
Altıntaş Online hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan faydalanmak için: https://www.altintasonline.com
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi Twitter: @OrtamlardaB * Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com *Bu bölüm "Altıntaş Online" hakkında reklam içerir*
Transkript
Altıntaş Online Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba ben Merve.
Bugün bolluk bereket konuşacağız arkadaşlar.
Bolluk bilincini konuşacağız.
Spirtüel açıdan bakacağız bu para mevzusuna.
Ay Merve paranın spirtüelizmi mi olur?
Eminim böyle dediniz.
Ben de öyle demiştim ama yine de yani merakımı celp etti bu konu ne yalan söyleyeyim.
Araştırdım okudum geldim.
Yani bu kanalda her şeyi konuşuyoruz biliyorsunuz.
Her daldan bilgi var. Bu niye olmasın dedim.
Neyse ben bir anlatayım.
Siz ister inanın ister inanmayın.
Zaten inanalım diye anlatmıyorum.
Hep söylüyorum. Bunları bilelim diye anlatıyorum.
Benim de böyle katıldığım katılmadığım pek çok nokta var bu anlatacaklarım arasında.
Neyse arkadaşlar mevzuya uzak kalmayalım.
Hani olur da işte bir masada bu konu konuşulur yabancılık çekmeyelim değil mi?
Biz de birkaç kelam söz edebilelim.
Şimdi dünyada bu alanda çalışan pek çok isimle karşılaştım bu konuyu araştırırken.
Mesela onlardan birisi John Randolph Price.
Kendisi 2007 yılında İngiltere'de dünyanın en önde gelen 500 vizyonerinden biri seçilmiş ve kitapları ulusal en çok satanlara girmiş.
Çalışmaları dünyada olumlu yaşama katkılarından dolayı uluslararası ödüller almış bir isim ve aynı zamanda 500 milyondan fazla katılımcısı olan Dünya Şifa Günü'nün de yaratıcısıymış.
Spiritual Araştırma diye bir vakıf var.
Onun da kurucusu aynı zamanda kar amacı gütmeyen bir kuruluşmuş bu.
Yani uluslararası alanda tanınan.
Çalışmaları da şöyle arkadaşlar böyle antik bilgelikle işte çağdaş metafizik ruhsal felsefe bunları harmanlamış ve 30 yıldan fazla bu sahalarda emek vermiş bir sürü çalışması olan bir isim.
O yüzden dedim ki onun bilgeliği ışığında bugün sizlere işte bolluk bereket bilincini anlatayım.
Tabii bunun dışında pek çok kitaptan da faydalandım ama çoğunu beğenmedim.
Yalan söylemeyeyim. Hani bir adam var ya perde asıyor.
Sen ne anlatıyorsun be abla?
Gözünü seveyim be abi.
Çoğunu böyle okudum.
Ama içlerinde bir kitabı beğendim onu söyleyeyim, onu sonra sakladım onun için.
Şimdi arkadaşlar ne anlatıyor bu abimiz?
Şöyle, bugün aslında şunu anlatmaya çalışacağım.
Yani bizim paraya olan bakış açımızın hayatımıza nasıl tezahür ettiğini konuşacağız spiritüel alanda.
Kıtlık bilinci nedir? Bereket enerjisi nedir?
İşte nasıl hayatımıza çekeriz bunları?
Bu konudaki yanlış inançlarımız nelerdir?
Bilincimizi nasıl düzenleyebiliriz para konusunda?
Paranın enerjisi nedir?
Bunları konuşacağız. O zaman hadi başlayalım.
Şimdi eski insanlar bir kişinin kendini anlamasının tanrıyı anlamak anlamına geldiğini düşünüyorlar ve meditasyon sayesinde kişinin kendi içindeki o ilahi enerjiyi
ortaya çıkarabileceğini, eğer içinde bir uyumsuzluk varsa bunu ahenge dönüştürebileceğini, cehaleti bilgeliğe dönüştürebileceğini ve eksiklik varsa hayatında bunu da berekete
dönüştürebileceğine inanıyorlarmış.
Thomas İncil'inde Hz.
İsa gerçek kimliğinizi bildiğiniz zaman Tanrı ile bir olduğunuzu fark edeceksiniz diyor.
Ve ancak kim olduğunuzu bilmeyecek olursanız o zaman yoksulluk içinde yaşarsınız ve bu yoksulluk aslında sizsiniz diyor.
Filipin İncil'inde hayalleri görünür bir şekle sokmanın ezoterik uygulamaları hatırlatılıyor ve denilmiş ki gördüğünüz şey olacaksınız.
Ama kilisenin böyle tek otorite olduğu dönemlerde tabii bu tarz düşüncelere yer yok.
Hani dini kurum zaten bireysel zihinlerin üzerine tam bir kontrol görevi üstleniyor.
Öyle bilincin bereketiymiş, paraymış, bolluk enerjisiymiş böyle şeyler yok.
Haşa yani tanrıya şirk koşmak gibi görülüyor bunlar.
Manevi aydınlanmanın tek anahtarı kilisenin otoritesinde.
Yani siz öyle kafanıza göre dini çıkarımlar yapamazsınız.
Bunların bir takım cezaları var biliyorsunuz ama sonradan ne oluyor?
İşte gizli topluluklar ortaya çıkıyor.
İşte gül, haçlılar, masonlar bilmem neler bunlar çıkıyor ve yayılmaya başlıyor.
Eğer böyle şeylere merakınız varsa hemen aklıma gelen bir kitabı önereyim size.
Gül'ün adı Umberto Eco'nun kitabıdır.
Çok ağır bir kitaptır yani sonra bana küfür etmeyin parantezi kapattım.
Dediğim gibi sonradan işte bu gizli topluluklar gitgide yayılmaya başlıyor ve 1800'lü yıllarda ezoterik felsefe ve uygulamalı gizemcilik Avrupa ve Amerika üzerinde ilerliyor arkadaşlar ve derken
işte bu bilincin tam merkezinde şu düşünce yer alıyor.
Tanrı'nın sınırsız bir zenginlik olduğu ve bu sonsuzluğun yansımaları olarak bizlerin de aslında bir bereket mirasına sahip olduğumuz.
Mesela İncil'de der ki ey sevilen bereket içinde olmanı her şeyden çok istiyorum denilmiş.
Z burada şöyle geçiyor.
Seni sevdikleri için bereket içinde olmalılar.
Duvarlarının içerisinde barış, saraylarının içinde bolluk ve bereket olmalı yazıyor.
Tevrat'ta ise tanrınızı hatırlamalısınız.
