
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
Transkript
Gerçek mucizelerin yanında olan Coca-Cola bugün bizimle.
2022'nin son Ortamlarda Satılacak Bilgi bölümü Coca-Cola'nın katkılarıyla başlıyor.
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Öncelikle beni dinleyen herkesin yeni yılını kutluyorum ve hepinizle çok güzel bir yıl diliyorum.
2022 benim için harika bir yıldı.
Umarım 23'te böyle güzel olur.
Bu sene Türkiye'nin en çok dinlenen podcast'ı seçildik.
Farkındalık defterim çıktı.
İTÜ'den en iyi podcast ödülünü aldık.
Ve hepsi tabii ki sizin sayenizde oldu.
O yüzden beni dinleyen herkese çok teşekkür ediyorum.
Bugün 31 Aralık 2022.
Peki nedir bu yeni yıl?
Hatta Noel? Önce buna bir açıklık getirmek istiyorum.
Noel bir Hristiyan bayramı ama ikisini karıştıranlar var yani yeni yılla Noel'i karıştıranlar var ülkemizde.
Noel dediğimiz bayramı Protestanlar, Katolikler ve Ortodoksların bir bölümü Miladi yani Gregorian takvime göre 24 Aralık'ı 25'ine bağlayan gece kutluyorlar.
Doğu Ortodoks kiliseleri ise Juryan takvime göre 6 Ocağı 7'sine bağlayan gece kutluyorlar.
Neyi kutluyorlar?
İsa peygamberin doğumunu kutluyorlar.
Gregorian takvim dediğimiz bugün kullandığımız modern miladi takvim ve bu takvim Papa 13.
Gregorius'un döneminde ortaya çıkıyor.
O yüzden onun adını almıştır ve takvimi bulan kişi Christopher Clavius'tur.
Alman bir cizvit yani bir din adamı keşiş ve aynı zamanda gökbilimci yani astronomdur.
Ne kadar uç kutuplar değil mi?
İşte Christopher Clavius'un önerdiği bu takvimi de Papa 13.
Gregorius kabul ediyor ve onun emriyle 1582'den itibaren tüm Katolik ülkelerde bu takvim kullanılmaya başlanıyor.
İşte bu takvim Hazreti İsa'nın doğumunu milat sayıyor.
Milat demek zaten Hazreti İsa'nın doğduğu gün demek.
İsa 1 Ocak doğumlu kabul ediliyor.
Bu arada Türkiye'de en çok 1 Ocak doğumlu kişi var.
Genelde de X kuşağı mensuplarıdır onlar.
Eskiden bebeklerin doğum tarihi akılda tutulmadığı için nüfus kağıdına eskiler kağıt derler.
Cüzdan demezler. Nüfus kağıtları sonradan çıkarıldığı için 1 Ocak yazdırırlarmış.
Hani kolay olsun diye nüfus memurları da böyle kabul ediyormuş.
Yani Türkiye'de 4 kişiden biri 1 Ocak doğumlu arkadaşlar.
Özellikle de Doğu Anadolu'da ve Güney Doğu Anadolu'da çok sık rastlarsınız.
Bir de Jülyan takvimini açıklamak istiyorum.
Doğu Ortodoks kiliseleri Jülyan takvime göre kutluyor dedim.
6 Ocağı 7 Ocağı bağlayan gece dedim.
15 Ocak'ta kutlayanlar da var bu arada.
Julian takvimde adı üstünde Jules Cesar'dan geliyor arkadaşlar.
M.Ö. 46'dan M.Ö.
sonra 1582'ye kadar kullanılmıştır.
Yani adamı bıçakladıkları yetmezmiş gibi takvimini de piyasadan silmişler.
Sen Demi Brütüs hikayesi için Cesar'ın Aşkitosu Kleopatra Podcast'ımı dinleyebilirsiniz.
Yeni gelenler Old Bad Gold'lar zaten dinlemiştir.
Bu arada Cesar deyince sadece takvimi değil Cesar Yan doğumda adını Jules Cesar'dan almıştır.
Öyle söylenir öyle bir rivayet var.
Sezar zaten kesilip alınan anlamına geliyor.
Çünkü annesinin karnından böyle alındığı rivayet ediliyor.
Neden rivayet diyorum?
