
Yepyeni Flormar'ı keşfet! https://instagram.com/flormarturkiye?igshid=MzRlODBiNWFlZA== Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB
Farkındalık Defteri : https://tamadres.com/farkindalik-defteri-ciltli-ortamlarda-satilacak-bilgi-kitabi-244721-9786254497148 Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Flormar Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün son zamanlarda çok gündemde olan bir konuyla karşınızdayım.
Dişiyle enerji zaten bu konuyu da çok istemiştiniz.
Tabii ki yine bu işin uzmanlarından, onların görüşlerinden faydalandım.
Tammy Lynn Kent de onlardan birisi.
Fizik tedavi alanında uzman ve vücudun enerji kalıplarını okuma becerisine sahip.
Bütünsel bir kadın sağlık hizmeti sağlayıcısı.
Onun kitaplarından da faydalandım.
Hadi o zaman başlayalım.
Kadın bedenindeki gücü, ruhu ve neşeyi yeniden keşfeye çıkıyoruz.
Şimdi bu konunun biraz mistik bir tarafı var arkadaşlar.
Kadın bedeni için zaten teymi vahşi dişiyle özler.
Dişi dediğim zaman çoğumuzun aklına gelen ilk şey...
Bence bir cinsiyet yapısı ama dişi öz dediğimiz şey bunun çok daha ötesinde.
Yani bu konu üzerine çalışan en önemli isimlerin başında zaten bir Jung analisti olan Marian Woodman geliyor.
Woodman'a göre gerçek dişiyle özü bulmak oldukça zor.
Çünkü çok az insan onu deneyimleme şansına erişmiştir der.
Yani aslında dişiliğin unsurları evet bizi kuşatıyor ama dişili öz olarak tanımladığımız şey bu.
Onun gerçek formu değil der.
Peki neden bu kadar zor?
Çünkü aslında o dişil öz dediğimiz şey bizi hiç bırakmadı.
Biz onu bıraktık kadınlar ve erkekler olarak.
Dişilik dedim şimdi erkekler ne alaka ya demiş olabilirsiniz.
Şöyle ki... Kadın veya erkek hiç fark etmez.
Dişil ve eril enerji dediğimiz şey her iki cinsiyette de var.
Yin ve yang gibi karşıt kutuplar ama sürekli birlikte var oluyorlar.
Ve bu dualite olmak zorunda.
Geceyle gündüz gibi, soğukla sıcak gibi, iyi ile kötü gibi, dişi ile eril gibi.
Yin dişil olan taraftır, yang ise eril olan taraftır.
Dişil enerji durağın taraftır.
Eril aktif olandır.
Yani dişil enerjim düşükse eğer ne oluyor?
eril olan yoğun oluyor değil mi?
Bu da ne demek? Daha fazla aktif enerji demek.
Yani kadınların kadınsal döngülerinde problem yaratabilen bir şeymiş bu.
İşte doğurganlık, menstrual menopoz gibi süreçlerde problem yaşayabiliyormuşuz.
Erkeklerde de dişil enerji var dedim.
Eğer bu dişil enerjiyi dengeleyebilirlerse o enerji, dişil enerji erkeklere empati verir, şefkat verir, merhamet gibi özellikler getirebilir.
Ama dediğim gibi her iki tarafta da denge eser.
Az önce dişil enerji bizi bırakmadı.
Biz onu bıraktık dedim kadınlar ve erkekler olarak.
Ne demek istedim? Çünkü artık yeryüzünden son derece kopuk bir şekilde yaşıyoruz.
İçsel ritmimizi adeta kaybettik diyebiliriz.
Modern dünyada çılgınca bir hızda yaşıyoruz ve dişil öze ulaşmak için Onunla yeniden temasa geçmek için kadın bedenine geri dönmeliyiz der Temel'in.
İçerideki pelvik alana geri dönmekten bahsediyor.
Yani kadın bedenindeki dişi ile özün varlığını destekleyebilecek kapasiteye geri dönmekten bahsediyor.
Kadın bedeni ile yeryüzü arasındaki benzerlikten bahseder Temel'in.
Kök, dişi ile alan ve bahçe kelimelerini kullanıyor.
Toprak ile bedenimizi özdeşleştirmesi çok güzel.
Hani toprak ana deriz ya.
Kadın bedeninin içsel alanı, Dişiliğin bahçesi.
Yani burası dişil öz ile ilişkimizi kayıt altına alan enerjik ve fiziksel örüntülerle etkileşime girebildiğimiz ve doğuştan o yaratıcı yaşamımızı algıladığımız
bir filtre oluşturuyor.
Kadınlığa dair deneyimimizi şekillendiren alanda burası dişiliğimizin bahçesi, bereket diyor.
Kök alan dediyse pelvik alanımız pelvik kase yani pelvik alan yumurtalıkların rahmin olduğu alan buradaki fiziksel bir gerilim ve işte enerji tıkanıklıkları Bizim özümüzün
canlılığını ve enerji akışımızı kısıtlar der teminliğin.
Buradaki dengeli enerji sarsılmaz bir sağlık ve enerji akış kaynağı sağlıyormuş.
Şimdi bu arada dişil enerji deyince çoğumuzun aklına eminim sekseper geldi.
Ya da işte bir reçete beklediniz.
Ne bileyim böyle canlı uzun gür saçlar, kıpkırmızı dudaklar, mini etekler, dekolteler bilmiyorum.
Herkesin kafasındaki dişil imajı farklı.
Ama bu öyle bir olay.
değil arkadaşlar hani kısaca eril enerji aktif etken savaşçılık zihin gücü analitik olaylar işte mantık kontrol rekabet dişil enerji bunu
tam zıttı edilgen yumuşak uyumlu işte sezgiler duygular hoşgörü merhamet Eril enerjide daha katı kurallar.
Çünkü mantık dedim. Bunları açacağım az sonra.
Dişil ise tam tersi.
Yani daha sezgisel, daha ruhani.
Zaten güneş erildir.
Bakın güneş aydınlık değil mi?
Her şeyi görüyorsunuz net.
Buradan aklınıza gelsin.
Ay da dişil enerjidir.
Yani gece. Gece nedir arkadaşlar?
Kapkaranlık değil mi? Öyle önünüzü çok net göremezsiniz.
Biraz böyle sezgilerinize güvenmeniz gerekir.
İşte ay dişili enerjidir.
Yin yang dedim. İşte burada aslında yine zıtlıklardan bahsediyorum.
Zıtlıkların ahengi, uyumu, dengesi esas değil mi?
Hani birisinden birisinin baskınlığı değil.
O yüzden eril enerji, hareket, aktiflik derken şunu kastediyorum.
Aksiyon alma. adım atma, sorumluluk üstlenme.
Hani burada bir güç var değil mi?
