
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Merhabalar, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Neden açılışımı Cem Yılmaz'ı bu esprisiyle yaptım?
Çünkü bugün kişisel gelişim ve bunun türevleri hakkında konuşmak istedim.
Gün içerisinde sosyal medyada ya da günlük hayatımızda sık sık karşımıza şu sözler çıkıyor değil mi?
İşte gerçekten istersen yapabilirsin, pozitif düşün mutlu ol, hayalet gerçekleşsin, sen çok özelsin, gerçekten dilersen olur.
anı yaşa, karpediyan ondan sonra farkındalık kazan bunlar ne?
bunlar boş bir vaat mi?
yoksa insanlar gerçekten kişisel gelişim kitaplarıyla kişisel olarak gelişebilir mi?
yoksa Sadece gerilebilir mi?
Biraz bundan bahsetmek istedim.
Çünkü bu Amerika'da olduğu kadar Türkiye'de de çok büyük bir pazar buldu bu sektör.
Ve her gün yeni yeni yaşam koçları görüyoruz.
Kişisel gelişim kitapları aman tanrım çok korkunç kişisel gelişim kitapları var.
Seminerler deseniz o biçim dev bir endüstri gerçekten ve yaklaşık 15-20 milyar dolarlık bir sektör olduğu düşünülüyor şu anda.
Peki nedir bu kişisel gelişim?
Kendilerini şöyle tanımlıyorlar genelde.
Kişinin kendini böyle işte olumlu özellikler bakımından tamamlaması, benliğini geliştirmesi, içindeki o potansiyeli açığa çıkartması.
Bunlar için de ona yardımcı olabilecek tüm ilke ve tekniklerdir kişisel gelişim.
Ama burada zaten herhangi bir yaş skalası yok onu da belirteyim.
17 yaşında biri de kendini geliştirebilir diyorlar.
85 yaşında biri de.
Okey buraya kadar bir sıkıntı yok.
Faydalarına baktığımız zaman da insanlarla daha iyi ilişkiler kuracaksınız, hayata daha pozitif bakacaksınız, sosyal hayatta daha başarılı olacaksınız, kendine güvenen bir birey olacaksınız, negatif
düşüncelerinizi atacaksınız.
Bu kişisel gelişimin tarihine baktığımız zaman zaten bunun kökleri semavi dinlerde var.
Çünkü dinlerin kökeninde ne var zaten?
İnsanı manevi huzura erdirme modeli vardır değil mi her zaman?
Ne bileyim Hristiyanlıkta sevgi insanı diye bir şey vardır.
İslamiyet'te insanı kamil dediğimiz olay vardır.
Nedir insanı kamil modeli?
Yani işte tasavvufta insanın ulaşabileceği en üst mertebe.
Bu kavramı da zaten Hallacı Mansur'dan esinlenen Muhittin Arabi çıkardı ortaya.
onunla birlikte bu kavram gelişmeye başladı insanlık kamil dediğimiz olay ki ben bu arada Muhittin Arap'ı çok severim fikirlerini falan dindar bir kişilik değilim öyle şeyim yoktur yani ama okumayı severim
Haldacı Mansur'da belki bir gün podcast yaparım şunu demek istiyorum yani Burada ne oldu?
Bu insanlık kamil modeli dedim ya Muhiddin Arabi ile doğdu.
Hallacı Mansur'dan aldı dedim.
Orada şu var aslında Hallacı Mansur nasıl öldürüldü?
Enel Hak dediği için öldürüldü değil mi?
10. yüzyılda derisi yüzülerek vahşi bir şekilde idam edildi Hallacı Mansur.
Burada ne demek istedi Enel Hak derken?
Aslında şunu demek istiyordu.
Ben Hakkım. Hakkım ben yani ben tanrıyım demek istedi orada ama altyapısı bu değil yani bu cümlesinin altyapısı çok derin çok manevi bir kavram var orada ama bu yanlış anlaşıldı
aslında şunu demek istiyordu tanrıyım derken mikrokozmozun içindeki makrokozmozdan bahsediliyordu yani şu an bu kişisel geçim kişisel geçim içimizde içimizde diyor ya Cem Yılmaz diyor ya
sevgi içimizde falan evet okey doğru yani.
sonradan zaten adamdan 700 yıl sonra Spinoza çıktı ortaya Spinoza da hemen hemen aynı şeyleri söyledi işte Panteizm bilmem ne falan filan onlar işte özdeşleşiyor falan orada da bir hani ne oldu coğrafya
kaderdir Hallacı Mansur'u astılar Spinoza hala konuşulan bir adam yani yani şunu demek istiyorum hani kişisel gelişimin özünde İşte potansiyelini açığa çıkar.
