
Transkript
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Yani şu açılışı da artık değiştirmek istiyorum.
Önerilerinizi bekliyorum arkadaşlar.
Böyle çılgın bir açılış yapalım.
Bu ne ya sürekli herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Bunu değiştirelim.
Sizden yardım bekliyorum.
Ne diyebilirim? Şimdi bugün başarısızlığı konuşalım istedim.
Neden? Çünkü hep başarıları konuşuyoruz.
Dikkat ettiniz mi? Hiç başarısızlıktan konuşan yok.
Sanki herkes bir anda başarı sahibi olmuş.
O ünlü isimler ne bileyim bilim insanları, iş insanları artık kimi başarılı görüyorsanız ama onların da tökezlediği noktalar var.
Ki bence bu da büyük bir motivasyon.
Çünkü genelde büyük başarıların arkasında gördüğüm kadarıyla bir başarısızlık hikayesi mutlaka oluyor.
Hatta aklıma gelmişken pes etmemek diye bir bölümüm vardı ya benim.
Orada size Sir Dyson'ın hikayesini anlatmıştım.
Defalarca defalarca denediğini anlatmıştım ama yine de asla pes etmediğini.
Şimdi defalarca deyince belki yeni gelenler ya işte 5-6 kez falan denemiştir diyebilirsiniz.
Hayır abi 5126 kez denedi Sir Dyson.
Yani aslında 5125 kez başarısız olmuş bir adam Dyson.
Ama ne yapmış pes etmemiş.
Yani başarının sırrı bu.
Yani bence bu.
Az önce uçlu kalemime böyle bir sürü uç koydum arkadaşlar.
Sonra 100 kere bastım bastım bastım ama bir türlü uç görünmedi çıkmadı.
Çıkan uçlarda böyle kırık dökük çıkıyor ama ben içine sağlam uç koyduğuma o kadar eminim ki hani kalemimin de sağlam olduğunu biliyorum ve her basışımda o sağlam ucun çıkmasını bekledim.
Sonunda çıktı tabii ki pes etmedim.
Yani bu çok basit hayatın içinden bir örnek yani az önce yaşadığım bir olay.
Bence siz o ucun yani donanımınızın kendi yeteneklerinizin farkındaysanız.
O kalemin de sağlam olduğundan yani gittiğiniz yolun doğruluğundan size uygunluğundan eminseniz belki o kalemin tepesine yüzlerce kez basacaksınız ve belki defalarca
defalarca kırık bir uç çıkacak içinden yazamayacaksınız.
Ama bileceksiniz ki o sağlam uç siz hiç durmadan bastığınızda mutlaka bir gün çıkacak yani.
Siz de başarı hikayenizi yazacaksınız o çıkan sağlam uçta.
Ne metafor yaptın Merve ya sadede gel.
Ha bu arada kalemin arkasına o kadar uç doldurmuşum ki o yüzden böyle olmuş.
Bunu da hayata uyarlarsak bir koltukta 10 karpuz taşımaya çalışınca işler yolundan çıkıyor diyebilirim.
Hani Leonardo da Vinci değilsek bu tarz artistliklere gerek yok bence.
Yani o 10 tane uç atmış onu da doğru çıkmış.
O zaman kaleminin arkasına bir sağlam uç daha atmak isteyenler Uzun zamandır beklediğiniz Cambly indirim kodunu veriyorum.
Bana çok soruyorsunuz Instagram'dan artık o kadar alışmışsınız ki.
Merve Cambly indirim kodu ne zaman?
Bu zaman arkadaşlar. Cambly'de şu an %55 indirim var ve bize özel kodumuz...
Bu kodla ne yapabilirim Merve?
Cambly'e bir adım atabilirsiniz.
Daha doğrusu bir tıkla hayatınızda çok şey değişebilir.
Burada İngilizce'de böyle başarısız olma gibi bir korkunuz varsa bunu kolaylıkla yenebilirsiniz.
Kariyerimde, akademik hedeflerimde ilerlemek istiyorum ama maalesef İngilizce engeline takılıp duruyorum diyenler Cambly'de 7.24 istediğiniz zaman online bağlanarak ana dili İngilizce
olan eğitmenlerden kendi seçtiğiniz bir konu hakkında konuşabilirsiniz.
İngilizcenizi böyle pratik yapa yapa burada geliştirebiliyorsunuz.
Ve şu anda dediğim gibi %55 indirim var.
Ve Cambly'de 1 saat İngilizce pratiği yapmak 89 TL arkadaşlar.
Bir de Cambly'nin yapay zeka İngilizce eğitmeni var.
7.24 ücretsiz ve sınırsız.
Ben kendisiyle biraz sohbet ettim.
Çok eğlenceli. Sizinle böyle baya baya konuşuyor arkadaş gibi.
Restoranda sipariş verme, iş mülakatı, sunum yapma kalıpları, ne bileyim yurt dışına seyahate gidecekseniz orada konuşacağınız şeyler, bunlara hazırlık yapmak istiyorsanız yapay zekadan faydalanabilirsiniz.
Kembil'in yapay zeka İngilizce öğretmeni.
Açıklamalardaki linke tıklayarak %55 indirimden 5 OSB kodu ile hemen faydalanabilirsiniz.
İlizce hayallerimize giden yolda bir engel değil bir anahtar olsun.
Hadi devam edelim. Şimdi başarısızlık nedir arkadaşlar?
