
Samsung Galaxy S24 Hakkında detaylı bilgi almak için: Samsung Galaxy S24
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri için: Tıklayın
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Bu bölüm "Samsung Galaxy S24" hakkında reklam içerir*
Transkript
Samsung Galaxy Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugünkü konumuz 17.
yüzyılın en önemli bilim insanlarından İtalyan astronom, mühendis, filozof ve fizikçi Galileo Galilei.
Nam-ı diğer bilimin babası, bilim tarihinin en cesurlarından biliyorsunuz ki o.
Peki... O ne yaptı da tarihin akışını böylesine değiştirdi?
O zaman klasik bir Merve başlangıcı yapıyoruz ve çocukluğuna gidiyoruz.
15 Şubat 1564'te yani Rönesans döneminde İtalya Pisa'da doğmuştur.
Michelangelo'nun hayatını kaybettiği yıl, Newton'un da doğduğu yıl.
Descartes, Kepler, Shakespeare gibi ünlülerin de çağdaşıdır Galileo.
Soylu bir aileye doğuyor ama soylu dediysem böyle serveti olan bir aile hayal etmeyin öyle değil.
Sadece soylu. Galileo'nun adı...
Büyük dedesinden gelir. Büyük dedesi Galileo Bonaitu.
Üniversitede hocalık yapmış bir doktor ve siyasetçi.
Galileo'nun babası Vincenzo Galilei, Floransalı köklü bir aileye mensup, ünlü bir besteci ve müzik kuramcısıdır.
Annesi de Pisalı, o da soylu bir kadın.
Galileo ailenin ilk çocuğu, 4-5 kardeşi daha olduğu düşünülüyor.
Ve müzisyen babası oldukça çalışkan bir adam.
Böyle şarkı söylüyor, lavta çalıyor, dersler veriyor özel.
Lavta dediğimde böyle utup.
Benzeri bir müzik aleti.
O zamanların gitarı gibiymiş.
Müzik teorisiyle ilgili kitaplar yazıyor ama bazı kitapları sorun yaratıyor o dönemde.
Çünkü bestecilerden biliyorsunuz bestelerini yaparken böyle bazı katı kurallara uyması bekleniyor o dönemde.
Ama Vincenzo bu kuralları sorguladığı gibi...
Kurallara pek de uyum gösteren biri değil.
Tıpkı oğlu Galileo gibi.
Yani ona o öğretti muhtemelen.
Hatta bir gün oğluna diyor ki gerçeğe ulaşmak için özgürce sorgulama yapmamın kabul edilmesini isterim diyor.
Bu söz gerçekten çok önemli.
Galileo'nun da hayatında çok önemli.
Zaten onun yaptığı tam olarak bu.
Gerçeğe ulaşmak için korkusuzca sorgulamak eşittir Galileo.
Çocuk Galileo takdir edersiniz ki çok meraklı, çok yetenekli bir çocuk.
Makineleri böyle... Söküyor, takıyor.
Bunlar nasıl çalışıyor diye onlara kafa yoruyor.
Sonra o parçaları kullanıyor.
Tekrar böyle küçük oyuncaklar yapıyor kendine.
Böyle çok zekice tasarlanmış oyuncaklar bunlar.
Hareketli cihazlar yapıyor.
Daha küçücük bir çocukken perspektif kullanmayı bile öğrenmiş.
Yani objeleri 3 boyutlu çizmeyi biliyor.
Daha küçükken yapıyor bunları.
Müziğe de ilgisi ve alakası var babasından dolayı.
Hayatı boyunca lavta çalmıştır.
Çok sever lavta çalmayı.
Resim yapmayı çok seviyor.
8 yaşındayken babası...
İlaliyet sarayına müzisyen olarak girince ailece Floransa'ya taşınma imkanı buluyorlar.
Bu tabii Galileo için çok önemli bir hadise.
Çünkü Floransa biliyorsunuz ki Rönesans döneminde güzel sanatların ve bilimin merkezi olarak anılan bir lokasyon.
Babasının işi de tabii ailenin böyle saraya daha yakın olmasını sağlıyor.
11 yaşına geldiğinde manastırda okula başlıyor.
Burada işte Yunanca, Latince bunları öğreniyor.
Mantık bilimi eğitimi alıyor ve bu sayede böyle çok karmaşık problemler...
belirli bir yöntemle çözmeyi öğreniyor.
Ve manastırda tabii ki dini eğitim de alıyor.
Hatta bu dini eğitimler onu o kadar çok etkiliyor ki keşiş olmaya karar veriyor bu manastırda okurken.
Babasına bunu söylediğinde tabii ki babası hiç hoşlanmıyor bu karardan.
Çünkü keşiş olursa ailesini geçindiremez.
Hani Galileo'nun babası hep böyle hani erkek adam evi geçindirir kafasında olduğu için parası bol olan mesleklere yönlendirmek istiyor oğlunu.
Ve o yüzden manastırdan hemen alıyor.
ve başka bir okulda eğitimine devam ediyor.
Derken 17'sine basıyor ve Pisa Üniversitesi'ne başlıyor.
O dönemlerde biliyorsunuz sadece zengin çocukları hatta zengin çocuklarının oğulları üniversiteye gönderiliyordu.
Soyluların oğulları. Galileo'nun babası çok fazla durumu olmadığı halde hep böyle onun çok iyi bir eğitim almasını istemiştir ve hayali kendi babası gibi oğlunun da doktor olmasıdır.
Yani Galileo'nun dedesi gibi.
Çünkü dediğim gibi doktorluğun ücreti yüksek.
O yüzden istiyor. Ve sanat bölümünde okuyor Galileo.
Fakat öğretmenleri ondan hiç haz etmiyor.
Çünkü ona sunulan bilgileri hemen böyle ikna olup kabul etmiyor.