İşte senin içinde bir güç var falan filan muhabbeti var ya aslında bunun köklerini ben burada anlatmaya çalışıyorum.
Dinlerde de bu var.
Hani Halacı Mansur dediği ben hakkım ben tanrıyım.
Çünkü tanrıdan bir parçayım ben.
Hani nasıl güçsüz olabilirsin ki tanrıdan bir parça taşıyorsun.
İşte kişisel gelişim de bu minvalde biraz sanki böyle ilerlemeye çalışıyoruz gibi.
Ya da işte Aristoteles'e baktığımız zaman kimi etkilememiştir ki zaten Aristoteles.
kişisel gelişim kavramının adam bugüne kadar etkilemiş isimlerden birisi şimdilerde işte diyorlar ya sen değişirsen dünya değişir çok doğru bir şey aslında ama benim şarlatanlara bir gücüm var umarım anlamışsınızdır
yani kişisel gelişim uzmanlarına saygım sonsuz ciddi bu işi yapanlar var Sen değişirsen dünya değişir falan diyoruz ya.
Bu duyduğumuz slogan da aslında eski Yunan'da bir yaşam sanatı olarak ele alınan bir slogandır.
Yani kısaca şunu demek istiyorum.
Kişisel gelişim insanın içindeki o sınırsız gücün farkına varabilmesidir ya.
Ya da işte var olan potansiyelinin neler olduğunu kavrayabilmesidir.
Bunu kullanabilmesidir, açığa çıkarabilmesidir o gücü.
E gelişim dediğimiz şey de bence insanın...
Son nefesine kadar idame ettirmesi gereken bir süreçtir gelişim dediğimiz şey.
Ve Batılılar peki bunu Batılılar nasıl öğrendi?
Avrupa Amerika nasıl yığdı?
Batılılar bu sırrı Japonlardan öğrendiler.
Mesela Ikigai kitabını okudunuz mu bilmiyorum.
Belki onunla ilgili bir podcast da yaparım.
Ikigai işte Japonların mutlu yaşam sanatıydı galiba sloganları böyle çıkmışlardı.
O Ikigai kitabını mesela işte yazanlar Japon falan değil adamlar gitmişler copy paste etmişler bir şey yapmışlar.
Hani Japonlara sorsanız ikigai bilmiyorlar bile belki.
Ben çok şaşırmıştım kitabı okuduktan sonra.
Neyse onu işte copy paste ettiler.
Sonra işte Amerikalılar da Batılılardan öğrendi.
Hatta 20. yüzyıla ait.
kişisel gelişim kavramı var.
Bilmiyorum biliyor musunuz? Japonların Kaizen dedikleri bir şey var.
Kavram var. Bu Japonların 2.
Dünya Savaşı'ndan sonra kalkınmalarını sağlayan o en büyük mucizelerden biriydi.
Kaizen denilen şey. Ve bu mucizeden esinlenen Amerikalılar hem bomba attılar adamlara hem de adamların şeyini çalıyorlar.
Kavramlarını. Neyse Amerikalılar atağa kalktı ve bunu alıp Kamusal alanına yerleştirdi Amerika.
Yani fabrikada kullandı.
Kamusal alanda kullandı.
Bunu hayatına entegre etti.
Özellikle de bu dediğim gibi kamusal alanlara falan.
Sonra mesela Mercedes benzin de bu şekilde Kaizen formatıyla ilerlediği söyleniyor sürekli bir iyileşme hani vardır ya şirketlerde iyileşme gelişme diye duyduğumuz
şey kaizen işte o aslında sürekli gelişme anlamında yaşam boyu gelişme yani insanın böyle çok ufak ufak değişiklikleriyle yavaş yavaş yavaş çok büyük gelişimlere doğru yol alması
diye düşünebilirsiniz bunun felsefesi Amerika'da dediğim gibi bunu copy paste etti ve kamusal alana getirdi Yetti mi?
Hayır. Kamusal alan bitti.
Sonra ne oldu? Bireysel alana sıçradı.
Yani kişisel gelişim dediğimiz şey altyapısında Amerika'dan ithal edilen bir tık da bu var yani.
Peki bu kişisel gelişime ihtiyaç duyanlar kimler?
Esas mevzu da bu bence.
