
Samsung BESPOKE AI hakkında detaylı bilgi almak için: Tıklayın
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Farkındalık Defteri: https://www.podcastbpt.com/ortamlarda-satilacak-bilgi
Bu bölüm "Samsung" hakkında reklam içerir.
Transkript
Samsung SmartThings Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün bilim tarihindeki en tuhaf fikirleri konuşacağız arkadaşlar.
Yani eskiden gerçek olduğu, hatta bilimsel olduğu düşünülen ama günümüzde pek de ciddiye alınmayan en tuhaf bilimsel fikirlerin kökenine ineceğiz.
Bilim derken sözde bilim arkadaşlar çünkü duyacaklarınız karşısında bence ağzınız açık kalacak.
Şimdi keşifler çoğu zaman içinde bulunulan dönemin dayatmış olduğu baskılarla şekilleniyor arkadaşlar.
Mesela insan anatomisi konusunda bilgisiz olan antik Yunanlar bedende dört ayrı sıvı olduğu fikrine dayanan bir teori geliştirdi biliyorsunuz.
Ve bu fikir 19.
yüzyıla kadar devam etti.
Yani bilimsel tıbbın yükselişine kadar hakimiyetini sürdürdü.
Hatta bundan İbni Sinan bölümünde bahsetmiştim size uzun uzun.
Simyancıların felsefe taşı ile tüm adi metalleri altına çevirebileceğine inanması.
Oyuk Dünya teorisi.
Frenoloji, bilim yıllıkları tarihten günümüze bir sürü tuhaf fikirle dolup taşmıştır.
Şimdi bu fikirlerden bazılarına şöyle kısaca bir bakalım.
Öncelikle frenoloji ile başlamak istiyorum.
Frenoloji, insanların kafa taslarının, fiziksel ölçülerinin kişisel özelliklerini de etkileyeceğinin düşünülmesi ve bu sözde bilim ortaya çıktığı dönemde insanlığa çok büyük bir
zarar vermiştir. Soykırıma neden olmuştur, az sonra anlatacağım.
Yani kafa tasçılığın kurucusu Franz Josef Gall isimli Alman bir hekim.
Gall'ın geliştirmiş olduğu teoriye göre insan beyni 27 ayrı bölgeden oluşuyor.
Ve her bir bölge farklı işlev, kişilik özellikleri ve eğilimlerden sorumlu olup tamamen ayrı ve bağımsız organlar olarak varlık gösteriyor.
27 ayrı bölgenin bu tarz bir varlık gösterdiğine inanıyorlar.
Bu arada Gall Viyana Üniversitesi'ne yetişmiş bir hekim arkadaşlar.
Irkçılık deyince de Viyana Üniversitesi.
Ve 1925 yılında Viyana Üniversitesi...
Irkçı ideolojinin beslenmiş olduğu entelektüel merkezlerden biri haline gelmiştir.
27 ayrı bölge var dedik inanışa göre ve birey bu 27 bölgeden birini ne kadar çok kullanırsa yani o 27 bölgeden en çok hangisi uyarılıyorsa duygusal ve
fiziksel dürtülerle hangisi daha çok uyarılıyorsa o bölgenin daha büyük olacağına inanılıyor.
Bu arada bu kısmen doğru.
Beynimizin bazı bölgelerinin belirli işlevler ya da kişilik özellikleriyle bağlantısı olduğu ve bu bölgelerden bazılarının zihinsel egzersizlerle daha aktive olup büyüdüğü doğru nöroplastitisi
dediğimiz olay. Franz Gall keşke o araştırmalarını orada bıraksaydı.
Belki bu kadar sorun olmayacaktı ama devam etti.
Gall dediğim gibi beynin belirli bölgelerinin belirli zihinsel işlevler ve kişilik özellikleriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdü.
Ve bu özelliklerin kafa tasının dışındaki şekillerle de anlaşılabileceğini savundu.
Sıkıntı burada başlıyor.
Şimdi 1805 yılında bu beyindeki 27 bölgenin kafa tasının ön tarafındaki yumru ve tümseklerden sorumlu olduğunu iddia ediyor Gall.