Sorguluyor. Öğretmenlerin verdiği bilgileri sorguluyor.
Geçen anlatmıştım ya Celal Şengör de öyle söylüyor.
Hani bir öğrenciden beklediğim o bilgiyi kim verirse versin sorgulayın demişti hatırlıyor musunuz?
Hani ben de versem sorgulayın diyor.
Galileo'nun kafası tam olarak böyle çalışıyor işte.
Konuyu dağıtmak istemiyorum ama geçen malum platformda böyle bir belgesel izliyordum.
Cinayet belgeseli. Orada soruşturma kapanıyor.
Ama bir polis memuru var ikna olmuyor.
Yani diyor ki burada başka bir şey var diyor.
Herkes diyor ki ya saçmalama dava kapandı bırak artık peşini falan.
Hayır adam bırakmıyor peşini hala inceliyor bir şeyler yapıyor.
Ve seneler sonra o polis memurunun sayesinde ortaya çıkıyor ki fail sandıkları kişi aslında maktul ve davanın seyri bir anda değişiyor.
Onun yaptığı şey de tam olarak bu işte sorgulamak.
Hani ona verilen bir bilgi var tamam diyorlar dava böyle böyle olmuş ve kapandı.
Hayır diyor ben buna inanmadım ikna olmadım.
ve devam ediyor. Bence bu gerçekten çok önemli bir meziyet diye düşünüyorum.
Galileo'ya babasının küçükken dediği sözü hatırlayın.
Ne diyordu? Gerçeğe ulaşmak için özgürce sorgulama yapmalısın.
Bizim şimdi gerçeğe ulaşmamız saniyeler sürmüyor yapay zeka çağında olduğumuz için.
Hele ki Samsung Galaxy S24 kullanıcısıysanız ne arıyorsanız saniyeler içinde buluyorsunuz Circle to Search özelliği sayesinde.
Galileo şimdi yaşasaydı bu özelliğe eminim bayılırdı.
Düşünsenize. gökyüzüne bakıp bakıp böyle merak ettiği gök cisimlerini telefonundan daire içine alıyor.
Anında buluyor. Gerçekten çok büyük keyif alırdı diye düşünüyorum.
Ben de bu özelliğe bayılıyorum.
Diyelim ki sosyal medyada bir ev dekorasyonu gördünüz.
Oradaki koltuğu çok beğendiniz.
Hiç böyle ekstra bir uygulama indireyim, uğraşayım böyle bir şeye gerek duymadan direkt telefonunuzun ekranından daire içine alıyorsunuz o ürünü ve anında bulabiliyorsunuz.
Ya da diyelim ki yolda yürüyorsunuz bir çiçek gördünüz.
ve çok beğendiniz ama adını bilmiyorsunuz hemen telefonunuzun ekranından daire içine alın saniyeler içinde bulun ya da telefonunuzdan e-kitap okuyorsunuz bilmediğiniz bir kelimeyle karşılaştınız hemen
onun ekrandan altını çizin highlight yapın ve ne anlama geldiğini anında bulun ya da bir dizi izliyorsunuz ve dizide bir tablo gördünüz bu tabloyu kim yaptı acaba diye düşünmenize gerek yok
daire içine almanız yeterli Circle to Search ile keşfetmenin sınırları artık yok.
Merak ettiğiniz, araştırmak istediğiniz her şeyi bulmak ekrana bir daire çizmek kadar kolay arkadaşlar.
Galaxy AI ile akıllı telefonlarda yapay zeka çağı başladı.
Samsung Galaxy S24 günlük yaşamımızı muhteşem bir deneyime dönüştürüyor.
Mobil yapay zeka çağına bir an önce adım atmak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Dediğim gibi Galileo öyle pek de seviyor.
Bilmiyor hocaları tarafından ama çok ince bir zekası olduğu için onu seven hocaları da var tabii ki.
Ve üniversitedeyken şunu fark ediyor.
Doğanın belli bir düzen içerisinde işlediğini ve belirli kanunlara tabi olduğunu fark ediyor.
Hatta ilerleyen zamanlarda bu kanunların kendine has bir dille yazıldığını söyleyerek şöyle diyor.
İnsan dilini ve yazıldığı harfleri tanımaya çalışmazsa bu evreni anlayamaz.
Evren... Matematik dilinde yazılmıştır ve harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik figürlerden ibarettir.
Bunlar olmaksızın bizler...
Bir kelime bile anlayamayız.
Pisagor'un bakış açısı gibi değil mi?
O dönemlerde, üniversitelerde felsefi eğitim zorunlu arkadaşlar ama bu felsefi eğitimi bugünün felsefesi gibi düşünmeyin.
Fizik, kimya, biyoloji bunları da içeriyor.
Çok geniş, çok kapsamlı bir eğitim.
Ama gelin görün ki bu eğitimde Aristoteles her zaman ön planda.
Onun sistemi üzerinden ilerliyorlar, mantık ve tutarlılık üzerinden ama olguları çok...
Dar kategoriler içerisinde ele alıyor bu sistem.
Mesela yaşamsal faaliyetleri ruhlara bağlıyor.
İşte bitkilerin büyümelerini sağlayan bitkisel ruhları var.
gibi düşünüyor. Ya da işte insanların bitkilerden ve hayvanlardan farklı olarak düşünme yeteneğini sağlayan rasyonel ruhları olduğunu ileri sürüyor.
Bu da Galileo'nun aklına yatmıyor.
Aristoteles mantığını böyle basit genel çıkarsamalar üzerine kurmuştur.
Mesela işte bütün insanlar ölümlüdür.
Sokrates bir insandır.
E o zaman o da ölümlüdür gibi.
Evrenin yapısını açıklarken yer ve gök arasında direkt kökten bir ayrım yapıyor.
