
Diploma onaylı psikolog ve diyetisyenlerle internetin olduğu her yerden online görüşme yapabileceğiniz Eczacıbaşı Evital 'le şimdi tanışın.
Görüşmelerinizi %20 indirimle planlamak için OSB25 kodunu kullanabilirsiniz. Evital'i indirmek için: Tıklayın*
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Merve, Merve nerelerdesin?
Ne kadar çok yazan oldu. Daha az önce 10-15 tane mesaj vardı.
Merve neredesin diye geldim.
Bıraktığımı sananlar olmuş.
Buradayım ve buradayım.
Siz de buradasınız.
Hadi başlayalım.
Özlemişim ya bıdı bıdı konuşmayı mikrofona.
Şimdi arkadaşlar bugün benden uzun zamandır çok istenen bir konu vardı onunla geldim dikkat eksikliği bozukluğu yani dev bunu konuşacağız.
Tabi bu konuyu yine bir uzmanın görüşleri eşliğinde anlatacağım size Dr.
Gabor Mate. Şimdi bu konuyla alakalı çok fazla kaynak var neden Dr.
Gabor Mate'yi seçtim çünkü arkadaşlar Yani amiyane tabirle söyleyecek olursam eşekten düşenin halini eşekten düşen anlar derler.
Dr. Gabor Mate'de dikkat eksikliği bozukluğu var ve aynı zamanda 3 çocuğuna birden dikkat eksikliği bozukluğu tanısı konuluyor.
Ondan sonra zaten işte Dağınık Zihinler kitabında bu yaşadıklarını uzun uzun anlatıyor.
Bu konuya farklı bir bakış açısı getirdiğini düşünüyorum.
O yüzden bugün onun kaynakları ışığında ilerleyeceğiz.
Şimdi bugün DEP nedir?
Yani dikkat eksikliği bozukluğu nedir?
Neden olur? Nasıl görünür?
Nasıl anlaşılır?
Bunlara bir bakalım istedim.
Bir de burada hemen bir parantez açıp şunu söylemek istiyorum.
Deb'in ne olduğunu ciddi anlamda bilmeyenler böyle kendi kendilerine ya bende dikkat eksikliği bozukluğu var falan diyebiliyorlar.
Çok cool bir şey olduğunu düşünerek.
Öyle bir şey değil arkadaşlar.
Zaten bu bölümden sonra taşlar oturacaktır diye düşünüyorum.
Hatta zaman zaman ben kendimde de olduğunu düşünüyordum böyle birkaç bir şeyden yola çıkarak ama sonra anladım ki benimki yanından bile geçmeyen bir şey.
Şimdi arkadaşlar. Nedir bu dikkat eksikliği bozukluğu?
Öncelikle bunun nedenleri arasında iki neden öne çıkıyor.
Birincisi genler deniliyor yani genetik aktarım.
İkincisi maruz kaldığımız olumsuz ebeveynlik.
Bunun deb'e yol açtığı söyleniyor.
Ama deb hakkında yazılan popüler kitaplara baktığımız zaman çoğunda bunun genetik olarak aktarılan bir bozukluk olduğu öne sürülüyor.
Fakat Gabor Mate tam olarak böyle düşünmüyor.
Yani olayı tamamen genetiğe bağlamıyor diyebiliriz.
Kalıtımın tabii önemli bir etkisi var arkadaşlar ama çevresel etkilerin de üzerinde durmak lazım diyor.
Aynı zamanda debi bir hastalık olarak kabul etmediğini de söylüyor.
Deb bir zayıflıktır diyor.
Herhangi bir hastalık olmadan görme yetimizin zayıflaması gibi böyle düşünün.
Ve asıl sormamız gereken şeyin bu zayıflıkların altında yatan fizyolojik bozuklukların ve bağlantılı psikolojik sorunların nereden geldiği buna odaklanın diyor.
Arkadaşlar deb için çok çarpıcı bir tanımla karşılaştım.
9 yaşında debli olan bir kız çocuğunun babasına doktorun vermiş olduğu bir örnek bu.
Kalabalık bir odanın tam ortasında durduğunuzu hayal edin.
Etrafınızdaki herkes bır bır bır bır konuşuyor.
İçlerinden biri bir anda size şöyle diyor.
Falanca ne dedi bunu soruyor.
İşte devli bir beyin.
Tam olarak böyledir diyor.
Ne kadar zor değil mi? Ve bu sadece çocuklar için değil yetişkinler için de böyle.
Yani asla durmak bilmeyen bir zihin.
Bununla baş başa kaldığınızı düşünün.
Hani böyle bilgisayarda bir sürü sekme açılır ve bilgisayar yavaşlar ya ne yapacağına şaşırır.
Aynı onun gibi zihinleri böyle çalışıyor.
Hatta Gabor Mate şöyle tanımlıyor devli bir yetişkinin zihnini.
Diyor ki devli bir yetişkinin asla durmak bilmeyen zihni dengesi meczup bir kuş gibi bir süre oradan oraya...
uçup konar. Fakat hiçbir yerde orayı evi olarak benimseyecek kadar Uzun süre kalamaz diyor.
Dediğim gibi Gabor Mate'de de dev var arkadaşlar ve kendi zihninden ölesiye korktuğunu söylüyor.
Ve bir an bile kendi zihniyle baş başa kalmak istemediğini söylüyor.
Mesela işte market kasasında beklemek ya da bir banka sırasında beklemek onun en büyük kabuslarından biri.
O yüzden hep öğlenler için acil durum kiti olarak yanında daima kitap taşırmış Gabor Mate.
Ve diyor ki her zaman zihnime Onu besleyecek kırıntılar verdim.
Sanki çiğneyecek bir şey olmazsa anında beni yutacak vahşi kötü bir canavarmış gibiydi diyor zihni için.
Arkadaşlar devli insanlar da şunlar oluyor.
Gerçekleştirilemeyen planlar.
Başlanıp başlanıp yarım bırakılan şeyler.
Tutulamayan sözler.
Her işi son dakikaya bırakmalar, her yere geç kalmalar, dürtüzel davranışlar, bağımlılık eğilimleri, mantıksız tepkiler, böyle birden ani öfke patlamaları,
sürekli elini ayağını işte kafasını bir yerlere çarpma, sakarlıklar, bazen insanlar dibinize kadar geldiğinde bile onları fark edememe hali, hızlı hızlı kopuk kopuk konuşmalar, kendini küçümseyen
espriler, böyle kıpır kıpır eller durmayan ayaklar.
