
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @ortamlardasatilacakbilgi
Twitter: @OrtamlardaB
Reklam ve İş birlikleri için: ortamlardasatilacakbilgi@gmail.com
“Kendimi Nasıl İyileştiririm?” kitabımı almak için: https://amzn.eu/d/0wFlqHl
Yeni kitabım "Hikayeni Yeniden Yaz!"ı almak için: https://amzn.eu/d/ipC0Vma
Transkript
Herkese merhaba, Ortamlarda Satılacak Bilgi'ye hoş geldiniz.
Ben Merve. Bugün son dönemlerde dünyada en çok konuştuğumuz meselelerden biri olan Jeffrey Epstein davalarında bahsi geçen bu Baal tapumundan bahsetmek istiyorum size.
Epstein kimdir bilmeyenler için diyeceğim ama mümkün değil bence bilmemek.
Amerikalı bir iş insanı, insan dediğim için insanlardan özür diliyorum, bir finansçı ve reşit olmayan kızlara yönelik, çocuklara yönelik cinsel istismar, işte seks ticareti suçlamalarıyla yıllarca gündemde
kaldı. 2019 senesinde bu suçlamalarla tutuklandı.
Hapiste yargılanmayı beklerken ne hikmetse bir anda kameraların çalışmadığı bir anda intihar ettiği söylendi ve ölü bulundu.
İşte ondan sonra ABD Adalet Bakanlığı biliyorsunuz 30 Ocak'ta bu konuyla ilgili 3 milyondan fazla belge açıkladı.
Arada girip bakıyorum arkadaşlar belgelere.
Gerçekten hani yer yerinden oynadı diyebiliriz bütün dünyada.
Çünkü bu sapkının özel adasına giden o isimler arasında kimler kimler var.
Gerçekten şok olduğumuz isimler de gördük.
Neyse buraları herkes biliyor.
Buraları geçelim. Asıl konuya gelelim.
AppStay'nin ve çevresindekilerin inandığı düşünülen Baal'den.
Baal tapımından bahsedeceğim bugün size.
AppStay'nin banka hesabının adı Baal arkadaşlar.
Bir belgede gördük bunu. Ben de gerçekten o belgeye baktım.
Baal yazıyor. Çünkü bazıları şey dedi bu döküman üzerinde oynama yapılmış falan deniliyor.
Bilmiyorum arkadaşlar. Ben direkt Adalet Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu belgelere baktım.
Orada Baal yazıyor. Ama döküman tarama hatası.
da olabilir deniliyor. O yüzden bilemiyorum arkadaşlar ama etraf konflö teorileriyle dolu.
O yüzden ben de bu Baal mevzusunu bir konuşalım istedim.
Şimdi Baal kimdir?
Baal Yahudilerin kutsal metinlerine bahsi geçen ve İsrailoğullarının bir dönem tapınmış oldukları paganizmin bereket tanrısı diyebilirim kısaca.
Kur'an'da da bahsi geçiyor arkadaşlar Baal putu olarak.
Hemen bakalım. Kur'an'da şöyle diyor.
O en güzel yaradanı sizin de evvelki atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı bırakıp da bâlemi tapıyorsunuz diyor.
Şüphesiz İlyas da peygamberlerdendi.
Hani kavmine şöyle demişti.
Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?
Yaratıcıların en güzelini sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakıp Bâle mi tapınıyorsunuz diyor.
Saffat 124-126 bakabilirsiniz.
Tevrat'ta şöyle demiş arkadaşlar.
Peygamberler İsrail'i çağırdıkça İsrail uzaklaştı onlardan.
Kurban kestiler baallere, buhur yaktılar putlara diyor bakın.
Baallere demiş arkadaşlar.
Yani bir tane değil.
Baaller diyor. Şimdi en ayrıntılı bilgiler aslında Ugarit metinlerinde arkadaşlar.
Ugarit metinleri de şöyle kısacağız sonra oralara geleceğiz ama.
Bugünkü Suriye kıyılarında yer alan Ugarit adlı antik bir şehir var.
Buradan çıkarılan ve M.Ö.
yaklaşık 1400 ila 1200 yıllarına ait olan.
Kil tablet yazıları bu Ugarit metinleri.
İçerisinde işte mitler var, ilahiler, ritüeller, tanrılar arası hikayeler görüyoruz bu metinlerde.
Ve bu Ugarit metinlerinin en ünlülerinin arasında Baal döngüsü yer alıyor.
Şimdi onlardan daha sonra bahsedeceğim.
Kur'an dedik, Tevrat da yer alıyor dedik.
Zaten işte bu Yahudilerin kutsal metinlerinde Baal mevzusu geçiyor.
