
Altıntaş Online hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: https://www.altintasonline.com
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB Farkındalık Defteri : https://tamadres.com/farkindalik-defteri-ciltli-ortamlarda-satilacak-bilgi-kitabi-244721-9786254497148
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
*Bu bölüm "Altıntaş Online" hakkında reklam içerir*
Transkript
Altıntaş Online Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün günlerden cumartesi.
Belki dedim bugün düğüne gidecekler olabilir.
Malum ülkemizde cumartesi ve pazarlar genelde düğün günü oluyor.
Dünyadaki tuhaf evlilik geleneklerini konuşalım istedim bugün.
Evlilik biliyorsunuz on binlerce yıldır değişerek de olsa günümüze kadar gelmeyi başaran kurumsal bir beraberlik biçimi.
Şartları tabii ki ülkelere, kültürlere göre değil.
Şimdi öncelikle tarihe gidecek olursak atalarımız küçük küçük topluluklar halinde yaşarken kadın ve erkekler birbirleriyle serbestçe cinsel ilişkide bulunuyor ve bu ilişkiden dünyaya gelen
çocuklar o topluluğun ortak varlığı sayılıyor.
Biliyorsunuz ki babalık kurumu çok sonradan anlaşıldı.
Yani bir kadının gebeliğinin bir erkekten olması ve buna hani baba denilmesi falan çok sonradan anlaşılan bir durum.
O yüzden bu şekilde o topluluğun...
Ortak varlığı sayılıyordu o çocuklar.
Beraberce yetiştiriliyordu.
Çin mitolojisine göre başlangıçta ahlaki ve sosyal bir düzen yok.
Çocuklar yine babalarının kim olduğunu bilmiyor.
Ta ki insan yüzlüğü yılan vücutlu olarak resmedilen imparator Fuxi'ye kadar.
Fuxi Çin'in ilk imparatoru hatta tüm insanların atası olarak kabul ediliyor.
Evliliği başlatan da o oluyor.
Çin mitolojisine göre artık böyle mitolojilerde de ufak ufak yerini almaya başlıyor.
Sonra destanlara bakacak olursak mesela Hindistan'ın iki büyük destanından biri insanlığın öyküsü olarak da bilinen Mahabharata Destanı.
Çok önemlidir Hindistan için.
Kral Pandu'nun Kunti ile olan evliliğinden söz ediliyor burada.
Yunanistan, Atina'nın ilk kralı olan Kekrops.
Kral olmadan önce kadınlar herkesin ortak malı sayılıyor Yunanistan'da.
Kekrops evlilik yasalarını getiriyor.
Hatta şöyle ondan önce Atinalı bir kadın dışarıda yanında bir erkek.
Erkek olmadan dolaşamıyor.
Ayıp sayılıyormuş. Aynı bazı Arap ülkelerinde olduğu gibi şu anda.
Soyun sürdürülmesi için çocuk yapmak Yunanistan'da o dönemler çok önemseniyor.
Ve bekar olanlara böyle çok iyi gözle bakılmıyormuş.
Evlenen kadınlar da artık kocasının malı sayılıyormuş.
Ve şöyle tarihe baktığımız zaman evlenmenin ve aile kurmanın tarih boyunca 3 temel işlevi olduğunu söyleyebiliriz.
Birincisi çocuk sahibi olmak, ikincisi birbirlerine sosyal ve ekonomik koşullarda desteklemek ve tabii ki üçüncüsü sevgi ve aidiyet konularında bir duygusal tatmin yaşamak.
Evlilik ve onun dönüşümüyle ilgili en önemli faaliyetlerden biri tabii ki tek tanrılı dinler.
Çünkü aynı dine mensup olanların çok benzer evlilik gelenekleri ve törenleri olduğunu görüyoruz.
Tek tanrılı dinlerin dönüştürücü ve tek tipleştirici etkilerinin en iyi gözlemlendiği yerlerden birisi de tabii ki evlilik kurumu.
Yani bugün İngiltere'ye baktığımız zaman ya da işte Brezilya'ya baktığımız zaman benzer evlilik törenlerini görme sebebimiz de tek tanrılı dinler aynı dine mensup oluşları.
Şimdi az sonra ülke ülke böyle garip evlilik geleneklerinden bahsedeceğim size.
Bence bizde düğün denilince ilk akla gelen şey tabii ki altın arkadaşlar ve altın deyince aklımıza ilk gelen şey sevgili ortamlarda satılacak bilgi takipçilerinin tabii ki altıntaş
online. Az önce yine Altıntaş Online Stalk.
Yine sizin için çok güzel parçalar keşfettim.
Ama çok zorlanıyorum. Çünkü mağazalarında ve online web sitelerinde 5000'den fazla ürün çeşidi var.
Sürekli like atan bir tip ben.
Şunu da beğeneyim bunu da.
1972'den beri altın ve mücevherat sektörünün en önde gelen isimlerinden yarım asırdır zaten bu sektördener.
Yarım asır bir sektörde kalmak ne demek?
Gerçekten büyük bir güven tahsis edebilmiş olmayı gerektirir bu ki zaten öyle.
Online web sitelerinde görüp beğenmiş olduğunuz ürünleri tüm alışverişlerinizde 16.30 öncesi sipariş verirseniz aynı gün sigortalı kargo ile gönderiliyor.
Geçen gün bir soru sormuştum neye para verirken eliniz?
hiç titremiyorsa sizin zaafınız o olabilir demiştim.
Sizinki ne diye sormuştum.
Genelde kadınların çoğu giyim, kuşam ve kitap yazmış.
Benimkini sormuşsunuz.
Benim zaten belli. Kitap ve altın direkt.
Yani gözümü bile kırpmam o derece.
Çünkü altın hep söylüyorum hem süsümüze yatırım hem geleceğimize hep kıymetli.
Hem güzelleşiyoruz hem de paramızı çöpe atmıyoruz.
O zaman artık bizim için o seçtiğimiz takıları söyleyeyim.
Biraz zor oldu seçmesi ama kalın İtalyan D altın zincir.
Bunu her yerde ve her şeyle takabilirsiniz.