Katillerin, hırsızların ve diğer suçlara karışmış olan insanların kafa taslarının üzerinde kapsamlı incelemeler yapmaya başlıyor.
kişisel durumlarının bazı bölgesel işlev bozukluklarına dayandırılabileceğine karar veriyor.
Buradan okey Gall'ın tezini destekleyecek veriler çıkıyor arkadaşlar.
Çünkü daha önceden akıl hastalarının ruhlarının şeytan tarafından ele geçirildiğine inanıyordu insanlar.
Ve o yüzden maalesef akıl hastalarına düzenli olarak şiddet uyguluyorlardı.
Freneolojinin getirmiş olduğu bu yeni bakış açısı bir tek akıl hastalarına yaradı diyebiliriz.
Çünkü akıl hastalığı ilk defa gerçekten bir hastalık olarak görülüp tedavi edilmeye başlandı.
Ama gelin görün ki kafalarında yumdular ve tümsekler bulunan insanlar bu işten epeyce bir zararlı çıktı.
Çünkü onlar Gal'in yeni bilimsel modeline göre potansiyel katil ya da akıl hastası olarak damgalanıp Önleyici tedbirler kapsamında hapse atıldılar.
Peki ama Gal nasıl oldu da sözlerine bu derece itibar edilesi bir insana dönüştü?
Yani toplum nezdinde nasıl bir karşılığı vardı bu adamın?
Şöyle ki arkadaşlar arkasında Arthur Conan Doyle var.
Yani Sherlock Holmes'un yaratıcısı.
Bronte kardeşler var.
Bram Stoker var yani onlar doğru buluyorsa biz de doğru buluruz hesabı.
Hale etkisi dediğimiz olay halkta gördüğünüz gibi çok etkili olmuş.
Ve artık bu iş öyle bir noktaya geliyor ki şirketler çalıştıracakları elemanları seçerken frenolojiden yararlanmaya başlıyorlar.
Mahkeme salonlarında çok sayıda tanık profesyonel frenolojistlerin ipe sapa gelmez böyle bilir kişi görüşlerine dayandırılarak hapse atılıyorlar.
İnanabiliyor musunuz işler baya bir çığırından çıkıyor.
Teknoloji kolay yoldan para kazanmak isteyenlerin de uğrak noktası haline geliyor.
Mesela 1872 yılında bir enstitü kuruluyor Fowler Enstitüsü diye.
Hatta buranın ziyaretçilerinden biri Amerikalı yazar ve mizahçı Mark Twain oluyor arkadaşlar.
Kılık değiştirerek buraya gidiyor ve kendisine bir frenoloji testi yapılmasını istiyor.
Mark Twain böyle sık sık insanları trolleyen birisi bu arada.
Ve Mark Twain'in kim olduğunu bilmiyorlar.
Kafatasında işte ne var diye bakıyorlar.
Önemli bir çukur tespit ediyorlar.
Sonra diyorlar ki adama yani buna göre bu kafatasına göre senin her türlü mizah anlayışından yoksun olman gerekiyor.
Bunu iddia ediyorlar. Memuriyete da...
Daha yatkınsın diyorlar dediğim gibi Mark Twain'in kim olduğunu bilmeden bunu söylüyorlar.
Neyse aradan baya bir zaman geçiyor.
Mark Twain bu sefer direkt böyle kendi kimliğiyle buraya başvuruyor.
Bana diyor bir frenoloji testi yapar mısınız?
Bu sefer de onun kafatasına göre harika bir mizahçı olacağını söylüyorlar.
Olaya bakın. 1919 senesinde Versailles anlaşması ile eski bir Alman kolonisi olan Ruanda, Belçika denetimine geçiyor.
Belçika'da da frenoloji modası var arkadaşlar.
Hatta 94 yılında çok büyük bir soykırım oluyor.
1 milyona yakın insan hayatını kaybetti biliyorsunuz.
Ruanda soykırımı.
Bunun altyapısında da maalesef ki bu frenoloji denilen sözde bilim var.
Ve sırada simyancılık olayı var arkadaşlar.
Tüm adi metallerin altına dönüşebileceğine olan inanç.
Simyacılık için modern kimyanın babası diyebiliriz.