Bir mantık var, hesap var, kitap var, bir baskınlık var.
Katı kurallar var, duygulara pek yer vermemek var.
Ama eril enerji aktif.
Yani başlangıç enerjisi.
Yani hareket enerjisi.
Dişil enerji içinde durağın dedim.
Bu aslında daha özgür, daha hesapsız, daha böyle hislerle hareket eden sanatsal tarafımız, yaratıcılığımız, sevgimiz, öz şefkatimiz.
Hoşgörümüz, affedici tarafımız.
Yani dişil enerji deyince o aklımıza gelen kadın imajı evet tamam olabilir ama öyle bir kadının da eril enerjisi yüksek olabilir.
Hatta bana arkadaşlarım hep şey der.
Ya Merve sen ne kadar dişi dişi bir kadınsın der.
Annem sen %100 kadınsın keşke biraz erkeklik olsaydı içinde der.
Ama enerji çalışan bir tanıdığım hani bu konularla ilgileniyor.
Bana eril enerjimin çok yüksek olduğunu söylemişti ve çok şaşırmıştım.
Nasıl yani diye. Sonra düşündüm evet haklı olabilir.
Çünkü ben bu işi yapmadan önce gayet böyle sanatsal bir işle uğraşıyordum.
Yaratıcılık vesaire böyle çok çok renkliydi yani.
O süreçte ben gerçekten dişiyle enerjimin daha yüksek olduğunu düşünüyorum.
Ama şu anda yaptığım işten dolayı tamam yine içerisinde böyle spritüel mevzular falan dönüyor bu podcast kanalında.
Ama genelde böyle daha ayakları yere basan konular yapmaya çalışıyorum.
Hani işte daha bir mantık var anladınız mı?
Bu eril enerjiyi anlattım ya az önce.
Orada saydığım şeyler var aslında.
Bu yaptığım işin içerisinde ve bu da benim eril enerjimi yükseltti muhtemelen.
Bir de benim konuşmalarımda şunu fark etmiş.
Hep böyle ben yaparım, ben ederim bunu diyormuşum.
Yani bir erkeğe minnet etmemek, güçlü kadın imajı.
Bu aslında az sonra anlatacağım.
Dişil enerjiyi düşüren bir şeymiş.
Bir de yaşamı doğal akışında kabul etmediğimi söyledi.
Gerçekten öyleyim. Aşırı plancıyım.
Kendime karşı çok katı kurallarım var.
Çok çalışıyorum. Çok çalışmak da dişil enerjiyi düşürüyormuş.
Az sonra geleceğim oralara.
En iyisi kendi üstümden anlatmak.
Kendimi özgür bırakmıyorum.
Çok kısıtlıyorum. İşte gelecek kaygısı var.
Eğlenceye pek vakit ayırmıyorum.
Yani daha pek çok şey var aslında.
Mevlana diyor ya, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.
Yani ben olduğum gibi görünsem çok eril bir karaktermişim aslında.
Ama dışarıdan hiç öyle biri değilim yani.
Ve hiç farkında da değildim bunun.
Hatta geçen ben birinden bir şey isteyemem demiştim ya bir podcastımda borç bile istemedim hayatım boyunca demiştim.
O da eril enerjiymiş.
Hatta geçen erkeklerle ilgili bir böyle psikoloji kitabı okuyordum.
Okurken şey yazmışım böyle köşelere işte bu ben bu ben sonra dedim ki ben ne yapıyorum ya hani erkekle ilgili bir şey okuyorum.
Ben yazmışım erkek özellikleri.
Bir aydınlanma geldi.
Bir de bana dedi ki sende alma verme dengesi yok.
Annemde de yok. Ne kadar önemli bir şeymiş bu.
Yani dişil enerjide bu çok önemli.
Bunlara geleceğim az sonra. Yani annemin deyimiyle arkadaşlar içi seni yakar dışı beni.
Öyle yani insanların tipine bakıp ne kadar maskülen ya da işte ne kadar feminen demeyin.
Ne kadar dişil enerjisi yüksek demeyin.
Aklıma hatta şu an Merlin Monroe geldi.
Benim için yani dişil enerji.
Kraliçesidir yani Marilyn Monroe.
Kanalımda biyografi bölümü var.
Dinleyin bakalım. Dişil enerjisi mi yüksek, eril mi?
Siz karar verin bu podcastten sonra.
Bir de nasıl bir ana babayla büyüdüğümüz de çok önemli tabii ki.
Benim babam mutlaka daha önce bahsetmişimdir.
Çok ataerkil bir adam.
Annem zaten hep şöyle söyler.
Ben erkek olacakmışım, yanlış doğmuşum.
Hep bunu söyler. Ben de derim ki anne sen zaten öylesin.
Ama tipi öyle değil yani.
O da benim gibi. Dışarıda böyle çok kadın kadın ama içinde bir adam yaşıyor.
de dedim. Anne sen erkek olabilir misin?
Ya babam açıkçası beni öyle pek özgür büyütmedi.
Yani akşam hava kararmadan eve döneceksin derdi.
Başka söze gerek yok bence.
Bir de iki tane abim var.
Yani evde annemle beraber dört adam vardı.
Ben yine iyi böyle olmuşum ya.
Anneme diyorum anne ben nasıl kokoş oldum bu kadar?
Çünkü benim babaannem böyleydi arkadaşlar.
Hani rol model. Ben ona çok özenirdim.
Babaannem ruşsuz markete bile gitmeyen bir kadındı.
Her dağ Her daim şık, her daim parfümlü, saçlar platin, beyaza yakın, tırnaklar hep yapılı, inanılmaz zarif bir kadındı.
Böyle mersi şekerim diyen bir kadındı.
Babaanneme gerçek anlamda hayrandım.
Büyük ihtimalle ondan dolayı böyle oldum diye düşünüyorum.
Hani o beni dengeledi bence.
Bir de şu var kadınlar iş hayatına girdikten sonra özellikle de erkek egemen olan iş sahalarında rol aldıktan sonra iyice böyle eril enerjiye girmeye başlıyorlar.
Hani baskınlaşıyorlar, dominantlaşıyorlar.
Kadın kadına yapmış olduğumuz sohbetler bile dişili enerjimizi arttıran bir şeymiş.
Yani keyif ve mutluluğumuzu arttıran böyle ışıltımızda ışıltık atan şeyler aslında dişil enerjimize iyi geliyor diyebilirim.
Beni böyle mutlu ve iyi hissettiren şeylerden biri.
Tabii ki makyaj yapmak.
Çünkü dişin enerjimi arttırdığını hissediyorum.
Kendimi böyle o aynada daha fresh, daha iyi görünce modum yükseliyor.
Keyfim yerine geliyor. Hatta en çok rujlarımı seviyorum.
