
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Merhabalar, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bir önceki podcastımda kişisel gelişimin köklerinden bahsetmiştim ve o konunun devamında neler yapabileceğimizden bahsedeceğimi belirtmiştim.
Bugün de kişisel gelişimimiz adına neler yapabiliriz bunları konuşmak için buradayım.
Tabii ki bundan kendimce bahsetmeye çalışacağım kendi çıkarımlarımla.
Öncelikle kişisel gelişimi tekrar tanımlamak istiyorum.
Kişisel gelişim nedir?
Sizin daha böyle bilinçli olarak yaptığınız, kendinizi hayatınızda daha iyi bir noktaya taşımak amacı nedir?
gerçekleştirdiğiniz o pozitif yönde çabalarınız var ya işte o çabalarınızın neticesini görmeniz ve gerçekleşen değişiminizdir aslında kişisel gelişim ve insana baktığımız zaman insan zaten sürekli
gelişen sürekli değişen bir varlık bunu düşündüğümüz zaman bu aslında çok gerekli bir şey kişisel gelişim hayatımız için çok gerekli bir şey dediğim gibi insan duran bir varlık değil çünkü bu nasıl olabilir yaşadığınız
bir olay okuduğunuz bir kitap karşınıza çıkan bir yabancı İzlediğiniz bir film, yeni tanıştığınız bir insan, gezdiğiniz yerler olabilir.
Bunun gibi birçok şey sizin gelişiminize farkında olmadan bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde vesile olabilir gelişiminiz adına.
Ve kişisel gelişim için yine bir önceki podcastımda ne demiştim?
Önce insanın bir şeyleri yürekten istemesi lazım değil mi?
Bunun için de şu gerekmiyor mu?
Aslında bir konuda eksiklik çekmemiz gerekiyor ki ihtiyaç duyalım kişisel gelişimimiz için.
Bir şeyin eksikliğinin farkına varmamız gerekiyor.
Mesela şu an bulunduğunuz hal ve durumu kendiniz adına yeterli buluyor musunuz?
Bu çok önemli. Yoksa daha iyisini yapabilir misiniz?
Bunun farkına varmamız aslında gerekiyor.
Bu ezoterik öğretiler hep vardır ya, son söz yoktur ezoterizmde.
Her zaman ya da bu budur diye bir şey yoktur.
Her zaman gelişmek vardır, her zaman ilerlemek vardır.
Bunun için ne yapmamız gerekiyor?
Kendimizi bilmek, kendimizi bulmak, kendimizi yetiştirmeye çalışmamız gerekiyor.
Bunun için ne yapacağız?
Bugün bunları konuşacağız.
O zaman hemen başlayalım.
Öncelikle bu kendini bil kendini bil diyorum ya kendini bil ne demektir bundan bahsetmek istiyorum.
Hatta bununla ilgili ayrı bir podcast gelecek çünkü çok derin bir mevzu.
Hani Mevlana'nın bir sözü vardır ya kendinden kendine sefer eyle der Mevlana.
Kendini tanımak, kendini bilmek bu yolda atabileceğimiz...
En önemli adımlardan birisi.
Bunu Platon'da Sokrates de aynı şekilde dile getirmiştir.
Kendini bilme konusu geçmişten bugüne gelen çok derin bir mevzudur aslında.
Ama burada şöyle bir ayrım var.
Şimdi kendini bil öğretisiyle.
Kendini bilmek ve kendini tanımak dediğimiz şey aslında farklı şeylerdir.
Yani bilmekle tanımak farklı kavramlardır.
Öncelikle bunu söyleyelim. Bilmek dediğimiz şey daha genel ama tanımak dediğimiz şey daha kişiye özel bir şey değil mi?
Kendini tanımak. Zaten...
Tanınmayan bir şeyin bilinmesini de beklemeyiz.
Yani insanın önce kendini tanıması sonra da tanıdığı kendisini bilmesi gerekir.
