
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Ama nereden başlayacağını bilemezsin.
Terapin bu yolculuğun her adımında seninle.
Psikologlara ek olarak diyetisyenler, fizyoterapistler ve spor eğitmenleriyle de bütünsel iyi oluşunu destekliyor.
Terapini Google Play ya da App Store'dan indirip POD500 koduyla alacağın ilk seansını 500 TL indirimli olarak oluşturabilirsin.
Merhabalar Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün sizlerle hayatınızın amacını bulabilmek üzerine konuşmak istedim.
Neden? Çünkü bazı insanlar hala hayatının anlamını arıyor.
Bazıları diyor ki her şeye sahibim ama neden hala mutlu değilim diyor.
Bazıları diyor ki sabah hiçbir işim olmasa beni o yataktan kaldırabilecek herhangi bir motivasyonum yok.
Yani hayatımın amacını hala bulamadım gibi bir kapıya çıkıyor bu.
Hatta hayatın anlamı sizce nedir diye Instagram üzerinden takipçilerime de sordum.
Baya bir cevap geldi. Onların hepsini derledim topladım.
Ortak bir payda da buluşturdum.
Podcast'ın sonunda onlara da yer vereceğim.
Şimdi devam edelim. Hayatın anlamı amacı deyince de aklımızda zaten iki gay diye bir kitap vardı hatırlarsanız.
İki hayat anlamında gayde amaç anlamında Japonların kadim felsefesi gibi bir şey.
Yani hayatın amacını nasıl buluruz?
Bugün ondan da bahsedeceğim size ama oraya gelmeden önce.
Franklin'ın icat ettiği bir logoterapi yöntemi var.
Hatta İnsanın Anlam Arayışı diye de bir kitabı vardır okursanız.
Orada logoterapiden bahsediyordu.
Bu bir zamanlar çok trend oldu logoterapi.
İnsanların hayatlarındaki yaşam amaçlarını bulmalarına yardım eden bir terapi yöntemiydi.
Mesela işte şunun gibi bir şey.
Çok mutsuzsun. yani geberiyorsun mutsuzluktan sana diyor ki okey tamam neden intihar etmiyorsun abi bu kadar mutsuzsan neden intihar etmiyorsun ben sana bunu sorsam bana vereceğin cevap
işte senin hayatına bahşettiğin anlamlar üzerine biraz sana böyle ipucu verebiliyor bu noktada işte bu evriliyor çevriliyor biraz süsleniyor püsteniyor ortaya nur topu gibi bir iki gayemiz çıkıyor gelelim
hayatımızın anlamı nedir amacı nedir bu konuya ama buna geçmeden önce öncelikle Size mutlu ve uzun bir yaşamın sırrından bahsedeceğim ki hayatınızın amacını zaten böyle bir yaşam sürmeden
bulabilmeniz daha mümkün diye düşünüyorum.
O yüzden mutlu yaşam önemli.
Şimdi mutlu yaşam deyince aklınıza gelen ilk ülkeye gidiyoruz.
Japonya'ya gidiyoruz arkadaşlar.
Japonya'nın Okinavası'na.
Neden? Çünkü orada yaşayan insanlar ölmeyi unutmuşlar.
Belki de çoktan ölmüşlerdir ama gömülmeyi unutmuş olabilirler.
Bilemiyorum. Yani bir insan neden 120-130 yıl yaşar anlayabilmiş değilim.
Dipnot kıskandı.
Şimdi bu Okinawa denilen yerdeki insanları bilim adamları inceliyor ve ortaya çıkan sonuçlar kısaca değinecek olursam şöyle.
Okinawa zaten dünyada mavi kuşak olarak adlandırdığımız bir bölge.
Bu listenin en başında yer alıyor.
Mavi kuşak da dünyanın En uzun süre yaşayan insanlarının bulunduğu alan demek Japonya'nın Okinawası Bu arada dikkat ettiniz mi kadınlar Erkeklerden hep daha uzun süre yaşıyor
Bence adamlar dırdırmızdan ölüyor Sizde dırdır yaptırmayın kardeşim Buradaki insanların Uzun yaşam sırları kısaca şöyleymiş Şimdi düzenli beslenme
biliyorsunuz çok önemli Sebze ağırlıklı yediklerini zaten biliyoruz Japonların Paketlenmiş gıda asla yememeye çalışıyorlar Egzersiz yapıyorlar ama bu şöyle değil spor salonuna gideyim bar fix çekeyim
öyle bir şey değil yani insan gibi yürüyeyim hareket edeyim işte vasıta kullanmayayım fazla ve geniş bir arkadaş çevresi onlar için çok önemli bir şey yani sosyal bir ortam oluşturmak iyi ailevi
ilişkiler içerisinde olmak ve dayanışma bakın bunlar uzun ömür demek mutluluğun sırlarını açıklıyorum size.