Çünkü zengin olma gücünü size veriyor.
Tanrı etrafınızın bolluk içinde olmasını lütfetmeye kadirdir.
İşte bu yüzden tüm her şey için tam yeterliliğe sahip olan siz her güzel iş için bereketli olabilirsiniz deniliyor.
Yine Zebur'da bırakın Tanrı kullarının bereketinden duymuş olduğu memnuniyetle yücelsin denilmiş arkadaşlar.
Ve İncil'de istediğiniz ve olması için dua ettiğiniz her şeye olduğuna inanın.
Ve o zaman onlar sizin olacaktır deniliyor.
Şura suresinde Allah kullarına karşı çok lütufkardır, dilediğini istediği şekilde rızıklandırır diyor.
Hud suresi 73. ayette Allah'ın bereketi üstünüzde olsun denilmiş değil mi?
Fusuret suresi 10.
ayet orayı bereketli kıldı, isteyip arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları takdir etti deniliyor.
John aslında Kur'an'dan ayet sunmamış arkadaşlar Hristiyan olduğu için ama Kur'an'da da pek çok ayet var biliyorsunuz bolluk ve bereketle ilgili.
Hatta aklıma gelmişken Allah'ın 99 adına baktığınız zaman çoğunun işte böyle nimetle, maddi ve manevi rızıkla alakalı olduğunu göreceksiniz.
Örnek ver Merve. Mesela el-rezak, bol nimet, maddi ve manevi rızık veren anlamında.
El-basıt, dilediğine rızkı bol veren anlamında.
El-kerim, çok nimet veren, nimet ve ihsanı bol olan anlamında.
Elvasi tüm yarattıklarına rızık ve nimet veren anlamında.
Sevgili dinleyiciler Merve Hatipoğlu'yla Huzura Doğru programımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız.
Ya böyle dini konular konuşunca kendi böyle hissediyorum ama burada aslında anlatmaya çalıştığım şey şu.
Tüm tek tanrılı dinlerin ortak beyanında tanrının bolluk ve bereketle dolu olduğunu görüyoruz değil mi?
Ve bu bolluğu, bereketi isteyene, dilediğine vereceğini görüyoruz.
Şimdi Jean'un bahsetmiş olduğu bir ilke var.
Tam yeterlilik ilkesi.
Buna göre arkadaşlar kısaca şekiller ve deneyimlerden oluşan bir dış dünyamız var.
Düşünce ve duygulardan oluşan da bir iç dünyamız var.
Ve bu dış dünyamız aslında bizim iç dünyamızın bir yansıması.
Yani yukarıda ne varsa...
Aşağıda da o olur.
İçimizde ne varsa dışımızda da o olur.
Kanun budur deniliyor.
Bundan bahsettiğimi hatırlıyorum size.
Spiritüel yasalar bölümünde işte yukarıda ne varsa aşağıda da o vardır.
Bunu konuşmuştuk. Ve bonus bu bolluk ve bereket planı bilinçlerinde açgözlülük, cimrilik, bencillik olan insanlar tarafından uygulandığı zaman başarısız olacaktır deniliyor.
Yani siz açgözlü, cimri, bencil bir insansanız sabaha kadar o parayı isteyin sizi bulmayacaktır deniliyor bu para.
Para bilinci derken arkadaşlar şu kastediliyor.
Zenginliğe karşı olan bakış açımız.
Yani bereket kelimesi sizde ne gibi bir çağrışım yapıyor?
Paraya bakış açınız ne?
Bunlar çok önemli. Hani bizim toplumumuzda şu vardır çok söylenir bu söz.
Allah az verip aratmasın, çok verip azdırmasın derler değil mi?
Yani niye çok verince biz azıyoruz ya?
Niye yoldan çıkıyoruz? Niye?
Şu bilince bakın ya.
Bu Türk filmlerinde de vardır.
Böyle işte zengin olanlar, işte fabrikatörler bilmem neler hep böyle kötüdür değil mi?
Ya da işte Türk filmi değil ya. Global filmlerde de bu var.
Fark ettiniz mi? Hep böyle çok zengin insanları bir kötü göstermek.
Yani niye? Niye bunu yapıyorsunuz?
Bu bizim artık böyle kodlanmış ya kafamıza.
Bence ruhumuzun fakir olması kesinlikle küçükken yetiştirilme tarzımızdan kaynaklanıyor.
Paraya bakışımızı yine ailemiz belirliyor.
Yani çok varsıl bir ailede büyümüşsünüzdür ama işte annenizde babanızda büyük bir kıtlık bilinci varsa size de bu sirayet edecek değil mi?
Size bunu empoze ederek büyütecekler.
Sizde büyüyünce çok böyle büyük büyük hayalleriniz olmayacaktır muhtemelen.
İşte sigortalı bir iş.
olsun. Okey hani hayatım garantiyi alayım diye ilerleyebilirsiniz hayatta.
Yani olaya sadece spritüel açıdan bakmamak lazım.
Bence tabii psikolojimizle de alakalı bu mevzular.
Çünkü bir inanç sistemi var değil mi içimizde?
Hani bolluğa, kıtlığa karşı geliştirdiğimiz bir inanç sistemi var ve bu küçüklükten, çekirdekten gelen bir şey.
Mesela benim bir arkadaşım vardı.
Ailesinin ekonomik durumu çok iyi değildi ama o kadar kaliteli yaşardı ki hayatını.
Görseniz çok zengin zannederdiniz onu.
Kendine böyle hep en iyi şeyleri layık.
gören işte parasını biriktirip gidip güzel restoranlarda yemek yiyen en güzel kıyafetleri alan ama böyle az ve öz alan ve cidden sonradan öyle bir hayat oldu.
Çünkü kıtlık bilinci yok.
Yani bence bu çok önemli. Hani derler ya böyle işte yok yok yok.
Hani yok dersen yok olursun.
Böyle bir söz vardır arkadaşlar. Hani bazılarının parası olduğu halde hep yok çeker değil mi?
Onları da zaten bence para bulmaz arkadaşlar.
Yani yok enerjisinde olan insanları bence para bulmaz.
John Randolph böyle çok Dini açıdan yaklaşıyor bu olaya.
Hani benim anladığım kadarıyla aslında şunu söylemeye çalışmış.
İşte sen Tanrı'nın bir parçasısın.
Tanrı ve sen birsiniz o yüzden.
Ve o senin benliğinin özünde olduğu için.
Yani sen onun bir parçası olduğun için.
Tanrı demek ne demek?
