
Kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti Başvurusu İçin: https://www.podcastbpt.com/basvuru
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
* Bu bölüm ‘’Alfa Yayınları’’ hakkında reklam içerir.
Transkript
Alfa yayınları Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Arkadaşlar, bu bölümde size kendi kitabımdan bahsedeceğim.
Uzun zamandır bu bölümü yapmayı planlıyorum ama yapamıyorum.
Çünkü kendi takvimimde kendime yer yok arkadaşlar.
Sonunda dedim ki sponsorlara bir durun.
Bir saniye, ben de bir kendi kitabımı tanıtayım.
Şimdi arkadaşlar, başlayalım.
Nasıl başlayalım? Yani insanın kendi kitabını anlatması gerçekten çok zor.
Şimdi hikayenin en başına gidelim.
Bu kitap nereden çıktı Merve?
Alfa'dan çıktı ama nasıl çıktı?
Bu arada Alfa yayınları biliyorsunuz benim en sevdiğim yayın evi ki onlarla çalışmadan önce de hiç tanışmıyorken de bunu manifestlediğimi size bir bölümde anlatmıştım.
Gerçekten bir gün böyle oturuyordum ve kütüphanemdeki kitaplara bakıp...
Şöyle bir iş geçirdim.
Bu Alfa'nın ansiklopedileri var ya böyle rengarenk bir sürü işte sanat ansiklopedisi, beyinle ilgili vesaire felsefe her dağılan bir ansiklopedileri var.
Böyle rengarenk, inanılmaz kaliteli.
Onlara bakıp o arada çalışıyordum bilgisayarın başında.
Demiştim ki bir gün kitabım çıkarsa Alfa'dan çıksın.
Gerçekten bunu manifestledim ve bu dediğim ne zamandı biliyor musunuz?
2018 falandır herhalde.
Hiç podcast falan yapmıyorum o zaman.
Ve seneler sonra bu manifestim gerçekleşti.
Şimdi arkadaşlar biliyorsunuz bundan 3 sene önce farkındalık defteri diye bir defter çıkarmıştım.
Şu an 6. baskıda 7.ye doğru gidiyor.
Çok sevdiniz. Farkındalık defteri nedir?
Şimdi öncelikle bundan bahsedeyim hiç duymayanlar için.
Çünkü gerçekten bakın kendi defterim diye demiyorum.
Arkadaşlarıma, eşime, dostuma, herkese önerebileceğim bir defter bu.
Böyle gururla, anlamın akıyla önerebileceğim bir defter.
Şimdi neden öneriyorum? Çünkü içinde benim önerdiğim yüzlerce belgeseller arkadaşlar.
Her gün belgesel izleyebilirsiniz buradan seçerek.
Hani ya ben ne izleyeceğimi bilmiyorum diyorsanız böyle bir öneride bulundum.
Her güne ayrı bir motivasyon sözü yazdım sizler için.
Her gün sizi ciddi anlamda gelişmeye teşvik edecek olan bir defter bu.
Çünkü her gün ne yediğinizden ne içtiğinizden tutun ki bunu sağlıklı beslenmeye teşvik etmek için yaptım sizleri.
İşte o gün spor yaptınız mı?
Tık atıyorsunuz. O gün bedeninize faydalı olabilecek neler yaptınız?
Bunları yazacağınız bir alan ayırdım.
Sonra her gün yeni öğrendiğiniz bir kelime yazmanızı istiyorum arkadaşlar.
Buradaki amacım kelime dağarcığımızın genişlemesi ki bu iletişimimize yansısın.
İletişim çok önemli her zaman söylüyorum.
Kendimizi daha geniş ifade edebilelim diye böyle bir alan açtım.
Sonra bugün kaçta uyandın diye bir alanımız var.
Bu da yine tembelliğin, miskinliğin önüne geçebilmek için koyduğum bir alandı.
Senelerdir 5-5,5 gibi kalkıyorum, kitap okuyorum vs.
Böyle bir alanı da o yüzden koydum.
Çünkü buna eşlik etmek isteyen takipçilerim oldu.
Biz de erken kalkalım, erkenden yol alalım diye.