Avrupa'nın simyayla tanışması 11.
yüzyılda Maribilerin simya fikrini İspanya'ya taşımasıyla gerçekleşti.
Simyacılıkla ilgili bir bölümüm var diye hatırlıyorum.
O yüzden burayı çok uzatmayacağım.
Sonsuz yaşamın sırlarını bulmak da var tabii simyacılığın özünde arkadaşlar.
Sadece altın arayışı değil buradaki olay.
Bu adi metalleri altına çevirmek için gerekli olan şey de biliyorsunuz ki felsefe taşı.
bulunamayan değerli taş arkadaşlar simyanın temeli Tüm maddelerin birbirine benzediğini öne süren aristocu düşünceden geliyor.
Aristoda o kadar fazla şey sebep olmuştur ki tarihte.
Sözde bilimde de çok katkısı var.
Pardon katkısı demişim götürüsü var.
Şimdi buna göre mesela işte lahana ve tuğla tamamen aynı şey.
Aynı maddelerden oluşuyor ama sadece farklı bir biçim ve farklı bir ruh taşıdıklarına inanılıyor.
Yani bir lahanayı bir tuğlaya ya da bir parça kurşunu bir altına çevirmek için.
Bir kişinin öncelikle lahananın ya da işte kiremitin özünü tespit etmesi gerekiyor ve birini diğerine aşılaması gerekiyor.
Simyacılar toprak, ateş, su ve havadan oluşan Dört temel elementin varlığını kabul ediyorlar ama onları tamamen tek bir maddenin farklı tezahürleri
olarak görüyorlar. Tarihte birçok kişi biliyorsunuz bu felsefe taşının peşine düşmüştür.
İyi de hani hadi oldu da kurşunu altına çevirmeyi başardılar diyelim.
O zaman ne olacak? Altının ne değeri kalacak ki?
Her şey altın olduktan sonra bir değeri yok yani.
Altının piyasası düşecek.
Bunu anlamış değilim.
Hani sonsuz yaşam okey ama bence altın için değildi ya bütün bunlar.
İnanmak istemiyorum. Şimdi özellikle ortaçağ Avrupa'sında hali vakti yerinde olan böyle hırslı soylular var.
Ve bunları dolandıran bir sürü şarlatan simyacı çıkıyor arkadaşlar.
Bir de bunlar böyle ilizyon yapmayı çok iyi biliyorlar.
Bir şeyleri gerçekten altına çevirip bu insanların gözünü boyuyorlar.
Bakın ben başardım gibilerinden felsefe taşını buldum.
Tabii o hırslı paralı soylularda daha çok paraya kavuşmak için bu şarlatanlara inanıyorlarmış.
Yani demem o ki senelerce değersiz olanı değerliye dönüştürmeye yani altına çevirmeye çalışmışlar.
Fakat başaramamışlar.
Şimdi ben size şimdiki zamanın gerçek felsefe taşından bahsedeceğim.
Enerji tasarrufu arkadaşlar günümüzde gerçekten bu altın değerinde.
Peki ama nasıl? Samsung'un yapay zeka destekli teknolojileriyle evde enerji tasarrufu sağlamanız artık çok kolay.
AI enerji modu sayesinde %70'e varan enerji tasarrufu yaparken çevreye de katkıda bulunabiliyorsunuz.
Böylece hem bütçeniz hem de gezegenimiz kazançta çıkıyor.
Bu akıllı yaşamı daha verimli hale getiren ise SmartThings uygulaması.
Evinizdeki akıllı Samsung cihazlarınızı tek bir uygulamadan hem evde hem de dışarıda kontrol ederek her şeyin uyum içinde çalışmasını sağlayabilir, rutinler oluşturabilirsiniz.
Her açıdan verimliliğinizi arttırabilirsiniz.
Samsung ürünleri dayanıklı yapısıyla uzun yıllar güvenle kullanılabilir.
Seçili buzdolabı, çamaşır ve kurutma makinelerinde, kompresör veya motorda 20 yıl dijital inverter garantisi sayesinde ilk günkü performansını korur ve size uzun
süre eşlik eder. Kullanıcılar BISPOK AI serisi ürün grupları sayesinde günlük yaşamlarını, ürünlerini kişiselleştirme özellikleri ve optimize tasarımlarıyla dönüştürebilirler.
