
Altınyıldız Classics’ten Üniversite Öğrencilerine Özel % 15 İndirim!
https://www.altinyildizclassics.com/magaza-kampanyalari-s
Yukarıda yer alan linke tıklayan üniversite öğrencileri edu.tr uzantılı mail adresi ile sayfaya kaydoluyor, e-mail adresine gelecek olan kodla Altınyıldız Classics mağazalarında %15 indirim kazanıyor
Detaylar için: https://www.altinyildizclassics.com/magaza-kampanyalari-s *
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri için: Tıklayın
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Bu bölüm "Altınyıldız Classics" hakkında reklam içerir*
Transkript
Altın Yıldız Klasik'sin sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün kuşakları konuşalım istedim.
Özellikle son zamanlarda bence çok sık duyuyoruz.
X, Y, Z kuşağını biraz bu konuya açıklık getirelim istedim.
Hatta en çok da Z kuşağını duyuyoruz bence.
Önce TDK'nin kuşak tanımından bahsedeyim.
Buna da hep böyle TDK diye isim geliyor.
Doğrusu TDK arkadaşlar.
Türk Dil Kurumu. Kuşak yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını ve dolayısıyla tabii benzer sıkıntılarını, benzer kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü
olmuş kişilerin topluluğu olarak tanımlanıyor TDK'de.
Ve psikolojik açıdan tanımına baktığımız zaman bir araya kümelenmiş yaş gruplarındaki bireylerin...
kişilik gelişimlerinde meydana gelen değişim evrelerinin yansıması ve ortak deneyimleri paylaşma olarak tanımlanıyor.
Ve genel olarak yapılan tanımlamalara baktığımız zaman her kuşak arasının 20 ila 25 yıl olduğu belirtilmiş.
Kendi doğumumuz ile çocuk sahibi olma yaşımız arası değil mi?
En az 20-25 sene.
Hani bir söz vardır ya, insan içinde yetiştiği çağa babasından daha iyi benzer diye bence çok doğru.
Doğduğumuz dönem aşağı yukarı karakterimizi belirliyor.
Merve bu kuşak kavramı nereden çıkmış derseniz Alman bir sosyolog Karl Mannheim ilk kez bunu ortaya atmış.
Bununla ilgili bir makalesi var işte bu makaleyi böyle genel olarak özetleyecek olursam sizlere.
Kuşak kavramı yaş olarak 20 ila 25 yıllık yani belirli bir aralığı kapsıyor.
Toplumun tarihini, kültürünü ve sosyal deneyimlerini yansıtıyor.
Bir de bu araştırmalarda benim çok ilgimi çeken kuşakların dönemleri ve döngüleri oldu arkadaşlar.
Bu kuşaklar hakkında Strauss ve Howe kuşak teorisi böyle bir kitap var.
Şimdi bu iki teorisyen yani Strauss ve Howe inceledikleri tarihsel kuşaklarda dönüş adını verdikleri kuşakların arasında meydana gelen olayları konu edinen teorik bir örüntüden bahsederler.
Bu gerçekten çok çarpıcı geldi bana ama kuşaklar arasında oluşan bu örüntünün anlaşılabilmesi için yani daha sağlıklı anlaşılabilir olması için neyi bilmemiz gerekiyor?
İnsanlık tarihinin tüm sekulasını yani sekula bir insanın olası yaşam süresi.
Neslinin tamamen yenilenme süresidir.
Bir insan kaç yıl yaşar maksimum?
Hadi 80 olsun 100 olsun değil mi?
Buna sekula diyoruz. Aşağı yukarı 80 demişler.
İnsanlık tarihinin tüm sekulası boyunca ortaya çıkan 4 arketipten bahsediyorlar bize.
Birinci arketip peygamber nesli arkadaşlar.
Şimdi bu nesil... Krizler döneminin sonrasında ortaya çıkan ve ahlaki değerleri önemseyen ve kriz döngüsünden sonra ortaya çıkan ve gelecek nesillere rehberlik eden grup peygamber
nesli demişler buna. Yani peygamber nesli bir yükseliş sırasında doğar diyorlar.
İkinci arketip göçebe nesil.
Bunlar da kriz sonrası yaşanan süreçte korumasız olan işte kriz sonrası ortaya çıkan o yeni düşünce sistemine yabancılık yaşayan.
Yetişkinlerden oluşan grup.
Yani göçebe kuşağı uyanış sırasında doğar demişler.
Üçüncü arketip ise kahraman nesli.
Bunlar da uyanışın ardından daha fazla koruma altında olan çocuklar olarak büyümeye başlayan ve bir krizin kahramanı olanlar yani kahraman nesli çözülme sırasında doğar arkadaşlar.
Ve son olarak dördüncü arketip sanatçı nesli kriz sırasında koruma altında çocuklar olarak büyürler ve krizin ardından hassas genç yetişkinler olarak olgunlaşırlar.
Uyanış sırasında kararsız orta yaş liderleri olarak özgürdürler ve uyanışın ardından empati kurabilen yaşlılar olurlar.
Yani peygamber nesli dediğim gibi bir yükseliş sırasında doğar, göçebe nesli uyanış sırasında, kahraman nesli çözülme sırasında ve sanatçı nesli de bir kriz sırasında doğar demişler.
Yükseliş, uyanış, çözülme ve kriz dedik 80 yılda bir dedik.
Şimdi bu dört döngüsel süreçten biri olan yüksek yani yükseliş peygamber nesne dedik ya bu baby boomer yani 1943-1940 arası doğanlar bunlar toplum yaşamına
bir yenilik getirir ve bu döngüde artık yeni bir düzen vardır.
İnsanlar krizi ardında bırakarak o evde ettikleri başarıdan memnuniyet duymak isterler ve bu döngü ticari, refah, kurumsal dayanışma, siyasi istikrar yaratabilir.