Bugün ne okudun diye bir alanım var.
Bu alanı çok seviyorum. Neden?
Çünkü sizi okumaya teşvik etmek için böyle bir şey koydum.
Ve okuduğunuz kitaptan bir alıntı yazmanızı istiyorum arkadaşlar.
Kitap okumanın faydalarını zaten biliyorsunuz anlatmayacağım.
Bir sanat eserine bakıp bunu incelemenizi istiyorum bir alanda.
Hangi akıma ait, kim yapmış vesaire.
Bakın bunları her gün yapıyorsunuz.
Bunlar neden? Çünkü genel kültürümüzün gelişmesi için.
Sanat gözü kazanabilmek için değil mi?
Estetik bakışımız gelişsin.
Kültürel anlamda daha da ileri gidelim diye.
Sonra yeni bir şarkı keşfetmenizi istiyorum.
Bu da yine kulak geliştirmek için.
Yeni bir film, yeni bir dizi, belgesel ya da tiyatro alanımız var.
Bunların hepsini yazacağınız alanlar açtım arkadaşlar defterime.
Ki dediğim gibi defterde size özel seçmiş olduğum bir sürü belgesel önerim var.
Oradan da bakıp izleyebilirsiniz.
Ve son olarak arkadaşlar kocaman bir alanımız var.
Burada ortamlarda satılacak bir bilgi yaz alanımız.
Bunu da benim bölümlerimde dinlediğiniz böyle hoşunuza giden bilgileri yazabilin diye koydum.
Ya da yeni öğrendiğiniz çok hoşunuza giden bilgileri buraya yazmanız için burayı çok geniş tuttum.
Bunları her gün düzenli yapmanızı teşvik eden bir defter arkadaşlar farkındalık defteri ve bu defter bitince bu defterin hakkını verdiyseniz gerçekten bambaşka bir insana dönüşüyorsunuz bambaşka bir
size dönüşüyorsunuz daha doğrusu nereden biliyorsun Merve derseniz sırf bu defterle bakın 30 kilo veren bir takipçim var çok ciddiyim çünkü her gün sağlıklı beslendim spor yaptım.
Bu kısımları işaretlemiş, buna gayret etmiş.
Yani o kadar mutlu oldum ki arkadaşlar.
Düşünsenize bir defter hayatınızı değiştiriyor.
Böyle bir şeye vesile olmak gerçekten insana çok iyi hissettiriyor.
Bu arada farkındalık defterini günü gününe dolduranlar varsa gerçekten böyle layığıyla eksiksiz doldurdum Merve diyorsanız bana Instagram'dan defterinizi atın.
Size yenisini hediye edeceğim arkadaşlar.
Çünkü siz Bordo verelisiniz.
Kendi defterim diye demiyorum.
Gerçekten çok faydalı. 7'den 70'i herkes kullanabilir.
Kendi kişisel gelişim kitabını yazmak isteyenler bir sene boyunca bunu yaptığınızda gerçekten inanamayacaksınız defteriniz bittiğinizde ve çocuğunuza bırakabileceğiniz bence çok büyük bir manevi miras diye düşünüyorum.
Sırf bunun için dolduran takipçilerim var.
Canım defterimi ilk çıkartmışım.
Çok seviyorum. Herkese de öneriyorum arkadaşlar.
Şimdi defter hakkında daha detaylı bilgi için zaten Farkındalık Defteri nedir diye bir bölüm yapmıştım.
Onu dinleyebilirsiniz arkadaşlar.
Ben şimdi esas hikayeye geliyorum.
Kitabın hikayesine geçiyoruz.
Arkadaşlar bu kitap şöyle çıktı.
Yine Alfa'dan biliyorsunuz.
Alfa Yayın Evi yöneticilerinden sevgili Melisa Bayrak bana dedi ki Merveciğim senin podcastlerini kitaba dönüştürmek istiyoruz.
Zaten Farkındalık Defteri sürecimi de onunla ilerletmiştim.
Kitapta da zaten en büyük katkısı olanlardan biri Melisa Bayrak.
Buradan kendisine çok teşekkür ediyorum.
Ben de ona dedim ki Melisa ben çok yoğunum.