Diyor ki dünya merkezde Ay, güneş, gezegenler ve yıldızlar merkezleri dünyada olan kürelerin üzerindeki yörüngeleri izliyorlar diyor.
Ve Aristoteles'e göre sonsuz ve kusursuz olan gökler, gökler kusursuzdur Aristoteles'e göre, Yunanca ida, esir denilen göksel bir maddeden oluşuyor.
Ve mükemmel küresel yörüngeler izleyerek dönüyor bunlar.
Dünyevi maddeler dört temel öğenin toprak, su, hava...
Ateş bunların çeşitli karışımlarından oluşuyor dünyevi maddeler Aristoteles'e göre.
Isı ve nem niteliklerinden yola çıkarak bu öğeler hakkında çıkarsamalarda bulunuyor.
Toprak soğuk ve kurudur, su soğuk ve ıslaktır, hava sıcak ve ıslaktır, ateş sıcak ve kurudur gibi gibi gibi.
Dünyada gerçekleşen tüm değişimlerin bir nedeninin olması gerekiyor ve Aristoteles bu nedenleri şu örneklerle açıklıyor.
Mesela Yunan tanrıçası Athena'nın bir heykelini yapacaksınız diyelim.
Bu heykeli yapmak için maddesel bir nedene ihtiyaç vardır.
Yani... Bir de biçimsel nedene ihtiyaç vardır.
Bu da tanrıçanın şekli yani formudur.
Aletiyle çalışan heykeltıraş yani heykeli yapma faaliyeti ise etkin nedendir.
Heykelin yapılma amacı tapınma ve süslenme.
Bunlar da nihai nedendir Aristoteles'e göre.
Ben bunları niye anlatıyorum?
Çünkü Galileo'nun Pisa Üniversitesi'nde aldığı dersler bunlar.
Yani incelediği felsefe sistemini bu ve bunun gibi düşünceler oluşturuyor temel olarak.
Fikirler dünyayı anlamak için bir sistem sağlıyor.
Bu sistem Avrupa'nın her yerinde eğitimli insanların kullanmış olduğu bir sistem.
Ayrıca hem Katolik hem de Protestan kiliselerinin de desteğine sahip bir sistem.
Peki Galileo bu sistemi kabul edecek biri mi sizce?
Hayır. Çünkü Aristotelesçi bilim anlayışı dediğim gibi onun kafasında kesinlikle oturmuyor.
Neden? Çünkü sadece tümden gelin ve tüme varımlı akıl yürütmek.
Ona göre çok sığ kalan bir şey bilimde.
Ama o dönemde Aristotelesçi bilim anlayışı üniversitelerde hakim dediğim gibi.
Yani bu aka kara demek gibi olacak Galileo'nun yaptığı şey bir süre sonra.
Hani düşünsenize herkesin kabul ettiği bir doğru var.
Siz orada çıkıp otoriteye kafa tutuyorsunuz.
Hayır abi diyorsunuz hani ben böyle düşünmüyorum.
Bunu yapmak gerçekten kolay değil ve kafa tuttuğunuza da...
Sam Aristo. Kolay mı?
Aristo'nun yaptığı şey zamanının o dağınık bilgilerini derleyip toplayıp bunları bir sistematiğe bağlamak arkadaşlar.
Ve bunların ele alınması için gerekli mantık ilkelerini kendince oluşturmuş.
Ve bilimler için bir temel oluşturmuş.
Ama o ve çağdaşlarının deney yapmakla, gözlemle, kanıtlamalarla falan hiçbir ilgileri alakaları yok.
Hani masa başı bilim gibi düşünün.
Galileo'ya göre bilim yapma böyle olmaz.
Yani bilim yapma modelinde en önemli olan şey doğayı gözlemlemek.
Ama doğayı nesnel boyutuyla yani sayı ve ölçüye dayanarak gözlemlemek.
Onun istediği şey bu. İşte tam da bu noktada Galileo geleneğe başkaldırıyor.
Yine başkaldırıyor ve mantığın yerine ölçme aracı olarak matematiği getiriyor.
Burası çok önemli. Aristoteles'ci düşünce içinde ölçmeye, deneye, gözlem yapmaya, matematik hesaplamalarına bunlara yer yok.
Önce bunu anlamamız lazım.
Bu kısım çok önemliydi.
Yani olayları açıklamak için o olaylara yol açan varlıkların yapısını bilmek, onların yaratılış amacını kavramak, hareketlerinin nedenlerini kestirmek gerekiyordu.
Mesela şöyle açıklayalım.
Bir yükseklikten bırakılan taşın yere düşmesinin Aristotelesçi açıklaması şöyle.
Havaya atılan bir taşın yere düşmesinin nedeni, Aristotelesçi yaklaşıma göre açıklıyorum.
Taşın doğadaki yerinin Dünyanın merkezinde olması.
O yüzden havaya atılan taş doğal olarak kendi yerine gitme amacıyla yere düşüyor.
Bu Aristoteles'ci açıklama.
Canlı olsun, cansız olsun.
Bütün varlıklara belli amaçlar yüklüyor.
Olayı bu. Galileo'nun yaptığı şey yani sonradan karşı çıkacağı şey de tam olarak bu mantık.
Çünkü Galileo'ya göre bilim taşın neden düştüğüyle ilgilenmez.
Nasıl düştüğüyle ilgilenmesi gerekir değil mi?
Aristoteles'ci anlayışın evren tasarımına baktığımız zaman şöyle.
Yeryüzü ve gök birbirinden tümüyle ayrı duruyorlar.
Dünya evrenin merkezinde bulunuyor.
Ay, güneş, gezegenler ve yıldızlar merkezlerinde bulunan dünyanın çevresinde belli kürelerin üzerinde yer alıyor arkadaşlar ve onlarla birlikte dönüyorlar.
