
Bu bölüm Pegasus'un 20. yılında Dünyayı Değiştiren Seyahatleri konuşuyoruz.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Pegasus" hakkında reklam içerir
Transkript
Pegasus Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün sizinle tarih boyunca dünyanın seyrini değiştiren, insanlığın kaderini derinden etkileyen seyahatleri konuşacağız.
Hazır çoğumuz tatilden dönmüşken ve artık resmen yaz gelmişken bu konu güzel gider diye düşündüm.
Yaz geldi ama benim ses gitti.
Yaza bir tepki herhalde bu.
Yazdan pek hoşlanmadığımı biliyorsunuz arkadaşlar.
Yazın girişinde de hasta olmam tesadüf değildir diye düşünüyorum.
Şimdi bazen bir yolculuk sadece haritaları değil, insanlığın, medeniyetlerin, ticaretin, kültürlerin ve dinlerin bile seyredi değiştiriyor.
Şimdi öncelikle Batı dünyası...
Keşifleri biz başlattık diye düşünüyor.
Hani ilk önce Akdeniz'den başladı keşifler diye düşünüyor.
Ama durum öyle değil.
Çünkü Doğu Dünyası batıdan çok daha önce yollara düşmüştü arkadaşlar.
Çünkü Roma'nın yükselişinden binlerce yıl önce Asya'dan Endonezya'ya kadar göçler yapılmıştı.
Çin, Japonya, Hindistan gibi uygarlıklar çoktan kendi keşif yolculuklarını yapıyorlardı.
Mesela Malenezyalılar ve Polinezyalılar onlar yıldızları kullanıyordu.
Büyük okyanusu aşarak ıssız adaları buldular ki büyük okyanustaki bu yerleşim amaçlı seyahatler yazının bulunmasından bile...
Çok daha önce başlamıştı arkadaşlar.
Filipinler ilk keşfedilen topraklar arasındadır.
Mesela Avustralya yaklaşık olarak M.Ö.
50.000'li yıllarda nasıl göç aldı biliyor musunuz?
Hint Pasifik halklarının Endonezya takım adalarından Kuzey Avustralya'ya yapmış oldukları ilk seyahatleriyle.
Merve ta oraya nasıl gitmişler bu insanlar diyorsanız.
O zamanki deniz seviyesi şimdikinden yaklaşık olarak 100 metre daha aşağıdaydı arkadaşlar.
O yüzden teknelerle geçebilmiş.
Ama yine de çok uzak bir mesafe.
Ve buraya ulaşanların aborjinlerin ataları olduğu iddia ediliyor biliyorsunuz.
Ve Polinezyalılar büyük okyanusta açık kanolarla...
2000 mil mesafe kat ederek yepyeni topraklar keşfetmeyi başarmışlar.
Paskalya Adası, Havai Adası, Yeni Zelanda hep onlar tarafından keşfedilmiştir.
Düşünün arkadaşlar ellerinde yazı yok, harita yok, pusula yok.
Sadece ne var? Eşsiz bir doğayı okuma becerileri var değil mi?
Yıldızlara bakarak, kuşlara bakarak, dalga seviyelerine bakarak yön tayin ediyorlar.
Ve tarihin en eski, en cesur denizcileri...
Onlardır Polinezyalılardır.
Batı dünyası 15.
yüzyılda okyanuslara açılırken onlar bu işi M.Ö.
binli yıllarda yaptı düşünün.
Denizcilikte çığır açanların en başında elbette Fenikeliler var arkadaşlar.
M.Ö. 2.
bin yılda tarih sahnesine çıktılar ve kısa sürede Akdeniz'in egemen gücü olmayı başardılar.
Doğu Akdeniz kıyılarında yani bugünkü Lübnan, Suriye ve İsrail'in kuzeyinde yaşamış olan ve ticarette...
Son derece gelişmiş olan Sami bir halktı Fenikeliler.
Akdeniz'i ilk dolaşan kavminde Fenikeliler olduğu düşünülüyor.
Hatta Heredot Fenikelilerin Afrika'nın çevresini iki kere deniz yoluyla dolaştığını söylemiştir.
Bugünkü İspanya'ya kadar da koloniler kurmuşlardır ki bunlardan en ünlüsü Kartaca'dır.