Bir de bu Ugarit metinleri var.
Yani faydalanından kaynaklar bunlar arkadaşlar.
Baal isimlerinin geçtiği.
Şimdi biraz başa dönecek olursak Yahudilik biliyorsunuz.
Tanrı'nın seçilmiş kavmi inancı üzerinde şekillenen monoteist dinlerin yani tek tanrılı dinlerin ilki.
Bu arada biliyorsunuz beni 7'den 70'e herkes dinliyor.
O yüzden bu kadar açıklayarak gidiyorum.
Hani biz bunları biliyoruz falan demeyin.
Şimdi Yahudi inancının merkezinde yer alan tek tanrının özel bir adı var.
Yahve arkadaşlar. Hatta saygıdan dolayı bunu çok telaffuz etmezler.
Yani ismini çok telaffuz etmezler.
Ve Yahudiler de İsrail'in tanrısı Yahve'dir.
Şimdi İsrail'e bir ahit yani sözleşme yapan da Yahve'dir arkadaşlar.
Nedir bu? İsrailoğulları Rableri saydıkları Yahve'nin ilahi bir işaretiyle Ne yaptılar?
Peygamberleri Hazreti Musa önderliğinde Mısır köleliğinden özgürleştiler ve kendilerine vaat edilen topraklara kavuştular, yerleştiler.
Ve Rableri ile olan ilahi bir anlaşmaları vardı.
On emir olarak bildiğimiz bir anlaşma.
Buradaki en önemli maddelerden biri şuydu.
Rablerinden başka bir ilah tanımamak.
Hatta onun herhangi bir suretini yapmamak arkadaşlar.
Suret derken tapınmak amaçlı bir tanrı yapmamak.
Put yapmamak. Hatırlarsanız Sina Dağı'nda vahiyden sonra hemen böyle altından bir buzağı yapıp tapınmışlardı.
Ve akdi bozmuşlardı.
Az sonra Baal tapınımından bahsedeceğim ama bu detaylar önemli arkadaşlar.
Yani 10 emirin en önemli maddelerinden biri Çiğnen'di değil mi?
Sonra bu devam ediyor.
İşte İsrail halkının karşılaştığı en önemli tehditlerden biri bu.
Putperestlik arkadaşlar. Şimdi bunun izlerini hem Ugarit metinlerinde görüyoruz hem de kutsal metinlerinde görüyoruz.
Musa peygamberin vefatı sonrasında idare Yeşu bin Nun'a geçti.
Yani Yeşu adı verilen kişiye geçti ve İsrail halkı vadedilmiş topraklara girdi.
Burada zaten bu vadedilmiş topraklar dediğimiz bölgede süre gelen bir inanç var gittikleri zaman.
Pagan ve putperest kültürü var arkadaşlar.
Geçmişten gelen bir kalan bir inanç var ve bu devam ediyor.
Bunun izleri devam ediyor.
Şimdi Antik Kenan ülkesinin sınırları günümüzde Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin topraklarını içeren bölge.
Buraya geldiler. Şimdi bu Antik Kenan bölgesine gelen yani vadedilmiş topraklara gelen İsrail halkı dediğim gibi neyle karşılaştı?
Çok tanrılı bir yapıyla karşılaştı.
Yani putperest inançla karşılaştı.
Putperest derken işte tanrılara adak, ritüeller, bereket düzeni gibi böyle günlük hayatta iç içe olan bir kültür sistemi var burada.
Çok tanrılı bir kültleri var ve bu İsrail halkının monoteist inancına uymuyor arkadaşlar.
İnançlarıyla çakıştı. Şimdi kutsal metin anlatılarından gördüğümüz üzere İsrail halkı bu yerleştikleri bölgedeki o yerli pagan inançlarından çok etkilendi ki zaten meyillilerdi buna.
Etkilendikleri şey Baal, Baal tapımı bugün bahsedeceğimiz şey.
Ve Kral Davut gibi güçlü yöneticiler bile buna engel olamadı.
Yani dönem dönem yöneticiler baskı yaptı bir sürü şey oldu ama bu kült gizlice varlığını sürdürmeye devam etti onlar arasında.
Ama İsrail Kralı Ahab zamanında bu inanç resmen meşrulaşmıştır arkadaşlar.
Ve korunmuş bir inanç olarak İsrail halkı arasında yeniden canlanmıştır, can bulmuştur.
Yani daha legal bir hale gelmiştir diyebilirim.
Ve Baal kültü Yahudi Kutsal Metin kaynaklarına göre Hakimler döneminden kuzeydeki İsrail krallığı döneminin sonuna kadar varlığını koruyan bir inanç olmuştur.