İşte bolluk, tınırsız bir hazine demek.
Bereket demek. Ve dolayısıyla o bolluk sana da ait.
Sen onun bir parçası olduğun için.
Yeter ki sen zihnini ona aç.
Bunu söylemeye çalışıyor. İşte Hallacı Mansur'un Enel Hak olayı gibi geldi.
Geldi bu bana. Hani ben tanrıyım diyordu ya aşka gelip.
Aslında kastettiği şey buydu.
Yani var olan her şeyin özde birliği değil mi?
Vah dedi vücut. Yani tanrıdan başka gerçek varlık yoktur ve evrendeki tüm varlıklar onun bir yansımasıdır, bir tezahürüdür anlamında.
Bizler bütünün bir parçasıyız.
Dolayısıyla ona dahiliz.
Yani o neyse bolluk ve bereketse, sınırsız hazineyse biz de içimizde ondan bir parça taşıdığımız için bizde de aslında sonsuz bir bolluk.
Doğruluk ve bereket var. Yani yeter ki sen onu istemeyi hayatına çekmeyi bil.
Yani bu özü bu. Derin bir mistik birlik var arkadaşlar burada.
Yani John Randolph'un söylemleri bende biraz böyle İslam tasavvufunun bu kavramlarını çağrıştırdı.
Ama zaten çoğu dini öğretide bu var.
Gördüğünüz gibi özde bu var.
Ya da işte hani bir podcastta konuşmuştuk hangisi hatırlamıyorum.
Mikrokozmoz, makrokozmoz bunları konuşmuştuk.
Aynı o olay gibi. Felsefede de var.
Mistik öğretilerde de var bu düşünce.
Yani John diyor ki arkadaşlar sizin gerçekliğiniz yani gerçek doğanızın özünde bu ilahi olan sevgi var.
Tanrı eşittir sevgidir değil mi?
Siz özünüzde Tanrı'nın tezahürlerini taşıyorsunuz.
Neden? Çünkü onun bir parçası olduğunuz için tüm sevgiyi, tüm bilgeliği.
Tüm özleri taşıyorsunuz.
Her şeyi yani içinizdeki bu ruh devamlı olarak kendi gerçek doğası olan bereket hakkında düşünüyor.
Bolluk hakkında düşünüyor.
Özünde bu var zaten. Ve onun özünde.
Asla eksiklik, kısıtlama bu tarz düşünceler olmadığı için, sonsuz olduğu için devamlı bir tam yeterlilik olmalı değil mi?
Bunu kastediyor. Aslında sizin benliğiniz sadece bereketi düşünür, onu görür ve onu tanır.
Neden? Çünkü özde dediğim gibi bu var.
Zaten özümüzde bu var.
Bu bereket zihninin yaratıcı enerjisi sonsuza kadar akar.
Çünkü o sonsuz bir şey zaten.
Yayılır ve fiziksel dünyada bereket olarak ortaya çıkabilmenin bir yolunu arar değil mi?
Yaratıcı zihin enerjisi yani düşünce enerjimiz, inançlarımız bunlar çok önemli.
Gördüklerimiz, duyduklarımız, tattıklarımız, işte dokunduklarımız veya işte kokladıklarımız bunlar bizim inançlarımızın somutlaşmış hali John'a göre.
Bir de hani hep diyoruz ya aslında yaşadığımız olayların bir önemi yok.
Önemli olan bizim o olaya bakış açımız değil mi?
Bizim içimizde o olayın yansıması nasıl?
Yani bizim üzerimize etki bırakan şey zaten bu.
Bizim verdiğimiz önem.
Para için de bu böyle diyor.
Yani para da aslında bir etki.
Siz o etki üzerine yoğunlaştığınız zaman sebebi unutuyorsunuz diyor.
Esas sebebi unutuyorsunuz.
Neden o parayı istiyorsun? Ya da işte niye atıyorum bir sürü altınım olsun istiyorsun?
Sen o sebebi unuttun zaman etkiler azalmaya başlıyor diyor.
Yani diyor ki dikkatinizi sadece para sahibi olmaya odaklarsanız hani bir şeylere sahip olmaya odaklarsınız aslında o kaynağın akışını kapatırsınız demek istiyor.
Mesela kendimden örnek verecek olursam biliyorsunuz ben altın kadınıyım.
Siz temersiniz sevmezsiniz beni ilgilendirmez.
Arkadaşlar altını çok seviyorum biliyorsunuz ama bunu şu sebeple sevmiyorum işte parasal bir karşılığı var altının o yüzden bunu takmalıyım.
Böyle bir şey değil ben altın takmayı seviyorum yani altının bana hissettirdiği o enerjiyi seviyorum.
Ne enerjisi Merve demiş olabilirsiniz şöyle arkadaşlar.
Feng Shui'de mesela altın zenginlik ve bolluk çekmek için kullanılıyor.
Hindulay'da da mesela altının pozitif enerjiyi çektiğine inanılıyor.
Antik mısırı zaten hiç söylemiyorum.
Çünkü arkadaşlar altının çok yüksek bir titreşim frekansına sahip olduğuna inanılıyor.
Geçmişten günümüzde bu böyle.
Ben de açıkçası o enerjiyi hissediyorum taktığım zaman.
Benim gibi altın severler bunu iyi bilirler.
Merve, Merve bize de öner.
Biz de altın takalım. Bolluğu, bereketi, enerjiyi çekelim diyenlere.
Hemen öneriyorum beğenmiş olduğum modelleri.
Nereden öneriyorum?
Tabii ki Altıntaş Online.
Arkadaşlar bu arada yeni modeller gelmiş Altıntaş Online'a.
Oh my god ya dehşet güzeller.
Şimdi beyler eğer evlilik arefesindeyseniz ve sevdiceğinize güzel bir altın kelepçe takmak istiyorsanız size önerim İtalya'yı fırfır altın kelepçe buna mutlaka bir bakın
derim. Böyle görünce resmen dibim düştü.
Böyle tam yadigar kalacak.
Bir takı bence bu. Merve benim sevdiceğim kelepçe sevmezsen ona saat öner diyorsanız.
Geneve retro oval kadran saat benim önerim.
Yani bunu beğenmeyecek kadın yoktur diye düşünüyorum.
Çok güzel. Bir de arkadaşlar böyle zarif farklı bir şey arıyorsanız opal zarif altın kelepçe harika.
Yanına da opal tutku altın yüzük olabilir böyle takım olarak düşünüyorsanız.
Kızlar size de tabii ki sevgilinize ya da eşinize hediye almak isterseniz önerilerim olacak.
