
Native Teams Hakkında detaylı bilgi almak için:
https://nativeteams.com/?utm_source=podcast&utm_medium=sponsored&utm_campaign=osb
*
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgiTwitter: @OrtamlardaB
*
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
*
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Patreon'dan destek olmak için: www.patreon.com/osbpatreon
*Bu bölüm "Native Teams" hakkında reklam içerir*
Transkript
Native Teams'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz ben Merve.
Bugün 2023'ün ilk bölümü arkadaşlar ve finansal özgürlükten bahsetmek istedim.
Neden? Çünkü aralıkta Instagram üzerinden sizlere sordum.
Arkadaşlar 2023 için podcast önerilerinizi alayım dedim.
Bana bu kitabı çok atmışsınız.
Zengin Baba Yoksul Baba kitabını.
Merve bunu yapar mısın? İşte finansal özgürlükten bahseder misin?
Demişsiniz. Zaten daha önce de Nasıl Zengin Olunur 7 Kadim Öğreti diye bir bölüm yapmıştım.
Onu da çok sevdiğiniz Babil'in En Zengin Adamı kitabından tüyolar vermiştim.
Ama bugün anlatacağım kitap tüm zamanların en çok satan kişisel finans kitabı 41 milyon satmış arkadaşlar.
Ülkemizde de şu an alfa yayınlarından çıkıyor.
Zengin Baba, Yoksul Baba kitabı.
Bu kitaptan sizlere öneriler vereceğim.
Bakalım zenginler çocuklarına orta sınıf ve alt sınıfın parayla ilgili öğretmediği neyi öğretiyormuş.
Şimdi bu kitapta gerçek bir hikaye var arkadaşlar.
Kitabın yazarı Robert Kiyosaki'nin hikayesi.
Biraz hikayeye değinmek istiyorum en baştan.
Şöyle ki kitapta Robert'ın babası yani yoksul baba dediği kişi aslında öz babası.
Oldukça iyi bir öğretmen bayağı iyi okullarda okumuş yüksek falan yapmış ama maddi olarak pek iyi sayılmaz.
Bir de Robert'ın çok yakın bir arkadaşı var Mike diye.
Onun babası zengin fakat yüksek okul mezunu değil yani 8.
sınıfa kadar okumuş ilkokul mezunu bir işletmeci diyebiliriz.
O yüzden o zengin baba dediği kişi aslında arkadaşı Mike'ın babası yoksul baba da kendi babası oluyor.
Bir gün Robert babasına diyor ki baba diyor ben nasıl zengin olurum bir söylesene bir anlatsana diyor.
Babası da tabii bilmiyor nasıl zengin olunacağını.
Bence diyor bunu Mike'ın babasına sor diyor.
İşte olaylar aslında böyle başlıyor.
Bugün anlatacaklarım Mike'ın zengin babasının tavsiyeleri arkadaşlar.
Kitabın ana temasına gelecek olursam şöyle ki diyor ki Robert insanların maddi olarak sıkıntı çekmesinin Aslında başlıca nedeni yıllarını okullarda geçirip en sonunda
okuldan mezun oldukları zaman parayla alakalı hiçbir şey öğrenememiş olmaları ve sonuç olarak ne oluyor?
Bu insanlar para için çalışmayı öğreniyorlar ama asla Parayı kendileri için çalıştırmayı öğrenemiyorlar.
Yani parayı kendimiz için nasıl çalıştırabiliriz diye konuşmaya çalışacağız bugün.
Ama siz yine de bu kitabı okuyun.
Ben özetini geçiyorum çünkü kitap 400 sayfa ve çok çok yalın bir dille anlatılmış.
Sakın korkmayın. Çünkü finansal okuryazarlık işte finans falan deyince insanlar bir tırsıyor farkındayım.
Ama gerçekten çok yalın bir dille anlatılmış.
Robert diyor ki para okullarda...
Öğretilmez. Zaten bunu diğer podcast'ta da anlatmıştım.
Keşke okullarda finansal okur yazarlık eğitimi verilse diye konuşmuştuk.
Okullar sizin mesleki becerinize odaklanır ama mali beceri kısmı bize kalıyor mezun olduktan sonra.
O yüzden okulda çok başarılı olan bankacıları düşünün, muhasebecileri düşünün.
İşte birinci olmuşlardır, diplomaları müthiştir falan ama hayatları boyunca bu insanlar maddi sıkıntı çekerler.
Çünkü diyor Robert ikisi bambaşka şeylerdir.
Genelde çoğumuzun anne babası şöyle değil mi?
Çok çalış evladım, iyi bir not al, okulunu dereceyle bitir, bilmem ne bilmem ne.
Aslında onların kafasında şöyle bir senaryo var.
Çok çalışıp iyi not aldığımızda dereceyle mezun olacağız ve kapıda böyle müthiş iş fırsatları bizi bekliyor, çok iyi maaşlar bizi bekliyor ama maalesef ben de dereceyle bitirdim okulu.
Ama o işlerin her zaman öyle olmadığını söylememe gerek yok sanırım.
Hele ki şu devirde.
Bu kitabın diğer yazarı Sharon Lecter adında bir iş kadını.
Onun da kendi çocuğuyla yaşadığı bir diyalog vardı kitapta çok etkileyiciydi.
Sharon az önce dediğim gibi böyle okulunu dereceyle bitiriyor.
Ama dikkatinizi çekerim yıl 1976.
O zamanlar işe girmek kolay.
Sonra gerçekten çok iyi bir işe kabul ediliyor muhasebe firması.
Eşi de zaten okulda çok başarılı.
Ve burada bir parantez diyor ki biz zaten çok...
katı bir iş disiplinine sahip çalışkan ailelerin çocuklarıydık.
Yani aksi mümkün değil. Dikkat edin mesela bir evde doktor varsa o çocuklardan biri de doktor olur.
Avukat varsa o çocuklardan biri de avukat olur.
Yani aileniz neyse siz de biraz onu taklit ediyorsunuz bir yerde.
Eşim de diyor okulunu dereceyle bitirdi.
İki diploması verdi mühendislik ve hukuk üzerine.
Çok saygın bir hukuk bürosunda çalışmaya başladı.
Yani diyor hayatımız çok güzeldi.
Erken emeklilik garantiydi.
Derken çocuklarımız oldu diyor.
Üç çocukları oluyor. Onları Arada diyor aynı ailemizin bizi yetiştirdiği gibi yetiştirmek istedik.
Bakın yine devam ediyor gelenek.
Sharon diyor ki varımızı yoğumuzu çocuklarımızın eğitimi için okullarına yatırmaya başladık diyor.
Bu arada ne zaman hatırlamıyorum geçen seneydi galiba bir psikoloğu dinliyordum.
Diyordu ki lütfen bunu yapmayın.
Yani varınızı yoğunuzu eğitim hayatı için harcamayın.
Çünkü o çocuğun üstüne çok korkunç bir sorumluluk yüklüyorsunuz.
Bir ağırlık yüklüyorsunuz.
İster istemez bir beklenti içerisine giriyorsunuz.
Bunu yapmayın. Lütfen harcamalarınızda makul olun demişti.
Neden? Çünkü çevremde zaten böyle insanlar var.
Gerçekten beklentileri çok yüksek o çocuklardan.
Sonra mezun olduktan sonra zaten başına kakacaklar belli ki.
Evimi barkımı sattım da seni en iyi okullarda okuttum.
Sen ne yaptın da bıdı bıdı bir baltaya sap olamadın.
Yani kendinizi böyle inanılmaz bir zora sokacak kadardan bahsediyor.
Hani makul olun derken harcamalarınızda.
Bunu söylemek istedim neden bilmiyorum.
Kapat parantezi daldan dala Merve.
Podcast'ın adı bence daldan dala olsaymış.
Ne diyordum ben?
İşte bu kadın ve eşi diyor ki çocuklarımızın eğitimi için kendimizi tüketircesine çalışıyorduk.