Bunun dışında bir önemli noktada zamanlarını iyi yönetebilmek.
Bu da uzun yaşamın sırlarından birisiymiş Japonlar için.
Bir de her gün bir kadeh şarap içmeye çalışıyorlar ve hayır yani bütün bir hafta içmeyip cumartesi günü 14 kadeh içeyim demiyorlar.
Türk değil bunlar Japon.
Ve son olarak midelerini asla tıka basa doldurmuyorlar.
Zaten işin sırrı dediğim gibi biraz düzgün beslenme.
Oradaki insanların beden kitle endekslerine bakın lütfen.
Çok sinir bozucu 18 ile 22 arasında.
Bir de bize bakın 26-27 bandında diye biliyorum.
Tabi bu daha uç noktalarda varabiliyor.
Yine çok önemli noktalardan birisi de zihinsel egzersiz yapmaları.
Şimdi bunu bulmaca mı çözüyorlar diye düşünenler olacaktır.
Hayır. Onların zihinsel egzersizi şu şekilde konfor alanlarında yaşamamak bu çok önemli bir detay.
Yani bu adamlar otomatik pilota bağlı bir şekilde yaşamıyorlar ki zaten dikkat edin ülkemize gelen Japon turistlerin o yaş skalası çok geniştir.
Böyle çok yaşlılar da vardır.
80 yaşında adam Japonya'dan kalkıyor, Türkiye'ye Nevşehir'e geliyor Kapadokya'yı görmeye.
Bu muazzam bir şey gerçekten.
Tabii ki de onların emekli maaşı var mı bilmiyorum ama demek ki yetiyor arkadaşlar emekli maaşı.
Neyse devam edelim. Şimdi sürekli yeni bilgiler öğrenmeye çalışıyorlar.
Yani entelektüel aktiviteleri yüksek, merak ve öğrenme arzusu onları genç tutuyor.
Her gün yeni insanlarla tanışıyorlar, konuşuyorlar ve hep bir başkalarıyla etkileşimde olma halinde.
İşte bu onları diri ve genç tutuyormuş öyle söylüyorlar.
Ve uzun yaşamın sırları arasında tabii ki de en top nokta şu ki stresi azaltmak.
Yani bu ülkede yaşayanlar için bu gerçekten çok zor farkındayım.
Ama Japonlar diyorlar ki günde 20 dakikada olsa bir meditasyon bir yoga yapın demişler.
Ben de hiç yapmadım bilmiyorum belki yaparım.
Uzun yaşamın sırları kısaca böyleydi.
Şimdi arkanıza yaslanın, derin bir nefes alın.
Çünkü artık hayatınızın amacı kısmına geçiş yapıyorum.
Şimdi bu noktada bir takım kurallar var.
Onlardan bahsedeceğim size. Öncelikle zorluklar karşısında hemen pes etmememiz gerekiyormuş.
Yani tutkumuz varsa eğer bir tutkumuz bunu dünyanın en önemli şeymiş gibi sahiplenmemiz, ona kapılmamız, kendimizi onun aşkına bırakmamız, akışına bırakmamız gerekiyor.
Nedir bu akışa kapılmamız?
Tam olarak şöyle hani böyle sevdiğiniz bir işi yaparken zaman algınız yok olur saatler geçer ve siz hiçbir şekilde bunu anlamazsınız.
İşte orada akışa kapılmışsınız demektir.
Şimdi size soruyorum her türlü kaygıyı unutturacak kadar yapmaktan zevk aldığınız şey nedir?
Buna bir cevap verelim. Bir de şu soruya cevap vermenizi istiyorum.
En çok ne zaman mutluydunuz?
Lütfen bu soruları kendinize bir sorun.
Şimdi bu akış akış demişken bu akışı nasıl yakalarız derseniz eğer şu şekilde.
Bunun 7 kuralı var arkadaşlar.
Birincisi yapacağınız şey nedir tam olarak?
Yani bunu nasıl yapacağınızı biliyor musunuz?