Burada aslında sözlüklere bakarken o kadar enteresan bir detayla karşılaştım ki bunu söylemeden geçmek istemiyorum.
Avrupa'daki başarısızlık tanımıyla Orta Doğu'daki başarısızlık tanımı çok farklı bu sözlüklerde.
Örnek ver Merve. Şimdi TDK'ye göre hala TDK diye simgeliyor ya.
K. Türk Dil Kurumu TDK'ye göre arkadaşlar başarısızlık, muvaffakiyetsizlik olarak geçiyor.
Bunu da tek seferde nasıl söyledim?
Normalde dilim dönmez biliyorsunuz.
Muvaffak olmak da insanın eyleminin kaderiyle olan uyumu.
Ya zaten muvaffak diyorum ya.
Hayır bu espriyi yapmayacağım.
Kendimi zor tutuyorum.
Neyse. Hani Tevfik Fikret podcastinde Tevfik'in anlamına değinmiştim ya aynı kök Vefk.
Tevfiki ilahiye masar olmuş denilir ya hani bu Allah'ın yardımına nail olmuş kişi demek.
Yani başarısızlık kader ile ilahi güç ile ilişkilendiriliyor.
Yani irade biz değiliz gibi burada gördüğünüz gibi bizim elimizde olan bir şey yok gibi.
Avrupa'ya baktığımız zaman Oxford sözde başarının olmadığı durum işte beklenen ya da istenilen davranışın ihmal edilmesi ya da yapılmaması olarak tanımlanıyor.
Almanca'da beklenmeyen işte hayal edilmesi.
Kırıklığı yaratan negatif sonuçlanan durum olarak tanımlanıyor başarısızlık.
Yani dilimizin kültürümüzün aynası olduğunu düşündüğümüz zaman bence çok çarpıcı bu.
Yani Avrupa'da işte başarı hedefe çabaya.
İsteğe bağlı ama Orta Doğu'da neye bağlı arkadaşlar?
Kadere değil mi? Ama Amerika'da mesela başarısızlık başarı hikayelerinin baş tacıdır zaten.
Olmazsa olmazı. O yüzden başarısızlığı kucaklarlar, kutsarlar, itici bir güç olarak görürler onu.
Bireysel performansta çabayla başarının bir şekilde geleceğini düşünüyorlar.
Sonra gelsin Amerikan rüyası değil mi?
Aslında böyle baktığımız zaman olaya bence bu daha kötü.
Çünkü şöyle bir şey var hani başaramazsam senin suçun abi hani tek nedeni sensin.
Senin eksikliğin, senin yetersizliğin, senin çaresizliğin, senin ezikliğin değil mi?
Ama Orta Doğu'da olayın benimle alakası yok daha güzel.
Oh kaderim böyleymiş.
Yani bence bu çok işimize gelir ya böyle olması daha iyi.
Dücan Öcündioğlu diyordu ki hani sorumluluk varsa kader yoktur.
Kader varsa sorumluluk yoktur.
Hem sorumluluk hem kader varsa o takdirde...
Akıl ve mantık yoktur.
Katılır mısınız? Bilmem.
Ama olaya böyle farklı pencerelerden bakalım istiyorum.
İsra suresi 13. ayette de ne diyor?
Her insanın sorumluluğunu omuzlarına yükledik.
Yani her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık diyor değil mi?
Bu kader olayını bile yani kendi işine geldiği gibi kullanmış sanırım insanlar.
Bizim şarkılarımızda bile böyle yoğun bir kadercilik görürsünüz böyle dikkatle dinlediğinizde.
Mesela aklıma şu an şey geldi.
Kaderim bu böyle yazılmış yazım.
Kader kahpe kader ağlarını ördün mü?
Yazıklar olsun kaderin böylesine yazıklar olsun.
Gülümse kaderine kader diyemezsin sen kendin ettin.
Hani bir arkadaşım demişti ya bana küçük prense şu küçük karabalık hikayesinde.
Dedi ya ne kadar yüzümüzü batıya dönmüş olsak da hani küçük prensciyiz gibi davransak da biz küçük karabalığız demişti.
Oldular hatırlar bunu. Hatta aklıma gelmişken Ömer Hayyam'ın şöyle bir dörtlüğü var.
Beni özene bezene yaratan kim sen?
Ne yapacağımı da yazmışsın önceden.
Demek günah işleten de sensin bana.
Öyleyse nedir o cennet cehennem?
diye sorar Ömer Hayyam.
Ona da bir bölüm gelmesin arkadaşlar bu arada.
İsteyenler yazsın bana Instagram'dan.
Hemen Ömer Hayyam demişken Rubayiler Dörtlükler kitabını tavsiye etmiş olayım.
Bu kader ve kadercilik mevzusu gördüğünüz gibi çok derin.
Yani her cepheden bakmaya çalıştım burada.
Hatta bu konuyu da bence konuşalım.
Merve Hatipoğlu'yla huzura doğru.
Bir de tevekkül var onu unutmadan hani başarısızlık demişken başarı demişken bundan bahsetmeden geçmeyelim.
Nedir tevekkül?
Hani sen elinden geleni yaparsın gerisini de yaradana bırakırsın.
Nasıl olsa o senin çabanı görüp taçlandıracaktır inancı tevekkül etmek.
