
Diploma onaylı psikolog ve diyetisyenlerle internetin olduğu her yerden online görüşme yapabileceğiniz Eczacıbaşı Evital 'le şimdi tanışın.
Görüşmelerinizi %20 indirimle planlamak için OSB25 kodunu kullanabilirsiniz. Evital'i indirmek için: Tıklayın
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bu hafta size söz vermiş olduğum bir bölümle karşınızdayım.
Ebeveynler özellikle.
Geçenlerde bir takipçi Merve çocuklarla ilgili, bebeklerle ilgili bir bölüm yapabilir misin dedi.
Yani Apple Podcast'ın yorum kısmına yazmış bunu.
Ben de özellikle ebeveynler için faydalı bir bölüm olduğunu düşündüğümden bu çocuklarda oyun terapisi konusuna bir el atmak istedim.
Şimdi bu konu son zamanlarda çok ilgimi celbediyor.
üzerine okumalar yapmış olduğum da bir konuydu.
Çünkü sadece çocuklara yönelik değil yetişkinler için de kullanılan bir terapi çeşidi.
Merve yetişkinler de mi oyun oynuyor?
Hayır arkadaşlar yetişkinler de içsel çocukla çalışıyorlar diye biliyorum.
Yani travmaları işleme ve duyguları keşfetmek için kullanılabiliyor.
Şimdi oyun terapisi nedir?
Nasıl oynanır?
Bunları size örneklerle anlatmaya çalışacağım.
Öncelikle oyun terapisinden başlayalım.
Oyun terapisi özellikle çocukların duygularını ifade etmelerine işte düşüncelerini, yaşadıkları zorlukları oyun yoluyla ifade etmelerine yardımcı olan bir terapi yöntemi.
Peki neden oyun?
Çünkü oyun çocuklar için kendilerini böyle en doğal ve en rahat hissettikleri iletişim aracı.
Çocuklar için oyuncaklar onların sözcükleridir.
Oyun ise onların konuşmalarıdır.
Freud'un çalışmaları aracılığıyla oyun psikoterapi tedavisine dahil edilmiştir arkadaşlar.
Freud'un çocukluk fobileri üzerine çalıştığı çok ünlü bir vakası vardır.
Küçük Hans vakası olarak geçiyor bu.
5 yaşında bir erkek çocuğu var.
Atlara karşı çok yoğun bir fobi geliştiriyor.
Ve Freud onun bu korkusunu Oedipus kompleksiyle ilişkilendirerek psikanalitik bir yorum getiriyor.
Bu arada bu vaka psikanaliz tarihinde evet çok önemli bir yere sahip ama çok da eleştirilmiştir ruh sağlığı uzmanları tarafından.
Çünkü Freud'a göre Hans babasına olan korkusunu...
atlara yansıtmıştır. Annesiyle tek başına olmak istediği için babasına öfkelidir.
Neden psikologlar buna karşı çıktı derseniz çünkü arkadaşlar o dönem biliyorsunuz sokaklarda çok fazla at arabası vardı ki özellikle Viyana'da çok fazla at kazası oluyordu.
At kazası ne ya? At arabası kazası oluyordu.
Yani çocuk belki bunlardan birini gördü ve korktu.
Hani başka bir şey olmuş olabilir kardeşim niye her şeyi anamıza babamıza bağlıyorsun demiş olabilirler Freud'a hani özetle.
Bir de bu vakada hani olayları Freud'a Yani çocuk değil.
Çocuğun babası gelip her şeyi aktarıyor.
Yani veriler taraflı olabilir arkadaşlar.
Öznerlik içeriği olabilir. Bundan emin olamayız değil mi?
Çocuğun babası zaten Freud'un arkadaşı diyebiliyorum.
Yani sırf ona böyle malzeme çıksın diye olayı süsleyip püsleyip anlatmış da olabilir.
Yani bu vakaya böyle direkt işte Oedipus kompleksi diye yaklaşmak bilemiyorum Altan.
Her neyse Freud'un bu küçük Hans vakasındaki çalışmasıyla psikoterapiyi ilk kez at fobisiyle tedaviye başvuran bir adam.
yaşındaki küçük bir erkek çocuğuna uygulanmıştır.
Sonrası önemli arkadaşlar.
Sonra Hermin Hak Helmut psikanalitik teoriyi daha da geliştiriyor ve çocukların gelişimsel olarak içselleştirilmiş duygularını ve kaygılarını sözel olarak ifade edemedikleri inancıyla
çocuklarla yapmış olduğu psikanalitik çalışmalara oyunu da dahil ediyor ve özellikle 1950'lerde Melanie Klein öne çıkıyor arkadaşlar.
Çocuklarla yapmış olduğu böyle klinik çalışmalar var ve oyun terapisi alanını daha da geliştiriyor.
Sonra Freud'un kızı Anna Freud işte bu alanda çalışmaları var.
Hatta çocuğun oyunla tedavisine yönelik teknikleri geliştiriyor ve oyun terapisinin temellerini Freud'un kızı Anna Freud attı diyebiliriz.
Bu arada Anna Freud'un ne travmaları var ne travmaları.
Bir gün size Freud'un hayatını anlatacağım.
Gerçekten kendi çocuklarına yaptıkları şok edici cinsten diyebilirim.
Neyse daha sonra bu alan uzmanlar tarafından geliştiriliyor ve bugünlere geliyor.
Şimdi arkadaşlar çocuklar oyun oynayarak kendi kendilerini eğitiyorlar ve oyunlar yoluyla öğreniyorlar.
Oyunlarla olgunlaşıyorlar.
Yani oyun öyle biz yetişkinlerin zannettiği gibi basit bir şey değil.
Bir eğitim aracı işte onların gelişiminin çok büyük bir parçası.
Yani bir oyuncak görüyorsunuz oyuncak ayı.