Talimatları uygulamada ve hatırlamada zorluk çekmek, bir şeylerden vazgeçme konusunda büyük sıkıntılar yaşamak, aşırı sabırsızlık, muhakeme yoksunluğu, tez canlılık.
O an istediği şey her neyse bir aktivite olur bir ilişki olur her ne olursa olsun hemen ona sahip olma isteği ya da hemen yapmak istemek.
Çaresizce bir arzu arkadaşlar bu.
Kendine bir ara vermek isteyecek kadar kendinden yorulmak.
Eğer bunlar size tanıdık geldiyse bunlar debli kişilerin bazı özellikleri.
Şimdi arkadaşlar Gabor Mate bu durumu yani edebi ırsi bir beyin hastalığı olarak değil.
Altını çizelim. Belli bir çevre ve kültürde yaşanan hayatın psikolojik bir sonucu olarak görüyor.
Ve bireyin hangi yaşta olursa olsun bundan kurtulabileceğini söylüyor.
Burası çok omenli. Ve ona gelen yetişkin danışanlar için şöyle diyor.
Otuzlu, kırklı, ellili yaşlarında farklı cinsiyetlerdeki bu insanlar hiçbir zaman uzun süreli bir iş ya da mesleği yürütmeyi başaramamışlar.
Anlamlı ve taahhüt içeren bir ilişkiyi devam ettirmek bir yana bir ilişkiye bile kolay kolay başlayamıyorlar.
Bazıları hiçbir kitabı baştan sona okuyamıyor.
Bazıları da bir filmin bile sonunu getiremiyor.
Ruh halleri uyuşmuyor.
Şimdi arkadaşlar dikkat eksikliği bozukluğunu tanımlayan Üç ana unsur var.
Bunlardan ikisi aslında tanı koymak için yeterli.
Birincisi dikkatinizi vermede güçlük çekme.
İkincisi dürtü kontrolünde güçlük ki bu önemli.
Üçüncüsü de hiperaktivite.
Debin en belirleyici özelliği kendiliğinden isten dışı olarak beliren duymazdan gelme.
Yani zihninizin orada...
Yani bu öyle bir an ki böyle ansızın dinlemekte olduğunuz şeyden karşınızda biri konuşuyor.
Oradan bir anda kopuyorsunuz ve aslında hiçbir şey duymadığınızı, baktığınız şeyden aslında hiçbir şey görmediğinizi, odaklanmaya çalıştığınız şeyden hiçbir şey hatırlamadığınızı fark ediyorsunuz.
O an oradan kopup gidiyorsunuz.
İsteyerek yaptığınız bir şey değil bu.
Bilgi ve talimatları kaçırıyorsunuz.
Bir şeylerin yerini unutuyorsunuz.
Konuşmaları takip etmekte zorlanıyorsunuz.
Ve etrafınızdakiler sizin onları kale almadığınızı asla onları dinlemediğinizi hatta duymazdan geldiğinizi falan düşünüyorlar.
Halbuki şöyle bir şey bu sanki böyle kafanız bedeninizin çok üzerinde yani uzayda böyle bir hava boşluğunda süzülüyor gibisiniz.
Ama bazen çok yüksek bir motivasyona sahip olduğunuz şeylere odaklanabiliyorsunuz.
Yani bu şey demek değil hani devli insanlar hiçbir şey başaramıyor öyle bir şey yok.
Çok çok başarılı olan insanlar var.
Hatta işte aynı anda bilmem kaç dil öğrenen de gördüm.
Bunların hepsi motivasyonla alakalı.
Hani çok dediğim gibi bir şeye böyle yüksek motivasyona sahip olduklarında odaklanabiliyorlar.
Mesela bir örnek vermek istiyorum.
Bir kütüphaneleri var. Gidecekler oradan bir kitap alacaklar.
Kitap almaya gidiyorlar. Sonra orada başka bir kitap ilgilerini çekiyor.
Onu açıyorlar. Orada bir şey okumaya başlıyorlar.
Bir anda orada bir dipnot ilgisini çekiyor.
Aa diyor ne kadar enteresan. Bir bakıyorlar internette surf yapmaya başlamışlar o dipnotla ilgili.
Sonra içeri gidiyorlar üstlerine hırka almaya mesela üşüdüler.
İşte gardırobu açıyor hırkasını giyecek.
Bir anda aklına esiyor.
Dolabı indiriyor komple. Yazlık kışlık ayırmaya başlıyor.
Ondan sonra aklına geliyor yemek yapmam lazım diyor.
Orayı öyle bırakıyor. Bakıyor mutfağa gidiyor yemek yapmaya başlıyor.
Sonra oradan oraya oradan oraya anlatabildim mi?
Hani yani böyle uçuş uçuşlar yani.
Sonra evde tüp patlamış gibi oluyor.
Yani bir kitap okumak için çıktıkları yolda çok yorgun bitik bir halde bulabiliyorlar kendilerini.
Akşam o yatağa girdiklerinde bunun ızdırabını yaşayabiliyorlar.
Hani ben ne yaptım ya bugün ızdırabı.
Bu bazen bana da oluyor bu arada.
Hani dev olduğumu düşünmüyorum ama ben de yaşıyorum bunu.
Ya Merve ben de bir arada kaldım.
Acaba ben de olabilir mi diyorsunuz.
Bunu tabii bir uzmanla görüşseniz daha sağlıklı olur arkadaşlar.
Keşke hemen şimdi bir uzmana danışabilseydim.
Evimde oturduğum yerden diyorsanız danışabilirsiniz.
Beni uzun zamandır dinleyenler bilir.
Her zaman önerdiğim bir dijital sağlık platformu var.
Evital. Evital online bir platform.
Burada psikolog ve diyetisyenlerin yanı sıra pek çok sağlık profesyoneliğiyle online olarak dilediğiniz yer ve dilediğiniz saatte randevu oluşturarak görüşebiliyorsunuz.
Bu arada kullanıcı dostu bir arayüze sahip olduğu için 7'den 70'i herkes çok kolay bir şekilde kullanabiliyor Evital'i.
Bir de bazen bir doktorla yetinmeyebiliyoruz.
Sonuçlarımızı, raporlarımızı başka başka doktorlara danışmak istiyoruz ki bu çok iyi bir şey.
Birçok farklı uzmandan görüş almak istiyoruz.
Yine bu noktada Evital çok iyi bir seçenek arkadaşlar.
Diyetisyene, psikoloğa gitmek istiyoruz fakat işten, güçten, trafikten, zamansızlıktan bir türlü gidemiyoruz.
Evital online bir dijital platform olduğu için internetin olduğu her yerden yer ve zaman sorunu yaşamadan randevumuzu oluşturup bir sağlık profesyonelinden destek alabiliyoruz.
