
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Merhabalar, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün size belgesel, film önerisi, TED konuşması önerisi, kitap, aklıma ne geliyorsa önermeye geldim.
Çünkü bununla ilgili baya bir mesaj attınız bana.
Çok da hoşuma gitti şimdi yalan söylemeyeceğim.
Çünkü benim önerilerimi beğenecek olmanızı düşünmeniz beni çok sevindirdi gerçekten.
O zaman vakit kaybetmeden hemen başlayalım.
Öncelikle bir TED konuşması önereceğim size.
Ben böyle her gün mutlaka bir TED konuşması izlemeye çalışıyorum.
Eğer olur da bu korona günleri sonlanırsa mutlaka ve mutlaka TED konuşmalarını canlı dinlemenizi, izlemenizi öneririm.
Gitmenizi öneriyorum. Çünkü gerçekten orada müthiş bir atmosfer oluşuyor.
Çok güzel bir ortam var gerçekten.
Yani ben çok mutluyum gittiğim için size de öneriyorum.
O zaman vakit kaybetmeden hemen bir TED konuşmasıyla başlayalım.
Acar Baltaş'ın hayatın hakkını vermek diye bir TED konuşması var.
Yaklaşık 23 dakika sürüyor.
Biliyorsunuz Türkiye'de psikoloji alanında önemli bir isim kendisi.
Ve gerçekten konuşmaları da şahane.
Hepsini dinleyin hatta sadece bunu değil.
Burada benim çok hoşuma giden detaylar var.
Hemen onlardan bahsedeceğim. Çünkü neden bahsediyorum?
Sadece önerip geçmeyeceğim.
Çünkü ortamlarda satılacak bilgi ya podcast'ın adı.
Biraz böyle ucundan kıyısından değineyim diyorum.
Şimdi bu TED konuşmasında Acar Baltaş...
Acar Baltaş mutlulukla ilgili bir tanımlaması vardı Acar Baltaş'ın çok hoşuma gitti.
Neden? Çünkü mutluluk tanımında şunu söylüyordu.
Kitap okurken zamanı kaybetmek, sevdiğiniz işi yaparken zamanı kaybetmek, bir arkadaşınızla oturduğunuz işte derin bir sohbette zamanı kaybetmek.
Bunlar çok önemli mutluluklar diyordu ki bence de kesinlikle öyle olduğunu düşünüyorum ki bunun için ne yapmamız gerektiğini de şu şekilde açıklıyordu.
Bedenimize ve zihnimize yatırım yapmalıyız diyor.
Ben de bununla ilgili podcastler yapmıştım dinlerseniz.
kişisel gelişim üzerinde de podcastlerim var Bu konuşmada bir de beni çok etkileyen bir detay var.
Vicdan üzerine söylemiş olduğu sözler Acar Bağtaş'ın çok etkileyiciydi.
Neden? Çünkü diyor ki vicdan kendinden başka insanları da düşünmeyi gerektirir.
Ve vicdan azap vermek için vardır.
Azap vermeyen şey vicdan değildir, vicdan olamaz diyor.
Ve aydınlar da toplumun vicdanıdır.
Onların da azap vermesi gerekir diyor.
Şu an Türkiye'ye bakıyorum her gün yeni bir kadın cinayeti, her gün bir çocuk taciz ediliyor, kaçırılıyor, tecavüz ediliyor.
Bu ülkede yaşayıp akıl sağlığımızı yitirmemek gerçekten çok anormal gelmeye başladı bana bu son zamanlarda.
O yüzden vicdan üzerine söylediği bu sözler beni çok etkiledi.
Çünkü susan insanları ve özellikle bunların aydın kesim olduğunu düşündüğümüz insanların susması çok yaralayıcı.
Vicdanla ilgili söyledikleri evet çok etkileyiciydi.
Bu arada vicdan demişken hemen bir TED konuşması daha önereyim aklıma gelmişken.
Ey insan sen vicdanını nereden...
de kaybettin Emin Çapa'nın TED konuşması gelmiş geçmiş bence Türkler de en iyi TED konuşmalarından ilk beşime girer Emin Çapa ve Emin Çapa'yı gerçekten çok seviyorum Böyle keşke akrabam olsaydı
ya dediğiniz insanlar vardır ya onlardan birisi.