Bende de var. Altın yılan zincir.
Bu bence kolye değil gerçekten bir şov.
Şov yapmışlar. 50 santim 6 milimetre olan bayıldım.
Altın yılan zincir. Beyler tabii ki sizin için de bir şeyler seçtim.
Kilitli kral figaro altın bileklik ve silindir tel sarma altın bileklik.
Yüzüklerde opal aşk altın yüzük bayıldım.
O zaman size açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Beğendiklerime buradan bakabilirsiniz.
Ve bonus arkadaşlar online özel web sitelerinde tüm ürünlerde şu anda %20 indirim var.
O zaman size kolay gelsin diyorum ve devam ediyorum.
Evliliklerin sınıflandırılmasında birkaç kategori var.
Onlardan bahsedeceğim. Biliyorsunuz endogami, egzogami var.
Mesela endogami mensup olunan topluluk içerisinde yapılan evlilik.
İşte kabileden olur, aynı klandan olur.
Yani iç evlilik endogami.
Mesela kuzenler arası evlilik İslam toplumlarında sık görülüyor.
Özellikle de Asya'da yaygın endogami.
Ama Hindu toplumlarına baktığımız zaman kendi klanından, kendi kastından ya da akraba içinden evlenme konusunda oldukça katık.
kuralları var. Genellikle göçmen ve etnik grupları arasında böyle işte Ortodoks Yahudiler olsun, Kıbrıslı Rumlar olabilir.
Onların arasında da böyle endogamik evlilikler daha yaygın.
Romanlarda da bu arada endogami yaygın.
Egzogami zaten adı üstünde egzotik, yabancı demektir ya.
Egzogami genelde batı toplumlarında hakim olan evlilik türü.
Dışarıdan yabancı biriyle yapılan evlilik.
Bir de arkadaşlar poligami ve monogami var.
Poligami biliyorsunuz çok eşlilik.
Monogami tek geçtik.
Polijini çok karalılık, poliandri ise çok kocalılık.
Yani polijini bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesini ifade ediyor.
Poliandri bir kadının birden fazla erkekle evli olması anlamına geliyor.
Eminim poliandriye şaşırdınız şu an.
Çünkü çok kocalılık yani bunu belki daha önce duymamış bile olabilirsiniz.
Zaten çok ender görünen bir durum.
Bazı Amerikan yerlilerinde işte Tibet'te, Butan'da olabiliyor.
Hani bir kadın birden fazla erkekle evlenebiliyor.
Antik Roma'da birden fazla kadınla evli olmak yasalara aykırıymış ama bu yasak ikinci bir eş almak isteyen General Marcus Antonius'un işine gelmeyince kaldırılıyor.
Çok eşlilik bir zamanlar Çin'de yasalmış ama sadece memurlar ve çocuksuz aileler arasında yaygınmış bu.
Sonraları sıklaşmaya başlamış ve polijinin yani çok karılılığın olduğu ülkelerde genelde kadınlar arasında bir hiyerarşi var.
Her zaman ilk eş hangisi ise sonradan gelen eşlere nazaran daha üstün bir konumda oluyormuş.
Yani evde onun sözü geçiyormuş.
Tibetli Budist gruplardaysa çok kocalılık şöyle oluyormuş.
Mesela erkek kardeşler evlenmek için parasal kaynaklarını birleştiriyor.
Yani birkaç erkek bir kadınla evlenebiliyor parasızlıktan dolayı.
Arkadaşlar daha tam başlamadım ama uyarayım küçük çocuklarınızla lütfen dinlemeyin çünkü az sonra cinsellikten de bahsedeceğim.
Bazı Tibet topluluklarında erkek kız kardeşlerin biriyle evlendiği zaman tüm diğer evli olmayan bekar kız kardeşlerle de evlenmiş sayılıyor.
Kız da aynı şekilde bir erkekle evlendiği zaman onun bekar olan erkek kardeşleriyle de evlenmiş sayılıyor.
Bu tabii ki bütün Tibet'te değil Tibet topluluklarında diyorum bazılarında.
Bir de polyamory var açık ilişki anlamında.
Yani aynı anda Birden fazla ilişki yaşama durumu polyamory ve bu ilişkiler açıkça tarafların bilgisi dahilinde yaşanıyor.
Eşlerin duygusal ve cinsel ilişkiler yaşadıkları farklı farklı partnerleri var bu ilişkide.
Mesela Amerika'da bir topluluk var işte Twin Oaks diye bir topluluk onun üyeleri bu şekilde ilişkiler yaşıyorlar.
Bunu swinger ile karıştırmayın arkadaşlar swinger ayrı bir şey.
Poliamori'deki ilişkiler süreklilik ve duygu barındıran ilişkiler.
Swinger'da bu yok. Poliamori'nin bir de bir başka türü var.
Pentagomi diye. Bu da yine Amerika'da görülüyor.
Hatta 19. ve 20.
yüzyıllarda Amerika'da bulunan Oneida diye bir topluluk var.
Onların tarafından benimsenmiş bir evlilik anlayışı bu.
Bu da enteresan çünkü grup evliliği anlamına geliyor Pentagomi.
Ve bu gruptaki herkes birbiriyle evli sayılıyor arkadaşlar.
Swinging dediğim yani eş değiştirme.
Son yarım yüzyılda aslında ortaya çıkmış bir şey yani evlilik anlayışının değişmesi, internetle beraber yaygınlaşmış bir ilişki biçimi diyebiliriz.
Swinging'de böyle evli çiftlerin bir araya gelerek tamamen cinsel amaçlı eş değiştirmeleri yani ortada bir süreklilik yok, duygusallık yok.
Sadece bu var yani cinsellik var.
Ekonomik ve duygusal bir bağlılık yok dediğim gibi.
Bu da aslında 1960'larda 70'lerde görülmeye başlanıyor ve muhtemelen çiçek...
Çocuklar dönemine tekabül ediyor.
Hani bu 68 hippie kuşağı özgür seks olayları.
Aklınıza şu an Osho tarikatı geldi bence.