Size belki çok hani basit bir şey gibi geliyor ama gerçekten o çocuk için o kadar büyük bir şey ki oyuncak ayı.
Özellikle mesela yanından ayırmadığı bir şeyse.
Hep böyle sahiplendiği bir şey vardır ya çocukların.
Küçükken böyle battaniyeleri vardır.
Onlar gibi düşünün. Onlar Oyun dünyasına çok büyük bir parçası.
Bize öyle gelmeyebilir ama.
Şimdi çocuğun fiziksel, zihinsel, sosyal ve kişilik gelişimi için çok önemli bir ihtiyaç bu oyun.
Neden? Çünkü onları yetişkin hayatına hazırlayan bir şey bir taraftan.
Mesela Freud'a göre çocuklar gerçek yaşamda kabul edilmeyen sadırganlık, cinsellik gibi duygu ve davranışları oyun yoluyla dışarı vuruyorlar.
Bazı uzmanlar oyunun çocuğun psikososyal gelişiminin bir yansıması olduğunu söylüyor.
Oyun terapisti. terapist oyunu çocukla bir iletişim kurma aracı olarak kullanıyor.
Çocuklar bizim gibi böyle sözel olarak duygularını ifade edemeyebiliyorlar.
Hani biz bir çıkıyoruz işte kahve içiyoruz arkadaşımızla dertleşiyoruz.
Bir şekilde atıyoruz değil mi o zehre?
Ama onlar öyle değil. Onlar kıyamam sadece ne bileyim oyun esnasında bir şeyleri böyle açığa vurabiliyorlar.
Oyun terapisti olan kişiler de işte bu oyun esnasında çocukları gözlemleyerek sorunları tespit etmeye çalışıyorlar ve gidermeye çalışıyorlar.
Eğer böyle bir şeye başvuracaksa Lütfen gideceğiniz kişiyi iyice araştırın arkadaşlar.
Uzmanlık alanını şöyle iyice bir bakın derim.
Bu alanda baya suistimal edilmiş çünkü duyduğuma göre.
Şimdi oyun terapisinin pek çok teorik modeli var arkadaşlar.
Bunlardan bazıları yönlendirici bazısı ise yönlendirici değil.
Yani bu şu demek yönlendirici oyun terapisinde klinisyenler aktiviteleri planlıyorlar.
İşte belirli oyuncakları var, belirli figürler, belirli nesneler var ve bunları kasıtlı olarak odaya yerleştiriyorlar.
Yönlendirici olmayanda hani bu tarz bir şey çok fazla yok yani çocuk odayı kendi kendine keşfediyor daha serbest bir şekilde oynuyor ve terapist onu böyle...
Kendi halinde gözlemliyor öyle söyleyeyim çok yönlendirme yapmadan ve onunla aktif olarak ilgileniyor ama çocuk liderlik ediyor.
Şimdi ben bu akademik bilgileri hızlıca geçmek istiyorum çünkü çok fazla didaktik olsun istemiyorum.
Hemen böyle hoşuma giden oyun terapisi tekniklerinden bahsetmek istiyorum size.
Mesela çöp poşeti tekniği diye bir teknik var.
Bu bir öyküleme tekniği arkadaşlar.
Biliyorsunuz çocuklar yaşadıkları sorunların çoğunu yetişkinlerle ve hatta arkadaşları ile paylaşmak yerine içine atıyorlar.
Sorunlarını belli edemeyecek kadar çok korktuklarından ya da kendilerini böyle sıkıntıya sokan şeyin ne olduğunu bilmediklerinden dolayı bu duyguların içine sıkışıp kalabiliyorlar ve iletişim kurmada, duygularını dışa
vurmada problem yaşayabiliyorlar.
Hani siz soruyorsunuz yavrum neyim var diye ama söyleyemeyebiliyor ve genelde hiçbir şeyim yok gibi bir cevap alıyorsunuz.
Ya da işte bugün okulda günün nasıl geçti diyorsunuz kapı duvar hiçbir şey söylemiyorlar.
Çocuklar çok fazla bir şey anlatmaz dikkat ettiyseniz.
Oyun terapisi tekniği çocuklara yaşadıkları sorunları bir şekilde ifade etmelerini sağlayan ve sonrasında da bunlara yine oynayarak çözüm bulmalarına yardımcı olan oyun terapistlerinin uygulamış olduğu
bir yöntem arkadaşlar. Şöyle uygulanıyormuş bu yöntem.
İki tane böyle açık renk olursa daha iyi olur.
Kese kağıdı çünkü bunların üzerini boyayacaksınız.
Bir de renkli kalemlere ihtiyacınız var.
Bir de 12 parça kağıda ihtiyacınız var.
Çünkü bu kağıtlara sorunları yazacağız.
Terapist çocuğa kese kağıdını...
veriyor. Diyor ki bunun üstüne diyor istediğin resmi çiz.
Ben de diyor kendi kese kağıdıma istediğim resmi çizeceğim diyor ve başlıyorlar.
Sonra resim çizerken çocukla terapist bir anda böyle çöpler hakkında konuşmaya başlıyor.
İşte çöp nedir diyor. Anlatıyor işte işimizin bittiği şeyleri çöpe atarız değil mi gibi konuşmalar yapıyor.
Çocuk da çöp hakkında konuşmaya işte o konuya böyle artık katılım sağlamaya başladığında ona şöyle bir soru soruyor.
Peki diyor çöp kutusuna attığımız çöpleri Toplamazsak ne olur diyor.
Haftalarca, aylarca o çöp evimizde kalır diyor.
O zaman oturacak, yürüyecek hatta yatacak yerimiz bile kalmazdı.
Ve gittiğimiz her yere çöplerimizi taşımak zorunda kalırdık değil mi diyor.
Ve işte içimizde de bazen çöpler tutarız.