Alfabeyi ilk icat eden uygarlıktır biliyorsunuz Fenikeliler.
22 harften oluşan bir alfabeleri vardı ve bu alfabe bugün dünya üzerindeki pek çok modern alfabenin atasıdır.
Ve sırada ne var?
İpek yolu arkadaşlar. Asya'daki imparatorlukları birbirine bağlayan en büyük ticaret yolu Çin'den başlıyor.
Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla Avrupa'ya kadar uzanıyor.
Ve bu yol vasıtasıyla elbette sadece ticaret yapılmadı değil mi?
Kültürler yayıldı, dinler yayıldı, fikirler yayıldı ve hatta hastalıklar da yayıldı.
Bana göre İpek yolu o zamanın internetiydi diyebilirim.
İpek yolunda Seyahat etmek her zaman çok zor olmuş.
Yani doğa koşullarından ötürü ve özellikle İpek yolunun geçtiği bölgelerdeki çöller kervanların yolculuklarını daha da güçlendiriyormuş.
Bir de bunu yeni öğrendim arkadaşlar.
O zamanlar insanlar neden gece yolculuğundan korkuyormuş?
Çünkü geceleri çölde çöl cinleri olduğunu düşünüyorlar.
Nasıl ki denizciler önceden dünyanın düz olduğunu düşündükleri için bir noktadan sonra asla ileri gidemeyeceklerini düşünüp korkuyorlarsa İpek yolu güzergahında.
seyahat edenlerin de böyle bir korkuları varmış.
Yani sadece çöl cinleri değil korkunç bir sıcak var.
Kum fırtınaları var. Mesela taklaman çölü en korkulan yerlerden biriymiş.
Çünkü içine girenin bir daha asla geri gelemeyeceği falan düşünülüyor.
Bir de arkadaşlar kara yolculuğu sonuçta bu.
Değerli mallar taşıyor bu kervanlar.
Canları tehlikede, malları tehlikede.
Çünkü etrafta bir sürü haydut var.
O yüzden kervanlar böyle kalabalık bir şekilde seyahat ediyorlar.
Ve bu kervanları koruyan muhafızlar.
var. Bu arada İpek yolu adını 1870 yılında almıştır.
Hani çok geç bir tarih baktığınız zaman Alman bir coğrafyacı ilk defa bu ismi kullanıyor.
Çünkü Çin'den başlayıp Avrupa'ya kadar uzanan bu yolda en çok İpek ticareti yapılıyor.
O yüzden İpek yolu demiş.
Halbuki önceden bu yola Doğu'ya giden yol, büyük ticaret yolu falan deniliyormuş.
Ama İpek yolu bildiğimiz kadarıyla ilk kez Çinli gezgin Chang Chey'nin M.Ö.
138 yılında gerçekleştirmiş olduğu Orta Asya seyahatiyle başlatılıyor.
İlk İpek yolu yolcusu da muhtemelen o olmuştur.
Ama İpek yolu Çin'de Han, Batı'da Roma istikrarlı iken zirvede.
Ama ne zamanki Roma ve merkezi otoriteler zayıflıyor ve yoldaki güvenlik...
Gitgide azalıyor. Ticaretin de düştüğünü gözlemliyoruz.
Sonra işte İslam yükseldikten sonra Abbasiler ve Persler yolu tekrar canlandırıyor.
Ama altın çağını Moğol döneminde yaşamıştır.
Marco Polo da işte bu dönemde zaten Çin'e kadar gidebilmiştir.
Çünkü orada bir güvenlik sağlanıyor Moğollar döneminde.
Sonra Moğollar dağıldıktan sonra işte yolun güvenliği tekrar azalıyor.
Ondan sonra insanlar ne yapıyorlar?
Yeni bir yol bulma arayışına giriyorlar ticaret için.
Ve coğrafi keşifler başlıyor zaten 14.
15. yüzyılda ama...
Bundan önce M.Ö.
6. yüzyıl ve 5. yüzyılın başlarında Pers kralı Darius İndus nehrini geçmek için bir kaşif gönderiyor ve bu kaşif yanındaki ekibiyle beraber Kızıldeniz'e kadar ulaşıyor ve Hint okyanusunun ticari
potansiyeli fark edilmiş oluyor.