Hatta az önce bir takipçim mesaj atmış.
Merve senin sayende Evital'de terapiye başladım.
Boşanma sonrası bir süreç yaşadığını dile getirdi.
İşten geldim ve az sonra...
Bana çok iyi geldi.
Çok teşekkür ediyorum demiş.
Hayat kalitesinin arttığını söylemiş.
Gerçekten çok mutlu oldum.
Bu arada Evital'i kullanan takipçilerimden çok güzel dönüşler alıyorum.
O yüzden canı gönülden öneriyorum.
Arkadaşlar Evital'in amacı şu.
Sağlığı daha erişilebilir bir hale getirmek.
O yüzden mutlaka deneyimlemenizi isterim.
Avantajlı seans paketleri var, bütçenize uygun olan seçenekler mevcut, taksit imkanınız da var.
Emel ve ben bir denemek istiyorum, çok merak ettim diyorsanız, psikolog ve diyetisyenlerle ücretsiz bir ön görüşme yapabiliyorsunuz.
Bu arada sistemdeki bütün sağlık profesyonellerinin diplomaları onaylı, altını çizerim.
Evital Sağlık Bakanlığı tescilli bir platform, bunun da altını çizmek isterim.
Bir de arkadaşlar Evital'de çok güzel mental testler var.
Ücretsiz. Kendini daha iyi tanımak isteyenlere bu testleri çözmelerini tavsiye ederim.
Merve bize özel indirim kodu yok mu?
Var arkadaşlar. OSB25.
Bu kodla %25 indiriminiz olacak Evital'de.
Evital hakkında daha detaylı bilgi almak için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Bize özel kodumuzu da açıklamalara bırakıyorum.
Hadi devam edelim. Devli bir zihinde düzen için bir şablon düzenin nasıl olacağına dair mental bir model olmayabilir arkadaşlar.
Yani bunu şöyle düşünün.
Düzenli bir odanın nasıl gözükeceğini gözünüzde canlandırabiliyorsunuz değil mi?
Ama bunu sağlayacak düşünce yapısına sahip olmayabilirsiniz.
Hep de böyle bir şey de varmış.
Bu arada hepsi olacak diye bir şey yok.
Herhangi bir şey atma konusunda şiddetli bir isteksizlik olabiliyor devli insanlar da.
Düzen onlar için anlık ama kaos kaçınılmaz olabiliyor.
Devli biri birine adres sorar yol tarifini dinlerken yarısına geldiğinde ipin ucunu çoktan kaçırmış olur ve utancından tekrar soramaz sezgileriyle o yolu bulmaya çalışabilir.
Yalnız şuna tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum.
Pek çok kişinin yanıldığı bir şey var arkadaşlar.
Devde... dikkatini bir noktada toplayamama olayı sürekli olmuyor.
Bazı aktivitelere kendilerini böyle full fokus bir şekilde, odaklanmış bir şekilde bulabiliyorlar.
Yani ilgi duyulan bir şeyse özellikle.
Televizyon olabilir, oyun olabilir ki genelde bunlar edilgin dikkat dediğimiz şeyler.
Yani zihne beyin efor sarf etmeden otomatik pilotla dolaşma imkanı sağlayan şeyler bu edilgen dediğimiz.
Ama etkin dikkat dediğimiz şey zihnin Tam performansı tam odaklanması yani beynimizin güzel bir performans göstermesi burada sıkıntı yaşayabiliyorlar.
Devli bir beyin düzenli bir iş yapılması ya da dikkatini daha az ilgi çekici bir unsura yönetmesi gereken zamanlarda dikkatten yoksun olabiliyor.
Yani devli biri odaklanabilmek için başka insanlara göre çok daha yüksek bir motivasyona ihtiyaç duyuyor arkadaşlar.
Bir de yine çok sık düşülen bir hata var.
Devli bir çocuk mesela işte matematikte çok başarılı ama diğer dersleri iyi değil.
O zaman ailesi şöyle diyebiliyor.
Bak oğlum işte bak kızım demek ki isteyince odaklanıp yapabiliyorsun.
Bu öyle bir şey değil arkadaşlar.
İsteyerek yapmıyorlar bunu.
Onların yerine karar veren duygusal ve nörofizyolojik güçler var.
Göklerden gelen bir karar var.
Öyle hissettim kendimi şu anda.
Şimdi arkadaşlar debin en yaygın karakteristik özelliklerinden biri düşünmeden konuşma ya da düşünmeden hareket etme dürtüsel.
Yani çok iyi kontrol edilemeyen duygusal tepkileri olabiliyor.
İşte genelde başkalarının sözünü kesebiliyorlar konuşurken.
Tahammülü yok çünkü karşısındakinin konuşmasını bitirmesi tahammülü yok sabırsız.
Düşünmeden konuşabiliyor önünü ardını düşünmüyor planlamıyor.
Çat diye söyleyebiliyor aklından geçeni.
İhtiyaç duyulmayan şeyleri böyle ani bir hevesle alabiliyor parasına puluna bakmadan.
Çok plansız alışverişler yapabiliyorlar.
Hız tutkusu olabiliyor.
Bir de arkadaşlar hiperaktivite dedik.
Bu da zaten devin üçüncü en belirgin özelliği.
Hareketsiz kalmakta zorlanma.
Bu da çok sık görülen bir şey.
Eliyle ayağıyla ritim tutar.
Bacaklarını otururken sallar saçlarını böyle dolar.
Tırnak yeme olabilir. Diş gıcırdatma olabilir.
Bazen gereksiz ve uzun konuşmalar yapabilirler.
Ama hiperaktivite dev teşhisi için elzem değildir diyor Gabor Mate.
Bir de devli çocuklar çok konuşabiliyormuş bunu da söylüyor.
Yetişkinlerde de bu olabiliyor.
Çok hızlı ve çok fazla konuşmak.
Hatta bir danışanı hızlı konuşmasının nedenini şöyle açıklıyor.
Diyor ki kafalarının içinde çok fazla sözcük, çok fazla ifade var.
Eğer onları çok hızlı bir şekilde söylemezse unutacağından korkuyor olabilirler diyor.
O yüzden böyle konuştuklarını söylüyor.
Bir de arkadaşlar devri bireyler özellikle böyle hafta sonları geldiğinde çok sıkılabiliyorlar.
Çünkü yani hafta içi iş olduğu için odaklanacak bir aktiviteler olduğu için dikkatlerini oraya kanalize ediyorlar.