İki renkli kordon altın bileklik ve geniş çizgili kordon altın bileklik çok hoşuma gitti erkekler için.
Daha sportif bir tarzı varsa eğer siyah örgülü deri altın bileklik ya da ipli altın bileklik bence harika bir bakımlarım.
Altıntaş Online geçenlerde 51.
yılını kutladı ve mücevherat alanında yarım asırdır hizmet veren oldukça güvenilir bir marka.
Akşam 16'ya kadar online'dan vereceğiniz siparişler sigortalı kargoyla aynı gün yola çıkıyor arkadaşlar ve biliyorsunuz almış olduğunuz ürünler ömür boyu garantili.
Bakım ve tamiri de ücretsiz.
Altıntaş Online'ın Sitesinde şu anda %30 indirim var.
5000'den fazla ürün çeşidi mevcut.
Açıklamalara bırakmış olduğum linkten muhteşem ürünlere hemen göz atabilirsiniz.
Hadi devam edelim. Dediğim gibi aslında yaşadığımız olayların bir önemi yok.
Önemli olan bizim o olaylara bakış açımız.
Onların bizim üzerimizde bıraktığı etki.
Bizim verdiğimiz önem para için de bu böyle deniliyor.
Yani para da esasen bir etkidir.
Siz o etki üzerinde yoğunlaştığınız zaman sebebi unutuyorsunuz.
Yani esas sebebi de unuttuğunuz zaman yani o parayı niye istediğinizi unuttuğunuz zaman etkiler azalmaya başlıyor denilmiş.
Yani diyor ki arkadaşlar dikkatinizi sadece ve sadece para sahibi...
sahip olmaya odaklarsanız aslında o kaynağın akışını kapatırsınız yani para için bir blokaj yaratmış olursunuz ne yapalım Merve parayı düşünmeyelim mi param olsun param olsun demeyelim mi evet
abi düşünmeyin yani Paranın sizin özünüz, sizin kaynağınız, desteğiniz, güvenliğiniz hatta güvenceniz olduğuna inanmayın.
Buna bir son verin diyor John.
Yani para böyle bir şey değil ama bu bahsettiklerimiz Tanrı için tam olarak böyle bir şeydir diyor.
İşte hani kaynağımız, desteğimiz, güvenliğimiz, güvencemiz bunlar Tanrı için karşılık bulan şeyler.
Para için değil diyor. Sadece ona tek kaynak gözüyle bakın diyor Tanrı'ya.
Eğer diyor siz ihtiyaçlarınızın giderilmesinin kaynağı olarak.
İşinize, patronunuza, eşinize, yatırımlarınıza bunlara bel bağlıyorsanız gerçek kaynağın akışını kesersiniz diyor.
John böyle biraz dini açıdan yaklaşmış bu olaylara.
Para ya da herhangi başka bir madde istek ya da sahip olma gücüsünü içinizdeki kaynağın basit bir dış sembolü olarak görün diyor.
Zihninizdeki bir fikrin sembolü olarak.
Eğer hayatınızda daha fazla para daha fazla refah istiyorsanız o zaman etkilerin bilincinden yani maddiyat boyutundan sebebin bilincine geçin diyor.
Yani maneviyat bilincine.
Neden? Çünkü etkiye güç verirseniz yani Paraya güç verirseniz aslında kendi gücünüzü verirsiniz ve onun kölesi olursunuz diyor.
Parayı kalbinize koymayın cebinize koyun arkadaşlar.
Yani şöyle düşünün para sadece bir değiş tokuş aracıdır.
Yani insanların eşyalar ve işte belli bir takım hizmetler karşılığında vermiş oldukları bir şey.
Hani böyle görün o bir materyal.
Manevi boyut yüklemeyin denilen şey bu.
Para benim fiziksel yaşama sürecimin bir parçasıdır.
Hani böyle görürsek sıkıntı yok ama dediğim gibi onu alıp böyle kalbimize koyup kendimiz onun kölesi haline getirirsek işte o zaman blokaj yaratırsınız diyor.
İsteklerimizin ilk olarak bilincimizde gerçekleştiğini sonradan dış dünyada tezahür bulduğunu yani maddesel bir kılıkça ortaya çıktığını söylüyor.
Para da bu şekilde.
Bir de Deepak Chopra var arkadaşlar onun da düşüncelerine değinmek istiyorum bu konudaki.
O da zihin ve beden tıbbi kişisel potansiyel alanında dünyaca tanınmış bir rehber olarak görülen bir isim.
O da diyor ki arkadaşlar zenginlik bilinci dediğimiz şey şudur ihtiyaç duyduğumuz şeyi elde edebileceğimize olan inançta kalmayıp Bunu bildiğimiz bir ruh hali,
bir histir diyor. Hani çekim yasasında bundan bahsetmiştim.
Bir şey olmuş gibi kabul ederek böyle kalbiniz pırpır atar ya öyle bir ruh halinden bahsediyor.
Ve diyor ki zenginlik zaten bizim varlığımızın tabiatında var.
Bunun evrensel bir takım ilkeleri vardır diyor.
Yani buraya kadar anlattıklarım belki size böyle deli saçması geldi bilmiyorum.
Ama dediğim gibi bunları da bilelim istiyorum.
Spiritüeller paraya nasıl bakıyormuş.
Niye? Çünkü umut fakirine...
Hadi bir de bunu deneyelim.
Bu arada bunu dememem lazım.
Hele ki şu podcast'ın içerisinde Umut Fakir'in ekmeği falan bunları dememem lazım.
Şöyle demem gerekiyor.
İptal, iptal, iptal.
Ya bu bana çok komik geliyor kusura bakmayın.
Komik değil de daha doğrusu çok yapmacık geliyor.
Hani böyle batıdan alıp entegre ettiğimiz bazı sözler vardır ya onlar gibi tam oturmamış.
Hani başka bir şey olsa belki o kadar komik gelmez.
İptal ediyorum. Şimdi arkadaşlar kuantum alan teorisyenlerine göre maddi varlıkların tümü işte otomobil, insan vücudu ya da işte bir dolar banknotu falan olabilir.
Bunlar atomlardan oluşuyor ve bu atomlar büyük bir enerji.
ve bilgi boşluğunda sırasıyla enerji ve bilgi dalgalanmaları olan atom altı parçacıklardan oluşur diyor Deepak.
Şimdi kuantum alan teorisyenlerinin temel çıkarımı şu dünyanın ham maddesinin maddesel olmadığını düşünüyorlar.
