
Yarattığı etkiyle başkalarına ilham olan girişimlerin hikayesi seni de cesaretlendiriyor mu?
Evet diyorsan, Big Bang Startup Challenge’a bir göz atmalısın! ⚡
Big Bang; İTÜ ARI Teknokent’in vizyoner yaklaşımıyla 2011 yılında kurulan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi’nin düzenlediği Türkiye’nin ve bölgenin en büyük girişimcilik etkinliği!
Geçen sene 2,85 milyar TL ödül, nakit ve yatırıma şahitlik eden Big Bang sahnesi, bu sene ImpactVerse temasıyla etkiyi odağına alıyor.
Bu etki evreninde sen de yerini almak istiyorsan hemen katılımcı kaydını oluşturabilirsin.
Kayıt olmak için tıklayınız!
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'' hakkında reklam içerir
Transkript
İTÜ, Arı Teknokent'in Kuluçka Merkezi, İTÜ Çekirdeği'nin Big Bang Startup Challenge etkinliği sunar.
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün başlıktan da gördüğünüz üzere girişimcilik üzerine konuşacağız arkadaşlar.
Herkesin anlayabileceği bir dilde anlatacağım merak etmeyin.
Şimdi arkadaşlar girişimcilik dediğimiz şey bir fikri alıp onu gerçek bir işe dönüştürme cesareti.
Yani aslında bugün biraz cesaretten, riskten, hayal gücünden bahsedeceğim sizlere.
Bugün bildiğimiz dünyanca ünlü teknoloji şirketlerinin kuruluş hikayeleri, işte silikon maddesinde çok başarılı olmuş isimlerin kısa kısa hikayelerine değineceğiz.
Bu insanlar ne yapmış da bu kadar başarılı olmuşlar?
Yani sıradan insanlardan...
Onlara ayıran bir özellik var mı?
Özellikle de buralara değineceğiz.
Şimdi arkadaşlar biliyorsunuz dünyayı değiştiren fikirlerin arkasında bir cesaret var.
Ve o ilk adım anı dediğimiz adımı atan insanların imzası var.
Bu dünyayı değiştiren fikirlerin arkasında.
Hatta başkaları olmaz derken, mümkün değil derken neden olmasın diyebilenlerin hikayesi bu.
Şimdi öncelikle nereden başlayalım?
Girişimcilik nedir? Buradan başlayalım.
Girişimcilik kavramı arkadaşlar.
İlk kez orta çağın ortalarında kullanılan entreprendere kelimesinden türetilmiş.
Anlamı da girişmek, üstlenmek demek ve ilk defa 17.
yüzyılda Fransız askeri terminolojisinde karşımıza çıkıyor.
Ne alaka dediyseniz şimdi arkadaşlar askeri mühendislikte ve ordu ihalelerinde bu karşımıza çıkıyor girişimcilik.
Çünkü o dönemde devlet için işte kale yapıyorlar, köprü yapıyorlar, yollar, silahlar yapıyorlar.
Bu projeleri devletten ihale alarak üstlenenler girişimci olarak adlandırılıyor.
O yüzden kavramsal olarak baktığımız zaman girişimciliğin ilk tanımı 1755 yılında bir ekonomist olan Richard Cantel'ın tarafından yapılıyor.
Ve şöyle tanımlamış girişimcileri kar elde etmek amacıyla bir işi organize eden ve o işin riskini üstlenen kişi diyor.
Geçmişte arkadaşlar teşebbüs ve müteşebbis kavramları vardı hatırlarsanız.
Bugün onlara biz girişim ve girişimci diyoruz.
Teşebbüs müteşebbis, girişim ve girişimci.
Yani kısaca girişim şu, bir işi yapmak için harekete geçme durumu, bunun ifadesi.
Girişimci de sürekli böyle yeni kombinasyonları uygulayan ya da üretim için gerekli olan bütün kaynakları toplayarak pazardaki bir açığı, altını çizerim, karşılayacak şekilde ürünü
de, hizmeti de tasarlayan kişi.
Dolayısıyla girişimci dediğimiz kişiler, Bir fırsatı gören, altını çiziyorum bakın, bir fırsatı gören ve bu fırsatı değerlendirmek üzere kolları sıvayan, dolayısıyla da
risk alan kişilerdir ve girişimciler başkasının baktığı ama göremediği o ticari iş fikirlerini bulup hayata geçiren cesur insanlar.
Mesela çikolatalı lokma satan, dükkanları açanlar.
Şaka. Şimdi arkadaşlar.
Yeri gelmişken size girişimcilerin en temel kişilik özelliklerinden bahsetmek istiyorum.
Bu insanlar gördüğümüz kadarıyla hayalciler.
Bakın bu çok önemli. Yani günümüzde böyle bir insana hayalci denildiğinde çok farklı yerlere gidiyor o muhabbet.