Mümin Sekman'ın bir TED konuşması var bu konuyla alakalı diyor ki Google'da 18.000 kişi başarı kelimesini aratmış ve bunun buraya dikkat burası çok omelli.
9900'ü başarı duasını aratmış arkadaşlar yani işi yukarıya atma derdindeler diyor.
Bence çok doğru yani az önce dediklerimle paralel.
Kişisel gelişimi ise Google'da 22.200 kişi aratmış o dönem ama diyor Alayna Türkiye'yi 823.000 kişi aratmış.
Hala başarılı olmak istediğinizi düşünüyor musunuz diye de sormuş.
Türkiye'de yıllar önce başarısızlık konuşmak için bir başarısızlık zirvesi yapılmış.
Bilmiyorum duydunuz mu? Ben de yeni duydum ve şaşırdım.
Özyeğin Üniversitesi'nde yapılmış çok ünlü iş insanları başarılarını değil başarısızlıklarını anlatmışlar burada.
Neden böyle bir şey yaptılar?
Ünlü iş insanı Hüsnü Özyey'in buna zaten ön ayak oluyor ve onun şöyle bir sözü var.
Başarısızlıktan öğrenilecek şeyler başarıdan öğrenilecek şeylerden daha fazla demiş.
Kendisi zaten çok iyi eğitim almış hani aileden yana da şanslı ve 1997'de Rusya'da banka açıyor.
98'de ise moratorium oluyor yani olağanüstü dönemlerde devlet ödeme vakti gelen borçlarını ödeyemiyorum diyor.
Yani erteliyor bir şeyler yapıyor.
Rus hükümeti de Özyey'ine diyor ki ben...
Ben ruble ile ifade eden borçlarımı ödeyemiyorum.
Durduruyorum diyor. Ve bir daha da hiç ödemiyor.
Gerçekten çok zor bir durum.
Özyeğin bu noktada ne yapmış?
Diyor ki ben tasımı tarağımı toplayıp hadi bakalım ben gidiyorum diyebilirdim.
Ama gitmedim diyor. 2001'de Rusya zaten böyle bir tık daha iyi oluyor.
Hani düzeliyor ekonomileri birazcık.
Ve 30 elemanlı bir bankadan 5000 elemana çıkıyorlar bir anda.
Buradaki olay şu arkadaşlar.
Hani o zamanlar Rusya bankacılık sektöründe bizden.
5-6 yıl falan daha gerideymiş ve Özyeğin'in gördüğü fırsat bu aslında.
Hani herhangi bir ülkede sektör sizin girdiğiniz ülkeden gerideyse buraya dikkat burada bir yatırım alarmına geçmelisiniz diyor.
Özyeğin de bunu yapmış zaten ve diyor ki bir işi sevmezseniz başarılı olmanız.
Mümkün değildir.
Katılıyorum ben buna. Yani başarısızlığı ondan öğrendiklerinizle size bir sonraki işinizde katacaklarıyla seveceksiniz demiş.
Katılıyor musun Merve? Kesinlikle katılıyorum.
Bir de iş insanı Cem Boyner onun da bu konudaki söylemlere hoşuma gitti.
O da işte Özyeğin gibi hem soyadı hem de iş hayatı itibariyle oldukça başarılı bir aileye doğmuş.
Aslında pilot olmak istiyormuş ama baba mesleğini yapmak durumunda kalmış ve şirkette uzun uzun yıllar mesai harcıyor.
Sonra siyasete girme kararı alıyor.
Buralara az sonra geleceğim ama bu hikayeden önce onun başarıyla ilgili söylediği şu sözü paylaşmak istiyorum.
Başarı da başarısızlık da uçan bir kuş gibi.
Bir şeyi başardığınız zaman onu başardığınızı unutuyorsunuz.
Oh yaptım diyemiyorsunuz.
Daha iyi yapabilirdim diyorsunuz.
Ya da bir sonraki hedefe gözünüz gidiyor.
Şu sözlerde kendimi görmüş olabilirim.
Hatta başarısızlığı unutmayıp başarılarımızı unutmamız da bence acı.
Bir de Cem Boyner çok küçük yaşta başlamış iş hayatına ve bunun için yapmış olduğu bir benzetme var.
Bu da hoşuma gitti. Her şeyi de sizinle paylaşmam lazım.
Hoşuma giden şeyleri. Diyor ki küçükken girdiğiniz zaman yani işe girdiğiniz zaman duvarda hiç kimsenin fark etmediği bir sinek gibisiniz.
Yani her şeyi görüyorsunuz.
Size hiç kimse dikkat etmiyor.
Siz her şeyi izliyorsunuz ve bu deneyim sayesinde benim empatimin çok güçlü olduğunu hissediyorum demiş.
Hayatta izlemeyi ve susmayı bilen neredeyse bir zen...
durumu yaşamak lazım demiş.
Bu arada bu röportajları gazeteci Özlem Gürses yapmış.
Çok da güzel sorular yöneltmiş bence.
Ve bunları da Bazen Olmaz kitabında derlemiş sağ olsun.
Çok sevdiğim bir gazetecidir.
Cem Boyner'in siyasete atılma olayı da 1993'de oluyor.
Yeni Demokrasi Hareketi.
Yani bu başlangıçta çok da iyi gidiyormuş ama sonra seçimde çok ümitlilerken neredeyse arkadaşlar sıfıra yakın bir oy alıyorlar.