Bizi sıkan şeyler, üzerinde düşünmeden edemediğimiz şeyler onlar da çöptür diyor.
Sonra diyor ki hadi gel diyor poşetimizi resimlemeyi bitirelim yani kese kağıdımızı.
Sonra çocuğa 6 parça kağıt veriyor.
Diyor ki bu kağıtların üzerine kişisel çöplerimizi yazalım diyor.
Ve çöp poşetimizi atalım bunları diyor yani kese kağıdımıza.
Önce ev ortamından başlayalım diyor.
Nedir diyor senin canını sıkan şeyler?
Evin içinde neler yaşıyorsun?
Hadi bunları kağıdına yaz diyor.
Tabi evde yaşamış olduğu sorunları aşağı yukarı biliyor terapist ya da bunu uygulayan kişi.
Bir de önce kendisi yazıyor ki arkadaşlar çocuğa yol göstermek için.
içini daha rahatlıkla açması için terapiste önce kendisi yazıyor.
İşte ben de evimde şöyle bir şey yaşamıştım gibi.
Sonra ikisi de okulda, evde yaşamış oldukları sorunları yazıyorlar ve kendi poşetlerini atıyorlar.
Sonra o poşetin ağzını kapatıp kaldırıyorlar.
Sonra arkadaşlar ikinci seansta çocuğun çöp poşetinden yani kese kağıdından bir tane kağıt çıkarıyorlar ve orada yazan sorunu çocuğa canlandırma yaptırarak ya da işte oyuncaklarla oyun oynatarak
o çöpü canlandırmasını istiyor terapist.
Daha gerçekçi olsun diye. Böylece ne yapmış oluyor?
Sorun daha net bir şekilde görünür hale geliyor.
İşte haftada bir sorun bu şekilde çöze çöze ilerliyorlar.
Hani hepsini bir anda çözmüyorlar ama tek tek gidiyorlar.
Oyun terapisi gördüğünüz gibi terapistin oyun aracılığıyla küçük danışanlarının kendi problemlerini çözmelerine yardımcı olmak için oyundan faydalanan terapatik bir yöntem.
Yarım asırı geçkin bir süredir de uygulanıyor.
Çocukların duygularını ifade etmeleri, farkındalık seviyelerinin gelişmesi.
Öfke yönetimi, öz denetim, korku ve kaygıyı azaltması, işte depresyonu kontrol edebilmesi, problem çözme becerisini geliştirebilmek için başvurulan çok önemli bir yöntem.
Şimdi sırada yine çok sevilen bir oyun terapisi çeşidi var.
Şövalyeler ve ejderhalar.
Bu benim çok hoşuma gitti arkadaşlar.
Çok masalsı, çok eğlenceli bir oyun ki adından da belli.
Şövalyeler ve ejderhalar.
Eğer danışan kız çocuğuysa prenses ve hizmetkarı oluyor arkadaşlar bu oyun.
İşte bir periyi kurtarmaya gidiyorlar ya da küçük yavru bir köpeği.
Şimdi bu oyun terapisinde amaç karşı tarafa yani çocuğa güç vermek.
Güçlüklerle başa çıkabilme yöntemlerini keşfetmesini sağlamak.
Ve fiziksel bir kavgaya girmeden altını çizerim hiç kimseye zarar vermeden güçlü olabilmeyi öğretmek.
Kazanan olmak için illa çok güçlü ya da iri yarı olmak gerekmediğini öğreten bir oyun.
Bir de işin içinde masal olduğu için çocuk işin içerisine daha kolay girebiliyor.
Bu oyun çocuğun hayal gücüne dayalı.
Şimdi şöyle arkadaşlar terapist hayal gücünü kullanarak çocuğa bir oyun oynayacaklarını söylüyor.
İkimiz de diyor kral tarafından görevlendirilmiş olan şövalyeleriz.
Karanlık ve büyük bir ormanda ejderhalar ya da canavarlarla karşılaşabiliriz.
Tehlikeli engellerle mücadele etmek zorunda kalabiliriz.
Ve prensesi acilen kurtarmamız lazım diyor.
Şimdi birbirimize bu yolculukta bize lazım olabilecek bir takım araç gereçler vermemiz gerekiyor.
İşte ben sana vereceğim araç gereç sen de bana vereceksin diyor.
Ve sadece ve sadece birbirimizden ödünç alabiliriz bu araç gereçleri diyor.
Ve her birimiz yanımıza sadece 3 şey alabiliriz diyor.
Genellikle arkadaşlar çocuğa işte ip veriliyor, bir şişe yağ veriliyor, sihirli değnek falan veriliyor.
Çocukta işte kılıç, bıçak ve balta.
Karşı tarafa bunları veriyor.
Burada arkadaşlar olay yaratıcı çözümler bulabilmek.
Mesela işte ormanda diyor metal bir canavarla karşılaştık.
Ne yapacağız? Hemen diyor elindeki yağı dök.
Canavar diyor kaysın düşsün kalkamasın.
Bakın şiddet içermeyen bir yol önerisi arkadaşlar.
Buraya dikkat. Çünkü çocuk kendini çok güçsüz, utangaç ve içinde kapanık hissediyor.
Ve ona yaratıcı çözümlerle hiçbir şekilde şiddete başvurmadan başka seçenekler bulmayı öğretmeye çalışıyor terapist burada.
Mesela işte kılıç var elinde.
bu kılıcı dalları kesmek için kullanıyorlar.
Ya da işte ip var ellerinde o iple bir yerden bir yere atlıyorlar.
Yani burada birbirlerinden malzeme ödünç almaları bile bir şey aslında.
İş birliğini özlendirmeye çalışıyor çocuğu.
İşte bazı terapistler böyle direkt böyle kostüm giyiyorlar.
Çocuklara da kostüm giyerek oynatıyorlar bu oyunu.