Şu an bunu kesinlikle yapamam dedim.
Çünkü gerçekten ayda 13 bölüm çıkıyorduk arkadaşlar hatırlayın.
Ama tabii çok da istiyorum.
Mutlu da oldum bu teklif ama nasıl yapacağım?
Yani ne mümkün böyle bir şey.
Sonra sevgili Güneş Turhan.
Kendisi Hacettepe'li bir psikolog.
Aile danışmanı, eğitmen ve çevirmen.
Ve ilgi alanlarımızla çok benziyor.
Bana bu konuda yardımcı oldu.
Kitabımı yayına hazırladı, yayın evi aracılığıyla.
Yani arkadaşlar kitabıma bir psikoloğun sihirli elleri değdi diyebilirim.
Beni en mutlu eden kısım bu oldu.
Çünkü biliyorsunuz çoğu bölümde psikoloji anlatıyorum.
Elbette bunları makaleler aracılığıyla yine uzmanlar eşliğinde anlatıyorum size.
Ama kitap yazarken de hani böyle bir yerden destek almak, bir uzmanın gözüyle bunları anlatabilmek gerçekten çok başka.
daha emin ilerledik arkadaşlar bu şekilde ve gerçekten sevgili Güneş Turhan buradan kendisine sonsuz teşekkürler dilimin ve bakış açımın bu kadar paralel olması gerçekten en büyük şansım oldu kitapta
arkadaşlar bütün bölümlerin özeti yok çünkü öyle zannedenler var çok daha başka bir format var bazı bölümlerimin çok çok genişletilmiş böyle kaynakçılarla desteklenmiş kitap önerileriyle donatılmış hallerini
göreceksiniz ve en önemlisi Tıpkı farkındalık defterinde olduğu gibi size de alanlar açtım arkadaşlar bu kitapta.
Yani interaktif bir kitap gibi düşünebilirsiniz.
Her bölümün içinde size sorular soruyorum.
Boşlukları siz dolduruyorsunuz.
Yani kitaba yazıyorsunuz arkadaşlar.
Hatta bazen çizim bile yapıyorsunuz.
Karşılıklı konuşuyormuşuz gibi ilerliyoruz.
Ama aslında kendinizle, ruhunuzla karşılıklı konuşuyor gibisiniz.
Hatta kitabımın ilk bölümünün adı Konuşan Yaralar arkadaşlar.
Neden? Çünkü bu bölümde kendi yaralarınızla konuşuyorsunuz aslında.
Bu kısmı okuduktan sonra yazacağınız şeyler, yüzleşeceğiniz şeyler bekliyor sizi.
Yani sahne sizin oluyor.
Çok ağlayanlar olmuş arkadaşlar bu boşlukları doldururken ama çok da ferahladıklarını söylüyorlar.
Neden ferahlıyorlar? Bence çünkü bir şeyin farkında olmak o yolu yaralamak gibi.
Ve o kadar çok soru soruyorum ki kitapta size yani mecburen içinizde dönüyorsunuz, oraya bakmak zorunda kalıyorsunuz ve kitapta çok fazla bilgi var onu da söylemeden geçmeyeyim.
Tam bir ortamlarda satılacak bilgi kitabı çünkü neredeyse her sayfada bir bilgi bulacaksınız.
Beynimizi nasıl işlediğinden tutun filmlere, binlerce yıl öncesinden kalan izlere, tarihe, felsefeye, antropolojiye aklınıza gelen hemen hemen her dala uzanan bir...
Bilgi haritası arkadaşlar bu kitap.
432 sayfalık.
Bir de arkadaşlar kitabın içinde benim böyle dinleyicilerimden gelen özel mesajlar var.
OSB Podcast ile alakalı.
Onları görünce de böyle çok mutlu olmuşsunuz.
Sizlerden gelen mesajları da paylaştım bu kitabın içerisinde.
Sanki böyle birlikte yazmış gibi olalım istedim.
Kitabımı okuyan ve yorum yapan bir dinleyicim şöyle demiş arkadaşlar.
Bin Kitap uygulamasında Ecem Şahin isimli bir takipçim.