Fakat hafta sonu dikkatini çekecek ya da dikkatini dağıtacak bir şey yoksa can sıkıntısından kaynaklanan böyle bir hoşnutsuzluk bir tiksinme hali gelebiliyormuş.
Belirgin bir yönü.
ya da bir amacı olmayan acımasız bir baskı hissi gibi bir şey o hafta sonu yaşadıkları şey.
Uzun vadeli ertelemeler çok sık görülüyor.
Neden? Çünkü motive olmaları lazım arkadaşlar.
Bir şey yapmalar için motivasyon gerekiyor.
Bunun için de ya işte başarısızlık korkusu olacak ya da ödül vadinin yakın olması lazım.
Hani bir işi yapmaları için.
O yüzden genelde son dakikaya bırakırlar işte ödevlerin işlerini.
Hatta diyor ki Gabor Mate kendi yaşadığından yola çıkarak lisede ya da işte...
Üniversitede teslim tarihinden önceki gece başlamadığım hiçbir ödevim, hiçbir kompozisyonum olmadı diyor.
Hep böyle son dakika görüyor.
Yani yumurta kapıya dayanınca yapmış her şeyini.
Devli insanların çoğunda da bunun görüldüğünü söylüyor.
E Merve peki devli olup çok başarılı olan insanlar var.
Evet var arkadaşlar. Gabor Mate zaten onlardan biri.
E bu nasıl oluyor bu kadar zorluğa?
Şimdi arkadaşlar evet dev hayatın bazı alanlarını mahvedebiliyor.
Ama bir iş kolyeyim.
Bakın devli biri. İşkolikten bahsediyorum.
Profesyonel alandaki başarısı, iş alanındaki başarısı onun başka alanlardaki ciddi problemlerini maskeliyor olabilir.
Yani başarısız olacaklar diye bir şey yok.
Ayrıca zaten demin dereceleri var.
Çeşitleri var. Hepsi aynı değil.
Şimdi gelelim sebeplerine arkadaşlar.
İnsan beyninin yapısı ve fonksiyonlarının genetik şaması çevre ile etkileşimle birlikte gelişiyor.
DEP beyin merkezindeki biyolojik arızaları yansıtıyor ama altında yatan biyolojik nedenler de dahil.
pek çok unsuru kişinin yaşamış olduğu fiziksel altını çizelim ve duygusal deneyimlerle aslında ayrılmaz şekilde bir bağlantısı var.
Şimdi evet devde genetik olarak bir yatkınlık söz konusu olabilir ama sadece bu yatkınlık yetmiyor.
Yatkınlık şu sadece şartlara bağlı olarak bir şeyin meydana gelme olasılığını arttırıyor değil mi yatkınlık?
Ama asıl sonuç pek çok faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.
Peki nedir bu faktörler?
Şöyle kısaca bir bakacak olursak.
Mesela çatışmalı bir evlilik.
Böyle bir aile ortamında büyüdüyseniz.
Nedir bu çatışmalı evlilik?
Bunu çok sık diyoruz ama ne demek?
Çatışmalı bir evliliğin en belirgin özelliği şuymuş arkadaşlar.
Eşlerin birbirlerinden tatmin olmamaları, birbirlerine kızgın olmaları bu.
Ama çatışmalı bir ilişkide atmosfer yoğun olarak negatif olsa da genellikle aynı yoğunlukta da son derece tutkulu yakınlaşmalar yaşanabiliyor.
Çok enteresan değil mi böyle bakınca?
Ama bu çatışmanın bağımlılık yapan bir tarafı olabiliyormuş çiftler için.
Neden böyle? Çünkü çatışmak istemiyorlar.
Evet ama birbirleriyle etkileşime geçmek için artık çatışmaktan başka bir yolda bulamıyorlar.
Böyle bir ortam. Belki anneniz babanız evet sizi deliler gibi sevmiş olabilir.
Orada hiçbir sorun yok.
Sizden yana hiçbir sorun yok ama birbirleriyle olan bu çatışmaları nasıl bir şey?
O fırtınalı denizdeki gemide yol alan.
Yolcularsınız hepiniz o ailede.
Nasıl etkilenmeyeceksiniz değil mi?
Şimdi Gabor Mate kendi evliliğiyle ilgili çok samimi açıklamalar yapmış arkadaşlar.
Yani kendisinin aslında ne kadar el iyisi olduğunu ama ev delisi olduğunu saklamamış.
Yabancı sayılabilecek insanlara karşı çok iyi olduğunu, işte onların hep yardımına koştuğunu, onlara karşı iyiyken bu aynı şeyi eşine ve çocuklarına gösteremediğini söylemiş.
İşte her çağrana koşuyordum diyor, çok çalışıyordum, işkoliktim, ailemi korkunç ihmal ettim diyor.
Bunları niye yaptım?
Çünkü önemli biri gibi görünmek istedim, böyle bir çabam vardı diyor.
O yüzden herkese evet diyordum diyor.
Hatta diyor ki başkalarına karşı olan bu aşırı süslü sorumluluk duygusunu tatmin etmeye çalışırken gerçek anlamda vazgeçilmez olduğum insanlara karşı sorumluluklarımı
ihmal ettim. Tüm dünyaya karşı olan bu görev duygusu sadece dev ile sınırlı olmasa da onun en tipik özelliklerinden biridir diyor arkadaşlar.
Tüm dünyaya karşı olan bu görev duygusu herkesin yardımına koşmak.
Hatta şöyle iddialı bir cümle kurmuş.
Devli olup da bu özelliği olmayan insan yoktur diyor.
Sizde varsa arkadaşlar bunu...
Yok mu var mı bir yazım bana merak ettim.
Gabor diyor ki insanlar beni işte her zaman çok yoğun, çok telaşlı, çok ısrarcı biri olarak bilirler diyor.
Ve diyor ki bir de diyor bu azimli kişiliğin hafta sonu kederi adını verdiğim bir durumu vardı diyor az önce bahsettiğim şey.
İşte cumartesi sabahları kalkardım bir çöküntü olurdu işte her yanımı içim çekilmiş gibi bir uyuşukluk sarardı.
Bir kitap ya da bir gazeteye gömülürdüm ya da işte somurtkan bir suratla pencereden dışarı bakardım.
Sadece kasırga gibi geçen haftanın bitkinliğinden değil ne yapacağımı bilmediğimden diyor.
Bunun altını çizerim.
Ne yapacağımı bilmediğimden.
Hafta içi günlerdeki o adrenalin olmadan ne odaklanabiliyordum ne de bir amacım ne de bir enerjim vardı diyor.
