
Samsung Galaxy S24 Hakkında detaylı bilgi almak için: Samsung Galaxy S24
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri için: Tıklayın
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Bu bölüm "Samsung Galaxy S24" hakkında reklam içerir*
Transkript
Samsung Galaxy Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün hayatımızı olumlu yönde değiştirebilmek için tüm dünyada kullanılan bir teknikten bahsedeceğim size.
Yaratıcı imgeleme eminim duymuşsunuzdur.
Yani hayal gücünüzün gücünden bahsedeceğim.
Yaratıcı imgeleme bir hayal etme tekniği, zihinsel betimleme ve onaylamayı kullanma sanatı olarak da geçiyor.
Düş gücümüzü aktive ederek neler yapabiliriz?
İsteklerimizi kendimize çekmemiz mümkün mü bu şekilde?
Daha önce de isteklerimiz nasıl gerçekleşir rezonans kanunu diye bir podcast yapmıştım.
Onu da dinleyin. Belki bunları çok saçma bulanlar vardır aranızda bilmiyorum.
Ama ben senelerdir bunu bizzat yaşadığım için bana saçma gelmiyor açıkçası.
Bilmeden yapıyormuşum. Yani bu yaratıcı imgeleme mevzusunu hiç bilmeden tamamen doğaçlama bir şekilde yapıyormuşum.
Bence aranızda böyle yapan çok insan vardır hani bilmeden.
Eğer ben bunları saçma buluyorum ya diyorsanız.
podcast'ı yine dinleyin.
En azından neyi saçma bulduğunuzu tam olarak ifade edebilirsiniz.
Ben açıkçası kalpten dilediğimiz her şeyin bir şekilde bizi bulduğuna inananlardanım.
Hatta dün çok enteresan bir şey oldu.
Tam böyle işte bu konuyu çekmeye karar verdim.
Yaratıcıyım gelime falan. Kafamda tasarlıyorum işte bir şeyler.
Tam o sırada Instagram'dan bir mesaj geldi.
Old takipçilerimden biri.
Erkek takipçim. Demiş ki Merve işte bunu seninle paylaşmak istedim.
Şu an çok mutluyum diye bir video atmış.
Bir açtım videoyu böyle denize s...
Cooper İstanbul'da muhteşem bir ev yani güle güle otursun.
Çok sevindim yani dedim ki kendim almış kadar mutlu oldum şu anda ve bana dedi ki bundan bir sene önce metrobüste seni dinliyordum ve hani kafamdan şey geçiyordu.
Bir evim olsun ama denize baksın o ev.
Hayaldi yani bunlar benim için olacak şey değildi diyor.
Sonra işte bir iş yeri açtı tuttu vesaire o süreçleri de biliyorum.
Şu anda da böyle bir eve kavuşmuş.
Dedi ki yani nasıl oldu böyle bir şey ben de anlamadım.
Dedim ki tam da bu konuyu anlatacaktım.
O zaman bu podcast sana gelsin dedim.
Çünkü dedim o kadar kalpten dilemişsin ki tamamen saf tertemiz bir niyetle istemişsin.
O evde seni bir şekilde buldu işte dedim.
Dediğim gibi yaratıcı imgelemeye çok inanan bir insanım.
Senelerdir yapıyorum bilmeden de olsa hatta kendimle dalga geçiyorum.
Adım Merve, soyadım Rezonans diyorum.
Mevlana'nın şöyle bir sözü var arkadaşlar.
Der ki neyi gerçekten kalpten istersen o şey bir gün mutlaka gelip seni bulur.
Düşüncen konuşmana.
Konuşman hareketine, hareketin kaderine yansır.
Güzel düşün, güzel yaşa der Mevlana.
Bu bölümün özü ne Merve derseniz size bu söz derim.
Peki ama nasıl yapacağız bunu?
Shakti Gawain, Yaratıcı İmgeleme deyince şüphesiz ilk akla gelen isimlerden.
Zaten Yaratıcı İmgeleme kitabı da birçok dile çevrilmiş ve milyonlarca satmış bir kitap.
Ben de onun bu konu hakkındaki bilgilerinden faydalanacağım bu bölümde.
Yeterince açık bir dilekte bulunun yalnızca.
Çünkü yürekten arzulanan her şey.
mutlaka gerçekleşir diyor.
Yaratıcı imgeleme kısaca yaşamımızda olmasını istediğimiz şeyleri yaratabilmek için hayal gücümüzden faydalanmaktır.
Yaşamla ilgili içinizde eğer böyle olumsuz kavramlar varsa yaşamdan yana hep engeller, zorluklar beklemiş olabiliriz ve biz bu beklentiyle, burası önemli, beklentiyle o olumsuzluğu
bizzat kendimiz yaratmış olabiliriz.
Bunu mesela aşk ilişkilerine yorumlayacak olursak kafanızda işte erkeklerle ilgili ya da kadınlarla ilgili kalıplaşmış, olumsuz, negatif böyle çok kötü düşünceler varsa iyi bir ilişki yaşamayı beklemeyin diyor yaratıcı
imgeleme. Zaten kafanda olan şey neyse seni o bulacaktır diyor.
Hani güzel düşün, güzel olsun diyoruz ya.
O yüzden şöyle bir kafanızdaki düşünceleri gözden geçirin derim.
Yaratıcı imgelemede olan şu.
Gerçekleşmesini istediğiniz şeyin açık ve net görüntüsünü yaratmak için düş gücümüzü kullanıyoruz.
Olay bu. Ama bunu yaparken pozitif bir enerjiyle yapmamız gerekiyor.
Negatif değil. Ve bu yaratıcı imgelemeyi kullanmak için spritüel mevzulara ya da işte metafiziksel düşüncelere inanıyor olmanıza da gerek yok.
En önemli kısım şu kabule açık mısınız?
Kabullenmeye açık mısınız?
Açık fikirli olmanız gerekiyor ve olumlu bir ruh haline sahip olmanız gerekiyor.
Çünkü evrenin ve bizim Gözümüzde enerji var ve enerji mıknatıs gibi bir şey.
Belirli bir niteliğe ya da titreşime sahip enerji kendisine benzer bir niteliği ve titreşime sahip enerjiyi çekme eğiliminde.
Düşünce ve duygular da aynı şekilde gidiyor.
Benzerini çeker diyor şakti.
Hani bazen tam aklımızdan geçen kişiyle karşılaşırız veya işte o anda çat diye arar.
Şaşırırız. Deriz ki ya tam aklımdan sen geçiyordun.
Çok yaşıyorum ben bunu. Bir şeyi yaratırken önce ne yapıyoruz arkadaşlar?