Diyor ki kendi acısını kendi sırtında taşırken öyle ağır geliyor ki nefes almak bile zor oluyor.
Ve o anlarda tek bir şey soruyorsun kendine.
Nasıl iyileşebilirim?
Bu kitap tam da o sorunun içinde yürütüyor insanı.
İyileşmek dediğimiz şey sadece ilaçla, yatakla, doktorla olmuyor.
Asıl mesele ruhun derin yaralarını görmek ve onlara dokunabilmekmiş.
Ben bu kitabı okurken yıllardır üzerine örttüğüm bazı acılarımla karşılaştım.
Küçüklüğümden kalma kırıklar, erçelediğim yüzleşmeler, göz ardı ettiğim, ben aslında iyi değilim dediğim anlar.
Hepsi bir bir çıkıp geldi.
Ve şunu anladım. İyileşmek cesaret istiyor.
Çünkü bazen en çok kaçtığımız yer en çok şifa bulduğumuz yer oluyor.
Bu kitap bana öğretti ki insan iyileşmeye karar verdiği anda aslında ilk adımını atmış oluyor.
Öyle büyük mucizeler beklemene gerek yok.
Bir gün biraz daha derin nefes alabilmek, ertesi gün biraz daha huzurlu uyuyabilmek.
Bunlar bile iyileşme demekmiş.
Bunu okurken düşündüm.
Ne çok kez, ya ben iyileşemem, hep böyle kalacağım demişim kendi kendime.
Oysa mesele dev bir değişim değil.
Küçük küçük, sessiz, sabırlı adımlar.
Beni en çok çarpan bölüm kalbimizdeki yaraları görmezden gelmenin bedeliyle ilgiliydi.
Çünkü evet görmezden gelmek kolay geliyor ama bedeli ağır oluyor.
Yıllarca susturduğumuz duygular bir gün çığlık atıyor.
Ben de susturmuştum.
İyiyim dediğim çok zaman oldu.
Aslında hiç iyi olmadığım halde.
Kitap bana o kelimenin arkasında ne kadar çok gözyaşı biriktirdiğimi hatırlattı.
Ve belki de en önemli şey şu.
İnsan kendini iyileştirirken başkalarını da iyileştiriyor.
Çünkü sen iyileştikçe kalbin genişliyor.
Öfken azalıyor. Sabrın artıyor.
Ben bunu kendi hayatımda çok gördüm.
Kendi içimde biraz olsun huzur bulduğumda çevremdekilere daha sabırlı, daha anlayışlı davranabildim.
Demek ki iyileşmek sadece kendine değil başkasına da hediye vermekmiş.
Kitap boyunca hissettiğim şeylerden biri de şu oldu.
İyileşmek pasif bir bekleyiş değil, aktif bir seçim.
Bunu büyük harflerle yazmalıyım çünkü içime işledi.
İyileşmek pasif bir bekleyiş değil, aktif bir seçim.
Yani bir gün kalkıp...
artık böyle yaşamak istemiyorum dediğinde işte o gün yolun başlıyor.
Evet zor oluyor. Bazen geri düşüyorsun.
Bazen yeniden kırılıyorsun.
Ama yine de devam ediyorsun.
Çünkü devam etmek bırakmaktan çok daha büyük bir güç.
Kendimi iyileştirmek kendime en büyük borcum.
Çünkü benden başka hiç kimse benim içimdeki karanlığa girip o ışığı yakamaz.
Bunu ancak ben yapabilirim.
Bir başka okuyucu şöyle demiş arkadaşlar.
Kendimi nasıl iyileştiririm kitabını ilk çıktığı zaman büyük bir merakla aldım.
Büyük bir piyasko der. Nereden aldım Allah kahretmesin.
Öyle bir şey demiyor arkadaşlar.
Diyor ki büyük bir merakla aldım çünkü benim için ortamlarda satılacak bilgi podcast dinlemeyi sevdiren bir kanal olmuştur.
Teşekkür ediyorum canım. Her dinlediğimde yeni birbirinden değerli bilgiler ediniyorum.
Fazlasıyla istifade edeceğiniz bir podcast kanalı.
Oldulardanım demiş belli zaten.