Gerçekten harika bir şey.
Ya ben küçükken böyle prenses elbisesi giydiğimde kendimi prenses zannediyordum gerçekten.
Ve böyle bir terapiye gitsem ben de böyle prenses elbiselerimle oynamak isterdim.
Neden? Çünkü çocuklar kıyafetlerini sadece giyse olarak görmez arkadaşlar.
Onları bir oyun alanına, bir kimlik göstergesine dönüştürürler.
Tıpkı oyun terapisinde olduğu gibi kıyafetler de çocukların kendilerini anlatma biçimidir.
O küçükken hepimizin sürekli giymek istediği favori bir kıyafeti vardı arkadaşlar.
Hatırlar mısınız? Benim vardı.
Pembe tight'ım.
T-shirt'üm ve fermuarlı sweatshirt'üm.
Hala tight ve t-shirt giymeye bayılırım.
Bir de böyle kat kat fırfırlı eteklerim vardı, elbiselerim vardı.
Kırmızı rugan babetlerim, saçlarım böyle iki kulak fiyonklu kırmızı tokalarım.
Hep bunları giymekte ısrar yazıyormuşum.
İnanın hala aynı süslülük devam.
Sizin için de aynı mı değişmedi mi bu çok merak ediyorum.
Yani küçükken nasıl giyiniyordunuz?
Böyle favori parçalarınız nelerdi?
Ve şu anda da aynı şekilde mi giyiniyorsunuz?
Bunu merak ettim. Dediğim gibi benim hiç değişmedi.
Çocukların moda seçimlerindeki bu ısrar aslında onların kimliklerini ve bireysel tercihlerini bir şekilde ortaya koyma biçimlerinden biri.
Ve bence zamanlı annelerinin de en çok...
Çocuklarıyla tartıştığım mevzulardan biri.
İşte yok onu giyeceksin, yok bunu giymeyeceğim.
Kış vakti atletle sokağa çıkmak isteyen çocuk mu ararsınız?
Yazın ortasında kazak giyinmek isteyen mi ararsınız?
Hele hele bu 2 yaş sendromu ya da 6-7 yaşında olan çocukların böyle ergen gibi davranması, asilikleri, inatçılıkları.
Eğer böyle bir sorun yaşıyorsanız öncelikle size sabırlar diliyorum.
Ama mutlaka bir uzmandan destek alın derim arkadaşlar.
Gerçekten işiniz çok kolaylaşacak bir uzmanla görüştükten sonra, danıştıktan sonra.
Çünkü çocuğunuzun davranışının altyapısına yatan sebepleri aslında size söylüyor.
İşte nasıl düzeltebileceğinizi, neler yapabileceğinizi.
Ondan sonra da zaten daha kaliteli bir ebeveynlik sunabiliyorsunuz çocuğunuza.
Merveciğim bir uzmana danışalım ama şimdi ben çocukla evden bile zor çıkıyorum diyenler anlıyorum sizi.
O çocuğu hazırla işte kapıda eğer iki yaş sendromu varsa kendini yerlere atacak.
Ben onu giymeyeceğim, ben bunu yapmayacağım vesaire.
Ben bunları hiç çekemeyeceğim.
Şu an diyorsanız size bütün takipçilerime canı gönülden önermiş olduğum dijital bir sağlık platformundan bahsetmek istiyorum.
Evital. Evital online bir platform.
Burada psikolog ve diyetisyenlerin yanı sıra pek çok sağlık profesyoneliğiyle Online olarak dilediğiniz yer ve dilediğiniz saatte randevu oluşturarak görüşebiliyorsunuz.
Bu arada kullanıcı dostu bir arayüze sahip olduğu için 7'den 70'i herkes çok kolay bir şekilde kullanabiliyor Evital'i.
Dediğim gibi sevgili ebeveynler çocuğunuz hakkında bir uzmanla görüşmek istiyorsunuz diyelim ama trafik çilesinden ve işte dışarı çıkmanız bazen çok zor olabiliyor çocukla.
Yine bu noktada Evital bence harika bir çözüm önerisi.
Evital online bir dijital platformu olduğu için internet...
Metin olduğu her yerden yer ve zaman sorunu yaşamadan randevumuzu oluşturup bir sağlık profesyonelinden destek alabiliyoruz.
Kullanan takipçilerimden çok iyi dönüşler alıyorum.
Terapiye başlayanlar, diyetisyene başlayanlar, hatta cinsellikle ilgili bir problemi olup işte bu mahremeni kimseye açamayanlar yine Evital'den faydalanmışlar, uzmanlardan.
Bir de bazen pek çok farklı uzmandan görüş almak istiyoruz rahatsızlığımızla ilgili.
Bu noktada da Evital bence harika bir çözüm önerisi.
O yüzden canı gönülden öneriyorum.
Arkadaşlar Evital'in amacı şu.
Sağlığı daha erişilebilir bir hale getirmek.
O yüzden mutlaka deneyimlemenizi isterim.
Avantajlı seans paketleri var.
Bütçenize uygun olan seçenekler mevcut.
Taksit imkanınız da var.
Emel ve ben bir denemek istiyorum.
Çok merak ettim diyorsanız.
Psikolog ve diyetisyenlerle ücretsiz bir ön görüşme yapabiliyorsunuz.
Bu arada sistemdeki bütün sağlık profesyonellerinin diplomaları onaylı.
Altını çizerim. Bakanlığı tescilli bir platform.
Bunun da altını çizmek isterim.
Bir de arkadaşlar Evital'de çok güzel mental testler var.
Ücretsiz. Kendini daha iyi tanımak isteyenlere bu testleri çözmelerini tavsiye ederim.
Merve bize özel indirim kodu yok mu?
Var arkadaşlar. OSB25.
Bu kodla %25 indiriminiz olacak Evital'de.