Ayrıca AI özellikleri ve SmartThings bağlantısıyla donatılmış ev aletleriyle ekosistemlerini en yeni Samsung teknolojileriyle genişletebilirler.
Detaylar için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum ve devam ediyorum.
Şimdi sırada ne var?
Telegoni teorisi var arkadaşlar.
Telegoni kısaca kadının yani annenin doğurmuş olduğu çocukta sadece eşinin yani çocuğunun babasının değil daha önce cinsel birliktelik yaşadığı partnerlerinin de özelliklerinin olması
anlamına geliyor. Yani kalıtım yoluyla bunların da çocuğa geçtiğini düşünüyorlar.
Bu taşın altından kim çıkıyor?
Tabii ki Aristoteles.
Yine mi Aristoteles? Evet.
Kökeni Aristoteles'e kadar giden ve 19.
yüzyıla kadar itibarını korumuştur.
Telegoni teorisi düşünün.
Kadınların cinsellik ve doğurganlıkla ilgili tüm konularda sadece böyle bir kazan olarak rol oynadığı fikrinden doğuyor bu.
Kadınların bütün cinsel partnerlerinden geçmişte yaşamış olduğu ilişkilerden kalıcı bir iz aldığına ve bunu da ilk partnerden alınan...
izin en güçlü olduğunu düşünüyorlar ve sonraki partnerlerinde de gitgide azalan oranlarda iz bırakmaya devam ettiğine inanılıyor arkadaşlar.
Takdir edersiniz ki kadın düşmanı çevrelerde yaygın olarak kabul görmüştür telegoni teorisi ve bir zamanlar olağan dışı hamileliklerin sırrını çözmede yardımcı olmuştur diyebiliriz.
Hani DNA çalışmaları bulunana kadar şöyle biraz işe yaramıştır.
Artık bilimdeki gelişmeler sayesinde bugün işte belli durumlarda kadınların iki ayrı biyolojik babadan Gelen ikizlere doğum yapabileceğini biliyoruz arkadaşlar.
Mesela 2009 yılında Teksas'ta Mia Washington isimli bir kadın çok değişik bir olan yaşıyor.
11 yaşındaki ikizlerinin farklı babaları olduğu ortaya çıktı arkadaşlar bir sağlık kontrolünde.
Telegoninin kuralları farklı toplumlar tarafından değişik bir şekilde yorumlanıyor.
Mesela işte antik Yahudi geleneğinin müsaade etmiş olduğu karmaşık bir evlilik türü var ve İncil'deki Onan karakterinin doğmasına da neden olmuştur bu evlilik türü.
Hatta yalnız yapılan cinsel eylem yani mastürbasyonun bir diğer adı Onanizm arkadaşlar.
Onanizm yani bu da Onan'dan geliyor.
Onanın olayı ise şu.
Kitab-ı Mukaddes'te vefat eden erkek kardeşinin karısı ile birlikte olması isteniyor.
Onanın neslinin devam etmesi için.
O da bunu yapacağına menilerini kardeşinin karısına değil toprağa akıtmayı tercih ediyor.
İsraf ediyor yani.
Verilen emre de itaat etmiyor.
Cezası da tahmin ettiğiniz gibi oluyor.
Mastürbasyon aslında bir tür yapay doğum kontrolü yerine geçtiği için günah kabul edilmiştir arkadaşlar.
Çok uzun bir dönem. Yibbum evliliği diye bir şey var.
Bir kadının eşi hayatını kaybettiği zaman hala doğurgansa o kadın eşinin erkek kardeşiyle evlendiriliyor.
Bu tevratta var. Hani nesil devam etsin diye bu yapılıyor.
Bizde de var bu biliyorsunuz doğuda.
Hatta filmlere bile konu olmuştur.
Telegonininin sınırları içerisinde dul kadın...
Ölen kocasının izini taşıyor ve dolayısıyla telegonik kopyayı bir erkek kardeşten daha iyi hiç kimse sürdüremez.
Yani neslin devam etmesi için bunu yapıyorlar.
Olay bu. Şimdi arkadaşlar Ecology Leaders isimli bilimsel bir dergi var.