Yani akrabam olmuş kadar çok seviyorum onu.
Neden bilmiyorum. O zaman devam edelim.
Şimdi size bir belgesel önerisi de bulunacağım.
Belgesellerimi genelde Netflix'ten önereceğim.
Çünkü herkesin evinde olduğunu düşündüğüm bir platform.
Ulaşılabilirlik açısından kolay olduğu için Netflix'ten önereceğim.
Şimdi ilk başta kolay olsun diye böyle 10 10 10 bölümlük belgeseller var.
Onlardan değil de böyle daha mini mini şeyler önereyim.
Şunu önereyim. Kirli para.
diye bir belgeseli var Netflix'in özel yapımı.
Burada kirli parada hangisini izleyebilirsiniz?
Mesela baştaki adam. bölümünü izleyebilirsiniz.
Benim çok hoşuma gitti. Neden çok hoşuma gittiğini hemen söyleyeyim.
Şöyle biraz açayım. Bu baştaki adam neymiş?
Burada Malezya'nın eski başkanı Najib Razak'ın yolsuzlukları anlatılıyor.
İşte karısının uçaklar dolusu bakın uçak dolusu diyorum lüks ötesi alışverişlerini göreceksiniz.
Özel uçaklarını jetlerini lüks ötesi yaşantılarını varlık fonundan paraları nasıl hortumladıklarını adamın partisinin 60 yıldır iktidarda olduğunu ve Hulk'ın bu partiyi
devirdiğini nasıl devirdiğini göreceksiniz.
Hatta Victoria's Secret'ın o muhteşem mankeni bir anda kere alınan kristal piyonayı göreceksiniz.
Bir de bingo olarak şunu söylemek istiyorum.
Bu kadar yolsuzluğu yapan bu adam bir de şöyle bir şey oluyor.
Leonardo DiCaprio'nun Wall Street diye bir filmi var ya ona sponsor oluyorlar.
Gerçekten çok komik değil mi?
Yani trajikomik. Baya bir kahkaha attım onu görünce.
O zaman bir belgesel daha öneriyim.
Madem siyasetten girdik ve şu anda Türkiye Sedat Peker olaylarıyla çalkalanıyor.
Biz de Sedat Peker'den bir Edward Snowden yaratmaya çalışıyoruz.
Madem Edward Snowden dedik o zaman size...
Citizen 4 belgeselini izlemenizi öneririm.
Bu belgesel Netflix'te yoktu sanırım.
Ben orada izlememiştim. Burada Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı'nın işte vatandaşların özel hayatlarının gizliliğini böyle yasal olmayan yollarla gizlice nasıl ihlal ettiğini ortaya
çıkaran kişi Edward Snowden.
Bir gazeteciyle iletişime geçiyor.
Citizen 4 takma adı kullanarak bir iletişime geçiyor.
Burada aslında Sedat Peker demişken dikkat çeken nokta şu.
Sedat Peker devletle ters düştükten sonra bu videoları çekti.
Fakat Edward Snowden hiçbir tersleşme zıtlaşma olmadan böyle bir işe kalkışıyor.
Yani kelle koltukta diyebilirim.
Zaten izlerken o paniğini o heyecanını görüyorsunuz.
Siz de heyecanlanıyorsunuz.
Hatta bir sahne vardı. Çok etkileyiciydi.
Otel odasında gazetecilerle işte anlatıyor bütün bu olayları.
Ve o anda telefonun fişini çekiyor.
Otel odasının telefonunun fişini çekiliyor.
Kapalı telefonu çekiyor.
Diyorlar ki neden böyle bir şey yaptın?
Adam diyor ki dinleyebilirler.
Adamlar kapalı telefonu bile dinleyebiliyor.
Düşünün zaten Edward Snowden da bunları söylüyor.
Bu belgeselde eğer vaktim yok izleyemem diyorsanız.
Yine hani ortamlarda satılacak bilgi olduğu için biraz açıyorum.
Şundan bahsediyor.