Oldular bilir benim ruj tutkumu.
Size de arada böyle tavsiyeler veriyorum.
Hatta aylardır bıkmadan, usanmadan her gün kullandığım Flormar'ın Sheer Up serisi rujları.
Flormar'ın allıklarına, farlarına, her şeyine bayılıyorum.
Ve en sevdiklerimi Instagram'a da koyarım sizin için.
Flormar 1950'li yıllarda moda üssü Milano'da doğmuş bir marka ve dünyanın dört bir yanına yayıldı.
Türkiye'de de çok çok sevilen bir marka biliyorsunuz hepimizin evinde var.
Hatta hepimizin çantasında var.
O kadar seviyoruz. Ya ben ilk makyaj yapmaya başladığımda cilt tonum çok açık olduğu için hani aşırı beyaz tenliyim.
Hiç fondöten bulamamıştım.
Kendime uygun ve ilk aldığım fondötenim Flormar'dı.
Hatırlıyorum böyle çok açık bir tondu ve bayılıyordum ona.
Dünya üzerindeki her kadının kendi cilt tonuna uygun rengi bulabilmesine imkan sağlıyor Flormar.
Bu özelliğini çok seviyorum.
70'den fazla ülkede 70 yılı aşkın bir makyaj deneyimi var çünkü Flormar'ın.
Ürünleri fiyat performans olarak bakıldığı zaman da çok tatmin edici bence.
Hep böyle yüksek performanslı ürünler.
Kalıcılığı, kapatıcılığı çok başarılı.
Mesela dün allık sürdüm, akşam eve geldiğimde o allık duruyordu.
Bence bu çok önemli bir şey makyaj yapanlar için.
Bir de Flormar zamanın enerjisine çok güzel ayak uyduruyor.
Şu anda ambalajlarından logolarına, mağazalarından sloganlarına kadar çok büyük bir değişime imza attı Flormar.
Resmen kabuk değiştirdi.
Kadınların hayattan aldığı keyifle mutluluğu arttırmak için 70 senedir bu tutkuyla yollarına devam eden bir marka.
Kişiye özel renk paletleri, hayatın ve doğanın renklerinden ilham alan, binlerce farklı tonu barındıran koleksiyonlarıyla Flormarla mutluluk senin rengin, mutluluk biz kadınların
rengi. Açıklamalara bırakmış olduğum linkten yenilenen Flormar'ın rengarenk dünyasını hemen keşfe çıkabilirsiniz.
Dişiyle enerjimi ben kendimce böyle arttırıyorum arkadaşlar.
Kendimizi iyi hissettiren şeyler işte meditasyonlar.
Yoga, bunların da dişil enerjiye çok iyi geldiğini söylüyorlar.
Durağan enerji dedim ya, yani bir oturup böyle sakince kendi başımıza kahve içmek bile dişil enerjiyi arttırıyormuş.
Hani daha böyle içe dönüş, daha öze dönüş gibi bir şey dişil enerji.
O yüzden böyle aktif sahada çalışan kadınlar, özellikle çok iş yükü olanlardan bahsediyorum.
Bir süre sonra ister istemez ne oluyor?
Çok çalışan kadının bedeni ile ruh bağlantısı gitgide uzaklaşmaya başlıyor.
Yani bu şu demek. Eril enerji yükseliyor.
Yani hırs, rekabet bunlar eril enerji dedim ya.
Eğer iş hayatınızda bunlar varsa hırs ve rekabet bu bizi böyle eril enerjimizi yükselten bir şey.
Mükemmelliyetçiyseniz işte baskın, dominant karakterli kadınlar bunların eril enerjisinin daha yüksek olduğu söyleniyor.
Merve ne olur ki yani eril enerjim yükselse?
Şöyle oluyormuş. İlişkilerinizde, aşk hayatınızda bir takım sorunlar çıkıyor.
Yani en başta. Çünkü düşünseniz hani siz eril enerjidesiniz.
Aslında bir dişisiniz ama eril enerjiniz yükselmiş.
Karşı taraf da erir zaten.
Ne olacak yani cenge mi çıkacağız?
Bir kız arkadaşım hayatı boyunca daha böyle bir erkeğin arabasına binmişliği, kendini bir yere bıraktırmışlığı, hatta kendini evinden aldırmışlığı yoktur.
O kadar söyleyeyim. Hep o onları alır, o onları bırakır.
Hesabı daima o öder.
Hep böyle kendi ayakları üstünde durur.
Hani güçlü kadın diyoruz ya.
Ama hep de çok baskın karakterli, dominant adamları sever ve ister.
E nasıl olacak o? Hani iki tane eril enerji çok zor değil mi?
Ve gerçekten çok yoruldu artık.
Diyor ki ben kadın gibi hissetmek istiyorum, hissettirilmek istiyorum.
Dedim ki ama sen müsaade etmiyorsun buna.
Doğru söylüyorsun diyor.
Bu aralar bu dişil enerjiyi çok konuştuk.
Böyle bir kadınla olan adam otomatikman...
Zaten burada bana ihtiyaç yok gidiyormuş.
Yani bu kadın zaten her şeyi yapıyor.
Değil mi mantık yani? Yani eril enerjisini ortaya koyabileceği bir ortam yok o adamın.
Eğer erkekte de dişil enerji yoğunluğu varsa belki hoşuna gidebilir.
Hani karşı tarafta eril enerji yüksekse o ayrı bir şey.
Ben dengede olan dişil eril enerjisinden bahsediyorum.
Hani Jung'un animası, animusu var ya ona zaten ayrı bir bölüm yapacağım.
Animus kadının bilinç dışı erkek tarafı.
Anima erkeğin bilinç dışı kadın tarafı arkadaşlar.
Yani bir erkeğin psişesindeki o tüm dişil değerlerden bahsediyoruz.
İşte sezgileri, sevme kapasitesi, daha sezgisel olan alanı.
Hani Jung'un çocukluğu bölümünde demiştim ya, Jung'a küçükken bakan evde hizmetli bir kız var onun için diyordu ya.
O benim animamı oluşturdu demişti hatırlarsanız.
Aslında erkeklerin animasını anneleri şekillendiriyor büyük ölçüde ve tabii ki hayatına giren kadınlar ya da işte anne figürü yerine geçen kişiler erkek dişi tarafını annesinden alabiliyor.
Animus da kadının babası ya da baba figürü yerine geçen kişiler tarafından şekillenebiliyor ve hayatına giren erkekler.
Bunların da dengede olması lazım anima ve animusun.
Eğer olmazsa...
Erkek çok kaba çok gaddar böyle terör estiren birine dönüşebiliyor.
Merhametsiz olabiliyor sevgisiz olabiliyor.
Kadınsa böyle hiç ayakları yere basmayan aşırı uçlarda aşırı duygusal olabiliyor.
