
Transkript
Altıntaş Online'ın sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine altın gibi bir biyografi bölümüyle karşınızdayım.
Çok değerli. Rönesans'ın şüphesiz en büyük sanatçılarından Michelangelo'yu konuşacağız.
Konuşamadım. Michelangelo.
Bir de konuşabilsem neler anlatacağım.
Şimdi Rönesans 14.
yüzyılda biliyorsunuz ki İtalya'da başladı.
İşte oradan Avrupa'ya yayıldı derken zaten büyük bir yenileşme hareketi.
Rönesans'ın anlamı yeniden doğuş demektir zaten.
Bu dönemin en önemli iki ismi Da Vinci ve tabii ki Michelangelo.
Bu bölümü o yüzden bekliyordunuz.
Da Vinci'yi yaptı Merve, gelmeyecek mi Michelangelo?
Gelecekti tabii ki ama onu yapmak öyle kolay değil takdir edersiniz ki.
İşte bugün Da Vinci'nin ezeli rakibi Michelangelo'yu konuşacağız.
Birbirine iki zıt karakter Da Vinci ve Michelangelo.
Michelangelo çok yalnız bir adam.
Yani böyle insanlarla sosyal ilişkileri de iyi değil.
İletişim konusunda da iyi değil.
Hatta o dönemin ünlü sanat tarihçisi Vasari arkadaşlar bu arada şöyle bir olay aktarıyor.
Ressam Raffaello ki o da Rönesans'ın babalarından Raffaello.
Bir gün öğrencileriyle birlikte böyle Michelangelo ile karşılaşıyorlar.
Michelangelo da ona dönüp diyor ki ya nereye gidiyorsun böyle Raffaello diyor.
Bir Monsenor gibi yani Hristiyan prensi gibi çevren sarılı bir halde diyor.
Hani öğrencileriyle sarılı ya etrafı.
Raffaello da ona dönüp diyor ki peki ya siz?
Bir cellat gibi. Böyle yalnız diye soruyor.
Raffaello'yla da böyle bir aralarında rekabet var.
Ve meşhur Atina okulu tablosu vardır biliyorsunuz Raffaello'nun.
O merdivenlerin ilk basamağında yapayalnız oturan kişi Michelangelo'nun ta kendisidir.
Başını böyle eline yaslamış bir şekilde oturan.
Herakleitos için modellik yapmıştır Raffaello'ya ama onun yüzüdür yani.
Ve onun hemen arkasında böyle somon rengi kıyafetiyle kalabalığın içerisinde arz-ı endam eyleyen...
O da Platon için modellik yapmıştır Raffaello'ya.
Yani bu tablo tablo değil adeta Şampiyonlar Ligi.
O zaman hikayenin en başına gidelim.
Doğumuyla başlayalım.
6 Mart 1475 yılında İtalya Toskana'da doğuyor.
Annesinin adı Francesco.
Babasının adı Ludovico ve ailenin 6 çocuğunun ikincisi Michelangelo ondan büyük bir abisi var.
O doğduğu zaman babası o bölgenin idari amirlerinden birisi ama sonra buradaki görevi sonlanıyor ve karısını da alıp çocuklarıyla birlikte Floransa'ya dönüyor.
Ama maalesef maddi sorunlar baş gösterince babası Michelangelo'yu Setignano'da bir taş ustasının yanına gönderiyor.
Ve bence hayatının dönüm noktalarından biridir bu Michelangelo'nun.
Ve bu taş ustasının eşi ona süt anneli geliyor.
Çünkü Michelangelo daha bebek buraya gittiğinde sürekli onlarla birlikte vakit geçiriyor.
Taş ocağına gidiyor, orada çalışanları izliyor.
Taşlarla oynuyor ve Michelangelo'nun ileriki hayatında yazmış olduğu sonelerinde işte o çocuklukla ilgili anıları var ya taşlarla mermerle ilgili o çocukluk anıları sebebi bu olabilir muhtemelen.
Örnek ver Merve. Ya şöyle bir keresinde Giorgio Vasari ile konuşurken ona diyor ki Giorgio zekam...
Biraz iyiyse senin memleketin Arezzo'nun kırlarının tertemiz havasında doğduğum içindir.
Heykellerimi yaparken kullandığım çekiç ve kesikler de emdiğim anne sütünden geçti.
Demiş. Bu arada Michelangelo sadece bir heykeltıraş, ressam, mimar bunlar değil.
Aynı zamanda bir şairdir.
Bu arada kendisine ressam denilmesinden hiç hoşlanmaz.
İmzalarını da heykeltıraş olarak atar.
Restam olarak değil. Da Vinci resmi yüceltir.
Heykeli belki bir tık aşağı koyar.
Michelangelo tam tersi arkadaşlar.
Heykeli yükseltip resmi alçakta görür.
Dediğim gibi aynı zamanda şairdir.
Mesela şunu o yazmış.
Derin arzum zaman zaman yalnız değil.
Umudumla yükselir.
Bir yalan değil. Merve bizi kandırma.
Bu bir Türk sanat musikisi dediğinizi duyar gibiyim.
Aynen öyle değil mi ya? Türk sanat müziği gibi.
Ve şunu söylemiş.
Ateşe alışık olmasaydı ruhum çoktan ölmüş olurdum.
Demiş Michelangelo. Adama Miko diye isim geliyor.
Gerçekten adı çok uzun Michelangelo.
Daha 6 yaşındayken maalesef annesini kaybediyor.
Ama zaten bebekken ayrılmışlar dediğim gibi.
Onu bir süt anne büyütüyor.
Bu arada neden Michelangelo koyulmuş onun adı?
Bu ismi ona babası veriyor.
Çünkü Michelangelo doğduğu zaman babası onda böyle yaşam deneyiminin çok ötesinde doğaüstü bir şey görmüş adeta.
O yüzden bu ismi vermiş.
Michelangelo ne demek Merve?
Mikail demek yani Tanrı'ya en yakın meleklerden biri biliyorsunuz Mikail.
Hristiyanlığa göre en büyük ve en güçlü melektir.
Neyse işte Floransa'ya dönüyor dediğim gibi babasının yanına geri dönüyor okula başlıyor.
İlk öğretmeni bir hümanist arkadaşlar ona böyle okuma yazma öğretiyor ama Latince'yi çok iyi öğrenememiş Michelangelo.
Zaten resme dair olan ilgisi o zamanlar başlamış ve her şeyin önüne geçmeye başlıyor.
Kendisinin şöyle de bir sözü vardır.
Beni çizim yapmaya ve ressamlardan bir şeyler öğrenmeye çeken tanrının gücüne karşı koymam imkansızdı demiş.
Emel ve hani bu adam heykeli daha çok seviyordu.
Daha sonra gelecek orası.
Önce resimle başlıyor. Michelangelo çok içine kapanık bir çocuk ve ilk yakın arkadaşı da bir ressammış.
