
Cambly hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: cambly.biz/6maya İndirim Kodu: 6maya
* Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com * *Bu bölüm "Cambly" hakkında reklam içerir*
Transkript
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün ne konuşacağız?
Tarihin gelmiş geçmiş en en en gizemli uygarlıklarından biri olan mayaları konuşacağız.
Mezo-Amerika'nın yani Christoph Kolomb öncesi Amerika'nın klasik döneminin büyük uygarlığı mayalar.
Ama onlarla ilgili en çok merak edilen şeyler neler?
İşte insan kurbanı ritüelleri.
Kusursuza yakın takvimleri.
Hatırlıyorsanız 21 Aralık 2012'de herkes böyle kıyamet kopacak falan diye Şirince köyüne akın akın gitmişti insanlar.
Sanki oraya bir şey olmayacak kıyamet kopsa.
Şimdi böyle gülüyorum ama o zaman ben de şeydim böyle işte kıyamet kopsa da kopsak modundayken bir anda Şirince'ye mi gitsem falan diye o saçmalık silsilesine ben de dahil olmuştum.
Ama gitmedim arkadaşlar. Yerimde durdum.
Kıyameti bekledim usulca.
Sonra anladım ki mayaların kastettiği şey kıyamet değil.
Yani yeni bir çağın açılışını kastediyorlar.
Ama tabii bu berbat bir çağ.
Piramit mezarları, işte o görkemli yapıları nasıl inşa ettikleri.
Acaba uzaylılarla mı temas ettiler?
En çok düşünülen şeylerden biri bu.
Merve senin en çok ilgini çeken kısım ne derseniz mayalarla ilgili.
Yaradılış efsaneleri Popol Vuhu.
Buna ayrı bir bölüm çekmeyi düşünüyorum.
Bir de tabii ki meşhur kokul kan yani büyük tüylü yılanlara çok ilgimi çekiyor.
Şimdi 1590 yılına gidiyoruz.
Cortez ve küçük ordusu Meksika'ya geliyor ve buralar keşfediliyor.
Kolomb öncesi tüm Amerika kıtası uygarlıklarının en gelişmiş olanı.
Kolomb'dan önce böyle mutlu mesut takılıyorlarmış adamlar.
Tropikal, jungle ormanlarında yaşıyorlarmış.
Burası Yucatan Yarımadası'nın başladığı noktada.
Yucatan ne Merve derseniz Meksika'nın güneydoğusunda Karayip Denizi'ni böyle Meksika körfesinden ayıran bir yarımada.
Buradan başlıyor. Zaten Maya uygarlığının kalbi Yucatan.
Burada pek çok Maya antik yerleşimi var.
Neyse Yucatan Yarımadası'ndan başlıyor.
Honduras'ın kuzeyine kadar bayağı böyle geniş bir...
Alanda yayılmış mayalar.
Birkaç yüzyıl boyunca Teotikan'la yan yana altın çağlarını yaşıyorlar.
Teotikan demek de çok zor.
Al şu takatukaları takatukulatmayı götür.
Teotikan ne Merve?
Yani sırf buna podcast yapılır.
Teotikan Amerika'nın en önemli tarih öncesi harabe metropollerinden biri arkadaşlar.
Ama kimler kurmuş neden böyle aniden terk edilmiş diyorsanız bunu tam olarak bilemiyoruz.
İşte bu terk edilmiş kente Aztekler tanrıların yaşadığı yer diyor arkadaşlar veya hayatta olan birinin tanrı olduğu yer gibi bir anlamı var Teotika'nın.
Ve burada yapılan kazılarda Tolan isminin çok sık geçtiğini fark ediyor arkeologlar.
Tolan'ın da daha sonraları işte bu civarda yaşayan Tolteclerin kayıp başkenti Tulo olduğu düşünülüyor.
Tula'da ne Merve derseniz, Fransız metafizikçi bir yazar var, René Guénon diye bir adam.
Ona göre Tula binlerce yıl önce batmış olan bir kıtadaki inisiyatik merkezin adı.
Beni çeken kısım da burası zaten, spritüel mevzulara bayılıyorum biliyorsunuz.
Toparlıyorum, Maya uygarlığı Kızılderili Maya halkları tarafından kurulmuş bir Orta Amerika uygarlığıdır.
Parantez açıyorum, asla ırkçı bir söylem olarak Kızılderili demiyorum.
Amerikan yerlisi desem bazı kişilerin anlamayacağını düşündüğüm için.
M.S. 10. yüzyıla kadar gelmeyi başarıyorlar ve bölgedeki ilk yerleşim izleri M.S.
2000'lere kadar gidiyor. Baya baya uzun bir süreç gördüğünüz gibi.
Mayalar da işte tarım olsun, mühendislik olsun, astronomi, mitoloji, din değil o kadar gelişmiştir ki yani çağın ötesinde bir uygarlık diyebilirim.
Adamlarda yani madenden yapılmış araçları yok, tekerlikleri yok, sürü hayvanları yok.