Sadece Amerika'da bu şekilde ilişki yaşayan 3 milyondan fazla evli çift olduğu tahmin ediliyor.
Hatta İngiltere'de bu Covid zamanında Swinger Sex Festivali yapılacakmış.
Korona çıktığı için ertelenmiş.
ABD'de 5 gün süren böyle bir parti yapılmış.
Yine Covid zamanında 300 kişi katılmış ve 41'i korona olmuş.
Swinger'ın en çok...
Görüldüğü ülkeler ise Buenos Aires, Copenhagen ve Cape Town.
Swinger'da sadece böyle kendi aralarında sevişip diğerlerini seyredenlere soft, kendi eşlerini değiştirenlere de swap deniliyormuş.
Yani bu bilgilerle ne yapacaksınız bilmiyorum ama anlatıyorum.
Ne diyeyim gerçekten değişik ya.
Ya işin içine cinsellik girince insanoğlunun bence haddi hududu yok ya.
Şimdi bu eş değiştirmenin mantığını merak edenler varsa şöyle genellikle Amerika'da orta yaştan, orta sınıftan ve muhafazakar olanlar bunu tercih ediyormuş.
Ben en çok buna şaşırmıştım.
Yani muhafazakar olanlar mı?
Çünkü işte kıskançlık, suçluluk, çatışan duygular, yakalanma korkusu.
Bütün bunlardan kurtulmak için hani daha dürüst olduğumuza inanıyoruz diyerek bunu yapıyorlarmış.
Ve sırada eşcinsel evlilikler var.
Şimdiye kadar evliliği bir veya daha fazla erkeğin ya da kadının Yasal, geleneksel ya da dinsel açıdan kabul gören ilişkisi olarak tanımladık.
Ama bu tanım geleneksel bir tanım.
Çünkü bugün artık pek çok ülkede yasal zemin kazanan ve meşru görülen eşcinsel evlilikleri dışarıda bırakıyor o tanım.
Eşcinsel birlikteliklerin tarihi çok eskilere dayanıyor.
Antik Yunan'da, Mısır'da ve Hristiyanlığı kabul edene kadar ki Roma'da Erkekler arasında eşcinsel evlilikler yadırganmıyor baktığımız zaman.
Ve Orta Çağ dönemine denk gelen 1061 yılında mesela İspanya'da iki erkeğin evliliğinin kutsandığı bilgisi de kayıtlara geçmiş.
Ve M.Ö. 1400'lerden kalma Hitit yasalarında erkekler arasında evliliğe müsaade edildiğini görüyoruz.
Antik Çin'e baktığımız zaman özellikle M.Ö.
3. yüzyıllarda yaygın olduğunu görüyoruz eşcinsel evliliklerin.
Şu an dünyada 32, Avrupa'da 18 ülkede yasal ve Hollanda'da biliyorsunuz ki 2001 yılında eşcinsel evliliklerinin uygulandığı ilk ülke oldu.
Eşcinsellerin yasal hak talepleriyle ilgili mücadelesi sonrası aslında kazanmış olduğu haklardan birisi de evlilik yasasıydı.
Şimdi dinlere göre bakacağız arkadaşlar evliliğe.
Hristiyanlarda evlilik kutsal, Tanrı huzurunda gerçekleşen bir sözleşme ile yapılıyor.
Erkeğin malı olarak kabul ediliyor maalesef ve evlenmek isteyen erkek kadının ailesine belli miktarda bir para ödeyerek eşini satın alıyor ve erkek istediği zaman eşini boşayabiliyor.
Şaşırdınız çünkü Müslümanlıkta da benzer şeyler uygulanıyor bazı ülkelerde.
Roma Katolik mezhebinde ise kurallar oldukça katı.
Çiftlerden biri ölmediği sürece diğeri yeniden evlenemez.
Boşanma onaylanmaz ve çiftler ölene kadar birbirlerine sadık kalırlar.
Birbirlerine ait olarak kalırlar.
Çocuk sahibi olmamak hoş karşılanmaz ve hamilelikten korunmak da tabii ki hoş karşılanmıyor.
Bu anlattıklarım koyu Katolikler için geçerli arkadaşlar.
Mesela protestanlıkta doğum kontrolüne öyle çok katı bakılmıyor.
Belli koşullarda okeyler ama Katolikler oldukça katı bu konuda.
Doğu Ortodoks Kilisesi'ne baktığımız zaman onlar da evliliği kutsal bir gizem olarak görüyor.
Yani kadın ve erkek Tanrı'nın gözünde sonsuza kadar birleşirler.
Boşanma evet olabilir ama tasvip edilmiyor.
Bekaret önemli Ortodoks kilisesinde.
Katolik sözcüğü etimolojik olarak Yunanca'da evrensel ya da genel anlamına gelen katoliko sıfatından geliyor.
Ve katolik mezhebi biliyorsunuz Hristiyanlığın en eski, en köklü mezhebi ve başlangıcı Hz.
İsa'nın çarmıha gerilişinden sonraki 3.
günü olan Paskalya pazarı olarak kabul ediliyor.
Ve Hristiyanlığın 7 önemli sakramenti var arkadaşlar.
Birincisi vaftiz yani Hristiyanlığa kabul aynı.
İkincisi Evharistya yani kominyon, ekmek, şarap ayini olarak geçiyor.
Üçüncüsü konfirmasyon, kutsal ruh güçlendirme ayini.
Dördüncüsü günah çıkarma, tövbe.
Beşincisi yal sürme, ölüm döşeğindeki hastaları kutsama.
Altıncısı ruhbanlık.
Yedincisi ise evlilik sakramenti.
Çoğu Hristiyan kilisesi için evlilik anlaşması kutsal sayılıyor ve o yüzden evlilik de bir sakrament olarak değerlendiriliyor.
Yani kutsal, tören ayin anlamında sakrament.
Hristiyanlıkta evlilik sadece iki insanın birlikte yaşamaya başlaması demek değil.
Evlilik aynı zamanda Adem ile Havva'nın Tanrı tarafından kutsanmasını temsil eden bir eylem ve bu yüzden nikah rahip eşliğine kıyılıyor.
