
22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü vesilesiyle bu bölümde, parayla kurduğumuz ilişkiye ve finansal kararlarımızın hayatımızdaki yerine bakıyoruz.
Allianz Türkiye, gençlerde finansal okuryazarlığı artırmak ve en temel finans bilgilerini toplum genelinde yaygınlaştırarak hem bireysel hem toplumsal refaha katkı sağlamak hedefiyle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye ve Habitat Derneği iş birliği ile Finansla Gelecek projesini hayata geçirdi. Uzun soluklu tasarlanan Finansla Gelecek projesiyle ülke genelinde 10 bin gence ulaşılması hedefleniyor.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma
Bu bölüm "Allianz Türkiye, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Habitat Derneği" hakkında reklam içerir.
Transkript
Allianz Türkiye Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine harika bir konuyla geldim arkadaşlar.
Finansal özgürlüğe giden yolda gösteriş merakımızın bize nasıl büyük bir çelme taktığından bahsedeceğim ve ayrıca Türkiye'de ve dünyada zenginlerin gerçekten neyi farklı yaptığından biraz bahsetmeye
çalışacağım bu konuda özellikle.
Ekonomist Mert Başaran'ın bu konuyla alakalı bir kitabı var.
Para Bağırır, Servet Fısıldar diye.
Eğer bu konular ilginizde...
Şimdi arkadaşlar parayı bağırtmanın yani gösterişin aslında çok menen bir şey olduğunu bence hepimiz biliyoruz ki zaten çağımızın en illet hastalığı gösteriş hastalığı
diye düşünüyorum. Hani insanın sınıf atlama çabası.
Hava atma çabası aslında dediğim gibi finansal özgürlüğünün yolunda çok büyük bir engel.
Önce biraz finansal özgürlükten bahsedeyim size çünkü bugün anlatacağım kişiler aslında hep böyle finansal özgürlüğünü baya baya kazanmış insanlar.
Finansal özgürlük böyle en kısa tanımıyla söyleyecek olursam çalışmak zorunda kalmadan Yaşamınızı idam ettirebilmek yani rüya gibi bir şey.
Zenginlikle karıştırmayın olur mu?
Zenginlik daha çok şeye sahip olmakla ilgili bir şey bence ama finansal özgürlük daha az şeye mecbur kalmakla bakın mecbur kalmak diyorum.
Yani finansal özgürlük paranızın çok olması değil.
Çalışmak zorunda olmadan sadece ve sadece...
çalışmak istediğiniz için çalışıyor olmanız, zorunlu olduğunuz için değil.
Anlatabildim mi? Bir insan milyonlar kazanıp böyle hala borçlarının, statü yarışının, lüks beklentisinin kölesi olabilir.
Böyle daha daha çalışması gerekebilir.
Hani bunları karşılayabilmek için.
Ama başka biri daha mütevazı bir hayat yaşayıp Çok daha özgür ve mutlu olabilir.
İşte bu finansal özgürlük.
Ben kesinlikle ikincisini tercih ediyorum.
Hatta şu an sinemalarda biliyorsunuz Şeytan Marka Giyer diye bir film vardı.
Onun ikincisi geldi. Bu arada dün biz arkadaşımla buluştuk o filme gitmek için.
Ama muhabbet o kadar sardı ki.
Aman dedik boşver.
Başka gün gideriz.
Gidemedik kaldı ama gideceğiz.
Ama ilk filmi izlediyseniz arkadaşlar hatırlarsınız orada bir son sahne vardı.
Çok da böyle spoiler vermeyeyim ama.
Hani biri parayı ve statüyü seçti.
Lüks. Sön kölesi olmayı seçti ve bunun bedelini neyle ödedi?
Özgürlüğüyle ödedi. Aşk hayatındaki o başarısızlıkla ödedi.
Diğeri ise bunları elinin tersiyle etti ve mütevazı bir hayatı seçti ve daha mutlu oldu.
Finansal özgürlük çok para kazanmak değil.
Bunu karıştırmayalım.
Hayır diyebilme lüksü arkadaşlar.