Yani bu eserleri nasıl yapmışlar diye böyle bir şok geçiriyorsunuz ki şöyle de bir şey var.
Daha maya uygarlığı...
Kazıları devam ediyor ve o kadar az bir kısmı kazıldı ki yani aynı bizim Göbekli Tepe gibi.
Kim bilir altında daha neler var neler çıkacak bekliyoruz merakla.
Şimdi öncelikle nasıl keşfedildiğini anlatmak istiyorum.
John Lloyd adında bir avukat var.
Tarihi eserlere aşırı ilgi duyan birisi.
Özellikle de eski uygarlıklara merakı var.
Bir gün eline bir mektup geçiyor bu adamın.
Yıl 1836.
Garlindo adlı bir albaydan bir mektup alıyor.
Bu albay Orta Amerika hükümeti tarafından görevlendirilmiş ve bölgedeki yerlileri araştırmaya gidiyor.
Ve Garland'o Orta Amerika ormanlarında, Yucatan'da çok garip böyle çok eski mimari kalıntılar gördüğünü söylüyor bu mektupta.
Düşünsenize jungle'ın içinde derinliklerinde enteresan enteresan yapılar buluyorsunuz.
Gerçekten çok heyecan verici.
Ben böyle şeylere aşırı yükseliyorum.
Hele ki o Sümer tabletlerinin keşfi böyle beni benden almıştı.
Keşke ben bulsaydım dediğim keşiflerden.
Neyse heyecanlandım. Sizi de heyecanlandıracak haberlerim var.
Cambly'de şu an %60 indirim var.
Yılın en büyük indirimi bu arkadaşlar.
O yüzden sakın kaçırmayın derim.
Ve bu indirim hem birebir derslerde geçerli hem de grup derslerinde geçerli.
Biliyorsunuz Cambly'de artık grup dersleri de başladı.
Ve grup dersleri ilk ve son kez bu fiyatlarda.
Üstelik ilk dersiniz ücretsiz.
Hemen bugün başlamak istiyorum Merve diyenler haklı.
Çünkü sınırlı sayıda kişi için geçerli.
Bugün başlayanlar eminim bir yıl sonra yine bugün iyi ki başlamışım diyecekler.
Haftada bir gün sadece bir saatinizi bile ayırsanız hayatınızda büyük bir değişiklik olacağını zaten göreceksiniz.
Cambly'e günün istediğiniz saatinde istediğiniz yerden 7.24 online bağlanabilir ve ana dili İngilizce olan eğitmenlerle ki bu eğitmenleri kendiniz seçebiliyorsunuz hemen İngilizce pratikleri yapmaya başlayabilirsiniz.
Bize özel kodumuz 6maya açıklamalara linki bırakıyorum arkadaşlar.
Mayaların keşfine devam ediyoruz.
John Lloyd'a gelen gizemli bir mektuptan bahsetmiştim size.
Sonra bu Albay'ın mektubu üzerine John Lloyd diyor ki ben başka kaynaklara da bakayım bu mektup doğru mu?
Bu bölgeyle ilgili doneler toplamaya başlıyor ve Guatemala'nın tarihinin yazdığı bir esere ulaşıyor.
Ve bu eserde de Honduras'ta yani Mayaların alanı dediğimiz bölgede Copan dolaylarında hala iyi durumda olan eski bir yapı topluluğu bulunduğu yazıyor.
Yani gelen mektup doğru.
Stephen Lloyd hemen yola çıkıyor.
Yanına da bir ressam arkadaşını alıyor ki efsane bir şey bulurlarsa hemen resimlerini çizdirebilsin.
Ressam arkadaş da gerçekten çok başarılıymış.
Bire bir çizmiş. Neyse yola çıkıyorlar.
Bölgeye böyle bin bir zahmetle ulaşıyorlar.
Çamurlar içinde, kanter içinde bir yolculuk.
Çünkü dediğim gibi ormanlık bir alan.
Bitki örtüsü aşırı sık.
Bir arkeolojik serüven yazarı var Sarım diye bu olay için diyor ki o ormanda ilerlerken iki arkadaş muhtemelen şöyle düşünmüş olabilirler.
Dünya yaratıldığından beri hiç el değmemiş gibi duran bu tekinsiz yerde mi gerçekten büyük taştan yapılar var emin misiniz diye düşünmüş olabilirler diyor.
İşte bu zorlu koşullarda ilerlerken birden yontma taşlardan çok çok iyi örülmüş ve sağlam kalmış bir duvarla karşılaşıyorlar.
Biraz daha gidiyorlar görkemli bir dikme taş görüyorlar ve bu Bu taş 4 metreye yakın arkadaşlar.
1.2 metre genişliğinde ve baştan aşağı kabartmalarla süslerle dolu.
Ve sonra ormanda ilerledikçe ilerledikçe bir sürü dikme taş görüyorlar.
Ve gittikçe daha da bu kusursuzlaşıyor taşlar.
Heyecan dorukta.