Önemli olan budur zaten. Peki bunun için neler yapabiliriz?
Kendimizi tanımamız için neler yapmamız gerekiyor?
Bundan bahsedelim biraz. Mesela bu noktada kendinize sormanız gereken sorular var.
Kendini tanımak babında.
Şunu soracaksınız mesela.
Çok yorgunsunuz, işten geldiniz ama yorgunluktan böyle ölüyorsunuz.
Ama yine de çok yorgun olduğunuz halde yapmaktan keyif alacağınız bir şey var mı?
Bu çok önemli. Bunu çok net bir şekilde düşünmeniz gerekiyor.
Ondan sonra hayatınızda en çok gurur duyduğunuz olay neydi?
Yani neyle gurur duyuyorsunuz ya da kendinizde en çok gurur duyduğunuz şey ne?
Bunun dışında bir ilişkidesiniz çok mutsuzsunuz.
Ayrılmayı düşünür müsünüz o ilişkiden?
Bu da sizin kim olduğunuzu gösteren detaylardan birisi.
Ya da çok kötü bir iş yerindesiniz.
Çok iğrenç bir ilişki yaşıyorsunuz.
Ama ayrılmak istiyorsunuz iş yerinizden veya sevgilinizden.
Bu durumda ne tür korkularınız var hayatınızda mesela çok iğrenç bir ilişki yaşıyorsunuz ama ayrılamıyorsunuz.
Burada bu noktada nasıl bir korku var?
Yine benim çok sevdiğim içsel olarak sormayı sevdiğim sorulardan birisi.
İnsanların sizi nasıl birisi olarak görmelerini isterdiniz?
Bu da çok önemli bir şey. Nasıl birisi olarak görülmek isterdiniz?
En önemli temel değeriniz nedir?
Bu hayattaki en değer verdiğiniz şey nedir?
Temel değerlerimiz vardır ya.
Bu nedir? Bunun dışında geride öldüğünüz zaman arkanızdan ne tür bir miras bırakmak istersiniz?
Bu da önemli bir detay.
Ya da... Tek bir dileğiniz gerçekleşmesi mümkün olsa bu ne olurdu?
Bunun da cevabını vermeniz gerekiyor.
Hayatınızdaki en önemli kişi kim?
Ve yine çok sevdiğim sorulardan birisi.
Yine hayatınızda rol model olarak gördüğünüz kişi kim?
Yani mentorlarınız kimler bu hayatta?
Ve karar verme aşamasındaki becerileriniz ne kadar?
Kendine ne kadar güvendiğini gösterir bu?
Karar verme aşamasında izlediğiniz yol nedir?
İşte bu soruları cevaplandırdıysanız eğer böyle kendi kendinize cevapları bulduysanız ya da bir yere yazıp not aldıysanız o zaman esas konumuza geçebiliriz.
Şimdi kendinizi bilmeniz için kendinizi tanımanız için bu soruları kendinize yöneltmeniz gerekiyor.
Öncelikle ve nasıl bir insan olduğunuz böyle yavaş yavaş zaten ortaya çıkacaktır.
O zaman kişisel gelişimimiz için neler yapabiliriz bunu konuşalım.
Öncelikle kişisel gelişimimiz için kitap okumalıyız.
Neden? Çünkü cevabını aslında çok sevdiğim bir kitaptan örnek vererek yapmak istiyorum.
Burada geçen bir repliği çok severim.
Ölü Ozanlar Derneği kitabı filmi de var.
Şey diyor orada kitap okuyor musunuz Bay Anderson diyor.
O da diyor ki okumuyorum eksikliğini de hissetmiyorum.
Ama biz hissediyoruz diyor adam.
Yani o kadar şey ki güzel ki bu replik.
Siz hissetmeseniz bile hissedilen bir eksiklik bu.