Michelangelo 12 yaşındayken ressam arkadaşı Granacci 18 yaşında ve arkadaşı sayesinde ressam Girlando'nun yanına giriyor.
Dönemin en büyük fresk ustalarından biri Girlando ve Floransa'daki en büyük atölyenin de sahibi.
Peki bu resim mevzusuna babası nasıl baktı dersiniz?
Bunu Michelangelo şöyle açıklıyor.
Demiş ki sanatın Aileye girmesi bir utanç sayıldığı için beni sık sık adam akıllı döverlerdi demiş.
Yani dayak yemiş bayağı bu yüzden.
Çünkü babası için ressamla bir badan acının hiçbir farkı yok.
Ya da işte bir heykelci ile taşçı arasında hiçbir fark yok.
O yüzden kabullenemiyor.
Ama Michelangelo yine de her şeye rağmen yolundan dönmüyor ve babasını ikna etmeyi başarıyor.
Derken Michelangelo da tıpkı Da Vinci gibi ustasını şok ediyor daha küçücük bir yaşta.
13 yaşında. Muazzam bir yetenek.
Bir gün atölyedekiler Santa Maria Novella Basilicas'ın iskeletinin üzerinde çalışıyorlar ve Michelangelo da onları çalışırkenki halleriyle çiziyor.
Ve o kadar gerçekçi bir çizim ki ustası bunu görünce bu çocuk gerçekten benden çok şey biliyor demiş.
Da Vinci'nin ustası Verocchio da onun yeteneğini görünce resmi bırakmıştı hatırlarsanız.
Yine benzer şeyler yaşanıyor.
Ve ilk yaptığı resim Michelangelo'nun Aziz Antonius'un Acısı.
13 yaşında yapıyor bunu. Kopya edip yapmış olduğu bir resim.
Ve bu derinlik yanılsamalarıyla böyle heykelsi formlarıyla Michelangelo'nun aslında bize ileride nasıl bir sanatçı olacağına dair ipucu veren bir resim.
O yüzden önemli. Resimde 9 tane iblis var.
havaya kaldırdıkları böyle işkence ettikleri Aziz Antonius'u görüyoruz.
Bu iblisleri çizerken balık pazarına gitmiş Michelangelo.
Balıkların işte o yüzgeçlerini incelemiş, gözlerine bakmış dikkatlice bunları incelemiş biçimlerini ve bunları o resme aktarmış.
Yani ustasını bile kıskandıran bir resim bu.
Hatta diyor ki ustası Michelangelo mu?
Elbette onun da hani bu resim onun ama yine de benim atölyemden çıkmış bir resim diyor.
Sonra Aradan bir sene geçiyor arkadaşlar ve Michelangelo aslında boyalar ve fırçalar için yaratılmadığını fark ediyor.
Onun anlatım tarzına ve mizacına boyalar yani resim yapmak uygun değil heykel daha uygun.
Peki Merve bunu nasıl keşfetmiş nasıl anlamış?
Şöyle oluyor. Floransa'da çalıştığı atölye işte ustası Ghirlando dedim ya arkadaşının sokmuş olduğu yer.
Ustası Ghirlando'dan Medici ailesi evlerine İki tane iyi öğrenci yollamasını istiyor sanat için.
Hani orada çalışmaları için.
O da hemen 14 yaşındaki Michelangelo'yu yolluyor Medici'lere.
Ve orada Medici'lerin evinin bahçesi için heykel yapan sanatçılarla tanışıyor Michelangelo.
Ve bunların arasında Fatih Sultan Mehmet'in madalyonunu yapan heykeltıraş Giovanni de var.
Ve ondan bu işin niteliklerini öğreniyor.
Lorenzo Medici için çalışıyorlar.
Muhteşem Lorenzo için yani.
Floransa'ya altın çağını yaşatan adamdır.
Muhteşem Lorenzo. Burada ilk yaptığı kopya heykel yaşlı gülen bir faun kopyası arkadaşlar.
Yani Yunan mitolojisindeki pan vardır ya.
Alt tarafı keçi üst tarafı insan olan.
Bu heykeli gören muhteşem Lorenzo onu tebrik ediyor.
Ama diyor ki sen diyor yaşlı bir faun yapmışsın ama ne yazık ki yaşlıların her zaman birkaç dişi eksik olur diyor.
Bunun üstüne Michelangelo hem o dişleri değiştiriyor hem de diş etine bir oyuk yapıyor.
Böyle çarpıcı korkunç bir surat yapmayı başarıyor.
Ve Medicilerin gözüne giren Michelangelo'ya hemen sarayda bir oda tahsis ediliyor.
Yani onların sofrasına oturup kalkmaya başlıyor.
Medicilerin entelektüel etkisi Michelangelo'nun üstünde çok etkin olmuştur.
Ve bu sofralarda neler neler konuşuluyor.
İşte Dante'nin ilahi komedyasından tutun.
Galileo, Kopernik, Orta Çağ'ın Tanrı Anlayışı, Felsefe ne ararsanız konuşuluyor bu masalarda.
Bu arada Michelangelo ilahi komedyadan çok etkilenmiştir arkadaşlar.
Yani satır satır ince ince okumuştur, iridelemiştir bayağı o eseri.
Medice ailesinin sofrasına oturan hani Michelangelo'nun da o sohbetlerini dinlediği filozoflara hümanistler deniliyor.
Ve bu aydın grup ortaçağın o katı düşüncesinden ziyade insana odaklıdırlar, hümanistler.
Yani insan merkezli bir bakış açıları vardır.
Burası çok omenli.
Michelangelo 4 sene Medici'lerle yaşıyor ve muhteşem Lorenzo ölene kadar 1492'de ölüyor.
Burada yaptığı eserlerden biri merdivendeki Madonna kabartma bir heykel.
Burada böyle Donatello'nun etkisi var.
Hani daha tam kendini bulamadı Michelangelo.
Bu arada tek tek böyle tüm eserlerini anlatmayacağım.
Hayatına odaklanmayı düşünüyorum bu bölümde.
Bir de yine böyle yaşadığı çağa bakacak olursak hani diyorum ya insanları yaşadığı çağa göre de ele alalım diye.
Bence çok şanslı bir dönemde doğmuş Rönesans'ta.
Hani Orta Çağ'da doğsaydı çok daha farklı bir hayat olurdu.
Bir de Rönesans'ın ana vatanında doğuyor İtalya'da.
E daha ne olsun değil mi? Ve Rönesans'ın köklerinde antik Yunan edebiyatı, sanatı, felsefesi var.
Antik Yunan var. İnsan bedenine sanatsal olarak odaklanma var zaten.
Ve Orta Çağ'ın o skolastik düşüncesinin sonlanışı, işte felsefenin...
kendini dinden böyle biraz bağımsızlaştırması, deneyin ve aklın böyle bir tık öne çıkışı.
Avrupa'nın büyük kentlerinde üniversiteler kuruluyor o dönemde ve bunları destekleyen bir aile var.
Medici ailesi ve Michelangelo dediğim gibi 4 sene onlarla oturup kalkmış.