Yani neden kişisel gelişime ihtiyaç duyuyoruz?
Bunu açıklamışlar psikologlar.
Diyorlar ki yetersizlik duygusu, özgüvensiz insanlar, negatif duygularla baş edemeyen insanlar, mutsuz olanlar, işsiz olanlar bunlar genelde hani rağbet ediyorlar.
Diyorlar ki zaten psikiyatr, psikologlar vs.
bunlar kişisel gelişim uzmanlarına eminim gıcık oluyorlardır.
Çünkü gerçekten şarlatanlar var.
farkındasınızdır yani şimdi isim vermeyeyim bir şarlatan mesela bir psikologdan çok çok kat kat kat fazla para alıyor neden ben kişisel gelişim uzmanım abi tıp okudum ben ve ben tıp okumuşum yani sen
hayırdır diyorlar mıdır acaba bilmiyorum Şimdi şöyle bir durum var bu kapitalist sistemin çok ileride olduğu ülkelerde genelde kişisel gelişim furyası çok fazla ve
az önce saydığım işte özgüvensizlik yetersizlik vesaire bu zaten kapitalizm sisteminin getirdiği bir insana getirdiği bir negatif etki diyebilirim bunun için.
İşte fabrikalaşma arttı insan insanda konuşmaz oldu teknoloji çok ilerledi kapitalizm içinde bu da var teknoloji ilerledi biz ne yaptık daha da bireyselleştik toplumdan.
artık uzaklaştık daha depresif bir haldeyiz ne yapacağız kendimize dönüyoruz Kendine dönüyorsun.
Kendine bakıyorsun. Kendine meşgul oluyorsun sürekli.
Kişisel gelişim tabii ki de gelişecek.
Yani buralarda gelişmek durumunda.
Amerika'ya bakıyorsun. Amerika bunları Hindistan'dan genelde hani copy paste eder ya da getirttirir.
Mesela işte Oysho vardı.
Oysho'yu bilirsiniz. Kişisel gelişimle ilgilenenler çok iyi bilir.
Bu spiritual bir guru adam.
Hindistan'dan geldi. Amerika'ya komün kurdu adam ya.
Adam komün kurdu ve devlete paralel bir yapılanma oluşturdu.
Neler neler yaptı.
Seli var izlerseniz. 2018'de izlemiştim ben sanırım.
Altı bölüm falandı ama bence Netflix'te gelmiş geçmiş en iyi belgesellerden biriydi.
Ve sanırım ödül de aldı. Benim orada gözlemlediğim şey şuydu.
Oşoya inanırsanız inanmazsınız bilemem.
Hala kitapları satıyor adamın.
Hala çok okunanlardan bilemiyorum.
Ama şunu söyleyeyim.
Orada gördüğüm şey şuydu benim.
O Amerikalı işte gençlerin ya da çok iyi iş sahibi adamlar.
bunlar mesela o şeye katılıyorlar ve gerçekten orada gözlemlediğim şey şuydu bir boşluktalardı bir arayıştalardı ve sığınacak bir liman arıyorlardı yani bu tarikatlar diye bir podcast
yaptım ben orada da bundan bahsetmiştim yani bu İşte diyorum işte varoluşsal sancı çekiyorlar falan filan.
Ondan dolayı bence bu kişisel gelişim furyası bu kadar uçmuş durumda Amerika'da.
Ya da ne bileyim mesela işte Osho'nun çıkışı nasıl oldu?
New Age akımı ile geldi bu adam.
New Age akımı dediğimiz şeyin içerisinde zaten yogadır, meditasyondur bir sürü konu var New Age dediğimizin.
işte ruhsal rehberlik zaten şifa ile ilintili bir şey ya New Age ve Amerika'da ilk çıkan bu kişisel gelişim kitaplarına baktığınız zaman zaten Self Help'ti galiba ismi Self Help diye bir kitap kendine yardım
et ama aslında bunun Bir tık böyle hani dini bir tarafı da vardı.
New Age akımında da hemen hemen aynı kapıya çıkıyor.
Yani her insanın psikolojik sorunlarını aşmak için kendi içinde kozmik bir güç olduğu söylenile geliyor.
New Age'de de bu var. İşte bu Osho'da sanırım bunu çıkarmaya çalışıyordu.
Çok enteresan teknikleri var adamın.
Gelişme ile bu gücü fark ediyorlar ve kendilerine aslında hiçbir dine, hiçbir otorite, hiçbir kuruma falan bağlı kalmadan yapabilmeye çalışıyorlar bunu.