Kafamızda planlıyoruz değil mi?
podcast çekeceğim. Kafamda bir plan yapıyorum.
Hayalini kuruyorum önce. Şöyle yaparım, böyle yaparım bilmem ne.
Bunları düşünüyorum öncesinde.
Kafamızda bir fotoğrafını çekiyoruz yapacağımız şeyin.
Yani bir düşünce ya da işte bir fikir daima o olayın gerçekleşmesinden önce zaten kafamızda bir tezahür ediyor değil mi?
Bir ressam düşünün. Önce aklına bir fikir gelir ya da işte bir ilham gelir.
Ondan sonra başlar yapmaya ya da işte bir mimar.
Önce yapacağı projeyi kafasında tasarlar tasarlar gider kağıda döker sonra başlar.
Ya da bir yazar düşünün. Romanını yazmadan önce zaten onu kafasında planlamıştır.
Uzun zamandır o kafasında vardır.
Ya da bir akıllı telefon hayal ederiz.
Devir, yapay zeka devri, yapay zeka destekli olsun deriz.
Samsung bir akıllı telefonda ne hayal ediyorsak yapar.
Biliyorsunuz Galaxy AI ile yapay zeka çağı başladı.
Galaxy S24 serisi gücünü Galaxy AI'dan alan ilk telefon.
Peki neler hayal etmiştik ve bunlar Galaxy yeni amiral gemisinde gerçek oldu.
Yaşamımızın her alanını akıllı telefonun en temel rolü olan iletişimi geliştirmeyi amaçlayan çok kullanışlı yapay zeka özellikleriyle destekliyor.
Mesela Diyelim ki şu an arabadasınız ve bu podcast'ımı dinliyorsunuz ve dediniz ki içinizden keşke bu bölümün notunu çıkartabilseydim.
Galaxy S24'te ses kaydetmeyi sevenlerin bayılacağı yapay zeka destekli transkripsiyon özelliği var.
Kayıtlarınızı metne çevirebiliyorsunuz.
Dilerseniz özetini çıkartıp başka bir dile bile çevirebilirsiniz.
Hatta birden fazla kişi konuşsa bile ya da diyelim ki bir film izliyorsunuz.
Filmde bir tablo gördünüz ve bayıldınız.
Keşke şu tablonun kime ait olduğunu bilsem dediniz.
orada ekranı durdurup daire içine alıyorsunuz.
Yapay zeka destekli Circle to Search özelliği sayesinde hemen buluyorsunuz.
Ya da Live Translate sayesinde yapay zeka destekli size eş zamanlı çeviri yapan bir çevirmeniz oluyor.
Bu özellik benim favorim çünkü örneğin Fransızca konuşan biriyle siz İngilizce konuşuyorsunuz.
O sizi kendi dilinde duyuyor.
Gerçekten muhteşem. Yapay zeka destekli yenilik sayesinde fotoğraf galerinizdeki görseller üzerinde objeleri oynatabiliyor ve silebiliyorsunuz.
Bir objeyi kaldırmak isterseniz yapay zeka Altyazı M.K.
sayesinde siz fotoğrafı çekiyorsunuz, dilerseniz bütün ayarlarını o yapıyor.
Sosyal medyada paylaşmaya kadar her adımda faydalanabiliyorsunuz.
Üstelik saatlerce uğraşmadan.
Serinin ultrası Galaxy S24 Ultra bir akıllı telefondaki en fazla megapiksel ve yapay zeka işleme özelliğine sahip.
Üstelik 200 megapiksel ayrıntı sevenlerin dikkatine.
Eğer sıkı bir gamersanız, oyun oynarken gerçeğe çok yakın grafikler istiyorsanız o da Galaxy S24 Ultra.
24 sayesinde mümkün.
Üstelik ısınma sorunu olmadan.
Merve benim için güvenlik çok önemli diyorsanız Galaxy S24'de yapay zeka özellikleri dahilinde verilerinizin online olarak işlenmesi devre dışı bırakılabiliyor.
Verilerinizin ne ölçüde işlenebileceğine kadar siz karar verebiliyorsunuz.
Samsung Galaxy S24 serisinin sunduğu neredeyse her deneyim gücünü yapay zekadan alıyor.
Günlük yaşamını olağanüstü bir deneyime dönüştürmeyi hedefleyenleri ve mobil yapay zeka çağına adım atmak isteyenleri Samsung Galaxy S24'ü daha detaylı incelemek için açıklamalardaki linke davet
ediyorum. Hadi devam edelim. Fikirlerimiz bir plan, bir proje gibi.
O gerçekleşecek şeklin bir görüntüsünü yaratıyoruz ve bu görüntü sonra fiziksel enerjiyi manyetize ederek ve yönlendirerek bu şekle doğru akmasını sağlıyor.
Ve en sonunda da fiziksel dünyada onu tezahür ettirir diyor Shakti.
Yani isteklerimizin gerçekleşmesini böyle açıklıyor.
Hani bu kısma inanırsınız, inanmazsınız bilemem.
Hani bu işin bir mantığı var mı?
Ondan da açıkçası emin değilim ama yine de hani mantıklı bir gerekçe arıyorsak diye bu kısımları atlamak istemedim.
En azından neyi saçma bulup bulmadığımızı bilelim.
Mesela diyor ki eğer sürekli hastalanacağınızı düşünürseniz evet diyor hasta olacaksınız.
Hani kaçarınız yok. Hasta olacaksınız sürekli bunu düşünüyorsun.
Hatta geçen gün bir arkadaşımla donduk yani Ankara ayazını bilen bilir.
Dedi ki bana tam böyle ayrılıyoruz evlere.
Kesin dedi hasta olacağım.
yataklara düşeceğim yarın dedi.
Ben de dedim ki bana hiçbir şey olmaz.
Hani ben hastalanmam ya falan diyorum.
Ertesi gün aradım. Sesi Mesih gitmiş.
2.80 yatıyor. Bana yine bir şey olmadı.
Kendime nazar değdirmek istemiyorum ama ben de gerçekten hastalanma düşüncesi yok.
Daha önce anlatmıştım size. Kışın böyle kar yağarken ben camları açıp yatan bir tipim.
Bilmiyorum o yüzden mi? Hani hiç şey demedim.
Ya kesin hastalanacağım.
Öyle düşünmedim. Şu da var ama kötü düşündüğüm şeyleri de yaşıyorum.
Kötüyü hemen çekme özelliğim var.
Mıknatıs gibi. Bunların sebebi bilmiyorum.
Yaratıcı imgeleme mi değil mi?
