
Barış Manço | Türkiye'nin En Sevilen Sanatçısı
28 Haziran 2025 · 32 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur.
Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
Daha fazlası için: https://s.evital.app/osb25
OSB25 koduyla tüm psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
Yeni çıkan kitabım “Kendimi Nasıl İyileştiririm?”i almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Bu bölüm "Evital" hakkında reklam içerir
Transkript
Evital, Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sunar.
Herkese merhaba, hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün yine çok özel bir bölüm, çok özel bir konukla karşınızdayım.
7'den 70'e, şu an sinyali verdim kime anlatacağımı.
Herkesin sevdiği halkın ozanı Barış abimiz.
Barış Manço'yu konuşacağız bugün.
Zaten başlıktan da hiç görmemiştik Merve.
Bir an başlığı unuttum.
Barış Manço, müzisyen, şarkıcı, besteci, aranjör, söz yazarı, televizyon programcısı, oyuncu...
koleksiyoner, gezgin değil mi arkadaşlar ve ressam.
Biz onu müzisyen kimliğiyle tanıyıp sevdik elbette.
Bestelediği iki yüzün üzerinde şarkı var arkadaşlar ve şarkıları dünyada pek çok dile çevrilmiştir Barış Manço'nun.
Şimdi onu daha yakından tanıyalım.
Barış Manço 2. Dünya Savaşı'nın sonuna doğduğu için babası adını bu yüzden Barış koymuştur.
Belki de Türkiye'nin ilk Barış bebeği odur Mehmet Barış.
Aslında hikayenin en başından başlayacak olursak Konya'da, Konya Ovası'nda Mançozadeler adında büyük bir aile yaşıyor Osmanlı zamanında ki Osmanlı'nın da en güçlü dönemlerinden.
Fatih'in İstanbul'u fethettiği dönem.
Böyle Fatih deyince de kanki gibi oldu.
Fatih Sudan Mehmet. Yani o dönemde yaşasam tez vurun kellesini kafirin derdi muhtemelen bana.
İstanbul'un fethinden sonra Mançozadeler Konya'dan çıkıyorlar ve Rumeli'ye göçüyorlar.
Ve daha sonra Birinci Dünya Savaşı çıkınca bu sefer geri İstanbul'a dönüyorlar.
Mehmet Abdi Bey saraydan Mimet adında çerkez bir cariye hanım ile evleniyor arkadaşlar.
İç güveysi olarak evleniyor.
Ve çok büyük de bir servetin sahibi oluyor böylece.
Daha sonra işte soyadı kanunu çıkıyor ve aile Manço soyadını alıyor.
Şimdi arkadaşlar Manço soyadı öyle pek de alışık olduğumuz bir soy ismiyle benzemiyor değil mi?
Bu konu hakkında... Barış Manço'nun abisi Savaş Manço şöyle bir açıklama yapıyor.
Diyor ki Manço soyadının nereden geldiği üzerine iki rivayet var.
Biri Karamanoğlu beyliğinden gelir.
Bizim ünvanımız aslında Karamanço zadedir diyor.
Büyük büyük dedem Karaman Bey'i ve 3 oğlu var.
Büyük dedem Fatih ile yapmış olduğu savaşı kaybediyor.
Kendisi ve büyük oğlu savaşta hayatını kaybediyor.
Küçük oğlu Kadir Cem Sultan'ın arkadaşı.
Birlikte Rodos adası üzerinden Vatikan'a sığınıyorlar.
Sonra da Fransa'ya yerleşiyorlar.
Ortanca oğlu Osman Bey ise Fatih'ten aman diliyor.
Fatih de kendisine 1000 asker verip onu Makedonya'ya sipahi olarak gönderiyor.
Ve aile burada 400 yıl yaşıyor.
Sırbistan'ın bağımsızlığı...
Hızlığını ilan etmesi üzerine tekrar bu aile Anadolu'ya dönüyor.
Çoğu eki Balkanlarda sevgi anlamını taşıyan bir ekmiş arkadaşlar.
Dedemler Makedonya'da Karamançazadeler olarak biliniyor.
Sonra Cumhuriyetle asalet belirtilen ekler atıldığı için.
Zade Eken'i kaybediyoruz ve Manço soyadı kalıyor diyor.
Bu arada arkadaşlar muhtemelen bu bölümü izleyenler bu podcast'ın içerisinde YouTube'da görmüş oldukları Barış Manço sır muhafızı, Barış Manço zaman yolcusu, her şarkısında bir kehanet var aslında.
Bu tarz içerikler üretenler var YouTube'da.
Ben de gördüm, ben de izledim ama...
Onlardan bahsetmeyeceğim elbette bu bölümde.
Ben sadece onun biyografisini anlatacağım size.
Hikayenin başına dönecek olursak Mehmet Abdi Bey ile Nigar Hanım evleniyorlar.
Ve bu evliliklerinden İsmail Hakkı Manço doğuyor arkadaşlar.
İsmail Bey Rikkat Uyanık Hanım ile evleniyor 1940 yılında.
Rikkat Hanım da işte Barış Manço'nun annesi.
Türk sanat müziği sanatçısı, devlet konservatuarı hocası.
Ve bu evlilikten dediğim gibi Barış Manço doğuyor.
Ailenin ikinci çocuğudur, dört kardeşler.
Ve Barış Manço 20 Ocak 1943 yılında...
İstanbul'da dünyaya gelmiştir.
Annesi ve babası o henüz 3 yaşındayken ayrılıyor.
Ve Barış Manço babasıyla kalıyor.
Ama annesi hep Barış Manço için çok önemli.
Yani çok önemli bir rol model olmuştur.
Sanatçı olduğu için olsa gerek.
Ve annesi bir dönem Zeki Müren'e de hocalık yapmıştır.