Bir de şu var Hz.
İsa'nın bir peygamber olarak ilk mucizesi.
davetli olmuş olduğu bir düğünde gerçekleşiyor.
Yani öyle inanılıyor.
O yüzden kilise Hazreti İsa'nın düğüne katılmasını evliliğe verilen önemle bağdaştırıyor ve evliliğinde Mesih'in varlığını gösteren bir işaret olarak kabul ediyorlar.
O yüzden evlilik önemli. Ve evlilik törenlerinde gelin ve damat evlilik yeminlerini ederken kalabalık ayakta bekliyor.
Yeminin içeriği kiliselere göre çok az farklılık gösterebiliyor.
Yeminden sonra rahip çifti kutsuyor ve Çiftin ellerini birleştirerek ikisine de soruyor.
Bugünden ölene kadar hastalıkta ve sağlıkta iyi günde ve kötü günde aynı bizimkisi gibi.
Eşler evet dedikten sonra damadın sadece gelinin yüzüğünü rahibe veriyor.
Rahip yüzüğü kutsadıktan sonra geline takması için damada veriyor.
Damadın takacağı yüzüğü gelinin Nedimesi rahibe veriyor.
Ve rahip aynı şekilde onu kutsadıktan sonra damada takması için geline geri veriyor.
Ve yüzük takılan taraf.
Bu yüzüğü baba, oğul, kutsal ruh adına aşkımın ve sadakatimin bir işareti olarak alıyorum diyor.
Ama dediğim gibi bu bölgelere göre, kiliselere göre farklılıklar gösterebiliyor.
Mesela Quaker diye bir mezhep var, Hristiyan mezhebi.
Hristiyan mezheplerinden ve tarikatlarından memnun olmayanların kurduğu bir mezhep ve temelinde Tanrı'nın varlığının kiliselerde değil insanın özünde olduğu gibi bir düşünceleri var.
Din görevlileri yok. Kadın erkek eşitliğine inanıyorlar ve bugüne kadar iki ABD başkanı Quaker mezhebinden de Richard Nixon ve Herbert Hoover.
Şu anda dünyada epeyce fazla sayıları.
Kendi üyelerine arkadaşlar adını veriyorlar.
Evlenirken iki kişinin şahitliği yetiyor ve evlilik töreninin nerede olduğunun bir önemi yok.
Kapalı alan olması yeterli.
Din adamının nikah kıymasına gerek yok bu mezhepte.
Çünkü dogmasız dini savunuyorlar.
Böyle formüle edilen imanla ibadete karşılar.
İşte vaftiz, kutsal üçlü, yemin etmek, devlet kilisesi bunlar yok Quaker'larda.
Eşcinsel evlilik de serbest.
Hani günümüzde yeni yeni kabul görüyor ama Quaker'larda çok eski zamanlardan beri eşcinsel evlilik kabul ediliyor.
Çiftin sadece bu mezhebe inanması mensup olması yeterli.
Bu arada evlilik töreninde kıyafet zorunluluğu da yok.
Quaker'larda sade ve ciddi giyinmeleri yeterli.
Sırada amişler var.
Çok ilgimi çeken bir toplum.
Çoğunlukla Amerika'nın Pensilvanya eyaletinde yaşıyorlar ama çıkış noktaları İsviçre.
17. yüzyılın yaşam tarzını benimsiyor.
Kendilerine ait değişik gelenekleri var ve en bilindik özellikleri eminim duymuşsunuzdur.
Teknolojiyi reddetmeleri.
Evlerinde herhangi bir teknolojik alet yok.
Neden? Çünkü insanlığın modern dünyanın getirileri yüzünden gitgide bozulduğuna dair bir inançları var.
Amişlerin giysilerini bile kendileri dikiyor.
Kadınlar saçlarını kesmiyor böyle enselerinde topuz yapıyorlar.
Başörtüsü takıyorlar ve genelde simsiyah giyiniyorlar.
Birbirlerine ve geleneklerine çok böyle sıkı sıkıya bağlı bir grup amişler ve en sevdikleri aktivitelerden biri şarkı söylemek.
Gençler de zaten bu sayede tanışıp evlenebiliyorlar genelde.
Bu toplantıların sonunda erkekler hoşlandıkları kızları evlerine bırakmayı teklif ediyor.
Sonra evlenmeye karar verdikleri zaman erkek kıza bir saat hediye ediyor ya da porselen bir hediye veriyormuş.
Ve Ekim'deki oruç gününden sonra kilise tarafından evlenecek çiftlerin adları yayınlanıyor ve düğün hazırlıkları başlıyor.
Genelde hasat sonrasına denk gelen Kasım ayında evleniyorlarmış.
En çok tercih edilen ay Amişler'de.
Düğünleri de böyle bizim gibi hafta sonu değil.
Salı ve Perşembe oluyor. Ve düğün gelinin evinde oluyormuş.
Gelinlik genelde mavi, damatlık siyah oluyormuş.
Yani tabii bu farklılık gösteriyordur yine ama hani geleneklerinde bunlar var.
Kadınlar vefat ettiği zaman bu elbiseyle defnediliyormuş gelinlikleriyle.
Gerçekten enteresan amişler.
Yahudilerde ise evlilik gelenekleri şöyle.
Tevrat Adem ile Havva'nın birlikteliklerinin ilk evlilik olduğunu söyler.
Yahudi öğretisi evi ve aileyi küçük bir sinagog gibi görür.
Ve tarih boyunca Musevi inanışında ailenin esaslarının belirlenmesinde dinsel kurallar ve dinsel uygulamalar etkili olmuştur.
Mesela Talmud'a göre yani Yahudi medeni kanunu Talmud, dinsel metinler, efsaneler içerir.
Bir çocuğun oluşumundan 10 gün önce cennetten bir ses kimin çocuğunun kimin çocuğuyla evleneceğini fısıldar Talmud'a göre.
Ve Yahudi mistisizmine göre Tanrı her gün yeni evliliklerin oluşmasını sağlayarak Aynı zamanda yeni dünyalar yaratır.