Kamuyu ilgilendiren önemli tartışmaların amaçlara yönelik değil araçlara yönelik kabul edildiği bir dönem.
Güvenlik bu dönemde önemli bir ihtiyaç.
Bireylerin hizmet ettiği toplumun bir amacı var.
Etik olmayan durumlardan utanç duymak en üst seviyede.
Cinsiyet ayrımı yine üst seviyede.
Göçebe yani X kuşağı 1961 ile 81 arası uyanış döngüsü diyoruz buna.
Burada da kurumlara karşı bir meydan okuma var.
Artık dış dünyanın önemsiz olduğunu görüyoruz.
İç dünyaya, maneviyata bir çekiliş var.
Ruh ve anlam bilimin ötesine geçer bu süreçte.
Kamu düzeni bozulur, suç ve madde kullanımı artar.
Cinsiyet ayrımları daralır, eski kültürel rejimler gözden düşer.
Çözülme döngüsü yani Y kuşağı dediğimiz dönem 82-2004 arası doğanlar kahraman dediğim dönem.
Burada da ruhsal doğuşlar, ahlaki protestolar ve yaşam tarzı deneyimleri öne çıkıyor.
İnsanlar oldukça pragmatik, özgüvenli ama yurttaş bilinçleri de oldukça zayıflamış.
Halk ötekilere karşı hoşgörüsüz.
Cinsiyet farklılıkları en az seviyede ve insanlar artık toplu olarak eyleme geçemiyorlar.
Yaklaşan bir halk felaketi var ama insanlar çok kayıtsız ve donuk.
Ve son olarak Z kuşağı yani kriz döngüsü 2005 sonrası.
Burada da krizde süreci hükümet yönetiyor.
Engeller toplulukça ortadan kaldırılıyor ve yıllardır değişime direnen yasalar, gelenekler bir kenara itiliyor.
Sesim de gidiyor bu arada.
Arada gidip geliyor.
Hala geçmedi ya. Yaşam tarzına kısıtlamalar geliyor.
Sıkı kamu düzeni özel risk alınmasını azaltıyor.
Çocuklar yoğun bir koruma duygusuyla yetiştiriliyor.
Değerler artık gençler tarafından yaşlılara bırakılıyor.
Onlar da tüm enerjilerini dünyevi başarılara yöneltiyor.
Ve küreselleşmenin de etkisiyle her yeni kuşak hayata yeni değerler, farklı alışkanlıklar ve davranış tarzlarıyla atılıyor.
Şimdi az sonra X, Y, Z hepsini tek tek açacağız.
Ama öncelikle şundan bahsetmek istiyorum.
Neden kuşakları böyle harflerle simgelemişiz?
Bunun geçmişi aslında çok da uzak değil.
Yani 1991 yılında Kanadalı bir yazar var.
X kuşağının adını veren kişi o zaten.
Bir kitabı var. X kuşağı hızlanan kültür için masallar diye bir kitap.
Burada bize sadece X deyin diye bir cümle geçiyor bu kitapta.
Ve burada 2. Dünya Savaşı'ndan sonra doğan neslin bir önceki kuşaktan yani savaş görmüş kuşaktan Daha farklı özelliklere sahip olduğu anlatılıyor.
X kuşağı yani kimliksiz kuşak.
Onun bu tanımı o kadar çok tutuyor ki sosyolojik bir akımın başlangıcı oluyor arkadaşlar.
Sonra da aynı kuşağın diğer yazarları Y ve Z olarak işte gelecek kuşakları tanımlıyor.
Bu şekilde X, Y, Z ortaya çıkıyor.
Ve 2010 sonrası doğanlara da alfa kuşağı denilmiş son olarak.
Ve kuşak oluşumuna sebebiyet veren temel nedenlerin toplumun yaşadığı siyasal Ekonomik ve tarihi olayların etkisi olduğunu bilelim.
Şimdi genel olarak toparlayacak olursak sessiz kuşak 1923 ile 45 arası doğanlar.
Baby boomer yani savaş sonrası bebek patlaması dönemi 1946 ve 64'e tekabül eden dönem.
X kuşağı 1965-1979 arası.
Bunlar böyle birkaç yıl oynayabiliyor az sonra değineceğiz.
Y kuşağı 1980 ile 1995 arası.
Z kuşağı da 2000 sonra.
Orası doğanlar. Şimdi her kuşağın kendine ait bir takım tarihi birikimleri var.
İşte bu kuşakları ayıran şey zaten bu.
Tarihi birikimler. İkinci dünya savaşı görmüş biriyle.
Biz nasıl aynı kefede olabiliriz ya?
Veya hiç teknoloji görmeyen birisiyle.
Ki zaten her kuşak kendinden önceki kuşağı daha tutucu, daha geri kafalı buluyormuş.
Ve kendinden sonraki kuşağı da saygısız bulanların sayısı da epey fazla.
Saygısız, sorumsuz diyenler çok fazla.
Yani hiçbir kuşak birbirini beğenmiyor baktığınız zaman.
Bu konu hakkında da Sümer oluğumuz dünyalar tatlısı Muazzez İlmiyeç'i şu anda 108 yaşında bu arada diyor ki Sümer tabletlerinde bu gençlik nereye gidiyor diye bir yazı görmüş.
O yazıyı gördüğümden beri gençleri sorgulamıyorum diyor Muazzez İlmiyeç'i.
Bence çok haklı yani ta o zamanda bile varmış düşünsenize Sümerler döneminden bahsediyorum.
Yani aslında bir neslin kendinden sonra geleni beğenmemesinin nedeni değişimi bence kabullenememesi gibi geliyor bana.
Betül Mardin'in TED konuşması var ya kendisi 96 yaşında ona da bayılıyorum.
Türkiye'nin ilk halkla ilişkiler uzmanıdır Betül Mardin.