Kiramı, elektriğimi, suyumu yani pasif gelirlerimi ödeyebiliyorum.
Temel yaşam giderlerimi karşılayabiliyorum.
Aktif olarak bir işte çalışmak zorunda değilim.
Amma ve lakin canım isterse de çalışırım.
Bu. İstemediğim işlerde para için çalışmak zorunda.
kalmıyorsak finansal özgürlüğümüzü elde etmişiz demektir.
Tabii bence bunun en güzel hali işte anadan, babadan, eşten vesaireden değil de kendi çabanızla böyle tırnaklarınızla kazıyarak geldiğiniz noktada olan finansal özgürlüktür diye düşünüyorum.
Merve sen manyak mısın?
Neden bu kadar acı çekerek bunları elde etmemizi istiyorsun?
Çünkü ben acı çektim, siz de çekeceksiniz.
Böyle kolay değil finansal özgürlük.
Kolay değil acı çekiyorsunuz baya.
Belki anlatırım. Şimdi arkadaşlar bunun önündeki engellere gelecek olursak gösteriş merakı, insanlara hava atma çabası.
Bakın bunlar başı çekiyor.
Hatta ekonomist Mert Başaran diyor ki Sadece diyor bir aylık kredi kartı ekstranızı şöyle bir önünüze alın ve kalem kalem bütün harcamalarınızı bir inceleyin.
Ve göreceksiniz o alışverişinizin neredeyse %80'i ihtiyaç falan değil arkadaşlar arzudan.
Daha doğrusu sistemin bize dayatmış olduğu, zihnimize ekmiş olduğu yaratılmış bir arzudan.
Bundan kaynaklandığını göreceksiniz diyor.
Hatta diyor ki bu tüketim toplumu parayı elimizde tutmanın, o parayı büyütmenin önündeki en büyük engel.
Neden? Çünkü o kadar da bayılmadığımız insanlara hava atmak için, öyle aman aman çok da istemediğimiz şeylere sahip...
bile olmadığımız parayla gidip satın almaya çalışıyoruz ve ne yapıyoruz?
Gelecekteki kendimizi yıllar boyunca borçlandırıyoruz ve bir bakıyoruz el davuşta hiçbir şey yok.
Finansal özgürlük zaten yok.
Borç içinde kalıyoruz. Hatta bir örnek vermiş diyor ki arabayı yenileyelim dedik diyerek post atan hani instagrama post atan o beyaz yakalı kardeşim sen diyor 10 yıl boyunca o arabanın taksisini ödemek
için her sabah diyor altıda kalkıp o nefret ettiğin işe gideceksin diyor.
Bu acı bir örnek oldu ama haklılığı da gerçek.
Gerçekten can sıkıcı. Araba aldık değil bakın.
Var olan arabamızı yeniledik diyor.
O kısmı kaçırmayın.
Şimdi size Türkiye'den ve dünyadan gerçek zenginlerin bu konuda neler yaptığından biraz bahsetmek istiyorum.
Şöyle birkaç örnek vereceğim. Şimdi şöyle bir gerçek var.
Gerçek bir zenginin milyon dolarlık bir zengin olduğunu anlamıyorsunuz.
Çünkü o insan zaten parasını bağırtmak yerine o parayı katlamanın ve büyütmenin derdine düşmüş oluyor.
Mesela Vehbi Koç arkadaşlar.
Mehmet Ali Birand 32. günde.
Vehbi Koç'a parayla olan ilişkisini soruyor.
Ve Vehbi Koç da şöyle bir cevap veriyor.
Benim için derler ki diyor çok cimridir, çok tamahkaldir, yemez, içmez.
Bu diyor tamamen yanlıştır.
Çünkü ben lüzumsuz para harcamaya karşıyım diyor.
Mesela bir otomobilim var, Ford otomobilim.
İstesem diyor Mercedes'e falan da binerim ama hatta daha lüks bir arabaya da binerim ama ben bunu kabul etmiyorum.
Bu doğru bir şey değil diyor.
Ama bir lise yaptıracaksın, bir üniversite yaptıracaksın, memlekete faydalı bir iş yapacaksın.