Bu çok önemli. İkinci olarak bunu ne kadar iyi yaptığınızı bilmelisiniz.
Üçüncü olarak nereye gideceğinizi bilmelisiniz.
Yani bu yolun sonu nereye varacak?
Sizi nereye götürecek? Hani hep Alice ile tavşan muhabbeti yapıyoruz ya.
Tavşan demiş ya Alice'e nereye gittiğini.
bilmiyorsan gittiğin yolunda bir anlamı yok, bir önemi yok.
Dördüncü olarak belirli zorlukları algılamalısınız bu yolda giderken.
Belirli becerileri, belirli zorlukları algılamalısınız.
Dikkat dağıtıcılardan özellikle uzak durmamız gerektiğini de söylemişler.
Şimdi gelelim stratejilere.
Birinci stratejimiz şu.
Şimdi zor bir görev seçmeniz gerekiyor ama çok da zor olmasın.
Mesela kendimden örnek vereyim.
Ben her sabah beşte kalkıyorum, iki buçuk saat kitap okuyorum.
İşte bunu üç yıl yaptım falan filan.
Neden bunu yaptım? Çünkü esas mesele şuydu, konfor alanımdan çıkmam gerekiyordu ve çıktım, bunu başardım.
Size yıllardır imkansız gibi görünen, yapmayı çok isteyip yapamadığınız bir şey düşünün ve lütfen onu görev edinin.
Bu bir stratejiydi. İkinci olarak net, somut bir hedefinizin olması gerekiyor.
Mesela bu noktada kendinize şu soruları sorun.
Bugün yaptığım bu işin amacı ne?
Yani tek yapacağınız, minik de olsa...
Bir adım atmak fakat amacım ne diye sormayı unutmayın.
Albert Einstein'ın bir sözü var ya mutlu bir adam o kadar memnundur ki geleceğe kafa yormaz der.
Yani sizde akışı yakaladığınız zaman aynısını zaten düşüneceksiniz.
Gelelim strateji 3'e.
Tek bir göreve odaklanmanızı istiyorlar.
Yani aynı anda 30 bin tane iş yapmaya çalışmayın.
Çünkü hepsinden az az yapacağınıza verim alacağınıza bir işten tam randımanlı bir verim alın diyorlar.
Bunu uzmanlar söylüyor ben söylemiyorum.
Ne dağıtıyorsa o olaydan uzak durun.
Yani kendinizi tam olarak işinize vermişken o lanet telefonu elinize alıp instagramda hiç tanımadığınız insanları stalklarken bulmayın kendinizi.
Yani kısaca mutluluk sonuçta değil arkadaşlar süreçtedir.
En mutlu insanlar.
En çoğunu elde edenler değildir.
Daha önce de podcastımda söylemiştim.
Hayatın akışını yakalayarak geçirenlerdir.
Vaktini o akışı yakalayarak geçirebilenlerdir.
Akıştan bahsettik zaten. Ya ben akamıyorum ya.
Tek bildiğim gecelere akmak nasıl akışa kapılacağım diyorsanız.
Onun da çözümü var. Merak etmeyin.
Şimdi kendinize şu soruları sormanızı istiyorum.
En çok hoşlandığınız etkinlikler tek başına yaptıklarınız mı?
Yoksa başkalarıyla yaptıklarınız mı?
Peki bu yaptıklarınız hareket gerektiği...
Ve bütün bunlar sizi neden akışa götürüyor?
Ve tabii ki en önemli soru şu ki...
En çok ne yaparken neye zaman harcarken hiç yorulmadığınızı hiç bıkmadığınızı hissediyorsunuz.
Hatta bu noktada benim sormayı çok sevdiğim sorulardan birisi de şu.
Bir yerden size o kadar büyük bir para geliyor ki artık hayatınız boyunca para sıkıntınız yok.
Katrilyoner olmuşsunuz çalışmak zorunda değilsiniz.
Bütün bunlara rağmen.
Bu kadar paraya rağmen ne yapmaya devam ediyor olurdunuz veyahut ne yapardınız?
İşte bu sorunun cevabı bence hayatınızın amacını bulmaya yönelik en iyi sorulardan birisi diye düşünüyorum.
Aslında dört madde var bu hayat amacıyla ilgili.
Bir tanesi sevdiğin işi bulmak, ikincisi iyi olduğun işi bulmak, üçüncüsü insanlığa hizmet eden bir işin olması ve dördüncüsü de...