Diyor ki ben teknolojiyi bilmek zorundayım.
Çünkü bir torunum var ona ayak uydurmak zorundayım.
Onunla iletişimde kalabilmek adına, dünyayla entegre olabilmek adına bunu yapmak zorundayım diyor 96 yaşında.
Aslında olay bu bence.
Yani değişime ayak uydurabilmek, çağa ayak uydurabilmek.
Çünkü dünya hiç durmadan değişiyor ve değişmeye devam ediyor.
Teknoloji değişiyor, moda değişiyor sürekli.
Altın Yıldız Klasiks de bu değişime daima ayak uyduranlardan biri mesela.
Ve bence gençlerin şıklık dilinden en iyi anlayanlardan.
Neden? Çünkü gençlerle sürdürülebilir bir ilişki kurmak için oldukça çok çaba harcıyorlar.
Yani onların içinde bulundukları şartlar, duyguları, düşünceleri, olaylara bakış açısı bunlardan ilham alıyor Altın Yıldız Klasiks.
kuşak. Asla değişmeyecek tek şey var.
Tabii ki nitelikli eğitimin önemi.
Altın Yıldız Klasik'sin buradan hareketle oluşturduğu bir proje var.
Her mağaza bir öğrenci projesi.
Birleşmiş Milletler'in 17 küresel amacından biri ve bunu odak noktalarına almaları bence çok kıymetli.
Bu proje kapsamında Altın Yıldız'ın her mağazası bir öğrenciye eğitim bursu imkanı sağlıyor arkadaşlar ve aynı zamanda yarı zamanlı iş imkanı staj ve istihdamlarında da öncelik
sağlıyorlar ve bu öğrencilerle sürekli iletişim.
Onları tüm şirket içi eğitim projelerine, etkinliklerine dahil ediyorlar.
Amaçları da nitelikli bir birliktelik kurmak.
Bunun için çabalıyorlar ve en büyük motivasyonları elbette ki o öğrencilerin ışıldayan gözleri olsa gerek.
edu.tr kampanyalarıyla gençlerin mezuniyetinde, iş hayatına başlangıçlarında ve günlük hayatlarında yanlarında yine Altın Yıldız Klasik's var.
Bu kampanya sadece üniversite öğrencilerinin yararlanabileceği bir şekilde edu.tr uzantılı mail adreslerine özel avantajlar sunan bir kampanya.
Merve bu kampanyadan nasıl faydalanabilirim?
Şöyle öncelikle tabii ki üniversite öğrencisi olmanız lazım.
Açıklamaları bırakmış olduğum linke tıklayarak edu.tr uzantılı mail adreslerinizde hemen kaydolabilirsiniz.
Sonra e-mail adresinize bir kod gelecek.
Bu kodla Altın Yıldız Klasik mağazalarındaki 1500 TL ve üzeri alışverişlerde %15 indirim kazanacaksınız.
Mezuniyet törenleri de yaklaşıyor diye biliyorum.
Ben böyle Altın Yıldız Klasik'si inceledim.
Ekstra, slim fit, dar, çok güzel takım elbiseler var.
Mutlaka bir göz atın derim açıklamalara bırakmış olduğum linkten.
Hadi o zaman kuşaklara devam edelim.
Şimdi artık tek tek kuşakları anlatmaya başlıyorum.
Öncelikle sessiz kuşakla başlamak isterim.
Gelenekçi kuşak.
1923-1945 arasında doğanlar, 1900 ile 1945 arasını baz alan araştırmacılar da var bu arada.
En büyük nesil, en uyumlu nesil gelenekçiler.
Gaziler, radyo bebekleri de deniliyor bu nesil için.
Büyük buhranı gördüler yani 1929-39 arası.
İkinci Dünya Savaşı'nı gördüler 1939-45 arası.
Ve bu kuşağın içerisinde bulunduğu iki önemli kırılma bu arkadaşlar.
Büyük buhran ve İkinci Dünya Savaşı'nı gören nesil sessiz kuşak.
Ve bu iki kırılma sonrasında yaşanan işsizlik, ekonomik sıkıntılar bu kuşağı ister istemez tasarrufa yönlendirmiş.
Ve sonunda da doğum oranlarının pek artmadığı...
Bu dönemde kıtlık gören bir nesil dediğim gibi.
Sessiz kuşak acılar ve yokluk bunalımıyla yoğrulmuş.
Yani diğer adıyla savaş kuşağı.
Türkiye'ye baktığımız zaman sessiz kuşak 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla atamızın geliştirdiği devrim ve inkılapların ortaya çıkması.
Halkçılık ilkesiyle dayanışmacı bir toplum olduğunu görüyoruz ama ister istemez o yaşanan dünya savaşı ülkemizi de zor şartlara sürükledi.
Doyumu aramayan bir toplum oluştu bu dönemde.
Yani hep doyumlarını erteleyenler, otoriteyi tanıyan bir kuşak, oldukça dürüstler, hiyerarşiye, emir komuta zincirine oldukça uyumlular.
Yaptıkları işe kendilerini adıyorlar, gelenekselciler, kuralcılar ve sabır eşiklerinin oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Muhafazakarlar özellikle de iş hayatlarında muhafazakar ve gelenekselci olduklarını da söyleyebiliriz.
Otoriteye olan yüksek saygılarından dolayı sessiz kuşak adını almışlardır.
Hayatlarında bir action yoktur.
Yani rutini severler.
Hayal güçleri oldukça zayıftır.
Yaşadığı şeylerden dolayı bu arada bu neslin bunlar başlarına geliyor.
İş ve çalışmak onlar için daima bir zorunluluktur.
Hayatı devam ettirmenin tek şartı çalışmaktır.
Konforlu bir hayatı düşünmezler düşlemezler.
Hayat standartları için çalışırlar sadece.