Çok tükenmiş ve asabiydim diyor.
Ne bir şey yapabiliyordum ne de dinlenebiliyordum diyor.
Bu hafta sonu adını verdiği şey arkadaşlar.
Ve bütün bunların sonunda ne oluyor biliyor musunuz?
Karısı. Majör depresyona giriyor.
Düşünün eşi dünyaca ünlü bir doktor ki o zaman ünlü değildi belki ama yine de bir doktor eşi.
Neden böyle oluyor? Çünkü evin bütün yükü kadının omuzlarında ve eşi gerçekten onu çok fazla ihmal ediyor.
Yani Gabor Mate ihmal ediyor ve bunun farkında bile değil.
Bu arada kadının asıl mesleği ressamlıkmış arkadaşlar ve Gabor Mate diyor ki benim diyor onun mesleğini ikinci önemli bir şey olarak gördüğümü de hissediyordu diyor.
Bu da onu çok üzmüştür, yaralamıştır eminim.
İncil davrandığını sonradan fark ediyor Gabor Mete ve bunu çok samimi bir şekilde itiraf ediyor.
Ve Gabor eşinin majör depresyonunu aylar aylar sonra fark etmiş düşünün.
Yani duygusal olarak o kadar ihmal etmiş eşini.
Ve diyor ki eşim diyor bu kırılganlığıyla bu terk edilmişliğiyle bu öfkesiyle.
Çocuklara annelik yapmaya çalıştı diyor.
Çocuklarımıza böyle bir ruh hali içinde ebeveynlik yaptık diyor.
Bakın işte tam bir çatışmalı evlilik Gabor ve eşinin yaşadığı.
Şimdi söyleyeceğime lütfen dikkat özellikle de ebeveynler.
Gabor Mate diyor ki küçük çocuklar yetişkinlerin gerekçelerini anlayamazlar.
Bir ebeveyn eğer sürekli ortadan kayboluyorsa onun o çocuğa duyduğu sevgi Çocuk için pek bir şey ifade etmez, çocuk bir terk edilmişlik hissi duyar ve
bilinç dışında Anne ve babası için hayatta ondan çok daha önemli şeyler olduğunu, kendisinin anne ve babasının ilgisine değer olmadığı gibi bir duygu deneyimler.
Önce farkında olmadan kendisinde bir sorun olduğunu hisseder, ihtiyaçlarının karşılanması için aşırı bir çaba göstermeye başlar, işte talepkar bir göz teması kurar, yaramazlık yapar.
Ya da anne ve babasının onayını almak ve dikkatini çekmek için onları mutlu etmeye çalışabilir diyor.
Ve yapılan çalışmalar var arkadaşlar.
Ebeveynler ya da kardeşlerde dev olması durumunda o ailedeki bir çocukta dev görülme riskinin istatistiksel olarak çok yükseldiğini söylüyor bu araştırmalar.
Hatta bir bulguda dev olan kişinin birinci derece akrabalarında alkolizm, depresyon, anksiyete, bağımlılık, obsesif kompülsif bozukluk ya da Tourette sendromu yani istemsiz
tikler, hareketler, sesler çıkarma.
Bunların daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.
Ve Gabor diyor ki dev gibi beyin zihin problemlerinin ebeveynlerinin fonksiyon bozukluğu ya da psikolojik sorunlarla boğuştuğu ailelerde ortaya çıkması çok daha olasıdır diyor.
Bir de çok çarpıcı bir çalışma var arkadaşlar.
1982 yılında yapılan bir çalışmada klinik popülasyondaki dev hastaları arasında evlatlık verilmiş olan çocukların Geri kalanların 8 ila 16 katı bir çoğunluğu oluşturduğu
saptanmış. Yani Gabor diyor ki eğer sizde dep varsa evlatlık olma ihtimaliniz.
Ortalamanın çok üzerinde olabilir.
Bir de ikizlerden birinde dep varsa diğerinde de olma ihtimali %50-60 kadarmış.
Evlatlık verilen çocuklarda neden dep olasılığı yüksek demiş olabilirsiniz.
Çünkü arkadaşlar anne hamileliği boyunca muhtemelen çok büyük bir stres altında istenmeyen bir gebelikte karşı karşıya olduğu için o yoğun strese maruz kaldığından dolayı bu olmuş olabilir diyor.
Sadece tabii stres yetmiyor.
Bir de çocuk doğduktan sonra muhtemelen birkaç...
Kaç kere bakıcı değiştirdi. Yani güvenli bir ilişki kuramadı.
İşte biyolojik anneden doğar doğmaz koptu.
Bir sürü bir sürü sebebi var.
Bir de şu var arkadaşlar.
Aynı ailede büyüdüğünüz kardeşiniz.
Ya da işte abiniz ablanız.
Onlar dep olmayabilir. Bu nasıl oldu demiş olabilirsiniz.
Evet görünüşte sizi aynı insanlar büyüttü gibi görünüyor.
Aynı ailede büyüdünüz ama öyle değil.
Yani bir annenin 8 çocuğu varsa ortada 8 ayrı anne vardır.
Kendi kardeşlerinize işte abinize ablanıza bakın.
Hatta sorun annemiz babamız sizce nasıl bir ebeveyndi diye.
Eminim başka birinden bahsediyor gibi hissedeceksiniz.
Herkes ayrı bir şey söyleyebilir.
Hatta bugün bu Şakir Paşa ailesi var ya onu izlerken aklımdan tam olarak bu geçti.
Dedim adamın oğluna davranışına bak kızına nasıl davranıyor prensesin falan diyor.
Oğlunu da yerden yere vuruyor.
Ya da bir psikologla görüştüğünüzde size şöyle bir soru sorabiliyor.
Siz ailenin kaçıncı çocuğusunuz değil mi?
Mesela işte ailede ikinci doğan ya da en son doğan çocuklar çok daha özgür büyüyorlar.
İlk çocukta çünkü aileler o acemiliğini atıyor.
Ondan sonra son doğan çocuk tabii çok daha farklı oluyor.
Yani bizi evet aynı ebeveynler büyütüyor baktığınız zaman ama sadece adı aynı.
Yani insanın bir yılı bir yılını tutmuyor.
Ekonomileri değişiyor. İnsanların ruh halleri değişiyor.
Ya da işte bir annenin 20'li yaşlarında doğurduğu çocuğa bakışıyla.
Kırklı yaşlardaki aynı olabilir mi?
Aynı sabrı gösterebilir mi?
Değil mi? Nasıl aynı anne baba bizi büyütecek ki?
Aynı ailede olmanızın hiçbir anlamı yok o yüzden.
