
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Lifebox kullananlar yeni anılara yer açıyor.
Sen de Lifebox kullan, fotoğraflarını, videolarını ve rehberini yedekle.
İstediğin cihazdan, istediğin zaman kolayca bulaş.
Yeni abonelere özel 1 ay ücretsiz 50 GB saklama alanı fırsatını da kaçırma.
Lifebox'la hayata yer aç.
Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Herkese merhaba, ben Merve.
Geçenlerde istifçilik podcast'ı yapmıştım hatırlarsanız.
Ondan sonra bana, DM kutusuna yani bir sürü böyle çöp poşetli, hurçlu fotoğraflar yağdı.
Baktım ya istifçiler ya da buna meyilli olanlar hemen işe koyulmuşlar.
Fazladıklarını, istiflediklerini daha doğrusu boşaltmışlar.
Dolaplar aşağı indirilmiş.
Rahatladık dediniz, çok iyi oldu dediniz.
Bir takipçim var aşırı düzenli ama...
Aşırı o dolapları böyle resmen ince gibi ve o kadar fazla kıyafeti var.
Buna rağmen bunu başarmış bana da videolarını atmış.
Nasıl özendim yani hayatımda öyle bir dolap görmedim.
Eğer izin verirse paylaşırım.
Dedim ki sen Marie Kondo'nun Türkiye şubesisin.
Sonra aklıma Marie Kondo düştü tabii ki.
Dur dedim ya madem bu işe başladık devamını getirelim.
O yüzden bugün bu bölümü yapmaya karar verdim.
Marie Kondo'daki Merve ya ben bu kadına Mary diye simge...
Belki hiç duymamış olabilirsiniz.
Namı diğer Konmari arkadaşlar.
Japon kendisi düzenleme uzmanı.
Gerçekten uzman bu konuda ve 2015 yılında zaten Time dergisi tarafından en etkili 100 insan arasına girmiş bir isim.
Düzenleme ve organizasyon deyince direkt akla o geliyor.
Milyonlarca satmış 4 kitabı var.
Belgeselleri çekildi.
Bu podcast'tan sonra onları da izleyin bence.
Hani iyice otursun. Sonra zaten kalkıp böyle evi komple kaldırasınız geliyor.
Öyle bir etkisi var. Benim de bayağı oldu izleyeli ama çok etkilendiğim yerleri anımsıyorum.
Mesela Mary böyle ev ev geziyordu.
Özellikle işte çocukluğu, istifce aileleri dolaşıyordu.
Ya gerçekten böyle evlerinde tüp patlamış gibi olan insanlar var.
Onların yardımına koşuyordu.
Ama Mary'nin o naifliği, kibarlığı, gittiği evlerde işte dizlerinin üstünde yere oturması tam bir Japon kültürü.
Çok hoşuma gitmişti.
Böyle hiç incitmeden güzel güzel insanlara yol gösteriyordu.
Bir de bir çiftin evine gitmişti.
Dolaplarınızı boşaltın dedi.
Hepsini böyle yatağın üstüne yığdılar.
Verileceklerini ayırıyorlar. Ev sahibesi olan kadın.
Elden çıkaracağı kıyafetler var ya onlara o kadar hoyrat davranıyor ki.
Hani poşete atıyoruz ya böyle al işte der gibi atıyor.
Lanet. olsun çık bu evden.
Mary kıyafeti elinden aldı kadının.
İlk kez orada sinirlendiğini gördüm.
Dedi ki bu şekilde atmayın.
Onunla vedalaşmanız gerekiyor dedi.
Biz de bunun geyiğini yaptık bugün arkadaşımla.
Hatta az önce Instagram'a koydum ya böyle kahkahalar atıyorum.
Onu paylaşacağım bugün.
Unutturmayın. Vedalaşırken videosu var.
Diyecekmişiz ki seni giymeme izin verdiğin için teşekkür ederim.
Öyle atmıyormuşuz yani.
Nazik bir şekilde koyup bunu söylüyoruz.
Ben de çok şaşırmıştım.
Belki saçma gelebilir ama bence çok ince bir ruh bu.
Yani sonradan düşününce çok hoşuma gitti.
Bir de Mary dağınık olan evlerin çiftlerin ilişkisini çok olumsuz bir yönde etkilediğini söylemişti.
Bunu da unutmuyorum. Çünkü birbirinizle zaman geçirmenizi engelliyor demişti.
de dağınıklık kötü bir enerji vermiyor mu size de ya?
Yani tertemiz bir yerin enerjisiyle.
Dağınık bir evin enerjisi bence aynı değildir.
Bu arada Kondo'nun çocukluğundan beri düzenlemeye ilgisi var.
Büyük bir ilgisi var. Sonradan gelişmiş bir şey değil.
İlkokulda başlamış. Hatta çocuklar böyle beden eğitimi dersine gittiği zaman koşarak sınıfa gidermiş.
Kitaplığını falan düzenlermiş.
Çocukluktan gelen bir şey ve çok garip bir an yaşamış.
Hani inanırsınız inanmazsınız bilmem ama anlatayım.
Bu da Seda Sayın'ın çorap kadını gibi oldu ama.
Sen giyersin giymezsin.
Bir gün yine böyle işte derleme toplama işleriyle uğraşıyor.
Yani ne düzenleyeyim neler yapayım nelere atmam gerekiyor diye kafayı takıyor her zamanki gibi ve bir sinir krizi geçiriyor.
Sinir krizi benzeri bir şey yaşamış ve bayılmış.
İki saat boyunca kendini getirememişler.
Ayıldığındaysa böyle gizemli bir sesin belki diyor o temizlik tanrısıydı.
Bana eşyalarıma daha dikkatli bakmam gerektiğini söylediğini duydum diyor.
Ve böylece yaptığım hatayı fark ettim.
Eşyalara bakarken ben yalnızca atmam gerekenleri görüyordum.
Oysa ki yapmam gereken şey şuymuş.
Elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.
Burası çok ömelli. Sizi mutlu eden eşyalarınızın farkına varın.
Düzenleme bence budur diyor.
Aslında bu podcast'ın temelinde de bu var.
Bu arada temizlik tanrısı kısmı enteresanmış.
Ben herhalde bir İzmirli olarak böyle bir tanrı yaratsam adını kloraktan klorakos koyardım.
Yüce klorakos lütfen benim evime de bir el at.
Şimdi Kondo bir dönem 5 yıl boyunca Shinto tapınaklarında Miko'luk yapmış arkadaşlar.
Miko, Micho'dan aklınıza gelsin.
Shintoizm'deki tapınak görevlisi olan genç kadınlara Miko ismi veriliyor.
Japon kültüründe kutsal temizlik görevini yerine getirmek için eğitiliyorlar.
Onlara Miko ismi veriliyor.
Sadece görevleri bu değil ama Mary bence temizlik için buraya girmiştir diye düşünüyorum.
Bence zaten bu onun büyük tutkusu hatta obsesyonu gibi de geliyor.
Bunu işe dönüştürmesi zaten harika.
Kondo'nun düzenleme yapma tekniğine...
Konmari metodu deniliyor arkadaşlar.
Bu tekniğin özü ise şu.
Her seferinde tek bir kategoride olmak üzere sahip olunan tüm eşyalar bir araya toplanıyor ve bu eşyalardan yalnızca sahibine neşe verenler kalıyor.
Bu neşe verenlerin kalmasına da Japonlar diyor ki Tokimeku yani insanın içini heyecandan ve mutluluktan böyle pır pır ettiren şeylere Tokimeku diyorlar.
Çok tatlı bence bu kelime.
Zaten Japon kültürüne de ayrı bayılıyorum.
Henüz Japonya'ya gidemedim ama rezonansımı şuraya bırakayım.
Belki gidersem bir gün bana bu bölümümü hatırlatın.
Kondo bu Konmari metodu için Shinto dininden esinlendiğini söylüyor.
Çünkü zaten Shintoizm'de eşyaları özenli ve doğru bir şekilde temizlemek, düzenlemek manevi yönü olan bir eylem arkadaşlar.
Neden? Çünkü eşyaların bir ruhu, bir enerjisi olduğuna inanıyorlar.
Buna da kami diyorlar bu enerjiye.
Shinto yaşam biçiminde sahip olduğumuz eşyaların önemi kavranır.
Onlara böyle tek kullanımlık vazgeçilebilir şeyler olarak bakılmaz.
Onlara maddi değerleri ne olursa olsun değerli nesneler olarak bakılır ve sahip olunan her nesnenin değerinin farkına varabilmek amaçlanır.
Bence burası çok ömerli.
Heyecanlandınız hemen evi toplamak istiyorsunuz.
Podcast bitince... Eminim çoğumuz böyle Speedy Gonzales gibi koşarak evine girişecek.
Hadi o zaman yaşadığımız yeri sonsuza dek değiştireceğimiz şekilde nasıl toplarız, nasıl düzenleriz buna geçelim.
Önce istifçiliği anlattım size.
Sıra operasyonda.
Şimdi Mary diyor ki...
Evi toplamak, işe yaramayan bir eşyayı ortadan kaldırmak veya günün herhangi bir saatinde ortalığı şöyle biraz temizlemekten ibaret.
Öyle mi zannediyorsunuz diyor.
Değilmiş arkadaşlar. Bakış açınızı değiştirin diyor.
İşte o zaman ev toplamanın etkisi...
İnanılmaz olur diyor. Şimdi size Mary ile evini toplayıp gerçek anlamda evini düzene koyduktan sonra insanların deneyimlerini söyleyeyim hatta.
Diyorlar ki işte artık eşimle daha iyi anlaşıyoruz.
En sonunda kilo vermeyi başardım diyenler var.
Mesela cilde düzenenler olmuş çünkü işte evdeki toz toprak kalkınca cilde düzeliyor.
Satışlarımı arttırdım diyen var.
İşi bıraktım hayalini kurduğum şeyi yapmak üzere kendi işimi kurdum diyenler var.
Çok değiştim diyenler.
mutluyum artık gerçekten neye ihtiyacım olduğunu biliyorum diyenler var ya Merve abartmışlar ya bir ev toplamakla yani bu kadar da şey değişmez diyorsanız hayır olayın sadece ev toplamak olmadığını
bu podcast bittikten sonra anlayacaksınız çünkü zaten evimizi düzenlemek düşünme şeklimizi değiştirir diyor Marie Kondo Evlerini düzenlemeleri, düşünme şekillerini ve hayata bakış açılarının değişmesini
sağladığını gösteriyor diyor.
Hatta gelecekleri de değiştiriyor bunu yapan insanların.
Çünkü bunun nedeni şu evinizi düzenlediğiniz zaman geçmişe dair her şey yoluna girecek ve sonuç olarak hayatta yapmanız ve yapmamanız gereken şeyleri net bir şekilde göreceksiniz
diyor. Japonlar odanızı, banyonuzu temiz tutmanın size iyi şans getireceğine inanıyor ama...
Eviniz dağınıksa eğer o klozeti orayı burayı parlatmanızın pek bir işe yaramayacağını da bilin diyorlar.
Kısaca evinizi düzene koyduktan sonra hayatınız önemli ölçüde değişecek.
Düzenli bir eve sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu fark ettiğinizde dünyanızın aydınlandığını hissedeceksiniz.
Ve o eski dağınıklığa bir daha asla geri dönmeyeceksiniz.
Hadi o zaman hazırsanız Konmari tekniğini anlatmaya başlıyorum.
Şimdi önce ilk yapmamız gereken tek seferde hakkını vererek toplamak arkadaşlar.
Şaşırdınız biliyorum çünkü genelde böyle azar azar işte oda oda gidin falan diyenler oluyor.