Onlarla çalışma fırsatı bulmuş.
Aslında şanslı bir isim Michelangelo bence dönemine göre.
Bu arada muhteşem Lorenzo 1453'te Fatih İstanbul'u aldığı zaman İstanbul'dan kaçan Bizanslı bilim insanlarına kucak açmıştır.
Onlar için bir üniversite kurmuştur ve Michelangelo işte böyle bir ortamda.
Bir de yeni Platoncu okulun etkisi.
İkisine giriyor yavaş yavaş. Filozof Marsilio Ficino'nun şu sözlerinden etkilenmiştir.
Ficino yeni Platoncu.
Önemli bir filozof arkadaşlar.
Ruhun ölümsüz olduğunu söylüyor.
Evet onda da bir simyacılık var.
Ölümsüzlüğü arama durumu. İnsanı evrenin merkezine koyuyor.
Yani kısaca mikrokozmosun içinde makrokozmos.
Makrokozmosun içinde de mikrokozmos olduğu görüşü.
İçimizdeki tanrı parçacığı meselesi.
Öyle anlatayım kısaca. Hatta şöyle de bir sözü var.
Kendini tanı ey insan kılığındaki tanrısal soy.
Peki abi kızma.
Hatta meşhur bir hikaye vardır ya işte Michelangelo'ya soruyorlar.
Nasıl bu kadar güzel heykeller yapıyorsun diye.
O da diyor ki o güzellikler zaten taşın içinde vardı.
Ben sadece fazlalıkları aldım diyor.
Hani bazılarına odun diyor ya kadınlar.
Keşke bizim de böyle ne bileyim Michelangelo gibi imkanlarımız olsaydı.
Ya o odunun içinde neler var?
Ben sadece fazlalıkları atmıştım.
Böyle bir şey diyemiyoruz.
Hala ısrarla Gepetto Usta gibi böyle bir Pinokyo çıkarmaya çalışıyoruz o odunlardan.
Buradan hem cinslerime sesleniyorum.
Biz Michelangelo değiliz.
Kendinize gelin. Bu arada Michelangelo'nun şu sözleri aslında sanatını çok güzel ifade ediyor.
Az önce söylediğimle de paralel.
Her bir mermer bloğun içinde bir heykel vardır.
Ve heykeltıraşın görevi onu keşfetmektir.
Ben mermere bakınca bir melek görüyorum ve onu serbest bırakıncaya kadar uyuyorum.
İşte Michelangelo taşı altına çeviren bir deha arkadaşlar.
Bir de yarım asırdır altını sanat eserine dönüştürenler var.
Altın taş online'dan bahsediyorum tabii ki.
1972'den beri altın ve mücevherat sektörünün gözdelerinden, mağazalarında ve online web sitelerinde 5000'den fazla ürün çeşidi var.
Ben zaten az önce yine altın zincir bakıyordum sitede ve en sevdiğim aksesuar biliyorsunuz zaten altın kolyeler.
Favorilerim ezme sepet altın zincir ve İtalyan mat örgü süzme balık sırtına da bir bakın derim.
Bunları ben böyle tişört üstüne bile günlük hayatta kullanıyorum.
Bir de yüzük kategorisinde Aquamarine Baguette Rüya Pırlanta yüzük var.
Sanırım aşık oldum.
Yani gördüğüm en şık yüzüklerden biri.
Hem böyle siz ömür boyu takarsınız hem de kızınıza, torununuza bırakabilirsiniz.
Tam öyle bir yüzük. Yadigar kalacak yüzüklerden.
Zaten biliyorsunuz ki Altıntaş Online'da alacağınız ürünler ömür boyu garantili.
Tüm tamiri ve bakımı ücretsiz olarak yapılıyor.
Altıntaş Online'ın web sitesinden yaptığınız tüm alışverişler eğer saat 10...
16.30'dan önce sipariş verirseniz aynı gün sigortalı kargo ile hemen adresinize gönderiliyor.
Kişiye özel tasarımları da var bu arada.
Ve şu an online'a özel web sitelerinde tüm ürünlerde %20 indirim var.
Altına yapacağınız yatırım hep söylüyorum en güzel yatırımdır.
Tecrübeyle sabit arkadaşlar.
Hani Seda Sayan diyor ya ben çorap kadınıyım.
Ya o kadar gülmüştüm ki ona.
Bunu ben kendime uyarladım.
Altın bir kültürdür.
Ben altın kadınıyım.
Sen takarsın, takmazsın.
Eli kolu boş gezersin, beni ilgilendirmez.
Ben altın severim.
Markete giderken bile taktığım altınlardan ötürü hanımefendilerden helal olsun diyenleri duydum.
Bu ortamlarda satılacak bilgi dinleyiciler için bir kuraldır.
Açıklamalara bir link bırakıyorum.
Altıntaş online'ın birbirinden güzel ürünlerini incelemek isteyenler bu linke mutlaka bir göz atsın.
Hadi devam edelim. Peki Michelangelo neden böyle bir söz söylemiş?
Hani o güzellikler zaten taşın içinde vardı falan böyle işte neden bunları söylüyor?
Çünkü Fisino'nun etkilendiği bir sözü var.
Yani olabilir. Fisino bir gün şöyle bir şey söylüyor.
Şu taşı alalım diyor.
Görüyor musunuz? Biçimsiz bir taş parçası.
Hiçbir şeyi temsil etmiyor.
İçinde bir ide saklı.
Bir biçim hapsedilmiş duruyor.
Bir heykelcinin yavaş yavaş bilinçli bir tutumla fazlalık her şeyi çıkartması yeterli olurdu.
O zaman bu taştan olağanüstü bir heykel varlık kazanır.
Daha doğrusu özgürleşip çıkardı.
Ellerimizle değil sevgili dostlarım zihnimizle resmeder ya da biçim veririz.
Zihnimizle resmeder ya da biçim veririz demiş Ficino.
Bundan etkilenmiş olabilir Michelangelo.
Neyse Michelangelo muhteşem Lorenzo'nun işte hayatını kaybetmesiyle beraber büyük sarsılıyor çünkü daha 17 yaşında ve Lorenzo onun manevi babası gibi.
Lorenzo hayata veda edince Michelangelo saraydan ayrılıyor ama Lorenzo'nun oğluyla da bir samimiyeti var.
Oğlu ama böyle çok sanattan anlayan bir tip değil.
Sadece böyle yani seviyor Michelangelo'yu böyle dost gibi olmuşlar artık ve onu saraya geri çağırıyor.
Hatta çağırma sebebi en başta İtalya'da böyle büyük bir kar yağışı oluyor ve çabuk diyor çağırın Michelangelo'yu sarayın bahçesine diyor kardan bir heykel yapsın diyor.
Nereden nereye yani sanat konusunda babaya bakın oğluna bakın.
Halk da baya huzursuz Lorenzo'nun olduğu Pietro de' Medici'den.
Ve o sıralarda etkisini giderek artıran bir rahip var.