Ve zihnimizdeki düşüncelerle zihnimizin dışındaki düşünceler arasındaki tek fark zihnimizdeki düşünceleri biz ne yapıyoruz?
Dil bilimsel olarak yapılanmış bir şekilde deneyimliyoruz değil mi?
Konuşuyoruz. Ama bunlar sözel hale gelip dile dökülmeden önce Yalnızca bir tasarı değil mi?
Enerji ve bilginin itici bir kuvveti bunlar.
Ve evren sınırsız olanaklar alanı dedik değil mi?
Hepimiz birer olasılıklar alanıyız.
Ve bu alan bizim asıl tabiatımız, özbenliğimizdir diyor.
Zenginlik bilincine sahip olan insanlar yalnızca en iyisini hedefler hayatında.
Buna da önce en üst sıradaki ilkesi deniyormuş arkadaşlar.
Yani her zaman birinci sınıf olan şeylere hedef alıyorlar.
Kendine layık gördükleri şey bu.
Bunun karşılığında da evren onlara en iyisini verecektir diyor.
Evren dediği şey işte tanrı, evren siz ne derseniz.
Eğer bankada 1 milyon dolarınız olmasına rağmen ya da işte korkunç paralarınız var.
Siz hala böyle para tazası taşıyorsanız asla yardımsever biri değilseniz eliniz hala sıkıysa hala böyle buradan sıkıp buradan yanıyorsanız bu da aslında sizin yoksul olduğunuz anlamına geliyormuş.
Neden? Çünkü zenginlik bilinci dediğimiz şey aslında bir haleti ruhiyedir diyor Deepak.
Yardımsever ve paylaşımcı olanları için kaynak zaten boldur diyor.
Hani onlar zaten bol bol verir.
Bol bol geleceğini bilirler.
Çok enteresan bir şey söylemiş.
Başkalarının özellikle rakiplerinizin ve işte sizi kendilerine düşman olarak görenlerin başarıları karşısında bile sevinç duyun diyor.
Çünkü gün gelir onlardan belki de hiç haberiniz olmadan hani bilmeden bir yardımıyla alırsınız.
Uzanır size o yardımıyla diyor.
Onların sevincine sevindiğiniz zaman.
Her daim hayatınızda en iyiyi bekleyin.
En iyiyi ümit edin diyor.
Başarısız olduğunuz zaman hemen kahrolmayın.
Çünkü her başarısızlık aslında yeni bir başarının tohumudur diyor.
Ve aslında başarısızlık diye bir şey yok.
Bizim başarısızlık olarak adlandırdığımız işleri doğru bir şekilde yapmayı öğrenmemizi sağlayan bir süreçtir arkadaşlar.
Belki bütün düşünceler arasında bu podcast içerisinde en çok buna okey oldum diyebilirim bu başarı görüşüne.
Bilincinizde belli bir hedef olsun.
Hedefinizin olması çok önemli bolluk bereket planları içerisinde.
Hedefimiz boşlukta olan bir şey ve boşluk herhangi bir sonucu etkileyecek olan ayrıntıları düzenleyip organize etme olanağıymış.
Zenginlik ya da maddi evrende herhangi bir şey elde etmek için onu istememiz gerekiyor.
Elde etmek için de kararlı olmamız gerekiyor diyor.
Önünüzdeki fırsatlara daima açık olun diyor.
Başkalarının para kazanmasına yardımcı olun ve onları da motive edin diyor.
Bir de arkadaşlar Türklerden bu konuda çalışan var mı diye bakarken karşıma Reyhan İldaş çıktı.
Para sende adlı.
bir kitabı var. Kendisi senelerce bolluk bereket konularına çalışmış.
O da şöyle diyor. Yani ben onun anlattıklarını kendi kültürümüze daha yakın buldum açıkçası.
Yaşamınızda bolluk ve bereket istiyorsanız kabul etmeniz gereken iki konu var.
Birincisi anne ve babamızla olan ilişkilerimiz diyor.
Bunu daha önce de duymuştum.
Çok şaşırmıştım. Zeynep Hoca söylemişti.
Astrolog Zeynep Özyürük.
Anneyi babayı olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini söylüyor.
Reyhan İldaş 30 sene annesini olduğu gibi kabul etmeye çalışmış.
Hani kitabında da bunlardan bahsediyor zaten.
Eğer para konusunda blokajlarınız varsa annemiz paranın akışını babamız ise bereketini sağlıyor diyor.
Yani bu spirtüel bakış açısına göre anlatıyorum arkadaşlar.
Ki genetikten de gelen blokajlar olabilir denilmiş.
Aile geçmişinizde mesela ne gibi zorluklar vardı?
Bir de olaya aile dizim açısından da yaklaşmış.
Onların inanç kalıpları işte kıtlık bilinci, bolluk bilinci ne durumdaydı?
Bunlar da sizi etkileyebilir diyor DNA aktarımlarıyla.
Mesela kendi dedesinde bayağı böyle bir kıtlık bilinci varmış.
Çünkü çok zorlu bir hayat yaşamış dedesi.
İşte göç etmişler, bir sürü badireler atlatmışlar.
Babaannesinde de hep böyle istifçilik varmış.
aynı şekilde hiçbir şey atmıyorlar hep böyle istifçilik yapıyorlar ve eve diyor böyle azıcık pahalı bir şey alsak hemen kızardı diyor hani siz milyoner mi oldunuz hayırdır bunlar ne diye sonra oğlu yani işte Reyhan
Hanım'ın babası o kıtlık bilincinde büyümüş olduğu için onda da kazandığı parayı böyle sonuna kadar tüketme arzusu varmış o yüzden ve çok iyi kazançlar elde etmesine rağmen hayatında
doğru düzgün bir yatırım yapamamış yani atalarımızdan gelen o kıt Tık tık bilince bizim yaşamımızda farklı bir yerde tezahür edebilir.
Bir de arkadaşlar her sabah kalkıp böyle param yok param yok hani parayla ilgili olumsuz kötü enerjileri hayatınızda çektiğiniz zaman bolluk enerjisine tıkarsınız diyor korku enerjisiyle.
Bir de bunları gerçekten böyle çok büyük geçim sıkıntısı çeken insanlarımız var biliyorum.
Onlara ne bileyim şımarıkça geliyor anlatabildim mi bu anlatmış olduğum şeyler işte bolluk enerjisi bilmem bana çok şımarıkça geliyor bu insanlara bunları söyleyebilmek.
