
Cambly ile öğrenme tarzını kendin seç. Yılın en büyük kampanyası ile aylık yerine yıllık abone ol, %60 daha iyi fiyat fırsatını yakala. Ana dili İngilizce eğitmenlerle 1 ders 64 TL’den başlayan fiyatlarla konuşmaya başla. Kodumu kullan ve hemen başla!
KOD: ORTAMLARDA64TL
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma
Bu bölüm "Cambly" hakkında reklam içerir.
Transkript
Cambly, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, Türkiye'nin en çok dinlenen podcasti, Ortamlarda Satılacak Bilgi'desiniz.
Ben Merve. Bugün çok eğlenceli bir oyun oynayacağız arkadaşlar sizinle.
Kendimizi keşfetme, öz keşif oyunu, kendi zihnimize ayna tutacağımız bir oyun.
Kokoloji. Şimdi önce kokoloji nedir, ne değildir bundan bahsedeyim.
Kokoloji, Japon yazarlar Isamu Saito ve Tadahiki Kanao konuşamadım.
Bir daha söyleyeceğim. Isamu Soito.
Ya bu da Türk ismi gibi oldu.
Tadahiki Nagao.
Uydurmadım adamların ismi böyle Japonlar.
Hayal gücüne dayalı senaryolar ve sembolik sorular aracılığıyla kişinin gizli tutumlarını yorumlamaya amaçlayan bir popüler psikoloji formatı arkadaşlar.
Isamu Soito Japonya'da psikoloji ve ilişkiler üzerine çok satan kitaplar yazmış bir profesör.
Freud ve Jung'un teorilerini kullanarak ruh analizi yapıyorlar kokolojide.
Ama başlamadan şunu belirtmek istiyorum.
Bu bilimsel psikoloji değil, popüler psikoloji.
Popüler psikoloji nedir?
Psikoloji bilgisinin böyle halka daha inebilen versiyonu.
Daha kolay anlaşılan, daha ilgi çekici, popüler kültür gibi düşünün.
Daha sade bir halde sunan versiyon ama bilimsel psikoloji tabi araştırmaya, deneylere, veri toplamaya özellikle.
Tekrar edilebilir sonuçlara, işte eleştiren testlere dayanıyor.
Yani kısaca kokoloji, psikoloji bilimi temel alınarak daha eğlenceli, daha böyle kolay bir yaklaşımla herkesin anlayabileceği şekilde hazırlanmış bir oyun.
Çok da ciddiye almayın tamam mı?
Şimdi bu oyuna başlıyoruz. Size bir takım sorular soracağım ama önce birkaç tane kuralımız var.
Ben soruyu sorduktan sonra çok düşünmenizi istemiyorum.
Aklınıza ilk gelen şeyi söyleyin.
Çünkü bu soruların doğru ya da yanlış herhangi bir cevabı yok.
O yüzden rahat olabilirsiniz.
Doğru cevabı aramaya çalışmayın.
İlk aklınıza gelen şeyi söyleyin.
Ve lütfen lütfen cevapları tahmin etmeye çalışmayın arkadaşlar.
Bu testlerde ne kadar akıllı olduğumuzu ispat etmeye gerek yok.
Ya da sorduğum sorulardaki gizli anlamları keşfetmeye bulmaya çalışmayın.
Tamam mı? Bu çok önemli. Ve en önemlisi kendinize karşı dürüst olun.
O zaman hazırsanız şimdi kokolojiye başlıyoruz hep beraber.
İlk sorumuz geliyor. Benim en sevdiğim sorulardan biri bu.
Şimdi arkadaşlar lütfen sakin bir yere geçin.
Ya da şöyle bir an durun.
Derin bir nefes alın.
Gözlerinizi kapatın.
Şimdi. Uçsuz bucaksız bir çölde olduğunuzu hayal etmenizi istiyorum.
Etrafınızda başka hiçbir şey yok.
Böyle sonsuz gibi görünen bir boşluk.
Kocaman bir çöl.
Sessizlik. Etrafta çıt çıkmıyor.
Bir devenin üzerinde gidiyorsunuz.
Güneş böyle tepenizden vuruyor.
Gidiyorsunuz, gidiyorsunuz, gidiyorsunuz.
Artık böyle yorgunluktan mahvolana kadar o deveyi sürdünüz.
Şimdi sizi taşıyan bu deveye.
Hangi sözcükleri söylersiniz?
Biraz es veriyorum.
Cevap verin. Devam ediyoruz.
İkinci soru. Tam böyle susuzluktan artık öleceğinizi düşünürken önünüzde çok güzel bir vaha göründü.
Ama tanıdığınız birisi sizden önce buraya gelmiş.
Kim bu kişi? Sizden önce gelmiş ve size el sallıyor orada.
Şimdi vahadan çıktınız arkadaşlar.
Tekrar deveye bindiniz.
Gidiyorsunuz, gidiyorsunuz, gidiyorsunuz.
Sanki böyle bir asır gibi.
Zaman geçmiyor. Derken uzaktan bir kasabanın ışıkları görünüyor.
Ve nihayet varacağınız yere geldiniz.
Yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde ne hissediyorsunuz arkadaşlar?
Ne dediniz o an? Hislerinizi şöyle bir tanımlayın.
O kasabayı gördünüz. O ışıkları gördünüz.
Yolculuk bitti. Ne hissediyorsunuz?
Ve son soru.
Uzun zamandır üzerinde ilerlediğiniz deveyle artık ayrılma vaktiniz geldi.
Deveden inerken...
Devenin üzerine binmek için yeni bir sürücü geliyor.