Bunun içinde de yoga var.
Yoga demişken bu arada Netflix'te yine bir belgesel önereceğim.
Size hemen parantez açıp Bikram diye bir belgesel yayınlandı.
Mutlaka izleyin. Özellikle yoga ile ilgilenenler izlesin.
Bu adam yine Hindistan'dan Amerika'ya ithal edilen yogi.
Adam yogi. Ve korkunç zengin oluyor.
Anlatamam size. Böyle bir zenginlik olamaz.
Ve şarlatan adam bildiğiniz.
Daha sonra da şarlatanlaştığını görüyorsunuz.
Lütfen izleyin yani.
Adam Amerikan başkanının tam bacağı kesilecekken duyuyor ki Hindistan'da bir yogi varmış.
İnsanları iyileştiriyormuş falan filan.
Çağırın diyor yogiyi gelsin beni de iyileştirsin.
Neyse Bikram gidiyor. Ve cidden adamın ayağını iyileştiriyor.
İzlerken de helal olsun ya nasıl yaptı falan filan.
Cidden yaptı yani. Adamın bacağını kesilmekten kurtardı.
Bütün doktorlar işte talihsiz vaka falan diye bakıyorlardı adama.
Neyse iyileştirdi ama ondan sonra izleyin anlatmayayım böyle bir belgeseldi bu da öneri olsun size şimdi ne dedim New Age akımındaki o tekniklerden bahsettim çok
kullanıla gelen işte yogayı biliyoruz meditasyon var reiki var bioenerji var var da var yani kişisel gelişimin adı altında bir ton şey var Ben
de böyle küçük çaplı bir araştırma yaptım.
Genelde bana işte diyorlar ki kitap tavsiyesi ver kişisel gelişim kitabı tavsiyesi.
Ben de diyorum ki ben kişisel gelişim kitabı okumuyorum ki diyordum ben.
Ama okuyormuşum farkında değilmişim.
Çok şaşırdım görünce.
Çünkü kişisel gelişim kitabı kategorisinde çok enteresan kitaplar var.
Mesela Doğan Cüceloğlu var.
Doğan Cüceloğlu hani...
O kategoriye koyamam. Hani dedim ya işte şarlatanlar bilmem ne falan filan.
Kesinlikle yani çok üstad.
Doğan Cüceloğlu'nun kitaplarının hepsini hemen hemen okumuşumdur.
Secret kitabı var.
Bunu da okumuştum. Ya Secret ile ilgili şunu söyleyeceğim.
Belgeseli de var izlerseniz.
Hani kitabını okumayacağım diyorsanız.
Çok kasıp kavurdu dünyayı Secret dediğimiz şey.
Sır kitabı. Bu bence yani bu enteresan bir şekilde gerçek olduğunu düşünüyorum bunun ben.
Yani kuantum modern...
Ne dersiniz ne dersiniz bilemem.
Gerçekten bir şeyi çok istemekle mi alakalı hiç bilmiyorum.
Bunu mesela bir arkadaşıma söylemiştim.
Dedim ki işte bence dedim gerçek hani bu çekiyorsun falan filan.
O da dedi ki Allah'a dua edeceksin dedi.
Böyle şeylere inanıyorsun kafir dedi bana.
Onu unutamıyorum secret demişken.
Onu da anayım.
Şey var sonra hayır diyebilme sanatı var çok satanlarda.
Bunu da okumuştum. Hatta çok yakın bir zamanda okudum.
çok tekrara düşen bir kitap hayır diyebilme sanatı çok fazla tekrarlıyor kendini ama evet etkili bir kitap mı hayatınıza entegre edebilirseniz etkili bir kitap olduğunu düşünüyorum
Şey var, Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabı var.
İlber Ortaylı'nın işte budur ya.
Kişisel gelişim kitabı mı arıyorsun?
Bunu oku. Mesela gerçekten gençsen mutlaka okumasın.
İlber Ortaylı'nın Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabı.
Daha sonra Düşünme Gücüyle Tedavi kitabı var.
Çok satanlardı. Bunu da okumuştum.
Bunu ben çok yıllar önce okumuştum.
Sanırım bunun da belgeseli var diye hatırlıyorum.
Yanlış hatırlamıyorumdur umarım.
Güzel bir kitap. Düşünce gücüyle tedavi.
Enteresan şeyler var içerisinde.
Bazı hastalıkların neden olduğunu söylüyordu.
Hatırladığım kadarıyla. Mesela gırtlak kanseri oldunuz.