Çünkü Tanrı Yahudilerin evlenerek çok sayıda çocuk sahibi olmasını çoğalmasını ister onlara göre.
Ve Yahudilikte Tanrı'ya en iyi şekilde hizmet etmenin yolu aile mutluluğundan geçer.
Şalombayit Yahudi inancında aile huzurunu ve barışını simgeleyen bir kavram ve bu kavram en kısa tanımıyla karı koca arasındaki uyum ve ilişkileri ifade ediyor.
Aile bireyleri için de aynısı tabi ki geçerli.
Tek eşlilik var Yahudilerde.
Eğer ilk eşin çocuğu olmazsa...
O zaman çok eşlilik olabiliyor.
Çünkü biliyorsunuz çok çocuk sahibi olmak onlarda çok önemli.
Neden? Çünkü cemaatlerinin ve soylarının devamlılığı aslında önemli.
Geçmişte Yahudiler eş seçimlerinde genelde hahamlardan yardım istiyorlarmış.
Çünkü hahamlar aileleri iyi tanıdığı için uygun eş bulunduğu zaman da sinagoğa bağışta bulunuyorlarmış aileler.
Zamanla bu göreve üstlenen profesyonel çöp çatanlar çıkmış.
Birbirlerine uygun oldukları düşünülen gençleri evlendiriyorlar.
Evlendirmek için uğraşıyorlar. Hala da var.
Ve evlenecek kişiler de şöyle.
Mesela dul bir kadının bir başkasıyla evlenebilmesi için öncelikle eski eşinin erkek kardeşiyle evlenmesi gerekebiliyor.
Erkek kardeş eğer ki bunu istemezse yine de evlenmek zorunda kadın.
Çünkü kadının serbest kalması için bu evliliğin yapılması gerekiyormuş.
Bu törene Halitsa adı veriliyor.
Ve bunlar tabii belki çok mazide kalmış gelenekler olabilir.
Ve genelde ikinci evliliğe sıcak.
Bakılmıyor, evlilik bireysel değil.
Toplumsal bir olay olarak görülüyor çünkü o yüzden ayrı bir önemi var Yahudilerde.
Bazı Musevi cemaatlerde damat kendi düğününden sonra kefaret günü adı verilen bir oruca giriyor arkadaşlar.
Yahudilerin önemli günlerinden biri 25 saat oruç tutuyor damatlar doğalar eşliğinde sinagoğa giriyorlar ve bazı dini günlerde böyle bornoz benzeri bir gömlek türü giyiyorlar.
Buna kittel adı veriliyor.
Kittel saflığı, kutsallığı, yeni başlangıçları.
sembolize ediyor. Geline kına yakılması olayı Yahudilerde de var.
Bir de Ofra adı verilen yani bu çağrı anlamına geliyor Ofra.
Dini bir ritüelleri var Yahudilerin.
Şöyle damat düğünden önceki Şabat günü Tevrat okumak için sinagoğa çağrılıyor.
Bu ofranın yani çağrının ardından gelin ve damat şabattan sonraki o 6 gün içerisinde düğün gününe kadar birbirlerini göremiyorlar.
Ve bu çağrı esnasında özellikle damadın başından aşağı bolluk ve bereketi simgeleyen Pirinç atılıyor, buğday atılıyor, kuru üzüm ve şekerleme de atılıyormuş.
Bir de yine düğün öncesinde mikve yani yağmur kar suyuyla da doldurulmuş olabilir.
Temiz su yani genellikle yağmur suyu doldurulmuş bir havuz ve bu havuza dalma rüsü eli yapılıyor.
Yani tevila bu ritüele tevila adı veriliyor.
Mikve ve tevila.
Arınma ve tanrıya şükranlarını sunma amaçlı bu.
Küçük bir havuz ve gelin düğünden önceki son perşembe ya da düğünden bir gün önce mikveye dalıp dalıp çıkıyor 7 defa.
Sonra kadınlar arasında ikramların da olduğu küçük bir eğlence düzenleniyor.
Bu mikve adı verilen havuza yeni gelinler, doğum yapmış kadınlar veya muayyen dönem sonrasında olan kadınlar giriyor arınma amaçlı.
İyice yıkanıyorlar böyle tertemiz bir şekilde o havuza giriyorlar.
Tevila kirlenmiş beden.
Ruhun arınması için doğal suya batması anlamında arkadaşlar.
Ve düğün törenlerinde gelinin yüzü örtülüyor.
Duvakya'da benzeri bir örtüyle ve bu örtüme esnasında kalabalık grup Tevrat'tan İshak'a eş olarak giden Rebaka için söylenen Ey kız kardeşimiz binlerce on binlerce kişiye analık
et. Bu pasajı okuyorlar.
Evlilik törenlerini Çupa, Huppa'da deniliyor.
Çupa denilen özel bir böyle evlilik çardağı var.
Onun altında yapıyorlar.
Bu aslında küçük bir yuva sembolü gibi.
Hani ailenin çatısı anlamında.
Eğer bu yoksa da gelinle damadın üstüne buna benzer bir örtü örtülüyor.
Bu örtüye Talit adı veriliyor.
Ve Talit tören boyunca gelin ve damadın üzerinde 4 kişi tarafından 4 köşeye iliştirilmiş sopalarla tutuluyor arkadaşlar.
Ve Talit'in her köşesinde 8 saçak var.
Toplamda 32 saçak ve 32 sayısı İbrani kelimesinin sayısal karşılığı.
Yani bu şekilde şu kastediliyor.
aslında yeni kurulan bu kutsal birlik bu evlilik iman ve sadakatin en üst noktaları üzerine inşa edilmiştir.
Kiddushin nişan töreni anlamına geliyor.
Bu Kiddushin'in ilk temeli damadın geline yüzük takması.
Yüzükleri de böyle olabildiğince sade, süssüz ve desensiz tercih ediyorlar.
Yüzük takıldıktan sonra evlilik sözleşmesi ketubah imzalanıyor ve davetlilerin huzurunda bazen yüksek sesle okunuyor ketubah.
Sonra geline veriliyor saklanması için.