Hep beraber halay çekiyorlar.
Kısacası bu dünya görüşünde her şeyin mantıklı bir açıklaması var kendine göre ve bu mantıklı açıklamada esas olarak aslında Tanrı'nın niyet ve amaçlarının öngörülmesine dayanıyor.
Niye bunları anlatıyorum? Çünkü dediğim gibi o dönemde dönemde üniversitelerin eğitim anlayışı bu.
Yani şu anda da mesela bir eğitim anlayışımız vardı üniversitelerde.
Biri çıkıp bunlara böyle domino taşı gibi yıksa bunları ne olur?
Yer yerinden oynar değil mi? Ne diyorsun sen?
Değişik derler. Galileo'nun yaptığı şey de bu aslında.
Yani bu otoriteye kafa tutmak kolay değil.
Oturmuş bir sistem var. Galileo üniversitede kısa bir süre sonra aslında tıpla hiçbir ilgisi ve alakası olmadığını anlıyor.
Böyle sürünerek derslere gidiyor.
Çünkü esas onu çeken şey matematik ve fizik.
Nefret. diyor tıptan. Bir matematik hocası var Ostilo Ricci diye.
Ondaki yeteneği keşfedenlerden biri de o zaten.
Babası Galileo'nun tıpla alakası kalmadığını öğrenince yani doktor olmayacağını öğrenince tabii ki küplere biniyor.
Okula gidiyor ve Ostilo onu ikna etmeye çalışıyor öğretmene.
Oğlunuz diyor bir deha bırakın tıp okumasın ama bu alanda zaten çok başarılı olacak diyor.
Ve Galileo okuldan diploma almadan ayrılıyor.
Derken Ostilo'dan özel matematik ve fizik dersleri almaya başlıyor.
Aslında böyle Çok benzer kafaları var.
Onun da böyle özgür bir bakış açısı var.
O Galileo'nun üzerine bayağı etkili olmuş bir isim.
Bu arada tam bir arşimet hayranı o stilo.
Ve ona dair, arşimete dair ne biliyorsa hepsini Galileo öğretiyor.
Onun icatlarına temel olan matematik kurallarını birlikte inceliyorlar.
Bunlar Galileo'nun dünyasını böyle yavaş yavaş şekillendiriyor.
Ve sonuçta şunu anlıyor.
Gezegenlerin hareketlerinin matematikle açıklanabileceğini düşünmeye başlıyor bu derslerden sonra.
Zaten fizik ve matematiğe olan ilgisi daha küçücük bir çocukken açığa çıkıyor ama babası görmezden geliyor.
Hani doktor olacak oğlum diye.
Ya işte su akıyor yolunu buluyor arkadaşlar bir şekilde.
Neyse çocukken Pisa Kadireli'nin tavanından sallanan bir lamba var.
Galileo buna kafayı takmış ve büyüdüğünde de bu ilgisi devam ediyor bu lambaya.
Saatlerce bu lambanın sallanmasını izliyor.
Sarkacın salınımını, gidiş geliş sürelerini ölçmek için ne yapıyor biliyor musunuz?
kendi nabız atışlarını ölçü olarak kullanıyor ve salınım sürelerinin hep aynı kaldığını görüyor.
Ve bu yöntemle hastaların nabızlarını ölçmeye yarayan cihaz geliştiriyor.
Tıp profesörleri tabii çok memnun oluyor ama 1585'te Galileo onlardan kendisine destek vermelerini istediği zaman onu Aristoteles'e karşı çıktığı için kovuyorlar.
1586'da suyla çalışan teraziyi buluyor Galileo.
Artık buluşlarıyla zaten İtalya'da tanınan ünlü bir bilim insanı...
Ve tek bir hayali var iyi bir matematikçi olmak, eğitimler vermek ama 1588'de 5 üniversiteden red cevabı almıştır.
Hani geleyim eğitim vereyim diyor ama red cevabı alıyor.
Aristoteles'ten dolayı yine. En sonunda yine 4 yıl önce diplomasını almadan öğrenci olarak ayrıldığı kendi okuluna hoca olarak geri dönüyor.
Ama aldığı maaş o kadar az ki diğer hocalardan.
Yine de çok mutlu çünkü sevdiği işi yapıyor.
3 yıl sonra buradan ayrılıyor.
Daha doğrusu... Sözleşmesini yenilemiyorlar gitsin diye.
Neden? Çünkü Aristoteles'e karşı diye.
Aristoteles bildiğiniz bela olmuş Galileo'nun başına hayatı boyunca.
O da Podoba Üniversitesi'ne gidiyor.
Burası daha iyi bir okuzdayken daha entelektüel özgürlüğe sahip.
Galileo buraya 28 yaşında başlıyor ve hayatımın en iyi 18 yılı olarak nitelendirdiği yepyeni bir dönem burası onun için.
Burada matematik ve temel gökbilimi dersleri veriyor.
Derslerinin amaçlarından biri de şu.
Doktorlara yıldız falına bakmak için gerekli olan becerileri öğretmek.
Yanlış duymadınız arkadaşlar.
O zamanlar doktorlar hastalarının yaşamlarıyla ilgili ön bilgiye sahip olabilmek için yıldız falından yani astrolojiden faydalanıyorlar.
Gezegenlerin hangi burçta bulunduğuna bakarak kişinin hayatının önceden görülebileceğine inanıyorlar.
Bir doktor eğer yıldız falında hastasının erken yaşta hayatını kaybedeceğini öğrenirse hastasına ona göre bir tedavi uyguluyor.
Yani çok uğraşmıyor diyebilirim.