Ve sizin kalktığınız eğere oturuyor.
Şimdi devenin yeni sürücüsünün kim olduğunu düşünmenizi istiyorum.
Yeni binici kim? Yine tanıdığınız birini düşünmenizi istiyorum.
Test bitti arkadaşlar. Şimdi gelelim anlamına.
Bu arada ben S vermeyeyim sorularda.
Siz durdurun. Cevapları verin devam edin.
Tamam mı? Öyle yapalım. Yoksa böyle S vere vere podcast çok uzun olur.
Şimdi arkadaşlar buradaki çöl ve deve yani bu senaryo sizin sevgilinizden ya da eşinizden ayrılmanız durumundaki o duygularınızı açığa çıkarıyor.
Yani bu sorulara verdiğiniz cevaplar şunu gösteriyor.
Sevgilinizle yollarınızı ayırma vakti geldiğinde ayrılık vakti geldiğinde ya da eşinizle boşanma noktasında iseniz buna nasıl tepki vereceğinizi gösteriyordu bu test.
Birinci soruda dedim ki deveye ne söylersiniz?
Şimdi deveye söylediğiniz sözcükler aşkın bittiğini fark ettiğinizde yolun sonuna geldiğinizde Kendi kendinize söyleyeceğiniz sözlerdi.
Mesela bir arkadaşım şey demişti çok gülmüştü.
Dayan kurban olduğum az kaldı.
Deveye diyor bunu güya.
Ya tam onun diyeceği bir şeydi bu.
O kadar doğru ki. Yani ilk soru aşkın bittiğini fark edince kendi kendinize söyleyeceğiniz sözler.
Deveye söyledikleriniz. Gelelim ikinci soruma.
Demiştim ki Vaha'ya sizden önce gelen ve size el sallayan kişi kimdi?
Dedim. Psikoloji terminolojisinde Vaha.
Kişinin sorunlarını çözmesini sembolize ediyormuş arkadaşlar.
Yani burada karşılaştığımız kişi sizi böyle rahatlatmış, size yardım etmiş, yardım eli uzatmış ya da mesela ileride ihtiyacınız olduğunda yardım isteyebileceğiniz bir kişi deniliyor.
Vahada bekleyen kişi. Üçüncü soru yolculuğun sonunda vardığınız bir kasabadan bahsettim.
Bu kasaba arkadaşlar kırık kalbiniz iyileştiği zaman artık işte her şey bitmiş böyle iyileşme yolculuğundasınız.
Duygularınızın yeniden yola girmesini sembolize ediyordu o kasaba ve kasabaya vardığınızda hissettikleriniz biten aşkınız hakkındaki gerçek hislerinizdi.
Mesela biri şey demişti dinlenmek istiyorum çok yoruldum çok yorgunum artık hani dayanamayacağım demişti.
Dördüncü soru deveye binen yeni biniciydi arkadaşlar.
Bu da sizin böyle gizlice rekabet kıskançlık hisleri beslediğiniz ya da böyle içten içe çok kızgın olduğunuz bir insan olabilir.
Bu test bu kadardı. Şimdi başka bir soruya geçiyoruz.
Bir gün böyle evde oturmuşsunuz.
Güzel güzel kahvenizi içiyorsun.
Ve bir anda açık olan pencerenizden içeri böyle minik tatlı bir kuş geliyor.
Mavi bir kuş. Belli ki bu kuş yolunu şaşırmış.
Ve bu kuş da sizi çeken bir şey olduğunu fark ediyorsunuz.
Ve beslemeye karar veriyorsunuz.
Ertesi gün arkadaşlar bir uyanıyorsunuz bir bakıyorsunuz.
Bu masmavi minik kuşun rengi sarı olmuş.
Bir anda şaşırıyorsunuz.
Ertesi gün bir bakıyorsunuz kırmızı olmuş.
Ertesi gün bakıyorsunuz siyah olmuş.
Peki 5. gün uyandığınızda bu kuşun rengi ne olur?
Ne bekliyorsunuz arkadaşlar? Nasıl bir renk bekliyorsunuz?
Şimdi renk değiştirmedi Merve.
Siyah kaldı diyorsanız yani son versiyonuyla kaldı diyorsanız az sonra söyleyeceğim sebebini.
İlk rengi olan maviye mi döndü?
Beyaz mı oldu? Yoksa altın rengine mi dönüştü?
Şimdi Anlamına geçiyoruz.
Eğer cevap vermediyseniz durdurun.
Çünkü anlamına geçiyorum. Şimdi burada arkadaşlar bu kuşun sürekli renk değiştirmesi olayı gerçek hayattaki zorluklara ve belirsizliklere vereceğimiz tepkileri gösteriyor.
Eğer kuşun ertesi gün renk değiştirmeyip simsiyah kaldığını söylediyseniz yani son versiyonuyla hayattaki zorluklara ve belirsizliklere karşı karamsar bir insan olabilirsiniz deniliyor.
İkincisi hani kuş yeniden maviye döndü diyorsanız.
İyimser olabilirsiniz. Yani hayatta iyi de var kötü de var.
Okey deyip yolunuza devam ediyorsunuz.
Ama böyle başınıza gelen şeyleri soğukkanlılıkla kabul edip biraz böyle akışına bırakabiliyorsunuz.
Kuş beyaza döndü dediyseniz ki bu rengi hiç söylemedim arkadaşlar.
O geçirdiği dönüşümlerde hiç beyaz yoktu.
Beyaz oldu diyorsanız eğer siz baskı altında bile sakin ve kararlı davranabilen bir karaktere sahip olabilirsiniz.
