
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Transkript
Merhabalar, son zamanlarda çok sıklıkla karşıma çıkan bir kelimeden bahsetmek istiyorum.
Date'e çıkmak. Eskilerin tabiriyle çıkmak diye nitelendirebiliriz bunu.
Şimdi söyleyince çok komik geliyor.
Çıkıyoruz biz var diye eskiler söylerdi.
Yani bunun artık yeni versiyonu diyebilirim date'e çıkmak.
Ben oldukça itici buluyorum bu tabiri.
Date'e çıkmak dediğimiz flört etmek üzere niyetlenmiş iki kişinin birbirini tanıması anlaması üzerine buluşması diyebiliriz.
Yani buluşmak da diyebiliriz.
İlk kez bu dating çıkmak dediğimiz şey 1896'da kullanılan bir terim.
Ve başlangıçta dating yani...
çıkma olayı. Yoksullar arasında yaygın olan argo bir sözcük yani argo aslında bu ama 1920'lere geldiğimiz zaman Amerikan gençliğinin büyük kısmı bu işte kafayı bozmuş yani
resmen dating olayıyla hatta istatistiklere baktığımız zaman gençler okul dışındaki o faaliyetler içerisinde en çok dating'e zaman ayırıyor ve yaklaşık 1945'li
yıllarda da ne kadar çok kişiyle çıkarsanız o kadar iyi hatta 1960'larda sanırım böyle bir furya vardı kadınlar iyice özgürlüyordu vesaire bu 45'ten iyi öte gelen bir şey yani ve artık
aşk diye bir şey çok yok yani bu 45 sonrasında çünkü çok fazla insanla çıkmanın iyi bir şey olduğu düşünülüyor yani bu 45'ten sonra başlamış bu da neden aslında
böyle yani burada söz konusu olan aslında şu özgüveni yakalamak diyebilirim yani ne kadar çok insanla çıkarsanız O kadar özgüvenli oluyorsunuz gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Aslında birçok insan da o dönemdeki birçok insan da çıkma olayını bir tür böyle iktidar elde etmeye yönelik bir çabah olarak değerlendirmiş diyebiliriz.
Yetişkinlerin bile en öncelikli konusu bu çıkma olayı zaten o dönemler içerisinde ve çıkma faaliyeti faaliyet diyoruz buna çıkma faaliyeti gerçekten de gençleri.
Ana babaların o tahakkümünden, kontrolünden kurtarıyor.
İşte toplu eğlence mekanlarında zaman geçiriyorlar.
Evde maruz kaldıkları o dolayısız denetimden bir tür kaçış gibi görüyorlar bunu.
Ve bu pratiği aslında önceki dönemde şu vardı.
Yani ziyaret sistemi dediğimiz bir sistem vardı.
Nasıldı bu? Hani daha kibardı her şey.
Yani önce bir ricada bulunuyordu erkek tarafı.
Ziyarete izin verirse kadın görüşüyorlardı.
Ya da işte aracı kimse. O şekilde görüşülüyordu.
Erkekler bu çıkma olayı çıktıktan sonra yani ziyaret sistemi bitip çıkma dediğimiz o özgürlüğe kavuştuktan sonra bunun içerisinde aslında biraz böyle kendi üstünlüklerinin onlara
geri iade edildiğini düşünmüşler işte eğlenceye gidiyorlar yiyecek içecek vesaire bunlara harcanan para kendi ceplerinden çıkıyor erkeklerin çünkü o dönem için konuşuyorum kızları eğlenmek için
satın aldıklarını düşünüyorlarmış hatta arabalarına yaptıkları gibi kızlara da para döküyorlar bunu düşünüyorlar ve hiç kuşku yok ki pek çok kızda bir sürü erkekle çıkmanın onlara popülerlik kazandırdığını
düşünüyorlar. Ve popüler koca yakalamanın da yolunun bundan geçtiğini düşünüyorlarmış.
Sonuç olarak ne oluyor derseniz eğer popüler erkekler tabii ki de popüler olmayan kızlarla asla ve hatta ilgilenmiyorlarmış.
