
İçindeki Tanrıça Hangisi? Kadın Ruhunun 6 Arketipi
7 Mart 2026 · 36 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde “içimizdeki tanrıça” arketiplerini konuşurken kadını tek bir kalıba indirmeden, hepimizin farklı zamanlarda farklı arketiplerden izler taşıdığını hatırlıyoruz. Bölümün destekçisi Kiri de buradan yola çıkarak, özellikle yemek içerikleri üreten ve influencer yolculuğunun başındaki micro ve nano kadın içerik üreticilerinin bir araya gelip üretebileceği, gelişebileceği ve network kurabileceği workshoplar planlıyor. Kiri’nin “Mutluluğa Açılan Anlar” yaklaşımından ilhamla kendi etki alanımızda küçük ama anlamlı bir alan açma niyetiyle bölümü keyifle dinleyiniz!
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma
Bu bölüm "Kiri" hakkında reklam içerir.
Transkript
Kiri peynir Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Yarın Kadınlar Günü malumunuz.
Şimdiden tüm hemcinslerimin gününü kutluyorum ve buradan hepinize kocaman sarılıyorum sesimle.
O zaman madem yarın bizim günümüz, bizim günümüze yakışır bir bölüm çekeyim dedim.
Bugün antropolog, dil bilimci Manuele Dan Machete'nin araştırmalara eşliğinde Tanrıça mitlerinden bahsedeceğim size.
Kendisi özellikle Tanrıça mitleri, kadınlık mitolojisi ve mistisizm üzerine çalışan bir araştırmacı.
Hadi o zaman kadınların kolektif bilinç dışının içeriklerine yani arketiplerine doğru, kadınlığın mitolojisine doğru şöyle kısa bir yolculuğa çıkalım bu bölümde.
Şimdi kadınların hayatını yüzyıllardır derinden etkileyen belli başlı dönemler var.
Nedir bunlar? Menstruasyon dönemi, hamilelik dönemi, doğum ve menopoz.
Şimdi bu gibi tecrübeler elbette her kadında farklı etkiler yaratıyor.
Bu nedenle kişisel bilinç dışına farklı biçimlerde kaydediliyor.
Ve fakat... Şimdi daha derin bir düzeyde bunlar çağlar boyunca bütün kadınlar tarafından paylaşılmış ve hala paylaşılan ortak tecrübeler.
Ve bu yüzden de kolektif bilinç dışı dediğimiz bir ortak alan oluşturuyorlar.
Tanrıça mitolojisi bu dihilik arketiplerinin bir ifadesi arkadaşlar.
Bunlar biz kadınlara hayatımız boyunca yaşadığımız farklı tecrübeleri anlatıyor.
Şimdi geleneksel olarak bakacak olursak bir kadının 3 olgunluk evresinden geçtiği kabul ediliyor değil mi?
Genç kadın, işte tam olgunluğa ulaşmış kadın ve yaşlı bilge kadın.
Her evre kendine özgü...
Psikolojik ve fiziksel tecrübelerle ayırt ediliyor değil mi?
Çünkü genç bir kadının psikolojisi ve fiziksel olarak deneyimleri çok farklı.
Olgun bir kadının çok farklı.
Yaşlı bir kadının çok farklı.
Bunu anlatmaya çalışıyorum. Her evre dediğim gibi kendine has psikolojik ve fiziksel tecrübelerle ayırt ediliyor her kadın tarafında.
Bunlar arkadaşlar Tanrı çamitolojisinde size bugün anlatacağım 6 arketipe biçim veren şeyler.
Ve Tanrı çamitlerinde ifadesini bulan bu arketiplerden her biri az sonra anlatacağım 6 arketipte.
her biri her kadının hayatında görülen şeyler davranışlarımızda böyle ufacık bir ayrıntıyı böyle bir mit aracılığıyla gördüğümüz zaman şöyle hissediyoruz.
Sanki böyle uzun zamandır çözmeye çalıştığımız bir bilmecenin anahtarını bulmuş gibi oluyoruz.
Şimdi insanlık tarihinin çok eski dönemlerinde özellikle paleolitik çağdan itibaren kadın bedeniyle doğa arasında çok güçlü bir bağ kuruluyor.
Hatta son dönemde sinemaya gittiyseniz Hamlet filminde ve kitabında da göreceğiniz üzere o kadınla, başroldeki kadınla doğa arasındaki o güçlü bağı çok net bir şekilde göreceksiniz.
Hem kitabında hem sinemasında ama sinemada tabii görselle bütünleştiğinde daha böyle bir etkileyici olmuş.
Yani dediğim gibi kadın bedeni ile doğa arasında çok güçlü bir bağ görüyoruz insanlık tarihinin çok eski dönemlerinden itibaren.
Mesela kadının adet döngüsü.
Ayın arasında bir benzerlik var ki dilimizde bunu aybaşı diyoruz.
Bilmiyorum bu benzerlik hiç dikkatinizi çekti mi?
Hatta masalların karanlık dünyası diye bir bölümüm vardı.
Orada da bahsetmiştim. Ayın bir döngüsü yaklaşık 29,5 gün ve adet döngüsü ortalama 28 gün değil mi?
Şimdi gökyüzünde düzenli olarak büyüyen, dolan, küçülen ve kaybolup...
Yeri çekilen bir cisim var, ışıl ışıl bir cisim, aydan bahsediyorum.
Kadın bedenine baktığınız zaman çok benzer bir sistem görüyorsunuz.
Mesela ayın gelgitleri, kadının o ruh halleri, adet dönemindeki o gelgitler.
Şimdi adet döngüsü ile ayın evreleri arasındaki bu benzerlik, hatta zamanın ay üzerinden ölçülmesi ve dinsel törenlerde kullanılan bir takım semboller, bize merkezde güçlü bir kadın
ilahının bulunduğunu düşündürtüyor ki öyle.
Yaklaşık 11 bin yıl önce bereketli hilalde ortaya çıkan tarım kültürleri yaşamın sürekli yenilenmesine dayanan ve merkezinde ana tanrıçanın bulunduğu bir kozmik inanç sistemi geliştiriyor.
Şimdi buna göre çok genel anlatıyorum.