Ha gizli olmuş ha böyle aleni olmuş ama hep varmış yani.
Baal antik dillerde efendi, sahip, koca gibi anlamlara geliyor ama bali böyle işte şey gibi düşünmeyin tek bir tanrı öyle değil.
Daha çok böyle bir ünvan gibi zaten bir sürü baliler var bunu açıklayacağım birazdan.
Ama bu noktadaki en önemli şey şu Yahve'nin ilk en büyük rakibi Baal.
hali arkadaşlar. Bakın Yahve bir Rab yani Tanrı ve karşısında böyle bir şey var.
Bakın o zaman ne olacak? Hani Tanrı ve karşısında ne var?
İslamiyet'i düşünelim. Şeytan değil mi?
O yüzden şeytanlaştırılıyor.
Şimdi Baal bulut sürücüsü anlamı var fırtına tanrısı.
Yani yaratıcı tanrım değil belki ama baş tanrı konumunda.
Ve ona inanan insanlar işte dağların tepelerinin zirvelerine çıkıp sunaklar yapıyorlar.
Onun adına kurbanlar adıyorlar.
Bir sürü ayinler düzenleniyor onun adına.
Ve genellikle bu ayinler işte ağaçlı alanlarda korularda yapılıyor.
Ve ona tapınan insanlar kendi aileleriyle birlikte bir takım cinsel ayinler düzenliyorlar bu korularda.
Ve bu ritüeller esnasında insanlar Baal sunağının çevresinde...
İşte böyle çılgınca dans ederek, kendilerinden geçerek dönüyorlar.
İşte özel elbiseler giymiş rahipler var.
Bu rahipler kendilerini kılıçlarla, mızraklarla yaralayıp kan akıtıyorlar.
Bereket için bu kanlarını akıtıyorlar Bale.
Ve yine bu ayinler sırasında kutsal fahişelik görevini üstlenen kadınlar var.
Bunlarla işte bir takım cinsel ilişkiler yaşanıyor.
Bu arada bu sadece burada olan bir şey değil.
Hani Yunan mitolojisine baktığımız zaman Dionysos ayinleri vardır mesela.
Orada bir ekstasis dediğimiz, kendinden geçme olayı.
Korkunç bir şarap tüketimi, inanılmaz çılgın danslar, herkesin böyle kendi rollerini bıraktığı işte anneyseniz anneliği bırakıyorsunuz, eşseniz eşliği yurttaşsanız onu bırakıyorsunuz.
Böyle bir ritüel hani kimliğinizden sıyrılıp çılgınca partilemek gibi düşünebilirsiniz.
Tabii bu ayin arkadaşlar partilemek derken bir ritüel yani.
Hatta burada sembolik ya da gerçekten hayvan parçalama ve daha daha ötesine gidecek olsak insan kurban edildiğini.
Biliyoruz arkadaşlar bu Dionysos ayinlerinde.
Bale geri dönecek olursak burada da bu tarz şeyler yaşanıyor.
İşte kadınlarla cinsel ilişkiler, kutsal fahişelik vs.
Bunun nedeni de şu kendi ekip biçtikleri o tarım alanlarında hayvan sürülerinde bir bereket olsun diye yapıyorlar bunu.
Böyle bir ritüelleri var. Tarım toplum arkadaşlar bunlar.
Yani buradaki bu sınırsızlık içeren cinsel ayinlerin sebebi bereket beklentisi.
Hani direkt bugünün...
Aklıyla düşünmeyin tamam mı?
Cinsellik derken. O zamanın insanı bu şekilde düşünüyor.
Hani bereket olarak. Çünkü toprağın bile mesela hani toprak ekip biçiliyor.
Oradan bir mahsur çıkıyor.
İşte yağmur yağıyor mesela.
Yağmurun o toprağı döllediği düşünülüyor.
Anlatabildim mi? Böyle yani.
Hani bugünün aklıyla düşünürsek işin içinden çıkamayız.
Buradaki cinsel ayinler eşittir.
Dediğim gibi toprağın bereketi, sürülerinin çoğalması ve doğal enerji kaynağının yani tabiatın canlanması amacıyla yapılan cinsel ritüeller.
Bunun yanı sıra arkadaşlar bale çeşitli hayvanlar kurban ediliyor ki bu kurban ritüeli hep vardı hala var arkadaşlar.
Şimdi buraya kadar anlattıklarıma bakarak bile aslında bu Kenan balizmi ile İbrani Yahvizmi diyeceğim.
Bunların arasında bir çekişme olacağı o kadar aşikar ki çünkü çok farklılar.
Şimdi kutsal metinde Rab Yahvizmi.