Evital hakkında daha detaylı bilgi almak için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bize özel kodumuzu da açıklamalara bırakıyorum.
Hadi devam edelim. Şimdi başka bir oyun terapisine geçiyorum arkadaşlar.
Bu oyun büyük ölçüde davranışçı modeli atfedilen bir oyun.
Oyun hamuruyla canlandırma.
Şimdi daha hızlı yol almak için kullanılan bir teknik bu.
Eğer sınırlı bir seans varsa terapistin önünde buna başvurabiliyormuş.
Şöyle çocuğa masaya oturur oturmaz oyun hamuru veriliyor.
Oyun hamuru kullanma pek çok çocuğa hitap eden ve sanatsal bir ifade aracı olarak kullanıldığında bilinç dışı zihni dolduran kolay uygulanabilen bir teknik.
Burada çocuğa belli bir durum hakkında duygularını ifade etmesine terapist alan açıyor ve aynı duruma karşı tepkiler ve davranışlar sergilemesini sağlıyor.
Bir de çocuğun empati gelişimine izin veren bir terapi yöntemi bu.
Şöyle arkadaşlar şimdi terapist çocuğa oyun hamurunu veriyor ve onunla konuşmaya başlıyor.
Bu arada hiçbir şekilde haberi yok. Sadece oyun hamuruyla oynadığını zannediyor.
Ve yavaş yavaş sorunla ilgili kısma doğru ilerliyor terapist.
Burada aslında hamuru bir enerji çıkışı olarak kullanıyor terapist.
Yani kısa bir oyun terapisi seansı direkt sorunu çözme odaklı dediğim gibi.
Mesela bu seanslardan size birkaç tane örnek vereyim.
Bir vakada yaşamının 7 senesini koruyucu ailenin yanında geçiren bir çocuk var.
Koruyucu ailesi hakkında konuşurken oyun hamuruyla işte pizza yapıyor.
Yürek yapıyor tatlı yapıyor bu tarz şeyler yapıyor.
Ve terapist diyor ki arkadaşlar bu tür ev koşullarında yaşayan çocukların genellikle diyor beslenme ile ilgili bilinç dışı ihtiyaçları vardır.
Ve bu oyun terapisinde genellikle oyun hamuruna yiyecek şekli verdiğini söylüyor bu çocukların.
Bir şey diyeceğim oyun hamuru ne ya?
Oyun hamuru.
Konuşamadım oyun hamuru.
Bir de başka bir seansta bir çocuk geliyor 10 yaşında işte amcası tabanca ile vurularak hayatını kaybetmiş çocuk da bunu biliyor.
Ve bu çocuk oyun hamurlarından mermi şeklinde taneler yapmış arkadaşlar.
Yani oyun hamuruna çok tedbirli bir şekilde dokunarak şekil verme aslında aynı zamanda bilinç dışı zihni de tetikleyen bir şeymiş.
Yani buradaki çocuk oyun hamurun bir metaforu olarak kullanıyor ve farkında olmadan aslında üzüntülerini ve korkusunu ifade ediyor o hamurla.
Hamur deyip geçmeyin ne kadar ucuz bir materyal.
Ve bakar mısınız nasıl kullanıldığına?
Müthiş bir şey. Bir başka çocuk danışan.
Hiç böyle arkadaşı yok. Çok üzülüyor.
Tabii bunu ifade edemiyor.
Ama terapist sırasında şöyle bir şey yapıyor.
Bir solucan yapıyor oyun hamurunda.
Ve diyor ki bu solucanın hiç arkadaşı yok.
Biliyor musun diyor terapiste. Yerim ya kıyamam.
Oyun hamurundan onunla ilgili böyle bir hikaye anlatmaya başlıyor.
Terapist arkadaşlar yansıtmalarla o solucanın duyguları hakkında konuşturmaya çalışıyor çocuğu.
Sence bu solucan nasıl hissediyor vesaire gibi.
Aslında oyun... hamurundan yapmış olduğu o solucanın yaşadığı sorun çocuğun yaşıtlarıyla yaşamış olduğu sorunu temsil ediyor.
Yani burada oyun hamuru gördüğünüz gibi kabul edici, yargılayıcı olmayan bir tedavi aracı olarak kullanılıyor.
Gelelim bir başka oyun terapisine.
Karne verme. Bunu da çok sevdim.
Bu arada bunlar dünyada farklı farklı oyun terapistlerinin terapi çeşitleri.
Her biri dünyanın başka bir yerinde.
Bu karne verme olayı şöyle.
Terapist bir karne hazırlıyor arkadaşlar.
Bildiğimiz karne gibi. Ama ders yazan yerlere tüm aile üyelerinin adını yazıyor.
İşte anne, baba, kardeş, abi, abla falan diye.
Sonra işte kreşteki ya da okuldaki öğretmenini yazıyor.
Servise biniyorsa o servis yolculuğunu yazıyor.
Teneffüsü yazıyor. Bunların hepsini karneye yazıyor ve puanlama var birden beşe kadar.
Çocuk tıpkı bir öğretmen gibi herkese ve her şeye bir not veriyor.
Bence bunu çocuğunuza uygulayın derim.
Çocuk hepsine sıfır yazıyormuş.
Ebeveynlerin şoku.
Sonra çocuktan birkaç hafta içinde yaşadığı olayları ya da kişileri puanlaması isteniyor.
Ve sonra çocuğun verdiği notları işte neden bunu zayıf verdin?
Aa ne kadar yüksek bir puan neden böyle aldı gibi.
Tabii ki çok bunaltmadan çünkü çocuklar çok soru sorulunca kapatıyorlar kendilerini.
Bu tarz bir şey yapılabiliyormuş.
Şimdi anlatacağım oyun terapisi çocukların duygularını tanımasında ve adlandırmasında bence çok etkili bir yöntem.