Ve kendilerini, ailelerine, işlerine ve topluma adadıklarını görüyoruz.
Yeniliklerle oldukça geç tanışmışlardır.
Mali açıdan hep temkinlidirler.
Görev anlayışları da her zaman keyiften önce gelir.
İşlerinde uzmandırlar ve işin ehlidirler arkadaşlar.
Bu sessiz kuşaktı.
Sırada baby boomerlar var.
Yani bebek patlaması 1946 ve 64 arası.
Bu da 2. Dünya Savaşı'nın hemen ardından.
Hani askerler evlerine dönüyor ya artık.
Savaşın etkisi. İleri böyle yavaş yavaş geçmeye başlıyor.
İşte sosyal destekler geliyor.
Refah düzeyi bir tık artıyor ve sonunda da hop bebek patlaması kuşağı ortaya çıkıyor.
İnsanlar biraz rahatlayınca hemen üremeye başlıyorlar.
İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından yaşanan nüfus patlamasına doğan bir milyar bebek Baby Boomer ismi verildi bunlara.
Soğuk savaş kuşağı da denir bu arada.
Bu nesile baktığımız zaman işte büyüme, refah, mal ve hizmete önemini ağır bastığı bir dönem bu dönemde.
yetişiyorlar ve sayıca çok fazla olduklarından dolayı toplumu da ciddi şekilde değiştiren bir kuşaktır Baby Boomer.
Güdümüzün emeklileri yani şu anda iş dünyamızın asıl yaratıcıları onlar tabi o zamanlar erken emeklilik olduğu için genç yaşta emekli olup unlarını eleyip eleklerini asmışlar yerlerini de X
kuşağına bırakmışlardır.
Dolayısıyla X kuşağında erken yaşta yönetici olabilmiş bir sürü insan vardır bu sayede.
Bu dönem radyo yılı arkadaşlar.
Radyonun altın yıllarını yaşandığı dönem ve 1946 ile 64 arası.
Artık insan hakları hareketlerini görüyoruz.
Çok partili döneme geçiş gibi olaylar yaşanıyor.
Dünya ekonomisi kötü.
İş bulanlar iş bulduğuna şükrediyor.
Köyden kentten G3 dönemi var.
Artık böyle kadınlar da çalışmaya başlıyor fabrikalarda falan.
Aile podcast'ımda sanırım anlatmıştım bu kısmı.
Ve yine bu dönemde 27 Mayıs 1960 darbe oldu biliyorsunuz.
Bu da kriz anlarında soğukkanlılık.
Bir nesil yetiştirdi aslında.
İyi yaşam standartlarının sadece çok çalışarak kazanabileceğini düşünen bu kuşak insanları şimdi çok çalış ileride karşılığını alacaksın düşüncesini benimsemişlerdir.
Ve anı yaşama kalpe diyen felsefesine çok uzak bir nesildir.
Hep böyle geleceğe dönük yaşamıştır baby boomerlar.
1927 sonrasına baktığımız zaman işte 40-45 arası nüfusun bir tık düştüğünü görüyoruz Türkiye'de.
Çünkü 1922 öncesi dönemde hep savaşlarla boğuştuk.
Yani o dönem nüfus çok azaldı zaten.
İkinci Dünya Savaşı'na girmedik belki ama tedbir amaçlı erkek nüfusu silah altına alındı ve savaş ekonomisi uygulandı.
Açlık bir yandan hastalık bir yandan yoksulluk bir yandan gerçekten çok zor zamanlar yaşandı.
Ama dediğim gibi 2. Dünya Savaşı sonrası nüfus artışı çok hızlı bir ürüne kazandı.
Fakat ülkemizde 60-65 yılları arasında nüfus artışımız böyle bir tık düştü.
Çünkü Türkler Avrupa'ya ucuz işçi olarak gitti bu dönemde.
Almanya'ya gidildi, Almancılık başladı.
Bu kuşağın amacı gelecekte rahat edebilmek arkadaşlar.
O yüzden şimdi çalışmak.
Yani Baby Boomer'ların olayı bu.
Vietnam Savaşı'nı gördüler.
DNA bu zaman diliminde keşfedildi.
Küba devrimi oldu. Türkiye çok partili döneme geçti.
6-7 Eylül olayları yaşandı.
27 Mayıs darbesi yaşandı.
TRT radyo yayınına başladı.
Kennedy, Martin Luther King hep bu kuşaktan.
Ve bu insanların ebeveynleri sessiz kuşak mensupları az önce anlattıklarım.
Yani babaları savaş görmüş bir nesil Baby Boomer'lar.
Bir de tabii travmaları var bu insanların.
Baby Boomer'lar tabii ki sessiz kuşak mensuplarına göre eğitim alanında çok daha şanslı bir nesil olduğunu söyleyebiliriz Baby Boomer'ların.
Şimdi yavaş yavaş X'e doğru gidiyorum.
Hani Baby Boomer'ın çıkışına geldim.
1960'lı yılların sonuna baktık.
Baktığımız zaman artık dünya genelinde üniversitelerde siyasi hareketlenmelerin başladığını görüyoruz.
Çünkü artan okul sayısı eğitim olanaklarında da bir takım farklılıklar sağlıyor.
Farklı ideolojiler artık doğmaya başlıyor.
Etealiyle de çatışmalar başlıyor.
Ve bu kuşak dünyayı değiştirebileceğine inanan bireylerden oluşuyor Baby Boomer'ler.
Baby Boomer'ler zaten 68 Gençlik Hareketi'nin de mimarıdır aynı zamanda.
Ebeveynleri dediğim gibi sessiz kuşak, muhafazakar bir kuşak ve onlar...
Bu tutuculuğa karşılar.
Bu gelenekselliğe karşılar.
Ve ilk başta aileden başlıyorlar bu başkaldırıya.