Belki tamamen tesadüttür, şans eseridir.
Bunu bilemem ama çok sık yaşadığım kesin.
Hatta bundan 3 sene önce falan tam böyle evden çıkıyorum.
Asansöre bindim. Kafama şöyle bir görüntü geldi arkadaşlar.
Kaza yapmışım. Kaza yaptığım anı gördüm.
Evden çıktım. 2 kilometre sonra çat bir kaza.
Ve yani o gördüğüm resmin aynısı.
Araba o şekilde. Abim bana Nostradamus diyordu.
Hatta şey vardı ya korkunç bir film vardı ya komik bir film.
Orada küçük bir çocuk vardı. Cenaze sahnesini hatırlıyor musunuz?
O da herkese bir şey söylüyordu.
Sen şöylesin senin başına şu gelecek.
O sahneyi hatırlayın.
O benim yani küçüklüğüm.
Ya bu yaratıcı imgeleme mi?
Sezgisel bir şey mi? O kısmı bilmiyorum gerçekten ama hani olacakları önceden görebiliyorum bazen.
Şimdi beni dinleyenler podcast'e kutsal sıfırlatıyorlar.
Bu neymiş böyle biz bunu dinle...
yapay zeka sanıyorduk cin çıktı bu arada menajerim de benden korkuyor ekiptekiler şey diyor bana ya Merve ne desen oluyor diyor ve 100 kere falan yaşamışızdır bunu O
kadar çok şey var ki anlatacağım.
Mesela en son yaşadığımı anlatayım.
Hani geçen Instagram'a bir story atmıştım.
Türkler uzaya giderse hani böyle bir başlık var ya böyle komik komik görseller var.
Bir tanesinde astronot elinde çay bardağı uzaydan dünyaya bakıyor.
Dedim ki bu kesinlikle benim.
Gerçekten yani uzaya çıksam bir demlik çayımla giderim.
O kadar çayı seviyorum.
Sonra kendi kendime dedim ki ya bu kadar hani sponsor aldık vesaire.
Niye dedim çay yok hani bunların arasında çay olması lazım dedim.
İçimden bunu geçirdim. Beş dakika geçmemiştir.
Çok ciddiyim. Böyle bir teklif geldi ve dedim ki ya ben bunu düşünüyordum şu anda.
Dedi ki ben senden korkuyorum artık.
Dediğim gibi bu prensibe göre hayatta en çok düşündüğümüz, en güçlü biçimde inandığımız ve en derinden beklediğimiz, hayalimizde en canlı şekilde canlandırdığımız şeyleri kendimize çekiyoruz.
Olumluyu da, olumsuzu da.
Şimdi bu kadar anlattığım çok basit bir imgeleme uygulaması anlatacağım size.
Öncelikle arzu ettiğiniz herhangi bir şeyi düşünmenizi istiyorum.
Böyle kolayca gözünüzde canlandırabileceğiniz basit bir şey olsun bu.
İşte bir telefon olabilir, bir iş terfisi olabilir.
Güzel bir ilişki olabilir.
Her şey olabilir. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği sessiz bir ortama ihtiyacımız var.
Rahat bir biçimde oturun ya da uzanın.
Tüm bedeninizi rahat hissetmeniz gerekiyor.
Yani iyice gevşemiş olmamız gerekiyor.
Gergin olmamamız lazım.
Gözümüzü kapatıyoruz ya da açıkta olabilir.
Gerçekten... İstediğiniz şeyi zihninizde canlandırmaya, imgelemeye başlayın.
O resmi görün. Mesela bir araba istiyorsunuz.
O arabanın içinde hayal edin kendinizi.
Ya da bir ev istiyorsunuz.
O evi görün. O evin içinde canlandırın kendinizi.
O arabayı sürerken işte arkadaşlarınızla o arabayla bir yere gidiyorsunuz.
O arabanın zevkini çıkarırken bunları hayal edin.
Kendinizi orada görün.
O arabanın içinde ve her yönüyle.
Park ettiğinizi görün. Frene bastığınızı, her detayını görmeye çalışın.
Ve işte ailenizin size söylediklerini, aa ne kadar güzel bir araba almışsın oğlum kızım vesaire bunları görmeye çalışın tüm ayrıntılarıyla.
Yani sanki gerçekmiş gibi, bu olay olmuş, yaşanmış gibi yaşayın o anı yani heyecanlanın.
Hani çocuklar doğum gününde bir hediye beklerler, günlerce gecelerce beklerler, düşlerler o hediyeyi.
Onun gibi baştan sona tam anlamıyla mutluluk veren bir deneyimmiş gibi.
Geçen ben mesela Finlandiya'yı falan çok seviyorum ya biliyorsunuz Norveç, Finlandiya.
ya İzlanda. Oralara bakıyorum sürekli stalk.
Kendimi şeyi hayal ediyorum.
İşte geyikler var. İşte karların içinde yuvarlanıyorum.
Saçma sapan hayaller ve mutlu oluyorum kafamda.
Böyle şeyler düşünüp düşünüyorum.
Bir de şey diyorum kahretsin ya bu kış geçti artık.
Öteki kış giderim.
Hayalimde bu da var. Hani hayalimde kendimi engelliyorum birden.
Sanki ben gidecekmişim de artık bu sene gidemem ya.
Seneye giderim falan. Kendi kendime böyle senaryolar kuruyorum.
Diyorum ya işte bilmeden yaptığım şeyler bunların bir adı varmış.
Yaratıcıyım geleme. Deli değilmişim arkadaşlar.
Ne diyordum ya? Araba hayal edin diyordum.
Anca hayal ederiz zaten. Hani bu ekonomide diyorsanız.
Yok öyle demiyorum. Yaratıcıyım geleme öyle çalışmıyor.
Bütün bunları düşünürken eğer kuşkulara olumsuz düşüncelere, kafanızda bir takım engellere takılırsanız bu engellere karşı bir direnç göstermeyin.
Bunları önlemeye çalışmayın.
Aman böyle düşünmemem lazım falan öyle demeyin.
Neden? Çünkü engellemeye çalışırsanız onlara daha da güç vermiş olursunuz.
Böyle daha da böyle hücum ederler kafanızın içine.
Bırakın bilincinizden akıp gitsinler.
Sonra olumlu imgelemelere geri dönersiniz.
Yani önce onlar bir gitsin ondan sonra yaparsınız.
Bu imgelemeyi her gün her gün yaparsanız ne kadar sık tekrar ederseniz o kadar iyi.
Günde 5 dakika bile yapsanız çok iyi olur diyor.
Yaratıcı imgelemeyi kullanırken en önemli kısımlardan biri gevşemek arkadaşlar.