Acaba bunları böyle ebeveynlerin...
Evde çocuklarına yapmalarına bir sakınca var mı?
Tabii ki profesyonellerden destek almalıyız o kısım ayrı ama çocukta bir travma yoksa herhangi bir şey yoksa yine de böyle duygularını tanımak ve ifade etmesine yardımcı olabilmek adına acaba bunlar uygulanabilir mi diye
merak ettim. Bilenler varsa beni yeşillendirirse sevinirim.
Şimdi anlatacağım oyun terapisi çocukların duygularını tanımlamalarında ve onları ifade etmelerinde yardımcı olabilir.
Çocuklar biliyorsunuz etiket yapıştırmayı o stickerları çok seviyorlar.
Terapistler bu uygulamayla işte çocuğun duygularını düzeltmeye ve onaylama kısmında yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Hem de çocukların insanların vücutlarının farklı bölgelerinde çeşitli duygular yaşayabileceğini anlamalarına yardımcı olmaya çalışıyorlar.
Şöyle oynuyorlar bu oyunu.
Çocuk da terapist yere oturuyor arkadaşlar.
Terapist çocuğu kocaman bir kağıdın üzerine yatırıyor ve onun vücudunun dış hatlarını çiziyor.
Sonra çocuğu kaldırıyor ve ona diyor ki bugün seninle farklı duygular hakkında konuşacağız.
İşte önce mutlu duygular hakkında konuşacağız.
Seni diyor ne mutlu eder?
Bunu soruyor. İşte atıyorum çocuk diyor ki annemin bana sarılması mutlu eder diyor.
O zaman diyor işte peki diyor bu mutluluğu vücudunun hangi bölgesinde hissedersin diye soruyor.
Mutlu yüz etiketini veriyor.
Tam diyor o bölgeye yapıştır.
Nerede mutluluk hissediyorsan oraya yapıştır diyor.
Sonra arkadaşlar üzüntü veren duyguları soruyor çocuğa.
Çocuk diyor ki işte atıyorum.
Arkadaşlarımın benimle oynamaması beni çok üzüyor diyor.
Üzgün suratlı bir sticker veriyor.
Hadi diyor bunu vücuduna yapıştır.
Nereye yapıştırırsın? Çocuk.
Kalbine yapıştırıyor mesela. Peki diyor ne zaman korkarsın?
Çocuk diyor ki annemle babam kavga edince işte evde çok yüksek sesi olunca çok korkuyorum.
Peki korkuyu diyor vücudunun neresinde hissedersin?
Çocuk sticker'ı gözlerine yapıştırıyor.
Yani böyle böyle gidiyor arkadaşlar.
Yani bu çocuğun aslında yaşadığı sorunları yüzeye çıkartmasına yardımcı olan somut bir müdahale.
Şimdi buna benzer başka bir teknik daha var.
Çörek adam duygu haritası.
Bu da kısaca şöyle. Şimdi terapist bir tane boş bir çörek adam çiziyor kağıda.
Hani zencefil adam var ya arkadaşlar onu çiziyor.
İşte gözünü çiziyor, burnunu çiziyor, gülümsemesini çiziyor.
Zencefil adam çiziyor ama bomboş.
Sonra her duygunun bir rengi oluyor.
Bunları yazıyor işte. Şu duygu şu renk bu duygu bu renk diye yazıyor.
Ve çocuktan bu çörek adamı bir duygunun rengine boyamasını istiyor işte.
Mesela korku boya.
Çocuk o an hissettiği duyguya o duygunun rengine ağırlık vererek boyuyor o resmi.
Yani burada çörek adamın vücudunun hangi bölgesini ne renge boyuyor buna dikkat ediyoruz.
Sırada beni güldür diye bir oyun var arkadaşlar.
Bunu ebeveynler de çocuklarına yapıyorlardır diye düşünüyorum.
Bu özellikle ciddi ve böyle içine kapalı olan çocuklarda çok işe yarayan bir yöntemmiş.
Şöyle terapist ve çocuk sırayla birbirlerini güldürmeye çalışıyorlar.
Bazen hiç gülmeyen ya da gülmemek için direnen çocuklarla karşılaşıyoruz.
İşte bu çocukların mutlu, eğlenceli, duyguları anlatma, ifade etme ve yaşama konusunda bir takım sıkıntıları var.
Ve bu tekniğin amacı çocuğun eğlenceli ya da gülünç olaylar yaşamasına bir fırsat vermek.
Çocuğa birbirlerini böyle sırayla güldürmeye çalışacaklarını anlatıyor.
Asık yüzde olan kişinin gülmemesi gerekiyor arkadaşlar.
Yüz yüze göz göze bir temas halinde olacaklar ama fiziksel temas falan yok gıdıklama yok yani.
Ve karşı tarafın gülmemesi gerekiyor.
Fıkra anlatılabilir işte karikatürler komik taktikler her şey olabilir.
Burada aslında terapist çocuğun hangi rolü seçerse seçsin işte güldüren taraf ya da gülmeyen taraf her ne olursa olsun başarılı ya da olumlu bir deneyim yaşamasını sağlamaya çalışıyor.
Yani çocuğu yenilgiye uğratmıyor, onu teşvik etmeye çalışıyor.
Şimdi arkadaşlar bazı çocuklar minnoşlar ve yargılanmaktan korktukları için oyun bile oynayamıyorlar.
Hani bırakın arkadaşlarıyla gülmeyi, oyun bile oynayamıyorlar.
Mesela bir çocuk danışan vardı işte 9 yaşında ve kendini böyle sınıf arkadaşlarından soyutladığı için tedaviye yönlendirilmiş.
Çok akıllı, derslerini çok başarılı ama yaşıtlarıyla iletişim konusunda çok sıkıntı çekiyor.