Politik doğruluğa önem veriyorlar.
İdealistler. Savaş ve hükümet karşıtıdırlar.
Sorgulayıcıdırlar. Aynı zamanda bireyciler ve bohemler.
Çok sayıda görevi aynı anda yapabiliyorlar.
Takım odaklılar.
Krizle çok güzel bir şekilde baş edebiliyorlar.
Ve fark yaratan bir nesil.
Özellikle baby boomerların sonu 68 kuşağı.
Hatta bu ikiz kuşağına da giriyor.
Şimdi X kuşağından bahsetmek istiyorum.
1965'te 80 arası o yüzden X kuşağına da giriyor 68 kuşağı.
Şimdi kayıp kuşak dediğimiz kuşak az önce X kuşağına kayıp kuşak demiştim hatırlarsanız.
Bu kuşakta bebek patlaması kuşağının çocukları.
Asi gençlik yani bu nesil en çok ilgiden alakadan yoksul kalan nesil arkadaşlar.
Çünkü bu dönemde boşanmaların çok arttığını görüyoruz.
Beybuburların anneleri artık iş hayatına atılıyor.
İşte hem annesi hem babası çalışan çocuklar var bu dönemde.
Ve X kuşağı mensupları en yalnız kalan çocuklar.
Ama özgüvenleri ve bağımsızlıkları da en gelişmiş olan nesillerden biri.
Yani kendi başının çaresine bakmayı zorla öğrenen nesil, öğrenmek zorunda kalan nesil.
65 ile 80 arası doğanlar.
Ve finansal açıdan ebeveynleri kadar iyi olmayan ilk kuşaktır X kuşağı aynı zamanda.
Çünkü bir de şöyle bir şey var.
Baby boomerlar çok çalışmak için yaşadı ama onlar yaşamak için çalışıyor X kuşağı.
Ve X kuşağı zamanında moda, spor, müzik gibi sektörlerde de artık büyük pazar alanları oluşmaya başlıyor ve bu kuşağın kişilik yaklaşımı özellikle müzik sektöründe kendini gösteriyor.
İşte rock, heavy metal gibi müzik türlerinin doğmasına neden oluyor.
Mesela Nirvana'nın Nevermind albümü X kuşağı iş yerinde otoriteye karşı itirazda bulunmayan ama otoriteden de etkilenmeyen bir kuşak.
Resmi hiyerarşik ilişkileri pek yok.
Yani Baby Boomer kuşağında şey vardır ya böyle işte her şeyi yapabilecek kadar güçlüsün.
Böyle bir motivasyonları var öyle büyütüldüler Baby Boomer'lar ama X kuşağı daha sinik onlara göre.
Hayat daha tehlikeli aman dikkatli ol bu mesajlarla büyüdükleri için bir tık daha sinik diyebilirim.
Ve bu kuşağın yetiştiği döneme baktığımız zaman küresel...
Dünyada etkisini çok fazla hissettiren petrol krizleri, ekonomik istikrarsızlıklarla geçmiş bir dönem yaşadılar.
68 kuşağı zaten öğrenci eylemleri demek değil mi?
Onlarla meşhur. Yani ideolojik çatışmaların, nirvanalarının yaşandığı bir dönem.
Ve artık yavaş yavaş evlerde televizyon görünmeye başlanıyor bu dönemde.
X kuşağının tanık olduğu en önemli olaylardan biri Berlin Duvarı'nın yıkılışı.
80 darbesi.
Yani 1960 ve 80 arası demiştim X kuşağı için.
80 darbesini gördüler, sağ sol çatışmalarını gördüler, petrol krizini gördüler, Vietnam Savaşı'nı gördüler.
Bu arada Vietnam Savaşı demişken farkındalık defterimde sizlere bir sürü belgesel önermiştim.
Onların arasında Woodstock belgeseli de var diye hatırlıyorum.
Yoksa da izleyin. 1965 senesinde 450 bin gencin katıldığı bir tarihi müzik festivali belgeseli.
Savaşa karşılar, hippiler barış istiyorlar, bunalımdalar, politik kaygılar içerisindeler.
Hadi düzenleyenler inanılmaz tecrübesiz.
Düşünsenize 50 bir kişi bekliyorsunuz bir anda yarım milyon genç geliyor.
Devamını anlatmayacağım izleyin.
Oldukça ikonik bir festivaldir.
Ve X kuşağı döneminde artık klasörden dosyalardan bilgisayarlara geçiş başlıyor.
Kadın erkek eşitliği konuşulmaya başlanıyor.
Ve X kuşağının lüksüne oldukça düşkün olduğunu biliyoruz.
İşte hep daha fazlasını isteyen bir nesil.
Daha çok para, daha yüksek standartlar, daha çok para kazanmıyor.
odaklı binesin. O yüzden de çok böyle çocuk sahibi olma derdinde değiller.
Ve bu kuşağın karşılaştığı ilk ciddi hastalık AIDS, HIV.
1980'de 90 arası genç X kuşağı üyelerine AIDS kuşağı da deniyor bu yüzden.
Ve genel olarak toparlayacak olursak X kuşağı için şunları söyleyebiliriz.
Teknolojideki gelişmelerden haberdarlar.
İşte ebeveynleri tarafından el üstünde tutulduklarını söyleyebiliriz.
Bağımsızlıklarına oldukça düşkünler.
İnsiyatif alırlar. Uyumlular, pragmatikler.
rekabetçiler, eğitimciler, liderliği önemsemiyorlar, otoriteyi pek takmıyorlar, resmiyeti pek sevmiyorlar.
Kurumlara karşı olma eğilimleri var ve sırada Y kuşağı var arkadaşlar.
1980 ile 1999 arası doğanlar Y kuşağı.
Bazı kaynaklarda 96 diye de geçiyor.
Bu kuşağı A nesli veya internet nesli de deniliyor.