Bundan para kazanabilmek.
İşte bunlar bir nevi mutlu olma halinden memnun olma hali yaratacak.
Ama şöyle bir sıkıntı var. Eğer bu üç ögeden biri varken dördüncüsü eksik olursa duygusal hata durumları ortaya çıkar.
Mesela sevmediğin bir şeyi yaparsan rahatsındır.
Evet belki para kazanıyorsundur ama bir boşluktayım hissi oluşabilir.
İnsanlığa hizmet etmediğin bir durum varsa burada tatmin oluyorum ama İşe de yaramıyorum hissi gelir.
Para almadığın bir iş yaparsan haz ve doygunluk var ama parasal rahatlık yok.
Bu da bir sıkıntı. İyi olmadığın bir şey yaparsan da heyecan duyarsın.
Belki biraz hoşnutluk duyarsın ama bir belirsizlik hissi oluşur.
Şimdi yaptıklarınızı şöyle bir gözden geçirin ve çalışırken ya da işte ne bileyim nasıl bir hayatınız varsa nasıl bir his yaşıyorsanız demek ki bir yerlerden bir şeyler eksik.
O yemekte bir şeyler eksik.
Ama bir de şöyle bir durum var.
Diyelim o iki maddeden birisi tamam atıyorum işte sevdiğin ve iyi olduğun bir durum bir araya gelmiş.
Bu sana tutku getirir.
İyi olduğun ve para kazandığın bir işin varsa bu sana uzmanlık getirecektir.
İnsanlığa hizmet ettiğin ve sevdiğin de bir durum varsa bu da misyon ve görev getirecektir.
Belki de hayatın anlamı yaşamının anlamını arayıp arayıp hep bulduğunu sanıp hep bulamadığını anlayıp hep yeniden araman doğrudur.
Yaşamın anlamı...
Tam da odur işte.
Hep arayıp arayıp bulduğunu sanıp, bulamadığını anlayıp, hep yeniden aramak zorunda olduğun.
Ben hep diyorum ya hani bir yere varmaktansa yolda olma halini severim diye.
Belki bu bunun için de geçerli olabilir.
Yani hayatın anlamını buldum mu diye sorduğum zaman kendime kendimce buldum evet diye cevaplayabiliyorum.
Ama şu da geliyor aklıma işte insan değişen dönüşen bir varlıkken benim bunu söylemem çok beylik bir lafmış gibi geliyor bazen kulağıma yalan değil.
Ama ben şöyle bir şey düşünüyorum.
Kendini gerçekten bilen insanlar tanıyan insanlar bunların hayatının amacına da kestirme bir yol.
Çünkü kendini bilen insan her şeyin farkındadır.
Hayattaki amacının da bir şekilde farkına varacaktır.
O zaman şöyle bir toparlayacak olursam öncelikle sizi mutlu edecek şey ne?
Bunu bulmamız gerekiyor.
Ama dikkatinizi çekerim sizi mutlu edecek diyorum.
Yani aileniz değil, elalem değil sadece sizi mutlu edecek şeyi soruyorum.
Bir başka maddemiz şu para kazanacak bir işimizin olması lazım ama bu sevdiğimiz bir işse eğer zaten hiç çalışmış gibi sayılmayacağımız için kalıcı bir mutluluk sevdiğimiz işi yapmaktan geçiyor dolayısıyla.
Bunun dışında zaten ailemize, sevdiklerimize değer vermemiz, sosyal ilişkimiz...
İlişkilerimizi sıkı tutmamız gerekiyor.
Tabii ki bunun yolu da kendimizi bir nevi geliştirmekten de geçiyor.
Aklıma gelmişken Marcus Aurelius öneriyim size.
Ben çok severim onun kitaplarını.
Böyle hayat amacıyla alakalı bence çok güzel söylemleri var diye düşünüyorum.
Bir nokta da şu hayat amacınızı öyle çok uzaklarda aramayın.
Hani Düşünce Gücü Podcast'ında bahsetmiştim zaten.
Hani önce elimizdekiyle ne yapabiliyoruz ona bir bakmamız gerekiyor.
Bir de şu var ki hayattaki tek amacınız lütfen para olmasın.
insanlık ve toplum yararını mutlaka göz önünde bulundurun.
Çünkü yaşam dediğimiz şey aslında sizin sahip olduğunuz değil.
Sizin varoluşunuzda farkında olduğunuz şeylerle inanç ve değerleriniz de anlamını buluyor.
