
Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur.
Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
Daha fazlası için tıklayınız!
OSB25 koduyla tüm psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba. Türkiye'nin en çok dinlenen podcastı, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Arkadaşlar, yeni yıl yaklaşıyor.
Manifestler yapıldı mı yeni yıl için?
Şimdi 2026'da şunu yapacağım, bunu yapacağım.
Bunlar başlamıştır eminim.
Yani bir şey soracağım. Şimdi 2025'de diyorduk ki yok işte bu yıl şunu yapacağım, bunu yapacağım.
Her sene klasiktir.
Yapan var mı ya? Hani ben şunu demiştim ve gerçekten bu sözümü tuttum ve...
gerçekleştirdim diyen var mı?
Varsa bana yazsın. O baba yiğitleri bekliyorum.
Çünkü yapan biri olduğunu sanmıyorum.
Gerçekten yapan biri varsa da helal olsun size diyorum ve başlıyorum.
Şimdi arkadaşlar bugün böyle biraz buna yönelik konuşalım istedim.
Çünkü bütün bunları daha iyi hissetmek için, daha iyi yaşamak için yapıyoruz.
Özde bu var yani. Hani bu sene bunu yapacağım, işte daha fazla spor yapacağım, daha fazla kitap okuyacağım vs.
vs. Bunların altında aslında iyi hissetmek, daha iyi yaşamak var değil mi?
O yüzden de bunu konuşalım istedim.
Bu arada iyi hissetmek demişken biliyorsunuz benim bir kitabım var.
Kendimi Nasıl İyileştiririm kitabımın adı.
İlk kitabım. Şu an hatta 3.
baskıya doğru gidiyor. Ve benim de size bir yeni yıl sürprizim var arkadaşlar.
Yeni kitabım çıktı biliyorsunuz.
İkinci kitabım Hikayeni Yeniden Yaz yeni kitabımın adı.
Şu anda Amazon'da satışta arkadaşlar.
Şu an ön satışta ama bu bölüm çıktığında muhtemelen satışa girmiş olacak.
Yine mitolojiden böyle tarihten, bilimden, doğadan, sanattan oluşan.
Yeni bir rotayla kendi hikayemize dışarıdan bakabileceğimiz bilgilerle dolu bir kitap oldu.
Aborjin anlatılarından ant uygarlıklarının bilgeliklerine uzanacağız hep beraber.
Zihinsel bir yolculuğa çıkmak isteyen herkesi kitabıma bekliyorum.
Tabii yine bir sürü soru var arkadaşlar kitabın içerisinde.
Sizi böyle kendi içinize döndürmek için hazırlanmış bir takım sorular bunlar.
Bu arada bu kitabı yayına hazırlayan kişi Güneş Turhan.
Kendisi bir psikolog.
Onu da belirtmek isterim.
Blogla çalışmak harika bir şey.
İnteraktif bir kitap oldu.
Böyle kendinizle konuşuyormuş gibi hissetmenizi istedim.
Yani arkadaşlar özetle yeni kitabım insanı böyle sadece bilgilendiren değil de kendine dışarıdan bakmaya cesaretlendiren böyle masal gibi akan ama bilimsel hazinelerle de
dolu. Öğrenirken kendinizi de keşfedebileceğiniz bir kitap oldu diye düşünüyorum.
Umarım beğenirsiniz. Şimdi asıl konumuza gelelim.
Bugün arkadaşlar iyi hisset, iyi yaşa dedik konumuz için.
Bu aslında bir kitap arkadaşlar.
Vex King diye biri yazmış.
Hatta yazar hayata böyle çok eksiden başlamış.
6 aylıkken babasını kaybetmiş.
Çocukluğunun çok büyük bir bölümünü evsiz geçiriyor sokaklarda.
Hiç güvende hissetmiyor tabii.
Yoksulluk var bir tarafta, bir tarafta korku var.
Belirsizliklerle dolu bir çocukluk düşünün.
O da yetmiyor büyüdüğü mahalleye.
böyle hep şiddete, ırkçılığa maruz kalıyor.
Yani adamın gerçekten çok acı dolu bir geçmişi var.
Ama bu benim için dönüşümün ilk kıvılcımı oldu diyor.
Hikayesini yeniden yazmış biri işte sonra kitaplarla tanışıyor.
Dünyası değişiyor kitaplarla tanıştıktan sonra ve kendi zihinsel dünyasında bir kurtuluş yolu buluyor.
İşte önce kendini o karanlıktan çıkarıyor sonra da insanlara el uzatıyor.
Böyle bir kitap yazıyor.
Hem biyografik bir kitap gibi hem de kişisel gelişim.
Hani kişisel gelişim deyince konuya çok mesafeli olan insanlar var onları çok iyi anlıyorum.
Çünkü çoğu zaman hayatta...
Gerçekten böyle hiç yara almamış yüzünde hani banyo pembeliği olan insanlar var ya onların yazmış olduğu iyi hisset cümleleri bence çok sakil duruyor.
Ama bu kitap böyle her şey yolunda değilken hayatta kalmayı öğrenmiş birinin tavsiyeleri.
O yüzden dikkatimi çekti.
Yazarının hayatı ve işte böyle bir şey yazması.