Bu belge imzalanmadan evlilik geçerli olmuyor Yahudilerde.
Hemen akabinde en az 17 Yahudi erkeğin bulunduğu cemaatle 7 duanın okunması kısmına geçiliyor.
Dua bittikten sonra damat ve gelin aynı kadehten şarap içiyor ve 7 kutsamadan sonra bardak kırma adetleri var bunu yapıyorlar.
Bu da yine Yahudi düğünlerinin vazgeçilmesi.
Şöyle damat bir torbanın ya da işte bir peçetenin içine cam bardağı koyuyor ve ayağıyla basarak kırıyor.
Şimdi kısaca ülkelere göz atalım.
Fransa'da yaygın inanç, katoliklik ama tabii ki kozmopolit bir yapısı var Fransa'nın, layıklar.
O yüzden evlilik törenleri kiliseden bağımsız ya da kilise nikahı sonrası verilen davet şeklinde olabiliyor.
Ve 1789 Fransız ihtilali kilisenin evlilik üzerindeki gücünü kırdı.
Yani artık evlilik için kilise yerine medeni hakların ve hukukun merkeze alındığı yeni bir tören biçimi benimsendi.
Burada da yerel yetkililer, belediye başkanı ya da işte dediğim gibi bir memur, yetkili bir memur kıyıyor nikahlarını.
Fransa'da gelinin anne ve babası ayrı bile olsalar nikah sırasında yan yana oturmak, yan yana olmak durumundalar.
Ve bu tabii ki yazılı bir kural değil arkadaşlar.
Hani böyle bizde de vardır ya yazılı olmayan kurallar öyle düşünün hani ayıplanır.
Fransızların evliliğe dair şöyle bir atasözü var.
Aşksız evlenenin gecesi iyi ama günü kötü geçer.
Şimdi Fransızların garip geleneklerinden biri gelinin jartiyerini gelinin oturduğu masanın altına giren bir oğlan çocuğu çıkarıp alıyor.
Sonra bu jartiyeri küçük küçük parçalara kesip ayırıyor ve davetlilere satıyor.
Bu her bölgede yok.
Bu bir gelenek. Mesela Normandiya bölgesinde gelini masanın üzerine çıkartıyorlar, dans ettiriyorlar.
Dans ettirirken jartiyerini satıyorlar açık artırmayla davetlilere.
Açık artırmayı kazanan kişi jartiyeri çıkarıp alıyor.
almaya hak kazanıyor.
Geleneklere gel. Bizde de Ümit Besen diyor ya nikah masasına oturdun işte.
Dayanmak çok zormuş böyle sevince.
Sana mutluluklar sözüm kardeşçe.
At artık imzanı.
Git bir an önce. Yani ne kadar masum temenniler Ümit Besen.
Ümit Besen'in sevdiği kadın Fransız olsaydı.
Bir de şu Jartier açık artırma bunu görseydi.
O şarkının seyri çok farklı olabilirdi.
Neyse nikah bittikten sonra gelin ve damat odalarına gidiyor ve bir süre sonra çiftin arkadaşları geliyor odaya.
Ellerinde meyveler, yiyecekler, içecekler koca bir tepsiyle.
Çiftin odasına gelip gürültü yapıyorlarmış.
Hani bunlardan yiyin diye ısrar ediyorlarmış.
Bizde de damatların sırtına vuruyorlar böyle hunharca.
Hatta adamcağızları dövüyorlar resmen erkek arkadaşları.
Ya bana çok vicdansızca geliyor bu yapılanlar.
Beyler niye yapıyorsunuz böyle şeyler?
Ama neyse başka kültürlerde de varmış.
Onları gördükten sonra hatta neler duyacaksınız az sonra.
Diyeceksiniz ki bu yaptığımız neymiş.
Şimdi eğer Fransa'da çift resmi nikah sonrası kilisede tören yaparsa çıkışta geline 3 küçük somun ekmek veriliyor.
Adetleri böyleymiş ve nikaha gelen davetliler düğüne böyle özel minik minik kekler getiriyor.
O kekleri masaya diziyorlar piramit şeklinde.
Sonra gelinle damat o piramit keki devirme.
Neden? Birbirlerini öpmeye çalışıyorlarmış.
Bence bu çok eğlenceli.
Sırada İtalya var.
Akdeniz ülkesi olduğu için tabii ki benzer yanlarımız çok.
Mesela kötü şans getirmemesi için damadın nikahtan önce gelinin yüzünü görmesini engelleyen duvak.
Bu aslında Romalılardan kalma bir uygulama.
Tabi yine gelenekler bölgelere göre değişiyor İtalya'da da.
Mesela Toskana bölgesinde önceden siyah gelinlik giyim adeti varmış.
Beyaz bir şapka, siyah bir gelinlik ve törene bekar kızlar alınmıyormuş.
Nedime'nin de evli bir arkadaş olması gerekiyormuş.
Sicilya'da gelin as sırtında getiriliyor törene.
Venedik'te damatlar kötü ruhları törenden uzak tutması için ceplerinde küçük bir parça demir taşıyorlarmış.
Gelin önde gidiyor vaftiz babasıyla kiliseye doğru.
Damat da arkada vaftiz annesiyle birlikte yürüyormuş.
Evlilik için en çok tercih edilen gün pazar günü, salı gününün uğursuz olduğunu düşünüyorlar düğün için.
Dul olanlar tekrar evlenecekse en çok tercih edilen gün cumartesi günüymüş.
Gelin düğünden bir gün önce yemyeşil giyiniyormuş ailesiyle geçireceği son günde.
Gelinle damat düğünde böyle birlikte yere vazo atıp kırıyorlar ve vazo ne kadar parçaya ayrılırsa...
O kadar uzun seneler birlikte olacağız anlamına geliyormuş bu.
Bizde de vardır testi kırma adeti.
Ve az önce anlattığım Jartier geleneği burada da varmış.
Ama bu gelenek zaten çok eskilere dayanıyor.
14. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişi var.
Bir de İtalya'da bu jartiyer kesme işleme dedik ya bunun aynısı damatta da var.