Galileo bu dönemde aslında iyi bir kazanca sahip ama kız kardeşlerinin çeyiz parasını ödeyebilmek için ekstra özel ders veriyor aristokrat çocuklarına.
O dönemde de çeyiz parası korkunç bir para yani öyle böyle değil.
Şöyle söyleyeyim Galileo'nun bir yıllık kazancı kız kardeşinin bir kız kardeşinin çeyiz parasını ödemeye yetmiyor.
4 yıllık maaşıyla bir çeyiz parasını ancak ödeyebiliyor düşünün.
O yüzden özel dersler vermeye başlıyor.
Şimdi size bir soru arkadaşlar.
Şimdi camı açsam bir çekiçle bir tüyü camdan aynı anda aşağı atsam sizce hangisi daha hızlı düşer?
Çekiç dediniz değil mi?
Aristo da aynı düşüncede ağır nesnelerin daha hızlı düşeceğini iddia etmiş ve Galileo'ya gelene kadar herkes aynı fikre sahip.
Yani inanmışlar buna sorgusuz sualsiz ama Galileo bir gün dolu yağarken şunu fark ediyor.
Aynı anda yere düşen farklı boyutlarda dolu taneleri olduğunu görünce tüm nesnelerin aynı hızda düştüğünü düşünüyor Galileo.
Tabii hiç kimse inanmıyor bu fikre çünkü Aristo daha ön planda.
Galileo çıkıyor Pisa Kulesi'nin eğik tepesine.
5 kiloluk gülleyi alıyor bir de 500 gramlık bilge var elinde aynı anda ikisini aşağı atıyor bakın 5 kiloluk gülle 500 gramlık bilye aynı anda aşağı atıyor ve aşağıdaki insanlar görüyorlar ki ikisi
de aynı anda yere çarpıyor.
Galileo tabii haklı çıkıyor ve yıllar sonra bu iddia tekrar doğrulandı.
1971'de Apollo 15 göreviyle aya çıkan astronotlardan biri David Scott bir çekici ve bir tüyü aynı anda ayın yüzeyine doğru yere atıyor.
İkisi de aynı anda yüzeye çarpıyor yerçekimsiz ortamda.
Yani aynı maddeden yapılmış fakat ağırlıkları farklı olan cisimlerin farklı hızlarla düşmesi için hiçbir neden yoktur.
Ve bu zaman zarfında Galileo, Venedik'te Marina Gamba adında bir kadına aşık oluyor.
Marina'nın toplumsal statüsü düşük olduğu için evlenmeleri zor oluyor ve evlenemiyorlar maalesef.
Üç çocukları oluyor. Virginia, Livia ve Vincenzo.
Marina çocuklarını büyütmek için Podova'ya taşınıyor ama daha sonra Marina bir başkasıyla evleniyor.
Galileo ile dostlukları baki kalmıştır.
Galileo, Venedik'e yapmış olduğu ilk ziyaretlerinden birinde Venedik'e su taşıyan bir tekneyi izlerken şunu fark ediyor arkadaşlar.
Teknenin hızı değil. İçindeki suyun bir uçtan diğer uca gidip geldiğini fark ediyor.
Okyanuslardaki gelgit geliyor aklına ve dünyanın sallanmasından kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Bu okyanuslardaki gelgitlerin ve bu da ne demek oluyor?
Dünyanın kendi ekseni etrafındaki ve güneşin çevresindeki hareketinin bir sonucu olabilir.
Kopernik'in kuramı doğruysa.
Kopernik'in kuramı 1543'de yayınlandı.
Amacı da neydi? Puteleimus'un M.S.
150'den beri geçerli olan Modelinin yerine yeni bir model getirebilmekti.
Bu arada Puteleimus'un da gezegenlerle ilgili modelinin temelinde kim var?
Bilin bakalım kim var? E tabii ki her taşın altından kim çıkıyor?
Aristoteles. Buna göre merkezde Dünya var.
Ay, Güneş ve diğer gezegenler Dünya'nın etrafında.
küresel yörüngelerini izliyor ve buna karşılık Kopernik dünyayı bir gezegen olarak ele alıyor.
Dünyayı Venüs ile Mars'ın arasında diğer tüm gezegenlerle birlikte güneşin çevresindeki yörüngelere yerleştiriyor.
Sadece ay dünyanın çevresinde dönüyor.
Galileo'nun derslerinde kullandığı gezegenler kuramı adlı eserde Puteleimus'un bu modelini temel alıyor.
Galileo Kopernik'in kuramından haberdar olduğu halde 1595'e kadar bu kurama öyle pek de fazla fazla ilgi göstermemiştir ama artık dünyanın günlük ve yıllık hareketlerinin dünyanın
uzaydaki hızında düzenli değişimlere yol açacağını düşünmeye başlıyor.
Belki bu hareketler o Venedik'te görmüş olduğu teknenin içindeki suyun gidip gelmesi gibi okyanuslarda gelgite neden olacak kadar dünyayı sallayabiliyordu.
Galileo o sıralar bu fikrin üstünde çok fazla durmuyor ama ileride bu gelgitlerle ilgili kuramı başına büyük bir bela açacak.
Peki Merve Galileo'ya neden ilk...
Fizikçi diyorlar. Neden fiziğin babası diyorlar?
Çünkü Galileo'dan önce gökbilimciler göklerin modelini ortaya koymuşlar.
Sonra da bu modeller üzerinde gözlemlerine uyacak şekilde değişiklikler yapmışlar.
Ama Galileo ne yapıyor?
Cisimlerin hareketiyle ilgili olarak ölçebildiği mesafeler ve süreler için aynı sayısal sonuçları verecek matematiksel bir model oluşturmaya çalışıyor.
Daha önce hiç kimse gökbilim hariç başka hiçbir...
Bu yaklaşımı kullanmadığı için ona fiziğin babası diyoruz.