Çünkü düşünsenize yani o yıllarda penisilin yok.
Sezaryen olan bir kadının yaşaması zaten mucize enfeksiyona yakalanmadan.
Ki zaten başka nedenler de var.
Nasıl hayatta kalacak? Öyle bir kayıt yok.
Sezaryen yapıp hayatta kalan kadın yok.
Ama Sezar'ın annesi Sezar'dan sonra baya baya uzun yaşamıştır.
O yüzden de rivayet ediliyor derler.
Yine de bunu bilelim. Mevzuya yabancı kalmayalım.
Yani Sezar, Sezaryen bağlantısını bilelim.
Peki neden Jules Sezar'ın takvimini değiştirdiler?
Neyine yetmedi? Çünkü her 128 yılda bir kayma yapıyordu bu takvim.
Bir gün geri kalıyordu. Hatalı bir takvim ama dini etkisi böyle bir tık yüksekliğe kullanılıyordu.
Narsesist Sezar'ın işleri.
Temmuz ayına da zaten kendi adını vermiş ya.
Julius Sezar. July Julius Sezar.
Oradan geliyor. Neyse çok uzattım.
Siz beni jülyen kesmeden devam edeyim.
Şimdi kutsal metinleri okuyanlar diyecekler ki biz Hazreti İsa'nın doğumuna rastlamadık.
Burada yazmıyor. Rastlamadınız çünkü yazmıyor.
Evet. Bununla ilgili zaten iki podcast yapmıştım.
Onu dinleyebilirsiniz. Hazreti İsa podcastlerimi.
Paganik bir ritüel diyebilir miyiz buna?
Evet çünkü Hristiyanlık öncesi Roma'da zaten Güneş Bayramı diye bir bayram var.
Yine 25 Aralık'a tekabül eder.
Ama Roma şöyle bir şey yani Hristiyanlık kabul ettikten sonra eskisi pagan bu adamları böyle hop diye silip atacak hali yok Hristiyanlık kabul ettim diye.
Biz de şamanik ritüellerle hala yaşıyoruz iç içeyiz ama farkında değiliz.
Bu aralar en sık duyacağınız şey şu olacak, Müslümanlar Noel kutlamaz.
Bu söylemleri duyacağız ama kutladığımız şey Noel değil, Türkiye'de kutlanan şey yeni yıl.
Yani tüm dünya yeni bir yılın gelişini kutluyor arkadaşlar.
Hazreti İsa'nın doğumu ayrı, çok başka bir olay.
Peki bu çılgın kutlamaların sebebi neydi ki?
Aslında Cadılar Bayramı podcast'ımda anlatmıştım.
Çok da farklı değil. Şöyle ki hani demiştik ya orada da zamanla kapitalizme hizmet eden bir şeye dönüştü.
Cadılar Bayramı da paganik bir ritüeldir.
Sonra evrildi çevrildi bugünkü o eğlenceli halini aldı.
Noel de aynı şekilde yani zamanla kapitalizme hizmet eden bir şeye dönüştü, evrilip çevrildi.
Ki bunun sebebi de bir yerde Amerikan Başkanı Theodore Roosevelt diyebiliriz ekonomi canlansın diye 1931'den itibaren Noel kutlamalarının ruhunu değiştirdi.
Ki bundan dolayı çok eleştirilmiştir vakti zamanında.
Cadılar Bayramı'da demiştim ya işte savaş var Amerikan askerleri başka ülkelerde ve o başka ülkelerde gördükleri farklı kültürleri, farklı ritüelleri beğenip ülkelerine taşıyor.
Noel'de de iş tam tersine dönüyor diyebiliriz.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Noel'in tüm dünyaya yayıldığını görüyoruz.
Nasıl? Amerikan askerleriyle.
Ama 31 Aralık'ta bizim kutladığımız yeni yılla ki tüm dünya bunu kutluyor.
Bu ikisinin yani Noel ile eksini karışmasının sebebi aslında işte Noel'e özgü olan şeyler vardır.
İşte çam ağacı, hindi, Noel baba bu tarz unsurların karşımıza çıkması yeni yılda muhtemelen.
Oralara geleceğim az sonra.
Peki Hristiyanlar 25 Aralık'ta yani Christmas'ta ne yapıyorlar?