Derken üç çocuktan biri bir gün gelip annesine şöyle bir şey söylüyor.
Diyor ki anne diyor ya neden ben kafamı ömrüm boyunca hiç kullanmayacağım bilgilerle dolduruyorum.
Neden bu derslere boşa zaman harcıyorum diyor.
Annesi tabii şok.
Hemen diyor ki o zaman diyor yavrum diyor iyi bir üniversiteye gidemezsin.
Çocuk da diyor ki... anneciğim biraz zamanı ayak uydur etrafına bak en zengin insanlar sence eğitim yüzünden mi zengin oldu Michael Jordan'a bak Maradona'ya bak Harvard'ı bırakan Bill Gates'e bak Amerika
'nın en zenginleri bu insanlar diyor kadın da diyor ki ya ben o zaman diyor aydınlandım fark ettim ki ben aslında babamın bana verdiği tavsiyelerin aynısını gidip oğluma vermeye çalışıyorum
fakat bilin bakalım ne oldu devir değişti ama tavsiyeler aynı kaldı Sonra oğlu diyor ki anne diyor ben babamla senin kadar çok çalışmak istemiyorum.
Evet diyor siz çok para kazanıyor olabilirsiniz.
Kocaman bir evde yaşatıyorsunuz bizi.
Okey teşekkürler ama ben sizi dinlersem eğer benim de sizden hiçbir farkım kalmayacak.
Ve ben bunu istemiyorum. Daha çok vergi ödeyip daha çok borçlanmak için sürekli çalışmak istemiyorum diyor.
Yani bunu bizim annelerimize söylesek terlikle kovalar.
Ama Sharon öyle yapmıyor.
Hatta burada çok katıldığım bir şey söylüyor.
Diyor ki çocuklara okullarda hesap kitap işleri öğretilmiyor.
Bugünün gençlerine bakın daha liseye bile gitmeyen çocukların cebinde kredi kartı var.
Ama gel gelelim bırakın kredi kartlarında işleyen birleşik faizin nasıl hesaplandığını öğrenmeyi bunu ben de bilmiyorum.
Ne parayla ne de yatırım yapmayla ilgili bir kurs görüyorlar diyor.
Doğru mu? Bence doğru. Sonra da aklına kim geliyor?
Robert Kiyosaki geliyor. Yani bu kitabın esas yazarı arkadaşlar.
Daha önce eşi ona Robert'tan bahsetmiş.
İş adamı demiş, yatırımcı demiş.
Hatta Robert'ın eğitici bir oyunu var.
Monopoly benzeri. Sitesine girip bakabilirsiniz.
Oyunun ana amacı da şu zenginlerin gerçek yaşamlarının bir taklidi.
Eğitici bir oyun. Paranın zenginler tarafından nasıl çalıştırıldığını ve nasıl yatırım yapıldığını anlatan bir oyun.
Robert diyor ki zenginlerin uyduğu para kuralları vardır.
Bir de nüfusun geri kalan %95'inin oynadığı kurallar vardır.
İşte o %95 o kuralları Evde ve okullarda öğrenir.
O %95 biz oluyoruz arkadaşlar.
O zaman hadi gelin %5 ne yapıyor?
Biraz ona bakalım. Şimdi Robert'ın babası yoksul bir adam.
Fakat doktora yapmış. 4 yıllık üniversiteyi 2 senede bitirmiş.
Çok iyi okullarda tam burslu okumuş bir adam.
Aa kim bu? Çok tanıdık bir senaryo.
Doktora falan yapmış.
Ama fakirmiş.
Ya şaka bir yana o kadar üzülüyorum ki.
Neyse buna girmeyeceğim.
Bu konuda çok çok yükseliyorum çok doluyum.
Zengin babam dediği kişi yani arkadaşının babası ise 8.
sınıfa kadar okumuş fakat çok zengin.
Her iki baba da çok çalışkan ama kendi babası hep böyle ekonomik zorluklarla boğuşmuş.
Diğeri ise Hawaii'nin en zengin adamlarından biri olmuş.
Hatta öldüğünde ailesine 10 milyonlarca dolar servet bırakmış.
Kendi babası ise bir sürü borç bırakmış.
Her ikisi de Robert'a öğütler verip duruyormuş.
Ama ikisinin de paraya bakış açıları çok çok farklı.
Mesela biri diyor ki para aşkı cehennemin kapısını açar.
Diğeri de diyor ki parasızlık bütün kötülüklerin anahtarıdır.
Aslında olay şu zenginlerin daha zenginleşmesinin, yoksulların ise daha yoksullaşmasının, orta sınıfın ise borç içinde yüzmesinin nedeni para dersini okulda değil evlerinde
öğrenmeleri. Bizler dikkat ettiyseniz anne babamızdan öğrendiğimiz gibi hareket ediyoruz genelde bu konuda.
Yani parasal mevzularda onlar ne yaptıysa biz de onların izinden gitmeye çalışıyoruz.
Hani diyorum ya astronot olmak istesek ne işin var evladım uzayda git bir devlet dairesine gir düzenli bir işin olsun maaşın olsun derler.
Mesela Robert'ın öz babası hep şunu söylermiş bedelini karşılayamam ama zengin babası bedelini...
Nasıl karşılayabilirim dermiş.
Kendi babası çok çalış ki iyi bir şirkette iş bulabilesin oğlum dermiş.
Zengin babası sıkı çalış ki satın alacak iyi bir şirketin olsun oğlum dermiş.
Biri para söz konusu olduğu zaman asla risk alma diyen taraf.
Diğeri ise risk yönetimini hemen öğren Robert diyen bir baba.
Yoksul babası birkaç dolar biriktirebilmek için çabalarken zengin babası yatırım alanlarının peşinde nasıl yaratabilirim?
Onların peşinde Robert da sonunda şunu fark ediyor ki insanların düşünceleri doğrultusunda aslında yaşamları biçimleniyor.
Örnek ver Merve.
Mesela yoksul babası her zaman şöyle söylüyormuş.
Asla zengin olamayacağım.
E zaten zengin olamadın dediğin oldu diyor.
Zengin babası ise kendini daima zenginlerden sayıyormuş.
Hep en başından beri.
Ben zengin bir adamım kafası yaşıyor.
Vardır böyle insanlar görmüşsünüzdür çevrenizde.
Ve battığı zaman bile ki bir dönem iflas etmiş zengin babam dediği kişi.
O zaman bile diyormuş ki bak evlat yoksul olmakla iflas etmiş olmak arasında bir fark var.
İflas geçicidir, yoksulluksa sonsuzdur.
Yani diyor ki sen önce o kafa yapını, düşünce yapını değiştir diyor.
Düşünce gücü podcastimi mutlaka dinleyin.
Ve gelelim iki baba arasındaki en büyük farka.
Diyor ki öz babam benim çok çalışmamı, iyi bir derecede eğitim almamı, para kazanmak için kendime iyi bir iş bulmamı isterdi daima.
Avukat olayım, muhasebeci olayım.
Yani bir dalda uzman olmak üzere eğitilmemi istiyordu.
Bu şekilde okumamı istiyordu. Ya da lisansüstü öğrenim...
Görmek üzere işletme fakültesine devam etmem gerekiyordu babama bakarsam.
Ama zengin babam diyordu ki oğlum para nasıl işletilir bunu anla önce ve parayı kendi adına çalıştırmayı öğren.
Bunun üzerine okumalar yap diyordu.
Yani ben para için değil...
Para benim için çalışsın derdi diyor zengin babam.
Ve Robert o anda bir karar veriyor ve bu kararı aldığında kaç yaşında?
9 yaşında. Diyor ki ben 9 yaşında zengin babamı dinlemeyi seçtim.
Çünkü para güçtür evet ama paradan çok daha güçlü bir şey vardır.
O da finans eğitimidir.
Neden? Çünkü para gelir gider ama...
Paranın nasıl çalıştığını bilirseniz eğer servetiniz olur.