Bunun sebebinin konuşamadığınız şeyler, içinize attığınız şeyler olduğunu falan söylüyordu.
Ya da mesela görme bozukluğunun sebebinin aslında küçüklüğünüzde veya işte ne bileyim bir hayatınızın bir evresinde görmek istemediğiniz bir şeye şahit olmuş olmanızla ilişkilendirmişti.
Bunları hatırlıyorum o kitaptan.
Bu da güzel bir kitaptı. Beden Deli diye bir kitap var.
Benim elimde o kitap. Valla bir senedir bekliyor.
Henüz okumadım. Merak ettiğim bir kitap.
Yani onu da okuyacağım.
Beş sevgi dili diye bir kitap var.
Bunu da okudum ben.
Hani yıllardır zaten çok satanlardadır beş sevgi dili.
Güzel bir kitap yani eşlerin birbirine nasıl davranması gerektiğini, insanların birbirine nasıl davranması gerektiğini ve nasıl anlaşıldığını, insanların herkesin sevgi dilinin farklı olduğunu anlatan bir kitaptı.
Güzel bir kitaptı. Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı.
Muhteşem bir kitap. Yani bu adamın bütün kitaplarını okudum.
Çok böyle kahkahalar atarak okuduğum bir kitaptır o.
Çok da severim yani.
Bunu da öneririm. Yani kişisel gelişim kitabı okumuyorum diyen insana bakın.
Bence bunlar bu saydıklarımın hiçbirisi kişisel gelişim kitabı olarak adlandırılmamalı diye düşünüyorum.
Evet kişisel geliştiriyor bizi ama şey değil.
Hani bu şarlatanlar şarlatanlık yapanlar gibi değil.
İsim veremiyorum ama siz anlatınız.
Baya bir dalga geçirmişti bu söylediklerimle.
Daha sonra şey var.
Dünyaya baktığımız zaman da Ferrarisini satan Bilge.
Bu çok sattı.
3 milyondu galiba satış tirece.
3 milyonu da en son hatırladığım.
Burada işte adam çok zengin bir avukat.
Her şeyi var. İşte bir gün kalp krizi geçiriyor.
Ve hayata geri dönüyor.
Daha sonra diyor ki lanet olsun bu hayata gidiyor Ferrarisini satıyor ve Hindistan'a yerleşiyor adam.
ondan sonra hayatı değişiyor falan filan böyle bir kitap ama bu kitabı okuyup hayatım değişti falan diyen çok insan varmış bilemiyorum mümin sekmanı kitaplarını gördüm çok satanlar listesinde hemen
hemen hepsini okudum mümin sekmanı da severim kitaplarını puf etkisi yapıyor mu evet yapıyor Ama çok güzel bilgiler veriyor.
İçerisinde çok güzel bilgiler var.
Ahmet Şerif İzgören ve Mümin Sekman'ın kitapları hem dil olarak çok basit bir dille yazılmış.
Hem de sadece kişisel gelişim olarak görmeyin.
İçerisinde çok fazla bilgi barındıran kitaplar, makaleler var, kaynakçılar.
Çok güzel yazılmış kitapları var.
İkisini de ben severim ve hepsinde kitaplarını okumuşumdur.
Onun dışında Outliers'i de gördüm.
Çizginin dışındakiler.
Malcolm Gladwell'in kitabı.
Bunu da bir ay önce falan okumuştum herhalde.
Benim için geç kalınmış bir kitaptır.
severim Malcolm Gladwell'in konuşmalarını dinlerim vesaire kitabı da zaten çok iyi tartışmasız bir şekilde okunması gereken kitaplardan birisi diye düşünüyorum onun dışında yine çok
satanlarda insanın anlam aracı dünyada çok satanlarda bu kitabı ben size sonsuz kere öneririm yani Viktor Frankl'ın yazmış olduğu bir kitap bu da şeyi anlatıyor 2.
Dünya Savaşı'nda Yahudilerin o toplama kampına düşen bir doktorun hikayesi oradan kurtuluşu vesaire ve oradaki insanların o hayata tutunduğu anlar
çok etkileyici bir kitap gerçekten diyorsunuz ki bu sözü sevmiyorum hani hayatıma şükrettim dönüp diyorsunuz ama bunu demek zorundayım burada yani öyle bir kitaptı çünkü diyorsun ki kendi
kendine ben acı çekmemişim ya hayır yani beni çektiğim şey değilmiş.