O yüzden beni anladığınızı umuyorum arkadaşlar hani bunu anlatırken gerçekten içim yer yer burkuluyor bunları söylerken kolay değil yani o geçim sıkıntısının içerisinde nasıl ödeyeceğim ne yapacağım korku
enerjisinin olması o kadar normal ki o yüzden o insanların da yerine kendimi koyduğum zaman empati yaptığım zaman bunlar kolay şeyler değil ama asla şımarıkça bir yerden bakmıyorum olaya beni anladığınızı umarak devam ediyorum.
gerçekten bolluğun artacağından söz ediyor.
Önce ne istediğinizi net bir şekilde bilin ve detaylı bir şekilde ifade edin arkadaşlar.
Ev mi istiyorsunuz, araba mı istiyorsunuz, hangi model, nerede, ne renk her şeyi böyle detaylarıyla belirtmeniz gerekiyor.
Bu konuda çalışanların ortak beyanı bu gördüğüm kadarıyla.
Ne istediğinizi net belirlemeniz gerekiyor hedefinize.
Bunu da gerçekten olmuş gibi tam anlamıyla hissederek o heyecanla hiçbir şekilde olumsuz negatif şekilde düşünmeyerek yapmanız gerekiyor ki.
hayatınıza çekilsin yani sanki o evi o arabayı gerçekten almışsınız işte yakınlarınızla paylaşıyorsunuz o sevincinizi hani öyle bir haleti ruhiyeye bürünmenizi istiyorlar Belki bunlar dediğim
gibi çok saçma geliyor ama ben de bunları bilmeden çok yapıyordum.
Hani gerçekten de o hayal ettiğim şeyler bir şekilde yıllar sonra bile olsa beni buldu.
Ama ben hayal ederken yaşıyorum resmen ya o hayal.
Hani gerçekleşmiş gibi böyle heyecanlanıyorum.
Tüm detaylarıyla hayal ediyorum ama bunları dediğim gibi bilmeden yapıyordum.
Çok yürekten isterim bir şeyleri böyle tamamen saf bir enerjiyle.
Hatta arkadaşlarım der ki Merve sen bizim için diler misin?
Hani oluyor senin dileklerin oluyor böyle bir şey.
şey var yani. Bir de şey demem ya hani saçmalama Merve ya bu nasıl olacak falan demem.
Sanki hani her şey olabilecekmiş gibi gelir bana.
İstediğiniz şeyleri arkadaşlar açıkça net bir şekilde belirtin.
Kağıda yazın gerekiyorsa bunlar söyleniyor.
Tabii olumlu sözlerle.
Gerekirse çizin, resmini yapıştırın.
Hani manifest dedikleri şey gibi düşünün.
Bir de şöyle bir şey var ya hani mesela Edison önce elektrikle çalışan bir ampul hayal etti değil mi?
Ve on binlerce kez başarısız denemesi oldu.
Buna rağmen O fiziksel gerçekliği hayali dönüştürene kadar peşini bırakmadı.
Abraham Lincoln siyahi kölelerin özgürlüğünü hayal etti.
Hayalini harekete geçirdi ve başardı değil mi?
Ya da işte Wright kardeşler havada uçan bir makine hayal ettiler ve yaptılar.
Bir sürü örnek var değil mi bu konuda?
Yani bir şeyi istemek, onu hayal etmek, böyle gerçekleşmesini dinlemek çok güzel bir şey aslında.
Azımsanacak bir şey değil. O inanca sahip olmak çok güzel bir şey.
Bir de şöyle bir şiirle karşılaştım.
Diyor ki hayatla tek kuruş için pazarlık edeyim derken tek kuruştan fazlasını vermedi bana.
Yine de tek kuruşluk servetimi sayarken dahası için her gece yalvardım ona.
Çünkü hayat sadece bir işverendir.
Ne isterseniz onu verir.
Herkes kendi ücretini belirleyendir.
Hazırdır hayat her neyse istediğin ücreti sana vermek için.
Yani diyor ki evrende her şey sınırsız ve bol yeter ki sen istemeyi bil diyor bu şiirde.
Para ile aramızdaki ilk bağ ne zaman atılıyor arkadaşlar?
Çocukluk yıllarımızda değil mi?
İlk harçlığımız o harçlığı nasıl harcamamız gerektiği hani bize neler söylendi?
Evde konuşulan para muhabbetleri işte bizim para algımızı bunlar şekillendiriyor.
En basiti bizim toplumumuza bakın arkadaşlar parayla saadet olmaz diye bir söz var ya niye olmasın abi?
Bakın kolektif bilincimizde işlenmiş bunlar ilmek ilmek yani paranın mutsuzluk getireceğine dair bir inanç var değil mi?
Ama para zaten bu tarz bilince sahip olan insanlara gelmez deniliyor.
Bunu yine bir podcast ile konuştuk hangisi hatırlamıyorum dedim ya.
Evren siz ne isterseniz ona okey diyor hayır diye bir şey yok.
Parayla saadet olmaz mı?
Tamam abi olmaz. Al sana yok saadet.
Hani evrende hayır diye bir şey yok her şeye okey diyor demiştik.
Buradan yola çıkarak hani para bu tarz bilinci sahibi olanlara gelmez deniliyor.
Çünkü arkadaşlar paranın bir enerji olduğunu düşünüyorlar ve bu enerjinin de olumlu pozitif olan insanlara doğru ilerleyeceğini düşünüyorlar.
Dediğim gibi ailemizden öğrendiğimiz bir bolluk ya da kıtlık bilinci var ve biz buna aşina olarak büyüdük.
Konfor alanımız orası ve biz bunu değiştirmek istemiyoruz.
Hatta biz değiştiğimiz zaman atıyorum işte biz bir anda ekonomik olarak ailemizi geçtik ve işte zenginleştik bir anda ailemizde yoksul bir aile olsun.
Ne oluyor? O zaman kendimizi artık onlara ait hissetmiyoruz değil mi?
Onlardan biri gibi hissetmiyoruz ve bir dışlanma korkusu yaşadığımız için kendi kendimize kıtlık bilinci oluşturabiliyormuşuz bu gibi durumlarda.
Bir de arkadaşlar hani bazen şunu deriz ya.
Ya Allah'tan başka bir şey dileseymişim olacakmış deriz.
Aslında çok basit görünen bir isteğimiz o an gerçekleşmiştir ve biz bunu söyleriz.
İşte bunun gerçekleşme sebebi ne biliyor musunuz?
Önyargısı saf, duru bir niyetle bunu dilemiş olmamız.
Bir de bir şey isterken niyet anımız çok önemli.
Neyi dilediğimize dikkat etmemiz çok önemli diyor spiritüeller.