Yani işte sen hayal kuruyorsun, ayakların yere basmıyor gibi bir yerden yaklaşıyorlar ama bu değil ya.
Gerçekten bir insanın hayal kurabilmesi çok önemli çünkü girişimcilikte her şey hayal etmekle başlıyor.
Bu hayalleri bu insanlar zamanla...
fikre dönüştürmeyi başarıyorlar.
Yani sadece işte hayal edeyim işte öyle kalsın değil.
Fikre dönüştürmeyi başarıyorlar.
Burası da önemli. Ve bu insanlar lider ruhlu arkadaşlar.
Liderlik ruhuyla lütfen Yöneticiliği karıştırmayın.
Lider dediğimiz insanlar kitleleri etkileyebilme yetisine sahip olan insanlardır.
Yönetici başka bir şey.
Şimdi bu lider dediğimiz insanlar yaratıcı arkadaşlar.
Yani yeni bir düşünceye yeni bir fikri üretiyorlar ve bunu fiziki olarak ortaya çıkarıp koyabiliyorlar.
Bakın burası önemli. Yeni bir düşünce yeni bir fikri üretiyorlar.
Bu girişimci insanlar çok yaratıcılar.
Hayal güçleri çok kuvvetli ve lider dedim.
Ve bu çıkarmış oldukları yeni fikri.
Ortaya koyuyorlar arkadaşlar fiziki olarak.
Bu insanlar yenilikçi.
Yani belki başka yerde var olan bir buluş var.
Ama o buluşu ilk defa o bölgeye getiren kişi oluyorlar.
Yani ülkelerine getiriyor mesela bir şey görüyor yurt dışında alıyor onu ülkesine getiriyor.
Ama yaratıcılık dediğim şey bambaşka bir şey.
Bu yaratıcılık dediğimiz şey girişimcilikte ilk defa bir buluşu ortaya koymak arkadaşlar.
Hatta şöyle söyleyeyim. Yenilikçi girişimciler sayı olarak tüm...
Girişimcilerin %90'ını oluşturuyor.
Yaratıcı girişimciler ise sadece %10'u ama yaratıcı girişimciler kazanç olarak kazancın %90'ını elde ediyorlar.
Yani çok büyük bir kerdeler.
O yüzden yaratıcılık da çok önemli bir vasıf girişimcilikte.
Planlama becerisi arkadaşlar bu da çok önemli.
Yine girişimcilerin en önemli vasıflarından biri.
Neden? Çünkü belirsizlik dediğimiz şey beraberinde çok büyük bir risk taşıyabilir.
O yüzden çok iyi girişimcilere baktığımız zaman bu insanların işte böyle uzun dönemli stratejiler oluşturabildiğini planlamalar yapabildiğini görüyoruz.
Aynı zamanda strese karşı inanılmaz dayanıklı insanlar, bağlılık ve azim sahibi insanlar bunlar.
Çünkü girişimcinin gelecekte de o işletmenin varlığını sürdürebilmesi aslında neye bağlı arkadaşlar?
Onun bağlılığına, kararlılık seviyesine ve azmine bağlı.
Risk alma konusunda daha cesurlar, hırslı ve kararlı insanlar bunlar.
Bu arada hırsı kötü bir şey olarak algılamayın.
Doğru kullanıldığında hırs gerçekten bence çok büyük bir itici güce sahip olan bir şey.
Çünkü insanın beklentilerini diri tutuyor arkadaşlar.
O beklentiler diri olunca ne oluyor?
İşine böyle daha tutkuyla sarılıyorsun.
O yüzden dozunda bir hırs bence çok iyi bir şey.
Kararlılık dedik. Kararlılık da şu bu iş için konuşacak olursak.
olma ihtimali var. Her işte olduğu gibi bunda da başarısızlık ihtimali var.
Bunu göz önünde bulundurarak başarıya odaklanmasını sağlıyor bu kararlılık girişimciler için.
Pes etmemek arkadaşlar ki pes etmemek diye bir bölümüm var.
Yeri gelmişken öneriyim.
Pes etmemek neymiş bir görün ve sonucunu da görün.
Orada size Sir Dyson'ın hayat hikayesini anlattım.
Yani girişimcilik, hırslılık ve kararlılık işi.
Yani bir başka özellik de iyimser olmaları tabii.
Çünkü en olumsuz koşullarda bile olaylara ve olgulara iyimser bakabilmeli iyi bir girişimci.
Ama burada şunu kastetmiyorum.
İşte aman engelleri görmesin, sıkıntıları görmesin.
Hep böyle iyimser polyanla takılsın.
Asla bunu kastetmiyorum. Engelleri görüp bu engellerin böyle ortadan kaldırılması konusunda iyimser olmasından bahsediyorum.
Vizyon sahibi olmak bu da çok önemli.
Bu arada bu kelimeyi çok sık duyuyoruz.
Vizyon, vizyon, vizyon sahibi.