Diyor ki Edward Snowden eğer Amerika vatandaşıysanız bütün verilerinize ulaşmak için NSA'nin mahkemeden bir izni gerekiyor.
Ama Amerikan vatandaşı değilseniz herhangi bir izne gerek duymuyorlar.
E ne oluyor? Adamlar her şeyinizi dinleyebiliyorlar.
İşte Google'da ne aradınız?
Amazon'dan ne satın aldınız?
Yani dediğim gibi ev telefonunuz kapalı iken bile dinleme yapabiliyorlar.
E ne oluyor? Adamlar bu bilgileri alıp milyar dolarlık ihalelerde...
Siyasilerin özel hayatlarını ifşa ederek belki ifşa edeceklerini söyleyerek şantajlarda bulunuyorlar.
Müthiş paralar dönüyor yani inanılmaz.
Sonra bu 9 teknoloji şirketiyle ilgili çok çarpıcı iddialar var.
İşte Microsoft, Hotmail, Yahoo, Gmail, Facebook, Youtube, Skype, Apple.
Bütün bunlara yani bu 9 teknoloji şirketinin hesaplarına FBI ve NSA hiçbir izne gerek duymadan direkt girip bilgileri çekebiliyorlarmış.
Çok çarpıcı bir iddia gerçekten.
Sırf bunun için de izleyebilirsiniz.
Gelelim film önerisine.
Yine Netflix'ten bir film önereceğim size.
Deli ve dahi filmi gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmış.
Bu yüzden zaten izlemiştim.
Yok ben filmini izlemem diyenler için kitabı da var filmin.
Ve Mel Gibson bu filmi senaryolaştırırken üzerinde 20 yıl çalışmış ortamlarda satılacak bilgi bu olsun.
Ve başrollerini Şampen ile X paylaşıyor.
Mel Gibson ve Şampen sırf bu yüzden bile izleyebilirsiniz diye düşünüyorum.
adam inanılmaz bir performans sergilemiş hatta film bittikten sonra ben böyle gözyaşlarımda boğuluyordum o derece ağladım ve izlemeseydim de bir daha izleyebilseydim dediğim filmlerden
birisi oldu ve burada James Murray'ın yani aslında bu etimolog olan başrolünü Mel Gibson'ın oynadığı o gerçek karakter sözlüğü yaratan kişi bunun işine olan aşkı
beni çok etkiledi yani bir işe tutkuyla bağlanmanın Hat safhasını gördüm bu filmi izlerken.
Bir de dönemin psikiyatri tedavi yöntemlerine ne kadar sığ olduğunu gözler önüne seren bir film diye düşünüyorum.
Gerçekten deli değilseniz bile o yöntemler size uygulandıktan sonra muhtemelen delirirsiniz diye düşünüyorum ben.
Yani bu filmi izleyin arkadaşlar.
Hatta film bittikten sonra Oxford sözlüklerinizi sarılıp ağlayacaksınız diye düşünüyorum.
Onlara bakış açınız değişecek.
Çünkü benim öyle oldu şahsen.
Bir de bende şöyle bir hissiyat oluştu.
Filmi kapattım dedim ki hemen dedim Michel Foucault'un Deliliğin Tarihi diye bir kitabı var ya.
Onu okuman lazım falan dedim.
Sonra dedim dur Merve daha bir sürü şey var okunacak.
Ama mutlaka okuyacağım onu da.
O zaman kitap demişken hemen kitap önerilerine geçelim.
Ben şimdi size satranç önerirmişim.
Hayvan Çiftliği ve 1984'ü okuyun dermişim.
Yani bence podcast'ı kapatın ve bir daha beni dinlemeyin.
Böyle bir öneride bulunursam.
Çünkü yani... Gerçekten
kitap sorulunca millet bunu öneriyor ya.
Yani yıl 2021 olmuş.
Çok klişe değil mi diyormuşum.
Ben yine bu klişe bir şey öneriyormuşum.
Neyse çok uzatmayalım. O zaman kitap önerilerimize geçelim.
Şimdi. Herkes için bir şeyler önermeye çalışacağım.
O yüzden biraz işim zor diye düşünüyorum.
Bu sabah böyle okuduklarımı gözden geçirdim.