Şimdi burada önemli bir detay var.
Böyle çok fiziğe girip sizi boğmak istemiyorum.
Merak etmeyin çok girmeyeceğim.
Galileo bu gel git olayını dünyanın günlük ve yıllık hareketlerini birleştirerek açıklamaya çalıştı dedim ya.
Ama ileri sürdüğü etki aslında çok küçük bir etki.
Yani gel git olayının kabul edilen açıklaması.
Ayın ve güneşin okyanuslar üzerindeki kütle çekimi etkisinin kara üzerindekinden farklı olması arkadaşlar ama böyle bir açıklama zaten Newton'la birlikte geliyor.
Kütle çekimi araştırmalarıyla geliyor çok sonradan.
Olay o değil yani Galileo'nun ileri sürdüğü açıklamanın en büyük özelliği şu.
Okyanuslardaki gelgiti aydan kaynaklanan gizemli bir güce bağlamıyor dikkat ettiyseniz.
Gizemli güçler bunlar yok.
Açıklaması tümüyle mekanik.
Bunu yapmaya çalışıyor.
Galileo nesnelerin nasıl ve neden hareket ettiklerini ve durduklarını test etmeye çalışıyor.
Bunun için deneyler tasarlıyor.
Gizemli güçler yok onun hayatında.
Ve eylemsizlik ilkesini yani nesnelerin deviniminin değişikliğe dirineceğini, harekete başlamak, hızlanmak ya da yavaşlamak için bir kuvvete ihtiyaç duyacaklarını da ortaya koyan ilk kişidir
Galileo. Nesnelerin düşme sürelerini ölçerek bütün nesneler için düşme hızının aynı olduğunu gösterdi ve bunda yavaşlama, sürtünme bunların oynadığı rolü de fark etti.
1630'larda elde bulunan donanımla serbest düşen nesnelerin hızını ve ivmesini doğrudan ölçmek takdir edersiniz ki mümkün değil arkadaşlar.
Galileo burada bir deney yapıyor.
İki tane rampa var. Bu iki rampadan topu yuvarlıyor.
Topun rampanın dibindeki hızının rampanın dikliğine değil başlangıçtaki yüksekliğine bağlı olduğunu ve eğim ne kadar dik olursa olsun topun her zaman başladığı yüksekliğe çıkacağını gösteriyor.
Diğer deneylerini de 5 metre uzunluğunda sürtünmeyi azaltan pürüzsüz bir malzemeyle kaplı bir rampada gerçekleştiriyor.
Zamanı ölçmek için de dibinde küçük bir boru bulunan büyük bir su kabı kullanmıştır.
Ölçüm yaptığı zaman aralığı süresi...
Suyu topluyor ve topladığı suyu tartıyor.
Topu rampanın farklı noktalarına bırakıyor ve kat edilen mesafenin geçen zamanın karesine bağlı olduğunu gösteriyor.
Yani top rampadan aşağı doğru hızlanıyor.
Ne anladın yurtak ürünün?
Ne anladın? Anlamadınız değil mi çoğunuz?
Neyse fiziğe girmeyelim.
Galileo konuşamaz mı?
O kadar fizik konuşuyor Galileo.
Galileo'nun vardığı sonuç şu bu deneyle.
Bütün cisimler boşlukta.
Aynı hızda düşüyor. Newton'un geliştirdiği düşünce bu zaten.
Daha büyük bir kütlenin çekim kuvveti de daha büyüktür.
Ama büyük kütlenin hızlanmak için daha büyük bir kuvvete ihtiyacı vardır.
O yüzden başka bir kuvvetin yokluğunda bütün nesneler aynı oranda hızlanır diyor.
Galileo'nun teorileri dikkatle, gözlemlerle, deneylerle ölçülebilir bir şekilde yapıyor değil mi bu deneyleri?
Test ediyor bunları. Bu da onu modern bilimin kurucularından biri yapıyor.
Galileo demiş ki sayılabileni say, ölçülebileni ölç ve ölçülemezi ölçülebilir yap demiş.
O bilimin pek çok alanında araştırma yapmış bir isim ama en çok Jüpiter'in dört büyük uydusunu keşfetmesiyle ünlüdür Galileo.
Hatta bu uydulara Galileo uyduları denir ve tabii ki en önemlisi dünyanın güneşin etrafında döndüğünü söylemesiydi.
Yer yerinden oynadı.
Az sonra geleceğiz oralara.
1604 yılının 15 Ekim gününde Galileo gökyüzünde yepyeni parlak bir yıldız keşfediyor.
Aristoteles'e göre en başta ne demiştim?
Yerde hiçbir değişiklik olamaz.
Gökler kusursuz. Öyle yeni yıldızlar falan öyle bir şey yok Aristoteles'e göre.
Podova'daki felsefe profesörleri bu yeni yıldızın dünyaya aydan daha yakın olduğunu ve dolayısıyla göklerde olmadığını iddia ediyorlar ve Galileo'ya gidip soruyorlar.
Galileo bu yıldızın dünyaya olan uzaklığını paralaks yani Iraklık açısı adı verilen bir optik ilkeden faydalanarak hemen belirliyor.
Paralaks uzaktaki cisimlere oranla daha yakındaki cisimlerin...
konumlarının görünürde kayması arkadaşlar.
Şöyle düşünün bir yolda yürüyorsunuz tarla gördünüz tarlada da inekler var.
İneklere baktığınız zaman arkalarındaki ağaçlara göre ineklerin sanki konumları değişiyormuş gibi gelir size öyle görünür.
Ve size daha yakın olan ineğin ıraklık açısı daha uzaktakinden daha büyük görünür.
Bu gökbilimde gezegenlere ve yakın yıldızlara olan mesafeyi bulmak için kullanılabilir.