Neden Merve? Çünkü bu adamlar daha önce Mısır'a gitmiş.
Piramitleri görmüş Nil Deltası'nda gezmişler.
Bu bölgede benzer bir gizemin hakim olduğu çok aşikar.
Yani piramitlere yakın bir şeyle karşılaştıklarının farkındalar.
Çok gelişmiş bir uygarlık var karşılarında.
İşçilik bakımından, sanat bakımından Mısır'dakilere denk gördüklerini söylüyorlar bu anıtları.
Ve son olarak anıtlara, piramitlere, saraylara ve tabii ki tapınaklara ulaşmayı başarıyorlar.
Ve adeta böyle büyülenmişler onları gördükten sonra.
Ressam zaten ne çizeceğini şaşırmış.
Sonra 1842'de Stephen Lloyd bir gezi kitabı çıkarıyor arkadaşlar.
Resimlerle beraber bu Maya uygarlığını işte keşiflerini anlatmaya başlıyor.
Orta Amerika'nın bu gizemli lokasyonuna dönüyor mayalar hakkında hemen söylentiler yayılmaya başlıyor.
Çünkü Mayalar eski dünya kültürlerinin düzeyinde çağın ilerisinde bir kültüre sahip.
Yani öyle bir mimari eserleri var, öyle bir matematik, öyle bir astronomi bilgisi ki şaşırmamak namümkün.
Peki Mayalar hakkında hangi tuhaf söylentiler ortaya çıkıyor Merve o dönemde derseniz?
Sizi fazla yormadan en çılgınıyla başlamak isterim.
Yani Göbekli Tepe podcastımda da vardı bu iddia hatırlarsanız.
Göbekli Tepe, Kayıp Kıta Atlantis ve Mu'i ile ilişkilendirilen bir bölge arkadaşlar.
Komple teorisyenler bunu saydı.
İşte Mayalar'ın da böyle bir alakası olduğu düşünülüyor.
Kayıp Kıta Atlantis'ten sağ kurtulanların...
torunlarının Mayalar olduğu düşünülüyor o dönem.
Bir de Prescott isimli bir tarihçi var.
Onun işte Mayalar hakkında ortaya attığı bir takım savlar var.
Bugün bile tartışılıyor.
Onu da bilelim. Şöyle ki Azteklerden hatta Mayalardan çok daha önce Orta Amerika ve Meksika'dan çok daha eski üçüncü bir halkın kültür eserlerinin varlığından
söz eder. Prescott isimli tarihçi.
Der ki bizi karanlık eski çağlara götüren bu Bu dev yapıları yapan kuşakların küllerine basarak yürüdüğü zaman gezginin ruhuna ne düşünceler doluşur?
Ama bunların yapıcıları kimlerdir diye soruyor Prescott.
Hatta şöyle de soruyor.
Diyor ki tarihleri eski Titanlarınki gibi masalların sesi içinde yitip giden efsanevi ölmekler mi?
Yoksa Toltecler mi?
Bu binaları yapan uluslara ne oldu diye soruyor.
Merve yani mayalar hakkında niye bu kadar az bilgimiz var derseniz.
Çünkü fetihçi Avrupalılar ne yapmışlar?
Yazılı belgelerini adamların yakmışlar.
Şeytani bulmuşlar. Sevmemişler yakmışlar.
O zaman aklıma gelmişken hemen bir film önerisi yapıyorum arkadaşlar.
Apokalipto filmi muhtemelen izlemişsinizdir.
Mayaları anlatıyor. Kurban töreni sahnesinden sonra lütfen bana küfür etmeyin.
Şimdiden uyarı veriyorum. Artı 18 bir film bu.
Kan görüyorum hocam, vahşet görüyorum diyeceğiniz bir film.
Ama filmde gördüklerinize de çok inanmayın.
Sağ olsunlar bayağı böyle taraflı bir film çekmişler Mel Gibson'lar.
Zaten eleştirildi de bu açıdan.
Tarihsel çelişkiler de barındıran bir film.
Devam ediyorum. Dediğim gibi Mayalardan günümüze çok fazla belge ulaşmıyor.
Üç kitap var bildiğimiz ve Maya şehirleri için şunu da söylemeliyim.
Hiçbir zaman birleşerek bir imparatorluğa dönüşmemişlerdir.
Sadece bazı şehirler diğerlerine itaat ediyor.
Çoğu zaman işbirliği halindeler özellikle de savaş zamanlarında.
Ve Mayalar 31 farklı Maya dili konuşuyorlar.
O yüzden tam olarak aydınlatılamadı o konuşmaları, dilleri falan.
Ve Maya toplumu kentlerde oturuyor.
Dolayısıyla bütün iktidar aynı zamanda bütün kültür ve düşünce yaşamı nerede toplanıyor?
Kentlerde toplanıyor ve bu kentlerde 20 bin ila 200 bin kişinin yaşadığı düşünülüyor.
Hatta toplam nüfuslarının 15 milyon olduğu düşünülüyor.