Kafenin Baal kültürüne sapan İsrail halkına yönelik serzenişleri var.
Bunları okumak isteyenler 1.
ve 2. krallar Hoşeya ve 29.
Bab kısımlarını okuyabilir.
Şöyle kısaca bir bakacak olursak.
Bakın diyor ki mesela yağmur sandığınız Baal'in alanı değil.
Yani siz yağmur ve bereket için Baal'e yöneliyorsunuz ama rızkı da yağmuru da ben veririm diyor.
Baal değil. Bir başka yerde ne zamana kadar iki tarafa da toparlayacaksınız demiş.
Yanlamak deriz ya biz. Bölünmüş bir sadakat var bakımında.
Yahve mi? Baal mi?
Karar verin demek. Bir başka yerde İlyas'ın yalnızlığını görüyoruz.
İşte ve Rabbin ben hala buradayım çağrısını görüyor.
Sen beni terk ettin sandın ama ben seni terk etmedim diyor.
Yani ana tema bu. Hoşeya da mesela şöyle demiş.
Nimeti yanlış adrese yazdın.
Sana bunları veren bendim ama sen Baal verdi sandın diyor.
Bir başka yerde. Baal adlarını bakın tek bir Baal yok demiştim ya Baal adlarını senin ağzından kaldıracağım diyor.
Yani bu metinlere baktığımız zaman arkadaşlar genel olarak Rabbin serzenişini görüyoruz.
İsrail'in böyle Baal'e yönelmesi, anlaşmanın bozulması, bölünmüş sadakat bu temaları görüyoruz.
Yağmur, bereket, güvenlik gibi ihtiyaçları İsrail'lerin işte Baal'den beklemesi, yanlış kaynağa bağlanması ve bunların serzenişini görüyoruz.
Yeşubi Nun İsrail halkını antik Kenan topraklarına getirdi dedim.
Burada işte katı bir monoteist dinle geldiler.
Paganist etkiyle karşılaştılar.
Putperestlik tehlikesi baş gösterdi.
İsrail halkının Kenanlılarıyla bir arada yaşaması, onlarla evlenmesi, ticaret yapması yani sürekli bir etkileşim halinde olması dolayısıyla Kenan inancından etkilenmeye başlaması
dedim. Buraya kadar bunları anlattık.
Şimdi M.Ö. 930 yılında krallığın ikiye bölünmesinden sonra Özellikle kuzeydeki İsrail krallığı buranın halkı Baal kültünün daha yaygınlaştığı
alanda kaldığı için daha da etkileniyorlar.
Ve bu etkilenmedeki en önemli figürler kim?
Az önce de bahsetmiş olduğum Kral Ahab ve eşi İzabel arkadaşlar.
Çünkü Kral Ahab zaten geçmişten gelen inancı Baal tapımı.
Eşi İzabel öyle değil ama onunla evlendikten sonra o da etkileniyor bu inançtan ve tapınaklar yaptırmaya başlıyorlar.
Kutsal metin anlatılarında bu çift için şöyle deniliyor.
Tanrı'nın gözünde daha önce hiç yapılmadığı kadar kötü işler yapmışlardır deniliyor.
İzabel'in evlenince kendi yerli dinini Baal kültünü İsrail'e taşımasından dolayı kutsal metinlerde adı çok kötü anılıyor.
Hatta deniliyor ki Baal tapıcısı, eli kanlı katil, soyguncu.
işte aile mirası içindeki kutsal kurallara saygısızlık yapan kadın, korkutan kadın, Tanrı'nın rakiplerini ortadan kaldırarak yerlerine Baal rahiplerini getiren resmi idarenin arkasına gizlenerek icraatlarda
bulunan Baal tapıcılığı adına büyücülükler yapan, erkekleri hadım eden fahişe denilmiş İzaber için.
Şimdi bu Baal kültünün İsrail krallığı içinde yaygınlaşması için elinden geleni yapmıştır bu çift özellikle de İzaber.
Ve Baal kültürünün rahiplerini destekleyerek Yahve'nin peygamberlerini ortadan kaldırmaya çalıştığı söyleniyor İzabel'in.
Ve yine Kutsal Metin anlatısına göre Baal tapımına karşı en çok mücadele verenlerden biri İlyas peygamberdir arkadaşlar.
Hatta Kral Ahab'ın karşısına çıkıp ona der ki sen Rabbinin emirlerini terk ettin ve Baal'lerin takipçisi oldun.
Demiştir. Sonra halka dönerek şöyle demiştir.
Daha ne zamana kadar böyle iki taraf arasında gidip geleceksiniz?
Eğer Rab Tanrı ise onu izleyin.