Cirelamo Savonarola.
Bu adam cumhuriyetçi ama öyle zannettiğiniz gibi bir cumhuriyet değil bu.
Yani kadınlar işte ortada görünmesin, ahlaka edebe dine aykırı, insan eliyle yapılmış sanat eserleri günah.
Ya işte bilgi sadece din adamlarının tek elinde olmalı.
Acaba niye? Dünyayı değiştiren icatlarda bunu konuşmuştuk.
Böyle bir insan ve bunun üzerine halk ayaklanıyor.
Hani üst üste gelince bunlar ve Medici ailesi Bolonya'ya sürgün ediliyor.
Michelangelo da gidiyor onlarla beraber ama o sürede bir sene falan başka bir yerde takılıyor Michelangelo.
Florence'da yönetimi Burahip Savonarola ele geçiriyor.
İşte kitapları yakıyor, sanat eserlerini böyle törenle eşliğinde yaktırıyor bunları.
Baya bir eser gitmiş o arada yani 94-04.
494 ile 98 arası oluyor bunlar.
Bu adam nasıl bu kadar güçlü oldu Merve demiş olabilirsiniz.
Çünkü hani Medici ailesinin gücü ortada.
Sizin soracağınız soruları ben kendime soruyorum.
Muhteşem Lorenzo öleceği esnada yanına bu rahibi çağırıyor ve günah çıkartmak istiyor.
Günahlarını bir bir bu adama itiraf ediyor ve Tanrı'dan merhamet diliyor.
Savonarola da diyor ki Tanrı'nın rızasını.
Ancak bu şehri bana verirsen alırım kanki diyor.
Lorenzo da ne yapsın kabul ediyor arkadaşlar.
Olay bu. Emer ve oğlu Pietro ne işe yarıyor?
Medici'nin oğlu. Hiçbir şey.
Etkisiz eleman. Savonarola'nın müritleri işte ellerinde böyle kırmızı haçlarla sanat eserlerini, bilimsel çalışmaları, şeytan eliyle yapıldı bunlar diye böyle birer birer yakıyorlar.
Ve o yakanların arasında kim var biliyor musunuz?
Botticelli, ressam.
O da etkilenmiş bu durumlardan ve çok şaşırtıcı bence.
Venüs görseydi bu yaptığını doğmazdı o deniz kabuğundan.
Peki Merve bu rahibin sonu ne oldu demiş olabilirsiniz.
Kent meydanında yakılarak öldürüldü arkadaşlar.
Sonra Mediciler zaten Florence'ye geri döndüler.
O sıralar işte halk sarayı basıyor yakıyor yıkıyor bir şeyler oluyor işte eserler yağmalanıyor.
Mediciler burada baya böyle badireler atlatıyorlar.
Ve Michelangelo o süreçte işte Medici'lerin de desteğini alarak bir hastanenin morgunda anatomi çalışmaya başlıyor aynı da Vinci gibi.
Erken dönem sayılabilecek yapıtlarını veriyor o süreçte.
Banker Jacopo Galli ile tanışıyor ve adam o kadar hayran oluyor ki Michelangelo'yu.
Evini açıyor işte ona oda tahsis ediyor.
Bacchus heykelini de bu süreçte yapıyor zaten meşhur heykeli.
Galli sayesinde de kardinalin hizmetine giriyor heykeltıraş olarak bir sözleşme imzalıyorlar.
Ve ne oluyor? Vatikan'daki Aziz Petrus Vazilikası'nda yer alan o meşhur Pieta heykeli böylece doğuyor.
Hayatımda gördüğüm en etkileyici mekan burası.
Size de canlı yayını açmıştım.
İnstagram'da hatırlıyorsanız hala videosu duruyor.
Gerçekten böyle dizlerimin bağı çözüldü mekana girince Stendhal sendromu yaşadım diyebilirim.
O ne Merve Stendhal sendromu yani böyle bir sanat yapıtının karşısında bayılma hissi gelir ya böyle diliniz tutulur bilmiyorum hiç yaşadınız mı.
Stendhal'da işte Floransa'da böyle bir şey yaşıyor o yüzden böyle bir sendrom doğuyor.
Freud'un da işte Michelangelo'nun Musa heykelini görünce yaşadığı histir o Stendhal sendromu.
Bayıldığını bile söylerler o kadar etkileniyor.
İnanırım yani Floransa'da gerçekten birkaç kez böyle bayılacak.
Bu Stendhal sendromuna Floransa sendromu da deniyor.
Böyle gördüklerim karşısında ya bunları insan yapmış olamaz dediğimi hatırlıyorum ve şu an ekrana baktım bir de ne göreyim Michelangelo'nun Musa'nın hükme heykelinde hani Musa'nın gözlerindeki
hüzün gibi bakıyorum şu an ekrana.
Podcast'ı yaralamışım ama daha anlatacağım ve anlatmam gereken o kadar çok şey var ki hani böyle eksik kalsın istemiyorum o yüzden vitesi 5'e takıyorum.
Pieta'dan bahsediyorduk.
Pieta, Michelangelo'nun başyapıtlarından biri arkadaşlar ve 24 yaşında yaptı bunu ve üzerine kendi adını yazmış olduğu tek heykeldir imzasını attı.
1499'da tamamladı bu heykeli.
Çok bilinen bir temadır Pieta.
Hazreti İsa'nın işte cansız bedenini kucağında tutan Hazreti Meryem ve bu heykel Fransız Kardinali'nin...
Necek'teki mezarına koyulmak üzere sipariş ediliyor.
Ama sonra kardinalin mezarının olduğu şapel yıkılınca Aziz Petrus'a getiriliyor.
Ve bu heykelde işte Hazreti İsa annesi Hazreti Meryem'in kucağında tıpkı böyle yeni doğmuş bir bebek gibi yatıyor.
Yüzünde hiçbir işkencenin izi yok ve Meryem de böyle hani 50'li yaşlarda olmasına rağmen gencecik tasvir edilmiş.
Hani orada sanki böyle bakireliği, saflığı vurgulanmak istermiş.
Ve oğlunun bedenini böyle ilahi bir güce sunuyormuş gibi görünüyor.
Çok vakur bir duruş var orada.
Ya heykel böyle nakış gibi işlenmiş zaten bakınca göreceksiniz.
Elbisesinin her detayı, her kıvrımı taşı böyle hamur gibi yoğurmuş adeta Michelangelo.
Ve Pieta onun olgunluk döneminin büyük yapıtlarından hani gelecek sanat...
hayatının alametlerinden olduğu için de önemli.
Deha olduğunun kanıtıdır yani.
Ve yapıldığı dönem insanlar bu heykeli görmek için böyle kiliseye gidiyorlar akın akın.
Çok kalabalık ve o kalabalığın içinde Michelangelo da var.
Bir gün hatta o kalabalığın arasından biri birine soruyor.
Diyor ki bunu kim yapmış ya diyor.
Başka bir sanatçının adı geçiyor.