Kiliseye gidiyorlar, ilahi okuyorlar çünkü dini bir gün Hz.
İsa'nın doğumu kutlanıyor.
Paskalya'da zaten Hz.
İsa'nın dirilişi, Çarmıh'ta ölüp 3 gün sonra dirilişi.
Zaten baktığınız zaman Hristiyanlığın bütün inanç, ibadet, ahlaki öğretilerinin tamamı Hz.
İsa'nın etrafında, kimliği etrafında odaklanmıştır.
Ama Hristiyanlığın en başlarına gidin, bu tarz kutlamalara rastlayamazsınız.
Noel, Christmas falan yok.
Bunlar sonradan olmuştur.
Yani ilk 300 yılda böyle şeylere rastlamıyoruz.
Hani olsa olsa kutlama dediğimiz 6 Ocak'taki vaftize olabilir.
Epifani töreni hani kutlama gibi bir şey bu sayılabilir ama yine de doğumu kutlanmıyor o döneme kadar.
İlk defa 4. yüzyılın ortalarına doğru tahminen 336 yılında falan Roma kilisesinde kutlanmaya başlamıştır 25 Aralık'ta.
Noel latince de tanrının doğum günü anlamına geliyor arkadaşlar.
Fransızca zaten Noel haber demek.
Christmas da İsa'nın ayini demektir.
Christmas zaten İsa demek.
Bunları biliyorsunuzdur belki ama benim dinleyici kitlemin yaş aralığı çok geniş.
O yüzden anlatma gereği duyuyorum.
1568'den itibaren de Christmas olarak kutlanıyor.
Tekrar ediyorum. Bakın bunun bizim kutladığımız yeni bir senenin başlangıcıyla alakası yoktur.
Lütfen karıştırmayın. Hatta ben bunda bir base de görmüyorum.
Onu da belirtmek isterim.
Hristiyan arkadaşımın Paskalya'sını kutlarım, Noel'ini kutlarım, mesaj atarım.
Ve şu an aklıma bir şey geldi hemen anlatmak istiyorum yeri gelmişken.
Geçen yılbaşında bir arkadaşımın evine yardımcı bir abla geliyordu.
Sürekli geliyordu ev işlerine yardımcı olmak için.
Ve arkadaşım da yılbaşı ağacı koymuş.
Böyle evini süslemiş çamağacı falan.
Neyse akşamına o abladan şöyle bir mesaj geldi.
Bir daha size gelmeyeceğim.
Böyle gavur adetlerini kutlayan birinin evine bir Müslüman olarak gelmek istemiyorum.
Günaha girmek istemiyorum.
Yüce Rabbim sizi tez zamanda doğru yola ulaştırsın.
Allah kimseyi yolundan saptırmasın.
Mesaj böyle. İnanamadım.
Hatta şaka zannettim.
Bunu bayağı bir konuştuk.
Nasıl olabilir böyle bir şey nasıl düşünebilir diye.
Ama sonra sokak röportajlarına denk geldim.
Böyle düşünen o kadar çok insan var ki.
Ben de o yüzden aslında bu ayrımın altını çizmek istiyorum karıştırmayalım diye.
Şimdi en başta dediğim gibi hindi, yeni yıl ağacı, noel baba bunlar yani olayın böyle algılanmasına sebep oluyor.
Ama bunlar da artık bir ritüele dönüşmüş.
Yani her ülke bunu kendi kültür potasında eritmiş.
Ve artık sadece yeni yılın sevincini ifade ediyor.
Adeden öğelere dönüşmüş bence.
İşin eğlencesi gibi düşünüyorum ben.
Ya bu kutlama ilk çıktığı zaman acaba Hristiyanlar şöyle demiş midir?
Hristiyan pagan şenliği kutlamaz.
Neticede bu güneş bayramı abi.
Hristiyanların paganlardan devam ettirdiği bir güneş bayramı.
Paganların yenilmez güneş figürü var.
Güneş çok önemli. Hz.
İsa bölümünü dinleyin diyorum o yüzden.
Güneş nedir? Karanlığı yener.
Karanlık nedir? Günahtır, kötülüktür, belki ölümdür değil mi?
Karanlık bunları ifade ediyor bilinçaltımızda belki.
Bunun kökleri nereden geliyor?
