
Hz. İsa'nın Çarmıhı - Hz.Adem- Astroloji ve Mitoloji 1.Bölüm
13 Ekim 2021 · 24 dk
PlatformlardaSpotify
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Merhabalar, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün Hazreti İsa, mitoloji ve astroloji üzerine bir podcast hazırladım size.
Bunlar zaten benim çok sevdiğim konular.
Teoloji, mitoloji ve astrolojiye bayılırım.
Diyeceksiniz ki bu konu nereden çıktı Merve?
Şuradan çıktı. Geçen Nietzsche'nin Tragedya'nın Doğuşu kitabını okuyorum.
Orada bir anda gözüm Eleissus gizemlerine takıldı.
Ama o çok minik bir noktaydı zaten.
Sonra bir anda dedim ki aman tanrım ben bunu anlatayım.
Mitraizm falan çok ilgi duyduğum konular.
Zerdüşlülük vesaire. Sonra oradan işte mitralara gidince bir anda kendimi Hazreti İsa'da buldum arkadaşlar.
Çünkü benzer işler. Hazır Matrix'te de Hazreti İsa'dan bolca bahsetmişken dedim ki neden bu konuyu anlatmıyorum.
Şimdi hazırsanız yine hep birlikte daldan dala konacağız.
Benim bu tavrıma alışkınsınızdır.
diye düşünüyorum çünkü benim kafam bu şekilde çalışıyor.
Şimdi bugün ele alacağım konu aslında bu işte Güneş Tanrıları ve Hazreti İsa arasındaki benzerlikler.
Astrolojik ve mitolojik bağlamda bunu anlatmaya çalışacağım.
Bir de bu konuyu seçerken şunu da düşündüm.
Aranızda mitoloji ve astroloji sevmeyenler var.
Belki onların böyle bir nebze olsun ilgi duymasını sağlarım diye umuyorum.
Şimdi konuya şöyle ufaktan bir giriş yapalım arkadaşlar.
Güneş tanrıları ne alaka demiş olabilirsiniz.
Şöyle ki 1800'lü yıllara baktığınız zaman dine bir köken arayışı var.
Köken bulmaya çalışıyorlar. En çok da bu konu üzerinde uzlaşmışlar.
Peki bunun Hz. İsa ile ne alakası var?
Şöyle ki biliyorsunuz ki güneşin meydana getirdiği ve hatta diğer astronomi olaylarına da dahil olmak üzere kusursuz bir mevsimsel döngü var doğada bunu biliyoruz.
İşte bu tabiat yasalarını şekil değiştirerek Hazreti İsa'nın doğumu ve hayatındaki önemli hadiselere dönüşmesinden bahsedeceğim.
Yani güneş tanrılarıyla Hazreti İsa'nın inanılmaz benzerliklerinden bahsetmeye çalışacağım bugün.
Tabi ki din alimleri bu konuyla alakalı bir de mitolojizasyon yapmaya çalışmışlar.
Ama ne kadar başarılı tartışılır.
Şimdi öncelikle güneşin öneminden bahsetmek istiyorum.
Güneş neden önemli? Çok aşikar bir şey bu.
Çünkü insanları karanlıktan koruyor, vahşi hayvanlardan, soğuktan, tarım...
Yapmalarını sağlıyor. Yani aç kalmamalarını sağlıyor.
İlkel bir insan olduğunuzu düşünün.
Bir an için karanlıkta kalmışsınız ve bir anda kocaman bir sarı ışık dünyayı aydınlatıyor.
Bir anda her şeyden kurtuluyorsunuz.
Tabii ki de taparsınız.
Gece olunca da ne var? Yıldızlar var.
Yıldızlara da bir önem atfedersiniz artık değil mi bir zahmet?
Bir de şu var adamların işi gücü yok akşam olunca ne yapacaklar?
Dur şu Netflix'e gireyim yeni bir dizi gelmiş onu açayım diyecek halleri yok.
Ya da işte sabah 8 akşam 5 mesai de yapmıyorlar.