İşte başka bir memleketten başka bir sanatçı.
Michelangelo baya buna sinirleniyor kendi kendine ve aynı akşam herkes böyle kiliseyi terk ettikten sonra Meryem Ana'nın O göğsünden geçen kuşak var ya oraya gidip kendi adını yazıyor.
Hani ilk defa böyle bir şey yapmış ve sonra da pişman olduğu söylenir.
Ama imzasını attığı tek eserdir ve sebebi de budur.
Bu arada bu heykeli kendini Mesih zanneden biri çekiçle parçalamaya kalkmış arkadaşlar.
Defalarca vurmuş 12 kere.
Kırmış böyle heykelin ağzını burnunu Meryem Ana'nın.
Ve yakından gördüm gerçekten çok iyi bir restorasyon yapmışlardı.
Aklıma bizim şu an restorasyonlarımız geldi.
Sünger Bob Kalesi hafıza.
Neyse Pieta'dan sonra siyasi arenada işte işler karışıyor.
Halk açlık ve sefalet içerisinde.
Michelangelo'nun da durumu öyle çok iyi değil.
Bir taraftan babasının borçları var.
Onları ödemeye çalışıyor. Babasına yazdığı bir mektup var.
Orada diyor ki yine de kendimi köle olarak satmak zorunda kalsam bile benden istediğinizi size göndereceğim diye bir mektup yazmış babasına.
Babası da güya istemiyordu adama badanacı Ünal muamelesi yaptı.
İşe başlarken şimdi de gelsin paralar borçlarım ödensin.
Neyse işte dediğim gibi çok yalnız ve mutsuz Michelangelo.
Babası da bunun farkında.
Çünkü kardeş işte onu ziyarete geliyor.
Görüyor halini Michelangelo'nun.
Gidiyor babasına söylüyor. Babası da diyor ki yani senin yaptığın iş enerji gerektiren bir iş.
Hani bu kadar kendini yoruyorsun.
Hastalanırsan nasıl yapacaksın gibi bir şey söylüyor.
Ve bir mektupta babası şöyle bir şey söylüyor.
Kilisenin yanı başına bırakılmış bir mermer parçasından bahsediyor bir mektupta.
Ve bu mermerde 3 kişinin gözü var arkadaşlar.
Onlardan biri de Da Vinci.
Neyse babası ondan geri dönmesini istiyor ve Florence'a Michelangelo böylelikle geri dönüyor ve tabii ki bu işin içerisinde bir takım iş vaatleri de var.
Neyse Michelangelo Floransa'ya dönüyor ve işte bu bahsedilen mermer parçasını görüyor.
Hatta her gün her gün gidip bakıyor, dokunuyor, ölçüyor, biçiyor, okşuyor.
İşte bu mermer parçası 5,5 metre dev bir parça.
Yani birinin çöpü aslında başkasının hazinesi olmuş.
Yani kullanılmadan 40 sene beklemiş bir mermer parçası Michelangelo'nun ellerinde büyük bir sanat eserine dönüşüyor.
Ha bu arada şöyle de olmuyor hani o dev mermer parçasını al bakalım Michelangelo sen bunu kullan öyle bir şey olmuyor.
Öncelik Da Vinci'ye çünkü Da Vinci rüştünü ispatlamış bir isim yani yaşça da büyük zaten Michelangelo'dan eşyanı şöhreti ünü var.
Michelangelo daha böyle yeni yetme gibi görülüyor ve bu mermer böyle tam Da Vinci'ye gidecek.
Bunun üzerine Michelangelo çekingenliğini yeniyor sancakların yanına çıkıyor ve öteki adayların yapmayı düşündükleri gibi bir heykel değil dev bir heykel.
heykel yapmak için ben bu mermeri istiyorum diyor.
Aslında bu Da Vinci'ye bir meydan okuma.
Yani en genç sanatçının en ünlü sanatçıya meydan okuması ve bu mermer savaşının kazananı Michelangelo oluyor.
Ve bundan 522 sene önce tam da bugün 16 Ağustos'ta Michelangelo'nun atölyesine o dev mermer girmiş oluyor.
Dünyanın en ünlü heykellerinden birinin mermeri bu.
Rönesans'ın başyapıtlarından...
ikonik Davut heykeli ve henüz 26 yaşında Michelangelo bu heykeli yaptığı zaman ve bu eser için diyor ki kafamda Davut'a dair bir görüntü yarattım ve Davut'a ait olmayan her
şeyi o mermerden kazıyıp attım diyor.
Aslında bu heykel Florence Katedrali'nin çatısı için düşünülmüş ama heykeli görünce o heyettekiler vazgeçiyorlar, hayran oluyorlar.
Hani bunu çatıda harcamayalım demişler.
Herkesin göreceği bir yere koymalıyız diyorlar.
İşte bu heykelde Davut'un böyle korkunç dev Goliath'la yüzleşme anı var.
Genelde bu yüzleşme sahnesinde işte Goliath'ın kesik kafası Davut'un ayağının dibinde olur falan.
Burada öyle bir şey yok. Yüzleşmeden hemen öncesi o gözlerindeki korkuyu, gerginliği, o ifadeyi vermiş.
Ve bir yandan da böyle rahat da bir ifadesi vardır Davut'un.
Ya ben gerçekten bayılıyorum.
Çok ikonikleşti zaten bu bakışları.
Ağzında sakız olan benim favorim bu arada.
Davut'un sol elinde bir sapan sağ elinde de bir taş var böyle her an harekete geçecek gibi bir devinimle duruyor.
Ve sağ elinin daha büyük olduğunu görüyoruz.
Çünkü Michelangelo Davut'a bir takma isim vermiş güçlü el diye ondan dolayı olduğu söylenir.
Bu eseri de 29 yaşında 3 sene içerisinde tamamlıyor.
5 metreden biraz daha yüksek bir heykel ve bu arada bu eseri yapmadan önce yaptığı çizimlerden birinde.
Davut'un ayaklarının ucunda dev bir golyat başı var ve ilk başta bunu böyle düşünmüş olmalı.
Daha sonra değiştiriyor ve bu çizimde Michelangelo'nun şu dizeleri var.
Davut sapanıyla ben yayımla.
Yayım dediği de heykele biçim verirken kullandığı o aletlerden biri olabilir.
Ama bir sanatçının başkaldırısı da olabilir arkadaşlar.
Hani silahı sanat olan Picasso'nun gernikası gibi.
Bu arada Davut heykelini 40 kişi taşıyor ve 4 gün boyunca taşımaya çalışıyorlar.
O kadar devasa ve ağır ki böyle yolda giderken bu arada heykele taş atanlar da oluyor.
Bu yobazlar her dönemde var işte.
Sonradan Davut heykeline zaten saldıranlar oluyor.
Tıpkı Pieta gibi bir kader yaşıyor.