Hayır Konmari tekniği böyle değil.
Merve etraf dağınık olduğu zaman dayanamam.
Hemen temizlerim ama çok geçmeden evi yine karma karışık eski halinden de beter bir şekilde bulurum.
Bunu siz de çok sık söylüyorsanız eğer evinizi bir çırpıda düzene sokarsanız hani tek seferde ortalığı toplamış olursunuz.
Japonca'da buna iki ni deniliyor arkadaşlar tek seferde anlamında.
Merve diyor ki bunu yaparsanız geri tepecektir.
Çünkü insanlar kullanmadıkları eşyaları bir kenara ayırdıkları zaman.
evlerini tam anlamıyla topladıkları gibi yanlış bir düşünceye kapılırlar.
Evinizi hakkıyla düzene soktuysanız doğanız gereği siz tembel ve dağınık biri bile olsanız yine de derli toplu tutmanız mümkün olacaktır.
Eviniz eğer gereksiz eşyalarla dolup taşıyorsa ve siz bunları düzenlemeye çalışıyorsanız Ne işe yarar soruyorum size.
Aslında yaptığımız şey istiflediklerimizi korkunç bir çabayla böyle kontrol altında tutmaya çalışmak başka bir şey değil.
E bunu yapınca da evi toplamış mı sayılıyoruz?
Hayır değil mi? Annelerimizin çoğunun yaptığı şey aslında bu.
Evimizi tek seferde hakkını vererek böyle düzene sokmaktaki kasıt şu.
Atma sanatı arkadaşlar. Evet yanlış duymadınız.
Atma sanatı.
Böyle bir sanat gerçekten var.
Bence bu bir sanat zaten.
Herkes yapamıyor.
Şimdi istifçilikten kurtulup fazlalıklarımızı yolluyoruz poşete.
Bu zor bir kısım biliyorum.
Bunu tek seferde yapmamız gerekiyor.
Sonra zaten her şey netleşecek.
Evi tek seferde hakkıyla toplamanın ilk adımı bu, atma sanatı.
Ve bunu yaparken de, ay bugün şunu atayım, yarın da öbür odaya gideyim, oraya bakayım, öyle bir şey yok.
Bunu yapmayacağınızı biliyorum.
Tüm eve gireceksiniz, tamam mı?
Tüm eve ve bir çırpıda çıkacaksınız.
Dağınık bir oda, dağınık bir zihindir, konuşamadım.
Zihun ne ya? Bu hangi şive?
Zihun. Şimdi diyeceksiniz ki Merve bugün çok neşeli ya.
Arkadaşlar sabah 5'den beri çalışıyorum aynı yerde.
Şu an saat 9, akşam 9 ve bu podcast bittikten sonra çalışmaya devam edeceğim.
Yani bu gülüşlerim onun kafası onu söyleyeyim.
Artık böyle rüyalarımda bile podcast çekiyorum.
Durumum hiç iyi değil.
Neyse ne diyordum ya.
Dağınık bir oda, dağınık bir zihindir diyor Merve.
Bilmiyorum buna katılıyor musunuz?
Ben kendimi açıkçası böyle dağınık insanların daha zeki olduğuna inandırdım.
Öyle araştırmalar var ya onlarla avunuyordum.
Ama Mary bunun tam tersini söylüyor.
Bir de bu dağınıklıktan kurtulmaya çalışırken istiflediklerimizi saklama yöntemiyle böyle kamufle etmeye çalışıyoruz.
Onlar bizi dağınıklıktan kurtarıyor falan zannediyoruz.
Hayır bunlar geçici çözümler.
Açın o bazaların altına bir bakın.
Yani milattan önceden kalmış şeyler duruyordur eminim.
Ne işe yarıyor diye sorsam yani aman lazım olur diyeceksiniz muhtemelen.
Yani 30 yıldır olmamış abi bu saatten sonra da olmaz herhalde.
Yani evimizde arkeolojik kazı yapsalar gerçekten bir sürü şey bulurlar.
O eşyaları ortadan kaldırınca dağınıklık sorunu çözülmüyor.
Herkesin böyle bir dolabı veya bir odası vardır.
Cesetleri sakladığımız yer.
Herkes oraları biliyor zulalarını.
Oraları patlatın. Her gün bir odayı toplamak yerine eşyaları kendi içinde sınıflandırmamız gerekiyor.
İşin püf noktası bu arkadaşlar.
Düzensiz insanları Mary 3'e ayırıyor.
Atamayan tip. Yerine koyamayan tip ve ikisinin birleşimi olanlar.
Ben ikisinin birleşimiyim.
Zaten müşterilerinin %90'ı böyleymiş.
Yerine koyamamak gibi bir problemim var.
Bir de etkin ev toplama sanatı iki temelden oluşuyor diyor.
Birincisi elimizdekilerden kurtulmak.
İkincisi de eşyaları nerede tutacağımıza karar vermek.
Şimdi önce tek seferde hakkını vererek her şeyi attıysanız.
Bu arada atmak derken bunları böyle güzel güzel poşetleyip ihtiyaç sahiplerine verelim anlamında diyorum.
Hani işte belediyelerin kıyafet dolaplarına bırakabilirsiniz.
Ya da arkadaşlar podcast sonrası instagramdan bana yazın nerelere verebiliriz bunları bir konuşalım.
Bilgilendirelim birbirimizi bu konuda.
Öyle yabana gitmesin yaptığımız iş.
Bir de Meri diyor ki tüm tecrübelerime dayanarak şunu söyleyebilirim ki eğer ki...
Toplamak konusunda isteksiz davranırsanız evinize hiçbir zaman tam anlamıyla çeki düzen veremezsiniz diyor.
Eğer siz de Mary gibi böyle azimli biri değilseniz o zaman bir kereliğine de olsa hayatınızda mükemmelliği hedefleyin.
Tek yapmanız gereken şu her defasında Tek bir öğeye odaklanmak ve bunu atıp atmayacağınızı ve nereye koyacağınıza karar vermek.