Ve en kötü zamanlarınızda bile kaygılanmakla ya da kararsızlıklarla vakit...
Kaybetmiyorsunuz. Kendinize yeni bir rota çizebiliyorsunuz.
Ve son olarak altın rengine döndüğünü söyleyenler bu kuşun.
Bunlar korkusuz insanlar.
Yani size göre her kötü durum bir fırsata dönebilir.
Kötünün içinde bile iyiyi görebiliyorsunuz ve bunu fırsata çevirebiliyorsunuz.
Ama dikkat arkadaşlar bu kadar sonsuz güven sizi gafil avlayabilir deniliyor.
Hani korkusuz ile çılgın arasındaki çizgi çok belirsiz.
O yüzden altın kuşçulara dikkat.
Sen ne dedin Merve diyorsanız ben mavi kuşu seçtim arkadaşlar ve kesinlikle doğru.
Çünkü ben iyimserim. Hayatta hep iyi de var kötü de var derim.
Başıma geleni kabul ederim.
Yoluma devam etmeye çalışırım.
O yüzden mavi kuşu seçmiştim ve doğru.
Benim için cevap doğru. Gelelim başka bir soruya.
Bugün sizin doğum gününüz ve hiç tahmin etmediğiniz birinden bir tebrik kartı aldınız.
Sizce bu kartı size kim yollamıştır?
Ayrıca arkadaşlarınız ve ailenizden bir sürü hediye gelmiş.
Bu hediyelerin arasındaki en büyük paket kimden gelmiş?
Şimdi arkadaşlar durdurun yine cevaplara geçiyorum.
Şimdi verdiğiniz cevaplar hayatınızdaki insanlar hakkındaki gerçek hislerinizi gösteriyor.
Hiç beklemediğiniz halde size kart yollayan kişi ya da işte mesaj olabilir bu.
Hadi modern dille söyleyelim mesaj gelmiş olsun.
O beklenmeyen mesajı aldığınız kişi size böyle daha fazla ilgiye ya da daha fazla şefkat göstermesini istediğiniz kişi içten içe hani beni daha çok sevse daha çok şefkat gösterse Bunu
istediğiniz kişi kimse oymuş.
Hani belki de böyle uzaktan uzağa hayranlık duyup açılamadığınız biri vardır.
O da olabilir. Belki de uzun zamandır haber almayı beklediğiniz, küs olduğunuz biri de olabilir.
Şimdi size en büyük hediye paketini yollayan kişi, o kişi kimse, onun size olan duygularını görmezden geldiğiniz kişi olabilir deniliyor.
Şimdi görmezden geldiğiniz derken...
Hani böyle sevgisinden hiç şüphe etmeyeceğiniz insanlar vardır ya.
Sevgisine aşırı derecede güvendiğiniz, atıyorum anneniz olabilir, babanız olabilir ya da ne bileyim bir başkasıdır.
Ondan geldiğini düşünüyorsunuz.
Ve görmeniz gereken kişi o aslında.
Gerçekten sizi seven kişi o.
Ve siz bu konuda bencillik yapıyor olabilirsiniz.
Gereken özeni göstermiyor olabilirsiniz.
Belki beni seviyor diye hoyratça davrandığınız biri de olabilir.
Ve yeni bir test sorusu geliyor.
Biraz hızlı gidiyorum arkadaşlar çünkü çok fazla soru var.
Şimdi gözlerinizi kapatın.
Derin bir nefes alın.
Bir dağ var önünüzde tamam mı?
Çok nadir bir taşı bulmak için bu dağa tırmanmanız gerekiyor.
Bir yola çıktınız. Şimdi bu dağın eteklerinde durdunuz.
Şöyle bir baktınız dağa.
Bu dağa hakkında ne düşünüyorsunuz arkadaşlar?
Bu dağ nasıl bir dağ?
Şimdi devam ediyoruz.
Çok değerli bir taş aradığınızı söylemiştim.
Bu dağda epey bir zaman geçirdiniz ve bu zorlu arayıştan sonra taşı hala bulamadınız.
Ve bir baktınız yavaş yavaş güneş batmaya başladı.
Ne yaparsınız? Burada bir düşünün.
Güneş gitmeye başladı, hava kararmaya başladı.
Düşünün ne yapacağınızı.
Düşündünüz, devam ediyorum.
Yani gidebilirsiniz, belki ertesi gün gelirsiniz ya da kamp atarsınız dağa.
Orada bir gece geçirirsiniz.
Burada bir karar verin, düşünün.
Geri dönüyorum. Şimdi aradığınız taşı buldunuz.
Bu nasıl bir taş arkadaşlar?
Taşı tarif etmenizi istiyorum.
Boyutunu, ağırlığını, şeklini, şemalini, değerini.
Yani değerli bir taş mı bu?
Satsanız para eder mi?
Para ediyorsa kaç para eder?
Bunları bir düşünün. Bulduğunuz taş değerli bir taş mı yoksa nasıl bir taş?
Şimdi artık dağdan iniyoruz arkadaşlar.
Eve dönüş zamanı.
Yavaş yavaş tepeden aşağı doğru inmeye başladık.
Şimdi bu dağ ile vedalaşmanızı istiyorum sizden.
Dönün şöyle bir arkanıza bakın ve bu dağ ile konuşmanızı istiyorum.
Bu dağ ne derdiniz oradan ayrılırken?
Şöyle bir düşünün. Ve dağın size ne cevap verdiğini düşünmenizi istiyorum.
Burada lütfen durdurun, cevaplarınızı verin.
Çünkü şimdi ben analiz kısmına geçiyorum.