Ateş bulunmadan önce atalarımız ne yapıyordu?
Ağaçların tepesinde yatıyorlardı geceleri.
Çünkü aşağıda bir vahşi hayvan korkusu var.
Düştüğün anda vahşi bir hayvana yem olabilirsin.
Karanlık demek eşittir ölüm demek değil mi eski dönemde?
Sonra ne oluyor? Güneş doğuyor ve sen ölümden kurtuluyorsun.
Artık gözlerin her şeyi görüyor.
Hayvanlardan kaçabiliyorsun gibi gibi gibi.
Olayın aslı böyle. Güneş tanrılar o yüzden çok fazla var.
Ya da işte Hazreti İsa'nın başında neden hale var?
Güneş halesi. Çünkü o da güneşle özdeşleşiyor.
Bir karakter neden Hazreti İsa'ya dünyanın ışığı diyorlar.
İşte paganlarda da güneşin doğumu yani doğum günü 25 Aralıktır arkadaşlar.
Bir de Noel kutlamaları önceden işte oruç tutuyormuş Hristiyanlar gece ayinlerine katılıyorlarmış.
Bu şu anda pek kalmamış çünkü dediğim gibi dini anlamı yitirilmiş.
Ki zaten 20. yüzyılın başlarından itibaren artık tüm dünyada kutlanıyor.
Hristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler çünkü dediğim gibi dini motif yok artık burada erimiş.
Genelde hediye alışverişi etrafında yoğunlaşan seküler bir kutlama diyebilir miyiz?
Bence diyebiliriz. Bu artık sosyal bir eğlenceye dönüştü.
Gelelim. Noel Baba'ya.
Kim bu Noel Baba?
Şimdi Noel Baba efsanesinin kökeni aslında Anadolu'da yaşamış Aziz Nikolas'la ilişkilendirilir arkadaşlar.
M.S. 4.
yüzyılda Demre'de bugünkü Antalya Kaş civarlarında doğduğu düşünülüyor.
Kaş'ta çok sevilen bir baş piskopos Aziz Nikolas ve onun ölümünden sonra Aziz Nikolas'ın anısı için her sene Hristiyanlar 6 Aralık'ta dini tören düzenliyorlar ve 4.
yüzyıldan itibaren ünü İtalya'da Türkiye'ye kadar yayılıyor.
Sonra diğer Hristiyan ülkelere derken Noel Baba yani Aziz Nikolas Hristiyanlığın en önemli kültür öğelerinden biri haline geliyor.
İşte bir eşeğe ya da işte renge yine koşulu bir kızağa binip ihtiyaç sahiplerine çocuklara hediye dağıtan ve heybesinde bir sürü hediye olan üstelik böyle bacalardan sığabilecek kadar zarif bir adammış.
Şimdi neden? Tonton. Önceden uzun boylu, zayıf bir Aziz'miş.
Bir anda tontiş ve neşeli bir figüre dönüşmüş ve psikopat Postuk kıyafeti de kırmızı bir giysiye dönmüştür arkadaşlar.
Antalya Demre'de 1981'den itibaren Noel Baba şenlikleri düzenlenmeye başlanıyor.
Hatta 1955'de PTT Aziz Nikolas adına pul bastırmıştır.
Yani Noel Baba'nın şöhreti arttıktan sonra PTT'de pul bastırmıştır.
Aziz Nikolas yani nam-ı diğer Noel Baba'nın varlığı kesin olarak biliniyor mu?
Hayır yani onunla ilgili bir tarihi böyle destekleyici bir döküman mevcut değil ama çok iyi kalpli olduğu rivayeti var her yerde çok yardımsever olduğu düşünülüyor.
Noel Baba'nın ailesi salgında vefat ediyor ve ondan sonra kendisine çok yüklü miktarda bir para kalıyor, miras kalıyor ve bu parayla yardıma ihtiyacı olanlara el uzatıyor.
Tamam el uzatıyor da neden bacadan girmeyi tercih ediyor Merve?
Çünkü şöyle vakti zamanında Mira'da yani Antalya'da çok varsız bir ailesi olan bir adam varmış.
Ama sonradan bu adam yokluğa düşüyor ve bu adamın 3 tane de kızı var.
Ve bu kızları babaları köle olarak satmak istiyor çaresizlikten.