Ocak ayının işte ilk başından beri bugüne kadar 80 kitap okumuşum.
Ve onların arasından size önermeye çalışacağım.
Çünkü onlarla ilgili hafızam çok taze ve önerilerim de daha sağlam olur diye düşünüyorum.
O zaman bir şiir kitabı önereceğim size ilk başta.
Çok utanarak söylüyorum.
Didem Madak Ahlar Ağacı.
Yani ben bu kitabı yeni okuduğum için utanıyorum açıkçası.
Geç kalınmış kitaplardan birisi diye düşünüyorum.
Bu kitapta annesiyle ilgili yazmış olduğu şiirler ve özellikle Karınca Kumu diye bir şiiri var ki kız kardeşi Işıl'a yazmış.
Yani şiiri okudum ve komaya girdim.
Ağlama komasına girdim.
Aşırı yaraladı bu şiir beni niye bilmiyorum.
Çok etkilendim. Zaten iyi bir şiirinde bu şekilde etkilemesi gerekiyor diye düşünüyorum.
Diyorsanız ki ben çok diyerken bir insanım Merve.
Ve dünya hassas kalpler için cehennemdir diyor ya Göte.
O yüzden hani şiir kitabı okumak biraz böyle kalbinize dokunan bir şey ama ben okumanız gerektiğini düşünüyorum.
O yüzden Didem Madak'ın bu şiir kitabını öneriyorum arkadaşlar.
Çok kısa çok öz ve çok güzel şiirler var içerisinde.
Bir başka önerim Yakup Kadir Karaosmanoğlu'nun Yaban adlı eseri.
Ben bunu lise yıllarında okumuştum ama hiç okumamış gibiyim hatırlamıyorum bile.
İyi ki tekrar okumuşum.
Okuduktan sonra bütün kitaplarını okumaya çalıştım Yakup Kadir'in ama bunun bir başka olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bu milli mücadele yıllarında Orta Anadolu'daki o köylünün gerçek bir panoramasını sunmuş.
Hani Atatürk diyor ya köylü milletin efendisidir.
Çok farklı bir şey çıkacak karşınıza okuduktan sonra.
Köylüye bakış açınız değişecek diye düşünüyorum.
Hatta bir edebiyatçı arkadaşımla da bunu konuştuk.
Dedim ki Hilal dedim bu adam nasıl bunu yazmış.
Yani böyle bir dönemde bu kitap nasıl yazılmış.
Bunu baya uzun uzun tartıştık.
O yüzden bu kitabı okumanız gerektiğini düşünüyorum.
Hatta şey diyoruz ya hayal ettiğim gerçekte olan işte adam bunu yaşıyor.
Yani Orta Anadolu'da bir köye düşen bir Haydın'ın yaşadığı şeyleri göreceksiniz.
Yani bütün Türklerin bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum.
Bu kitabı neden önerdim onu da söyleyeyim.
İlk başta bir şiir kitabı önerdim.
Şiir sevenler için. Yakup Kadri'yi önerme sebebim o Orta Anadolu'daki o tarihi panoramayı çok güzel vermiş.
Yani milli mücadele yıllarında çok güzel yansıtmış.
Tarih seven arkadaşlar için oldukça da yalın bir dille yazılmış olduğu için bu kitabı önerdim.
Gelelim bir başka kitaba. Geçen seneden itibaren Türklerden yeni ve kadın yazarları özellikle takip etmeye çalışıyorum.
Nermin Yıldırım'la da maalesef bu sene tanıştım.
Çok beğendiğim bir kadın yazar Nermin Yıldırım.
Kalemine aşık olduğum dediğim isimlerden birisi.
Biraz evet pessimist bir yazar ama ben çok beğendim.
Onun da Dokunmadan diye bir kitabı var.
Bunu önereceğim. Diğer kitaplarını da hemen hemen hepsini okudum.
Ama favorim Dokunmadan diyebilirim.