Her kentte Halaç Viniç denilen yöneticiler var ve bu görev babadan oğula geçiyor.
Yani iktidar erkanı tek bir aileden geliyor ve tek adam bütün işte dinsel, askeri ve mülki yetkileri kendi elinde tutuyor ve sitedeki yöneticileri,
şefleri falan hep kendi seçiyor.
Kentlerin merkezlerinde tapınakları var, sarayları var, piramitleri var ama işte saraylar rahiplere ait ve soylu sınıfına ait.
Sıradan halk tabii ki de kulübede.
yaşıyor arkadaşlar. Şaşırdınız mı?
Orta sınıf diye bir şey yok mayalarda.
Yani az sayıda efendi Çok sayıda ezilen halk var.
Şu an ne düşündüğünüzü biliyorum ve aynen diyorum.
Mayalar yağmurun tanrılar tarafından gelen bir nimet olduğunu düşünüyorlar.
O yüzden de bu ruhban sınıfını, din sınıfını biz diyorlar besleyelim bu kafadalar.
Yani onlar dua ederse yağmur yağacak diye düşünüyorlar.
Yoksa biz aç kalacağız. Yani biz kimiz ki duamız kabul olsun?
Biz sıradan halkız. Onların dua etmesi gerekiyor diye düşünüyorlar.
En iyisi işte biz din sınıfını besleyelim, iyice semirelim onlara, iyi bakalım.
Deyip onlara böyle muhteşem tapınaklar falan inşa ediyorlar.
Rahipler ve soylu sınıfı o yüzden böyle yemişler yemişler semirmişler arkadaşlar.
Köylüler zaten gariban sürekli böyle mısır ekip biçiyorlar.
Bu arada mayalar için mısır çok önemlidir.
Kutsaldır diyebilirim. Mısır tanrıları bile var.
Hatta mısırı böyle işte ekmeği biçmeyi her şeyini bildikleri için Amerika'ya da hediye eden mayalardır.
Bu köylüler ürünlerinin üçte birini soylulara veriyor, üçte birini din adamlarına veriyor.
Kendilerine de kalırsa eyvallah deyip oturuyorlar.
Tarlalarda çalışmadıkları dönem inşaatlarda çalışıyorlar.
İşte o piramitleri yapıyorlar soylular için, rahipler için.
O koca koca taşları sırtında taşıyor halk.
Yani düşünsenize yük hayvanları yok bu adamların, arabaları yok.
Çok sık bir orman üst üste konan böyle kesme taşlarla yapılıyor eserleri ve taş aletlerle yontularak yapılıyor.
Çok zor. Şimdi oturup mayalara ağlayabilirim.
Bir de bayıl ister. sen Feriha.
Ya o kadar duygusalım ki aslında bakmayın güldüğüme.
Şeyi açıp gülüyorum. Hatta Instagram'a koymuştum ya.
Matematikçi var ya komik.
Onu açıyorum, gülüyorum ve devam ediyorum.
Aslında sinirden çıldırıyorum.
Ruh halimi soranlara da diyorum ki bitcoin grafiği gibiyim.
Yani bir iniyorum, bir çıkıyorum.
Bir gülüyorum, bir ağlıyorum. Böyle saçma sapan bir şey oldum.
Hepiniz gibi eminim. Hepiniz böylesinizdir.
Yine derin bir iç çekiş devam ediyorum.
Dünyanın en iyi takvimini geliştirmiş mayalar.
20'şer günden 18 aylık ve akabinde gelen 5 günlük süreci gösteren 365 günlük maya takvimi.
Bir de M.S. 8.
yüzyılda diktikleri bir taş var.
40 milyon yıl öncesini gösteriyor.
Yani öyle bir gelişmişlik seviyesi.
Tekerliği bile icat edememiş insanların böyle bir takvim yapmaları, bu kadar doğruluk payına sahip bir takvim yapmaları gerçekten çok ileri düzeyde bir astronomi bilgileri olduğunu gösteriyor bize.
Matematikte sıfır sayısını biliyorlar düşünün.
Hatta ilk kez sıfırı kullananların onlar olduğu söylenir.
Kendi yazılarını icat ediyorlar ama toplumun %10'u okur yazar sadece.
Onlar da elit kesim.
Aynı Roma gibi. Kendi başlarına işte çimentoyu icat ediyorlar.
Burçlar kuşağından haberleri var.
Kutup yıldızını, ikizler burcu.
Zaten kentlerde hep gözlem evleri var.
Sürekli sürekli gökyüzünü izliyorlar.
Yüzyıllar geçtikçe köyleri büyüyor ve tören alanları yapılıyor sürekli bu köylere işte kentlere.
Sonra egemen elit bir tabaka toplumu oluşuyor.
Yani din ile yönlendirilen bir toplum bu.
Din mevzusuna da gelelim bu arada.
Şimdi şöyle mayalar doğanın bütün güçlerini kişiselleştirmişlerdir.