Diyor ki bu kitabı okurken arkanıza yaslanın ve kendinizi bu kitapta belirlenmiş yol haritasına bırakın.
Okuyucunun da kitaba katılmasını, verimli kullanmasını sağlamak için boşluklar bırakılmış.
Bazı kısımlarda sorular var.
Fark etmeseniz de aslında o sorulara verdiğiniz cevaplar sizi iyileştiriyor.
İşte olay bu arkadaşlar.
Kendimi nasıl iyileştiririm o boşlukları lütfen doldurun olur mu?
Şimdi gelelim kitabımıza.
Merve ile karşılıklı sohbet ediyormuşsunuz.
Bazen küçüklüğünüze yolculuk ediyorsunuz.
Farkında olmadan sergilediğiniz davranışların nedenlerini size gösterip sorgulatacak bir kitap.
Kendinize sormadığınız, hep başkalarının sormasını beklediğiniz alanlar ileride karşınıza çıkacak kocaman ukdeler, kırgınlıklar, hayattan alacak da olma hissi olarak ortaya çıkabilir.
Kendinizi tanıma yolunda adım atmazsak yaşamımızın ilerleyen döneminde bu mevzu bize dönebilir.
Unutmamalıyız bu bizim hayatımız.
Bir insan en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır.
Yol boyunca eşlik edenler hep olacak ancak hayatta herkesin bir rolü var.
Sadece bu kadar. Bu hayatı devam ettirecek kişi biziz.
Sen bir gökyüzüsün, geri kalan her şey hava durumu.
Kendi hayatımızda bir değişim başlatmak istediğimizde, geçmişten taşıdıklarımıza, alışkanlıklarımıza ve düşünce biçimimize yeniden bakmak anlamlı bir başlangıç olur.
Bazen en küçük fark edişler insanın yönünü değiştirir.
Şu an olduğum yere gelebilmek için o dertlere ihtiyacım vardı.
Bu alıntı gibi kitapla birlikte derinlere iniyoruz.
Heybemize bol bol bilgi aktarıp ufkumuzu genişleten bir kitabın daha sonuna geliyoruz.
Daha bahsedebileceğim bir sürü konu var kitapta yer alan.
O nedenle en iyisi sizler de okuyun.
Böylece kendinize bir iyilik yapmış olun.
Benden herkese tavsiyedir demiş.
Böyle okuyunca da kendimi radyocu gibi hissediyor.
Hani uzun yıllarda radyo açardık şey derlerdi ya işte.
Ankara'dan bir dinleyicimiz ulaşmış falan diyor.
Bir mesaj okurlardı ve biz pür dikkat dinlerdik.
Şimdi arkadaşlar ben bu kadar güzel anlatamazdım tamam mı kitabımı o yüzden bunları okumak istedim.
Benim için anlatmak zor çünkü senin olanı anlatmak her zaman daha zordur.
Şimdi arkadaşlar çok teşekkür ediyorum bu güzel yorumları yazan okuyuculara daha bir sürü var.
Ve kitaptan en sevilen alıntılarla devam etmek istiyorum.
Şu dikkatimi çekti Instagram'da en çok paylaştığınız sayfa en çok şu.
Hatırla sen gökyüzüsün bu sayfayı çok paylaştınız.
Benim en sevdiğim alıntılardan biri canım kitabımdan.
Şu an olduğum yere gelebilmek için o dertlere ihtiyacım vardı.
Bayılıyorum bu söze. Çaba geride kaldı ama izi ellerindedir.
Belki de kim olduğumuzu anlamak kesin bir tanım bulmak değil, kendimizi tanımaya açık kalmakla ilgili.
Çünkü bazen dönüşüm yaptıklarını değil neden yaptığımızı sorguladığımızda başlıyor.
Ve daha çok altı çizilecek yer var.
Lütfen kitabımın altını çizin arkadaşlar.
Bazıları kitabın altını çizmez, karalamaz.
Böyle çok korkarlar kitaplarına bir şey olacak diye.
Ama ben biliyorsunuz kitabı böyle harala gürele çizerim.
Çünkü o kitap benim ya, bana ait yani.