Nedir bu vizyon? En basit haliyle söyleyecek olursam gelecekte...
Ulaşmak istediğimiz bir yer varsa eğer o yerin net bir hayali diyebilirim arkadaşlar.
Hani bazen böyle bir işe gireceğiniz zaman size sorarlar ya işte 5 yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?
Hatta dalga geçeriz bununla. Aslında orada size sorulan şey şu.
Sen gelecekte kafanda bir yer belirledin mi?
Hayatınla ilgili net bir tavrın, net bir hayalin var mı?
Bunu soruyor aslında. Gelecekte ulaşmak istediğin şey ne?
Yani sen vizyoner misin değil misin?
Aslında bunu tartıyorlar. Bir kişi ya da bir işletme açısından vizyona bakacak olursak ben kim olmak istiyorum?
Hani kişi olarak ben kim olmak istiyorum?
5 yıl sonra 10 yıl sonra ben nerede olmayı planlıyorum?
Ben ne için çalışıyorum diyebilirim.
Yani vizyon arkadaşlar bugünü değil aslında yarını anlatan bir şey.
Konumuzda girişimcilik olduğuna göre bir girişimcinin vizyonu misal işte insanların hayatını kolaylaştıracak teknolojiler üretmek.
Bu olabilir mesela. Yarın planı var burada ama bugünden de şey yapıyor adım adım oraya gidiyor.
Mesela işte benim kişisel vizyonum insanlara ilham vermek.
Şifa veren bir ses olmak gibi gibi anlatabildim mi?
Yani vizyon bugünkü adımlarımıza anlam veren gelecektir.
Kısaca böyle söyleyeyim. Vizyoner girişimcilere baktığımız zaman bunlar arkadaşlar geleceğe diğer insanlarından çok daha başka bakıyorlar.
Yani yeni yeni şeyler görüyorlar ve bu bakışları işlerinin her alanına yansıtmayı başarıyorlar.
Ve iyi bir girişimci de yine olması gereken bir başka özellik ve çok önemli bir özellik.
Belirsizliğe karşı duruşu ve toleransı burada ne yaptığı yani belirsizlikten korkmamak ondan kaçmamak hatta onu yönetebilme gücü bence çok önemli hayatın her alanında hesaplanmış
riskleri almaktan çekinmemesi ki zaten başarı güdüsüyle motive olmuş olan girişimciler başarı dışındaki o diğer faktörlerle çok fazla ilgilenmiyorlar ve başarı güdüsü için girişimcinin
kendi işletmesinin başarılı olacağına Önce kimin inanması gerekiyor?
Kendisinin değil mi? Tam anlamıyla buna kendisinin inanması gerekiyor ki diğer insanları ikna edebilsin.
Ve başarılı girişimciler sahip oldukları yeteneklerin farkında arkadaşlar.
Buraya kadar söylediklerimin çoğunun farkındalar.
Ve her zaman bu sahip oldukları yetenekleri kullanabilecekleri bir ortam kolluyor bu insanlar.
Bir fırsat kolluyor. Farklı işleri yapıyorlar ya da işleri farklı yapıyorlar.
Altını çizerim. Harekete geçmeyi iyi biliyor.
Ne zaman geçeceklerini bunları çok iyi hesaplıyorlar.
Hedeflerine ulaşana kadar uğraşıyorlar ve çok büyük bir çaba gösteriyorlar bunun için.
Şimdi arkadaşlar girişimcilik doğru kullanıldığı zaman size kendi kaderinizi tayin etme özgürlüğü veriyor.
Kendi işinizi kurma olanağı.
Başkasına bağlı olmadan geleceğinizi yönlendirme olanağı veriyor.
Fark yaratma imkanı sağlıyor.
Çünkü girişimciler sadece para kazanmıyor.
Topluma, çevreye, insanlara da büyük bir fayda sağlayabiliyor.
Kazanç ve büyüme fırsatı sunuyor size ki bu da kar elde etme motivasyonlarından biri zaten girişimcilerin.
Sonra arkadaşlar bu gelir yeni yatırımcılara, istihdama ve belki büyümeye dönüşüyor.
Ve en önemli şeylerden biri eğer bir girişimci olsaydı muhtemelen bunun için bu işi yapmak isterdim.
Topluma katkı sağlamak buna imkan tanıyor arkadaşlar.
Neden? Çünkü ürettiğiniz mal ve hizmetler ekonomiye değer katabiliyor.
İstihdam yaratabiliyor.
Bu çok önemli. Bunu isterdim.
Çok büyük bir istihdam yaratmak isterdim.
Bir girişimci olsaydım. Kim bilir belki olurum daha sonra.
Tanınma ve saygınlık kazandırıyor insana.
Çünkü başarınızı görünür kılıyorsunuz arkadaşlar.
İyi bir girişimciyseniz.
Çevrenizde toplumda bir prestijiniz oluyor.