Yeryüzü ana kabul ediliyor arkadaşlar ve yeryüzünün tüm canlıları o ananın çocukları.
Tanrıça hem yaşam veriyor hem ölüm hem de yeniden doğuş ve bunları kendi varlığında birleştiriyor.
Şimdi ilk zamanlarda baktığımız zaman tanrıça tek ve bütün kadınlar bu tanrıçanın dünyevi temsilcisi.
Ama zamanla özellikle Yunan kültüründe ataerkil yapının etkisiyle bu tek ve bütüncül tanrıça anlayışı gitgide değişmeye başlıyor.
Ne oluyor? Tanrıça artık böyle tek başına tapınılan bir güç olmaktan çıkıyor.
Farklı farklı yönleriyle böyle ayrı ayrı tanrıçalar olarak bir temsil görüyoruz.
Şimdi Yunan mitolojisinin ana yapısı bu çoklu tanrıça formlarından derin bir biçimde etkileniyor.
Tanrıçalar işte doğurganlık, erotik aşk, yuva, kadının erkeğe olan bağlılığı, doğal yaşamın döngüleri bunları simgeliyor.
Ve batı düşüncesi büyük ölçüde klasik Yunan felsefesi ve mitolojisinin mirası biliyorsunuz.
O yüzden Yunan tapınaklarında tanrıçaların temsil ettiği arketipler düşünce biçimine ve gerçeklik algısına çok yakın bir konumda.
Ve en önemlisi kadınlar kendi varoluşlarını tanrıçalarının sunduğu bağlam içinde görüyorlar.
Yaşamlarının her yönü için onlara başvuruyorlar.
Mesela işte yuva kurmak isteyen bir kadın gidiyor Hestia'ya sesleniyor.
Aşk istiyorsa işte atıyorum Afrodite gidiyor.
Doğurganlık istiyorsa başka tanrıçaya gidiyor.
Merve artık mitoloji mi kaldı canım?
Hani modern çağdayız diyorsanız.
Evet artık hani bu tanrıçalara tapınmıyoruz.
Bunlar artık bir arketip haline geldi.
Hani bugün konuştuğumuz şey. Arketip neydi?
Jung'a göre açıklayayım.
Çünkü zaten onunla andığımız bir kavram bu.
Arketipler insanlığın ortak bilinç dışında bulunan evrensel imgeler ve kalıplar arkadaşlar.
Çok kısa bir şekilde böyle açıklayabilirim.
Yani diyebiliriz ki Yunan tanrıçaları artık dışsal ilahlar değil, içsel psikolojik eğilimler.
Mesela bir kadın çok güçlü bir bağımsızlık arketipiyle özdeşleşebilir.
Bir başka kadın çok böyle femme fataldir.
Kuruculuk arketipiyle özleşmiş olabilir.
Evet tanrıçalar öldü ama içimizde yaşamaya devam ediyorlar diyebilirim.
Hani bugün için. Ne demek istiyorum?
Hera mesela. Hani artık onda tapınan yok evet.
Ama Hera neydi? İşte evlilik, aşk, bağlılık değil mi?
Bunun temsiliyeti. Mesela günümüzde birinin hayatının merkezine evliliğini koyması, bir kadının kocasını koyması, kıskançlık yaşaması ya da sadakati çok kutsal görmesi.
Bunlar bir... Hera arketipi olarak yorumlanabilir deniliyor.
Bu yani anlatılmak istenen arketip insan zihninde tekrar tekrar ortaya çıkan temel karakter kalıpları arkadaşlar.
Ve bunlar bilinç dışında yer alan eğilimlerdir deniliyor.
Yani bugün anlattığım şey bu.
Özünde bu var. Mithler dediğimiz şeyler de bu eğilimlere isim ve hikaye veriyor.
Olay bu. Ya da başka bir örnek vereyim.
Mesela antik çağda bir adam savaşa gidecek.
Kimi dua eder? Ares'e değil mi?
Savaştarsa Ares. Bugüne baktığımız zaman modern dünyada şu zamanda Bugün böyle bir adam mesela işte iş dünyasında fazlasıyla rekabetçi, çok agresif, çok böyle mücadeleci, çok yırtantırmalayan
biri. Böyle bir ruh haline girdiği zaman biz bunu okey hani psikolojiyle açıklıyoruz, hormonlarla açıklıyoruz, isimler değişti falan filan ama mekanizma aynı.
Hani altta yatan mekanizma o eski, o aynı insan zihni.
Arketipleri anladık bence.
Şimdi bu 6 kadın arketipinin ilkiyle başlayalım.
Bu arada bölümün sonunda size hangi arketipe yakın olduğunuzu anlamanız adına bir takım sorular soracağım.
Şimdi bakine arketipiyle başlıyoruz.
Bu arketip çocukluktan kadınlığa geçişin ruhsal ve bedensel sınırında şekillenen bir figür olarak görülüyor arkadaşlar.
Yani yaklaşık 11 ila 14 yaş arasına tekabül eden aralık kadınların hayatında.
İlk regli dönemi. Kadınlığa ilk adım atış.
Yani çocukluktan kadınlığa geçiş aralığı.
Şimdi bakire arketipi bunu lütfen cinsel bir şeymiş gibi düşünmeyin.
Burada kast edilen şey cinsellik değil.
Bir kadının hayatındaki o ilk eşiği geçerken yaşadığı karmaşanın sembolü diyelim.
Şimdi buradaki bakireyi dediğim gibi sadece böyle cinsel deneyim yaşamamış bir kadın olarak düşünmeyin.
Mitolojideki bakire arketipi çoğu zaman henüz böyle tam bir role girememiş varlık.
Hani potansiyel enerji taşıyan bir figür.
bağımsız, hiç kimseye ait olmayan dihil güç anlamına geliyor.
Yani bakire sadece işte saflık, masumiyet falan onlar değil.
Bazen tam tersine böyle henüz evcilleştirilmemiş bir güç anlamına da gelebilir.
Hatta bir inisiyasyon yani geçiş dönemi de diyebiliriz bunun için.
Çünkü eski benlik ölüyor, çocukluk.
Yenisi de yolda hani doğmak üzere, henüz doğmamış.
Genç kız oluyor ama daha kadın da değil.