Ya da Alman bir muhabir Atatürk'e gidip diyor ki başarınızın sırrı nedir diyor.
Atatürk de diyor ki hayatım boyunca cebime giren iki kuruşun bir kuruşuna hep kitap aldım diyor.
Yani Atatürk koca ülkeyi bilgisiyle, kültürüyle, zekasıyla o bataktan kurtardı.
Bunu da okuduğu kitapları borçlu olduğunu her zaman zaten dile getirmiştir.
Ya da daha güncel zamandan örnek vereyim.
Dünyanın en zengin ikinci adamı kim?
Bill Gates adam. Bitmek tükenmek bilmeyen bir servete sahip.
66 yaşında şu anda ve adam çocukluğundan beri sürekli kitap okuyor.
Takıntılı bir şekilde sürekli kitap okuyor.
Manyak mı bu adam? Bu kadar parası var ve hala kitap okuyor değil mi?
Ya da işte Warren Buffett mesela dünyanın 3.
zengin adamı. O da günde 4-5 saat kitap okuyan bir adam.
Ya da Elon Musk.
Elon Musk çok sevdiğim isimlerden birisidir.
Tesla'nın kurucusu biliyorsunuz.
Bu adam Tesla'yı kurmadan önce hatta PayPal bile kurmadan önce günde 10 saat kitap okuyan bir adam Elon Musk yani.
Ve hala okuyor.
Ya da Amazon'un kurucusu Jeff Bezos.
Bu adam da mesela çılgınlar gibi kitap okuyan bir tip.
Hatta ilk Amazon'u kuracağı zaman kitaplarını internetten satmak için bu şirketi kurdu adam.
Sonra buralara geldi. Dünyanın en zengin adamı yani.
Bunlar boşuna anlatmadım.
Yani kitap okumanın ne kadar önemli olduğunu.
Zengin bile olsalar adamlar korkunç zenginler.
Dünyanın en zenginisiniz ve kitap okuyorsunuz.
Bence bunun altyapısını bir düşünün derim.
Gerçi şöyle acı bir gerçek var.
Türkiye'nin %90'ı Müslüman ama baktığınız zaman kutsal kitap dedikleri herkesin evinde var.
Kur'an'ı Kerim'i okumuyorlar.
Yani Kur'an'ı Kerim'i okumayan bir insana, kutsal kitabını okumamış bir insana burada çıkıp kişisel gelişimin için kitap oku tavsiyesi vermek bilmiyorum ne kadar doğru.
Neyse buna da değinmiş olalım.
Bir sonraki konuya geçelim.
Şunu söylemek istiyorum. Kişisel gelişimimiz için nelerimizin eksik olduğunu bilmemiz gerekiyor dedim ya.
Bu şu alan içerisine de geçerli.
Mesela ben bu sene dedim ki kendi kendime ya ben işte ekonomi alanında çok fazla bir şey bilmiyorum.
Bildiklerim yani işte ne bileyim takip ettiğim insanlar var.
Çok böyle hani bu konuda mentor olarak gördüğüm adamları takip ediyorum ama hani ben de bir şeyler öğreneyim.
Bir şeyler bileyim. Hani ekonomi jargonu nedir?
İktisat jargonu nedir?
Bunları bilmek adına hani birilerini takip ediyordum ama bu sene daha böyle bir profesyonel okumaya falan geçtim.
Gerçekten beynim akıyor.
Sözelciyim, nefret ediyorum ama okuyorum.
Çünkü diyorum ki eksiksin.
Bu konuda eksiksin.
Bunu tamamlaman gerekiyor.
Neden tamamlamamız gerekiyor?
İlk başta da demiştim ya eksikliklerimizin farkında olmak.
Bundan dolayı tamamlamamız gerekiyor.
Bir de şöyle bir söz var benim çok sevdiğim.
Her şeyin bir şeyini bilin, bir şeyin de her şeyini bilin.
Çok güzel bence bu söz.