Bir başka nedeni de Gabor Mate'nin duygusal alerjiler adını verdiği şey arkadaşlar.
Bunu şöyle örneklemek istiyorum.
Mesela işte biri size çok hafif bir gerginlikle bir şey söylüyor.
Böyle belli belirsiz bir gerginlik dışarıdan fark edilmeyen bir şey ama siz onu o kadar yoğun algılıyorsunuz ki sanki böyle size bağırmış, size küfretmiş, sövmüş gibi algılayabiliyorsunuz.
Hipersensitif deniliyormuş arkadaşlar.
Yani işte duyarlılık, hassasiyet ki bu sözcüğün kökeninde hissetmek var.
Duyguların derecesini yansıtan bir şey.
Şimdi bu sözcüğün çeşitli anlamları var arkadaşlar.
Bunlardan özellikle 3 tanesi debli bir çocuğun tanımını yapar diyor Gabor Mati.
Birincisi harici uyaran ya da zihinsel etkenlere karşı çok açık ya da şiddetli biçimde etkilenen.
İkincisi Çok kolay kırılan ya da duygusal olarak çok kolay incinen.
Üçüncüsü küçük değişiklikleri kaydeden ya da bunlara karşılık veren.
Devli çocukların ekstra ekstra alıngan olabileceğini ifade ediyor Gabor Mate.
Duygusal alerji dediği şey işte bu yüksek alınganlık seviyesi.
Nietzsche'nin dediği gibi acıya karşı rafine bir hassasiyet arkadaşlar.
Ve gelelim bağlanma figürümüzle olan ilişkimizle Deb'in ilgisine.
Gabor Mate diyor ki sağlıklı bir beyin gelişimi için emzirmeden daha da önemlisi altını çizelim bebeğin içinde bulunduğu ortamdaki duygusallık Bu sağlık güven ve sıcaklıktır.
Bu güvenlik hissi ebeveynlerin sevgisi ve olası iyi niyetlerinden çok daha fazlasıdır.
Kontrol edilebilirliği daha düşük olan bir değişkene bağlıdır.
O da şudur.
Psikolojik dengelerini sarsabilecek streslerden uzak durabilme özgürlükleri.
Bunlar öz denetleme için gerekli olan nörofizyolojik devre bağlantılarının oluşabilmesi için bebeklik süresince sakin ve tutarlı bir duygusal ortam için temel
gereksinimdir arkadaşlar. Kapılar aralanabiliyor.
Şimdi arkadaşlar Dr.
Daniel Siegel'ın şöyle bir sözü var çok çarpıcı bence.
Diyor ki bebekliğin ilk dönemlerinden itibaren duygusal hallerimizi dengeleme becerimizin hayatımızdaki önemli bir kişinin aynı anda benzer bir zihin durumu
yaşadığını hissetme deneyimine bağlı olduğu görülmektedir diyor.
Korteksin dikkat ve öz denetlemeden sorumlu olan bölgeleri anne figürü olarak adlandırılabileceğimiz kişiyle olan duygusal etkileşimle karşılıklı olarak gelişir
diyor. Ki bu genellikle biyolojik anne olsa da direkt öz bakımımızı veren kişi de olabilir.
Biz anne diyoruz ona kısaca.
Şimdi Gabor Mate diyor ki arkadaşlar çocuğun beyin devrelerinin oluşumu annenin duygusal durumunun etkisi altında oluştuğu için Bebeğe annelik yapan kişinin onunla
arasındaki duygusal etkileşimi etkileyen streslerle başladığına inanıyorum diyor.
Çok çarpıcı değil mi? Yani arkadaşlar annenin ruh halleri bebeğin beynindeki devreleri etkiler demek istiyorlar.
Hatta şöyle bir makale var.
Bebeklerin annelerinin göz bebeğinden bile Duygularını okuduğunu söylüyor bu makalede.
Göz bebeği büyükse bebekler çok daha gülümsüyormuş.
Annelerin göz bebekleri büyükse eğer küçükse daha az gülümsüyorlarmış.
Yani gözler annenin bilinç dışı duygu durumlarının güçlü bir aktarıcısıdır deniliyor.
Ki ilk doğduğumuzda işte anne ile bebek arasındaki etkileşim bilinç dışı düzeyde gerçekleşen bir iletimle oluyor değil mi?
Yani bebek kelimeleri anlayamadığı için ne yapıyor arkadaşlar?
Sadece duygusal mesajları okuyabiliyor.
Ve annesinin ona nasıl baktığı işte göz bebeği, ses tonu, vücut dili bunları bebek analiz edebiliyor kendince doğduğundan itibaren.
Ve annesinin duygusal güvenliğini tehdit eden her ne varsa bebeği de etkiliyor arkadaşlar.
Hatta Gabor diyor ki debli çocuğun sosyal işaretleri okumada yaşadığı zorluğun stres yüzünden dikkatsiz hale gelmiş bakım veren yetişkin ile arasındaki ilişkiden kaynaklanıyor olması olasıdır diyor.
Hatta diyor ki bağımlılıklar veya belki de fanatik dindarlık işte internetin sanal gerçekliği gibi çeşitli yollarla arzu ettiğimiz insan temasının eksikliğini gidermeye çalışıyor
olabiliriz diyor. Yani bunlara sığınarak sıcak ebeveyn teması ihtiyaçları konusunda.
En çok hayal kırıklığına uğrayan debli çocuklar diyor.
Ve bunlar en ciddi debli yetişkinler olarak büyürler diyor arkadaşlar.
Sıcak ebeveyn teması.
Şimdi bunun beynimizle ne alakası var?
Kısaca şöyle. Alnımızın arkasında sağ gözümüzün yakınlarında beynimizin en önemli düzenleme merkezlerinden biri yer alıyor.
Orbitofrontal korteks arkadaşlar.
Şimdi bu ne işe yarıyor?
Sosyal zeka, dürtü kontrolü ve Dikkat konuları bu işlere yarıyor ve son zamanlarda yapılan birçok araştırma bize gösteriyor ki orbitofrontal korteksin bozuklukları DEP
ile yakından ilişkili.
Bu kısım beynin ödül ve motivasyon aparatının merkezinde yer alıyor ve korteksin neredeyse tüm bölgelerinden daha çok zevk ve neşeyle bağlantılı kimyasallar dopamin ve endorfin barındırıyor.
Şimdi bu bölgeye kısaca OFK diyelim arkadaşlar.
OFK korteksin görme merkezleriyle olan bağlantıları üzerinden görsel uzamsal oryantasyonda yani nesnelerin boşluktaki yerini saptamada da rol oynuyor.