Ve bu başarısızlık için diyor ki Bize siyaseti bilenler çok iyi bir tavsiye vermişti ama biz bu tavsiyeye uymadık.
O tavsiyede şuymuş harika bir söz gerçekten yavaş acele edelim demişler.
Yavaş acele etmek harika.
Yani sonuçlara tabii ki çok üzülüyor ama söylediği şey şu en büyük yanlış en büyük hatamız.
Bizim kendi gürültümüzden duramamamız oldu yani o gürültü bizi hep böyle bir sonraki durağa götürdü bir sonraki kimliğe dönüştürdü demiş.
Kısacası siyasete atılacaksanız yavaş acele etmeniz gerektiğini yani bu işin böyle uzun soluklu sabır gerektiren bir iş olduğunu bilin arkadaşlar.
Zaten başarı başarısızlık noktasında hep sabırdan pes etmemekten bahsettiğim için buranın da altını çizmek isterim.
Ve diyor ki siyaset sprinter koşucuların yani kısa mesafecilerin işi değil maratoncuların.
işi demiş. Ben maratoncu değildim demiş Cem Boyner.
Böyle bir başarı başarısızlık hikayesi var.
Bundan da çok güzel bahsetmiş çok hoşuma gitti.
Bir de başarı deyince tabii ki de Muhtar Kent onu pas geçmek olmaz.
Coca-Cola'nın eski CEO'su.
O da oldukça iyi bir eğitim almış.
İşte Londra'da ekonomi okuyor, matematik okuyor ve 1978'de stajyer olarak bir bankada çalışmaya başlıyor.
Sonra bir gün The New York Times gazetesinde bir iş ilanı görüyor Muhtar Kent.
Coca-Cola'ya stajyer.
alımı ilanı görüyor. CV'sini gönderiyor.
Düşünün bankada çalışıyor o sırada.
Atlanta'ya CV'sini gönderiyor.
Gel diyorlar. Gidiyor.
Mülakata giriyor ve orada şu soruyu soruyorlar muhtar kente.
Ağır vasıta ehliyetiniz var mı?
diye soruyorlar. O da tabii şaşırıyor.
Yok diyor. Ama diyorlar kamyonla çalışacaksın.
Ve bir sene kamyonda çalışıyor plasyar olarak.
Düşünebiliyor musunuz? Londra'da ekonomi ve matematik okumuş ama bu işi yapmış.
Yani hayatımda yaptığım en iyi şeydi diyor bunun için.
O kamyonda benim kaderim değişti diyor.
Çok severek çalışmış çünkü.
Buranın altını çizmek istiyorum.
Çok severek çalışmış.
Ama asla bu mevkilere geleceğini düşünmüyormuş.
Sonra işte Teksas'ta bir köyde kamyonda işe devam ediyor.
Yavaş yavaş yükseliyor. Ve bir sene sonra artık marka grubuna geçiyor.
İtalya'da reklam müdürü oluyor.
Derken 3,5 sene sonra artık Viyana'ya gidiyor.
Ve 27 ülkenin marka yöneticisi olarak çalışıyor.
Ve hala günün birinde diyor ben bu işin en tepesindeki kişi olacağımı tahmin etmiyordum diyor.
Onun da şöyle bir övdü var.
Sadece size verilen işi.
Çok iyi yapın demiş. Şu olacağım bu olacağım diye yola çıkmayın.
Ve bence çok haklı bir tavsiye bu.
Yaptığımız iş her ne olursa olsun hakkını vermemiz gerekiyor demiş.
Yani bir işi ilişkilerle birlikte yürütün diye de bir söylemi var.
Yani insan ilişkilerinin önemini hep vurgulamış muhtarken.
Bir de başarısızlık için şunu söylüyor.
Karar vermek buna değinmiş.
Karar vermek çok önemli.
Karar verememek insanı başarısızlığa iter demiş.
Karar veremeden asla lider olamazsınız diye de eklemiş.
Tabii doğru karar verme ortalamasından bahsediyor burada.
Hani bu oran ne kadar yüksekse o kadar iyidir diyor.
Bu arada bazen kendisi de doğru karar verememiş.
Mesela Uber işini kaçırmış.
Yani o fırsatı görmüş ama hisseder olmamış.
100 bin dolar yatırsa 6.7 milyon dolar olarak dönecekmiş ona ama Uber'in kurucusunu böyle sahnede dinlerken bu adam hiçbir şey yapamaz, batar demiş.
Çok hatalı bir karardı diyor bunun için.
Hep iş insanlarından bahsettim.
Biraz da daha hayatın içinden birinden bahsedelim.
Cem Yılmaz. Onun da başarı tanımı benim hoşuma gitti.
Diyor ki milyonlarca sipermi geride bırakmak bile kutlamaya değer bir başarı.
Yani onun başarısız olduğu alansa müzisyenlik macerası Cem Yılmaz'ın.
İnsanın diyor çok arzusu olup kabiliyetinin sınırlı olduğu alanlar var mıdır diye kendi kendime sorardım.
Yaradan müzikle ilgili haz verip Gerisini koyvermiş diyor kendisi için ama meslek hayatını biliyorsunuz.
Hani karikatürist olarak başlamıştı Leman dergisinde.
Sonra işte stand-up derken başarısını zaten anlatmama bile gerek yok ama gördüğünüz gibi bir alanda başarısız olmuş.