Ve en güzeli bence kesinlikle ve kesinlikle size özgür bir alan tanıyor.
Sevdiğiniz işi yapma imkanı sunuyor.
Çünkü tutkuyla yapılan bir iş her zaman söylüyorum.
Dünyanın en büyük şanslarından biridir.
Benim şu an yaptığım iş mesela.
Gerçekten bu işi çok tutkuyla yapıyorum.
İyi ki bu işi yapıyorum diyorum.
Yani özetle girişimcilik sadece para kazanma değil arkadaşlar.
Aynı zamanda bir özgürleşme imkanı tanıyor size.
Bir fark yaratma, dünyada bir fark yaratma, bir iz bırakma yolu.
O yüzden çok önemli. Şimdi size Silikon Vadisi'nden böyle çok ünlü olan bir takım girişim hikayelerinden bahsedeceğim.
Silikon Vadisi biliyorsunuz artık inovasyonun kalbi haline gelmiş bir lokasyon.
İşte teknolojik yenilik, girişimcilik ve startup ruhunun da sembolü.
Bölgeyi özel kılan en önemli unsurlardan biri tabii ki Stanford Üniversitesi'nin sanayiyle kurmuş olduğu yakın işbirliği arkadaşlar.
Çünkü 1890'larda kurulan Stanford Üniversitesi ilerleyen yıllarda mezunları ve akademisyenleri aracılığıyla bu ekosistemin temelini atıyor.
20. yüzyılın ikinci yarısında dünya bilgisayar devrimini buradan ateşledi silikon vadisinde.
Sonuç ne oldu? Silikon vadisi işte mikro işlemciden kişisel bilgisayara sayısız icadın yuvası haline geldi.
Ve tabii ki milyar dolarlık şirketlerin doğduğu bir yer oldu.
Ve bu silikon vadisi benzetmesi dünya genelinde arkadaşlar teknoloji kümelenmeleri için çok ilham veren bir alan.
O yüzden önemli. Türkiye'de son 10 yılda hızla büyüyen bir girişimcilik ekosistemi var.
Hatta hemen burada size İTÜ Arı Teknokent'in vizyoner yaklaşımıyla 2011 yılında kurulan İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'nden bahsetmek istiyorum.
Şimdi anlatacaklarım sizin de hayatınızı değiştirebilir.
O yüzden sevgili girişimci adayları buraya dikkat.
Burası kurulduğu günden bu yana farklı sektörlerdeki teknolojik girişimleri destekleyerek onların hızla büyüyen ve ölçeklenebilir bir iş modeline sahip startuplar
olmasını amaçlayan bir platform.
İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi, UBI Global tarafından üniversitelere bağlı çekirdek kuluçka merkezleri arasından dünyanın en iyi üniversite çekirdek kuluçka merkezi seçildi.
Gerçekten çok önemli. Peki İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi tam olarak ne yapıyor?
Şimdi şöyle farklı aşamalardaki teknoloji girişimcilerine ilham olmak ve onların pazardaki başarısına katkı sunmak amacıyla neler yapıyorlar?
Danışmanlık, mentorluk, network, kurumsal iş ortakları, basın ve PR desteği ve yatırım desteği sunuyorlar.
Yani kısaca bir girişimcinin yolculuğunda ihtiyaç duyabileceği bütün destekleri burası bir arada sunuyor diyebilirim.
Girişimcilere fayda sağlayabilecek işte kurumsal firma, yatırım ağları ve sektör profesyonelleriyle paydaşlık ilişkisi kurarak girişimcilere çok geniş bir platform sunuyor ve bu sayede işte
işbirliği veya müşteri ilişkisi kurabilecek kurum ve girişimler bir araya geliyor arkadaşlar ve böylece yatırımcıların da bu havuza erişimi daha kolay bir hale geliyor.
İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi bölgenin en önemli çekirdek kuluçka merkezlerinden çünkü 120'den fazla kurumsal paydaş ve çözüm ortağına sahip.
Bunlardan birkaçını söyleyecek olursam Erginkan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu EPDK, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği ELDER, Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği OİP, AGESA,
Enerjisa, Hayat Kimya, daha pek çok değerli kurumsal paydaş var arkadaşlar.
Çok heyecanlandık Merve dediğinizi duyar gibiyim.
Şimdi girişimciler İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi'nden kabul alarak Farklı programlardan yararlanmaya hak kazanabiliyorlar.
Ve şimdi anlatacağıma dikkat.
25-26 Kasım Unique İstanbul'da Big Bang Startup Challenge olacak arkadaşlar.
Bu etkinlik bir parantez açıp belirtmek istiyorum.
2024 yılında 2,85 milyar TL ödül, nakit ve yatırıma şahitlik eden Türkiye'nin en büyük girişimcilik etkinliği oldu arkadaşlar.
Buradaki amaç ne onu da belirteyim.
Girişimcilere, yatırımcıların ve fonları...