Hani sınavlardan önce böyle çalışmaya gücümüz olmadığı halde gideriz o odamızı, masamızın üstünü belki çekmecelerimizi çılgınca toplarız.
Öyle anlar vardır. Bunu Meri de yapıyormuş.
Gece yarısına kadar uğraşırdım.
Sonra 2-3 saat uyuyup bir anda uyanıp panik içinde aman tanrım çalışmam lazım derdim diyor.
Bunun nedeni çoğu kişinin baskı altındayken Temizleme dürtüsü edinmesiymiş arkadaşlar.
Ama bu dürtü böyle odayı toplamak için falan ortaya çıkan bir şey değil.
Aslında başka bir şeyi düzene koymak istediğimizde bu ortaya çıkıyor.
Beynimiz aslında çalışmak için bir yandan feryat ediyor.
Ama o dağınık odaya o ortamı görünce odamı toplamam lazım önce diyor.
Yani odak noktası bir anda değişiyor.
Sınav bittikten sonra O oda eski haline geri dönüyor, dağınık haline.
Neden? Çünkü kişi baş etmek zorunda kalmış olduğu o sorunla artık yüzleşmiş oluyor.
Yani sınava çalışma ihtiyacı değil mi?
Ve gereken çeki düzen verilmiş oluyor.
Hatta Mary odamı toplama ihtiyacı aklımı başımdan aldığı için ders çalışmayı bile sürekli erteliyordum.
Derslerim o yüzden çok kötüydü diyor.
Dağınıklığın görünen yüzü dikkatinizi dağıtarak düzensizliğin asıl kaynağını görmenizi engelleyebilir arkadaşlar.
Dağıtma eylemi dikkatimizi meselenin özünden uzaklaştıran tam anlamıyla içgüdüsel bir refleks olabilir.
Eğer kendinizi gayet düzenli böyle tertemiz bir odada bile Rahat hissetmiyorsanız bir huzursuzluk hissiniz varsa lütfen bununla yüzleşmeye
bakın. Çünkü bu sizi aslında gerçekte neyin sizi huzursuz ettiği konusunda ışık tutabilir.
Odanız temiz ve düzenli olduğu zaman ruh halinizle böyle baş başa kalacaksınız ve görmezden geldiklerinizle yüzleşmek zorunda kalacaksınız.
Bunlarla baş etmek zorunda kalacaksınız ve önemli olan meselelerle Bu bir yüzleşme fırsatı.
Yani o odanın dağınıklığının sebebi eğer ki sizseniz neden dağıttınız o odayı ya da neden sürekli bunu tekrar ediyorsunuz bir düşünün.
Hangi meselenin özünden uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz kendinizi?
Mary diyor ki ev toplamak özel bir etkinliktir.
Her gün yapılmaz diyor.
Buna da şimdi şaşırdınız eminim.
Şimdi ev toplamanın iki türü var.
Birincisi günlük toplama hani günlük rutin yaptığımız şeyler.
İkincisi bugün anlattığım şey özel bir etkinlik olan toplama.
Eğer bu ikinciyi yani bugün anlatacağımı hayatınızda sadece ama sadece bir kereliğine başarıyla mükemmel bir şekilde tamamlarsanız o tertemiz evinizin
keyfini süreceksiniz ve kendinize sevdiklerinize daha çok zaman ayırabileceksiniz.
Kafanızın içindeki o dağınıklık da bir şekilde son bulacaktır.
Şimdi böyle elinizi kalbinize götürün ve neyi nereye koyduğunuzu bile bilmediğiniz bu kadar çok eşya ile kuşatılmış evinizde mutlu olduğunuza yemin edin arkadaşlar
edebilir misiniz? Hayatta sadece bir kereliğine bunu yapmazsak eğer günlük yaptığımız o ev işleri hep boşa gidecek.
İstiflediklerimizin yerini değiştirin değiştirin durun hiçbir şey fark etmeyecek.
Neden özel etkinlik diyor?
Çünkü size özel ve siz kendinizi hazır hissettiğiniz zaman başlayacaksınız.
Tek yapmamız gereken şey vakit ayırmamız ve sahip olduklarımızın her birini gerçekten gerçek anlamda incelememiz.
Yani bunu tutmak mı istiyoruz yoksa bundan kurtulmak mı istiyoruz buna karar vermek.
İkinci aşama tutmak istediklerimizi nerede tutacağımıza karar vermek.
Mary diyor ki ben odamı hiçbir zaman toplamam.
Çünkü zaten odam hep derli topludur.
Yılda sadece 1-2 kere ortalığı toplarmış.
Ve sadece 1 saat falan sürer diyor.
Rüya gibi gerçekten. Başlamadan önce varış yerinizi gözünüzde canlandırın.
Mesela Mary'nin bu rüya gibi dediğim olayı var ya onu canlandırın.
Ev işiniz o kadar kısa sürüyor ki bütün vakit size kalıyor.
Hayaliniz... kurduğunuz yaşam şeklini gözünüzde canlandırın hatta diyorum ya işte fotoğrafını çekin bitmeden önce bittikten sonra çekin o ev bittiği zaman nasıl görünecek o çekmeceler ışıl ışıl pırıl
pırıl dolabınız kütüphaneniz inci gibi olacak bunları hayal edin motivasyon peki Merve ben bunları nasıl atacağım atamıyorum işte mesele de zaten bu diyorsanız eğer Alın
o atacağınız şeyi elinize, bakın ve kendinize şunu sorun.
Bu bana haz veriyor mu ya?
Vermiyorsa eğer zaten kalbiniz böyle pır pır...
Etmiyorsa atın onu.
Size keyif vermeyen kıyafetleri giymek hoşunuza gider mi?
Hayır. O zaman niye tutalım?
Babaannemin bir sözü vardı.
Hadi canım naş derdi.