Galileo da öyle yapıyor ve bu yeni yıldızın raklık açısının ayinkinden çok daha az olduğunu öğreniyor.
Bu da Yıldızın aydan daha uzakta olduğu anlamına geliyor.
Yani aslında o yeni yıldız da diğer yıldızların arasında duruyor.
Öyle aman aman bir fark yok.
Ama işte gel gör ki bu durum yine Aristotelesçilere çok rahatsız ediyor.
Neden? Çünkü onlar göklerin kusursuz olduğuna inanıyor.
Gökleri değiştirebilecek yeni bir yıldız falan olamaz onlara göre.
Ve bu tartışmalar öyle büyüyor ki Galileo diyor ki ben gideyim de kendime yeni bir iş arayayım.
Nasıl olsa bunlar beni kovacak diyor üniversiteden.
Medicilerin oğluna... ders vermeye başlıyor.
Bu arada Galileo teleskobu astronomik amaçla kullanan ilk bilim adamıdır arkadaşlar.
Kendine muhteşem bir teleskop yapmıştır.
Cisimleri 20 kat daha büyük gösteren bir teleskop ve gözlemlerini de Siderus Nincius adlı kitabında toplamıştır.
1609 yılında kendi geliştirdiği bu teleskop sayesinde profesörlük ünvanıyla ödüllendiriliyor Galileo ve teleskopu Padova Üniversitesi'nde ömür boyu sürecek iş fırsatı elde etmesine vesile oluyor.
Maaşı da 1000 florin.
yükseliyor ama yine de çeyiz parasını karşılamıyor.
Ne çeyiz parasıymış arkadaş.
Bu teleskobuyla Jüpiter'in dört uydusunu keşfediyor.
İşte Samanyolu'nu inceliyor.
Orion'u inceliyor. Ve Venüs'ün safalarını inceliyor.
Güneş lekelerini görüyor hatta.
Ay'ın evrelerini çiziyor.
Ay'ın pürüzlü olduğunu görünce çok şaşırıyor.
Ve geometri bilgisi sayesinde Ay'daki bazı dağların yüksekliğini bile bulmuştur.
Samanyolu'nun yıldızlardan oluştuğunu tespit ediyor ve böylece Aristoteles'in Samanyolu'nun bir bul...
Lut olduğu görüşünü yıkmıştır ve nihayet 1610 yılında Jüpiter'in ona en yakın ve en büyük dört uydusunun varlığını keşfedince çok büyük bilimsel bir devrim gerçekleştirmiştir.
O zamana kadar oturmuş tüm düşünce sistemi alaşağı oluyor bu saatten sonra.
Yüzlerce yıl boyunca evrendeki tüm gök cisimleri dünyanın etrafında dönüyor zannediliyordu.
Ama Jüpiter'in etrafında da dönen gök cisimleri olduğunu görünce şok.
Ne oldu? Dünya bir anda otomatikman sıradanlaştı.
Yani evrende benzersiz zannediliyor dünya ama sıradan bir gök cisim olduğu ortaya çıktı.
Galileo'ya dediler ki senin teleskobun hatalı.
Sıkmasızca saldırdılar. Gitti 100 tane daha teleskop yaptı.
Bunları Avrupalı hükümdarlara gönderdi.
Alın dedi kendiniz bakın dedi.
Ama olmadı ne yaptıysa.
Kepler o sıralarda ona bir mektup yazıyor.
İşte seni destekliyorum diyor cesaret veriyor.
Aa bu arada unutmadan sad but true bir detay daha vereyim size.
Galileo'nun iki kızı var demiştim ya.
Ama evli değiller demiştim Galileo ve eşi.
O yüzden o çocuklar gayrimeşru sayılıyor ve ileride evlenme ihtimalleri yok.
Ve sırf bu sebepten Galileo kızlarını rahibe olmaları için çünkü başka bir alternatif yok manastıra yerleştiriyor.
O zamanlar gayrimeşru çocuk olmanın bedeli gerçekten çok ağırmış.
Buradan da gördüğümüz üzere Leonardo da Vinci geldi aklıma.
Gerçi o bunu fırsata çevirmişti hatırlarsanız.
Leonardo podcastimi dinleyenler onun da bir gayrimeşru çocuk olduğunu hatırlamışsınızdır.
Hani çocuklar ne oldu Merve nasıl bir aile hayatı vardı diyenler için böyle bir dipnot atmak istedim.
Dönelim Galileo'ya.
Kendisine tepki gösteren bu...
Önce geri kafalı gökbilimci varken ve filozoflar varken tabii ki o da kendini tutamamış.
Aziz Kepler'e gidip bir mektup yazmış.
Mektupta diyor ki çoğunluğun akıl almaz budalalığına gülmekten başka yapacak bir şey yok.
Çalışmalarımı göstermeyi önerdiğim fakat tıka basa karnını doyurmuş bir yılanın Tembel inatçılığıyla gezegenlere, ayağa, teleskopla bakmaya yanaşmayan bu ünlü filozoflar için ne
dersin? Tıpkı yılanların kulaklarını tıkadıkları gibi insanlar da gözlerini gerçeğin ışığına...
Böyle yazmış Aziz Kepler'e.
Herkes ona saldırıyor ama onun arkasında çok güçlü biri var.
Granduc var. Galileo 26 Şubat 1616'da Engizisyon'a çağrılıyor arkadaşlar.
Artık hesap verecek Engizisyon'un önünde.
Ve artık hiçbir şekilde Kopernik kuramını savunmayacağını bildirerek Aynı yıl kilise bir bildiri yayınlıyor ve bu bildiri de iki buyruk yer alıyor.
Birincisi güneşin yerin çevresinde dönmeyen merkezde sabit olduğu düşüncesi kutsal öğretiye aykırı saçma ve yanlış bir sav.