Üstüne bir şeyler yazarım, hep söylüyorum.
Yazarım, çizerim, karalarım.
O yüzden benim kitabımı okurken lütfen çekinmeyin arkadaşlar.
Yapın, bol bol karalayın, yazın, çizin.
Her yerini doldurun.
Bir de arkadaşlar kitabın sonunda şunu anlıyorsunuz.
Kendinizle ilgili sahip olduğunuz hikayelere mahkum değilsiniz.
Yaşamınız için daha yeni ve daha gerçekçi bir hikaye yaratması için eğitebilirsiniz arkadaşlar.
Bu kitap bireysel farkındalığımızı ve bütüncül iyilik hali üzerine yazılmış bir kitap.
Ve her bölüm sizi çocukluk deneyimlerinizden, yetişkinlik ilişkilerinizden ki burasının altınçlarım çok önemli.
Bedensel farkındalıktan, zihinsel kalıplara, bireysel hikayelerden, kolektif travmalara uzanan bir keşif sürecine davet ediyor.
Kendinize ve ilişkilerinize yepyeni bir gözle bakmak istiyorsanız.
Size ilham vereceğine inanıyorum.
Ve kitabımın kapağına geliyorum arkadaşlar.
Tabii ki kapağı yine senelerdir podcastlerimin kapağını yapan tasarımcıların efendisi.
Canım yol arkadaşım.
Alperen Uzuner yaptı.
Ekibimi çok seviyorum arkadaşlar.
Her zaman söylüyorum. Yine söylüyorum.
Size buradan teşekkür ediyorum. Canım ekibim.
Şimdi arkadaşlar yine astronot var kapakta.
Neden astronot diye soranlar oluyor?
O kadar çok sebebi var ki.
Astronot benim için yalnızca bir sembol değil biliyorsunuz.
Bir yolculuğun işareti.
Aynı zamanda kendi içimize yaptığımız yolculuk gibi.
Yani kendi iç gezegenimizden çıkıp kendimize dışarıdan bakabilmek gibi geliyor.
Astronot var bütün kafaklarda.
Çünkü bir astronotun kadın mı, erkek mi, yaşlı mı, genç mi olduğunu anlayamazsınız.
Yani cinsiyetsiz gibi. Ve bütün fiziki sıfatlardan azade gibi geliyor bana.
Ama şunu biliyoruz. O kaskın içinde bir insan var değil mi?
Saf insan. Fiziksel özelliklerinden soyutlanmış.
Yalnızca varlığıyla yolculuğuyla orada olan bir insan var.
Ve sanki böyle bedensel kabuğundan çıkmış evrensel bir özneye dönüşmüş gibi.
Benim size kendimi hiç göstermeme sebeplerimden biri de bu.
Hani fiziksel özelliklerimden soyutlanmış sadece bir anlatıcı olarak yani sadece bir insan olarak kalmak istiyorum.
Sadece sesimle varlığınıza, kalbinize, beyninize dokunabilmek istiyorum.
Çünkü herkesin kafasında bir Merve var arkadaşlar.
Bazen saçımı falan görüyorsunuz o kadar.
Ama bunun sebebi bu. Yani fiziksel özelliklerden soyutlanmak.
Seni çok merak ediyoruz Merve diyorsanız podcast kapağımdaki benim arkadaşlar.
Yani benim ilüstrasyon halim.
Şimdi astronotlar sıradan bir yolculuğa çıkmıyor biliyorsunuz.
Dünyada çok az insanın yapabileceği bir işi yapıyorlar.
Ve belki dönüşü olmayan bir yol değil mi?
O gittikleri yol. Kendi gezegeninin sınırlarını aşabilen birkaç kişiden biri onlar.
Mümkün olmayanı mümkün kılmanın simgesi gibi geliyor bana.
Uzayda böyle aylarca tek başına kalabiliyorlar.
Yalnızlıklarıyla barışıklar ve bu dünyadan kopup böyle kendinle hemhal olabilmenin bana göre en uç metaforu astronotlar.
Kendine dönmek gibi. Ve beni en çok etkileyen şeylerden biri bir astronot uzaya çıktığında Dünyaya dışarıdan bakıyor arkadaşlar yani kendi gezegenine dışarıdan bakıyor o mavi küçük küresine değil mi?