Orta çağda Arap ve Çinli denizcilerin seyahatleri var arkadaşlar.
Arap ülkelerinden Çin'e yapılan ticaret var deniz yoluyla ki burada Çin ile temas yani o medeniyetle tanışmak bunlar da dünyayı değiştiren seyahatler.
Hatta Binbir Gece masallarını okuduysanız burada Denizci Simbad adlı bir karakter vardır.
O da bu seyahatlerden esinlenilmiştir.
Ne vardı Simbad'ın bu hikayesinde?
Deniz canavarları vardı hatırlarsanız.
Egzotik adalar vardı, ticaret malları, farklı kültürler değil mi?
Bunlar masalsı bir dille aktarılmıştı.
Şimdi gelelim en önemli olaylardan birine.
Papa'nın 1481 fermanı ki burada Kanarya adalarının enleminin güneyinde kalan yeni keşiflerin Portekiz'e kuzeyinde kalan bütün yeni keşiflerin ise İspanya'ya ait olacağına dair bir bildiri
yayınladı. Diğer ülkeler dışlandı arkadaşlar İngiltere, Fransa, Hollanda gibi.
İşte Portekizlilerin 1480'lerde keşiflerde öne çıkma sebebi bu.
Kolomb ki kanalımda bölümü var.
O yüzden çok detaya girmeyeceğim.
Hindistan'a ulaşmak isterken biliyorsunuz Amerika kıtasını keşfetti.
Magellan dünyanın çevresini deniz yoluyla ilk kez dolaşan kişi oldu.
Bu arada Stefan Zweig'in söylemiş olduğu bir söz vardır Magellan için.
Onun biyografisini yazıyor.
Diyor ki 1519 yılında Sevilla'dan 5 küçük tekneyle dünyanın en maceralı deniz yolculuğuna yelken açan 265 kararlı adamdan yalnızca 18
'i geri dönmeyi başarabildi.
Yaklaşık 2 yıl süren zorlu yolculuktan sonra Sevilla limanına geri dönen Victoria adlı geminin direğinde asılı duran bayrak her şeye rağmen zaferi simgeliyordu diyor.
Bu arada arkadaşlar Swagg neden Magellan biyografisi yazmış biliyor musunuz?
Güney Amerika'ya gidiyor ve giderken de o kadar konforlu bir yolculukla gidiyor ki yani bu insanlara nazara.
Ama sonra şunu hatırlıyor.
Yıllar önce diyor insanlar ne kadar zor şartlarda keşif yolculukları yaptı.
Bundan dolayı utanıyor ve vicdani bir rahatsızlıkla Magellan'ın biyografisini yazmak istiyor.
Cidden şöyle bir düşününce bizler şu anda çok konforlu seyahatler yapıyoruz.
Hatta bugünden örnek verecek olursam arkadaşlar 20 yıl önce havacılık sektörü bugünkü kadar ulaşılabilir değildi.
Uçmak birçoğumuz için hala bir hayalken uçak biletleri bütçemizi zorlayan bir lüks gibiydi.
Ama sonra bir şey oldu bir şirket geldi ve sadece Türkiye'de de değil seyahatin ruhu.
Bunu değiştirdi. Pegasus'tan bahsediyorum.
Pegasus uçmak herkesin hakkıdır diyerek öyle bir kapı araladı ki uçmak artık sadece böyle bir yerden bir yere gitmek değil.
Bir tatile çıkmak, sevdiklerine kavuşmak, yeni yerler keşfetmek, kendine yeni bir hikaye yazmak oldu.
Uçmak bir ayrıcalık değil, herkesin hakkı haline geldi.
Ve işte bu yüzden bu haftaki Dünyayı Değiştiren Seyahatler bölümünde Pegasus'tan bahsetmeden geçmek istemedim.
Düşünsenize 20 yıl önce sadece 5 uçakla ve 7 destinasyonla yola çıkan bir hava yolundan bahsediyorum ve bugün geldiğimiz noktada Pegasus'un filosunda 120 uçak
var arkadaşlar ve tam 151 farklı noktaya uçuyorlar.
Üstelik sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın da en genç filosuna sahip Pegasus hatta dünyada.
İkinci sıradalar ve bu genç filoya 200 adet yeni uçak daha eklenecek.
Bence bu sadece bir yatırım değil.