Peki görsel uzam...
Uzamsal oryantasyonda bozulma olduğunda ne oluyor arkadaşlar?
İşte başını çarpıyorsun, sakarlıklar yapıyorsun, fiziksel direktifleri takip ederken zorlanabiliyorsun ki bu devin en belirgin özelliklerinden biri.
OFK'nın dikkat kontrolü üzerinde de çok büyük bir rolü var.
Dış çevreden vücudun iç durumuna kadar beynimize giren bütün bilgiler içinde hangisine odaklanacağımızın seçimine de katkıda bulunuyor.
Bu da dev olan insanlardaki odaklanamama sorununun cevaplarından.
OFK dürtü kontrolünde de rol oynuyor.
İşte beyinde acil duygusal dürtülerin ortaya çıktığı alt merkezler var.
Bunları dizginlemeye yardımcı oluyor aynı zamanda.
Ve sorunsuz çalıştığı zaman ne oluyor?
Duygusal tepkilerimiz çok daha olgun oluyor.
Yani dürtüsel olmuyoruz.
Ama bu bağlantı bozulunca daha dürtüsel olabiliyoruz.
Ki bu da debin en önemli özelliklerinden biri.
Ve yine çok önemli bir şey var.
O da OFK her şeyden önce bebeğin İlk aylarında ve ilk yıllarında ona birinci yıl bakım veren kişi her kimse biz anne diyoruz genelde.
Onunla olan etkileşimlerini kaydediyor ve deneyimlerin duygusal etkilerini saklıyor.
Bakın ne kadar önemli. Peki bu ne işe yarıyor Merve demiş olabilirsiniz.
Birincil bakım verenle olan ilk etkileşimlerimizin yani annemizde olan ilk etkileşimlerimizin bu etkisi daha sonraki tüm duygusal tepkilerin ve etkileşimlerin oluşacağı bilinçsiz
bir model. Şimdi örnek ver Merve demiş olabilirsiniz.
Trafikte diyelim ki biri önünüze kırdı.
Verdiğiniz tepki aslında siz onu o anlık bir tepki zannediyorsunuz.
Ama hayır bu OFAK'nin bebeklik ve çocukluk dönemimizdeki öfke ve hüsranla ilgili en erken etkileri.
Siz onu ortaya koyuyorsunuz.
Trafikte birbirine bağıran insanları gördüğünüz zaman aslında hayatının en erken dönemlerinin hikayesini sergileyen insanları görüyorsunuz arkadaşlar.
Öfke patlamalarınıza daha dikkatli bakın.
Sağ prefrontal kortekse yani beyninin bu bölgesi zarar görmüş olan insanların yaşadığı sıkıntılarla devli insanların yaşamış olduğu sorunlar birbirine aşırı derecede benziyor.
Onlar da işte konudan böyle sık sık uzaklaşıyorlar.
Başladıkları sözün devamını getirmekte zorlanıyorlar.
Ya da işte birini dinlerken odağa kayabiliyor.
Sürekli talimatları karıştırabiliyorlar.
Fiziksel dürtülerini zor dizginleyebiliyorlar.
Tecrübeyle öğrenme onlar için çok daha zor.
Baktığınız zaman deve çok benziyor ama değil arkadaşlar.
Şimdi bu korteksin kimyasal ve elektriksel fonksiyonlarında bozulmaya yol açacak tek şey beyinde meydana gelen ve bir yaralanma gibi devam eden fiziksel hasarlar değil.
Devde beyin hasarı yok arkadaşlar ama beyin gelişiminde bir bozulma.
Şimdi burada olay beyinde gelişen bir bozuklukla ilgili değil.
Bazı önemli beyin devrelerinin gelişmemesiyle ilgili bir şey.
Prefrontal korteksin sağlıklı gelişimi için gerekli olan şartlara yapılan bir müdahale söz konusu.
Dev için Gabor diyor ki UEB yani uyum eksikliği bozukluğu bunu daha uygun buluyor tanım olarak stres lohusa depresyonu evlilikteki işte çatışmalar anlaşmazlık
ayrılık boşanma devri çocukların ailelerinde bunlar çok daha sık görülen şeyler hatta Russell Barkley diyor ki devri çocukların ebeveynleri ebeveyn olmak öz saygı ve depresyonla ilgili
sorunların yanında ebeveynlikle bağlantılı olmayan konularda da çok sayıda stresli konuyu gündeme getirir diyor bu ebeveynlerin stres kaynaklarından biri karı koca Ve devli çocukların ebeveynleri
diğer çocukların ebeveynlerine göre kendi aralarında.
Karı koca ilişkileriyle ilgili çok daha fazla sorun yaşarlar.
8 yıllık bir takip sürecinde devli çocukları olan ailelerin biyolojik ebeveynlerinin ayrılık veya boşanma deneyimlerinin diğer çocuklu ailelere göre 3 kat daha fazla olduğunu tespit
ettik diyor. Devli çocukların anneleri kendilerine normal çocuk annelerine göre daha depresif evliliklerinin ise daha sıkıntılı olduğunu belirtmiştir deniliyor arkadaşlar.
Gabor diyor ki ciddi Hep vakalarında gördüğüm yetişkinlerin çocuklarını kötüleştiren, tekrarlayan temalar arasında aile kavgası, boşanma, evlat edinme, özellikle annede
depresyon, özellikle babadan şiddet, bu psikolojik şiddet de olabilir, alkolizm ve cinsel istismar vardı diyor.
Belki şiddet içermeyen ama yasaklayıcı derecede sert, öfkeli bir babayla büyümüş olabilirsiniz.
Bu da depte sıkça bahsedilen ebeveyn tiplerinden biri.
Şimdi aranızda benim gibi ben çocukluğumu hiç hatırlamıyorum diyenler varsa arkadaşlar Gabor Mate bunun nedenini şöyle açıklıyor.
Çocukluk anılarınızın.
Bu kadar puslu olmasının iki olası nedeni var.
Ya hatırlamaya değer bir şey olmamıştır ya da hatırlamanızın sizin için incitici olabileceği çok fazla şey olmuştur diyor.
Çok çarpıcı bir söz ve maalesef benimki ikinci.
Devli çocukların %14 ila 25'inde ebeveyn alkolizmi geçmişi olduğu görülmüş arkadaşlar.
Ve devli çocukların majör depresyon geçirmiş ebeveynlere sahip olma olasılığı.
Diğer çocuklara göre çok daha yüksekmiş.
Debli çocukların ebeveynlerinin genellikle geniş aileleriyle daha az temasta olduğu belirtiliyor.