Çünkü yaradan içeri sızan ışık diyoruz ya işte onunla yazılan şeyler bence bir başka oluyor.
Çok wow bir kitap mı?
Değil arkadaşlar. Edebi bir değeri zaten yok.
Yüzeysel ama bize böyle bildiğimiz şeyleri tekrar tekrar hatırlatıyor.
İşte çekim yasası, kendi kendine yardım, kendini tanımak, işte hayatta ne yapmak istediğini bilmek, bulmak, enerjiler iyi hissetmek gibi gibi şeyler.
Şimdi arkadaşlar daha önce size çekim yasasından bahsetmiştim.
İsteklerim nasıl gerçekleşir diye bir bölüm rezonans kanununu anlatmıştım.
Şöyle kısaca bir hatırlatmak istiyorum.
Demiştik ki insan neye odaklanırsa hayatında onu çoğaltır.
Düşünceleriniz bir tür mıknatıs gibidir ve benzer enerjiler benzerleri.
kendilerine çeker. Olumlu düşünceler, olumlu deneyimleri, olumsuz düşünceler, olumsuz sonuçları hayatınıza davet eder demiştik o bölümde.
Bir de çok önemli bir şey söylemiştim.
Ne istediğinizi, evrenden ne istediğinizi net bir şekilde bilirseniz ve bunun gerçekleşeceğine yürekten inanırsanız ve sanki o şey olmuş gibi hissetmeye başlarsanız olacağı
söyleniyor. Yani özetle zihinsel ve duygusal hizalanmanın Evreni harekete geçirdiği varsayılıyor arkadaşlar.
Yani istediğiniz şeyin gerçekleşmesi için zihinsel ve duygusal hizalanmadan bahsettik çekim yasasında.
Ve istiyor ki bu çekim yasasında eksik bir şeyler var.
Çünkü çekim yasasının işlemesi için ne yapmamız gerekiyor?
En önemli şey olumlu düşünmek.
O bölümde bahsetmiştim ama...
Sürekli olumlu düşünebilir miyiz?
Hayır arkadaşlar yani mümkün değil bir insanın sürekli olumlu düşünmesi çok zor bence.
Çünkü hayatta bir şeyler yolunda gitmediğinde ya da olaylar beklediğimiz gibi gelişmediğinde iyimser kalabilmek, iyimser olmak gerçekten çok güç bir şey.
Şimdi burada diyor ki Rex titreşim yasası diye bir şeyden bahsediyor.
Diyor ki evren size yaydığınız enerjiyle karşılık verir.
Yani siz nasıl hissediyorsanız hayatta size o hissin karşılığını yaşatır diyor.
Çekim yasası ne diyor?
Sen diyor neye odaklanırsan Onu çekersin diyor.
Ama titreşim yasası diyor ki neye hangi frekanstan baktığın belirleyici olan şey.
Düşünceleriniz, duygularınız, sözleriniz ve davranışlarınız bir bütündür.
Yani hepsi aynı anda titreşim yapar diyor.
Her şey titreşiyor.
İşte atomlar, maddeler, sesler insanda.
O yüzden gerçeklik dediğimiz şey sabit değil algılanan bir uyumdur diyor.
Bir şeyi ancak onun frekansıyla uyumlandığınız zaman fark edebilirsiniz.
Hani tıpkı bir radyo kanalı gibi düşünün.
Doğru frekansı ayarlamazsanız o radyo frekansını net bir şekilde duyamazsınız o müziği.
Buradaki kilit nokta duygular arkadaşlar titreşim yasasında.
Çünkü duygular hangi frekansta olduğumuzun en dürüst göstergesi.
Yani iyileşmiş gibi yapmanız hiçbir işe yaramaz.
Çünkü evren rolü değil.
O hissi duyar diyor. Hissettiğiniz şey.
O derinlerde ne varsa evren onu duyar diyor.
Sevgi mi, neşe mi, huzur mu, öfke mi ne var orada?
Çünkü sevgi, neşe, huzur bunlar en yüksek titreşimli duygular.
Ama öfke, korku, çaresizlik bunlar titreşimi düşürüyor.
Yani istenmeyen şey neyse hayatınızda onu çoğaltıyor deniliyor arkadaşlar.
Ve titreşim yasasına göre en büyük yanılgı şu.
Ben istediğimi elde ettiğim zaman iyi hissedeceğim.
Değil. yani gerçekte olan şey tam tersi iyi hissettiğinizde istediğiniz şeylere yaklaşmaya başlıyorsunuz diyor şimdi kendinizi sevmeniz Kendinize özen göstermeniz.
Bunlar sizin titreşiminizi yükseltecek şeyler.
Ve o yüzden düşünme, hissetme, konuşma ve davranış biçiminiz değişirse dünyanız da değişmeye başlar deniliyor.
Çünkü evren kelimelerinize değil titreşiminize cevap veriyor diyor.
Peki bunu nasıl yapacağız?
Bundan az sonra bahsedeceğim.
Bu arada yeni yıl da geliyor arkadaşlar.
İnsanın böyle hem zihnini...
Hem bedenini tazelemek istediği bir eşik bence bu yeni yıl.
Her yıl kendine söz verenler orada mısınız?