Naş. Aynen böyle naşlatıyoruz.
Şimdi atacaklarınıza karar vermeden önce elinize geçen aynı gruba ait olan eşyaları tek seferde bir yere koyuyoruz ve oradan elemeye başlıyoruz.
Mesela evin her yerinde kıyafetler varsa onları alıyoruz, bir yere yığıyoruz ve elemeye başlıyoruz.
Ev toplamaya...
Eşyaların bulunduğu yeri göz önüne alarak değil ait oldukları kategoriye göre başlamamız lazım.
Burası çok omelli arkadaşlar.
Yani gideyim önce yatak odamı toplayayım.
Oradan çıkayım çocuğumun odasına.
Öyle değil. Göz önüne alacağınız şey eşyalarınızın bulunduğu yerler değil.
Ait oldukları kategoriye göre bununla başlıyoruz.
Ve o kategoriyi tek seferde tamamlıyoruz.
Olay bu. Önce karar vermemiz en kolay olan şeyle başlayacağız.
Mesela anısı olan şeyleri atmamız çok zordur değil mi?
Yani onunla başlarsak eğer ne bileyim ben işte şimdi gideyim fotoğraflarımı eleyim, mektuplarımı eleyim, benim için hatırası olan şeyleri eleyim derseniz yarı yolda kalırsınız.
Maddi değeri olan şeyleri de zor atarsınız.
O yüzden neyle başlayalım?
Kıyafetlerle başlayalım. Başlamak en kolayı çünkü gidip aynısını alabiliriz, bulabiliriz falan filan.
O yüzden anıları en sona bırakın.
Takip edeceğimiz sıra şöyle.
Önce kıyafetlerimiz, sonra kitaplarımız, ondan sonra kağıtlar, evraklar, sonra muhtelif eşyalar yani işte ıvır zıvır çeşit çeşit şeyler ve en son en son duygusal bağı olan şeyler.
Ve lütfen bu sırayı bozmayalım.
Çok önemli bir kural daha var.
Bu işleri yaparken lütfen ailenizden hiç kimse yanınızda olmasın.
Çünkü diyecekler ki yok onu atma bunu atma gidecekler o poşetleri açacaklar.
Bunu ben alayım kaçıracaklar falan hiç gerek yok.
Ben annemle bunu ne zaman yapsam gerçekten bu olaya düşüyorum yani.
Bir de bana arkama geçip böyle vicdan azabı çektiriyor.
Bir yandan poşete koyuyor bir yandan da söyleniyor.
Paranı bunlara mı harcadın?
Bunları atıyor musun? Ah Merve ah ben sana ne diyeyim?
Ondan sonra Merve bir şey atamıyor tabii attıklarını çıkarıyor falan.
Ailenizle yapmayın bu işi yapacaksanız.
Mary aile evinde yaşarken bir şeyleri onlara sormadan önce saklıyormuş.
Kimse fark etmeyince de hop çöpe atıyormuş.
Sonra tabii fark etmişler ve artık odandan başka hiçbir yeri temizlemeyeceksin demişler.
Yasak gelmiş. O yüzden eğer aile evinde yaşıyorsanız onların eşyalarını lütfen haber vermeden atmayın.
İş birliği yapmaya çalışın.
Zaten sizin odanızı görünce onlar da bunu yapmak isteyecekler.
Ne kadar derli toplu olduğunu görünce.
Eğer böyle elden çıkartacağınız kıyafetler varsa mesela işte kardeşinize vererek sinsice o elbiseleri hala o evde tutmak gibi bir planınız varsa bunu yapmayın.
Çünkü bu sefer ona giymeyeceği eşyaları yüklemiş oluyorsunuz.
Belki kardeşinizin zevki değil verdikleriniz.
Yük yüklemeyin yani insanlara boş yere.
Kardeşinize falan verecekseniz şöyle yapın.
Mesela atıyorum bir ceketinizi vermek istiyorsunuz.
Sorun ona. Kardeşim deyin buna para verir miydin?
Bunu satın almak ister miydin?
Bunu sorun. Hayır derse atın arkadaşlar.
Bu arada müzik de dinlemeyin diyor Mary.
Hani ben istifcilikte müzik dinleyin demiştim ama Mary dinlemeyin diyor.
Çünkü işleri yaparken eğer gürültü olursa kişiyle sahip oldukları arasındaki iletişim zorlaşır.
Ha ben illa müzik dinleyeceğim diyorsanız sözlü şarkılar olmasın diyor.
Mümkünse hani klasik müzik tarzı dinleyebilirsiniz diyor.
Ve işe başlamak için tabii ki en uygun zaman sabahın çok erken saatleri diyor.
Çünkü o saatlerde ayırt etme kabiliyetiniz daha yüksek olacaktır.
Eğer ki atması çok zor bir şeye denk gelirseniz ilk olarak şu soruyu sorun.
Ben bunu neden edindim?
Neden ben bunu satın aldım?
O dönemde bu benim için ne ifade ediyor?
Şu anda ne ifade ediyor?
Hayatımdaki rolü nedir?
Seni aldığımda bana verdiğin sevinç için teşekkür ederim deyin ve bundan özgürleşin.
Bunu hatta şöyle düşünebilirsiniz.
Hayatınıza giren her insan hayatınızda sonsuza kadar durmak için mi geldi sizce?
Yani hiç mi küstüğünüz ayrıldığınız arkadaşınız olmadı, sevgiliniz olmadı?
Tabii ki oldu. Onların bir misyonu vardı.
sizin hayatınızda o misyonu tamamladılar ve gittiler sizde aynı şekilde bir misyonla geldiniz onların hayatına ve bitti ben böyle düşünüyorum daha doğrusu kıyafetlerimizde böyle evet bir zamanlar beğendik aldık
şimdi misyonunu tamamladı çünkü haz vermiyor yakışmıyor da içinde mutlu da değilim özgürleşelim ondan tıpkı o arkadaştan o sevgiliden özgürleştiğiniz gibi o arkadaşlar o sevgililer size
şunu öğretmediler mi ben bu tip insanlardan Hoşlanmıyormuşum.