Şimdi bugün Robert Kiyosaki'nin 9 yaşından itibaren tam 30 sene boyunca zengin babasından öğrendiği dersleri anlatacağım size.
Bir önceki finans bölümümle farklılık gösterebilir, paralellik de gösterebilir ama onu da mutlaka dinleyin derim.
O zaman ilk dersle başlıyorum arkadaşlar.
Ders 1. Zenginler para için çalışmaz.
Robert ve Mike daha 9 yaşındalar ve nasıl zengin olunur öğrenmek için bir gün Mike'ın babasının yanına gidiyorlar.
Mike'ın babası da diyor ki benim yanımda çalışın öğreteyim size çocuklar çalışmazsanız size hiçbir şey öğretmem diyor.
Sonra cumartesi günleri 3 saat sıkıcı bir iş veriyor çocuklara.
Markette konservelerin tozunu alıyorlar ve geri diziyorlar.
Tabii 9 yaşında bir çocuk için çok sıkıcı.
Bu arada Mike'ın babasının 9 tane marketi var.
Neyse işte 3 hafta çalışıyorlar ve bunun karşılığı olarak 30 cent kazanıyorlar.
Ama bu çok komik bir para o zamanlar için.
Yani bir karikatür dergisi 10 centmiş çocukların sevdiği dergi.
Robert 4. hafta işi bırakmaya karar veriyor.
Pes ediyor. Hatta öz babası bile işi bırak demiş.
Robert Mike'ın zengin babasıyla konuşmaya gidiyor.
Hani diyor bana bir şeyler öğretecektin.
Beni çerez parasına 3 haftadır çalıştırdın.
Hiçbir şey yok. Hiçbir şey öğretmedin diye adama kafa tutuyor.
Ve... İlk dersini alıyor arkadaşlar.
Zengin baba diyor ki sana bir şey öğretmek için ille de nutuk çekmem lazım.
O dediğini zaten okulda yapıyorlar diyor.
Ama hayat öyle bir şey değil oğlum.
Hayat seni oradan oraya sürükler ve her sürüklediğinde sana bir şeyler söylemek istiyordur.
Hayat derslerini öğrenirsen daima başarılı olursun.
Hayat bizi sağa sola sürükler.
O sürükleme esnasında bazıları pes eder.
Diğerleri ise savaşır.
Dersini alır yoluna.
devam eder ve bunlar çok az kişidir birkaç kişidir diyor.
Bu dersi öğrenirsen eğer akıllı varlıklı bir genç olursun.
Yok eğer öğrenemezsen hayatını sürekli suçu birilerine atarak geçirirsin.
İşine sayar söversin, maaşına sayar söversin, patronuna ve en sonunda da diyor ki çok çarpıcı bir sözdü.
Zengin babanın şu sözleri.
Eğer yüreksiz biriysen hayat seni her sürüklediğinde pes edersin.
Öyle biriysen hayatın boyunca işini sağlam kazığa bağlar, doğru şeyler yapar, asla başına gelmeyecek bir şeye karşı kendini korursun.
Ve sonra da sıkıcı bir ihtiyar olup ölür gidersin.
Seni seven çok dostun olur çünkü sen çalışkan, iyi birisindir.
Ömrünü böyle güvenli adımlar atmakla, doğru şeyler yapmakla geçirmişsindir.
Oysa ki gerçek şudur.
Hayat... Seni teslim almıştır.
Risk almak seni hayatın boyunca hep ürkütmüştür.
Kaybetme korkun, kazanma heyecanından daima baskın çıkmıştır.
Buradaki ders buydu.
Ve burada Robert aslında 10 cent için çalışırken çok öfkelendi.
Bu parayı yetersiz buldu, hayalleri yıkıldı.
Bunu kendi hayatınıza uygulayın anlattıklarımı.
Ama burada alması gereken bir ders vardı.
Hatta daha sonra zengin baba Robert ve Mike'ı 3 hafta bedava çalıştırdı.
Yani 10 cent'e ayaklanan Robert'ı 3 hafta bedava çalıştırdı.
Daha sonra 3 hafta sonra onları yanına çağırdı ve dedi ki size...
5 dolar teklif ediyorum.
Buradan bakınca çok deli saçması görünüyor belki ama adamın amacı şu.
Onlara önce ölmeyecek kadar az para verdi.
Sonra yoklukla terbiye etti.
En sonunda da yetişkin insanların aldığı para kadar yüksek bir ücret teklif etti.
Aslında burada neyi görmek istiyor?
Fiyatları ne kadar? Bir fiyatları var mı?
Arzularına, korkularına yenik düşecekler mi?
Bunu kontrol etti zengin baba.
Neden? Çünkü birçok kişinin hayatı korku ve hırslarıyla yönetiliyor ve o yüzden bu insanlar çok kolaylıkla satın alınabiliyor diyor zengin baba.
Çünkü yokluk korkusu onların çok çalışmasını, maaş almalarını sağlayan şey aslında.
Ve ancak o paraya sahip oldukları zaman hırsları onlara alabilecekleri şeyleri düşündürüyor.
Sonra da çok daha fazla paraya ihtiyaç duyuyorlar ve daha fazla para harcıyorlar.
Zengin baba buna yarış ortamı diyor zaten.
Aslında buradaki bir başka ders şuydu.
Çocuk az para kazandığı için üzüldü.
Gidip daha fazlasını talep edecekti.
İşi bırakmaya kalkıştı.
Burada yapmaya çalıştığı şey ne?
Patronunu değiştirmeye çalışıyor değil mi?
Zengin baba diyor ki hayır sen önce kendi beyin yapını değiştir.
Sen kendi düşüncelerini değiştir.
Kendini değiştir. Sorun sende diyor.
Birçok kişinin bir işte çalışmayı sürdürmesi arzularına ve korkularına bağlıdır diyor.
Bilemiyorum Altan.
Robert diyor ki iş diyor aynen yük arabası çekerken sahibinin böyle burnunun önünde havuç tuttuğu bir eşek resmidir.
İşi buna benzetiyor. Eşeğin sahibi belki diyor istediği yere gidiyordur ama eşek bir...
yanılsamayı takip eder. Yarın orada eşek için yalnızca bir başka havuç olacaktır diyor.
Çok acımasız bir yorum ve çok düşündürücü.
Peki bu ilk dersten sonra çocuklarda bir gelişme oluyor mu Merve?
Tabii ki oluyor. Zengin baba onlara diyor ki çalışın çocuklar.
Maaş gününü ne kadar çabuk unutursanız büyümeniz de o kadar kolay olacaktır.
Beyninizi kullanın, ücretsiz çalışın.
Zaten ücretsiz çalışırken çok değil kısa bir süre sonra aklınız size benim ödeyebileceğimden çok daha fazla para kazanma yollarını gösterecektir.
Başkalarının asla göremediği şeyleri göreceksiniz.
Fırsatlar bir şekilde önünüze çıkacak.
Çoğu kimse bu fırsatları asla göremez.
Çünkü onların aradığı para güvencedir.
Buldukları da budur.
Ve bundan iki hafta sonra bir iş çıkışında Robert ve Mike şunu görüyorlar.
Markette satılmayan karikatür dergilerini dağıtıcı bir firma geliyor ve geri alıyor.
Yani bunlar imha edilecek atılacaklar.
Dağıtıcıya gidiyor Robert ve Mike diyorlar ki bayım o atılacak dergileri bize verir misiniz?
Dağıtıcı da diyor ki veririm ama bir şartla satmayacaksınız bunları diyor.
Ve bu dergileri alıp Mike'ların bodrum katına götürüyorlar ve burayı bir kütüphaneye çeviriyorlar.
Her gelen çocuktan 10 cent giriş parası alıyorlar.
Çocuklar bu dergilerden birini satın alsalar dediğim gibi bir dergi 10 cent ama burada 10 cent verip bir sürü karikatür dergisi okuyabiliyorlar.
Ve 3 ayda 9,5 dolar kazanıyor Robert ve Mike.
