derken bunu kastettim.
Merlin'in istediği şey ilgi.
O ilgisini bu şekilde temin ediyor.
Yani başına bir tür iş. getiriyor anlatabildim mi o ilgiyi alabilmek için bu bir kısır döngü arkadaşlar bu insanlardır ama bağlıdır yani bu toksik ilişkiyi bu dramı Yakınlıkla karıştırıyorlar çünkü.
Çünkü dediğim gibi ailelerinde bunu gördükleri için bunu devam ettiriyorlar.
Bu bir oyun. Yıkıcı bir ilişki.
Onlar da bağımlılık yaratabiliyor.
Hani bazen öyle çiftler görürsünüz ki böyle birbirlerine vermedikleri zarar kalmaz.
İdinmedik hakaret kırılmadık kapı kalmaz o evde.
Ama yine de kopamazlar.
Çünkü bu bir bağımlılık.
Yani bu üçgene hangi pozisyonda katılmış olduğunuzun bir önemi yok.
Yani eninde sonunda bütün pozisyonları deneyimlemiş olabiliyorsunuz.
Mesela başka bir vaka örneği vereyim size.
Adında oldukça başarılı bir iş kadını var.
Sarışın, hoş bir kadın. Kilo problemi var arkadaşlar.
Kilo vermekte çok zorlanıyor ve verdiği kiloda bir türlü kalamıyor.
Ve bu kadını tanısanız kurban rolünde olacak en son kişi dersiniz diyor terapist.
Çünkü o kadar özgüvenli ki dışarıdan, o kadar mutlu, o kadar neşeli.
Halbuki bir maske. Bu maskenin ardında ne var?
Çok düşük özgüvenli bir kadın var.
Sürekli başkalarının onayına muhtaç olan, gerçekten kim olduğunu saklamak için devamlı böyle insanları güldürüp eğlendirmeye çalışan bir kadın.
Terapiste diyor ki bir gün işler çok iyi olduğu zaman çok tedirgin oluyorum diyor.
Dikkat! İşler çok iyi olduğu zaman, hayatım çok yolunda gittiği zaman tedirgin oluyorum diyor.
Bazen böyle hissederiz ya her an kötü bir şey olacakmış gibi korkuyorum diyor.
İşte bu kurban yani alkolik ailelerden gelenlerin kurbanların.
Endişe duyduğu şeylerden biri.
Verdiği tepkiler böyle olabiliyor.
Ve Marty yakınlık kurmakta çok zorlanan birisi.
Çünkü ailesinde yakınlık kurmanın tek yolu kavga etmek arkadaşlar.
Çocukluğunda hep anne ve babasının kavgalarına izleyici olmuş, şahit olmuş ve kendi ebeveyni olmuş bir çocuk.
Babası zorba. Annesine hep zulmediyor ve çoğu gecelerinin karakolda bittiğini söylüyor.
Üstelik anneleri böyle işte çocuklar korku polisi çağırdı diye çocukları suçluyor.
Ne gerek vardı diyor. Biz aramızda babanızla hallederdik diyor.
Ve kurtarıcı rolündeki bu çocuklar anneleri böyle söylediği için o noktada kurban gibi hissedebiliyor.
Yani savaş içinde bir anne baba var.
Ortada bitmeyen bir şiddet, bitmeyen bir kavga var.
Ve bu savaşın sebebi ne?
Şu. Her kurban ailesinde var olan bu savaşın altyapısına yatan sebep kendileri de çaresiz ve yetersiz hissettiği için birbirini suçlayan iki kurban arkadaşlar.
Bu ailede anne de baba da alkolik bir aile geçmişinden geliyor.
İkisi de kurban ikisi de birbirini suçluyor.
Ve bu 39 yıl sürmüş toksik ilişkiye bakar mısınız?
Marty de bu çiftin evlilik öncesi beraberliğinden oluyor.
Annesi Marty'ye hamile kalıyor ve bu sebepten dolayı evleniyorlar.
O yüzden hep böyle kendisini istenmeyen bütün sorunların kaynağı gibi görüyor.
Zaten bunu da kavgaları esnasında sağ olsun söylemişler.
Hani senin yüzünden evlendik ben sana hamile kalmasam evlenmeyecektim sen olmasaydın diye başlayan cümlelere maruz kalmış bir çocuk.
O suçlulukla büyütülmüş bir çocuk.
Bu arada Marty 35 yaşında ve asla çocuk yapıp evlenmek istemiyor.
Çünkü bu yaşadıkları aslında onu bu noktaya getirmiş.
Ona böyle hep bir yük gibi davranılmış, suçlu hissettirilmiş.
Ve çocuk dediğin işte beladan başka bir şey değil demiş ailesi.