Vasari bu heykel için demiş ki bu yapıt bütün çağdaş ve klasik heykellerin ister Yunan ister Latin olsun ününü elinden aldı.
der Davut heykeli için ve bu yapıtı gören kişi bizim dönemimizde ya da başka dönemlerde herhangi bir sanatçı tarafından yapılmış başka bir heykeli görmese de olur demiş.
Davut'tan sonra 1505'te Papa II.
Julius Michelangelo'yu Roma'ya davet ediyor ve ondan 40 heykelle çalışması istiyor ve çok büyük bir mezar anıtı siparişi geçiyor.
Sonradan o 40 heykel iptal oluyor falan iyi ki de olmamış dedim çünkü Sistine Chapel olmayacaktı belki onlar olsa.
Papa II. Julius için yapılan mezar anıtındaki heykellerin arasında Michelangelo'nun en ünlü eserlerinden biri.
Musa'nın hükmü var arkadaşlar.
Burada da Hazreti Musa'nın 10 emiri halkına anlatmak için Sina dağından geldiği sırada.
Halkın altından bir buzağı yapıp taptığı anı gördüğü an.
Yani onu tasvir etmiş bu heykelde.
Michelangelo'da zaten en sevdiğim olay bu.
Yani o gözleri nasıl yaptın arkadaş?
O bakışlar ne kadar gerçekçi.
O ifade. Yani nasıl bir taşı oyarak böyle bir göz yaptın?
Deha diye bir şey varsa gerçekten bu adamlar deha.
Da Vinci ve Miko. Bunlar bambaşka kafalar.
Michelangelo'nun heykelleri böyle sanki bir anda canlanıp konuşuverecekmiş gibi.
Ya da yanınıza oturup. Böyle sizinle dertleşecekmiş gibi bir havadalar.
O kadar gerçekler ki. Bakışları zaten korkunç gerçek.
Ama bunları yaparken gençliğinin baharında bir deha ve o kadar çok yoruluyor ki, yorgun düşüyor ki.
Bir gün arkadaşı işte sanat tarihçi Vasari'ye diyor ki bu mezara zincirlenmiş bir haldeyim.
Gençliğimi kaybettim demiş.
Çok yorulmuş. Çalışmaları zaten çok uzun sürüyor.
Çünkü aşırı mükemmelliyetçi.
Hani Da Vinci'nin anlatmıştım ya podcast'ta.
Da Vinci her şeyi yarım bırakıyordu hatırlıyor musunuz?
Bunda öyle bir şey yok. Bu genelde eserlerini tamamlıyor.
Ve sırf bir heykelin mermeri için 6 ay dolaşmışlığı var.
Düşünebiliyor musunuz? Hani Musa heykeli için.
Bir de bir taraftan Papa darlıyor.
İşte Sistine Chapelle'nin tavanını resimlemesini istiyor.
O kadar çok çalıştığı bir dönem ki bu sözleri sarf ettiğinde.
Musa'nın hükmü heykeli de 235 cm boyutunda yine de bir heykel.
Bu heykel içinde şöyle bir rivayet vardır.
Çok seviyorum bunu söylemeden geçmeyeyim.
1515 yılında Musa'nın hükmü heykelini tamamlıyor Michelangelo.
Ve sonra bu heykelin cansız olduğuna kendisi de inanmıyor.
Ve heykele çekiç fırlattığı söylenir.
Konuş diye çekiç fırlatmış.
Sonra da kalk gidelim demiş heykele.
Merve Musa heykeline baktım neden bunun boynuzları var demiş olabilirsiniz.
Çeviri hatasından dolayı arkadaşlar Karen kelimesi İbranice'de ışık saçan anlamına geliyor ama boynuz gibi bir anlamı da var.
Tevrat'ı çeviren kişinin azizliğine uğramıştır Michelangelo boynuz diye çevirince böyle olmuş.
Papa 2. Julius ölünce Michelangelo'nun tarihinin seyri yine değişiyor ve büyük meclis salonunun duvarlarına fresk yapılması isteniyor.
Savaş sahneleri yapacaklar ve bu freskleri Da Vinci.
ve Michelangelo yapacak ezeli rakipler yine karşı karşıya.
Rönesans'ın iki devi arkadaşlar.
Aslında olaylar burada başlamış diyebiliriz.
Bu arada bu freskler tamamlanmadı.
Olay da şöyle. Leonardo o sıralar son akşam yemeği tablosunu yapmış ve şöhretinin doruğunda bir isim.
Ve zaten çok şık, çok bakımlı, çok seçkin bir adam anlatmıştım davinci bölümünde.
Ama Michelangelo onun tam tersi.
Böyle çok hırpani giyimine kuşamına hiç özen göstermiyor.
Saçlar... Takallar birbirine girmiş.
Bir de çok alıngan aşırı duygusal içe kapanık bir adam.
Taban tabana zıt karakterler ve o da Davut heykeliyle ün kazanmış.
Aslında ikisi de Nirvana'da ün olarak ve Michelangelo yaş olarak dediğim gibi küçük bayağı Da Vinci'den ama yine de birinci olmak gibi bir isteği var.
Hani ben birinin ardından ikinci olmak istemiyorum gibi bir kafaya girmiş.
Çünkü o da aynı ölçüde başarılı Da Vinci ile neden ikinci olsun değil mi?
Da Vinci'de işte hey hey hadi bakalım bebeleri pistten alalım alalım.
Öyle bir kafada mı? Değil.
Hani Da Vinci'nin daha ben ılımlı olduğunu düşünüyorum.
Hani böyle daha sanatını takdir ettiğini düşünüyorum Michelangelo'nun.
Ama Michelangelo'da böyle biraz kibir var arkadaşlar.
Yazarı belirsiz olan o döneme ait bir kaynakta şöyle bir olay rivayet edilir.
Bir gün Da Vinci arkadaşlarıyla beraber yürüyor ve Dante'nin ilahi komedyasından bir pasajı tartışan insanlar görüyor.
Onlar da hemen Da Vinci'yi görünce soruyorlar.
İşte sen ne düşünüyorsun bu ilahi komedyadaki pasaj hakkında gibilerinden.
Esnada Michelangelo'yu görüyor ve onu işaret ediyor.
Michelangelo diyor size hani bunun ne anlama geldiğini söyleyebilir.
Michelangelo da Da Vinci'nin...
Böyle bir an onu küçümsediğini düşünüyor herhalde.
Ona dönüp diyor ki sen diyor söylesene diyor bronz bir heykel tasarlayıp bronz dökümünü beceremeyen ve utancından heykeli yarım bırakan birisi olarak sen söyle diyor.
Leonardo'dan tık yok şok yani hiçbir şey demiyor.
Bu olayda bence Da Vinci haklı yani Michelangelo nerelerden ne anlamlar çıkarmış.
Yani adam bence Dante'yi çok seviyor diye hani böyle bir jest yapmak istedi belki.
Hani o bilir arkadaşlar ona soralım gibi.
Ama zaten sonra...
Kendini eve kapatıyor Michelangelo bu olaydan sonra işte bir tükenmişlik sendromu yaşıyor resmen alınganlık, duygusallık.