O zaman diyor hiçbir şekilde o parayı esirgemem.
10 milyon, 20 milyon neyse diyor gider.
Ama 20 lira için ben kıyameti koparırım diyor.
Bakın bunu söyleyen kişi varlık içinde doğmuş bir insan değil.
Vehbi Koç babası bakkal.
Kendisi Ankara'da küçük bir hırdavat dükkanıyla yola çıkıyor ve 1900'lerin sonunda bir sanayi devine dönüşüyor.
Ve Türkiye'de otomobil satıyor arkadaşlar.
Ve zamanında bakkallık yapmış, köselecilik yapmış, hırdavatçılık yapmış.
Hatta geçim sıkıntısı nedeniyle okula gidememiş düşünün.
Tasdiknamesini almış ve orada bırakmış okulu.
Ve yine bir anda yapmış olduğu bir açıklama da şöyle diyor.
Lüks evler, lüks hayaller.
Bunlar benim için önemli değil.
Ben varlıklı ve tanınmış olan birçok kişinin servetlerini kaybettiklerine tanık oldum.
Çünkü lüks merakı, o bol paralar harcanan yurtdışı gezileri, gereksiz gereksiz borçlanmalar bunlar diyor çöküşlerinin başlıca sebepleri oldu.
Ve ben bu inançla gençlere çeşmenin suyunun her zaman gür akmayacağını bunu hesaba kasarak tedbirli olmalarını hatırlatmayı görevden adlediyorum diyor kendine.
O zaman servetin birinci kuralı Arkadaşlar o parayı gösterişe değil yatırıma harcamak.
Yani şunu demek istiyorum burada.
Finansal özgürlüğün önündeki en büyük engellerden biri çoğu zaman yeterince para kazanmamamız değil.
Kendimizde kurduğumuz o imajı finanse etmeye çalışmak.
Tabii burada bugün konunun sadece bir tarafından tutuyorum.
Hani bu insanların gösteriş merakının olmamasından bahsediyorum ama tabii ki şu detayı gözden kaçırmamamız lazım.
Finansal özgürlüğe giden yolda en büyük belki en önemli şeylerden birisi finansal okuryazarlık.
Hep söylüyorum. Keşke okullarda çocuklara finansal okuryazarlık eğitimi verilse, gerçekten çok önemli bir şey.
Finansal okuryazarlığın düşük olduğu ülkelerde ya da kesimlerde insanlar ne yapıyorlar?
Kolay para kazanma peşinde koşuyorlar.
Az emekle, çok az bir çabayla hızlıca zengin olmanın peşinden koşuyorlar ve sonuçta bir hüsran oluyor.
Nedir bu finansal okuryazarlık?
Şimdi arkadaşlar, finans, yatırım, ekonomi gibi alanlardaki o temel kavramları öğrenmek.
Paramızı, gelirimizi, giderimizi, bütçemizi, yatırımlarımızı daha etkin bir şekilde yönetmemizi sağlamak.
Bunlara olan yetkinliğimiz finansal okuryazarlık.
Yatırımlarımızı çeşitlendirme, onları doğru zamanda doğru yatırım aracında bulundurma, portföy oluşturmak, risklerimizi hesaplamak, risk kazanç oranlarımızı en optimal seviyede tutmak.
Bunların hepsi finansal okuryazarlık göstergesi.
İşte bugün konuştuğumuz insanlar ve daha niceleri bu alanda işte önemli isimler.
Finansal okuryazarlıkları çok gelişmiş olan insanlar.
Hemen burada parantez açıp size çok önemli bir projeden bahsetmek istiyorum.
Allianz Türkiye, UNDP Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen Finansta Gelecek projesinden bahsedeceğim sizlere.
Bu proje gençlerin finansal okuryazarlığını artırmayı ve geleceğe daha bilinçli adımlarla hazırlanmalarını desteklemeyi hedefliyor.
Uzun soluklu. ve kapsayıcı bir eğitim seferberliği olarak tasarlanan bu proje kapsamında bir yıl içinde 10 bin gencin finansal okuryazarlık eğitimleriyle buluşması amaçlanıyor.