Bu noktada ne yapmamız gerekiyor?
Kendimizi çok iyi tanımamız gerekiyor.
Kendini bil. Temet Nosce, Nosce'de İpsum, Apollon tapınağının girişine yazılacak kadar önemli bir söz.
Kendini bil. Kendiniz olun.
Başkalarının olmasını istediği siz değil yani kendi olmak istediğiniz kişi olun.
Ve kendinize şu soruyu sorun.
Siz... Toplumsal rollerinizden işte bir eş, bir ana, bir baba, bir patron ya da işte bir işçi olmaktan ziyade siz kimsiniz?
Siz kendiniz için ne ifade ediyorsunuz kendinize?
Siz kendiniz için kimsiniz?
Önce bu soruya bir cevap verin.
Elinize bir kağıt kalem alın.
Önce yeteneklerinizi yazın.
Hangi konularda yetenekli olduğunuzu yazın.
Sevdiğiniz aktiviteleri yazın.
Tutkuyla yaptığınız şeyi bulun ve onları yazın.
Hani dedim ya piyango vursa da yapacağınız şey nedir?
Sorunun cevabını verin. Bunun dışında dünyaya faydası olan, olabilecek olan işlerinizi yazın, düşüncelerinizi yazın.
Yani bu yapacağın iş insanlığa herhangi bir katkı sağlayacak bir iş mi?
Ve son olarak da para kazanma mevzusu tabii ki.
Çünkü öbür türlü hani boşa kürek çekmiş gibi olacağız.
Tabii ki de para kazanmak önemli bir mevzu ama ilk başa bunu koymuyoruz.
İşte bütün bunların ortak kesişim noktası neyse işte o senin hayatının amacı.
Ve son olarak yine Abraham Tversky'nin bu konu hakkındaki yorumu.
Tversky diyor ki bizim için ne tür şeylerin değeri var?
Yani insanlara evlerine gitmelerini söylüyorum ve sahip olduklarına tekrar bakmalarını söylüyorum.
Siz de bakın ne görüyorsunuz?
Yani evinize gittiniz ve sahip olduklarınıza baktınız.
Neler görüyorsunuz? Mesela estetik, süs eşyaları.
Bunun bir işlevi var mı bütün bunların?
Yok ama süs eşyası işte.
Bir de işlevi olan şeyler var ve onların değeri aslında işlevinde yatıyor.
O zaman şu soruyu sorun kendinize.
Benim fonksiyonum ne?
Benim işlevim ne? Senin fonksiyonun işten eve gelip ayakkabılarına tekme atıp terliklerini giyip önüne 6 kutu bira alıp televizyonun önünde içmek mi?
Demiş Tversky. Bu kimsenin kendisiyle gurur duyabileceği bir işlev değil.
Bence iyi bir özdeğer duygusu elde etmek için ve bunu çocuklarımıza da entegre edebilmek için bir amacınızın olması gerekiyor.
İşte hayattaki amaç nedir?
Bir amaç arıyorsunuz.
İşte arama yaparken aslında özelliklerinizi geliştiriyorsunuz.
Felsefenizi, becerilerinizi geliştiriyorsunuz.
Bunlar boşuna değil. Ve Tversky çok çarpıcı bir şey söylemiş.
Demiş ki çok fazla kişi dünyada aslında bir arama yaptı.
Var olan şeyleri kabul ediyor.
Her şey olduğu gibi kabul ediyor.
Dünya böyle demiş. Ve Tversky genelde insancıl olana odaklanmış.
Yani insancıl bir amaç bulun diyor.
Amacınız hayatınızı başkaları için daha iyi bir hale nasıl sokabilirim?
Atıyorum işte asit yağmurundan kaçınmak için çevre hakkında neler yapabilirim?
Ya da Etiyopya'daki kıtlık için ben ne yapabilirim?
Yani aslında bir amaç bulabilirsiniz.
Ama bunun için ne gerekiyor?
Öncelikle bir amaç aramalısınız diyor.
Neden? Çünkü yaşlandığınız zaman arkanıza baktığınızda ne kadar amaçsız yaşamışım dememek için.
Zaten ölümden korkan insanlarda da genelde bu hayat amacını bulamamış insanlar olduğunu görürsünüz.
Gerçekleştirememiş insanlardır.
Dikkat edin o yüzden ölümden korkarlar.