İşte bu sene kendimi hiç ihmal etmeyeceğim.
Kendimi daha önemseyeceğim.
Özellikle sağlığımı hiç ihmal etmeyeceğim.
Hiçbir sağlık kontrolüne gitmedi.
Bunu çok yapıyoruz değil mi arkadaşlar?
Ama bu sene yapmayalım.
Hem fiziksel hem ruhsal anlamda iyi bir ruh halini hak ediyoruz arkadaşlar.
İnsanın enerjisini, motivasyonunu, yaşam kalitesini en çok...
Etkileyen şey iyi bir ruh hali.
Şimdi yeni yılda bunun için ne yapabiliriz Merve diyorsanız?
Evital'den faydalanabilirsiniz.
Evital dijital bir sağlık platformu.
O yüzden internetin olduğu her yerden ister evden ister kafeden ister iş yerinizden nerede olursanız olun.
randevunuzu oluşturup bir sağlık profesyonelinden destek alabiliyorsunuz arkadaşlar.
Doğum koçluğundan tutun.
Psikolojik danışmanlığa, beslenme ve diyet konusunda çok çeşitli alanlarda sağlık profesyonelleri mevcut Evital'de.
Benim takipçilerim zaten çok kullanıyorlar.
Hatta psikolojik danışmanlık alanlar çok var Evital'den.
Bu arada bütçe dostu bunu belirtmek isterim.
Dörtlü ve sekizli paketlerinin daha avantajlı olduğunun da altını çizerim.
Taksit imkanı var. Hatta seçeceğiniz uzmanı tanımak adına seans...
Öncesi 15 dakikalık ücretsiz bir ön görüşme yapabiliyorsunuz.
Ve hatta dün...
Bir arkadaşıma özel bir hastanede teşhis konuda arkadaşlar doktor ameliyat olması gerektiğini söylemiş.
Tabii böyle yana döne beni aradın yapacağız şimdi başka bir doktora görünelim falan.
Böyle durumlarda ikinci bir uzman görüşü almak istiyoruz haklı olarak.
Evital'den aldık arkadaşlar.
Bu konuda çok seviyorum ve bu uygulamayı özellikle bu konuda.
Evital'de yeniyseniz arkadaşlar uygulama arayüzü zaten çok kolay.
7'den 70 herkes kullanabilir ama yapay zeka asistanı Evo var.
Hani hangi uzmana gitmeliyim der.
Nereden başlasam gibi soru işaretleriniz varsa Evo sizi yönlendiriyor vereceğiniz cevaplara göre.
Bu arada psikolojik danışmanlık demişken sadece kendim için mi diye düşünmeyin.
Evet kapı yine size çıkıyor.
Sizin mental sağlığınıza çıkıyor ama dediğim gibi hani bu alanlarda da faydalanabiliyorsunuz.
Atıyorum bir yaz sürecinde olabilirsiniz.
Bir ilişkiniz sonlanmış olabilir.
Çok ağır yaşıyor olabilirsiniz o ilişkinin sonlanışı.
Öfke probleminiz olabilir. Evliliğinizle ilgili sorun yaşıyor olabilirsiniz.
Yani aklınıza gelebilecek çok fazla alt başlık var terapinin içerisinde.
Merve, Evital'de bize özel bir indirim yok mu diyorsanız elbette var.
OSB25 koduyla tüm psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı seanslarınızda %20 indirim var.
Bu kodu da açıklamalara bırakıyorum ve devam ediyorum.
Şimdi asıl meseleye geldik.
Bu titreşimi nasıl yükselteceğiz?
Birincisi olumlu yaşam tarzı.
Bu alışkanlıklarımızda olumlu yaşam tarzı alışkanlıklarımızda.
Her zaman söylüyorum ki bilim de zaten bunu tasdikliyor.
Meditasyon yapan insanlar çok daha pozitif bir ruh halindeymiş arkadaşlar.
Meditasyon ve böyle işte kendi içinize dönüp.
O düşük titreşimli duygularınızı incelemek, onları yüksek titreşimli duygulara dönüştürmek buna yardımcı oluyor meditasyon özellikle.
Ve bazı aktiviteler titreşimimizi anlık yükseltiyor.
Mesela gülmek, sevdiklerimizle vakit geçirmek, müzik dinlemek, sarılmak, hareket etmek, iyilik yapmak.
Bakın bunlar ruh halinizi hemen değiştiriyor ama kökteki duyguyu dönüştürmüyor.
Önemli olan şey o kökteki o duyguyu dönüştürmek.
Kalıcı değişim olmuyor.
Anlık bunlar. Kalıcı değişim...
zihnin çalışmasını değiştiren o alışkanlıklarla geliyor.
Yani iyi hissetmek arkadaşlar bir sonuç değil bir pratiktir.
Yani bu pratikte her gün yapılması gereken bir şey ve her gün nasıl yaşadığınızla alakalı bir şey.
İkincisi enerji bulaşıcıdır diyor ve katılıyorum.
O yüzden çevrenizdeki insanlara dikkat edin.
Etrafınızı titreşimi sizinkinden daha yüksek olan insanlarla doldurun.