Bir sürü tanrıları vardır ve mayalara göre dünya canlı bir bütündür arkadaşlar.
Ve tanrıların en tepesinde evrenin ve insanların yaratıcısıdır.
Bir de Hunab'ın oğlu var arkadaşlar.
Göklerin Efendisi ve Güneş Tanrısı.
Çok enteresan.
Onun için takvimin bulucusu diyorlar.
Yazının, kitapların, kronolojinin tanrısı bu oğul.
Adamların zaten her çeşit tanrısı var.
İntihar tanrısı bile var. Şimdi gelelim dünyanın yaratılışının Maya versiyonuna.
Hunab dediğim baş tanrı dünyayı yaratıyor.
Ve lütfen buraya dikkat.
Bu günümüzde hala konuşulan bir şey.
Hatta Matrix filminde de böyle bir şey vardı hatırlarsanız.
Şöyle ki mayaların düşüncesi.
İçinde yaşadıkları dünya daha önce beş kez tufanla yıkılmış ve yeniden yeniden yeniden gelmiş.
Mesela 5 Matrix'te de vardı ya.
Çok enteresan geldi bu bana.
Ve hala işte içinde yaşadıkları dünyanın bir tufanla yıkılacağını düşünüyorlar.
Beşinci kez olan dünyanın.
Dünya iyi ile kötünün savaştığı bir yer diye düşünüyorlar.
İyi tanrılar ve kötü tanrılar var.
İşte Tanrı Hünab'ın insanları Mısır'dan yarattığına inanıyorlar.
Tanrılarına zaten bağlılıklarını sürekli işte adaklara dayarak gösteriyorlar.
Törenlerde insan kurban ederek gösteriyorlar.
Cennet ve cehennem inançları var.
Cennete gidecek olanların işte savaşta ölenler, rahipler ve doğum yaparken ölen kadınlar olduğu düşünülüyor.
Bir de törenlerde kurban ettikleri kişilerin de cennete gideceğini düşünüyorlar.
Cennet dedikleri de böyle bolca yiyip içtikleri ebedi bir istirahat yeri Mayalar'a göre.
Cehennem'de acı çekilen bir yer.
İşte şeytanların günahkarlara işkence yaptıkları yer.
Ve Mayalar'ın kralları böyle inançlı vatandaşları kendi saflarına çekebilmek için sürekli haşmetli tapınakları inşa ettiriyorlar.
Dev dev törenler düzenliyorlar ki insanlar akın akın gelsin diye.
O yüzden kent nüfusları yoğundur.
Yani dini kullanarak adam toplamışlar diyebilirim.
Çünkü savaşta güç lazım. İktidarda kalmaları için insan lazım.
Yani kralları diyor ki ben Tanrı'nın soyundan geldim.
Sizin kutsal efendinizin bana karşı gelemezsiniz.
Gücümü Tanrı'dan alıyorum diyor.
Yani krala yapılan hakaret, krala yapılan eleştiri Tanrı'ya yapılmış gibi oluyor.
Ve bundan dolayı da biat ediyorlar.
Peki nasıl yıkıldı bu mayalar derseniz şöyle ki maya uygarlığının o zirve zamanlarına baktığımız zaman 40 maya şehri var çok fazla.
Bir de aralarında böyle kim kimden üstün yarışı var sürekli.
Birleşmiyorlar, imparatorluk olmuyorlar.
Zaten çöküşleri de bundan oldu diye düşünülüyor.
Farklı grupların o sömürüden çıkar sağlamak için sürekli savaşması onların yıkımına sebep oluyor.
Bu arada uyarı lütfen bu podcastı çocuklarınız da dinlemeyin çünkü insan kurbanı falan diyorum.
Bu arada sıradan insanları işte evlerinin altına gömüyor mayalar.
Sadece seçkin sınıfın mezarı var arkadaşlar.
Şaşırdınız mı? Erkeklerin kafalarını kesiyorlar, kazıklara takıyorlar.
Dev kafa tasları platformları var.
Bunu öğrenince gerçekten dehşete düşmüştüm.
Hatta ayinlerinden birini anlatayım size.
Şöyle kralları günlerce oruç tutuyor ve bu oruç tuttuktan sonra ruhani bir hazırlık...
Dikenli bir balığın omurgasını çıkarıyor ve penisinin derisini bu balıkla kesiyor.
O dikenli balığın omurgasıyla kesiyor.
Penisinden kanlar akıyor ve bu kanı şerit biçiminde bir şeyin üzerine damlatıyor.
Sonra bunu yakıyorlar ve o esnada da tanrıların o ayine geldiğine inanıyorlar.
Yuh artık demiş olabilirsiniz ama öyle inançları.
İşte piramitlerin kapılarının da yeraltı dünyasına inişi temsil ettiği düşünülüyor.
Piramitleri de atalarının yaşadığı kutsal dağ olarak görüyorlar.
Peki Merve neden bu kadar kan dökme meraklısı bunlar demiş olabilirsiniz.
Çünkü tanrılar kan istiyor diye düşünüyorlar.