Böylelikle ilk dersi öğrenmiş oluyorlar.
Kendileri için çalıştırmak, işverene bağımlı olmamak bir patronları yok ve para denetimi kendilerinde daha 9-10 yaşında çocuklar.
Merve bu kadar kolay mı bu işler?
Hele ki bu devirde diyorsanız tabii ki kolay değil ama işimizi kolaylaştıranlar var.
Native Teams mesela küresel bir platform.
Diyelim ki arkadaşlar freelancer çalışıyorsunuz bir patronunuz yok ya da işverensiniz uzaktan veya uluslararası çalışıyorsunuz.
Bu süreçte karşılaşabileceğiniz bir takım sorunlar olabilir.
Ne gibi şimdi freelancer çalışıyorsunuz uluslararası para birimleri farklı orada bir sorun oluşabiliyor.
Bu sorunu Native Teams'in sanal cüzdanı kullananlar yaşamıyorlar.
Neden? Çünkü sanal cüzdana gelen ödemelerini Tek bir tıkla hop yerel banka hesabını aktarabiliyorlar veya native kartla harcayabiliyorlar.
Tüm finansal süreç tek bir platformda.
Native teams freelancer veya uzaktan çalışanlara dünyanın herhangi bir yerinde şirket kurmadan çalışma fırsatı sunuyor arkadaşlar.
Şirket kurmadan fatura kesebiliyorsunuz.
Fatura tahsil edebiliyorsunuz.
ATM kartı da her yerden ödeme seçeneğiniz var.
Hatta SGK'lı gözükebiliyorsunuz.
Sağlık hizmetlerinden. faydalanabiliyorsunuz.
Kendinize ödemek istediğiniz maaşı belirliyorsunuz.
Native Teams size bordro hizmeti de sunuyor.
Freelancer ve uzaktan çalışanlara bulundukları ülkede çalışan statüsünde olabilmeleri için o ülkede kayıtlı işvereni olarak hareket ederek bordro süreçlerinde onlara destek oluyor.
Yani beyaz yakalı kategorisi de girip emeklilik, kredi çekimi, kefillik gibi tüm istihdam avantajlarından Native Teams sayesinde yararlanabiliyorsunuz.
SGK Sağlık Sig...
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Devlete ödenmesini sağlıyor.
Ya Merve vizeydi, oturum izniydi, çalışma izniydi ben bunlarla uğraşamam ya diyorsanız ona da dünya çapında destek oluyorlar.
Hatta işe alındığınız zaman tüm vergilerin, zorunlu ücretlerin, katkı faylarının falan devlete ödenmesine de yardımcı oluyorlar.
Benim için bu nokta önemli çünkü ben olsam bunları düşünmekten çalışmaya falan adapte olamam.
Ve çalışılmak istenen yetenekleri şirketler sahip oldukları herhangi bir ofise getirebiliyor.
Ve bu sayede yalnızca sanal değil küresel olarak da büyüme sağlanıyor.
Ha bu arada sanal cüzdana bağlı ATM kartıyla online ve offline alışverişlerinizin yanı sıra dünyanın herhangi bir yerindeki ATM'den para çekebiliyorsunuz.
Peki Merve ben böyle bir işe girdim diyelim.
İşe alım için o yasal sözleşmeler belgeler falan onlar nasıl olacak?
Onu da Native Team sall ediyor.
Bütün doğru belgeleri sizin için sağlıyor.
Peki Merve Native Teams nasıl oluyordu bu kadar her şeyi bizim için düşünüp halledebiliyor?
Çünkü... Bu girişimi kurmadan önce kurucuları kendileri de yıllarca freelancer çalışmış ve uzaktan çalışma dünyasında yaşanabilecek tüm zorlukları zaten yaşamışlar.
Kendileri de hakimler. O yüzden bu kadar iyi çözebiliyorlar bence.
Bu yüzden freelancerların ve uzaktan çalışanların derdini en iyi kim anlar?
Native Teams anlar tabii ki.
Podcast açıklamalarına Native Teams hakkında bir link bırakıyorum arkadaşlar.
İlgilenenler detayları muhakkak incelesin.
Ne diyordu zengin baba? Çok değil kısa bir süre sonra fırsatlar önünüze çıkabilir.
Bence çıktı bile. O zaman birinci derse geri dönüyorum ve size bir soru sormak istiyorum.
Sınırlarını maaş tutarınızın belirlediği bir yaşam sürmek sizce yaşamak mı diye soruyor Kiyosaki.
Ben de sizlere sormuş oluyorum.
Para sizi değil siz parayı yönetin diyor.
Para bizi nasıl yönetiyor ki Merve?
Arzularımızla yönetiyor. Cehaletimizle yönetiyor.
Yoksullar ve orta sınıf para için çalışır.
Zenginler ise parayı çalıştırır diyor.
Bu kitabın genel konusu bu zaten.
Ve bu bize ailelerimizin öğrettiği bir şey.
En başta dediğim gibi. O korkuyu da ailelerimiz bize empoze ediyor bilmeden.
Yataktan kalk işe git faturalarını öde.
Yataktan kalk işe git faturalarını öde.
Kısır döngü bir fare yarışındayız.
Resmen zengin babamın fare yarışı diyor.
Bir de burada demiş. ki insanlar arzularına ulaşmak amacıyla para kazanmak için çalışırlar.
Satın alabileceği keyfe ulaşmak için para kazanırlar ama paranın getirdiği keyif kısa ömürlüdür.
Neden? Çünkü dikkat edin çok geçmeden daha çok keyif ve daha çok lüks için daha çok para isteyecek bir duruma geleceğiz.
İnsanız, insan psikolojisi çoğu insan bunu yapıyor.
Bu şekilde olduğu zaman da daha çok çalışacağız değil mi?
Korkunun ve arzunun rahatsız ettiği ruhlarınızı Parayla sakinleştiremezsiniz diyor Kiyosaki.
O yüzden insanı tuzağa düşüren hatta paranın kölesi yapan duyguları lütfen kontrol altına almaya çalışın.
Yoksa ne olur sabaha kadar para kazanın.
Milyonlarınız olsun. Eğer korku ve arzu içindeyseniz bunları dizginleyemiyorsanız bunun hiçbir anlamı yok.
Yani zengin olsanız bile yüksek ücretli bir köle olacaksınız diyor Kiyosaki.
Bir de bu dönem için biliyorsunuz artık bilgi ve internet çağındayız.
Fırsatlar burada olabilir.
O yüzden hayal gücünüzü...
Sınırlı tutmayın diyor. Bir de şu var kitapta her dersin sonunda bir takım sorular var.
Bu kısmı çok seviyorum. Ben her ders için bir tane size seçip sormak istiyorum.
Şimdi Robert'ın zengin babası gerçek öğrenmenin enerji.
İstek ve yakıcı bir arzu gerektirdiğini söylüyor.
Hayatınızda böyle bir şey yaşadınız mı?
Gerçekten işte enerji, istek ve yakıcı bir arzuyla giriştiğiniz bir iş var mı?
Örnek verebilir misiniz? Ve hayatınız boyunca hiç unutmadığınız finansal olarak bir ders var mı?
Küçükken de yaşamış olabilirsiniz.
Benim var. Hatta Robert'la Mike'ın yaşadıklarının aynısını yaşadım.
İyi ki de yaşamışım.
Neyse bu uzun bir hikaye. Belki bir ara anlatırım.
Gelelim ikinci derse. Ben de bayağı uzun uzun anlatıyorum yani sonu nereye gidecek bilmiyorum.
Hemen gaz pedalına basmam lazım.
Şimdi ikinci dersimiz şu. Neden finansal okuryazar olmalıyız?
Bu hayat dersinin özeti şu arkadaşlar.
Ne kadar para kazandığın değil ne kadar para tuttuğun önemlidir diyor ki Yasaki.
Hatta burada şöyle de bir örnek vermiş.