Peki bu konuda ünlü filozoflar ne düşünüyor dersiniz?
Mesela Platon hayatın anlamının daha çok öğrenmek olduğunu söylüyor.
Aa bu resmen ben. Aristoteles diyor ki insan mantıklı yani rasyonel bir varlıktır.
Dolayısıyla insanı diğerlerinden ayıracak bir etik değere sahip olması gerekiyor diyor.
İşte bu da insanda mevcut olan etik değerlerin insanları iyi olmaya sevk edeceğini düşünmesine sebep olmuş.
Yani Aristoteles'e göre hayatın anlamı...
iyi olmaktır. Bir de kinizm öğretisi var biliyorsunuz.
Bunun kurucusu Sokrates'in öğrencisi zaten.
Hayatın anlamı onlara göre, kiniklere göre basit bir yaşamda saklı.
Yani sade yaşamak, ün, para, güç işte ne bileyim cinsellik bu tarz hırslara kapılmamaktan geçiyor.
Hedonizma göre ki zaten 21.
yüzyıl insanının tarzına en uygunu bence hedonizm.
Hayatın anlamı hemen şimdi ve zevk alma odaklı.
Her şey hemen şimdi olsun bitsin.
Zevk alalım. Hedonistler böyle düşünüyor.
Bizme göre zaten hayatın anlamı falan yok.
Şimdi sizlerden gelen cevapları paylaşmak istiyorum.
Dedim ya Instagram'da da sormuştum sizce hayatın anlamı ne diye.
Ortak yazılanları toplamaya çalıştım çünkü çok fazla vardı.
Hayatın bir anlamı yok diyenler çoğunlukla onu söyleyeyim bir anlamı yok hayatın demişler.
Hatta biri demiş ki hayatın bir anlamı olduğunu sana düşündüren ne demiş bana.
Pardon abi özür diliyorum.
Hayatımı anlam aradığım için.
Kesin Nietzsche falan okumuş öyle gelmiş.
Çok yükselmiş de gelmiş.
En çok gelen cevaplardan birisi şuydu.
Sevgi ve aşk.
En çok bu söylenmiş. Böyle gözlerim değişik bir cevap ararken şuna takıldı bu arada.
Seks yazmış birisi ama hayır erkek değil yazan kadın da.
Sevilmek diyen çok fazla var.
Hayatta olmak diyen çok var.
Yaşamak, hayatta olmak güzel.
Bir takipçim demiş ki hayat bir yoldur.
Yürümeyi bırakırsan hiçbir anlamı kalmaz demiş.
Süper bir cevap gerçekten. Bir amaç uğruna yaşamak diyenler var.
Kendini aşmak bir üst versiyonu yaratmak çok iyi bir cevap.
Farkındalık... Elalem nedir diye düşünmeden yaşamaktır demiş bir takipçim.
Böyle bir podcast yaptım mutlaka dinleyin.
Elalem ne der podcast'imi hepinize öneriyorum buradan.
Başka bir takipçim Stephen Zweig'ın olağanüstü bir gece kitabında olduğu gibi demiş.
Çok nokta atışı bir kitap olmuş gerçekten tebrik ediyorum.
Hatta oradan bir söz paylaşayım yeri gelmişken.
Az önce de story olarak atmıştım.
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek hiçbir şeyi yoktur artık.
Ve bir kez kendi içindeki insanı...
anlamış olan bütün insanları anlar demiş Zweig bu kitabında.
Zaten çoğunuz kendini bilmek demişsiniz.
Kendini bilmek kendini tanımaktır hayatın anlamı demişsiniz.
Bununla ilgili de bir podcastim var onu da öneleyim.
Kendini bil podcasti.
Bir başkası yaşadığının farkında olmaktır demiş.
Bakın bu çok basit bir sözdür ama çok anlamlı değil mi?
Herkes yaşıyor ama yaşadığının farkında mısın?
Bunu bir sor kendine. Bir başka takipçim mezarlıklara bakın demiş.
Hayatın anlamını arıyorsanız zarlıklara bakın demiş.
Bir amaç uğruna yaşamaktır diyenler de var.
Doğayla ilgili de çok güzel mesajlar aldım.
Ağaçlar gibi başka dalları kırmadan dünyayı daha güzelleştirip günün sonunda...
Toprak olmak demiş bir takipçim.
Bu da çok hoştu. En sevdiklerimden biri de şu oldu.