İkincisi yerin merkezde sabit değil güneş çevresinde bir gezegen olduğu görüşü felsefi açıdan saçma ve yanlış teorik açıdan gerçek inanca ters düşen bir sav.
Ertesi hafta Galileo papa ile çok uzun bir görüşme yapıyor.
Papa da diyor ki rahat ol senin hakkında iftira at.
Ben hayatta olduğum sürece emniyettesin diyor ama...
Galileo rahat durmuyor.
17 yıl sonra yine başına iş açıyor.
Ve bu süreçte teleskopla değil mikroskopla takılmıştır.
Artık küçük canlıları inceliyor.
Ama sonra yeni bir papa geliyor.
8. papa Urban.
Heyecanlanıyor Galileo. Artık diyor yasaklar kalktı diyor.
Yeni papaya gidiyor. 1616'da yasaklanan Kopernik'in teorisinin yasağını kaldır diyor.
Hani bunu yapabilir misin diyor.
O da yumuşak davranıyor.
Bu teoriyi kanıtlanmamış bir iddia şeklinde sun diyor.
Hani yumuşakça sun diyor.
Galileo sanki o öyle dememiş gibi gidiyor.
İki büyük dünya sistemi hakkında diyalog kitabını yazıyor ve 1632'de bunlar basıldıktan sonra olanlar oluyor.
Katolik kilisesi direkt Galileo'ya dava açıyor ve 1633'de Engizisyon mahkemesine çıkarılıyor.
Biz sana 17 yıl önce yasak demedik mi diyorlar.
E Galileo zaten artık çok yaşlanmış 69-70 yaşında.
Hasta olduğu için af diliyor.
Ama kurtulamıyor. Dine karşı suç işlemekten hüküm giyiyor.
Dine ve kiliseye karşı suç işlemekten.
Bir nevi idam cezasına çarptırılmış gibi hissetmiş kendini.
Mahkemenin 4. gününde bir belge veriliyor Galileo'ya.
Dünya güneşin etrafında dönmüyor yazıyor bu belgede.
Ve bunu imzalamasını istiyorlar.
Galileo bildiği doğruyu inkar etmek zorunda kalıyor.
Ve içi yana yana da olsa bu belgeyi imzalıyor.
Belgede şöyle yazıyor.
Ben, Floransalı Vincenzo Galileo'nun 70 yaşındaki oğlu Galileo Galilei'yi bizzat bu mahkeme tarafından yargılandım.
Hristiyan ülkesinin her tarafında küfre ve dalalete karşı savaşan siz, Seçkin ve saygıdeğer Kardinal Hazretlerinin Engizisyon temsilcilerinin huzurunda diz çöküyor ve gözlerimin
önünde kutsal İnciller olduğu halde onlara kendi ellerimi koyuyor ve kutsal Katolik Kilisesi ile Apostolik Kilisesinin kabul ettiği, vaz ettiği ve öğrettiği şeylerin tümüne her zaman
inandığım gibi şimdi de inanmakta olduğuma ve Tanrı'nın inayetiyle.
Gelecekte de inanacağıma yemin ediyorum.
Güneşin kainatın merkezinde ve hareketsiz olduğu yerin ise kainatın merkezinde olmadığı şeklindeki yanlış düşünceyi hiçbir şekilde kabul etmeyecek, savunmayacak, yazılı
ya da sözlü her surette olursa olsun öğretmeyeceğim hususunda kutsal kilise tarafından uyarıldıktan sonra bir kitap yazdım ve basılmasını sağladım.
Bu kitapta kilisenin mahkum ettiği doktrini ve bunun lehindeki argümanları ortaya koydum.
Ancak herhangi bir sonuca varmadım.
Şiddetli bir şekilde küfürle yani güneşin kainatın merkezinde ve hareketsiz olduğuna yerin aynı evrenin merkezinde olmadığına ve hareketsiz olmadığına inanmakla suçlandım.
Yine de siz seçkin ve samimi Hristiyanların kafalarında bana karşı doğal olarak uyanmış olan şiddetli şüpheyi İmza
Galileo Galilei İşte imzalatılan belge buydu ona ve cezası da ömür boyu ev hapsi olmuştur.
Kitapları yakılıp yıkılmıştır.
Bir daha kitap yazmasına bile yasak getirilmiştir ama o yine de gizli gizli kitabını yazmış.
Son bir kitabı var. Ev hapsinin 9.
yılında 78 yaşında maalesef hayata veda ediyor ve ölümünden sonra Toskana Grandükü bu büyük adamın anıtını yaptırmak istiyor.
Fakat Roma'dan büyük bir ikaz alıyor.
Böylesi sapkın bir suçlunun anıtını dikemez.
Neredeyse bir asır sonra 12 Mart 1757'de anıtı Michelangelo'nun karşısında yerini almayı başarıyor.
Galileo'nun dünyanın güneşin etrafında dönmesi iddiasından vazgeçmeye zorlanmasından sonra Percy Mao dediği iddia edilir.
Yani yine de dönüyor demiştir.
Bilim iyi zamanlarda servet, kötü zamanlarda...
bir sığınak ve iyi bir yol göstericidir.
Galileo gibi bilimin daima servetimiz ve yol göstericimiz olmasını diliyorum ve size bir parça armağan ediyorum.
Queen'in Bohemian Rhapsody'si.
Hani orada diyor ya gerçeklerden kaçış yok.
Gözlerini aç, gökyüzüne bak ve gör.
Bu parçanın da Galileo kısmını çok seviyorum.
O yüzden aklıma geldi.
Keyifli dinlemeler. Samsung Galaxy Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Samsung Galaxy S24'ü hemen inceleyebilirsiniz.
Bu cumartesi tekrar görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