İmzalanan protokolün sağladığı resmi erişim ve yaygınlaştırma zeminiyle eğitimlerin 81 ilde mebe bağlı okullarda daha fazla gence ulaşması hedefleniyor.
Gerçekten harika bir proje bu ve proje yalnızca eğitimlerde sınırlı değil elbette.
19 yaş arası lise öğrencilerine yönelik bir hekaton düzenlenecek.
Liseler arası gerçekleşecek olan bu etkinlikte 30 genç finansal gelecek odağında yenilikçi fikirler geliştirecek.
Dereceye girenleri ise toplam 100 bin TL değerinde teknoloji hediye çeki verilecek.
Projenin gönüllü destekçilerinden Özge Özacar'ın da katkı sunduğu eğitimler ise 81 ilde yaygınlaşmaya devam edecek.
Bunun yanı sıra girişimcilere yönelik koştuk programı kapsamında programa dahil edilen Yani girişimciler vergi çeşitleri, fiyatlama modelleri, teşvikler ve bilanço gibi konularda eğitim alarak finansal
kararlarını daha sağlam temellere oturtma fırsatı bulacak.
Kısacası finansla gelecek projesi gençlere ve girişimcilere yalnızca finansal kavramları anlatan bir proje değil.
Kendi geleceklerini daha bilinçli, daha güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde kurmaları için oldukça güçlü bir yol arkadaşlığı sunuyor.
Bu değerli proje için Allianz Türkiye, UNDP Türkiye...
Türkiye ve Habitat Derneği'ne ben de buradan büyük bir teşekkür etmek istiyorum.
Gerçekten ülkemizin gençleri için ve geleceği için oldukça önemli bir proje olduğunu düşünüyorum.
Alliance Türkiye, UNDP Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğinde yürütülen finansal okuryazarlık projesi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Ne diyorduk gösteriş merakı ve zenginler.
Ikea'nın sahibi Ingvar Kamprad diyor ki arkadaşlar üzerimde bit pazarından satın almadığım hiçbir şey yok diyor.
Sen de biraz abartmışsın abi ama.
Düşünsenize bit pazarından giyinen bir multimilyarder var karşımızda ve senelerdir adam aynı arabaya biniyor.
Çünkü adamın hayatı boyunca öyle bir derdi yok.
Yani zengin görüneyim gösteriş yapayım böyle bir derdi yok.
Bakın zengin olmakla zengin görünmeye çalışmak.
Çok başka meseleler. İkincisi insanı mahveder.
Zengin görünme çabası.
Adını Feriha koydum.
Bu adam sadece yaşamayı tercih ediyor ve verimliliği tercih ediyor.
İşe odaklanmayı tercih ediyor.
Gösteriş yok adamda. Onun için para statü gösterme aracı değil.
Para onun için bir sistem kurma aracı olmuş daima.
İşte finansal özgürlük pahalı şeylere ulaşabilmek değil.
Pahalı görünme ihtiyacımızdan özgürleşebilmektir.
Kamprat'ın farkı...
Parayı kendini büyütmek için değil sistemini büyütmek için kullanmasında yatıyor arkadaşlar.
Servet sahibi olmak başka bir şey.
Servetin kölesi olmak çok ayrı bir şey.
Steve Jobs diyor ki mezarlıktaki en zengin adam olmanın hiçbir anlamı yok diyor.
Bakın mezarlıktaki en zengin adam olmanın bir anlamı yoktur diyor.
Çünkü gece yatağa yattığınızda muhteşem bir şey yaptık demenin.
Büyük bir anlamı vardır diyor.
Çok doğru bence ki kendisi zaten çok mütevazı bir hayat yaşıyordu söylenenlere göre.
Ve borsanın kitabını yazan adama bakın Warren Buffett diyor ki bir şeyin fiyatı ödediğinizdir değeri ise elde ettiğiniz şeydir.
Çok önemli bir söz bu ya.
Bir şeyin fiyatı ödediğinizdir değeri ise...