Zeki Müren'in biyografisi de var kanalımda dinleyebilirsiniz.
Ankara ve İstanbul radyolarında şarkıları yayınlanan, ülkece tanınan bir sanatçı.
Rikkat Uyanık. Barış Manço doğduğunda yani 2 Ocak 1943'te 2.
Dünya Savaşı hala devam ediyor.
O yüzden de bu yeni doğan bebeğe Barış ismini koymuşlardır.
Ama abisinin adı Savaş'tır arkadaşlar.
Savaş Manço, Savaş ve Barış.
Bu konuyla ilgili abisi Savaş'ın çok tatlı bir çocukluk anısı var.
Hemen anlatıyorum. Savaş'ın bittiği gün 1945'te annesi Barış'la Savaş'ı alıyor Taksim Parkı'na götürüyor.
Çocuklar bir bakıyor arkadaşlar her yerde böyle bayraklar var.
Belli ki bir kutlama var.
Savaş annesine dönüp diyor ki anne ne oluyor burada?
Hani neden her yerde bayrak var diye soruyor.
Annesi de diyor ki bugün diyor barışın günü.
Yani aslında dünya barışı anlamında bunu söylüyor.
Savaş da bunu duyunca barışın adını inanılmaz kıskanıyor.
Ve ona dönüp diyor ki bütün oyuncaklarımı sana veririm.
Yeter ki bana adını ver diyor.
Barış Manço da böyle gözlerini kocaman kocaman açarak ı ıh diyor vermem.
Barış Manço'nun müziğe olan ilgisi 1,5 yaşında başlamış.
İnanabiliyor musunuz? Yani daha yeni konuşmaya başladığında.
Bence böyle şeyler özellikle de sanatçılarda çok küçük yaşlarda kendini belli ediyor bu tarz yetenekler ve ilgiler.
İlk kez Kiss Me Again parçasını söylüyor 2,5 yaşındayken.
Bir de annesi Rikkat Hanım evde müzik dersleri alıyormuş ve Barış Manço'nun bu derslere de çok büyük bir ilgisi varmış.
Böyle melodileri falan hemen kapıyor, full dikkat dinliyor.
Daha sonra işte annesiyle babası 3 yaşında ayrıldıktan sonra Barış Manço babasıyla kalıyor dedim.
Ve kısa bir süre sonra İstanbul'dan Ankara'ya taşınıyorlar.
Burada yaşamaya başlıyorlar. Ve tabii yanlarında kim var?
O çok sevmiş olduğu Gülpembe babaannesi.
Babaannesinin adı Nimet arkadaşlar ama o onun Gülpembe'sidir.
Hani diyor ya şarkıda sen gülünce güller açar Gülpembe.
Bülbüller seni söyler, biz dinlerdik gül pembe.
Ve güz yağmurlarıyla bir gün göçüp gidiyor Nimet Hanım.
Ve Barış Manço'nun dudağında son bir Türkiye gibi kalıyor.
O çok sevgili babaannesi.
Barış Manço'nun annesi sonraki yıllarda Muhittin Kocabaş ile evleniyor.
Ve 1959 yılında Barış Manço babasını kaybediyor.
Muhittin Bey'e baba demeye başlıyor.
Onu da çok sevmiş çünkü. Bir çocuğun kalbine girecek kadar iyi bir insanmış üvey babası.
Hatta Barış Manço'ya da ilk gitarını o almıştır arkadaşlar.
Barış Manço der ki bu konuyla ilgili.
Babam bana ilk gitar alan adamdı.
Almayabilirdi, alamayabilirdi.
Şayet o gitar olmasaydı ben bugün buralarda olamayabilirdim demiştir.
Böyle de vefalı bir insan Barış Manço.
İlkokulu Gazi Mustafa Kemal İlkokulu'nda bitiriyor ve ilkokuldan sonra orta öğrenimine devam etmek üzere dönemin en popüler okulu olan Galatasaray Lisesi'ne kaydı yapılıyor.
Ortaokulda bir gün sıra arkadaşı olan Ender Enön ile birlikte bir filme gidiyorlar arkadaşlar.
Rock'n'roll temalı bir film ve çok etkileniyorlar.
Rock'n'roll arkadaşlar 1950'lerde Amerika'da ortaya çıkmış böyle ortalığı kasıp kavuran bir müzik tarzı.
İşte bas gitarlar, elektro gitarlar, bateri biraz böyle sert ritimli bir müzik diyebilirim.
Sonra işte Barış Manço ile arkadaşı filmden o kadar etkileniyor ki bir daha gidiyorlar ertesi gün.
Ve sonraki günlerde filmde görmüş oldukları müzik.
Müziği yapmaya çalışıyorlar.
O şarkıları söylemeye çalışıyorlar.
Ve o dönem çoğu kişinin hayran olduğu ve aslında bütün dünyanın hayran olduğu isimlerden birisi Elvis Presley.
Onlar da ona hayran kalıyor.
Derken 1956 yılında bir müzik grubu kuruyorlar.
Grubun adı Kafadarlar.
Ve Barış Manço grubun beyni gibi.
Gitar çalıyor, besteler onda, vokal yapıyor.
Dream Girl adlı bestesini de bu dönemde yapmıştır.
Biraz böyle Elvis havası alıyorum o şarkıdan.
Bir dinleyin bakalım siz de öyle hissedeceksiniz.
çekmişsin ama bence çok güzel bir parça.
Şimdi o dönemde grup kurmuşlar kurmasını ama tam teşekküllü bir grup gibi düşünmeyin.
İşte enstrümanları var vesaire öyle bir şey yok.
Tarağa böyle ince bir kağıt sarmışlar mızıka yapmışlar düşünün.
Bir de çok şaşıracağınız bir bilgi.