Ve eş seçimlerimizi de Jung'a göre bu unsurlar belirliyor.
O yüzden önemli. Dönelim dişil enerji konusuna.
Her birey biri diğerini tamamlamak üzere tasarlanmış olan dişil ve Eril enerjiye sahip yani erkekte de dişil enerji var kadında da eril enerji var ki olmak zorunda denge olması
için dişil ve eril dengede olduğu zamansa yaratıcılık ve bolluk ortaya çıkıyormuş.
Yani bu dengeden oluşan formlar hem üretken hem sürdürülebilir oluyormuş.
Tamerlein diyor ki kadın bedenindeki en temel ekolojik etkileşim rahim döngüleri yoluyla meydana gelir.
Yani pelvik alanımızdaki her bir organ dönüşüm döngüsü, yaratım döngüsü ve yenilenme döngüsü olarak adlandırılıyor.
Ama şunun da altını çizmiş eğer bir kadın hani menopoza girdiyse ya da işte bir takım problemleri varsa yine de o enerjiden faydalanabilir demiş.
Hani masalların karanlık dünyası bölümünde anlatmıştım.
Ay kadın demektir. Kadının menstruasyon döngüsü.
Ayın manyetik çekimiyle hani ileri geri hareket eden o okyanusların gelgitleri gibi.
Rahmin de gelgitleri var hani rengi dönemi.
Ve bu süreçte rahim içi duvarı ne oluyor?
Hormonların etkisiyle kalınlaşıyor değil mi?
Gebeliğe hazırlık amacıyla.
Yani yumurtlama dönemimizde.
Duvar kalınlaşıyor. Ostrojen hormonu çok yoğun bir şekilde salgılanıyor ve bu 28 günlük periyodun tam ortasındaki olan süreçte işte bu zaman diliminde yaratıcı enerjimizin yani biz kadınların çok
daha yoğun bir şekilde açığa çıktığını gözlemlemiş Tevmi.
Ve renkli döneminde ise vücut artık ihtiyacı olmayan o enerjiyi serbest bırakıyormuş.
Yani bir başka yaratıcı döngüye başlamadan önce onu artık böyle dinlenmeye ve yeniden odaklanmaya davet ediyormuş.
Rahim döngülerini dönüşüm ile ilişkilendiriyor.
Çünkü bu döngümüz doğum ve ölüm ve yaratıcı sürecin çok derin etkileriyle yakından ilişkilidir der.
Yumurtalıklarımız yaratım döngüsünü sürdürür der.
Yani bir kadının tüm yaratıcı tohumlarını içerdiğini söylüyor aslında.
Ve bu döngüler temel yaşam gücümüz olan o enerji akışını da içerdiği için önemli.
Yani bu periyodlarda o yaratıcılık enerjisinin paralelliği söz konusu arkadaşlar bağlantılı.
dediğimiz bu. Şöyle düşünün bir bitkinin büyümesi için o gerekli besini topraktan çekmesi gibi düşünün.
Bir kadının da kök alanından geçen o pelvik enerji akımı onun kadınlığının canlılığını belirler diyor.
Yani bedeninizin kök alanı birinci ve ikinci çakra yani öz kimliğimiz ve yaratıcı ifademizi düzenleyen enerji merkezlerimiz dişilik organlarıyla yani bir kadının yaratıcı
enerji sistemini içeriyor.
İşte bu sistemi kullanmayı öğrenmekten bahsediyorlar dişiyle enerjide ve enerji dediğimiz şey dokunulamayan hani görülemeyen bir şey ama burada kastedilen enerji bedenimizde dolaşan, hücrelerimizi
canlandıran, sağlığımızı artıran bir yaşam gücü olarak adlandırılıyor.
Yoga ve ayurvedik tıp alanında bu enerjiye prana deniliyor arkadaşlar ya da doğu tıbbındaki adıyla çiğ yaşam enerjisi.
Bir kadının kök alanındaki yani pelvik alanda o rahimdeki enerji fiziksel sit...
stres, duygusal yükler, geçmiş travmaları ya da öz enerji dengesizliklerinin o uzun vadeli örüntüleri sebebiyle tıkanabiliyor.
Bu da enerji akışını engelliyor diyor Temi Lin.
Ama her kadın bedeniyle ilgili içsel bir farkındalığa sahip diyor enerji uzmanı Temi.
Bedendeki enerji hareketi içsel farkındalığımıza ve odaklanmış nefese yanıt verir diyor.
Eğer bedeninizin belirli bir bölgesini böyle imgeleyip nefesinizi o bölgeye yönlendirirseniz oraya kanalize ederseniz kendi enerjinizi işleyebilirsiniz diyor.
Pelvik alana düzenli olarak ilgi gösterilmediği için çoğu kadın cinsel ilişki ya da doğum dışında bedeninin bu bölgesine dair içsel bir farkındalığa sahip değil
diyor. Şimdi böyle size keyif veren bir şekilde yaratımlar yaptığınız zaman bedeniniz o enerjiyi alıyor çevreden içeriye akıtıyor.
Yani bu dişil hareket arkadaşlar ve belirli bir formda onu dışarıya veriyor.
Bakın eril. Mesela yazı yazıyorsunuz, resim yapıyorsunuz, dans ediyorsunuz, çiçek dikiyorsunuz, yemek yapıyorsunuz, dekorasyon yapıyorsunuz ya da işte size ilham veren bir şeyler üzerinde çalışıyorsunuz.
Yaratım süreci. Bu süreçlerde kendinizi canlanmış hissediyorsanız, tükenmişlik yerine, enerji dolduğunuzu hissediyorsanız bu şu demektir.
Enerjiniz doğru yönde akıyor.
Yani dişiyle enerjiniz.
Yenileniyorsunuz. Ruhunuza bir ifade kazanıyorsunuz.
Mesela bazı kadınlar böyle yaratıcı projeleri başlatır ama onları sürdürmekte zorluk çeker.
Ya da hiç başlatamazlar.
İşte bunun sebebinin de dişin enerji sistemindeki o tıkanıklıktan kaynaklı olduğunu söylüyorlar.
Şimdi size bir takım sorular soracağım arkadaşlar.
Mesela ailenizde kadın olmak nasıldı?
Bunu bir cevaplayın. Nasıldı sizin ailenizde kadın olmak?
Dişiliğinizi nasıl ifade edersiniz?
Dişiliğiniz... Nerede tıkanmış olabilir ya da siz neden dişiliğinize ulaşamıyorsunuz?
Bunları cevaplayınca size bir yol gösterecektir zaten.
Ve dişiliğin tanımlarının sizi kısıtladığını ne zaman hissettiniz en yoğun şekilde?
Dişiliğinizi Nasıl deneyimlediniz?