Ve orada artık ne sınırlar var ne insani telaşlar var ne kavgalar var değil mi?
Hiçbir şey yok. Hepsi o uzay boşluğunda kayboluyor böyle dünyasına dışarıdan baktığında.
İnsanın kendine böyle dışarıdan bakabildiğini düşünsenize yani bir astronotun dünyaya baktığı gibi.
Çünkü hayat telaşında bazen o kadar anlamsız şeylere takılıp düşüyoruz ki kişisel farkındalık bence kendi içimizdeki o uzaya çıkabilmek arkadaşlar ve gerçek bir cesaret isteyen bir yolculuk bu.
Astronotlar gibi işte bir bilinmeyene yolculuk ediyorlar ve bu bir cesaret işi.
Karanlık, soğuk, boşluk dolu bir evren ve buraya doğru bir yolculuk gerçekleştiriyorlar.
Konfor alanlarından çıkıyorlar.
Tıpkı insanın kendi içine yapacağı yolculuk gibi.
Ve o astronot olur da dünyaya geri dönebilirse artık o dünyaya asla aynı gözlerle bakmaz.
Değişmiş ve dönüşmüş olur.
Hatta ilk başta adım bile atamaz arkadaşlar.
Ama sonra ayakları yere çok daha sağlam basar.
Kitabım kapağında bir astronot var.
Sarı bir dünyanın önünde duruyor.
Neden sarı arkadaşlar? Çünkü sarı güneşin rengidir.
Aynı zamanda podcast'ımın rengi.
Güneş ışığıyla her şey görünür oluyor.
O yüzden sarı entelektüel aydınlığın, bilgeliğin, bilginin aydınlanmalığın ve zihinsel açıklığın rengidir.
Ve sarı tabii umudun rengidir.
Kitap kapağındaki sarı dünya benim dünyaya bakış açım arkadaşlar.
Yani astronot sarı bir dünyanın önünde duruyor.
Çünkü yolculuğunu tamamlamış, gelmiş ve artık gördüğü dünya sarı bir dünya.
Yani dünyaya kaldığı yerden değil dönüştüğü yerden bakıyor.
Bu kitabın amacı da bu. Ve bu kitabın devamı geliyor arkadaşlar.
Bu müjdeyi de buradan vereyim.
Bu bölüme saklamıştım.
Çok yakında ikinci kitap çıkacak.
Yine benzer bir yolda ilerleyeceğiz.
Yine iyileşme yolculuğumuza devam edeceğiz.
Size Instagram'dan yeni kitabın çıkış tarihini söyleyeceğim.
Bu arada kitabım çıktığında imzalı yapmıştık.
Hatırlarsanız belirli bir kısmını.
Onları imzaladım gönderdim.
Sonra yoğun bir talep oldu arkadaşlar yayın evine.
İkinci kez imzalı yaptık.
Ve ben size bu ikinci imzalılarda büyük bir sürpriz yaptım.
Üşenmedim her kitaba oturdum ayrı bir söz yazdım ve öyle imzaladım.
Dedim ki kime ne denk gelirse artık hani.
İnstagram'da da görüyorsunuz hikayelerde.
Çoğu kişi diyor ki yani bu kadar olurdu.
Hani bu mesaj tam bana ulaşması gereken bir mesajdı demişler.
Çok sevindim arkadaşlar. Belki ikinci kitapta da böyle bir şey yapabilirim.
Sürpriz bilmiyorum şu an söz vermeyeyim.
Yoğunluğuma bağlı iş yoğunluğuma.
Çünkü gerçekten o kitapları imzalarken kendimden geçtim.
Bin tane kitap imzaladım düşünün.
Sabahtan bir oturdum sabah beşte artık gece bir falan olmuştu.
Bitik bir haldeyim masada ve son kitaba şey yazacaklar.
Beni affet artık gücümün son damlasına geldi falan yazacaktım.
Hatta bir takipçim paylaşmış şey yazmışım.
İşte asla pes etme tarzında bir şey yazmışım.