Yani kendi köken aileleriyle pek bir iletişimleri yok.
Kopuklar. Yakın akrabalarını ve ailelerini çok sık ziyaret etmiyorlar.
Yani zayıf akraba bağlarına sahipler.
İşte öyle kalabalık sevgi dolu bir aile ortamları yok diyor debri çocukların.
Gelelim dalgınlık meselesine.
Shakespeare'in Kral Lear'ında 4.
perde 7. sahnede şöyle bir replik var arkadaşlar.
Kral delirmiş. Ayağa kalkıp büyük üzüntülerimin dahiyane hissine kapılmam ne kadar katı.
Dikkatim dağılıyor olsaydı daha iyi.
Düşüncelerim de... Kederlerimden kopmalı demiş.
Gloucester'ın bu sahnesinde yaşadığı şey devden kaynaklı dikkat dağınıklığına çok yakın bir deneyim.
Şimdi arkadaşlar devdeki bu duymazdan gelme de dahil olmak üzere ayrışma savunma ihtiyacından kaynaklanıyormuş ve bu psikolojik bir savunma biçimiymiş.
Yani duygusal acıyla başa çıkmanın bir yolu o duymazdan gelme.
Ayrışmanın asıl amacı Bilinçli farkındalığı yaşadığımız bazı duygusal acılardan ayırmak diyor Gabor.
Yani bunu bir tür psikolojik anestezi gibi düşünebilirsiniz diyor arkadaşlar.
Ve devli bir kişi için duymazdan gelme, bebeklikteki hızlı beyin gelişimi döneminde çaresizlikle birlikte duygusal incinme yaşandığında ortaya çıkan otomatik bir beyin aktivitesidir
diyor. Yani bebeklikte yaşanmış bir şeyin neticesi aslında o duymazdan gelme.
Duygusal çalkantılar ve bu zihindeki düşünce fırtınaları sebebiyle dikkat dağınıklığı.
Tabii hafızayı da mahveden bir şey.
Devli insanlar günde sayısız kez başka bir odaya giderler.
Normalde mutfağa girecekken salona giderler.
Ben buraya niye geldim derler.
Buzdolabını açıp böyle donak alırlar.
Ne yapacağını unuturlar bir anda.
Ne aradığını unuturlar bir yere gidip.
Soğan almaya giderler patatesle eve gelirler.
Yani kısa süreli hafıza kayıpları devirde meşhur olan bir şey.
Psikolog Daniel Scharachter bu konu için şöyle söylüyor.
Dikkat kaynaklarımız iç düşünceler ve duygular tarafından tüketildiği zaman dışarıdaki dünyayla başa çıkmak için geriye çok az şey kalır diyor.
Ve Krishnamurti'nin dediği şu duyguyu çok sık yaşıyorlar deple olanlar.
Diyor ki aktif olmaktan çıktığınız anda hemen bir sinirsel endişe hissi oluştuğunu fark ettiniz mi bilmiyorum.
Sanki canlı değil uyanık değilmişsin gibi hissediyorsun.
Devam etmelisin. Bir de yalnız olmaktan, tek başına yürüyüşe çıkmaktan, tek başına olmaktan, kitapsız, telefonsuz, konuşmadan, ellerinle, aklınla ya da kalbinle
her zaman bir şey yapmadan sessizce oturma korkusu vardır.
Bu size tanıdık geldim arkadaşlar.
Devde hiperaktivite çeşitli şekillerde yaşanıyor.
Devli kişi kısa süre bile böyle hareketsiz kalsa çok rahatsız hissedebiliyor kendini.
Bunu illa böyle fiziksel hareket gibi düşünmeyin.
Zihinsel de olabilir ki zaten zihinleri böyle bir kasırgaya tutulmuş gibi işliyor.
Çok büyük bir hareketlilik söz konusu.
Hiperaktivitenin bir başka belirtisi de gözlerin sık hareketi arkadaşlar.
Böyle devli olan bir kişiyle oturduğunuz zaman sanki böyle işte arkasından biri geçiyormuş gibi ortamı tarıyormuş gibi gözleriyle sanki böyle Biri gelecekmiş de ona bakıyormuş gibi başka birini arıyormuş gibi gözleriyle.
Böyle bir göz taraması yapabilir debli insanlar.
Yani illa hani fiziksel hareket değil demiştim ya göz hareketi bile olabilir.
Hiperaktivitenin bir başka bileşeni daha var.
O da yüksek anksiyete diyor Gabor Mate.
Yani debli olan insanlar da yüksek anksiyete de görülebiliyormuş hiperaktivite ile beraber.
Peki Merve biz nasıl iyileşeceğiz diyorsanız buna apayrı bir bölüm yapmayı düşünüyorum.
Hani bir bölüme böyle sığdırıp sıkış tepiş yapmak istemedim.
Uzun uzun anlatmak istiyorum. Ama beynimizin nöroplastisite yani yeni bağlantılar yeni yollar kurarak işte hali hazırda olanları değiştirebilme kabiliyeti var biliyorsunuz.
Yani beynimizin değişmez olmaktan uzak olduğunu artık biliyoruz.
Şunu söyleyebilirim arkadaşlar.
Kabormati diyor ki dikkat eksikliği bozukluğu olan yetişkinin kendini daha derinden anlaması ve daha sonra kendi kendine ebeveynlik olarak tamamlayabileceğimiz bir görevi üstlenmesi
gerekir. Sezen Aksu'nun dediği gibi bu kızı ya da bu adamı yeniden büyütmeliyim.
Kor ateşlerde yürütmeliyim.
Değirmenlerde öğütmeliyim.
Farkındayım. Farkındalık çok önemli bir mesele.
Gabor Mate diyor ki eğer aktif olarak sevmeyi başarabilirsek ne dikkat eksikliği olur ne de bozukluğu oluyor.
Ve insanların yargıya ihtiyacı yoktur.
Kabule ihtiyaçları vardır.
Umarım kendi kendimizi yeniden doğurarak, yeniden büyüterek, yargılamadan Her şeyiyle kabul ederek kendimizi bağrımıza basıp yürekten koşulsuzca
sevmeyi başarabiliriz.
Size sesimle sarılıyorum.
Kendinize çok iyi bakın arkadaşlar.
Bu ay Şubat ayı içerisinde 12-13 bölüm yapmayı planlıyorum.
O yüzden beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz.
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Bu arada bize özel indirim kodumuz OSB25.
Bu kodla Evital'den %25 indirimli bir şekilde faydalanabilirsiniz.
Detayları açıklamalara bırakıyorum.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