Şimdi eski toplumlarda Çocukluktan yetişkinliği geçiş çoğu yerde böyle ritüellerle işaretleniyor.
İşte ilk adet görme dönemleri, işte saç kıyafet değişimleri bunlar topluluk önünde bir kabul ritüeliyle yapılıyor.
İşte evlilik öncesi hazırlıklar, tanrıçaya adaklar adanması, korunma ritüelleri ve bu ritüellerin amacı sadece bir kutlama değil.
Toplum şunu diyor artık diyor ki artık bu kişi bu çocuk hani artık genç kız oluyor.
Başka bir yaşam evresine geçiyor.
Bu. Şimdi modern toplumlarda ve ritüeller yok.
Bu tarz şeyler görmüyoruz. Ama eşik deneyimi sürüyor arkadaşlar.
Bugün anlattığım şey bu.
Eşik deneyimi sürüyor.
Beden değişiyor. Kimlik değişiyor.
Toplumsal bakış değişiyor.
Hani sen artık çocuk değilse bunu duymuşsunuzdur hayatınızın o evresinde.
Sen artık çocuk değilsin. Hareketlerine dikkat et.
Genç kız oldun. Kişinin kendi bedeniyle ilişkisi değişiyor arkadaşlar bu süreçte.
Daha dün çocuktun bir anda genç kız oldun doğurmaya hazırsın.
Hani vücut olarak vücut doğumu hazır bir hale geliyor yavaş yavaş.
Hani bocalıyorsun böyle hani çok değişik karmaşık bir süreç yani.
Bakire arketipi her genç kadının içinde bulunur diyor maşeti.
Ve her genç kadının içinde derin psikolojik düzeyde etki bırakır diyor.
Hatta olgun bir kadın bile genç bakire arketipinin bazı özelliklerini taşıyabilir deniliyor.
Bunlara değineceğim az sonra. Ve bu sonraki yaşamında çeşitli duyguları tetikleyebilir deniliyor.
Yani o eşlikte olma hissini yeniden yaşayabilir.
Eşlikte neydi? Artık yeni bir hayata adım atmak dedik ya.
Mesela örnek vereyim.
Boşanan bir kadın. Boşanmış tekrar sıfırdan bir hayat kurarken.
Yani bakın bu eşliktir arkadaşlar.
Kadının hayatında çok büyük bir eşliktir.
Boşanmış sıfırdan yeni bir hayat kuruyor.
Ya da bir kadın anne olduğu zaman artık bambaşka bir eşlikten geçiyor.
Yeni bir ilişkiye başlarken evlendiği zaman ya da Bedeninde değişim yaşarken, yeni bir işe girerken bile olabilir bu eşlik anlarımız.
Hani hayat ilk kez hissi yarattığında içerideki o genç parçamız yeniden aktive olabilir.
Yani bir kadının içindeki o genç bakire figürü geçmişte kalmış bir yaş dönemi gibi düşünmeyin.
İşte 11-14 yaş dönemi.
Hayır o değil. Bu hayat boyu tekrar tekrar ortaya çıkan o değişim karşısındaki, o yenilik karşısındaki belki eşlik anlarındaki.
O kırılganlığımız ve o potansiyel halimiz anlatabildim mi?
Bunu bir zayıflık olarak görmeyin.
Bu bir dönüşümün işareti arkadaşlar.
Bakın bunlar arketip yani tekerrür eden insani kalıplarımızı anlatıyorum bugün size.
Ne anlatıyorsun Yurdagül?
Şimdi kolektif hafızanın psikolojik izi gibi düşünün bugün anlattıklarımı.
Bugün kadınların kuşaklar boyunca yaşadığı o geçiş deneyimlerinin kolektif hafızamızda ve biliş dışımızda bıraktığı izin sembolik ifadelerini anlatıyorum size.
Bu arada sevgili kadınlar şimdi size biraz Kiri'den bahsetmek istiyorum.
Kiri'nin odağında kadın içerik üreticileri var.
Kadın içerik üreticilerinin dikkatini duyanlar duymayanlara lütfen iletsin.
Özellikle de influencer olma yolunda böyle yeni yeni adımlar atan.
Çoğunlukla yemek içerikleri üreten mikro ve nano ölçekteki kadınlar yani henüz büyük networklere, büyük prodüksiyonlara ya da büyük bütçelere sahip olmayan ama üretmek isteyen, büyümek
isteyen, kendi sesini duyurmaya çalışan kadınlar, kadınlara sesleniyorum.
Şimdi Kiri kendi etki alanında sorumluluk almayı seçerek bu doğrultuda bir topluluk oluşturmayı önemsiyor Kiri.
Şubat ayında planlanan bir workshop serisi vardı.
Bu bunun bir parçası arkadaşlar.
Bu workshoplar sadece içerik üretilecek alanlar değil.
Aynı zamanda gelişim alanları öyle düşünün.
Çünkü katılımcıların hem üretim yapabileceği hem kendi alanlarında ilerleyebileceği hem de birbirleriyle bir network oluşturabileceği bir ortam yaratmayı amaçlıyorlardı.
Şimdi burada önemli bir detay daha var.
Bu sürecin her aşamasında ama her aşamasında kadın emeği var.
Bu çok kıymetli. Çok hoşuma gitti.
Atölye sahibi kadın.
Eğitmen kadın. Katılımcılara hediye olarak verilecek seramik kupaların üreticisi kadın.
İkinci atölye için tercih edilen mekanın sahibi de kadın.
Yani destek söylemde kalmamış.
Organizasyonun yapısında hep kadınlar var.
Canım kadınlar. Ama şunu özellikle söylemek isterim.
Bu bilinçli bir tercih.
Yani alanı olanın o alanı nasıl kullandığıyla ilgili bir mesele.
Kiri birincil hedef kitlesi kadın olan bir marka.
Bu arada onlarla bu projeyi duyurmada çalıştığım için çok şanslı hissediyorum bir kadın olarak.
Ve marka değerleri böyle nezankete ve mutluluğa açılan küçük anlar yaratmak üzerine kurulu.
Ve bu kampanyada tam olarak buradan çıkıyor zaten.
Hani büyük büyük iddialar ortaya koymak için değil.
Kendi değerleri doğrultusunda kendi ölçeğinde bir sorumluluk alabilmek için.