Dedim ki bunu kesin gece saat 1'de yazdım.
Hatta kendime yazdım onu.
Merve pes etme. Bırakmak yok.
Okçular tepeyi terk etmeyin.
Şimdi arkadaşlar ne diyordum?
Anlatacaklarım bu kadar. Yıllardır sesimle size şifa verdiğimi söylediniz.
Şimdi bunu kitabımla yapmak istiyorum.
Yaralarımızı hep beraber saralım.
Hep beraber iyileşelim istiyorum.
Beni bu yola götüren podcast yapmama ve sizlere ulaşmama vesile olan o görünmez akışa şükrediyorum arkadaşlar.
Bazen hayat insanı gerçekten hiç bilmediği patikalara sürüklüyor.
Tesadüf sandıklarımız aslında kaderin böyle ince ince dokunuşları olabiliyor.
Bu yolun üzerinde senelerdir birlikte yürüyoruz ve her adımda ben kendimi daha da çok buluyorum onu da söyleyeyim.
İyi ki varsınız yol arkadaşlarım.
Bu yolculuğumuz umarım daha uzun uzun seneler birlikte devam eder.
Ve son olarak kitabımın girişinde hani hayaliye ait bir söz paylaşmıştım.
En sevdiğim sözlerden biridir bu hayatta.
Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler der hayali.
Yani o balıklar ki denizin içindedir ama denizi bilmezler.
Yani insan içinde yaşadığı varlığı, hayatı, hakikati bilmez.
Bazen fark edemez. Tıpkı bir balığın suyu asla fark etmemesi gibi çünkü hep onun içindedir, onun içine doğmuştur.
Biz de bu hayatın içindeyiz ama çoğu zaman farkında değiliz arkadaşlar.
Farkındalık dediğimiz şey o deryayı fark edebilmek.
Hani Sokrates'in dediği gibi kendini bildiyor ya.
Tıpkı o astronotlar gibi kendi dünyamıza dışarıdan bakabilmek.
En sevdiğim çocuk kitaplarından biri Küçük Kara Balık arkadaşlar.
Buna da bir podcast yapmak istiyorum.
Bu kitaptaki en sevdiğim söz şudur.
Çünkü o sözü yani işte ol mahiler ki derya işredir, deryayı bilmezler sözünü bu kitaba koyarken kendi kitabıma aslında hep aklımda o küçük kara balığın hikayesi vardı.
Hani diyor ya bir nedeni olmadan mutlu olmak da istemiyorum.
Günün birinde gözlerimi açıp hepiniz gibi yaşlandığımı ama hala aynı balık olduğumu ilk başta bildiğimden fazla bir şey bilmediğimi görmek istemiyorum diyor.
Kendi denizimizi fark edebilmek dileğiyle ve bir gün geriye dönüp baktığımızda Mutlu olmak dileğiyle arkadaşlar.
Kitabımı almak isteyenler için açıklamaları bir link bırakıyorum.
Sarı dünyamdan sevgiler gönderiyorum size.
Bu arada arkadaşlar bana bazen şöyle mesajlar geliyor.
Merve ben de konuşmak istiyorum.
Ben de anlatmak istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum.
Eğer sizin de böyle aklınızda bir podcast fikri varsa ya da zaten bu işi yapıyorsanız ama daha böyle profesyonel bir noktaya taşımak istiyorsanız biliyorsunuz ben de yıllardır ajansım olan podcast bpt ekibiyle çalışıyorum.
Arka planda her şeyle onlar ilgileniyor.
Yayın kalitesinden içerik planlamasına kadar her adımda destek oluyorlar.
Şimdi bu desteği danışmanlık hizmeti olarak sizlere de sunuyorlar arkadaşlar.
İster yeni başlıyor olun, isterseniz yayında bir podcastınız olsun.
Bu hizmet tam anlamıyla sizin işinizi kolaylaştıracak diye düşünüyorum.
Dediğim gibi çok soruyordunuz.
Onun da sırrını buradan vermiş olayım.
Detaylı bilgi ve iletişim için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
O zaman kitabın linki de aşağıda olacak.
Kendinize iyi bakın arkadaşlar. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