Elde ettiğinizdir. Bunu söyleyen kişi hala 2014 model eski bir Kadilla biniyor.
İstese yani nelere biner.
Normal bir apartman dairesinde yaşıyor.
Öyle kral dairesi vesaire öyle bir şeyde yaşamıyor.
Normal bir yerde yaşıyor. Yemeğini sıradan böyle hatta fast food sayılan yerlerde yiyor.
Dünyanın en büyük zenginlerinden birinden bahsediyorum.
Çünkü bakın yine söylüyorum.
Zengin olmakla bu adam zengin.
Zengin görünmek çok ayrı şeyler.
Zengin görünmeye çalışmak. Zengin görünmeye çalışırken zaten finansal özgürlük falan.
Ve dediğim gibi bu adamın dediği gibi bir şeyin fiyatı ödediğiniz ama değeri elde ettiğiniz şey ki bu çok önemli bir şey finansal özgürlüğe giden yolda.
Atıyorum bir tatil mesela çok gösterişli olabilir.
Fiyatı çok yüksek olabilir.
Kredi çekip gidersiniz belki o tatile ama değeri gerçekten dinlenmek mi o tatilin?
Yoksa Instagram'da şov yapmak mı şimdi?
Açık ve dürüst olalım birbirimize.
Bir çantayı gerçekten çok kaliteli işte ben ömür boyu bunu kullanırım diye mi alıyoruz?
Yoksa bize katacağını düşündüğümüz bir değer mi var?
Hani ben oldum ya ben oldum ya bu his için mi alıyoruz o çantayı?
Bir araba ya da çok pahalı bir araba.
Ama o araba artık sana özgürlük vermiyorsa bir anlamı var mı?
Sen o arabanın bakımı için, yakıtı için, kredisi için iki katı stres çekiyorsan, 500 bin kat çalışıyorsan.
Evet fiyatı ödediğin fiyat ama değerine bak.
Ne elde ediyorsun buradan?
Hiçbir şey. Yani elde ettiğin şeye bakın arkadaşlar.
Kendime de söylüyorum. Ben bir dönem ev taksiti ödüyordum ve gerçekten hani o evin değerini bakın sağlığımla ödeme noktasına gelmiştim abartmıyorum.
Arkadaşlarımı göremiyorum çalışıyorum sürekli stres telaş ne olacak ne bitecek böyleydim yani.
Bir de ben çok takan bir insanım hani nasıl yapacağım ne yapacağım o stresi anlatamam size.
O yüzden gerçekten hani böyle elde ettiğimiz şeye bir bakmak lazım aldığımız şeyin karşılığında.
Ya da mesela şöyle düşünün çok pahalı bir restoranda yemek yiyorsunuz tamam mı?
Burada yemek yemek eşitti.
Fiyatı evet ama sevdiğin insanlarla.
anlamlı bir akşam geçiriyorsan bu değerdir arkadaşlar.
Lüks bir çanta fiyattır ama borçsuz, rahat uyuduğun bir uyku değerdir.
Anlatabiliyor muyum? Yani gerçek zenginlik pahalı olanı alabilmek değil, neyin gerçekten değerli olduğunu bilebilmekte yatıyor ve finansal özgürlük pahalı hayatlar satın almak değil, gerçekten değerli bir hayat
kurabilmekte, yaşanabilir değerli bir hayat.
Bakın gösteriş bize fiyatı öğretiyor ama bilgelik bize değeri öğretiyor.
Bu ayrımı gözden kaçırmayalım ve finansal özgürlük ikisini karıştırmamaya başladığımız gün başlıyor.
Dilerim bunu bir an önce öğrenebiliriz.
Hoş zaten bu anlattığım insanlar zaten korkunç zengin ama işte hani o çantaymış, o arabaymış, o evmiş.
Onlara hiçbir şey olmaz hani.
Onlara çıtır çerez bunlar ama bu insanlara göre parayı harcamamak da bir erdem değil.
Yanlış anlamayın. Parayı değersiz şeylere harcamamak bir zeka göstergesi.
Hani adam o eski zannettiğiniz arabayla...