Yani bedeninizin ve beyninizin sakin olması gerekiyor.
Çünkü o zaman beyin dalgalarımız da değişiyor biliyorsunuz.
Yavaşlıyor. Alfa düzeyine geçiyoruz.
Hani normalde hayat telaşına düştüğümüz zaman hani uyanıkken, meşgulken, çalışırken betadayız.
Ama bunu yapmamız için alfa düzeyinde olmamız gerekiyor.
O işte yaratıcı imgeleme. Alfa düzeyinde daha başarılı oluyor.
Çünkü daha meditatif bir halde oluyoruz.
O yüzden gece yatağa yattığımız zaman işte uyumadan önce ya da sabah uyanır uyanmaz hemen yaratıcı imgeleme yaparsanız bunlar ideal zamanlar diyebilirim.
Koltukta ya da yatakta dik bir şekilde oturarak da yapabilirsiniz.
Hani illa yatmanıza gerek yok.
Zaten şöyle bir şey var.
Meditasyonla uğraşanlar çok şanslılar.
Çünkü onlar zihinlerinin sesini bastırmayı başarabiliyorlar.
Bizim gibi böyle kafasının içinde binlerce ses yok.
Her yerden konuşmuyor kafasının içindeki o sesler.
O yüzden meditasyonla uğraşıyorsanız yaratıcı imgeleme konusunda bir sıfır öndesiniz diyebilirim.
Eğer imgeleme yaparken bilinç dışı engellemelerinizle karşılaşırsanız bu tip engelle...
imgelemelerin genellikle korkudan kaynaklandığını bilin arkadaşlar.
Çünkü kendi içinize döndüğünüz zaman karşılaşacağınız bir takım uygunsuz şeyler olabilir.
Onaylamayacağınız duygular olabilir.
Ve bu onaylamayacağınız duygulardan korktuğunuz için yaratıcı imgeleme yeteneğinizi kendi kendinize de bloke ediyor olabilirsiniz.
Mesela bir örnek vereyim.
Meditasyonlar sırasında hep uyuyakalan biri var.
İşte imgelemeyi asla başaramıyor.
Sonra işte konuşuyorlar, ediyorlar, araştırıyorlar.
Bunun sebebi şu çıkıyor.
Daha önce bir yaratıcı imgeleme çalışmasında herkesin içinde çok şiddetli bir ağlama nöbeti geçirmiş bu adam.
Ve ondan sonra çok mahcup olmuş yani.
Ve bir daha mahcup olmak istemediği için bakın bir korku var burada.
Korkusundan dolayı artık yaratıcı imgeleme yapamıyor.
Ne zaman meditasyona başlasalar hop uyuyakalıyor.
İşte bu korkularından dolayı olmuş.
Şimdi etkili imgeleme yapmak için neler yapabiliriz?
Dört temel adım var.
Bunlardan bahsedeceğim. Birincisi hedef belirlememiz gerekiyor.
Bu kısım çok önemli.
Sahip olmak istediğiniz şey tam olarak ne?
Uğrunda çaba göstermek, gerçekleştirmek ya da...
Yapmak istediğiniz şey tam olarak ne?
Önce buna bir cevap verelim.
Bir aşk mı istiyorsunuz?
İş mi? Ev mi? Fiziksel bir değişim mi?
Sağlık mı? Güzellik mi?
Ne istiyorsunuz? Yani her neyse önce buna net bir şekilde karar vermemiz gerekiyor.
Ama bunlar tabii ki tutup da işte Brad Pitt'le tanışmak istiyorum falan.
Bunlar olmaması gerekiyor.
Gerçekleşeceğine inandığınız şeyler, hani olabilitesi olan şeyler, yakın bir gelecekte gerçekleşebileceğini hissettiğiniz...
Hedefler olabilir. Çok uç şeyler hayal etmeseniz sizin için daha iyi olur.
Neden böyle söylüyorum? Çünkü kendi içinizde bir olumsuz dirençle karşılaşmamanız için böyle söylüyorum.
Sonraları bu işte böyle uzmanlaşınca daha üst seviye şeyler yaratıcı imgelemeyle düşünebilirsiniz.
Ama öncelikle daha makul şeylerle başlamamız bizim için daha iyi olur.
İkincisi net bir fikir ya da görüntü yaratmaya çalışın.
Gerçekleşmesini istediğiniz şeyi ya da durumu olmasını istediğiniz biçimiyle canlandırın.
Ama bu işin püf noktası şu.
Bu şey her neyse onu tam da böyle şu anda gerçekleşmiş gibi zaten olmuş gibi düşünmeye çalışın.
Öyle hissetmeye çalışın.
Kendinizi o durumun içinde arzu ettiğiniz şekilde görmeye çalışın.
Ve o sahneye mümkün olduğunca çok ayrıntı katın.
Üçüncüsü sık sık üzerine odaklanın.
Hani arzu ettiğiniz şey her neyse onun fikrini ya da görüntüsünü.
Eğer meditasyon yapıyorsanız meditasyon seanslarında düşünün.
oyuncağı. Aklınıza gelen her an sık sık o arzu ettiğiniz şey neyse sık sık onu zihninizde canlandırın.
Neden böyle yapıyoruz? Çünkü o arzu ettiğimiz şeyi hayatımızın içine alıyoruz.
Hani ayrılmaz bir parçamıza dönüşüyor.
Artık böyle git gide daha gerçekçi bir hal almasını istediğimiz için sürekli düşünüyoruz.
Arzuladığımız şeye tam ve net ama hafif ve yumuşak bir şekilde odaklanmamız gerekiyor.
Hani böyle çok fazla uğraşıp bütün gün onu düşünüyorum aman tanrım o benim olmalı.
Böyle değil yani enerjimiz...
tüketecek şekilde değil. Daha böyle akışta gibi bir düşünce olması gerekiyor kafamızda.
Dördüncüsü o istediğiniz şey her neyse pozitif bir enerji yükleyin ona.
Hedefinize odaklanırken işte istediğiniz şey neyse onunla ilgili böyle olumlu şeyler, sizi yüreklendirici şeyler düşünmeye çalışın.
Kendi kendinize güçlü ve olumlu bildirimlerde bulunun arkadaşlar.
Elde etmek istediğiniz şeyin var olduğunu ve size gelmekte olduğunu söyleyin mesela.
Kendinizi o arzuladığınız şeye alırken bir yerden gidip alıyorsunuz.
Öyle hayal edin. Ya da kazanırken artık her neyse istediğiniz şeyi o şekilde görmeye çalışın.