Ne yapacaklar? Akşam olunca gökyüzünü izleyecekler.
Ve bunu tüm dünya insanları birbirinden habersiz kolektif bir şekilde yapacak.
Bazen yer yer aynı sonuçlara varacaklar.
Bu da çok normal. Sonuçta güneş ve yıldızları herkes görüyor.
Aynı göğün altındaki herkes görüyor.
İşte tüm ilkel insanlar her gece bunları görüyorlar.
Yani şunu demek istiyorum.
Astroloji ve göksel olayların aşırı önemli olması bu sebeplerden mütevellit.
Bu adamlar yaşamlarını idame ettirmek için buna mecburlar.
Şimdi bu adamlar bu kadar yıldızları, gezegenleri takip ediyor.
Ne oluyor derseniz şunu fark ediyorlar.
Tabii ki uzun vadede bunu fark ediyorlar.
Bazı olayları gökleri inceleyerek önceden tahmin edebileceklerini.
İşte ay tutulması vs.
bunlara bakarak çeşitli göksel haritalar oluşturmaya başlıyorlar.
Ve gelelim en önemli konulardan birisine.
Neyi buluyorlar arkadaşlar? Zodyak çaprazı dediğimiz o çemberi buluyorlar.
Nedir bu çapraz?
Şimdi hepiniz o horoskopu biliyorsunuz.
O burçları, o yuvarlığa biliyorsunuzdur.
Bu bir yuvarlak ve ortasında kocaman bir haç var değil mi?
Burada güneşin bir yıllık süre içerisinde.
12 büyük takım yıldızın içinden geçişini görüyoruz.
Ayrıca 12 ay 4 mevsim ve gün dönümleri hatta ekinoksları da görüyoruz bu çaprazda.
Bir de şuna dikkat edin her takım yıldız antromorfize edilmiş.
Yani hayvan ve doğa figürleriyle kişiselleştirilmiş.
Bunu da görüyoruz. Koç, boğa, ikizler, yengeç, aslan, başak diye gidiyor.
Şimdi bu Zodiac çaprazının tam ortasına bakın arkadaşlar.
Artı işareti var değil mi?
Yani haç işareti.
Çarmıh var. Nedir bu çarmıh?
Şimdi ben bu konudan nasıl çıkacağım diye düşünüyorum.
Konu çok dağılmaması gerekiyor.
Zor bir konu gerçekten. Şimdi çarmıh kuzey, güney, doğu, batı değil mi arkadaşlar?
Burada dört ana aksiyon var.
Yani dört ana yön.
Peki dört çok önemli bir sayıdır zaten bunu biliyoruz.
Dört element var. Toprak, hava, su, ateş.
Dünyanın dört bucağı vardır.
Kuzey, güney, doğu, batı.
Tanrı'nın dört elçisi vardır.
Mahşerin dört atlısı vardır.
Dört büyük melek vardır.
Dört mevsim vardır. Ve gökyüzünün dünyaya düşmesini engelleyen dört büyük sütun vardır.
Dünyanın dayanağı bu sütun haç.
Hatta doğu hikayelerinde haç insan ruhunun böyle Tanrı'ya doğru uzandığı bir köprü ya da işte merdiven gibi görülür.
Yani haç kısaca dünyanın bir modelidir arkadaşlar.
Hazreti... İsa çarmıha girilmiş olarak dünyanın bir modelidir diyebiliriz bu durumda.
Yani manevi bir coğrafya gibidir.
Şimdi çarmıhta İsa resimlerini hatırlayın arkadaşlar.
Ya da hatırlamıyorsanız girip bakın.
Hep böyle Hazreti İsa'nın çarmıhta asılmış hali ve ayaklarının dibinde bir kuru kafa göreceksiniz.
Bu arada başı kuzeye bakıyor yani her zaman göğe bakıyor.
Aşağı tarafı güneye yani toprağa bakıyor.
Bu ne demektir? Hz.