Barış Manço hangi dersten kalmış biliyor musunuz?
Müzik dersinden. Gerçekten çok şaşırdım.
Yine şaşıracağınız bir bilgi daha.
Coğrafya dersi de çok kötüymüş.
Yani ileride dünyaca tanınacak bir müzisyen.
Üstelik dünyayı gezerek bize dünyada hiç görmediğimiz yerleri tanıtan, programlar yapan, hatta adı bu yüzden Barış Çelebi'ye çıkacak olan Barış Manço'nun coğrafya dersinin kötü olması, müzikten
kalması. Yani bunu niye anlatıyorum?
Gençler üzülmesin diye.
Çünkü Barış abinize bakın.
Yani her şey okul başarısı, her şey akademik başarı demek değil.
Bazen okuldan alamadığımızı hayat bize çok daha güzel bir şekilde verebiliyor.
Biliyorsunuz gençler sınavdan henüz yeni çıktılar ve bazıları çok üzgün.
Bazılarının yani planları istediği gibi gitmedi.
Dediğim gibi bunu anlatma sebebim Barış Manço müzik dersinden kaldı ama müziğiyle bir milleti büyüttü.
Coğrafyası belki zayıftı ama dünyayı 500 bin kilometre gezdi.
Hem bize kültürümüzü tanıttı hem dünyayı bize tanıttı.
Çünkü dediğim gibi hayat sınavı testlerde değil arkadaşlar tutkuyla kazanılır.
Ve gerçek başarı sadece kağıtlarda yazmaz.
Kalpte, emekte ve yolda yazar.
Bunu hiçbir zaman unutmayalım.
Benim biliyorsunuz çok genç takipçilerim var.
Bazıları şöyle yazdı bana işte sınavım çok kötü geçti merhabalar çok stres yaptım ve sınavda bildiğimi bile unuttum diyenler olmuş.
Muhtemelen seneye tekrar deneyeceksiniz.
O yüzden bu alanda bir destek almanızı öneriyorum size psikolojik bir destek.
Çünkü sınav stresi çoğu gencin bu sınavda istediği neticeyi elde edememesine neden oluyor.
Öyle azımsanacak küçümsenecek bir şey asla değil.
Sınav stresi deyip geçmeyin.
Ne yapabiliriz bunun için? Her zaman söylüyorum.
Benim takipçilerimi çok severek kullanmış olduğu dijital bir sağlık platformu var.
Evital. Dijital bir platform olduğu için istediğiniz uzmandan randevu saatinizi kendiniz belirleyerek sağlık profesyonelleriyle online bir şekilde görüşebiliyorsunuz.
Yani internetin olduğu her yerde bağlanıp evinizin konforunda bir sağlık uzmanıyla görüşebiliyorsunuz Evital sayesinde.
En güzel özelliklerinden biri şu bazen bir görüş aldığınızda başka bir sağlık profesyonellerine de danışmak isteyebiliyorsunuz.
Bence bu noktada da Evital çok iyi bir çözüm önerisi diye düşünüyorum.
Bir de arkadaşlar sağlığı çok daha erişir.
Altyazı M.K.
Emzirme danışmanları, kurumlara özel ve kurumların ihtiyaçlarına göre şekillenen, kurumların çalışanlarına yan hak veya hediye olarak verebileceği sağlık paketleri var.
Evital Sağlık Bakanlığı tescilli bir uygulama.
Bu konuda da içiniz rahat olsun.
Birçok alanda sağlık profesyoneli var Evital'de.
Bize özel kodumuzu tekrar hatırlatıyorum.
OSB25. Bu kodu da hemen şimdi açıklamalara bırakıyorum.
Evital hakkında daha detaylı bilgi almak için sizleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Hadi devam edelim. Şimdi Barış Manço ortaokuldaki o Kafadarlar grubundan sonra lisede Harmoniler diye bir grup kuruyorlar.
Yine aynı ekip. Ve yine rock müzik sevdası devam tabii.
Ama Barış Manço ne yapmak istiyor?
Türkçe sözlü müzikler yapmak istiyor.
O zaman da böyleymiş. Annesinin desteğini alıyor.
Dediğim gibi annesi zaten müzikle uğraşıyor.
İlk 45'li planı çıkarıyor o dönem.
Kızılcıklar oldu mu? İşte selelere doldu mu?
Gönderdiğim çoraplar ayağına oldu mu?
İşte bu 45'lik arkadaşlar aslında böyle baktığınız zaman batı tarzı Türkçe rock anlamında ilk örneklerden.
Bu yüzden de önemlidir Kızılcıklar oldu mu?
Ve Harmoniler grubu Galatasaray Lisesi'nde bir konser veriyor.
Bu konserden sonra da plak teklifi alıyorlar.
3 tane de 45'lik plak çıkarıyorlar.
Bakın lisedelerde ama grup yeri...
Liseden sonra üniversite eğitimi için Belçika'ya gidiyor Barış Manço da dahil buna.
Ondan sonra grup dağılıyor.
Aslında Barış Manço tek başına böyle işte hani solo müzik yapmak istememiş hiçbir zaman.
Grupla çalıp söylemeyi daha çok seviyormuş.
İşte babasının vefatından sonra aile ekonomik olarak biraz sarsılıyor lisenin son döneminde.
Ve Barış Manço'nun kaydı Galatasaray Lisesi'nden alınıp Şişli Terakki Lisesi'ne veriliyor arkadaşlar.
Orada devam ediyor son sınıfta.
Ama ömrü boyunca büyük bir Galatasaray taraftarı olarak kalmıştır.
Bu arada arkadaşlar... Onun biyografisini kaleme alan Birol Öztürk şöyle söylüyor.