Hatta bununla ilgili size bir anımı anlatmak istiyorum aklıma gelmişken.
Üniversite dönemindeyim. Böyle Rembrandt çalışıyorum.
Velazquez bir şeyler böyle.
Caravaggio falan. Ondan sonra işte mitolojisi, ikonografisi bilmem nesi.
Böyle bilgisayarı açıp beynim akmış durumda.
Finallere çalışıyorum. O sırada abim geldi.
Dedi ki bu Caravaggio'nun tablosu değil mi?
Ben bir böyle kaldım. Sonra değiştirdim.
Bu da Rembrandt falan dedi.
Sen nereden biliyorsun dedim ya.
Sen bunları nereden biliyorsun?
O da dedi ki bana. Bakın bence bu söz çok önemli.
Bilmemiz gerekmiyor mu dedi.
Adamın benim bölümümle vesaire hiç alakası yok.
Bakın bu çok önemli bir şey.
Hiç alakası olmayan bir konuda bilgi sahibi.
Ve bu sanat yani. O kadar hoşuma gitti ki o an.
Yani benim alanım değil öğrenmem gerekmiyor gibi düşünmeyin.
Bu yüzden anlattım bunu. Hatta bir anımı daha anlatmak isterim size.
Yine üniversite dönemindeyim.
Bir arkadaşımla mutfakta oturmuşuz.
Böyle çay kahve sohbet falan filan.
O sırada böyle ökültizm, ökült bilgiler, ezoterizm herhalde böyle bir şey konuşuyorduk.
Yeğeni geldi yanımıza. Yeğeni de 15-16 yaşlarında falan.
Oturduk yani ben ağzım açık dinliyorum çocuğu.
İnanılmaz şeyler biliyorum.
Dedim ki sen bunları nereden biliyorsun?
O da dedi ki bana işte ben ilgim var, araştırıyorum, okuyorum ve çocuk her şeyle ilgilenen bir çocuktu.
yazarlar bilmem neler bir sürü şey öğrenebilirsiniz yani ondan zaten sonra o tüyü kazandı o ayrı da en son ben muhabbetin sonunda çocuğa şey diyecektim yani bize işte inisiyasyon yap üstad
falan diyecektim o pozisyona geldim o yüzden z kuşağını da hafife almayın gerçekten z kuşağı sadece tiktokerlardan ibaret değil böyle bomba gibi gelen bir nesil de var yani bunu da bir düşünün derim Bunun
dışında kişisel gelişimimiz için neler yapabiliriz?
Yenilik, teknoloji bunları takip etmemiz gerekiyor.
Hangi yaşta olursak olalım.
Mesela bununla ilgili de şunu söyleyebilirim.
Çok sevdiğim bir insandır.
Türkiye'nin ilk halkla ilişkiler uzmanıdır kendisi.
Konuşmalarında var TED konuşmasını lütfen lütfen dinleyin.
Çok tatlı. Orada bir şey dikkatimi çekmişti benim.
O da benim böyle kulağıma küpe olan konuşmalardan birisidir.
Demişti ki Betül Mardin ben yeniliği ve teknolojiyi takip ediyorum.
Çünkü benim bir torunum var.
Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka?
Çünkü dedi torunumla iletişim kurabilmemin yolu bu.
Bu teknolojiyi bilmem gerekiyor.
Yaşınız kaç olursa olsun her zaman kişisel gelişim devam eden bir süreçtir.
Hep bunu söylüyorum. Ve Tümal Deni bu konuda da örnek alabilirsiniz.
Bunun dışında genel kültür edinmemiz gerektiği ve neden genel kültür edinmemiz gerektiği.
Çünkü ortamlarda konuşabilmemiz için, kişisel gelişebilmemiz için ilk başta bahsettiğim gibi nelerinizin eksik olduğunu bilip bunun üzerine gidip.