Bu dağ sizin babanızı temsil ediyordu.
Ya da hayatınızda baba yerine koyduğunuz bir figür de olabilir.
Aramakta olduğunuz taş ise yetişkin bağımsızlığınızı kazanmak için yapmış olduğunuz yolculuktu.
Kendinizde keşfetmeniz gereken yetenek ve güçleri sembolize ediyordu.
Neden? Çünkü arkadaşlar şöyle dağ baba figürü yani otorite.
Hayatın senden büyümeni isteyen tarafı.
Taş ise senin o yolculukta kendinde bulman gereken şey.
Yani o taş çok değerli bir şey.
Kolay değil bulması.
Kendimizi keşfetmek de kolay değil.
Böyle düşünebilirsiniz. Yani o taş kendinde bulman gereken çekirdek güç sorusunun sembolü.
Merve sen ne buldun demiş olabilirsiniz.
Nasıl bir taş? Şimdi ben ilk bakışta çok sıradan görünen, öyle çok bağırmayan, parlamayan, ben buradayım demeyen bir taş buldum ama bu taşın değerini dünyada bilen kişi sayısı çok azmış.
Ben de onlardan biriymişim ve bu taş aslında çok değerli bir taşmış ama çok az kişinin keşfedebileceği değerde bir şeymiş.
Öyle bir taştı yani benim hayalimdeki.
Çok sıradan görünen ama özünde çok değerli bir taş.
Yani benim kendimde bulman gereken çekirdek güç sessiz özdeğer.
Dışarıdan onay almadan da kıymetliyim.
diyebilme gücü. Gösteriş değil içerik.
Yani şu ambalaj çağında her şey bitirine dönüştü şu zamanda.
Özünle, kalbinle kendini ortaya koyup sadece bunu hissedebilen, anlayabilen kişilerle aynı yolda yürümek.
Yani seçtiğim taş cuk diye oturmuş benim hikayeme.
Bakın sizlerle aynı yolu yürüyorum.
Şimdi Merve o dağ neydi?
Şimdi dağ hakkındaki düşüncelerimiz neyi temsil ediyor?
Babanızın gözünüzde nasıl biri olduğunu temsil ediyordu o dağ arkadaşlar.
Mesela bir arkadaşım bu dağı tarif ederken Çok zor dedi.
Çok ulaşılmaz, çok yüksek, dimdik kayalar var.
Hatta dedi ki ayakkabıların parçalandı o yolda giderken dedi.
Ve gerçekten böyle bir babası vardı.
Oldukça ulaşılması zor.
Öfkeli bir baba. Şiddet uygulayan bir baba.
Bir arkadaşım da şey dedi.
Böyle yemyeşil kuşlar, böcekler, ağaçlar, çiçekler.
O kadar güzel bir dağ ki dedi.
Yeniden yeniden gitmek istiyorum oraya dedi.
Çok güzeldi dedi. Çok da kolaydı dedi dağın tepesine ulaşmak dedi.
O kadar tatlı bir babası var ki.
Doğru yani şaşırdık hatta.
Merve senin dağın nasıldı dediyseniz arkadaşlar ben Ağrı Dağı gibi bir şey hayal ettim.
Hatta işte Nur'un gemisi oturmuş falan öyle şeyler gördüm.
Nedense. Nedense mi?
Böyle zirvesi karlı, sisli, ulaşması çok çok zor ve bunu denemem bile.
Oraya ulaşmayı denemem, cesaret edemem.
Öyle bir güç bulamam zaten kendimde öyle düşündüm.
Yani babamın onayına, yakınlığına, seviyesine...
Bunlara erişmemin ne kadar zor olduğunu daha en başından kabul etmişim galiba.
Hani gücüm de yok zaten buna.
İmkansız olduğunu düşünmüşüm ve orada kalmışım.
Dağın tepesine çıkmayı hiç düşünmedim bu arada.
Hani orada kaldım. Karlı ve sisli o dağın tepesi.
Yani çok yüce bir dağ ama sıcak değil.
Çok soğuk, hiçbir şekilde ağaç yok, yaprak hiçbir şey yok.
Çok etkileyici, çok büyüleyici görsel olarak ama yakın değil, ulaşılabilir değil.
Peki o taşı aramaktan vazgeçip geçmediğiniz, sen işte güneş batınca ne yaptınız dedim ya bu kısma gelelim.
Her ne pahasına olursa olsun o taşı aramaya devam edeceğinizi söylediyseniz aynı kararlılığı ve aynı inatçılığı çaba verdiğiniz şeyin karşılığını alamasanız bile istikrarla devam ettireceğiniz
anlamına geliyor. Hani bu konudaki iradeniz.
Ben mesela hava karardığında korktum ve geri dönmeyi düşündüm.
Ertesi gün gelirim dedim. Dağdayım sonuçta hani başıma bir şey gelir mi?
Kadınlık devreye girdi bence burada.
Şimdi gideyim yarın sabah geri gelirim dedim.
Eğer benim gibi düşündüyseniz siz çabalarınızı uzun bir zaman dilimine yayanlardansınız.
Hani belki çok geç bulacaksınız o çekirdek gücünüzü ama zamanla kendinizi böyle tanıya yanıla bulacaksınız vazgeçmeyerek.
Peki şunu yaptıysanız aman başlarım taşına ya daha taşa bıraktım gidiyorum dediyseniz hani vazgeçtiniz taş maş aramıyorum ben bir daha da buraya gelmeyeceğim dediyseniz şu.
Bir potansiyeliniz varsa bile bunu sonuna kadar kullanamayacaksınız.
Bunu diyor bu test yani. Bilemiyorum Altan.