Onların oyunlarını... Yani çok uzakta duran, uzakta izleyen böyle ciddi...
tavırlı bir çocuk ve çocuğun daha sonra yoğun düzeyde kaygı yaşadı ve mükemmel yetçilik eğilim olduğu saptanıyor ve kendini değerlendirmesini istediğinde terapist arkadaşlarına göre çok daha olgun olduğunu söylüyor
ama onlar tarafından kabul edilme isteği de çok yoğun.
Hani ben onlardan olgunum ben şöyleyim ben böyleyim diyor ama işte niçede ben onlar tarafından kabul edilmek istiyorum ama hani beni almıyorlar gibi bir alt metin var.
Terapist de ilk başta onu güldürmeye çalışıyor fakat başarılı olamıyor ama sonra yavaş yavaşça Mesaretlendirdikçe çocuk açılıyor çocuk yavaş yavaş ve 4 hafta sonra gibi bir sürede tabii diğer oyun
teknikleriyle de desteklenerek artık mizahın ve oyunun kabul edilebilir olduğunu görüp rahatlıyor ve arkadaşlarıyla ilişkisi iyice gelişiyor arkadaşlar.
Tabii ben bunları böyle çok basit anlatıyorum ama bu çok uzun bir süreç.
Hani bazı oyun terapileri gerçekten uzun sürüyor.
Ben böyle kolay kolay anlatıyorum ama öyle değil.
Sırada oyuncak ayı var arkadaşlar.
Uyuyan oyuncak ayı terapisi diye bir şey.
Bu da bence çok tatlı. Çocuklar genellikle böyle korkuları hakkında konuşmakta da zorlanıyorlar.
İşte yatmak ya da gece uykudan uyanmak aslında çocuklarda pek çok korkunun ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Bu teknik çocukların korkularını denetlemelerini sağlayan bir teknik.
da korkularının yok olmasına yardımcı olabilecek yani somut bir şeyler sunan bir teknik o yüzden güzel ve çocukların korkularını dışarı çıkartmasını sağlayan somut bir etkinlik bu.
Onların korkularını kelimelere dökmelerine yardımcı olabilecek de bir teknik.
Şimdi pek çok çocuk korkuları hakkında konuşurken zorlanabiliyor ama bir şeyler yaratırken işte resim yaparken işte seramik yaparken olabilir hani böyle bir şeyler yaratırken aslında onlarla duyguları
hakkında daha rahat konuşabildiğini fark edersiniz.
Ve bu oyun terapisinde çocuk terapistiyle beraber bir oyuncak ayı dikiyor arkadaşlar.
Böyle birlikte o oyuncak ayıyı dikiyorlar.
Sonra çocuk o ayıyı alıp evine götürüyor.
Hatta çoğu çocuk bu ayıyı uyku arkadaşı yapıyormuş.
Bu teknik özellikle böyle yaz süreci yaşayan ya da birini kaybetme duygusuyla mücadele eden içine kapanık çocuklar için faydalı.
Şimdi arkadaşlar çocuklar dediğim gibi üzüntülerini yetişkinlerden farklı bir şekilde yaşıyorlar ve bazı çocukların bu duygularla başarılı Aşağı çıkabilmek için çok daha somut şeylere ihtiyacı var.
Çocuklar oyun eşliğinde bir şeyleri yaratmaya başladığında duygularını çok daha kolay ifade ediyorlar dediğim gibi.
Mesela 8 yaşında bir kız çocuğu geliyor terapiste.
Seneler önce böyle çok da anımsayamadığı kadar küçükken abisini bir kazada kaybediyor ve terapisti onunla beraber ayıcık yapıyor.
Tabi bu bir seanslık bir şey değil arkadaşlar uzun bir sürece o ayı yapma süreci.
Sonra çocuk o ayıcığı yaparken yavaş yavaş duyguları...
açmaya başlıyor terapistine.
Hatta işte abisinin ne kadar özlediğini onunla paylaşmış olduğu hayal meyal hatırladığı şeyleri anlatmaya başlıyor ve sonra o ayıcığın içine ona abisine anımsatan şeyleri koymak istediğini söylüyor.
İşte sahilde birlikte topladıkları bir taş bir aile fotoğrafı işte ona abisine anımsatan ne varsa o ayıcığın içine koyuyor ve ayıyı dikip kapatıyor.
Sonra o ayıcığı abisinin mezarına koymak istediğini söylüyor.
İşte bütün bu süreç arkadaşlar onun aslında kendi deneyimini ortaya koyarak o üzüntüyle başa çıkmasını sağlıyor.
Sırada doğal afet yaşamış ya da bir kaza, bir yaralanma geçirmiş travmalı çocuklarda kullanılan bir oyun terapisi tekniği var.
Bu tekniğin adı felaket dinozorları.
Bireysel ya da grup terapilerinde kullanılan bir şey bu.
Dinozorlar yaralanma için bir metafor ve iyileşme konusunda bir metafor oluşturarak çocuğa üstünlük ve kontrol duyguları yaşatıyor.
Çocuklar bir travma ya da bir hastalıkla karşı karşıya kaldıklarında tıpkı yetişkinler gibi kendilerini çaresiz hissedebiliyorlar.
Yetişkinler deneyimleri hakkında konuşabiliyorken çocuklar bunu sadece oyun aracılığıyla yapabiliyorlar.
Şimdi bu terapiye kısaca şöyle hani dinozor oyuncaklar var ya bu arada dinozor dinozor söyleyemiyorum.
Bunu daha önce söylemiştim. Geçen hafta arkadaşımla bunu konuştuk edebiyatçı arkadaşımla.
Dedi ki bana dino'dan aklına gelsin bir tane hani çizgi film mi ne vardı ya dino diye.
Dinozor oradan aklına gelsin diye de benim dilim dönmüyor arkadaşlar.
Dinozor diyorum ama dinozor doğrusu neyse.