39 yaşında o zaman hani çok da küçük değil.
Kendini de şiire veriyor o süreçte ruhuma şifa olsun diye.
Bu süreçte bir de yeni gelen bir papa var.
Michelangelo onunla da sorun yaşamaya başlıyor.
Papa ondan böyle işte kendisi için bir anıt mezar yapmasını istiyor klasik.
Ama papaya diyorlar ki ya uğursuzluk getirebilir.
Hani o mezara vaktinden önce girmeni istemeyiz işte batıl inançlar.
Papa da bir an gaza geliyor ve Michelangelo'ya söyledikleri konusunda böyle biraz tedirgin oluyor.
Hani ufaktan vazgeçmiş gibi.
Ama Michelangelo da hani vazgeçtiğini söyleyemiyor.
Michelangelo saraya geliyor işte artık işe başlayacak belki.
Papanın huzuruna çıkıyor.
Çıkmak istiyor görüşecek onunla ama almıyorlar günlerce geliyor gidiyor geliyor gidiyor.
Halbuki anıt mezarı isteyen papanın ta kendisi yani.
Sonra bir görevli diyor ki Michelangelo'ya beyefendi diyor sizi içeri almamam emredildi deyince Michelangelo'nun sigortalar şarteller atıyor.
Söyleyin diyor papaya bu saatten sonra beni görmek isterse arayı bulmak zorunda kalacak diyor.
Kapıyı çarpıp çıkıp gidiyor ve eve gidiyor hemen işte iki yardımcısına diyor ki bütün mobilyaları hemen sat.
Satın her şeyimi diyor. Pılını pırtını topluyor.
Floransa'nın yolunu tutuyor.
Gidiyor gitmesine ama Papa'nın ulakları işte attılar.
Hemen arkasından uçarak geliyorlar.
Çünkü Papa işte geri dönmesini emrediyor Michelangelo'nun.
Ve o sırada Florence'a da bir handa konaklıyor.
Ve o handaki garsonlar Michelangelo'nun böyle etrafını sarıyorlar.
Onu götürmek isteyen o ulaklara karşı.
Ellerine kürek, şiş artık ne buldularsa alıyorlar.
Bir gözdağı veriyorlar ulaklara.
Michelangelo'nun da kim olduğunu biliyorlar.
Hani ne kadar kıymetli olduğunu o heykelleri görmüşler.
Farkındalar. Florence'alılar.
Çok kıymet veriyor. Michelangelo da zaten gelmiyorum diyor ısrarla.
Gelmiyorum söyleyin papaya diyor.
Bildiğiniz papaya kafa tutmuş gelmiyorum diye.
Ve ben zaten diyor Floransa yurttaşıyım.
Beni diyor bu topraklarda tutuklayamazsınız.
Papanın öyle bir yetkisi yok diyor.
Neyse işte sonra bir şekilde uzlaşıyorlar.
Ama baya böyle bir uzun bir süreç bu yazışmalar falan.
Neredeyse savaş çıkacak öyle söyleyeyim.
Hani Michelangelo yüzünden bir kriz yaşanacak.
Hatta Michelangelo diyor ki.
Ben de o zaman Türkiye'ye giderim diyor.
Tabii ki Türkiye demiyor da Osmanlı yani.
Keşke gelseydi ya.
Yani eskiden bize gelmek isteyen adamlara bakar mısınız?
Atatürk zamanında da hani Yahudi bilim insanları Türkiye'ye gelmek istemişti.
Einstein falan. Beyin göçü mevzusu arkadaşlar.
Çok üzülüyorum biliyorsunuz ama hak da veriyorum işte ne diyeyim.
Neyse konuya dönüyorum. Artık meşhur o Sistine Chapel'ine geçelim.
Ben daha böyle saatlerce anlatırım bunu.
Bence bir podcast Michelangelo'nun eserlerine gelmesi gerekiyor.
Belki sonra bir bölüm çekeriz ona.
Sistine Chapel'i Vatikan'da Papa'nın resmi mekanı ve adını Papa IV.
Sixtus'tan alıyor. Chapel'in ünü de tabii ki o tavanındaki freskten kaynaklı.
Michelangelo'nun kariyerinde yapmış olduğu ilk tavan freskleri bu Sistine Chapelindekiler 1508'de 1512 arasında yapıyor.
Michelangelo böyle işte kapsamlığı bu kadar meşakkatli bir işe girmeyi aslında hiç istememiş.
Çünkü heykeli daha çok seviyor ve resmi heykel kadar değerli görmüyor açıkçası.
Fresk yapmak zaten başlı başına zor bir sanat.
Çünkü ıslak sıva üzerinde çalışılıyor.
Yani çok hızlı yapmanız lazım resmi.
Hata yaptığınız zaman da tekrar sıva çekip baştan yapılıyor.
Gerçekten zor. Ama gönlü istemese de kabul ediyor.
Çünkü emir büyük yerden. Ama şöyle de bir şey var.
Rönesans'ın mimarlarından Bramante, Michelangelo'ya Papa'nın göstermiş olduğu ilgi ve alakayı kıskanıyor.
Hatta Raffaello'nun da kıskandığı söylenir.
Ve ona... Bu iş için ön ayak oluyor yani gidip papayı işliyor işte Sistine Chapelle Michelangelo yapsın falan diye.
Amacı da şu. Tanrısal bir Michelangelo efsanesi var onu yıkmak istiyor.
Çünkü onu kendi sanatı dışında yani onun başarı da olamayacağını düşünüyor heykel dışında.
Zorlansın diyor küçük düşsün belki bunu istiyor olabilir.
Papayı böyle alttan alta işliyor Michelangelo Sistine Chapel'in fresklerini yapsın diye.
Ve aslında Michelangelo da farkında bu meydan okumanın.
Kabul ediyor bu işi ve iki yıldan kısa bir sürede Michelangelo tek başına Sistine Chapel'in tavanını yaklaşık 300 metrekarelik bir alan fresklerle donatıyor.
Olağanüstü ve aydınlık bir sentez içinde bütün eski ahiti anlatmış burada.
Dünyanın ve yaşamın yaratılışından, erkeğin ve kadının yaratılışına.
İlk günahtan cennetten kovulmaya, Nuh tufanından yeni bir insanlığın doğuşuna ve sonra işte peygamberler ve kahinler aracılığıyla İsa'nın gelişine kadar İsa'nın tüm atalarını betimlemiş.
Adeta kendini aşmış diyebiliriz ve Bramante'ye yanıtını bu şekilde vermiş oluyor Michelangelo.
Henüz hiç kimsenin benzerini yapmadığı bir başyapıtla cevap veriyor.
Ve o dönemin hem en büyük heykeltıraşı olduğunu ve aynı zamanda dönemin...
en büyük ressamı olduğunu da böylelikle suratlarına vuruyor.
Şimdi boğazlılarımız şöyle düşünecek.
Aa hiç çile çekmeden yapmış olabilir.