Hatta kendisini de köle olarak satmak istemiştir öyle de söylenir.
Daha sonra Aziz Nikolas yani Noel Baba bu durumu duyuyor ve onlara yardım etmek istiyor.
Ama bu yardımı da böyle hiç kimse görmeden onları incitmeden yapmak istiyor.
Ve bir Aralık gecesinde bir kesenin içerisine paralarını koyup evlerine bacadan aşağı atıyor.
Ya da işte pencereden attığı da söyleniyor.
Dediğim gibi bu adamın üç kızı var ve bu yardımı Noel Baba...
3 kez yapıyor. Sonunda da yoksul baba kızlarını bu şekilde evlendiriyor.
Ama Noel Baba gel gelelim ki bir gece yakalanıyor bu babaya.
Evine para atarken ve diyor ki sakın bunu kimseye söyleme diyor.
Hani aramızda kalsın. O yüzden arkadaşlar Avrupa'da Noel Baba ikonasında 3 top asılıdır.
Bu 3 kız kardeş hikayesinden dolayı.
Ve artık işte yardımseverliği olsun, çocukları sevindirmesi olsun bunlar hep dini motiflerden azadedir.
Tüm dünyanın benimsediği bir fenomene dönüşmüştür bence çok sevimli.
Peki ya çam ağacı Merve?
O da şöyle. Şimdi Hristiyan inancın da Noel ağacı geleneğinden zaten çok daha öncesinde dünya ağacı simgesi diye bir şey yaygın.
Okey çam ağacı dini bir bayramı olan Noel'in sembolü olarak kabul edilse de Hristiyan dünya görüşüne baktığımız zaman ağacın asıl ve en önemli sembolü Hz.
İsa'nın çarmıha gelirdiği ağaçtır.
Neden? Çünkü o cennetteki hayat ağacından yapılmıştır ve Ölüleri diriltme gibi bir özelliği vardır.
Bu arada İskandinav efsanesinde de o din kendini böyle Hazreti İsa gibi feda eder.
Ölümü Hazreti İsa'ya benzetilir.
Yunan tanrısı Addis de aynı şekilde çam ağacını bunlarda da ilişkisi vardır.
Dediğim gibi İsa podcastlerini dinlemeye çalışın.
Neyse Noel ağacının ilk olarak 1521 veya...
1605'de olabilir. Almanya'da ortaya çıktığı düşünülüyor.
Şöyle ki Almanlar Ren Nehri kıyısında ilk olarak cennet ağacını temsil eden bir köknar ağacını böyle süslüyorlar.
Işıklar, meyveler, parlak süsler bunlarla bir şekilde sokuyorlar.
Ve o zamana kadar tanrılarına meşe ağacıyla ibadet ediyormuş Avrupalılar.
Bu artık bir kültürel devrim gibi bir şey.
Düşünsenize meşe ağacından buraya geçiyorlar.
Neden? Çünkü meşe ormanlarıyla kaplı Avrupa.
Sadece çok yeni bir şey onlar için.
Ve yenilik yeni bir din.
Hazreti İsa ile özdeşleşiyor bu noktada.
Ve çam ağacı meşenin yerini alıyor.
Ki önceden zaten kelt rahipleri de tanrılarına sumu için meşe ağacını kullanıyorlar.
Ama Noel'de çam ağacı kesmenin kökeni bunlarla mı sınırlı?
No. Zaten Babil'e kadar gidiyor bu.
Yani bu dini olmaktan çok folklorik bir öge bile diyebiliriz.
Yule Festivali diye bir festival var.
Paganik bir ritüel arkadaşlar. Yule veya işte Yul festivali de deniliyor.
Kelt, İskandinav, Cermen halkları tarafından kutlanan paganik bir kış festivali.
Yani kış gün dönümünü kutluyorlar.
Cadılar bayramı mı podcastı mı hatırlayın.
Yani çoğu şey paganik.
Yani ülkemiz içinde şamanik ritüeller var.
Bunlar çok normal hadiseler.
Eskiyi dediğim gibi hop diye kaldırıp atamıyoruz.
O bir şekilde yeninin içine sızıyor.
Biz de o sızıntıyı o kadar içselleştiriyoruz ki hiç anlamıyoruz.