Eğer Baal Tanrı ise onun ardından gidin demiştir.
Sonra da gerçek Rabbin Tanrı olduğunu yani Yahve olduğunu kanıtlayabilmek için Baal'in rahiplerini yanına alarak Karmel Dağı'na çıkıyorlar hep beraber.
Karmel Dağı bu arada Baal ile mücadelede çok önemli bir sahadır.
Burada toplanıyorlar. Burada Peygamber İlyas Yahvev için Baal rahipleri ise Baal için kurban sunmaya karar veriyor.
Neden? Çünkü bu sayede gerçek tanrının kim olduğunu birbirlerine ifade edecekler.
Hani seninki gerçek benimki sahte diyorlar.
Baal ve Yahve'den kendilerine sunulan kurbanın kabulü için onlara ateşle karşılık vermesini istiyorlar.
Ve her iki tarafta kurbanlarını sunuyor.
Sabahtan akşama kadar dualar ediyorlar.
Baalcilerin kurbanı yanmıyor arkadaşlar.
Öylece kalıyor. Yahve için sunulan kurban yanıp kül oluyor.
Yani öyle olduğu söyleniyor. Yani bu şu demek yanıp kül olması.
Senin kurbanını kabul ettim.
Bu kurban kabulü olayı çok önemli arkadaşlar.
Hatta ilk kardeş katli olayı hatırlarsanız neydi?
Habil ve Kabil olayı değil mi?
Kur'an-ı Kerim'de de geçer Maide suresinde.
Allah'a birer kurban sunuyorlar.
Habil'in kurbanı kabul oluyor.
Kabil'inki kabul edilmiyor.
Kabil kardeşini öldürüyor.
Habil'in koyun sürüleri vardı.
Kabil ise ziraatla uğraşıyordu hatırlarsanız.
Devam edelim. Kurban olayı önemli dedik.
Şimdi sonra halk bunu gördükten sonra işte bu Karmel Dağı'ndaki olayı işte herkes bir adak sundu dedim.
Kurban sundu dedim. Fakat Yahve'ninki kabul olurken Balink'i olmadı.
Yani Balink'i olmadı derken onun kurbanı yanıp tutuşmadı.
Yahve'ninki yandı. Neyse işte halk bunu gördükten sonra gerçek tanrı Yahve imiş dediler değil mi?
Ve batıda bulaştıklarını kabul etti der.
İlyas peygamber de bu sahte peygamberlerin peygamber derken bali rahiplerinin öldürülmesini söylüyor.
Kutsal yasa emri gereği bu olaydan sonra.
Sonra işte Yahve kuraklıktan mahvolan o bal topraklarına yağmurlar yağdırıyor falan.
Hani artık bali tapınmanıza gerek yok mesajı var burada.
Peki bütün bu yaşananlar sonrasında Baal kültünün İsrail halkı üzerindeki etkisi sizce tamamen kalkmış mıdır?
Elbette hayır arkadaşlar. Gazap geliyor yakında yaklaşıyor Yahve'nin gazabı.
Şimdi İsrailoğulları kocasını terk eden iffetsiz bir kadına benzetilmiş bu kutsal anlatılarda.
Hani okursanız eğer ne demek istiyor acaba iffet kadın falan bu bir benzetme arkadaşlar.
Şimdi benzetme ve gerçek aynı zamanda.
Şimdi Baal kültüne ait tarihsel bilgilerimizin kaynağı Yahudi kutsal metin.
Ama 1929'da Ugarit'te keşfedilen arkeolojik verilerden sonra Baal kültü hakkında daha zengin bir içeriğe sahip olduk.
Mitolojik anlatılar var bu Ugarit yazıtlarında ve Tanrılar Panteonu'nda 3 tanrısal figürün öne çıktığını görüyoruz bu Ugarit yazılarında arkadaşlar.
Kim bunlar? Dagan ve Baal arkadaşlar.
İlk başta El yer alıyor Panteon'un tepesinde.
Yani Yunan mitolojisinin Zeus'u neyse buradaki El'in de o olduğunu düşünebilirsiniz.
Hatta Zeus demeyeyim ben bunu Uranus diyeyim.
Çünkü daha böyle ata bir tanrı.
Çok böyle işin içinde değil uzaktan uzağa.
Daha aşkın bir tanrı öyle söyleyeyim.
Baal'in yaratıcısının da El olduğunu söyleyebiliriz.
Ezeli ve ebedi tanrıların babası El.
El'in eşi Atira arkadaşlar.
Bu biraz böyle Kenan tanrıçası.
Aşerot'a benziyor. Onunla ilişkilendiriliyor.