Bu aynı zamanda çok büyük bir vizyon diye düşünüyorum.
Yani aslında bu başarı hikayesi bizim.
Bizim topraklarımızın hepimizin hikayesi.
Teknolojiye verdikleri önemli de tabii adından söz ettiriyor Pegasus.
Türkiye'nin dijital hava yolu diyorlar kendilerine.
Boşuna değil çünkü Silikon Vadisi'nde kurmuş oldukları Innovation Lab ile sadece havacılığı değil global teknoloji.
gelişmeleri de yakından takip ediyorlar.
Ve şimdi bu değişimi, bu dönüşümü bir kelimeyle özetliyorlar.
Hadi. Gerçekten duyunca bile insanın içinde bir kıpırtı oluyor.
Bir çağrı gibi. Hadi.
Hadi yola çık. Hadi keşfet.
Hadi bir maceraya başla.
Pegasus'un yeni kampanyası da işte tam bu yüzden.
Hadi. Peki şimdi nereye diye soruyor bizlere.
Ve bence bu soru dünyayı değiştiren seyahatlerin en güzel başlıklarından biri olabilir.
Çünkü bazen dünyayı değiştiren o büyük adım bir uçağa binip yola çıkmakla başlıyor arkadaşlar.
Bir bilet alıyorsunuz ve belki de hayatınızın rotasını değiştiriyorsunuz bilmeden.
İşte Pegasus bu rotaları daha ulaşılabilir kılan bir şirket.
Pegasus hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Büyük deniz keşifleri deyince aklımıza genelde az önce bahsettiğim isimler geliyor arkadaşlar.
Ama Bartolome de Cias ve Vasco de Gamadan ile bahsetmek istiyorum.
Bartolome Afrika kıtasının en ucuna kadar giden ilk Avrupalı ve bu başarısıyla Hindistan'a ulaşacak olan deniz yolunun da kapısını aralamış oldu.
1488'de Ümit Burnun'u keşfetti ve bu...
Doğu ticareti için alternatif bir deniz yolu demekti.
Ondan sonra zaten İpek yolu gitgide önemini yitirmeye başladı.
Avrupa'daki sömürgecilik ve denizcilik ticareti yön değiştirdi.
Bu arada bu çok zor bir yolculuk takdir edersiniz ki.
Çünkü denizden canavar çıkacağını düşünenler var.
Yani o zamanların batıl inancı böyle.
Hani az önce çöl cinlerinden bahsetmiştim.
Denizde de canavar olduğunu düşünüyorlar.
Bence bu öyle çok batıl bir inanç sayılmaz.
Çünkü Moby Dick'e ilham...
olan o büyük beyaz balinaları görmüş olabilir diye düşündüm.
Cesur denizciler. Hatta Karayip korsanlarında bir sahne vardı.
O geldi şu an aklıma. Hani böyle denizcileri gece böyle sesleriyle, güzellikleriyle büyülemeye çalışan deniz kızları vardı hatırlarsanız.
Korkunç bir sahneydi.
O geldi aklıma. Yani açık denizlerle ilgili böyle hikayeler var arkadaşlar işte o zamanlar.
Diyas'tan 10 yıl sonra Vasco de Gama Avrupa'dan çıkıyor ve doğrudan Hindistan'a deniz yoluyla ulaşan ilk Avrupalı oluyor.
Bu yolculuk esnasında 170 kişilik mürettebattan sadece 44 kişi geri dönebiliyor.
Fakat ne oluyor? Vasco da Gama doğuya artık kesinlikle deniz yoluyla da ulaşılabileceğini ispat etmiş oluyor.
Bu arada Vasco da Gama'nın seyahati esnasında kat ettiği mesafelerin toplamı Dünyanın çevresine eşitmiş.
Bir de arkadaşlar Dias'ın mürettebatı korkuyor, bunalıyor.
Artık böyle evlerine geri dönmek için inanılmaz bir baskı yapıyor.
Ve Dias buna pek karşı koyamıyor.
Fakat Vasco da Gama bu aynı olayı yaşadığında asla kararından bir adım bile geri adım atmıyor.
Bu çok riskli bir şey arkadaşlar bir kaptan için.
Çünkü denizcilik hikayelerini okuduysanız mürettebatın bazen kaptana neler yaptığını duymuşsunuzdur.