Kan ruh anlamına gelen bir araç onlara göre.
Ve dünyadaki bütün kutsal şeylerde olduğunu düşünüyorlar.
Kan akıttıkları zaman baş tanrılarının harekete geçtiğini düşünüyorlar ve evrenin yaşam gücü olduğu şeye dokunduklarını düşünüyorlar kan akıtarak.
Onlar için kan akıtmak o yüzden çok önemli.
Zaten günlük olarak insan kurban ediyorlar ritüel şeklinde.
İspanyollar gelene kadar bu süreç devam ediyor.
Tanrıların sürekli kurban istediklerine inanıyorlar.
Ve tanrılara yürek falan da sunuyorlar piramitlerde.
Öyle adamı kesmek yetmiyor.
Yüreğini de çıkarıp böyle koyuyorlar.
Ve işte tanrıların yardımı için tanrılarının geri geleceğini düşünüyorlar.
Hani tanrılar yeryüzüne geri gelecek.
O yüzden biz de bu kan akıtma kurban ritüellerini devam ettirelim diye düşünüyorlar.
Tanrılar gelsin diye.
Tanrı dedik. diri şeyde muhtemelen uzaylılar diyor komplo teorisyenleri.
İnsan kurbanı ederek onlarla iletişim kurduklarını düşünüyorlarmış.
Merve bu işte kralların hiç mi ilahi otoritesi sarsılmadı arkadaş demiş olabilirsiniz.
Tabii ki sarsıldı. Şöyle Kopan'da o şehrin en güçlü Maya hükümdarlarından birini yakalıyorlar ve kafasını uçuruyorlar.
Sonra ne oluyor? Kralın ilahi otoritesi bir anda yerle bir oluyor.
Çünkü şöyle bir kafaya giriyor Maya halkı.
Hani sen Tanrı ile eşdeğerdin abi seni nasıl öldürdüler ki gibi bir kafa.
Yani seni nasıl yakaladılar da öldürdüler diye sorguluyorlar.
Bu arada Mayaların o şehirlerinden...
bahsetmek istiyorum. Bilmemiz gerekiyor çünkü Tikal mesela çok önemlidir.
Burada 50 bin kişinin yaşadığı düşünülüyor.
Çok güçlü bir lokasyon. Tikal'de böyle uzun uzun tapınaklar var.
Bunlar meşhur. Palenke Kraliyet Sarayları ile ünlü.
Umarım bir gün ben de gidebilirim buralara.
Yükşimel'de ilk insanların toprakları olarak geçiyor.
Buradaki piramitler çok enteresan.
Mesela işte alkış sesi yaptığınız zaman karşı duvardan size kuş sesi geliyor.
Nasıl yapmışlar bunu diye düşündüm.
Çiçen İtza var. Burada da rasathaneler var.
O açıdan önemli. Şimdi Tikal'le başlıyorum.
Tikal'in önemi şu arkadaşlar, 2000 yıllık bir Maya metropolü burası ve M.S.
250'lerde, Mayaların kıteslik döneminde Tikal ve Kakmul gibi büyük büyük şehirler kuruluyor bu dönemde ve bu şehirlerde dediğim gibi çok fazla insan yaşıyor.
50 bin ila 100 bin arası insan yaşadığı düşünülüyor Tikal'de.
Guatemala, yağmur ormanlarının derinliklerinde saklı olan bir bölge Tikal ve Orta Amerika'nın vakti zamanında en büyük şehri.
Ve bir gece içerisinde on binlerce insan burayı terk ediyor gizemli bir şekilde.
Tikal'de göklere uzanan on iki tapınak var.
Kireç taşından saraylar dev gibi piramit tapınakların yanında duruyorlar.
Ve piramitlerin bazıları altmış metreden uzun.
Büyük tapınaklar Maya dininin odak noktası arkadaşlar ve Maya kralları bu tapınakları tanrılarla kanlı ritüeller aracılığıyla bir iletişim kurmak için kullanıyorlar.
Seçilmiş kutsal kişi olarak görülüyorlar dedik.
Tapınak ne kadar büyük olursa hükümdarın da ilahi yollarla bağlantısının o kadar büyük olduğu düşünülüyor.
Yanına daha çok insan çekebilmesi için.
Bu arada en uzun Maya Tapınağı da Tikal'de tam şehrin ortasında yer alıyor.
Dördüncü tapınak.
Bu çok önemli. Tam bir mühendislik harikası.
Altmış küsür metre böyle taraklı bir çatısı var.
Bakınca diyorsunuz ki çok dimdik bir piramit.
Bu yapıyı nasıl yapmışlar ya diyorsunuz.
Çünkü Mısır'daki piramitler gibi değil.
Çok dik ve yani bu kadar büyük bir yapıyı çelik iskelet desteği olmadan yapmaları gerçekten çok enteresan.
Hatta bir arkeolog demişti ki...
O kadar yer gezdim, o kadar yer gördüm ama en etkilendiğim yer burası demişti dördüncü tapınak için.