İsa yani kurtarıcının kanı çarmıhının ayağının altındaki gömülü olan Hz.
Adem'in kafasının üzerine damlar.
Ve bu ne demektir?
Ben onun kefaretini kanımla ödüyorum.
Şimdi çünkü Hz.
İsa'nın gerildiği haccın olduğu nokta.
dünyanın merkezi olarak görülüyor arkadaşlar.
Yani Hazreti Adem, Hazreti İsa'nın çarmıhının dikildiği yerde yeryüzünün tam ortasında yer alıyor.
Çünkü Yahudiliğe göre Adem Kudüs'te yaratıldı ve yaratıldığı yerin tam ortası dünyanın merkez noktasıydı.
Ve Hazreti İsa'nın çarmıha gerilmiş resimlerindeki o çarmıhanın altındaki kuru kafa kimmiş?
Hazreti Adem'miş arkadaşlar. Şimdi papaların neden ayak yıkadığını açıklamış oldum sanırım bir nebze de olsa.
Toprak günahkar görülüyor çünkü buradaki.
Şimdi buradaki hac sembolü dediğim gibi 12 burçtan yahut 12 takım yıldız Zodyak'taki bunlardan mütevelliz.
Ama aynı zamanda da 12 havaridir arkadaşlar.
Hazreti İsa kimdir? 13.
kişidir. 13 deyince aklınıza 13.
cuma falan geldi. Evet okey doğru.
Çünkü 13 sayısı ya çok uğursuzdur ya da çok uğurludur.
Yani ya şeytandır ya da kurtuluştur.
Neden? Çünkü 12'yi bozuyor baktığınız zaman.
12 burç var, 12 havari var, 12 olimpik tanrı, 12 peri.
Yani 12 kadim ama 13 geliyor, bozuluyor yani.
Zaten bunları anlatacağım daha sonra.
Şimdi Hz. İsa'nın çarmıhta kafasına takılan dikenli bir tel var.
Bunu biliyorsunuz. Bu da aslında güneşin koronasıdır arkadaşlar.
Halesidir yani. Hatta şöyle bir örnek vereyim.
Ayasofya'ya çoğunuz gitmişsinizdir.
Oradaki Hazreti İsa resmini hatırlayın.
Ne vardı başının çeperinde? Bir hale vardı.
Ve çoğu Hazreti İsa resmine baktığınız zaman başının etrafında bir yuvarlak böyle bir çeper görürsünüz.
İşte o hale güneş halesi arkadaşlar.
Şimdi dediğim gibi haçtaki kuzey baş kısmı güney ayaklar dedik.
Hazreti Adem kuru kafa dedik.
Peki doğu ve batı ne bu durumda?
Bunu da şöyle açıklayabilirim.
Hani sağ ve solumuzdaki melekler gibi düşünün.
Hani biri iyi biri kötüdür ya.
Öyle ya da işte güneş doğudan doğar batıdan batar gibi hani solda batıyor böyle kalbinizin olduğu yer sol tarafta.
Doğudan doğup batıdan batıyor.
Bu arada dünyada bilinen 16 kişi var onu da belirtmek istiyorum.
Çarmıha gelinen ilk kişi Hazreti İsa değil bunu bilin.
Bunlardan zaten bahsedeceğim.
Hatta sizin de ismine böyle aşina olduklarınız vardır diye düşünüyorum.
Mitra, Tammuz, Krişna, Addis bunlardan bahsedeceğim zaten.
Bu daha giriş kısmı arkadaşlar.
Bu konu bitmeyecek gibi.
Şimdi şöyle biraz astrolojik kısmına değinmek istiyorum.
Yine ataerkil bir transformasyon var.
Bence bu çok önemli. Bunu anlatmalıyım diye düşünüyorum.
Zaten her şeyi anlatmaya çalıştığım için podcastlerim bitmiyor arkadaşlar.
Şimdi şöyle. En kadim çağlarda tanrılar Titanikken Dünya'dalardı.