Hayır yani başarısızlık bölümüne ilave olacak bu şu an anlatacaklarım.
En başta Michelangelo adeta Papa'ya yalvarmıştır.
Yani ne olur bana bunları yaptırmayın.
Hani Raffaello yapsın diye yalvarıyor ama Papa aşırı ısrarcı.
Sonra eskizleri bitiriyor, resme başlıyor ve çocukluk arkadaşı Granacci'den yardım istiyor.
Florensalı sanatçılar hemen Michelangelo'ya yardıma geliyorlar Sistine Şapeli için ama Michelangelo onların çizdiği havarileri görünce...
Adeta böyle hayalleri yıkılmış.
Ve bütün boyaları devirdiği söylenir.
Hani onların yaptıklarını böyle tek tek kazımış.
Daha sonra öfkesinden kapıyı kapatıyor.
Kendini içeri kitliyor.
Ve Floransalı sanatçı dostlarının tabii ki gururu incinmiş.
Yani defalarca çalıyorlar kapıyı.
Hatta ertesi gün bile gelmişler.
Çalıyorlar çalıyorlar açmıyor.
Kendini içeri kitlemiş. Sonra onlar da memleketlerine geri dönüyorlar.
Ve Michelangelo tek başına öfkeden çıldırmış bir halde.
O boyaları böyle eze eze toz haline getiriyor.
Yanında hiç yardımcısı olmadan her şeye sil baştan başlıyor.
İçindeki güce güvenmek demiştim ya pazartesi olan bölümde.
Bence tam olarak bu.
Ve hayatta bazı yol ayrımları vardır dediğimiz şey de bu.
Pes etmemek. Bir de Michelangelo'nun bu resimleri işte o iskeleye yatarak çizdiği söylenir.
Ama sanat tarihçi Vasari ayakta yaptığını söylüyor.
Ben ona inanıyorum şahsen.
Çünkü 4 yıl boyunca kafası böyle sürekli yukarıda tavana bakmış.
Ve haliyle ileriki hayatında işte boyun ağrıları, sırt ağrıları hatta Goethe bile yaşadığı söylenir buradaki çizimlerden sonra.
Bu zorlu süreçte de tarihe düştüğü kişisel bir notu vardır Michelangelo'nun şöyle.
Başkalarından çok kendimi sevmek zorundayım.
Ama en zorlu ihtiyaçlarımı bile karşılayamıyorum.
Burada çok zor bir durumdayım.
İki büklüm haldeyim. Tek bir dostum yok.
İstemiyorum da. Açlığımı gidermek için yemek yiyecek vakit yok.
Bu yüzden beni daha fazla rahatsız etmeyin.
Bir dirhem daha sıkıntı kaldıracak gücüm yok.
Böyle bir notu var arkadaşlar ve bunları da böyle sürekli gündelik sıkıntılarla ona mektup yazıp onu darlayan rahatsız eden toksik ailesi için söylemiş olabilir.
Michelangelo'nun babası dediğim gibi böyle biraz parayı seven bir adam.
Bu arada Bramante'ye buradan teşekkür ediyorum.
İyi ki böyle bir kıskançlık yapmış ve iyi ki Michelangelo'nun o dehasını dünyaya kanıtlamasına vesile olmuşsun.
Bu hayatta Bramante gibiler bitmez yani onlarla daima karşılaşacağız.
Umarım o savaştan Michelangelo...
Gelo gibi çıkarız arkadaşlar.
Hiç evlenmedi bu arada Michelangelo.
Hani hiç evlilikten falan bahsetmedim.
Şaşırmış olabilirsiniz. Çünkü her podcastinde bir aşk geçiyor.
Burada yoktu. Eşcinsel olduğu iddia ediliyor.
Mutlaka duymuşsunuzdur.
İşte genç delikanlılara yazdığı şiirleri meşhurdur.
Ve hayatı boyunca da cinsel perhizi savunmuştur.
Aşk sonelerini ise sanatçı Tommaso Cavalieri'ye yazdığı söylenir.
Sistine Chapel'inden 21 yıl sonra son yargı freskini yapıyor.
Chapel'in altarına. Artık 61 yaşında Michelangelo.
5 yılda bu freskin üzerinde çalışıyor ve yaklaşık 300 figür içeren bir fresk bu.
Yine Hristiyan ikonografisi var ve burada Michelangelo artık böyle geleneksel tasvir kurallarına karşı çıkarak dini figürleri böyle çıplak atletik olarak tasvir ediyor.
Tabii ki tepki çekiyor arkadaşlar ve o öldükten sonra hemen bir sene sonra bu eseri sansüre uğruyor.
İşte bu figürler başka bir ressam hatta onun öğrencisi.
Bu çıplak figürleri boyuyor böyle tek tek giydiriyor onları.
Yani aslında hepsi çıplaktır.
Son yargı freskindekiler sonradan giydirilmişlerdir.
Bu arada Michelangelo da Da Vinci gibi mimariyle ilgileniyor.
Ama tabii onun kadar uçlarda değil.
Sadece ilgilenmiş. 1524'te San Lorenzo Kilisesi'nin cephesinin ve kütüphanesinin yapımında görev alıyor.
Manierist ve barok bir üslubu var.
Barok mimarinin öncüsü sayılan merdivenleri yapmıştır burada.
Ve 74 yaşında San Pietro Basilikası'nın mimarı.
olarak görevlendiriliyor. Dünyanın en büyük Katolik kilisesi.
Onun kubbesini tasarlıyor ama maalesef ömrü vefa etmiyor ve başkaları tamamlıyor daha sonra.
Ama onun yaptığı plana, makete sadık kalmamışlardır.
Michelangelo 89 yaşında hayatını kaybediyor ve yaşamının sonuna kadar daima çalışmış, üretmiş.
Son eseri ise Rondonini Pietası'dır.
Michelangelo gördüğünüz gibi çok önemli bir isim.
Batı sanatının resim ve heykel geleneğinin mihenk taşlarındandır ve arkasında bir sürü eser bırakmıştır.
Bir sürü de şiir bırakmıştır.
O şiirlerinin çoğu da bestelendi.
Bir de sağken değeri bilinmiş bir sanatçı.
Bence bir sanatçı için en önemli şeylerden biri de bu.
O zaman bu bölümü Michelangelo'nun o olmak isterdim dediği Dante'nin ilahi komedyasındaki şu sözle bitirelim.
Çevrene iyi bak. Söylense inanmayacağın şeyler göreceksin.
İnanamayacağınız kadar güzel mücevheratlar görmek için açıklamalara bırakmış olduğum linke tıklamanız yeterli.
Altıntaş Online'ın sunduğu Ortamlarda Satılacak Bilgi'nin sonuna geldik.
Ve son olarak Michelangelo'nun şu sözü gelsin bizlere.
Hala öğreniyorum.
Bilgiyle kalın o zaman ama Ortamlarda Satılacak Bilgi'yle kalın.
Beni hangi platformdan dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