Büyük mutluluklar kovalamak yerine minik pırıltılar görebilmek.
Ya bu ne kadar güzel bir cevapmış böyle.
Mutluluk demişken ben de sabah farkındalık defterime şunu yazmıştım.
Mutluluğu ancak kendimizi yarattığımızda bulabileceğimize inanıyorum demişim.
Eğer bana sorarsanız hayatın anlamı nedir diye.
Kendini bilmektir, kendini tanımaktır.
Çünkü kendini bilen ve tanıyan insan zaten hayatın anlamını bir şey...
Bu şekilde yakalayacaktır buna eminim.
Hani hep diyorum ya ben bir yere varmayı değil yolda olmayı seviyorum.
Hayatın anlamı için de bunu söyleyeceğim.
Çünkü hayatın anlamını ararken bulduğumuz şeylerin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Şimdi son olarak bir takipçimin hayatın anlamıyla ilgili atmış olduğu bir mesaj var.
Onu paylaşacağım çok hoşuma gitti.
Olay şöyle bir bilge genç bir çocuğa kaşık veriyor ve bu kaşığın içerisinde de iki damla su var.
Diyor ki elinde bu iki damla su olan kaşığı...
Dökmeden benim dediğim yere kadar gideceksin.
Tamam diyor genç çocuk yola çıkıyor.
Tabii full böyle kaşıya odaklanmış bir şekilde.
Geliyor ve adama diyor ki ben dökmedim.
Hiçbir şekilde o su dökülmedi. Adam diyor ki ee giderken ne gördün anlatsana diyor.
Onu da anlat. Ama genç çocuk diyor ki ben hiçbir şey görmedim.
Çünkü kaşıya odaklandı hiçbir şey görmedim diyor.
Bu sefer adam çocuğa tekrar kaşık veriyor.
Yine dolu bir kaşık. Diyor ki etrafına bak.
Gör. Her şeyi görerek bu kaşığı taşı diyor.
Sonunda yine soracağım sana diyor.
Çocuk tekrar yola çıkıyor.
Bu sefer etrafına bakıyor, geziyor, merak ediyor her yeri.
Ve geldiğinde böyle çok büyük bir mutlulukla adamı anlatmaya başlıyor.
Adam bütün bunları dinledikten sonra ee diyor peki kaşığın içinde su var mı bakayım diyor.
Bir bakıyorlar kaşığın içinde su falan kalmamış.
Ve adam dönüp diyor ki hayatın anlamı bence tam da bu.
Hayattan keyif alacaksın, gezeceksin, merak edeceksin.
Ama elinde duran kaşığı da önemseyeceksin.
Bunların hepsini yapacaksın.
İşte hayatın anlamı.
Tam burada yatıyor diyor.
Gördüğünüz gibi hayatın anlamı mevzusu oldukça felsefi bir temele dayanıyor.
Yani bu anlamı bulmak için bence sayısız yol var diye düşünüyorum.
Ama hayat kelimesinin anlamı bence çok manidar burada.
Hayat kelimesinin anlamı zaten Arapçadan geliyor.
Canlı olmaktır, yaşamaktır, yaşamdır.
Ve umarım henüz hayattayken hayatımıza bir anlam katabiliriz, bir anlam verebiliriz.
Sadece bir kere yaşıyoruz bu hayatı ve doğru yaşarsak.
Bir kez de olsa yeter diye düşünüyorum.
Sevgili Doğan Cücelloğlu'nun dediği gibi bitirmek istiyorum.
Bana göre de hayatın anlamı keşiftir.
Hayat bir keşif yolculuğudur.
Neyi keşfedeceksin?
Özünü. Herkesin özünü keşfettiği bir yıl diliyorum.
Beni instagramda takip etmek isteyenler için adresim Ortamlarda Satılacak Bilgi merve bizde buradayız ve seni dinliyoruz demek isteyenler bana bu adresten ulaşabilir.
Şimdilik kendinize iyi bakın haftaya tekrar görüşmek üzere hoşçakalın bay bay.
Bazen anlatmak istersin ama nereden başlayacağını bilemezsin.
Terapin bu yolculuğun her adımında seninle.
Psikologlara ek olarak diyetisyenler, fizyoterapistler ve spor eğitmenleriyle de bütün seri yoluşunu destekliyor.
Terapini Google Play ya da App Store'dan indirip pod 500 koduyla alacağın ilk seansını 500 TL indirimli olarak oluşturabilirsin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