Burada yayınlanan bir araştırma var.
Bugünün dünyasından şöyle bir telegoniğe bakacak olursak.
Telestelunuz angustigolis.
Çarpıldım. Böyle bir sinek türü varmış arkadaşlar olmaz olsun.
Şimdi bu sinek türüyle bir araştırma yapıyorlar.
Önce üreme sistemleri henüz yeterince gelişmemiş olan bir grup dişi sineği alıyorlar.
Erkek sinek grubuyla eşleştiriyorlar.
Sonra bu dişi sinekler üreyebilecek duruma geldiklerinde gruptaki farklı sineklerle eşleştiriliyor.
Ve bu aşamada artık dişi sineklerin üreme sistemleri geliştiği için son eşleştikleri erkek sineklerden yavrular meydana getiriyorlar.
doğan yavru sinekler sadece biyolojik babalarının değil annelerinin o ilk eşleştiği gruptaki erkek sineklerin de fiziksel özelliklerini taşıdığı görülüyor arkadaşlar.
Gerçekten enteresan bir araştırma.
Ve bunu araştırmacılar şöyle açıklamışlar.
Dişilerdeki olgunlaşmamış yumurtaların önceki partnerlerinin spermlerinden moleküller çekmiş olduğunu ve bunun doğacak yavrunun özelliklerini etkilemiş olabileceğini söylüyorlar.
Bu hipotezi açıklamaya çalışmışlar.
Ama bu araştırma sadece bu sinekler üzerinde yapıldığı için insanlık adına bir şey söylemek tabii ki doğru olmayacak.
DNA'nın ve kalıtımın artık böyle yavaş yavaş anlaşılmaya başladığı 1959'lu yıllarda telegoni meyve sinekleri ve fareler üzerinde test ediliyor arkadaşlar.
Sonuçlar negatif çıkıyor.
Dediğim gibi son zamanlarda yapılan çalışmalar telegoninin bazı türlerde olabileceğini gösteriyor.
İşte az önce anlattığım garip sinek türü gibi ama daha kapsamlı araştırmalar lazım.
2004 yılı gibi böyle çok da uzak olmayan bir tarih Rus Ortodoks Kecisesi yayınlamış olduğu Bekaret ve Telegoni adlı çalışmasında çalışma denirse tabii buna genç kadınlara geçmiş
günahlarından arınmaları için bakire kalmaları yönünde bir çağrıda bulunuyor.
Aksi takdirde diyor geçmiş günahlarının bugün kendisini geçmişte birlikte oldukları partnerlerinin suretine bürünmüş olan erkeklerle göstereceğini söylemişler kadınlara.
Zaten hep kabak kadınların başına patlıyor gördüğünüz gibi.
Gelelim oyuk dünya teorisine arkadaşlar.
İlk inanç sistemleri içi boş dünya fikrinin çığırtkanlığını yapıyor.
Hatta bir çömlek olarak tasvir edilen bir dünya var.
Dinlerin emirlerini yerine getirmeyen herkesin de nihai cezasını çekeceği topraklara ev sahipliği yapıyor bu dünya.
Öyle düşünüyorlar. Antik Yunanlar için içi boş dünya Tanrı Hades'in yönetmiş olduğu iyi ya da kötü tüm insanların yolunun son bulduğu yeraltı dünyası arkadaşlar.
Hristiyanlar için burası cehennem biliyorsunuz.
Poplo teorisyenlerine göre dünya aslında küresel ve katı bir yapıda değil.
Küresel olsa bile içi oyuk bir yapıda buna inanıyorlar.
Geçmişte de günümüzde de buna inanan bir sürü insan var hala.
Düz dünyacılara göre biliyorsunuz dünya düz ama oyuk dünyacılara göre düz değil dünya bir küre şeklinde ama kutuplarında oyuklar olduğuna inanıyorlar.
Delikler olduğuna inanıyorlar ve bu deliklerde başka bir dünyaya açılan bir portal bir...
geçiş kapısı olduğunu düşünüyorlar ve bu dünyaya da Agartha ismi veriliyor.
Agartha geçmiş efsaneleri konu olan Orta Asya Tibet kökenli efsanevi mistik bir dünya biliyorsunuz.