Test böyle söylüyor. Peki bulduğunuz taşın değerine gelelim arkadaşlar.
Bulduğunuz taş için milyonlar değerinde çok değerli bir taş diyorsanız eğer.
Bu sizin kendi değeriniz arkadaşlar.
Kendi değerinizi nasıl gördüğünüzde o taş aslında.
Taşa biçtiğiniz değer sizin kendinize verdiğiniz değer.
Kaşıkçı elması bulanlar.
Kendinize abartma seviyeniz.
Çok yüksek olabilir.
Peki o dağ ile vedalaşırken ona ne dediniz arkadaşlar?
Ben dedim ki giderken bu arada ben test şeylerini bilmiyordum.
Hani size yapmadan önce kendime yaptım ve yazdım bunları unutmayayım diye.
Ben şey dedim hani sana ulaşabilecek yetenekte ve donanımda değilim.
O mental güçte de değilim.
Hani öyle bir çabam da yok zaten.
Hani buradan bakınca manzara güzel.
Ulvi bir manzara.
Sen böyle kal yüce kal.
Bu mesafeden okey dedim. Güzelsin ve kabul ettim bunu.
Senin zirvene ulaşmama gerek yok dedim.
Teşekkür ettim ve döndüm gittim.
Bana böyle bir taş verdiği için.
Şimdi arkadaşlar burada söylediklerimiz babamıza daima söylemek isteyip söyleyemediklerimizmiş.
Umarım bu bölümü babam dinlemez.
Yazıklar olsun sana.
Yıkıl karşımdan. Şimdi arkadaşlar dağın bize verdiği cevap onun bize karşı olan duygularıymış.
Mesela benim dağın bana dedi ki zaten sen buralara gelme.
Zirve çok tehlikeli geri dön dedi.
Peki sizin dağınız size ne dedi?
Yorumlarda buluşalım arkadaşlar.
Instagram'dan cevaplarınızı bekliyorum.
Doğru çıkıp çıkmadığını Instagram'dan mutlaka bana yazın.
Şimdi minicik bir öğrenme tarzı testi yapmak istiyorum.
Hazırsanız başlıyoruz.
Şimdi hayal edin arkadaşlar.
İngilizce öğrenmek istiyorsunuz ama...
Bu sefer gerçekten öğrenmek istiyorsunuz.
Yani heves edip böyle üç gün sonra bırakmak değil, gerçekten konuşabilmek, anlayabilmek, kendinizi daha özgüvenli hissetmek istiyorsunuz.
Ve önünüzde iki tane kapı açılıyor.
Birinci kapıda şu yazıyor.
Canım ne zaman isterse gel, gerçek hayattan konuşma pratiği yapalım, rahat rahat konuşalım, hata yapalım, düzeltelim ve sana özgüven kazandıralım.
İkinci kapıda ise şu yazıyor.
Sana özel bir planım var.
Adım adım ilerle, sistemli dersler, net hedefler, düzenli geri bildirimler ve ilerleme takibi seni bekliyor.
Şimdi düşünün bakalım hangi kapıyı seçerdiniz?
Eğer birinci kapıya gittiyseniz siz büyük ihtimalle dili yaşayarak öğrenenlerdensiniz.
Yani sizin için mesele biraz esneklik, biraz gerçek konuşma, biraz da kasmadan pratik yapmak.
Hani ben konuşa konuşa açılırım diyorsunuz.
İşte tam bu noktada Cambly özelden bahsetmek istiyorum sizlere.
Esnek ders planlaması var.
%100 ana dili İngilizce olan eğitmenlerle bire bir pratik yapma imkanınız var.
Gerçek hayattan konuşmalarla ilerliyorsunuz.
İşte o korkutan ya yanlış söylersem hissi var ya o burada yok arkadaşlar.
Bunu böyle yavaş yavaş söküp atıyorsunuz.
Daha doğal, daha rahat ve daha akışta bir öğrenme modeli.
Hayır Merve ikinci kapıyı seçtim diyorsanız siz de muhtemelen Benim bir sistemim olsun diyenlerdensiniz.
Hani bazı insanlar vardır ya önüne bir plan koyarsınız, takvim koyarsınız, hedef koyarsınız ve uçar gider.
Hani ben neyi neden yaptığımı bileyim.
Biri bana yol göstersin, ilerlememi de görmek istiyorum diyorsanız sizin tarafınız kembili pro arkadaşlar.
Neden? Çünkü burada sistemli dersler var.
Tamamı ana dili İngilizce olan pro eğitmenlere erişim var.
Net bir öğrenme planı var.
Kişiselleştirilmiş geri bildirim var.
İlerleme takibinizi görebiliyorsunuz.
Yani daha yapılandırılmış, daha hedef odaklı bir model.
Ve şu anda Cambly'de yılın en büyük kampanyası var.
Aylık yerine yıllık abone olduğunuzda %60 daha iyi bir fiyattan yararlanıyorsunuz.
Bunu özellikle net bir şekilde söyleyeyim.
Aylık yerine yıllık abonelik olduğunda ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle Bir ders 64 TL'den başlayan fiyatlarla arkadaşlar bakın 64 TL'den başlayan fiyatlarla pratik
yapmaya hemen başlayabilirsiniz.
Bize özel kodumuz ortamlarda 64 TL bu kodu açıklamalara bırakıyorum.
Açıklamadaki linkten girip bu kodu kullanabilirsiniz.
Hadi devam edelim. Gelelim bir başka teste.
Şimdi arkadaşlar bir sabah telaş içinde evden çıktınız.
Bir yere doğru gidiyorsunuz.