Sizden düşük değil. Sizden daha iyi hisseden insanlarla bir arada.
olmaya çalışın ve kalbinizin ısınmadığı insanlardan uzak durun.
Hani bazen böyle yeni tanıştığınız birinde yolunda olmayan bir şey olduğunu hissedersiniz.
Hani böyle tam olarak adını koyamazsınız ama kötü bir titreşim alırsınız.
Ya dersiniz bunda bir şey var ama çözemiyorum ya.
Acaba ne? Sonra bu hislerinizde haksız olmadığınızı görürsünüz acı bir şekilde.
Çünkü enerji yalan söylemez bence.
Hatta inancın biyolojisi diye bir bölüm yapmıştım.
Orada anlatmıştım bunu bir bilim insanının gözünden anlatmıştım.
dinlemek isterseniz. Bir şey soracağım ya.
Çok pesimiz, çok böyle negatif bir insan düşünün.
O insanın yanında nasıl olumlu titreşim yayacağız değil mi?
Sizi de dibe çekiyorlar.
Ama olumlu bir bakış açısına sahip olan oldukça pozitif olan birinin yanında Böyle işte kendinizi daha yüksek hissetmiyor musunuz?
Olay bu aslında. Yani hepimizin elbette karamsar olduğu, ağladığı, üzgün olduğu dönemler oluyor.
Ben bunu kastetmiyorum. Bunu bir yaşam biçimi haline getiren insanlar var.
Ruh emiciler. Böyle ruhunuzu çekiyorlar.
Onların yanından ayrılınca ben böyle sanki 10 kişi birleşmiş de beni dövmüş gibi hissediyorum.
Öyle bir halsizlik çöküyor üstüme.
Bu benzetmem de çok garip oldu.
Titreşim yasası bizimle aynı frekansla titreşen insanları kendimize çektiğimizi savunuyor.
Bunu bir düşünün derim arkadaşlar.
Ya neden bana hep böyle adi kötü insanlar geliyor, kötüyü çekiyorum diyorsanız.
Geçen bir erkek arkadaşımla dertleşiyorduk.
Bana dedi ki ben böyle huzurlu çok sakin bir ilişki istemiyorum dedi.
Sevmiyorum dedi. Bana böyle dedi kaos olacak dedi.
Hatta toksik olacak dedi.
Beni dedi zinde tutacak.
Toksiklik zinde tutuyormuş onu.
Neden? Muhtemelen alıştığı şey o.
Yani zaten öyle bir ortamda büyümüş.
Sevgiyi de böyle bir şey zannediyor olabilir.
Belki de içten içe o kötü muameleyi hak ettiğini düşünüyor bile olabilir.
Hani sürekli böyle gürültüde yaşayan bir insan sessiz bir odaya girdiği zaman huzur hissetmez ve huzursuz olur, gerilir.
Çünkü o sessizlik ona çok yabancı gelir.
Onun gibi düşün. O onun titreşimi değil, onun frekansı değil çünkü.
Titreşim... Özdeğer, sınır, alışkanlık ve bilinç düzeyidir arkadaşlar.
Travmayla büyüyen biri için o saygısızlık tanıdıktır, o toksiklik.
Tanıdık olan şey beyin tarafından güvenli zannediliyor, konfor alanı.
O yüzden insan istemeden de olsa hep böyle gidiyor aynı tip insanları hayatına alıyor.
Ama güzel bir haberim var.
Titreşim değiştiği zaman insanlar tabi böyle birdenbire değişmiyor ama bazı insanlar artık kalamıyor.
Çünkü yeni frekansınızda tutunamıyorlar.
Bu. Üçüncüsü beden dilimiz.
Dışarıdan nasıl davrandığımız, bizim içeride ne hissettiğimizi etkiler diyor Wex.
Çünkü gülümsemek bazen bize zor gelse bile gülümser gibi yapmamız beynin mutluluk kimyasını harekete geçiren bir şey.
Bu hatta bilimsel araştırmalarla da yine desteklenmiş.
Duruşunuz, yüz ifadeniz, ses tonunuz, hareketleriniz bunlar sadece başkalarına değil.
Kendinize de bir mesaj veriyor.
Yani iyi hisseden biri gibi davranmak zamanla gerçekten iyi hissetmeye dönüşüyor.
Bunu böyle sahte bir özgüven gibi düşünmeyin.
Pratikte gerçeğe evrilen bir hal gibi düşünün.
Mesela bir hafta boyunca işe böyle çok şık giyinip gidin arkadaşlar.
Saçlarınızı yapın, parfümünüzü sıkın.
Sanki böyle özel bir davete gidiyormuş gibi kendinize özenin.
Bir hafta sonra bana yazın.
Özgüveniniz yükseldi mi?
Kendinizi nasıl hissettiniz?
Mesela dün benim moralim çok bozuktu.
Kalktım dedim ki ya bu olayın günümü mahvetmesine izin vermeyeceğim.
Çünkü bu benim elimde olan bir şey.
Bu hislerin taşıyıcısı benim dedim.
Bunlar sadece duygu.
Anlık böyle hani geçici bir şey.
Misafir gibi düşünüyorum. Geçecek dedim.
Sürekli böyle hissetmeyeceksin.