Hani zaten daha görünür olanı büyütmek yerine büyüme yolunda olanı desteklemek öyle söyleyeyim.
Hani büyük büyük sahneler kurmak yerine gerçek bağların kurulabileceği samimi alanlar yaratmak.
Ve bazen bence en güçlü destek büyük spot ışıklarıyla değil birlikte üretilebilen bir masa etrafında başlıyor.
Her zaman samimiyetten yanayım.
Kira hakkında daha detaylı bilgi almak için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum sevgili kadınlar ve devam ediyorum.
Gelelim ikinci kadın arketipimize.
Yaratıcı ve yok edici arketipi.
Şimdi geçmişte bazı ana erkek toplumlarda bu adet dönemi dediğim gibi kutsal kabul ediliyordu ve ayinlerle kutlanıyordu.
Utanılacak bir şey değildi şimdi olduğu gibi.
Zamanı ölçmek için kimileri ay takvimini geliştirdi dedik.
Ay eşittir kadın döngüsüyle uyumlu olduğu için ilahi bir güç olarak görülüyor arkadaşlar.
Ay eşittir kadın. Gibi düşünebilirsiniz.
Hatta bazı Amerikan yerlilerinde adet gören kadın yaşamın kaynağı olarak kabul ediliyordu.
Adet döneminde çünkü kadınların kehanet rüyaları gördüğü, ruhsal bir açıklıkta olduğu ve işte yüksek düşünceye ulaşma ihtimallerinin daha yüksek olduğu düşünüldüğü için bunlarla bir ilişkisi var.
Ama ne zaman ateerkil düzen ortaya çıktı?
O zaman adet gören kadın artık kirli sayılmaya başlandı.
Ve kadınlar artık böyle erkeklerin egemenliğinin altına girdikten sonra ateerkil düzen sonrasında İçe dönüşleri biraz kapandı.
İşte o meditatif halleri, medyumluk yetenekleri, ayinlere yönelme imkanları bunlar yavaş yavaş bitti ki zaten işte bu tür faaliyetler bir tehdit olarak algılanıyordu.
İşte cadı avlarını hatırlayın.
Tanrıça mitolojisinde yinelenen temalardan biri ilahenin hem yaratıcı hem yok edici olması.
Neden? Çünkü bu arketip genç bir kadının gelişimindeki temel evre olan adet görme deneyiminden kaynaklanıyor arkadaşlar.
Adet döneminde genç bir kadının bedeni Belirgin fiziksel değişimlerden geçiyor.
İşte hormonları dalgalanıyor.
Bedeni hassaslaşıyor. Daha kırılgan, daha öfkeli, daha uyumsuz oluyor.
Enerjisi değişiyor. Şimdi hem yaratıcı hem yok edici dedik.
Neden? Çünkü kadın cinselliği iki kutup etrafında şekilleniyor.
Bunlardan ilki yumurtlama dönemi.
Nedir bu? Alıcılık ve teslimiyet ve doğurganlığın en nirvanası yüksek hali.
Yaratıcılık dönemi. İkincisi adet dönemi.
Adet sırası öncesi ve sonrasındaki o süreç.
Şimdi bu yoğun cinsellikle ilişkili bir dönem.
Ama... Kadının doğurgan olmadığı bir dönem.
Bakın yok edicilik. Kadın, yaratıcılık, yok edicilik dedik.
Adet dönemiyle ilişkisini anlattım.
Yumurtlama dönemi dedim. Yani kadının hem hayat veren hem yok edici bir güç olarak algılanmasını anlatıyorum şu an.
Bir örnek verecek olsam mesela Kali.
Hindu geleneğinde bir tanrıça Kali.
İlahi ana ve lotus tanrıçası olarak işte dünyaları yaratıyor, yaşatıyor, sonra yutuyor.
Hani hem çok yaratıcı hem de yok eden, yıkan, zalim.
Savaşçı, korkunç bir tanrıçı.
Ama dediğim gibi hem yaratıcı hem yok edici.
Bu kadın arketipine örnek bu.
Şimdi kale aslında dönüşümü başlatan güç gibi arkadaşlar.
Eskiyi yıkmadan yeniyi doğurmuyor.
Kozmik bir reset gibi düşünebilirsiniz.
Ki zaten Hindu geleneğinde doğum, yaşam, çözülme, ölüm, yeniden doğuş.
Döngüselliği var değil mi? Yeniden doğuş.
O yüzden yıkımı kötü düşünmeyin.
Yenilenmek gibi düşünün. Mesela psikolojik olarak kale enerjisi şöyle görünebilir.
Çok toksik bir ilişkidesiniz ve diyorsunuz ki ben artık bunu tahammül edemeyeceğim.
Bunu dediğiniz an toksik ilişkiyi bitiriş, eski kimliğini bırakış bakın yeni doğacak çünkü.
Yasını tutup yeniden küllerinizden doğmak.
Evet çok korkutucu ama doğru bir karar değil mi?
Bu yüzden kali arketipi yani yaratıcı ve yok edici arketipi çok korkunç ama gerçek anlamda büyümek zaten korkunç bir şey.
Korkunç derken sancılı bir süreç.
Mesela doğa için ne deriz?
Doğa baba demeyiz değil mi?
Doğa ana deriz.
Neden doğa anadır?
Çünkü toprak ana.
Ne ekersen sana bin katıyla mahsul olarak geri verir.
Seni doyurur, besler bağrına basar, doğurgandır, üretkendir, besler, döngüseldir.
Tıpkı bir anne gibi bakın.
Ekim verir, su verir sana, bazen başını sokacağın yuva olur.
Ve fakat doğanın zalimliği arkadaşlar çok korkunç.
Bir deprem, bir yanardağ patlaması, sel, tsunami her şey yerle bir olabilir bir anda.
Yani doğa ama hem yaratır hem yok eder.
Bu arketip de içimizde olabilir.
Gelelim üçüncü arketipe.
Aşık ve baştan çıkarıcı arketipi.
Şimdi Tanrıça mitolojisinde aşk ve baştan çıkarma temaları baskın arkadaşlar.
Kadın burada büyülü duyguların tükenmez kaynağı olarak görülüyor.