Odağı haline getirmek ve bunun için de işte iki gün boyunca fuayesi, sahnesi, deneyim alanları, görsel şovları ve tabii konserleriyle nabzı böyle hep yukarıda tutan harika bir
etkinlik. Girişimciler için bir seçilme süreci olacak.
Hemen ardından sahne alma şansı yakalayacak bu girişimciler ve geleceğin büyük şirketleri olma yolunda çok önemli adımlar atma şansı elde edecekler.
Katılımcılar da bizzat bu geleceğin teknolojilerine sahip olma şansı yakalayacaklar.
Eğer bir yatırımcıysanız yatırımcılar için de çok heyecan verici.
Çünkü yatırımcılar Big Bang etkinliğinde sahne alma hakkı kazanan bütün girişimleri dinleme fırsatı bulacaklar.
Yeni teknolojilere yatırım yapma imkanı elde edecek yatırımcılar.
Detaylar açıklamada sizleri bekliyor.
Unutmayın bir fikirle başlayan bir şey bazen bir ülkenin hatta dünyanın kaderini değiştirebiliyor.
O yüzden çok önemli. Ülkemizin ekonomik büyümesinin artması için de girişimcilik çok önemli.
Değeri yüksek olan ürünler ihraç edebilmemiz gerekiyor.
Yüksek teknoloji ürünlerine geçmemiz gerekiyor arkadaşlar.
Ya en basite bir tane adam Çin'den çıktı sadece bir fikriyle.
Ya ülkesine nasıl bir değer kattı?
Jack Ma'dan bahsediyorum. Ali Baba'nın kurucusu.
Bu arada Jack Ma...
Girişimcilik açısından 3 önemli şeyden bahsediyor.
Diyor ki arkadaşlar global düşünün.
Yani rakibimiz Çin değil.
Bakın Çin'in içinden çıkmış biri diyor ki rakibimiz Çin değil.
Yani kendi içimizde değil bu rekabet.
Özellikle silikon maddesiyle ve dünyayla demek istiyor.
Çok vizyoner bir bakış açısı var.
Onun dışında ikinci mesaj bu işin gerçekten çok büyük bir mesai harcamakla olabileceğini.
Daha çok yenilik talep eden bir iş olduğunu, özveri, emek, kararlılık talep eden bir çalışma gerektirdiğini söylüyor.
Bu da önemli çünkü başarı için bazen böyle büyük fedakarlıklar yapmamız gerekiyor arkadaşlar.
Ve üçüncü olarak da özgüven var bu konuşmasında.
Çünkü şöyle diyor hani Amerikalılarda okey kafa var bizde de var diyor.
Böyle bir özgüvenden bahsediyorum.
Aynısını bizim için söylüyorum.
Onlar da varsa bizde de var yani.
Zekanın evrensel olduğuna dair bir vurgu yapıyor.
Ve sonuç ortadan.
Bir başka örnek verecek olursam.
Ulaşım şebekesi şirketi Uber arkadaşlar.
Piyasa değeri 203 milyar dolar falan.
Uber'in olayını akıllı telefonla GPS teknolojisini birleştiriyor ve arz-talep eşleşmesini saniyeler içinde yapmayı başarıyor.
Sonra da bir pazar devrimi yaratıyor.
Yani bir hareketlilik ekonomisi yaratıyor arkadaşlar.
Yepyeni bir istihdam biçimi doğuyor.
Şehirlerin ulaşım altyapısını değiştiriyor.
Devasa bir veri akışı var orada.
Bu ne olacak? Enerji ve sigorta gibi alanlara da etki edecek.
Yeni yeni iş modelleri üretiyor arkadaşlar.
Paylaşım ekonomisi kavramını küreselleştiriyor.
Hani arabaya sahip olmak değil de arabayı paylaşmak gibi düşünün.
Geleneksel taksi sistemini değiştiriyor ve milyonlarca insanın bundan gelir elde etme kapısını açıyor arkadaşlar.
Ve ABD ekonomisine, istihdamına, inovasyon sistemine, girişimcilere zincirleme bir etki yapıyor.
Böyle yani Uber gibi...
Örnekler ülkenin girişimci marka değerini arttırıyor.
Bunu söylemek istiyorum. Ulusal bir prestij sağlıyor.
Bu çok önemli bence.
Stratejik ve teknoloji üstünlüğü kazandırıyor ülkenize bunları yapmanız.
Hatta hep böyle başarı hikayeleri anlatmayayım.
Girişimcilerin en önemli özelliklerinden biri de pes etmemek dedim.
Jack Ma'nın başarısını anlattım ama ne yaşadığını, hangi yollardan geçtiğini anlatmadım.
Şimdi size dünyada bu alanda en önemli isimlerin hangi yollardan geçtiğini kısaca anlatmak istiyorum.
Hepsini değil bir kısmını. Jack Ma'nın hikayesi bence çok ilham verici.