Atira, Anat, Mat ve Yam gibi farklı tanrılar var.
Bunlar da genellikle işte tabiatla ilişkili olan tanrılar.
Bizim olayımız Baal.
Baal bir fırtına tanrısı.
Dagan'ın oğlu. Şimdi el ata oluyor arkadaşlar yani tanrıların tanrısı hepsinin babası.
Uranus gibi düşünün dedim.
O yüzden ele baba der.
Ama el böyle gündelik yaşamın içinde olan bir tanrı değil.
Her şeyden ele tek çekmiş aşkın bir tanrı gibi öyle düşünün.
Yani halkın bu gündelik meselelerinde işte atıyorum tarım yapıyorum dua edeceğim Allah'ın bereketi merttir yağmur yağdır diye.
Kime edeceğim? Dünyevi işlerde parmağı yok anlatabiliyor muyum?
Dolayısıyla gündelik işler için bir yalvarış bir dua edilecek.
biri lazım. Kim o? Burada ilahi egemen boşluğu var fark ettiniz.
Kime yalvaracaklar? İşte bulutların binicisi yağmur ve bereketle ilişkilendirilen Baal arkadaşlar.
Baal'e dua edecekler.
O boşluğu dolduran kişi Baal.
Şimdi Baal ölüm tanrısı olan Mut ile bir mücadeleye giriyor.
Yenilgiye uğruyor ve ölüler alemi denilen yer altına gönderiliyor.
Bir süre sonra tekrar diriliyor, geri geliyor.
Kim bu arkadaşlar? Kime benziyor?
Hazreti İsa'nın olayı değil mi?
Kanalımda Hazreti İsa bölümüm var.
Onu da mutlaka dinleyin.
Hazreti İsa ve astroloji gibi bir şeydi.
Ne demek istediğim oradan anlayacaksınız.
Mevsimsel döngülerden bahsediyorum.
Baal'in yokluğunda neler oluyor?
Baal yer altındayken toprak çok kuru, çok verimsiz bir dönem oluyor.
Ama ne zamanki Baal geri geliyor yeryüzüne yağmurlar başlıyor, verimlilik artıyor.
Bu sadece...
Burada yok, bu mitolojik anlatıda yok.
Pek çok mitolojik anlatıda buna rastlıyoruz.
Mısır mitolojisi de dahil arkadaşlar.
Şimdi bu arkeolojik buluntudaki Bal ile Kenan halkının tarım ve bereket tanrısı Bal'in özellikleri çok benziyor.
Yani bu Yahudi kutsal metinlerindeki anlatılarda gördüğümüz Bal ile...
Ugarit yazıtlarındaki Baal'in aynı olması mümkün arkadaşlar.
Tekil ve çoğul şekliyle Baal kutsal metinde pek çok kez adı geçiyor dedik.
Ama Baal'ler denildiği için her Baal'in kendi ayrı yerel bir kimliği var.
Tek bir şey gibi düşünmeyin.
Şimdi şöyle Ugarit yazıtlarına eğil.
Baal'in motu yenip ölüm üzerine egemen oluşuna dair şöyle diyor.
İşte yüce Baal yaşıyor.
İşte hükümdar, yeryüzü varlıklarının efendisi.
Gökler yağmur indiriyor, vadilerden çarap akıyor denilmiş.
İlyas peygamber de diyor ki Tanrı Yahve mevsimsel olarak değil her mevsim var.
Yağmur Baal sebebiyle yağmıyor, Tanrı'nın isteğiyle yağıyor diyor.
Yani tam olarak bunu demiyor mu bunu demeye getiriyor.
Yani Tanrı Yahve ile Baal bir çekişme halinde gördüğünüz üzere.
Şimdi yavaş yavaş bu kanlı ritüellerden bahsetmek istiyorum.
Kutsal Meddin Hoşeya bölümünde geçen bir kanlı matem ritüeli var arkadaşlar.
İsrailoğullarının tahıl ve şarap için kendilerini nasıl yaraladığı anlatılıyor.
Hatta benzer bir anlatıya Krallar 1 bölümünde de rastlıyoruz.
Peygamber İlyas'ın önerisi üzerine onunla beraber kendi tanrılarına kurban sunmak için dağa çıkan Baal peygamberleri Baal'in o kurbanı kabul etmesi için yüksek sesle bağırarak Kendilerini kılıç
ve mızraklarla yaralıyor ve kanlarını akıtıyorlar.
Şimdi çok şaşırdığım bir bilgi var.
Baal'in ölüm haberini alan el ve anat taşlarla derilerini yırtıp yaralıyor.
Bıçaklarla yanaklarını, çenelerini yırtıp kan atıyorlar.