Ve yarı yolda bir bakıyorsunuz ki cüzdanınız evde kalmış.
Ve geri dönecek vaktiniz yok.
Hiçbir şey yok yanınıza. Kredi kartı, para hiçbir şey yok.
Hemen çantanızın içinde bir yerlerde para var mı acaba diye bakmaya başlıyorsunuz.
Ceplerinize bakıyorsunuz.
Şimdi düşünmenizi istiyorum.
Ne kadar para buldunuz?
Ya da bulamadınız. Çantanızın içinden ne çıktı?
Ceplerinizden bir şey çıktı mı?
Bunu soruyorum. Bir düşünün bakalım.
Şimdi durdurun gerekiyorsa çünkü cevaba geliyorum.
Bu soruya vereceğiniz cevap eğer hiç para yoksa çantanızdan, cebinizden, arabanızdan hiçbir şekilde para çıkmadıysa muhtemelen şu zaman diliminde çok parasızlık çekiyorsunuz ya
da cimrisiniz.
Bulduğunuz para aynı zamanda Başkalarına vermekten çekinmeyeceğiniz para miktarını gösteriyormuş.
Böyle ay balya balya para buldum çantamda diyorsanız çok bonkörsünüz arkadaşlar.
Şimdi sırada başka bir soru var.
Çocukluk zamanına gidiyoruz.
Böyle bir bakkaldasınız tamam mı?
Hayal etmenizi istiyorum. Nostaljik bir bakkaldayız.
Soğuk market raflarını hayal etmeyin.
Bir bakkaldayız. Ve raflar dolusu şekerler görüyorsunuz.
Çikolatalar var, sakızlar var.
Püs kevitler var. Şimdi bunlardan bazıları raflara muntazam bir şekilde dizilmiş.
Bazıları sepetlerde, bazıları kavanozda.
Böyle bakınıyorsunuz. Sorum şu.
İlk olarak ne seçtiniz arkadaşlar?
Ne seçtiniz ve neden onu seçtiniz?
Şimdi bunu detaylı olarak düşünün.
Tamam mı? Bu kısım çok önemli. Neyi seçtiniz?
Şimdi başka bir soruya geliyorum.
Bakkal sahibi nasıl biriydi ve size nasıl davrandı?
O çocuk halinize nasıl davrandı?
Derken bakkalda kasaya geldik.
Şimdi içeri bir grup çocuk girdi.
Kaç çocuk girdi? Düşünün bakalım.
Alışverişimizi yaptık. Artık böyle eve bir torba şekerle neyle artık çikolatayla falan döndüyseniz poşeti bir açtınız.
Dükkan sahibi size jest olsun diye böyle biraz daha şeker koymuş ya da işte çikolata koymuş her neyse bir şeyler doldurmuş.
Şimdi ne kaç tane şeker hediye etmiş size ya da işte kaç tane çikolata hediye etmiş bunu düşünmenizi istiyorum.
Ve şimdi o aldığınız şekerleri yani size hediye edilen şekerleri birine hediye etmenizi istiyorum.
Bunları kime verirdiniz?
Hayatınızdaki işte tanıdık birilerini düşünün.
Yakınlarınız vesaire kim olursa.
Cevaplara geliyorum. Gerekirse durdurun.
Çünkü cevaba geldik. Şimdi arkadaşlar bakkaldan o kadar şeyin arasından seçtiğiniz şey başkalarından en çok istediğiniz ve beklediğiniz şeyi gösteriyor olabilirmiş.
Atıyorum belki içinde sürpriz hediye olan bu çikolatalar var ya onlardan almış olabilirsiniz.
Bu hediye almayı seven biri olduğunuzu gösteriyor olabilir ve eli boş gelenlerden.
böyle pek hoşlanmayan bir insan olabilirsiniz.
Hani bir tık böyle materyalist gibi düşünebilirsiniz.
Maddiyata önem veren.
Eğer sırf tadı çok güzel ve bunu hatırladığınız için aldığınız bir şeyse nostaljik bir şey olabilir ya da sırf tadı için bir şey aldıysanız Yani sizde böyle geçmişe dair bir özlem uyandırdığı için bir şey seçtiyseniz
o bakkaldan muhtemelen çocukken annenizden gördüğünüz ilgiye ve şefkate ihtiyacınız olabilir.
Eğer erkekler bunu seçtiyse bir tık ana kuzusu olabilirler denilmiş.
Eğer seçim kararınız sırf böyle jelatini paketi çok güzel diye bir ürün seçtiyseniz bu Hayatta dış görünüşe fazlasıyla önem veren ve buna göre karar alan biri olduğunuzu
gösteriyor olabilirmiş. Hani dış güzelliğe odaklı iç güzelliği pek önemsemiyor.
Peki siz dükkandayken içeri giren çocuk sayısı kaç kişi girdi dedim ya kaç çocuk bu.
Hayatta bağımlı olduğunuz kişi sayısı arkadaşlar.
Eğer bu 5'ten fazlaysa yani içeri 5'ten fazla çocuk girdiyse böyle bir ordu şeklinde bu yetişkin bağımsızlığınızı kazanmanız için önünüzde daha epey bir yol var anlamına geliyormuş.
Eğer hiç çocuk görmedim diyorsanız arkadaşlar bu da sizin böyle aşırı bağımsız hiç kimseye hesap vermeyen fazla özgür takılan ve hiç kimseye sırtını dayamayan.
Belki de sırtını dayayacak biri olmayan biri olduğunuzu da gösterebilir.
Bakkal sahibinin size davranışı ve ilgisi annenizden beklediğiniz ilginin miktarıydı arkadaşlar.