Bu sorulara bir cevap verin.
Farkındalık yaratan sorular olduğunu düşünüyorum.
Dişil enerjiniz aldığınızdan çok verdiğiniz zaman hep başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyduğunuz zaman maskeler takıp rol yaptığınız zaman hep böyle iyi görünmek
için rol yaptığınız zaman zaten azalıyormuş.
Alma verme dengesi burada çok önemli.
Yani bir kadın kimliğinin yalnızca Bir kesitiyle yaşamak yerine kimliğini kısıtlayan o cinsiyet yapılarına meydan okursa her kadının dişiliğini ifade etmesi kendine
has bir şekilde olabilir deniliyor.
Dişil enerji konusunda bir de çok önemli bir nokta var.
O da tabii ki duygularımız.
İfade edemediğimiz, bastırdığımız duygular bir blokaj yaratıp o enerjiyi tıkayabiliyormuş.
Bir de arkadaşlar nesilden nesile aktarıldığını söylemiş bunun bu çok çarpıcı.
Pelvik alanımızda, ailemizde ve kültürümüzde kadın olmanın ne anlama geldiğine dair mesajları hücresel düzeyde taşıdığımızı söylüyor.
Çok etkileyici bence.
Yani büyükannemizin ifade edilmemiş yaratıcı dehası.
Belki bir utancı, belki bir travması, cinsel istismara uğramış olabilir, kürtaj düşük, cinsel yolla bulaşmış bir hastalık ya da çok zor bir doğum hikayesi olabilir.
Belki de siz bunlardan dolayı onlarla ortak olan özelliklerinize sahip çıkmak istemiyor olabilirsiniz deniliyor.
Bir de şu var ki kadınlar maalesef kadınlığın getirmiş olduğu özelliklerinden dolayı Yıllardır utandırılmıyorlar mı?
Yani en basiti regle olmak bile.
Siyah poşetlerde saklanarak evlere götürülen pedler bence yeterli bir kanıt.
Biz de burada dişil enerjiden bahsediyoruz.
Hamileliğinden bile utandırıldı kadınlar.
Ve bir kadının dişiliğe dair anlayışı kendisinden önce gelenlerin yaşamları tarafından şekillendiriliyor diyor.
Burası da bence çok önemli.
Çünkü annenizin hayata yaklaşımını yansıtan bir tavırla Yaklaşıyor olabilirsiniz o yaratıcı doğanıza yani dişiliğinize.
Tekrar ediyorum annenizin hayata yaklaşımını yansıtan bir tavırla yaklaşıyor olabilirsiniz dedim dişiliğinize.
Kadın formunda yaşama rolü anneden kıza aktarılıyor diyor.
Hatta doğurganlığımızı bile bu faktörlerin etkileyebileceğini söylüyor.
Biraz böyle aile dizimi gibi değil mi bu kısım?
Şimdi dişil enerji böyle dışarıdan sadece görüntümüze yani kendimize dişilik katarak yapabileceğimiz halledebileceğimiz bir şey değil.
Bakın sadece diyorum altını çizelim.
Saçımı uzatayım işte makyaj yapayım ne bileyim elbiseler giyeyim bu değil.
Ama bunların da şöyle bir etkisi olabilir.
Mesela ben giderim saçımı kısacık kestiririm ve kendimi o kısa saçlarımla daha dişi hissedebilirim.
Ya da giderim saçlarımı uzatırım yine öyle hissederim.
Bu bana bağlı bir şey. Ya da ben uzun tırnakla o enerjimi yükselttiğimi düşünürüm.
Sen de gidersin kısa tırnakla.
Yani bu bizimle alakalı bir şey.
Bize özel. O yüzden hani dişiyle enerji şöyle yapın böyle böyle bir şey yok.
Sen hangi dış görüntüde...
Kendini daha böyle dihi hissediyorsan, o sana daha iyi geliyorsa bundan bahsediyorum.
Aslında benim süsümün sebebi de bu.
Hani bilmeden yaptığım bir şey.
Çünkü benim kadın görünmekle hiçbir derdim olmadı.
Yani bir daha dünyaya gelsem yine kadın olmak isterim derim %100.
Çünkü güzel böyle bakımlı bir kadın gördüğüm zaman bile benim enerjim yükseliyor.
Ne güzel diyorum işte saçlarını yapmış, giyinmiş, kuşanmış.
Kendine özenmiş, kendiyle ilgilenmiş.
Hoşuma gidiyor yani. Burada aslında sizin kadınlığa dair düşünce...
Elbiseleriniz çok önemli arkadaşlar. Mesela bir arkadaşım topuklu ayakkabı asla giymez.
Elbise giymek ister giymez.
Hani istiyor bakın ama.
Çok aksesuar takmaz.
Aşırı aşırı sadedir.
Ama bana hep der ki ya Merve sen ne kadar güzel süsleniyorsun.
Mesela utanır elbise giyemez.
İşte dedim ki seni bunları yıkman lazım.
Dişi bulduğu şey aslında bu ama yapmıyor.
Başka bir arkadaşım inanılmaz maskülendi.
Geçen gün hatta ilk defa böyle etekle gördüm onu hayatımda ilk kez.
Dedim ki çok güzel olmuşsun.
Hani böyle değişmeye karar vermiş.
Kendimi dedi kadın gibi hissediyorum şu anda dedi.
Çok hoşuma gitti. Bence olay bu ya benim anladığım kadarıyla.
Yani kendimizi nasıl hissettiğimiz, kadınlıkla olan o mesafemiz önemli.
Kadınlığımızdan utanıp... Utanmadığımız önemli bunu bilmemiz lazım ya da bir yerlerde utandırıldıysak bir oraya bakmak lazım.
Bir de şu var dişil enerjinin erkeklerin olduğu ortamda artacağı düşünülüyor.
Tam tersi yani kadın kadını olan ortamlarda daha yükseliyormuş.
Kadın arkadaş sayınıza bir bakın derim.
Yani erkeklerin olduğu ortamda çalışan kadınlar dediğim gibi bir süre sonra ister istemez onlar gibi olmaya onun enerjilerine çekilmeye başlıyor.
Hayatı akışına bırakabilmek, kontrolü kaybedebilmek.
Bunlar hep özgür ruh.
Bunlar dişil enerji arkadaşlar.
Bu arada hayatı akışına bırakabilmek, kontrolü kaybedebilmek bunlar diyorum ama Merve'nin en sevdiği parça ne?
Oldlar bilir. DJ Regard, Ride It.
Bence çok şey söylüyor.
Sevdiğimiz parçalar. İş hayatında o kadar erkeğin arasında böyle kron krona mücadele eden ve zirveye çıkan çok başarılı kadınlar var.
İşte evliler çocukları var.