Bu dördüncü tapınak dediğim gibi 60 metre ve neden bu kadar yüksek diye düşünüyorsanız zaten genelde tapınaklar böyle yüksek yerlere inşa edilir ya hani tanrıyla daha yakınlık kurabilmek için işte Olimpos tanrılarını
hatırlayın o dağın zirvesi falan.
Tanrılara yakın olmak amacıyla hani 60 metrelik bir yapı ama Mayalar'da şöyle bir olay var.
Kralların tanrılarla rüyalar aracılığıyla iletişim kurduğunu düşünüyor Mayalar.
Rüyalar çok önemli onlar için.
İşte bu tapınakların üst kısmında manevi dünyaya açılan bir kapı gibi düşünülüyor.
Bir de dedim ya hani çok dik bir yapı nasıl günümüze kadar gelmiş bu kadar dik yıkılmamış.
Bunun da sebebi yine mayaların tabii ki yüksek zekaları.
Şöyle ki tam yapının tam ortasına 33 metre yükseklikte bir çekirdek koymuşlar.
Bu şekilde inşa etmişler ve yıkılmamış.
Bir de bu maya krallarının adı da bana çok komik gelmişti.
Mesela 14. Kralı var Tikal'in adı Jaguar Pençesi.
Teotika'nın liderinin adı Mızrak Fırlatan Baykuş.
Böyle böyle garip isimleri var.
Bir de Maya tanrısı Venüs'ten bahsetmek istiyorum arkadaşlar.
Bildiğimiz gezegen Venüs bu.
Mayalar Venüs'ün hareketlerinden çok etkilenmişler, onu çok gözlemlemişler.
Venüs'ün böyle ard arda 260 gün boyunca gündüzleri de göründüğünü ve 60 gün ortadan kaybolduğunu fark ediyorlar.
Venüs ortaya çıktığı zaman hemen savaş hazırlıklarına başlıyorlar.
Uyanırken ölümü de beraberinde getiren tanrılardan biri olarak görülüyor.
Bir de bütün Maya şehirlerinde ortak bir şey tespit ediliyor arkadaşlar.
Top sahaları. Yani adamlar eğlence için top oynuyorlar sürekli.
Topu taş bir halkadan geçirmeye çalışıyorlar.
Tarım, resim, eğitim bunların da tanrısı var.
Onlar için böyle işte kelebek, kuş ve yılan kurban ediyorlar insan değil.
Taş oymalara baktığımız zaman genelde böyle kan akıtma törenlerini resmetmişler.
Bir de arkadaşlar 1952 yılında Kral Pakal'ın piramit mezarı keşfediliyor Palenka'da.
Bu çok önemli bir keşif.
Çünkü Kral Pakal döneminde Maya uygarlığının en önemli yapıtlarını yaptırmış birisi.
Ünlü yazıtlar tapınağı.
En ünlü piramit bu. Çünkü piramidin dibine doğru inen bir merdiven var.
İşte bunu temizlediler, temizlediler, indiler.
Ama bu temizleme işlemi bile 4 sene sürdü düşünün.
Ve sonunda efendi Pakal'ın mezarına ulaştı arkeologlar.
O güne kadar bulunan en önemli maya buluntusu.
Kral Pakal'ın taş tahtı ve kapağı diyebiliriz arkadaşlar.
Çünkü akademisyenler...
diğer dünyaya olan yolculuğun resmedildiğini düşünüyor burada.
Yani Pakal'ın diğer dünyaya yolculuk ettiğini ve bunun resmedildiğini düşünüyorlar ama bazı araştırmacılar diyorlar ki kral aslında burada bir uzay gemisini kullanan bir pilot.
Böyle olduğu düşünülüyor. Yani hatta roket adam diyorlar buna.
Ben buna gerçekten çok şaşırmıştım.
İnstagram'a da koyarım incelemeniz için.
Burada Kral Pakal resmen böyle uzaya giden bir gemiyi kullanan roket adam gibi.
Yani günümüz astronotlarının o kalkış sırasında oturduğu açıyla oturuyor.
Hatta ağzında da oksijen maskesi gibi bir şey var.
Arkasından alev çıkıyor gibi.
Çok enteresan koyacağım bakarsınız.
Böyle iddiaları sevenler var biliyorum.
Bir de şu var arkadaşlar. Bu olmak dediğimiz bölgede bulunan koca koca böyle taş kafalar var, heykeller var.
Bunların da uzaylı olduğu düşünülüyor bazen.
araştırmacılar tarafından. Yani çok garip heykeller var.
Astronot gibi giymişler.
İşte kuş adamlar var. Enteresan enteresan tipler.
Başka bir garip iddia da şu arkadaşlar.
Maya rahiplerinin soyunun uzaylılarla teması olduğu düşünülüyor.
Halkın onları tanrı zannettiği düşünülüyor ki ilk başta zaten ilk hükümdarlar tanrıydı diyorlar uzaydan geliyorlardı.