Ve aşık arketipi kadının ve erkeğin karşılaşmasından doğan.
O simyasal tepkime ile ortaya çıkan şey biz bu çekime cinsel enerji diyoruz.
Şimdi doğu anlatılarına baktığımızda kadın bu cinsel oyunda daha aktiftir, daha oyuncudur.
Dönüşümün daha merkezindedir ama batı anlatısında kadın erkeğe bağlı daha böyle ikinci bir konumda gibi yorumlanıyor.
Şimdi baştan çıkarıcı aşık kadın arketipi basit bir erotik figür değil arkadaşlar onu söyleyeyim.
Kadın ve erkek arasındaki o ezeli çekim, o oyun, o kovalamaca yani avlayan ve avlanan oyunundan bahsediyorum.
Bunların sembolik bir ifadesi.
Yine ateerikli düzen öncesi.
Maşeti kadının cinselliğinin bütünsel olduğunu, cinselliğe bir kadının bütün bedeniyle, bütün zihniyle ve bütün ruhuyla katıldığını söylüyor.
Daha içgüdüsel ve daha meditatif bir yerden katıldığını ve yaşadığını ifade ediyor.
Fakat dediğim gibi ateerikli süreç sonrasına baktığımız zaman bunun artık kaybolduğunu, artık bunun bir utanç olduğunu kadın için.
Kadının bu doğasının arka plana itildiğini söylüyor.
Hani böyle kadın için bu cinselliği arzulamak vesaire daha böyle utanılacak, bastırılması gereken bir şeymiş gibi böyle bir alana itildiğini söylüyor.
Bu arada bu anlattıklarımdan işte erkekleri ayartan kadın böyle bir klişe anlam çıkarmayın arkadaşlar.
Çok başka bir şeyden bahsediyorum.
Şimdi aşık baştan çıkarıcı arketipinin özünde şu var.
Kadının bir çekim yaratma gücü var değil mi?
Bunu inkar edemeyiz. Kadının Hayata eros katma gücü var.
Yani yaşam enerjisi.
Kadının bir ilişkiyi canlandırma gücü var.
Hareketlendirme gücü var.
Tamam mı? Bir insanın içinde yaşam sevincini, o arzuyu, o yaratıcılığı, o oyunu ve merakı uyandıran taraftan bahsediyorum.
O yüzden bu arketip sadece romantik bir ilişkide değil, sanatta, yaratım sürecinde, konuşmada...
Bunlar da ortaya çıkabilir ama çıkamıyor.
Neden? Çünkü zamanla ne oldu?
Kadının arzusunun öznesi olma kapasitesi zayıflatıldı.
Zamanla kadının kendi ritmini dinleme hakkı kayboldu.
Yani işte bir kadının ne zaman temas ve yakınlık istediği, ne zaman istemediği, işte onun alacağı hazın ayıp sayılması.
Bedenini sadece bir görünüş olarak sunması yani bir deneyim alanı olarak yaşamaması, görünüş olarak sunması, bir performatif sanat sergilemesi.
Bedeni sadece karşı tarafa haz verebilme amacıyla kullanımından bahsediyorum.
Kendisi yok orada kadının.
Çünkü hatta her iki düzenle bu çok utanılacak, çok ayıp bir şey.
Sen sadece o erkeğe keyif vermek için oradasın.
Senin haz almak gibi bir olayın olamaz.
Anlatabildim mi? Ve kadının artık isteyen değil, istenen olması arkadaşlar.
Bakın isteyen değil, istenen olması.
İlişkide sadece seçilen konumunda olması, seçen değil, seçilen.
Yani bu arketipin asıl meselesi erkek ayartmak değil.
Kadının kendi canlılığını, o enerjisini, o arzusunu, o ilişki kurma gücünü kaybetmeden bunu yaşayabilmesinden bahsediyorum.
Afrodit mesela değil mi? Baştan çıkarıcı deyince, Afrodit, aşık deyince.
Ama bunu nasıl yapıyor? Yaşam enerjisiyle, sadece güzellik değil, dişli çekim gücüyle, arzusuyla da bunu yaptı.
Gelelim dördüncü arketipimize anne arketipi.
Şimdi bu arketip kadının büyülü otoritesini, aklın ötesindeki o ruhsal yüceliğini doğuran, besleyen, büyüten, koruyan her şeyi temsil ediyor.
Şimdi anne deyince aklınıza ne geliyorsa.
Ve bu arketip aynı zamanda bir kadının...
Doğmamış bir bebeğe bile sağlığı diyor işte atıyorum.
Sokakta bir köpek görüyoruz ona bile nasıl böyle şefkatle değil mi?
İşte annelik o içimizde var anlatabildim değil mi?
O barınak sağlama hissi, korumak, ilişkilerimizde de bunu sağlama ihtiyacımız.
Bunun bir yansıması gibi arkadaşlar.
Bir kadın bu ihtiyacı karşılandığı zaman çok derin bir içsel doyuma ulaşıyor.
Hatta bazen deriz ya işte keşke annemin karnına geri dönsem diye.
Güvenli bir psikolojik sığınağa dönme arzumuz arkadaşlar.
Tam anlamıyla kendimizi güvende hissettiğimiz o yere dönmek istiyoruz.
Çünkü anne arketipi nedir?
Koruyan, besleyen, huzur veren, güven veren, kucak, ana kucağı sakinleştiren bir enerji değil mi?
Ve bu arketip kadının içindeki o besleyici gücü anlatıyor.
Ama burada şunu demiyorum.
Herkesi besleyin, fedakarlık yapın.
Siz ana arketipisiniz.
Öyle bir şey demiyorum.
Başkalarına yuva olurken.
Kendinize mezar kazmayın.
Tamam mı? Canım kadınlar.
Sizi seviyorum. Anne hareketi bir derken sadece çocuk doğurmaktan bahsetmiyorum.
Bir kadın çocuk doğurmadan da bu hisleri yaşayabilir.
Diyorum işte sokakta kedi görüyorsun, köpek görüyorsun, kuş görüyorsun.
Bir anda o aktive oluyor böyle.
Ay canım benim çıldırıyoruz.
İçimizde var bu bizim. Şimdi ne diyordum?
Anne hareketi bir derken çocuk doğurmayı kastetmiyorum.