Ve başarı konusunda diyor ki başarı meselesi yolun tamamlandığı hissini veriyor.
Başarı grafiği dediğimiz şey hep böyle yukarı giden bir çizgi halinde gösteriliyor.
Bu çok zehirli bir durum demiş.
Yani gördüğünüz gibi herkesin başarısızlık tanımı farklı ama bence başarısızlık insanın kendini yeterince tanımamasıyla gelen bir şey diye düşünüyorum.
Hani doğru zamanda doğru yerde doğru fırsatı yakalamak bunu görebilmek de tabii ki büyük bir şans.
Dünyaca ünlü böyle başarılı adlettiğimiz kişilerin hikayelerindeki ortak nokta da bu zaten.
Genelde pes etmeyenler başarmış arkadaşlar.
İçindeki güce, kendine inanan insanlar, hatta hiç kimse inanmasa da kendine inanan insanların başarılı olduğunu görüyorum ben baktığım zaman.
Ama dediğim gibi tabii ki ayaklarına taşlar takılmış, tabii ki onlar da tökezlemiş.
Hani bir anda böyle başarı gelmemiş çoğuna.
Hatta meşhurdur Harry Potter'ın yazarı 12 farklı yayıncı tarafından reddediliyor o kadın.
Ve dünyanın en çok satan kitaplarından biri milyarder bir yazar oluyor sonra.
Hani şey de diyebilirdi bir tane yayın evine gönderip olmuyor, ikincisine gönderiyor olmuyor.
Demek ki benim kitabım iyi değil diyebilirdi ama bence içindeki güce güvendi.
Yani kitabına da güvendi tabii ki.
O yüzden 12 kere reddedilmesine rağmen pes etmedi.
Hatta Walt Disney'in hikayesini de anlatmıştım bir bölümde size.
İşinden atılmıştı, hayal gücü...
Gücünden yoksunsun demişlerdi.
Düşünebiliyor musunuz Walt Disney'e söylüyorlar.
Ama bu insanlar hep böyle içindeki o sese ve güce güvendi bence.
Benim dikkatimi celbeden bu oldu.
Asıl başarısızlığın kitabı olsa kim yazardı biliyor musunuz?
Bence Michael Jordan olabilirdi.
Hani diyor ya hayatımda...
Tekrar tekrar başarısız oldum işte bu yüzden başardım diyor.
300 maç kaybetmiş ve lisedeyken okulun basket takımına bile alınmamış Michael Jordan.
Oyun kısa demişler almamışlar.
Ağlamış tabii haliyle.
Annesine ağlamış gidip çok istiyormuş çünkü adeta yıkılmış.
Ama hayatını değiştiren sözü de Michael Jordan'a annesi söylemiş.
Ağlarken diyor ki önemli olan Takımın içinde senin ne kadar küçük olduğun değil, senin içinde ne kadar büyük bir takım olduğu demiş Michael Jordan'a annesi.
O da ondan sonra ayağa kalkıp bütün azmiyle çalışmaya başlamış.
Dünya starı boşuna değil yani basketbolun yıldızı.
Bence hayatta böyle yol ayrımları var arkadaşlar.
Belki böyle pes edip gideceğimiz noktalar oluyor hayatta.
Hayat bizi zorluyor bir yerlerde.
İşte orada ayağa kalkmayı tercih edenler bence başarılı oluyorlar.
Michael Jordan'ın bir sözü var.
Başarısızlığı kabul ederim.
Herkes bir şeylerde başarısız olabilir.
Ama denememiş olmayı kabul edemem demiş.
Çoğumuz zaten denemeden vazgeçmiyor muyuz?
Hani o başarısızlık korkusundan dolayı az sonra oraya da geleceğim.
Bir de çoğumuz şöyle zannediyoruz bence işte atıyorum Michael Jordan için işte okulun yıldız basketbolcusuydu zaten öyleydi.
Ondan sonra da işte buralara geldi falan ama gördüğünüz gibi büyük badireler atlatmış.
Hani zannettiğimiz gibi bu insanlar hemen böyle ilk denemelerinde başardılar.
Korkunç başarılar elde ettiler.
Hiç uğraşmadılar.
Öyle bir şey yok. Geçen Elon Musk'ın bir röportajını izliyordum.
Soruyorlar. Elon Musk'a işte üst üste 3 kere başarısız oldun.
Hani bunu yaşadın. Hiç yani bu olayları projeleri rafa kaldırmayı düşünmedin mi diyorlar.
Pes edip vazgeçmeyi düşünmedin mi?
O kadar emin bir şekilde asla dedi ki ben asla vazgeçmem dedi.
Benim bir şeyden vazgeçmem için ya ölmüş olmam lazım ya da tamamen aciz olmam lazım dedi Elon Musk.
Hani seversiniz sevmezsiniz ben artık pek haz etmiyorum kendisinden ama.
Çok değişik gerçekten uç bir beyni var bunu kabul etmek lazım.
İleride yaşayacaklarımızı göreceğiz hep beraber bize yaşatacaklarını.
Korkuyorum ben o adamdan yani dünyanın başına bir şey getirecek gibi hissediyorum böyle son zamanlarda.
Neyse kanalımda biyografisi var merak edenler için.
Şimdi dönelim başarısızlığa.