Burada da Adalet...
isimli genç bir kadın var 29 yaşında ve hayata böyle çok yani insanlarla çok iletişimi yok vesaire ne mutlu ne mutsuz böyle öylesine yaşayıp giden bir insan ve bir anda
öğreniyor ki doktoru diyor ki sen ölümcül bir hastalığa yakalandın şimdi kendinizi bu adaletin yerine koyup 29 yaşında olduğunuzu düşünüp ne yapardınız yani son zamanlarınızda son anlarınızı nasıl değerlendirdiniz
burada adalette bir yolculuğa çıkıyorsunuz Bu kitabı kadın okuyucularımız beğenecektir diye düşünüyorum.
O yüzden önerdim ama tabii ki erkekler de beğenir belki bilmiyorum.
Bir de kişisel gelişim önerisinde bulunalım kitap önerisinde Outliers kitabı Malcolm Gladwell'in kitabı.
Zaten çoğunuz bunu okumuşsunuz diye.
dur diye düşünüyorum çünkü çok okunan bir kitap ama ben bu sene okuma fırsatı buldum burada işte kitapta başarının aslında nelere endeksli olduğunu yani başarmak için sadece çalışmanın yeterli olmadığını istatistiklerle
açıklamış IQ seviyeniz ne zamanda oldunuz anne babanız ne iş yapar kalıtsal travmalarınız vesaire her şeyden böyle baz alarak her şeyi birleştirerek çok güzel bir şekilde dünyada sizin başarılı
olmanızı nelerin etkilediğini çok güzel bir şekilde anlatmış Malcolm Gladwell Bu arada kendisinin TED konuşmaları da var.
Dinlemenizi öneririm. Çok sevdiğim isimlerden birisidir.
Ben herhalde sabaha kadar kitap önereceğim diye düşünüyorum.
Aklıma geldikçe önereceğim, önereceğim.
Ve kitap önerim bitmez benim arkadaşlar.
Neyse devam edelim. O zaman madem Ankara'da yaşıyorum, Ankaralı bir yazar önereyim.
Barış Bıçakçı zaten çoğunuz okumuşsunuzdur diye düşünüyorum.
Muhteşem kitapları var.
En son okuduğum yani bu sene okuduğum Seyrek Yağmur kitabıydı.
Kitabını da çok beğendim. Bunu da önermeden geçemeyeceğim.
Bunun dışında bir de bu sene okumuş olduğum Mina Urga'nın Bir Dinozorun Anıları kitabı var.
Çok beğendim. Yani ilk konuma girecek kitaplardan birisi diyebilirim.
Çok güzel bir kitaptı ama bu kitabı edebiyatla haşır neşir olanlar okusun.
Çünkü edebiyat dünyasında vakıf olmadan bunu okursanız ya bu kim ya bu kim ya falan deyip ne biçim bir kitap bu deyip fırlatıp atabilirsiniz.
Yani böyle bir dedikodu içerikli bir kitap ama edebiyat dünyasının dedikoduları.
O yüzden aşırı eğlendim okurken.
Mina Urgan zaten İngiliz Edebiyatı Duayeni biliyorsunuzdur.
Yani çok güzel anıları var.
Keşke diyorsun ki yani bu benim babaannem olsa.
Ananem olsaydı okurken öyle bir his yaşadım.
Çok güzel anıları var.
Bunu okumanızı tavsiye ederim.
Daha sonra Bir Dinozorun Gezileri diye de bir kitabı var.
Mina Urga'nın. Yani Bir Dinozorun Anıları çok güzeldi.
Bir de Gezilerini yazmış ama onu o kadar beğenmedim.
O yüzden bunu önermeyeceğim.
Ama anılarını mutlaka okumanızı isterim.
Bir de Psikoloji Sevenler için bir kitap önereceğim.
Paolo Caoleo'nun Veronica Ölmek İstiyor andı kitabı.
Kendisini simyacı kitabından tanıyanlar olacaktır.
Bu kitap çok çok iyiydi ya.
Hatta arkadaşımla şunu konuştuk.
Dedik ki simyacıdan daha mı iyi acaba bu kitap falan dedi.
Yok ya dedim simyacı daha iyi ama bir düşünüyorum yani.
Bence Veronica'da çok iyiydi.
Ya evet kitabın ismi böyle Wattpad kitapları gibi.
Sanki işte kötü çocuk falan gibi böyle ama.
İsmini aldanmayın derim ben.