Ömrü boyunca din, siyaset, futbol konusunda hiçbir tartışmanın hiçbir polemiğin içinde olmamıştır diyor Barış Manço için.
Çünkü bilir ki bu ülkede özellikle...
Bu üç kalemle çok hızlı taraf olunup çok kırıcı olabilmek mümkündür.
Liseden sonra yüksek öğrenim için Belçika Kraliyet Akademisi Resim, Grafik ve İç Mimarlık bölümünü tercih ediyor.
Evet Barış Manço aynı zamanda ressamdır arkadaşlar.
Çok kalemli bir insan.
Ve Belçika'dayken okula daha başlamadan ünlü şarkıcı Henry Salvador'la görüşmek için Paris'e gidiyor.
Ve çok heyecanlı bu görüşme için.
Bunu hani randevusunu ayarlayabildiği için.
Hatta Belçika'dan salyangoz yüklü bir kamyona binip gidiyor düşünün.
Karayoluyla çok zorlu bir yolculuk yaşıyor.
Ve Henry Salvador'la görüşmeyi başarıyor.
Ve onunla aslında istediği şey şu.
Hem müzik kariyerini ilerletmek istiyor.
Öyle bir hayali var. Hem de Olympia diye bir yer var.
Orada sahne almak istiyor. O zamanların ünlü bir mekanı burası.
Ama Salvador onu hem çok kilolu buluyor.
Hem de dil konusunda yetersiz buluyor Fransızca'da.
O yüzden de anlaşamıyorlar.
Ve Barış Manço Belçika'ya geri dönüyor.
Hayalleri yıkılmış bir şekilde.
Ama eğitimine devam ediyor. Bir yandan garsonluk yapıyor.
Valelik yapıyor. Cumanlık yapıyor okulaştığını çıkarabilmek için.
Hem de işçi kahvehanelerinde müzik yapıyor arkadaşlar.
Sonra bir gün yine böyle işçi kahvehanelerinden birinde şarkı söylerken bir işçi geliyor.
Sesi çok güzel olan bir işçi.
Mikrofonunu rica ediyor Barış Manço'dan.
Ve şu türküyü söylüyor.
Kazmana ısmarladım nar gele nar gele.
Hatırlamışsınızdır Barış Manço bu türküyü çok severek söylerdi.
Şimdi arkadaşlar ben de bilgi verme hastalığı olduğu için hemen araya girmem gerekiyor.
Bu türkünün hikayesini anlatacağım size.
Kars Kağızman'da bir köyde yeni gelin olmuş genç bir kadın çok hastalanıyor ve ölüm döşeğindeyken canı nar istiyor.
Böyle resmen kadın nar diye inim inim iniyor.
Gelinin eşi dayanamıyor tabii onu öyle görünce.
Atına bindiği gibi Kağızman'a gidiyor arkadaşlar nar bulmak için.
Gitmesine gidiyor ama maalesef onları bulup dönemeden eşi vefat ediyor.
Aslında o türkü o gelinin ardından yakılan bir ağıttır.
Böyle hikayeleri seviyorsanız eğer şarkıların bilinmeyen hikayeleri diye bir bölümüm var.
Onu tavsiye ederim. Devam edelim.
1963 yılında Yeni Sabah gazetesinde Sami Sibemol takma adıyla haftalık müzik temalı yazılar yazan biri var.
Kim bu? Barış Manço.
Ama bir yazısı sansür giyiyor ve yayınlanmıyor.
Ondan sonra Barış Manço buradan istifa ediyor.
1964 yılında Jack Daney'in orkestrasıyla çalışmaya başlıyor ve aynı yıl 2 EP çıkarıyor.
Yani albümden daha kısa böyle 4-5 parçalı kayıt gibi bir şey.
Bunlar başarılı oluyor arkadaşlar ve Fransız radyosunun dikkatini çekiyor.
Hatta bir müzik programına davet ediliyor Barış Manço.
Sonra bu parçalar Türkiye'de radyolarda çalınmaya başlanıyor.
Ama Barış Manço'yu Fransız sanatçı olarak lanse ediyorlar Türk radyoları.
Yani Barış Manço önce Türkiye'de değil Belçika'da ve Fransa'da tanınmıştır.
Yani çok... Tersine bir şöhret oluyor.
Hani normalde Türkiye'de tanınıp dünyaya açılıyorlar ya Barış Bancı Avrupa'da tanınıp Türkiye'ye geliyor.
Şimdi arkadaşlar hani az önce bahsetmiştim Henry Salvador diye biriyle görüşüyor.
İşte Barış Manço'ya body shaming yapıyor.
Dil problemim var falan diyor.
Ne oluyor biliyor musunuz arkadaşlar? Hani orada bir hayali vardı ya.
Olimpiyada sahne almak istiyordu.
Onun için onunla görüştü dedim.
Bu hayali daha sonra gerçekleşiyor.
Barış Manço'nun orada sahne alıyor.
1965 yılında henüz 22 yaşındayken.
Burada bir grupla tanışıyor.
Lemes Rigi adında bir grup.
Ve onlarla Avrupa'yı dolaşıyor.
Sonra Türkiye'ye de geliyorlar konser için.
Sonra tabii onun Avrupa'da yakalamış olduğu şey.
Şöhret Türkiye'nin radarına takılıyor.
Hani gazetelerde bahsedilmeye başlanıyor Barış Manço'dan şöhret olarak bahsediliyor.
Sonra o yabancı gruptan ayrılıyor Lemestrigi'den.
Avrupa kariyerini sonlandırıyor ülkesine geliyor.
Ama zaten o grubun çalışma izni problemi varmış.
Bir de şöyle arkadaşlar bir gün çok ünlü bir Fransız müzisyen Barış Manço'nun aksanını beğenmiyor.