Kadının içindeki o güven veren, o sakinleştiren, o besleyen bir taraf var ya arkadaşlar.
Onu diyorum. Bence anladınız. Sırada rahibe ve bilge kadın arketifi var.
Bu arada kadınların dönemlerinden bahsediyorum fark ettiyseniz.
Önce işte 11-14 yaşla başladık.
Bakir arketifi dedik. Sonra genç bir kadın oldu.
İşte aşık oldu. Anne oldu.
Şimdi rahibe ve bilge kadına geldi.
Yani menopoz dönemindeyiz.
Kadının artık bedensel düzeyde simyasal bir dönüşüm yaşadığı, psikolojik olarak daha olgun ve işte daha böyle bilgiliye evrildiği bir dönem.
Hatta Mina Urgan geldi aklıma nedense şu an.
Çünkü şöyle bir şey diyordu sanki hani yaşlandıktan sonra bu arada menopoz dönemini kastetmiyorum yaşlandıktan sonra işte 70-80 o yaşlardan sonra artık hani cinsellikle ilişkinin tamamen kesildiği o dönemde daha
böyle bir bilgeliğe evrildiğinden bahsediyordu.
Şimdi Tanrıça mitolojisinde anlattıkları hikayelerle bu rahibeler ve işte bilge kadın arketipleri dediğimiz kadınlar.
Kahramanlara varoluşun bulmacalarını çözmelerinde yardımcı oluyorlar ve onlara çok önemli konularda değerli öğütler veriyorlar.
Böyle pek çok bilge kadın figürüyle karşılaşıyoruz.
Şimdi burada kadın fiziksel ve ruhsal gelişiminin tüm aşamalarını tamamlamış artık değil mi?
Artık kendisi olmaya daha hazır bir hale geliyor.
Hayatın sırlarına karşı daha açık bir hale geliyor, daha maskesiz.
Rahibe ve bilge kadın arketipi kadına ömür boyu eşlik eden o sezgisel bilgeliğin özellikle ileriki yaşlarda bir enerji odağına dönüşmesini ve güvenle kendisine teslim olunan bir güç haline
gelmesini temsil ediyor.
Ayın evrelerine baktığımız zaman kadının üç çağına benzetiyoruz dedik.
Hilal genç bakire ay olarak söylüyorum.
Hilal genç bakiredir. Dolunay olgun kadın.
Son dördün ileri yaşın bilgeliğinin temsilidir ayda.
Ve son olarak muse arkadaşlar bunu gerçek bir kadın tipi gibi düşünmeyin.
Muse arketipini daha çok böyle psikolojik ve mitolojik bir figür bu.
Şimdi erkekler bazen bir kadına sadece bir kadın olarak değil kendi içlerindeki kadın olarak yani kendi içlerindeki erkeklerin ideal, gizemli, ilham veren o dihil tarafı
bunu yansıtarak bağlanır.
Buna yul dilinde anima diyorsun.
O yüzden bazı kadınlar bir erkeğe ilham perisi.
İşte büyüleyici, hem böyle çekici, hem de korkutucu görünebiliyor.
Yani bu arketipte şöyle bir şey var.
Seni bilinenden çıkarıyor, bilinmeyene doğru götürüyor.
Yaratıcı enerjiyi tetikleyen dişil sembol.
Yani ilhamın dişil sembolü diyebiliriz.
Şimdi arkadaşlar bu 6 arketipi anlattım.
Bunları biraz detaylandıracağım.
Size sorular soracağım. İlk olarak bakire arketipinden bahsettik.
Genç kızlık dedik. Böyle işte toz pembe bir dünya.
Daha olumlu, daha pozitif.
Deli dolu bir enerji.
Özgürlük arzusu. Henüz böyle daha dünyevi bağlarla temas etmemiş tam anlamıyla.
Ve davranışlarında henüz toplum baskısı aktive olmamış.
Daha böyle içgüdüsel. Ve bu arketipin baskın olduğu kadınlara baktığımız zaman kendi kendinin efendisi, kendi ruhunu arayan kadınlar, seçim yaparken kendi doğrularıyla hareket eden kadınlar, el aleme bakmayan, topluma
aldırış etmeyen özgür ruhlu kadınlar bakir arketipi.
Gelenekselliğe pek hazır değil bu kadınlar.
İşte evliliğe, aile kurmayan...
Anneliğe böyle pek çekilmeyebilirler.
Hatta işte kaç yaşına geldin, niye evlenmiyorsun en çok aldıkları eleştiri.
Onlar da derler ki kardeşim ben evliliğe hazır değilim, özgürlüğüme düşkünüm.
Şimdi özel ve mesleki hayatlarında bu kadınlar daha maceracı alanlara yönelirler.
İşte dağcılık, pilotluk, avcılık, denizcilik gibi.
Ve ödün verme, onaylanma gibi dertleri yoktur.
Daha böyle bireysel takılıyorlar.
Tıpkı bu gümüş yaylı bakire avcı Artemis gibi arkadaşlar.
İşte kadın ressamlar, ilk kadın yazarlar, yaratıcı alandaki kadınlar bu bakire arketipinde yer alıyorlar.
Yani erkeksizken de kendilerine yetebilen kadınlar.
Kendi varoluşuyla kendi yaşam sevincini yaratabilen kadınlar.
Artemis'i hatırlayacak olursak bağımsız ve özgür kadın ruhunu temsil ediyor dedik.
Babası Zeus ona nasıl bir armağan istersin diye sorduğunda hiç düşünmeden kendi doğasını, o kadın doğasını gerçekleştirebilmek için gerekli olan şeyleri istiyor.
İşte erkek kardeşim Apollon gibi olmak istiyorum diyor.
Yani bir erkeğin imkanları neyse ben de onu istiyorum.
Ne istiyor? Sonsuz bir bakirelik istiyor.
Buradaki bakireliği özgürlük olarak düşüneceksiniz.
Yani evlilik istemiyor, annelik istemiyor.
Özgürlüğünü istiyor. Kendi olmak istiyor.
Kendi kalabilmek istiyor.
Kendi kararlarını verebilmek istiyor.
Şimdi bakire arketipinde olan bir kadın neyi neden yaptığını net bir şekilde size açıklayamaz.