Kravatına yapıyorlar damadın.
Gelinle damat saten bir çanta içerisinde davetlilerden para topluyor düğünde.
Buna la borsa deniliyormuş.
Sonra gelin çantasını boynuna takıyor.
Gelinle dans etmek isteyen erkek davetliler bu çantaya para koyuyormuş.
Ve ilk dansta sahneye davetlilerle beraber çift çıkıyor.
Davetlilerin ellerinde böyle renkli kağıt şeritler var.
uçları gelinle damadın elinde.
Onlar dans ettikçe bu şeritlere dolanıyorlar dolanıyorlar.
Bunun anlamı da iyi dileklere sarılmak.
Aşka şansa sarılmak anlamına geliyor.
Bir de böyle el ele tutuşup çember oluşturarak önce saat yönünde sonra saat yönünün tersine dönerek dans ediyorlar.
Bir de tarantula dansı var İtalyanların meşhur.
Şu an duyduğunuz parça.
Tarantella dansı olarak geçiyor.
La Tarantella dansı.
Bizim halayımız gibi aslında.
Çok eğlenceli. Youtube'dan izleyebilirsiniz.
Sırada İspanya var.
Fiestalar, siestalar, flamenkolar, keyif insanları İspanyollar.
İspanya'da şöyle tuhaf bir gelenek varmış arkadaşlar.
Şu anda yok muhtemelen.
İlanı aşk etme yöntemi bu.
Ibiza bölgesinde. Erkek evlenmek istediği kızın Ayaklarının yakınındaki bir hedefe silahla ateş ederek niyetini gösteriyor.
Az önce diyordum ya damatları niye dövüyorsunuz?
Razıyım ya bu nedir?
Bu tabii çok geçmişte kalmış bir gelenek.
Valencia'da erkek genç kızın penceresini ateş edermiş.
Mermiyi tavana eğer sıkabilirse niyetini göstermiş oluyormuş sağ olsun.
Bir an kendimi hayal ettim böyle kitap okuyorum.
Gayet sessiz sakin mumlarımı yakmışım.
Bir anda tabanca patlıyor.
Tavanda mermi.
Neymiş aşkını ilan ediyormuş.
Kütüphaneyi aşağı fırlatırım korkudan.
Yani şaka bir yana gerçekten şunu düşündüm.
Kaç genç kadın böyle ilana aşk edilecek diye hayatını kaybetti acaba?
Bunlar ne biçim gelenekler ya?
Bir de hoşlandıkları kızın evinin duvarını boyayan erkekler varmış İspanya'da.
Kilise yürüyüşlerinde gelin ve damadın önünü kesme geleneği var.
Bizim gelin arabasının önünü kesenler gibi.
Katalanya bölgesinde yol kurdelelerle çevriliyor.
Ancak damat para verirse o kurdeleden böyle küçük bir parça kesiyorlarmış.
Gelinin gelinliğine iliştiriyorlarmış.
O şekilde yola devam edebiliyorlar.
Santander bölgesinde gelini bir gece önce damadın yakın bir arkadaşı, bekar bir arkadaşı.
kaçırıyor. Damat gelini geri alabilmek için arkadaşına bir miktar para ödemek zorundaymış.
Gerçekten İspanyollar.
Enteresan. Ve Katalonya'da gelinin ayakkabısını çalanlar varmış.
Hani damat para verene kadar gelinin ayakkabısını geri vermiyorlarmış.
Ve gelinle damadın yatağına zil takılıyormuş.
Yatağın vidalarını sökenler mi ararsınız?
Ne muziplikler. Yani.
Bir de kırbaçlama olayı var arkadaşlar İspanya'da evlerden Irak.
Cuma günü bir grup genç özellikle bunlar sevgililerini etkilemek isteyen aşıklar.
Bu İspanyollar da aşkına eşkıya baya Madrid sokaklarında kendilerini kırbaçlıyorlarmış vakti zamanında.
Şu an yoktur diye düşünüyorum.
Sevgililerin evlerinin önünden geçerken böyle kan revan içinde geçtikleri için bu genç kızlar için gurur veren bir olaymış.
Ve bu gelenek 20. yüzyıl öncesine kadar varmış arkadaşlar.
Tipik İspanyol düğünlerine baktığımız zaman Nedime ve Sadıç yerine sadece padrino adı verilen büyükler yer alıyor.
Gelinin babası ya da damadın annesi oluyor bu genelde.
Nikahtan önce gelini damadın görmesi burada da uğursuzluk sayılıyor.
Evlilik yemininden sonra damat geline bir kese içerisinde 13 adet gümüş sikke veriyor.
Buna aras adı veriliyor ve burada da kravat kesme geleneği var.
İskoçya'ya bakıyoruz.
İskoçya'da Vikingler zamanında evlilikler açık artırma yoluyla yapılıyormuş ve düğün öncesinde gelinin yakınları salça, yumurta gibi böyle kokulu renkli gıdaları karıştırarak gelinin
üstüne başına sürüyorlarmış.
Onu o şekilde gezdiriyorlarmış ve bunun anlamı evlilikte karşılaşacağı zorluklara katlanmasıymış.
Evlenmeden önce çiftler birbirlerinin ayaklarını yıkıyor.
Bu evlilikte alçak gönüllülük anlamına geliyor İskoçya'da.
Bazı bölgelerde ise damadı sıkıştırıp böyle elini kolunu bağlayıp her tarafına un, şeker, pekmez, kum.
Bunları döküyorlarmış. Abi niye bu adamlara böyle işkenceler yapılıyor?
Çok tuhaf gelenekler ya.
Bir de yine İskoçlarda böyle el ele tutuş olarak yapılan özel bir evlilik sözü, seromonisi var.
Hand fasting deniliyor buna.
Ve el ele tutuşurken ellerini birbirlerine bağlıyorlar çiftin.
Bir de yine İskoçya'da deneme evliliği diye bir şey var.
Bu bir günde sürebilir, bir senede sürebilir.
Bu süre zarfında eğer çift ayrılırsa evlilik orada bitiyor.
İşte diyelim ki çocukları oldu.