Ve buna ölüm ağıtı deniliyormuş.
Neye şaşırdım arkadaşlar? Çünkü yıllar önce okuduğum bir Türkoloji kitabı vardı.
Orada benzer bir bilgi hatırlıyorum.
Hani böyle işte kanlı gözyaşı dökmek diye bir tabir vardır ya.
Bu eski Türklerde işte kadınlar mesela eşleri öldüğü zaman saçlarını kesiyorlar.
Sonra elleriyle yüzlerini tırmalıyorlar ve bu şekilde ağlarken kanlı gözyaşı döküyorlar.
Göz yaşları yüzdeki kanla birlikte aktığı için kanlı göz yaşa dökmek denilir.
Hatta Kırgızlar'da böyle bıçakla yüz kesme vardır.
Yani bu bir yaz ritüeli arkadaşlar.
Eski Türklerde de var. O geldi aklıma.
Sonuçta şu an konuştuğumuz yer Antik Kenan bölgesi.
Kültürler arası bir etikleşim tabii ki mümkün.
Neyse devam edelim. Peki bu İsrail kavmi neden Kenan tanrısı Bale bu kadar meyil etti diye düşünüyor olabilirsiniz.
Şimdi Yahve şöyle. Egemen, yargılayan, hükmeden, adaleti uygulayan ve gerektiği zaman acı bir şekilde cezalandıran yüce bir tanrı.
Ama aynı zamanda İsrail halkını Firavun'un zulmünden kurtaran, denizleri aşmalarını sağlayan, onları o vaat edilmiş topraklara ulaştıran tanrı.
Şimdi arkadaşlar Yahve İsrail halkını etik değerler üzerine yoğunlaştırıyor ve zorunluluklar var burada şart koşulan.
Zor yani zor ama diğeri yani Baal öyle değil.
Şimdi tanrısal bir çaba içinde olan İsrail halkı dolayısıyla bir ikileme düşüyor.
Bir tarafta Yahve bir tarafta Baal.
Zaten Kenan'a geldiler yerleştiler ondan sonra ekonomileri değişti.
Çünkü yerleşimci bir zirai yaşama geçtiler.
Tarlalar, bağlar bunlar var sürülüp işlenmesi gerekiyor.
Buradan para kazanacaklar artık göçebe değiller.
Tarıma bağlılar, toprağa bağlılar.
Dolayısıyla arkadaşlar İbrani kabilesinin tanrısı olan Yahve ile tarım temelli bir tanrı olan Baal karşı karşıya geliyor.
Yani buradaki mesele sadece inanç boyutu değil, zirai bir mücadele var, ekonomik bir mücadele var işin içinde.
Hani bunları gözden kaçırmayalım.
Şimdi antik yakın doğu toplumlarında tanrılar doğrudan doğa ve güç ile ilişkili.
Yani tanrılar yağmur yağdırıyor, savaş kazandırıyor, hastalıklar yolluyor, bereket veriyor.
Yani bu bağlamda baktığımız zaman tanrının değeri...
Ahlaki üstünlüğünden değil etki gücünden ölçülüyor gördüğünüz üzere.
Yani bir tanrı yağmur getiriyorsa kutsaldır.
Hasat sağlıyorsa tapınılır.
Yahudi monoteizmi tanrıyı doğa olaylarının içinden çekip çıkarıyor.
Onu daha böyle ahlaki bir noktaya koyuyor.
Daha böyle yasa koyucu.
Daha böyle mutlak hakim konumuna yerleştiriyor.
Anlatabildim mi? Vali sabit tek bir tanrı gibi düşünmeyin.
Bu özel bir isim değil arkadaşlar.
Bir ünvan. Efendi, sahip, hakim olan anlamında.
Yani yerel tanrılar gibi düşünebilirsiniz.
Tek bir Baal yok. Birçok Baal var.
Ama Baal'in işlevine baktığımız zaman dediğim gibi yağmur, bereket bunlar.
Ve kurak bir coğrafyadaysanız bu eşittir varoluşsal bir mücadele değil mi?
Şimdi Ugarit metinlerinden yola çıkarak Baal şeytan falan değil arkadaşlar.
Okuyabilirsiniz. Mutlak kötü de değil.
Ahlaksız bir figür de değil.
Doğan'ın ritmini yöneten bir güç burada Baal.
Tevrat'ta niye böyle kötü anlaşılmış ya da işte o kutsal anlatılarında.
Çünkü arkadaşlar rakip yani daha bildiğimiz bir tabirle konuşacak olursam şirk koşmak gibi bir şey bu noktada.