Onlardan biri oyuncu hatta diyor ki ben diyor küçükken babam beni böyle prenses gibi yetiştirsin isterdim ama öyle olmadı.
Babam bana diyor araba tamir etmeyi bile öğretmişti.
Hatta erkeklerle yarış yapıyordum trafikte diyor.
Babam beni hep erkek gibi büyüttü diyor.
Buraya dikkat. Sonra diyor evlendim ve şunu fark ettim.
Evde bir şey bozuldu zaman hemen koşarak ben tamir ediyorum.
Evde bütün kontrol bende.
Herkese gidip tek tek ne yapması gerektiğini söylüyorum.
Herkesi ve her şeyi kontrol etmeye çalışıyorum.
Acayip kontrolcü ve baskın bir karaktere dönüştüm git gide.
Ve sonra bir baktım ki eşimle artık oda arkadaşı olmuşuz.
Kadınsa enerjimi bastıra bastıra bastıra bu hale gelmişim.
Ve ben artık çok yoğun bir eril enerjideymişim bunu bilmiyordum diyor.
Dün de arkadaşım bana dedi ki hani bu konuyu konuşuyorduk.
Merve dedi meğer benim eşim evde bir adamla yaşıyormuş haberi yok yani bir saat.
Güldüm gözümden yaş geldi. Bu arada tam tersi de olabilir.
Belki de siz evde iki kadın yaşıyorsunuzdur bilemeyiz.
Yani eşinizin belki dişil enerjisi yüksektir.
Yani güçlü kadın olacağım derken pehlivan oldum diyorlar ya çok doğru bence.
Güçlü kadın olayım derken dişil enerjinizi azaltmayın.
Yani almayı bilin.
Hep ben verici olacağım diye uğraşmayın.
Alma verme dengesi dedim ya bu çok önemli dedim.
Alma dişil enerji arkadaşlar.
Verme eril enerjisi.
Sürekli hediyeler.
alan taraf eğer sizseniz ilişkinizde bence bir düşünün ya da sürekli fedakarlık yapan bir şeyler veren taraf sizseniz ya da yardım istemek bu da mesela dişiyle enerjiymiş kavanozu kapağını açsanız
bile açmayın diyorlar ya bazen yardım isteyin karşı taraftan yardım isteyin o da kendi eril enerjisini hissetsin ona da imkan tanıyın deniliyor Bana mesela bu çok saçma gelmişti önceden.
Babama sordum. Baba dedim ya böyle bir şey işte kavanoz kapağını açmayın.
Erkekleri açsın diyorlar.
Var mı dedim böyle bir şey. Babam da dedi ki tabii ki var dedi.
Erkek erkek olduğunu hissetmek ister.
Hani orada ben hani gücümü gösteriyorum.
Anladın mı? Eril enerjisi yükseliyor.
Öyle deyince de hani babamla konuşunca da böyle bir mantık taşları oturdu kafamda.
Erkek dedi kendisine ihtiyaç duyulmasından hani kadını tarafından ihtiyaç duyulmasından hoşlanır demişti.
Demek ki şimdi anlıyorum aslında eril enerjiymiş o eril enerjinin yükselişi.
Eğer siz mesela günün büyük bir bölümünde arkadaşlar problem çözüyorsanız bir kadın olarak sürekli böyle bir hedefe ulaşma gayretindeyseniz her şeyi de kontrol etmeye çalışıyorsanız plancılığınızdan
bazen kendiniz bile boğuluyorsanız hayatı böyle bir kere de ya akışa bırakayım demiyorsanız hep benim umduğum olsun bulduğum değil diyorsanız güzel olanın yerine Hep
böyle faydalı olsun, pragmatik olayım diyorsanız çoğunlukla eril enerjidesiniz.
Size iltifat edildiğinde bile geçiştirmeye çalışıyorsanız lütfen bunu da yapmayın.
O iltifatı alın, kabul edin, teşekkür edin, utanmayın.
Evet ya şunu da yapamadım ya bana yardım edin diyebilmek lazım bazen.
Her şeyi tek başımıza sırtlanmaktan vazgeçmemiz gerekiyor.
Hani kız gibi yapmak diye bir söz vardır ya aşağılayıcı.
Sizin için kız gibi yapmak ne demek?
Hani neler var orada kız gibi yapmanın altında?
Orayı bir açmak lazım. Ve evet kız gibi yapın ya.
Olay tam olarak bu zaten.
Kadınız biz tabii ki öyle yapacağız.
Kadınsı ya da erkeksi olarak tanımladığımız özellikler tarih boyunca aslında kadınların böyle belli bir şekilde davranması yönünde.
Erkeklerin de aynı şekilde. Onlara yüklediğimiz bir beklenti var.
Bunlardan kaynaklanıyor ama her cinsiyetten insanın bu özelliklerin herhangi bir kombinasyonuna sahip olabileceğini ve hiçbir özelliğin herhangi bir cinsiyete özgü olmadığını artık anlamamız gerekiyor.
Ve hiçbir cinsiyetten beklenmemesi gerektiğini bunu da artık bilmemiz gerekiyor.
Neden? Tam bir insan gibi hissetmek için çünkü.
Bu iki enerjimizin dengede olması bu zaten.
Tam bir bütün insan gibi dualite var.
Tekten bahsediyorum şu an ve bizim kültürümüz malum ataerkil yani erkekse özellikleri daha da önemli gibi öne çıktı senelerdir ama erkekliğe aşırı değer verdiğimiz zaman zamanımızın çoğunu çalışarak
çok az zamanı dinlenerek geçiriyoruz.
Çünkü eril enerji hareket aktiflik demek dedim yani çalışma enerjisi.
Hatta doğayla bağlantımızı gitgide koparıyoruz.
Dışa dönük oluyoruz eril enerjide içe değil.
O yüzden orman, deniz, doğa.
Bunlarla bir kaynaşmak lazım dişiyle enerji depolarını doldurmak için.
Eğer enerjinizi kendinize uyumsuz hissediyorsanız buralara gidin deniliyor.
Bir de şu var çok önemli duygularımızı ifade edebilmek.
Bu da dişiyle enerji. Onları yeterince tanıyor musunuz?
Çünkü eril olan mantıkla tanımlanıyorsa dişil olan kalple duygularla tanımlanıyor.
Bir de anda kalabiliyor musunuz?
Bu da önemli. Akışta mısınız?
Anda kalabiliyor musunuz?
Dişil enerji akıcı ve dinamik arkadaşlar.
Hareketleri böyle rasyonel bir akılla açıklayamıyoruz.
Sezgisel. Kalbimiz yani kalbimiz rehberimizdir ya eril enerji daha istikrarlı ve daha öngörülebilir.
Yani güçlü yönleri de iradedir, netliktir, odaklanmadır.