Özetle bence vazgeçmeyen bir adamın destanı bu hikaye.
Çünkü defalarca yere çakılıyor ve her defasında hani...
Bir kez daha denemeliyim diyebilen bir adamın hikayesi bu.
Şöyle 9 yaşındayken İngilizce öğrenebilmek için bakın 9 yaşında küçücük bir çocuk sabahın 5'inde kalkıyor işte otellerde böyle turistlerin çok yoğun olduğu bölgeler var ya oralara gidiyor turistlere
bedava bir şekilde şehri gezdiriyor arkadaşlar.
Neden? Çünkü onlardan böyle biraz olsun İngilizce kapabilmek için ve bunu senelerce yapıyor.
Parayla değil arkadaşlar 5 kuruş para almıyor merakla azimle çalışıyor İngilizce öğrenebilmek için.
Yüzyıl boyunca tek bir kuruş almadan bunu yapıyor.
Hatta bu adı ona turistler vermiş.
Gerçek adı Mayun aslında.
Jack Ma ismini turistler veriyor.
Daha kolay söyleniyor diye. İşte büyüyor ondan sonra.
Harvard'a başvuruyor. 10 kez reddediliyor.
Bakın 10 kez başvuruyor 10 kez reddediliyor.
Hatta burada aklıma Aziz Sancar geldi.
Onu da bir dinleyin. Kanalımda bölümü var.
Polis olmak istiyor.
Olamıyor. Çünkü başvuran 5 kişiden 4'ünü alıyorlar.
Sadece onu almıyorlar.
Düşünün. KFC'ye başvuruyor.
25 kişiden sadece Jack Ma'yı reddediyorlar.
Ama aslında bu şu arkadaşlar.
Hani bazen hayatta çok fazla hayırla karşılaşabiliyoruz.
Aslında bu şu demek olabiliyor.
Henüz evet değil.
Bence Jack Ma'nın hikayesi böyle bir hikaye.
Henüz evet değil. Bir sürü kapı yüzüne kapanmış.
İnterneti ilk kez gördüğünde bir Çin içeceği aratıyor.
Fakat hiçbir bilgiye rastlayamıyor bununla ilgili.
Bakın yine girişimcilik.
Demek ki diyor dünyada Çin'i internete bağlayacak biri yok.
O kişi neden ben olmayayım diye düşünüyor.
Burası önemli ve 16 arkadaşıyla tanıdığıyla beraber 60 bin dolara Ali Baba'yı kuruyor.
Ve herkes bunu yaptığında ona deli diyor.
Ama bugün o delilik 300 milyar dolarlık bir dev oldu arkadaşlar.
Ve Jack Ma'nın hikayesi bence bize başarısızlığın asla bir durak değil.
Belki bir yön tabelası olduğunu gösteriyor diyebiliriz.
Bazen size olmaz diyenler aslında size kendi sınırlarını söylüyor.
Olabilirler arkadaşlar. Sizin sınırlarınızı değil, kendi sınırlarını.
Ve Jack Ma'nın dediği bir söz var.
Asla pes etme. Çünkü bugün zor, yarın daha da zor olacak.
Ama yarından sonra güneşin doğuşunu göreceksin diyor.
Sırada Hindistan'da iki odalı bir evde doğan Google'ın CEO'su Sindhar Pichai var.
Pichai Hindistan'da bir kahraman olarak görülüyor arkadaşlar.
2015 sonrası Google'da CEO'luk yapmış çok önemli bir girişimci.
Şöyle küçükken ailesinin durumu pek iyi değil.
Yani iki odalı bir evde büyüyor kardeş falan var.
Durumları iyi olmadığı için küçüklüğünde hiçbir zaman arabayla yolculuk edememiş, televizyon seyredememiş bir çocuk ama.
Bu çocuğun müthiş bir yeteneği var arkadaşlar.
Sayıları hatırlama konusunda inanılmaz yetenekli.
Çünkü ezberi çok kuvvetli ve aile bunu çocukken fark ediyor.
Sonra işte bilgisayarlarla ilgilenmeye başlıyor.
Ondan sonra Hindistan'da yerel bir üniversitede bilgisayar mühendisliği okuyor.
Okurken de Stanford'dan burs kazanıyor ve yazdığı ilk program bir satranç oyunu.
Stanford'daki eğitimi yarım kalıyor, tamamlayamıyor.
Sonra işte Pennsylvania Üniversitesi'nde MBA programına dahil oluyor.
Sonra çok ünlü bir danışmanlık şirketinde McKinsey arkadaşlar orada görev alıyor ve 2004'de Google'da mülakata giriyor ve bu mülakattan geçiyor, kazanıyor.
Google'a girdikten sonra Microsoft'un Bing hamlesiyle sarsılan Google'ı ayağa kaldırmak için büyük bir strateji geliştiriyor ve bilgisayar üreticilerini Google'ı varsayılan araba motoru yapmaya
ikna ediyor bir şekilde ve daha sonra tarihi bir hamle yapıyor.