Ama daha sonra yükseldikten sonra Güneş kahramanı oldular.
Bu yükselme dediğim şey miraç aslında yani göğe yükseliş, miraç.
Hazreti İsa'nın göğe yükselmesi işte Matrix 1'in en son sahnesi arkadaşlar.
Ya da mitolojiden bir örnek verecek olursam Belara Fontes'in Pegasus'un üstüne binip göğe yükselmesi gibi.
Şimdi... Kafamız dediğim gibi yukarıyı göğü gösteriyor.
Yani aklı ve usul temsil ediyor kafa.
İsa'nın hac üzerinde kafası yukarıya doğruydu hatırlarsanız.
Peki bedenimizin alt kısmı yani belden aşağımız neyi temsil ediyor bu durumda?
Cinsel organlarımız ve ayaklarımız.
Ayaklar nereye basıyor?
Toprağa. Bu ne demek?
Şu demek arkadaşlar disipline edilmesi gereken hususlar belden aşağıda değil mi?
Yani Hazreti İsa'nın ayağının dibindeki Hazreti Adem gibi aslında günahkarlığın temsili.
İşte toprağın altında neler var düşündüğünüz zaman?
Haşereler, yılanlar, işte ölmüş insanların cesetleri tarihten itibaren günümüze kadar.
Sıçanlar, çürümüşlük yani bunu sayarım da sayarım cesetler vesaire vesaire.
Yani aslında ne var?
Tanatolojik bir bağ var değil mi toprakta?
Fakat şöyle de bir durum var.
Hayat nerede başlıyor?
Hayat bedenden aşağımızda başlayamıyor mu?
Bedensel sıvılar, sperm, bel altı bunlarla başlıyor.
Ama bunlar bir nevi güdüler.
Bir bakıma hayvansallık da diyebiliriz.
Hatta bunu... Freud gibi açıklamaya çalışacağım ama basit bir şekilde açıklayacağım.
Şöyle en ilkel insanlar işte dik durmadığı zamanlar toprağa daha yakındı değil mi?
Elleri ve ayakları böyle işte yere basıyordu.
Daha eğik pozisyondayken yani topraktaki o kötü kokuları daha net bir şekilde alabiliyorlardı.
Ama sonra evrimleşti evrimleşti ve daha dik bir postüre geçmeye başladı.
Daha dik olduktan sonra kafasını yavaş yavaş topraktan kaldırdı ve göğe kaldırdı değil mi?
Yani artık kafamız dik.
Ama önceden öyle değildi.
Şimdi bakın toprak gitgide değersizleşiyor.
Yani toprak dediğim aslında burada toprak ana değersizleşen şey.
Hep deriz ya gök tengri, gök baba, Allah baba.
Yani göksel olan hep baba.
Gök eşittir baba, toprak eşittir ana.
Bakın ata erkeği transformasyon başlıyor.
Yani hep Tanrı'ya baba diyorlar.
İşte göklerin erilleştiğini, toprak ve suyun dişileştiğini, pasif ve edilgen olduğunu görüyoruz yavaş yavaş.
Her şey tersine dönmeye başlıyor.
Aslında şunu demek istiyorum doğayı temsil eden o dişilik domestike ediliyor arkadaşlar yavaş yavaş.
Şimdi önceden anne önemliyken ana önemliyken hatta toprak anayı hatırlayın artık ne oluyor?
Hayvanlar evcilleştiriliyor vesaire derken artık babalık figürü de bir tık ortaya çıkmaya başlıyor.
Ve eskiden mesela dört element demiştim ya dört element işte toprak, hava, ateş, su bunlar ana tanrıçanın elementiydi.
Bu arada ana tanrıca derken ne hayal ettiniz bilmiyorum ama mesela Afrodit.
Bu ama göksel olan afrodit arkadaşlar.
Yunan mitolojisindeki o güzel afroditten bahsetmiyorum.
Göksel olan afrodit...
Sakalları vardır mesela.
Yani eril ve dişil unsurların birlikteliğidir bu.