Ve işte bu olumlu bildirimlere zaten onaylamalar diyoruz.
Onaylamalar kullanırken de bir anlık bile olsa lütfen o güvensizliklerinizden, kuşkularınızdan arınmaya çalışın.
Çünkü aksi takdirde bir blokaj oluşturuyoruz.
İstediğiniz şey her neyse bunun gerçekleşmesinin mümkün olduğunu ve onun gerçek olabileceğini hissetmeye çaba gösterin.
Bu arada şaktiden ufak bir uyarı.
Eğer bu güçlü tekniği zarar verici ya da yıkıcı bencillikte bir amaç için kullanmaya çalışırsanız karma yasasından bir habersiniz demektir.
En başta dediğim gibi ne ekersek onu biçeriz.
Başkası için yaratmaya çalıştığımız her şey daima bir bumerang gibi size geri dönecektir.
Mesela iş yerinizde terfi etmek istiyorsunuz.
Bunu imgeliyorsunuz ama sizin bir üst pozisyonunuzda olan kişi her kimse onun işte işten çıkarıldığını hayal ediyorsunuz mesela.
Bu yıkıcı bir şey değil mi? Hani o üzülecek neticede böyle olursa.
Böyle düşünmeyin. Onun da böyle daha mutlu olabileceği bir iş pozisyonuna geçiş yaptığını, daha iyi bir fırsata kavuştuğunu ve o yüzden o pozisyonunun boşaldığını ve yerine sizin geçeceğinizi düşünün.
Her ikinizin de iyiliği ile sonlansın.
Öyle bir hayal olsun bu.
Kimsenin kötülüğünü düşünmeyin hayalinizde bile olsa.
Çünkü dediğim gibi size geri dönüyor.
Gelelim onaylama mevzusuna.
Bu ne işe yarıyor? Şimdi bazı düşüncelerimiz var.
Bu düşüncelerimiz artık... yıpranmış, işi bitmiş, olumsuz eski düşüncelerimiz ama hala zihnimizde gevezelik etmeye devam ediyorlar.
Bunları alıyoruz, daha olumlu fikirlerle değiştirmeye çalışıyoruz.
Buna yardımcı oluyor onaylama dediğimiz şey.
Onaylamak, kesinleştirmek, sabitleştirmek, pekiştirmek demek.
Yani olumsuz fikirlerle olumluları değiştiriyoruz.
Onaylama bir şeyin zaten şimdiden öyle olduğu konusunda güçlü, olumlu bir bildirim arkadaşlar.
Çok önemli. İmgelediğiniz şeyi kesinleştirme yöntemi.
Zihniniz sürekli kendisiyle konuşuyor değil mi?
Kesintisiz bir şekilde sabahtan başlıyoruz akşama kadar bıdı bıdı bıdı kafamızın içinde biri konuşuyor.
Shakti diyor ki düşüncelerimiz yoluyla kendimize söylediğimiz bir takım şeyler var ve bugün yaşadığımız şeylerin temelini o kafanızda konuşan sesler oluşturuyor diyor.
Zihinsel yorumlamalarımız yaşamımızda ne olup bittiğiyle ilgili duygu ve algılarımızı etkiliyor ve onları olduğundan farklı gösteriyor.
Hayatta başımıza gelen her şeyin sorumlusu kendi benzerlerini eninde sonunda kendine çekerek gerçekten de tezahür ettiren bu düşünce şekilleridir diyor.
Hani diyoruz ya aklıma gelen başıma geldi.
Ne düşünüyorsam onu yaşıyorum.
İşte bunun açıklamasını böyle yap.
Peki Merve nasıl olumlama yapacağız?
Mesela şöyle. Kendimi olduğum gibi seviyorum ve takdir ediyorum.
Ben sevilmeyi Sevgi dolu, güzel ve mutlu ilişkileri hayatıma çekiyorum.
Artık mutlu olduğum bir işim var.
Kendimi istediğim gibi ifade edebiliyorum.
Şu anda yaşadığım için kendimi mutlu ve neşe dolu hissediyorum.
Eğlenmek ve hayatın tadını çıkartmak...
Benim de hakkım ve bunu yapıyorum.
Bakın bunlar böyle çok basit şeyler aslında.
Onaylama yaparken de 7 önemli madde var.
Birincisi onaylama cümlelerimizi daima bakın gelecekte gibi değil şimdiki zamanda gibi konuştum fark ettiniz mi?
Ne dedim? Sevgi dolu güzel ve mutlu ilişkileri hayatıma çekiyorum şu anda.
Artık mutlu olduğum bir işim var şimdiki zaman.
Gelecek diye bir şey yok unutun onu.
Zaten varmış gibi düşünüyoruz.
Olay bu. Mesela diyoruz ki harika bir işe gireceğim.
Böyle demiyoruz. Harika bir...
işim var deyin. Tamam mı?
Zaten varmış gibi konuşuyoruz.
Ya aklıma şey geldi. Rezonansta mı anlattım onu?
İsteklerimiz nasıl gerçekleşir?
Annemin arkadaşının şu kira muhabbeti.
Ne gülmüştük ona.
Ya ne diyecektim? Burada biraz şey gibi olmuyor mu?
Hani kendimizi mi kandıralım?
Merve yalan mı söyleyelim?
Hani iş yerinde ağlıyor ama işte arkaya gidip şey diyor.
Bu podcast'ı dinlemiş. Merve dedi ki harika bir işim var demeli.
Öyle değil. Yani umarım öyle değildir.
Çünkü çok deli saçması görünüyor farkındayım dışarıdan.
Şöyle şimdi bu...
Her şeyin nesnel düzeyde yaratıldığı gerçeğini bilmektir diyor.
Şakti bunu böyle açıklamış.
O yüzden lütfen gelecekte gibi konuşmayın.
Şu anda gibi konuşun.
Hani öyle konuşun ki öyle olsun demeye getiriyor.
İkincisi onaylamalarınızı daima en olumlu biçimde yapın.
Yani olmasını istediğiniz şeyi söyleyin.
Olmasını istemediğiniz şeyi söylemeyin arkadaşlar.
Mesela şunu demiyoruz. Artık sabahları geç kalkmayacağım.
Böyle demiyoruz. Artık her sabah erken uyanacağım.
Olumlu bir şekilde söylüyoruz.
Olumsuzlar yok. Neden böyle yapıyoruz?
Çünkü zihnimizde olumlu bir tezahür yaratmaya çalışıyoruz.
Olumsuz değil. Biz olumlu bir şey yapmaya çalışıyoruz.
O yüzden cümlelerimize dikkat.
Üçüncüsü en etkili onaylamalar.