İletişim, medya teknolojileri bunları çok yoğun bir şekilde kullandıkları için.
Değişime direnmeyen de bir kuşak aynı zamanda çünkü teknolojinin hızla geliştiği bir döneme denk geldiler.
Sınırları aşma, dünyayı gezme gibi idealleri var.
Birden fazla işi aynı anda yapabilen, hiyerarşiden hoşlanmayan, önceki kuşaklar tarafından narsist bulunan, yüzeysel ve hatta kendini beğenmiş olarak tanımlanan bir kuşak.
Ve bu kuşak 11 Eylül saldırısını gördü.
İnternetin gelişmesine tanık oldu.
Afganistan, Irak savaşı, piyasaların çökmesi bunları yaşadılar ve bu nesli televizyon büyüttü arkadaşlar.
Televizyon adeta bir bebek bakıcısı olmuştur ye kuşağı için ve aynı zamanda şımartılarak korunup kollanarak büyütülmüş bir nesil hata yapmasına pek izin verilmeyen bir nesil diyebiliriz.
Dizüstü bilgisayarlar, e-posta, cep telefonu, dijital kameralar, sosyal medya platformları.
Y kuşağının vazgeçilmezi.
Teknolojiyi boş zamanlarını geçirmek için kullanan bir kuşak.
Çok kolay iş değiştirebiliyorlar bu arada.
İş sadakatleri çok düşük olduğunu söyleyebiliriz.
Aynı zamanda hayatlarının sadece çalışmaktan ibaret olmasını da istemezler.
Ailelerinin ve yöneticilerinin verdiği kararları sorgularlar.
Hemen öyle otoriteye itaat etmezler.
Evlenme yaşlarının daha...
da yükseldiği bir nesiliye kuşağı erken evlenmenin azaldığı bir dönem.
Y kuşağının ebeveynleri baby boomerlar veya X kuşağı.
Yani teknolojiye uzak olan bir kuşak.
O yüzden ailelerini üstün görmüyorlar.
Kendilerini üstün görüyorlar.
Yani onlara çünkü teknolojiyi aktarmaya öğretmeye çalıştıkları için Y kuşağı.
Diyorlar ki biz sizden daha ilerideyiz öyle düşünüyorlar.
Bu da aslında kendilerini onlardan bir tık üstün görmelerini düşündürüyor diyebilirim.
Ama teknoloji ve internet bağımlılıkları oldukça yüksek olduğu için Y kuşağının dikkat...
dağınıklığı yüksek olan bir nesil.
Ve aynı zamanda kuşak çatışmasının da en yoğun olduğu nesil.
Aynı zamanda hem çalışan hem eğlenen bir kuşak.
X kuşağı ve anneleri helikopter anne.
Yani bir sorun olduğu zaman hemen helikopter gibi aşağı inip hop sorunu çözüp giden ebeveynlere sahipler.
Yani onlara oldukça destek olan ebeveynlerle büyüdükleri için özgüvenleri yüksek.
Eğitim ve gelişimi seviyorlar.
Yüksek adaptasyon yetenekleri var.
Ve yaşam amacı hayat Zatı yaşamak olan Y kuşağı aynı zamanda oldukça sabırsız, sebatsiz, şikayetçi, motivasyonu oldukça kolay düşen insanlar.
Ve Y kuşağının %70'i saat başı telefonlarını kontrol ediyormuş ve buna hayalet titreşim sendromu deniliyormuş arkadaşlar.
Tüm gününü ekranlarda geçiriyor Y kuşağı.
Yüz yüze iletişimde hiç iyi değiller ve Y kuşağına dijital yerliler de deniliyor aynı zamanda.
Y kuşağı üzerine yapılan araştırmalar bu kuşağın sosyal medyada günde ortalama 2 saat 38 dakika harcadığını gösteriyor bize.
Ve aynı zamanda 9'dan fazla sosyal medya platformuna üyeliklerinin bulunduğunu söylemişler.
Ve Y kuşağı X kuşağına göre politik süreçlere daha yoğun bir katılım gösteriyormuş.
2019'da mesela Türkiye'de yapılan seçimde Y kuşağı X'e göre %40 daha fazla bir katılım göstermiş.
Ve Y kuşağı maneviyatı olan ama çok dindar olmayan bir kuşak görüntüsü çiziyor.
Tarot, astroloji, meditasyon bu süreçte yükseldi.
Ve X kuşağına göre daha fazla yüksek okul mezunu var.
Y kuşağında daha eğitimli ve daha az çocuk sahibi olmayı tercih eden bir kuşak.
Aynı zamanda fast food dönemine de denk geldikleri için %70'inin daha orta yaşa bile gelmeden aşırı kilolu olacağı öngörülüyor.
Aynı zamanda kanser ve...
Obaziteyi de en sık yaşayan nesil.
Y kuşağını genel olarak toparlayacak olursam özgüvenli, kendilerinden emin, bağımsızlıklarına düşkünler, sosyaller, ruhaniler, en eğitimli kuşak.
Vatanseverler şehir standartlarına yaşamak istiyorlar.
Para harcamaya oldukça hevesliler.
Hırslılar ama o hırsın tam bir odak noktası yok.
Teknolojiye hakimler.
Ayrıcalık hislerinin çok yoğun olduğunu söylüyorlar.
Ebeveynleri tarafından oldukça şımartılmış bir nesil.
Eğlenceyi seviyorlar, ünvanı değil, yeteneğe saygı duyuyorlar, IQ'ları oldukça yüksek ama EQ'ları yani duygusal zekaları düşük ve ataerkil yapıdan çocuk erkeli yapıya geçmiş
bir kuşak, çocuk odaklı yaşıyorlar.
Aynı zamanda iş yerlerinde farklı kuşaklar varsa genelde en sevilen kuşağında yine Y kuşağı olduğunu söylemişler.