Yani işte Matrix'te ısrarla androjen bir görünüm deniyor derken aslında bunu kastetmiştim.
Yani eril ve dişil bütün özellikleri barındırıyor içerisine.
Su ile ateşin birlikteliği, toprakla havanın birlikteliği gibi.
Yani daha önceden böyle bir şey varken daha sonradan ateşli transformasyonla beraber bir ayrışma oluyor.
Hava ile ateş eril oluyor.
Toprakla su ise...
Yani edilgen duruma düşüyor.
Peki toprakla ne yapabiliriz düşündüğümüz zaman?
İşte çit çekeriz, kontrol altına alırız, ekeriz, biçeriz vs.
Yani toprak bir amaçken araç haline dönüyor ve tüm maneviyat artık göğe kayıyor.
Bunu görüyoruz. İşte güneşe, göklere, havaya.
Peki güneşin asıl amacı ne?
Ne yapmak? Arındırmak değil mi?
Yakmak. Çünkü güneş görmemiş rutubetli yerleri kurutmak amacı.
Burada ne demek istiyorum?
Sıvı olanı kurutmak.
Olandan kastım nedir? Mesela spermdir.
Yani dikkat edin güneş kahramanları işte Hazreti İsa da dahil olmak üzere vajinal bir doğumla dünyaya gelmez.
Çünkü bunlar... Gökseldir.
Yani spermle dünyaya gelemez onlar.
Onlar yere ait değil çünkü.
Çünkü yer pasif edilgen.
Hiç olur mu böyle bir şey? Olmaz.
O yüzden yani. Ya da işte mitolojideki Herkül'ü hatırlayın.
Herakles. Ne oluyordu?
Zeus'un babası Zeus altın yağmur damlaları şeklinde annesine yağıyordu ve o şekilde doğuyordu.
Ve bakire bir doğumla doğuyordu.
Yani ne kadar estetize edilmiş gördüğünüz gibi.
Kutsal ruhdan hamilelik gibi düşünebilirsiniz.
İşte Meryem Ana bakireydi. Neden?
Çünkü seks bir içgüdü yani hayvanileşmek bir yerde ve doğamızın da gereği ama o bunu reddediyor.
Ne yapıyor? Tanrısal bir emri yerine getiriyor.
Yani kutsal bir kase gibi kutsalı taşıyor Meryem Hanım içinde.
Çünkü dediğim gibi yukarısı tin aşağısı ten arkadaşlar.
Yani artık anne falan yok o bitti.
Mesela ejderayı öldüren güneş tanrıları tasvirleri var.
Bunun anlamı ne demek? Şu demek ejdera nasıldır?
Yani yedi başlı ejdera deriz ya.
İşte bu anne aslında annenin ölümü.
Yani anne sürekli doğurabilen.
Bir varlık yani ejderha gibi yedi başta hani kestikçe yenisi geliyor, kestikçe yenisi geliyor.
İşte annenin ölmesi gerekiyor o güneş kahramanı doğması için.
Çünkü dediğim gibi oradan yani anne rahminden doğmuyor zaten.
Çünkü onu dediğim gibi toprağa ait görüyor.
O kötü anlatabiliyor muyum?
O yüzden annenin ölmesi gerekiyor ki güneş kahramanları dediğim gibi etten kemikten değil onlar ideal bir kişilik.
O yüzden göksel olmak durumunda.
O yüzden gök ve güneş önemli.
O yüzden ataerkil bir transformasyon oluyor.
Bu arada Hazreti Musa da nedir?
Sudan çekilendir değil mi?
Hazreti Musa'nın olayını zaten biliyorsunuz.
Hazreti Musa on emri nerede yazdı bu arada?
Dağın tepesinde yazdı değil mi?
Hep bir dağ olayı vardır. Bir yükseklere çıkma.
Olimpos tanrıları işte dağda, Olimpos dağında.
Hep bir gök.
Hep yüksekler. Hazreti Musa dağda on emri yazarken ne oluyordu?