Google'ın kendi tarayıcısını üretmesi gerektiğini savunuyor ve sonuçta Chrome'da oyu arkadaşlar Google Chrome.
Bugün birçoğumuzun kullandığı Chrome aslında onun eseri diyebiliriz.
Bundan sonra da işte Google'ın CEO'su oluyor ve Pinchai diyor ki Kendin hakkında düşünmeye iten ve seni güvensiz hissettiren insanlarla çalışmak her zaman güzeldir diyor.
Bakın ters köşe yaptı.
Neden böyle söylüyor?
Çünkü diyor ki böylece limitlerini zorlamaya her zaman devam edersin diyor.
Ne demiştik? Girişimcilerin kişilik özelliklerinden biri de bu arkadaşlar.
Bu insanlar konfor alanlarından çıkıp sınırlarını zorlayabilen insanlar.
Eğer böyle çevrenizde sürekli sizi onaylayan birileri olursa ne olur?
Büyümeniz durur. Aslında bunu kastediyor.
Çünkü sizin sınırlarınızı zorlayan insanlar aynı zamanda sizi büyüten insanlardır diyor.
Şimdi Elon Musk'ın hikayesini anlatmıştım.
O yüzden tekrar anlatmayacağım.
Kanalımda onun bölümü var.
Mutlaka dinleyin. Seversiniz sevmezsiniz ama olayımız girişimcilikse onun adını anmadan geçemeyiz diye düşünüyorum.
O zaman Snapchat'in kurucularından Evan Spiegel'ın hikayesini anlatayım size.
Evan henüz 24 yaşındayken milyarder unvanını kazanarak teknoloji dünyasının en genç, en dikkat çekici girişimcilerinden biri oluyor.
Ama onun hikayesi farklı arkadaşlar.
Hani bu klasik sıfırdan zirveye çıkan insanların hikayesinden farklı.
Çünkü zenginlik içinde doğmuş ve büyümüş.
Stanford'da okuyor ve orada Snapchat'in diğer kurucularıyla tanışıyor arkadaşlar.
Arkadaş oluyor, üniversiteyi bırakıyor.
Los Angeles'da bir ofis kuruyor ve 2012'de Snapchat'i piyasaya sürüyor.
Ve uygulama kısa sürede alıyor yürüyor arkadaşlar.
Şu an zaten milyar dolarlar değerinde paha biçilemiyor.
Gelelim Google'ın kurucu ortağı Larry Page'in hikayesine arkadaşlar.
Annesi ve babası bilgisayar bilimi alanında öğretim görevlisi üniversitede.
Ki zaten bu dünyanın içine doğmuş bir isim.
Kendisi de bilgisayar bilimcisi oluyor ve diyoruz ya işte doğduğunuz ev kaderiniz oluyor bazen diye tam da böyle bir hikayesi var.
Onun hikayesine dikkat çeken bir başka şey de 12 yaşında okumuş olduğu bir kitabın hayatını değiştirmesi.
Böyle hikayelere bayılıyorum.
Kitap kimin biyografisi biliyor musunuz?
Nikola Tesla'nın arkadaşlar.
Bu arada kanalımda Nikola Tesla'nın da detaylı bir biyografisi var.
Mutlaka dinleyin derim.
Onun hayatını okuduktan sonra o da dünyada bir şeyleri değiştirmek istediğine karar veriyor.
Bir de şu dikkatimi çekti Larry'nin hikayesini.
Larry de yalnız sanki komşum gibi o Larry'nin hikayesi.
Şöyle arkadaşlar hem kendisi hem de Google'ın diğer kurucu ortağı Sergey.
Küçükken ikisi de Montessori okuluna gitmişler.
Bilmeyenler için Montessori eğitimi.
Çocuğun bireysel gelişim hızına ve ilgi alanlarına saygı duyan, özgür ama yapılandırılmış olan bir eğitim yaklaşımı.
Burada işte olan çocuklar kendi öğrenme sürecinin aktif öznesi konumunda oluyor.
İşte materyaller somut, çocuklar böyle dokunarak, deneyimleyerek bir şeyleri öğreniyor.
Çocuğu kalıba sokmak yerine onun doğal merakını bir rehber olarak kullanıp potansiyelini ortaya çıkarmaya çalışıyorlar.
Böyle bir eğitim yaklaşımı kısaca.
Bir de arkadaşlar en önemli şeylerden biri çocuklara sorgulama yetisi kazandırıyor.
Hani her şeyi olduğu gibi böyle kabul etmiyorlar.
Celal Şengör'ün en sevdiği özellik öğrencilerinde hatırlarsanız.
Ve bu da girişimcilerin özelliklerinden biri arkadaşlar.
Neyse Larry Page Michigan Üniversitesi'nde okuyor.