Diyor ki lotodan çıkan paralarla birdenbire zengin olup sonra yeniden fakir olanları hiç duydunuz mu?
Evet duyduk. Türkiye'de de var.
Çünkü finansal yönetimi bilmiyorlar abi.
Başladıkları sıfır noktasında geri dönüyorlar bir şekilde.
Ama Robert öyle mi?
Hayır. Adam 47 yaşında emekli olmuş.
EYT yok tabii. Karısı da 37'de emekli olmuş.
Ya bu ne ya? Sinirim bozuldu.
37 yaşında emekli mi olur?
Geçen kendi emekliliğimi hesaplıyordum ya.
Niyeyse yani. Daha 100 yıllar var.
Mezarda emekli olacağım hesaplarıma göre.
Herkese merhaba.
Ortamlarda satılacak bilgiye hoş geldiniz.
Ahiret hayatım bölümüyle bugün karşınızdayım.
Neyse Robert diyor ki emeklilik demek çalışmamak demek değil.
İster çalışın ister çalışmayın.
Yani biz öyle yapıyoruz. Özgürlük demek zaten bu.
Zaten servetimiz kendiliğinden katlanıyor.
Üstelik enflasyona da yenilmiyor diyor.
Robert'a ayar olmuş olanlar olabilir.
Olmayın. Finans bilgisine sahip olun diyor Robert benim gibi olmak için.
Ya bu arada bu bölümün başlığını kukiler koyacaktım.
Menajerime de söyledim kukiler koyalım mı dedim ama engel oldum kendimi.
Ama kitabı okurken kendime sürekli kuki dedim sen bir kukisin.
Adam sürekli binansal köleliğimizi böyle yüzümüze yüzümüze vurmuş.
Hani bir çocuk vardı ya altın çocuk mu ne.
Tamam reis bu kadar abartmaya gerek yok.
Yani anladık sen tehlikesin.
Tehlikenin içinden geldin.
Okurken o moddaydım kitabı.
Robert diyor ki çoluğunuza çocuğunuza muhasebe öğretin abi.
Evet biliyorum çok sıkıcı çok sıkıcı konular ama basitleştirin.
Kendiniz zaten öğrenin bir de çocuğunuzu öğretin diyor.
Şimdi burada basit kurallar var.
Birinci kural paranızı aktiflere yatırın.
Şu an gelecek esprileri tahmin edebiliyorum.
Neyse ben yapmayacağım.
Siz zaten yazacaksınız.
Eğer zengin olmak istiyorsanız bu çok önemli bir kural.
Bence bunu unutmayacaksınız.
Paranızı aktiflere yatırın.
Ne demek istiyorsun Merve?
Şimdi aktif dediğimiz şey cebimizden para çıkartmayan şey.
Aksine cebimize para koyanlar pasifse tam tersidir diyor Kiyosaki.
Paranın nasıl harcanacağını öğrenin ve para kazandıktan sonra ne yapacağımızı öğrenin.
Parayı nasıl çalıştıracağınızı öğrenin diyor.
Aktif varlıklar, tahvil, hisse senedi, emlak yatırımları ve fikri mülkler olabilir diyor.
Pasifler ise böyle banka kredileri, ipotekler, borçlar bunlarmış.
Özetle buradaki durum şu.
Kazançlarınızın çoğunu yine kendinize kazanç sağlayacak aktiflere yatırmaya çalışın.
Yani altın yumurtlayan tavuk aktif yatırım oluyor arkadaşlar.
En önemlisi de aktif satın almak.
Yani kira getiren bir eviniz varsa ya da bir dükkanınız varsa bu aktif oluyor.
Ya da işte borsada temettü olabilir.
Kar payı veren değerli hisseler olabilir.
Ben borsayı anlamam diyorsanız işte bu zaten finansal okuryazarlık olayını öğrenin diyorlar.
Her iki kitapta da bu vurgulanıyor.
Finansal okuryazarlık vurgulanıyor.
Yani kısaca size düzenli olarak.
Gelir sağlayacak her şey arkadaşlar sizin aktifinizdir.
Bu arada diyelim ki bir araba satın aldınız ama bu araba bir garaj kuşu.
Durduğu yerde ne vergisi bitiyor ne algısı bitiyor sürekli para yiyor.
Yani dışarı çıkmasa bile o araba para yer orada.
Bu diyor siz onu aktif zannediyorsunuz ama bu aslında pasiftir diyor.
Eğer o arabayı kiraya verirseniz o zaman aktif gelir olur çünkü cebinize para gelecek diyor.
Öbür türlü cebinizden para çıkıyor.
Bu bir örnekti ya da şunu söyleyebilirim.
Diyelim ki aileniz 30 yıl önce bir...
Bir yazlı kalmış. Diyor ki benim yazlığım var.
Aktif gelir. Hayır o aktif gelir değil.
Hiç gitmiyorsunuz.
Orada öylece duruyor.
Emlak vergisi bitmiyor.
Aydatı bitmiyor. İhtiyacınız var mı?
Yok zaten gitmiyorsunuz.
O da bir pasif ama aktif zannediyorsunuz.
Veya o cebimizdeki telefonlara gerçekten ihtiyacımız var mı?
En pahalısı diye alıp mezara kadar taksiti bitmeyen o telefonlar.
Veya iki kişilik aileniz için 7 artı bir ev.
İşte ayrımı böyle yapıyor Kiyosaki.
Diyor ki. zenginler kazancını daha fazla aktife yatırır ve gelirini arttırmanın peşine düşer ama yoksullar pasifin peşine düşer ve hep yerinde sayar gider o yazlığı alır 30
sene orada durur o yazlık hiçbir işe de yaramaz yani bir zengin veya hedefi para kazanmak olan biri gidip o telefona vereceği parayla kendisine daha çok para kazandıracak bir şeye yatırım yapar işte ayrım burada diyor İkinci
dersi daha fazla uzatmıyorum.
Finansal okuryazarlık şart diyorlar.
Servet kişinin ileride yaşayacağı onca gün boyunca ayakta kalabilme yeteneği ya da bugün çalışmayı bıraktığında ayakta kalabilme gücüdür diyor Kiyosaki.
Bugün çalışmayı bıraksanız ne kadar ayakta kalabilirsiniz bir düşünün.
Yani bu hayat dersinin en can alıcı sorusu bence buydu.
Ve burada basitçe şunu söyleyebilirim giderlerimizi aktiflerimizden gelen nakit akışından daha az tuttuğumuz sürece daha da zenginleşirsiniz diyor Kiyosaki.
Sırada üçüncü hayat dersi var.
Kendi işinize bakın diyor.
Bu kısım biraz düşündürücü çünkü diyor ki hayatlarını başkaları için çalışarak geçiren insanların sonu Genellikle finansal mücadele ile biter diyor.
Şu sözleri etrafınızda çok sık duymuşsunuzdur ya da siz söylüyorsunuzdur.
Biraz zamana ihtiyacım var.
Keşke terfi etsem daha fazla mesai yapmam lazım.
İkinci bir iş bulmam lazım.
Daha geçen gün arkadaşım bana bunu söyledi.
Robert diyor ki işte bunların hepsi kendi işinize bakmadığınız için oluyor.
Size tam gün çalışmayın demiyor ama Aktif değerler satın alın diyor, çalışırken aktif değerler satın almaya çalışın.
Ve şunu soruyor, gelir kaynağınız tam olarak ne?
Sadece maaşınız mı?
Eğer öyleyse o zaman biz fakir kategorisine giriyormuşuz.
Neden? Çünkü fakirler para için çalışır, maaş için çalışır.
Robert çok acımasız ya.
Para ise zenginler için çalışır diyor.
Abi burası Türkiye ya, senin enflasyondan haberin var mı?
Ya bu gerçekten Amerikalıların yazdığı kitapları okurken böyle bir duvara vurma isteği geliyor içimden.
Ama bir tarafım da diyor ki neden olmasın belki biz de bir gün böyle günler yaşarız.
Hayaller, hayatlar devam edelim.