Mutlu. O her gün giydiği elbisesiyle mutlu.
Anlatabiliyor muyum? Hani biri gitmiş bit pazarından giyiniyor.
Çünkü umurunda değil. Dışarıdan değerli görünmek gibi bir derdi yok.
Hayatına değer katmanın peşine düşmüş ki bu çok önemli.
İşimi nasıl büyütebilirim?
Bunların peşinde bu insanlar. Yok gösteriş yapayım şunu alayım.
Böyle bir dertleri yok. Bakın Saygıp Sabancı demiş ki arkadaşlar.
Modası geçmiş elbise, gömlek, kravatlarımı modaya göre daraltırım ve yakınlarım bunu çok iyi bilirler.
Çünkü taş gibi sağlam şeyleri...
Gözden çıkartabilecek kadar zengin değilim demiş.
Bunun cimrilikte falan hiçbir alakası yok.
Yanlış anlamayın. Çok ince bir ayrım var burada.
Bakın 16 yıl boyunca Almanya'yı yöneten eski başbakan Angela Merkel diyor ki Gereksiz ihtiyaçlardan oluşan bir dağ icat ettik.
Sürekli yenisini almak için alışveriş yapıyoruz ve eskisini atıyoruz.
Oysa bu hayatımızı boşa harcamaktır diyor.
Mesela ben şimdi önümüz bayram ya.
Dün girmişim böyle online'de elbise bakıyorum.
Şunu mu alsam bunu mu alsam. Sonra dedim ki kendi kendime ne yapıyorsun ya?
Bir sürü elbisem var dolapta.
Niye şu an böyle bir şey yapıyorsun?
Yenisini giymek mi derdin?
E zaten var. Bir sürü var.
Git onları giy. Niye almaya çalışıyorsun burada?
Sonra şunu düşündüm.
Dedim ki yani ben buna vereceğim parayla şu an aslında bir bedel ödüyorum.
Ekstra çalışacağım. Anlatabiliyor muyum?
Ne gerek var ya? Niye ben böyle bir şey yapıyorum?
Hani bu kafaya geldim.
gibi arada yine kaçamaklar yapıyorum ama kendimi bunu hatırlatmaya çalışıyorum arkadaşlar.
O yüzden size de söylüyorum.
Hatta şöyle bir kafaya da geldim.
Atıyorum işte güzel bir çanta almak istiyorum kendime.
Hayır diyorum. O çantaya vereceğim parayla git kardeşim spor salonunda bir eğitmen tut.
Kendini işte vücudunu geliştir.
Bir şey yap. Anlatabiliyor muyum?
Daha böyle değerli bulduğum şeylere artık yatırım yapmaya çalışıyorum.
Böyle şeylere işte ne bileyim elbiseymiş bilmem neymiş vesaire.
Bunları hiç almayalım demiyorum arkadaşlar.
Burada anlattığım şey bu değil.
Hani önce Önce bir finansal özgürlüğümüzü sağlasak.
Konu bu yani. Ondan sonra ne yapıyorsanız yapın.
Nasıl mutlu oluyorsanız. Gidin istediğinizi alın.
Şimdi Uruguay'ın eski devlet başkanı Mujica çok güzel bir şey söylemiş bu konuştuğumuz mesele için.
Diyor ki modern ekonomik sistem insanları acımasız bir tüketim döngüsüne hapsediyor.
Ve bu yüzden de insanlar gerçekten ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın almak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar.
Ve bunu da yaşamlarından ve refahlarından ödün vererek yapıyorlar.
Ne kadar doğru bir şey. Ve diyor ki sistem bize sadece vaat satıyor.
Güzel olma vaadi, genç görünme vaadi, havalı görünme vaadi, seksi olma vaadi, mutlu olma vaadi.
Ve önce bizde bir eksiklik duygusu yaratıyor sonra bize bir vaat satıyor bu sistem.
Ve sattığı vaadin paketi ise aslında ürün oluyor.
Ayakkabı görünümünde değer.
Elbise görünümünde bir seksepal, krem görünümünde bir gençlik.