Aşağıda adamlar altından buzağı yapmışlar.
Ona tapıyorlardı değil mi? Sonra zaten olaylar çıktı.
Siz ne yapıyorsunuz? Ben size ne diyorum?
Siz ne yapıyorsunuz? Bu arada Hazreti Musa Boğa çağını temsil ediyor arkadaşlar.
Ondan sonra zaten Koç çağı gelecek.
Yani bir podcast ile bahsetmiştim.
Hangisi olduğunu hatırlamıyorum. Boğa çağında insan kurban ediliyordu.
Koç çağında da artık hayvanlar kurban edilmeye başlanacak.
Hz. İbrahim ile gelen süreç koç çağı dediğimiz.
Daha sonra işte Hz. İsa balık çağı dediğimiz çağ gelecek ve şu anda da kova çağındayız.
Bunlardan bahsedeceğim ama öncelikle şunu söylemek istiyorum.
Bizim ülkemizde astroloji sadece böyle günlük burç yorumu falan diye görülüyor.
Hayır değil. Astroloji çok kadim niteliğe sahip aslında.
Biraz bunu da görmeniz adına hani ne nasıl oluşmuş neden astroloji hani bizim bildiğimiz gibi değil bunları da anlatmaya çalışıyorum.
O yüzden şimdi devam edeceğim. Şimdi bahar ve yaz burçları yani hava burçları ateş demiştim.
Bunlar olumlu arkadaşlar. Kış ve sonbahar burçları yani toprak ve su olumsuz demiştim.
Zaten ortaya çıktı neden olumlu ve olumsuz oldu.
Kış ve sonbahar.
Toprak ve su burçlarını kapsıyor.
Kışta sonbahar tabii ki de olumsuz olacak.
Çünkü adamlar ne tarım yapabiliyor ne yağmuru bitiyor ne çamuru bitiyor.
Bu yüzden de olumsuz ama yaz geldiği zaman coşuyorlar adamlar.
Her şey var. Tarım var. Bolluk bereket var.
Tabii ki de o yüzden bu ateş burçları ve hava burçları daha olumlu görülüyor.
Şimdi bir de şöyle bir durum var arkadaşlar.
Her mevsimin ilk burcu kardinal burç.
En önemli burç arkadaşlar.
Çünkü o mevsimin gerçek niyetini yansıtıyor.
Mesela örnek verelim. Mesela ilkbaharın başlangıcı koç.
Yazın başlangıcı yengeç.
Sonbaharınki terazi.
Kışınki de oğlak.
Yani koç, yengeç, terazi ve oğlak burçları.
Bunlar kardinal burç arkadaşlar.
Yani her mevsimin gerçek niyetini yansıtıyor.
Bu arada her mevsimin ikinci burcu da her zaman sabittir.
Yani o mevsimin gerçekten derdini tam olarak anlatır.
Çünkü tam ortada kalmıştır.
Bir, iki, üç, ikinci yani ortada kalıyor.
Bu bakımdan işte boğa, aslan, akrep, kova bunlar ortada kalıyor ve sabit burç.
Ve her mevsimin üçüncü grubu.
Üçüncü burcu değişken oluyor.
Çünkü neden? Bir mevsim bitiyor, diğeri başlamak üzere.
Kafalar karışık.
Yani yazın montla gezen Ankaralı hesabı.
Ne olacağımız belirsiz, dengesiz.
Yani nedir? İkizler, başak, yay ve balık.
Bunlar dengesiz.
Neden? Çünkü dediğim gibi üçüncü burç değişkendir her zaman.
Yani şöyle en baştan kısaca değinmek istiyorum bu burçlara.
Mesela koç. Nedir?
İlkbaharın o kan kaynamasıdır.
İşte kıştan hemen sonra başlar.
O yüzden böyle bir delirir insan.
Depresyondan çıkıyorsun. Kıştan hemen sonra böyle ilkbahar geliyor falan.