Çünkü bazen insan böyle hissettiği şeye bakarak, o anlık duygusuna bakarak hayatının bütünü böyleymiş gibi davranabiliyor, öyle konuşabiliyor.
Bunu yapmayın arkadaşlar. Yok işte zaten hep beni bulur, benim yüzüm ne zaman güldü ki?
Ya ne saçmalıyorsun?
Daha dün yerlere yıkılıp gülmedin mi?
Yarın yine güleceksin.
Yani kendime bunu söyledim.
Kızım dedim kalk! Kalktım, kahvemi koydum, güzel bir kitap okudum.
Sonra gittim, giyindim, saçlarımı yaptım.
Makyaj, parfüm, topuklular çekildi, çıkıldı.
Gerçi hep ben böyleyim yani.
Kendimi iyi hissettiren bir şey bu.
Daha önce anlatmıştım. İşte kahvemi içtim, mağazalara baktım.
Keyifler yerine geldi. Arkadaşlarımla görüştüm falan filan.
Geçti gitti. Hep diyorum ya arkadaşlar.
Ağır roman filminin rap lideri.
Çok severim. Güzelleş be oğlum.
Şimdilik ölümüne dek hayattasın.
İki günlük dünya. O kadar kendinizi kahretmeyin.
Değmeyecek şeyler için. Canımız hocamız Doğan Cüceloğlu ne diyordu?
Yattığı yer incitmesin güzelim benim.
Diyordu ki sen hüzünlüsün diye dünya durup sana yol vermeyecek.
O yüzden kalkın silin o gözyaşlarınızı.
Müslüm Gürses'in bir sözü vardır.
Hayat zordu ama bana çok güzeldi diyor.
Hoşçakalın diyor. Yani onun kadar acı çekmiş bir insan bile bunu diyebiliyorsa biz de o bir zahmet yani bir kalkıp toparlanalım.
Bu o kadar güzel bir söz ki.
Hayat zordu ama bana güzeldi demesi.
Diyor ki aslında bence hani hayat zordu evet ama ben onu onunla kavga ederek değil onu içimde dönüştürerek yaşadım.
Her şeye rağmen ona güzel tarafından bakabildim demiş bence.
Benim mesela çoğu şeyden yana yüzüm gülmedi arkadaşlar.
Hiçbir zaman size dertlerimi anlatıp yaralarımı böyle vitrinde sergileyip onları size pazarlamadım.
Yani acı pazarlaması yapmadım.
Bazı şeylerden yana yüzüm hiç gülmedi ama ne yapayım.
Ne yapayım yani bardağın dolu tarafına bakmayı seçtim.
Yüzümün güldüğü şeylerle mutlu olmaya çabaladım ve çabalıyorum ve çabalayacağım.
Çünkü herkes kendi mutluluğundan sorumlu bu hayatta.
Kontrol edemediğim hayat koşullarını değil kontrol edebildiğim şeyleri ve...
O iç halimi sahiplendim.
Ne yapayım arkadaşlar? Tam tersini yaparsam çok mutsuz bir insana da dönüşebilirdim.
Ben bunu seçmedim, tercih etmedim.
Şimdi şöyle düşünenler olabilir.
Emer ve sen hiç kendine acı çekmek için izin vermiyor musun?
Veriyorum. Hani eğer o şey acı çekmeye değecek bir şeyse evet veriyorum.
Böyle geçiştirmiyorum asla.
O acıyı inkar etmiyorum.
Böyle dibine kadar yaşıyorum.
Sürünüyorum tabiri caizse.
Gözümde yaş kalmıyor ama sonra diyorum ki bir dakika.
Kalk kızım diyorum. Hadi diyorum yeniden başlıyoruz.
Ayağa kalk. Şimdi yeniden başlıyoruz.
Hem de çok daha güçlü başlıyoruz diyorum.
Kendimi çok güzel teselli ederim.
Muhammed Ali gibi olacaksın bu hayatta.
Bu hayat ringinde. Çünkü bugün seni yere yıkan darbeler yarın nasıl ayağa kalkacağını da öğretiyor.
Ne diyordu Muhammed Ali? Yenilgiler beni yıkmadı.
Bana kim olduğumu öğretti.
Kim olduğumuzu öğreniyoruz işte.
Pozitif düşünelim. Bu arada arkadaşlar ben de elime sazı aldım çalıyorum.
Yani bir saattir güya veksin anlattıklarını anlatacaktım ama kendi derdime daldım.
Devam edelim. Beden dilinizi değiştirin diyor Vex.
En son bundan bahsediyordum.
İyi hisseden biri gibi davranırsanız mesela gülmek bile ruh halinizi değiştiriyor.
Çünkü titreşiminizi yükseltiyor.
Ben güldüğüm zaman bile siz orada gülüyorsunuz arkadaşlar.
Komik bir şey olmasa bile güldüğünüzü biliyorum benimle beraber.
Çünkü aynı frekansa geçiyoruz bence.
Mesela Muhammed Ali demişken kanalımda bölümü var mutlaka dinleyin.
Onun bir sözü vardır. Der ki büyük bir şampiyon olmak için en iyi olduğunuza inanmalısınız.
Değilseniz bile öyleymiş gibi davranın der Muhammed Ali.