En kısa ve en basit olanlardır.
Yani böyle gılgamış destanı gibi olumlama yapmamıza gerek yok.
Güçlü ve bir duygu ileten açık bir bildirim olmalı onaylamalarımız.
Çünkü daha fazla duygu ilettikçe zihnimizde de ona daha güçlü bir tesir yaratmış oluyoruz.
Söylediğiniz şeyi böyle kalpten söyleyin.
Kalbinize bir bakın bir şey söylerken orada bir hareket var mı?
Çok uzun olumlamalar yapınca başını unutuyoruz zaten.
O yüzden kısa ve etkili bir şey olsun.
Dördüncüsü yaptığımız onaylamanın bize işe yarayan bir onaylama gibi gelmesi lazım.
Hani diyorum ya kalbinizde bir etki bırakıyor mu?
Doğru gelmesi lazım ya söylediğiniz şeyin.
Kulağınıza doğru gelmesi lazım.
Ve geliştirici, özgürleştirici, destekleyici olması gerekiyor onaylamalarımızın.
Hani bir başkasının size dediği onaylamayı yapmak zorunda değilsiniz.
En doğrusu size...
Kendinizi iyi hissettiren, doğru olduğuna inandıklarınız yani kendi olumlamalarınızı kendiniz yapsanız daha iyi olur.
Bana mesela bazıları çok komik geliyor.
Hani böyle işte yabancı bir diziyi Türkçe seslendirmeli izliyormuşum gibi komik geliyor olumlamaların bazıları.
Çünkü başkalarının onlar. Ya da işte gerçek kesitte hani sarı bıyık vardı ya onun replikleri gibi.
O kadar yapmacık ki.
Artık mutlu olduğum bir işim var.
Kendimi istediğim gibi ifade edebiliyorum.
Kendimi olduğum gibi seviyorum ve takdir ediyorum.
Bu ne be? O yüzden herkes kendi olumlamasını kendi yapsın mümkünse.
Kendi kendinizi onaylayın.
Yani kalbime dokunmuyor.
O yüzden dediğim gibi kendi onaylamalarımı hep kendim yapıyorum.
Tabii yine bunun onaylama olduğunu bilmeden yapıyormuşum.
Yani yaptığım şeyler onaylamaymış.
En basiti mesela eve geliyorum ya.
Hemen diyorum ki canım evim şükürler olsun böyle bir evim var.
Hani bir evim var başımız okuyacak şükürler olsun.
Ya da işte sabah kalkıyorum şükürler olsun bugün de uyandım.
Yani bunun dinle alakası yok bu arada.
Hep söylüyorum ben dindar bir insan falan değilim ama çok şükürcüyümdür.
Her şeye şükrederim. Ağaç görürüm şükrederim.
Köpek görürüm şükrederim.
Sürekli şükür halindeyim.
Yani sahip olduklarınıza şükretmek bilmiyorum.
çok iyi hissettiriyor. O yüzden bunu çok yapıyorum.
Ya da işte diyorum ki şükürler olsun bugün uyandım, hayattayım, ayaktayım, sevdiklerim yanımda diyorum mesela.
Ya da bazen çok çalışıyorum, çok yoruluyorum, tam böyle isyan edeceğim, o noktaya geliyorum.
Sonra diyorum ki bir dakika Merve, şükürler olsun ki bir işim var diyorum.
Hani şu zamanda bir işim var, para kazanabiliyorum, şükürler olsun diyorum.
Dediğim gibi bu bana kendimi iyi hissettiriyor.
Belki size de iyi hissettirir, iyi gelir diye söylemek istedim.
Normalde podcastlerde kendimden çok bahsetmem biliyorsun.
Bazen böyle aralara girip söylüyorum bir şeyler.
Beşincisi onaylama yaparken şu kafada olmamamız gerekiyor.
Hani zaten var olan bir şeyi yeniden yapmaya ya da değiştirmeye çalışmıyoruz.
Tamam mı? Bu zaten bunu böyle düşünüyorsanız bu olana direnmektir.
Yani bu bizi çelişkiye düşürür.
Yaşamımızı şu anki koşullarıyla...
Olduğu gibi kabullenme ama aynı zamanda da her anı istediğiniz ve bizi en mutlu şekilde kılacak şeyi yaratmaya başlamak için yeni bir fırsat olarak görme yaklaşımına sahip olmamız gerekiyor.
6. Onaylamalar yapmak, duygularımıza karşı çıkmak ya da onları değiştirmeye çalışmak anlamına gelmiyor arkadaşlar.
Olumsuz olanlar da dahil tüm duygularımızı oldukları gibi kabul ediyoruz ve bunları deneyimlememiz önemli.
Onaylamalar şu andan itibaren daha doyum verici yaşam deneyimlerine sahip olmamızı sağlayarak yeni bir bakış açısı yaratmamız için geliyor.
konuda güçlü bir inanç yaratmaya çalışın.
İncil'de şöyle yazar.
Dileyin o size verilecektir.
Arayın bulacaksınız.
Kapıyı çalın size açılacaktır.
Dileyen herkes alacaktır.
Arayan bulacaktır.
Ve kapıyı çalana o kapı Yaratıcı imgeleme yaparken size ilham veren amaçlarınızla, ideallerinizle, kurduğunuz hayallerle paralel olan kitapları da okuyabilirsiniz.
Ya da podcastları dinleyebilirsiniz.
Ya da film izleyebilirsiniz hayallerinize uygun olan şeylere.
Yani size destek olacak, çabalarınızda size motivasyon sağlayacak şeyler yapın.
Yakınlarınızla aynı şekilde.
Sizi böyle demoralize eden kişilere çok kulak asmayın.
Şakçı diyor ki insanlar sık sık yaşamlarını geriye doğru tercih ediyorlar.
Tersine yaşamaya kalkışırlar.
Daha fazla şeye ya da daha fazla paraya sahip olmaya çalışırlar.
Çünkü eğer böyle olursa bu durumda istediklerini daha fazla yapabilecek ve böylece daha mutlu olabileceklerdir değil mi?
Çoğumuz böyle düşünüyoruz.
Ama Şakti diyor ki hayır diyor.
Böyle bir şey yok. Hayır, hayır.
Ekrem Emamoğlu gibi hissettim kendimi.
Öyle değil. Şimdi süreç tam tersine işliyormuş yani Şakti'nin dediğine göre.
Önce gerçekte olduğunuz varlık olmalı.
Sonra istediğiniz şeye sahip olabilmek için yapmanız gereken şeyleri yapmalısınız diyor.
Yani önce diyor siz bir mutlu olun sonra zaten o para size gelir diyor.