Buraya bazı dağlardaki portallar sayesinde ya da işte bir takım gizli geçitler sayesinde geçireceğine inananlar var.
İşte bu dünya teorisi adı altında hatta daha da çılgın iddialara göre bir zamanlar dünyada çok ileri düzeyde bir medeniyet var.
İşte Atlantis ve Mu uygarlıkları.
Sonra İşte dünya uzaylılar tarafından istila ediliyor.
Uzaylılar da işte o savaş esnasında sinirleniyorlar.
Dünyanın kutuplarını nükleer bombalarla patlatıp bir sel taşkınına neden oluyorlar.
Nuh tufanımı ver ve...
Evet öyle düşünülüyor. Ve bu selden kurtulabilen üstün ırklar dünyanın yer kabuğundan aşağı doğru yol alıyorlar ve iç dünyayı keşfediyorlar.
Burada başka bir dünya keşfediyorlar.
Buraya da Agarta adı verilen bir medeniyet kuruyorlar.
İşte bu insanlar daha ileri düzeyde bilgilere sahip bizden öyle düşünülüyor.
Hatta bir de Şambala var.
Duymuşsunuzdur Agarta Şambala.
Sanki böyle bir kitap vardı ya.
Agarta iyilik, Şambala da kötülüğü temsil ediyor.
Bu uçan dairelerin de hatta Agartalılar olduğuna inananlar var arkadaşlar.
Arkadaşlar o yüklü dünyacılardan iddiaları daha da ileri götürüyorum.
El yükseltiyorum. Hitler'in ve bazı nazi subaylarının bu delikten Agarta'ya kaçıp saklandığına inananlar var.
Çay söyleyeyim mi abi?
Bu Hitler döneminde bir cemiyet var diye gizli örgüt işte Tur cemiyetine.
Onun da bunlarla bağlantısı olduğuna inanılıyor.
Onu ayrı anlatacağım için burada anlatmayacağım.
Ve bütün bunların gerçek olmasını isterdim.
Hani Hitler kısmı dışında gerçekten çok güzel bir hikaye Agarta falan.
Keşke olsa yani Tibet'ten geçiş noktaları var diyorlar arkadaşlar bir gidip görmek lazım.
Bu arada böyle şeyler çok ilgimi çekiyor.
Gerçekten benden bir komplo teorisyeni olabilirmiş.
Seviyorum böyle şeyleri.
Dinlemeyi de seviyorum. Böyle ağzım açık dinliyorum masal dinler gibi.
Şaka bir yana zaten masal.
1692'de Edmund Halley kendisi bir gökbilimci.
Gezegenin içi boş bir kabuk olduğunu söylüyor.
Ve bu kabuğun altında da 3 tane daha iç kabuk olduğu fikrini öne atan bir teori geliştiriyor.
Ve işte bunların da birbirlerinden kendi atmosferleriyle ayrıldığına inanıyor.
Ve Halley'e göre dünyanın iç kesimlerine erişim kutuplardan sağlanabiliyor.
Arkadaşlar ve yeryüzünden kaçan gazların ise kuzey ışıkları olarak gördüğümüz şeyler olduğunu iddia etmiş.
Ve Halley'in bu hipotezi çok ciddi kabul görüyor arkadaşlar.
Uyuk dünya teorisinde onun çok büyük bir etkisi var diyebilirim.
Bilmiyorum bana deli saçması geldi bunlar.
Ama bir gün olur da hani böyle bir şeyin gerçekliği ispat edilirse buradan tüm agar tanılara sesleniyorum.
Bir demli çayınızı içmeye geliriz efendim.
Arkadaşlar bugünlük anlatacaklarım bu kadar.
Devamı gelsin Merve derseniz.
Instagram'dan yazabilirsiniz.
Aşağıda Instagram adresinde olacak açıklamalar kısmında.
Bu çarşamba yepyeni bir bölümle tekrar görüşeceğiz.
Üstelik uzun zamandır beklediğiniz bir bölüm bu.
İkinci bölümü geliyor. Kendinize iyi bakın arkadaşlar.
Samsung SmartThings Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Akıllı yaşamı daha verimli bir hale getirmek isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