Sonuç olarak şöyle bir durum ortaya çıkıyor.
Kızlar daha fazla kozmetiğe daha fazla giymeye savurganca para harcamaya başlıyorlar.
Kapitalist Amerika için gerçekten çok üzücü bir durum değil mi bu?
Aslında bunu şöyle düşünün yani çıkma dediğimiz şey özgüven elde etmenin demokratik bir yöntemi gibi görülüyor o dönemler ki bence de öyle demokratik bir şey.
Çünkü neden? Burada da bir çeşit oylama var yani bir daimi bir seçim söz konusu değil mi?
Eskisi gibi değil bir seçim söz konusu.
Yani gençler aşk gibi böyle anlaşılması zor bir şeyle canlarını sıkmıyorlar.
Aldıkları teklifler ya da kabul ettirdikleri çıkma teklifleriyle popülerliklerini kanıtlama peşindeler.
İşte o dönem biliyorsunuz dans furyası var.
Dans partilerinin en başarılı kızı.
Bütün gece durmadan dans eden kız.
Ama asla tabii iki kez aynı adamla olmamak koşuluyla.
Hatta o dönemin bir dergisi var.
Orada şöyle söylüyordu.
Çıktığınız bir erkeği asla başınızdan atmayın.
nasihat veriyor kadınlara hatta diyor ki boş kaldığınız bir gece bakarsınız işinize yarar diyor kadın dergileri Hatta günümüzde de olan bir şey var ki ilk hareketi hep ilk hamleyi erkeklerden
beklememiz. Bu da sanırım o dönemlerden gelen bir şey.
Çünkü bu ilk hareketi yapma olayı o kadar erkeğe özgü bir imtiyaz ki o dönemlerde.
Şöyle düşünün üniversiteye giden bir genç kızın bir erkeği dans partisine davet etme girişimi.
Bu daveti alan erkeğin kızın lafını yarıda keserek sırtını dönüp gitmesiyle sonuçlanıyor.
O derece yani.
O kadar çok erkekler buna takmış durumda.
Hani biz teklif ederiz. Sanırım bu devam ediyor.
Hatta çok şaşırdığım bir şey vardı.
Michigan Üniversitesi'ndeki kız öğrenciler erkekleri çıkma performanslarına göre değerlendirmek üzere bir ölçek geliştiriyorlar.
Buna göre A kusursuz, B iyi, C kabalıkla idare eder, D yarı andavallı.
e de zeka özürlü demekmiş ben buna çok şaşırmıştım daha sonra ne oluyor işte bu kadar çıkıyorlar flörtler havalarda uçuyor falan derken ikinci dünya savaşı var değil mi önümüzde ikinci dünya savaşının ardından
kadınlar bir kez daha metanetlerini kaybediyorlar zaten Bu çıkma olayların öncesinde dedim ya ziyaret sistemi denilen bir sistem vardı.
Her şey daha kibardı ama kadınların bu kadar özgürlük hakkı yoktu.
Tekrar bir çıkmaza düştüler.
Neden? Çünkü 2. Dünya Savaşı'nın arkasından 16 milyon genç asker deniz aşırı ülkelere gönderildi.
Bunların 250 bine yakını öldü.
100 bin kadarı da başkaları ile İngilizlerle, Fransızlarla, başka yabancılarla evlendi.
Amerika'yı baz alarak konuşuyorum.
Bundan sonra ne oldu? Birden şunu fark ettiler.
Herkese yetecek kadar adam yok.
Bu panik sardı ortalığı.
Geri dönen adamlar da zaten Avrupa'da rastladıkları olgun daha kültürlü kadınlarla evlendiler.
Hani onlarla evlenmediler.
Çıkma sistemi tamamen bir sekteye uğradı gördüğünüz gibi.
Ne yaptı kadınlar?
Dediler ki o zaman madem Avrupalı kadınlar kültürlü vesaire hani daha öncesinde bunlar şey yapıyorlardı ya kendilerine para harcıyorlardı o Amerikan kapitalist sistemi içerisinde demiştim ya daha popüler erkeklerle
çıkabilmek için daha popüler olabilmek için giyme kuşama kozmetiğe daha güzelleşmeye önem veriyorlardı popüler kız olmak için bir anda Avrupalı kızlarla evlendiği için 2.