Ve poşetten jest olarak çıkan o bedava şeker ya da çikolata her neyse annenize hala ne kadar muhtaç olduğunuzun seviyesini gösteriyordu.
Kaç tane çıktı mesela çok fazla çıktıysa o da sıkıntı.
Bu şekerleri kime verdiğiniz?
Bu da sizin zamanı geldiğinde bakmak istediğiniz ya da çoktan size bağımlı olan birisi.
İşte ebeveynler muhtemelen çocuklarıma verirdim dedi o şekeri çikolatayı.
Yani size bağımlı olan kişiler.
Şimdi arkadaşlar eğer hiç kimseye vermediyseniz bu hediye edilen şekerleri, çikolataları bu da bağlantıları çok az olan bir hayat.
Kimseden bir şey beklememek ve siz de öyle olduğunuz için aynı anlayışı karşı taraftan da beklemek.
Hani ben sizden bir şey istemiyorum, siz de benden istemeyin kardeşim.
Daha böyle bireyci yaşayanlar.
Ya da paylaşacak hiç kimsesi olmayanlar da olabilir.
Bunu dağıtacak hiç kimsesi olmayan.
Kendi cevaplarım üzerinden gideyim.
Ben çikolatalı bir bisküvi aldım.
Hala satılıyor ama çok eski bir bisküvi.
Böyle içi kremalı. Adı Negromuydu neydi hatırlamıyorum.
Onu seçtim arkadaşlar. Çünkü eve gidip bisküviyi çaya batırıp yeme hayali kurdum.
Bakkal bana çok ilgili davranmadı.
Çok soğukta değildi. Normaldi.
Böyle ürününü sattı geçti gibi bir şey oldu.
Bakkala 3-4 tane çocuk geldi dedim.
Çıkınca da o verilen hediye şekerleri birkaç kişiye verdim.
Yani hediye şekerim zaten 2-3 tane falandı.
Buna göre arkadaşlar kendimce analizim.
Başkalarından beklediğim şey hani çikolatalı bisküvi seçtim ve işte çaya batıracaktım falan.
Bu sıcaklık böyle yuva gibi hissettirecek bir samimiyet.
Yani çok büyük büyük gösterişli şeyler değil beklediğim.
Gerçek samimi bağlar.
Çaya püsküvit banmak isteyen birinden ne bekliyorsunuz?
Samimiyet. Bakkal bana ölçülü davrandı.
Ne çok sıcaktı ne de boğucu bir ilgisi vardı.
Yani anneden aradığım şey doğal bir şefkat.
Doğal bakın. Bakkada 3-4 tane çocuk girdi dedim.
Gerçekten arkadaşlar hayatımda böyle çok çok yakın bağ kurduğum kişi sayısı çok azdır.
Hani arkadaşlarımı az ve öz seçerim ve kalıcı seçerim.
Seçilmiş bağlar. Ondan sonra sırtımı dayayacağım insan sayısının az olduğunu gösteriyor bu.
Ya da yaslanmak isteyeceğim diyeyim.
Sırtımı dayamak isteyeceğim değil yaslanmak isteyeceğim.
Şekerlerimi de o 2-3 kişiye verdim.
Yani sevdiğim, yakın hissettiğim insanlara verdim.
Bu şeker verme olayı bizim içgüdüsel olarak böyle bakmak, kollamak, mutlu etmek, gözetmek istediğimiz kişilerde, duygusal yatırım yapmak istediğimiz kişilerde olabilir.
Bu test bu kadardı. Şimdi arkadaşlar başka bir soruya geçtik.
Bir gün sokakta dalgın dalgın yürürken bir anda bir çöp tenekesine çarptınız ve çöp yere devrildi.
Peki dökülen çöp nasıldı?
Bu çöpü tarif etmenizi istiyorum.
Hiçbir şey yoktu Merve.
Çöp tenekesi boştu.
Ortada hiçbir şey dökülmedi diyebilirsiniz.
Hayır bir yığın çöp saçıldı etrafa.
Hiç kimse çöpünün poşetini bağlamamış çöpler yollara saçıldı diyebilirsiniz.
İşte yok işte elmalar çıktı, tavuk kemikleri, bir sürü yemek artıkları çıktı.
Böyle şeyler gördüm diyebilirsiniz.
Ya da gayet güzel bir şekilde bağlanmış simsiyah kocaman bir çöp torbası çıktı da diyebilirsiniz.
Size kalmış nasıl bir çöp çıkacağı.
Şimdi sonuca geliyorum.
Dediğim gibi durdurun arkadaşlar çünkü sonuç kısmındayım.
Sonuç şu şimdi burada verdiğiniz cevaplar sizin dış dünyadan saklamaya çalıştığınız şeylerdi.
Eğer çöp tenekesinin boş olduğunu, içerisinden hiçbir şey çıkmadığını söylediyseniz hayatınızı ortaya sermeyen biri olabilirsiniz.
Ya da içi dışı bir olan yani olduğundan farklı görünmeye çalışmayan oldukça dürüst ve samimi biri olabilirsiniz.
Şeffafsınız yani çöp tenekesi boş çıkanlar şeffaf ve dürüst insanlar.
Eğer bir yığın torbalanmamış çöp böyle ortalığa saçıldıysa Dış dünyaya karşı açık bir görünüm sergiliyorsunuz ama yine de içinizde böyle ifade edemediğiniz pek çok duygu olabilir arkadaşlar.