Coco Chanel diyor ki başarı genel olarak başarısızlığın kaçınılmaz olduğunu fark edebilmiş kişiler tarafından elde edilir.
Bakın başarısızlık kaçınılmaz diyor.
O da bir dönem başarısızlık yaşadı.
Yani dediğim gibi hep ortak noktaları bu.
Çalışmak çalışmak çalışmak pes etmemek yani arzu edilen şeye ulaşmak için çok çalışmak hani antik yılanda yaşasaydık ve bunu deseydik gerçekten bize bir tarafıyla gülerdi insanlar.
Çünkü o dönemde özgür insan çalışma zorunluluğu olmayan insandı.
Çalışmak demek birinin işçisi olmak demek yani düşünsenize o dönemde böyle.
Hatta çalışan insanlarla dalga geçilmesin diye böyle yasa falan koymaya çalışmışlar engel olmaya çalışmışlar.
Yani nereden nereye şarkısını söylüyorum şu an içimde.
Nereden nereye?
Neyse orta çağda yaşasaydık hani antik Yunan değil de orta çağda yaşasaydık böyle işte başarı peşinde falan koşuyor olsaydık para kazanmak için tabii.
Tanrı'dan uzaklaşmış sayılacaktık.
Yani o zaman da bize kötü gözle bakacaklardı.
Çünkü dünyevi olandan uzaklaştıkça Tanrı'ya yaklaşılabileceği inancı var o dönem.
Ve kazanç sağlamak için çalışma azmi falan bunlar hiç hoş karşılanmıyor.
Ne işin var senin yani çekil köşeye in zivaya kilisine dua et derlerdi muhtemelen.
Sonra reform hareketleri başladı.
İşte öteki dünya değil artık bu aleme hani çalışılmaya başlandı.
Derken sanayi devrimi nereye çalışmıyorsun sanayi devrimi gelmiş.
Yani başarılı olmak gitgide daha da önemli olmaya başlıyor.
Ve 19. yüzyıl sonrası artık bize de sirayet ediyor.
Osmanlı aydınlarının yazılarında halk böyle çalışmaya teşvik edilmeye çalışılmış.
Hani yazılar bu şekilde. Ve başarının sırrı için sayu amel sayu gayret denilmiş bu dönem.
Başarıya ulaşmak için çalışmanın önemi vurgulanıyor.
Yüzyıllar içerisinde gitgide artıyor ve bu toplumlara göre gördüğünüz gibi kültürlere göre başarı ve başarısızlık tanımları değişkenlik gösterebiliyor.
Ya onu geçtim kişiden kişiye bile bu tanım değişiyor.
Hani başarısızlık herkese göre farklı bir şey.
Hatta size göre ne onu da yazın bana instagramdan.
Bir de başarısızlık dediğimiz zaman ilk akla gelen yer neresi?
Şöyle bir düşünelim. Okul hayatımız değil mi genelde?
Yani akademik başarısızlıklarımız önümüze çıkıyor.
Eğitim sisteminin böyle kendince tanımladığı ölçütler var.
Biz bu ölçütler dahilinde başarılıysak şak şak şak şak alkışlanıyoruz.
Plaketler alıyoruz, takdir alıyoruz falan değil mi?
Ama alamadığımız zaman kendimizi başarısız zannedebiliyoruz.
Yani komple bir başarısız etiketi yapıştırıyoruz kendimize.
Bundan bahsediyoruz. Yani bunu tüm hayatımızın başarısızlığı olarak görebiliyoruz.
Bunun da sebebi aslında başarılarımızı yani akademik başarılarımızı geleceğimizin anahtarı gibi görmemiz.
Evet Türkiye'de böyle bir dönem vardı.
Gerçekten insanlar işte güzel üniversitelerde okuyup hayallerindeki meslekleri yapabiliyorlardı.
Çünkü Türkiye'de çok fazla üniversite yoktu.
Daha nitelikli kaliteli bir eğitim vardı.
Böyle binadan bozma, dershane işi, üniversiteler yoktu.
Ama şu anda bakıyorum yani 2-3 üniversite bitirmiş insanlar maalesef işsizler.
O söylediğim şeye geri dönecek olursam hani akademik başarılarımız gerçekten geleceğimizin anahtarı mı diye şu anda size sormak istiyorum.
Bence değil artık. Bir de şunun farkına varmamız gerekiyor.
Bizim kapasitemizi biz belirlemiyoruz ki dışarıdan birileri belirliyor.
Hani ortak bir standart koymuşlar diyor ki sen bunu bunu bunu yapacaksın.
Yapamadın hadi sen başarısızsın.
Yani böyle bir şey olabilir mi ya?
Kendi bireysel gelişimimize uygun bir şey yok zaten ortada ama sonunda ne oluyor?
Herkes kendi bacağından asılıyor değil mi?
Böyle bir his yaşıyoruz. Sonucunu bireysel yaşıyoruz.
Çoğu önemli isme baktığımız zaman okullarını yarım bırakmışlar ya da hiç okumamışlar.
Direkt böyle kendi yoluna gitmişler ve bir şekilde başarı sahibi olmuşlar.
Ya da okuduğu bölümle hiç alakası olmadan kendi kendine böyle başarı sahibi olan insanlar var başka bir alanda.
Ama işte insan işin içindeyken üzülüyor arkadaşlar.
Hani özgüveniniz düşüyor hemen böyle işte okulda başarısız olduğumuz zaman olur ya onu tüm hayatımıza mahallediyoruz dedim.