Hatta Moby Dick'te bile vardı böyle olaylar hatırlarsınız.
Ve sırada Magellan var arkadaşlar.
Denizcilik tarihinin en önemli isimlerinden dünyanın çevresine ilk kez dolaşan seferin lideridir.
Bir de arkadaşlar ben bu seferdeki notlarını okuyorum bazen bu denizcilerin.
Gerçekten o kadar zor ki bu keşif seyahatleri.
Özellikle de bu bölümün sonunda anlatacaklarımı lütfen dinleyin.
Esas zorlu mücadele.
Orada göreceksiniz yani insanlar neler yaşamış diyeceğinize eminim.
Stefan Svayk'ın vicdan azabı duyduğu kadar var gerçekten bazı seyahatler.
Mesela Magella'nın yolculuğunda mürettebat bir denizci hastalığı olan iskorbita yakalanıyor arkadaşlar.
Sürekli tuzlu şeyler yemekten böyle artık diş etleri kanıyor, dişleri dökülüyor, deri hastalıkları geçiriyorlar.
O kadar zor ki ve bazı denizciler açlıkla mücadele edebilmek için serendireklerinin ucundaki derileri çiğniyorlar artık düşünün.
Neyse sonuçta...
Magellan dünyanın yuvarlak olduğunu ilk kez pratik bir şekilde de olsa ispatlamış oluyor.
Dünyanın çehresini değiştiren seyahatlerin başını elbette Kolomb çekiyor.
O bölümümü de dinleyin derim arkadaşlar.
Bu keşif seyahatlerinin biliyorsunuz hem çok olumlu hem de çok olumsuz sonuçları oldu.
İşte sömürgeciliği, köleleştirme, hastalıkların yayılması, soykırım, zorla Hristiyanlaştırma, yerli uygarlıkların yıkımı gibi ki sadece Kolomb değil.
İspanyol keşiflerinden bahsediyorum, kaşiflerinden.
Hernan Cortes var, Pizarro, Legaspi, Urdaneta.
Bunlar dediğim gibi dünyanın çevresini değiştiren seyahatler yaptılar.
Haritaları geliştirdiler, sonrakilerin yolunu açtılar ama bir takım olumsuz şeyler de yaşandı az önce bahsettiğim gibi.
Buralara girmiyorum çünkü Christophe Colomb bölümünde anlatmıştım.
O bölümümü dinleyebilirsiniz ve sırada evrim teorisine yol açan bir keşif seferi var.
Yani Darwin'in deniz yolculuğuna gidiyoruz arkadaşlar.
1831 yılında İngiliz Kraliyet Donanması Güney Amerika'nın güney ucundaki Fuego Patagonya ve Galapagos adaları gibi bölgeleri daha detaylı olarak araştırmak istiyor.
Ve bu amaçla bir keşif heyeti yola çıkıyor arkadaşlar.
Heyetin başında daha önce bu bölgeye gitmiş olan Captain Robert Fitzroy yer alıyor.
Kendisi çok iyi bir meteoroloji uzmanıdır aynı zamanda.
Hatırlarsanız size bundan bir bölümde bahsetmiştim ama hangi bölüm olduğunu hatırlamıyorum.
Donanma bu sefere...
bir doğa bilimcinin de eşlik etmesine onay veriyor.
Ve bilin bakalım bu doğa bilimci kim?
Charles Darwin'in ta kendisi.
Darwin'in İngiltere'den başlayan bu yolculuğu 5 yıl sürüyor ve Güney Amerika'nın Doğu ve Batı kıyılarına, işte çevresindeki adalara, Pasifiye, Galapagos adalarına, Avustralya'ya, Yeni Zelanda'ya ve Afrika
'ya gidiyor. Size daha önce de bahsetmiştim.
Darwin normalde papaz olacaktı.
İşte Cambridge'de teokratik bir eğitimi almıştı.
Ama her zaman işte bitkilere, doğaya, kuşlara, böceklere çok fazla ilgisi var.
Çocukluğundan itibaren hiç değişmeyen bir şey bu.
Hatta babasıyla çoğu zaman bundan ötürü tartışmışlardır.
Bunlar çok asil bir aile çünkü.