Bir aşırılık, bir depresyon çıkışı, bir saldırganlık, bir erillik koç değil mi?
Sonra ne geliyor? Boğa geliyor.
Boğa hemen koçun akabinde geliyor.
Nedir? Sabit. Artık olgunlaşmış yani böyle.
Tamam okey her şeyi yaptım koçta çünkü yani.
Delirmem bitti. Yani her türlü hevesimi aldım.
Artık ben...
Ben çiftleşebilirim, bol bol yiyip içebilirim.
Çünkü bu topraktır, dişildir, ilkbahardır.
İlkbaharın artık oturmuşluğudur ortada ya.
Sonra ikizler geliyor.
Bahar bitiyor, ikizler burcu geliyor.
Yani yaz başlıyor, dengesizlik başlıyor.
Dengesizliğin temsili de buradan geliyor.
Bahar bitiyor, yaz başlıyor.
Dedim ya mevsim geçişlerindekiler böyle delişmen oluyorlar biraz.
Daha sonra yengeç geliyor. Yengeç zaten kardinal burç.
Çünkü bütün yazın niyetini belirliyor.
İlk burç, o mevsimin ilk burcu.
Artık toprak ana, ürün vermiş, hayvanlar doğurmuş.
Ondan sonra annelik enerjisi, yorgunluk.
Yengeç annedir, yuvadır değil mi?
Zaten gezegeni aydır.
Ay nedir? Dayana'dır.
Dayana nedir? Doğum tanrıçasıdır değil mi?
Derken Aslan Burcu geliyor arkadaşlar.
O da işte yazın bolluğu, bereketi, artık böyle ununu elemişsin, asmışsın, satacağını satmışsın, gelsin paralar, şan, şöhret falan diye böyle yani güneşi temsil ediyor.
Aslan eşittir güneş.
Güneş kibir yani. Çünkü iki saattir güneşin önemini anlatıyorum.
Tabii ki de kibirli olacak aslan yani.
Derken başak geliyor.
Yaz sona eriyor. Toplama ve hasat.
Ama bir yandan da eylül artık.
Yani kısa bir kış ayına bir şey kalmamış.
Her an her şey olabilir. Ayağınızı denk alın.
Daha sonra terazi geliyor. Yine kardinal bir burç.
Bu da işinizi dengede tutun kardeşim.
Bir terazi. İdareli olun yoksa her şey felaketiniz olabilir.
Kantarın topuzunu kaçırmayın diyor yani.
Daha sonra da benim burcum geliyor.
Akrep seni gitsin Sirella dediğinizi duyar gibiyim.
Akrep ölümü simgeler.
Yani acı tecrübelerin verdiği bilgeliktir Akrep.
Hades yani bir yerde.
Sonra yay burcu geliyor. Bu da Zolyak'ın en değişken, en ikircikli burçlarından biri.
Çünkü mevsiminin üçüncü burcu.
Daha sonra Oğlak geliyor.
Oğlak önemli çünkü yine kardinal ve Satürn'dür oğlan temsilcisi.
Benim de yükselenim.
Deccal, şeytandır Satürn.
Yani Satürn aslında bilgeliktir ama çok acımasızdır, çok disiplinerdir.
Yani Satürn acı tecrübelerle eğitir insanları.
İşte şu çocuklarını yiyen Kronos var ya bir tablo.
Koyarım şey story'e bakarsınız.
Satürn yani zaman tanrısı Kronos'tur Satürn.
Zamanın acımasızca akışını temsil eder ve öldürücü etkisi diyebiliriz.
İşte Musevilerin kutsal günü Satürn günü cumartesiye buradan geliyor.
Daha sonra işte kova geliyor.
Bu da işte boynuzundan çıkan su bereket.
Suyun dişimliği gibi düşünebilirsiniz.
Kış bereketi belki de bir yerde.
Sonra balık geliyor. Son burç hayalperest endişeli bir burç arkadaşlar balık.
Yani gördüğünüz gibi astroloji zamanımızdaki böyle günlük burç yorumlarından ibaret değilmiş.