Bu kitapta da Veronica adlı bir genç kız var.
Başarısız bir intihar girişiminde bulunuyor.
Toplumun alışılageldik kalıplarının dışında düşünceleri var diyeyim.
Yani çok spoiler vermeyeyim.
Bu yüzden intihar girişiminde bulunuyor.
Biraz sanki ben böyle Sylvia Platt havası gördüm okurken.
Sanki onun hayatıymış gibi böyle.
Hayatı değil ama o düşünceleri tam da böyle Sırça Fanus'un üzerine okudum.
Sylvia Platt'ın Sırça Fanus kitabının üzerine bunu okuyunca böyle bir meçhettim belki kafamda ama.
Belki de değildir. Bilmiyorum ben benzetmişimdir.
Değişik bir kitaptı. Okumanızı öneririm.
Çok seveceğinizi düşünüyorum.
Dili de çok yalındı. Zaten adamın dili hep böyle.
Bu kitabı da öneriyorum. Kadın erkek herkes okusun bunu.
Gelelim bir başka kitaba.
Ercan Kesal'ın Perigazozu kitabı.
Çukur diye bir dizi var.
Bu mafyatik bir dizi biliyorsunuz.
Orada oynadıktan sonra ben Ercan Kesal'a böyle bir tavır almıştım.
Nasıl dedim böyle bir oyuncu burada oynar.
Ama sonra ona karşı tavrım tabii ki değişti yumuşadı falan.
Kitabı niye okudum onu söyleyeyim.
Bir zamanlar Anadolu'da filmi var ya Nuri Bilge Ceylan'ın.
Orada Ercan Kesal gerçekten oyunculuğunun zirvesine çıkmış diyebilirim.
O filmi izlerken o işte muhtarın hani yemek sahnesi var ya çok etkileyici bir sahne.
Bu arada Nuri Bilge Ceylan o sahneyi çekerken demiş ki çekmiyorum.
Doğal oynayın. Çekmiyormuş gibi davranmış.
Doğal oynamalarını istemiş. O kadar doğal oynamışlar ki sırf o sahne için o filmi izledim.
Çok beğendim filmi bu arada.
Öneriyim. Ondan sonra bu...
kitabını okumaya karar verdim ve Ercan Kesal'ın bir doktor olduğunu bilmiyordum aslında adam doktormuş ve köylerde doktorluk yaparken yaşadığı başına gelen olayları anlatmış köy insanlarının panoramasını
sunmuş bize 30 farklı hikaye var içerisinde çok kısa çerez bir kitap mutlaka okuyun ama çok canım acıyor çok duygusalım vesaire diyorsanız benim gibi hüngür hüngür ağlayabilirsiniz bu kitabı okuduktan sonra Bugünlük
bu kadar önereceğim. Çünkü çok yoruldum kitap önermekten.
Bir de çok fazla kitap var.
Bir sürü kitap var. Sabaha kadar konuşabilirim yani.
Böyle ara ara podcastler yapayım diyorum.
Böyle kitap önerilerinde bulunayım.
Aslında çok baba kitaplar önerecektim.
Ama onları bir sonraki podcastime saklayacağım.
Çünkü onları gerçekten anlatmak istiyorum.
Hani böyle bunu okuyun bunu okuyun deyip geçmek istiyorum.
Ama çok yoruldum şu anda. O yüzden şimdilik bunları öneriyorum.
Bir sonraki podcastimde tekrar dediğim gibi belgesel vesaire önerilerde bulunacağım.
Hocam eğer bu podcasti dinliyorsanız ki dinliyorsunuz görüyorum bana güzel güzel dönüşler yapıyorsunuz.
Bunları okuduysanız ya da okumayı düşünüyorsanız ya da belgeselleri filmleri izlerseniz mutlaka bana dönüş yapın beğendim veya beğenmedim gibi fikirlerinizi paylaşırsanız çok sevinirim.
Eğer beni ilk kez dinleyenler varsa aranızda gelin tanış olalım Yunus Emre'nin dediği gibi.
Ortamlarda Satılacak Bilgi hesabından beni takip edebilirsiniz.
Yeni podcastleri oradan görebilirsiniz.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