Taktik bu. Deneyin arkadaşlar.
Çok işe yaradığını göreceksiniz.
Bir hafta sonra bana yazın neler yaşadığınızı çok merak ediyorum.
Devam edelim. Yine bilmediğiniz bir şeyden bahsetmeyeceğim.
Mola vermek arkadaşlar. İyi hissetmek için mola vermemiz şart.
Hatta sosyal medyaya da mola vermek bazılarımıza eminim çok iyi gelecek.
Me time yapın. Tek başınıza çıkın.
Kahve için. Sosyal aksiyetiniz yoksa tabii.
Bir kere böyle dedim diye sosyal aksiyetiniz yoksa tabii.
Anksiyetesi olan biri tarafından linç edilmiştim.
İşte sen bizi hiç düşünmüyor musun?
Bizim anksiyetemiz var. Nasıl çıkalım tek başımıza kahve içelim?
Aa dedim gerçekten doğru hiç düşünmedim.
O yüzden eğer yoksa diye buraya bir ibare koyuyorum.
Yani demek istediğim me time böyle kendinizle bir baş başa kalın.
Meksika İspanyolcasında çok güzel bir kelime var.
Engentado diye bir kelime arkadaşlar.
O kadar ben ki bu duygu.
Hani böyle insanlarla zaman geçirdikten sonra bir süre böyle yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorsunuz ya bilmiyorum.
Bu anlama geliyor.
Bunu çok yaşıyorum.
Bir an önce evime gitmek istiyorum.
Kendimde yalnız kalmak istiyorum.
Hatta sabırsızlanıyorum bunun için.
Kendime kavuşmak istiyorum ama bu yanımda olduğum kişiyle hiç alakası yok.
Çok sevdiğim biriyle de otursam bir süre sonra böyle hissediyorum.
Kendi kendime kalmak istiyorum.
Enerjimi tazelemem için, şarj olmam için gerçekten bu bana şart.
Yani me timesız bir hayat düşünemiyorum.
Onun dışında arkadaşlar doğada zaman geçirmek.
Hep söylüyorum ki araştırmalar doğru.
Doğal ortamlar olumlu duygu durumlarını ortaya çıkarıyor.
Pozitif psikolojimizi destekliyor.
O yüzden iyi hissetmek için bir ağacın altında oturmak bile çok okey.
İyi hissetmek için ilham almak arkadaşlar.
Bu da önerilen bir şey.
Bir romandan, bir filmden, bir podcastten, bir biyografiden.
Ki ben biyografi okumayı çok severim.
Biyografi bölümlerimi ayrı seviyorum.
Bunun sebebi tamamen oradan bir ilham almam.
Emel ve çok kötü bir hayat yaşamışsa da mı ilham?
Hayır. Oradan da bir ders çıkarıyorum.
Dedikodu yapmayın diyor Vex arkadaşlar.
Çünkü bu titreşimimizi düşürüyormuş.
Dedikodu için diyor. ki bunu kendiniz hakkında iyi ve diğer insanlardan daha üstün hissetmek için yapıyorsunuz.
Dedikodu genelde yargılayıcıdır ve çoğu yargı nefretten doğar.
Nefret ise kötü tecrübeleri hayatınıza davet etmenize yol açan bir düşük titreşim halidir diyor.
Dedikodu yapmadan bilmiyorum nasıl olacak ama öyle diyor.
Çünkü dedikodu için başkalarından olumsuz bir şekilde bahsederek Evrene olumsuz bir mesaj gönderiyormuşuz.
Bu da yine titreşimimizi düşüren, hayat kalitemizi düşüren bir şeymiş.
Hayatınızda diyor tatsız duyguları, tatsız olayları çekersiniz diyor dedikodu yaptığınız zaman.
Hatta kadim Hint tıp sisteminde Ayurveda dedikodunun çakra olarak bilinen çakra dediğimiz işte enerji merkezleri burayı etkilediğini iddia ediyor.
Bunun dışında ne yiyip ne içtiğinize dikkat edin demiş Bex.
Buna da şaşırmadım. Çünkü nasıl beslendiğiniz duygularınızı etkiliyor arkadaşlar.
Hormonlardan dolayı yine bilimsel bir yerden.
Yani aşırı işlenmiş gıdalar ne yapıyor?
Kan şekeri dalgalanması, enflamasyon, ruh hali düşüşü, yorgunluk, zihinsel bulanıklık bunlara sebebiyet veriyor.
Bu arada arkadaşlar biliyorsunuz 1 Eylül'den beri rafine şeker ve işlenmiş gıda tüketmiyorum.
4. ayımda olmak üzere 120 gündür devam.
Faydalarını zaten anlatmama gerek yok bence.
Şekersiz 21 nedir diye bir bölüm yapmıştım orada bahsediyordum.
Gelelim titreşimimizi yükselten bir başka şeye.
Şükretmek arkadaşlar. Çok severek yaptığım bir şey her zaman söylüyorum.
Şükretmediğim tek bir an bile yok.
Eğer okuldan yakınıyorsanız.
hiç eğitim alamayan insanlar olduğunu hatırlayın.
Kilo aldım diye yakınmadan önce bazı insanların yiyecek hiçbir şeyleri olmadığını hatırlayın.