Çünkü niyetimiz en sonunda bizim düşüncelerimizin, sözlerimizin, eylemlerimizin tüm sonuçlarını belirleyen şey.
Niyet çok önemli. Olumlu ifadelerin gücü buna dikkat çekiyorlar.
Çünkü olumlu ifadeler daha bilgilendiriciler.
Yani bize neyden kaçmamamız gerektiğini söylemiyorlar.
Hedeflerimize ışık tutuyorlar.
Ama olumsuz ifadeler öyle mi?
No. Onlar beynin işleyiş devresinden yararlandığı için çok çok daha güçlülermiş olumsuz olan ifadeler.
Mesela işte aman dikkat düşme diyoruz ya bu odamızı güçlü bir şekilde düşmeye çekiyormuş.
Yani düşme olasılığımızı artırıyormuş.
Yani arkadaşlar niyetimizi hangi düşünce biçiminde artırırsak ve bu olumlu duyguyu desteklersek niyetimiz o şekilde gerçekleşir deniliyor.
Ama yarın gerçekleşir ama yıllar sonra ama bir şekilde gerçekleşir deniliyor.
Bir de arkadaşlar alma verme dengesi burada çok önemli.
Kadınlar için erilyanımız veren.
dişi yanımızsa alan yani siz her zaman fedakarlık yaparak her zaman verici olarak aslında eril yanınızı güçlendiriyorsunuz deniliyor dişilinizi zayıflatıyorsunuz deniliyor buradaki denge çok önemli
bu arada dişil enerji diye de bir podcastım var dinlemek isterseniz aldığınız zaman mesela işte bir iltifat aldınız diyelim bunu bile kabul edemiyor bazı kadınlar hemen böyle ay o senin güzelliğin falan demeye
kalkışıyoruz hayır diyorlar size iltifat edildiği zaman hemen bunu demeyin teşekkür Kabul edin onu.
Yani dişi enerjiniz için.
Ne alaka dediyseniz eğer işte biri size çok güzelsin vesaire iltifat ediyor.
Siz de hemen diyorsun ki o sizin güzelliğiniz bilmem ne.
Bakın vermeye çalışıyorum. Tekrar vermeye çalışıyorum.
Aldığımı hemen vermeye çalışıyorum.
Halbuki teşekkür etsem o orada kapanacak değil mi?
Bunu söylemiyor. Teşekkür etmek almak anlamına geliyor.
O açıdan söylüyor. Para için en çok endişe, en çok korku duyanlarsa genelde atalarında göç hikayesi olan insanlarmış.
Bu arada parasız kalma korkusuna bonaport fobi deniliyormuş arkadaşlar.
Bunu da yeni öğrendim.
Ve özellikle böyle evveliyatında yoksulluktan gelen sonradan çok zengin olmuş kişilerde bu korku çok daha fazlaymış.
Çünkü geçmiş hayatları onları alttan alta hala esir alıyor değil mi?
Geçmişinizde büyük yokluk çeken atalarınız var mıydı?
Aile bireyleriniz var mıydı?
İşte savaş gören, göç gören bunlar çok önemliymiş bu işte bolluk bereket meselelerinde.
Neden mesela Çanakkale Savaşı'nda şehit olmuş işte göç hikayesi de var bizde.
Anneannemde de vardı ya o kıtlık bilinci vardı anneannemde babaannemde yoktu.
Umarım onu almışımdır.
Bence çoğumuzun geçmişi benzer bu göç hikayelerimiz falan.
Eğer parasız kalma korkunuz varsa arkadaşlar aile geçmişinizden kaynaklanıyor olabilirmiş bu bir bakın deniliyor oraya.
Bir arkadaşımın ailesi geçmişte çok zenginmiş ama hem dolandırılmışlar hem o parayı tutamamışlar işte har vurup harman savurmuşlar falan sonradan bir bakıyorlar elde avuçta hiçbir şey kalmamış baya böyle bir
yokluğa düşüyorlar ve arkadaşımın şu an durumu gayet iyi ama ona rağmen onda o korku hala var yani hep dolandırılacağını düşünüyor çok korkuyor hani acaba bu yüzden mi dedim şu an ve parasını
böyle tutar tutar tutar sonra gidip saçma sapan bir şeye o parayı harcar.
Sonra da para yok. Yani o moda girer.
Param yok param yok param yok.
Yani aynı aile sisteminde olduğu gibi ilerliyor.
Eli bollaşıyor bir anda harcıyor bitiriyor.
Eli bollaşıyor bir anda para kalmıyor.
Ve birkaç kere de dolandırıldı bu arada.
Elinde avucunda ne varsa gitti.
Şu an bir acaba dedim.
Bir de arkadaşlar konuyu araştırırken şununla çok karşılaştım.
Kendinizi bir şeylere layık görüyor musunuz?
Yani bir ayakkabı alacaksınız.
Paranız da yetiyor. Yani isteseniz gayet rahatlıkla o ayakkabıyı alabilirsiniz ama.
Gidip en ucuzuna kaçıyorsunuz Neden bunu yapıyorsunuz Çünkü Belki de kendinizi o ayakkabıyı giymeye layık görmüyorsunuz.
Bu da muhtemelen yine ailemizden görüp öğrendiğimiz bir şey.
Tuna Tüner bir konuşmasında şöyle demişti.
Eğer bir insanda kıtlık bilinci olup olmadığını anlamak istiyorsanız yani evindeki saksıya bakmanız bile yeterli demişti.
Hani o saksı genelde yoğurt kabından yapılmıştır dedi.
Yani hiçbir şey atamaz bu insanlar.
Her şeyi değerlendirmek isterler, istiflemek isterler dedi.
İstifçilik podcastım da var dinleyebilirsiniz.
Ben daha iki gün önce tüm dolaplarımı boşalttım.
Ne var ne yok hepsini dağıttım arkadaşlar.
Çok az kıyafetim kaldı ve o kadar rahatım ki şu an.
Gerçekten zaten biz verdikçe böyle daha bol bir şekilde bize geliyormuş hani öyle diyor o spritüeller bilmiyorum ama ben kendimi çok iyi hissettim doğru veya yanlış.
Bir de ailemizin paraya bakışı eğer kötüyse yani işte paranın pis bir şey olduğu inancıyla büyüdüysek işte maneviyatı kirleten bir şey olduğunu düşünüyorlarsa aileniz.
İşte para elimizin kilidir gibi bir yerden bir yaklaşımla büyüdüyseniz ne oluyor ileride?