Neden? Çünkü okulda başarısız olursam işte hayalimdeki işi yapamayacağım korkusu var.
Maddi sıkıntı çekeceğim korkusu var ileride.
İşte ailemi üzerim, annem babam ne der endişesi.
Kendi ayaklarım üzerinde duramazsam ne yaparım düşüncesi.
Bunların hepsi akademik başarıyla ilintili.
Bu arada tabii ki akademik başarı önemsiz falan demiyorum yanlış anlamayın.
Ben şöyle düşünüyorum yani hepimizin parmak izi kadar böyle farklı yeteneklere sahip olduğumuzu belki keşfetmedik bunları ama Böyle düşünüyorum.
Yani butik olacakken fabrika ürünü gibi böyle copy paste böyle çıkmamızı isteyen bir sistem var gibi geliyor.
Onu eleştiriyorum aslında. O yüzden böyle bir derste başarısız oldum diye hemen kendinizi yaftalamayın.
Ben başarısızım diye etiketlemeyin kendinizi.
Çünkü bu etiketi biz okul hayatımızda başlatıyoruz ve sonra tüm hayatımıza yayılabiliyor.
Benlik saygımızı yitirmeye kadar gidebiliyor bu.
O yüzden o başarısızlık etiketini kendinize nerede yapıştırdığınıza bir bakın.
Bir de başarısız olursak böyle düşeceğimiz durum var ya biz aslında ondan korkuyoruz.
Hani başarısız olma korkusu küçük düşeceğiz işte mahcup olacağız bunları düşünüyoruz ve denemekten bile kaçıyoruz.
Bırakın başarısız olmayı hani deneyip de başarısız olmayı denemiyoruz bile ki bu bende de vardı arkadaşlar.
Hani aman işte beceremezsem ne olacak ne yapacağım işte ne olacaksa sanki hani dünyanın sonu gibi değil mi ne alakası var.
Böyle diyor yorganın içine girip ağlıyor geceleri.
Ele verir talk'ımı kendi yer salkımı.
Ya podcast'a başlarken gerçekten o korku bende de vardı.
Başarısızlık korkusu. Bende zaten mükemmel yetçilik var hafif böyle onu söylemiştim size o bölümde anlatmıştım.
Kötü anlamda mükemmel yetçilik.
Hani herkes şey zannediyor mükemmel yetçilik.
Muhteşem bir şey gibi görünüyor dışarıda halbuki berbat bir şey.
Hatta erteleme huyum olduğunu da söylemiştim.
Bunları hep bölüm yaptım.
Neden bölüm yaptım? Kendim için.
Yani arada açıp dinliyorum böyle ay bunlardan kurtulabilir miyim acaba diye.
Siz de zannediyorsunuz ki Merve anlattığı her şeyi yapmış.
Başarısızlık korkusu bile yok.
Gelmiş burada bize nasihat veriyor.
Yok öyle bir şey.
Mantık şu hani beraber yapalım beraber düzelelim.
Bu kafadayım yanıma yandaş arıyorum.
Yani hem kendime iyi gelmeye çalışıyorum hem de başkalarına.
Hatta ayın 7'sinde şekersiz 21'e başladık takipçilerle instagramdan.
Çünkü tatilde böyle yarınlar yokmuş gibi yedik.
Siz de yediniz ben de.
Tantılar yemekler ve işte sağlıklı yaşam falan diyen ben ne yaptım arkadaşlar?
Başarısız oldum işte alın bu konuda başarısızım.
Ama nasıl Süleyman Demirel gibiyim.
6 defa gidiyorum 7 defa geri geliyorum.
Asla vazgeçmiyorum. Zaten bıraksam oh yani.
Bir gün inşallah başaracağım arkadaşlar bu işleri.
Ve bunu başaranlar bence burada bereli.
Yani sizin yapamayacağınız şey yok şu hayatta.
Boğazını tutan insan neleri başarmasın.
Bu süper güç gibi bir şey.
Nefsine hakim olmak o konuda.
Hele böyle yani 40-50 kilo verenler falan var.
Gerçekten büyük bir başarı.
Yani ben diyorum ki Allah'ım.
Ben 3-5 kiloyu veremiyorum.
O nasıl bir irade? O nasıl bir azim ve süreklilik?
Tebrik ediyorum sizi buradan.
Bu ne cesaret yiğidim.
Bul beni. Bu espriyi yapmasam olmazdı.
Gerçi bu bir espri değil ama olsun.
Neyse dönelim konumuza.
Merve'nin yine dili şişmiş sohbet edesi gelmiş.
Şimdi Lewis Thurman diye bir araştırmacı var arkadaşlar.
Bir IQ testi geliştiriyor ve Amerika'daki en zeki neredeyse böyle dahi seviyesindeki 1528 çocuğu tespit ediyor.
Ve sonra bunları ömrünün uzun bir süresi boyunca takip ediyor ve zannediyor ki Toplumun en zeki, en dahi bu çocukları geleceğinde en başarılı insanları olacak.
Hiç aklına gelmiyor başarısızlık ihtimali ama öyle olmuyor işte.
Bir kısım başarılı oluyor gayet ama bir kısmı da o kadar başarısız oluyor ki çok standart hayatlar oluyor.
Hani ortalama bir hayat, onun beklemediği bir hayat daha doğrusu.