Mesela burada çok çarpıcı bir kısım vardı.
Diyor ki mesleğinizle işinizi lütfen aynı şey zannetmeyin.
Ben herkese ne iş yapıyorsun diye sorarım.
Hatta birine soruyor ne iş yapıyorsun diyor.
O da diyor ki bankacıyım abi.
Robert da diyor ki bankanın sahibi misiniz diye soruyor.
Mesleğin bankacı okey ama senin yine de kendi işine ihtiyacın var diyor.
Okulda ne eğitime aldıysanız atıyorum hukuk okuduğunuz zaman avukat oluyorsunuz okey ama Robert diyor ki eğitim gördüğü alanda çalışma yanılgısı insanların kendi işlerine bakmayı unutturan bir şey
diyor. Yaşamlarını başkasının işinde çalışıp o kişiyi zengin ederek harcıyorlar diyor.
Yani diyor ki evet tam gün çalıştığınız iş olmasın demiyorum ama bir taraftan da böyle çula çaputa para veriyorsunuz bunlar pasif oluyor diyor.
Elbiseler böyle lüks lüks aldığınız o şeyler kişisel eşyalar bunlar diyor bunlara yatırım yapmayın aktife yatırım yapın diyor.
Yeni bir araba satın aldığınız anda bile siz onu aktif zannediyorsunuz ama değil direksiyona oturup gaza bastığınız anda o araba %25 değer kaybediyor.
Araba zaten doğru aktif bir yatırım değil diyor.
Ya geçen gün böyle bu konularla alakalı bir şeyler izliyordum.
Girişimci bir adam var diyor ki sen diyor alışveriş sitesine girersin.
O beğendiğin ürünü satın alırsın.
Ama ben... Senin o ürünü satın alacağım parayla nasıl o ürünü üretip sana satacağımı düşünürüm diyor.
Ya bunu dinleyince işte bu dedim ya tam olarak bu.
Ve bir girişimci de şöyle söylüyordu.
Ben evde otururken bana çalışmasam bile para getirecek bir şeyimin olması gerekiyor.
Ben böyle şeylere yatırım yaparım diyordu.
İşte bir makine satın almış mesela birine kiralamış.
Robert da diyor ki nakit akışınız arttıkça lüks mallara yöneliyorsanız sizin kafa yapınız zaten yoksul.
Bakın az önce anlattım. Anlattığım adamlar böyle değil.
Çünkü diyor bunu anca yoksullar yapar.
Orta sınıf ve yoksulların düşünce yapısı budur diyor.
Zengin görünmenin derdine düşerler.
Halbuki kredi kartları patlamıştır diyor.
Ama gerçek zenginler asla bunu yapmaz.
Mesela işte karım kiraladığımız apartman dairelerinden gelen parayla çok lüks bir araç aldı diyor.
Fazladan çalışmadı.
Fazladan bir risk almadı.
Çoluğumuzun çocuğumuzun geleceğinden yemedi diyor.
Buraya dikkat.
Krediyle lüks mal alanlara...
Nasihatler kısmı.
Bu arada ille de gidin kendi işinizi kurun demiyor.
Burayı yanlış anlamayın. Bu kısmı dikkatli okuyun hatta.
Eğer çok istekli ve çok hevesliyseniz kendi işinizi kurun ama batma riskini de düşünün diyor.
Ya da kendi işinizde kalın.
Yine çalışan olarak kalın ama aktif varlık yapmaya yönelin.
İşte hisse senetleri, şirket hisseleri, kira getiren menkuller, bonolar gibi şeylerden bahsediyor.
Bu arada bu bölümde çok sevdiğim bir bilgi var.
Hemen paylaşmak istiyorum. Robert'ın bir arkadaşı.
Donaldson sahibi Ray Kroc'un üniversitede yaptığı bir konuşmayı dinliyor ve çok etkileniyor.
Şöyle ki Ray Kroc gençlere diyor ki sizce diyor ben ne iş yapıyorum gençler.
Hepsi de herhalde diyorlar dalga geçiyor bu adam.
Dünyanın en büyük hamburger satıcısı falan böyle aralarında konuşuyorlar.
Ama Ray Kroc diyor ki hayır diyor ben dünyanın en büyük emlak sahibiyim.
Adam dünyanın en güzel ülkelerindeki en değerli kavşaklara ve en değerli köşe başlarına hamburgerci açıyor.
Hepsini de satın almış o dükkanların zamanında.
Ve dünyada tek başına en büyük mülk sahibi kuruluş olmuş McDonald's'ın sahibi Ray Kroc.
Ve bu başarısının sırrı işini sevmek.
Diyor ki eğer diyor sadece para için çalışırsanız asla başarılı olamazsınız diyor.
Altına imza. Kaşe mühür arkadaşlar.
Hani benim klasik bir sorum var ya.
Bugün size böyle bir ömür yetecek kadar bir para çıksa bir yerlerden yedi sülalenizi geçindirecek bir paradan bahsediyorum.
Hayatınız boyunca hiç çalışmak zorunda değilsiniz.
Sabah kalktınız o yataktan.
Ne yaparsınız? Ne iş yapmak istersiniz?
Çalışmazdım hiç diyenler gerçekten en sevdiği işi henüz bulamamış olanlar eminim.
O zaman bu bölümün sorusu gelsin.
En son ne zaman bütçenizi aşan çok lüks bir harcama yaptınız ve bu konuyla alakalı ne hissediyorsunuz?
Anlattıklarımdan yola çıkarak cevaplayayım.
Dördüncü derse geçiyorum.
Vergilerin tarihçesi ve şirketlerin gücü.
Şimdi burada bir Robin Hood örneği vardı.
Bayıldım. Şimdi zengin baba Robin Hood için diyor ki sahtekar diyor.
Kahraman falan değil.
Hiç böyle düşünmemiştim. E hani zenginden alıp yoksullara dağıtıyordu?
Tamam okey ama...
Orta sınıf ne olacak arkadaşlar?
Yani orta sınıfın ağır vergi yükü altında ezilmesinin nedeni Robin Hood ideal ediyor.
Yani asıl gerçek şu ki zenginler vergilendirilmiyor arkadaşlar.
Vergiyi en çok ödeyen kim?
Yoksullara yardım eden orta sınıf diyor Kiyosaki.
Olay şu, çalışanlar kazanır ve vergi öder, geriye kalanla yaşamaya çalışır.
Şirket kazanır, kasasındakileri harcar ve geriye kalan miktar üzerinden vergi öder.
Şu ayrıma bakın. Tatile Hawaii'ye gider ve yönetim kurulu toplantısı olarak her şeyi şirket gideri olarak gösterir.
Anladınız. Özeti bu.
Şirket sahibi zenginler kazanır, harcar ve vergi öder.
Şirketlerde çalışan kişilerse kazanır.
Vergi öder en son harcar.
Olay bu. Yani kitabın bu kısmını dikkatlice okuyun.
Ama çarpıcı bir kısma değinmek istiyorum.
Robert burada böyle vergilerin kısa bir tarihçesine değiniyor.
Burada önemli bilgiler var ama işte Amerika ile alakalı biraz.
Ben bu konuda Türkiye'de size Ozan Bingöl'ü önereceğim.
Onun konuşmalarını dinleyin mutlaka TED konuşmalarını.
Ozan Bingöl unutmayın.
Şöyle ki şimdi Robert'a dönecek olursak İngiltere ve Amerika'da ilk başta arkadaşlar vergi diye bir şey yok.
Yalnızca böyle savaş falan gibi durumlarda geçiyor.
İngiltere 1874'te gelir vergisi ödemeyi vatandaşlarına kalıcı olarak zorunlu kılıyor.
1913'te de Amerika bunu yapıyor gelir vergisini kalıcı hale getiriyor.
Peki bu vergilerin en başta sadece...
Zenginlerden alındığını biliyor muydunuz?