Takım çalışmasında da oldukça iyiler, siyasetten de oldukça iyi anlıyor Y kuşağı.
VVV sırada Z kuşağı var.
2000 ile 2010 ya da 1995 ile 2010 arasında doğanlar.
Teknoloji ile iç içe doğmuş internet kuşağı.
Her daim online ve kristal kuşak da deniliyor Z kuşağı için.
Oyuncak yerine akıllı telefonlarla, tabletlerle büyüyen, sokakta oynamayan bir nesil.
Tabii ki çok iyi yanları da var, çok kötü yanları da var her kuşakta olduğu gibi.
Mesela Y kuşağı aynı anda iki iş yapabilir demiştim ya.
Z kuşağı aynı anda birçok iş yapabilir.
İstedikleri bilgilere, teknolojiye oldukça hakim oldukları için çok hızlı bir şekilde ulaşabiliyorlar.
Ve hız isteklerinin sınırı yok.
Bu konuda çok sabırsızlar.
Ve gerçek anlamda küreselleşmiş bir kuşak diyebilirim.
İş yerlerini, işlerin yapılış şeklini kökten değiştirecek nesil Z kuşağı.
Ve Z'ler bağımsız olmayı çok seviyor.
Bunu istiyorlar. Takım çalışmasına yatkın değiller diyen nesiller gibi bireysel takım...
Kılmayı seviyorlar. Yazma yetenekleri sürekli sosyal medyada iletişim halinde oldukları için körelmiş.
Çünkü kendi aralarında böyle farklı, kısaltılmış bir dil kullanıyorlar.
O yüzden sosyalleşme becerileri de az.
Sürekli internette oldukları için yüz yüze iletişimde iyi değiller fazla.
Ve baby boomerlar renkli televizyon zamanına denk gelmişti.
Z kuşağının başında bilgisayar dünyası yükselişteydi.
Y kuşağında internet artık yaygınlaşmıştı ama Z kuşağı direkt internetin, teknolojinin içine doğmuş bir kuşak.
Çocukluklarını oluşturan dünya, savaşların, ekonomik daralmanın, terör olaylarının, yüksek işsizliğin, dijitalleşmenin nirvanasının olduğu dönem Z kuşağının ve
bunlardan mütevellit odaklanma becerisi de en az olan nesil bu dijitalleşmeden dolayı.
Özellikle de gençlerin odaklanma süresinin artık 8 saniyelere kadar düştüğü söyleniyor ve bu nesil boş zamanlarını genelde telefonda harcıyormuş.
Yani kitap okuyan bir nesil değil.
Ve Facebook 2004'te, YouTube 2005'te, Twitter 2006'da, Instagram'da 2010'da çıktı.
Yani onlar bunlar çıktığı zaman daha çok küçüklerdi.
O yüzden kullandıkları uygulamalar işte Instagram, Snapchat, TikTok bunlar daha fazla.
Facebook'ta zaten Z kuşağı yok diye düşünüyorum yani.
Z kuşağı sosyal medyada politikayla...
En az ilgilenen kuşakmış arkadaşlar.
Yani içerik olarak politikayla çok ilgilenmiyorlar.
Genelde kişisel sorunlarını, başarılarını, sosyal yaşantılarını sosyal medyada sergilemeyi tercih ediyorlarmış.
Ve önceki nesillere göre tabii ki flört biçimleri de değişmiş.
Artık sosyal medyadan flörtleşiyorlar zevk kuşağı.
Ve çocukluğunu, gençliğini, savaşlar, ekonomik bunalımlar, iklim krizleri, doğal varlıkların artık yavaş yavaş yok olmaya başlaması, çevre kirliliği.
işsizlik dönemine tekabül eden bir nesil Z kuşağı maalesef.
Cinsiyet, cinsel tercih, ırk ve siyasi eğilimler, kürtaj, dini yönelimler konusunda da önceki nesillere fark atacak derecede oldukça hoşgörülü bir nesil.
Amerika'da o siyahilere yapılan zorbalıklara dikkat edin.
Hep böyle genç beyazlar onların yanında destekçi oluyor.
Son zamanlarda Z kuşağından görüyoruz.
LBGTİ için de aynısını söyleyebiliriz.
Yani farklı yaşamlara karşı oldukça saygılı ve hoşgörülü bir nesil Z kuşağı.
Televizyon izlemiyorlar bu arada.
Genelde Netflix tayfa biliyorsunuz.
Hatta Spotify'cılar. Çünkü müzik onlar için oldukça önemli.
Dinledikleri müziklerle böyle kişisel tarzlarını belirttiklerini düşünüyorlarmış.
Ve genelde internetten bilgi edindikleri için hatta işte Google'lama diyoruz ya Google'lama yaptıkları için bilgi güvenirliklerinin düşük olduğu düşünülüyor.
Artık öyle şeyler çıktı ki yani Google'lama falan hikaye olacak.
Bu arada Z kuşağı Tabii ki Covid-19'u yaşadı.
Pandemiyi iliklerine kadar yaşadı.
Gençler okulları kapandı.
Online eğitim diye bir şeyle tanıştılar.
Buna mahkum oldular. Hala mahkumlar.
Üniversitenin ne demek olduğunu bilmiyorlar.
O yüzden sosyalleşemediler.
Uyku sorunları önceki nesillere göre çok daha yüksek.
Çünkü sosyal medyada çok fazla takıldıkları için daha az uyuyorlar.
Yani arkadaşlarıyla böyle yüz yüze iletişim kurup spor yapanlar falan daha çok uyuyormuş Z kuşağında.
Ama sosyal medyanın uyku kalitesi...
temizi düşürdüğü zaten aşikar bilinen bir şey ve kendilerinden önceki kuşaklardan daha endişeli oldukları söyleniyor.