Yaratıcı imgelemenin başarılı olabileceğini gösteren 3 ana unsur var.
Birincisi arzu. Ben bu şeyin gerçekleşmesini.
Gerçekten canı gönülden istiyor muyum?
Önce bunu bir sorun kendinize.
Geçenlerde bir Reels izledim.
Bir kadın köye gidiyor işte köyü çok beğeniyor.
Keşke burada yaşasam işte çiftlik hayatı vesaire bunlara arzu ediyor.
Sonra bir yaşlı amcayla konuşuyor.
Diyor ki işte ben de çok isterdim burada yaşamak falan.
Adam da diyor ki ee hani anlamıyor kadın.
Diyor ki kızım çok istesen zaten yaşardın.
Zaten gelirdin. Sen çok istemiyorsun ki diyor.
Yani bazı şeyler gerçekten bazen sadece dilimizde oluyor.
Hani böyle kalpten canı gönülden.
Yani istiyor musun deseler bilemiyorum Altan.
İkincisi inanç.
Seçtiğiniz hedefe ve ona ulaşacağınıza ne kadar çok inanırsanız onun gerçekleşme gücü de o oranda artacaktır.
Kendi kendinize şunu sorun.
Bu hedefin var olduğuna inanıyor muyum?
Ona ulaşmamın ya da bunun gerçekleşmesinin mümkün olabileceğine inanıyor muyum?
Bunu bir soralım. Üçüncüsü ise kabullenme arkadaşlar.
Peşine düştüğünüz şeyi kabullenmeye ve ona sahip olmaya istekli misiniz?
Neden? Çünkü bazen ulaşmayı gerçekte istemediğimiz hedefleri kovalıyoruz farkında mısınız?
Aslında tek istediğimiz şey...
Onu elde etmek. Yani bunun için çalışıyoruz.
Onu kovalıyoruz senelerce.
Aslında amacımız o değil. Hani Oscar Wilde'ın podcastinde anlatmıştım.
Deniz Kızları hikayesi.
Onu hatırlayın. Ya da Metin Erksan'ın Sevmek Zamanı filmi geldi aklıma.
Hani kadının fotoğrafına aşık oluyor.
Sonra kadının gerçeği karşısında.
Ama filmi izleyin anlatmayın.
Sizin amacınız ne? Onu soruyorum.
Yani hayaliniz sandığınız şeye ulaşınca yıkılmasın diye soruyorum bunu.
Bu üç unsurun toplamı sizin amacınız.
Bir şeyi yaratmayı tam anlamıyla amaçladığınızda yani derinden arzuladığınızda onu yapabileceğinize tümüyle inandığınızda ve ona sahip olmaya bütünlüğüyle
istekli olduğunuzda gerçekleşir.
Yaratıcı imgeleme bu.
Ve bunu kullanmanın en etkili yolu taurculuğun özünde olan Akışa uymaktır arkadaşlar.
Yani istediğiniz yere ulaşmak için böyle çabasız çabalamak gibi hani çabalamak zorunda olmamanız anlamına geliyor.
Akışa uymak. Hani evet hedeflerimiz var.
Bu hedeflerimize bağlıyız.
O yolda bir savaş veriyoruz belki ama size daha uygun, daha iyi olduğunu düşündüğünüz bir şeyle de karşılaşınca ya ben bu hedefime kilitlenmiştim.
Hayır bundan işte vazgeçmiyorum.
Böyle bir şey yok. O hedefinizi bazen bir kenara koymanız gerekebilir.
Hedeflerinizi gözden geçirmeye, değiştirmeye gönüllü olmak anlamında akışa uymaktan bahsediyorum.
Yani kararlı ve sebatlı olalım ama esneklik.
Şimdi gelelim çoğumuzun içinde olan yokluk programına.
Ya ben bir kere bir hayal kuruyordum ve arkadaşım bana şey demişti hiç unutmayayım.
Hayallerim bile fakir.
Halbuki ne bileyim o ana kadar farkında değilim.
Hayallerim fakir değildi sadece daha makul şeyler düşünüyordum ama çok uç şeyler düşünüyordum.
İstediklerimizi yaratıcı imgeleme ile çekmeye çalışırken çoğumuzun içinde olan o yokluk programı dediğimiz şey devreye giriyor.
Mesela bir hayal kuruyoruz ve hemen içimizdeki ses diyor ki senin paran yok ki hangi parayla yapacaksın saçmalamaya.
Ya da klasik Türk sözü vardır ya Allah çok verip azdırmasın az verip bezdirmesin bu ne ya.
Ya da işte hayat ızdıraplarla dolu hayat ne kadar da kötü vardır ya böyle sürekli kötü kötü kötü diyenler.
Ya da şöyle tipler vardır bir şeyler elde etmek için bedel ödemeliyim.
Ter, gözyaşı, hiçbir şey öyle kolaylıkla olmaz.
Bu benim. İçinizde böyle bir ses var mı?
Hani varsa siz kendinize inanmıyorsunuz.
Hayata dair inançlarınız olumsuz yönde.
Bunu ben demiyorum şak dediyor sonra bana kızmayın.
Dünyadaki her varlık için yeterli olandan daha çok olanak ve fırsat var.
Yeter ki zihinlerinizi bu olasılığa açın diyor.
İnanç sistemlerinize bakın.
O sistem nasıl çalışıyor? Hep böyle olumsuz ama odaklısınız.
Hani bir gölgeyi onunla savaşarak, onu yok sayıp söverek yok edemezsiniz.
Bir gölgeyi yok etmek için o gölgeye ışık tutmamız gerekiyor değil mi?
İnançlarımızı, karanlık gölgelerimizi gözden geçirelim.
Kendi kendimize, düşüncelerimizle kendimize engel oluyor muyuz?
Çevrenizde olup biten her şeyin sadece olumsuz kısmını mı görüyorsunuz?
Hiç iyiye odaklanma diye bir şey yok mu?
İyiliği, güzelliği görmüyor musunuz arkadaşlar?
Çoğumuzun çok erken yaşlarda edindiği...
Temel değersizlik duygularından da kaynaklanıyor bu.
Çoğumuz hayatta istediğimize sahip olma olasılığını bile kabul etmekte zorlanıyoruz.
Çünkü o çekirdek inançta kafada şu var.
Ben gerçekten sevilmeye layık, iyi, değerli bir insan değilim.
Onun için ben en iyisini hak etmiyorum.
Benim neyime ya bunlar?
Çekirdek inanç. Bunun benim başıma gelmesi böyle bir şansın.
Namümkün. Bende nerede o şans?