Eğer çöpten böyle yemek artıkları tarzında işte elmalar, tavuk kemikleri vs.
bunlar çıktıysa yemeğe karşı aşırı ilginiz olabilir ya da yemesinden içmesinden kısıp böyle para biriktirmeye çalışan biri olabilirsiniz.
Veya diyette olabilirsiniz, kısıtlama ve kıtlık psikolojisi olabilir.
Böyle siyah bir poşet gördüyseniz, ağzı bağlı tertemiz bir poşet çıktıysa bu da başkalarına karşı duygularınızı göstermekten çekinen ve bunu zayıflık olarak adleden kişiler olabileceğinizi gösteriyor deniliyor.
Ve kendilerini inanılmaz bir kontrol altında tutan, hiçbir açık vermemeliyim, hiç sır vermemeliyim, başkaları benim ne hissettiğimi, ne yaşadığımı bilmemeli, yoksa bana buradan zarar verirler diye düşünen insanlar olabilirsiniz
deniliyor kokolojiye göre.
Ve son soru. Bu soruyu çok seviyorum arkadaşlar.
Hazırsanız başlıyorum. Son sorum.
Şimdi yıllardır hiç kimsenin ayak basmadığı eski bir binadasınız.
Ve yerin altına doğru inen bir merdiven keşfettiniz.
Aşağı doğru inmeye başladınız.
Kaç basamak indiniz?
Bir düşünün bakalım. Hayal edin.
1 mi? 2 mi? 5 mi?
10 mu? 30 mu? Kaç basamak?
Derken karanlığın içinden birinin sesini duydunuz.
Bu kişinin sesi nasıl?
Ağlıyor mu? Sessizce inliyor mu?
Sessizce bir şeyler mi söylüyor size böyle fısır fısır?
Bağırıyor mu? Yoksa sizinle konuşmaya mı çalışıyor?
Kendi kendine mi konuşuyor ya da ne yapıyor?
Peki siz bu sesi duyunca nasıl bir tepki verdiniz?
Aşağı inip bakıyor musunuz?
Korkup kaçtınız mı?
Ne yaptınız? Şimdi aşağıdaki kişi bir anda size adınızla sesleniyor.
Ve yukarıda kapıdan gelen ışıkta Birinin aşağı doğru indiğini görüyorsunuz.
Aşağı gelen kişi kim?
Aşağı doğru merdivenlerden inen kişi kim?
Tanıdığınız birini seçmenizi istiyorum.
Şimdi yine durdurun arkadaşlar çözümlemesine geliyorum.
Merdivenin altındaki basamak sayısı sizin yaşadığınız psikolojik yaraların üzerinizde bıraktığı o etkinin derecesini gösteriyor.
Eğer az sayıda basamak varsa bu iyiye işaret.
Derinlerde saklı birçok yaranız olabilir.
Karanlıkta duyduğunuz sesler geçmişteki o acı anılarınızı nasıl yaşadığınızı anlatıyor.
Ben mesela ağlayan bir kız çocuğu sesi duydum ama 6-7 yaşında ve bu ses kendi çocukluk sesime çok benziyordu.
Eğer siz de ağlama sesi duyduysanız siz dertli zamanlarınızda başkaları tarafından avutulmuş.
teselli edilmiş, belki terapi alan ve bu yaraları bu yardımlarla atlatabilmiş, sarabilmiş kişilerdensiniz.
Kesinlikle doğru. İnleme sesi duyduysanız eğer zor zamanlarınızı yalnız geçirmiş olduğunuzu gösteriyor olabilir.
kendi kendine konuşan birinin sesini duyduysanız o acılardan kendi elini tutup kendi kendine ayağa kalkmış biri olabilirsiniz.
Ya da belki kalkamadınız.
Bu sese vermiş olduğunuz tepki o acılarla başa çıkma biçiminizde arkadaşlar.
Aşağı inmeye korkmayanlar, korkusuzlar, cesurlar.
İşte o acıların gözüne gözüne bakan kişiler bunlar.
Kendinden kaçmayan kişiler.
Hayır Merve çok korktum ve arkama bakmadan kaçıp gittim diyorsanız eğer sorunları görmezden gelerek gerçekten o sorunların yok olacağını zanneden biri olabilirsiniz.
Korkudan donup kaldım böyle olduğum yere çakıldım diyorsanız eğer bunlar geçmişte çözemediği bazı olayların hala üzerinde huzursuzluk yarattığı hayatını yaşamını engellediği kişiler
olabilir arkadaşlar. Ve merdivenin başında o ışıkta belirip aşağı inen kişi zor zamanlarınızda sırtınızı dayayacağınızı düşündüğünüz kişi olabilir.
Evet arkadaşlar daha yüzlerce soru var, test var ama bugünlük bu kadar.
Çok uzun bir bölüm oldu.
İçimden bir ses bu konuya bayıldığınızı söylüyor.
Eğer bu konunun devamı gelsin derseniz ve bu testlerin devamı gelsin derseniz Instagram'da bu bölümün gönderi postunun altına yorumlarınızı bekliyorum.
Bu arada test sonuçlarını da değerlendirin.
İşte Merve çıktı ya da çıkmadı.
Kendi nezdinizle bir değerlendirin arkadaşlar.
Dediğim gibi yorumlara bekliyorum.
Cambly Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Cambly bize özel kodumuz ortamlarda 64 bu kodu da açıklamalarda bulabilirsiniz.
Dediğim gibi şu anda Cambly'de yılın en büyük kampanyası var.
Ayrık yerine yıllık abone olduğunuzda %60 daha iyi bir fırsattan yararlanabilirsiniz.
Detaylar açıklamada sizleri bekliyor.
Hoşçakalın kendinize iyi bakın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