Kuşaklar boyunca böyle yapmaya devam ettiğimiz şeyler var.
Bizim de var. Örnek ver Merve.
Mesela ilk aklıma gelen cenazede helva adeti var.
Helva dağıtılır. Niye? Ölenin arkasından niye helva veriyorlar?
Böyle bir şey İslamiyet'te var mı?
Yoksa cahiliye döneminden kalma adetler mi?
Bence bunu da bir ara anlatalım.
Dediğim gibi çam ağacı da bir şekilde Noel Baba gibi olmuş.
25 Aralık zaten 31 Aralığa çok yakın ve bundan dolayı ikisi iç içe geçmiş.
Farkında olmadan bir eğlence ritüeline dönüşmüş ve tüm dünyada da bu şekilde kutlanıyor.
Dini anlamından azade olarak.
Çam ağacının detaylarını zaten anlatmıştım İsa Podcast'ımda.
Yani biri size işte ne bileyim sen Müslümansın niye Noel kutluyorsun falan derse bunları kendisine iletin.
Aslında bunun paganik bir şey olduğunu, nereden nereye evrildiğini, eski Babil'den gelin Roma'dan çıkın.
İstinin artık hiçbir alakası olmadığını, sekülerleştiğini bunları anlatın.
Bizim sadece yeni yıl kutladığımızı 31 Aralık'ı bunları söyleyin.
O da olmazsa eski Türklerdeki hatta Osmanlı döneminde hayata geçirilmiş bir ağaç süsleme geleneği var.
Nahıl ağacı. Bundan bahsedin.
Aynı yıldaş ağacı gibi süslenen bir ağaç bu.
Düğünlerde, sünnetlerde kullanılıyor.
Arapçada zaten hurma ağacı anlamına geliyor nahıl.
Üstüne böyle simli ipler, meyveler, çiçekler, değerli taşlar asılıyor.
Kocaman, çok görkemli bir ağaç.
Tıpkı çam ağacı gibi süsleniyor.
Bu da bir gelenek nahıl ağacı.
Vakti zamanında yapılmış.
Hatta... 1 Ocak 1926'da elektrik idaresi ilk resmi yeni yıl kutlamasını yapmıştır arkadaşlar.
Gece saat 12'de ışıkları bir dakika söndürmüşler.
İlk defa yeni yıl kutlanmıştır bu şekilde.
Neden bu tarih peki Merve?
Çünkü Osmanlı döneminde hicri ve ruhmi takvim kullanılıyor.
Dolayısıyla dünyayla pek adapte olamıyoruz.
Sonra 26 Aralık 1925'de bir yasa çıkıyor.
Miladi takvime geçiyoruz ve bu yasanın kabulüyle aslında ilk resmi yeni yıl kutlamaları yapılıyor.
yapılmış oluyor. 1935'te de İnönü sayesinde yeni yıl yasallaşıyor.
Yani tatil kabul ediliyor.
Ve Osmanlı dönemine baktığımız zaman da Tanzimat zamanı yılbaşı kutlanıyormuş arkadaşlar.
Hatta Sultan Abdülmecit Fransız sefirinin yılbaşı balosuna da katılmıştır vakti zamanında.
Şimdi gelelim ülkelere göre böyle değişik değişik yeni yıl ritüelleri var.
Bunlardan bahsetmek istiyorum. Mesela İspanya'da Yeni yılda 12'den geriye doğru sayarken 12 adet üzüm yeme geleneği var 12 ay olduğu için.
Eğer 12 adet üzüm yemeyi başarırsanız daha sağlıklı ve mutlu bir yıl geçireceğinizi düşünüyorlar.
Kapı süsleme geleneğine gelecek olursak bu da hemen hemen her ülkede karşımıza çıkıyor.
Mesela Yunanistan'da yeni yıl arefesinde herkes evlerinin kapısına soğan asıyormuş ama Yunanlılar için soğanın anlamı böyle çok farklı derin bir anlamı var.
Ne demek Merve? Soğan iyi şans ve doğurganlığı sembolü.
Neden? Çünkü soğan filizleniyor arkadaşlar ve Yunanistan'daki aileler yılbaşı gecesinde refahı evlerine davet etmek için kapıların üzerine soğan demetleri asarlarmış.
Gelelim Japonya'ya.