Sonradan gelir vergisi yoksullar ve orta sınıfı resmen böyle cezalandırma durumuna döndü diyor Kiyosaki.
Hatta diyor ki vergiler sonunda oy verenleri cezalandırır.
Çok çarpıcı. Neden?
Çünkü zenginler para yönetimini ve yasaları hatta muhasebeyi de iyi bildikleri için yasaları bilmemenin bedeli her zaman ağırdır ve bunu yoksullar öder diyor.
Onlar yani zenginler oyunu daima kurallarına göre oynar diyor.
Kendisi de zengin olan Ramazan.
Robert'ı çuvaldızı sanki kendisine sokmuş burada.
Onlar devlete değil avukatlara muhasebecilere ve vergi kurnazlarına para öder diyor.
Bu bölümün sorusu gelsin o zaman.
Sizce orta ve yoksul sınıfa giren kişiler vergi sıkıntısını yüklendiklerinin farkındalar mı?
Sokak röportajı gibi bir soru.
Ve zenginler sizce bu yaptıkları şeyde haklılar mı?
Bir düşünün bakalım. Dördüncü dersin ana teması da şuydu.
Finansal IQ'nuzu yükseltin ve bunun için dört ana uzmanlık maddesi var.
Muhasebe, yatırım, piyasaları anlama ve yasalara hakim olmak.
Yasalara hakim olmak bunları bilin diyor.
Şimdi ben beşinci derse geçiyorum.
Zenginler parayı bulur bu dersin adı.
Yani zenginler yatırım fırsatlarını bir şekilde görür.
Burada verdiği öğüt aslında fırsatları görmek ve anında yakalamak.
Finansal zeka şartıyla tabii anında yakalayabiliyor.
Şu anda bilgi ve teknoloji çağındayız artık sanayi devrimde değiliz.
Sanayi devrimde olsak tavsiyeler bir başka olurdu.
Bu çağda artık fikirler satılıyor arkadaşlar.
Bir kitapta okumuştum hangisi hatırlamıyorum.
Diyordu ki fikirler 21.
yüzyılın. En geçerli akçeleridir diyordu.
Çok güzel bir söz bence.
Bir de burada diyor ki Kiyosaki kendisi bizlerden yaşça büyük.
Ben hala öğreniyorum.
Hala kendimi finansal olarak eğitmeye çalışıyorum.
Neden? Çünkü zaman değişiyor.
Piyasalar değişiyor. Benim bunlara ayak uydurmam gerek diyor.
Geçmişe takılıp kalmayın.
Geleceği kurcalamaya çalışın diyor.
Şu an başarılı girişimcilere bakın.
Steve Jobs, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos gibiler.
Bunlar fırsatı görenler arkadaşlar.
Elon Musk'la alay edenler var işte vay efendim uzaya yatırım yapıyor Mars'a yatırım yapıyor dalga geçiyorlar ya bunu gördüm dalga geçtiklerini.
Gelecek nelere gebe kim bilir demek istiyorum.
Eski fikirlere dekiyorsa ki pasif diyor bu fikirler dün aktifti ama Dün geçmişte kaldı.
Yani bundan 300 yıl önce toprağınız varsa siz zengindiniz, ağaydınız, paşaydınız.
Sonra ne oldu? Fabrikalar geldi.
Üretim önem kazandı. Servet nereye kaydı?
Sanayicilere geçti. Bugün artık bilgi ve teknoloji çağındayız.
Buna hakim olanlar serveti ele geçirdi.
Ve Kiyosaki diyor ki hepimizin sahip olduğu en güçlü varlık beynimizdir.
Eğer beyniniz iyi eğitilirse servet yaratabilir diyor ve bu maddeyi 3 ana başlıkta toplamış.
Birincisi şu herkesin kaçırdığı bir fırsat vardır onu görmeye çalışın.
Mesela arkadaşınız bir ev aldı tamam mı çok virane çok kötü bir ev.
Diyorsunuz ki bu ne ya buradan ev mi alınır?
Halbuki sizin gözünüzden kaçırdığınız belki bir detay var.
O evin yanında çok büyük arsalar var ve belli ki değerlenecek.
Arkadaşınız da o yüzden almış olabilir.
Burada bir fırsat yakalamak, görmek var.
Siz de görün diyor. İkincisi kendinizden daha zeki insanlarla çalışın diyor.
Akıl hocalarınız sizden daha akıllı olsun diyor bence de.
Üçüncüsü de sermaye bulmanın bir yolunu bulun.
İlle de banka değil. Tek yolu bu değil demiş.
Yani para bulma becerisi edinmeye çalışın diyor.
Ama bu bölümün ana kuralı şu dediğim gibi hepimizin sahip olduğu tek güçlü aktif varlık zihnimiz onu iyi eğitmeliyiz.
İyi eğitirsek hudutsuz bir servete eğitmezsek de bütün aileyi felakete yoksulluğa sürükleyebilecek şeylere sebep olabilir diyor.
Neden? Çünkü en büyük varlığınız bildikleriniz en büyük riskinizse bilmediklerinizdir diyor.
O zaman bu bölümün sorusu geliyor.
Bazı kişiler çok fazla paraları olduğu halde finansal olarak hiç başarılı değiller.
Peki sizce bunun nedeni?
Nedir? Bir düşünelim bakalım. Sırada 6.
ders var. Burayı kısa ve özgeçeceğim.
Sanırım en sevdiğim ders bu.
Para için değil öğrenmek için çalışın diyor.
Ben bu dersi vakti zamanı da yaptığım için sanırım çok seviyorum.
Hani hep diyorum ya sevdiğiniz işi yaptığınız zaman bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.
Ve burada zengin babanın verdiği öğüt benim daha önce bir podcastta dediğim şu söze benziyor.
Bir şeyin her şeyini her şeyin bir şeyini bilin.
Ben bu sözü çok seviyorum. Zengin babanın önerisi de buna benziyor.
Çok şey hakkında...
az şey bilmelisin diyor. Ne demek istiyor zengin baba?
İş eşittir iflas şimdiden diyor.
Yani eğer sadece bir işe odaklanırsanız işiniz zor diyor finansal olarak.
Robert o yüzden zengin babanın şirketi neredeyse bütün birimlerinde çalışmış.
Muhasebeden tutum inşaat işine kadar bütün birimlerinde çalışmış.
Yani meslek dışı becerileriniz de olsun.
Sadece o mesleğe adapte olmayın.
Onun dışında da kulvarlara geçin diyor.
Genç insanlara da önerisi şu.
Ne kazanacağınıza göre değil ne öğreneceğinize göre iş arayın diyor.
Bence burası çok ömerli.
Bu bölümün sorusu da şu olsun.
Son derece yetenekli olup.
Çok az kazanan kişiler tanıyor musunuz?
Farklı olarak onlar ne yapabilirlerdi?
Ben tanıyorum en yakın arkadaşlarımdan biri.
Bu podcast'ı bitirip önce ona göndereceğim.
Gelelim yedinci derse.
Engelleri aşmak. Nedir bu engeller?
Korku yönetimi. Kuşkucu olmak.
Tembellik, kötü alışkanlıklar ve tabii ki kibir.
Diyelim ki mali bilgiye sahipsiniz artık.
Finansal IQ'nuz da çok yüksek ama bu saydığım 5 madde sizde varsa yine bir şey yapamazsınız diyor.
Korkular tabii ki doğal.
Korkmamız çok normal. Kendimizi güvenceye almak istiyoruz.
Bunlar çok insani şeyler bence.
Robert biraz abartıyor bazen ama diyor ki tasarruf etmeye de olabildiğince erken başlayın.
Yani 20 yaşında başlayan 30 yaşında başlayan biri değil diyor.
20'de başlayan bence daha az korkar ve diyor ki Robert ben diyor hayatımda Hiç kaybetmemiş bir zengin görmedim ki diyor.
Yani aşık olup kalbi kırılmamak gibi bir şey bu.
Mümkün değil. O yüzden kayıplarınızdan ders alın.