Ben bu tip insanlarla yapamıyormuşum.
Bunu anladım. Meğer benim şu şu dostlarım ne kadar iyilermiş değerlerini daha iyi anladım demiyor musunuz?
Ben diyorum şahsen.
Şimdi o kıyafette aynı şekilde atamadıklarınızı bir de bu gözle bakın.
Çünkü sonunda size kalacak olanlar gerçekten büyük değer verdiğiniz eşyalar olacak.
Yani dolabınızda böyle varlığını bile unuttuğunuz, görmeseniz aklınıza bile gelmeyecek olan şeylerin sizin için çok değerli olduğunu iddia edemezsiniz bence.
O eşyaların bir duygusu olsa eminim onlar da sizden mutsuz olurlardı.
Hani beni bir sal artık derlerdi.
Zaten giymiyorsun yıllardır burada duruyorum.
Şükranla serbest bırak beni derlerdi.
Şimdi sırayla önce kategori kategori, kıyafet, kitap, kağıt, muhtelif eşya bunları attıysak düzenleme kısmına geçelim.
Zaten atmadan.
Asla ama asla bunu yapmayın.
Düzenleme kısmına geçemezsiniz.
Bir şeyleri atmadan hiçbir faydası yok.
Önce evi komple kaldırıp atıyoruz.
Gereksiz olanları ondan sonra düzenleme kısmı geliyor.
Kıyafetlerimizi asarken de bir takım kategoriler var.
İşte üstler, gömlekler, kazaklar, asılması gerekenler, ceket, pantolon tarzı, iç çamaşırları, aksesuarlar, altlar, pantolon, etek, tayt falan, çoraplar.
Çantalar, ayakkabılar ve belli bir amaca olanlar.
Plaj giysileri gibi. O yığdığınız yığından tek tek atacaklarınızı atın.
Kalacaklar kategorisine göre ayırın bu anlattıklarıma göre.
Burada bir handikap var.
O da şu. Ben bunu atmayayım.
Evde giyerim. Sakın bunu yapmayın çünkü giymeyeceksiniz.
Kendinizi kandırmayın.
Ayrıca haz vermiyorsa niye duruyor orada?
Yani kimse bizi görmeyince biz daha mı değersiz hissedelim?
Niye içinde mutlu olmadığımız şeyi evde giymeye çalışıyoruz?
Giymeyeceğiz. Yalan bu. Nereden biliyorsun Merve?
Biliyorum işte sormayın.
Bir de Mary diyor ki bence bu çok doğru.
Eğer kadınsanız gecelik seçerken böyle kadınsı ve zarif olmasına dikkat edin.
Hatta Mary'nin ev kıyafetleri dışarı kıyafetlerinden daha fazlaymış.
Evde daha özenliymiş çünkü kendisini öyle evde daha değerli hissediyor.
Yapabileceğiniz en kötü şey basit bir eşofman takımı giymektir diyor.
Günün her saatinde Eşofmanla, pijamayla gezen insanlarla karşılaştım.
Eşofman altını gündelik hayatta kullanıyorsanız bir süre sonra gerçekten ona ait gibi görünmeye başlarsınız ki bu hiç çekici bir şey değildir diyor.
Evde giydiklerinizin bile kendinizi değerlendirme aşamasında.
Çok önemli bir etkisi vardır diyor.
Bence burası çok önemli. Ben de giydiklerimizin bir enerjisi olduğuna inanıyorum.
Mesela böyle içinde rahat olmadığım, mutlu hissetmediğim bir şeyle eğer dışarı çıktıysam modum hemen düşer.
Otomatikman mutsuz olurum ve bütün günüm berbat olur.
O yüzden ev kıyafeti yaparımcılar yapmayın atın onu.
Kıyafetleri ya askıya asın ya da katlayın.
Hatta asmaktan çok katlamayı öneriyor.
Katlamanın yarattığı büyük bir etki vardır diyor.
Çünkü her bir parçayla temas etmemiz yani temas etmek zorunda kalışımızın olumlu bir etkisi varmış.
Japonca'da iyileşmek kelimesi TAT yani bunun sözlük anlamı ellerimizi kullanmakmış.
Modern tıptan önce insanların işte elini böyle yaranın üzerine koyarak iyileştirmeye çalışması buna inandıkları dönem.
Annenizin, babanızın işte başınıza okşaması ya da bir yeriniz acıdığı zaman orayı öpmesi bunlar saçma gibi görünüyor ama değil.
Bunların yatıştırıcı bir etkisi var.
İnsan eliyle yapılan masaj bile nasıl rahatlatıyor biliyorsunuz.
Yani kişinin eliyle yaymış olduğu enerjinin iyileştirici bir gücü var diyor.
Aynı şey kıyafetlerimize dokunduğumuz zaman onları katlarken de oluyor diyor.
Enerjimizi onlara bulaştırdığımızı söylüyor.
Şimdi çok önemli bir bilgi geliyor.
Kıyafetlerimizi katlıyoruz fakat yatay değil dik bir şekilde sıralamamızı söylüyor.
Hani kütüphaneden kitaplarımızın sırtı bize dönüktür ya onun gibi düşünün.
Üst üste dizmeyin mağazalardaki gibi yapmıyoruz.
Dik bir şekilde sıralıyoruz ve dik dörtgen şeklinde katlıyoruz.
Dik şekilde yerleştiriyoruz.
Kıyafetlerinizi asarken buraya dikkat.
Sağa doğru artacak şekilde düzenleyin arkadaşlar Ağır parçalarınızı dolabın sol kısmına Hafif parçaları ise sağ tarafına alsın İşte paltolar, kabanlar, montlar bunlar
sola geçsin Sonra sırayla elbiseler, ceketler, etekler ve bluzlar şeklinde ilerliyor Bir de çoraplarını top yapanlar orada mı?