Fransızcasını beğenmiyor ve planda çalınmasını da reddediyor.
Barış Manço buna aşırı üzülüyor.
Bunun da çok büyük bir etkisi var o grubu bırakmasında.
Derken Türkiye'de The Folk 4...
diye bir gruba katılıyor. 1966 ile 1967 arası.
Ama arkadaşlar 23 Nisan 1967'de şöyle bir olay yaşandı rivayet ediliyor.
Savaş abisiyle birlikte Barış Manço Hollanda'da bir trafik kazası geçiriyor.
Ve bu kazada yüzünden yaralanıyor.
O yüzden de saçlarının uzattığı söyleniyor.
Bunu duymuş olabilirsiniz. Yani o yarayı kamufle etmek için.
Ama Türk halkı onu bu şekilde seviyor.
Yani uzun saçlarını, sarkan bıyıklarını, kocaman yüzüklerini, o devasa kolyeleri, kaftanları, çizmeleri, şalvar...
Bence çok ikondu ya Barış Manço kesinlikle işte o kuşakları falan.
Türkiye'nin gerçekten en koşulsuz sevilen sanatçısı kesinlikle bence Barış Manço.
Derken artık dediğim gibi ülkesine dönüyor, köklerine dönüyor.
Anadolu ezgilerini batı enstrümanlarıyla icra etmek istiyor, bir sentez yaratmak istiyor.
Ve aslında aradığı şey daha evrensel bir müzik tarzı ve hani köklerinde de tabii yine bizim kültürümüzün olduğu bir tarzdan bahsediyorum.
Yerli bir müzik grubu arayışına giriyor ve...
Kaygısızlar grubuna dahil oluyor.
Şimdi bu grubun gitaristleri kim?
Mazhar Alanson ve Fuat Güneş arkadaşlar.
Daha sonra aralarına sevgili Özkan Uğur da katılıyor.
Ve grup sonradan MF oluyor.
Aslında Kaygısızlar ilk grubun adı.
Psikedelik akımdan etkilenmiştir bu grup.
Yani psikedelik müzik, zihinsel bir yolculuk yaratma amacıyla yapılan, dinleyicilerin algısını değiştirmeyi, böyle derin düşüncelere, hayallere dalmasını teşvik eden bir müzik türü.
Yani amacı da bilinci genişletmek.
Böyle. Şimdi Barış Manço'nun kol düğüm...
Melen adlı bir parçası var. Hit bir parça biliyorsunuz.
Onu da Kaygısızlar grubuyla kaydetmiştir.
O şarkı patlıyor zaten.
Barış Manço şöhret oluyor o şarkıyla.
Kol düğmelerinin hikayesi de şöyle.
Bununla ilgili pek çok hikaye okumuş olabilirsin ama ben size Barış Manço'nun aktardığını aktarıyorum.
19 yaşındayken İstanbul'da kendinden yaşça büyük olan ve kendi deyimiyle sarışın bir afet olan bir kadının ona baktığını görüyor Barış Manço.
Çok da etkileniyor. Sonra kadın ona diyor ki evladım sen daha çok küçüksün okulun var diyor.
Neyse sonra Barış Manço Belçika'ya giderken bu kadın havalimanına geliyor ve ona kol düğmesi hediye ediyor.
Ondan sonra bu şarkı çıkıyor.
Olay bu. Daha sonra Belçika'ya gidiyor ve Belçika'da tanışmış olduğu bir foto model var.
Ona çok aşık oluyor. Marie Claude isminde.
Nişanlanıyorlar. Alıyor İstanbul'a getiriyor ve evleniyorlar arkadaşlar.
Barış Manço ilk evliliğini Marie Claude'la yapmıştır foto model.
İşte o sıralar Barış Manço Kaygısızlar grubuyla müzik kariyerine devam ederken gruba Fikret Kızılog dahil oluyor.
Eşi Mari ile Fikret Bey arasında bir yakınlık oluyor arkadaşlar.
Barış Manço da bunu öğrendiğinde henüz 40 günlük evli.
Boşanma davası açıyor ve ayrılıyor.
İlk eşiyle ayrılığı böyle olmuştur.
Kol düğmelerinin ardından Ağlama Değmez Hayat diye bir 45'lik yapıyor.
Bu da 100 binin üzerine bir satış yakalıyor.
Ve Barış Manço'ya altın plak ödülünü getirmiştir.
1970'de Ağlama Değmez Hayat 45'liği.
Sonra Londra'da tanışmış olduğu bir grupla müzik hayatına devam ediyor.
Dağlar Dağlar parçası ortaya çıkıyor.
Bu şarkı benim için en özel parçasıdır Barış Manço'nun.
En çok da buna ağlarım.
Çünkü çok küçüktüm ve bu şarkıyı ilk kez duyduğumda çok etkilenmiştim.
Sanırım böyle 5-6 yaşında falandım.
O sahneyi hatırlıyorum. Anneme demiştim ki anne bu şarkı bizim şarkımız olsun mu demiştim.
Ve bunu seneler sonra neden anneme bu şarkıyı armağan ettiğimi anlamam gerçekten çok acı oldu.
Oldular bilir küçükken çok uzun bir süre ben annemle ayrı kaldım ve o dönemde zaten bu şarkıyı ona armağan etmiştim.
Diyor ya orada işte kurban olam yol ver geçem sevdiğimi son bir kez olsun yakından görem diyor.
Yani özlem var o şarkıda işte ellerimle büyüttüğüm solar iken dirildiğim çiçeğimi kopardın sen ellere verdin.
Ellere verilen kişi benim orada.
Diyorum ya ben bakıcılarla büyüdüm falan diye.
Kuşlar ötmez, güller soldu.
Yüce dağlar duman oldu.
Belli ki gittiğin yerden kara haber var.