Ve bunun üzerinde de genel kötülüğümüzü geliştirmemiz gerekiyor.
Bunun varyasyonları neler?
Nasıl açılım yapabiliriz bu konuda?
Mesela kendimden örnek vereyim.
Ben sinema konusunda bir tık eksik kalıyorum.
Bu konuyla ilgili mesela dedim ki bu sene ben işte daha fazla Fincher filmi izleyeyim.
Kubrick filmlerini işte Tarkovski, Hitchcock, Nolan.
Hani en azından yönetmen filmlerini bilmek anlamında.
Ve gözümü de eğitebilmek.
Çünkü mesleğimle de paralel bir şey.
Onların çekim açısı neymiş vs.
Bunların külliyatını bilmek gerektiğini düşünüyorum.
Nasıl edebiyat yazarlarına hakimiz bunları da bilmemiz gerektiğini düşünüyorum ben.
Bir de çok önemli bir konu var ki o da şu dil öğrenmek.
Yani dil öğrenmek hangi yaşta olursanız olun mutlaka dil öğrenmemiz gerektiği kişisel gelişimiz için çok önemli diyorlar.
Bence de çok önemli.
Ben dilim var ama çok ileride değil.
Keşke daha ileride olsaydı.
Daha sonra ekeci bir dil falan öğrenmeye çalıştım ama çok da başarılı olduğumu söyleyemem.
İspanyolcaya girişmiştim ama çok başarılı olamadım.
Ama esas bir...
Böyle gerçeklerle yüzleştiğim bir an vardı.
Onu anlatmak istiyorum size. Bu Dostoyevski'nin suç ve cezası ile ilgili böyle çok sevdiğim entelektüel bir kadın var.
Onun işte yorumunu dinlemek istemiştim.
Açtım ve kadın dedi ki ben bu kitabı dedi hani İngilizcesini okudum zaten dedi.
İşte Rusçasını da okudum dedi.
Ama dedi ne bileyim Türkçeye pek iyi çevirememişler dedi.
Bir kaldım orada böyle. Ve gerçeklerle yüzleştim o an.
Hani bir söz var ya çevirmenler edebiyat dünyasının peygamberleridir diye.
Çünkü size ne veriyorsa onu okuyorsunuz.
Çünkü sizin İngilizceniz o kadar iyi değil ya da Rusçanız ya da Almancanız.
Önünüze ne konuluyorsa onu yiyorsunuz, okuyorsunuz.
O şekilde yani. Bir yüzleştim.
Eğer siz de böyle olmak istemiyorsanız genç, yaşlı demeden size bir öneride bulunmak istiyorum.
Dizilerle mesela İngilizcenizi ilerletebileceğinizi söylüyorlar.
Bunlar da hangi diziler?
Mesela Suits dizisi.
İş dünyasının İngilizcesi için Suits dizisi.
Stranger Things izleyebilirsiniz.
Bu işte İngilizcem var ama bir tık daha ilerletmek istiyorum diyenler için.
Ya da Sherlock dizisi.
Ben böyle aksanla İngilizce konuşmak istiyorum diyenler için.
Sherlock dizisi olabilir. Ya da Friends olabilir.
Günlük bir konuşma diline hakim olmak isteyenler için.
İngilizce ile İngilizcesini bu şekilde ilerleten çok fazla insan var.
Hatta dil öğrenen gördüm bu şekilde.
Dizilerle dil öğrenen adam gördüm yani.
Onu söyleyeyim. Bir de kişisel gelişim uzmanları hep söylüyor, diyorlar ki erken kalkın kardeşim.
Neden erken kalkın? Bunu ben hep söylüyorum.
Erken kalkın ki kendinize vakit ayırın.
Ne demek kendine vakit ayırmak?
Öyle insanlar var ki kendini çoluğuna çocuğuna adamış, kocasına adamış.
Sen yoksun. Sen diye bir şey yok.