Babası yakıştıramıyor. İşte oğlum diyor sen niye böyle koleksiyonculuk yapıyorsun?
Ben seni bu yüzden mi okuttum?
Bilmem ne bilmem ne. Ben bunları size anlatmıştım.
Sonra işte babasının zoruyla tıp okumaya kalkışıyor.
Ama doğasına uygun olmayan bir meslek.
O yüzden tıp eğitimini ihmal ediyor.
Sonra yine babasının talebiyle papaz olmaya kalkışıyor.
Ama dini görüşleri hayatı boyunca hep değişmiştir.
Bu gemide olma sebebi ise İncil'deki o yaradılış efsanesi de ispatlama isteği arkadaşlar.
Burada şunu da belirtmek istiyorum.
Darwin ateist değildir arkadaşlar.
Agnostiktir. Bunu nereden biliyoruz?
Hayatını kaybetmeden önce bir yakınına yazmış olduğum mektup var.
Orada kendisi bunu söylüyor zaten.
Bu çok konuşula gelen bir şey.
O yüzden söylemek istedim. Neyse 27 Aralık.
Aralık 1831 sabahı Beagle gemisi 74 kişilik mürettebatıyla yola çıkıyor arkadaşlar.
Bu seyahatin 2 sene sürmesi planlanırken yaklaşık olarak 5 sene sürüyor.
Ve yolculuğun ilk günlerinde genç Darwin kendisiyle ilgili çok acı bir gerçeği fark ediyor.
Kendisini deniz tutuyor arkadaşlar ama bu keşfetme aşkının önüne geçmiyor tabii.
Bu arada size Darwin'in bu seyahati üzerine bir bölüm çekeceğim.
Daha sonra uzun uzun anlatacağım bu Beagle gemisine yaşananları.
Darwin'in gemideki lakabı filozof ve sinek avcısı ve bu keşif seyahatinin asıl amaçlarından biri de Hornburnu çevresindeki Güney Amerika'nın hem Atlas okyanusu hem de Büyük Okyanus kıyısındaki
adalarının haritasını çıkartabilmek.
Ama özellikle de arkadaşlar Güney Amerika'yı keşfetmek için yola çıkılmıştır.
Ve bu keşif seyahati günümüzdeki birçok bilimsel bilgiye olanak sağlamıştır.
Ve evet dünyanın çevresini kesinlikle değiştiren seyahatlerin başını çekiyor.
seyahatin sadece 18 ayını gemide geçiriyor arkadaşlar.
Geriye kalan zamanını hep böyle karada gözlem yaparak, örnekler toplayarak geçirmiştir.
Bir de bu topladığı örnekleri ne yapacak?
Gemiye götürüyor. O kadar çok örnek oluyor ki Fitzroy artık bir isyan aşamasına geliyor.
Yeter artık hani gemide yer kalmadı senin yüzünden diyor.
Ve Darwin bu 5 senelik keşif seyahatinin sonunda 770 sayfalık bir günlük, 1750 sayfalık not, 5346 tane toplamış olduğu fosil ve hayvan örnekleri 12
adet katalog biriktirmiştir ve böyle dönmüştür ülkesine.
İşte 22 yaşındayken bir papaz olarak binmiş olduğu o gemiden 27 yaşında bir doğa bilimci olarak inmiştir ve bu keşif gezisi sonunda biyoloji biliminin temelleri atıldı arkadaşlar.
Bilimsel düşünme biçimi değişmeye başladı çünkü Darwin sabit dogmalara karşı durarak her şey sorgulanabilir ve araştırılabilir fikrini güçlendirdi.
Bilim tarihinde modern biyolojide Bir devrim yaratmıştır bu gezi.
Ve sırada beni en çok heyecanlandıran keşif gezilerinden biri var.
Antarktika arkadaşlar. 1773'te kaptan James Koch Antarktika'nın etrafını dolaşıyor.
Ama Antarktika kıtasını göremeden geri dönüyor.
Çünkü kıtayı çevreleyen devasa buzlar var.
Ve James buranın çok da böyle kayda değer bir yer olmadığını düşünüyor.
Kıtayı göremediği için buzlardan dolayı.
Ama James Koch...
İlk kez güney kutup dairesine geçen kişi olmayı başarıyor ve güney kutbuna en çok yaklaşan kişi o olmuştur.