Çocuğunuz size şarkı armağan ederse şöyle bir dinleyin.
Ne anlatmak istiyor acaba?
Neyse ağlamayacağım.
Devam edelim. Ağlamayacağım dedi ama bir saattir ağlıyor.
Kaydı durdurdu. Ya bazı şeylerin acısı geçmiyor çok enteresan.
Yani 6 yaşında yaşadığım şeye şu an bile ağlayabiliyor insan.
Neyse devam edelim. Şimdi Esans Bomba'ya geliyorum arkadaşlar.
Ben arkadaşım Eşek'te bir şarkısı var ya onda da ağlamıştım.
Bilmiyorum anlattım mı.
Bir gün evde o şarkıyı dinleyesim geldi.
Açtım dinledim ama böyle sözlerini idrak ederek hissederek yüreğimle dinledim.
Sonra oturdum ağladım. O kadar yüreğime dokundu ki o parça.
Gülmeyin. Bence çok özlem içeren çok hüzünlü bir parçadır arkadaşım Eşek.
Kaç yıl oldu sayma.
Köyden göçelim.
Şu an var ya gözümün önünü görmüyorum.
O kadar ağlamışım gözlerim puslanmış.
Şimdi arkadaşlar Barış Manço'nun yolu.
Bir dönemde Moğollar grubuyla kesişiyor.
Grubun adı Manço Mongol oluyor ki onlar da Anadolu rakının efsanelerindendir.
Ama artık Barış Manço'nun tarzı net olarak bu dönemde belli oluyor.
Anadolu ezgilerini batı tarzında bir sentezle sergilemeye başlıyor.
İşte Katip Arzu Halim yazı yere şarkısı çok severim bu dönemdendir.
Moğollardan ayrılınca da gruptan o gruptan Engin Yörükoğlu ile birlikte Kursalan Ekspresi kuruyorlar 1972'de.
Burada artık gerçek yerini buluyor Barış Manço ve artık grup arayışı sonlanıyor bununla birlikte Kurtalan Ekspres'te.
Sonrak grubu bu zaten. Kurtalan Ekspres'i 1972'de Barış Manço kuruyor arkadaşlar ve bu grup hala yoluna devam ediyor biliyorsunuz.
Onun vefatından sonra da Cem Karaca ile devam etmiştir Kurtalan Ekspres.
Devam edelim. 1971 yılında Barış Manço askere gidiyor.
Ankara Polatlı Topçu ve Füze Okulu komutanlığına gidiyor.
Ben de çok sık onun önünden geçiyorum işte şehir dışına çıkarken hep gördüğüm bir yer.
Artık daha... Başka bir gözle bakacağım.
6 ay burada yedek subaylık yaptıktan sonra Balıkkesir'e Asteğmen rütbesiyle atanmıştır Barış Manço.
1975 yılına geldiğimizde onu ilk kez Beyaz Perde'de görüyoruz.
Baba Bizi Eversene filmiyle.
Ve o dönemde sevgili eşi benim her şeyim dediği Lale Hanım'la tanışmıştır.
Nasıl tanışıyorlar onu da hemen anlatmak isterim.
Lale Hanım'ın ablasıyla Barış Manço kapı komşusuymuş arkadaşlar.
Ve Barış Manço'nun eniştesi zaten Galatasaray Lisesi'nden de arkadaşıdır.
Hale Hanım İngiltere'den döndükten sonra işte orada okumuş.
Ablasının evinde kalıyor. Bir yeri aramak istiyor ama evindeki telefonun bozuk olduğunu fark ediyor.
Ablası da diyor ki komşudan arayabilirsin.
Biraz çekiniyor arkadaşlar çünkü ablası ona İngiltere'deyken karışık bir kaset doldurup göndermiş ve bu kasetin içinde de Barış Manço'nun Gönüldağı parçası var.
Lale Hanım bu şarkıya resmen bağımlı olmuş.
Sürekli bu şarkıyı dinliyor ve ablasına diyor ki kim bu?
Hani çok iyi çok beğendim.
Barış Manço'yu da bu şekilde zaten duymuş.
Neyse çekiniyor arkadaşlar hani evine gidip telefonu açmaya.
Sonra diyorlar ki o evde yoktur zaten hani bu saatte evde olmuyor.
Hizmetçisi vardır. Git aç diyorlar bir şey olmaz diyorlar.
Neyse Lale Hanım gidiyor kapıyı çalıyor.
Kapıya Barış Manço çıkıyor.
Çok utanıyor. Telefon açacaktım diyor.
Barış Manço da Lale Hanım'ı görür görmez çok beğeniyor.
Böyle esprili bir şekilde diyor ki benimle evlenirsen neden olmasın diyor.
Lale Hanım gidiyor telefon görüşmesini yapıyor.
Tam çıkacakken hani diyor telefonun parasını vermedin.
Lale Hanım da dönüp diyor ki evleneceğiz ya diyor.
Daha ne diyor. Böyle tanışıyorlar ve 3 yıl flört ediyorlar.
1978'de de evleniyorlar.
Düğün davetiyeleri fikrine bayıldım.
Çünkü düğün davetiyeleri beraber doldurdukları bir plak.
Daha sonra Hazar Doğukan ve Zorbey Batıkan dünyaya geliyor arkadaşlar.
Doğukan Manço'yu zaten tanıyorsunuz.
Çok güzel işler yapıyor. Lale Manço eşinin hem menajeri oluyor hem de konser kıyafetlerini hazırlamıştır.
Yani danışmanı olmuştur, sekreteri olmuştur.
Her şey olmuştur Lale Manço.
Bu arada arkadaşlar bir parantez açmak istiyorum.
Ülkücülük meselesine. değinmek istiyorum.