Yaptığınız işlerde çok çok iyi işler yaparsınız ama parasal karşılığını bile alırken böyle kendinizi aşağılayacak bir pozisyona gelebilirsiniz.
Para kazanacakken o işten kendinize çelme takabilirsiniz.
Ya para mı ne gerek var?
Ben bedava yaparım.
Tamam tamam ben bu paraları yaparım bu işi.
Yani çünkü böyle kirletecek o sizi anladınız mı?
Öyle düşünüyorsunuz. Yani o parayı bile aslında özümüzde kendimize hak görmüyoruz.
O yüzden böyle. Bir de eğer mesela anneniz sürekli şöyle diyor sizi büyütürken.
İşte eve bir şey alınıyor.
Babanız çok güzel bir şeyle eve geliyor.
Ne gerek var o kadar pahalı bir şey almaya?
Niye bunu aldın ya?
İkinci el alırdık şu eşyayı falan diyorsa.
Suri olarak değil de sırf böyle cimriliğinden kendine sıfır eşyayı layık görmemesinden dolayı yapıyorsa bu size de sirayet edebiliyor.
Yani siz sabaha kadar zengin olun hala o yoksul ruh içinizden gitmiyor.
Mesela şu sözlere bir bakın bunları duyarak büyüdüysek eğer parayla olan ilişkimiz aşikar arkadaşlar.
Zenginlik kimsenin babasının tapulumalı değildir.
Para elinin kiridir.
Kiminin parası?
Kiminin duası, paran varsa dostun var yavrum, yoksa kalırsın çukurda.
Çok mal haramsız olmaz, parası olanın derdi bol olur.
Para isteme benden, buz gibi soğurum senden.
Yani bu sözleri siz de sarf etmeyin diyorlar.
Yani bunlar para blokajı yaratan sözler.
Söz büyüdür diyoruz ya, sözcüklerimize dikkat edelim diyoruz.
İşte ben paramı basıyorum, para beni bozar, para ağaçta mı yetişiyor?
İşte param varsa dostun var, zengin olursam insanlar beni değil paramı sevecekler.
Para kötülüklerin anasıdır, para dert getirir.
Ben bu parayı hak etmiyor muyum?
Zengin olmam için çok mu çalışmam lazım?
Öyle sözler söylediğimiz zaman işte para kim ben kim azıcık aşığım ağrısız başım değil mi kaygısız başım.
Yani bu tarz sözleri lugatımızdan lütfen çıkaralım.
Ne diyelim para bizde şöhret bizde sizde ne var söylesene bir İzmirli olarak.
Şimdi arkadaşlar son olarak genel bir toparlayacak olursam işte bu bolluk bereket konusunu.
İstediklerinizin, hedeflerinizin muhakkak böyle ayan beyan bir tarifini yapmanızı istiyorlar.
Hayal edin diyorlar. Hatta yazın, kağıda dökün diyorlar.
Bunlar net hedefler ve net istekler olsun.
Alma verme dengesini yitirmeyin dedik.
İstifçilik yapıyorsanız bunu acilen bırakın.
Gereksiz her şeyi atın, sadeleşin.
İstifçilik zaten eşittir kıtlık enerjisi.
Böyle işte kırık dökük şeyler.
Veri de evinizde tutmayın deniliyor.
Verici olun arkadaşlar verici olun ki bolluk enerjiniz artsın.
Param yok param yok deyip durmayın o negatif enerjiyi çekmeyin.
Para da çünkü bir enerji dediğimiz gibi.
Özellikle kelimelerinize dikkat edin.
Parayla ilgili olan kelimelerinize.
Temizlik de bu arada çok önemliymiş.
Evimizin bedenimizin temizliği enerji akışımızı arttırıyormuş.
Mesela tozlu bir eve gelmiyormuş o bolluk bereket.
Kendinize elinizden geldiğince çok iyi şeyleri like.
görün arkadaşlar herkese böyle yağdırıp yağdırıp kendinize gelince cimrilik etmeyin bu yemek konusunda bile böyle hani kendinize güzel bakın kendinize güzel yemekler yedirin ısmarlayın Aile sisteminize bir
bakın geçmişinizde neler yaşandı ve bu bizim paraya bakışımızı gerçekten etkiliyor mu bunu bir düşünelim.
Hatta bununla ilgili varsa hikayeleriniz bekliyorum instagramdan yazabilirsiniz.
Bir de bizi kıtlık bilincine hapseden şeyi bir düşünelim.
O olumsuz inanç kalıplarımızı görelim.
Para sizin için ne ifade ediyor arkadaşlar bunu da bir açalım.
Hani para eşittir ne? Parayla ilgili söylemlerinize bir göz atın.
Kıtlık bilincinden çıkın çünkü evrende hepimiz için sonsuz kaynak.
var bolluk var diyorlar çünkü dediğim gibi tanrı zaten sonsuz bir kaynak bizler de onun parçalarıysak bu kadar korku neden yani ve son olarak şükretmek sahip olduklarımıza minnettar olmak bunlar çok
önemli bolluk enerjisini arttıran bir şeymiş şükür ve tabii ki arkadaşlar oturduğumuz yerden para asla bize gelmeyecektir harekete geçin diyorlar hareket enerjisi bolluğu getirir diyorlar ne
demiş atalarımız nerede hareket orada bereket değil mi düşünceleri Biriniz manyetik bir enerjiye sahiptir.
Neyi düşünürseniz işte onu hayatınıza çekeceksiniz diyorlar.
Tony Robbins diyor ki bolluk dış dünyanızdaki olaylardan ziyade iç dünyanızda hissettiğiniz o zenginlikle ilgilidir diyor.
Asıl zenginlik iç dünyanızda ne hissettiğiniz bence de doğru.
Milyonlarca doların olsa ama sen bundan hiçbir şekilde keyif alamıyorsan içinde böyle bir şeyler kımıldamıyorsan bence zaten hiçbir anlamı yok.
Herkesin zenginlik tanımı bir başka.
Bugünlük anlatacaklarım bu kadar.
Yani bunları inanalım diye değil bilelim diye anlattım.
Altını çiziyorum arkadaşlar. Paraya bir de spritüel bir bakış açısıyla bakalım dedim.
Bolluk ve bereket enerjisi sizlerle olsun.
Altıntaş online Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Açıklamalardaki linke bütün mücevherat meraklılarını bekliyorum.
Bu hafta yepyeni bölümlerle tekrar görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Yüzünüzden gülücükler, cebinizden paracıklar eksik.
olmasın. Bunu sevdim.
Görüşürüz. Hoşçakalın. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