Stanford'da doktora yapıyor arkadaşlar.
ile burada tanışıyorlar ve 1997'de Google.com'un domenini satın alıyorlar.
Hedefleri de şu, yaratacakları etkiyle bütün dünyadaki bilgi havuzunu organize etmek.
Bakın, yerel bir şey değil buradaki.
Tüm dünyadan bahsediyorum.
Vizyona bakın ya, düşünceye bakın.
Valerie her zaman yaratacağı teknolojinin etkileriyle dünyayı değiştirmek istemiş.
Hedef her zaman bu. Ve bunu da yapmayı başardılar zaten.
Ve şimdilerde en büyük hayali uçan arabalar arkadaşlar.
Ve bu teknolojinin üzerinde çalışan iki şirketin gizli yatırımcısı olduğu konuşuluyor.
Uçan arabalar bence hava trafiğinde görmemiz çok uzun yıllar sürmez diye düşünüyorum.
Sırada YouTube var arkadaşlar.
YouTube'un kuruluş hikayesi bundan bahsedelim kısaca.
Şimdi burada vurgulamak istediğim nokta şu.
En başta girişimcilere anlattım ya hiç kimsenin görmediği bir şeyi bir fırsatı görüp onun üzerine gidiyorlar demiştim.
Bence bu tam da böyle bir olay arkadaşlar.
Şöyle şimdi 2005 yılında daha önce PayPal çalışanı olan 3 arkadaş bir akşam yemeğine çıkıyor.
Ve burada bir sürü video çekiyorlar.
Ama bunları paylaşırken bir sorun yaşıyorlar arkadaşlar.
Çünkü videoyu, o çekmiş oldukları videoyu orada olmayan bir arkadaşlarına ulaştırmak istiyorlar.
Fakat bunun yapabilecekleri doğru düzgün bir platform yok.
Zaten WhatsApp falan da yok.
İşte bu eksiği görüyorlar.
Ve bundan sonra da bunun üzerine gidiyorlar.
Sonuç ortada. Sonra işte akıllı telefonlar, tabletler falan derken YouTube iyice yaygınlaşıyor ve bugün dünya çapında milyarlarca aktif kullanıcıya sahip hatta bir dünya nüfusu üzerinden
örnek verirsem YouTube üçüncü en kalabalık ülke olurdu bir ülke olsaydı.
Çoğu kişi buradan para kazanıyor biliyorsunuz.
Yani YouTube küçük bir kullanıcı ihtiyacını fark etmekten doğan bir dev oldu.
Müthiş bir girişimcilik hikayesi bence.
Ve YouTube sadece bir site değil koca bir ekonomi yarattı arkadaşlar.
Hatta ekonominin seyrini değiştirdi.
Para kazanma biçimlerini değiştirdi.
Düşünün 2024'de...
YouTube'un küresel ekonomiye katkısı 30 milyar dolar civarındaydı.
İnanabiliyor musunuz? Yani Amerika'ya zaten dev bir katkısı var.
Tamam bu adamlar bireysel olarak zengin oldu arkadaşlar.
Bu okey ama ben olaya ülke boyutunda bakmaya çalışıyorum.
Ülke boyutunda bakacak olursak işte vergi geliri, istihdam, küresel rekabette üstünlük, kültürel rekabette üstünlük hatta, küresel bilgi ağı, trafiği kontrolü bence bu çok önemli.
Yani arkadaşlar...
Bence bir ülkenin hani yer altı kaynakları zenginlik sayılıyor ya.
Bir ülkenin en büyük zenginliklerinin başında işte böyle fikir üreten insanlar geliyor, girişimciler geliyor ve bir fikir işte böyle ülke ekonomisini değiştirebiliyor.
Çok çok önemli.
Girişimcilik deyip geçmeyin.
Daha anlatabileceğim çok fazla başarı hikayesi var ama meselenin özünü anlatmak için aslında bu örnekleri verdim.
Bence bu örnekler şimdilik yeterli.
Bir girişimci olarak kendinizi yeni fikirlere açacağınız zamanı ve mekanı her gün...
Bilinçli olarak yaratmalısınız diyor internet girişimcisi Reid Hoffman.
Çünkü fikir bir anda parlayan bir yıldırım değildir diyor.
O yıldırımın çakabilmesi için önce bulutları biriktirmeniz gerekir diyor.
Evet arkadaşlar eğer sizde fikrinizi yalnızca...
Hayal etmekle kalmayıp işte o bulutları toplayıp bir yıldırım etkisi yaratmak isterseniz sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Big Bang Startup Challenge'ın detaylarını aşağıdaki açıklamadan inceleyebilirsiniz.
Şansınız bol fikriniz yol olsun.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
İTÜ Arı Teknokent'in Kuluçka Merkezi İTÜ Çekirdeği'nin Big Bang Startup Challenge etkinliği Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Etkinlik hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