Ama içinde bir yerlerde o verdiği kararın doğruluğuna sezgisel bir yerden güvenir.
Şimdi Artemis arketipini güçlendirmek için kendi hakikatimize olan inancımızı kaybetmememiz lazım.
Bir başka bakir arketipi Athena arkadaşlar.
Sabanı var, tırmağı var.
Yani insanoğlunun toprakta çalışmasını daha verimli kılan tanrıça.
Değil mi? Savaşçı tanrıça.
Bakın savaşçı tanrıça Athena.
Yani erkeğe atfedilen bir özelliğe sahipliğine.
Şimdi bu arketipe sahip olan bir kadın.
hem cinsleri tarafından kadınsı bulunmayabilir.
Hatta yaptığı işlerde de aynı şekilde işte iş hayatında çok böyle yönetim konumundadır, strateji konumundadır, planlama yapar, ustalık isteyen işlerde faal olabilir, bilimsel araştırmalar yapıyor olabilir.
Yani erkeklerin daha faal olduğu alanlarda etki bir rol oynuyor olabilir.
Kısaca Athena Kadının meslek aracılığıyla kendini gerçekleştirmesini sağlar ve bu arketipte olan kadınlar sırf böyle ilişkim olsun diye ilişki yapmaz.
Yani içine sinmeyeni asla kabul etmez.
Çünkü dediğim gibi kendi kendine yetebilen kadınlar bunlar.
Gelelim yaratıcı yok edici arketipine.
Şimdi burada Kali örneğini verdim size ama Kirke bu da bir örnek arkadaşlar.
Ben Kirke diye bir kitap var.
Lütfen okuyun okumadıysanız bütün kadınların okumasını isterim.
Kirke kadını genellikle bedeni yöneten enerjilerin uzmanıdır deniliyor.
İşte fizyoterapist olabilir, doktor olabilir.
Medusa da bu arada aynı kadrodan.
Kanalında Medusa bölümü var arkadaşlar.
Medusa Töre Nazar diye bir bölüm.
Onu da dinleyebilirsiniz. Aşık ve baştan çıkarıcı için Afrodit örneğini verdim ama biraz daha açacak olursam.
Afrodit arketipinde şu var.
Şimdi Afrodit önce kendisine aşık.
Bedenine, saçına, giyimine daha çok özen gösteriyor.
Aşka aşık kadınlar vardır ya işte bu arketipte olan kadınlar.
Ve bu arketipte olan kadınlar bir erkeğe aşık olduğu zaman o erkeği çok yüce hissettirir.
Yani Olimpos dağının zirvesindeki Zeus gibi hissettirir.
Çünkü bütün ruhunu adar, bedenini, zihnini o erkeğe adar.
Baktı ki buna değmeyecek hemen vazgeçip bir başkasına gidip onunla da aşk yaşayabilir.
Anlatabildim mi? Arkasında kalbi kırık bir dolu erkek bırakır.
Şimdi bu arketipi canlandırmak istiyorsanız önce kendinize aşık olmanız lazım deniliyor.
Kendinizi sevmeniz, kendinize özenmeniz gerekiyor.
Yine bu arketip içerisinde Hera'ya örnek verebiliriz arkadaşlar.
Biliyorsunuz eşine aşık.
Bağlı kadın arketipi.
Bir kadının tek bir erkekle kuracağı doğal bağın kendisini gerçekleştirmesi yolunda önemli bir adım olacağını düşünmesi bu arketip.
Şimdi geleneksel bir evlilik, iyi bir eş olma, hayatını eşine adama, evliliğine adama.
Şimdi bu kadın arketipi Hera ki pek çok kadının karakterinde Hera özelliği var bence Türkiye'de.
Hatta pek çok kadın karmaşadan uzak ve durmuş, oturmuş bir aile yaşamını özlediği zaman bu arketipin etkisini de hissedebilir kendisini deniliyor.
Havva ana da bu arada bu arketipte.
Şimdi bu arketipleri anladık bence.
Bunların gölge yönlerinden bahsedeceğim size örneklerle.
Şimdi bakir arketipi için ne dedik?
İşte bu kadına herkes artık evlen der ama onun içinden gelmiyordur evlenmek.
Çok da umurunda değildir.
Tek tabanca da takılır.
Oldukça mutludur kendisiyle.
Ve bir ilişkide sevmesi, çok aşık olması gitmeyeceği anlamına gelmez.
Her zaman özgürlüğüne düşkündür.
Kendini bırakmaz bir ilişkinin içerisine.
Kaybetmez kendini. Virginia Woolf gibi geliyor bu bana arkadaşlar.
Hani bu anlattığım kadın tipi.
Kendine ait kalabilen, iç sesini duyabilen, kimseye göre şekil almayan o kadın enerjisi.
Peki bunun... Gölge tarafı ne diyorsanız.
Aşırı bağımsızlık arkadaşlar.
Ve bundan dolayı özgürlüğüne o kadar bağlı ki bu kadınlar.
Hiç kimseyle yakınlık kuramıyorlar.
İlişkileri olmuyor. Yani yardım istemekten zaten çok uzaklar.
Birinden yardım istemek onlara zulüm.
Duvar örüyorlar ve hiç kimseyle böyle samimi bir ilişki kuramayabiliyorlar.
Kimseye yaklaşamayabiliyorlar.
Bir arkadaşım mesela şey demişti bana.
Merve evlendikten sonra aynı odada mı yatacağız sanırız yani.
Benim ayrı bir odam olsa orada takızdan ve adam gelmese hani arada sırada gelse okey.
Niye diye sordum.
Elbette özgürlüğü adına bunlar istiyormuş.
O kadar özgürlüğüne düşkün ki bir insanla aynı bir paylaşma düşüncesi bile onu böyle çok korkutuyordu.
Hani bir evliliğe bağlı kalma vesaire.
Şimdi bu arketipe yatkınsanız kendinize şu soruyu sorun.
Ben gerçekten özgür müyüm?
Cidden kendime mi ait olmak istiyorum?
Yoksa yaralanmamak için mi?
Yakın temastan kaçıyorum özgürlük adı altında.