Yani biz aslında bir ürün satın almıyoruz.
Biz bir vaadi satın alıyoruz.
Ve günümüz toplumunda mutluluk genellikle maddi zenginlikle özdeşleştiriliyor ama bu arayış çok yanıltıcı ve tatmin edici olmaktan uzak.
Çünkü maddi varlıklar gerçek bir tatmini getirmez.
Aksine insanı...
daha fazla tüketim döngüsüne sürükleyerek bizi gerçek bir özgürlükten uzaklaştırır.
Bir şey satın aldığımızda onu parayla ödediğimizi sanıyoruz.
Oysa aslında o parayı kazanmak için harcamış olduğumuz saatlerle ödüyoruz.
Ancak hayat parayla satın alınamayacak tek şeydir demiş.
Ne kadar anlamlı. Son olarak ekonomist Mert Başaran'ın bize Para kazandıracak altın kuralları var.
Bu arada kitapta 50 madde var ama ben bir kısmını anlatacağım arkadaşlar.
Birincisi şöyle diyor alışveriş yaparken şöyle bir düşünün.
Hani buna gerçekten ihtiyacım var mı diye bir sorun kendinize.
Ve duygularınızda değil mantığınızda alın her ne alıyorsanız.
İkincisi sistem bize ürün değil.
Bir kimlik ve bir his, bir vaat satıyor.
Bunu unutmayalım. Üçüncüsü kredi kartı ekstremiz.
Karakter analizimiz gibi lütfen paranızı nereye harcadığınıza bir bakın.
Bunlar sizin önceliklerinizi gösteriyor.
O ekstrelere iyi bakın arkadaşlar.
Dördüncüsü lütfen ödeyemeyeceğiniz harcamaların altına girmeyin.
Mümkünse faizsiz taksit dışında borçlanmayın demiş.
Beşincisi nakit harcamayı deneyin diyor.
Kartta öderken çünkü ne harcadığımızı anlamıyoruz.
Böyle tık tık tık tık tık çektiriyoruz.
Altıncısı birçok hedef gerçekten bizim hedefimiz değil.
Sosyal medya, çevre, reklam etkisi bunlarla yüklendiğimiz hayaller.
Bunlar bize ait değil. Bunu ayırdığına varmamız gerekiyor.
Yedincisi aşırı harcamanın altında Çoğu zaman biliyoruz ki duygusal bir boşluk oluyor.
Acaba duygusal boşluktan mı alışveriş yapıyorsunuz?
Bunu bir düşünün. 8.
Satın aldığınız hiçbir şeyin kalıcı bir mutluluk vermediğini ve kısa bir süre sonra aldığınız şeye alışacağınızı artık gözünüzün bile görmeyeceğini düşünerek alın arkadaşlar.
Ve yeni bir şey isteyin buna göre.
Ve hep bir sonraki hedefin peşinde koşmak yerine kendinizi lütfen başka şeylerle oyalamaya çalışın.
Hani ay şimdi ne alayım değil de başka bir şeyle oyalanmaya çalışın.
9. Hayalli.
10. Parayla mutluluk arasındaki ilişkinin çok karmaşık bir ilişki olduğunu unutmayın.
Parayı sürdürülebilir bir mutluluk hedefi için isteyin.
11. Altın fırsatlar çıktığında borçla bile olsa doğru yatırımlar yapmaya çalışın demiş.
Hani önünüze fırsat çıktığında sakın kaçırmayın diyor.
12. Toprağa yatırım yapmaktan çekinmeyin demiş.
Bu çok vurgulanıyor arkadaşlar.
Eğer ihtiyaçtan dolayı bir mal varlığınızı satıyorsanız işte evdir, arsadır bir mal varlığınızı ihtiyaçtan dolayı satıyorsanız ihtiyacınız olan kadarını kullanın ve kalanını hemen doğru bir yatırıma tekrar koyun
diyor. Özellikle arsanın böyle altın değerinde bir şey olduğunu vurgulamış.
13. Sosyal medyada herkese gördüğünüz şeye inanmayın.
Hep söylüyoruz. Filtreli hayatlar adı üstünde.