Ama sonra gelenler halkı kandırmak için öyleymiş gibi hani uzaydan gelmiş gibi davrandı diye düşünülüyor.
Ki zaten Maya hieroglifleri de başka dünyadan varlıklara inandıklarını gösteriyor diyor bazı araştırmacılar.
Ve gelelim Kukulkan'a arkadaşlar.
Kukulkan büyük tüylü yılan.
Ejder veya kanatlı yılan da diyorlar.
Bazıları onun göklerden indiğini düşünüyor yani Maya halkı.
Yaşları 7 ila 12 arasında 8 çocuk seçip onlara işte matematik öğrettiği düşünülüyor.
Astronomi, her çeşit bilimi öğrettiğini ve daha sonra çok ileride bir gün geri döneceğine söz verip ortadan yok olup gittiğini düşünüyorlar bu büyük tüylü yılanın.
O çocuklar ne oldu Merve derseniz?
Onlar da Mayaların ilk rahipleri, ilk hocaları olmuştur.
Kanatlı yılan aslında Hindistan'da o Mabarata destanı var ya orada da var.
Naga denilen gök yaratıkları var orada.
Ve zaten çok eski anlatılarda yarı insan, yarı yılan varlıklar var değil mi?
İşte bizde şahmaran var ya aynısı Mayalarda da var.
Çin'de M.Ö.
5000 yıldan kalma uçan ejderhalar olduğu işte inanılıyor söyleniyor.
Peru'da inkalardan önce yaşamış halklarda da aynı şekilde büyük tüylü bir yılandan bahsediliyor ve bu yılanın bilgelik taşıdığını düşünüyorlar.
Nasıl bir bilgelik Merve?
Şöyle ki uygarlığın araçlarını verdiği, metalleri işlemeye öğrettiği, başka aletleri yapmayı, hayatı mümkün kılan şeyleri yapmayı öğrettiği söyleniliyor.
Aa Merve Prometheus'u anlatıyorsun demiş olabilirsiniz.
Yani neden tek tanrılı dinlerde yılan kötü işte Adem'le Havva tanrıya ihanet olayı.
Yani Prometheus da aslında bir çeşit yılan gibi değil mi?
Tanrısal bilgelik istenmiyor hep lanetleniyor.
Bir de Mayalar işte Jüpiter'i, Mars'ı, Güneş'i, Ay'ı, Venüs'ü, Satürn'ü böyle bazı takım yıldızlarını hep izlemişler.
Ve biz hep böyle en büyük piramit inşaatçılarını Mısır halkı biliyoruz ama Orta Amerika'da Mısır'ın 10 katı daha fazla piramit yapılmıştır arkadaşlar.
Ve bu insanlar piramitlerini ayağa, güneşe ve takım yıldızlara bakarak yapmışlardır.
Ve dediğim gibi son olarak Popol Vuh'dan bahsedeceğim size.
Ayrı bir podcast yapacağım ona.
Merve çok merak ettik azıcık tüyo verdi diyenler için.
Şöyle birazcık bir kısmını aktarayım.
Şöyle. Çamurdan toprağa şekil verdiler ve ona hayat üflediler diyor Popol Vuh'da.
Ben sana şah damarından daha yakınım diyor.
Ancak yarattıkları bu insan düşünmüyor, yaratıcılarıyla konuşmuyordu.
Bu yüzden onlar da yok edildi.
Sel sularında telef oldular.
İnsanların maymundan geldiğine kadar pek çok şey var bu kitabın içerisinde.
Bence merakınızı celbetti diye düşünüyorum.
Bu arada Atatürkçe maya uygarlığına çok yoğun bir ilgi duymuş.
Yani 1935'te hatta Meksika Büyükelçimiz Tahsin Mayatepe'yi bu bölgeye yolluyor.
Git diyor Mu kıtasını araştır benim için.
Ve Türklerin Mu kökenli olup olmadığını merak ediyor.
Türkçe ile Maya dili arasında herhangi bir benzerlik var mı yok mu bu araştırılıyor.
Ve ben yıllar önce Atatürk ve Mu kıtası diye bir kitap okumuştum.
Bazı benzerlikler vardı tespit edilmişte.
Mesela Türkçedeki tepe sözcüğü Maya dilinde tepek.
Tahsin Maya tepek diyoruz ya adamın soyadı normalde Mayakon.
Tahsin Mayakon soyadını Atatürk değiştiriyor Maya tepek olarak bu araştırmalardan dolayı.
Bu pazartesi yine gizemli bir konuyla karşınızda olacağım arkadaşlar.
Yeni bölümden haberdar olmak için beni dinlediğiniz platformdan takip etmeyi unutmayın.
Ve Cambly'de şu an %60 indirim var dediğim gibi yılın en büyük indirimi açıklamalara bırakmış olduk.
Bu linkten detayları inceleyebilirsiniz ve bize özel kodumuz 6maya.
O zaman bu pazartesi ve çarşamba ve cumartesi tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın, bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