Dünya Savaşı'ndaki o askerler onları daha kültürlü buldukları için bunlar da bir anda üniversiteye gidelim kafası yaşayıp üniversiteye gidip koca avlamanın bir yolu olarak gördüler üniversiteyi hatta Ekim ayı geldiğinde hala birini
bulamadılarsa böyle baya bir dalga geçiyorlarmış bahtına küs falan diye ve şöyle bir durum oluyor kadınlar arasında Yani en yaygın evlilik yaşı bile hiçbir zaman olmadığı kadar aşağılara
iniyor. 19 yaşına düşüyor.
Yani kızların oğlanlarla çıkmaya başlama yaşı da giderek geriliyor.
Hatta 1959 senesinde yetişme çağındaki Amerikalı gençlerin %57'si bakın %57'si diyorum ciddi bir ilişki yürütüyordu.
Yani çıkmanın esas amacı neydi?
Kişisel deneyimi genişletmek.
Ama bu kişisel deneyimi genişletmek bitti.
Artık dediler ki adam yok, adam bulduk ve ne yapalım.
Zaten yaşımız da küçük.
Hemen bir emniyet duygusu, emniyet duygusu hissetmek istiyor insanlar.
Bunun için de bu kişisel deneyimi genişletmek dediğimiz o fazla fazla kişiyle çıkmanın yerini emniyet duygusu alıyor yavaş yavaş.
Bunun bedeli de tabii ki yüksek oluyor.
Gelelim 1950'lere.
1950'lerde bu olayların akabinde hemen yani 2.
Dünya Savaşı bitiyor. Bunlar yaşanıyor.
Kadınlara artık şu salık veriliyor.
Diyorlar ki feminenliğe dönün.
Artık daha feminen olun. Ve kadın dergilerinde bu tarz şeyler çok fazla pompalanmaya başlıyor.
Feminenlik. Ne var mesela?
İşte bir kadın dergisinde bir test var 1950'lerde.
Oje sürüyor musunuz?
Diye bir soru. İkinci soru da kariyer hevesleriniz var mı?
Zaten buradan yola çıkarak tahmin edebiliyorsunuz.
Yani bu testlerin amacı feminenliğinize ölçmek.
Oje sürüyor musun? Kariyer hedefin var mı?
Bunları sorarak sizi feminenliğinize ölçüyor.
Hatta genç kızlar o kadar buna kendilerini kaptırıyorlar ki.
O dönemin sinema yıldızlarını hatırlarsınız.
Çok oldukça böyle iri göğüslü, ince belli, çok kadın saatlere sahipti sinema oyuncuları o dönemde.
Dönemi genç kızları da daha 12 yaşında bunlara özendikleri için dolgulu südyenler kullanmaya başlıyorlar.
O derece bir özenti var.
Bunların amacı da şu yani o iki cinsin arasındaki kesin rollere sahip olmak.
Yani kadın kadın gibi erkek erkek gibi hatta bir öğrenci dergisi tarafından bir anket düzenleniyor o dönemde ve kadınların ezici çoğunluğu şunu söylüyorlar.
Diyorlar ki daha uysal ve daha feminen olmakla işte güya erkeklerin kendilerini daha erkeklere Erkek gibi hissetmelerine katkıda bulunacaklarını söylüyorlar.
Öyle düşünüyorlar. İşte date'e çıkmanın kısaca tarihine göz attık bugün.
Böyle aralarda mini podcast'ler yapacağımı söylemiştim.
Bu da onlardan birisi oldu.
Eğer beni takip etmek isterseniz Instagram hesabım Ortamlarda Satılacak Bilgi.
Beni kimlerin dinlediğini görmek gerçekten çok hoşuma gidiyor.
Çok teşekkür ediyorum. Dünyanın çeşitli ülkelerinden beni dinlediğinizi görebiliyorum.
Böyle bir selam yazarsanız diğer ülkelerdeki arkadaşlar çok sevinirim.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın. Bay bay. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