Hem çocuklarına vermiş olduğu isimden dolayı hem de bıyıklarından dolayı genelde Barış Manço öyle zannediyorlar.
Arkadaşlar yani her vatanına, milletine, kültürüne düşkün insanı neden hani ülkücü diye yaftalıyorlar?
Bana da böyle diyenler oluyor.
Vatanımızı, milletimizi sevemez miyiz ya?
Hani illa siyasal bir slogan altında mı benim bunu yapmam gerekiyor?
Barış Manço'nun biyografisini yazan Birol Öztürk bu konuda şöyle söylüyor.
Barış Manço Türk ananelerini fanatikleştirmeden, şovanizmin basiretsizliğiyle faşistleştirmeden, batı modernizmiyle sentezleyen modern çağların dervişidir demiş.
Cidden tam olarak böyle bence.
O Türkiye'nin son ozanı arkadaşlar.
1988 yılında başlayan 7'den 77 diye bir programı var.
Tam 10 sene sürmüş bu program.
378 bölüm çekiyorlar.
Çocuk, aile ve belgesel ağırlıklı eğitici ve öğretici bir program bu.
TRT'de yayınlanıyor. Yani şimdi gündüz kuşağına bakıyorum.
Ev hanımlarının izlediği özellikle.
Gerçekten halimiz içler acısı.
Yani nereden nereye gelmişiz?
Elimde olsa bakın çok ciddiyim.
Halkın izlemiş olduğu bu şeylere gerçekten el atmayı çok isterdim.
Daha eğitici, daha öğretici.
üretici yayınlar olmasını çok isterdim arkadaşlar.
Özellikle ana akım medyayı kastediyorum burada.
Tabii ki bir sürü kanal var.
Tabii ki bir sürü seçenek var ama...
Bilmiyorum yani daha farklı şeyler yapılabilir.
Barış Manço'nun 7'den 77'ye programında çocuklara olan tavrı ve yaklaşımı çok güzel arkadaşlar.
Pedagojik olarak. Yani halk onu boşuna bağrına basmamış.
O hepimizin Barış abisiydi.
Hepimiz çok seviyorduk. Ve şunu net bir şekilde söyleyeyim.
Hiçbir ünlünün ölümüne bu kadar ağlamadım.
Yani küçüktüm. Ölüm nedir bilmiyordum.
Sanki ailemden birini kaybetmiş kadar üzüldüğümü hatırlıyorum.
Günlerce kendime gelememiştim.
O kadar büyük bir sevgiydi. Bizim Barış abiye olan sevgimiz.
Keşke çocuklara da bu şekilde...
Kaliteli yayınlar yapılsa onun yaptığı gibi.
Hani 7'den 77'ye programı.
Şimdi bu program arkadaşlar 3 bölümden oluşuyor.
Adam olacak çocuk. Dönence ve Deretepe Türkiye.
Hatta komşu kapısı olarak devam eden bir program var.
150'den fazla ülke gezmiştir bunun için.
Barış Manço 500 bin kilometre yol yapıyor.
Yani Türk insanına hem kendi kültürünü hem dünya kültürünü tanıtan bir kültür elçisidir Barış Manço.
Ve o 10 yıl süren programda 3 bin çocuğu misafir etmiştir.
Eğer aranızda o çocuklardan biri varsa Instagram'da bölüm postunun altına yorumlara bırakır mısınız?
Hani ben Barış Manço'yu gördüm diyen, programına katıldım diyen biri varsa çok sevinirim.
Arkadaşlar Barış Manço'ya 1991 yılında devlet sanatçısı unvanı verilmiştir.
1990 yılında Japonya'ya gidiyor Türk-Japon dostluğu etkinlikleri kapsamında ve Japonlar Barış Manço'ya onun müziğine hayran kalıyor.
Hatta Japonya konseri öncesinde 15 gün odaya kapanmış.
Japonya çalışmış. Ve daha sonra sahneye çıkıp Japonca konuşmuş.
O yüzden de onu çok seviyorlar.
Onun adına bir sakura ağacı dikmişler Japonlar.
Ve bu ağaç hala ayaktaymış.
Japonya'ya gidince dilerim o ağacı görürüm.
Şimdi arkadaşlar 7'den 77 programı.
Televaleler falan çıktıktan sonra inanılmaz kan kaybediyor.
O yüzden de final yapmak durumunda kalıyor.
Sonra 4x21 diye bir program yapıyor.
Ünlü konukları ağırlıyor.
Ki bunlardan biri de sevgili Cem Karaca izlemek isterseniz.
Manço o kadar alçak gönüllü, o kadar mütevazı bir insan ki kendi kulvarında bakın rakip sayılabilecek sanatçılara bile daima hep böyle yüzlerine karşı onları övmüştür.
Mesela işte Cem Karaca'ya programında diyor ki sen benden daha iyiydin diyor.
Erkin Koray'a diyor ki uzun saçın cefasını sen çektin, cefasını ben sürüyorum diyor.
Sıfır ego, sıfır kibir.
Gerçekten o kadar içimizden bir insan ki.
24 Mayıs 1993 yılında Samsun'da çok büyük bir konser verecek Barış Manço.
O gün Türkiye yasa boğuluyor arkadaşlar.
Elazığ-Bingöl Karayolu'nda Malatya Acemi Birliği'nden dağıtıma çıkan sivil giyimli ve silahsız askerlerinde olduğu bir otobüs maalesef PKK'lı 150 kişilik bir grup tarafından durduruluyor ve 30 erimiz,
3 öğretmenimiz ve 3 sivil vatandaşımız katlediliyor.
Şimdi olanları görüyorum ve inanın çok kanıma dokunuyor bu geçmişin unutulması.
Barış Manço konser alanını tıklım tıklım doldurmasına rağmen o konseri iptal ediyor.