Daha depresif oldukları nasıl olmasınlar ki diye sormak istiyorum.
Hiperaktivite de yine Z kuşağında çok fazla görülüyor.
Psikiyatrik sorunlar bu nesilde çok fazla.
Kız çocukları daha erken ergenliğe giriyor.
İlk regli olma yaşları oldukça düşük.
Erken ergenlik sorunu yaşıyorlar.
İşte astım sorunları, bağışıklık sorunları da var bu kuşakta.
Bu kuşakta yok yok.
Yani genel olarak Z kuşağı şu an gençlik çağını yaşayan kuşak diyebiliriz.
Derin uykusallar, iyi eğitimliler, teknolojiyle iç içeler ve bu sayede küçük yaşta dünyaya entegreler.
Yaşları küçük olsa bile bazı kuşaklardan kat be kat daha donanımlılar.
Gerçek dünyaya belki bir tık yabancılar hani sokağa binmiyorlar, hayatı pek tanımıyorlar, alışverişlerini genelde internetten yapıyorlar.
Otoriteyi sorguluyorlar bu arada, rutinden sıkılıyorlar, inovatif bir bakış açıları var, analitik bir zekaları var.
Ama bazıları günde 11 saat teknoloji kullanıyormuş.
Y kuşağı 2 saat 38 dakika demiştim ama Z kuşağı 11 saatmiş.
Z kuşağını daha iyi anlamak istiyorsanız Evrim Kuran'ın bir kitabı vardı.
Onu okuyabilirsiniz.
Gerçekten çok çarpıcı detaylar ve araştırmalar var bu kitapta.
Mesela altını çizdiğim yerlerden birisi şöyle.
Öykünülen hayatlar genelde genç yaşta çok para kazanmak ve çok ünlü olmaya dairdi.
Oysa rol modeli gencin geleceğini şekillendiren, ilham aldığı ve kararlarını verirken onların yaşamlarını bir turnu sol kağıdı gibi kullandığı kişidir.
Yani günümüzde adım başı fenomen falan görüyoruz ya belki de sebebi budur diye düşünüyorum.
Aslında Z kuşağına küresel köyün kaygılı çocukları demek de mümkün demiş Evrim Kuran.
Ve Z kuşağında Rıfat adlı bir çocuğun şu sözleri aklıma kazınanlardan.
Sokak sokağa çıkamayanlar için romantiktir diyor Rıfat adlı bir çocuk.
Kendisi sabahın beşinde kalkıp kağıt topluyor ailesine destek olabilmek için Z kuşağından.
Ve diyor ki eğer bir adalet varsa bu böyle gitmemeli.
Biz de çocuğuz oradan bakıldığında fark edilmese bile.
Yani ülkemizde yaşayan 25 milyon Z kuşağı var arkadaşlar ve hepsi farklı sosyoekonomik seviyelerden geliyor.
Onları anlamak için bence bu kitap biçilmiş.
Kaftan Z kuşağından çocuğu olan ebeveynler, onlarla çalışan öğretmenler bence mutlaka okumalı.
Evrim Kur'an bu alanda çok ciddi araştırmalar yapmış sağ olsun.
Bir de bu kitapta şöyle bir şey vardı hatırladığım.
İşte atölye dediğim zaman zengin bir çocuğun aklına gelen ne?
Fakir bir çocuğun aklına gelen bambaşka şeyler.
Hayal ediyor. Atölye resim yapılan yer, sanat yapılan yer.
Ama yoksul olan çocuk için atölye demek işte böyle el işiyle emek verdiği, ustalık çıraklık ilişkisinin olduğu işte ne bileyim torna çekildiği, belki araba tamiri yapıldığı bir yer gibi hayal ediyor.
Bu bana çok çarpıcı gelmişti.
Ve son olarak alfa kuşağı yani 2010 sonrası doğanlar.
Barış Manço diyor ki genç kuşağın Türkiye'yi daha iyi bir yer haline getireceğine inanıyorum.
Bizler onlara köstek olmayalım yeter demiş.
Bence çok haklı.
Şimdi alfa kuşağı ismini Yunan alfabesinin ilk harfinden alıyor.
Diğer adı da dijital kuşak ve 21.
yüzyılda doğanları kapsıyor.
Matrix kuşağı da deniliyor.
Doğdukları andan itibaren cep telefonlarıyla, görsellerle, videolarla aileleri tarafından oyalanmış kuşak.
Yemek yerken iPad izleyenler, hani her kuşağın unutulamayacak böyle hafızasına kazınan şeyler var ya, Covid-19'da Z kuşağı ve Alfa kuşağının unutamayacağı şeylerden, Alfa kuşağı hakkında
çok fazla bilgimiz yok çünkü süreç daha ilerliyor, ileride göreceğiz ne olacağını.
Ama kuşakları bilirsek, onları anlamaya çalışırsak, bizim gibi olmayanları acımasızca yargılamayız, daha farklı bir bakış açısıyla bakarız, hoşgörü sınırlarımızı da genişletiriz diye düşünüyorum.
Yani seni kendime ait yargılarla değil sana ait gerçekliklerle görüyorum diyebiliriz.
O yüzden değişime ayak uydurabilmek için kuşakları anlamalıyız, tanımalıyız.
Değişime daima ayak uyduran Altın Yıldız Klasiks'in sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Altın Yıldız Klasiks mezuniyetinizde, iş hayatınızda, günlük hayatınızda daima yanınızda.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten Altın Yıldız Klasik'si sizlerle inceleyebilirsiniz.
Beni Instagram'dan takip etmek isteyenler için adresim yine açıklamalarda olacak.
Merve ben de buradayım seni yeni keşfettim merhaba demek isterseniz bana bu adresten ulaşabilirsiniz.
Bu çarşamba müthiş bir konuyla tekrar karşınızda olacağım.
Kendinize iyi bakın hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