Gerçek değil. Filtreli. Çünkü onlarla yarışmak da aslında bize para kaybettiriyor.
Bu da finansal özgürlüğümüzün önündeki bir engel.
14. çocuklarınıza paranın gerçekte ne olduğunu öğretmeye çalışın ve onlara tasarrufu öğretin.
Yani para tüketim ilişkisini çocukları küçükken anlatıp bilinçlendirmemiz gerektiğini söylüyor.
15 ve çok önemli.
El alem için yaşamayı bırakın arkadaşlar.
Sırf başkalarına gösteriş yapmak için para harcamaya bir son verin.
Çünkü ileri Bu da yine finansal özgürlüğünüzün önündeki en büyük engellerden biri olacak.
Son olarak size dünyaca ünlü ekonomistlerin, finansal düşünürlerin finansal özgürlüğe giden yolda neler yapmamız gerektiğini anlatmak istiyorum.
En önemlisi bütün bölüm boyunca anlattığım o gösterişçi tüketim meselesi arkadaşlar.
Hani bir şeyi kullanmak için değil, hani gerçekten kullanmak için, sağlam bulduğunuz için vesaire bir şeyler için, mantıklı sebepler için almak değil, görülmek için satın almak.
Başkalarının gözünde bize değer katsın diye satın aldığımız şeyler.
Bakın burada lüksü kötülemiyorum yanlış anlamayın.
Benim de çok sevdiğim markalar var.
Lüks sevmek başka, lüks de kendimizi ispatlamaya çalışmak çok başka bir şey.
Kazanırken neler kaybettiğimizi unutmayalım.
Yani o çantayı alıp o tatile gidip 30 bin yıl ben mesai yapacaksam, bedelini özgürlüğümle ödeyeceksem bu gerçekten çok büyük bir sıkıntı zaten.
Ve bir başka önemli detay, ucuz olan her şey akıllıca değildir.
Pahalı olan her şey iyi ve değerli değildir.
Bunu da ayırt edelim.
Finansal okuryazarlık işte bu ayrımı yapabilmekte yatıyor.
Gelelim borç meselesine.
Şimdi borç bazen araçtır ama bazen de bir prangadır.
Yani seni büyüten borçla seni tüketen borç aynı şey değil.
Ev almak, arsa almak, işine yatırım yapmak bakın bunların borcu ayrı.
Bunlar iyi borç öyle söyleyeyim.
Ama statü göstermek için yapılan borç çok başka bir şey.
Ve bence en önemli meselelerden biri.
Acil durum fonu arkadaşlar bunu çok vurgulamışlar.
Çünkü finansal özgürlük sadece işte benim ne kadar param var bilmem ne bu soru değil.
Bir şeyler ters giderse hayatımızda ben ne kadar dayanabilirim buna?
Bu soru. Cidden bir B planımız var mı?
Bunu bir düşünelim. Eğer yoksa bu B planını nasıl oluşturabileceğimizi düşünelim.
Bir başka detay para biriktirmek.
Yani gelirimizin bir kısmıyla mutlaka bir birikim yapmamızı öneriyorlar.
Ve bunu güvence kısmına ayırmamızı öneriyorlar.
Bir şeyler ters giderse güvence.
Ve en büyük lüksümüzün seçim hakkımız olduğunu unutmayalım.
Çünkü finansal özgürlük her istediğimizi satın almak değil, istemediğimiz işi bırakabilmek, istemediğimiz çevreye mahkum olmamak ve istemediğimiz bir hayatı sırf para yüzünden sürdürmemektir.
Finansal özgürlük hayatımız ters gittiğinde bile bizi ayakta tutacak.
O sistemi kurabilmek.
Yani dilerim hepimiz finansal özgürlüğümüze çok geç olmadan kavuşabiliriz.
Bu konudaki fikirlerinizi merak ediyorum.
Instagram'da post altında yorumlarda görüşelim.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay. Alliance Türkiye, UNDP Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğinde yürütülen finansal okuryazarlık projesi hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