Hani yağmuru ve bereketi Yahve verir Baal değil diyorlar.
Bu yüzden Baal putlaştırılıyor.
Bu yüzden şeytan, ahlaksız anlatabilir miyim?
Rakip çünkü. Yani bu aslında monoteizmin kendini inşa ederken çok tanrıcılığa yaptığı sert bir çıkış arkadaşlar.
Bu demonlaştırma.
Bu teolojik bir strateji.
Gelelim bu çocuk kurbanı ritüeli olaylarına.
Şimdi az önce dağdaki ritüelde rahiplerin kendilerini kestiklerini söylemiştim.
Bunu niye yapıyorlar? Muhtemelen hani tanrı bizi görsün bir müdahalede bulunsun diye olabilir.
Çocuk kurbanı olayı ne derseniz.
Şimdi arkadaşlar Kartaca'da çocuk kurban edilen ritüeller yapıldığı düşünüyor Topet alanlarında.
Bu çocukların, bebeklerin bale adak olarak sunulduğu düşünülüyor ki zaten Tanah metinlerine baktığımız zaman çocuk kurbanının yasak olduğu söylenmiş.
Niye ateş olmayan yerden duman çıksın değil mi?
Çocuk kurbanı ne alaka? Niye yasaklıyorsunuz?
Diğer kutsal metinlerde de benzer ifadeler görüyoruz.
Böyle bir şey olma ihtimali var mı?
Var. Ama bu molek sunusu da olabilir deniliyor.
E şimdi diyeceksiniz ki Hazreti İbrahim ve oğlu hani taneye kurban etme hadisesi var diyeceksiniz.
Evet arkadaşlar hem Tevrat'ta hem Kur'an'da geçen bir hadise.
Burada da çocuk kurbanının Yanlışlığının vurgulanmak istediği düşünülüyor.
Tanrı'nın bunu vurgulamak için böyle bir şey yaptığını düşünülüyor arkadaşlar.
Neticede çocuk kurban edilmiyor.
Gökten koç iniyor. Yeremye kitabında Baal için yine şeytani bir varlık denilmiş.
İşte çocukların kendisine kurban edildiği söylenmiş.
Sebebi de şu çocuk kurbanı ile birlikte arkadaşlar kurban eden kişinin yani o çocuğu kurban veren kişinin daha iyi olanaklara sahip olacağına inanması.
Bir de arkadaşlar sapkın cinsel inançlardan bahsediliyor işte şehvetle ilişkilendiriliyor Baal tapımı.
Bir de molek var arkadaşlar az önce bahsettiğim gibi o da eski ahitte adı geçen işte bu çocuğu ateşten geçirme ateşe verme gibi ritüellerde.
Karşımıza çıkan bir figür, put, tanrı hatta sununun adı bile olabilir deniliyor molek için.
Bu da tartışmalı bir konu.
Bali ile ilişkilendirildiği yerler var bazı metinlerde.
Şöyle genel olarak toparlarsam İbrani kutsal metinlerinde bazı dönemlerde insanların Baal için çocuklarını ateşte yakması, kurban vermesi vs.
Bunlar sert biçimde kınanıyor arkadaşlar bunları görüyoruz.
Olay bu. Şimdi benim anlattıklarım makalelere dayanıyor.
Komple teorileri yok burada.
Hepsi de aynı suçları korkunç arkadaşlar.
Suçları korkunç ve belgeli.
Baal gibi antik bir tanrıya bağlamak ya da bağlamamak tamamen size kalmış.
Doğru olabilir de olmayabilir de.
Ama komplo teorileri her zaman bir ihtimal satar.
Bazen komplo gerçeğin üstüne çekilen bir battaniyedir sadece.
Baal için yaptı dediğimiz zaman hani bu kadar büyük bir kötülüğü sistematik büyük bir kötülüğü.
Belki de kozmik bir masala çevirip kendimizi rahatlatıyoruz bilmiyorum.
Ama asıl gerçek şu ki cehennem boş arkadaşlar.
Çünkü bütün şeytanlar burada.
Ve put dediğimiz şey bu yeni dünya düzeninde daha fazla para ve daha fazla güç.
Hatta daha fazla dokunulmazlık.
Tapınakları gökdelenler, rahipleri, PR ekipleri, ilahileri, itibar yönetimi.
Ve bence en korkuncu şu bu puta tapmak için hiç kimsenin bale falan ihtiyacı yok.
Çünkü modern put kan istemiyor arkadaşlar.
Sessizlik istiyor. Görmezden gelmemizi, normalleştirmemizi.
Böyle şeyler olur ya dememizi istiyor.
Putların yıkılmasını diliyorum arkadaşlar.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