Korkmayın. Onları kendi lehinize çevirmeye çalışın diyor.
Kuşkucular içinde diyor ki kuşkucular daima eleştirir.
Mesela siz bir fırsat yakalarsınız.
Gidip kuşkucu arkadaşınıza anlatırsınız.
Eleştirir, eleştirir, eleştirir.
Sizi ondan soğutur. Bunu yapmayın diyor.
O insana inanmayın. Bunun yerine siz kendiniz araştırın.
Bu bölümün sorusu bilmediğiniz finansal bilgi alanı hangisi?
Bu konuda kendinizi eğitmek için arayabileceğiniz kaynaklar hangileri?
Bir de bu bölümün önemli dersi şuydu bence.
Uzmanlaşılması gereken başlıca alanlar satış, pazarlama ve iletişim kurma becerisi.
Robert diyor ki her ne iş yapıyor olursanız olun mutlaka bunların eğitimini alın diyor.
Bu sizin kişisel başarınızın temeli olacaktır diyor.
Ve son derse geldim.
İşe koyulmak bu dersin adı.
Burada da çeşitli maddeler var.
Onları da dayanmak istiyorum. Birincisi şu.
Gerçeğin ötesinde bir neden bulun diyor.
Buna da ruh gücü demiş bu maddeye.
Burada şunu sorguluyorsunuz.
Neden zengin olmak istiyorsunuz?
Neden daha çok para istiyorsunuz?
Bunun kök sebebi ne?
Derinlerdeki duygunuz ne?
Bunu öğrenmeye çalışıyoruz burada.
İstemediklerim. İstediklerimi yarattı diyor Kiyosaki.
İstemediği şey şu. Hayatı boyunca çalışmak, başkaları için çalışmak.
Banyo'da bir ev. Çalışmaktan sevdiklerine, ailesine zaman ayıramamak.
Bunları hiçbir zaman istemedim diyor.
Peki ne istiyordu Kiyosaki?
Dünyayı gezmek, özgür olmak, sevdiği hayatı yaşamak.
Zamanının hani Bukovski'nin bir sözü vardır ya.
Yaşama sevincimi sigortalı bir iş karşılığında sattım der Bukovski.
Pis moruk yine demiş diyeceğini.
Yani burada siz de yazın arkadaşlar.
İstediklerinizi, istemediklerinizi, güçlü nedenlerinizi bunları yazın.
Neden? Çünkü eğer güçlü bir nedeniniz yoksa zaten işiniz zor diyor Kiyosaki.
Bir başka madde şu günlük seçimlerinizin gücü.
Bu kısım bence çok çarpıcıydı.
Çünkü diyor ki harcama alışkanlıklarınızda bakın size Kim olduğunuzu gösterecektir.
Neye para harcıyorsunuz arkadaşlar?
Hiç düşündünüz mü? En çok parayı neye harcıyorsunuz?
Bir sorsanıza kendinize.
Kiyosaki diyor ki önce her ne yapıyorsanız şu anda lütfen beyninize yatırım yapın diyor.
Üçüncü madde dostlarınızı dikkatle seçin.
Negatif düşünceli insanlardan uzak durmaya çalışın.
Yani burada şunu söylemeye çalışıyor.
Korkaklardan uzak durun diyor.
Onlara kulak vermeyin diyor.
Neden? Çünkü siz de onlara benzersiniz zamanla.
Dördüncü madde bir formülde yani işte usta olun.
Sonra yeni bir formülde tekrar ustalaşın.
Az önce anlatmıştım hani ikinci bir meslekte de ustalaşabilirsiniz.
Beşinci madde bunu diğer finans podcastımda detaylı olarak anlatmıştım.
Ne yapıyorduk? Önce kendimize para ayırıyorduk değil mi?
Bunu uzun uzun anlattım onu dinleyebilirsiniz.
Altıncı madde de simsarlarınıza iyi para ödeyin.
Yani işi bilen kişilerle çalışın ve o kişilere de iyi paraları ödeyin.
Çevrenizde sizden daha akıllı insanlar olsun onlarla çalışın diyor.
Yedinci madde başlangıç yatırımınız her ne kadarsa bunu çabucak geri almaya bakın.
Atıyorum bir yer açtınız 100.000 TL tuttu.
Bu 100.000 TL size ne kadar kısa sürede geri dönerse o kadar iyidir diyor.
Bunu zaten biliyoruz. Sekizinci madde lüks satın almak için aktif varlıklarınızın gelirini kullanın diyor.
Lüks şeyler için borçlanmayın sakın.
O lüksü satın almak için aktif varlık sütunlarınıza odaklanın.
Onlardan para yaratarak alın alacaksanız illa diyor.
Dokuzuncu madde kahraman seçin diyor.
Kim gibi olmak istersiniz?
Onu örnek alın. Onların dehasından yararlanın.
Onlar ne yapmış? Bunu okuyun, araştırın diyor.
Onuncu madde de sahip olduklarınızda cimrilik yapmayın.
Cömertçe verin. Sadece almak için vermeyin.
Menfaatçilik yaparak vermeyin.
Verdiğiniz şey zaten size kat kat geri gelecektir diyor.
Yardımsever olun. Bir şey istemeden önce verin diyor.
Ne zaman bir şeyin eksikliğini çekerseniz bu arkadaşlık da olur, sevgi de olur.
Onu siz verin ki karşılığını alabilirsiniz diyor bu şekilde diyor.
Bu bölümün sorusu gelsin o zaman.
Sizin finansal kahramanınız kim?
Hangi davranışlarla bu kişiye benzeyebilirsiniz?
Ve ve ve altın değerinde son derse geliyorum.
Bugüne kadar para konusunda ne yaptınız?
Neler işe yaradı? Neler yaramadı?
Bir düşünün. Kitapçılara gidin ve bu konuyla alakalı kitaplar edinin.
Yeni düşünceler arayın. Farklı ve eşsiz konular içeren kitaplar arayın.
Kafanızda yeni ışıklar çaktıracak kitaplar arayın.
Yapmak istediğiniz şey her neyse onu yapan birini bulun demiş Kiyosaki.
Hatta o kişiden ipuçları alın, tavsiyeler alın, onlara kulak verin.
Diğer podcast'te de bu vardı hatırlarsanız.
Mutlaka ama mutlaka kurslara katılın.
Robert genelde böyle internette, gazetelerde bulduğu yeni yeni ilginç...
İç kurslar varsa onlara katılan biriymiş.
Hatta diyor ki öğrenmek istediğiniz konu her neyse lütfen o kursa vereceğiniz paraya acımayın.
Çünkü o zaten size kat kat dönecektir diyor.
Ve son olarak harekete geçin diyor.
Çünkü her birimize bahsedilmiş olan iki eşsiz değer var.
Biri akıl. Öteki ise zaman.
Ve her ikisini de dilediğimiz gibi kullanabiliriz.
Son olarak Kiyosaki'nin şu sözünü çok sevdim.
Diyor ki şunu da asla unutmayalım.
İçinizden ne geliyorsa onu yapın.
Nasıl olsa biri çıkıp sizi eleştirecek.
Yapsanız da size lanet okuyacaklar.
Yapmasanız da diyor Kiyosaki.
Freelancer çalışanların ve uzaktan çalışanların daimi destekçisi olan Native Teams'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Açıklamalara bıraktığım linkten Native Teams hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Herkese finansal özgürlüğe kavuşabilecekleri bir yıl diliyorum.
2023 güzel bir yıl olsun.
Beni Instagram'da takip etmek isteyenler için adresimi açıklamalara bırakıyor olacağım.
Ve şu an beni hangi platformdan dinliyorsanız eğer kaçak olarak dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Orada bir artı tuşu var arkadaşlar ona basmanız yeterli olacaktır.
Haftaya tekrar görüşmek üzere kendinize iyi bakın hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir. Bu bölümün sesi transkript çıkarıldıktan sonra değiştiği için satır takibi ve tıklayarak atlama kapalı.