Hiç kendinle baş başa kalıyor musun?
Bir saat oturuyor musun? Kendini dinliyor musun?
Kendin için bir kahve koyuyor musun?
Kendin için bir yemek pişiriyor musun?
Hayır. Varsa yoksa başkaları için yaşamak.
Hiç kendiniz için yaşıyor musunuz?
Sonra görüyoruz ki insanlar mutsuz.
Neden? Çünkü kendisiyle yabancılaşmış.
Kendisine yabancı. Kendinin zevklerini unutmuş.
Neyi neden hoşlanıyor? sandığını bile bilmiyor.
Başkalarının zevkiyle yaşıyor hayatını.
Bu da bence mutsuzluk getiren bir şey diye düşünüyorum.
Sırf bu yüzden bile erken kalkmanızı ben öneririm.
Yani mesela ben erken kalkma sebeplerinden biri buydu zaten.
Kendime zaman ayıramıyordum.
Kendime zaman ayıramayınca da çok mutsuz olan bir insanım.
Çünkü ben kendi kendime mutlaka en azından bir saat kendimi dinlemem gerekiyor.
Düşüncelerimi, fikirlerimi Bir baş başa kalmam gerekiyor.
Anlatabiliyor muyum? Bunu bence kesinlikle yapın.
Yani erken uyanın. Sekizde mi gidiyorsunuz işe?
Yedide kalkın mesela. Altıda kalkın.
Gidin bir saat spor yapın.
Ne bileyim bir saat kendinize zaman ayırın ya.
Sevdiğiniz bir şey yapın.
Ama kendiniz için yapın.
Anlatabiliyor muyum? Ne bileyim işte ben atıyorum kitap okumayı mı seviyorum?
Diyorum ki kendi kendime.
Yani şu an aşırı mutluyum.
Çünkü kendime değer veriyorum ki ben erken kalktım.
Kendim için yaptım. Bakın başkası için değil.
tamamen kendim için yaptığım bir şey için dönüt olarak da bana mutluluk olarak geri geliyor bu bunu mutlaka yapın mutlaka erken kalkın güne erken başlama kadar güzel bir şey yok bence ya da geç yatın
yatabiliyorsanız ama kendinize zaman yaratın bunun dışında şöyle bir şey yaptım ben bu da kişisel gelişim uzmanları bunu da öneriyorlarmış Ama ben bunları bilmeden yaptım.
Hani kişisel gelişim uzmanları öneriyor diye yapmadım ama varmış bu da.
Farkındalık defteri diye bir şey tutuyorum 2021'in başından beri.
Ne var bu defterde neleri yazıyorum.
Mesela işte bir film izledim.
Bu filmde beni ne etkiledi neler gördüm neler öğrendim bunu yazıyorum.
Ve her gün mesela yeni bir müzik keşfedip onu dinleyip defterime not alıyorum.
Ya da çok etkilendiği bir müziği hatırlayıp yazıyorum.
Onun dışında...
Okuduğum kitapta neler öğrendim.
Bugün ne öğrendim?
Bugün kendime ne kattıysam oraya mutlaka ve mutlaka yazıyorum.
Ama bu her şey olabilir. Bir web sitesi olur.
Başka bir şey olur. Yaptığım spora kadar bu defterin içerisinde yazıyorum.
Bunu neden tutuyorum?
Çünkü 2021'in sonunda dönüp bakacağım.
Diyeceğim ki sen neler yapmışsın gün gün.
Kontrol edeceğim. Hani bu tıpkı bir inşaat gibi.
Üst üste blokları koy koy koy.
Gelişimimi görme. Gelişim evrelerimi takip etmek.
Benim için çok kıymetli bir şey olduğunu düşünüyorum.
Bunu da öneririm size farkındalık defteri.
Hem de bilinç altında neler var vesaire bunları da bu deftere döktüğüm için bir rahatlama ritüeli gibi de oluyor benim için.