Şimdi burada aslında şey gibi görünüyor.
Dişil enerji o zaman kötü, olumsuz, pasif böyle edilgen gibi gösteriliyor.
Ama aslında o da gerekli.
İkisi de birbirine gerekli.
Ve eril enerji böyle kurallar yaratmayı sever.
Dolayısıyla mantığın nasıl doğru şekilde uygulanabileceğini de bilir.
Saf eril enerji berraklık yeteneğine sahiptir ve dolayısıyla böyle bir şeyleri başarmak için dediğim gibi ne yapılması gerektiğini bilir.
Hiçbir kafa karışıklığı ya da yön eksikliği onu etkilemez.
Mantığa dayalı planlama ve yönergeler oluşturma ustasıdır bu eril enerji ve doğrudandır.
Yaşam amacını takip etmek için de eril enerji gereklidir.
Bakın o da gerekli bize.
Eril enerjiye odaklanmış.
Azimli, koruyucu ve mantık demektir.
Peki bizim bunlara da ihtiyacımız yok mu?
Soruyorum size. Tabii ki var.
Erkeklerin de dişil enerjiye ihtiyacı var.
Bizim de erile de ihtiyacımız var.
Dişil enerji insanlarla böyle anlamlı, tatmin edici ilişkiler, bağlantılar kurmamız için gerekiyor.
Ve besleyici özellikler barındırıyor.
İşte şefkatli olmak, nazik, işte empati, duygusallık değil mi?
Bunlar çok önemli. Sezgilerimizi ve yaratıcılığımızı kucaklamaktır dişil enerji ve bizler ilişkisel varlıklarız biz kadınlar.
Başkalarıyla uyum sağlama, işbirliği yapma, etkili iletişim kurma yeteneği bunlar çok önemli ve başarı dediğimiz şey sadece.
İş hayatında merdivenleri tırmanmak mı sizce?
Yani maddi gelir elde etmek mi?
Sadece bununla olmuyor. Başarı aynı zamanda tatminde getiren bir şey.
Dostane ilişkiler de kurabilmek gerekiyor.
İşte bakın bu dişil enerji.
Bunları görmek, tanımak lazım.
Ve dişil enerjinin özelliği insanların uzlaşmasını, affetmesini, beraber çalışmasını, çatışmaları çözmesini mümkün kılan bir şey.
Eril ve dişil enerji evet zıt kutuplardır ama birbirini çeker.
Güçlü veya çok fazla eril enerjiye sahip olan bir erkekte çok fazla dişil enerjiye sahip bir kadını arzulayabilir.
Burası çok ömelli. Yani çok yoğun bir dişil enerjiniz varsa daha eril bir karaktere çekilebilirsiniz arkadaşlar.
Ve bir erkek kadını erkekten ayıran iç ve dış niteliklerden etkilenir.
Yani kadın da kendine benzeyen değil.
Tam zıttı deniliyor bu enerjilere göre söylüyorum.
Yani aslında eksiğimizi tamamlıyoruz hiç bilmeden.
Bir de şu var hani dedim ya benim annem böyle işte erkek gibidir falan diye.
Zaten dedem onu hep erkek beklemiş ve üzülmüş kız oldu diye.
Ve ben hep böyle o yüzden böyle olduğunu düşünmüşümdür.
Yani dişil enerji baskılanıyormuş gerçekten de böyle bir durum var.
Hani bu dişil enerjiye göre anlatacak olursam.
Böyle bir aile geçmişiniz varsa.
Burası da önemli. Mesela annem beni iki erkekten sonra dünyaya getiriyor ve hep böyle bir kızım olsun istedimler.
Ben zaten kız istenmişim çok yoğun bir şekilde.
Belki de o yüzden böyleyim bilemiyorum.
Babanızın da size davranışları dediğim gibi önemli.
Bir prenses gibi mi büyütüldünüz?
Buraya dikkat. Bir de anneniz babanızın eksikliğini size çok hissettirdi mi?
Bunu dillendirdi mi? Yani siz annenize aslında bir yerde kocalık mı yaptınız büyürken?
Buraya da dikkat. Bir de büyüyünce de evin erkeği siz mi oldunuz?
Bir de şu var ki hayatınızda olan biteni kabul etme şekliniz nasıl arkadaşlar?
Hani ben geçen gün dedim ya.
Kabul etmiyorum. Hatırladınız mı?
Kabul etmiyorum ya diyordum sürekli.
Kabul etmediğim için bir takım şeyleri sorun yaşıyormuşum aslında ve bu da dişil enerjiye uygun değilmiş.
Dişil enerjiniz erilden fazlaysa eğer bu bizim yaratıcılığımızı arttırıyor dediğim gibi ve dişil enerji düşünce ise eril enerji o düşünceyi hayata geçirebilmek.
Yani aktive edebilmek.
O yüzden bakın her ikisi de gerekiyor değil mi?
Dişi kalpse Eril beyin arkadaşlar.
E kalp deyince tabii ki ne geliyor aklımıza?
Aşk. Hani ben aşk kadınıyım der ya bazıları.
Onların dişiyle enerjisi muhtemelen daha yoğun ve erkeklerde de aynı şekilde.
Tam aksi sırf böyle başarı, para odaklı olan erkeklerde de eril enerji yüksek.
Yani onlara da dikkat.
Biraz böyle dişiyle enerji gerekiyor aşk için.
Bir de şunu sormak istiyorum.
Hayaliniz ne? Hani aşk mı?
Para mı diye sorsam buna vereceğiniz cevap bile aslında ipucu sizin için.
Bu enerjilerimiz bu arada gün içerisinde bile değişiyor.
Hani ben bütün gün dişil enerjide geziyorum öyle bir şey yok değişiyormuş bunlar.
Mesela işte kafamda bir şey kuruyorum.
Diyorum ki işte podcast yapsam iyi olur diyorum.
Bu anda aslında onu kafamda kuruyorum değil mi?
Hayalimde kuruyorum. Ne yapacağımı nasıl yapacağımı falan bunları kuruyorum.
Ama sonra aksiyon alıyorum.
Bakın şu an podcast çekiyorum.
Bu eril enerji şu an aktifim.
Eğer dişil enerjim benim haddim.
fazla olsaydı ben bunu hala hayal ediyor olacaktım.
Podcast çekeyim.
Çekeyim ya. Yapamazdım yani.
Tam tersi elir enerjim fazlaysa hayatım böyle hep çalışma odaklı olur.
Hayallerime hiç vakit ayırmazdım.
Böyle co-pilot devam. Bence anlatabildim diye düşünüyorum.
Peki Merve daha fazla dişil enerji için ne yapabiliriz?
Yaratıcı yönümüzü açığa çıkartmamız gerekiyor dediğim gibi.