O zamana kadar. 19.
yüzyılın ortalarına geldiğimizde ise dünya haritası büyük ölçüde tamamlandı.
Ama hala keşfedilmemiş ve ulaşılması çok zor olan bölgeler vardı.
Kuzey, güney kutubu gibi.
Bu lokasyonlar tabii hem coğrafi bir meraktan hem de ulusal prestij açısından çok önemli arkadaşlar.
Çünkü o kutuplara ulaşan kişi olmak yani bir anlamda aslında dünyanın en zor işini başarmak gibi bir şey.
Ki haksız da sayılmazlar.
Sir John Franklin'in 1845'te trajik bir...
Kuzey Kutbu Seferi oldu.
İşte gemiler buzda sıkışıyor.
129 kişi hayatını kaybediyor bu keşif gezisinde.
O da şöyle oluyor arkadaşlar.
Gemiler buzlara sıkışıp kalıyor.
Sonra diyorlar ki ilkbahar gelince buzlar erir herhalde.
Biz de bir şekilde buradan kurtuluruz.
Ama maalesef erimiyor buzlar.
Ve düşünün. 18 ay boyunca buzların arasında kalıyorlar.
Gemide yeterli yiyecek yok.
Zaten hava dondurucu soğuk.
Ve nihayet 22 Nisan 1848'de gemiyi terk etme kararı alıyorlar.
Ve kalan 105 kişi sandallarını Kuzey Kanada'nın o vahşi ortamına doğru çekiyor.
Hani bir ümit belki kurtuluruz diye.
Eskimolarla karşılaşıyorlar.
Yani İnuitlerle arkadaşlar. Onlardan yemek istiyorlar.
Ama onların da hani 105 kişiye verebilecek kadar yiyecekleri yok.
Çünkü kendileri avlanıp kendileri yiyor.
Ve maalesef bu şekilde bu insanların hayatları son bulmuştur.
Sonra Sir John Franklin'in ve mürettebatının işte bu başına gelenleri duyan insanlar.
Bir daha buralara ayak basmaya korkuyorlar tabii.
Ta ki 19. yüzyılın sonuna doğru İsveçli kaşif Nils Adolf Norveç'ten yola çıkıyor.
Kuzey geçitlerini bulmak istiyor ama o da maalesef Sibirya'yı geçtikten biraz sonra buzlara sıkışıp kalıyor.
Kuzey kutbunun soğuğuna dayanıyor.
İlkbaharda da bir mucize gibi gemisi gerçekten serbest kalıyor.
Yani aynı akıbeti yaşamıyorlar Sir John Franklin ile.
Sonra işte bu yolculuğu tamamlamayı başarıyor ve Büyük Okyanus'a giriyor.
Asıl kuzeybatı geçidini geçen ilk insan Norveçli kâşif.
Roald Amundsen'dir ve kuzeybatıdaki İniüt halkından hayatta kalma tekniklerini öğrenmiştir.
Güney kutubuna ilk ulaşan da o oluyor.
Ve son olarak arkadaşlar İrlandalı kaşif Ernest Shackleton var.
Kendisi belgesellere, filmlere konu olmuş çok ünlü bir kutup kaşifi.
Mutlaka izleyin belgesellerini.
Yani hipotermi geçirdim izlerken.
Öyle bir soğuk. Yani o geminin buz içinde kalışığı vs.
Bunların hepsini göreceksiniz izlediğinizde.
Ve bana göre gerçek bir lider.
kendisi ve bu gerçek bir liderlik hikayesi diye düşünüyorum.
1914 yılında Ernst Antarktika kıtasını bir uçtan bir uca geçmek istiyor ve bunun için bir keşif seferine çıkıyor.
Gemisi Endurance 1915'in Ocak ayında Weddell denizinde buzlar arasında sıkışıp kalıyor arkadaşlar.
Herkesle aynı akıbeti o da yaşıyor ve aylarca gemi buzların arasında sıkışmış bir şekilde kalıyor ve artık gemi parçalanacak yani.
Tam böyle parçalanmaya yaklaşmışken Mürettebat diyor ki biz artık bu gemiden ayrılalım çünkü hani batacak gemi.
Ve buz üstünde 3 sandal, azıcık yiyecek, 3 ay boyunca sürükleniyorlar.