Ve gerçekten insanoğlu o kadar enteresan ki o kitabı okurken anladım.
Küçücük şeylerden bile bazen mutluluk çıkarabilecek durumlara gelebiliyoruz ya.
Hayatınıza şükür etmek istiyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm.
Ki Viktor Frankl dediğim adam Freud'un rakibi olabilecek kadar iyiyken bu kampa düşmüş bir adam.
Büyük çileler yani okuyun derim.
Onun dışında da şunu söylemek istiyorum.
Bu kitapların hepsini okudum ben saydıklarımın.
Yine alacaklarım var.
Kişisel geçim olduğunu bilmeden alacaktım bu arada.
Bunlar beni geliştirdi mi?
Şimdi bunları okumuş bir insan olarak şunu söyleyeyim.
Bunlar sizi değiştirebilir ama şöyleyseniz değişebilirsiniz.
Yani değişime olan inancınız isteğiniz varsa değişebilirsiniz.
Mesela ben 2018 yılında sadece aptallar 8 saat uyur diye bir kitap okumuştum.
Bir Türk yazar bunu yazmış.
Bu kitap beni etkiledi. Zaten ben erken kalkmak istiyordum.
Ve bu kitabı okuduktan sonra dedim ki okey hani oluyormuş.
Demek ki bu şekilde bu uyku yetiyormuş bize bu kadarcık uyku falan dedim.
Sonra da Barış Özcan'ın bir videosuna denk geldim.
Orada da Barış Özcan sağ olsun.
Hayatımı değiştirenlerden birisi.
O da işte 40 sabah erken kalk diye bir video yapmış.
Ben o şekilde yola çıktım.
40 sabah erken kalkacağım diye.
Şu an ben 3. senemi falan geçtim herhalde.
Yani bayağı oldu. Kalkıyorum.
Hiçbir şekilde o zinciri kırmıyorum yani Paris Özcan'ın deyimiyle.
İşe yaradı mı? Yaradı.
Çünkü ben bunu istiyordum. Ben değişime hazırdım zaten.
Anlatabiliyor muyum? Bunu söylemek istiyorum.
Ama sen konformist bir insansan, konfor alanında yaşayacaksan, ne bileyim orada 2.80 yatıp işte kişisel gelişiyorum ya deyip kitap okuyorsan, hiçbir şekilde bir arzun, bir çaban, bir isteğin yoksa zaten gelişemeyeceksindir.
Bir de şunları tenzih etmek istiyorum yani şimdi kişisel gelişim yapabilmek için arkadaşlar insanın bir refah düzeyine bir ekonomik iyi bir düzeye ulaşması gerekiyor ki kaldığı kitaplar zaten uçmuş
durumda biliyorsunuz ki yapabilecekler için kişisel gelişim bence.
konuşulmalı diye düşünüyorum şimdi köyde yaşayan bir insan için köy derken ya dağın tepesinde yaşayan bir çoban için ben ona gidip diyebilir miyim ki sen kiliseler gelişimi okuyor musun hayırdır sen niye gelişmedin bunu soramazsınız
bunun hesabını yani Bir şanstır hani köyde yaşıyordun bir şans yakalamıştır Aziz Sancar gibi Mardin'den çıkar moleküller biyoloji alanında Nobel alırsın o ayrı ya da ne bileyim kim
var Yaşar Kemal gibi olursun köyden çıkarsın ve Türk Edebiyatı'nın doğayan ismi olursun olabiliyor böyle şeyler yani ama bu şansı yakalayamayan nice insanlar var yani onları ben tenzih
ediyorum burada. Umarım doğru anlaşılabilmişimdir.
Doğru noktalara değinebilmişimdir diye düşünüyorum.
Baktım bu podcast çok uzayacak.
35-40 dakikalara falan varacak.
Dedim ki dur Merve.
Hani bunu iki part yapalım.
Diğer podcastte de yine devamı gelecek bunun.
Kişisel gelişimimiz için neler yapabiliriz?
Bunu konuşuyor olacağız. Tabii ki ben burada kendimden de yola çıkarak size bir şeyler anlatacağım.
Ama ben de bu yolda henüz yolun başında emekleme aşamasında olan bir insanım.
Kişisel gelişimimin devamı...
ettiği bir süreçteyim ve bunun zaten tamamlanacağı yok ömür boyu süren bir şey bu çünkü o zaman şimdilik kendinize iyi bakın bir sonraki podcastimde tekrar görüşmek üzere hoşçakalın bay bay Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