İşinizden yakınmadan önce iş bulamayan milyonlarca insan olduğunu hatırlayın.
Bulaşık yıkamaktan yakınmadan önce bile bazı insanların hiç suları olmadığını hatırlayın.
Evinizin dağılmasından yakınacağınıza toplayabildiğiniz başınızı sokabileceğiniz bir eviniz olduğunu hatırlayın.
Bazen sahip olduklarımıza O kadar çok alışıyoruz ki şükretmeyi unutuyoruz.
Lütuflar yerine sıkıntılara odaklanmak.
Dikkatinizi sahip olduklarınızdan ziyade sahip olmadıklarınıza yöneltir.
O yüzden her gününüzü bu şekilde şükrederek geçirmeye dikkat edin arkadaşlar.
Her gününü kendini sürekli böyle başkaralığıyla kıyaslayıp mutsuz geçiren insanlar var.
Halbuki onlarda da başkalarının arzu edebileceği o kadar çok şey var ki farkında değiller diye düşünüyorum.
Hayatınızdaki lütufları ne kadar çok sayarsanız saymanız gereken lütufların sayısının o kadar arttığını göreceksiniz.
Ve söyleyeceğim çok önemli. Duygularınızı incelemeyi öğrenin arkadaşlar.
Olumsuz duygularınızı yok saymayın.
Mesela az önce yaşadım böyle bir şey.
Az önce çok kötü hissediyordum kendimi.
Dedim ki bir dakika ya ben şu an niye böyle hissediyorum?
Sordum kendime. Sordum en derine indim indim.
O kadar saçma bir şey çıktı ki.
Yani canımı sıkan şey. Derinde başka bir şey varmış anlatabiliyor muyum?
Ama orayı böyle bir inceledim yani.
Onu çıkardım. Yüzleştim onunla.
Dedim ki defol git. Hissettiğiniz her şeyi anlamaya çalışın.
Buradaki amaç zorla böyle olumlu düşünceler yaratmak değil.
Daha iyi hissedebilmek için olumsuz düşünceleri daha sağlıklı bir hale getirmek.
Peki bunu nasıl yapacağız?
Örnek veriyorum. Şu an kendinizi çok mutsuz hissediyorsunuz diyelim.
Biraz derinlere inin arkadaşlar.
Biraz derinlere inince belki mesela işte bunun sebebinin ihmal edilmiş olduğunu görüyorsunuz.
İhmal edilmişlik ya da başka bir sebep.
İkinci adım burayı sorgulamak.
Ben neden böyle hissediyorum?
Bundan hangi düşüncelerim sorumlu?
Tamam bunu soruyoruz. Bu aşamada düşüncelerinizi bilinçli olarak gözlemleyin.
Ve o olumsuz düşünce kalıplarınızı lütfen görmeye çalışın.
Düşüncelerinizin arkasındaki inançlar, geçerlilikleri var mı yok mu bunları sorgulayın.
Belki de son kullanma tarihi çoktan geçmiştir ama siz ona tutunmaya devam ediyorsunuzdur.
O inanç size nereden geldi?
Size mi ait? Yanlış varsayımlarda bulunuyor olabilir misiniz?
Mesela biriyle flört ediyorsunuz.
İlk başta çok iyi gidiyor.
İlgisi, alakası gayet güzel.
Bir anda arkadaşlar mesajlarınızda geç cevap vermeye başladı.
Ve siz? kendi kendinize, içinizden diyorsunuz, kendinizi zaten kötü hissediyorsunuz.
Diyorsunuz ki yeterince iyi değil miyim acaba?
Bunun endişesine başladınız.
Güvensizlik hissettiniz.
Çok mutsuzsunuz.
Çünkü o ilgi duyduğunuz kişi mesajlarınıza cevap verdiği günlerde kendiniz hakkında çok daha iyi hissediyordunuz.
Kendinizi daha iyi hissediyordunuz.
Sosyal açıdan kabul görmeye ve belki de onaylanmaya ihtiyacınız vardı.
Ve çok iyi gelmişti o mesajlar ama mesajlar kesilince hop otomatikman gitti.
Şimdi arkadaşlar adım adım gidelim.
Şu an evet çok üzgün hissediyorsun.
Çok sinirlisin. Bir tık daha derine inelim.
Kırgınsın. Bir tık daha inelim.
Değersiz hissediyorsun. Görünmemiş hissediyorsun.
Biraz da güvensizsin.
Şimdi esas meseleye gelelim.
Mesajlarına cevap vermemesi değil buradaki esas mesele.
Esas mesele ben yetersiz miyim?
Ben değerli miyim? Bakın o duygunun adını koyduk şu an.
Devam ediyoruz. Şimdi zihninde otomatik bir düşünce belirdi.
Demek ki beni umursamıyor.
Demek ki ben yeterince önemli değilim.
Bir dur bakalım şimdi. Burada duruyoruz.
Sen şu an tek bir davranışı genelledin.
Ve kendinle ilgili bir hüküm verdin.
Bunun farkında mısın? Bunu bir sor kendine.
Onun mesaj atmamasının senin değersiz olmanla ne alakası var arkadaşım?