İnanabiliyor musunuz? Fok ağlayarak hayatta kalmaya çalışıyorlar ve deniz buzunun üzerinde kamp yapıyorlar.
Düşünün ve Antarktika'da buz üzerinde geçen 79 gün.
kurtulacaklarını düşünüyorlar.
Ve sonra 3 ay o buzlu deniz üzerinde kuzeye doğru sürükleniyorlar.
İşte bazen buzlar çatlıyormuş, kırılıyormuş.
Bazen böyle dev gibi balinalar aşağıdan buzu kırıyorlar, mürettebata saldırıyorlar.
Gerçekten benim korkulu rüyam olabilir bütün bu yaşananlar.
Ya hem soğuk Hem aşağıdan balinalar saldırıyor.
Bir de Pars Fog balıkları var.
Onlar da saldırıyorlar. Hani buzun üzerinde de onlarla mücadele var.
Buzlara tırmanıyorlarmış onlardan kaçabilmek için.
Bir de eksi 40 eksi 50 derece.
Arkadaşlar hayat savaşı diye ben buna derim yani.
Neyse sonunda Fil Adası olarak bilinen ve üzerinde hiç yerleşimin olmadığı bir adaya varıyorlar.
O kadar susuzlar ki buzları emmeye başlıyorlar.
Ve Fil Adası dediğim buzdan ada Antarktika'da.
Küçücük bir yer. Ve sonra Shackleton kürek çekmek için 5 tane güçlü adam seçiyor.
Onlarla beraber çok zor bir sandal yolculuğuna çıkıyorlar.
Gidecekleri yerde Fil Adası'ndan 650 deniz mili uzaklıktaki Güney Georgia Adası arkadaşlar buraya varmaya çalışıyorlar.
Başarıyorlar varmayı. Fakat buradaki tek yerleşim alanı balina avında kullanılan bir üst çıkıyor.
Orası da o adanın yani Georgia Adası'nın diğer ucunda kalıyor.
Ve oraya gidebilmek için bu üste ulaşabilmek için hani belki bir insan vardır umuduyla.
Buzlarla kaplı dağları aşmaları gerekiyor.
Böyle kocaman kayalar var onları geçmeleri lazım.
Üstelik ellerinde ne bir harita var ne bir şey var.
Bunu da başarıyorlar arkadaşlar.
Shackleton'ın liderlik yeteneği sayesinde aslında hayatta kalıyorlar.
Daha sonra işte balina avcılarına ulaşıyorlar bir şekilde.
Balina avcıları da tabii bu yaşananlara şok oluyor duyduklarına.
Sonra buharlı bir gemi kiralıyor Shackleton.
Fil adasına mahsur kalan o mürettebatını sağ salim kurtarmaya gidiyor.
Ve 3 ay süren bir yolculuktan sonra fil adasına varıp mürettebatını kurtarıyor.
Ve adını tarihe altın harflerle yazdırıyor bence.
Çünkü Ernst Jekyll'ın liderliği, azmi ve insan iradesinin sınırlarını zorlayan bu efsanevi keşfe aslında bize şunu hatırlatıyor.
Bazı yolculuklarda sadece varılacak bir yer yoktur arkadaşlar.
İnsanı dönüştüren çok büyük bir deneyim vardır.
Yüzyıllar önce okyanuslarda iz bırakan bu cesaret hikayeleri bugün gökyüzünde yepyeni ufuklara açılıyor.
Bizler artık dünyayı keşfettik.
büyük kaşifler sayesinde.
Onlar kutupları açtılar, okyanusları geçtiler, haritaları baştan yazdılar.
Dünyanın çehresini değiştiren çok zorlu seyahatler yaptılar ve bizler bugün geldiğimiz noktada aslında ne kadar konforlu, ne kadar keyifli seyahatler yapabiliyoruz.
Bir noktada onlar sayesinde ama hala yola çıkmamız gereken hayallerimiz var diyorum ve bugün Pegasus sayesinde o hayallere ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.
İçimizdeki kaşifi hiç kaybetmeyelim.
Haydi o zaman peki şimdi nereye diye soruyorum sizlere.
Pegasus Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Kendinize iyi bakın. Yepyeni bölümlerine tekrar görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