Ben bunu neden anlattım?
Çünkü bazı insanlar zekayla hayattaki başarıyı paralel zannediyor ama gördüğünüz gibi durum öyle değil.
Eğer başarısız olduysak bir de şunları bence gözden geçirmemiz gerekiyor.
Benim amacım neydi?
Hedefim var mıydı?
Kendinize bunu bir sorun.
Ben bu konuda yeterli donanıma sahip miydim?
Bu yolda nasıl ilerleyeceğimi biliyor muydum?
Bunları bir soralım kendimize.
Benim eksikliklerim var mı?
Varsa neler? Bunları yazın.
Yeterince azimli miydiniz?
Bunu da sorun kendinize.
Ben yeterince azmettim, çok kararlıydım diyebiliyor musunuz?
O yolda önüme çıkan, kendimden kaynaklanan veya etrafımdan kaynaklanan sorunların üstesinden gelebildim mi?
Bunu gerçekten inanarak mı söylüyorsunuz?
Gelebildiniz mi? Kendinize hakim olabildiniz mi?
Örnek ver Merve. Şimdi şu an canınız belki dışarı çıkıp böyle ne bileyim arkadaşlarınızla takılmak istiyor ya da işte başka başka şeyler yapmak istiyorsunuz ama ne bileyim bir amacınız var.
Misal işte KPSS'ye çalışıyorsunuz.
Kendinize dur diyebiliyor musunuz o noktada?
Hani çıkmayacaksın abi dışarı oturup çalışacaksın.
Bu azim var mı sizde? Ya da sosyal medyayı kapatabiliyor musunuz?
O iç disipline hakim misiniz?
Var mı? Hadi bunlar var diyelim.
Bizim başladığımız işi sonlandırabilecek bir kararlılığımız var mı?
Yoksa böyle sürekli erteleyip bahaneler mi uyduruyorsunuz?
Lütfen gerçeklerle yüzleşelim, kendimizi görelim.
Başarısız olanlar işte atıyorum KPSS'ye girmişsinizdir veya üniversite sınavı şu an gündemde bunlar olduğu için söylüyorum.
Bu soruları bir soralım bence kendimize.
Neden olmadı? Benim buradaki payım ne?
Hani başkalarını suçlamaktansa okları kendimize çevirelim.
Benim buradaki payım ne?
Ben neler yapabildim de yapmadım.
Kendimizle bence yüzleşmemiz gerekiyor.
Ve tüm bunların yanı sıra tabii ki de kendimizi yeterince tanımamız gerekiyor.
Hani belki Cem Yılmaz'ın müzik tutkusu gibi bir başarı peşindesiniz ama en azından...
Ondan Cem Yılmaz görmüş hani müziği sevmekle müziği icra edebilmenin çok başka şeyler olduğunu görebilmiş.
Umarım biz de görebiliriz eğer böyle bir işin içerisindeysek.
Bir de son olarak hani el alem ne der diye düşünüp denemekten bile korkuyorsanız bunu bir daha düşünün derim.
Çünkü adı üstünde el alem.
Hayat yolculuğumuzda direksiyonda biz varız.
Onlar dikiz aynasından gördüğünüz böyle sağdan soldan geçen araçlar.
Aslında herkes kendi yolunda.
Herkesin rotası, varacağı yer bambaşka.
Yani el alem bu bence.
Ve Atatürk gelsin aklınıza hani başarısızlık diyoruz ya.
Komutandı, ordudan atıldı, görevden alındı, işsiz kaldı, sürgüne gönderildi.
Çok çok büyük olaylar yaşadı.
Peki hangimiz ona başarısız diyebiliriz?
Yani bazen biz de tökezleyebiliriz, başaramayabiliriz, insanız nihayetinde kendimize bunu hatırlatmalıyız, insanız.
Ve bence önemli olan bu başarısızlıklarımızdan nasıl bir ders çıkarabildiğimiz ve son olarak sevgili Doğan Cüceloğlu'nun oğlu Timur'a dediği bir söz var.
Onunla bitirmek istiyorum bu bölümü.
Diyor ki oğlu Timur'a bak oğlum diyor yaşamda gerçekçi olmak.
çok önemlidir ve senin gücün gerçekçi olmandan gelir.
Gerçekte her durumda senin denetiminin altında olan iki temel faktör vardır.
Elinden gelenin en iyisini yapmak ve yaparken coşkuyla yapmak.
Elinden gelenin en iyisini coşkuyla yapmaya devam edersen eninde sonunda Mutlaka başarılı olursun.
Bence çok anlamlı ve çok güzel bu.
Ve bunu anlattığı hikayesini Instagram'a koyacağım sizler için.
Tamamını izleyin derim.
Ben her izlediğimde duygulanıyorum.
Cambly indirim kodumuzu tekrar hatırlatayım.
5OSB açıklamalardaki linkten detaylara ulaşabilirsiniz.
Bu çarşamba sizlerle tekrar görüşeceğiz.
Hatta bu hafta sık sık görüşeceğiz.
Tabii ben erimez sağ kalırsam.
Çünkü bu podcastları çekerken maalesef klimayı kapatmak zorunda kalıyorum.
Hani size ses gelmesin diye.
Ama şu an eridim yani.
O zaman erimez sağ kalırsam tekrar görüşmek üzere.
Hoşçakalın bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