Sahiden zihninizde kendinizle ilgili ne tür fikirler var?
Bunu bir düşünelim. O çekmeceleri bir açalım.
O arkalarda kalan düşünceleri bir gözden geçirelim.
Eğer böyle düşünceleriniz varsa şöyle bir imgeleme alıştırması yapabilirsiniz.
Gözlerinizi kapatın ya da açık olsun.
Kendinizi hayal edin.
Biri gelmiş ve size çok da böyle değer verdiğiniz biri olsun o.
Size ne kadar değerli olduğunuzu söylüyor hayalinizde.
Bir sürü böyle duymak istediğiniz güzel, olumlu şeyler söylüyor.
size. Böyle hayal edin. Ne duymak isterdiniz?
Sonra o hayalinize başkalarını da ekleyin o görüntünün içine.
Size kendinizi çok değerli hissettirecek şeyler söylediklerini hayal edin o insanların.
Eğer bunları düşünürken utanıyorsanız daha da üstüne gidin bu imgelemenin.
Bu Kendinize verdiğiniz değeri arttırmanın bir yolu imgeleme ile.
Başka bir ana prensipse dışarıya akıtmak.
Yani enerjimizden başkalarına da vermek.
Çünkü şunu unutmayalım.
Verdikçe bize daha fazlası geliyor.
Mesela birine iltifat ediyorsunuz ya o mutlaka size gelir yani.
Enerjinizden başkalarına verdikçe bize daha fazlası akıyor.
Çünkü orada bir boşluk yaratıyoruz.
Biz verince orada bir boşluk oluyor ya o boşluk bir şekilde doluyor diyor şakti.
Çevrenizdeki en mutsuz insanlara bir bakın.
Bu kişiler herhangi bir...
konuda aşırı açlık ve yoksunluk duyan insanlardır diyor.
Bu insanlar genelde hayatın onlardan çoğu şeyi esirgediğini söyleyen insanlardır.
Aşkmış, arkadaşlıkmış, sevgiymiş, şefkatmiş yani ne istiyorsanız onları önce Bizim vermemiz lazım ki karşı tarafa bize geri gelsin diyor.
Biz dışarıya akıttıkça dışarıdan da bize akacaktır diyor.
Ama şunu unutmayalım.
Lütfen alma verme dengesini kaybetmeden.
Burası çok omelli. Başkalarını takdir edin.
Başkalarına iltifat edin. Sevdiğinizi saydığınızı söyleyin ki...
Size de bunlar geri dönsün.
Kullanmadığınız eşyaları onlara gerçekten ihtiyaç duyacak insanlara verin.
Verin ki size geri gelsin.
Eğer eliniz biraz sıkıysa o elinizi biraz açın.
Paranıza biraz kıyın.
Kıyın ki biraz size bolluk ve bereket gelsin.
Şakçı diyor ki zihnimizde bedenimiz arasında sürekli bir iletişim vardır.
Beden fiziksel evreni algılar ve onunla ilgili zihne mesajlar yollar.
Zihin ise bu gelen algılamaları kendi geçmiş deneyimlerine ve inanç sistemlerine göre yorumlar ve bedene uygun olduğunu hissettiği şekilde tepki göstermesi için işaret verir.
Eğer zihnin inanç sistemi bilinçli ya da bilinçsiz düzeyde belirli bir durumda hasta olmanın kaçınılmaz olduğunu söylüyorsa o da bedene gidip buna göre işaret veriyor ve gerçekten
de hasta oluyorsunuz. Yani insanlar inandıkları şeyleri bu şekilde yaşar diyor.
Bedenimiz de bilincimizin fiziksel bir ifadesidir diyor.
Şimdi bu podcast bittikten sonra bir kağıt kalem alın arkadaşlar ve en üst kısmına istediklerimi elde edemiyorum çünkü yazın.
Sonra bu cümleyi tamamlamak için aklınıza gelen düşünceleri tek tek sırayla yazın.
Çok düşünmeden yapın bunu.
İçinizden geldiği gibi madde madde sıralayın.
Çok tembelim. Yeterince param yok.
Çok zor. Korkuyorum.
Bu annemin hoşuna gitmez.
Babamın hoşuna gitmez. Annem yapamayacağımı söyledi.
Arkadaşlarım bana güler.
Yani olumsuz şeyleri yazın bakalım.
Hani o çünkülerimizi istediğimi elde edemiyorum.
Çünkü. Devamını getirin.
Sonra bu listeye şöyle bir bakın.
Tekrar okuyun. Yazdığınız düşüncelerden.
herhangi birinin size doğru gibi gelip gelmediğine bir bakın.
İnanıp inanmadığınıza bakın.
İşte bu yazdıklarınız sizin aslında dünyayla aranıza koyduğunuz sınırlamalar.
Sonra... kendinizle, başkalarıyla ilgili, yaşamla ilgili ne düşünüyorsanız olumsuz.
Bunları kağıda yazın ve tekrar bakın o listeye.
Bunlar da sizin üzerinizde bilinçli ya da bilinçsiz duygusal bir güç oluşturan inançlarınız.
Duygularınıza bakın. Ne hissettiğinize bakın bu listelere okurken.
Kalbinizde neler hissediyorsunuz?
Belki aklınıza çocukken annenizin, babanızın ya da sizi yetiştiren kişinin, öğretmeninizin herhangi birisi söylediği kötü bir söz geldi ya da yaşadığınız kötü olaylar geldi.
Bunlar sizin dünyanızı İşte bu olumsuz düşünceler, bu inançlarla beraber geldi belki de hayatınıza.
Sonra işin sonunda yazdıklarınızı yırtın, atın ve kendinizce olumlamalar yapın.
Mesela artık hayatımdaki herkesi ve kendimi affediyorum.
Ve serbest bırakıyorum. Şimdi olumsuz, sınırlayıcı olan tüm inançlarımı terk ediyorum.
Sahip olduğum ve olacağım tüm güzelliklere kucak açıyorum ve şükrediyorum.
Bunu kendinizce yapın.
Başkalarının cümleleriyle değil, kalbinizle hissederek yapın.
Kapanışımı da Shakti Gavain'in şu sözleriyle yapmak istiyorum.
Ne diyordu? Çünkü yürekten arzulanan her şey mutlaka gerçekleşir.
İsteklerinizin gerçekleşeceği bir hayat diliyorum.
Samsung Galaxy S24'ün sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Samsung Galaxy S24'ü hemen inceleyebilirsiniz.
Bu cumartesi tekrar görüşeceğiz ve bu ay bir sürü bölüm gelecek.
O yüzden beni nereden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