Top yapmayın Mesela kilotlu çoraplarınızı böyle sushi gibi katlayın diyor.
Top gibi değil. Katlama tekniklerini öğrenelim arkadaşlar.
Bu arada Mary bir müşterisinin evine gidiyor.
Çekmeceyi bir açtım diyor.
Bir sürü top edilmiş çorap.
Nutkum tutuldu diyor. Yani sanki o çekmece benim çekmecem olabilir.
Bir de sizin de böyle çamaşır makinesine hani çift olarak attığınız çoraplar tek çıkıyor mu arkadaşlar gizemli bir şekilde?
Bu sadece benim başıma gelmiyor olsun ya.
Yok çünkü. Mevsimlik giysilerimizi ayrı yere saklamıyoruz.
İşte yazlık kışlık olayı vardır ya.
Eğer gerçekten yeriniz yoksa kışlıkları ayrı yere kaldırın.
Ama zaten bu istiflemelerimizi attıktan sonra kocaman kocaman yerlerimiz açılacak.
Sırada kitaplarımız var.
Canlarım benim. Yani bir tek size atamam.
Kusura bakma Meri. Ya diyor ki işte o kitabı yine okurum diye tutuyorsanız eğer.
Hani böyle dediğiniz hangi kitabı tekrar okudunuz?
Bu konuda haklı. Kitaplarınızı hepsini bir yere yığın aynı işte gardırobumuza yaptığımız gibi yine onlara dokunarak haz verip vermemesine bağlı olacak şekilde ayırın diyor.
Sadece ve sadece sevdiğiniz kitaplar kalsın.
Okumayı bitirdikleriniz artık diyor onlar sürecini tamamladı.
Bunları elden çıkarın ve bir daha okuyup okumayacağınıza karar vermek ya da işte içindekileri tam anlamıyla öğrendim mi acaba diye düşünmeyin.
Böyle bir şey olmayacaktır.
Şuna bakın sizi harekete geçiriyor mu geçirmiyor mu buna odaklanın.
Sırada kağıtları düzenlemek var.
Posta kutunuzda biriken faturalar, düğün davetiyeleri, mektuplar, ıvırlar, zıvırlar bilmem neler.
Bu arada şu üç ana gruba dahil olmayan her şeyi atıyoruz.
Şu an kullanmakta olduğunuz eşyalar.
Ya Merve ben bunu gerçekten kullanıyorum dediğiniz şeyler kalıyor.
Belirli bir süreliğine ben bunu kullanmak zorundayım dedikleriniz kalıyor.
Ben bunu her zaman kullanırım dediklerinizde kalıyor.
Onların dışındakiler hop gidiyor.
Garanti belgelerinizi atmayın ama kullanma kılavuzlarınızı atın demiş.
Cidden düşündüm.
Yani ben bir kere bile o kılavuzları açıp okumadım arkadaşlar.
Genelde internetten falan bakıyorum.
Dijitalde oluyor. Size hediye edilen şeyler.
Mesela bunları atmak çok zor.
Ama bunlar amacına ulaştı.
Size haz ve mutluluk verdi.
Evet sağ olsunlar sizi düşünmüşler almışlar.
Ardında bir misyonu vardı ve tamamlandı.
Eğer zevkinize hitap etmiyorsa size az vermiyorsa onları da atın diyor.
Bu çok vicdansızca geliyor kulağa farkındayım ama Mary öyle söylüyor.
Zaten diyor alan kişi onu böyle bir kenara attığınızı görse o hediyenizi zaten üzülürdü.
Kullanmadığınızı görmesinden ise bu daha iyidir diyor.
Cep telefonu kutularınızı bile atın demiş.
Satarken lazım olur diye tutuyorsanız böyle düşünmeyin.
Gerçekten ben bunu da fark ettim ki hiçbir telefonu böyle kutusuyla satmadım.
Ama o kutular hala böyle evde duruyor.
Niye duruyorsa atacağım onları.
Bir de şöyle bir olay var.
Bir yerden arkadaşlar kablo çıkıyor ve o kabloya böyle uzaylı görmüş gibi bakıyorsanız onu da atın.
Çünkü gizemli kablolar her zaman gizemini korur.
Yani sadece gerçekten ne işe yaradığını bildiklerinizi saklayın.
Evet bu kablo...
Televizyonun şurasına takılıyordu diyorsanız kalsın.
Bozuk elektronik eşyalarınızı geri dönüşüm kutularına atın.
Promosyon ürünü olarak gelenleri zaten atın.
İşte takvimdir bilmem atın onları.
Geldik atılması en zor olanlara tabii ki hatırası olanlar.
Meri diyor ki sonuçta hepimiz içinde bulunduğumuz andan ibaretiz.
Ne kadar harika olursa olsun geçmişte yaşamanız mümkün değil arkadaşlar.
O yüzden içinde bulunduğunuz şu anda duyduğumuz coşku ve has çok daha önemli.
Bunlara da haz uyandırıyor mu diye sorun.
Mesela işte sırf çocuğum gücenmesin diye onun yaptığı her resmi saklamak yerine gerçekten böyle baktığınız zaman sizi mutlu eden duygularınızı harekete geçirenleri tutun.
Çekmecelere tıktığınız anılar bulunduğunuz anı yaşamanıza engel bir yük haline gelmeyene kadar onları da azaltın.
Şimdi önemli olan Kalbimizde dokunup dokunmadığı fark ettiniz mi?
Hep diyor ya işte dokunun haz veriyor mu vermiyor mu?
Kalbinizde dokunuyor mu dokunmuyor mu?
İşin püf noktası bu. Mutlu olmanız için ihtiyaç duyacağınız şeyler kalsın sadece.