Eğer Kali yani yaratıcı yok edici dönüşüm arketipinde olduğunuzu düşünüyorsanız somut örnekler vereyim.
Mesela toksik bir ilişkiniz var senelerce sürmüş deli gibi aşıksınız.
Olsun yine de o ilişkiyi yıkar geçersiniz.
Biter ya da boşanırsınız.
Durmazsınız orada duramazsınız.
Bastırılmış öfkenin sağlıklı sınıra dönüşmesi arkadaşlar.
Eski kimlikten çıkış.
Mesela boşanma sonrası sıfırdan yeni bir hayata başlama dedik.
Bunun gölge yönü ne derseniz öfkeyi yıkıcı bir şekilde kullanma.
Her şeyi yakıp yıkma.
Dönüşüm yerine kaos üretme.
Şimdi size bir soru soracağım bununla ilgili.
Hayatınızda bitmesi gereken ama hala tutunduğunuz o şey ne?
Hayatınızda bitmesi gereken ama hala tutunduğunuz o şeyi soruyorum.
Kalinin yıkımı cezalandırmak için değil yer açmak için arkadaşlar unutmayın.
Gelelim Afrodite yani baştan çıkarıcı arketipi buna bir örnek verecek olursam.
Bir ortama girdiğinizde oradaki enerji canlanıyor mu?
Yumuşuyor mu? Kendinizi bedeninizle, stilinizle, duygularınızı da ifade edebiliyor musunuz?
Böyle çok şey bir anlamda yüksek bir enerjide.
Ve bir ilişkide sadece aşk değil oyun ve çekim kurabiliyor musunuz?
Kendi isteklerinizle.
Şimdi bunun gölgesi nedir?
Onay bağımlılığı. Sadece beğenilme üzerinden bir değer hissetmek.
Cinselliği bir performansa çevirmek.
Bu alanda kendinize yakın hissediyorsanız size bir soru.
Ben gerçekten arzuluyor muyum?
Yoksa sadece arzulanan kişi mi olmak istiyorum?
Ya da Hera örneğinden gidecek olursak somut bir örnek.
Bir ilişkide ciddiyet ve netlik talebi.
Bunu hemen talep edersiniz.
Sadakat ihlaline çok güçlü bir tepki verme.
Adı konmamış ilişki içerisinde kendinizi huzursuz hissetme.
Şimdi bunun gölgesi ne derseniz kıskançlık.
Çok yoğun bir kıskançlık ve o ilişkiyi kimliği haline getirmek.
Kocişko'sunun prensesi kalp kalp kalp.
Partner üzerinden beyer belirleme arkadaşlar.
Hera arketipinin gölgesi yani kötü tarafları.
Şimdi size bir soru heralar.
Ben ilişki istiyor muyum yoksa sadece yalnız kalmaktan korktuğum için mi bu ilişkinin içerisindeyim?
Aman biri olsun da kim olursa olsun.
Şimdi anne arketipiyle devam edecek olursak sevdiğiniz insanları toparlama, kollama, fedakarlık, o eve ortama huzur katan kadın, kriz anlarında sakinleştirme gücü olan kadın.
Şimdi bunun gölge tarafı şu.
Kendini feda etme arkadaşlar.
Herkese annelik yaparken kendini feda etme.
Ve kontrolü şefkat adı altında sunma.
Kontrol ediyorsunuz karşı taraf her anlamda ama şefkatliymiş gibi bunu paketleyip sunuyorsunuz.
Verip verip ondan sonra patlama yaşıyorsunuz.
Size bir soru eğer bu arketipe yakınsanız.
Kendini neden feda ediyorsun?
Sevinmek için mi bütün bu çaba?
Ve alma verme dengeni neden kaybediyorsun?
Amacın ne? Kendini feda ederken neyin karını elde etmeye çalışıyorsun?
Bu soruyu çok soruyorum. Bilge kadın için somut bir örnek verecek olursak.
Hani yaş almakla gelen bir zengin içgörü vardır ya kadınlarda.
Sezgisel bir otorite vardır böyle yaş almış kadınlarda.
Bu kadınlar her olaya tepki vermez.
Daha sakinlerdir. Hepsi değil arkadaşlar.
Bazıları. Daha sakinlerdir, daha sabırlıdır.
Bu insanlar söylenenden çok söylenmeyeni duyarlar.
Güzel, hoş. Bunun gölge yanı şu.
Üstten bakmak. Ben bilirim kibri.
Ve duygudan kopuk bir ruhsallık.
Eğer bu arketipe yakın hissediyorsanız size bir soru.
Yaşadıklarınızdan gerçekten bir bilgiyelik mi çıkardınız?
Yoksa sadece kabuk mu bağladınız?
Çünkü bilge kadın arketipi çok yaşamış olmak değil.
Yaşadığını anlamlandırabilmek.
Ve son olarak muyuz?
Yani ilham perisi arketipi.
Aşkın yazma, üretme dürtünüzü tetiklemesi.
Yani aşıkken nasılsınız arkadaşlar?
Böyle aman tanrım bana bir ilham geldi ve...
Her şeyi yapabilirmişim gibi hissediyorum.
Yani birinin sende bir bilinmeyeni uyandırmasından bahsediyorum.
Yaratıcı alan açmasından bahsediyorum.
Okey güzel hoş ama gölge tarafına baktığımız zaman idealize etmek var.
Yani gerçek insanı görmüyorsun karşındaki.
Onun zihnindeki hayalini seviyorsun.
Buradaki soru şu. Ben bu kişiyi gerçekten görüyor muyum?
Gerçekten görüyor muyum? Yoksa idealize ettiğim o şeye mi tutunuyorum?
Bunu sorun kendinize. Evet arkadaşlar şimdi bu arketipler size sen busun busun busun demiyor.
Senin içinde bunların hepsi var ve hayatının farklı farklı dönemlerinde farklıları öne çıkabiliyor deniliyor.
Mesela bende hepsi var. Anlatırken fark ettim.
Gerçekten hayatımın farklı dönemlerinde bazıları aktive oluyor.
Belki de mesele tek bir kadın olmakla değil içimizdeki kadınları tanımakta.
Sizin arketipiniz şu an hangisi?
Yorumlarda buluşalım arkadaşlar.
Kiri peynir Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Kiri peynir hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