O çocuk meşru sayılıyor.
Rusya'daki evlilik gelenekleri batıya göre çok farklı.
Mesela işte alyansını sola takan kadın boşanmış ya da eşini kaybetti anlamına gelebiliyormuş.
Sağa takıyorlarmış alyanslarını genelde.
Düğünde ise gelinle damadın öpüşmesi ne kadar uzun sürerse o kadar iyi sayılıyormuş.
Evliliğin uzunluğu anlamına geliyor.
Burada da yine düğün töreninde gelini kaçırıyorlarmış.
Damadın bir miktar para ödemesi gerekiyor gelini almak için.
Yunanistan'da gelinin ayakkabısına altın koyarlarmış.
Düğünde davetli sayısının tek olmasına dikkat ediliyor.
Çünkü uğursuzluk alameti çift sayılı davetli.
Sadıç düğün günü damadı tıraş ediyor.
Aynı bizdeki gibi gelinin ayakkabısının altından ilk kimin adı silinirse onun ilk evleneceğine inanılıyor o grubun içerisinde.
Bir de eski çağlarda çok kötü bir gelenekleri var.
Evlenecek çiftin üzerine davetliler sıkı tutunup tükürüyorlarmış.
Hayal bile edemedim bunu.
Şans getirdiğini düşünüyorlar.
Şu anda da dedim var mı acaba böyle bir şey?
Şu anda tükürüyormuş gibi yapıyorlarmış sağ olsunlar.
Tabii ki her yerde yoktur ama.
Yani bu eski bir gelenekmiş Yunanistan'da.
Kuzey Almanya'ya baktığımız zaman bekarlığın sona ermesi gelinin südyenini yakarak kutlanıyor arkadaşlar.
Damatta pantolonunu yakıyormuş bekarlığın bitti diye.
Testereyle odun kesme adetleri var Almanlarda bazı bölgelerde.
Gelin ve damat karşılıklı böyle odun kesiyorlar.
İşte südyen yakıyorlar, pantolon yakıyorlar.
Yine daha masum az öncekinden.
Finlandiya'da ise flört eden çiftlerin bir gece aynı odada vakit geçirmesi gibi bir adetleri var.
Ama asla cinsellik olmadan zaten ailelerinin gözetiminde oluyormuş bu.
Aile dışından olanlar düğüne davet edilmiyor Finlandiya'nın bazı bölgelerinde.
Poltarabend diye bir gelin partisi var.
Bu da gelinin veda partisi gibi.
Gelini böyle arkadaşları değişik bir şekilde giydiriyor.
Gelin kapı kapı dolaştırılıyor ve kasaba halkından para toplanıyor.
Gelin tacı çok önemli.
Bazen bir hafta o taçta gezmesi isteniyor bazı bölgelerde.
Norveç'te ise düğün tacı çıkarma diye bir seromoni var.
Gelin bekar kız arkadaşlarından birine gözleri kapalı.
bir şekilde tacını veriyor.
Hani hangi arkadaşına denk gelirse taç kime giderse onun evleneceği düşünülüyor.
Bizde hani gelin gözlerini kapatıp çiçeği atıyor ya kime denk gelirse onun evleneceği düşünülüyor.
Aynısı orada da var ama taç şeklinde.
Kolombiya'ya baktığımız zaman Düğüne davetli olan bekar erkekler gelinin elbisesinin altına ayakkabılarını bırakıyor.
Damat bu ayakkabılardan birini rastgele seçiyor.
Ayakkabısı seçilen kişi kimse onun yakın zamanda evleneceği düşünülüyor.
Arjantin'de gelinler gelinliklerinin altına mavi bir eteklik giyiyormuş.
Bunun şans getirdiği düşünülüyor.
Hindistan'da bölgelere göre tabii çok fark ediyor Hindistan'daki evlilik gelenekleri.
Mesela Kuzey ve Batı Hindistan geleneklerine göre gelin evlendiği zaman ismi değişiyormuş.
Gelinin yeni adı damadın astrolojik haritasına göre belirleniyor.
Çin'de de astrolojik harita çok önemli evlenmeden önce.
Bihar bölgesinde gelin eve geldiği zaman başına böyle kocaman bir küp koyuluyor.
Her 5 dakikada bir üzerine başka bir kap ilave ediliyor.
Eğer gelin bunları dengede tutabilirse evliliğinde de dengeyi koruyacağı düşünülüyor.
Yine Bihar bölgesinde gelinin annesi düğüne davet edilmiyormuş.
Uğursuzluk sayılıyormuş. Hint düğünleri mehendi adı verilen gündüz kınasıyla başlıyor arkadaşlar.
Kız kınası. Gelinin iki kaşının ortasına böyle bindi adı verilen kırmızı bir nokta yapıştırıyorlar.
Bu noktanın üçüncü gözü temsil ettiği düşünülüyor.
Sonra kına yakılıyor ve gelinler sari adı verilen böyle bol işlemeli kumaştan özel bir kıyafet giyiyorlar.
Mutlaka görmüşsünüzdür.
bazı bölgelerde evlenecek çiftin astrolojik haritasına bakılıyor.
Eğer uyumsuzsa iptal ediliyormuş evlilik.
Damat gelini almadan önce baştan aşağı kırmızı giyinip gidiyormuş.
Daha dünyada pek çok ülke var.
Hepsinde böyle farklı farklı evlilik ritüelleri var.
Bizim ülkemizde de her şehirde bambaşka bir gelenek var.
Sizin memleketiniz neresi arkadaşlar ve nasıl gelenekleriniz, görenekleriniz var?
Evlilik konusunda bana Instagram'dan yazın.
Çok merak ediyorum. Paylaşacağım onları.
Confucius'un şu sözüyle bitirelim bu bölümü.
Eş seçmek kitap seçmeye benzer.
İyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir ama içeriği sağlam olmadıkça sonunu getirmek zordur demiş Confucius.
Altıntaş Online Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalardaki linkten Altıntaş Online'ın birbirinden güzel mücevheratlarını hemen inceleyebilirsiniz.
Bu pazartesi yeni bölümle tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