Daha fazlası değil. Bunları başardığımız zaman yorgun argın bir şekilde eve geldiğimizde olağanüstü bir çaba harcamadan bile kısacık bir sürede etrafa bir anda çekidüzen verebileceğiz ve günün
geri kalanında hayatın tadını çıkarabileceğiz.
Her bir eşyayı kesinlikle kendine ait bir alanda tutun arkadaşlar.
Bir raf düşünün ve gelen giden elindekileri buraya bırakıyor.
Ne olur? Düzen müzen kalmaz değil mi?
O yüzden her şeyin belli başlı yeri olmalı ve oraya konmalı.
Aynı tür eşyalar daima...
Aynı yere konulmalı ve lütfen bunları kendiniz yapın.
Bir yardımcınız veya annenize yaptırmayın.
Kendiniz yaparsanız daha sağlıklı olacak.
Ve şu hataya düşmeyin.
Eşyalarınızı aman hemen buradan alırım diye bir yere istiflemeyin.
Mesela benim mutfak çekmecem böyle.
Hep böyle şarj aletiye ıvır zıvır.
Hepsi orada duruyor. Halbuki onların yerisi orada.
Yerisi yalnız. Onların yerisi orası değil efendimiz.
Dağınıklığın olası sebeplerinden biri bu eşyalarımızı yerli yerine koymamak.
Kızımı sana söylüyorum.
Merve sen işit. Ben mesela dağ gibi ütü yaparım.
Abartmıyorum dağ gibi.
Ona üşenmem ama onları yerleştirmek istemem.
Çünkü derim ki önce o dolabımı toplamam lazım.
Çünkü bu mis gibi ütülerimi jilet gibi yapmışım.
Şimdi oraya koyamam derim.
Bu düşüncemden dolayı o ütüler orada durur.
Ve onları oradan kaldırmak bana gerçekten bir işkence.
Bir de Mary diyor ki çantanızı her gün boşaltın ve temizleyin.
Kullanmadığınız çantalarınızın da içini boşaltın.
Belki para bulursunuz.
Ben geçen buldum çok sevindim.
Unutmuşum orada. Banyonuzu ve mutfak tezgahınızı daima düzenli tutun.
Son olarak bize bunları tavsiye eden dünyanın en etkili isimlerinden biri işte Marie Kondo.
Bu arada niye Mary deyip duruyorum?
Marie Kondo kadının adı.
Onun psikolojisinden bahsetmek istiyorum.
Hani neden bu kadar takık bu konuya?
Çünkü aile... Nilenin ortanca çocuğuymuş hani belki ondandır diyor ama görülmeyen bir çocuktum diyor.
Annem babam tarafından kabul görme isteğim yüzündendi bunlar diyor.
Çünkü 3 yaşından sonra onlardan böyle pek bir ilgi alaka görememiş.
Hani belki kasıtlı yapmıyorlardır ama.
Mari öyle hissetmiş ve diğer iki kardeşiyle mücadele eden ebeveynlerini rahatsız etmemek için 5 yaşındayken kendince böyle bir çıkış yolu bulmuş.
Başkalarına bağımlı olmamayı küçük yaşta öğrendim bu yüzden diyor.
Ve en çok da annem babam beni fark etsin istemiştim diyor.
Duygularını ifade etmekte çok zorlanan bir çocuk.
Çok içe kapanık bir çocukmuş ve zaten bunu sürekli evde olmasından işte evde temizlikle uğraşmasından anlamışsınızdır.
lütfen buraya dikkat.
Marie diyor ki etrafımdakilerle bağ koruma konusunda yetersiz olduğum için eşyalara karşı müthiş derecede bir bağlılık geliştirmiştim.
Odamdaki her bir eşyaya fazlasıyla değer vermemin sebebinin de bu olduğunu düşünüyordum.
Koşulsuz sevgiyi eşyalarımdan ve evimden öğrendim.
Arkadaşlarımdan ve ailemden değil.
Çünkü onların yanında rol yapmak zorunda değildim ya da bir şeyleri Saklamak zorunda değildim diyor.
Şimdi ben de size sormak istiyorum.
Acaba sizde bu yüzden eşya biriktiriyor olabilir misiniz arkadaşlar?
Bunu bir düşünelim. Onları atmama sebebimizse ya gelecek korkusu ya da geçmişten korkmamız olabilirmiş.
Gerçekten ihtiyaç duyduğumuz şeyi keşfetmenin en iyi yolu.
İhtiyacımız olmayan şeylerden bir an önce kurtulmamız.
Hayatımızın her alanında bu böyle.
Evimizi sadece ama sadece bir defaya mahsus kökten temizlersek sonsuza dek düzene girmiş olacağız.
Geri kalan zamanımızı da artık kendimizi daha fazla keşfetmek için kullanırız.
Sevdiklerimizle daha güzel vakitler geçirebiliriz.
Ve Marie diyor ki hayatınız ancak evinizi düzene koyduktan sonra tam anlamıyla başlar.
Kısacası... Toplayalım, rahatlayalım arkadaşlar.
Bu cumartesi yepyeni harika bir bölümle tekrar görüşeceğiz.
Beni her nereden dinliyorsanız oradan takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Kaçak dinleyenler size sesleniyorum.
Bu aralar ne zaman bölüm atacağım belli olmaz.
Her an. yeni bölüm bildirimi alabilirsiniz.
Bu arada Instagram'a da bekleriz.
Orada pek bilgi vermiyorum.
Genelde kaynatıyoruz. Çok konuştum yine.
Hadi gidiyorum. Yüce Klarokos bana yardım etsin dolabımı toplamak için ama şu an gerçekten halim yok.
Bu arada farkındalık defterinin mini boyu çıktı arkadaşlar.
Açıklamalardaki linke onu da bırakıyorum.
Uzun zamandır bekleyenlere müjdemi de buradan vermiş olayım.
Haydi o zaman cumartesi görüşürüz.
Kendinize iyi bakın.
Evinizi toplamayı unutmayın.
Toplarken de beni hatırlayın.
Hoşçakalın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