Yani anlatılanların hep kadim bir dayanağı var.
Gezegenler, burçlar çok önemli.
Hatta gezegen demişken şunu unutmadan söyleyeyim.
Hani bu yer gök yedi kat muhabbetini duymuşsunuzdur.
Bu bile insanların böyle antik çağda gökyüzüne bakıp tespit edebildikleri yedi gök cisminden ileri geliyor.
İşte Mars, Güneş, Ay, Merkür, Jüpiter, Venüs, Satürn bunları görüyor adamlar.
Haftanın yedi günü yapıyorlar bunu.
İşte montag yani ay günü, pazartesi.
Sunday, güneş günü, Saturday yani Satürn günü gibi.
Bir de önceden 28 günlük ay döngüsü varken sonra 31 günlük periyotlara dönüyor bu.
İşte yılda bazılarında 31 gün var biliyorsunuz.
Bunun sebebi mesela Temmuz ayının sebebi 31 gün.
Jules Cesar'dan kaynaklı.
Çünkü adam 31 gün olsun demiş.
Yani bu benim ayım olsun demiş Temmuz.
31 gün olsun demiş.
Kendini takvimde ebedileştirmeye çalışmış.
Biz onun şu an ceremesini çekiyoruz.
Sonradan işte arkası.
Aslında hemen İmparator Augustus geliyor yani Ağustos geliyor.
Adam diyor ki benim Sezar'dan ne eksiğim var benimki de 31 olacak diyor.
Şu bu şekilde 31 olmuş arkadaşlar.
Bir de size çağlardan bahsedeceğimi söylemiştim.
Çünkü bu da önemli bir sonraki podcastta anlatacaklarımla paralel.
Şu ana kadar ben sadece bir giriş yaptım arkadaşlar.
Gelişme ve sonuç bir sonraki podcastta olacak.
Çağlardan şöyle bahsedebiliriz.
Şu an kova çağına girdik diye duymuşsunuz ya da girmek üzereyiz.
Nedir kova çağı? Teknoloji, bilim, akıl değil mi?
Kovanın temsil ettiği şeyler. Hazreti İsa balık çağını temsil ediyordu demiştim.
Hazreti Musa boğa çağını, Hazreti İbrahim de koça.
Hani demiştim ya insan kurban edilen dönemden hayvan kurbanına geçiş.
Boğa'nın da öncesine baktığımız zaman avcı toplayıcı dediğimiz dönem.
Yani ikizler avcı toplayıcı.
Yani demir çağı.
Onun da öncesine bakarsak cilalı taş nedir?
Yengeç. Hayvanlar ercilleştirildi.
Göçebelik durdu bir yerde.
Yani bu onun öncesi aslan çağı zaten güneşin simgesi.
Buzullar eriyor. Isı ve sıcaklık yavaş yavaş artıyor ki bu dönemde kuzey yarım kürenin neredeyse yarısı buzul.
Şimdi bu podcast'i burada sonlandırıyorum arkadaşlar.
Ama ikinci podcast'te dediğim gibi Hazreti İsa ve Güneş Tanrılarına direkt gireceğiz.
O konu çok kapsamlı ve çok geniş.
Bu bir giriş podcast'iydi.
Sizi de fazla bekletmemek adına bunu hemen yayınlayacağım ve daha sonra diğeri gelecek.
Bu arada beni dinleyenler Instagram'dan Hazreti İsa diyordum.
O kadar alışmışım ki.
Yani kusura bakmayın.
İki podcast Matrix Hazreti İsa dedim.
Şimdi yine Hazreti İsa deyince artık öyle oluyor yani.
Beni takip etmek isteyenler.
Ortamlarda Satılacak Bilgi hesabından.
Merve biz de buradayız seni dinliyoruz deyip bir selam gönderirse çok sevinirim.
Kendinize iyi bakın. Bir sonraki podcastta görüşmek üzere.
Hoşçakalın bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