Gülmeyin. Doğrusunu da söyledim bakın yanlış söylememek için.
Beni eleştirenler de sanırsınız kraliyet sarayından.
Bütün gün TRT dinliyorlar benim diksiyonumu beğenmeyi.
Ne dinliyorsunuz ya cidden.
Bence bir podcast için diksiyonum iyi yani fena değil.
En azından ne dediğimi anlıyorsunuz.
Kandıralım Merve. Pembe fili düşünme Merve.
Pembe fili pembe dinozoru düşünme Merve.
Anlatıyorum. Şimdi terapist çocuğa bir dinozor veriyor.
Kendisi de ayrı bir dinozor alıyor.
Sonra bir sargı bezi alıp ikiye bölüyor.
Bir parçasını çocuğa veriyor.
Ve sonra dinozorla ilgili bir hikaye anlatmaya başlıyor.
İşte bu dinozorlar bir felaket yaşamışlar.
Gerçekten çok zor günler yaşamışlar.
Başlarına kötü bir şey gelmiş.
Yaralanmışlar. Kaza geçirmişler falan diyor.
Sonra işte çocuğa diyor ki sence diyor nasıl bir felaket yaşamışlardır?
Ve çocuk isterse eğer açılmaya hazırsa anlatmaya başlıyor.
Yaralanmışlar başlarına şu gelmiş vesaire diye anlatmaya başlıyor.
Sonra hadi onlara yardım edelim deyip sargı ve zile işte bandajları falan kullanarak dinozorları sarıyorlar.
Hatta alçılıyorlar. Sonra ılık suyla o alçıları yavaş yavaş çözüyor terapist.
Hani işte kırık çıkık vardı alçıya aldık.
Şimdi bu alçıları açıyoruz gibi.
Bu alçılamayı çocuk yapıyor.
Tabi alçı çok kurumadan açıyorlar 15-20 dakika sonra.
Terapist dinozor... Dinozorların nasıl iyileşeceğini anlatıyor.
İşte belki diyor vücutlarında bir aksaklık olabilir.
Topallayabilir. Hani böyle uygun bir dille bunu anlatmaya çalışıyor.
Çocuğu da işin içine katarak hani işte sence nasıl yardım edebiliriz onlara gibi sorular soruyor.
Burada hüzün yok arkadaşlar.
Neşeyle konuşulduğunu düşünün.
Hani bir dram havası yaratılmıyor.
Mesela işte 7 yaşında bir çocuk danışan geliyor.
Ailesiyle büyük bir trafik kazası geçirmiş.
Ve o günden sonra asla arabaya binmiyor.
Sürekli kabuslar görüyor.
Bu oyun terapisinde çocuk dinozorun boynunu...
kuyruğunu ve bacaklarını alçaya alıyor.
Hatta terapi esnasında dinozora ne kadar şanslısın bak diyor seni iyileştirecek biri var.
Sonra işte yavaş yavaş o eski normaline dönmeye başlıyor terapiye gidip geldikçe.
Ve son oyunumuz Yık Konuş adında bir oyun terapisi.
Çocuklar kendilerini öfkelendiren durumlar karşısında pek konuşmuyorlar, üzüntülerini ifade edemeyebiliyorlar.
Bu teknik çocuklara canlarını sıkan konular hakkında konuşabilecekleri güvenli bir alan sunuyor.
Şimdi bu Oyunla birlikte çocuklar öfkelerini hem sözel olarak hem de davranışsal olarak ifade etme konusunda çok daha istekli oluyorlar.
Şimdi şöyle arkadaşlar terapist masanın üstüne ya da işte bir platforma bir yere oyuncak bebekleri yerleştiriyor ya da hareketli nesneleri yerleştiriyor.
Çocuğun eline de bir top veriyor.
Diyor ki bunları diyor devirmeden önce bana öğretmeninin ya da arkadaşının yapmış olduğu, seni üzen, hoşlanmadığın herhangi bir şey varsa bunu söylemen gerekiyor.
İşte öğretmeni de örnek olarak verdim.
Öfkelendiği şey tabii bambaşka şeyler olabilir.
Çocuk da mesela diyor ki parmak kaldırdığımda öğretmeni bana söz vermedi.
Hani buna öfke duymuş işler için ama ifade edememiş.
Tamam diyor terapist hadi diyor topu atalım.
Bunu böyle tekrar tekrar tekrar yaptırıyor ama burada arkadaşlar pek çok kişiyle ilgili yorum soruyor.
İşte annenle ilgili, babanla ilgili, kardeşinle ilgili.
böyle bir teknik öfkeli ve saldırgan çocuklarda faydalı olabiliyormuş.
Daha bir sürü oyun terapi çeşidi var.
Ben sadece böyle ucundan bucağından değindim.
Özellikle ebeveynler bence bu konunun üstüne daha fazla gidin.
Çocuğunuzla bağ kurmanın onun duygularını anlamanızın yollarından biri de dediğim gibi oyundan geçiyor.
Oyun deyip geçmeyin.
Çocuğunuzu oyun oynarken mutlaka gözlemleyin.
Emin olun onun dünyasına ait pek çok ipucu göreceksiniz ve şaşıracaksınız.
Oyun çocukların kendi Onlar birikmiş duygularını oyun yoluyla dışarı aktarıyorlar.
Bizler yaşadığımız sorunları konuşarak, dertleşerek gidip böyle eşimize, dostumuza anlatabiliyoruz belki ama onlar duygu ve sorunlarını oynayarak ifade ediyorlar.
Umarım faydalı olmuştur bu bölüm sizler için.
Çocukluk ruhun en saf haliyle parladığı bir bahardır ve oyun bu baharın en güzel çiçeğidir.
Evital ortamlarda satılacak.
Bilgiyi sundu. Evital hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Kendinize iyi bakın. Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