Sonuçta biz kadınız ve hayat Bizim vücudumuzda başlıyor değil mi?
Bir şeylere gebe olup onu doğuruyoruz.
Yaratıcı olmak derken dans edebilirsiniz.
Dediğim gibi resim yapabilirsiniz.
Ne bileyim mobilya yapabilirsiniz.
Boyayabilirsiniz. Yazma, çizme, enstrüman çalma.
Aklınıza bu konuda ne geliyorsa.
Hani pasta yapın, örgü örün ama bir şey yapın, bir şey yaratın yani.
Doğa ile daha sık bir araya gelmemiz gerektiği söyleniyor.
İşte nehir, göl, deniz, toprak, orman artık ne olursa ağaç.
Yani ay dediğim gibi suyu temsil ediyor.
Su kadını temsil ediyor dedim.
Yani yıkanmak bile olur aslında burada.
Su ile buluşmamız demek.
Ve kendimizi daha iyi anlamaya çalışmamız gerekiyor.
Yani günlük bile tutabilirmişiz.
Duygularımız da daha böyle hemhal olmak, temasa geçmek için.
Meditasyon, yoga da tabii ki öneriliyor.
Yapıyor musun Merve? Ben yapmıyorum.
Çünkü lütfen ben eril enerjideyim.
Aşacağım onu ben. Dördüncüsü almayı bilin.
Bunu da öğrenmem gerekiyor.
Hep vermeyi değil almayı da öğrenin.
Hani gebelikler bile nasıldır?
Erkeğin kabulü vardır değil mi gebelikte?
Erkeğin kabulü.
Alma olmadan bir hayat dünyaya getiremiyoruz.
Onlar da tohumlarını bize vermeden bir hayat olmuyor.
Bakın burada da alma verme dengesi var.
Erkek veriyor kadın alıyor değil mi?
Yani avcı toplayıcı zamanlarımızda bile hani bir bebeğe bakmak için anne o bebeğin başında kalıyorsa baba ailenin güvenliğini sağlıyordu değil mi?
Bakın koruma, güvenlik nedir bu?
Eril enerji. Av getiriyordu, kadın da o avı alıyordu.
Bu. İhtiyacımız olduğu zaman yardım istememiz gerekiyormuş.
Çekinmeyin diyorlar. Dişil enerjiyi bunlar arttırıyormuş.
Yardım gelirse de geri çevirmeyin, kabul edin diyorlar.
Ve bir bırakın. Erkek size yapmak istediğini yapsın.
Ne bileyim kapınızı açsın eğer istiyorsa.
İzin verin. İzin verin.
Bu önemli. Ben yaparım.
Ben ederim. İşte ben güçlü kadınım.
Tamam güçlü kadınsın. Okey anladık ama...
Müsaade et yani olay bu yaparız tabii ki ama olay o değilmiş arkadaşlar kendime de diyorum bunları önce kendi üstümde deniyorum lütfen dişil enerji şu anda bir adam konuşuyor.
Kendinizi şımartın. Bu söyleniyor.
Hep başkalarını değil biraz da kendimizi şımartalım ve dediğim gibi iltifatları kabul edin, teşekkür edin.
Bir de eğlenceli ve biraz spontan olmamız gerekiyormuş dişil enerjimizin artması için.
Şey vardır ya böyle boş bir zihin şeytanın oyun alanıdır.
Ya bu sözü artık bir kenara bırakalım.
Yani bazen rahatlamamız gerekiyor, eğlenmemiz gerekiyor.
Her şey böyle aman işime yarasın, aman bana katkı sağlasın diye yapmayalım.
Keyif aldığımız için yapalım ya bir kere de.
Hani eğlencesi ne ya? Spontane yani.
Bir şey soracağım. En son ne zaman böyle bir şeyi faydasız bile olsa canım istedi yaptım ya dediniz.
En son ne zaman yaptınız bunu?
Kendinizi hiç sıkmadan, kasmadan.
Benim o kadar uzak ki şöyle bir düşündüm.
Hep böyle şey modundayım.
Bu bana hiç katkı sağlamaz.
Bunu izlememeliyim falan.
Sürekli yani ben bunu yapmıyorum.
Hani bunu yapmam gerekiyormuş.
Bir de kadınlarla bir arada olun.
Hani kadın ortamı çok önemli dedim ya hani eskiden böyle gün yaparlardı hala yapıyorlar da.
O bile mesela dişiyle enerjiyi arttıran bir şeymiş.
Bu arada ben bayılırım böyle kadın kadına sohbet çok severim.
Bir de... Kendinizi böyle bir kadın olarak yani bunun anlamı olan her şeyi kabul ediyor musunuz arkadaşlar?
Ben kadınım ve bunu kabul ediyorum.
Kadınlığımı seviyorum diyor musunuz?
Ha yok sevmiyorum keşke erkek olsaydım diyorsanız bunu sevmenin bir yolunu arayın.
Dişiyle enerjinizi arttırmak istiyorsanız.
Ben kadınım ve bundan çok memnunum diyebilmek için neler yapmanız gerekiyor bunu düşünün.
Bir de kendinize şefkat ve merhamet gösterin deniliyor.
Bir de evet iş yerinde böyle belki eril enerjili bir ortamda.
Ve hani kendinizi kapatıyorsunuz ister istemez.
Okey ama o iş yerinden çıktıktan sonra o enerjiyi orada bırakın.
O orada kalsın.
Hani bu dengeyi sağlamaya çalışın.
Yine dişil enerjinizi arttıracak bir şeyler yapın.
O iş yerinden çıktıktan sonra bu önemli.
Bir de kendinizle dinlenebilmek için bir zaman tanıyın.
Çünkü eril enerji dediğim gibi başarmakla ilgili, yapmakla ilgili değil mi?
Dişil enerji ise dinginlik ve yenilenme dedik.
Bunlar önemli. Bir de gülümsemeyi ihmal etmiyoruz.
Kahkahalarımız bunlar bizim dişiyle enerjimiz değil de ne?
Kendinizi kadınsı hissettirebilecek şeyler giymeye çalışın, takmaya çalışın arkadaşlar.
Hani kadın hissettirecek şey size her neyse bunu yapın.
Sizin için olan her neyse.
Hani herkes için farklı çünkü.
Ve son olarak da hareket edelim, yürüyelim, dans edelim deniliyor ki.
Hani alt bedeninizi aktive etmekten bahsediliyor burada.
Ve son olarak bir kadın.
Yaratıcı ateşinin ışığında yaşıyorsa ışıltısı sınırsız olacaktır diyor Teymi.
Flormar ortamlarda satılacak bilgiyi sundu.
Modunu yükseltmek isteyenleri, mutluluk benim rengim diyenleri, ışıltı sevenleri, içinden geldiği gibi hissedenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hoşçakalın, kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