Bunu size de öneririm.
Bunun dışında şöyle bir soru var.
Bu genelde şirketlerde falan sorulur ya.
bundan 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz bu soruyu ben severim aslında çünkü şu anda ne yapıyorsanız aslında o insan için 5 yıl sonraki insan için yatırım yapmış oluyorsunuz her ne yapıyorsanız eğer gerçi
Türkiye gibi bir yerde yaşıyoruz yani 5 dakika sonra Bir magandanın kurşuna gitmeyeceğimizi nereden biliyoruz değil mi?
Böyle bir ülkede de bunu sormak biraz absürt kaçıyor ama bu soruyu bir kendinize sorun derim ben.
Bundan 5 yıl sonra işte kendinizi nerede görüyorsunuz ve bunun için şu an neler yapıyorsunuz?
Esas önemli olan şey bu.
Bir de birine meydan okumanız gerektiğini söyleyen kişisel gelişim uzmanları var.
Bence doğru bu ama ben birine değil kendi kendime böyle challenge yapan bir insanım.
Kendi kendime meydan okurum genelde.
Hatta burada hemen bir şey paylaşmak istiyorum sizinle.
Haluk Bilginer'in çok güzel bir konuşması var.
Hemen şimdi araya onu koyacağım.
Lütfen dinleyin. Güzel şeyler yapmaya çalıştım, doğru şeyler yapmaya çalıştım ama hala öğrenciyim ve 20 yıl sonraki Haluk Bilginer'i çok kıskanıyorum.
Kim bilir neler öğrenmiş olacak.
Ne kadar güzel bir konuşma değil mi?
20 yıl sonra bu konuşmasından 20 yıl sonra Amy ödülü aldı.
Haluk Bilginer demek ki dediği oldu yani gelişimi sürekli devam etti ve hala öğrenciyim demesi ne kadar naif ne kadar güzel.
Aynı kanıdayım yani insan hep öğrenci olmalı bence ve öğrenci kalmalı.
Hayatta sürekli öğreneceğimiz kendimizi geliştireceğimiz bir şeyler var.
O yüzden 20 yıl sonraki kendinizi kıskanmak için bence şimdiden başlayın derim yola çıkın derim ki 20 yıl sonra pişman olmayın.
Bir de kişisel gelişim uzmanları diyorlar ki kendinize bu hayatta kişisel gelişiminiz için size ilham verebilecek, size mentorluk yapabilecek birilerine edinin.
Bu işte dünyaya damgasını vurmuş bir isim de olabilir.
Atıyorum bilgisayarla uğraşıyorsunuzdur.
Steve Jobs. Yönetmen olmak istiyorsunuzdur.
Kubrick. Ya da muhteşem bir insan olmak istiyorsunuzdur.
Atamızı örnek alabilirsiniz.
Bu çok fazla çeşitlendirilebilir bu örnek.
Tamamen size bağlı. Kişisel gelişim dediğimiz şey zaten kişiseldir.
Tamamen size bağlıdır. Podcast'imi sonlandırırken sizi bu hayatta en sevdiğim masal kahramanlığının sözleriyle baş başa bırakacağım.
Kimdir o? Samet Behrangin'in Küçük Karabalığı.
Bence kişisel gelişim üzerine söylenebilecek en güzel sözü küçük karabalık söylüyor.
O zaman onun sözlerine şimdi kulak verelim.
Haftaya tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay. Bir gün nasılsa öleceğim.
Ölmek önemli değil.
Önemli olan yaşamımla da ölümümle de başkaları üzerinde etkili olabilmemdir.
Yaşam bu dar açık suyun içinde.
Sabahtan akşama kadar gidip gelmek mi?
Ölene kadar da hep bunu mu yapmak zorundayız?
Yoksa bu dünyada başka türlü bir yaşam da var mı?
Ben bunu öğrenmek istiyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