Japonya'da 108 kere çan çalınıyor arkadaşlar yeni yıl arifesinde ya da Japonca karşılığıyla söyleyecek olursak omisoka deniliyor buna.
Budist tapınaklarında çan çalınıyormuş 108 kere.
Neden? Ben 108 kere çünkü bu Budist inancına göre insani arzuların arzu demek ızdırap kaynağı bir yerde toplam sayısı kadar 108.
Bu çanı yılbaşı harifesine 108 kere çaldıktan sonra negatif duygulardan düşüncelerden arındıklarına inanıyor Japonlar.
Danimarka'da da çok tuhaf bir gelenek var tabak kırma şöyleymiş yıl boyunca böyle işte.
Bir tabak çatladı diyelim, zedelendi diyelim.
Bunları atmıyorlarmış, yılbaşı gecesine saklıyorlarmış.
31 Aralık'ta komşularının evinin önünde tabak kırıyorlar ve bu şekilde yeni yılı kutluyorlar.
Neden komşuların evinin önünde bilmiyorum.
Ve bu gelenek hangi evin önünde en çok tabak kırılırsa o evin şanslı bir yıl geçireceği anlamına geliyormuş.
Çok enteresan. Brezilya'ya baktığımız zaman Brezilya'da yeni yılda plaja gitmek gibi bir ritüel varmış.
Yeni yıl günü herkes böyle bembeyaz giyinip beyaz demek işte iyi şans ve huzur demekmiş.
Denize girip yedi dalganın üzerinden atlıyorlarmış ve her bir dalga içinde dilek tutuyorlarmış yılbaşı günü.
Porto Rico'da pencereden aşağı su döküyorlarmış ve kötü ruhların bu şekilde yeni yılda uzaklaştığına inanıyorlarmış.
İrlanda'da da çok değişik bir gelenek var.
Ökse otu dediğimiz bu sarmaşık gibi bir şey.
Bunu bekar kadınlar 31 Aralık gecesi yastıklarının altına koyuyorlar.
Çünkü gelecekteki partnerlerini artık rüyalarında görüyorlarmış bu şekilde öyle düşünüyorlar.
Ve işte eş bulmak adına böyle bir gelenek yapıyorlarmış 31 Aralık'ta.
Çin halkına baktığımız zaman mutluluğun ve iyi şansın sembolü olarak yeni yıl zamanı kapılarını kırmızıya boyuyorlarmış.
Bir de yeni yıl zamanı Çinliler bıçaklarını saklıyorlarmış.
Herhangi bir kesme işlemi yaptıkları zaman gelecek yılın şanssız gideceğini düşünüyorlar.
O yüzden bıçaklarını sakladıkları söyleniyor Çinlilerin.
Ruslar ne yapıyor Merve yeni yıl günü?
Onlar da kağıda dileklerini yazıyorlar.
Daha sonrasında bu dileklerini yakarak şampanyalarının içine atıyorlarmış.
Ve gerçekleşmesi için de şampanyayı gece saat 12'den sonra içiyorlarmış.
Yılbaşında kırmızı iç çamaşırı giymem odasını kim başlatmış?
İtalyanlar yeni yıla kırmızı iç çamaşırı giyerek girmenin iyi şans ve refah getireceğine inanıyor İtalyanlar.
Arkadaşlar deneyenler yazabilir mi?
Bir arkadaşım diyor ki geçen gün senelerdir kırmızı don giyiyorum.
Hiçbir şey olduğu yok.
Dedim ki ne bekliyordun?
Ya en çok güldüğüm Peru'nun geleneği oldu.
Peru'nun bir köyünde insanlar yeni yıla nasıl giriyorlarmış?
Yumruk yumruğa kavga ederek giriyorlarmış.
Bütün sorunların böyle çözüldüğünü düşünüyorlarmış.
Gerçekten çok enteresan.
O zaman arkadaşlar yeni yılınız şimdiden kutlu olsun.
Hepinize kocaman sevgilerimi gönderiyorum.
Coca-Cola'nın katkılarıyla hazırlanan Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Bu bölümü her sene yapılan geleneksel iğrenç esprimizi de kapatmak istiyorum.
Seneye tekrar görüşürüz.
Bu çarşamba yeni bir bölümle tekrar karşınızdayım.
Hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