Bu sözlerle büyümüş. Ve küçükken o bastırdığı öfke, o duygular yemek yiyerek bunları bastırmaya çalışmış.
Altta yatan o öfkeyle yüzleşmek yerine espri yeteneğini kullanıyor.
Her şey böyle gülüp geçmeyi öğrendiğini söylüyor.
Acısını dindirmek için nasıl alkole sığındıysa o da öfkesini yemek yiyerek bastıranlardan.
Bu arada diğer kardeşleri de uyuşturucu ve alkol bağımlısı.
Yani çocuklarda bağımlılık problemi var.
Acıyı, öfkeyi, suçluluk duygularını bastırabilmek için tek öğrendikleri yol bu çünkü.
Marty işte acısını ve öfkesini dindirebilmek için çocukken yedikçe yiyor.
Yani yemeğe sarılıyor ve şişmanladıkça diğer çocuklardan zorbalık görüyor.
Dalga geçiyorlar. Yani bir kurban pozisyonunda.
Sonra eve geliyor annesine ağlıyor.
Hani ağlıyordum ki diyor annem bana acısın da sevgi göstersin diye.
Acımayı sevgi olarak kodluyor kafasında dikkat.
Ve kurban rolündeki çocuklar maalesef en çok taciz edilen çocuklarmış arkadaşlar.
Dilimde varmıyor yani bu çirkinliği söylemeye ama ebeveynler var aramızda o yüzden önemli olduğunu düşünüyorum.
Neden böyle? Çünkü çocuk yani normal sağlıklı bir sevgiyi bilmiyor.
O kadar mahrum kalmış ki o kadar bilmiyor ki sevginin ne olduğunu gerçek sevginin.
Bir tacizci ile karşılaştığı zaman çocuğun o sevilme zaafı var ya o su yüzüne çıkıyor.
Çocuk da yani anne babasına o kadar yabancılaşıyor ki başına gelenleri anlatamıyor, aktaramıyor.
Ve Martin de maalesef böyle bir olay yaşamış.
Dedesi tarafından cinsel tacizde bulunmuş dedesi ve diyor ki onu hayatımdaki tek gerçek yakınlık zannettim.
Hani sevgi zannettim. Hayatımda ilk defa sevildiğimi zannettim diyor.
Çok acı ya yani ve bu senelerce devam ediyor.
Tıpkı annesi gibi kurban rolü.
Ve bu tacize göz yumuyor kimselere anlatamıyor.
Çünkü diyor zaten söylesem ne olacaktı ki beni suçlayacaklar diyor.
İşte bu tacizden sonra iyice kilo almaya başlıyor.
Çünkü istiyor ki yani bilinçaltında belki erkekler ona bakmasın dokunmasın.
Hani cinsel taciz mağduru olan çocukların kilo almasının çok yaygın olduğunu söylüyorlar.
Kötü duygularını bastırmak için, tacizciye karşı çekici görünmemek için aşırı yemek, aşırı kilo almak, bedeninin çekici olmamasını istemek ve kilo verememe sebebi de yine bilinçaltı direniyor
çünkü değişimi reddediyor bilinçaltı.
Çünkü o zamana kadar bu işe yaramış.
Yani bunun çözümünü kaybetmek istemiyor bilinçaltı ve bilinçaltı zihnimiz aslında bir bilgisayar gibi.
Kullanan kişi onu değiştirinceye kadar eski bilgiyi kullanmaya devam ediyor.
Bu arada ne kadar uzun konuşmuşum ya.
Bence biraz da olsa anlatabildiğimi düşünüyorum.
Hani bu üçgeni belki yüzde birini anlatmışımdır.
Bu de bir derya bir konu.
O zaman size de şunu sorayım.
Kurban mısınız? Kurtarıcı mı?
Yoksa zorba mı?
Bu hikayede siz hangisiydiniz?
Bana instagramdan yazabilirsiniz.
Adresim açıklamalarda olacak.
Instagram'a testler de koyacağım arkadaşlar bu konuyla alakalı daha iyi anlayabilelim diye hangisi olduğumuzu.
Eğer bir uzmandan destek almak isterseniz tabii ki terapin var.
Online psikoloji platformumuz OSB takipçileri çok sevdi bu uygulamayı.
Terapi enginarın kabuklarını soymak gibidir.
Dış kabuklarını soydukça uğraşmanız gereken yeni yeni katmanlar ortaya çıkar.
Yaprakları dikenli olabilir ve bütün katmanları soyduktan sonra enginarın kalbine yani gerçekten olduğunuz kişiye ulaşırsınız.
Terapinin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik arkadaşlar.
OSB20 koduyla terapinde %20 indirim var bize özel.
Bundan da faydalanmayı unutmayın.
Kendinize iyi bakın. Haftaya tekrar görüşeceğiz.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