Soruyorum sana. Sana bu bilgi nereden geldi?
Acaba daha önce benzer bir şey yaşamış olabilir misin?
Yine mi bunun seninle bir ilgisi olduğunu düşünmüştün o zaman da?
Acaba şu an zihnin boşlukları felaket senaryolarıyla mı doldurmaya çalışıyor?
Evet o duygu gerçek hissettiğin şey ama ona eşlik eden düşünceler sence gerçek mi?
Önemli olan şey bu. Düşüncelerini gerçek zannediyor olabilir misin?
Ve son olarak kendi değerini sen bir başkasının tepkisine mi bağlıyorsun?
Yani onun attığı ya da atmadığı mesaj mı senin değerini, senin yeterlilik ölçünü belirliyor acaba?
Şimdi ne yapacağız? Bu kadar yüzleştik bunlarla.
Bunu bir pozitife çevirelim.
Şöyle bir tokat at kendine.
Kendine gel. Beni dinle.
Şimdi uzat kulağını. Bana bak.
Birinin davranışı senin değerinin ölçüsü değil tamam mı?
Senin değerin bir adamın ya da bir kadının sana mesaj atıp atmamasından daha büyük.
Kendine gel. Sen Bihter Ziya gibisin.
Bakın olumsuz duygularımızı tanıyınca böyle azıcık derinlere inip onunla yüzleşince nasıl dönüştürme gücümüz oluyor fark ettiniz mi?
Ne diyordu Gandhi? Ben izin vermedikçe hiç kimse beni incitemez.
Bunu Gandhi mi dedi hatırlamıyorum.
Uydurmuş da olabilirim. Sırada kendinizle olan ilişkiniz var.
Şimdi arkadaşlar önceliğiniz daima kendiniz olsun tamam mı?
Bu bir bencillik değil diyor Wex ve bence haklı.
Neden? Çünkü unutmayın bu dünyaya tek başınıza geldiniz ve bu dünyadan tek başınıza ayrılacaksınız.
Hayattaki en uzun ilişkiniz kendinizle olan ilişkiniz ve başkalarıyla olan ilişkinizin altından.
Ancak bu ilişkiyi yürütebilirseniz kalkabilirsiniz.
Konuyu çok uzattım. Hızlanmak istiyorum.
Şimdi titreşimimizi yükseltmek için başka neler yapabiliriz?
Kendi davranışlarınızın farkında olun arkadaşlar.
Duygularınızın farkında olun.
Davranışlarınızın farkında olun.
Kendinizi arada bir irdeleyin.
Hani bir olay olduğu zaman benim bundaki hata payım nedir diye bir düşünün.
İyi bir partner, iyi bir eş, iyi bir arkadaş edinmeye çalışın.
Toksik insanları lütfen hayatınızdan çıkarın diyor.
Hatta sizi zehirleyen toksik bir işte çalışıyorsanız orada da durmayın diyor.
Bunlar öyle yapması kolay şeyler değil.
Farkındayım arkadaşlar. İşte toksik insanları sana bir önerim olacak hayatından mikropları at.
Demesi kolay. Nasıl atacağız?
Zor ama yapmamız gerekiyor.
Kendinizi sadece kendinizle kıyaslayın.
Başarılarınızı kutlayın arkadaşlar.
Kendinizi affetmeyi öğrenin.
Bakın 2026 hedeflerimiz.
Kelimelerin gücünü küçümsemeyin.
Cümlelerinize dikkat edin ağzınızdan çıkanlara.
Karmanın gücüne inanın diyor Vex.
Bir Hintli olarak. Yaşattığınızı yaşayacağınızı bilin diyor.
Ben buna inanıyorum. Karmadır değildir bilemem ama bence böyle bir şey var.
Dikkat edin diyor bunlara.
Niyetinizi diyor belirleyin net bir şekilde.
Ve hayallerinizi diri tutun.
Hedeflerinizi gerçekleştirmek için eyleme geçin.
Ertelemeyin ve hayattaki asıl amacınızı, hayat görevinizi bulun diyor.
Böyle bir bölümüm var hayat görevimi nasıl bulurum diye.
Çünkü arkadaşlar buraya dünyayla paylaşacağınız bir potansiyelle, bir beceriyle, bir yetenekle, bir bilgelikle ve bir zekayla geldiniz.
Dünyayı daha iyi bir yere dönüştürmek için buradasınız.
Bir amacınız var ve onu yaşamaya başlayana dek.
İçinizde bir boşluk olacak eminim.
Adını koyamadığınız ama buraya daha fazlası için geldiğinizi anlatan bir his.
Dilerim bu sene bunu keşfettiğiniz bir sene olur ve bence iyi hissetmek için illa bir neden arıyorum diyorsanız hala burada olduğunuzu, nefes aldığınızı ve bunun...
En değerli şey olduğunu lütfen hatırlayın.
Ve şükredin. Sizi seviyorum arkadaşlar.
2026'da yine hep sesimle sizinle burada beraber olmak istiyorum.
İyi ki varsınız. Hoşçakalın.
Kendinize iyi bakın. Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
OSB25 koduyla tüm psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız Evital'de %20 indirimli.
Detaylar açıklamalardaki linkte sizleri bekliyor.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