Çok üzgün sahneye çıkacak durumda değil.
Çünkü ülke zaten taziye evine dönmüş.
Diyor ki taziye evinde şenlik olmaz.
Ve sahneye çıkıp seyircilerinden özür diliyor.
İşte böylesi ulusal acılar karşısında konserini iptal ederek yaz tutma duyarlılığını gösteren ilk sanatçıdır Barış Manço.
Onun daima alnı açık ve gözü toktur arkadaşlar.
Ve o konsere belediyenin harcamış olduğu parayı da o masrafı da Samsun Belediye Başkanı'na vermiştir.
Ve demiştir ki bu çekin yeri Mehmetçik Vakfı'dır.
Böyle arkadaşlar yani.
Bir ara zorla siyasete sokmaya çalışıyorlar Barış Manço'yu ama istemiyor aslında.
Ve bir programda Türkiye hakkında geleceği dair fikirlerini beyan ettiği için tepesine bir helikopter iniyor.
Demirel onu helikopterle aldırıp Ankara'ya getirtiyor.
Siyasete gireceksin diyor.
Ve 12 gün falan sürüyor arkadaşlar.
O kadar yoğun bir koşturmaca içindeki hastanelik oluyor.
Ve 48 saat hastanede yatıyor.
Ondan sonra diyor ki bu iş bana uygun değil.
Ben siyaset insanı değilim.
1994'te de Doğru Yol Partisi onu Kadıköy Belediye Başkan adayı olarak gösteriyor.
Çok da yakışırdı. Ama arkadaşlar hastalandığı için geri çekiliyor.
Yani o aslında olay hastalığı değil.
Adayı gösterdikten sonra işte müteahhitler geliyor.
İşte simsarlar geliyor.
Bir sürü rahat peşinde olan insan Barış Manço'nun peşinde.
yakın markacı alıyorlar. Hani ondan sebeplenmek için.
Ve asla onun doğasına uygun değil bu tarz şeyler.
Onun tek derdi vatanına, milletine hizmet edebilmek ve gerçekten işin bu kirli yüzünü bilmiyor ve işte o sahada karşılaşıyor bunlarla.
O yüzden de bırakıyor. Ama cumhurbaşkanı olmayı gerçekten çok istemiş.
Çok da yakışırdı bence.
Ya düşünsenize Barış Manço bizim cumhurbaşkanımız.
Tam bir ütopya. Düşünmesi bile beni böyle gülümsetti.
Şimdi arkadaşlar Barış Manço'nun çok özel zevkleri var.
Harika bir klasik araba garajı var.
Antikalara çok düşkün. Fakat 1998 yılında Bodrum Akyarlar'da 150 yatak kapasiteli Club Manço adında bir butik otel açıyor.
Kredi çekiyor vesaire bayağı bir uğraşıyor.
Turizm işine giriyor. Fakat 1999'da aniden vefat etmesi üzerine aile çok büyük bir sıkıntıyla karşılaşıyor.
İşte o krediler ödemeler yüzünden.
Bütün o gözlü gibi baktığı antikaları okuyor.
Destek arabaları maalesef elden çıkıyor.
Barış Manço, Barış abimiz.
1 Şubat 1999'da kalp krizinden dolayı hayatını kaybetti.
Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin.
İnanamadık Barış abi.
Ne diyordu? Unutma ki dünya fani.
Veren Allah alır canı.
Ben nasıl unuturum seni can bedenden çıkmayınca?
Seni asla unutmadık ve unutmayacağız güzel insan.
Barış Manço der ki, insan ne zaman ölür biliyor musun?
Fiziki varlığınız itibariyle.
bu dünyadan ayrılınca ölmüş olmazsınız.
İsminiz ne zaman artık anılmıyorsa bu dünyada o gün hem ölmüş hem unutulmuş olursunuz der Barış Manço.
Hala her gün milyonlarca insan seni dinliyor ve seni anıyoruz ve seni çok seviyoruz.
Bu bölümü de onun bu sözüne istinaden yapmıştım.
Bugün ben düşüncelerimi aktarmak için bu dünyaya geldiğime inanıyorum ve bu düşünceler bazen müzik eşliğinde daha güzel, daha şirin, daha hoş algılanıyor.
Onun için bana verilen bu nimeti Kullandım diyen.
Hepimizin Barış abisinin hikayesini anlatmaya çalıştım sizlere.
Bu bölümü dinleyenler onun en sevdiği şarkısını lütfen Instagram'da bu bölümün gönderisinin altına bıraksın arkadaşlar yazsın.
Hatta Barış Manço Müzesi'ne de gidin aklıma gelmişken.
Onu tekrar tekrar anmış olalım.
Zaten hiç unutmadık hiç unutmayacağız ama tekrar anmış olalım.
Barış Manço'nun mikrofonla konuşan o minikler büyüdü ve aradan seneler seneler geçti.
Ama ne Barış abilerinin şarkılarını ne de onu asla unutmadı.
Daima kalbimizdesin.
insan. Kendinize iyi bakın arkadaşlar.
Daha fazla konuşursam hüngür hüngür ağlayacağım.
O yüzden şimdilik hoşçakalın.
Bu arada hatırlatmak isterim.
Kitabım Kendimi Nasıl İyileştiririm?
Şu an Amazon'da bire çıkmak üzere en çok satanlara girdik.
Sayenizde kitabımın linkini de açıklamalara bırakıyorum.
Evital Ortamlarda Satılacak Bilgi'yi sundu.
Evital hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenleri açıklamalardaki linke davet ediyorum.
Ayrıca unutmadan OSB25 koduyla İlk psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansımız %25 indirimli arkadaşlar.
Beni hangi platform üzerinden dinliyorsanız takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Instagram'a da bekleriz. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
